Malezya Malakka

Malezya Malakka

Eyalet, Malezya ülkesinin güneyindedir. Malakka boğazına bakar. Eyaletin başşehri “Malakka” şehridir. Malezya ülkesinde: büyüklük bakımından Perlis ve Penang eyaletlerinin ardından üçüncü büyüklüktedir.

Eyalet, birçok kültürün buluştuğu ve kaynaştığı bir yerdir. 1511 yılında bölgeye gelen Portekizliler, yaptıkları yapılar ile mimariyi etkilemişlerdir. Özellikle: nehre bakan ve “A Famosa” olarak isimlendirilen kale ilgi çeker. Bu kale: Güneydoğu Asya’daki en eski Avrupa kökenli yapılardan birisidir ve günümüze kadar Uzakdoğu’da korunarak gelmiştir.

Ayrıca: Malakka içindeki Portekiz meydanı da ilgi çekmektedir. Portekizlilerin iskan edildiği “Ujong Pasır” şehri: Malaca şehrinden 20 dakika uzaklıktadır. Burada: deniz meltemi eşliğinde, Portekiz yemek kültürünün örneklerini tadabilirsiniz.

Eyalette: Portekiz etkisi dışında, evlilikler yoluyla yerel Malay kültürüne gelen Çinli soyundan kişiler yani yerleşimciler de vardır. Baba ve Nyonya Müzelerini ziyaret ettiğinizde, bu durumu görebilirsiniz. Malaca Town

Malezya Malakka
Malezya Malakka

 

MALAKKA ŞEHRİ

Kuala Lumpur şehrinden bir taksi veya otobüs ile kısa sürede ulaşılabilen bu şehir: Malezya ülkesinin en eski şehridir. Kuala Lumpur ile arasındaki uzaklık148 km. dir.

Şehir: özellikle baharat ve dokuma ticareti yapan ve limanın kontrolünü ele geçirmeye çalışan güçlerin yıllar süren mücadelelerine sahne olmuştur. En parlak döneminin yaşandığı 15.yüzyılda, şehrin limanına 2000 geminin yanaştığı söyleniyor. Yani, bir anlamda Güneydoğu Asya’nın en büyük ve en önemli limanı olmuştur. Bu nedenle: rakip sömürgeci güçler limanı ele geçirmek için birbirleriyle büyük savaşlar yaptılar.

Bu yoğun ticaret nedeniyle, Sultanlar: ticaretten elde ettikleri gelirlerini topraklarını genişletmekte kullanmışlardır.

Günümüzde şehir: yüksek ve modern binaların görüldüğü, sömürgeci geçmişin bir kısım mimari ve anıtlarda hissedildiği bir yerdir. Şehrin “Chinatown” yani “Çin Mahallesi” özellikle antika sever konukların tercih ettikleri bir yerdir.

TARİHİ MERKEZ

Tarihi şehir merkezi, 7 Temmuz 2008 tarihinde UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Tarihsel ve kültürel öneme sahip şehrin eski merkezi: Melaka nehrine yürüme mesafesindedir.

Malezya Malakka Dutch Square-Hollanda Meydanı

Dutch Square-Hollanda Meydanı

Şehrin tarihi ve kültürel merkezi: Malakka ırmağının alt kıyısında bulunan “Dutch Square” yani “Hollanda Meydanı” denilen yerdedir. Dutch Square: Melaka Bridge’nin hemen yanındadır. Melaka nehri yanındaki burada tüm çevre binaları kırmızı boyalıdır. Çünkü aynı zamanda, Hollanda Meydanı, Kırmızı meydan diye adlandırılır. İngiliz vali: Hollandalı beyaz binaların somon kırmızı boyanmasını emretmiştir.

Burası şehrin eski bölümünü gezmek için iyi bir başlangıç noktasıdır. Buradan çek-çek kiralayabilirsiniz. Stadhuys, Christ Church ve Tang Beng Swee Saat kulesi buradadır.

Burada bulunan köprü: nehrin iki yanını birleştirir. Bu nedenle: Avrupalı işgalciler bu köprüye özel önem vermişlerdir.

 

Gelelim bu meydanda bulunan yapılara

Malezya Malakka Stadthuys-Town Hall-Belediye Binası

 

Stadthuys-Town Hall-Belediye Binası

Jalan Gereja adresindedir. Yerel tarih ve kültüre ait bir anıttır. Meydana bakan binalar arasında öne çıkandır.

Yapı: 1641-1660 yılları arasında inşa edilmiş, Hollanda yapısıdır ve ilk zamanlarda Hollandalı valilerin ve ona bağlı memurların konutu olarak kullanılmıştır. Yapı: bir Portekiz kale kalıntıları üzerine, 1641-1660 yılları arasında inşa edilmiştir. Doğu’daki en eski ve büyük Hollanda yapısı olduğuna inanılmaktadır.

Bu büyük kırmızı bina: sağlam kapıları ve pancurlu pencereleriyle, Hollanda sömürge mimarisinin tüm özelliklerini yansıtmaktadır. Ana bina: biraz önce sözünü ettiğim eski Portekiz kalesinden elde edilen taşlarla yapılmıştır. Yapının inşaat malzemelerinin büyük kısmı ise Hollanda’dan getirilmiştir, ancak tamamlanması 20 yıl sürmüştür.

Yapı: 1980 yılına kadar olan süreçte, 300 yıl boyunca ardışık hükümetlerin idare merkezi olarak kullanılmıştır. 1982 yılında ise müzeye dönüştürülerek: Malacca geçmişi, büyük Malay saltanatı ve Portekiz, Hollanda ve İngiliz kolonizasyon dönemlerine ait nesneler sergilenmektedir.

Günümüzde “Museum of History” ismiyle ziyarete açıktır.

Malezya Malakka Queen Victoria Jubiles Fountain-Kraliçe Victoria Çeşmesi

Queen Victoria Jubiles Fountain-Kraliçe Victoria Çeşmesi

Jalan Gereja denilen yerdedir. Çeşme: Kraliçe Victoria Diamond anısına, 1901 yılında İngilizler tarafından inşa edilmiştir ve günümüze kadar zarif görünümünü koruyarak gelmiştir.

Kraliçe Victoria: 1896 tarihinde, İngiltere ve İskoçya tarihinde en uzun hükümdarlık dönemi yaşayan olarak tarihe geçmiş ve bu durum İngiliz İmparatorluk topraklarında bu tür anıtlar yapılarak kutlanmıştır.

Çeşme: günümüzde Malezya’da tek işleyen sömürge dönemi su çeşmesidir. Çeşmenin ucunda: Kraliçe anısına Malakka halkı tarafından dikilmiş “Victoria Regina 1837-1901”yazılı bir plaket bulunmaktadır. Bu anıt: Malezya’da İngiliz sömürge döneminin son izlerinden birisi olarak bilinir ve Malezya’da İngiliz sömürge döneminin şaşalı günlerini sembolize eder.

Anıt: bir cüce geyik heykelinin hemen arkasındadır. Bu cüce geyik heykelinin anlamı: Malakka’yı başkent yapma haberini veren cüce geyik anısınadır.

Malezya Malakka Tang Beng Swee-Jam Besar-Saat Kulesi

Tang Beng Swee-Jam Besar-Saat Kulesi

Bu kırmızı saat kulesi: Çinli cömert ve zengin tüccar Tan Beng Swee şerefine 1886 yılında inşa ettirilmiştir.

Malezya Malakka Christ Church

Christ Church

Bu kırmızı cepheli dini yapı: 1741-1753 yılları arasında, Hollanda işgalinin 100. yıldönümü anısına Hollandalılar tarafından yapılmıştır. Protestan kilisesidir. Özellikle, kilise içindeki sunak: sırlı çinilerle yapılmış olması nedeniyle ilgi çeker.

Kilise, 19. yüzyılda İngilizler tarafından genişletilmiştir. İç mekandaki uzun tavan kirişleri, tek bir ağaçtan kesilmiş olması ile ünlüdür. Sıralar: masif ve el yapımıdır. Kilisenin en önemli özelliği: 15 metrelik tavan üzerindeki kirişlerin her birinin tek bir ağaçtan yapılmış olmasıdır.

Malezya Malakka St Paul Kilisesi

 

 

 

 

 

St Paul Kilisesi

Jalan Kota, Bandar Hill adresindedir. Bu kiliseye gitmek istediğinizde yolunuza birçok müze çıkacaktır, o yüzden buraya ulaşım sorunlu değildir.

Kilise: St Paul Hill’deki kilise kalıntılarının üstüne yapılmıştır. Tepe aslında Malacca Tepesi olarak seçilmiştir. Ancak Portekizliler tepeyi devir aldıktan sonra: ismi “Mary Tepesi” olarak değiştirilmiştir.

