Avrupa’nın ve Arnavutluk Cumhuriyetinin en eski şehirlerinden birisidir. Günümüzde, Arnavutluk ülkesinin en büyük 5’nci şehridir. Aynı zamanda, ülkenin kuzey kesiminin önemli sanayi ve kültür merkezidir.
Tiran ile karşılaştırıldığında, İşkodra çok daha samimi bir kasaba havasındadır. Tarihi doku halen korunmaktadır, sayısız tescilli tarihi binaların yanı sıra, onlarca cami, müze ve kilise bulunur. Şehir, biraz Anadolu’yu andırır. Akşamları oldukça canlıdır.
Özellikle eski Belediye binasının önündeki cadde çok hareketlidir. Burada, Türk tekstil mağazaları da bulunuyor. Yolun kıyısında, kafeler çoğunluktadır. Tarihi dokusu, dar sokakları, eski evleriyle şehir, Arnavutluk’a gelen turistlerin gözdesidir.
Arnavutluk İşkodra
Tarihçe
Şehir, 1467 yılında Osmanlı hakimiyetine girer. Fatih Sultan Mehmet döneminde, Rumeli Beylerbeyi Mahmut Paşa tarafından şehir fetih edilir. 1468 yılında Türk egemenliğinin kurulmasıyla da Rumeli Beylerbeyine bağlı bir sancak haline gelir.
Bugünkü karakteristik dokusunu da o dönemde alır. Osmanlı döneminde, ticaret ve el sanatları yönünden oldukça gelişmiş bir şehirdi. Bu dönemde bir Osmanlı paşası tarafından yönetilen şehir: bölgenin merkeziydi.
1913 yılında Karadağlılar, şehri işgal etti. I. Dünya savaşı sırasında ise, sık sık el değiştirdi. II. Dünya savaşının ardından, Komünist yönetim, İşkodra’daki tarihi eserlerin bir çoğunun yok olmasına sebep oldu. 1979 yılında büyük bir depremle, şehir oldukça zarar gördü. Daha sonra yeniden inşa edildi.
Arnavutluk İşkodra
Para
Burada Arnavutluk’un resmi para birimi olan “Lek” kullanılıyor. Euro yaygın olarak kabul ediliyor.
1 Euro: 137 Lekdir. 1 dolar: 121 Lekdir.
Arnavutluk İşkodra
GEZİLECEK YERLER
Meydan
Meydan adlı sokak, Osmanlı döneminde burası İşkodra pazarı olarak bilinirdi. Osmanlı dönemi evleriyle çevrilidir. Meydanda: Balkan savaşında İşkodra’daki Türk birliklerine komuta eden Hasan Rıza Paşanın anıtı görülür.
Arnavutluk İşkodra Hasan Rıza Paşa AnıtıArnavutluk İşkodra Hasan Rıza Paşa AnıtıArnavutluk İşkodra Hasan Rıza Paşa Anıtı
Hasan Rıza Paşa Anıtı
İşkodra şehrine ulaştığınızda, tur ile buraya geldiyseniz, büyük olasılıkla sadece Hasan Rıza Paşa anıtını göreceksiniz. Zaman darlığı bahane edilerek, İşkodra şehrinde başka bir yer göremeyeceksiniz. Yine de ben müstakil gidenler için İşkodra kalesi ve İşkodra gölü hakkında kısa bilgiler vereceğim.
Hasan Rıza Paşa: 1912-1913 yılları arasında yaşanan Balkan savaşı sırasında, İşkodra’yı savunmuş, Osmanlı paşasıdır. Aslen Kastamonu’nun Tosya ilçesinden olan Paşa, Bağdat ve Kastamonu valilikleri yapmış olan Namık Paşa’nın oğludur.
1911 yılında, İşkodra Fırka Komutanlığına atanmış, 1912 yılında İşkodra valisi olmuştur. Aynı yıl başlayan Balkan savaşında, neredeyse tüm Rumeli’nin elden çıkmasına rağmen, Karadağ ve Sırbistan saldırıları karşısında İşkodra bölgesini can siperane savunmuştur.
Uzun süreli bu savunmanın ardından, şehir elden çıkmış, Hasan Rıza Paşa, 30 Ocak 1913 günü akşamı, bir suikast sonucu şehit edilmiştir. İşkodralılar, ertesi günü, Paşa’nın cenazesine topluca katılarak kendisine duydukları saygıyı göstermişlerdir.
Mezar 1996 yılında restore edilmiş, anıt ise 2006 yılı Nisan ayında, İşkodra Belediyesi tarafından yaptırılmıştır.
Hasan Rıza Paşa anıtı, şehrin hemen merkezindedir. Belediye binasının yanındaki yolun hemen başındaki anıt: Türk ve Arnavut bayraklarıyla görülüyor. Bu anıt: Arnavutluk İşkodra şehrinde, ordularımızın komutanı Hasan Rıza Paşa’ya olan saygı nedeniyle yapılmıştır.
Yani: kendisi İşkodra müdafii olarak bir kahraman olarak kayıtlara geçmiştir. Çünkü Osmanlı, bu paşa sayesinde, burada uzun süre kalabilmiştir, yoksa şehir 15’nci yüzyılda Osmanlı egemenliğinden çıkacakmış. Anıtta: biraz önce de söylediğim gibi, hem Türk ve hem de Arnavut bayrakları dalgalanmaktadır.
Eski Rozafa kalesi
Antik çağda inşa edildiği düşünülen bu anıtsal yapı, günümüze kadar Roma ve Osmanlı dönemleri boyunca varlığını sürdürmüştür. Rozafa efsanesi, Arnavutluk ülkesinin ana sembollerinden birini temsil eder.
Bu efsaneye göre: kalenin inşaatı, tanrılar tarafından lanetlenmiştir. Kale duvarlarının ayakta durması için, tanrılar, duvarlarda yaşayan bir aileden bir fedakarlık yani bir kurban isterler.
Ailenin en büyük erkek çocuğun aldatıcı taktikleriyle, tanrılar tarafından istenen kurban: haksız olarak, ailenin en genç gelini olan “Rozafa” seçilir. Rozafa, tanrılara kurban edilir, ancak kalenin duvarlarına gömülmeden önce, vücudunun yarısının açıkta bırakılmasını, böylece bebeğini beslemeye devam edebileceğini söyler.
Daha fazla ayrıntıya girmiyorum. Ancak: kaleyi ziyaret ederseniz, Rozafa’nın güzel bir heykelini, kalenin ana girişinde, duvarın içine oyulmuş olarak görebilirsiniz.
Kalenin üç ana avlusu vardır. Ana girişten girildiğinde, bir bahçe görülür. Bu bahçede, kalenin ilk yapıldığı dönem, yani İlirya dönemine ait bir duvar görülür. İlk avlu boyunca, ortaçağdan kalma sarnıçlar görülür. Ayrıca, günümüzde bir cami olan, Aziz Stephen kilisesi kalıntıları görülür.
1865 yılında terk edilen bu kilise-cami kalıntısı, tarihin izlerini simgeler. Kalenin üçüncü ve son avlusu: Venedik hükümdarlarının ikametgahı olan ve “Capitol” olarak bilinen, üç katlı bir Venedik binasıdır.
Aziz Stefan kilisesi
1479 yılında Osmanlılar İşkodra şehrini fetih ettikten sonra, camiye dönüştürülmüştür. Cami, Fatih Sultan Mehmet camisi adıyla bilinir. Ancak 1967 yılında Enver Hocanın Komünist yönetimi, camiyi yıktırır.
Ebubekir camii
1990 yılında inşa edilmiştir. Çifte minaresiyle dikkat çeken yapı, eski Osmanlı camisinin bulunduğu yere yapılmıştır.
Shkodra Gölü
İşkodra gölü, Ohri gölünün yaklaşık iki katı büyüklüktedir. Kışın yağan yağmurların eriyiklerine göre, çok büyük olabilmektedir. Gölün en büyük özelliği: rakımının deniz seviyesinden 7 metre daha aşağıda olmasıdır.
