
Gürcüler buraya: “Batumi” diyorlar.
Kahve, Manolya, Akordeon. Batum’un yamaçlarını, parklarını, kırlarını bir cennet bahçesine çeviren manolya çiçekleri: kentin sembolü.
TBMM’nin ilk oluşumuna Batum temsilci göndermiş, ancak daha sonra gelişen olaylar nedeniyle, Ruslara bırakılmış bir kent.
Özellikle: sınır çizilirken, yine bir kısım art niyetli insanlar yüzünden, sınır çizgisi üzerinde kalan olumlu iklim koşullarına sahip bir kısım yaylalar, Gürcülerin tarafında bırakılmış.
Halbuki: Artvin ve yöresinde, 6 ay boyunca yerden kalkmayan kar ve hayvanları beslemek için taze ot bulunamaması, bugün için bölgenin en büyük ve başlıca sorunu.
ULAŞIM
Karayolu ile Batum’a gitmek mümkün. Batum Artvin Hopa ilçesine sadece 15 km uzaklıktadır.
Bunun yanında: 2007 yılında, Batum Havalimanı açılmış olup: Hopa ve yöredeki diğer Türk vatandaşları da: Batum havaalanından vizesiz olarak, Türkiye içi uçuşlara katılırlar. Yani: Türk vatandaşları, pasaport ve vize olmaksızın, Batum Havaalanına inerek, Hopa ilçesine gelebilmektedirler.
Hopa ilçesinde: transit hava alanı işlemlerinin yapıldığı bir merkez var. Burada: işlemler yapılıyor ve özel otobüsler ile, Batum Havaalanına transfer yapılıyor.
Havaş otobüsleri, yolcularını aldıktan sonra otobüse bir polis biniyor ve doğrudan Batum havaalanına veya Hopa’ya gidiliyor. Yani ülkemiz sınırları içinde olmayan Batum havaalanı, ulaşım için kullanılıyor.
Bunun dışında: Trabzon-Batum arasında da, her gün düzenli otobüs seferleri düzenleniyor. Trabzon-Sarp sınır kapısı arası yolculuk, yaklaşık 3 saat.
GÜMRÜK İŞLEMLERİ
Sarp Sınır Kapısı:
Artvin Kemalpaşa ilçesine bağlı sınırdaki Sarp köyündedir. Gürcistan tarafındaki karşılığı ise sınır köyü Sarpi dir. Deniz seviyesinden yaklaşık 252 m yüksekliktedir. Artvin Hopa ilçesine uzaklık 15 km dir.
Sınır kapısı 1989 yılında açılmıştır. 2011 yılından bu yana, Türk ve Gürcü vatandaşları, pasaporta gerek kalmadan sadece kimlik belgesiyle geçiş yapmaktadırlar. (ayrıntıyı aşağıda açıklayacağım)
Gümrük işlemleri hakkında bilgi vermeden önce, şunu bilmenizde yarar var. Eğer Batum’a geçmeyi düşünüyorsanız, gümrük kapısında: uzun bir kuyrukta uzunca bir süre (en az 2 saat) beklemeyi göze almanız gerekiyor. Bence sabahın erken saatlerinde veya akşam saatlerinde sınır kapısından geçiş yapın.
Sınır kapısı, tam bir izdiham, Türk tarafında: Türkiye’den dönen Gürcüler ayrı bir kapıdan ve Türkler ayrı bir kapıdan geçerken: genelde olduğu gibi sıralar karışıyor, sıraların arasına girmeye çalışan bir sürü insanla özellikle Gürcülerle karşılaşacak, itilecek, ittirileceksiniz. Eskiden Türkler Batum’a alışveriş yapmaya giderdi, son dönemlerde Lari nin değer kazanmasıyla Gürcüler daha ucuz olarak düşündükleri Türkiye ye alışverişe geliyorlar. Ellerinde büyük torbalar ve çuvallarla sınır kapısına üşüşüyorlar.
Dönüşte, yine Gürcü tarafından Türk tarafına geçerken, yine Türkiye’ye çalışmaya veya alışverişe gelen Gürcülerin oluşturduğu büyük kalabalıklar ve izdihamla karşılaşıyorsunuz.
Burada, tek çıkış var ve Gürcü-Türk karışık, tabii Gürcülerin sıraya tahammülü olmayan tutumları bir çok sıkıntıyı da beraberinde getiriyor.
Yani: Batum’a geçmeyi düşünenler, sınır kapısında gerek giriş ve gerekse çıkışta sıkıntı çekmeyi, beklemeyi göze almalıdırlar.
1 Haziran 2011 tarihinden itibaren: sadece kimlik kartınızı yani nüfus cüzdanınızı göstererek, Batum yani Gürcistan’a geçebiliyorsunuz. Yani: vize karşılıklı olarak kaldırıldı. Yanınıza, yeni tip nüfus cüzdanınızı alın yeter.
Çok daha önemli bir husus ta, yanınızda çocuk bulunması durumunda, çocukların nüfus cüzdanında kesinlikle fotoğraf olmasını istiyorlar. (Bu arada önemli bir not: eğer yeni nüfus cüzdanı çıkartmak için müracaat ettiniz, yeni nüfus cüzdanınız gelmedi, bu durumda eski nüfus cüzdanı ile Batum’a geçemiyorsunuz. Batum’a gitmeyi düşünenler bu önemli ama sadece sınır kapısında yazılı hususa dikkat etsinler)
Geçişler için sadece yurt dışı çıkış harcı ödeniyor.
Bunu, hemen sınır kapısının yanındaki vezneden almak mümkündür. Ama bence önceden banka kanalıyla bu ödemeyi yapın.
Kağıt Form:
Ayrıca: küçük bir kağıt form veriliyor ve dolduruluyor.
Bu formda: sadece ad-soyadı ve vatandaşlık numarası yazılıdır. Gerek Türk tarafından çıkarken ve gerekse Batum tarafına girerken, bu küçük form ilgililer tarafından damgalanıyor. Aman bu kağıdı kaybetmeyin, dönüşte yine Batum ve Türk güvenlik görevlileri, pasaport gibi bu formu damgalıyorlar, eğer bu kağıdı kaybederseniz, çıkış yapamazsınız ve Batum’daki Türk Konsolosluğundan bunun yenisini çıkarttırmak için bir hayli uğraşmanız gerekecektir.
İlaç:
Bazen yanınızda bulunan çantalar aranıyor ama çoğu kez de aranmıyor. Özellikle: birçok uyarı “Gürcü tarafına ilaç geçirmeyin” gibisinden yapılıyor. Ancak: gümrük kapısındaki uyarı yazısı daha mantıklı ve yanınızda, her türlü ilacın makul bir seviyesi üzerinde olanların geçirilmesinin yasak olduğu belirtiliyor.
Yani: sürekli ilaç kullananlar, ilaçlarını yanlarında geçirme durumunda kalırsa, 1 veya 2 günlük doz alın, ayrıca ilacın kutusunu da yanınızda bulundurun. Daha da ötesi: Batum tarafına girişte: ciddi bir arama yapılmıyor. Ama bu yapılmayacak anlamına gelmiyor, hani Gürcü memurlarının kafasına eser, bavul ve çantalarınızda arama yapar, ilaç bulurlar ve bu ilaçların reçetelerini memura gösteremezseniz, çok sıkıntı yaşarsınız, bence tedbirli olun, sadece kalacağınız süre kadar zorunlu ilaçlarınızı yanınızda bulundurun.
Geri dönüşte Türk tarafına girişte ise, pasaport kontrolünden sonra gümrüklü sahada, w-ray cihazından bavul ve çantalar geçiriliyor, ama buradaki en büyük husus, sanırım içki arıyorlar, yani fazla içki kesinlikle almayın, en fazla 2 şişe alabilirsiniz.
Bir de, Gürcü free shop mağazasında satılan elektronik sigara tütünleri, bu tütünlerin kullanımı Türkiye’de yasak ve kaçak yüksek fiyatla satılıyor, yani bunları Gürcistan’dan alıp yanınızda Türkiye’ye sokmak kesinlikle yasak, diğer sigaralar gibi 3 karton izni bile yok.
Dutty Free mağazaları:
Türkiye tarafında: Duty Free, yeme içme alanları, market, ATM, sigorta acentası ve tuvalet var.
Gürcistan tarafında ise Duty Free mağazası var.
Batum’a girişte bir Türk Duty Free mağazası vardır. Çıkışta ise, yani Türkiye’ye girişte ise: iki Gürcü ve bir Türk Duty Free mağazası vardır. Dikkat: Gürcü mağazaları, Türk mağazasından 4-5 Euro kadar ucuz, ancak onlar Euro kurunu yüksek tutuyorlar ve böylece aslında fiyatlar eşitlenmiş oluyor.
Gürcü mağazası, Euro kurunu Türk mağazalarında uygulanan kurdan daha düşük tutuyor ve böylece fiyatlar eşitleniyor, o yüzden ucuz diye Gürcü mağazasını tercih etmeyin.
Evet: Sarp Sınır Kapısından, Gürcistan ülkesine giriş yaptıktan sonraki yolculuğunuz hakkında da bilgi vermek istiyorum.
BATUM’A GİRDİNİZ
Sınır kapısında, Türk ve Gürcü makamlarının kontrolünden geçtikten sonra, Batum tarafına geldiğinizde: bir meydan var. Burası Batum şehir merkezi değil, buradan Batum şehir merkezine yaklaşık yarım saatlik yolunuz var.
Bu meydanda: birçok minübüs ve otobüs ile taksi bekliyor. Bunlara binerek, Batum şehrine veya şehirde ulaşmak istediğiniz veya gezmek istediğiniz yerlere gidebiliyorsunuz.
Burada yeni bir husus var. Türkiye’den Batum a giden turlar, kendi otobüsleriyle Batum a geçemiyorlar, kendi otobüsler Türkiye tarafında kalıyor, burada rehber tarafından tutulan Gürcü otobüslerine biniliyor ve Batum turu Gürcü otobüsleriyle yapılıyor.
Yine değişik bir husus, buradan tur gurubuna Gürcü rehber dahil ediliyor, yani hem Türk rehber, hem Gürcü rehber var.
Bu sözünü ettiğim meydanda çok miktarda döviz alıp satan bürolar da bulunuyor.
Sınır kapısından itibaren: ilk anda, pek lüks binalar ve yapılar yok.
Sadece: sol yanda, Karadeniz kıyısında denize giren insanları görebiliyorsunuz.
Bir de, Batum şehir merkezine ulaştığınızda, bir zamanlar Sovyet askeri üssü olan ancak günümüzde tamamen bir yeşil alan olarak kullanılan bir boşluk göreceksiniz.
Duyduğuma göre bu boşluğu, büyük alanı Gürcü devleti Araplara satmış, ancak Gürcü rehber buranın altının bataklık olduğunu söyledi. Zaten ön tarafta büyük okaliptus ağaçları var, malum bunlar bataklık kurutmak için özel olarak dikilmiş ağaçlarmış. Şu anda burada Ruslar tarafından daha önce kullanılan yer altı depo yapıları var, ama bunları görmek mümkün değil, sadece bir yeşil alan.
Buradaki plajlara “Gonio plajları” deniliyor. Burası Doğu Karadeniz bölgesinin en büyük kumsalıdır. Çoruh nehrinin, Karadeniz’e döküldüğü noktada kurulu Gonio küçük bir sahil kasabasıdır.
Kasaba sahilinde: Apsaros Kalesi var. Kale ile ilgili ayrıntılı bilgiyi aşağıda vereceğim. Kaleden sonra, yolun devamında: Uluslar arası Batum Hava alanın yanından geçerek, şehir merkezine çıkacaksınız.


