Siirt Baykan Veysel Karani

Siirt Baykan Veysel Karani

Veysel Karani Türbesi: Baykan’ın Ziyaret Beldesinde, Diyarbakır-Bitlis karayolu üzerindedir. Siirt’e 40 km. uzaklıktadır. Baykan ilçesine ise: 8 km. uzaklıktadır. Her yıl: yaklaşık 200 bin kişinin ziyaret ettiği bu mekan: gerçekten pek fazla düzenli değil.

Türbenin bulunduğu bölüm çevresinde: salkım-saçak çok sayıda satıcı var. Bunlar: hoş bir görüntü oluşturmuyor. Ayrıca: gerekli temizlik sağlanmaması nedeniyle, çevre çöp içinde. Umarım: her yıl birçok insan tarafından ziyaret edilen bu mekan; daha düzenli ve temiz bir hale getirilir.

Çünkü: Hz. Peygamber, bir hadisinde: “ Beni ziyaret etmek imkanına erişemediğinizde, kardeşim Veysel Karani’yi Makamını ziyaret ediniz” buyurmuştur.

Evet, burası hakkında, birçok rivayet bulunmakta, ancak, sanırım ilginizi çeker, bir rivayet şöyle demektedir. “ Hz. Veysel Karani’nin türbesini bir kez ziyaret eden, iki kez daha gelir, yani toplam üç kez ziyaret edilir”

VEYSEL KARANİ

Veysel Karani: İslam din büyüğüdür. Yemen’in Karn köyünde doğmuştur. Doğum tarihi bilinmemektedir. Müslüman olduktan sonra: her hareketi ve her sözü ile insanlara ibret ve nasihat oldu.

Onun en önemli vasfı: Peygamberimize olan aşkı, ibadete canla başla devamı ve annesine saygısıydı. Annesine çok hizmet edip, hayır duasını aldı.

Annesi; kendisine bakacak kimse olmadığından, ona izin vermedi ve Peygamberimizi göremedi. Bu durum nedeniyle, İslam’dan anne sevgisini yücelten bir konumu vardır.

Sıffın savaşı sırasında: 657 yılında ölmüştür. Bu savaştaki şehitlerin büyük çoğunluğu, savaşın olduğu yerde toprağa verilir. Şehitlerini memleketlerine götürmek isteyenler için tabutlar yaptırılır.

Şehitlerin içinde: Hz. Veysel Karani’de vardır. Mübarek naaş için: 3 ayrı kabile toplanmış ve sahip çıkmışlardır.

Şehit birdir, ancak sahipleri üçtür. Saatlerce tartışılır. Ne var ki; hiçbir kabile, diğerini tatmin edip inandıramaz. Sonunda iş: Hz. Ali’ye ulaşınca, o, olayı İslami açıdan anlatmaya çalışır.

Hz. Veysel Karani’nin, köken olarak Yemenli olduğunu ve Yemenlilere verilmesi gerektiğini belirtir. Ancak, diğer iki kabile bu teklife razı olmazlar.

Hz. Ali, kura çekme teklifinde bulunur, buna da razı olmazlar. Bunun üzerine, Hz. Ali: “Peki Veysel Karani’nin mübarek naşını ben korumaya alıyorum, yarın görüşürüz” der. Her üç kabile başkanları dağılırlar.

Hz. Veysel Karani, son kerametini gösterir ve sabah kalktıklarında, her üç kabilenin tabutlarında da görünür. Her kabile, birbirinden habersiz, naşın kendilerine verildiğini düşünerek, sessizce naaşı alırlar ve biri Yemen yolunu, biri Şam yolunu ve biri de Bitlis yolunu tutar.

Böylece: Hz. Veysel Karani ; yeni olayların çıkmasını önler.

O’nun defni ve mezarıyla ilgili anlatılanlar, birer rivayete dayanır. Nereye ve nasıl defnedildiği konusunda kesin bir bilgi yoktur.

Kendisine gönderilmiş olan “Hırka-i Şerif” günümüzde “Hırka-i Şerif Camisinde: soyundan gelenlerin himayesindedir.

Van-Diyarbakır istikametine giden otobüsler, burada mola verir ve vatandaşlarımız hemen türbeye koşarak dua eder, adağı varsa adak adar, namaz kılarlar.