Dolayısıyla, birçok nehrin beslediği ve yer altı su kaynakları bulunan göl: devasa bir alanı kapsamaktadır. Hatta, gölün büyüklüğü Arnavutluk’tan ziyade Karadağ’dan görülür. Çünkü göl, Arnavutluk ve Karadağ arasındadır. Yani, Arnavutluk ülkesinin güneyinde Ohri gölü, kuzeyinde ise İşkodra gölü vardır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil; Şehir: Osogova dağının eteğinde kuruludur. Banshtica nehrinin her iki kıyısında yerleşmiştir.
Şehir: çok sayıda Osmanlı evi ve Avrupa Neoklasik konağına ev sahipliği yapmaktadır.
Bugünkü Köstendil kasabasının üç adı vardır. Bunlar: Pautalia, Velbazhd ve Kyustendil’dir.
Şehir özellikle meyve üretimi açısından gelişmiştir ve Bulgaristan ülkesinin meyve bahçesi olarak tanımlanır.
Şehirde: Akdeniz geçiş iklimi hakimdir. Buna bağlı olarak kışlar ılık ve kısadır.
Şehir, yaklaşık 500 yıl Osmanlı hakimiyeti altında kalmıştır. Bu yüzden, 17’nci yüzyılda şehirde 17 tane cami varmış. Ancak, günümüzde bu camilerden sadece iki tanesi bulunmaktadır. Öte yandan, bu iki cami de ibadete kapalıdır. Bunları sadece dışarıdan görmek mümkündür.
Şehir, ağırlıklı olarak bir Ortodoks Hıristiyan şehridir. Bu yüzden, oldukça fazla kilise bulunmaktadır. Öte yandan, 1884 yılına kadar Piskoposluk merkeziydi. Şehrin en eski ve önemli kilisesi olan Saint George: 10’ncu yüzyılda yapılmıştır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil
TARİHİ
MÖ 106 yılında Romalılar burada kurulan Pautalia şehrini bölgesel merkez ilan ettiler ve daha sonra şehir “Ulpia” ön ekini aldı ve ismi “Ulpia Pautalia” oldu.
4’ncü yüzyılda Hissarlaka kalesi yapıldı.
1019 yılında Bizans İmparatoru II Vasili döneminde şehrin ismi “Velbajd” dır.
Kral Kaloyan (1197-1207) döneminde şehir Bulgar Devletiyle bütünleşir.
1330 yılında bölgede Sırp Krallığı hakimiyeti görülür. Bu dönemde Orhan Gazi komutasındaki Osmanlı ordusu, bölgeyi yöneten Jovan Dragas’ı hakimiyeti altına aldı. Şehir Rumeli genel valiliğine bağlı bir sancak merkezi olarak kaldı.
29 Ocak 1878 yılında Osmanlı hakimiyeti bitti.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil
ULAŞIM
Şehir: Sofya ve Üsküp şehirlerini birbirine bağlayan yol üzerindedir.
Kyustendil ile Sofya arasındaki uzaklık 85 km, Üsküp arasındaki uzaklık 130 km ve Selanik arasındaki uzaklık 243 km dir. Kuzey Makedonya ve Sırbistan sınırına sadece 22 km uzaklıktadır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Maden Suyu Kaynakları
MADEN SUYU KAYNAKLARI
Köstendil şehri: 2500 yıl öncesinden günümüze kalan ve şifalı sular çıkaran 40 maden suyu kaynağı ile ünlüdür. Suların hemen hemen hepsi aynı kimyasal bileşime ve sıcaklığa (71-73 derece) sahiptir ve sülfür içeriklidir. Sular: berrak, renksiz, hoş bir tada ve hafif bir hidrojen sülfür kokusuna sahiptir.
Kaplıca tedavi merkezi konumundadır. Bu kaplıca suları: kas ve iskelet sistemi hastalıkları, jinekolojik hastalıklar, nevralji, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve ağır metallerin kronik zehirlenmesinde olumlu etkiler yaratmaktadır.
Günümüzde şehirde, iki tane Spa özellikle otel bulunmaktadır. Bu otellerden bir tanesi şehir merkezinde, diğeriyse Hisarlaka Tepesinin altındadır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Kiraz Festivali
KİRAZ FESTİVALİ
Her yıl Haziran ayında kirazların olgunlaştığı dönemde gerçekleşir. Kiraz çeşitleri, kiraz sanat eserleri, kiraz rakısı, folklor şarkıları ve dansları ve bir konserin yer aldığı çok popüler bir yerel etkinliktir.
GEZİLECEK YERLER
BOULEVARD BULGARİA
Şehrin ana yaya bölgesidir. Tren istasyonun güneyinden başlar ve ana meydan olan Velbazhd’a kadar gider. Şehirdeki en canlı bölge burasıdır.
Bu yemyeşil cadde üzerinde: güzel konaklar ve kafeteryalar bulunmaktadır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil The Building of Kyustendil Municipality
THE BUİLDİNG OF KYUSTENDİL MUNİCİPALİTY- KYUSTENDİL CİTY HALL-BELEDİYE BİNASI
Şehir merkezinde, Velbazhd meydanının yanındadır.
Tipik Bulgar Uyanış Dönemi tarzında inşa edilmiştir.
En temsili binalardan birisidir. Yerel pedagoji okulunun ihtiyaçları için, 1889-1894 yılları arasında inşa edilmiştir. İnşaatçılar Bulgar ve İtalyan ustalardı ve tasarımcılar Viyanalı mimarlardı. Binanın kapladığı alan yaklaşık 1500 metre karedir. Simetrik ve dikdörtgendir. Bir verandası, bir çıkıntıyla birbirine bağlanan dört sütunla süslenmiş güzel bir girişi vardır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil The Building of Kyustendil Municipality
Yapının mimarı: Viyanalı Friedrich Grünanger’dir.
Yapı: 19’ncu yüzyıl sonlarında yapılmıştır. Önce: bir pedagoji okulu, sonra bir erkek lisesi, ardından bir kız lisesi olarak kullanılmıştır. 1931 yılında Bulgaristan ülkesindeki ilk adliye binası burasıdır. 1959-1973 yılları arasında ise yerel Komünist Parti merkezi olarak kullanılmıştır. Çanı: meydanın güneybatı kısmında bulunan ve 20’nci yüzyıl başlarında yıkılan eski bir saat kulesinden alınmıştır.
Yapının tepesinde bir saat kulesi bulunur. Mekanizması Sofyalı ünlü bir usta olan Georgi Mihailov tarafından yapılmıştır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil The Building of Kyustendil Municipality
Çan: 1429 yılında bugünkü Priştine ve Güney Sırbistan’daki Vranya kasabaları arasındaki ünlü Novo Burdo madencilik merkezinde yapılmıştır. Yüzeyinde Balkan Yarımadasındaki en eski olduğu kabul edilen Slav bir yazıt vardır.
1915 yılına kadar bina eğitim amaçlı olarak kullanılmıştır. Başlangıçta Pedagojik okul tarafından ve daha sonra normal lise ve kız lisesi tarafından kullanılır. 1’nci Dünya Savaşı sırasında Bulgar ordusu Komutanının karargahı olmuştur. 1930 yılında bina Adalet Bakanlığına devredilerek Adliyeye dönüştürülmüştür.
1960-1972 yılları döneminde, Bulgar Komünist Partisi ihtiyat komitesi ve ardından Köstendil Belediye Meclisine tahsis edilmiştir.
Günümüzde Belediye Binası ve Belediye Meclisi olarak kullanılmaktadır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Prokopieva House
PROKOPİEVA HOUSE
Velbazhd meydanında, Belediye binasının çaprazındadır.
2 katlı olan yapı: 18’nci yüzyılda Sofyalı Davidko Yachkov tarafından yaptırılmıştır. Yanchkov; Sofya’dan Kyustendil’e taşındı. Dekorasyonu yapan dekoratör ağaç oymacılığı okuluna aittir. Varendaya açılan odanın tavanında, iki başlı kartallar ve çiçek süslemelerinin yer aldığı oyma kalkanlarından oluşan, sekizgen bir ayna vardır.