TARİHİ
Şehrin ilk kuruluşu, bir Yunan kolonisi olarak ve Batis veya Bathus ismi ile olduğu sanılıyor. Ortaçağ’a kadar, Gürcü krallarının ve prenslerinin yönetiminde kalmış. 13.yüzyılda ise, Moğol egemenliğine girmiş.
1564 yılında, Kanuni Sultan Süleyman, bölgeyi Osmanlı topraklarına bağlar. 314 yıl süren Osmanlı egemenliğinden sonra: 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonunda, bölge, Rus işgaline uğrar. Daha sonra ise: Ayastefanos ve Berlin Anlaşmaları ile, Rusya’ya bırakılır. Mondros Mütarekesi ile: önce İngilizlere ve daha sonra Gürcistan’a bırakılır.
Evet: Demokratik Gürcistan sınırları içinde kalan Artvin ve Ardahan geri alınırken, Misak-ı Milli sınırları içinde kabul edilmeyen Batum: Moskova anlaşması sonucu, Gürcistan’a terk edilir.
Gürcistan’ın 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmesinden sonra, Acara Özerk Cumhuriyeti yönetiminin başına Aslan Abaşidze isimli siyasetçi gelir ve Batum’da ikamet ederek, bölgeyi bir diktatör gibi yönetir. Mayıs 2004 tarihinde ise, Abaşidze iktidarı, merkezi yönetimin desteğindeki halk hareketi ile son bulur.


GENEL
Gürcistan’ın: Karadeniz kıyısında, Acara Özerk Cumhuriyetinin yönetim merkezi olan liman kenti. Turizm özellikleri ağır basan bir yer.
Mikro klima özelliği ile, Akdeniz iklimini kuzeyde yaşatan en güzel Karadeniz şehridir. Uygun iklim şartları nedeniyle: bölgede, bol miktarda meyve ve çay yetiştiriliyor. Petrol rafinericiliği ve gemi yapımcılığı da ekonomik anlamda öne çıkıyor.
Kentte Hıristiyan nüfus yanında, Müslüman nüfus ta barınıyor. Sovyetler Birliği döneminde, Rusya’nın Antalya’sı olan kent: turizme yelken açmış.
Şu anda, Batum şehir merkezinde, birçok beş yıldızlı otel var. Daha da yapılıyor. Tabii tüm bunlar: turizmin, kumarhane ve seks boyutlarına da hizmet edecek şekilde devam ediyor.
Çünkü: Gürcistan Devlet Başkanı, Batum’u Kafkasya’nın Las Vegası yani kumarhaneler şehri yapma düşüncesinde.
Tüm bunların yanında: Batum, günümüzde dahi, fuhuş cenneti tabirini çoktan alan bir yer olarak da öne çıkıyor. Zaten bir yandan da Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Batum şehrine birçok Ukraynalı yerleşmiş, Gürcü rehberin söylediğine göre Batumlu Gürcüler bunlardan rahatsız, çünkü özellikle gece her köşe başını tutuyorlar şeklinde bir beyanda bulundu. Ukraynalı bayanların köşe başını tutmalarının sebebini sanırım anladınız, fuhuş.
Plajlar ve deniz çok gözde.
Yöre insanları: yaz döneminde, caddelerde, kıyıda ve birçok yerde: deniz kıyafetleri, mayoları ile dolaşmaktan, bulunmaktan çekinmiyorlar.
Hatta, Gürcüler yanında, Ermeniler bile; Ermenistan’dan buraya, plaja geliyorlar.
İnsanlar: kıyıya yakın yerlerde denize giriyorlar. Çünkü: kum yok, taşlık. Sahile inene kadar: taşlık bölgede yürümek zorunda kalıyorsunuz.
Batum’da Türk imajı:
Türklerin ; Batum’da imajı pek iyi değil.
Türkleri: daha çok, uyuşturucu, yalan, hırsızlık gibi olgularla yan yana düşünüyorlar. Batum’da bir kısım Türk’ün oldukça büyük yatırımı, özellikle otel-casino yatırımları bulunuyormuş.
Bunun dışında Gürcülerle anlaşmak pek zor değil. Sonuçta, bavul ticaretinin büyük etkisi var. Türkçeyi tam olarak bilmeseler de, büyük çoğunluğu konuşulanları anlıyorlar. Yani: yine de, her şeye rağmen, Türklere sempatik yaklaşıyorlar. İngilizce pek kullanılmıyor, çünkü Gürcüler İngilizce bilmiyorlar.
Evet burada sigorta kavramı olmadığından ve insanlar ucuz ücretlerle çalıştığından, özellikle Türk iş adamları, burada başta tekstil olmak üzere birçok üretim yeri açmışlardır. Gürcü erkekleri, bu üretim yerlerinde çalışırlar, kadınlar bu yüzden pazarlarda sebze-meyve satarlar. Gürcü insanı sakindir, kavgacı değildir, büyük çoğunluğu Türkleri sever.

