Düzce

Düzce

 

Yaşamımın en güzel 5 yılı, bu bölgede, daha doğrusu Bolu’da geçti. Ancak, bu sırada Düzce bir il değildi ve Bolu ile Düzce arasında sürekli gidip-gelir ve bu şirin yöremizi tanıma fırsatımız olurdu. Düzce denilince, bugün büyük ve modern bir yer hatırlıyorum.

Ama, özellikle: ülkemizde, İstanbul çıkışlı belli başlı yolların buradan geçiyor olması, gerek eski dönemlerde ve gerekse otoban yapıldıktan sonraki dönemlerde, buraların hızla kalkınmasını, ülkemiz insanlarının birçoğu tarafından bilinip tanınmasını sağladı.

Belli bir yaş ta olanların hepsi, Düzce yöresini bilir ve hatta “tütün kolonyasını” tanır. Günümüzde, her ne kadar Bolu dağı tüneli açılmış olması ve Bolu dağı üzerindeki trafik yoğunluğunun azalması ortaya çıkmışsa da, Bolu dağı üzerindeki bir çok et lokantası ve mola yeri kapanmış, bu yoğunluk, Düzce’yi geçtikten sonra Kaynaşlı yöresinde yoğunlaşmıştır.

Düzce

ULAŞIM

Düzce: Ankara-İstanbul arasındaki TEM otoyolu üzerindedir. Ayrıca: D-100 karayolu da, il merkezinden geçmektedir.

Düzce-Karadeniz arasındaki uzaklık: 30 km. Düzce-Ankara arasındaki uzaklık: 241 km. Düzce-İstanbul arasındaki uzaklık: 205 km. Düzce-İzmir arasındaki uzaklık: 550 km. Düzce-Bolu arasındaki uzaklık: 45 km. Düzce-İzmit arasındaki uzaklık: 117 km. Düzce-Adapazarı arasındaki uzaklık: 69 km.

Düzce

TARİHİ

Bölgedeki ilk yerleşimcilerin, MÖ.1400-800 yılları arasında, Hititler olduğu bilinmektedir. Daha sonraki dönemde, önce Bitinyalılar ve daha sonra Romalılar görülür. Özellikle, Romalılar döneminde, bölge gelişir. Bizanslılar ile birlikte, yörenin gelişimi hızlanır.

Hatta: burası yani Düzce yerleşim yeri, o dönemlerde büyük bir bataklık iken, Romalılar tarafından kurutulmuş ve yerleşime açılmıştır. Bu yüzden: en küçük bir depremde, büyük hasarlar ortaya çıkmaktadır. Adı gibi, dümdüz bir yer.

1323 yılına gelindiğinde, Orhan Gazi’nin komutanlarından Konuralp Bey, yöreyi ele geçirir. O dönemdeki yerleşim yerinin ismi: Gümüşabad.

Daha sonra ise: Üskübü olarak anılır. 1871 yılına gelindiğinde ise, ilçe merkezi, günümüzde Düzce’nin bulunduğu yere taşınır. D-100 karayolu ve TEM otoyolunun buradan geçmesi, yörenin hızla gelişmesini sağlar.

Ancak: 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremleri, yörenin tarihinde acı bir doğa olayı olarak yazılır. 9 Aralık 1999 tarihinde ise, il statüsüne kavuşur.

Düzce denilince, tarihi süreç içinde: burada yaşaman ve hatta yakın zamanlarda yaşanan depremler, öne çıkmaktadır. 12 Kasım 1999 tarihinde yörede meydana gelen ve merkez üssü Düzce olan depremde: büyük can ve mal kayıpları olmuştur.

Düzce

GENEL

Düzce: aktif deprem kuşağı üzerinde bulunmaktadır. Yani, 1’nci derece deprem kuşağındadır.

İl topraklarının: % 41’lik bölümü ormanlık alandır. Yörede: Karadeniz iklimi görülür ve buna bağlı olarak, kış aylarında yoğun kar yağışı görülür.

Yörenin ekonomik etkinlikleri hareketlidir. Özellikle: Akçakoca limanı, bölgenin denizle olan bağlantısını sağlar. Ama, yörenin ekonomik etkinliklerinin başında: orman ürünleri sektörü başı çeker.

Ayrıca: yivsiz av tüfeği ve tabanca üretimi de yapılmaktadır. Bunun dışında da, birçok sanayi tesisi bulunmaktadır. Tarım denilirse, yörenin toprakları tarıma elverişli değildir. Toprakların büyük bölümü, fındık bahçesi olarak kullanılmakta ve bunun sonucunda, büyük fındık üretimi yapılmaktadır.

Son olarak, Düzce yöresindeki insan profili, tam bir mozaiktir. Yani: Düzce yöresinde: Çerkez, Abhaz, Laz, Muhacir, Arnavut, Gürcü, Tatar, Boşnak ve Bulgar kökenliler yaşamaktadırlar. Farklı etnik kökenlere ve geleneklere bağlı bu insanlar, bir arada huzur ve bütünlük içinde yaşamaktadırlar.

DÜZCE ÜNİVERSİTESİ

Düzce Üniversitesi, 2006 yılında kurulmuştur. Kuruluş aşamasında, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi bünyesinden ayrılan bazı birimler, Düzce Üniversitesine bağlanmıştır.

Üniversite bünyesindeki fakülteler: Orman, Teknik Eğitim Tıp, Fen-Edebiyat, Mühendislik, İşletme, Teknoloji, Sanat Tasarım fakülteleridir. Yüksek okullar ise: Akçakoca Turizm İşletmeleri, Sağlık ve Yabancı diller yüksek okullarıdır.

Bunların dışında, üniversite bünyesinde şehir merkezinde bir Araştırma Hastanesi bulunmaktadır. Üniversite bünyesinde, günümüzde, 4200 öğrenci eğitim görmektedir. Akademik personel sayısı ise, 300’dür. Fakültelerin bir kısmı: şehir merkezine 8 km. uzaklıktaki Konuralp kampüsündedir.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Buraya yolunuz  düşerse, yerel lezzet olarak: Çerkez tavuğu, Arnavut böreği, katlama, sarı burma, Boşnak böreği tadabilirsiniz. Mısır ekmeği de tatmayı unutmayın.

Ayrıca, Düzce köftesini de mutlaka denemelisiniz. Şehir merkezinde, çok güzel “Arnavut köftecisi” var, burada Arnavut köftesi yanında, piyaz da yemelisiniz.

NE SATIN ALINIR

Düzce yöresinden gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için satın alabileceğiniz hediyelik eşyalar: fındık ve fındık ürünleri ve tütün kolonyası olabilir.

Bunun dışında: özellikle Kaynaşlı yöresinde, yol kenarlarında çok miktarda alışveriş mekanları bulunuyor. Buralardan: çanak-çömlek satın almak ta mümkündür.

GEZİLECEK YERLER

Düzce Büyük Cami

BÜYÜK CAMİ

İl merkezinde bulunan Büyük Cami: 1912 yılında dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. 1.10 metre kalınlığındaki dış duvarları moloz ve taş köşeleri kesme taştan yapılmıştır. Alt katlarında: doğu-batı cephesindeki 1.40 metre genişliğinde ve 3.42 metre yüksekliğinde, 5 adet pencerenin, üstü yuvarlak kemerli olarak, kesme taştan pervazlarla çevrilmiştir.