Siirt Baykan Veysel Karani

VEYSEL KARANİ KÜLLİYESİ

Veysel Karani Külliyesi: Vakıflar Müdürlüğünün girişimleriyle, 1974 yılından itibaren çok daha bakımlı bir görünüme kavuşturulmuştur.

1982 yılında: avlu düzenlemesinden sonra, 1983 yılında kesimhane binaları, daha sonra da otel ve konuk evi binaları devreye sokulmuştur.

Siirt Baykan Veysel Karani

VEYSEL KARANI TÜRBESİ

Ziyaret Beldesindedir. Yörenin “Cas” denilen harcıyla 1901 yılında yapılıp, kubbe ile örtülmüş olan türbe, 1967 yılında yıktırılmış ve yerine yeni türbe yapılmıştır.

Veysel Karani Türbesi ve Külliyesi, 2001 yılında Valilik tarafından restore edilerek, modern bir görünüme kavuşturulmuştur.

Bu nedenle: günümüzde görünen türbenin mimari yönden bir özelliği bulunmamaktadır.

Her yıl: 16-17 Mayıs tarihlerinde, Veysel Karani’yi anma etkinlikleri düzenlenmektedir. Bunun yanında: aslında, burada büyük bir külliye inşası düşünülmektedir.

Ancak: yöredeki esnaf, buna karşı çıkıyormuş.

Yine de: Konya’da Mevlana Külliyesi gibi, buraya da daha modern tesisler bulunan bir külliye yapılması düşünülüyormuş.

Siirt Baykan Veysel Karani

ŞEYH OSMAN TÜRBESİ

Anlatıldığına göre, Hz. Veysel Karani’nin peşinden gelen Şeyh Osman, “Veysel Karani nerede kalırsa, bende olduğum yerde kalayım “demiş ve şu an 200 metre ara ile, mezarları bulunuyor.

Bir başka rivayete göre: Şeyh Osman; Hz. Veysel Karani’nin türbesini bulmak üzere, Irak’tan yola çıkar. Günlerce ilerler ve günümüzde, türbesinin bulunduğu yere geldiğinde; karşısına kılık değiştirmiş olarak şeytan çıkar.

Şeyh Osman; ona, Hz. Veysel Karani’nin türbesinin nerede olduğunu sorar. Şeytan: onu yanıltmak için, türbenin bu civarda olmadığını, tam tersi istikamete gitmesini söyler.

Bunun üzerine: Şeyh Osman; türbenin tam tersi istikamete doğru yola çıkarken, yorgunluktan, vefat eder ve vefat ettiği yerde, bugün türbesinin bulunduğu yerde gömülür.

Bu rivayet: Hz. Veysel Karani’nin naaşının gerçekte burada bulunduğu hakkında, bir doğruluk payı vermesi açısından ilginçtir.

Siirt Baykan hakkındaki gezi yazım için Baykan

Siirt Tillo Aydınlar hakkındaki gezi yazım için Tillo Aydınlar

Kalkan

Kalkan
 

Kalkan, Kaş’a bağlı bir mahalledir.

Kaş ilçe merkezinin 25 km batısındadır. Fethiye yolu üzerindedir.

Kalkan’ın günümüzden 150-200 yıl önce yakındaki Meis isimli Yunan adasından buraya gelen tüccarlar tarafından kurulduğuna inanılmaktadır.

1920’li yıllarda “Kalamaki” adıyla anılan eski bir Rum balıkçı köyü olarak göze çarpmaktadır.

1922 yılında mübadelede, Kalkan’da yaşamakta olan Rumların bir kısmı Yunanistan’a ve bir kısmı da Avustralya’ya gitmiştir. Yunanistan’a gidenler, Atina yakınlarında kurdukları köye “Kalamaki” ismini vermişlerdir.

Bunların çocukları, vatan hasretini gidermek için zaman zaman Kalkan’a gelip ziyarette bulunurlar.

O günlerden geriye ise, sadece, bugün cami olarak kullanılan köyün kilisesi kalmıştır.

Eski Rum evleri ve küçük yat limanıyla son yıllarda en ilgi çeken tatil merkezlerinden birisidir. Çünkü otantik mimari dokusu bozulmadan günümüze ulaşmıştır. Beyaz renkli evleri, kepenkleri, çiçek fışkıran balkonları ile alabildiğine huzurlu bir yerdir.