St Paul kilisesi: 1521 tarihinde Portekizli bir kaptan tarafından bir şapel olarak yaptırılmıştır. Güçlü ve kalın tuğlalı bu şapel: o dönemin mimari bir şaheseri olarak hatırlanmaktadır. Hollanda koloni döneminde, kilisenin kaderi değişmiştir. Şapel, artık bir ibadet yeri olarak kullanılmaya başlanmış ve aynı zamanda bir mezarlık haline getirilmiştir.

Kiliseye ulaşmak için, kalenin yanında, yamaç boyunca uzanan merdivenleri tırmanmanız gerekir ki, bu yürüyüş yaklaşık 5-10 dakika sürecektir. Kilisenin bulunduğu St Paul Hill tepesine ulaştıktan sonra: Malacca ve kıyı şeridi, şehrin muhteşem bir manzarası karşınıza çıkacaktır.

Kilise kulesinin önünde: St Francis Xavier isimli İspanyol Cizvit misyonerin 1545 yılında burayı ziyareti anısına yapılmış bir heykeli bulunmaktadır.

Malezya Malakka Ford A Famosa

Ford A Famosa

Jalan Kota adresindedir. Stadthuys binasının hemen yanındadır. Aynı zamanda “Porta De Santiago Kalesi” olarak da bilinir. Şehirde ziyaret edilen en popüler sitelerden birisidir.

Ayrıca Malacca şehrinde en çok fotoğraflanan yapıdır. Aynı zamanda Asya kıtasında ayakta kalan en eski Avrupa mimari kalıntılarından birisidir.

Kale: Alfonso Albuquerque komutasındaki Portekizliler tarafından 1511 yılında: Malacca Sultanlığının ordularını bozguna uğratmalarının ardından, Malacca bölgesinde kendi kazanımlarını pekiştirmek için inşa edilmiştir.

Çünkü, o  dönemde, Malacca: Çin’den baharat ticareti için Portekizliler için önemli bir liman durumundadır. Kale: uzun surlar ve dört büyük kuleden oluşmaktaydı. 4 katlı kulelerden biri: kaptan ve subaylar için ikametgah olarak kullanılıyor ve ayrıca bir oda mühimmat depolamakta kullanılıyordu.

1641 yılına gelindiğinde, kale el değiştirdi ve Hollandalıların hakimiyetine girdi. Hollandalılar kaleyi aldıktan sonra: onların şirket logosu, kalenin kapılarına yerleştirildi. ( bu logo “VOC” şeklindedir ve açılımı “Verenigde Oostindische Compagnie” dir. )

19. yüzyılın başlarında, kale bu kez İngilizlere teslim edilmiştir. Ancak, İngiliz vali, kalenin yıkılmasını emretmiştir. Ancak, bu yıkım 1810 yılında Sir Stamford Raffless tarafından durduruldu ve bugün gördüğümüz kadar olan kısım kurtuldu.

Evet, şehirde, 16.yüzyılda yapılan Portekiz kalesinden günümüze yalnızca kemer ve kapı sağlam olarak gelmiştir. Hatta: bir zamanlar bu kapı da yıkılacakmış ama Penang’da bulunan bir yerel yöneticinin uğraşıları sonucu kurtulmuştur. (biraz önce sözünü ettiğim, İngiliz vali tarafından emredilen yıkım)

Kapının üzerinde: Hollanda-Doğu Hindistan Kumpanyası tarafından 1670 yılında işlenen bir arma ilgi çeker. Biraz önce bu logonun yerleştirilmesinden söz etmiştim. Logonun sağ tarafında, bir asker tarafından taşınan kalkan ve silah görülmektedir.

Kapıdaki basamakları takip ederseniz, bu kez: 1521 yılında Portekizli kaptan Duarte Coelho’nun yaptırdığı St Paul’s Church kalıntılarına ulaşabilirsiniz. Aslında burada: 1641 yılında Malakka’yı ele geçiren Hollandalılar tarafından yapılan ve “Church of Our Lady of the Annunciation” ismiyle bilinen şapel bulunmaktadır.

Ancak; Christ Church inşa edildikten sonra burası kullanılmamıştır.

Günümüzde kilise kulesinin önünde: İspanyol misyoner Aziz Francis Xavier heykeli bulunur. Kendisi: 1553 yılına kadar Malakka’yı defalarca ziyaret etmiştir. Ancak; mezarı burada olmasına rağmen, kalıntıları Hindistan-Gao şehrindeki mezara taşındığı için buradaki mezarı boştur.

Hollanda döneminden kalma, granit mezar taşları duvarlara yaslı durmaktadır. Tepenin biraz daha aşağısında Hollanda ve İngiliz mezarlıkları bulunur.

Malezya Malakka İslam Müzesi

İslam Müzesi

Jalan Kota adresindedir. Müze: Malakka İslam Konseyi tarafından kullanılan bir binada bulunmaktadır. Müze, Malezya’da en çok ziyaret edilen alanlardan biri olarak bilinir.

Müzede, İslam dinine ilişkin belge ve eserler sergilenmektedir. Ama aynı zamanda İslamın Malacca’ya nasıl geldiğinin araştırılması için bir merkez konumundadır.

Bu binaya müze yapılmasına karar verildiğinde: kapsamlı bir tadilat yapıldı ve yenileme çalışmalarında geleneksel İslam sanatları karışımı ve ayrıca yerel ve uluslar arası işçilik kullanıldı.

Müzede: kendi temasına uygun sekiz ana sergi alanı bulunur. Genel sergiler; Malacca bölgesine İslam’ın gelişi ve nasıl tüm Malezya’da yayılmış olduğu hakkında ziyaretçilere knonolojik bilgiler sunulur.

Tugu Pengistiharn Kemerdekaan-Bağımsızlık İlanı Anıtı

Bu anıt: 1912 yılında inşa edilen bir villada bulunmaktadır. Bu villa: o dönemlerde yalnızca İngiliz sömürgecilerin ve zengin toprak tacirlerinin girebildikleri bir kulüp olarak bilinmektedir. Kulumün oyun sahası olan “Pagand” denilen bölümdeki anıt: 1956 yılında Londra görüşmelerinde Başbakan Tunku Abdurrahman tarafından başarılı sonuç alınması ve özgürlüğün ilan edilmesi üzerine yapılmıştır.

Günümüzde; biraz önce söylediğim gibi “Pagand Pahlawan” denilen bu gösteri alanında: akşamları ses ve ışık gösterileri düzenlenmektedir.

Malezya Malakka Portekiz Meydanı

Portekiz Meydanı

Jalan D’Albuquerque adresindedir. Kaleye850 metre uzaklıktadır. Bu yüzden kolaylıkla erişilebilir. Meydan: Malacca’daki Portekiz  topluluğunu sembolize eder. İhtişam ve renkler: Portekiz kültürünü temsil eder. Ancak bu kültür, son 400 yıl içinde, bu meydanda, yerel Malay kültürü ile kaynaşmıştır.

Meydan: benzersiz ve ilginç tezgahları, restoranları ve eğlence noktalarına ev sahipliği yapmaktadır ve şehirde bu yüzden çok popüler olmuştur. Çoğunlukla hafta sonlarında canlanır ve ziyaret edilir. Festival zamanında: meydan Portekiz topluluklarının geleneksel kostümlerle yaptıkları performans gösterilerine ev sahipliği yapmaktadır.

Malezya Malakka Jonker Street

Jonker Street

Jonker caddesi, şehrin merkezindedir. Bu nedenle, şehirde burayı bulmak gayet kolaydır. Burada: devlet tarafından korunmuş çeşitli antik binalar bulmak mümkündür. Ayrıca: birçok dükkan, gıda tezgahları, sanat ve zanaat tezgahları, hediyelik eşya tezgahları, giyim tezgahları bulunur.

Burası, aynı zamanda gece hayatı ve aktiviteleriyle de öne çıkmaktadır. Özellikle festival zamanlarında, etkinlikler burada düzenlenir. Öte yandan, burada bulunan barlara ve kafelere de takılmak mümkündür.

Malezya Malakka Taming Sari Kulesi

Taming Sari Kulesi

Jalan Merdeka Bandar Hill adresindedir. Kule merkezi konumdadır ve Portekiz kalesine yalnızca350 metre uzaklıktadır.

Kule: Nisan 2008 tarihinde açılmıştır. İsmi: efsanevi silahı olan bir yerel savaşçı Hang Tuah’dan gelmektedir. Zaten kulenin yapı tasarımı da, bu efsanevi savaşçının silahına benzemektedir.

