Hong Kong Kowloon

Hong Kong Kowloon

Burası, Hong Kong adasının kuzeyinde, Hong Kong adasından daha küçüktür, ancak nüfus olarak, adanın iki misli daha kalabalık nüfus barındırır. Hatta: burada kilometre kareye düşen 2.1 milyon nüfus, dünya çapında en yoğun nüfusu temsil etmektedir.

Bölge: “Ho Man Tin” ve “West Kowloon” ve “Mong Kok” olmak üzere, üç bölüme ayrılır. Deniz kıyısında, yani Victoria Harbour bölgesindeki bölüm: Tsim Sha Tsui olarak isimlendirilir.
Liman bölgesinde: Ocean Terminal, Ferry Terminal, Clock Tower, HK.Cultural Centre, HK Museum of Art, HK Space Museum, Inter Continental Hotel, Peninsula Hotel, Avenue of Stars (deniz kıyısında), HK Science Museum, HK Coliseum, International Mall Centre bulunur.

İç kısımlarda ise: Nathan Road (deniz kıyısından, iç kısımlara kadar uzanan uzun bir caddedir) caddesini takip ederseniz: Kowloon Mosque, Kowloon Park ve Jordan Street ile kesişen bölümü de geçip, cadde boyunca yürümeye devam ettiğinizde: Gascoigne Road caddesine varınca, sola dönüp biraz yürüdüğünüzde, sağ da “Jade Market” görülür.

Geri dönüp, yine Nathan Road üzerinde ilerlemeye devam ediyoruz. Tin Hau Temple, Temple Street Night Market ilerde solda Ladies Market ve caddenin sonuna doğru, solda Flowers Market görülür.

Evet, bu görebileceğiniz yerler hakkında: aşağıda ayrıntılı bilgi vereceğim, bu yazılanları okuyup, görmek istediklerinizi çekerek, kendinize, burada kalacağınız zaman ölçüsünde güzel bir gezi planı yapabilirsiniz. Benim size bu bölgede mutlaka görmenizi önereceğim yerler: Clock Tower, Avenue of Stars, HK Museum of History, HK Museum of Art, Temple Street Night Market, Ladies Market.

Hong Kong Kowloon

Işıklar Senfonisi

Her gece, limanın her iki tarafında, belirlenen binaların tepelerinde, renkli ışık gösterisi düzenlenir. Victoria Harbour kıyısında, bu gösteriyi izlemenizi öneririm. Central bölümünde yazdığım gibi, Guiness Rekorlar Kitabında, bu gösterinin, dünyanın en uzun süreli açık hava ses-ışık gösterisi olduğu belirtiliyor. Gerek Central bölümünden burayı, buradan ise Central bölümünde limandaki gösteriyi izleyebilirsiniz.

Hong Kong Kowloon

GEZİLECEK YERLER

 

OCEAN TERMİNAL

Bölgenin “Star Feribot” iskelesi, Tsim Sha Tsui mahallesinde iken; şehir merkezine park etmek zorunda olan, 40 bin tonluk lüks kuruvaziyer gemileri, buraya yanaşırlar. Uzaktan bu lüks gemileri izlemek keyiflidir.

 

Deniz Kıyısı

Star Ferry terminalinde, doğu yönünde yürürseniz: “Tsim Sha Tsui Waterfront Promenade” denilen yerde bulursunuz. Buraya yolunuz düşerse, bir gündüz bir de gece buraya gelmeyi sakın ihmal etmeyin. Çünkü: gece şehrin manzarası bir başka güzeldir.

Ayrıca: eğer şehri ziyaret zamanınız Çin Yeni Yıl kutlamalarına denk gelirse, şehirdeki havai fişek gösterilerini en iyi izleyebileceğiniz yer burasıdır.

Hong Kong Kowloon
Hong Kong Kowloon
Hong Kong Kowloon

 

TSİM SHA TSUİ MAHALLESİ

Bu mahalle: yarımadanın ucunda, deniz kıyısındadır. Bölgenin en hareketli yeridir.

Hong Kong Kowloon
Hong Kong Kowloon

 

Tsim Sha Tsui Clock Tower

Hemen deniz kıyısındadır.
Bu saat kulesi: 1975 yılında yıkılan, bir zamanların büyük demiryolu istasyonundan kalmadır. Kowloon Canton Tren İstasyonunun bir parçasıdır ve 1915 yılında yapılmıştır. Kule: kırmızı tuğla ve granitten yapılmış ve 44 metre yüksekliktedir.

Tepesinde ise, 7 metrelik bir paratoner bulunmaktadır. 1990 yılından bu yana “ulusal anıt” ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Buranın en büyük özelliği: Çinli göçmenlerin, şehre gelirken varış noktası olarak “Canton Tren İstasyonunu” kullanmaları ve bu saat kulesini gördüklerinde yeni hayatlarının başladığını düşünmeleridir. Yeni istasyon daha iç bölgede, yapılmıştır.

Hong Kong Kowloon
Hong Kong Kowloon

 

Çin El Sanatları LTD.

Star Hause, 3 Salisbury Road, Tsim Shau Tsui bölgesindedir.
Burada: mücevher, el sanatları ve sanat ürünleri satılmaktadır. Evet, özellikle “yeşim” taşı veya başka değerli taş almayı düşünenler, burayı ziyaret etmelidirler.

Hong Kong Kowloon

 

Harbour City

Star Feribot iskelesinin yanındadır.
Burası, şehrin en büyük alışveriş merkezlerinden birisidir. Burada, lüks markalar ve enfes yemekler, eğlence ve oteller bulunmaktadır. Lüks mağazalarda: moda ve trend markaların geniş ürün yelpazesi sunulmaktadır. Mallar, orta fiyat aralığındadır.

 

Elements

Austin Road West bölgesindedir.
2007 yılında açılan bu alışveriş merkezi, şehrin mega alışveriş merkezlerinden birisidir. Burada: zengin alışveriş hedefleyen 5 temalı alışveriş bölgesi vardır. Bu temalar: Metal, ahşap, su, ateş ve toprak.
Dükkanlar: Kowloon MTR istasyonunun yukarısındadır.

 

Sham Shui Po

Burası, şehrin en büyük bilgisayar ve elektronik cihazlarının satıldığı merkezdir. Çevredeki “Apliu Street” caddesinde: Pazar tezgahlarında: cep telefonları ve küçük elektronik cihazlar bulup satın alabilirsiniz.

 

Cheung Sha Wan Road

Sham Shui Po bölgesindedir.
Burada, şehrin en çekici moda tasarımcıları, yarattıklarını satmaktadırlar. Sokak her ne kadar bir kaos ortamı yani karışıklılık yansıtsa da, kendinize uygun bir şeyler bulup satın alabilirsiniz.

Hong Kong Kowloon

Avenue of Stars-Yıldız Caddesi

Tsim Sha Tsui sahili boyunca; Ocean Terminalin tam ters yönünde yürürseniz: Hollywood bölgesindeki “Walk of Fame” denilen yerin bir uyarlaması, benzeri bir yıldızlar sokağına rastlayabilirsiniz.

Çok sayıda yerel film yıldızı, “Avenue of Stars” denilen sokaktaki ıslak beton zeminde el ve ayak izlerini bırakmışlardır. Burada, ayrıca ünlü sinema efsanesi “Bruce Lee” nin bir heykeli bulunuyor. Gerek bu heykel ve gerekse yerdeki yıldızlarda ismi yazılı sanatçılar, Kanton sineması hakkında, ziyaretçilere bilgi veriyor.

 

Wong Tai Sin Temple

Şehrin en renkli, en büyük ve en faal “Tao”cu tapınaklarındandır. Wong Tai Sin MTR istasyonunun hemen yanındadır. Giriş ücretsizdir.

Tapınak: ölümünden sonra yarı tanrı olarak kabul edilerek büyük saygı gösterilen Zhejianglı bir çobana adanmıştır. Tapınağın içinde: 3 salon bulunmaktadır. Bu salonlar. Taocu, Konfüçyüsçü ve Budacı inananlara ayrılmıştır. İçerisi: refaha kavuşmak için dua eden ve şans zılgıtları çalan bölge sakinleriyle doludur.

 

Honk Hong Culturel Centre

Salisbury Road üzerindedir.
Saat kulesinin hemen yanındadır. Bu kültür merkezi, gösteri sanatlarına ayrılmıştır. Dünyanın en güzel manzaralarından birine bakmasına rağmen, ön cephesinde ne yazık ki, pencere bulunmamaktadır.