Bir koyun kıyısında denize inen bir yamacın üzerinde kurulmuştur.

Günümüzde: burada oteller, pansiyonlar, lokantalar ve hediyelik eşya dükkanları doludur.

Denize eğimli sokaklardan, aşağıya denize doğru yürürken, oldukça güzel manzaralarla karşılaşırsınız.

Teraslar üzerinde restoranlar kuruludur. Bu yüzden yemek yerken muhteşem deniz manzaraları ve gün batımı izleyebilirsiniz.

Burada, sahil boyunca uzanan caddede gezebilirsiniz. Caddenin sonunda denize bakan mekanlarda dinlenebilirsiniz.

Hediyelik eşya dükkanlarının sıralandığı dar sokaklar, Marina da biter.

Evet Kalkan uzun yıllar, ulaşım zorluğu nedeniyle çevre ilçeler gibi turizmde canlılık kazanamamıştır. Ama son yıllarda, özellikle İngilizlerin başı çektiği yoğun bir yabancı nüfus, buraları tercih etmektedirler.

 

YAT LİMANI

Lodosa açık küçük kıyısında bir yat limanı vardır. Uğrayan her türlü teknenin ihtiyacı karşılanmaktadır.

 

ÇATA ADASI

Kalkan koyu açıklarındadır ve üzerinde yerleşim yoktur.

 

GÜVERCİNLİK DENİZ MAĞARASI

Kalkan merkeze 2 km uzaklıktadır. Tekneyle gidilebilir. Çok sayıda güvercin barındırması nedeniyle bu isim verilmiştir.

Kalkan Halk Plajı
 

KALKAN HALK PLAJI

Kalkan merkeze uzaklığı 100 metredir.

Plajın uzunluğu 240 metre, genişliği 8 metredir.

Denize sıfır plajda tesis bulunmaktadır. Kayalık yoktur, ahşap iskele ve beton platform yoktur.

Mavi bayraklı plajda, yılın 9 ayı denize girilebilir.

Berrak ve serin bir denizi var, ama yılın 9 ayı denize girmek mümkündür. Plaj küçük çakıl taşlarından oluştuğu için denizden çıktığınızda ayağınız kumlanmıyor.

Temiz ve bakımlı plaj, yörenin gözde turistik beldesinin hemen içinde yer alması da ayrı bir avantajdır.

İster plajda şezlong kiralayıp günümüzü geçirebilirsiniz, ister arada Kalkan’ın şirin çarşısında küçük turlar atıp yeniden serin denizinize dönebilirsiniz. Adı gibi Halk Plajı, halk ve beldeyle iç içedir.

Kalkan Kaputaş Plajı
 

KAPUTAŞ PLAJI

Kalkan bölgesindedir. Kaş ilçe merkezine 18 km uzaklıktadır. Kalkan’a ise 7 km uzaklıktadır. Kaş-Kalkan karayolu üzerindedir.

Buradaki yol inşaatında, yıllarca önce 5 yol işçisi hayatını kaybetmiştir, günümüzde bu işçilerin isimleri bulunan bir tabela kayalıklarda görülmektedir. Giriş ücretli değildir.

Buraya ilçe merkezinden kalkan dolmuşlar veya özel aracınız ile gidebilirsiniz. Ancak şunu unutmayınız, plaj otoyol kenarındadır, özellikle sezonda yani yaz aylarında otopark bulmak büyük sorundur, bu yüzden bence buraya Kaş merkezden kalkan dolmuşlarla gidin.

Öte yandan, rastlamadım ama yol kenarına park edilen araçlarda sürekli hırsızlık olduğunu duydum, yani otopark oldukça küçük, birçok araba yol kenarına park ediliyor.

Bu yüzden arabalarınızda değerli eşya bulundurmamanızı öneririm.

Ancak, kayalıklarla çevrili bir koyda bulunan plaja inebilmek için 187 basamaklı bir merdiven kullanılıyor. Yani iniş iyi de, yüzüp yorulduktan sonra bu merdivenleri çıkmak oldukça zorluyor.