19’ncu yüzyılda, binaya üçüncü kat eklenmiştir. Yapı eskiden bir okul olarak kullanılmıştır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Drama Theater
DRAMA THEATER-DRAMA TİYATROSU
Orijinal tiyatro gurubunun geçmişi, 1873 yılına dayanmaktadır. Ancak buradaki mevcut binasına 1978 yılında taşınmıştır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Drama Theater
Mermer yapı: dikdörtgen planlıdır.
2011 yılından bu yana, şehrin tek sineması burada faaliyet göstermektedir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Iron Bridge
IRON BRİDGE-DEMİR KÖPRÜ
Drama Tiyatrosunun hemen yanında tarihi Demir Köprü bulunur. Bulgaristan Bulvarındadır. Tren istasyonundan ilçe merkezine giderken bulunur.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Iron Bridge
Köprü: 1909 yılında yapılmış, Banshtitsa Nehrini geçen en eski köprüdür. Uzunluğu 100 metredir. Mimari stil: yerel olarak yeniden üretilen antik, ortaçağ ve Rönesans unsurlarının bir karışımıdır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Iron Bridge
Eskiden Osmanlı döneminde şehrin girişinin olduğu yerde bulunmaktadır.
Köprü: mimar Rudolf Fisher tarafından tasarlanmış ve 1909 yılında inşa edilmiştir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Iron Bridge
Demir köprünün dört keşişinde farklı duruşlarda güzel kadın figürleri vardır.
Bunlar: heykeltıraş Lyuben Dimitrov tarafından Vratsa bölgesindeki beyaz taştan yapılmıştır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Iron Bridge
Şehir yerlileri, köprünün çevresindeki 4 kadın heykelinden dolayı, köprüye “Çıplak Kadınlar Köprüsü” ismini verirler.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Nevestin Bridge
NEVESTİN BRİDGE-KADIN KÖPRÜSÜ
Nevestino Köyü yakınlarındadır. Köprü iki isimle anılmaktadır. Biri “Kadin Köprüsü” ve diğeri “Nevestin Köprüsü” dür. Birincinin kökü Türkçe, ikinci ismin kökü Bulgarca olmasına rağmen, her iki kelime de aynı anlama geliyor, bu anlam “evli bir kadın” dır.
Evet köprü hakkında ayrıntılı bilgi vermeden önce, bir efsaneden söz etmek istiyorum.
“Kahramanlar inşaatçı olan üç erkek kardeştir. Struma nehri üzerine bir köprü inşa etmeye başlarlar. Ancak işler sorunlu gider. Her gece bilinmeyen bir kuvvet, gündüz inşa ettikleri her şeyi yıkar ve her sabah yeniden başlamak zorunda kalırlar.
Sonunda inşaatçılar köprünün bir insan kurbanına ihtiyacı olduğunu anlarlar ve bu nedenle üçü, ertesi sabah geçecek ilk kişinin köprünün temellerine gömülmesini kabul ederler. Ağabeyler eşlerine bu anlaşmayı anlatırlar ama en küçük kardeş, adil olmaya karar verir ve bu anlaşmayı kendi eşine anlatmaz.
Ertesi gün genç karısı, öğle yemeği getirmek için köprüye gelir. Geleneğe göre kardeşler durumu anlatırlar ve en küçük kardeşin karısı, kaderine razı olur.
Ancak çocuklarını emzirebilmek için göğüslerinden birinin açıkta bırakılmasını ister. Kısa bir süre sonra köprü tamamlanır.”
Evet bu efsane yörede oldukça etkili olmuştur.
Yakınlardaki Nevestino köyünde, 1880’lerde gezen Çek gezgin ve tarihçi Konstantin Jirecek: çevredeki emziren kadınların, köprünün orta kemerindeki belirli bir taştan küçük parçalar kopardığını, onları sütle kaynatıp içtiklerini ve bunun annelerin sütlerini arttırdığına inanıldığını yazmıştır.
Jirecek, ayrıca köprünün kendi kendine inşa edildiğini iddia eden, köprünün inşası hakkında daha muhteşem bir efsane daha duymuştur.
Görünür bir güçle hareket etmeyen ağır bir demir çubuk, çevresindeki dağlardan taş parçalarını kırdı. Kayalar kendiliğinden şantiyeye taşınarak yerlerini aldı.
Köprü hazır olduğunda, kırılan ancak henüz nehre ulaşmamış olan taşlar yerlerinde dondu.
Yerel halk, yakınlardaki Kyustendil kasabasının dışındaki tepelerden birinde, demir çubuğun hala görülebildiğini söylemiştir.
Yine köprü hakkında bir başka efsane daha var. Bu efsaneye göre: Sultan Murat, bir savaşa giderken çevredeki bölgeden geçerken bir Bulgar düğünü ile karşılaşır.
Yasa, düğün davetlilerinin padişah ve çevresine yol açmak için kenara çekilmesini gerektiriyordu. Ancak düğün davetlileri hareket etmedi ve gelin padişahın yanına gelerek alçak bir selam verdi.
Cesaretinden etkilenen padişah, ona bir hediye teklif etti.
Genç kadın bu noktaya bir köprü yapılmasını istedi ve dileği yerine getirildi.
Evet, tüm bu anlatılan efsaneler köprünün çok önemli bir detayını gözden kaçırdı. Jirecek, yapıyı incelediğinde, içine yerleştirilmiş eski bir binadan bir taş buldu.
Yüzeydeki yazıt neredeyse tamamen okunaksızdı, ancak Jirecek yine de “Pautalian” kelimesini deşifre etmeyi başardı.
Taş, bir zamanlar müreffeh bir Roma kasabası olan ve bugün Kyustendil kasabası olan antik Pautalia’dan alınmıştı.
Evet: bu efsaneler ve ilginç açıklamalardan sonra, köprü hakkındaki bilgiler:
Köprü: Struma nehri üzerinde yapılmış bir Ortaçağ dönemi köprüsüdür.
Köprünün uzunluğu 100 metredir. 3 kemeri vardır, en uzun kemer açıklığı 20 metredir.
Köprünün doğu parapetinin güney kesiminde, Türkçe yazılı bir granit kitabe levhası bulunmaktadır. Bu yazıt: köprünün 1470 yılında inşa edildiğini belirtir. Köprünün adı: yapısıyla ilgili efsanelerle bağlantılıdır.
Evet köprü Sultan II Mehmet döneminde, İshak Paşa’nın emriyle Struma nehri üzerine, 1469-1470 yılları arasında yaptırılmıştır. Yapılış amacı: İstanbul şehrinden Üsküp ve Batı Balkanlar’a seyahati kolaylaştırmak içindir.
Günümüzde köprü: ulusal öneme sahip kültür anıtı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Explore Historic Baths-Roman Thermae
EXPLORE HİSTORİC BATHS-ROMAN THERMAE-TARİHİ ROMA HAMAMLARI-ROMAN THERMS
Bölgesel Tarih Müzesinin arkeolojik sergilerine ev sahipliği yapan Ahmed Bey camisinin hemen yakınında, şehrin orta kesimindedir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Explore Historic Baths-Roman Thermae
Hamam işlevi gören termikler: 2-3’ncü yüzyıllarda yapılmıştır.
Asklepion adı verilen daha büyük bir kompleksin parçası oldukları düşünülmektedir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Explore Historic Baths-Roman Thermae
Pautalia termikleri, Bulgaristan’daki Roma döneminden kalma en önemli anıtlardan birisidir. Hamamlar: bir tuğla tabakası, ezilmiş tuğla ve bir harç tabakası kullanılarak inşa edilmiştir.
Bina: dikdörtgen planlı ve 3 bin metre karelik yerleşim alanına sahiptir.
1000 metre karelik bir alan üzerinde yer alan bina araştırılmış ve sergilenmektedir.
Tüm tesislerde bir ısıtma sistemi (hypocaust) vardır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Explore Historic Baths-Roman Thermae
Asklepion (arcado) tasarımlı tonozlu bir koridor sistemidir ve şimdiye kadar Bulgaristan’da bilinen tek tasarımdır.