Bu ve benzeri özellikleri nedeniyle, şehrin en ünlü çirkin binası olarak bilinir.
1989 yılında açılmıştır. İç mekanı ve lobisi, çok etkileyicidir. Burada bulunan 2 büyük konser salonunda, Honk Hong Filarmoni Orkestrası konserler verir. Ayrıca, bir tiyatro salonu, bir kütüphane, sergi salonu, mağaza ve barlar bulunur.

 

Honk Hong Museum of Art-Sanat Müzesi

Salisbury Road üzerindedir.
Kültür merkezinin yanında, Space Müzesinin hemen arkasındadır. Bu müzede, resim ve kaligrafi koleksiyonu bulunuyor. Galerilerde: Çin seramikleri, pişmiş toprak, gergedan boynuzu ve Çince resimler sergileniyor.
Buraya yolunuz düşerse, özellikle: Honk Hong resimleri ve fotoğraflarına ait koleksiyonu görmenizi öneririm.

 

Honk Hong Museum of History-Tarih Müzesi

Chatham Road South üzerindedir.
Burada: özellikle, Hong Hong şehrinin, 6 bin yıllık, tarihi ve kültürel geçmişine ait büyüleyici bir sergi bulunmaktadır. “The Honk Hong Story” isimli bu sergiyi görmenizi öneririm.Özel sergiler: 1-3 aylık dönemlerde değişiyor.

 

Honk Hong Science Museum

2 Science Museum Road üzerindedir.
Chatham Road South’un birkaç blok yukarısındadır. Bu müzede: eski yelkenlilerden, en son teknolojiye kadar, hemen her şeyin nasıl çalıştığını öğrenmek mümkündür. Bu müze, öncelikle çocuklara yöneliktir. Burada, çocuklar için matematik bulmacaları ve üst katta optik illüzyonlar bulunuyor.

 

Honk Hong Space Museum

Salisbury Road üzerindedir.
Hemen kültür merkezinin yanındadır. Oldukça küçük bir müzedir. Müze yapısının kubbe tasarımı ilgi çekmektedir. Müze içinde, yerçekimsiz ortamda, çeşitli deneyimler yapılabilen sergiler bulunmaktadır. Ayrıca, yine bu müze içinde “gökyüzü gösterileri” ve “IMAX” filmleri izlenen bölümler bulunuyor. Evet, özellikle bu gösteri 10-15 yaşındaki çocuklar için çok eğlencelidir.

 

Lei Cheng Uk Han Tomb and Museum

41 Tonkin Road üzerindedir.
Bu antik yer altı mezarlığı: 1955 yılında bulunmuştur. Tarihinin, Han hanedanı (MS.25-220) dönemine kadar gittiği düşünülüyor. Mezar odaları, beşik tonozludur ve hemen yakınlardaki bir toplu konutun temel kazısı sırasında bulunmuştur. Sergi salonunda: mezarın kazılması sırasında ortaya çıkarılan çömlek parçaları ve malzemeler görülebiliyor.

Hong Kong Kowloon

Kowloon Park

Nathan Road’ın birkaç blok üstündedir.
Burada: güzel fıskıyeler, yürüyüş yolları ve bahçeler bulunmaktadır. Eğer hoş bahçeler, kuş kafesleri, müzeler, kapalı ve açık yüzme havuzları görmek isterseniz, burayı ziyaret etmelisiniz. Şehrin en iyi yüzme havuzu kompleksi ve daha birçok spor tesisi, burada bulunmaktadır. Güvenli bir yer arayan, her yaştan insan burayı ziyaret etmektedir.
Parkın, güneydoğu köşesindeki “cami”, 3 katlı ve 4 minarelidir ve şehrin en büyük camisidir. Çünkü, Honk Hong şehrinde, yaklaşık 100 bin civarında Müslüman yaşamaktadır.

 

Deniz Emniyet Müdürlüğü

Canton Road yolundadır.
Tarihi geçmişi, 1884 yılına kadar uzanan bu yörede, dükkanlar ve restoranlar önemli bir cazibe merkezi oluşturmuştur. Ayrıca: Deniz Emniyet Müdürlüğü binası, cazip bir sömürge dönemi yapısı olarak dikkat çeker.

 

Peninsula Hotel

Salisbury Road üzerindedir.
Kültür merkezinin karşısındaki tarihi bir oteldir. 1928 yılında açılmıştır. Otelin lobisi, şehrin sosyete nüfusunun buluşma yeri olmuştur. Günümüzde de, otelin konukları: restore edilmiş, yaldızlı tavanın altında otururlar.

Özellikle, ikindi çayı ve akşam kokteylleri saatinde, otelin orkestrası, ziyaretçilere müzik ziyafeti sunmaktadır. Ama, burayı ziyaret etmek isterseniz, kıyafetlerinizin uygun olması gerekmektedir.
Evet, otel yapısı, yakın zaman öncesinde 32 katlı kule ile genişletilmiştir.

Hong Kong Kowloon

Nathan Road

Peninsula Hotelin hemen yanındadır. Kıyıdan başlar, iç kesimlere kadar gider, uzun bir caddedir.
Bölgenin bu ana caddesi: 19’ncu yüzyılda, dönemin koloni valisi Sir Matthew tarafından düzenlenmiş ve onun adını almıştır. Caddenin yapımı sırasında, bu ıssız bölgeye, iki yanına ağaçlar dizili bir bulvar yapmanın saçma olduğu konusunda fikirler ileri sürmüşlerdir.

Ancak, günümüzde, bu cadde, şehrin en meşhur alışveriş caddesidir. Bu alışveriş caddesinde: dükkanlar, oteller ve restoranlar bulunmaktadır. Buradaki mağazalarda: ucuz elektronik cihazlar doludur. Ancak, buranın en büyük ünü: bu ucuz elektronik cihazların büyük çoğunluğunun sahte olmasıdır. Bu yüzden, Hong Kong’lular, elektronik cihaz satın almak için burayı tercih etmezler, buna dikkat edin.

Hong Kong Kowloon

Granville Road

Burada: yerel markaların ürünleri, orta fiyatlı gençlere ait ürünler ve moda fabrikalarının ürünlerinin satıldığı butikler bulunmaktadır. Hong Kong Politeknik Üniversitesine yakın olması nedeniyle, üniversite bünyesinde bir moda tasarım okulu bulunmaktadır. Alışveriş yapmasanız da, burayı görmenizi öneririm.

Hong Kong Kowloon

MONG KOK MAHALLESİ

Burada: 1 km. kareden küçük bir alanda, yüzlerce dükkan ve Pazar bulunur.

 

Portland Street-Şehrin Kırmızı Bölgesi:

MTR Mong bölgesinde”Kok” istasyonu, güneyindedir.
Bu bölgede: karaoke barlar, saunalar, genelevler ve restoranlar bulunmaktadır. Yani: Hong Kong şehrinin, bir anlamda “Kırmızı Bölgesi” burasıdır. Büyük sokakta: çeşitli sokak gıdacıları ve renkli karakterleri de görebilirsiniz. Özellikle, akşamları parlak neon ışıkları yanarken gitmenizi öneririm.

Ancak, burayı ziyaret ederseniz, size en büyük önerim: “sakın kişilerin fotoğrafını çekmeyin, yani yanınızda fotoğraf makinası bulundurmayın” Aksi halde, başınız derde girebilir. Yoksa, bunun dışında, sokak güvenlidir.

 

Hong Kong Coliseum

Cheong Wan Road üzerindedir.
Burası: 12.00 koltuk kapasiteli, çok amaçlı bir salondur. Salonda: spor etkinlikleri ve konserler düzenlenmektedir.

 

Langham Place

Burası, 15 katlı bir alışveriş merkezidir. Burada: aksesuarlar, elektronik cihazlar ve gündelik giysiler satın alabilirsiniz. 300’den fazla dükkan var. Bölgede: “Yılbaşı Etkinlikleri” burada düzenleniyor ve yılbaşı geri sayım festivali, burada hazırlanan “dijital gökyüzü” altında düzenleniyor.

Ayrıca: yine, yıl boyunca canlı müzik gösterileri, sanat sergileri ve özel etkinlikler de burada düzenleniyor. Yani, burası bir anlamda, alışveriş merkezi olması yanında, bölgenin etkinlik merkezidir.