Kalkan Kaputaş Plajı
 
Mavi Bayraklıdır.

Kanyon ağzı plajıdır. Kumsalın çevresinde dev kayalar bulunmaktadır.

Kaputaş Plajı: 2015 yılında Antalya Tabiat Varlıklarını Korumu Bölge Komisyonu tarafından tescil edilmiş ve 25 yıllığına Kaş Belediyesine kiralanmıştır.

Plajda, Kaş Belediyesi tarafından işletilen bir tesis bulunmaktadır. Plaj yanında küçük bir kafe bulunuyor. Tesis oldukça uygun ve temiz bir işletmedir.

Soyunma kabinleri, duş ve tuvaletler bulunuyor. Yeme içme alanı self servis ve güzel bir manzarada, uygun fiyatlarla bir şeyler yiyip içebilirsiniz.

Plaj şemsiyesi ve şezlong kiralamak mümkündür. Ancak kendi sandalyeniz ve şemsiyenizi de götürebilirsiniz.

Ancak konaklama tesisi yoktur, çünkü burası bir yol üstü plajıdır ve en yakın konaklama tesisi 7 km uzaklıktaki Kalkan’dadır.

Deniz

Berrak ve temizdir. Sığdır. Dalgalar çok değildir. Ancak bazen muhteşem dalgalar oluyormuş. Bunu da dikkate almak gerekir. Ayrıca birden derinleşiyor. Denize girmek için deniz ayakkabısı olmanızı öneririm.

Ancak Antalya bölgesinde suyu sıcak olmayan ender plajlardan birisidir.

Peki deniz sonu duş derseniz, evet soğuk doğal kaynak suyu ile duş yapma imkanı bulunmaktadır ama buz gibi bir sudur.

Aynı zamanda: Caretta Caretta deniz kaplumbağalarının Türkiye’deki önemli üreme alanlarından birisidir.

Kalkan Mavi Mağara
 

MAVİ MAĞARA

Kaş ilçe merkezine 18 km uzaklıktadır. Kaputaş plajına ise 200 metre uzaklıktadır.

1972 yılında Temuçin Aygen tarafından bulunmuştur.

Karadan ulaşım olmayan mağara, 40 metre uzunluktadır ve mağaraya tekneler veya Kaputaş plajından kiralanan kanolarla girilmektedir.

İsmini dehlizlerinden içeri yansıyan mavi ışıklardan almıştır. Güneş ışıkları denizin dibinden yansıyarak mağaraya giriyor ve muhteşem bir atmosfer oluşuyor.

Mağara: iç ve dış galerilerle bölünmüştür.

Mağarada dalış sporu yapılır.

Ancak amatörler mağaranın ön kısmında, profesyoneller ise mağaranın iç kısmında dalış yapmaktadır.

Eskiden mağarada foklar yaşıyormuş.

 

ETRİTUMİNEHİ-ARTYMNESSOS-KALAMAKİ-KALKAN

Kalkan’ın erken adı, ilk tespitlere göre “Etri Tuminehi” dir. Sonradan Yunanca da “Artymnessos” a dönüşmüştür. Yukarı Tymnessos anlamına gelmektedir. Tymnessos’un limanıdır. Kalkan öncesi adı “Kalamaki” dir. 

Kalkan’da günümüzde antik yerleşimden iz kalmamıştır. Bu yokluğun cevabı, Tymnessos (Köşbaşı) kalıntılarının varlığı olabilir. Artymnessos sakinlerinin mezarlarının asıl yerleşimi Tymnessos’da olabilir, Kalkan da hiçbir antik mezara rastlanmama sebebi budur.

Yine de liman olarak kullanılmış olduğundan kuşku bulunmayan Artymnessos’dan günümüze hiçbir kalıntı kalmamış olması da oldukça ilginçtir. 

Kocakaya Camii yanında yalnız duran 3 x 6 m ölçülerindeki küçük bir Ortaçağ Şapeli, antik yapı açığını kapatacak durumda değildir. 

Antik dönemlerin yokluğuna karşın, Kalkan geleneksel sivil mimarlık eserlerinin güzel örnekleriyle doludur. Tüm geleneksel yapılar yerleşim ölçeğinde korunmuştur. Bunun nedeni de, sivil mimarlık örneklerinin kentsel sit statüsünde korunması nedeniyle restore edilerek uygun biçimde kullanılmakta ve yaşatılmakta olmasıdır.