Richter ölçeğine göre 10 büyüklükte depreme dayanıklı yapılan kulenin yüksekliği 110 metredir. Kulenin tepesindeki seyir bölümü: 7 dakika içinde, 360 derece dönerek panoramik seyir sağlar. Kulede: bir kafe, restoran, hediyelik eşya  dükkanları bulunur.

Malezya Malakka Maritime Museum

Maritime Museum

Jalan Quayside adresinde, hemen Stadthuys önündedir. Müze: Malakka açıklarında batan ve değerli eşyalarla yüklü, Portekiz gemisi “Flor DeLa Mar” ın bir modelini bulundurmaktadır. Bu gemi modeli34 metre yükseklikte ve 8 metre genişliktedir.

Müzenin ana odak noktası: Malakka denizcilik tarihi ve Saltanatın altın çağının sunulmasıdır. Resimlerde: Malakka boğazında doğu ve batı yönünde muson rüzgarlarını beklerken kendi işlerini yürüten tüccarların görüntüleri sunulmaktadır.

Yine: bu kişiler tarafından kullanılan: porselen, ipek, tekstil ve baharatlar sergilenmektedir. Hatta: bir gemi enkazından çıkarılan batık hazineleri görülür. Yine müzenin vitrinlerinde: Malakka bölgesinde Portekiz dönemi, Hollanda dönemi, Malakka Sultanlığı ve İngiliz döneminin farklı evreleri görülmektedir.

Gemi fanatikleri için, müzede farklı gemi modelleri koleksiyonu görülmeye değerdir. Bunlar, şehrin uzun ve görkemli tarihi sürecinde, limana uğrayan ünlü gemilerin modelleridir.

Malezya Malakka Istana Kesultanan Melayı-Malay Sultanlık Sarayı

Istana Kesultanan Melayı-Malay Sultanlık Sarayı

Kota Kompleks Warisan adresindedir. Bu kültür müzesi, zarif bahçelerin ortasında, St Paul Tepesi eteğindedir.

Saray: eski taşbaskı resimlerden yararlanılarak yeniden inşa edilmiştir. Çünkü: Mansur Şah’a ait saray 1460’lı yılların ortalarında yanarak yok olmuştur. Yani: bu sultanlık sarayı: aslında Malacca’ta zaten tükenmiş olan saltanat tarafından inşa ettirilmiş yapının bir kopyasıdır.

Malacca’da saltanat: 1500’lü yıllarda Portekizliler gelmeden önce, şehrin hükümdarıdır. Sarayın planı: Sultan Mansur Şah tarafından tanzim edilmiştir ve Malay krallığının mimari kültürüne bir bakış sunmaktadır.

Saray günümüzde: Malacca tarihine ışık tutan bir müzeye ev sahipliği yapmaktadır. Müzede, Malacca geçmişine ait 1300 parça nesne sergilenmektedir. Bunlar arasında bulunanlar: yabancı elçilerin fotoğrafları, silahlar, çizimler, müzik aletleri ve hediyeler vardır. Tüm bu nesneler: sekiz farklı odada,  sarayın üç katındaki galerilerde sergilenmektedir.

Malezya Malakka Chinatown

Chinatown

Malakka kültüründe tarihin en canlı tanıkları: bir zamanlar buraya gelen Çinli öncülerin Malay kadınları ile evlenmeleri sonucunda ortaya çıkan “Baba Nyonya” topluluğudur.

Chinatown: nehir kıyısındadır. Mahallenin sokaklarında: 19. yüzyılın izlerini görebilirsiniz. Jalan Tun Tan Cheng Lock: üzerinde bulunan evler “Milyonerlerin sıra evleri” olarak bilinir. Bu evlerin bulunduğu semt: heykeller, mücevherler, porselenler, gümüş çatal-bıçak takımları ve süslü 19.yüzyıl mobilyaları ile doludur. Antika arayanlar şehrin bu bölümünü mutlaka ziyaret ederler. Bu mahallenin en önemli yapısı bir müzedir.

Malezya Malakka Baba Nyonya Heritage Museum

Baba Nyonya Heritage Museum

Jalan Tun Tan Cheng Lock semtinde bulunan 50 büyük malikaneden üç tanesi birleştirilerek bu müze oluşturulmuştur. Müze: ünlü Jonker Caddesine yalnızca 220 metre uzaklıktadır.

Çin doğumlu, ancak Malay kültürünü benimsemiş Çinlilerin torunları “Baba Nyonya” olarak tanınırlar. Çin ve Malay kültürlerinin benzersiz karışımı: değişik bir kültür doğurmuştur. Bu kültürün özellikleri, bu müzede görülebilmektedir.

Müzenin bulunduğu bu ev: 1896 yılında kauçuk plantasyon sahibi Chan Cheng Siew tarafından yaptırılmıştır. Müze; Çin tarzı mobilyalar ve dekorasyon tarzı, neo-klasik sütunları ve ağır sert kapıları ile o dönemin zenginliğine tanıklık eder. Yani: Baba Nyonya gelenekleri gösterilmektedir. Tarih ve kültür, bu müzede harmanlanmıştır.

Müzeyi ziyaret ederseniz: Chan ailesinin bir üyesi, yaklaşık 1 saate yakın tur için rehberlik yaparak evin “özellikle ipekleri, telkari ve gümüş işleri, fildişi ve sedef kaplamalı parıldayan mobilyaları ve üst katta yatak odalarına giden yaldızlı anıtsal tik merdiveni hakkında bilgi verir.

Malezya Malakka Cheng Ho Kültür Müzesi

Cheng Ho Kültür Müzesi

Jalan Dayan Jebat bölgesindedir. (Malakka nehri Stadhuys karşısındadır) Müze: şehrin eski kısmındadır ve Cheng Ho tarafından depo kompleksinin orijinal sitesindedir. Şehrin birkaç ünlü caddesine yakın olması nedeniyle rahatlıkla ulaşılabilir.

Müzenin bulunduğu binanın: 200-300 yıllık olduğu ve Ming mimarisiyle yapıldığına inanılmaktadır. Cheng Ho ise: 1405-1433 yılları arasında, Malacca’yı birçok kez ziyaret etmiş bir Ming hanedanı amiralidir.

Kendisinin: Malacca nehrinin kuzey tarafında büyük bir depo kompleksi kurduğu biliniyor. Ancak, günümüze kadar bu depo kompleksinin yeri konusunda çeşitli ve çelişkili tartışmalar yapılmıştır.

Bununla birlikte: müzenin vitrinlerinde: çay evleri, navigasyon aletleri, gemi hazineleri, yerel etnik ve Çin kültür alışverişi kanıtları sergilenmektedir.

Malezya Malakka Cheng Hoon Teng Temple-Yeşil Bulut Tapınağı

Cheng Hoon Teng Temple-Yeşil Bulut Tapınağı

Malezya ülkesindeki en eski Çin tapınağıdır. Taocu tapınak 1646 yılında Çin’den buraya göç eden Lee Wei King tarafından Çin’den gelen vasıflı işçilere yaptırılmıştır.

Tapınağın gösterişsiz şekilde dekore edilen iç mekanında, özellikle çok renkli can ve porselen figürleri görülmeye değerdir. Ayrıca: 19.yüzyılda Hindistan’dan getirilen, Merhamet Tanrıçası “Kwan Yin” in bronz heykeli ilgi çekmektedir. Seçkin mimari özellikleri nedeniyle, tapınağın restorasyonu UNESCO tarafından ödüle layık görülmüştür.

Çünkü, tapınak Güneydoğu Asya’nın en önemli Çin kökenli dini yapısıdır ve yaklaşık 400 yıldır dayanarak günümüze ulaşmıştır.

Malezya Malakka Kampung Kling Mosque

Kampung Kling Mosque

Jalan Tukang Emas adresinde bulunan cami 1748 yılında yapılmıştır, aynı zamanda gözlem kulesi olan minaresi ve çatısı ilgi çekmektedir.

Cami: Kampong Kling mahallesinde bulunması nedeniyle bu ismi almıştır. Bu mahallede, ilk dönemlerde Güney Hintliler yerleştirilmiştir. Hollanda sömürge döneminde ise 1748 yılında Hintli Müslüman tüccarlar tarafından bu cami yaptırılmış ve günümüze kadar özgün tasarımını korumuştur. Malezya’nın en eski camilerinden birisidir.

Caminin mimari tasarımı: Sumatra, Çin, Hindu, yerel Malay toplumu ve Avrupa etkilerini birleştirmektedir. Ama, genel anlamda Güneydoğu Asya camilerinde olduğu üzere, kare plan üzerine inşa edilmiştir.

Çin’den getirtilen seramik ve fayanslar: caminin çatısı, zemini ve alt duvarlarını süslemektedir. Ayrıca kapı ve pencerelerde: dekoratif motifler görülür. 1868 yılında, cami ve minaresini sokaktan korumak için, yüksek bir duvarla çevrilmiştir.