Kowloon Ladies Market
Kowloon Ladies Market

 

Ladies Market-Tung Choi Street

Mong Kok MTR istasyonu çıkışında, Tung Choi Street üzerindedir.
Burası, şehrin en büyük açık hava alışveriş merkezidir. 1 km. uzunluğundaki cadde üzerinde, 100’den fazla dükkan ve binlerce tezgah bulunmaktadır. Aslında, burada fiyatlar diğer alışveriş mekanlarına göre ucuz olmasa da, satıcıların çeşitliliği ve kaos ortamı, özellikle turistleri buraya çeker.

Buranın öne çıkmasının en büyük nedenlerinden birisi de: hemen yakınlarda bulunan Temple Street Night Market’dir. Evet, burada özellikle, orijinal markalı çeşitli malların sahtelerini daha uygun fiyatla bulabilirsiniz. Yaya bölgesinde, şehrin en önemli zincir markalarının mağazalarını bulabilirsiniz.

Evet, burada bulup satın alabilecekleriniz: her yaştaki kadınlar için giyim ve aksesuar var. Ayrıca: saat, kozmetik, çanta, ev eşyası, cd’ler de bulup satın alabilirsiniz.

 

Mong Kok

Mong Kok MTR istasyonu yakınındadır.
Burası: tüketici elektroniği ve bilgisayar satışı için en popüler yerlerden birisidir. Özellikle, üst katlarda, aradığınız malları ve cihazları daha ucuz fiyattan satın alabilirsiniz. Zaten, üst kat dükkanları da, yerel halk arasında ünlüdür. Eğer, cep telefonu isterseniz “Yuen Street” üzerinde bulunan “Fa Yuen” binasına gidebilirsiniz.

“Sin Tat” denen alışveriş merkezi de, özellikle “Ipone” cep telefonu satın almak isteyenlerin uğrak yeridir.

Buralarda yapmanız gereken tek şey: fiyatı bir etiketle sabitleştirilmemiş olan cihazları alırken, iyi pazarlık etmeniz, uluslar arası garanti belgesi edinmeniz ve aldığınız ürün ve cihazın gerçek olup olmadığını anlamanızdır.

Kowloon Temple Street Night Market

 

Temple Street Night Market

Jordan Road yolundadır ve şehrin en canlı pazarıdır. Yau Ma Tei MTR istasyonu C çıkışından sonra, Temple Street Man Ming Lane bölgesine kadar yürümeniz gerekiyor. Gece yarısına kadar hemen her şey satılan tezgahlar var.

Burada: hediyelik eşyadan, giysiye ve elektronik cihazlara kadar her şeyi bulup satın alabilirsiniz. Ancak, sakın pazarlık yapmayı unutmayın. Hani, pazarlık genellikle Müslüman ülkelerinde yapılır derler ama, unutmayın ki, Hong Hong şehrinde, üzerinde fiyat etiketi olmayan tüm ürünler için pazarlık yapabilirsiniz ve yapmalısınız.

Gece, bu bölümde, ucuz deniz ürünleri yiyebileceğiniz sokak tezgahları da bulunur. Burada özellikle: Çin ipeği giysiler, oyuncak, elektronik, ucuz deri eşya gibi mallar bulabilirsiniz.
Evet, burada alışveriş dışında, biraz önce de söylediğim gibi, açık alanda yerel lezzetleri tadabileceğiniz yerler ve Pekin operası aryaları söyleyen müzisyenler, avuç ve yüz okuyan falcılar, kart ve zar kullanan bahisçiler görebilirsiniz. Hatta: profesyonel Çinli santraç oyuncuları da meydanda birbirleriyle santraç oynarlar.

Bu arada: “Temple Street” güneyinde: Çin sokak gıda yemekçileri çok meşhurdur. Buralarda: özellikle “deniz ürünleri” yenilebilir. Hatta: yerel ürünleri tatmak isterseniz, “kurbağa” yada “istiridye omleti” deneyebilirsiniz.

 

Sneakers

Fa Yuen Street üzerindedir.
Şehirdeki gençlik, spor yapmak için ayakkabılarını, buradan satın alırlar. Burada, dünyanın her yerinden gelen, en son tasarım ürünü spor ayakkabılarını bulmak mümkündür.

Hong Kong Kowloon

DİĞER YERLER

 

Kowloon Bird Garden

 

Yuen Po Street-Bird Garden

Nathan Road, Boundary Street caddesine kadar uzanır. Prince Evward Street West’in ötesinde ise, Boundary Street yakınlarında, muhteşem güzel bir kuş bahçesi bulunur.

Çinlilerin en yaygın olarak baktıkları ötücü kuşlar, her gün kafesleriyle, burada dolaştırılmaya çıkarılır. Bu kuş bahçesinde: kuşlar, gelip geçenleri ötüşleriyle eğlendirirler. Bu bahçede, ayrıca satılık kuşlar ve orijinal el yapımı kuş kafesleri bulmak mümkündür. Ancak, elbette buradan kuş satın alırsanız gerek ülke dışına çıkarma ve gerekse Türkiye’ye sokmada sorun yaşayacağınızı unutmamanız gerekir ki, almamanızı öneririm.

Kowloon Jade Market-Jade Street

Jade Market-Jade Street

Yau Ma Tei, Kansu Street ve Battery Street köşesindedir.
Yeşim taşı: Çin kültüründe “güzellik ve saflık” demektir. Jade market: yeşim taşı malzeme kullanılarak takılar yapılan en ünlü alışveriş mekanlarından birisidir. Burada, 400’den fazla tezgahta yeşim taşından yapılmış: yüzük, bilezik, kolye ve küpe satılmaktadır.

İyi şans getirmesi için, siz de buradan yeşim taşı, bir hayvan figürü, hatta doğum tarihinize göre, Çin takviminde bilinen bir yeşim taşı hayvan figürü satın alabilirsiniz.

Bu arada “yeşim taşı” hakkında biraz bilgi vermekte yarar var. Yeşim taşı: koyu yeşil, sarı, kahverengi ve beyaz renkte olabilir. Ama, en kaliteli yeşim taşı “saf yeşil” renktedir. Ama, bu aynı zamanda çok pahalıdır. Çoğu parçalar, sarı renklendirilmiştir. Ama satın alırken, dikkat etmeniz gereken en önemli konu: aldığınız parçanın kahverengi veya gri bitmemiş olmasıdır.

Disneyland

Hong Kong Stanley

Hong Kong Aberdeen

Ukrayna Kırım Bahçesaray

Ukrayna Kırım Bahçesaray

 

Kırım özerk cumhuriyetinin güneyinde, Kırım Hanlığının başkentidir. Ruslar tarafından ismi değiştirilmeyen nadir şehirlerden birisidir.

Çünkü: aşağıda ayrıntılı olarak anlatacağım gibi: ünlü Rus şair ve yazar Aleksandr Puşkin: dünyaca bilinen ve tanınan bir şiirinde: Bahçesaray Çeşmesinden söz etmiş ve bu nedenle şehrin adı, sonraki süreçte değiştirilmemiştir.

Şehir: Simperefol şehrinin 32 km. güneybatısındadır. Nüfus, 30 bin kişidir. 1920 yılında buradan sürülen Kırım Tatarları; 1989 yılından itibaren yine buraya göç etmeye başlamışlardır. Burası: 15-18’nci yüzyıllar arasında, Kırım Hanlığının başkenti olmuştur.

Yani, bir anlamda Kırım Tatarlarının tarihi başkentidir. Şehrin ismi, Kırım Tatarlarınca “Bağçasaray” olarak isimlendirilir. Kırım Hanları: Giray ailesi, 1420-1783 yılları arasında, yaklaşık 350 yıl boyunca bu topraklarda hüküm sürmüşlerdir. Şehrin en büyük gelir kaynağı turizmdir.

Özellikle, yaz aylarında, çevrede bulunan birçok tarihi yapı nedeniyle: binlerce turist burayı ziyaret etmektedirler. Çünkü: Hıristiyan Ukrayna bölgesi yakınlarındaki bu Müslüman ve doğu kökenli şehir: tamamen farklı mimarisiyle ilgi çekmektedir.

Modern Bahçesaray: eski şehir, yeni şehir ve yeni bölgeler olmak üzere, 3 bölüm halindedir.

Eskişehir: Çürüksu nehrinin vadisinde, ortaçağ özelliği taşıyan dar sokakları ve geleneksel Tatar evleriyle önem kazanır. Yenişehir: Bu bölge, II. Dünya Savaşından sonra inşa edilmiştir. Burada: 5 katlı Kurusçev siteleri bulunmaktadır.