Doğu-batı yönünde, camiye girişi sağlayan, birer tane yuvarlak kemerli taş pervazlı tali kapı yerleştirilmiştir. Ana giriş kuzey cephesindedir. Kapının her iki üst köşesine, birer rozet işlenmiştir. Kapının üst kemerine “1910” yazılıdır. Caminin çatısı, ahşap olup piramit şeklindedir. Üzeri İspanyol kiremitle kaplıdır.

Caminin kuzey-batı köşesinde tek şerefeli bir minare vardır. Cami iç yapısında, 4 ayak üzerine, orta da büyük bir kubbe, dört tarafında dikdörtgen tonozlu kubbelerle desteklenmiştir. 1999 yılındaki depremde yıkılan cami yerine, dört kubbeli, iki minareli olarak yapılan yeni cami ibadete açılmıştır.

Yeniden yapılan cami, özgün yapısını büyük ölçüde yitirmiştir. Dikdörtgen planlı mimari tarzına sahip olan cami 2470 metre karedir.

Düzce Derdin Termal Tesisleri

DERDİN TERMAL TESİSLERİ

Şehir merkezinin 15 km. güneyindedir.

Kaplıcanın bulunduğu yerden, deniz seviyesinden 400 metre yüksekliktedir ve çevresi ormanlık alan ile çevrilidir.

Kaplıca sularının şifalı olduğu söylenen hastalıklar: mide, bağırsak ve safra kesesi rahatsızlıkları, karaciğer, böbrek ve şeker hastalıkları, deri hastalıklarıdır. Bölgede, konaklamak için küçük bir otel de bulunuyor.

Düzce Samandere Şelalesi

 

SAMANDERE ŞELALESİ

İl merkezine, 26 km. uzaklıkta: güneydoğuda, Samandere köyündedir. TEM otoyoluna 20 km mesafededir. Beyköy beldesine 15 km. İl merkezine 24 km. D-100 karayoluna 26 km uzaklıktadır.

Şelalenin kapladığı alan 10 hektardır. Bu alandaki akarsular, Uğursuyu ile birleşerek Efteni gölüne ulaşmakta, buradan da Büyük Melen suyu ile birleşerek Akçakoca sınırları içerisinden Karadeniz’e dökülmektedir.

Yaklaşık 500 metrelik dere boyunda: anıt ağaçlar tarafından çevrilen bölgede, ardı ardına 3 tane şelale var ve son şelale, döküldüğü yerde: cadı kazanı adı verilen derin bir bölüm oluşturuyor.

Samandere şelalesinde ağaçların arasından şiddetle akan sular, beyaz köpükler halinde dökülerek cadı kazanı içinde, derin kayalıkların arasında adeta kaynamaktadır.

Şelalenin arkasındaki kayanın içinde, doğal olarak oluşan mağara ile bir ara kaybolan sular, biraz ileride tekrar ortaya çıkarak akışını sürdürmektedir.

Özellikle bu “cadı kazanı” denen yer görülmeye değerdir. Şelale, tamamen doğal oluşu ve yapısı itibarıyla, Orman Bakanlığı tarafından Milli Parklar Kanunu gereğince: Türkiye’de tescil edilen ilk “Tabiat Anıtı” olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Zengin bitki örtüsünün, su sesi ile bütünleştiği şelalede: mesire ve piknik alanları, doğa yürüyüş parkurları, kamp alanları, orman içi dinlenme yerleriyle muhteşem bir doğa güzelliğine sahiptir.

Düzce Aydınpınar Şelalesi
Düzce Aydınpınar Şelalesi

 

AYDINPINAR ŞELALESİ

Aydınpınar köyü sınırları içerisindedir. İl merkezine, 10 km. uzaklıktadır. Burası: Güzeldere-Samandere şelaleleri arasında ve yol güzergahı üzerindedir. Arka arkaya dökülen 5 ayrı şelale kümesinden oluşmaktadır.

Burada: alabalık üretimi de yapılan, toplam 5 tane ardı ardına şelale bulunuyor. Bunların tümü: Aydınpınar şelalesi olarak isimlendirilmiştir. Aydınpınar şelaleleri, Düzce’nin önemli yürüyüş parkurlarından birine sahiptir.

Sağlıklı kişilerin yürüyebileceği orta zorluk ve orta zorluğu aşan parkurlar vardır. Gürgen, meşe, kestane gibi karışık yapraklı orman ağaçları arasında trekking, foto-safari, çadır kampı yapabilirsiniz. Bölgede bulunan 1’nci şelale, şelale-kaya tırmanışı için oldukça uygundur.

Özellikle Mayıs ayında, dağ çileği, Ağustos ve Eylül aylarında böğürtlenlerle renklenen vadi, tamamen Düzce’ye hakim bir konumdadır. Bölgede bulunan bungalov evlerde konaklayabilir, alabalık üretim tesislerinde yemek yemenin tadını çıkarabilirsiniz.

Düzce Sarıyayla Şelalesi

SARI YAYLA ŞELALESİ

Sarıyayla köyünde bulunan şelale, merkezden 10 km uzaklıktadır. Yeşillikler arasında güzel bir  doğa yürüyüşü ve şelale çevresinde düşen suyun eşliğinde piknik yapma olanağı sunmaktadır.

Düzce Kurugöl

KURUGÖL

İl merkezine bağlı Üç köprü köyüne 3.5 km. uzaklıktadır. Kurugöl köyünde bulunan şelale ve kanyon, ilçe il merkezine 14 km uzaklıktadır.

Düzce ve Kaynaşlı bölgesine hakim bir konumdadır. Orman Bakanlığı tarafından, göl çevresi: sülün yetiştirme sahası olarak belirlenmiştir.

Sülünlerin nesli tükenmektedir ve bu yüzden, göl çevresine salıverilen sülünler, kendi kendilerine, doğal ortamda yaşıyorlar, ama bir yandan avlanmaları tabii ki yasak. Kurugöl: günübirlik piknik yapılması için çok uygun.

Düzce Odayeri Yaylası
Düzce Odayeri Yaylası

 

ODAYERİ YAYLASI

İl merkezine bağlı Çınardüzü köyü sınırları içindeki Odayeri Yaylası, il merkezine 28 km mesafededir. Beyköy-Uğur köyü yolu üzerinde, orman yolu takip edilerek gidilen yayla 8.5 hektar ve 1200 metre yüksekliktedir. Bakir güzelliklere sahip olan Odayeri Yaylasında: asırlık ağaçlar arasında çadır kampı, trekking, foto-safari yapılabilir.

Olta balıkçılığına müsait dereler vardır. Ata binebilir, dağ bisikleti kullanabilirsiniz. Ayrıca yöre halkı tarafından, her yıl Ağustos ayında yayla şenlikleri düzenleniyor. Orman İşletme Müdürlüğüne ait binada, müstecir tarafından işletilen 2 adet ev pansiyonu mevcut olup 12 yatak kapasitelidir.

Düzce Sırık Yayla Göknar Tabiat Anıtı

SIRIK YAYLA GÖKNAR TABİAT ANITI

Merkez ilçe Çınardüzü köyü Odayeri bölgesi Sırıkyayla mevkiinde ormanlık alandadır. Göknar ağacı: 300 yaşlarındadır. Boyu 70 metre, çapı 1.36 metre ve çevre genişliği 6 metredir. 1000 metre karelik alan, 2002 yılında tescil edilmiştir.