Salonların zemini ve duvarları mermer levhalar, şekillendirilmiş kornişler ve duvar ayakları ile kaplanmıştır. Bazı binalarda yarım daire nişler ve yüzme havuzları bulunmuştur.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Dervish Bath
DERVİSH BATH-DERVİŞ HAMAMI
1566 yılından kalma hamam Osmanlı dönemi yapısıdır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Dervish Bath
Hamam yapısı: kırık taş blokları ve kırmızı tuğladan yapılmıştır. İki kubbelidir. Kubbelerden biri üçgendir. Ana hamam yapısı: büyük kubbenin altında, sekizgen bir oda şeklindedir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Dervish Bath
Hamam, 1992 yılına kadar hamam olarak kullanılmıştır. 2005 yılında restore edilmiş, ancak günümüzde hizmet vermemektedir, kapalıdır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Chifte Banya
CHİFTE BANYA-ÇİFTE HAMAM
Şehir merkezinde, Ahmet Bey camisinin yanındadır. Salı günü dışında her gün açıktır.
1489 yılında Roma hamamı kalıntıları üstüne, Süleyman Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Chifte Banya
Orijinal Roma hamamı kalıntılarının bir kısmı, günümüzde de görülebilir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Chifte Banya
20’nci yüzyıl başlarında, 1910 yılında, yerel yönetim, Köstendil şehrini, Avrupa kaplıca kenti yapmak ister. Böylece: orijinal Osmanlı hamamının bir kısmı tahrip edilir ve Hristo Kovachevski tarafından yeni anıtsal bir hamam tasarlanarak yapılır. Halka açık olan hamamda, üç ayrı havuz ve bay-bayan olmak üzere iki ayrı bölüm bulunmaktadır. Hamamdaki suyun ağır bir kükürt aroması vardır. Bu koku bazı ziyaretçileri rahatsız etmektedir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Alay Bath
ALAY BATH-ALAY HAMAMI
Osmanlı döneminde yapılmıştır. Çifte hamamdan daha küçüktür.
Ancak Bulgar Kurtuluş Hareketi sonrasında harabe halinde kalır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Alay Bath
1912-1914 yılları arasında ise tekrar faaliyete sokulur. Tek bölmeli, iki katlı küçük bir bina olarak restore edilmiştir. İçinde mineral su bulunan küçük bir çeşmesi vardır.
Ancak, günümüzdeki görünümünü 1928 yılında yapılan restorasyon sonucunda elde etmiştir.
Hamamda: sauna, açık havuz ve masaj odası vardır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Church of Saint George
MEDİEVAL CHURCH OF SAİNT GEORGE-SAİNT GEORGE KİLİSESİ
Şehir merkezinin güneybatısında, Kolusha Mahallesindedir.
10—11’nci yüzyıllardan kalmadır. Böylece şehirde korunmuş en eski Ortaçağ kilisesidir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Church of Saint George
Yapı: büyük bir merkezi kubbe ve kare şekilli bir kat planlıdır. Yani, tipik Bizans haçı stilindedir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Church of Saint George
1330 yılında Velbazhd savaşında öldürülen Bulgar Çarı Mihail III Shisman’ın mezarının burada olabileceği tahmin edilmektedir. Yanının freskleri: 11 ve 12’nci yüzyıl tarihlidir. Kilise: 19’ncu yüzyıl başlarına kadar “Köstendil Katedrali” olarak kullanılmıştır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Church of Saint George
19’ncu yüzyılda kilise tonoz kemerlerinin temellerine kadar yıkılmıştır. 1878-1880 yıllarında yeniden inşa edilmiştir.
Ortaçağ freskleri, Bulgaristan’daki görkemli Bizans resim sanatının tipik özelliklerini taşıyan nadir kayıtlardır. Uyanış dönemine ait olan freskler, o döneme ait Bulgar kilise resim sanatı hakkındaki bilgileri göstermektedir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Assumption Church
ASSUMPTİON CHURCH-VARSAYIM KİLİSESİ
Şehir merkezinde, merkez meydanın hemen yakınındadır.
1816 yılında şehrin Katedrali olarak inşa edilmiştir. Daha önce burada bulunan eski Aziz Nikolaos kilisesi temelleri üzerinde yükselir.
Ancak eski kilisenin sunak kapısı orijinal olarak hala durmaktadır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Assumption Church
Tasarıma göre, üç nefli ve ahşap sırtlı, tek apsisli kazılmış bir sahte bazilika vardır. Kuzey ve batı narteksleri, kandil işleri ve bir mezar, 1933 yılında yapılmıştır.
Kadınlar bölümü 16-17’nci yüzyıllar yapımıdır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Assumption Church
Kilisenin olağanüstü güzel freskleri, 19’ncu yüzyıl başlarında ünlü Bulgar ressam Toma Vishanov tarafından yapılmıştır.
Kilisenin günümüzdeki görüntüsü ise, 1894 ve 1914 yıllarında yapılan yeniden yapılandırmalar sonucunda oluşmuştur.
Kilise, ulusal öneme sahip bir mimari ve sanat anıtı ilan edilmiştir. Şu anda aynı zamanda operasyonel bir tapınaktır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Saint Demetrius Church
SAİNT DEMETRİUS CHURCH-SAİNT DEMETRİUS KİLİSESİ
Bulgar Uyanış Döneminde yapılmıştır. Kilisede bulunan İkonostasis 1865 yılında yapılmıştır. İkonaların çoğunluğu: aynı zamanda ilk Bulgar fotoğrafçısı olan Iva Dospevski tarafından çizilmiştir. İki dünya savaşı arasında kilise bir okul olarak kullanılmıştır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Nikolas Church
ST NİKOLAS CHURCH
Slokoshtitsa’dadır.
Küçüktür, zemine hafif kazılarak yapılmıştır. Tek nefli, yarı silindirik kemerli ve çift eğimli çatılı ve tek apsislidir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Nikolas Church
Kilisenin iç ve cepheleri, birkaç resim katmanının izlerini ortaya koymaktadır. Geç Ortaçağ’dan, 16’ncı yüzyıldan, 18’nci yüzyıldan, Kurtuluş sonrası dönemden ve daha sonraki dönemden kalmadır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Mina Bulgarian Revival Church
ST MİNA BULGARİAN REVİVAL CHURCH
İlçenin batı kesimindedir.
1859 yılında manastır kilisesi olarak inşa edilmiştir. Tasarıma göre narteksi olmayan, üç nefli bir yapıdır. Güneyden bir revak, birini kutsal kaynak suyuyla küçük bir yeraltı şapeline götürür. 1934 yılında yeni tapınak kilisenin yanına inşa edilmiştir. Mimar Anton Tornyov tarafından tasarlanmıştır. Şu anda kilise bir katedral tapınağıdır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Ahmed Bey Mosque
AHMED BEY MOSQUE-AHMED BEY CAMİİ
Şehirde, Roma hamamlarına ve Pirkov kulesine yakın konumdadır. Antik Roma hamamının hemen yanındadır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Ahmed Bey Mosque
Cami: 15’nci yüzyıl ortalarında, Ortaçağ döneminden kalma bir Bulgar kilisesi olan Sveta Nedelya temelleri üzerine inşa edilmiştir. Caminin girişinin üstünde: Türkçe bir kitabe vardır.
Kitabeye göre: “Bu camiyi yapan, dünya bitene kadar anılsın. Onu kim tamir ettirdiyse, ey Tanrım, her iki dünyada da mutlu ve mutlu olsun.
Buraya büyük bir başarıya dönüştürün. Cennet katlarına girdiklerinde onları görün. 1147” (Bu tarih 1734-1735 yılları arasına denk gelir.)
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Ahmed Bey Mosque
Caminin girişi orijinal haliyle korunmuştur. 1734 yılında Ahmet Bey, camiyi genişleterek yeniden inşa ettirmiştir. Yapının ön cephesinde: eski binalardan alınmış taş bloklar ve tuğlalar kullanılmıştır. Tuğlalar: tipik Bulgar mimarisini gösterir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Ahmed Bey Mosque
1904 yılındaki depremde caminin minaresi çatlamış ve daha sonra yıkılarak kaldırılmıştır. Caminin geniş kubbesine, destek olan mermer sütunları etkileyicidir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Ahmed Bey Mosque
Kültür anıtı ilan edilerek koruma altına alınan cami, günümüzde cami ibadete açık değildir.