Bölge: Sivastopol-Simferepol karayolu ve demiryolu boyunca uzanır. Yeni bölge: Burası: yurtlarından sınır dışı edilerek sürülen ve daha sonra buraya geri dönen Tatarlar tarafından, 1990 yıllarının başında kurulmuştur.

Şehrin: Simferepol tarafındaki girişindedir. Burada: düzenli sokaklar ve caddeler ile küçük bahçeli evler bulunmaktadır.

Ukrayna Kırım Bahçesaray

ULAŞIM

Buraya ulaşmak için genellikle tercih edilen yol: Simferepol şehrinden buraya uzanan, 30 km. uzunluğundaki karayoludur ve bu yol: bozkırlar ve dağlardan geçerek şehre ulaşır.

İKLİM

Denize yakın olması nedeniyle, şehirde ılıman iklim hakimdir. Kışlar serin ve yazlar ılık geçer. Kar yağışına sık rastlanmaz.

PARA BİRİMİ

Kırım’da: grivni denilen bir para birimi kullanılıyor. 1 Amerikan Doları= 5 Grivni 1 TL= 2.5 Grivni

 

NE YENİR

Kırım bölgesinde; yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, özellikle “şaşlık” denilen ve ülkemizdeki kuzu şişe benzeyen ızgarayı tatmanızı öneririm. Ayrıca, elbette “Tatar böreği” yani diğer ismi ile “Çiğbörek” denemelisiniz.

Ukrayna Kırım Bahçesaray
Ukrayna Kırım Bahçesaray

 

Bu şehri ziyaret ettiğinizde görmenizi önereceğim yerler ise:

 

HANSARAY

Yazının hemen en başında belirtmek durumundayım ki, burayı gezmek için 2 saat ayırmanızı öneririm. Kırım ülkesindeki müzelerin, her gün saat: 17.00’de kapandığını da unutmayınız.

Bu saray: Bahçesaray’da Kırım Hanlığı döneminde, 16’ncı yüzyılda, Giray Hanedanı döneminde, Kırım Hanı I. Mengli Giray Han tarafından yaptırılmış, zamanla takip eden Hanlar tarafından yeni eklemeler ve ilavelerle genişletilmiş, birbirine bağlı binalardan meydana gelen bir komplekstir.

Yapının yapımında: Anadolu, İran ve İtalya’dan ustalar ve Rus ve Ukraynalı esirler çalıştırılmıştır. Bahçesaray’ın en önemli yeridir. İstanbul-Topkapı sarayının küçük ama zarif bir örneği şeklindedir. “Tatar El Hamrası” olarak da bilinmektedir.

Çünkü: Kırım Hanları İstanbul’da yetiştirilmektedirler ve ülkelerine geri döndüklerinde, İstanbul’da gördüklerini Hansaray’da uygulamak istemişlerdir. Uzun yıllar, Hanlığın yönetim merkezi olarak kullanılmıştır.

Takip eden süreçte ise: 1736, 1737 ve 1771 yıllarında yabancı ordular tarafından tahrip edilmiştir. Özellikle: I. Selim Giray Han tarafından yaptırılan ve paha biçilmez binlerce el yazması bulunan meşhur kütüphanesinin yakılması ve yok edilmesi büyük bir kayıp olarak değerlendirilmektedir.

Tüm bu yıkımlar ve tahribatların ardından her seferinde saray yeniden onarılmış ve gitgide tam bir Osmanlı sarayı haline gelmiştir. 1783 yılındaki Rus işgali döneminde ise: yeniden yapılan restorasyonlar sonucu, saray özgün mimarisini tamamen kaybetmiştir.

Özellikle: 1854-1855 yılları arasındaki Osmanlı-Rus savaşı döneminde, saray hastane olarak kullanılınca, büyük ölçüde hasar görmüştür.

Evet: Hansaray’ı ziyaret etmek isterseniz:

Çürüksu deresi üzerindeki taş köprüden geçmeniz gerekiyor. Buradan geçince: ana kapıdan avluya giriyorsunuz. Bir zamanlar atlı süvarilerin bulunduğu ağaçların gölgelediği geniş avluda: günümüzde büyük turist gurupları sıraya girmektedirler.

Avlunun sağ tarafında müzenin girişi, sol tarafında ise bilet gişeleri, Han camisi, mezarlık, hamam ve diğer ek binalar görülür.

Günümüzde: saray içinde bulunan gezmenizi ve görmenizi önereceğim yerler şunlardır:

1. Tarih ve Arkeoloji Müzesi

2. Demir kapı

3. Çeşmeli avlu

4. Göz yaşı çeşmesi

5. Divan salonu

6. Mescit

7. Harem

8. Enderun odaları

9. Han Camii

10. Hazire-Mezarlık

11. Altın oda

12. Yaz çardağı

13. Sarıgüzel Hamamları

 

Tarih ve Arkeoloji Müzesi

Müze: Salı ve Çarşamba günleri hariç her gün açıktır ve saat: 09.00-17.00 arasında ziyaret edilmektedir. Giriş ücretlidir ve ücret 14 Hrivna (3 Dolar) dır.

Müze, 1917 yılında ünlü sanatçı, tarihçi ve arkeolog Üsein Bodaninskiy tarafından kurulmuştur. 1944 yılında Kırım Tatarları sürgüne gönderilince, müze kapanmış ve müzede bulunan Kırım Tatarlarına ait pek çok kıymetli eser ortadan yok olmuştur.

1950 yılında müze yeniden açılmış ve depolarda bulunan Kırım Tatarlarına ait eserler yeniden sergilenmeye başlamıştır.

Ukrayna Kırım Bahçesaray
Ukrayna Kırım Bahçesaray

 

Demir kapı

Sarayın ana girişindedir.

Bu kapı: ikinci avluya açılmaktadır. İtalyan mimar Alevizio Novi tarafından yapılmıştır. Ancak: burada da ilginç bir husus var. İtalyan mimar: döneminde Rus Çarı tarafından Kırım üzerinden Moskova şehrine davet edilir ve Kırım’da bulunduğu sürede, alıkonulunca: sarayın inşaatında görevlendirilir ve bu kapının bulunduğu yeri yapar.

Demir kapı ise: 1503 yılında, I Mengli Giray Han tarafından: Salacak bölgesindeki eski saraydan getirilerek buraya günümüzdeki yerine konulmuştur. Kapının bulunduğu yerde: ince işlenmiş kabartma Rönesans süslemeleri dikkat çekmektedir. Özellikle: alınlık kısmında, Kırım Hanlığının simgesi “Tarak Tamga” dikkati çekmektedir.

Evet: Demirkapı: ihtişamlı görüntüsü nedeniyle, Kırım Tatarlarının tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle: 20’nci yüzyıl başlarında, Kırım Cumhuriyetinin kuruluşunda ve benzeri pek çok olayda, kapı önemli rol oynamış ve olaylar, kapının önünde çektirilen fotoğraflarla pekiştirilmiştir.

 

Çeşmeli Avlu

Buradaki altın çeşme görülmeye değerdir.

Çeşme: Rönesans tarzı süslemeleriyle dikkati çeker ve 1733 yılında, Kaplan Giray Han tarafından yaptırılmıştır. İşlemeleri altın tozu ile yapılan çeşmenin özellikle üst alınlığı ve üstündeki sülüs yazısı ilgi çeker.

Ukrayna Kırım Bahçesaray
Ukrayna Kırım Bahçesaray
Ukrayna Kırım Bahçesaray

 

Gözyaşı Çeşmesi

Adına şiirler yazılmıştır. Ünlü şair Puşkin: 1824 yılında: sürgün yıllarında burada yaşarken, Tatarlara ait bu çeşmeden etkilenerek bir şiir yazmış ve bu şiiri ile, gerek Çarlık Rusyası’nda ve gerekse Avrupa’da büyük ün kazanmıştır.

Şiir: Giray Han’a övgü ve çeşmenin hüznünü yansıtmaktadır. Hatta: takip eden dönemde: bu şiirdeki hikayeden etkilenilerek, bir de “bale” yazılmıştır. Bu bale de: Polonyalı Prenses Maria: Kırım Hanı Giray Han’ın hareminde bulunmaktadır.

Giray Han: Prenses Maria’ya aşık olur ve gözdesi Zarema’yı göz ardı eder. Bunun üzerine: Zarema: Prenses Maria’yı öldürür. Bunun üzerine, Giray Han’da, Zarema’yı öldürür ve Prenses Maria adına: bu çeşmeyi yaptırır.