 

Kalkan İslamlar Köyü
 

İSLAMLAR KÖYÜ-YEŞİL BODAMYA

İslamlar köyü: Kalkan merkeze 7 km dir. Kalkan’da sıcak yaz günlerinde en yakın serinlik bölge burasıdır.

Burada: gerek şehrin gürültüsünden uzakta bir dinlenme ve gerekse tarih kokan Likya yollarında gezinti imkanı bulabilirsiniz.

Köyün ilk yerleşimcisi İslam Bey adında Arap asıllı bir çobandır.

Daha sonra bir gurup Arap köye yerleşince köy nüfusu artmıştır.

Köyün Akbel Mevkiinde birçok Arap mezarlığı bulunmaktadır.

Köyün Yunanca ismi “Bodamya” dır. Kelime anlamı “nehirler” demektir.

Burada uzun yıllar Türkler ve Rumlar birlikte yaşamıştır. 1934 yılında köy ikiye ayrılmıştır. (Kaş ve Elmalı İslamlar olarak)

Köy halkı: yazın Elmalı İslamlar köyüne çıkar, çünkü burası yayladır. Kış döneminde ise Kaş İslamlar köyüne gelirler, çünkü deniz kıyısındadır. Yani hayatlarını göçebe olarak sürdürürler.

Köy deniz seviyesinden 600 metre yüksektedir. Yılın en sıcak zamanlarında, aşağıdan 5-6 derece daha serindir.

Köyün bulunduğu dağın yamacında, birçok kaya mezarı bulunmaktadır.

Dağınık şekilde Lahitler de görülür.

Buraya yolunuz düşerse, mevcut lokantalarda mutlaka alabalık yemelisiniz. Çünkü Üzümlü’den İslamlar köyüne doğru çıkılan yolun sağında ve solunda birçok balık çiftliği bulunmaktadır.

 

Su değirmeni:

Köyün Bodamya Mevkii denen Yeşilköy’ün Pavruka denen çayın geçtiği yerlerde, Rum halkı birçok su değirmeni kurmuştur.

Bu su değirmenlerinden bir tanesi günümüzde görülebilir ve bu su değirmeninin yaklaşık 300 yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Boruları ise antik dönemden kalmadır. Günümüze kalan iki değirmenden biri, köy kahvesinin yanında ve hala kullanılmaktadır.

Kalkan Bezirgan Pirha
 

BEZİRGAN-PİRHA

Bezirgan köyü, önemli bir yayla köyüdür. Kaş merkeze 42 km ve Kalkan merkeze 12 km uzaklıktadır.

İngiliz “The Times” gazetesi tarafından, Türkiye’de gidilmesi gereken gizli kalmış 6 yerden biri olarak gösterilmiştir.

Bezirgan köyü: Toroslarla çevrili bir ovanın ortasındadır.

Pirha kalıntıları: köyden 20 dakika yürüyüş uzaklığındadır. Antik şehir, denizden 850 metre yükseklikte kurulmuştur. Likya’nın en önemli şehirlerinden birisidir. Kent alanı içinde, yönleri denize doğru olan birçok lahit mezar bulunmaktadır.

Ayrıca, dağınık şekilde lahitler görülür. Birçok heykel ve rölyef bulunmuş ve bunlar günümüzde Antalya Müzesinde sergilenmektedir.

 

TUMİNEHİ-TYMNESSOS-BEZİRGAN/KÖYBAŞI

Elmalı’dan gelip Kalkan’a inen yol üzerinde, Bezirgan’ın kuzeyindeki Köybaşı mevkiindedir. 

Antik dönemde Antiphellos-Akarassos ana güzergahı ile Tymnessos merkezinden Ksanthos’a ayrılan antik kavşak niteliğindedir.

Likçe kaynaklarda Tuminehi, Eski Yunanca kaynaklarda Tymnessos olarak anılır. 

Kalkan’da antik yerleşim ve herhangi bir nekropol izinin yokluğuna yanıtı, Köybaşı kalıntılarının varlığındadır. Kalkan, Tymnessos’un limanıdır. 