Köstendil müzesinin teşhir salonu olarak kullanılıyor.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Fetih Mehmed Mosque
FETİH MEHMED MOSQUE-FATİH SULTAN MEHMET CAMİİ
1531 yılında ünlü mahalli mütahit ve vergi tahsildarı Haradzhi Kara Mehmed bin Ali tarafından yaptırılmıştır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Fetih Mehmed Mosque
Tonozun doğu kısmında tuğlalarla yazılmış 1531 yazılıdır.
Altıgen süslemeleri olan minaresi ilgi çeker. Cami günümüzde oldukça kötü durumdadır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil House Museum Ilyo Voyvoda
HOUSE MUSEUM ILYO VOYVODA-ILYO VOYVODA MÜZESİ-BÖLGESEL TARİH MÜZESİ
Burası bir Osmanlı dönemi evidir.
İki katlı binanın önünde bir cumbalı pencere ve üzerinde ahşap bir sundurma bulunur.
Ev: 1870 yılında Köstendil şehrinin ana caddelerinden biri olan “Boulevard Tsar Osvoboditel” de yapılmıştır.
Ünlü Bulgar devrimcisi Ilyo Voyvoda, 1878-1898 yılları arasında burada yaşamıştır.
Günümüzde ise, Bölgesel Tarih Müzesi olarak kullanılmaktadır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Regional Historical Museum “Academician Yordan Ivanov”
REGİONAL HİSTORİCAL MUSEUM “ACADEMİCİAN YORDAN IVANOV”:
İlk müze: ülkenin 3’ncü okul müzesi olarak 1907 yılında kurulmuş ve 1908 yılında ziyarete açılmıştır. 1944 yılında, bu okul müzesi, galerili bir ilçe müzesine dönüşmüştür.
1960 yılında ise ilçe tarihi müzesi olur. 1992 yılında, ünlü bilim adamı “Yordan Ivanov” un ismini alır. 2000 yılında müze, Merkezi Köstendil şehrinde bulunan bölgesel bir tarih müzesine dönüştürülmüştür.
Köstendil müzesi: genel tarihle ilgili koleksiyonlara sahiptir. Şu bölümler vardır.
Arkeoloji, Nümismatik, Etnolojik, Folklor, Bulgar Tarihi (15-19’ncu yüzyıllar arası), Çağdaş Tarih, Kültür Anıtları, Kütüphane, Bilimsel Arşiv, Koruma ve Restorasyon Stüdyoları, Fotoğraf Stüdyosu ve Yayıncılık Gurubu.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Regional Historical Museum “Academician Yordan Ivanov”
Müzede 100 binden fazla eser bulunmaktadır. En önemli koleksiyonları arasında: tarih öncesi mutfak eşyaları ve idol heykelleri, Trakya höyüğünün mezarlarından eşsiz buluntular, antik bronş ve mermer heykeller koleksiyonu, süs eşyaları, nümismatik koleksiyon, geleneksel kostümler ve kumaşlar, baskılar, el yazısı ve eski basılı kitaplar vardır.
Müze, 4 kalıcı sergiye sahiptir. Arkeolojik, Ulusal Kurtuluş Savaşları (18-19’ncu yüzyıllar), Etnografik (19’ncu yüzyıl başında kentsel yaşam tarzı), Dimitar Peshev Evi Müzesi-Bulgar Yahudilerinin kurtarılmasına ilişkin bir sergi.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Doma Kovacheva’s House and Dimitar Peshev’s House
DONA KOVACHEVA’S HOUSE AND DİMİTAR PESHEV’S HOUSE-DONA KOVACHEVA EVİ- HOUSE-MUSEUM OF LYUDMİL YANKOV
Sanat galerisinin arkasında, küçük han Kurum Caddesindedir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Doma Kovacheva’s House and Dimitar Peshev’s House
Dona Kovacheva: Bulgar kurtuluş hareketinin bir üyesiydi. Devrimciler yıllar boyunca bu evde buluştular.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Doma Kovacheva’s House and Dimitar Peshev’s House
Yapı, günümüzde ise yerel dağcı Lyudmil Yankov’a adanmış küçük bir müzeye ev sahipliği yapmaktadır. Lyudmil Yankov: birçok ödül alan ve Köstendil Fahri Vatandaşı unvanına sahip bir gazeteci, şair ve dağcıdır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Vladimir Dimitrov Art Gallery
VLADİMİR DİMİTROV ART GALLERY-VLADİMİR DİMİTROV SANAT GALERİSİ
Şehrin sanat galerisi ünlü ressam Vladimir Dimitrov adını taşımaktadır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Vladimir Dimitrov Art Gallery
Sanatçı: 20’nci yüzyılın ilk yarısından itibaren, Bulgaristan ülkesinin en iyi ressamlarından birisi olarak kabul edilir. Etkileyici portreleri ve renkli kompozisyonlarıyla tanınır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Vladimir Dimitrov Art Gallery
Müzede, sanatçının 1357 tane resmi ve diğer 580’den fazla Bulgar sanatçılarının 3400’den fazla eserine ev sahipliği yapmaktadır. Konserler, sanat etkinlikleri de burada düzenlenmektedir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Dimitar Church
ST DİMİTAR CHURCH
İlçenin doğu kesimindedir. Güzel bir parkın içindedir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Dimitar Church
Bulgar Uyanış döneminden kalmadır. 1864-1865 yılları arasında inşa edilmiştir. İkonların çoğunun yazarı, Samakov Ivan Dospevski’dir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Pirkova Tower
PİRKOVA TOWER
Şehrin orta kesiminde, Roma hamamlarının yakınındadır.
Ortaçağ’dan kalma bir savunma kulesidir. Kulenin yapımında Roma hamamının malzemeleri devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.
Pirkova ismi “kule” anlamına gelen Yunanca “Pirogs” kelimesinden gelir.
Bu savunma kulesinin 14’ncü yüzyıl sonu ve 15’nci yüzyıl başında inşa edildiği düşünülmektedir. Profesör Yordan Ivanov, Kuzey Makedonya kitabındaki Pirkova Kulesi ile Vidin’deki savunma kulelerini karşılaştırıyor ve bu kulelerin tam da bu döneme ait olduğunu savunur.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Pirkova Tower
Kule 4 yönlüdür.
Kulenin boyutları: 8.25 x 8.35 metredir. Yüksekliği 15 metredir. Neredeyse kare bir şekle sahiptir. Bir zemin katı ve üstte 3 katı daha vardır. Üçüncü katı, iki yarım kata bölünmüştür.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Pirkova Tower
Zemin kat depo işlevi görmektedir. Birinci katta: kuzey cepheli bir giriş, güney duvarında ısıtma için kullanılan bir taş şömine ve iki boşluk vardır. İkinci kat yaşamak için kullanılmıştır. Şömine, niş, 3 dikey ve 2 yuvarlak mazgal ve sıhhi ihtiyaçlar için bir yeri olan bir galeri vardır. Üçüncü kat: dairesel savunma için kullanılmıştır.
Pirova kulesi, Ortaçağ kasabası Velbazhd’daki savunma sisteminde kullanılan mimari ve yapı tekniklerinin kanıtlarını vermektedir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Monument of the Historical Names of the Town
MONUMENT OF THE HİSTORİCAL NAMES OF THE TOWN-TARİHİ İSİMLER ANITI
Burası şehrin isimlerinin kökenlerine aittir. Günümüzdeki Köstendil ilçesinin üç adı vardır. Bunlar: Pautalia, Velbazhd ve Kyustendil’dir.
Antik Pautaliam adı: yerleşimdeki sıcak mineral kaynakları ile ilgili olarak Latince “bahar” kelimesinden gelen Trakya kökenlidir.
Ortaçağ döneminde muhtemelen Slav hükümdarlarından sonra, Velbazhd olarak yeniden adlandırılır.
14’ncü yüzyılın başında Köstendil “Konstantin Ülkesi” olarak bilinmeye başlamıştır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Monument of the Historical Names of the Town
THE MAYORSKA HOUSE
Osmanlı yönetiminin son yıllarından kalan, en ilginç ve iyi korunmuş mimari yapılardan birisidir. 1870 yılında inşa edilmiştir. Kurtuluştan sonra, Binbaşı Yosif Angelov’a aittir ve adının geldiği yer burasıdır.