Daha sonraki süreçte: Rus orduları burayı ele geçirdiklerinde, Puşkin’in bu şiirine duyulan saygı nedeniyle, çeşme tahrip edilmemiştir. Bu yüzden, günümüzde çeşmenin hemen yanında “Puşkin” in bir büstü bulunmaktadır.

Peki, çeşme kim tarafından yaptırılmıştır? Evet: bu dünyaca ünlü çeşme: Kırım Hanı Giray Han tarafından: çok sevdiği ve genç yaşta ölen karısı “Dilara Bikeç” anısına 1763 yılında, İranlı Ömer Usta denen şahsa yaptırılmıştır. Hatta: yaptırırken “Dünya durdukça bu çeşme de benim gibi ağlasın” dediği söylenir.

Dilara Bikeç’in türbesi: Hansaray’ın duvarına bitişiktir. Hatta: Gözyaşı çeşmesinin eski yerinin, türbe duvarına bitişik olduğu da söylenir.

Çeşme: ilk yapıldığında yani asıl yerinde iken: her su damlasının çıkardığı ses: akustiğinde yardımı ile: insana ağlama-hıçkırma sesi gibi gelir ve dinleyeni derinden etkilermiş.

Ancak: takip eden süreçte, Rus Çariçesi II Yekaterine’nın emriyle, çeşme günümüzde bulunduğu yere konulmuş, ancak bu özelliğini yitirmiştir.

Gelelim çeşmenin üzerindeki şekillerin anlamına: yaklaşık 2 metre yüksekliğindeki mermerden yapılmış çeşmede: lotus çiçeği simgesi olan motifin içinden damla damla su akıyor. Bu çiçek: gözyaşlarıyla dolu bir gözü ifade etmektedir. Suyun ilk düştüğü yer ise “kalbi” ifade ediyor.

Bu damla damla akan su yani gözyaşı: kalbi ifade eden kurneyi kederle dolduruyor. Yani: acının, kalbe balyoz gibi indiği betimleniyor. Suyun bu ilk damladığı lotus simgesinin üzerinde “gül” koyulacak bir yer bulunuyor.

Ünlü şair Puşkin: oraya: iki aşığı simgelemesi için 2 gül koymuş ve bu gelenek haline gelmiştir. Bu bölümün altındaki iki küçük bölüm ise: acının zamanla hafiflediğini betimliyor.

En alttaki büyük bölüm ise: acı hafiflese de, kalpten hiçbir zaman çıkmadığını betimliyor.

Bu arada: çeşmenin suyunun nereden geldiği bilinmiyor.

 

Divan Salonu

Çeşmeli avlunun dış köşesinde bulunan buranın üç tarafı açıktır. Ancak; Ruslar tarafından, odanın bahçeye açılan üç cephesi: renkli camlarla kapatılmıştır.

Bir zamanlar, Kırım Hanlığının günlük meselelerinin görüşülüp karara bağlandığı buranın ortasında: küçük bir fiskiye bulunur ve günümüzde, burada: orijinal halinden kalma yalnızca üç sedir minderi sergilenmektedir.

 

Mescit

Divan salonunun hemen yanındadır. 1741 yılında yapılmıştır. Taş zeminli bu yapıda, günümüzde, el yazması kur-anlar ve dini motifli eşyalar sergilenmekte ve İslamiyet hakkında bilgiler verilmektedir.

 

Harem

Zamanında, burası yani Harem dairesi, 4 büyük binadan oluşuyormuş. Ancak, Rus işgali sırasında, bu binalardan üç tanesi yıkılmış ve günümüze yalnızca bir bina gelebilmiştir. Harem dairesine: birkaç basamaklı merdivenle çıkılmaktadır.

Girişteki duvarlarda ise, Kırım Hanlarının evlerine ait cumba tarzı tahta kafesler, odalarında ise Kırım Hanlarının aileleriyle birlikte günlük yaşamlarını sürdürdükleri yerlerde çeşitli kıyafetleri ve eşyaları sergilenmektedir.

Harem dairesinin hemen arkasında bir bahçe bulunmaktadır ki, zamanında bu bahçede Hanların eşleri ve çocukları zaman geçirirlermiş. Bahçede bulunan Ay Neni Çeşmesinden mutlaka su için, çünkü buradan su içenlerin gençleştiğine inanılıyor.

 

Enderun Odaları

Hanlık döneminde, burada sarayın hizmetlileri kalırlarmış. Günümüzde, burada Kırım Tatarlarına ait Etnografik objeler (elbiseler, mobilyalar, fotoğraflar, mutfak gereçleri ve günlük yaşama ait diğer objeler) sergilenmektedir.

Burada bulunan odalardan birinde de; İsmail Bey Gaspıralı’ya ait çeşitli eşyalar ve tarihi belgeler sergileniyor.

Burada bulunan ve 1944 yılındaki Kırım Tatarlarının sürgünü ile ilgili resim ve belgelerin bulunduğu oda ise, günümüzde kapalı bulunduruluyor.

Han Camisi: Cami, Hansaray’ın genel görünümü ile mükemmel bir uyum içindedir. 1740-1743 yılları arasında yapılmıştır. İlk yapıldığında kubbeli olmasına rağmen, 1736 yılında Rus askerleri tarafından tahrip edilmiş ve daha sonra Selamet Giray Han tarafından onartılmıştır.

 

Cami

Zengin süslemeleri, taş oymalı mihrabı, minberi ve iki ince minaresiyle ilgi çekmektedir. Duvarlarda Türk çinileri görülür. Yalnızca Cuma günleri ibadete açıktır.

Ukrayna Kırım Bahçesaray

Hazire-Mezarlık

Han camisinin hemen yanındadır. Bu bölüm: Çarlık Rusya’sı ve Komünist yönetim zamanında büyük hasara uğramıştır. Özellikle: 1944 yılında, sürgün döneminin ardından, mezarlık, mezar taşları dahil olmak üzere tamamen talan edilmiştir.

Mezar taşlarının bir çoğu inşaatlarda yapı malzemesi olarak kullanılmıştır. Pek azı ise, çeşitli yerlerden toplanarak, buraya getirilmiştir. Evet, bu mezarlıkta: 1592 yılından sonra, Tatar hanları ve eşleri gömülmüştür.

Kubbeleri kurşun ile örtülü iki türbede ise: Kırım Hanlarından I. Mengli Devlet Giray Han ve II. Gazi Giray Han, III. İslam Giray Han ve IV. Mehmet Giray han gömülüdür. İki türbenin yanındaki açık türbede ise, II. Mengi Giray han gömülüdür.

Mezarlığın bitişiğindeki bahçenin sonundaki zarif türbede ise, Kırım Giray Han’ın genç yaşta ölen eşi Dilara Bikeç’in kabri bulunmaktadır.

 

Altın Oda

Burası, konumu itibarıyla sarayın en hakim noktasındadır. Bu bölüm: 1764 yılında yapılmıştır. Odada, süslü tavanda, birbirine geçen parçalar, kabartma olarak işlenmiştir.

Zemindeki sedirler ise: koyu kırmızı kadife üzerine altın sırma işlemeli kumaşlarla döşelidir. Duvar süslemelerinde ise: mavi renk hakimdir.

Duvarlarda: o dönemin bir şairinin dilinden, güzellikleri öven beyitler yazılıdır.

 

Yaz Çardağı

Burası ilk olarak 17’nci yüzyılda yapılmış ve bilahare 18’nci yüzyılda yenilenmiştir. Çardağın ortasında: Türk barok stilinde, mermerden küçük bir fiskiye bulunmaktadır.

Bu odada yapılan divan toplantılarında: temiz hava, ışık ve fiskiyenin dinlendirici sesi, muhteşem bir ortam sağlamaktadır.

Han ve idareciler, burada sohbet ederler, müzik dinlerler ve yemek yerlermiş. Sarıgüzel Hamamları: Demir kapısın batısında, 1533 yılında yapılan bu hamamlar bulunur.

 

Hamam

Alttan ısıtma sistemiyle ısıtılır. Soyunma yeri, soğukluk, sıcaklık olarak üç bölüm halinde düzenlenmiştir. Tahtalı Camii: Hansaray bölümünden, Zincirli Medrese istikametine giderken, hemen yolun kıyısındadır.

 

Cami

Selim Giray Han tarafından 1707 yılında yaptırılmıştır. Takip eden süreçte ise, bölgenin Komünist yönetim altında bulunduğu dönemde diğer birçok dini yapıda olduğu gibi yıkılmadan günümüze kadar gelebilmiş olmasıyla önem kazanmaktadır.