NE YENİR-NE İÇİLİR
Batum şehrinde: lokantacılık sektörü Türklerin elinde. Lokanta eksiğini bizimkiler, lokanta açarak kapatmışlar. Tabii Batum’a kadar gidip Türk yemekleri yemek ne kadar anlamlı, tercih sizin. Ben elbette yerel lezzetleri yani Gürcü yemeklerini tercih ettim.
Pastane ise, hiç yok. Çünkü: yerel insanların pastaneye gitme imkanları yok. Ekonomik gelirleri çok düşük.
Ama, şehirde bolca kahvehane var. Çünkü: aşağıda ayrıntılı belirteceğim gibi, Batumlular kahveye aşırı düşkünler. Ülkemizdeki çay tarımı gibi, burada çay tarımı yapılmıyor.
Bunun yanında: yemeklerde dikkati çeken hususlar şunlar. Bizim ülkemizde de yaygın olan lavaş ekmeği yiyorlar. Ayrıca: haçapuri denilen bir kahvaltılıkları var. Peynirli pide gibi. Domuz eti bulunmaması nedeniyle, Türkiye’den giden turistlerin baş tercihi.
Bunların yanında: limonad denen bir içecekleri bayağı bol tüketiliyor. Bu limonata değil, armut-üzüm-elma meyvelerinin aromalarından yapılan bir gazlı içecek. Tadı fena değil. Kolanın yaygınlaşmasına muhalefet için üretmişler. Geleneksel ve ucuz. Ayrıca: Batum şehrinde bir tür alkollü bira olan “Kbac” çok yaygın.


ALIŞVERİŞ-PARA-NE SATIN ALINIR
Para:
Batum’da en merak edilen konu, kullanılan para durumu. Evet Batum’da Türk Lirası kabul edilmiyor hatta esnaftan Türk Lirası kabul edenlere büyük yaptırımlar yani cezalar uygulandığı söyleniyor. Bu yüzden, ben alışverişte hiç Türk Lirası vermeyi teklif etmedim. Ancak birkaç istisna oldu. Örneğin: rehber, Batum’da tekne turunu tanıdığı bir kaptana, Türk Lirası karşılığında yaptırdı, kişi başı 300 Lira verildi. Lari olarak ise, tekne gezisi 20 Lari yani 350 TL karşılığı. Başka bir yerde TL kullanmadım.
Evet Batum’da yerel para birimi: Lari. Türk Lirası karşılığına gelince, Ağustos 2026 tarihi itibarıyla, 1 Lari: 0.015 TL olarak size satılıyor. Alırken ise 0.010 TL olarak satın alıyorlar. Yani, ben 800 TL verdim, 60 Lari aldım.
Peki, Batum’da size Lari lazım olacakmı?
İşte birkaç örnek: tuvalete girmek 1 Lari, küçük bir şişe su bazı yerlerde 1 Lari, bazı yerlerde ise 3 Lari oluyor. Onun haricinde Türk Lokantası değil de Gürcü restoranına giderseniz, muhtemelen yine yemek bedelinizi Lari olarak ödemeniz gerekecektir.
Yalnız şunu unutmamak gerekir. Lari, uluslararası geçerliliği olan bir para değil. Yani, Gürcistan dışında herhangi bir yerde kullanma imkanı yok, Batum da harcayamazsanız, çıkışta gümrük ten çıkarken Free Shop mağazasında kullanabilirsiniz. Ama yukarıda söz ettiğim gibi oldukça düşük kurdan geri alıyorlar, hatta bozuklukları metal paraları hiç almıyorlar.
Benim size önerim: Yanınızda Lari kalırsa, Türk free shop mağazasında da yaptığınız alışverişte Lari kabul ediyorlar ama düşük kurdan, ancak başka çare yok, Free Shop mağazasında mutlaka harcayın. Tabii tekrar Gürcistan’a gelmeyi düşünüyorsanız, Lari leri muhafaza edebilirsiniz.
Kredi Kartı:
Kredi kartı konusunda kullanmadığım için bir şey söyleyemeyeceğim. Çünkü kredi kartından komisyon kestikleri söylendi. Ayrıca, kredi kartı dolandırıcılığından çekindiğim için, kredi kartı kullanmayı tercih etmedim.
Ne satın alabilirsiniz:
Kendiniz veya yakınlarınız için hediyelik olarak: çok ucuz olan içkilerden, özellikle Gürcü şaraplarından satın alabilirsiniz. Özellikle: Bagrationi marka. Birçok şarap markası var, ortalama bir şişe şarap 20-25 Lari civarında.
Ayrıca: peynir çeşitleri, küme, füme balık, iç ceviz satın alabilirsiniz. Ama biraz önce de söylediğim gibi, dünyaca ünlü olan, Gürcü şarapları var. Hediyelik eşya için: bulvardaki seyyar satıcılar veya Milli Park içindeki akvaryum girişindeki marketten, değişik objeler satın alabilirsiniz.
Bunların dışında herhangi bir alacak şey bulamasınız, çünkü her şey Türkiye’den ithal. Bu arada: Gürcüler, pazarlığa açıklar, alışveriş yaparken, pazarlık yapmayı unutmayın.
GÜVENLİK VE POLİSLER
Yeni Gürcü yönetimi, 2008 yılından itibaren polis için halk üzerindeki rüşvet ve şiddet kaygılarını gidermek için, bütün mevcut polis karakollarını yıktırmış ve şeffaflığın sağlanması için dışı camla kaplı yeni polis karakolları yaptırmıştır. Şehirde ve otoyolda bolca polis görebilirsiniz.
Polis arabaları Skoda modelidir ve sık devriye gezerler. Polis kişilere kibar davranır. Umarım aksi bir durumla karşılaşmazsınız. Bu arada, yine polisle ilgili bir hususa değinmek istiyorum, buraya kendi özel aracı ile gidenler, şehir merkezinde ana caddeler üzerine araç bırakmayın, kesinlikle polis hemen aracınızı çektirir.

KONAKLAMA
Gürcistan yönetimi, 2008 yılından sonra ülkeyi turizme açarken, şehirde birçok yabancı menşeli otel de açılmıştır. Hilton, Sheraton, Radisson gibi oteller, gecelik yüksek fiyatlarla misafir ağırlarken, bunların rakipleri olan Türkler tarafından açılan ve genellikle butik otel tarzındaki yapılar ise, genellikle daha uygun ücret karşılığı misafirleri ağırlamaktadır.
Oteller temiz ve rahattır. Ama şehir dışındaki otelleri tercih ederken, gece şehir merkezindeki eğlenceli ortama uzak kalacağınızı unutmayınız. Şehir merkezindeki otellerin birçoğunda Casino var. Yeni o kadar çok otel ve bina yapılmış ki, eski Sovyet döneminden kalma derme çatma evler yanında, son derece lüks ve yüksek binalar yan yara duruyor.
Gürcü rehberin söylediğine göre Sovyet döneminden kalma eski evler yıkılacak ve yerlerine modern binalar yapılacakmış.

GEZİLECEK YERLERİ
Batum bir liman kenti olarak öne çıkıyor. Ama aynı zamanda, önemli bir tatil merkezi. Burada: botanik bahçeleri ve tropikal bitkiler açısından çok zengin parklar bulunuyor. Ayrıca: çok güzel binalar var.
Evet, Batum bir günde gezilebilecek bir yer değil.
Modern yapıların sıralandığı, sahil kesimindeki evlerde hakim renk: beyaz. Batum’u tanımanın en iyi yolu: geniş bulvarları ve caddeler boyunca uzun yürüyüşler yapmak. Parklarda, sabaha kadar süren, havuzlardaki su fıskiyelerinin dansını izleyebilirsiniz.
Yazının başında belirttiğim gibi, Batum’un simgesi manolya çiçekleri. Parfümden, ilaç ve temizlik sanayine kadar pek çok alanda kullanılan manolya çiçeğinin yanı sıra: kahve kültürüyle de ünlü Batum. Hemen her köşe başında bir kahvehane, kahve ve aksesuar satan dükkan ya da atölye var. Batum halkı için: kış ayları dışında yılın üç mevsimi, kapı önlerinde, sokaklarda ve kahvehanelerde, Karadeniz rüzgarı eşliğinde uzun kahve sohbetleri yapmak, yaşamın önemli bir parçası olmuş. Aromatik olanlardan, hot black’e kadar tat, koku ve sertlik derecelerine göre onlarca çeşide ayrılan Batum kahvelerinin sihirli bir zindelik verdiğine inanılıyor.
BATUM ŞEHRİNDE GEZİLECEK YERLER:

SAİNT ANDREW HEYKELİ-AZİZ ANDREW AYDINLANMA YOLU:
Anıt/büst, Sarp’tan Batum şehrine giderken, Sarp sınır kapısı yakınındaki Sarp Şelalesinin yanında, yol kenarındadır.
Batum şehrine yaklaştığınızda, göreceğiniz ilk turistik obje, bu heykel olacaktır. Turlar genellikle heykel yanında durmuyor, rehber heykelin önemini anlatıyor, önünden geçerken heykeli görebilirsiniz.
Heykel: Gürcistan’a ilk gelen Hıristiyan olan Georgiana ithaf edilmiştir. Havari Andreas (Aziz Andrew) ile ilgili bu anıt, Hıristiyan geleneğinde Gürcistan’a (özellikle Acara-Batum bölgesine) ilk Hıristiyanlığı getiren kişi olarak anılır.
Aydınlanma yolu tabiri de bu din/misyoner bağlama işaret eder. Yani, Aziz Andrew’in bölgeye Hıristiyanlığı getirdiği güzergahı simgeliyor.
Heykelin yeni evli çiftlere şans getirdiğine inanılmaktadır ve yeni evli çiftler tarafından ziyaret edilir. Heykelin hemen yanında şelale bulunuyor.