Düzce Torkul Göleti ve Yaylası
Düzce Torkul Göleti ve Yaylası

 

TORKUL GÖLETİ VE YAYLASI

İl merkezi Uğurköyü sınırları içinde bulunan Torkul Göleti ve Yaylası, il merkezine 34 km mesafededir. Torkul göleti, 1251 metre yükseklikte bulunan Torkul yaylası içerisinde, volkanik çöküntüden oluşmuş 5000 metre karelik alana sahip tabii bir gölettir. Alanın tamamı ise 78801 metre karedir.

Gölet çevresinde bulunan kayın, köknar, gürgen, kestane, akçaağaç, karaçam gibi ağaçların panoramik görüntüsü eşliğinde piknik, olta balıkçılığı, foto safari, çadır kampı yapabilir, Torkul ve Odayeri Yaylaları arasındaki 6 km mesafede trekking turları gerçekleştirebilirsiniz.

Düzce Balıklı Yaylası

BALIKLI YAYLASI

Gölormanı köyü sınırları içinde, Elmacık dağları üzerinde bulunan yayla, Düzce il merkezine 36 km uzaklıktadır. 1400 metre yükseklikteki yayla 46 hektar alana sahip olup, çevresi çam, gürgen ve kayın ormanları ile çepeçevre sarılmış, kendinizi huzur içinde hissedebileceğiniz bir yerdir.

Düzce’nin en güzel yaylalarından biri olan Balıklı Yaylası, ortasından geçen su kaynağı ile de oldukça dikkat çekicidir. Balıklı Yaylası, çadır kampı, doğa yürüyüşü, foto safari gibi aktiviteler için oldukça uygundur.

Düzce Eftani Gölü ve Kaplıcası

EFTANİ GÖLÜ VE KAPLICASI

Düzce-Gölyaka kara yolu üzerinde, il merkezinin 18 km. batısında, Efteni gölü yanındadır.

Burada: üç havuz var. Ayrıca: konaklama evi ve pansiyonlar bulunuyor. Kaplıcadaki suyun, özellikle romatizmal hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir.

Zonguldak Devrek

Zonguldak Devrek

Bilmiyorum, ne kadar doğru olur, ama “Devrek” denilince, benim aklıma hemen “Baston” geliyor. Şöyle ki, “Baston her yerde Bastondur, üzerinde sanat eseri varsa o “Devrek Bastonu” dur. Buna belki şöyle bir eklenti yapılabilir, aslında Zonguldak’tan eski ama günümüzde tam bir emekli kasabası olmuştur.

Evet, muhteşem sanat eseri olarak “baston” denilince, ülkemizde, yalnızca “Ahlat” ve “Devrek” geliyor.

ULAŞIM

İlçenin, il merkezine uzaklığı: 60 kilometredir. Devrek-Mengen arası uzaklık: 36 km. Devrek-Bartın arası uzaklık: 50 km.

TARİH

Devrek, denizyolu güzergahında olması nedeniyle, çok önemli ve stratejik bir konuma sahiptir. Fatih Sultan Mehmet, 1460 yılında, Amasra’nın fethine giderken, bu yol güzergahını kullanmıştır.

Zonguldak Devrek

GENEL

İlçe, genellikle yüksek bir arazi üzerine kurulmuştur ve topraklarının büyük bir bölümü, ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlar, ülkenin en zengin ormanları olarak tanımlanıyor. Bu ormanlar: iğne yapraklı çam, yayvan yapraklı meşe ağaçlarından oluşmaktadır. Denizden yükseklik: 100 metredir. Ekonomik olanaklar değerlendirildiğinde: ilçe halkının çoğunluğunun, Demir-Çelik Fabrikalarında çalışmak üzere, Ereğli’ye göçtüğü anlaşılmaktadır.

İklim değerlendirildiğinde, ilçede dört mevsim yağışlı geçen, ılıman deniz ikliminin hakim olduğu görülür. İlçenin içinden bir çay geçiyor. Bu “Devrek çay” ıdır ve Filyos çayına karışarak, Karadeniz’e dökülür. Devrek denildiğinde: burada bulunan Jandarma Eğitim Birliği de öne çıkıyor.

Çünkü: tarihi süreç içinde, birçok asker adayı, burada acemi eğitimini tamamlamış ve daha sonra başka yerlere, askerlik hizmetini tamamlamak üzere gitmişler. Yani: kısa süreli de olsa, birçok insan için, Devrek bir süre yaşanılan bir yer olarak hafızalarda yer etmiştir. Tabii, burada birkaç yıllık süreçte görev yapan personeli de unutmamak gerek.

Zonguldak Devrek

BASTONCULUK

El sanatı açısından, yörenin simgesi olmuştur. Yaklaşık, 500 yıldır, yörede baston yapılmaktadır. Günümüzde, daha geliştirilerek yapım sürdürülmektedir.

Bastonculuğun, tarihi geçmişine gelince: Mısır’da, İngilizlere esir düşen, Devrekli marangoz ustası Ali Rıza Efendi tarafından, bastonculuk, İngilizlerden öğrenilmiş ve Devrek’te yapılmaya başlanmıştır. Takip eden dönemdeki önemli bastoncu ustaları: Aziz Salman Usta, Münteka Çelebi Usta.

Zonguldak Devrek Baston

Klasik Devrek bastonunda: gövde kızılcık, sap ceviz ağacıdır. Gövdesinden başlayarak, sap kısmına doğru dolanmış, iki yılan motifi bulunur. Günümüzde ise, bastonlar, değişik malzemeler ve motiflerden üretilmektedir. İlçede, her yıl, Temmuz ayının, üçüncü haftasında “Devrek Baston ve Kültür Festivali” düzenlenmektedir.

NE YENİR.NE İÇİLİR

Devrek’te: asma yaprağından sarılan ve sıcak yenen, etli yaprak sarmasını denemelisiniz. Zeytinyağlısı da var. Bunun dışında, cevizli ev makarnası da olabilir.

Bunların dışında: burada, Devrek simidi ve cevizli ekmek tatmalısınız. Hatta, cevizli ekmekten satın alıp, yakınlarınız için götürebilirsiniz. Simit yemeyi unutmayın.

Zonguldak Devrek

NE SATIN ALINIR

Mutlaka ve mutlaka baston satın almalısınız. Şu an için belki bir bastona ihtiyacınız bulunmadığını düşünüyorsunuz, ancak gelecek dönemlerde, mutlaka baston gerekebilir. Siz, Bastoncular Çarşısına mutlaka uğrayın ve hoşunuza giden ve uygun fiyatlı bir baston satın alın.

GEZİLECEK YERLERİ

Zonguldak Devrek Bostandüzü Ormaniçi Dinlenme Kampı

BOSTANDÜZÜ ORMAN İÇİ DİNLENME ALANI

İlçe merkezine, yaklaşık 11 km. uzaklıktadır. Özellikle, hafta sonu ve tatil günlerinde, büyük kalabalıklar görülüyor. Piknik ve dinlenme alanı olarak kullanılan burada, rahatlıkla mangal da yakılabiliyor. Şehir yoğunluğundan sıkılıp, bunalanlar için ideal. Sizler de, buralara yapılacak herhangi bir gezide, bu dinlenme alanında, kısa bir mola verebilirsiniz.