Evet, burayı ziyaret ettiğinizde, özellikle 16 köşeli minareye dikkat etmenizi öneririm.

 

SALACIK MEVKİİ

Bu mahallede: tarihi kabristan bölümünde: Kırım Hanlarından I. Mengli Giray ve I. Hacı Giray hanların türbeleri bulunmaktadır. Aynı kabristanda, Kırım Milli liderlerinden İsmail Gaspıralı’nın da mezarı bulunmaktadır.

Bu türbeler: Sovyet döneminde tahrip edilmiş ve daha sonra ise ülkemizin yardımlarıyla yeniden restore edilmiştir.

Bu mahallede, ayrıca: Zincirli Medrese ve Kırım Müftülüğü de bulunmaktadır.

 

Haci Giray Türbesi

Zincirli Medresenin giriş kapısının tam karşısında bulunan türbe: Han’ın 1466 yılında vefat etmesinin ardından, 1501 yılında, I. Mengli Giray Han tarafından yaptırılmıştır.

Titiz bir işçilik ile yapılan, kesme taş duvarlar üzerinde yükselen, sekizgen kasnaklı ve kiremit kaplamalı basık bir kubbe ile örtülü türbe: 14’ncü yüzyıl Anadolu mimarisinin özelliklerini taşımaktadır.

Dış görünüşte sadelik hakim olmasına rağmen, kapının yan nişleri ve zengin süslemeler, türbenin güzelliğini perçinlemektedir.

Evet: bu türbede, bölgedeki diğer yapılar gibi, Komünist döneminde, bir süre domuz ahırı ve daha sonra da depo olarak kullanılmıştır.

Ukrayna Kırım Bahçesaray

Zincirli Medrese

Burası, Bahçesaray’da Kırım Tatarlarının önemli mimari eserlerinden birisidir. Şehir merkezinden yaklaşık 3 km uzaklıktadır. Aynı zamanda: Doğu Avrupa bölgesindeki en eski eğitim kurumlarından birisi olarak bilinmektedir.

Kitabesine göre: 1500 yılında, I Mengli Giray Han tarafından yaptırılmıştır. Kırım Hanı I. Mengli Giray Han: medresenin inşasında, bizzat kum taşımak suretiyle çalışmış ve inşaat bittikten sonra da “ ilmin önünde her kim olursa olsun eğilmek gerekir” diyerek ,medresenin tek giriş yerine zincir çektirmiştir.

Kırım Hanlarının: ilme verdikleri önem ve saygının göstergesi olan bu zincir: medresenin ismi olarak kalmış ve büyük bir İslam Üniversitesi olarak: Kırım sınırları içinde ve Müslüman ülkelerinde büyük ün kazanmıştır. Evet: medresenin kapısında asılı bu zincir, günümüzde de ilmin önünde eğilmek gerektiğini hatırlatmak için aynı yerde durmaktadır.

Zincirin sırrı: Medreseye girenlerin eğilmelerinin sağlanmasıdır. Çünkü: medreseye girenlerin “bilimin önünde saygıyla eğilirim” düşüncesinin yerleşmesinin sağlanmasıdır. Evet: eğilmeden kapıdan içeriye girmek mümkün değildir.

Zincirli Medrese:; 1917 yılındaki Bolşevik ihtilali sonrasında Tıp Okulu olarak kullanılmış ve 1939 yılında ise Komünist yönetim sırasında, akıl hastanesi yapılmıştır. Medreseye ait binalar ise depo olarak kullanılmıştır.

Evet: Zincirli Medrese: eğitim işlevinin yanı sıra, günümüzde Kırım Tatarlarının Kırım’da var olma mücadelesinin bir simgesi olarak önem kazanmaktadır.

Günümüzde: medresenin içinde o dönemin eğitim araçları bulunuyor. Başka bir bölümde ise, medresenin önünde yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkan objeler sergileniyor. Bunlar arasında: özellikle 2’nci yüzyıldan kalma “toprak kap” özel ilgi çekmektedir.

 

Larişes Müzesi

Bu müze: Zincirli Medresenin tam karşısındadır. Müzede sergilenen objeler: Güliver Altan denilen bir şahıs tarafından: dünyanın dört bir yanından, 7 yıllık gezileri sırasında kendi imkanları ile toplanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Öte yandan: Müze, Kırım Tatarlarının tarihi hakkında da önemli ipuçları vermektedir.

 

Antik Türbe

Bu türbe: Eskiyurt köyünde, burada Kırım Hanlığı kurulmadan öncesi dönemde, yani 14’ncü yüzyıldan kalmadır. Türbe: kesme taş duvarlar ve ilk yapıldığında üzerinde sekizgen piramit bir külah bulunduğu tahmin edilmektedir ki, bu piramit külah daha sonra yıkılmış ve altından çıplak kubbe ortaya çıkmıştır.

Mimari olarak: aynı dönemde Anadolu’da yapılan kümbetlerle benzerlik göstermektedir. Ancak: kitabesi bulunmadığından, kim tarafından yaptırıldığı ve kime ait olduğu bilinmemektedir.

 

Eski Türbe

Bahçesaray merkezi dışındaki bu türbenin 15’nci yüzyılda yapıldığı bilinmektedir. Özellikle: Kırım Türk mimarisinin en güzel örneklerinden biri olmasıyla önem kazanır. Türbe: sekizgen piramit bir külah ile örtülüdür.

Piramit külah: yapıldığı dönemde, kale duvarları ve basık sekizgen kasnak üzerinde yükseliyordu.

Ancak: takip eden süreçte yıkılmış ve günümüzde, altta çıplak kubbe görülmektedir.

Türbenin duvarları, 1,40 metre kalınlığında kesme taşlardan yapılmıştır. Türbenin kitabesi bulunmadığından, kim tarafından yaptırıldığı ve kime ait olduğu bilinmemektedir.

 

Gazi Mansur Türbesi

Bu türbe: Çufutkale eteklerinde, kaleyi çıkış yolu üzerindedir. Gazi Mansur hakkında anlatılan bir efsane dikkat çekmektedir.

Şöyle ki: “ Ruslarla yapılan savaşta kafası kopan Gazi Mansur isimli kahraman: başını Ruslara bırakmamak için, koltuğunun altına almış ve Bahçesaray’a kadar yürüyerek gelmiş ve burada, mescidinin bulunduğu yerde ruhunu teslim etmiş ve hemen oraya yani günümüzde türbesinin bulunduğu yere defnedilmiştir.

Ancak: Komünist yönetim döneminde, türbe Ruslar tarafından tamamen tahrip edilerek, adeta yok edilmiştir.

Ukrayna Kırım Bahçesaray
Ukrayna Kırım Bahçesaray
Ukrayna Kırım Bahçesaray

 

İsmail Bey Gaspıralı Okulu ve Mezarı

Fikir adamı, eğitimci ve yazar olarak tanınan İsmail Gaspıralı: Hacı Giray Han Türbesinin hemen yanında, 2 katlı bu okulu yaptırmıştır. Burada: batı tarzı eğitim verilmiş ve böylece Kırım ve Türk dünyasının aydınlatılması sağlanmıştır.

Okul: yakın geçmişte; Akıl Hastanesi olarak kullanılıyor iken; Kırım Tatarlarının 1989 yılında bölgeye geri dönmeleri sonucunda boşaltılmış ve restore edilerek İsmail Gaspıralı’nın 150’nci doğum yılı etkinliklerinde, Kırım Tatarlarının Milli Mektebi olarak yeniden faaliyet sokulmuştur.

Türbe ve Mektebin hemen karşısında: İsmail Gaspıralı’nın mezarı bulunmaktadır. 1914 yılında ölen Gaspıralı, buraya defnedilmiş, mezar: Komünist dönemde; 1944 yılından sonra tahrip edilmiş ve 1970’li yıllarda tamamen yok edilmiştir.

Evet, mezar 2001 yılında restore edilerek yeniden düzenlenmiştir.

Ukrayna Kırım Bahçesaray

Minyatür Kırım Parkı

2.5 hektarlık bir alana yapılan bu park alanında: Kırım ve dünya tarihinin kültürel ve mimari bazı anıtlarının, 25 kat küçültülmüş kopyaları bulunmaktadır. Bunlar arasında: Akmescid tren garı, Hansaray, Masandra, Vorontsov ve Livadya sarayları, Kırlangıç yuvası gibi 55 civasında anıtın minyatür benzeri bulunmaktadır.