Malezya Malakka Sri Poyyatha Vinayagar Moorthi Temple

 

Sri Poyyatha Vinayagar Moorthi Temple

Caminin hemen yanında; Jalan Tukang Emas adresindeki bu tapınak: 1781 yılında Lord Vinayagar tarafından yapılmıştır ve ülkenin en eski tapınaklarından birisidir. Tapınağın mimarisinde Hollanda etkisi dikkat çekmektedir.

Bu etki: duvarlar ve sütunların ayrıntılarında bellidir ve kubbe ve çatı tonozunda bellidir. Çoğu Güney Hint tapınaklarında: anıtsal kule üzerinde tanrılar, bilgeler, melekler heykelleri vardır.

Burada ise, bunların yerine: rölyef görüntüleri ile mavi kalıp kenarları ve kenar nişleri görülür. Kutsal inek heykelleri, zenginlik ve mutluluk bereket simgeleyen, tapınağın çitle çevrili çatısını süslemektedir.

Tapınağın bulunduğu caddeye “Armoni” denilir. Çünkü, bu alanda farklı dinlerin kutsal yapıları birbirlerine yakındır. Bunlar: Cheng Hoon Teng Tapınağı, Kampung Klıng Camii ve Sri Poyyatha Vinayagar Moorthi Tapınağıdır.

Bu tapınak: Malacca’da yaşayan seçkin bir Hintli tarafından bağışlanan arazi üzerine yapılmıştır. Pek çok Hintli kişinin bu tapınak ile yakından ilişkisi vardır ve zamanla Malacca şehrinde ikamet eden Hintliler arasında güçlü bağlantılar oluşturmuştur.

En şenlikli tapınak alayları, kendi tapınaklarına geçmeden önce, Sri Poyyatha Vinayagar Moorthi tapınağında başlatılır. Önemli festivallerin bazıları burada kutlanır.

Malacca River

İskelenin arkasında “Malacca River” günlük nehir turları yapılmaktadır. Bu 45 dakikalık tur sırasında, godowns ve balık pazarı görülebilmektedir. Ayrıca: Villa Sentosa olarak bilinen tipik bir Malezya Kampung House görülür. Malakka boğazındaki adalara da tekne gezileri yapılabilmektedir.

ŞEHİRDEKİ ALIŞVERİŞ MEKANLARI

Malezya Malakka Jusco Melaka

Jusco Melaka

Lebuh Ayer Keroh adresindedir. Burada, günlük ihtiyaçlarınızın her türlüsünü bulmak mümkündür. Çeşitli ürünler arasında, moda ve elektronik aletlerin satıldığı departman mağazaları ve dükkanlar bulunur. Ayrıca alışveriş sonrasında kısa mola merkezleri, yemek yerleri de bulunur.

 

Melaka Sentral

Jalan Abdul Razak Peringgit adresindedir. Özellikle hafta sonlarında arkadaşlar ve ailecek takılabileceğiniz bir yer olarak önem kazanır. Huzurlu bir yerdir, klimalar ile donatılmıştır. Yani, havasız ve sıcak bir yer değildir.

Malezya Malakka Dataran Pahlawan Melaka Megamall

Dataran Pahlawan Melaka Megamall

Jalan Merdeka adresindedir. Buraya mutlaka uğramanızı öneririm. Çünkü: tarihsel ve modernize temalar bir aradadır. Burası, büyük bir şehir algı ve görünümü verir. Dış görünümü yanı sıra, benzersiz bir kapalı tasarıma sahiptir. Burada, sık sık değişik ve heyecan verici etkinlikler düzenlenmektedir.

Malezya Malakka Mahkota Parade

Mahkota Parade

Jalan Merdeka adresindedir. Sahile yakındır. Dış görünüşü ilgi çeker, içinde mağazaların çeşitliliği önem kazanır.

Malezya Malakka Plaza Hang Tuah

Plaza Hang Tuah

Jalan Hang Tuah adresindedir. Malakka’nın yerel yapımı ürünleri keşfetmek istiyorsanız, burayı mutlaka ziyaret etmelisiniz. Şehirden hediyelik eşyalar satın almak isteyenler burayı görmelidirler. Çünkü dediğim gibi, burada benzersiz yerel yapım öğeleri bulup satın alabilirsiniz. Hediyelik eşya arayanlar buraya gitmelidirler.

Malezya Malakka Al-Harizmi Astronomi Kompleksi

Al-Harizmi Astronomi Kompleksi

Tanjung Bidara adresindedir. Burası Melaka Eyalet hükümeti tarafından, kamuda astronomi bilinci oluşturmak ve turizm faaliyetlerini geliştirmek için yapılmıştır. Ünlü astronom Abdullah Muhammed İbn Musa’ya atfen bu kompleks adlandırılmıştır.

Nisan-Mayıs aylarında astronomi günü kutlamaları yapılır. Şehri bu tarihlerde ziyaret ediyorsanız, bu kutlamalara mutlaka katılmanız önerilir. Komplekste: üç ana bina bulunmaktadır. Bunlar: gözlemevi, planetarium ve eğitim merkezidir. Gözlemevinde: gece gökyüzünü gözlemlemek mümkündür. Planetariumda heyecan verici aktiviteler düzenlenir.

Malezya Malakka Hayvanat Bahçesi

Hayvanat Bahçesi

Hayvanat bahçesine ulaşmak için, Malacca otobüs terminalinden yalnızca13 km yol yapmak gerekir.

Burada: 200 üzerinde farklı türden 1200 civarında hayvan bulunmaktadır. Malezya’nın ikinci büyük hayvanat bahçesidir. Özellikle, nadir bulunan ve nesli tehlike altındaki Sumatra Gergedan burada görülür.

Ayrıca,  hafta sonlarında fil gezileri de düzenlenmektedir.

ŞEHİR MERKEZİNİN DIŞINDA GEZİLECEK YERLER

Tarihi şehir merkezi dışında bir yerlere gitmek isterseniz, özellikle: “Gluttan Corner” olarak bilinen açık hava restoranlarının bolca bulunduğu yeri tercih edebilirsiniz. Bir akşam zamanı, burayı ziyaret ettiğinizde denizin doldurulması ile oluşturulmuş bölgedeki restoranlarda: Malay, Çin ve Tamil-Hint yemek kültürlerinin sunulduğu yerleri görebilirsiniz. Buralarda özellikle bol baharatlı erişte ilgi çekmektedir ve deneyebilirsiniz.

Malezya Malakka Tanjung Bidara Beach

Tanjung Bidara Beach

Şehir merkezinin yaklaşık20 km kuzey batısındadır. Burada: Malakka Boğazında yüzmenin keyfini yaşayabilirsiniz. Plaj: Kuala Lumpur şehrine 2 saat uzaklıktadır. Malezya yarımadasının doğu kıyısında bulunan diğer adalara göre daha yakın ve ulaşımı kolaydır. Bu nedenle, yaygın olarak ziyaret edilen bir plajdır. Ancak: deniz pek iyi değildir. Plaj kumludur.

Malezya Malakka Seri Tanjung Homestay

Seri Tanjung Homestay

Mescit Tanah adresindedir. Şehir merkezine yaklaşık 24 km uzaklıktadır. Burada: ziyaretçilere Tanjung köylüleri ev sahipleri tarafından kumpung kültürü sunuluyor. Bu gezi sırasında: Malacca kültürü tanıtılıyor. Tanıtım: Malacca Eyalet Hükümeti ve Malezya Turizm Bakanlığı tarafından organize ediliyor.

Ülke dışından gelen birçok ziyaretçi: modern kentleşme dışındaki bu yaşam tarzını yaşamak için bu tura katılıyor. Turda: uzun boylu ağaçlar arasında, geleneksel evlerde konaklanılıyor ve büyük kentlerin yoğun ve telaşlı yaşam ortamından uzaklaşılıyor. Yerel meyve sezonu içinde yapılan ziyaretlerde, ziyaretçiler ağaçlardan taze meyve tadabiliyorlar. Geleneksel yemekler tadılıyor ve ayrıca: conkkak ve basi gibi geleneksel oyunlar ve aktiviteler yapılıyor.

Malezya Malakka Bukit Cina

Bukit Cina

Burada bir Çin mezarlığı bulunmaktadır ve bu mezarlıkta 12.000 civarında mezar bulunduğu söylenmektedir. Yani Çin ülkesi dışındaki en büyük Çin mezarlığıdır. En erken mezar 1622 tarihine tarihlenir. Ancak birçok mezar Malezya’nın İngiliz işgali döneminde tahrip edilmiştir.