Zonguldak Çaycuma gezi yazım hakkında Çaycuma

Zonguldak Karadeniz Ereğli

Zonguldak Karadeniz Ereğli

Muhteşem güzel bir yer, belki de söylendiği gibi, “Küçük İstanbul” da deniliyor. Başka bir ifadeyle “Çelik ve Çilek” diyarıdır. Bu çelik diyarında muhteşem bir hava kirliliği olduğu söyleniyor. Yani, güzel sahil kıyısında yaşayan insanlar, hava kirliliğinden şikayetçiler.

Bu arada: ülkemizde, üç “Ereğli” bulunduğunu da belirtmekte yarar var. Umarım, aradığınızda, Karadeniz Ereğli karşınıza çıktığında, Konya veya Marmara Ereğli bölgelerini düşünmemiş olursunuz.

Zonguldak Karadeniz Ereğli

ULAŞIM

Akçakoca-Zonguldak il merkezi arasında olup, Akçakoca’ya 32 km. ve İl merkezi olan Zonguldak’a: 50 km. uzaklıktadır. Akçakoca-Ereğli arasındaki yol gayet güzel, rahat bir yolculuk yapılıyor.

Ulaşım iki yoldan geliş ve gidiş ayrı olarak yapılıyor. Özellikle gidiş yolu üzerinde birçok tünel bulunuyor, bu tünellere girerken hız limitlerini aşmayın, çünkü tünel girişlerinde radar kamerası bulunuyor.

Ereğli’nin hemen girişince “Gülüç Belediyesi” vardır. Burası deniz kıyısında değil, içeride kalıyor, yani kıyıdan uzaktır. Ancak, buraya girerken ilk dikkati çeken “K.ATATÜRK İMZASI” dır. Bunu buraya koyan yetkililere teşekkürler.

Yine, şehre girişte hemen solda büyük bir otel vardır. Ereğli’nin girişi sahilden uzak, normal bir şehir gibi, girişten bir süre sonra, sahil bölümüne ulaşılıyor.

Aslında zaten şehir, sahile doğru değil, karaya doğru Zonguldak yönünde ilerlemiş, sahil küçük bir şerit olarak kalmıştır. Hatta, Ereğli Otobüs Terminali bile, şehir merkezine bayağı uzaktır.

Bunun dışında, Karadeniz Ereğli’nin , diğer belli başlı merkezlere olan uzaklığı: Ankara: 300 km. İzmir: 667 km. İstanbul: 280 kilometredir.

Zonguldak Karadeniz Ereğli

TARİH

Antik dönemde, ilçe: Megaralı ve Boiotialı kolonilerce kurulmuştur. Kurulan bu yerleşim yeri, takip eden dönemde, Herakleia Pontica olarak isimlendirilmiştir. Yani, ismini, Yunan mitolojisinin ünlü kahramanı Herkül (Herakles) den almıştır.

Takip eden tarihi süreçte: bölgede egemenlik kuran medeniyetler şunlar: Frig, Kimmer, Asur, Med, Mekadon, Roma, Bizans, Ceneviz, Selçuklu ve 1320 tarihinde Osmanlılar.

Zonguldak Karadeniz Ereğli

GENEL

Doğal bir liman konumundadır. Kale tepesi, 150 metre yükseklik ile, ilçenin en yüksek noktasıdır. Hemen altından başlayan ve kıyıya doğru genişleyen alandaki tepe eteklerinde, ilçe merkezi kurulmuştur.

Ülkemizin ikinci büyük “Demir-Çelik Fabrikası” 1960 yılında, burada kurulmuş ve bölgenin ticari hayatında önemli bir gelişme göstermesine neden olmuştur. Zaten ilçeye girişte, sol da deniz kıyısında hemen Demir Çelik Fabrikası tesisleri ve gemi yapım atölyelerini göreceksiniz.

İlçenin en eski mahalleleri, Orhanlar ve Süleymanlar Mahalleleridir. Bu mahalleler, Osmanlı döneminde kurulmuş ve isimlendirilmiştir. Ancak, Kale tepe eteklerindeki bu mahalleler, Ereğli Demir-Çelik Fabrikalarının kurulmasıyla, dış göç almış ve nüfus patlaması yaşanmıştır.

Yalnızca, Erdemir Fabrikalarında, 10 000 civarında işçi çalışmaktadır.

Tüm bunların yanında: Karadeniz Ereğli bölgesinde: Türkiye’nin en büyük yükleme ve boşaltma imkanları bulunan büyük bir liman ve balıkçı barınakları ve uluslar arası nitelikteki tersaneler bulunmaktadır. Bu tersanelerde, balıkçı  tekneleri üretiliyor.

Zonguldak Karadeniz Ereğli Fetih Çınarları

FETİH ÇINARLARI

Karadeniz Ereğli ilçesinde, 8 tane çınar ağacı var. Bunlar: Fatih Sultan Mehmet’in fermanıyla, İstanbul’un fethinin ardından dikilmiştir. Günümüzde, bunlar, Anıtlar Yüksek Kurulu kararıyla, koruma altına alınmıştır.

Yaşlarının, muhtemelen 550 civarında olduğu düşünülüyor. Ancak, koruma altındaki çınarlar, çeşitli nedenlerle hastalanıyor.

1960’lı yıllardan önce, Karadeniz Ereğli yöresinde: yöneticiler, sanatçılar ve halk, Çınaraltı dedikleri çınarların altında sık sık toplanırlarmış. Ancak, daha sonra biten bu sosyal etkileşim, 1994 yılından sonra yapılan çevre düzenlemeleriyle, yeniden sağlanmaya çalışılmıştır.

Günümüzde, Karadeniz Ereğli halkı ve ziyaretçiler, bu çınarların bulunduğu bölgelerdeki sosyal ve dinlenme alanlarından yararlanmaktadırlar.

Sizler de, Ereğli’de bulunduğunuzda, bu çınarları gördüğünüzde, ifade ettikleri anlamı ve özellikle yaşlarını düşünerek, bu ağaçların önemini hissedebilirsiniz.

UZUN MEHMET

Bahriye Nezareti: askerlere, kömür parçalarını gösterir ve gittikleri memleketlerinde, bu siyah taşları aramalarını söyler.

1829 yılında, Ereğli’nin Kestaneci Mahallesinde yaşayan Uzun Mehmet; Ereğli’nin Köseağzı bölgesinde, bunları bulur ve böylece, Türkiye sanayinin ve bugün Zonguldak halkının başlıca geçim kaynağını oluşturan Taşkömürü ortaya çıkar. Uzun Mehmet; 5000 kuruş para ödülü ve 600 kuruş maaşla ödüllendirilir.

İlk fiili kömür üretimi: 1848 yılında, Hazine-i Hassa tarafından, havzanın Galata sarraflarına kiralanmasıyla gerçekleşir. Bu idare altında, yaklaşık 40-50 in ton kömür üretimi gerçekleştirilir. 1854 yılında, Kırım savaşı başlayınca, kömür üretimi yetkisi İngilizlere geçer.

1864 yılında ise, bir maden nazırlığı kurulur. Bu dönemde: havzada büyük gelişmeler olur, tren hatları döşenir. Üretimde büyük artışlar olur ve 1907 yılında, yıllık 735 bin tonluk üretim sağlanır. I. Dünya savaşı sırasında üretim durur. Savaş sonunda ise, bu kez, üretim Fransızların kontrolünde yapılmaya başlanır.