Bulgar Ulusal Uyanış tarzında bir yapıdır. Zengin ve güzel bir cepheye sahiptir. Giriş kısmı oldukça dikkat çekicidir. İki eski granit sütunu, kemeri ve üzerinde bir alınlık bulunan güzel bir sırlı köşkten oluşan niş şeklindedir. Bu stil, geçmişte Köstendil bölgesinde yaygın olarak kullanılmıştır.
Evin iç mimarisi de ilgi çekicidir. Ev: yüksek ve kalın bir duvarla çevrili geniş, güneşli bir avluya sahiptir. Bir kısmı iri taşlarla kaplıdır.
THE EMFİEDZHİEVA HOUSE
Bulgaristan Uyanış döneminden kalma, nadir, ilginç ve iyi korunmuş bir mimari yapıdır. 1874 yılında Bakırcı Hristo Lazov tarafından yapılmıştır. Güzel bir ön cephesi vardır. Debar’dan bir sanatçı tarafından oyulmuş, ahşap oyma unsurlara sahiptir. Odalar Viyana Barok tarzında güzel bir şekilde döşenmiştir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil The Building of Neofit Rilski High School
THE BUİLDİNG OF NEOFİT RİLSKİ HİGH SCHOOL
Lisenin güzel binası, ilçe merkezinin batı kesimindedir. 1906-1912 yılları arasında yapılmıştır. Yaklaşık 2700 metre karelik bir alanı kapsar. Cephe, dekorasyonu ve ana girişe bakan zarif küçük balkonu ile etkileyicidir. İç mekan: güzel resimler, metal korkuluklar ve ikinci kattaki merkezi fuayenin zarif tavanıyla oldukça ferahtır. Okul bahçesi, halkın da kullandığı devasa bir parka dönüştürülmüştür.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Btarstvo Commonity Centre
BTARSTVO COMMUNİTY CENTRE
Burası bir Toplum Merkezidir. Güney Batı Bulgaristan bölgesindeki en eski kültür ve eğitim kurumudur. 1 Temmuz 1869 yılında kurulmuştur.
Toplum merkezinin ilk bağımsız binası, 1907 yılında Köstendil sakinlerinin bağışlarıyla tamamlanmıştır. Tüm olanaklarla donatılmış yeni salon, tiyatro gösterileri için yapılmıştır. Toplum Merkezine; zamanla yavaş yavaş bir edebiyat kulübü, bir çocuk müzik okulu, bir senfoni orkestrası, bir koro, bir folklor topluluğu eklenmiştir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Btarstvo Commonity Centre
Halkevi binası 1981 yılında yıkılmış ve burada sadece giriş kemeri korunmuştur.
Toplum merkezi şu andaki binasına 1992 yılında taşınmıştır. Toplam 2200 metre karelik alandaki bina iki katlıdır.
Burada: günümüzde çeşitli konserler, gösteriler, sergiler, farklı organizasyonlar ve kurumların kongreleri, konferanslar ve çeşitli kültürel etkinlikler düzenlenmektedir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Hissarlaka Fortress-The Acropolis of Poutalia
MEDİEVAL HİSSARLAKA FORTRESS-THE ACROPOLİS OF POUTALİA-HİSARLAKA KALESİ-THE FORTRESS AT THEHİSARKAYA PARK
Kale: şehir merkezinin 2 km güneydoğusundaki Hisarlaka Tepesinin en yüksek düzlüğündedir.
Ortaçağ döneminde 4’ncü yüzyıl sonu ile 5’nci yüzyıl başlarında yapılmıştır. 6’ncı yüzyılda yeniden düzenlenmiştir ve Birinci ve İkinci Bulgar Devletleri döneminde kullanılmıştır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Hissarlaka Fortress-The Acropolis of Poutalia
Düzensiz bir çokgen şeklindedir.
Kale: 117 x 175 metre büyüklüktedir. İki kapısı vardır, ana kapı, doğu duvarındadır. Bu kapı en geniş ve ana yola yakın kapıdır.
Kalenin 14 tane kulesi vardır. Bunlar: yuvarlak, dikdörtgen ve üçgen şekillidir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Hissarlaka Fortress-The Acropolis of Poutalia
Kale duvarlarının genişliği 1.6 ile 3 metre arasında değişir. Duvarların varsayılan yüksekliği 10 metredir, kulelerin yüksekliği ise 12 metredir. Yapım tekniği opus mixtum olarak adlandırılır.
İlginç inşaat teknikleri, farklı yapım teknikleri ve malzemelerin birleşimi ve farklı tarihi dönemlerde kazılan arkeolojik anıtlar, Hisarlaka Kalesini, Bulgaristan’ın en önemli kalelerinden birisi haline getirir.
14’ncü yüzyılın ikinci yarısı başlarında, hükümdar Konstantin Dragas, kaleyi güzel bir saraya çevirir. Ancak 15’nci yüzyılda yıkılır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Medieval Hissarlaka Fortress-The Acropolis of Poutalia
Kalenin sadece küçük bir bölümü, günümüze ulaşmıştır. Kalenin içinde, birkaç kamu ve konut binası bulunmaktadır.
Eski bir geleneğe göre, her yıl 21 Mart tarihinde Köstendil halkı, ritüelleri gerçekleştirerek ve çeşitli eğlencelere katılarak bahar ayının gelişini kutlarlar.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Acropolis of Ancient Pautalia, Chesmeto Locality
ACROPOLİS OF ANCİENT PAUTALİA, CHESMETO LOCALİTY
Yordan Mitrev anıtı: Hisarlaka Parkındadır.
Kendisi: Bulgaristan ülkesinde, ağaçlandırma öncülerinden birisidir. Hisarlaka tepesindeki ormanı, buraya çam ağaçlarının dikilmesini organize ederek yaratan kişidir.
Anıtın arkasında antik Pautalia Akropolisi kalıntıları bulunur.
ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK YERLER
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Aziz Joachim ve Anna Kilisesi
AZİZ JOACHİM VE ANNA KİLİSESİ
Smolichano köyü yakınlarında, şelaleli bir kaya nişinin üzerinde, aynı adı taşıyan manastırda bulunmaktadır.
Bir Ortaçağ kilisesi temelleri üzerine yapılmıştır.
Kilisede bulunan resimler: 1888 yılında ise ressam Georgi Popaleksov tarafından yenilenmiştir. Ancak yapılan bir sondaj çalışmasına göre, burada daha önce 17’nci yüzyıldan kalma daha eski bir resim tabakası bulunduğu tespit edilmiştir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Luka Girls Monastery
ST LUKA GİRLS MONASTERY-AZİZ LUKE MANASTIRI
Granitsa köyünün yaklaşık 4 km güneybatısında ve Köstendil şehrinden 8 km uzaklıktadır.
2’nci Bulgar İmparatorluğu döneminde Velbuzh-Shtip yolunu kontrol eden Ortaçağ kalesi Granitsa yakınındadır.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Luka Girls Monastery
Manastır 10’ncu yüzyıl yapımıdır. Ancak günümüzdeki şekline restore edildiği 1948 yılından gelmiştir. Yani tamamen yenilenmiştir.
Tek nefli, tek apsisli ve kubbesiz bir kilise kompleksidir. Batı cephesinde bir çan kulesi ve konut binaları vardır. Burada, otel bazında 16 kişilik bir konaklama potansiyeli bulunur.
Efsaneye göre: Aziz Luke bu manastırda okumuştur.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil St Luka Girls Monastery
Manastırın avlusunda: aslen Granitsa köyünden olan üç keşişe adanmış bir çeşme vardır.
Manastır kültür anıtı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Her yıl 18 Ekim tarihinde manastırda kutlama düzenlenmektedir.
Bulgaristan Kyustendil-Köstendil Holy Trinity Memorial Church
HOLY TRİNİTY MEMORİAL CHURCH
Gyueshevo köyündedir. Bulgaristan-Makedonya sınırına yakın bir yerde inşa edilmiştir.
Sofya ile Üsküp arasındaki demiryolu güzergahındadır.