Mezarlığın bulunduğu tepenin diğer tarafında, 16.yüzyılda yapılan bir Portekiz manastırının temelleri görülebilir. Portekizce “Madre de Deus” yani “Tanrının Annesi” ne adanan bu tepede, Portekizliler tarafından bir Fransisken manastırı inşa edilmiş olmasına rağmen, 1629 yılında Achinese saldırısı sırasında bitişik bir manastır ile birlikte bu manastır da imha edilmiştir.

Malakka Çin toplumu: Hollanda işgali sırasında burayı Hollandalılardan satın almışlardır. Günümüzde yukarıda da belirttiğim gibi 12 bin civarında mezar bulunmaktadır. Şehirde 250 bin kişilik Çin toplumu bulunduğu düşünülünce bu mezarlığın boyutu uygun görülmektedir. Bu arada, mezarlıkta 20 Müslüman mezarı da bulunduğu söyleniyor.

Ayrıca, yine bu tepenin bulunduğu yerden: Malakka boğazının muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

Yine bu tepenin eteklerinde muhteşem bir manastır bulunmaktadır.

Malakka hükümeti: Temmuz 1984 yılında, 42 hektarlık tepeyi geliştirmeye yönelik bir plan açıkladı. Bu plana göre: burası konut ve ticaret bölgesi haline getirilecekti. Ancak: plan ülkede eski atalarını simgeleyen mirası korumak için bir araya gelen farklı toplulukları hareketlendirdi ve ülke genelinde öfke ve tepkilere yol açtı.

Bunun üzerine devlet hükümeti yumuşadı ve zengin kültürel mirasın bir parçası olarak Bukit Çin koruma altına alındı. Günümüzde tepe mezarlar arasında koşu yapanlar tarafından kullanılmaktadır ve bir eğlence yeri haline getirilmiştir.

Ayrıca, biraz önce söylediğim gibi zirveden harika manzara sunmaktadır. Şehir ziyaretçileri: tepeye ek olarak, 1795 yılında Chua Su Cheong tarafından inşa edilen Poh San Teng Tapınağı da gezilmektedir.

Ayrıca: bir yükseltilmiş platform üzerinde bulunan, Guomindang bayrağı bulunan ve Çin hat sanatı ile yazılmış bir dikilitaş: Japon işgali sırasında Kenotaph denilen yerde vahşice öldürülenleri hatırlatmaktadır. Bu anıt: 15 Ocak 1942 tarihinde, Japonlar tarafından süngülerle bıçaklanarak bebekleriyle birlikte öldürülen binlerce kurban anısına yapılmıştır.

 

Sam Po Kong Temple

Bu dini yapı: 1409 yılında Malakka’yı Çin ticaretine açan ünlü Amiral Cheng Ho için yapılmıştır. Binanın parlak kırmızı, altın ve beyaz renkli cephesi ilgi çeker. Tapınağın bahçesindeki kuyu: “Perigi Raja” yani “Sultan Kuyusu” olarak bilinir ve Prenses Hang Li Po için, 15. yüzyılda yapılmıştır. Kuyu: sonraki dönemde Hollandalılar tarafından inşa edilen surlarla koruma altına alınmıştır.

 

Romanya Genel

Romanya Genel

Romanya: bize çok uzak değil, Trakya’da sınırı geçtikten sonra Bulgaristan ve hemen ardından Romanya. Bu ülkede, çok sayıda vatandaşımız yaşıyor. Burada benim amacım: elbette ülkelerin ve şehirlerin turistik özelliklerini yansıtmak.

Bu yüzden, öncelikle bu konuları incelemek gerekiyor ki, Romanya ülkesinde, özellikle Bükreş, Karadeniz kıyısındaki birkaç yer ve kayak turizminin yapıldığı birkaç yer turistik açıdan dikkat çekiyor. Her zaman olduğu gibi, gidilen yerlerde UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmış “Dünya Mirası” yerleri de özellikle siz okurlarıma belirtiyorum.

Öncelikle, şunu bilmek gerek: Romanya’nın tarihi: bizimkiyle iç içe geçmiştir ve tarih kitaplarımızda sıkça rastlanılan “Eflak” ve “Boğdan” buradadır. Ayrıca: yine dünya çapında ünlü “Kont Drakula” yine bu ülkede Transilvanya topraklarında yaşamıştır.

Ama: bu ünlü kişinin ismi, bizim kültürümüzde “Kazıklı Voyvoda” diye geçer. Çünkü: bu kişi, Osmanlı ile yakından bağlantılıdır. “Drakula” adını: silah kullanmadaki becerisi ve zalimliğiyle öne çıkan ve “Dragon” olarak tanınan babası Vlad Basarab’dan almıştır.

Baba Basarab: oğlu Drakula’yı 1442 yılında 10 yaşında iken Osmanlı topraklarına göndermiştir. Bu 6 yıllık sürede, işkence metotları hakkında kafa yormuş ve döndüğünde, bu konuda, yani işkence konusunda uzman olmuştur. Özellikle: “kazık” metodunu: yaşlısından gencine, katilinden hırsızına herkese uygulamıştır. Hatta: 20 bin civarında Osmanlı askerine de, aynı işkence metodunu kullandığından söz edilmektedir.

Evet: burada Romanya’nın geneli hakkında, sizlere ayrıntılı bilgiler verdikten sonra, yine bu sitede, şehir-şehir Romanya ülkesinin turizm ağırlıklı yerlerini birlikte gezelim.

Romanya: Balkan yarımadasında, Karpat dağları, Tuna ve Karadeniz ile işaretlenen kuzey bölümde, Orta Avrupa’da yer almaktadır.

Ülke toprakları, yaklaşık 237.500 km. karelik alana yapılmıştır. Kara sınırlarının uzunluğu: 2508 km. dir. Sınır komşuları: Bulgaristan, Macaristan, Moldova, Sırbistan ve Karadağ ve Ukrayna’dır. Sahil şeridi: 225 km. dir. Ülkenin Karadeniz seviyesinden en yüksek noktası: Moldoveanu’dur ve 2544 metredir.

Ülkenin milli bayramı: 1 Ocak 1918 tarihindeki “Birleşme Günü” dür.

Romanya Genel

ROMANYA TARİHİ

Romanya bölgesinde ilk yerleşimcilerin: günümüzden ikibin yıl önce, Hint-Avrupa kökenli Trakya kabileleri oldukları biliniyor.

Burada yaşayan ve “Dacians” ismi verilen yerli kabileleri: Karadeniz kıyısında koloniler kuran Yunanlılar ile karşılaştıklarında iyi ilişkiler kurmuşlardır.

Daha sonra, bölgede Romalılar görülür. Dacianslar nedeniyle: günümüzde tüm eski Latince ve Erken Ortaçağ kaynaklarında: Romanyanın bütün bölgelerine “Dacia” denilmektedir.

MS.270-275 yıllara arasındaki dönemde: Roma ordusu ve yönetimi: İmparator Aurelian tarafından burada egemenlik yürütüldü. Romenlerin ataları: birkaç yüz boyunca, Roma imparatorluğunun siyasi, ekonomik, dini ve kültürel etkisi altında kaldı.

MS.395 yılında Roma imparatorluğu bölününce, Romanya toprakları, Bizans yönetimi egemenlik alanında kaldı. Daco-Roma kültürel etkisi: MS.2-4’ncü yüzyıllarda sürdü ve 6-7’nci yüzyıla kadar devam etti. Bu süre içinde: Daco-Romalılar: Latin kıyafetleri içinde Hıristiyanlığı kabul ettiler.

Ortaçağ döneminde: MS.12 ve 13’ncü yüzyıllarda: Romanya topraklarında yaşayanlar çevresindeki Eflak, Boğdan ve Transilvanya beylikleriyle birlikte yaşamaya başlamışlardır.
895 yılında: Volga topraklarından gelen Macar kabileleri: Pannonia bölgesine yerleşmişlerdir. 995 yılında, bunların batıya ilerlemeleri: Rumenler tarafından durdurulmuştur.

14’ncü yüzyılın ikinci yarısında, bu kez: Osmanlı imparatorluğu güçleri, bölgeye dayanırlar. 1396 yılında: Osmanlılar Tuna kıyılarında görülmeye başlarlar.

Böylece: Romenler ve Osmanlılar arasında büyük çatışmalar yaşanır. 1453 yılının ardından: bütün Balkan yarımadası, Türk yönetimine girer. 1521 yılında Kanuni Sultan Süleyman, Belgrad şehrini alınca, Romanyanın çevresindeki Eflak/Boğdan bölgeleri 300 yıllık Türk egemenliğine girerler.

1541 yılında ise, Romanya toprakları da, Türk egemenliğini tanırlar. Ancak, diğer komşu ülkelerin aksine: Romenler, Osmanlı yönetimine ödedikleri tazminat karşılığında, iç özerkliklerinin korunması garantisini almışlardır.