Ancak, maden kömürünü ilk bulan olan Uzun Mehmet, aynı zamanda, bu siyah taşın ilk şehidi de olur. Her yıl, 8 Kasım tarihinde, Kestaneci Mahallesinde, Uzun Mehmet’i anma töreni düzenleniyor.

Zonguldak Karadeniz Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları

 

EREĞLİ DEMİR VE ÇELİK FABRİKALARI (ERDEMİR)

28 Şubat 1960 tarihinde, yassı demir-çelik ihtiyacını karşılamak üzere kurulmuştur. Tesis, 1965 yılında fiilen işletmeye alınmıştır. Sürekli gelişen Erdemir, 1990 yılından sonra kapasitesini arttırmıştır. 2002 yılında ise, Özelleştirme faaliyetlerine başlanmıştır.

Ancak: Çelbor tarafından üretilen: dikişsiz borular, buhar kazanları, petrokimya tesisleri, silah sanayi, hidrolik sistemler gibi endüstriyel alanlarda kullanılmakta olup, stratejik öneme sahiptir. Bu yüzden: özelleştirme faaliyetlerinde, yerli firmalar değerlendirilmiş ve OYAK tarafından özelleştirilmiştir.

Evet, Türk Sanayinin gururu olan Erdemir, 9 şirketi ve 15 bin çalışanı ile, yörede bir güç haline gelmiştir.

Zonguldak Karadeniz Ereğli Karadeniz Bölge Komutanlığı

KARADENİZ BÖLGE KOMUTANLIĞI

Karadeniz Ereğli ilçesinde, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı, Karadeniz Bölge Komutanlığı bulunmaktadır.

Özellikle: ERDEMİR’den, Karadeniz Bölge Komutanlığı tesislerine kadar uzanan sahil yolunda, muhteşem güzel çiçekler arasında, mutlaka bir gezinti, yürüyüş yapabilirsiniz.

Asker veya asker emeklisi kişiler, çeşitli kayıt formalitelerinden sonra, buraya girebiliyorlar. İçeride bir sosyal tesis var, küçük bir motel (2 katlı ve az sayıda odası bulunan) ve deniz kıyısında, pek fazla yemek çeşitliliği olmasa da bir restoran var.

Peki plaj yani denize girmek mümkün mü? derseniz. Duyduğuma göre, Askeri bölgenin plaj bölümünde bakım ve yenileme çalışmaları varmış ve 2018 yılı boyunca plaj hizmete açılmayacakmış.

ELPEK BEZİ

Elpek bezi: keten liflerinden üretilmektedir. Antik çağlarda: burada üretilen yelken bezi ve dokumalar, günümüzde Elpek bezi olarak üretime devam etmektedir. K.Ereğli; Karadeniz kıyısında ve çevresi dağlarla çevrili olduğundan, yıllık nem oranı çok yüksektir.

Bu yüzden, burada yaşayan insanlar vücutlarının nemden etkilenmemesi için, ketenden üretilen elpek bezine aşırı ilgi gösterirler ve yüzyıllardır, bunu giyim malzemesi olarak kullanmışlardır. İlçe merkezine bağlı, Kandilli Beldesinde, elpek bezi dokuma tezgahları var.

Siz: burayı ziyaret ettiğinizde, sahil bandı üzerinde bulunan “Elpek Evi” denilen yerde sergilenen, elpek bezinden yapılmış dokuma örneklerinden satın alabilirsiniz.

Zonguldak Karadeniz Ereğli Osmanlı Çileği

OSMANLI ÇİLEĞİ

Çileğin ekimine, ilk olarak, 1920’li yıllarda, K.Ereğli’de başlanmıştır. İstanbul bölgesinden getirilen çilek, bölgede bulunan yerli çilekle etkileşim sürecine girmiş ve ortaya: Osmanlı çileği denilen, nazik ve aromalı bir çilek türü çıkmıştır.

1960’lı yıllarda, Osmanlı çileğinin üretimi, burada iyice yoğunlaşır ve ünü, ülke geneline yayılır.

Özellikle, Osmanlı çileğinden yapılan likör, Avrupa’da aşırı ilgi çeker. 1960’lı yıllardan sonra, çilek üretiminde gerileme başlar.

1994 yılında, Belediye tarafından, çilek üretimi desteklenir ve günümüzde, çilek üretimi, bölgede yine yoğun olarak sürdürülmeye başlanır. Osmanlı çileği: Haziran ayı başında ilk meyvelerini vermeye başlar ve Haziran ayı sonunda ise, tamamen biter.

Hassas yapısı nedeniyle sabah saatlerinde toplanır ve 1-2 saat içinde hemen satışa çıkarılır. Toplanan çileğin, açık havadaki dayanma ömrü, yaklaşık 15-20 saattir.

Bu yüzden hemen tüketilmesi uygun olur. Sizler  de, bu  tarihlerde K. Ereğli’de bulunursanız, bu çileğin mutlaka tatmalısınız. Olur da çilek sezonu dışında buraya giderseniz, hemen deniz kıyısında, sahilde bu çileğin reçellerinin satıldığı bir yer bulunuyor.

Uzun bir geçmişi olduğu mekandaki resimlerden anlaşılan bu yerde: çilek, siyah erik ve vişne reçelleri ve ayrıca kabak tatlısı satılıyor, fiyatları uyarsa satın alabilirsiniz, ben almadım, yüksekti.

NE YENİR

Burada: Ereğli pidesi, Ereğli keşi veya pide makarnası yemelisiniz. Ayrıca, ülkemizde sadece burada yetişen bir meyve var: Osmanlı çileği.

Ama, bu pembe renkli, orta boy, oval görünümlü, nefis kokulu çilek: Haziran ayının ilk yarısında çıkıyor ve daha sonra bulmak mümkün olmuyor. Ama reçeli satılıyor. Ama, Karadeniz Ereğli pidesini mutlaka tatmalısınız.

Yörenin en meşhur lezzetidir. Özellikle: fantastik pideler var. Şöyle ki, alışkın olduğunuz pidelerin yanında, örneğin, yumurtalı pide yemelisiniz. Yumurtalı-kıymalı pideler: kapalı kıymalı pide, fırından çıkarılıyor, üzerine tereyağı sürülüyor ve içine çiğ yumurta dökülüyor.

Ancak, tekrar fırına verilmeden, servis yapılıyor. Öte yandan, burası deniz kıyısı bir yer, elbette balık yiyebilirsiniz. Ancak elbette balık av sezonu dışında yani yaz aylarında buraya giderseniz, taze balık, uygun fiyatlı balık yemeniz mümkün değildir. Kıyıdaki yürüyüş yolunda güzel ve uygun fiyatlı restoranlar var.

NE SATIN ALINIR

Keten ve pamuk ipliğiyle dokunan ve Elpek adıyla anılan yerel dokuma ürünleri çok meşhur. Bu dokuma ürünüyle üretilen ürünlerden satın alabilirsiniz. Ben satın almadım, daha doğrusu bunu satan bir yere rastlamadım.