Bu minyatürler: 3 yıllık bir süreçte; Akmescid’de bulunan fabrikada, yaklaşık 150 kişilik bir gurup tarafından hazırlanmıştır. Park alanında, ayrıca: ünlü çizgi film kahramanlarının figürlerinin bulunduğu ve çocukların ilgisini çeken bir alan da bulunmaktadır.

El Sanatları Merkezi

Kırım bölgesinde unutulan el sanatlarının yeniden canlandırılması için başlatılan bir projenin uygulanması için burası düzenlenmiştir. Burada: Ayder Usta tarafından, gümüş kakmacılık çalışmaları sürdürülmektedir. Ayrıca: çeşitli amatör tiyatro toplulukları burada faaliyetlerini sürdürüyorlar.

Bahçesaray ilçesinin ziyaret ettiğinizde, gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için hediyelik bir şeyler satın almak isterseniz: başta gümüş işlemeler olmak üzere, Kırım Tatarlarının milli giysileri giydirilmiş bebeklerden satın alabilirsiniz. Bunları alabileceğiniz yer ise: Reçnaya sokağındaki Marama Teşkilatı satış merkezidir.

 

ÇUFUTKALE

Burası: Bahçesaray merkezine 3.5 km. uzaklıktadır. Kale ve mağara şehir: 8’nci yüzyılda yapılmış ve 1299 yılında, Tatarlar tarafından ele geçirilmiş ve 16’ncı yüzyıla kadar burada yaşamışlardır.

Bu tarihten sonra ise, vadinin aşağısına göçmüşler ve günümüzdeki Bahçesaray merkezinde yaşamaya başlamışlardır. Ancak: Tatar döneminde buraya yerleşen Karay Türkleri: Tatarlar buradan ayrıldıktan sonrada, burada yaşamaya devam etmişlerdir.

Musevi dinini sahiplenen Karay Türkleri: dini ibadetleri engellenince, 14’ncü yüzyılda, bu korunaklı ve sarp bölgeye yerleşmişlerdir. Bu nedenle: Karay Türklerinin kültürlerinin tanınmasında önemli bir kaynaktır. Büyük bir kaya kütlesinin üzerindedir. Kalenin doğu yamacındaki surlar: günümüze kadar sağlam olarak gelmiştir.

Kale içinde: günümüze uzanan önemli eserleriyle birlikte tam bir kültür hazinesi olarak tanımlanır. Kalenin bulunduğu bölgede; kireçtaşı bölümde doğal aşındırmalar sonucu oyulan mağaralarda ise, Neolitik çağdan bu yana insanların yaşadıkları belirlenmiştir. Bu mağaralar: her yere çıkışlarının bulunmasıyla önem kazanırlar. Savaş zamanında gizlenmek amacıyla kullanılmışlar, bunun dışında ise, yiyecek maddelerinin depolanması için kullanılmışlardır.

Mağaralar içinde: yer altı mezarları, keşişlerin yaşadıkları odalar, tapınaklar ve zirai amaçla kullanılan bölümler bulunmaktadır. Ayrıca: yine kayalar oyularak merdivenler, yağmur suyu olukları, su kanalları, gıdaların saklandığı depolar, ibadet hücreleri ve taştan binalar yapılmıştır.

Kalenin altındaki mağaralar ise, uzunca bir dönem zindan olarak kullanılmış ve Han’a karşı gelen muhalifler, buralara atılarak cezalandırılmışlardır.

Burada bulunan “Canike Hanım Türbesi” ziyaret edilmektedir. Canike Hanım: Altınordu Hanı Toktamış Han’ın kızıdır ve Kırım bölgesinde tanınmaktadır. 1437 yılında vefat ettiğinde, bu türbe yaptırılmıştır.

 

Sviato Uspensky Mağara Manastırı

Burası: Çufutkale yolu üzerinde, 8’nci yüzyıldan kalma, önemli bir Ortodoks dini yapısıdır. Manastır: Rumlar tarafından, vadi üzerinde kireçtaşı duvarlar oyularak yapılmıştır.

Manastır: söylenenlere göre: Trabzon’daki Sümela Manastırına bağlı olarak faaliyet gösteriyormuş. Bu özelliği ortaya çıkınca: 2000 yılından sonraki süreçte, Rusya’da bulunan birçok Ortodoks zengin: buraya milyonlarca dolar yardımda bulunmuşlar ve manastır ve çevresi tamamen yeniden düzenlenmiştir.

Çünkü: Rusya’da, Ortodokslar, kendileri tarafından yapılmayan bu tür yapıları yeniden düzenleterek, kendileri tarafından yaptırılmış gibi bir izlenim yaratmaya çalışmaktadırlar.

Burayı ziyaret ederseniz, burası hakkında anlatılan bir efsaneden de söz etmek istiyorum. Şöyle ki: anlatılanlara göre “bir zamanlar, bu kayalıklarda dolaşan bir çoban: kayalıkların tepesinde, bir mum tarafından aydınlatılan bir “Meryem Ana İkonu” görür.

Bunu çevresinde anlattığında ise, bölgenin Prensi: bu ikonun, sarayına getirilmesini emreder ve ikon: yerinden alınarak Prensin sarayına getirilir. Ancak: ertesi gün, ikonun sarayda konulduğu yerde olmadığı ve eski yerine, yani kayalıkların tepesine gittiği anlaşılır.

Daha sonra, ikon, birkaç kez daha yerinden alınır ve farklı yerlere götürülür ancak her seferinde, kayalıkların tepesindeki eski yerine geri döner. Sonunda: insanlar, ikonun kayalıkların tepesinde bulunduğu yerde kalmasına karar verirler.

Böylece: 15’nci yüzyılda, kayalıkların 20 metre yukarısında, bir mağara içine, küçük bir şapel yaparlar ve ikon bu şapelin içine yerleştirilir. Evet, bu vadiyi ziyaret ettiğinizde: burada 6’ncı yüzyıldan kalma mezarlar bulunduğunu görebilirsiniz. Tarihi süreç içinde, buraya önce Rumlar ve ardından Cenevizliler yerleşmiştir.

Ancak: Tatarların bölgeye hakim oldukları dönemde de manastır din işlevini sürdürmüştür. Hatta: yine aynı dönemde, Tatarlar tarafından tutulan bazı Rus mahkumların: burada hizmet verdikleri söylenir. Ancak: Komünist dönemde, manastır işlevini yitirmiş ve 1917 yılında, hükümet tarafından 7 yıllık bir süreç için kapatılmıştır.

1990’ların başlarında ise, keşişler yeniden manastıra dönmüşler ve yapılan restorasyon faaliyetleri sonucunda: özellikle orijinal ikonların restore edilmesiyle manastır yeniden dini işlevini sürdürmeye başlamıştır.

Burayı ziyaret ederseniz: özellikle, manastırın girişinde bulunan “Aziz George” duvar boyamalarını görmenizi öneririm. Bu resimlerde bulunan “St George Kalkanı”: 15’nci yüzyıldan sonraki süreçte: Moskova şehrinin yani Rusya imparatorluğunun başkentinin armasıdır.

 

Keçi Kanyon

Burası: Bahçesaray merkezine bağlı Koşdeğirmen ve Pıçki köyleri çevresindeki büyük bir dağ kütlesidir. Burada: 9’ncu yüzyılda inşa edilen ve daha sonraki dönemde Tatarlar tarafından tahrip edildiği düşünülen bir manastır kalıntısı bulunmaktadır. “Aziz Anastasia Manastırı” olarak isimlendirilen yapı: 1850 yılında, Keçi Kanyonunda inşa edilmiştir ve 1921 yılında kapatılmıştır.

Yapı bulunmasa da, burada bulunan su kaynağı, günümüzde Ortodoks hacılar için bir ziyaret yeri haline gelmiştir. Bu kaynakta bulunan suyun: şifa dağıttığına inanılmaktadır. Bunun dışında, Keçi Kanyonunda, halen ibadete açık bir kilise bulunmaktadır.

Büyük Süren köyü ve Süren Kalesi: Bahçesarar merkezine bağlı Büyük Süren köyünde bulunan tren istasyonunun: Tatarlar arasında büyük önemi bulunmaktadır. Çünkü: sürgün döneminde, bölgede bulunan birçok Kırım Tatarı: buradaki istasyondan tren vagonlarına bindirilerek, Orta Asya çöllerine, Ural dağlarına ve Sibirya’ya sürülmüşlerdir.