16’ncı yüzyılın sonlarında: Eflak Voyvodası olan Michael: Hıristiyan birliği ve Papalık tarafından başlatılan anti Osmanlı koalisyonuna katılmış ve ülkenin bağımsızlığını kazanmak için ağır savaşlar vermiştir.

1599-1600 yıllarında: Romenlerin yaşadığı “Eflak-Transilvanya-Boğdan” prenslikleri: tarihte ilk kez birleşmişlerdir. Ancak, bu birliktelik, 1601 yılında Michael’in öldürülmesiyle sona erer.
1683 yılında Osmanlılar Viyana kuşatmasında başarılı olamayıp geri çekilince, Habsburg imparatorluğu Avrupa’nın güney-doğu bölümünde genişlemeye başlamıştır.

1699 yılında “Karlofça” andlaşması imzalanınca, Avusturya’da özerk bir prenslik kurulur. Rus çarı Petro: 1696-1725 yılları arasında, Dinyester nehrine ulaşır ve ardından fetihlerini devam ettirerek, İstanbul boğazı ve İstanbul’a hakim olma düşüncesiyle Romanya Beyliklerine kadar gelir ve buraya yerleşir.

Osmanlı imparatorluğu: 1711 yılında Moldova ve 1716 yılında Eflak prensliklerini tanır. Takip eden süreçte: Osmanlı-Avusturya-Rus imparatorluk orduları: başta Eflak olmak üzere bölgede etkinlik mücadelelerini sürdürürler.

18-19’ncu yüzyıllara gelindiğinde ise, bölgede büyük bir ekonomik ve sosyal değişimler gerçekleşir. Romanya: adım adım Avrupa’ya yönelir. 1699-1701 yılları arasında: Katolik kilisesi ve Transilvanya din adamlarının oluşturdukları din ağırlıklı birliktelikler, Romanya’nın egemenliğinin sağlanmasında büyük etki gösterirler. 1829 yılında imzalanan Edirne Barış Andlaşması: Romanya’nın ulusal kurtuluş savaşının son aşamasıdır.

24 Ocak 1862 tarihinde, “Romanya” adını alır ve başkent “Bükreş” olarak ilan edilir.
10 Mayıs 1866 tarihinde yapılan halk oylaması sonucunda: Carol I. Romanya’nın ilk kralı olarak seçilir.

1875 yılında Türk-Rus savaşı sonrasında, 9 Mayıs 1877 tarihinde, Romanya devlet olarak bağımsızlığını ilan etti. Prens Carol I komutasındaki bir Romen ordusu: Tuna nehrini geçti ve Plevne’yi kuşatarak, 10 Aralık 1877 tarihinde, Osman Paşa’dan kaleyi teslim aldı.

1914 yılında, I. Dünya savaşı çıktığında, Romanya tarafsızlığını ilan etti. 1916 yılında ise, müttefikler safına katılarak Avusturya/Macaristan imparatorluğuna karşı savaş ilan etti.
1921 yılında Romen Komünist partisi kuruldu ve 1924 yılında yasaklandı. 1930 yılında, Kral Carol II, tahttan vazgeçti ve yerine oğlu Michael geçti.

6 Eylül 1939 tarihinde, II.Dünya savaşı çıktığında, Romanya yine tarafsızlığını ilan etti. 1941-1944 yılları arasında ise, Romenler, kaybettikleri toprakları geri almak için, Almanlarla birlikte Ruslara karşı savaştılar.

Romanya; 1949 yılında COMECON ve 1955 yılında NATO karşıtı olarak kurulan Warşova Paktının kurucu üyesi oldu. Çavuşesku: komünist parti ve devlet sisteminde tek adam haline geldi. Bu yüzden: Sovyetler Birliği tarafından, yine aynı yıllarda, müdahale edilmeyen tek doğu Avrupa devleti oldu.

Ancak, bu dönemde, ülkenin tüm kaynakları: megaloman olarak nitelendirilen Çavuşesku tarafından: saçma sapan dev projelerde yok edildi. Bunun sonucunda, Romenlerin yaşam standardı düştü ve rejimdeki kriz derinleşmeye başladı.

Bu koşullar altında: 16 Aralık 1989 tarihinde, Timisoara başkanlığındaki isyan kıvılcımları, tüm ülkeye yayıldı. 22 Aralık 1989 tarihinde ise, 1000’den fazla can kaybı yaşanarak, diktatör, yönetimden uzaklaştırıldı.

Romanya Genel

İKLİM

Ülkenin iklimi: ılıman olmasına rağmen, sık kar yağışı ve sis görülür. Özellikle: kışlar, soğuk ve yağışlı geçer. Yazın: yine sık gök gürültülü ve güneşli havalar görülür.
Ilıman iklimi, doğal çevre şartları ve uygun toprakları ile, çok eski dönemlerden bu yana, yerleşim alanı olarak kullanılmıştır.

 

DİL

Romenlerin ana dilleri: Latince kökenlidir. Yani: çevresindeki diğer ülkeler “kril” yani değişik bir alfabe kullanırken, bunlar Latin alfabesini kullanıyorlar.

 

İNSANLAR

Romenler: kafa yapısı ve ruh olarak İtalyanlara benziyorlar yani bir anlamda Akdenizli gibi canlı, hareketli ve heyecanlılar. Genel anlamda: neşeli, esprili ve eğlenmeyi seven insanlar. Birkaç Romen: bütün dünyaca ün kazanmıştır, bunlar arasında: futbolcu George Hagi, jimnastikçi Nadia Comaneci, tenisçi İlie Nastase gibi.

 

TİCARET

Romanya: dünyanın 5’nci büyük şarap üreticisi ülkesidir. Ülkedeki popüler içkilerin başında “Palinca” denilen ve yüksek alkol oranı olan bir tür içki bulunmaktadır. Ayrıca: yine “Tzuica” yüksek alkol oranı ile başı çekmektedir ki, Romenler bu yüksek alkol oranlı içkileri içinde, neden neşeli oldukları konusundaki soruyu sanırım cevaplıyorlar.

 

DİN

Romenlerin % 87’si Ortodoks tur.

 

PARA

Ülkenin para birimi: lei’dir. Avrupa birliğine üye olmasına rağmen, kendi para birimlerini kullanıyorlar. Ama, elbette gerek Euro ve gerekse dolar, geçerli para birimidir.
1 Euro= 4.15 Lei.

Romanya Genel
Romanya Genel

 

TURİZM

Ülkedeki “Simaia” ve “Braşov” kayak meraklılarının başlıca tercih ettiği yerlerdendir.
“Sinai” şehri ise: yine ülkede önem kazanan, 2007 yılında “Avrupa Kültür Başkenti” seçilen, Transilvanya bölgesindeki Alman Sakson yerleşimcilerin kurduğu önemli şehirlerden biridir ve turistik açıdan gezilip görülmesi gerekir.

Çünkü: 1800’lü yıllarda şehir Romen Kraliyet Ailesinin yazlık merkeziydi ve Kral Carol I tarafından 200 civarında odası bulunan “Peleş Sarayı” yaptırılmıştır ki, günümüzde burada 2000 civarında sanat eseri sergilenen bir müze bulunmaktadır.

Öte yandan: elbette başkent Bükreş şehrinin de kendine özgü turistik özellikleri bulunmaktadır. Çünkü: başkent Bükreş şehri, hala yakın zaman öncesinin komünist rejim özelliklerini taşımaktadır ki, bu durum en çok mimari de görülür.

Karadeniz kıyılarındaki “Köstence” şehrine gelince, burası Osmanlı izleri ve Müslümanların yoğun yaşadıkları yerlerden birisidir. Köstence şehrinin hemen yanındaki “Mamaia” ise, özellikle çok yıldızlı turistik tesisleri barındırmasıyla tanınır.

Tuna nehrinin Karadeniz’e döküldüğü yer olan “Tuna Deltası” ise: UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Çünkü: buranın zengin faunasında 300 çeşit kuş ve 170 çeşit balık yaşamaktadır.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı

Öncelikle milli park alanının Güney Afrika ülkesinin bazı şehirlerine olan uzaklığından söz etmek istiyorum. Johannesburg şehri ile park arasındaki uzaklık 425 km, Peritoria şehri ile 529 km, Durban şehri ile 750 km ve Cape Town şehri ile 1800 km dir. Kuruger parkı bölgesinde faaliyet gösteren üç tane havaalanı vardır.

Burası: Güney Afrika’nın en büyük vahşi yaşam parkıdır. Toplam park alanının 2 milyon hektar olduğu söyleniyor. Bu büyüklük: İsrail veya Galler ülkesinin toprakları kadardır. Park: kuzeyden güneye 60 km doğudan batıya 350 km uzanır. Park: 1898 yılında, yaban hayatını korumak için kurulmuştur.