Zonguldak Karadeniz Ereğli
Zonguldak Karadeniz Ereğli
Zonguldak Karadeniz Ereğli

 

GEZİLECEK YERLERİ

Ereğli, çok büyük bir yer, turistik amaçla buraya gelenler, şehrin sadece deniz kıyısındaki bölümünde, yani küçük bir bölümünde geziniyorlar.

Esas şehir, deniz kıyısından daha içerilerde, Zonguldak yolu üzerinde yerleşmiş, ama tabii bu bölümde birçok ev, alışveriş yeri ve muhteşem bir yoğunluk ve kalabalık var, şehrin deniz kıyısındaki bölümü ise çok nezih ve gezilecek yerler deniz kıyısındaki bölümde.

Zaten turla buraya gelenler de deniz kıyısındaki bölümde gezdiriliyor. Siz özel aracınız ile buraya gelirseniz, deniz kıyısındaki yolun her iki yanına aracınızı park edebilirsiniz, park yeri bulamazsanız, yol boyunca ilerlemek gerekebilir.

Ana cadde: çınarlar ve geminin bulunduğu yerden başlıyor, buradan doğuya doğru yürüyerek ilerleyebilirsiniz.

Zonguldak Karadeniz Ereğli
Zonguldak Karadeniz Ereğli
Zonguldak Karadeniz Ereğli

Hemen sol da yani deniz kıyısında oturma yerleri, banklar, çay bahçeleri ve parklar bulunuyor, arada cadde ve onun sağında ise, yine alışveriş mekanları ve bazı resmi ve özel binalar bulunuyor.

Müze ziyaret etmek isterseniz, yol üzerinde yürürken sağ yanda tabelasını göreceksiniz, uzak değil, bence mutlaka gidin, güzel bir müze, ama Cehennem ağzı mağaralarını görmek isterseniz, bu caddenin sonuna kadar yürümeniz gerekiyor, bu arada şehrin önemli çınarları da, hemen ilk yürüyüş noktanızda görülüyor.

Gündüz yanında, gece de şehir oldukça güzel ışıklandırılıyor, sahil boyunda gezmenizi öneririm.

Gezmenin yanında, eğer Ereğli’de denize girmek isterseniz, yörenin en güzel plajları: Ereğli-Alaplı arasındaki yol boyundadır.

Zonguldak Karadeniz Ereğli Müzesi

KARADENİZ EREĞLİ MÜZESİ

Bozhane Yalı caddesi üzerindedir. Merkeze yakındır, yürüme mesafesindedir. Burada, yaklaşık 3000’i aşkın arkeolojik eser sergilenmektedir. Halil Paşa Konağı olarak bilinen yerdedir. Yapı: 3 katlı ve kagirdir.

1870 yıllarında, 2.Abdülhamit döneminde, Halil Paşa tarafından yaptırılmıştır. Burada, bu yapı yapılmadan önce, eski bir kilise olduğu söyleniyor.

Konağın cephe süslemelerinde: Roma döneminden kalma, antik yapılardan toplanan malzemeler kullanılmıştır. Konak: 1998 yılından sonra: müze olarak hizmete açılmıştır.

Müzede, sergilenen eserler şöyle:

Birinci katta: amforalar ve birçok sikkeden oluşan koleksiyonlar sergileniyor.

İkinci katta: Bölgede daha önce kullanılan çeşitli kadın-erkek giysi örnekleri (ama bu giysiler, yöreye özgü bir dokuma türü olan “elpek” kumaşından yapılmıştır), mendil, bohça, silahlar, mühürler, tespih, saat, mutfak eşyaları gibi objeler.

Üçüncü katta: Osmanlı döneminde kullanılan ev tarzında döşenmiştir. Oturma odası, misafir odası, günlük oda ve yatak odası örnekleri var.

Bahçede: yine antik dönemlere ait sütun başlıkları, gövde ve kaideleri, lahitler ve özellikle görmenizi önereceğim, pandomim sanatçısı  Krispos’a ait anıt mezar bulunuyor.

Bu şahıs, Mısırlıdır ve yörede gösteriler yapmıştır. Anıt mezar, kaidesiyle birlikte 2.10 metre yüksekliktedir. Önünde, 19 satırdan oluşan ve kazılarak yazılmış, bir şiir bulunmaktadır.

GAZİ ALEMDAR GEMİSİ MÜZESİ

Yürüyüş yolunun hemen başında, şehirde ilk karşınıza çıkacak ilginç gemi, hemen göreceksiniz. 1’nci Dünya Savaşından sonra, Mondros Mütarekesini takiben; işgal altındaki İstanbul’da, bir kısım vatansever bir gemi kaçırırlar ve Ereğli’ye getirirler.

Bunun üzerine, Fransızlar da, Ereğli’ye gelirler ve yöreyi işgal etme girişiminde bulunurlar. Ancak, Ereğli halkı buna izin vermez, denizde yapılan mücadeleler sonucu, 18 Haziran 1921 tarihinde, bir kısım Fransız askeri ve komutanı esir alınır.

Bunun üzerine, Fransızlar, Türklerle anlaşma yapmak zorunda kalırlar.

Zonguldak Karadeniz Ereğli Herakles-Herkül Anıtı
Zonguldak Karadeniz Ereğli Herakles-Herkül Anıtı

 

HERAKLES (HERKÜL) SARAYI

Ankara mahallesindedir. Yani: yukarıda sözünü ettiğim ana merkez, sahile paralel yürüyüş yolu üzerindedir. Yapının, günümüze, sadece iki cephesindeki duvar kalıntıları ulaşmıştır.

Bu kalıntılar: iri kesme taş bloklardan yapılmıştır ve yapımındaki özenli işçilik, göze çarpmaktadır. Bunun dışında, şehir merkezinde bir de Herakles anıtı vardır.

Yunan mitolojisinin en çarpıcı öykülerinden olan Herkül (Herakles) Cehennem kapısını bekleyen, üç başlı canavar köpek Kerberos’u yakalaması öyküsüdür. Heracles, ölüler ülkesine indiği zaman, karşısına çıkan Kerberos, ölüler ülkesinin bekçisidir. Yaşayanların içeri girmesini engeller, ölü ruhların da çıkmasına izin vermez.

Herkül: Kerberos’u yeryüzüne çıkardığında salyasının toprağa düştüğü yerlerde zehirli bir bitki olan Akonit (haşhaş) yetişmeye başlar.

Bu arada: Olimpos tanrıları Athena ve Hermelas, Hades’ten çaldıkları görünmezlik maskını, Herakles’e vererek ölüler ülkesine görünmeden girmesini sağlamışlardır.

Acheron vadisinde yapılan kaçak kazılarda, insan yüzüne oturan mermer bir mask bulunduğu anlatılır. Bu maskın, 1980’li yıllara kadar Ereğli’de yaşlı bir kişinin evinde bulunduğu söyleniyor.

Yine, efsaneye göre: Argonautlar seferine katılan yarı tanrı Heracles, Acheron’a geldiğinde, Thesus’u kurturmak için ölüler ülkesine girer ve arkadaşını kurtararak Kerberosu da yeryüzüne çıkarır.

Evet, Herkül ile ilgili bu uzun hikaye, anıtı gördüğünüz zaman bilgi sahibi olmanız içindir.