20’nci yüzyılın başlarında yaşanan savaşlarda, çok sayıda Bulgar askeri ve subayı, sınır bölgesinde ölmüştür. Memorial kilisesi, onları anmak ve kalıntılarını korumak için inşa edilmiştir. Sofya Metropoliti Stephan tarafından 2 Ağustos 1930 tarihinde kutsanmıştır.
Yunanistan Volos-Magnessıa; Ege denizinde Pagasetic körfezinin iç noktasında bir kıyı kentidir. Dilio dağının eteğinde kuruludur.
Yunanistan ülkesinin en kalabalık 5’ncı şehridir. Ayrıca Yunanistan ülkesinin 3’ncü büyük limanı bu şehirdedir.
Bölgede 1955 yılında büyük bir deprem olur ve depremin ardından şehirde çok sayıda modern bina inşa edilir. Bu özelliği nedeniyle Yunanistan ülkesindeki birçok şehirden farklıdır. Ayrıca: kesişen taş döşeli sokaklar yürüyüş için oldukça elverişlidir.
Evet, şehri ve tarihi-turistik yerlerini tanıtmaya başlamadan önce önemli bir not: şehir yaz aylarında bile oldukça fazla rüzgarlıdır bu yüzden özellikle akşamları yanınızda mutlaka kalın giyseler bulundurmalısınız.
Yunanistan Volos-Magnessıa
ULAŞIM
Volos-Atina arasındaki uzaklık 326 km dir. Volos-Selanik arasındaki uzaklık ise 215 km dir.
Yunanistan Volos-Magnessıa Tarihi
TARİHİ
Volos şehri: Demetrias, Pagasae ve Lolcos antik kentlerinin bulunduğu yerde kurulmuştur.
Demetrias kenti: MÖ 293 yılında Makedonya Kralı Demetrius Poliorcetes tarafından kurulmuştur.
Şehirde Osmanlı hakimiyeti: 1393 yılında başlamıştır. Osmanlı döneminde, olası bir Venedik saldırısına karşı şehrin surları güçlendirilmiş ve şehre Anadolu’dan Müslümanlar yerleştirilmiştir. 1881 yılında ise, şehir Yunan hakimiyetine girdi.
1923 yılındaki karşılıklı mübadele sonucunda, Anadolu’dan gelen mülteci nüfusu, şehrin Nea İyonya semtini oluşturarak şehrin görünümünü değiştirmiştir.
BÖLGE HAKKINDAKİ EFSANE-ALTIN POST EFSANESİ
Magnesia, Yunan Mitolojisindeki en ilgi çeken masalların bazılarında yer alır.
Magnesia’nın: tuhaf bir ırkın (Nephele ve Ixion birlikteliğinden doğan kısmen at, yarı insan olan) yani Centaurların doğum yeri olduğuna inanılıyor. Asklepios ve Aşil: Centaur Chiron’un öğrencileriydi. Yunan mitolojik efsanelerinin en büyük destanlarından olan “Argonaut Seferi”: Pagasetic körfezinden yelken açarak yola başlamıştır.
Athamas’ın ilk karısı Nephele (Bulut Tanrıçası) olan birlikteliğinden: Phrixus ve Helle isimli iki çocuğu olur. İkinci karısı Ino ise: Nephele’nin çocuklarına karşı kin beslemektedir. Ino: Athamas’ın kıtlığa karşı çözüm için Phrixus’u kurban etmek için ikna eder. Ancak hemen öncesinde: Phrixus’un annesi Nephele: Phriux’ altın postlu bir mahmuz getirir ve Phriux ile Helle: bunu kullanarak denizden kaçarlar.
Helle: boğazı geçerken suya düşer ve boğularak ölür. Bu boğaza “Hellespont” ismi verilir.
Phrixus ise boğazın karşı kıyısına geçmeyi başarır. Ardından Euxine yani Karadeniz’in en uzak noktasına ulaşır. Burada: Altın Postu: Ares’in koruluğuna asar. Post: burada, hiç uyumayan bir ejder tarafından korunur.
Amca Pelias: Aeson’un hakkı olan tahtı gasp eder. Pelias: Jason’a eğer Altın Postu getirirse, tahtı geri vereceğini söyler.
Jason bunun üzerine, bu görev için büyük bir gemi inşa eder ve Yunanistan’ın dört bir yanından Minyaları yani kahramanları çağırır.
Böylece: Argo adlı gemide: Aeson oğlu Jason liderliğinde 50 kahraman mürettebat vardır. Bunların amacı “Altın Postu” ele geçirmektir.
Evet efsane böylece devam ediyor. Günümüzdeki Volos şehri: Jason ve Argonautların efsanevi seyahatlerine başladıkları antik Lolkos şehridir. Yani burası olduğuna inanılıyor.
Yunanistan Volos-Magnessıa Tesalya Üniversitesi-University of Thessaly
TESALYA ÜNİVERSİTESİ-UNİVERSİTY OF THESSALY
1984 yılında kurulan üniversite, Yunanistan’ın en önemli eğitim merkezlerinden birisidir.
Üniversiteye bağlı 12 fakülte, şehrin çeşitli yerlerine dağılmıştır. Üniversite, belirli araştırma ve işletme alanlarında 105 lisans ve lisansüstü program ve müfredat dışı modüller sunmaktadır. Halen üniversitede 42 bin civarında lisans öğrencisi, 4300 lisansüstü öğrencisi ve yaklaşık 1500 doktora öğrencisi bulunmaktadır. Ayrıca 1000 öğretim görevlisi ve 450 idari personel vardır. Üniversitede 40’dan fazla ülkeden 600’den fazla Erasmus öğrencisi bulunmaktadır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Tesalya Üniversitesi-University of Thessaly
Üniversite öğrencileri sayesinde şehrin kalbinin gece gündüz attığı şehir merkezi oldukça hareketlidir.
NE YENİR-NE İÇİLİR
Volos: özellikle meze çeşitleriyle tanınır. Ayrıca: “tsipouro” isimli alkollü bir içkisi de meşhurdur. Ziyaretçileri burada Yunanistan’ın en iyi mezelerinin yapıldığını söylemektedirler.
1922 yılında zorunlu nüfus mübadelesinden sonra Anadolu’dan gelen balıkçılar, sahildeki çeşitli kurumların çevresinde oturur, tsipoura yudumlar ve mezeler yerlerdi.
Atıştırmalıkların her zamankinden daha yaratıcı varyasyonları ortaya çıktı ve en lezzetli mezelerin kimin yapabileceğini görmek için rekabet başladı.
Akla gelebilecek her tarzda pişirilmiş, her tür deniz mahsulünün ızgara porsiyonları, kızarmış istiridye, peynirli kırmızı sosla pişirilmiş midye (ismi media saganaki), aynı şekilde hazırlanan karides, şarap sosunda ızgara veya kaynatılmış ahtapot gibi mezeler oldukça meşhurdur.
Ayrıca: taze ekmeğe sürmek için tiro kafteri (bir tür acılı peynir), ızgara saldalya ve üzerine zeytinyağı beyaz peynir dilimleri serpilmiş ve kekikli ekmek tadılmalıdır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Tsipouradika
TSİPOURADİKA
Volos şehrinin her yerinde: adını Tesalya bölgesinin yerel içeceği olan ve Şarap Prenslerinden kalma bir brendi olan “Tsipouro” dan alan “Tsipouradika” göreceksiniz.
Bunlar bir tür restorandır.
Tsipouradika: sanayi işçilerinin evlerine gidemedikleri, öğle saatlerini geçirmek için bir yere ihtiyaç duydukları 19’ncu yüzyılın bir ürünüdür.
1920’lerin başında: Türk-Yunan savaşından sonra bu kuruluşlar, kendi mutfaklarını da beraberinde getiren Anadolu’dan gelen mülteciler tarafından düzenlenmiştir.
Yani, yüz yıldan fazla bir süre önce olduğu gibi: Tsipouradika, Tsipouro’nun çekimleriyle beslenen doğaçlama türkülerle neşeli bir atmosfere sahiptir.
Çoğu Tsipouradika balık ve deniz mahsulleri lokantaları: dolma, domates soslu ve beyaz peynirli kızarmış karides, buharda pişmiş midye, palamut, hamsi, sardalya, barbunya, turşu, kılıç balığı ve orfoz pişirilir, hepsi taze salata ile birlikte servis edilir.