Ankara Ulus Roma Tiyatrosu

Ankara Ulus Roma Tiyatrosu

Ankara şehrinde, Roma hamamında bulunan bir heykelin kaidesi üzerindeki yazıtta “Dionysos” şenlikleri hakkındaki bir kararnamede, şehirde bulunan tiyatrodan söz edilince: antik dönemde Ankara’da bir tiyatronun varlığı öğrenilmiş ancak yeri uzun süre bulunamamıştır.

Yazıtta: Ulpis Aelius Pompeianus isimli şahsın Agonluğu sırasında çıkarılan bir kararnamedir ve üzerinde: tiyatronun belli bir yerine konulduğu yazılıdır.

Bu yazıtlara rağmen tiyatronun yeri uzun süre bulunamamıştır. Ancak 19. yüzyılın ilk yarısında Anadolu’yu gezen İngiliz gezgin W.J.Hamilton: antik Ankara tiyatrosunun yerini ve kalıntılarını tespit etmiştir. Aynı yüzyılın ikinci yarısında G.Perrot-E.Guillaume, yine burada çevrede gördüğü blokların bir tiyatroya ait olabileceğini yazmışlardır.

Yine de: 1983 yılına kadar, burada bir tiyatro bulunduğu anlaşılamamıştır. 1983 yılına gelindiğinde: Ankara Umum Kunduracılar Kooperatifi: iş hanı yapmak üzere burada bulunan araziye satın almıştır.

Arazide hafriyat yapılarken eski eserlerin dozerler tarafından tahrip edildiği haberi gelir, aynı gece Ankara valiliğinden inşaatı durdurma yazısı çıkar ve 16 Mart 1983 tarihinde Anadolu Medeniyetleri Müzesi yetkilileri buraya müdahale ederek, arkeolojik araştırmalara başlarlar.

25 Şubat 1992 tarihinde burası Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Ankara Ulus Roma Tiyatrosu

MİMARİ YAPISI

Tiyatro: birçok dönem tiyatrosunda olduğu üzere: yerli kayanın oyulması ve doldurulması ile elde edilen oturma sıraları ve moloz taş ve harç dolgusu kullanılarak yapılmıştır.

Yazılı belgelerin ve ele geçen buluntuların ışığında: tiyatronun Roma döneminde MS. 1’nci yüzyılın ikinci yarısı ile 2’nci . yüzyılın başlarında yapıldığı düşünülmektedir.

Yapının ölçüleri: 50 x 43.5 metredir. Yapıda büyük ölçüde Ankara taşı kullanılmış, yer yer de mermer kullanılmıştır. Yamaca yerleştirilen yapı, vadiden yani Hatip Çayından gelecek hava sirkülasyonuna açıktır.

Dolayısı ile bu yapının hem topoğrafya ve hem de klimatik açıdan Vitruvius’un tiyatro inşaatı için uygun gördüğü kurallara uymaktadır.

Cavea: iki bölümden oluşmaktadır ve doğal bir tepe yamacına, ana kaya tıraşlanarak; 3 derece kuzeybatı yönünde inşa edilmiştir. Bu inşa yönü ile, Anadolu’da bulunan diğer 101 tiyatrodan yalnızca 10 tanesine benzerlik göstermektedir. Kuzeydoğu bölümünde duvarın ana kayaya yaslandığı alan Roma betonu ile desteklenmiştir.

Yarım daireden daha büyük “D” biçimli bir plana sahip olan cavea, üç merdiven sırası ile dört bölüme ayrılmıştır. Oturma sıralarının tamamı ve bunların alt yapıları tamamen tahrip olmuştur. Yani: cavea’ya ait hiçbir oturma basamağı ele geçirilememiştir. Ama, tiyatronun tahminen 3000-5000 kişilik bir oturma kapasitesine sahip olduğu düşünülmektedir.

Doğuda ve batıda: orkestraya girişi sağlayan iki tane parados (yan giriş) bulunmaktadır.
Skene (sahne) binası: orkestraya 5 kapı ile bağlanmaktadır ve batıdadır.

Tiyatro: Roma döneminden sonra da yapılan bazı değişiklikler ile Bizans döneminde de kullanılmaya devam edilmiştir. Ancak: Bizans döneminde: iki evreli değişikliğe uğramıştır. Birinci değişiklikte: orkestra bölümü, su oyunlarının düzenlendiği bir havuza dönüştürülmüştür.

İkinci değişiklikte ise: Skene (sahne) binasının içi ve doğu paradosa bitişik tonozlu bölümlerin, başka bir amaçla kullanıldığı düşünülmektedir.

Geç Bizans döneminde ise, bilinmeyen bir tarihte, bilinmeyen bir nedenle tiyatro tahrip olunca oturma sıraları kaldırılmış ve kale surlarının restorasyonunda kullanılmıştır.

Buna rağmen: yarım daire biçiminde bir orkestrası ve iki diozoması ile tiyatro tipik Roma tiyatrosu görünümündedir. Anadolu’daki diğer tiyatrolarla karşılaştırıldığında küçük tiyatro gurubuna girer.

Evet: tiyatro Geç Bizans döneminde bilinmeyen nedenle kullanımdan kalkmış ve tiyatronun bulunduğu bölgeye Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde seramik ve cam atölyeleri kurulmuştur. Zamanla bunlarda terk edilmiş ve tiyatronun bulunduğu yer bölgenin çöplüğü olarak kullanılmaya başlanmış ve unutulmuştur

Ankara Ulus Roma Tiyatrosu

ARKEOLOJİK KAZILAR

1982-1986 yılları arasında yapılan çalışmalarda: kazı alanının kuzeyinde bulunan yoğun gecekondular bu alandaki çalışmaları engellemiştir. Ancak bu gecekondular bu dönemde yıktırılmıştır. 1982-1986 yılları arasında, tiyatronun scenesi, proscenesi ve orkestrası kazılmış ve burada önemli plastik eserler ortaya çıkarılmıştır.

Bu çalışmalarda: Roma imparatoru Crispus’a (MS. 317-326) ait bir bronz sikke ve İmparator II. Constantinus (MS. 337-361) dönemine ait bir bronz sikke bulunmuştur. Ayrıca 1923 tarihli bir adet 5 kuruş bulunmuştur. Bunlar günümüzde Anadolu Medeniyetleri Müzesinde alt katta sergilenmektedir.

2009 yılındaki kazı çalışmalarında; scenenin kuzeydoğu tarafında yapılan çalışmalar sonucunda scene duvarı ortaya çıkarılmıştır. 2010 yılındaki çalışmalarda: 1980’lerde yıkılan gecekondulara ait moloz atıkları, asfalt parçaları ve gecekondulara ait tesisat kalıntıları temizlenmiştir.

Sahne binasının batı kısmı ve İslami döneme ait seramik ve cam atölyesinin tamamını ortaya çıkarmak için, tiyatronun batısında da çalışmalar sürdürülmüştür.

Bu çalışmalarda bir miktar Bizans-Osmanlı dönemi yeşil sırlı ve kırmızı astarlı seramikler, cam ve pipo yapımında kullanılan lüleler, okunamayacak kadar kötü durumda olan sikkeler ve üzerinde Hıristiyanlıkla ilgili tasvirler bulunan bir adet madalyon çıkarılmıştır.

Öte yandan: tiyatro binasının kuzeyi boyunca devam eden Bizans dönemine ait su kanalı, sağlam durumda ele geçirilmiştir.

2010 yılındaki çalışmalarda: daha önce açığa çıkarılan tiyatroya ait blok taşlar, alanın kuzeyine ve batısına depolanmıştır. Ancak kazı çalışmalarını engelleyen, tiyatroya ait 280 blok taş, numaralandırılarak 2009 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yıkılan İlksan Öğretmen evinin bulunduğu alana taşınarak depolanmıştır.

GÜNÜMÜZ

Evet tiyatro Bakanlığın teşviki ve Büyükşehir Belediyesinin katkıları ile restorasyona tabi tutulmuştur. Ancak bu restorasyon çalışmaları başlangıcında: cavea yani oturma sıralarının ilk bölümleri beyaz mermerle yeniden yapılmaya başlanınca, bunun yapının orijinal haline aykırı olduğu belirtilerek durdurulmuştur.

Böylece: tiyatro kalıntıları kaderine terk edilmiştir. Üzerinde hiçbir yazı veya plan yoktur. Zaten insanların sokulmadığı bu alan köpeklerin mekanı olmuş, hatta Suriyeli göçmenler de bir ara burayı mesken tutmuşlardır.

Kapısında zincirli kilitler bulunan burayı ziyaret etmek isterseniz: Ankara kalesine çıkan yoldan yani üstten burayı izleyebilirsiniz.