GONİO APSAROS KALESİ
Gürcistan ülkesinin bu en eski kalesi, Batum şehrinin 12 km güneyinde, Çoruh nehrinin Karadeniz’e döküldüğü yerde bulunan Gonio kasabasında Karadeniz kıyısındadır. Osmanlı döneminde Gonio telaffuz edilemediği için buraya Gönye kalesi adı verilmiştir.
Kalenin isminin “Apsaros” isimli “Argonotlar” hakkındaki efsaneden geldiği söylenmektedir. Apsaros kelimesinin kökeni: Yunanca değildir, muhtemelen Farsça ya da “ab” formunda geçen Santkritçe “ap” (su) ve “ksar” (akmak) kelimeleriyle ilişkilendirilir.
Efsaneye göre: Kral Aeet’in oğlu Jason tarafından öldürülen Apsyrtus burada gömülmüştür.
Kale 1’nci yüzyılda Romalılar tarafından yapılmıştır. Ancak tarih boyunca birçok kez el değiştirmiştir. 1478 yılında Osmanlılar tarafından ele geçirilen kale, 1878 yılında yapılan Ayestefanos anlaşması ile Osmanlılardan çıkıp, Rusların eline geçmiştir. 1991 yılında Gürcistan bağımsızlığını ilan edince, kale, Gürcistan Acara bölgesinde kalmıştır.
Kalenin toplum sur uzunluğu 900 metredir. Surların yüksekliği ise 5 metredir. Başlangıçta 7 metre yükseklikte 22 kule varken, günümüzde bunlardan sadece 18 tanesi kalmıştır.
Bir söylentiye göre:
Hz İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Mathias’ın mezarı buradadır.
Mezarın çevresi, çevrilerek korumaya alınmış ve mezarın çevresinin kazılmasını yasaklamıştır.
Mathias, Gürcistan’da Hıristiyanlığı yayan ilk kişidir. Ayrıca, Gürcistan, dünya üzerinde Hıristiyanlığı kabul eden ilk devlet olarak bilinmektedir.
Evet, mezar konusundaki iddia kesin değildir. Gürcü arkeologlar tarafından yakın dönemde yapılan kazılarda bu iddiayı doğrulayan kanıtlara rastlanmamıştır.
Buranın bir diğer özelliği: MS 328 yılında, ilk sulama kanalları ve alt yapı çalışmalarının burada inşa edilmiş olmasıdır. Üstelik bu sulama kanalları çömlekten yapılmış ve yüzyıllardır sağlamlığını korumuştur. Kale içinde gezerseniz, çömlekten yapılmış sulama borularını görebilirsiniz.
Yine bir gelenek: yeni evli çiftler buraya gelerek su kuyusundan su içerler. Suyu, kuyudan damat çıkarır, ancak suyu damada gelin içirir.
Kale içinde yapılan kazılarda, birçok döneme ait paralar bulunmuştur. Bu buluntular, buranın uyun yıllar bir ticaret merkezi olarak kullanıldığını kanıtlamaktadır. Bu paralar, günümüzde müzede sergilenmektedir. Ayrıca yine kalenin girişindeki bir tanıtım levhasında: kaledeki arkeolojik kazılarda bulunmuş, Helenistik döneme ait bir altın at heykelinin, Batum Müzesinde sergilendiği yazılıdır.
Kalenin içinde: kivi, mandalina ve palmiye ağaçlarıyla süslü bir yürüyüş parkuru da var. Bunun dışında: üzüm bağından, mısır tarlasına ve lahana bahçesine kadar birkaç çeşit sebze ve meyveler, kalenin içinde sizi karşılıyor. Bunun dışında: arkeolojik çalışmalar da sürdürülüyor.


ORTA CAMİSİ-BATUM MERKEZ CAMİİ
Cami, Türk egemenliğinin hüküm sürdüğü yıllarda yapılan 3 camiden günümüze ulaşan tek camidir. Diğer camilerin ortasında olduğundan: Orta Cami diye isimlendirilmiştir. Diğer camilerin isimleri: Aziziye ve Ahmediye camileridir.
Batum Valide Sultan Camii de denilmektedir.
Cemaat Cuma ve Bayram namazlarını, yetersiz kalan mekan nedeniyle zaman zaman sokak ve kaldırımlarda kılarlar.
Caminin Acara Beyi Haşimoğlu Aslan Bey tarafından, 2 Laz ustaya 1866 yılında yaptırıldığı bilinmektedir. Daha fazla ayrıntılı bilgi yok. Çünkü Komünizm döneminde, burada bulunan ibadethaneler kapatılmış ve arşivleri yok edilmiştir.
Özellikle ahşap iç mekan büyüleyicidir. Ahşap işçiliği yanında, ahşabın boyanması da ilgi çeker.
Gürcistan’da Acaristan Özerk Cumhuriyetinin eski lideri Aslan Abaşidze’nin Moskova’ya kaçmasının ardından 12 yıl aradan sonra hoperlörle ezan okunmuştur.
Ancak, Batum Camiinde, Rusya döneminden bu yana, sadece iç ezan okunmaktadır. Batum şehrindeki Hıristiyanların şikayeti üzerine böyle bir karar alınmıştır. Cami: Acara Devlet Müzesi tarafından koruma altına alınmıştır. Giriş ücretsizdir. Cami karşısında yerel halkın ve turistlerin buluştuğu bir park var. Park çevresinde kafeler, restoranlar ve mağazalar bulunuyor.

ACARA DEVLET MÜZESİ
Burada: Acara hakkında, Etnografik ve tarihi bilgiler almak mümkün.
Dört katlı, geniş ve son derece iyi düzenlenmiş müzede: 150 bin obje sergileniyor ve arşivlenmiş durumda. Doğa Müzesi de, aynı çatı altında.
Burada: Karadeniz’de 147 tür balık çeşidi bulunduğunu ve 200 metre derinliğin altında yaşam bulunmadığını öğreneceksiniz. Ayrıca: Çoruh nehrinin denize döküldüğü yerde yapılan ıslah çalışmaları anlatılmış.
Evet, müze geçen yıllarda, 100 yaşını kutlamış ve bunun şerefine, bahçeye: Gürcü balıkçılar tarafından avlandığı söylenen bir balina iskeleti konulmuş. Müzeye: devlet müzesi statüsüyle birlikte, 2005 yılında, tarihçi ve etnograf Khariton Akhvlediani’nin ismi verilmiş.