Zonguldak Karadeniz Ereğli Deniz Şehitleri Anıtı

EREĞLİ DENİZ ŞEHİTLERİ ANITI

7 Kasım 1914 tarihinde Sarıkamış’ta şehit olan deniz şehitleri anısına dikilmiştir. Sarıkamış’ta şehit olan 90 bin askere kışlık giyecek, erzak ve mühimmat götürürken, 7 Kasım 1914 tarihinde Ereğli açıklarında Rus donanması tarafından batırılan “Bezm-i Alem”, “Bah-i Ahmet” ve “Mithat Paşa” gemilerinde şehit olanlar için yapılmıştır.

Anıtın üzerinde: 3 gemide 221 mürettebat ve Kafkas cephesinde şehit olan Ereğlili 65 askerin isimleri yazılıdır. Anıt: 7 Kasım 2007 tarihinde açılmıştır.

Zonguldak Karadeniz Ereğli Kalesi

KARADENİZ EREĞLİ KALESİ

Kaletepe Mahallesinde bulunan bir tepe üzerindedir. Deniz seviyesinden: 150  metre yüksekliktedir. Üzerinde büyük bir bayrak görülüyor.

Tepe üzerinde yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda: burada, antik dönemlerde kurulan “Herakleia Pontike” şehrine ait çeşitli kalıntılar bulunmuştur. Yani, bir şehir akropolü var.

Tepe üzerinde bulunan kale ise: muhtemelen 13.yüzyılda, Bizans döneminde yapılmıştır. Yapımında: tuğla, harç dolgu, moloz taş ve gri tüf taşı kullanılmıştır. Düzensiz bir plandadır. İç avlu: duvarlarla çevrilidir. Bu duvarlar: kulelerle takviye edilmiştir.

Avlunun solunda, bir kule kalıntısı görebilirsiniz. Sağ tarafta ise, başka bir kule kalıntısı var. Dış avluda ise: mühimmat depoları görebilirsiniz. Her iki avludan yani iç avludan dış avluya geçiş, kemerli bir kapıdan yapılıyor. İç avluda, derinliği 5 metre civarında olan, büyük bir su sarnıcı görülüyor.

Kalenin üst katında: birkaç oda kalıntısı var. Yapıldıkları dönemde, üstlerinin tonozla örtülü olduğu sanılıyor. Bu odalara, avlu yönünden merdivenle çıkılıyor.

Evet, gerek kale ve gerekse çevre duvarları, oldukça harap vaziyette günümüze ulaşmıştır. Kale kapısındaki ve iç avludaki derin çatlakların, önceki dönemlerde olan depremlerde oluştuğu sanılıyor.

SUR DUVARLARI

Bizans döneminden kalmadır. Şehrin ilk olarak 1550 yılları civarında kurulduğu düşünülürse, surların da bu dönemden kaldığı ortaya çıkıyor.

Bunların yapımında: gri, sert ve renkli kireçtaşından, iri ve kalın blok taşlar kullanılmıştır. Ancak, bunların birbirine bağlantısındaki mükemmellik, dikkat çekiyor. Çünkü, bunlar yan yana ve harçsız olarak yerleştirilmiştir.

Kıyı kesimindeki sur duvarlarında ise, Roma döneminde yapılmış olması nedeniyle, daha çok büyük boyutlu, yani 1 x 1 metre boyutlarındaki kare taşları kullanılmıştır.

Bizanslılar tarafından yapılan bu sur duvarları, takip eden dönemde, Cenevizliler tarafından onarılarak kullanılmıştır. Günümüze kadar ayakta kalan Roma surlarına ait bir kule var. Bu kule, 10 metre genişliğinde. Kulenin 8 metrelik bir kısmı, günümüze kadar ayakta kalmıştır.

SU TESİSİ VE SU KEMERLERİ

Antik çağda, yerleşim yerinin su ihtiyacını karşılamak için, Kandilli yakınlarından (Ballı köyü) başlayarak, 16 km. boyunca devam eden su kemerleri üzerinden akan su: kent surları yakınındaki bir havuzda toplanır.

Bu havuzdan çıkan birkaç kanallar, su kent alanı merkezine aktarılır. Kentin su ihtiyacı, bu sistem dışında, çeşitli kuyulardan da karşılanmaktadır. Bu kuyulardan birkaç tanesi, günümüze kadar ulaşmıştır, gezerken görebilirsiniz.

ÇEŞTEPE DENİZ FENERİ KULESİ

İlçe merkezinin kuzeyindedir. Deniz seviyesinden, yaklaşık 200 metre yüksekliktedir. Kulenin, Bizans döneminde (MÖ.300 ile MS.20 yılları arasında) yapıldığı sanılıyor. Burada, antik dönemde kurulan kente ait sikkelerde, bu deniz fenerinin resmi görülmektedir. Bu resimlerde: kulenin 4 yada 5 katlı olduğu ve üzerinde fener ateşinin yandığı görülüyor.

Dolayısıyla, fenerin önemi ortaya çıkmaktadır. Liman ve şehrin koruyucusu olarak yapıldığı sanılıyor.

Kulenin üst bölümü yıkık olup, günümüze yalnızca 10 metrelik gövde bölümü ulaşmıştır. Gövde içinde: 28 basamaklı bir merdiven var. Bu merdivenle, kulenin üst bölümüne çıkılıyor, ancak biraz önce söylediğim gibi, üst bölüm yıkık. Büyük olasılıkla, bir deprem sonucu kule yıkılmış ve daha Geç Bizans döneminde yeniden yapılmıştır.

Bu arada: birçok tarihi eser gibi, bu kulenin taşlarından büyük bölümü, çevredeki evlerde, yapı malzemesi olarak kullanılmıştır. Günümüze kadar gelebilen kule: kesme taş, moloz taş ve tuğla kullanılarak yapılmış, 3 x 3 metre boyutlarında, kare bir temel üzerinde, 8 metre yüksekliğindedir.

Fener ateşinin yandığı bölüm yıkılmıştır. Kuleye dar bir kapıdan giriliyor ve biraz önce söylediğim gibi, 28 basamaklı bir merdivenle, fener ateşinin yandığı sanılan odaya çıkılmaktadır.

BİZANS SU SARNICI

İlçe merkezinde, Akarca mahallesindedir. Bizans döneminden kalmadır. Ancak, sarnıç tamamen toprak altındadır. Yani, pek bir şey görülmüyor. Toprakla doldurulmuş.

AYASOFYA KİLİSESİ (ORTA CAMİİ) 

Surlar içinde, Akarca Mahallesi, Orta cami caddesindedir.

Kilise yapısının ne zaman yapıldığı net olarak belli değil. Ancak, Bizans döneminde, muhtemelen 5-6.yüzyıllarda yapıldığı sanılıyor. Ereğli’nin fethi sırasında, Orhan Gazi anısına, kilise yapısı, Osmanlılar tarafından camiye dönüştürülmüştür. Üst örtüsü, bütünüyle  değiştirilmiş ve eğik kiremitli bir çatı ile, üzeri örtülmüştür.

1903 ve 1954 yıllarında onarım gören yapının duvarları sıvanmış ve boyanmıştır. 1990 yılında yapılan son onarım da ise, yapı, orijinal halinden tamamen uzaklaşmıştır.