Deniz düzeyinden 1000 m yükseklikte kurulan yerleşim, Kaş-Elmalı-Kınık arasında ticaret geçidi olmuş ve kavşak konumundan doğan bu topoğrafik ayrıcalığını iyi kullanmıştır. Elmalı-İslamlar yolundan ayrılan antik yolun kuzey başından itibaren başlayan, kalıntı alanı yol kıyısındaki kabartmalı kaya mezarına kadar sürer. Sonrasında Kalkan-Elmalı asfaltı bulunur. 

Evet, burası verimli, sulak tarım arazileri ve zengin doğal kaynakları olan dağlık bir  bölgedir. En yüksekte bulunan kale yaklaşık: 120 x 150 m. ölçülerinde bir alanı kaplamaktadır. Akropolün batısına doğru bir kule bulunur.

Kale içinde şehrin bey yerleşimine ait kalıntılar vardır. Saray niteliğini karşılayan bu kalıntılar arasında bir de anıt mezar vardır. Güneybatısında şehir yerleşimine ait kalıntılar görülür. Yüze yakın kaya mezarının bulunduğu zengin nekropoldeki mezarlar yalındır. 

Pınara Akropolü kayalığındaki oyuklara benzeyen mezarların, hiçbirinde ne kabartma ne de yazıt vardır. Cephelerini kapatması gereken örgülerden de eser kalmamıştır.

Perikle, İskender döneminde ya da Satrap ayaklanması ile 334’e kadar süren Hekatomnid egemenliği dönemine tarihlenir. 

Yerleşimin en nitelikli mezarı, Ksanthos yolu geçidindeki 23 mezara yakın yapılan ön odalı kaya mezarıdır. Mezarda, savaş, sohbet ve şölen sahneleri Lykia geleneksel tarzında işlenmiştir. 

Kaya mezarları dışında kent surlarının kuzey altında bulunan iki lahit, mimari elemanlarla ve kabartmayla bezelidir. 

Yerleşim merkezinin kuzeyinde, geçit yanında, antik yolun kenarında kayaya oyulu kült alanı için “Bu kaya alanı içindeki platforma tanrı heykellerinin muhtemelen de Apollon ve Artemis’in heykellerinin dikilmiş” olabileceği düşünülür. Aynı alanda yakın bir kaya odası daha vardır. 

Su tahliye kanalları ve heykel oturtmaya ilişkin işçilikler bunu gösterir. 

Yaklaşık 18 m kare büyüklüğündeki tek odanın üç yanında sekiler yapılmış, üstüne de 15 tane stel zıvana yuvaları açılmıştır. 

Akropolün kuzeyinde kaya mezarlarının güney bitimindeki Klasik Lykia Dikmesinin cephesinde bir niş ve üstünde de sembolik bir mezar odası bulunur. 

 

Kekova gezi yazıları.

Kaş gezi yazıları.

Patara gezi yazıları.

Demre gezi yazıları.

Ankara Karyağdı ve Kesikbaş Türbesi

Ankara Karyağdı ve Kesikbaş Türbesi

KARYAĞDI TÜRBESİ

YERİ

Ankara’da Ulus semtinde, İtfaiye Meydanındadır. (Opera Meydanı)

NEDEN YAPTIRILMIŞTIR

Olay, 15’nci yüzyılda yaşanır. Hikaye şöyledir: “ Ankara’nın en güzel kızlarından biri gelin olur. Vakit gelir, hamile kalır. Olacak ya, hamile gelinin canı, öyle bir şey ister ki, bulup buluşturmak çok zordur. Herkes yazın güneşinden buram buram terlerken, o Ağustos ayında, kar ister. Kar bu; her mevsimde bulunmaz ki. Gidip uzaklardan getirmek de mümkün değil. O zaman, şimdiki gibi kolaylıklar yok.

Kadıncağız, gündüz hayalinde kar helvaları yemiş. Her gece, rüyasında kar yağmış. Bir an gelmiş, artık dayanamaz olmuş. Herkesin uykuya daldığı bir gece, bahçeye çıkıp hem ağlamış, hem istemiş. “ Allah’ım demiş: Her şey senin elinde. Sen, ol deyince gökyüzünden kar da yağar, nur da yağar. Ver Allah’ım. Lapa lapa kar ver. Avuç avuç kar yiyeyim. İçimin şu bitmez yangını sönsün. Kar ver Allah’ım.”