BATUM BOTANİK BAHÇESİ
Şehir merkezinden 8-10 km uzaklıktadır.
Buraya minübüsler ile gidebilirsiniz. Dünyanın ikinci büyük botanik bahçesidir. İncil sayfalarında geçen Eden’in gerçek bahçesine benzetilmektedir.
Botanik bahçesi 1912 yılında ünlü botanikçi ve coğrafyacı Andrey Krasnov tarafından kurulmuştur. Güneydoğu Asya’da kendisinin liderliğindeki iki büyük seferde getirilen fidelerle kurulmaya başlanmıştır.
Dünyanın en nadir, tuhaf ve güzel bitkilerinden örnekler toplanmıştır. 2000’den fazla ağaç türü vardır. Bunlardan sadece 104 tanesi Kafkaslarda yetişmektedir ve diğerleri dünyanın çeşitli yerlerinden getirilmiştir.
Bahçe 111 hektardır ve Doğu Asya, Kuzey Amerika, Yeni Zellanda, Güney Amerika, Himalayalar, Meksika, Avustralya ve Kafkas nemli subtropikal olmak üzere 9 fito coğrafi bölgeden filora içermektedir.
Bütün parkı gezmek yaklaşık 2 saati alıyor.
Özellikle manolya ağaçları muhteşem güzelliktedir. Bir de “küstüm çiçeği” yani “mimoza” yı görmenizi öneririm.
Bu çiçek, dokunduğunuzda kapanıyor. Ayrıca: binlerce ladin, okaliptüs, köknar, çam ve pavlonya, sakura gibi bitkiler görebilirsiniz.
Bahçe yürüyerek ya da kiralanan araçlarla gezilebiliyor. Bir de telesiyej var, ancak bu telesiyej bakımsız, gittiğinizde çalışır bulurmusunuz bilmiyorum. Ancak parkın büyüklüğü gözünüzü korkutmasın, yürüyüş yollarını gayet güzel yönlendirmişler.
Binlerce ladin, okaliptüs, köknar ve çam. Bunların dışında: Pavlonya, sakura gibi bitkiler de görebilirsiniz.
BATUM DEVLET PARKI-MİLLİ PARK
Karadeniz kıyısında bulunuyor. Bir binalar tarlasına benzeyen kentin ortasında, yemyeşil bir ada gibi.
Kentte: taçsız kral olarak nitelenen şair İlya Çavçavadze ile Gürcü yazar ve devlet adamlarının heykellerinin süslediği park: uzun yürüyüş parkurları, plajları ve sahil kahveleriyle, dev bir gezi alanı. Parkın bitişiğindeki Batum Üniversitesi ise, Çarlık Rusya’sının mirası.
Bu arada: parkın içinde: Dolpinarium (yunus gösteri merkezi) var.
Gösteri akvaryumu 1966 yılında açılmıştır. Yunus gösterileri ise 1975’te başlamıştır. Bir süre kapalı kaldıktan sonra 2011’de yeniden açılmış ve unutulmaz gösterileriyle ziyaretçileri ağırlamaya başlamıştır.
Akvaryum iki bölümden oluşuyor.
Biri gösteri bölümü, diğeri deneylerin yapıldığı kısımdır. Toplam su miktarı yaklaşık 200 bin litredir ve özel filtreler sayesinde kapalı sistem ve biyolojik denge sağlanmaktadır.
Akvaryumda Karadeniz ve Gürcistan tatlısu türleri ile birlikte yaklaşık 100 çeşit süs balığı sergilenmektedir.
Gelelim Yunus gösterisine: Gösteri 10 yunusun katıldığı ve Gürcüce ve İngilizce olmak üzere 2 dilde sunulan eğitici bir performanstır. Gösteri her hava koşulunda gerçekleşir. Gösterinin ortalama süresi 35 dakikadır. Amfitiyatro 4 sektörden oluşur ve 795 seyirci kapasitelidir.
Bilet fiyatları kişi başı 30 GEL dir. Haftada bir gün (Pazartesi) kapalıdır. Ama güncel programı, resmi internet sitesinden takip etmenizi öneririm.
ESKİ POSTANE BİNASI
Avrupa Meydanındadır, şehrin en önemli tarihi ve mimari simgelerinden biridir. Onlarca yıldır ayakta duran Eski Postane Binası, meydanın en gerçek/otantik karakterlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
20. yüzyılda yapılmasına karşın, Gürcü mimari karakterini yansıtması açısından ilginçtir.
Yörenin karakteristik yapılarından biridir. Bina hem gündüz hem de gece ışıklandırılıyor.
1921’de Osmanlı-Gürcistan çatışmaları sırasında, 17 Mart 1921 tarihinde Osmanlı ordusu Batumi Merkez Posta Binasını ve diğer stratejik yapıları ele geçirmiş, bu olay Osmanlıların asıl amacının bölgeyi işgal etmek olduğunun kanıtı olarak görülmüştür.
Kentin iki merkez caddesi olan: Baratashvili ve Abashidze caddelerinin kesiştiği noktada yükseliyor.

VİRGİN MARY KİLİSESİ
Bu görkemli kilise, Batum şehrinin panoramasında hemen fark edilmektedir. Batum şehrinin en büyük ve en görkemli kilisesidir.
Bu dini yapı, oldukça trajik bir tarihe sahiptir. Üç büyük kubbesi ve Avrupai görünümüyle ziyaretçileri adeta büyülüyor.
Çünkü Sovyet döneminde çok sıklıkla yeniden inşa edilmiştir.
İlk olarak 1898-1903 yılları arasında inşa edilmiştir.
Bazen yanlışlıkla bir Ortodoks kilisesi olarak kullanılmış ve neredeyse hiç kimse başlangıçta bir Katolik kilisesi olarak inşa edildiğini hatırlamamıştır.
Rus İmparatorluğu tarafından buradaki Katolik kilisesi inşa edildiğinde, çoğunluğu Katolikliği savunan, farklı ulusların temsilcileri buraya akın etmiştir.
19’ncu yüzyılda, Batum şehrinde hiçbir Katolik tapınağı bulunmadığından, bu dinin temsilcileri, burada bir kilise inşa ettirmek için yetkililere başvurmuştur.
Tapınağın yapımında zengin petrol üreticisi Stefan Zubalashvili’nin katkısı çoktur ve tapınak 1902 yılında tamamlanmış ve 1903 yılında kutsanmıştır.
2000 yılında Gürcü Ortodoks kilisesine devredilmiştir. Gürcistan bağımsızlığını kazandıktan sonra Ortodoks kilisesine iade edilen yapı, günümüzde Batum’un en büyük ana katedralidir.
Gotik tarzda inşa edilen kilise, Gürcistan ülkesinin en güzel kiliselerinden birisidir.
Ana girişin iki yanında da havariler görülür. Ancak günümüzde, bu heykellerin kimlere ait olduğu tartışmaları sürmektedir. Kilisenin eşsiz özelliği: Fransız Gotik mimarisinin en güzel örnekleriyle rekabet edebilecek güzellikteki, büyük vitray pencereleridir.
Eğer burayı ziyaret etmek isterseniz: içeride fotoğraf çekmek yasaktır, içeride ayin varken uygunsuz zamanlarda girmeyin, bayan ziyaretçilerin başörtüsü ve ilave etek takması zorunludur. (Bunlar girişte veriliyor)

BATUM LİMANI
Limanın önemi, doğal bir liman olması ve Karadeniz ticaretinde, önemli bir rol oynamasıdır. Limanın tarih boyunca önemini korumasının temel nedeni doğal özellikleri, derin doğal sularda yer aldığı için büyük tonajlı gemileri ağırlayabiliyor. Ayrıca limana girmek için kanal geçmeye gerek yoktur.
Kendin turistik merkezi konumunda. Burada, yıl boyu kahve tiryakileri, sokak müzisyenleri, şairler ve balıkçılar var. Rıhtımda, sokak aralarında, ya da kentin herhangi bir köşesinde, kulaklarınıza, mutlaka çalınacak bir akerdeon tınısı gelecektir.
Öte yandan, liman da birçok günlük gezi teknesi var. Hatta: bu gezi tekneleri yanında, lüks araba modeli denizde yüzen tekneler, jet sky ler var. Bunlar limanda müziğin sesini o kadar yüksek açıyorlar ki tam bir curcuna var. Hatta, günlük gezi teknelerine bindiğinizde mutlaka Türk gurubu olduğunu öğrendiklerinde Türk müzikleri hemen yerini alıyor, özellikle “Erik dalı” çalıyorlar.
AVRUPA MEYDANI:

ALTIN POSTLU KOÇ HEYKELİ
Medea (Altın Post) heykeli, Batum’un Avrupa Meydanında, gökyüzüne yükseliyor ve şehrin hemen her yerinden görülebiliyor.
Heykeltıraş David Khmaladze tarafından yapılmıştır.
Medea’nın boynundaki kolye ve başındaki taç da altın kaplamalı olup, bölgede yaşamış Kolhida Krallığının binlerce yıllık usta altın işlemeciliğini işaret ediyor.
Heykel resmi olarak 6 Temmuz 2007 tarihinde dönemin Gürcistan Cumhurbaşkanı Mikhell Saakashvili tarafından açılmıştır. Turkuaz renkte ve altın detaylarla süslenmiş olan heykelin maliyeti 1 milyon Lari yi bulmuştur.
Gelelim heykelin hikayesine:
Heykelin elindeki “Altın Post” aslında bir koçun postudur ve arkasında ilginç bir Yunan mitoloji hikayesi vardır.
Efsaneye göre: Boeotya Kralı Athamas’ın çocukları Phrixus ve Helle, üvey anneleri İno tarafından istenmezler. İno bir komplo kurar, tarlalara zarar verir ürünlerin yok olmasına neden olur ve rahiplere rüşvet vererek kralın çocuklarını kurban etmesi gerektiğini söyletir. Kral Athamas, bu kurbanı gerçekleştirmekte tereddüt etse de danışmanları baskı yapar. Ancak çocukların öz annesi Nephele, onları korumak için tanrılardan yardım ister ve altın postlu bir koç (Koç-Aries burcuyla ilişkilendirilir) gönderir.
Bu altın postlu koç, Phrixus ve Helle’yi sırtına alarak Anadolu’ya, oradan da Kolhis’e (bugünkü Batı Gürcistan) götürür. Sonrasında Yunan kahramanı İason, kral olma hakkını geri kazanmak için amcası Pelias’ın verdiği görev gereği, 50 kürekli Argo gemisiyle bu Altın Postu ele geçirmek üzere Kolhis’e doğru efsanevi yolculuğa çıkar, bu yolculuk Argonautika destanının konusudur.
Evet: Altın postlu koç heykeli; gücü, sonsuzluğu, egemenliği ve dünya liderliğini sembolize ediyor.
Kim bu altın postlu koçu yenerse: dünyayı yöneteceği söyleniyor.
Antik dönemde, hatırlayanlarınız olabilir: biraz önce yukarıda sözünü etmiştim.
Yunan kolonilerinden, Ege denizinden yola çıkan bir kısım Yunanlı, bu postu aramak üzere, bölgeye gelirler ve hatta buraya gelirken de, Trabzon Yoson Burnunda, bir kilise inşa ederler, bu kilise günümüzde de büyük bir ziyaretçi çekmektedir.
Evet: bu altın postlu koç efsanesi, günümüzde de büyük inanır topluluğu çekmektedir.
Hatta: Amerika ve Rusya’nın altın postlu koçu yenerek, dünya egemenliğini ele geçirme düşünceleri sonucu, Gürcistan’a yardım yaptıkları düşünülebilir.

PİAZZA MEYDANI
Batum şehrinin en güzel yerlerinden birisidir. Ayrıca şehrin en canlı ve popüler buluşma noktalarından biridir.
Ancak adında anlaşılacağı üzere, İtalyan sistemi, Gürcistan için biraz uyumsuzluk göstermektedir.
Yani, İtalyan mimari stili kullanılarak yapılmıştır.
Türünün tek örneği olan mozaik ve vitray sanatı ilgi çekmektedir.
2010 yılında tamamlanan meydanın baş mimarı Vazha Orbeladze’dir.
Meydan yaklaşık 5700 metre karelik bir alanı kapsıyor ve burada bir otel, birkaç restoran, bir kafe ve bir pub bulunuyor.
La Brioche denen mekanda, canlı müzik yapılıyor.
Meydan, genellikle Batum şehrini ziyaret eden dünyaca ünlü müzisyenlerin konserlerine ev sahipliği yapıyor.
Evet özellikle akşam gün batımında burayı ziyaret etmenizi öneririm. Yerel lezzetlerden khinkali ve khachapuri tadabilirsiniz. Gece geç saatlere kadar açık olan mekanlar sayesinde akşam gezmeleri için idealdir.
Evet bugün meydanın mimari özellikleri şunlardır:
1-Saat kulesi
2-Vitray sanatı
3-Dev Mozaik

SAAT KULESİ:
Meydanın mimari açıdan en dikkat çekici yapısı olup, Venedik’teki ünlü San Marco Meydanındaki saat kulesinden ilham alınarak tasarlanmıştır.
Yapının çatısını süsleyen terrakota ve saman rengi unsurlar, yaldızlı levhalarla kaplanmış ve bunların çevresi beton ile demir dışı metalden yapılmış dekoratif Gotik unsurlarla çevrelenmiştir.
Kulenin merkezine Fransız yapımı güzel bir saat yerleştirilmiştir. Çift kanatlı bir kapının üzerinde konumlanan bu saat, belirli zamanlarda geleneksel Gürcü kıyafetleri giymiş figürlerin ortaya çıkmasını sağlayan bir mekanizmayı harekete geçiriyor. Batum’daki kule Venedik’teki saat konseptini yorumlarda, mekanik hayvan/insan figürleri yerine geleneksel Gürcü kıyafetli figürleri kullanılarak yerel bir kimlik katmıştır.
VİTRAY SANATI:
Estonyalı sanatçı Dolores Hoffman, meydanın benzersiz vitray pencerelerini tasarlamış ve yaratmıştır. Meydanın en özgün ve göz alıcı detaylarından biridir.
DEV MOZAİK:
Avrupa’nın en büyük figüratif mermer mozaiği olarak kabul ediliyor ve meydanın en çarpıcı özelliğidir.
Mozaik 106 m karelik alanı kaplıyor. Eserin sahibi Gürcü İsviçreli tasarımcı Natali de Pita Amirejibi dir. Mozaik 2010 yılında Pita nın orijinal eskizlerine göre Abu Dabi deki Fantini Mosaici atölyesinde üretilmiştir. Tamamlandıktan sonra parçaları Batum a taşınmış ve Ağustos 2010 da Pita Amirejibi nin kişisel gözetiminde parça parça bir araya getirilmiştir.
Mozaiğin ayrı parçaları 10 günde inşa edilmiştir. Mozaik 1 cm kare boyutunda 88.244.735 kesilmiş ve işlenmiş plakadan oluşuyor. Bu etkileyici eser dünya çapında 15 farklı ülkeden getirilen mermerden yapılmıştır.
Mozaiğin konsepti deniz unsurları ile durmaksızın devam eden modern kentsel genişleme arasındaki uyumu yansıtıyor. Kompozisyon, iç içe yerleştirilmiş sekiz daireden oluşuyor, bu da deniz yüzeyindeki girdapları hatırlatıyor. Sesiz süslü daire, denizin sakin yüzeyini yansıtıyor. Tasarımcıya göre, konsept, denizin ebedi hareketiyle modern kentsel alanın sürekli gelişimini birleştiriyor.
Mozaiği meydanda ayakta dururken tam olarak görmek mümkün değildir. Bu yüzden meydana bakan gizli bir balkondan görmek gerekir.

MİRACLE PARK-MUCİZE PARKI:
Batum sahil bulvarının başlangıcında, limanın hemen yanında yer alan ve şehrin en ikonik simgelerini bir araya toplayan modern bir açık hava mekanıdır.
Miracle Park, şehir merkezinde modern mimari yapıları ve Sahil Bulvarına bağlı altyapısıyla tamamen farklı ve etkileyici bir mekandır. Proje çok kısa bir sürede hayata geçirildiği için “Miraca Park” (Mucize Parkı) adını almıştır. Parkta yaz ve kış sezonlarında elektronik müzik festivalleri gibi çeşitli etkinlikler yapılıyor ve güzel bir deniz manzarası görülüyor.
Parkta bulunanlar:
1-Alfabe Kulesi.
2-Batum Fener Kulesi.
3-Ben, Sen ve Batum Heykeli.
4-Ali ve Nino Heykeli
5-Dönme Dolap
6-Çhacha Kulesi.
7-Japon Bahçesi