BİZANS KİLİSESİ

İlçe merkezinde, Akarca mahallesindedir. Günümüzde, burada bir cami görülüyor. Çünkü: kilisenin bulunduğu yere, 1942 yılında cami yapılmış. Daha önceki kilisenin ise, Bizans döneminde yapıldığı sanılıyor. Günümüzdeki caminin bodrumunda: bu kiliseye ait döşeme mozaiği ve duvarın bir bölümünde, fresk kalıntısı görülüyor.

CEHENNEM AĞZI MAĞARALARI

Bu 3 mağara: ilçe merkezinde, İnönü mahallesindedir. İlçe merkezinde mağaralara ulaşmak gayet kolay. Görmenizi öneririm.

Antik döneme konu olan efsanelerde, Herakles (Herkül)’e: kral Eurystheus tarafından 12 görev verilir. Bu görevlerden, en sonuncusu ve en zor olanı: Cehennem köpeği “kerberus” un öldürülmesidir. Ancak, daha önce, bu görevi hiçbir ölümlü yerine getirememiştir.

Herakles, altın postu aramak için yola çıkan Argo gemicileriyle birlikte, bu bölgeye gelir. Cehennemağzı Mağaralarına girerek, Ölüler ülkesine ulaşır ve “Kerberus”u öldürür.

Zonguldak Karadeniz Ereğli

Bunun dışında: ilk çağın en önemli 2 kehanet merkezlerinden biri, bu mağaralardadır. (Bilgi açısından, o dönemin en önemli diğer bir kehanet merkezi ise, Yunanistan-Delphoi kentindedir)

Bu mağaralar hakkında, sizlere biraz daha ayrıntılı bilgi vermek açısından:

Birinci Mağara: İki bölümlüdür. Birinci bölüm: zemin döşemesinde, güzel bir mozaik var. Bu mozaikte: bitki ve geometrik motifler görülüyor. İkinci bölüm: önünde basamaklar bulunuyor. Buranın, çok eski dönemlere ait bir Hıristiyan kilisesi olduğu düşünülüyor.

Büyük olasılıkla, Hıristiyanlığın ilk yayıldığı yıllarda, gizli ibadet yeri olarak kullanılmış olsa gerek. Mağaranın önünde, dışa doğru açılan iki sütün var, bu sütunlu görüntü, mağaranın girişine anıtsal bir görünüm veriyor. Ayrıca, mağara içinde, erken Hıristiyanlık döneminin izlerini taşıyan motifler, süs olarak kullanılmış.

İkinci Mağara: Yaklaşık 10 metre yükseklikteki bir yamaç üzerinde bulunuyor. Buraya: Koca Yusuf Mağarası ismi verilmiş. Yamaca tırmanarak, kapısından giriliyor ve sonra, dar girişten sonra, dikey bir merdiven ile, mağaraya iniliyor.

Mağara içinde ise, yaklaşık 2 km. ye yakın bir bölüm, devam ediyor. Ancak, önceki dönemlerde, tavandan düşen bir kaya, bu yolun büyük kısmına ulaşımı kesmiş, halen yaklaşık 400 metrelik bölümü gezilebiliyor.

Ancak, bu mağaranın en önemli özelliği, doğal olmayıp, insan elinden çıkmış olması. Çünkü, keski izleri var.

Üçüncü Mağara: Üç mağara içinde, en büyük olanıdır. Zemin kısmı, suyla kaplıdır. Buranın da, insan eliyle yapıldığı ve diğer iki mağara için, su sarnıcı görevi üstlendiği sanılıyor.

KANDİLLİ SAHİLİ

Yöre halkı, buraya çok rağbet ediyor. Güzel bir rekreasyon alanı. Buralarda ilk yerleşim oluşturulduğunda sahile inmek için ilkel bir teleferik sistemi olan “varagel” kullanılıyormuş. Özellikle: Aşağı Kandilli; kömür işletmeleri kurumunun, en ilginç kömür çıkarma ünitelerine sahip merkeziydi.

Burada: payton, vinç, dağı delen tünel, sahile kondurulmuş iskeleler, kale ve sahilin kıyısından başlayan tüneller, hala işleyen aspiratör ve onun çevresindeki lojmanlar. Buranın yerlilerinin söylediklerine göre: bu haliyle, burası gayet güzel bir “Madenci Müzesi” olabilirdi ve halen de olabilir.

Evet, burada sahil bandında: dostluk ve barış köprüsü ve müze olarak kullanılan Alemdar gemisi var. Buranın en gözde yerleşimi ise: Armutçuk bölgesidir.

1990 yılları başına kadar, sahil bandı üzerinde, Erdemir-Kandilli arasında kömür sevkiyatı yapılıyormuş. Taş kömürü: vagonlarla taşınarak, Erdemir’e, bu vagonlar aracılığıyla ulaştırılıyormuş. Ancak, Erdemir’de daha ucuz kömüre dönülmesiyle, bu hat iptal edilmiş.

RADAR TEPESİ

Kent içinde, Radar Tepesi olarak bilinen, güzel bir rekreasyon alanıdır. Üstünde: Elektronik Radar Mevzi Komutanlığına ait bir radar bulunuyor.

Burada piknik yapılıyor. Tepeden aşağıya doğru yürürseniz, orman içinde, küçük şelaleler görebilirsiniz.

GÖZTEPE

Kent merkezindeki bu tepe, mutlaka dikkatinizi çekecektir. Göztepe: Karadeniz’deki gemicilere daima ışık tutmuş, deniz fenerlerinin ilk piri olmuş bir yer. Zaten ismini de: gözetleme tepesi kelimesinden almıştır.

Günümüzde, burada: metalden yapılmış bir “Atatürk portresi” bulunuyor. Bu portre: gece ışıklandırılıyor ve tüm Ereğli’den görülüyor. Ayrıca, portrenin hemen yanında, büyük bir “Türk bayrağı” bulunuyor.

BELEDİYE VE ERDEMİR PLAJLARI

Karadeniz Ereğli-Alaplı yolu üzerinde, 13.km.de bulunmaktadır. Belediye plaj sahasında: duş, tuvaletler, soyunma kabinleri, büfe, çay bahçesi ve lokanta bulunmaktadır. Erdemir plajı ise, yine aynı yerdedir. Burada da, yeterli tesisler yapılmış.

KARADENİZ EREĞLİ ASKERİ PLAJI

İlçe merkezindedir. Burada: duş, tuvaletler, soyunma kabinleri, büfe ve çay bahçesi bulunmaktadır.

Ancak, buraya elbette yalnızca askeri personel ve yakınları girebiliyorlar.

GÖLEVİÇ MAĞARALARI

İlçe merkezine bağlı, Süleymanbeyler köyü sınırlarındadır. Bu mağaralarda: antik dönemlerden kalma, duvar resimleri bulunmakta olup, bu resimler ilgi çekmektedir. Mağaraların hemen yanında bulunan “Göleviç Şelalesi” ise, doğal bir güzellik olarak öne çıkmaktadır.

Zonguldak Karadeniz Ereğli

KIZILCAPINAR BARAJ GÖLÜ 

İlçe merkezine, 21 km. uzaklıktadır. Aydınlar çayı üzerinde kurulmuştur. Ereğli Demir Çelik Fabrikasının kullanma suyunu karşılamaktadır.

Yerel halk tarafından, günübirlik piknik alanı olarak kullanılmaktadır. Burada: daha önce kurulu olan “Ova köy” ünün, suyun altında bulunan bina kalıntılarını görebilirsiniz.