Evet, nasıl olmuşsa olmuş, lapa lapa kar yağmaya başlamış o gece. Yerler bembeyaz olmuş. Gelin şükretmiş Allah’a. Avuç avuç yemiş karlardan. Ertesi sabah Ankara’yı bembeyaz karlar içinde görenler büyük bir şaşkınlığa uğramış.

Görenler der ki “ Türbenin üstünde her gece, herkesin derin uykulara vardığı saatlerde, bir şey yağar. Yere düşmeden kaybolur gider. Kar mı yağar, nur mu yağar, bilinmez.”

Efsane böyle, şimdi gelelim, türbenin mimari özelliklerine.

Ankara Karyağdı Türbesi

GENEL ÖZELLİKLERİ

Kapısının üstünde: kaba bir yazı ve onun altında: 1477 tarihi görülmektedir.

Halk arasında: türbede yatanın bir kız olduğuna dair rivayetler vardır.

Sekizgen planlı, kubbeli bir türbedir. Duvarları: bir sıra kesme taş, üç sıra tuğla ile örülmüştür. Taşların arasına da, dikey birer tuğla konulmuştur. Cephelerin beşinde, kesme taş çerçeveli, sağır sivri kemerli birer alt pencere vardır. Bir sıra taş, üç sıra tuğla ile örülen kemerlerin aynalıkları tuğladır.

Pencereler, lokmalı demir parmaklıklıdır. Yedi cephede hemen sağır kemerlerin üzerinde bulunan, yuvarlak tuğla kemerli küçük üst pencereler, alçı şebekelidir.

Güneydeki sağır cephelerin içerisinde, birer mihrabiye ve niş vardır. Duvarlar: iki sıra, kurt dişi ile sona erdirilir. Kubbesi: kurşun kaplamalıdır. Bir çok kez onarılmış olmasına rağmen, kurşunları kısmen dökülmüş ve kubbesi çatlamış durumdadır.

Türbenin kapısı doğudadır. Kapının eşik ve söveleri yekpare taştandır. Üstte, dilimli taşlarla örülü sivri bir kemerin içinde dikdörtgen bir mermere yazılmış kitabenin altında, basık kemerli giriş kapısı bulunmaktadır.

Türbenin içinde, bir sanduka vardır. İçten yükselen kubbesi, küçük bir kapısı vardır. Kızlar: kısmetlerinin açılması amacıyla, Karyağdı Türbesini ziyaret ederek, adak adarlar. Türbenin içine doldurulan gereksiz eşyalar nedeniyle, manevi havası bozulmuştur.

Ankara Kesikbaş Türbesi

KESİKBAŞ TÜRBESİ

YERİ

Ankara Karyağdı ve Kesikbaş Türbesi: caminin biraz ilerisinde ve At pazarı Yokuşu üzerinde bulunmaktadır.

ÖZELLİĞİ

Türbenin kime ait olduğu bilinmemektedir. Rivayete göre: bu zat: “savaşta başı gövdesinden ayrılmış olmasına rağmen, kopan başını koltuğunun altına alarak, savaşmayı sürdürmüş, daha sonra bugünkü mezarının bulunduğu yere gelerek, şehit olmuştur.”

GENEL ÖZELLİKLERİ

Aslanhane cami ve türbesine çok yakın olan türbe, kare ve küçük bir platform üzerinde, dört sütunlu, üzeri kubbeli açık türbelerdendir. Dört köşede bulunan mermer sütunlar üzerinde, köşeleri pahlanmış sütun başlıkları ve bu başlıklara bakan sivri tuğla kemerleri bulunmaktadır. Dört kenarındaki kemerler üzerinde, pandantifli bir kubbe bulunmaktadır.

Dış kenarlarda, kemerler üzeri kirpi saçaklıdır. Gerek pandantifler ve gerekse kubbe içi, son yapılan tamirat sırasında, beyaz badanalı bir sıva ile kaplanmıştır. Türbenin ortasında, beton sıvalı bir lahit bulunmaktadır. Kemerler, başlıkların üzerinde gergi ağaçları ile birbirine bağlanmaktadır.