ALFABE KULESİ-ALPHABET TOWER
Batum şehir merkezinde, Miracle parktadır.
Gürcü alfabesi, 5’nci yüzyıl sonlarında yapılmıştır. Modern versiyon ortaya çıkmadan önce, birçok değişiklik yapılmıştır.
Burada, dünyadaki 14 yazı sisteminden biri olan Gürcü alfabesi görülür.
Kule: Gürcü alfabesine adanmıştır.
2012 yılında İspanyol mimar Alberto Domingo Cabo tarafından yapılmıştır.
130 metre yüksekliktedir. Çapı 31 metredir.
Bir “DNA” şeklinde, demir konstrüksiyondur.
Çifte sarmal desenle, bilindik DNA tasarımını kombine ediyor. Bunun anlamı: Dil bir milletin genetik kodudur ifadesini güzel bir şekilde somutlaştıran DNA yapısına benziyor. Bu Gürcü dilinin ulusal kültürel DNA’sına ne kadar derinden işlendiğinin mükemmel bir metaforudur.
İki sarmal şerit, Gürcü alfabesinin 4 metrelik alüminyumdan yapılmış, 33 harfini taşıyarak kulede yükseliyor. Yapının ortasında, tepesine kadar uzanan görünür bir asansör boşluğu bulunuyor. Yapının tepesinde ise devasa gümüş bir top yerleşiktir.
Bina inşa edildiğinden beri neredeyse terk edilmiş halde kalmıştır. 2014 yılı itibarıyla asansör bozuktur, katlarda yüzlerce ölü kuşa rastlamak mümkün iken, son yıllarda restoranın açılmasıyla durum iyileşmeye başlamıştır.
Dördüncü kat, kuleden benzersiz manzaranın keyfini çıkarmak için bir gözlem güvertesi olarak tasarlanmıştır. Beşinci kat ise ziyaretçilere “ayarlı kütle sönümleyicinin” (mekanik titreşimleri azaltmak için yapılara monte edilen elli tonluk bir alet) nasıl çalıştığını gösteren bir katmandır. Yukarı çıkmak için 2 asansöre binmek gerekir. İkinci katta ana gözlem güvertesi bulunuyor. Üçüncü katta ise küçük bir oyun alanı var.
Kulenin tabanında ise bir ziyaretçi bilgi merkezi bulunuyor.
Kuleye çıkma ücreti 20 Laridir.
Kulenin tepesinde panaromik Batum manzarasını ve Karadeniz’i görebileceğiniz döner “Atmosphere” restoranı bulunuyor.
Kuleye, bir asansörle çıkılmakta ve Batum ile Karadeniz’in panoramik manzarası izlenmektedir.

BATUM FENER KULESİ:
Batum limanının tarihi simgelerinden biri olup, 3 farklı imparatorluk döneminden izler taşıyan ilginç bir geçmişe sahiptir. Fener, 1863 yılında Osmanlı İmparatorluğu zamanında inşa edilmiştir. İlk yapı, üzerine diyoptrik bir lambanın monte edildiği dökme demir bir sütundur. 1878 yılında Batum’un Rusların eline geçmesiyle fener yeniden inşa edilmiştir. Bu ikinci yapıda Rusların imzası vardı. 1882 yılında yani günümüzdeki hali ise, Fransız inşaatçılar tarafından yeniden yapılmıştır.
Sekizgen taş bir fener kulesi inşa edilmiş ve tepesine aydınlatma cihazının yerleştirildiği küçük silindirik bir kule eklenmiştir. Günümüzde 21 metre yüksekliğindeki bu fener, 1882 yılında Fransız mühendisler tarafından inşa edilmiştir.
Evet fener 150 yıldır Karadeniz’e giren gemilere yol gösteriyor. Işığı 14 deniz mili menzile ulaşıyor. Önce beyaz ışıkla aydınlanan fener, günümüzde kırmızı ışıklarla aydınlanıyor.

BATUM BEN, SEN VE BATUM HEYKELİ:
Sıcak ve samimi bir atmosfere sahip metal/bronz heykeldir. Parka adım atar atmaz karşılayan bu heykel, metal ve bronzdan yapılmış, kahve için bir adam ve kadın figürlerinden oluşur. İlk bakışta basit gibi görünse de, yaklaştıkça içindeki davet hissediliyor. “Ben, sen ve Batum” fikri kulağa çok tanıdık geliyor. Çünkü bu şehir, yalnız gezene de eşlik ediyor, çift gezenin fotoğraflarını da hikaye ekliyor, arkadaş gurubuna da bir anı bırakıyor.

ALİ VE NİNO HEYKELİ
Ali ve Nino hareketli heykeli, Batum şehrinin en şaşırtıcı ve unutulmaz mekanlarından birisidir. 2010 yılında yerleştirilmiştir. Heykel başlangıçta kıyıya daha yakın bir konumdaydı ancak 2015 yılında bir fırtınada tabanı hasar görmüştür. Bu nedenle günümüzdeki konumuna taşınmıştır.
Heykel uluslararası sonsuz sevgi ve anlayışı tasvir etmektedir.
Eserin orijinal ismi daha genel bir isim olan “Man and Woman” dı. Ancak güçlü edebi çağrışımı nedeniyle, kısa sürede romanın kahramanının isimleri esere yapıştırılmıştır.
Azerbaycanlı bir yazar olan Kurban Said tarafından yazılan ünlü “Ali ve Nino” romanından esinlenilerek yapılmıştır.
Kitap ilk kez 1937 yılında, Avusturya’da Almanca olarak yayınlanmış ve o tarihten sonra 32 farklı dile tercüme edilmiştir.
Müslüman bir Azerbaycanlı erkek Ali Servansir ile bir Hıristiyan Gürcü Prenses olan Nino Kapiani arasındaki sevginin hikayesi anlatılmaktadır. Hikayeleri kültürlerin çatışmasını ve aşkın ölümsüzlüğünü araştırıyor. Çift olabilmek için sayısız sınavdan geçiyor, ancak kontrolleri dışındaki koşullar nedeniyle kalp kırıcı bir ayrılıkla karşı karşıya kalıyorlar.
Roman, Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki Kafkaslar ortamını yansıtmaktadır.
8 metre yükseklikteki heykel, bir adamın bir kadının heykelidir. Kompozisyon segmentli metal plakalardan yapılmış iki figürden oluşuyor. Gündüz hareketsiz, birbirine karşı duruyorlar, ama her akşam sihir başlıyor, figürler hareket etmeye başlıyorlar. Otomatik performans yaklaşık 10 dakika sürüyor.
Heykel: 1968 doğumlu Tiflis kökenli Gürcü sanatçı Tamara Kyesitadze tarafından yapılmıştır.
Heykelin arkasındaki gerçek ilham kaynağı, sanılanın aksine roman değil, sanatçının kişisel hayatıymış. Kimse Ali ve Nino hikayesinin Kvesitadze’nin heykeliyle nasıl ilişkilendirildiğinden tam olarak emin değil, Sanatçının kendisi hiçbir zaman romana atıfta bulunmamıştır. Ancak buna aldırış etmiyor gibi görünüyor ve insanların kendi yorumları olduğunu kabul ediyor. Kendisi için bu daha kişisel bir eser “Onu incindiğim bir anda tasarladım, bu yüzden birisiyle bir an için birlikte olmak ve sonra onu kaybetmek fikrimi yaratmak istedim” demiştir.
Heykel 2010 yılında yapılmış olup, Avrupa ve Asya arasındaki sevgi ve aşkın sembolü olmuştur.
Yaklaşık yarı şeffaf olan Ali ve Nino’nun çelikten yapılmış figürleri, yavaş yavaş birbirlerine doğru ilerliyorlar ve bir an tek parça oluyorlar.
Bu nefes kesen süreç, her 10 dakikada bir tekrarlanıyor.

DÖNME DOLAP:
Ali-Nino heykelinin hemen yanındadır. 55 metre yükseklikteki bu etkileyici yapı, Batum’daki fitüristik Miracle Park ın tam kalbindedir. İtalyan mimarlar tarafından kurulmuştur. Biniş ücretli kişi başı 10 Laridir.
Dönme dolap, ziyaretçilere 360 derecelik panaromik bin manzara sunuyor. Buradan sonsuz Karadeniz, Acara dağ silsileleri ve genellikle Dubai veya Las Vegas a benzetilen şehrin ilginç mimarisi gözler önüne seriliyor.
Ziyaretçilerin kullanımına konforlu kapalı kabinler var. Bu kabinler 10-15 dakikada tam bir tur tamamlıyor. En büyük sıkıntı, hareket halindeyken atlamak gerekiyor, bu durum özellikle çocuklu aileler için çok zor bunu dikkate almalısınız.