Ancak: parkın geçmişi, MÖ.1.500.000 yıllarına kadar uzanır. MÖ.100.000 yıllarında burada yerli kabileler Sunlar’ın yaşadıkları biliniyor. MS.200 yılında ise, Nguni insanları bölgeye yerleşmiş ve sığırları için burayı otlak olarak kullanmışlardır.

Park alanına ilk Avrupalı 1725 yılında Cape kolonisinden gelen Hollanda Doğu Hindistan şirketi üyesi Francois de Cuiper’dir. Ancak, yerli kabileler saldırarak bu ziyaretçiyi geri püskürtmüşlerdir.

1838 yılında Louis Trichards ve Hans van Rensburg bölgeye geldi. 1912 yılında bir demiryolu hattı ile rezerv bozguna uğradı. 1926 yılında İngiliz yönetimi, resmen “Paul Kruger” rezervlerini aldı ve Güney Afrika’nın ilk Milli Parkı ilan edildi. 1927 yılında park alanı ziyarete açıldı.

Park alanı içinde bulunanlar: 336 ağaç, 49 balık, 114 sürüngen, 507 kuş ve 147 memeli türü bulunmaktadır. Ayrıca, yine park alanı içinde: Masorini ve Thulamela gibi görkemli arkeolojik siteler de bulunur.

Burada yaklaşık: birkaç yüz fil, yaklaşık 25.000 buffalo, 12.000 antilop, 30.000 zebra ve ayrıca birçok yabani hayvan yaşamaktadır. Park “5 Big” denilen hayvanları görmek için idealdir. Bunlar: leopard, lion, siyah rhino (siyah gergedan), buffalo ve fil. Bu hayvanlar en tehlikeli hayvanlardır.

Park alanı her yıl 500.000 kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Ancak, burayı ziyaret edenlere özellikle sıtma konusunda yeterli önlem almaları önemle ikaz edilir. Bu hayvanlar, 20 bin kilometre karelik alanda yaşarlar.

Park çok büyük olduğundan: hava durumu hakkında kesin bilgiler olmasa da, burayı ziyaret etmek için en uygun mevsim: Eylül-Nisan ayları arasındaki fırtınalı dönem dışındaki zamanlardır.

Islak yaz sezonunda, her yer yemyeşil bozkır haline gelir ve yaban hayatına birçok yeni doğan misafir gelir ve göçmen kuşların da gelmesiyle, kuru kış aylarının ardından parkın en güzel zamanı yaşanır.

Genel olarak park: sıcak tropikal iklime sahiptir ve yılın büyük bölümü gündüzleri sıcaklık 25 derecenin üstündedir.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı

KAMPLAR

Park alanı içinde: ziyaretçilerin rahatını sağlayacak her türlü uygun şartlar yaratılmıştır. Çoğu kulübe klimalıdır ve dükkanlarda her türlü ihtiyaç maddesi satılmaktadır. Parkın güney yarısında bulunan dinlenme kamplarının ziyaretçi trafiği çok yoğundur. Burada, birkaç kamp alanı hakkında bilgi vermek istiyorum.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı Berg-en-dal

Berg-en-dal

En yeni kamplardan biridir. Çarpıcı doğasıyla yüzme havuzu lüksüne sahiptir. Kuzey ve güney taraflarında nehir yatakları ve bir baraj bulunur. Dere ve kuru dere yataklarında büyük ağaçlar vardır. Burada doğal bitki örtüsü koruma altındadır. Aynı zamanda engebeli bir dağ ortamındaki tek kamptır.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı Aşağı Sabie

 

Aşağı Sabie

Sabie Nehrine bakan kamp, parkın, batı kenarına (Mozambik sınırı) ve güney sınırına yakın mesafede kurulmuştur. Ziyaretçiler nehrin öte yanında Lebombo dağlarını görebilirler. Burada sayısız ağaçlar, birçok kuş ve böcekler görülür.

Bu dev ağaçlar ,yılda iki kez meyve üretirler, ancak farklı ağaçlar aylarca üzerlerinde yaşayan yaban hayatına farklı zamanlarda meyve üretirler. Sabie nehrine su içmek için gelen hayvanların sonsuz alayını izleyebilirsiniz.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı Crocodile Bridge

Crocodile Bridge

Kamp, timsah nehrinin kuzey kıyısındadır ve ismini nehirdeki timsahlardan almıştır. Kruger milli parkının toplam gergedan nüfusunun büyük bölümü buradadır.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı Skukuza

Skukuza

Yatak kapasitesi diğer kamplardan daha fazladır. Banka, postane, araba kiralama acentası ve vahşi yaşam üzerine 5000 kitaplık İngilizce, Afrikaner dilinde, Fransızca ve Almanca koleksiyon gibi olanaklara sahiptir.

Park alanının en büyük kampı ve idare merkezidir. Sabie nehrinin güney kısmında kalmaktadır. Nehir kenarında büyük yapraklı ağaçlar ilgi çeker. Kamp çevresinde ve kamp içinde çeşitli hayvanlar ve bitkiler ilgi çekmektedir.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı Satara

Satara

Kulübeler, güzel bir çiçek bahçesinin etrafında yer alır. Filler, yanındaki su bendine su içmeye gelirler. Yoğun bir kamptır. Hayvanlar bol ve çeşitlidir. Burası iyi ağaçlıktır ve bu yüzden kuşlar burada üremektedirler. Geceleri meyve yarasaları cıvıl cıvıl kaynaşırlar. Baykuşlar, sırtlan çığlıkları, çakal çığlıkları ve aslan kükremeleri duyabilirsiniz.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı Olifants

Olifants

Adından da anlaşılacağı gibi burası filler bölgesidir. Su aygırlarının uğrak yeri olan Olifants Nehrinin yukarısındaki bir tepede kurulmuştur. Kampın en büyük çekiciliği, Olifants nehri üzerinde, kamptan birkaç yüz metre uzakta bulunan kulesidir. Gözcü platformlarında: gökten avını kovalayan kartal görebilirsiniz. Burada görebileceğiniz diğer hayvanlar: fil, aslan, su aygırı, Nil timsahı ve kartal.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı Letaba

Letaba

Phalaborwa Kapısı yakınında bulunan ve Letaba Nehrine hakim sarp bir tepede bulunan kamp, merkezi bir yerdedir.
Kampın adı “kum nehir” anlamına gelir. Çünkü kumlu nehir yatağının yanındadır ve özellikle filleri izlemek için mükemmel bir kamptır. Geceleri, burada aslan kükremesini, baykuş seslerini, kurbağalar, meyve yarasaları, cırcır ve ağustos böceklerinin seslerini işitebilirsiniz.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı Shingwedzi

 

Shingwedzi

Hem yeni hem de yüzme havuzu olan üç kamptan birisidir. Park alanının kuzeyindedir. Shinwedzi nehri boyunca uzanır. Waterbuck, Nyala, kudu ve fil burada sık görülür. Kuş hayatı da hareketlidir.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı Mopani

Mopani

Burası Pioneer barajının kıyısındadır. Kampın merkezinde kocaman budaklı eski Baobab ağacı ilgi çeker. Kampın yeşil ortamı muhteşemdir.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı Punda Maria

Punda Maria

Nispeten buraya az ziyaretçi geldiği için sessiz, sakin ve kampların en kuzeyinde olanıdır. Merkeze 8 km uzaklıktadır. Kamp genellikle Kuruger Milli Parkının botanik bahçesi olarak belirlenen Sandveld bölgesindedir. Bölgeye özgü çok sayıda bitki bulunmaktadır. Burada görebileceğiniz hayvanlar: zebra, buffalo, fil ve samur. Öte yandan burası tam bir kuş cennetidir.

Yukarıda belirtilen kamplarda restoran, mağaza, benzin istasyonu ve çeşitli konaklama, kamping ve karavan alanları vardır.

 

ULUSAL PARK ALANINDA GÖREBİLECEĞİNİZ HAYVANLAR

 

Antilop

Wildebeest ve küçük steenbok gibi çeşitli türlerin de dahil olduğu hayvanlar için kullanılan genel bir terimdir. Bütün erkekler ve bazı dişiler boynuzludur. Bazılarının boynuzları değişik ebat ve şekillerde olur. Ama hiçbir zaman geyik boynuzuna benzemez.

19 tür antilop arasından burada en sık rastlananlar, iki renkli postu içinde son derece zarif, kendi boyunun iki katı yüksekliğe kadar kolayca sıçrayabilen impaladır.

 

Babuin

Yüzleri daha çok bir köpeği andıran babuinlerin kaygılı bir ifadeleri vardır. Hem beslenme alışkanlıklarına hem de doğalarına aykırı olduğu için onlara yiyecek vermeyin. Eğer kamp çevresindeki çöplükleri karıştırırken görürseniz engelleyin. Babuin sürüleri 41 kilograma kadar büyüyebilen ve 45 yaşına kadar yaşayabilen güçlü erkekler tarafından idare edilirler.

 

Buffalo

Tehlikeli boynuzlarına rağmen Kap buffalosu oldukça sakindir. Yine de bir aslanla amansız bir kavgaya tutuşabilir. Çok su için buffalolar, su kaynakları ve nehirlerin yakınlarında olmayı sever. Gündüzleri ağırdan alsalar da, geceleri daha hareketlidirler.

 

Çita

Bu nefis kedi, gözlerinden ağzının kenarına doğru inen ve gözyaşları gibi görünen çizgilerinden tanınır. Çitalar mırıldar ama çok ses çıkarmaz. Kısa mesafelerde 100 km/saatten daha hızlı koşabilen çıtalar, avını gün ışığında yakalar.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı Fil

Fil

Fil nüfusu hızla artmaktadır ve bu yüzden ne yazık ki her sene yüzlercesi vuruluyor. Sürüler kalabalıklaştığında, ağaç kabuğu yemek için ağaçları devirir, zaten az olan değerli su kaynaklarını kurutarak ormanlara zarar verirler.

Eğer arabanız fil sürüsünün arasında kaldıysa, motoru kapatın, sessiz olun ve fazla hareket etmeden sürünün dolaşmasını bekleyin.

Bir filin ağırlığı yaklaşık 6-7 tondur. Yüksekliği 300-340 cm kadar olabilir. Yürüyüş hızı saatte 10 km. dir. Potansiyel ömrü 65-70 yıldır. Diş uzunluğu, rekoru 3.5 metredir.

 

Zürafa

Alımla yürüyen bu uzun boylu hayvanı görmek ve fotoğrafını çekmek sanıldığı kadar kolay değildir. Ne zaman görseniz yaprak yerler, birçok ağacın budanmış görünümünün nedeni de budur. Zürafalar, aslanlara karşı korumasızdır ve genellikle ayakta şekerleme yaparlar.

 

Su aygırı

En çok periskop gibi suyun üstüne çıkan gözlerini ve kulaklarını göreceksiniz. Suaygırları, serinledikleri su içinde, karada olduklarından daha rahattır. Geceleri otlamak için kuru çayırlara çıkarlar.

 

Sırtlan

Kambur sırtıyla sinsi sinsi dolaşan sırtlan, doğası gereği pek sevimli bir hayvan değildir. Leş yiyici sırtlanlar genellikle yırtıcı ve kavgacıdır. Yavruları doğdukları anda birbirlerine saldırmaya başlar, tam anlamıyla “dövüşerek doğdukları” söylenebilir.

 

Leopar

Gece avlandıkları için leoparları görmek zordur. Nehir kenarları, yalçın kayalıklar, yaprakların arkası veya ağaç tepeleri bakılacak en iyi yerlerdir. Leopar yiyeceğini çoğu rakibinin ulaşamayacağı ve yemeğini rahat rahat yiyebileceği dallara taşır.

 

Aslan

Safari fotoğrafçıları genellikle aslanları av peşindeyken görüntülemekte zorlanırlar. Bunun yerine birbirleriyle oynaşırken, şekerleme yaparken yakalayabilirler.

Avlanma işini, çoğunlukla, yeleli erkeklere sayıca üstün olan dişiler yapar.

Ama aç ve pek de kibar olmayan bir erkek, yemek saatinde diğerlerini devre dışı bırakabilir. Normal bir aslan 200 kg ağırlıktadır.

Yürüyüş hızı saatte 4 km. dir. Potansiyel ömrü 20 yıldır. Kendi vücut ağırlıklarının yüzde yirmi beşi kadar yiyecek bulmak zorundadırlar. En çok impala ve antilop avlarlar.

 

Gergedan

Uzun boynuzu, hem silahı hem de sonunu getiren bir tehlikedir. Toz haline getirilmiş gergedan boynuzunun, Asya ve Afrika’nın bazı bölgelerinde afrodizyak olarak bilinmesinden kaynaklanan izinsiz avlanma sonucu, Güney Afrika gergedanlarının nesilleri tükenmek üzeredir.

Bu durumu düzeltmek için yüzlerce gergedan Kruger Ulusal Parkında doğal yaşam alanlarına bırakılmışlardır. “Beyaz” ve “Siyah” olarak adlandırılan iki tür de çamur banyosundan sonra aynı kirli görünüme bürünür.

Siyah olarak bilinen sivri ağızlı gergedan daha sinirli ve saldırgandır.

 

Zebra

Yaprak yiyen zebra sürülerine sık rastlanır ve bu gerçekten de görülmeye değer bir manzaradır. Kruger Ulusal Parkında sayıları yaklaşık 20.000 i bulur.

Zebralar sadece bitkilerle beslenir ve bu yüzden yeni kaynaklar bulmak için sürekli yer değiştirir. Çok narin ve ürkek olan zebra, en ufak bir tehlikede incinecek gibi görünür.

 

Kuşlar

Konusunda ise yolculuğunuz boyunca göreceğiniz uzun kuyruklu örümcek kuşu, sarı gagalı ve kuş tüyü kalem gibi başının arkasında sarkan tüyleri nedeniyle sekreter kuşu gibi türlerin karşısında büyüleneceksiniz.

Güney Afrika Kuruger Milli Parkı

 

Gözlerinizi Dört Açın

Eğer gözünüzü dört açıp büyük bir dikkatle çevrenize bakmazsanız, parkta antiloptan başka bir şey göremeden saatlerce oyalanabilirsiniz. Yakından uzağa doğru sürekli olarak çevreyi tarayın, gölgelere dikkat edin, en ufak bir kıpırtıya karşı tetikte olun.

Hayvanların en çok görüldüğü yerler olan su kaynakları ve nehirleri kolaçan edin. Özellikle toz kaldıran toprak yollarda, azami süratin 50 km./saat olduğunu unutmayın.

Afrika yazlarında, vahşi hayati izlemenin en iyi zamanı gün doğumu ile yaklaşık 11.00 arası park ile kamp kapıları kapanmadan önce hava kararmasına yakın zamanlardır.

Daha serin mevsimlerde, şafak vaktinden öğle saatlerine kadar su kaynaklarının çevresi oldukça hareketlidir ve eğlence günün her saatinde izlenebilir.

 

Doğa Yürüyüşleri

Doğal parklarda, insanların araba ve kamplara kapatılmış olması size ilgi çekici gelmiş olabilir. Kruger’de bu kısıtlamadan kaçmak için silahlı korucu ve orman bekçisinin eşliğinde sekiz dayanıklı yürüyüşçüden oluşan yürüyüş guruplarına katılabilirsiniz.

Yaya yol alan gurup açık havada üç gece geçirir. Sadece az sayıda ziyaretçi bu gruba kabul edilir. Bir yıl önceden rezervasyon yaptırmak gerekir ya da son dakika rezervasyon iptalleri için bekleyebilirsiniz.

 

Özel Hayvan Parkları

Doğaya yakın olmanın bir başka yolu da, daha rahat ama bir o kadar da pahalı olan özel doğal parklarda yer ayırtmaktır.

Birkaçı Kruger Parkı’nın batı sınırındaki bozkırlarda işletilmektedir. Johannesburg’dan Hhalaborwa veya Skukuza’daki küçük pistlere uçuş dahil 2-5 gün arasında değişen paket programları vardır.

Özel koruma alanlarında ulaşım, uzman korucu ve orman bekçilerinin kılavuzluğunda, üstü açık Land Rover’larla sağlanır. Taşıtlarda telsiz vardır, dolayısıyla ender görülen bir hayvana rastlarsanız, bunu herkese haber verebilirsiniz.

Şafakta ve akşam karanlığında, ulusal parklarda görebileceğinizden daha çok şey görürsünüz. Projektör ışığında yapılan gece safarileri, gece yaratıklarını da görmenizi sağlar.

Lüks kır evleri “Mala Mala” ile “Sabi Sabi” son derece özenli servisi ve birinci sınıf aşçılığı ile misafirlerini memnun etmeye çalışır. Başka bazı özel kuruluşlar biraz daha ucuz olsa da uzman korucu, klimalı konaklama yerleri, güzel yemek ve yüzme havuzu olanakları sunar.

Thoruybush, Londolozi ve Inyati de sayıları bir düzineyi bulan bu grup içinde yer alır.

Güney Afrika Johannesburg

Güney Afrika Cape Town Masa Dağı Ulusal Parkı