CHACHA KULESİ
Çaça kulesi olarak da bilinen kule: Batum şehir merkezinde erken 20’nci yüzyıl binasının bir kopyasıdır.
Chacha, şarap yapımından arka kalan üzüm posasından damıtılan güçlü bir içkidir. Gürcistan’ın yaklaşık 800 yıllık antik şarapçılık tarihine yakından bağlıdır. Söylentiye göre Chacha, Gürcülerin dünyada şarap yapan ilk halk olmasının temel nedeniydi.
Ünlü Gürcü üzüm votkası “Chacha” her 10-15 dakikada bir dökülüyor.
Evet kulenin en özgün özelliği, tasarımının su yerine alkol akıtması için düşünülmüş olmasıdır.
25 metrelik saat kulesi, dört çeşme havuzuyla çevrilidir. Oldukça alışılmadık ama son derece Gürcüce bir şekilde, her gün saat 19.00’da 10 dakika boyunca çeşmelerden Chacha (güçlü Gürcü alkolü) akıyordu. İçeceğin tadı her seferinde farklı bir şirket tarafından sunulduğu için değişiyordu. Bu cömert atraksiyon, hayranların kuyruk oluşturmasını önlemek için sabit bir programda çalışmıyordu.
18 metre yükseklikte bir kronometre bulunuyor, bu yüzden kule bazen “saat kulesi” olarak da anılıyor.
Evet, burası 2012 yılında tamamlanmış özgün bir saat kulesidir.
Ana kubbe 25 metrelik bir yüksekliğe ulaşır.
Diğer kubbeler 5 metre yüksekliktedir.
Ne yazık ki, bu hikaye mutlu sonla bitmiyor. Kulenin chacha hayranları için bir cazibe merkezi olma işlevi kısa ömürlü olmuştur. 2015’deki raporlara göre çeşmeler artık çalışmıyordu. Bir zamanlar hareketli bir turizm bilgi merkezine ev sahipliği yapan Chacha Kulesi, o günden beri daha az elvirişli günler geçiriyor. Kule günümüzde biraz ihmal edilmiş durumda, minimal bakımsızlık belirtileri var ve saati artık çalışmıyor. Çevredeki çeşmeler artık su bile püskürtmüyor ve kapalı yapı ihmal edilmiş, kullanılmıyor görünüyor. 10 yıl önce, dört çeşmesinden serbestçe akacak chacha vaadiyle inşa edilmişti ama bu vaat gerçekleşmedi.
Tasarımı, 1901 yılında Fransız mimar Raymond Pere tarafından tasarlanan İzmir’deki Osmanlı tarzı saat kulesinin bilinçli bir kopyasıdır. Bu ünlü 1901 İzmir Saat Kulesini tasarlayan Fransız Raymond Pere, Batum’daki bu replikayı görse muhtemelen hayal kırıklığına uğrardı, çünkü orijinal amacından çok farklı bir işlev üstlenmiştir.
Kulenin 18’nci metresinde bir saat vardır.
İnşaat, özel olarak yerleştirilmiş, duyusal ekipman yardımı ile içeceğin aktığı 4 bölümle çevrilidir. Kuleyi akşam veya gece, ışıklandırma açıkken ziyaret etmenizi öneririm. Bu saatlerde yapı büyüleyici derecede güzel görünüyor. Kule sarı, kırmızı, yeşil, mavi ve mor renklerde aydınlatılıyor.
JAPON BAHÇESİ:
Batum bulvarı üzerinde, şehrin gürültüsünden uzak, huzurlu ve otantik bir dinlenme köşesidir. Bahçe, Şota Rustaveli Devlet Üniversitesine yakındır.
Batum Bulvarının en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. 2015 yılında oluşturulmuştur. 1000 metre karelik bir alana dikilmiş olup Japon bahçelerine özgü peyzaj tasarımı ve unsurlarıyla planlanmıştır. Japon kültürünün unsurları (torli (kapı), gölet, şelaleler, doğal taş yollar, kasugi (fener) ve Japon tarzı ağaç, bitkiler) ziyaretçileri sahil kenarında gerçek bir Japon dünyasına götürür.
Bahçeye giriş ücretsizdir.

AVRUPA MEYDANI-EUROPE SQUARE
Batum şehrinde kaldığınız sürece, defalarca buradan geçeceksiniz. Şehir merkezinin en güzel yerlerinden birisidir. Buranın ismi: Batum’un Avrupa Bölgeler Meclisine katılmasından geliyor. Gürcistan’ın Avrupa’ya yönelik özlemini vurguluyor.
Burada: meydanın ortasında Avrupa dünyasının eski Gürcü dünyasıyla bağlantısının sembolü olan “Medea Heykeli” bulunuyor. Meydan, gerek turistler ve gerekse yerli halk arasında popüler bir alandır. Meydanda restore edilmiş cephelerin ve modern mimarinin enfes birleşimi görülüyor. Yine bu meydanda: çeşitli konserler yapılmaktadır. (Jose Carreras, Andrea Bocelli, Bueno Vistal Social Club ve diğerleri gibi) 2011 yılında Enrique Iglesias konserinde, meydanda 50 bin kişinin bulunduğu söyleniyor. Yılbaşı kutlamaları da burada yapılıyor. Medea heykelinin hemen yanında bisiklet kiralama noktası vardır.




MEDEA HEYKELİ
Medea: Kafkasların mitolojik yüzüdür. Medea ve Jason, Argonauts efsanesinin figürleridir. Efsane: MÖ 3’ncü yüzyılda Rodoslu Apollonius tarafından yazılmıştır.
Prenses Medea: Yunan mitolojisinde bugünkü Batı Gürcistan’da Kolkheti (Colchis) Kralı Aeetes’in kızıdır. Çoğu hikayelerde büyücü olarak bilinir ve genellikle Tanrıça Hecatenin bir rahibesi ya da cadı olarak tasvir edilir. Kendisi Circenin yeğeni, Güneş tanrısı Heliosun torunu ve daha sonra kahraman Jasonun eşidir. Corinth kralı Creon, kızı Glaucei Jasona sununca: Jason Medea’yı terk eder ve Medea, kocasının ihanetine karşılık, intikam için çocuklarını öldürür. Mitolojik hikayede: Jason’un efsanevi “Golden Fleece” yani “Altın Post” u çalmasına yardım etmiştir. Buradan anlaşıldığına göre: Kolkitian halkı: Avrupa’da bilinmeyen dönemde, metallerin ergitilmesi ve dökülmesi konusunda uzmandır. Bu durum, yani halkın bu özelliği, altın dahil doğal kaynakları aramak için, buraya, krallığa seyahat eden Jason ve Argonotlar gibi Yunan tüccarlarının ve maceraperestlerinin ilgisini çekmiştir.
Koklhi halkı, bu altın postu oluşturmak için ilginç bir yol kullanmıştır. Bir koyun postu, ahşap bir desteğe tutturulur ve dağdan hızla akan bir akarsuya asılarak bırakılır. Akarsu içindeki altın parçacıkları, koyun postunun yünü içine toplanır. Daha sonra bu post, sarsılmadan ve taranmadan kuru bir ağaca asılır. Altın toplamak için kullanılan bu yöntem, Jason efsanesi ve altın arayışında kullanılan keçe ve benzeri tekniklerin esasını teşkil etmiştir.
Davit Khmaladze tarafından yapılan heykel, 2007 yılında açılmıştır.




BATUMİ BOULEVARD-SEASİDE PARK
Burada: alışveriş, yürüyüş ve hatta yüzme molası verebilirsiniz. Burası, sahil şeridinde, sahil boyunca yeşil alanı bol bir yerdir. Çocuk parkından, konser alanına kadar pek çok aktivite vardır. Parkın içinde: buzdolabı süsü, su, hediyelik eşya satan seyyar satıcılar bulunuyor. Türk parası alıyorlar. Şehrin en işlek plajı buradadır ve ayrıca yine park alanında pek çok şirin heykel bulunuyor.
Gelelim buranın yapılış hikayesine: Batum bölgesi valisi tarafından deniz kıyısı yanında bir park oluşturmak üzere, 1881 yılında bir Alman bahçıvan atanmıştır. Günümüzde, Batum Bulvarının uzunluğu yaklaşık 7 km kadardır. Yaklaşık olarak eski ve yeni bulvar olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Park alanında: orijinal ve modern heykeller, tezgahlar ve havuzlar bulunuyor. Yaz sezonu boyunca: sahil kafeteryalar, restoranlar, plaj barları ve kulüplerle doludur. Sezon dışında ise, sadece güzel deniz kıyısı bulunuyor. Günün herhangi bir saatinde, sabah veya sıcak bir öğle saatinde burada yürüyüş yapabilirsiniz. Ancak buraya özellikle gün batımı saatinde gelmenizi öneririm. Çünkü güneş, denizin hemen üstünde batıyor ve görüntü muhteşemdir.

ASTRONOMİK SAAT-ASTRONOMİC CLOCK
Prag ve Venedik şehirlerindekine benzer astronomik saat, Gürcistan Ulusal Bankasının eski binasının kulesine yerleştirilmiştir. Tam ve yarım saatlerde, melodik bir zil sesi duyuluyor. Günün saati dışında, burada astronomik bilgiler de gösteriliyor. Güney ve ay, ayın evreleri, meridyen ve ufuk yerleşimi bilgileri görülüyor. Ay, dünyanın döngüsünde önemli rol oynadığından, astronomik saatten elde edilen bilgiler, sadece ilginç değil aynı zamanda yararlıdır.
















