Sonuç olarak, farklı mezelerin sunulduğu bu geleneksel tavernalar, Volos şehrinde oldukça önemlidir. Tsipouro restoranları, günümüzde öğle ve gece saatlerinde Volos fanatiklerinin buluşma yeridir. Masaya her sipariş verildiğinde, farklı onlarca meze gelir. Ancak unutmamak gerekir ki, orijinal tsipouro restoranı şehrin arkasındaki ara sokaklarda gizlidir ve plaj manzarası yoktur.
Yunanistan Volos-Magnessıa Camping Hellas
CAMPİNG HELLAS
Pelion dağının eteğinde, şehir merkezine 17 km uzaklıkta, balıkçı köyü Kato Gatzea’nın yanındadır. Burada 20 dönümlük bir zeytinlik uzanır ve yemyeşil bitki örtüsü, mavi denizin berrak sularıyla birleşir.
Yunanistan Volos-Magnessıa Camping Hellas
Kamp alanı 1965 yılına açılmıştır. Burada karavanlar için her türlü olanak yaratılmıştır. Harika bir karavan kampıdır.
Zeytin ağaçlarının arasında, muhteşem lezzetlerin olduğu bir ortamdır. Ortak tuvalet ve banyolar nispeten temizdir. Restoranda öğle yemeği servisi sunulmaktadır.
Yunanistan Volos-Magnessıa
GEZİLECEK YERLER
Yunanistan Volos-Magnessıa Castle of Volos-Volos Kalesi-Castle of Palia
CASTLE OF VOLOS-VOLOS KALESİ-CASTLE OF PALİA
Şehrin batısında, günümüzdeki Palia semtindedir. Burada bir zamanlar güçlü bir kalenin kalıntısı vardır. Yaklaşık 60 bin metre karelik bir alanı kapsamaktadır.
Volos Kalesi: MS 6’ncı yüzyılın ortalarında İmparator Justinianus döneminde, Palaia Tepesinde inşa edilmiştir. O yıllarda yakınlardaki büyük Demetrias kentindeki insanlar, Slavların baskınlarından korunmak için bu kaleye taşınıyorlardı.
Yunanistan Volos-Magnessıa Castle of Volos-Volos Kalesi-Castle of Palia
Kalenin surları: 1889 yılında yakılmıştır.
Ancak doğu ve batı duvarlarının uzunlukları, hala 7 metre yüksekliğe kadar ayaktadır. Yani bir zamanların önemli bir yapısı olan kalenin bugün sadece birkaç kalıntısı kalmıştır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Palia Semti
PALİA SEMTİ
Palia semti, şehrin en heyecan verici bir parçasıdır.
Adından da anlaşılacağı üzere: bu bölge Volos şehrindeki en eski alanlardan biridir.
Akşamları: zevkli ve en kaliteli bar ve restoranlarında geç saatlere kadar kalmak mümkündür.
Ayrıca: burada yemek yiyebilir ve insanları izleyebilirsiniz. Sahil şeridinde gezinebilirsiniz. Yerel balıkçıların avlarını teknelerinin güvertelerinde satmalarını izleyebilirsiniz.
Yunanistan Volos-Magnessıa Marina
MARİNA
Marina: 1893 yılından bu yana faaliyet göstermektedir. Çünkü Volos şehri, Yunanistan ülkesinin en büyük limanlarından birine sahiptir ve bu yüzden ticari ve nakliye gemileriyle birlikte eğlence yatları da şehri sık ziyaret ederler.
Günümüzde: Feribot limanından Tesalya Üniversitesine kadar uzanır. Bu kıyı şeridinde: balık tutmak, kürek çekmek ve yüzmek gibi aktiviteler uygundur. Marinanın yat kapasitesi: 133 yelkenli teknedir. 60 metre uzunluğunda yatlar buraya girebilmektedir. Yatlar genellikle: limanın kuzey kıyısında, doğudaki Üniversite binasındaki “soğan biçimli” kuleler ile genellikle gümrük devriye botunun yanaştığı mendirek arasındaki rıhtıma yanaşırlar.
Yunanistan Volos-Magnessıa Marina
Marina araç girişi yasak olduğu için, özellikle yayaların gece ve gündüz saatlerinde serbestçe gezebildikleri bir yerdir. Burada konserler de düzenlenir. Ayrıca: kıyıda birçok kafe, bar, restoran ve mezelerle uzo/tsipouro tadabileceğiniz Ouzeri/Tsipouradika doludur. Buralarda eşsiz deniz ürünleri eşliğinde geleneksel likör içeceği olan Tsipouro tadılabilir. Burada yerel tavernaların isimleri Tsipouradiko’dur.
Limanın batı kesiminde büyük bir süpermarket ve kuzey kıyısındaki iki paralel yol boyunca şehrin ana alışveriş caddeleri vardır. Biraz daha kuzeyde ise, sabahları açılan Pazar yeri ve batıda taze balık ve deniz ürünleri satın alınabilen balıkçı limanı bulunur. Ancak yerel halk, tazeliği sıkıntılı olduğundan yerel balık pazarına gitmezler ve doğrudan balıkçı limanındaki balıkçılardan balık satın almayı tercih ederler.
Yunanistan Volos-Magnessıa Argonauts Bulvarı
ARGONAUTS BULVARI
Deniz kıyısındaki bu asfalt yol, denizin muhteşem manzarasına sahiptir ve genellikle Volos yerlileri burada yürüyüş yapmayı çok severler. Argonauts Bulvarında, batı ucundaki limana, Sporades adalarına uzanan denize doğru bir yürüyüş yapabilirsiniz.
Yunanistan Volos-Magnessıa Argonauts Bulvarı
Burada: eski deniz el yazmalarının rehberliğinde inşa edilen Argo gemisini tam bir kopyasını görebilirsiniz. Çünkü: Yunan mitolojisine göre, şehrin sembolü olan Kral Jason; ünlü Argonaut seferine buradan yelken açarak başlamıştır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Argonauts Bulvarı
Ardından yine kıyıda: Papastratos Binası, sahil parkı, St Contantine kilisesi, Yat kulüpleri, Xenia Otel Kompleksi, Ulusal Arkeoloji Müzesi ve diğer birçok turistik yeri görmek mümkündür.
Yunanistan Volos-Magnessıa Papastratos Tobacco Company Deposu
PAPASTRATOS TOBACCO COMPANY DEPOSU
Yunanistan’ın en büyük tütün ürünleri şirketidir. 1931 yılında Evaggelos Papastratos ve kardeşleri tarafından yönetilen bir Atina merkezli şirket olarak kurulmuştur. Yunanistan ülkesinde, ASSOS Papastratou Sigaraları: 70 ve 80’li yıllara kadar yani yabancı sigara ithalatı başlayana kadar oldukça fazla popülerdi.
En kaliteli marka sigaralar burada üretilmektedir. Fortuna Dergisi 2016 yılında burayı Yunanistan’ın en beğenilen şirketi seçmiştir.
Mimari açıdan bakıldığında oldukça mükemmel bir binadır. Depo: Volos şehrinde kıyıdadır ve iki depodan oluşan bir kompleksten oluşur. 1926 yılında yapılan birinci depo günümüzde yoktur. 1935 yılında inşa edilen ikinci depo ise günümüzde, sahilde, iki karakteristik kubbesiyle dikkat çeker. Ancak bu depo, II Dünya savaşından sonra işlevini yitirmiştir. Çünkü Amerikan tütün endüstrisi birçok yerde olduğu gibi Yunanistan’da da piyasayı ele geçirmiştir. Bu güzel bina, 1985 yılında Teselya Üniversitesi tarafından satın alınmıştır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Agios Konstantinos Park-Sahil Parkı
AGİOS KONSTANTİNOS PARK-SAHİL PARKI
Şehrin en güzel köşesinde, kıyı boyunca uzanmaktadır. Teselya Üniversitesinin hemen yanındadır. Limana kısa bir yürüyüş mesafesindedir.
Park, 1920 yılında mimar N. Kitsikis tarafından planlanmıştır. Yani Volos şehrinin en eski parklarından birisidir. Şehir merkezine ve Agios Konstantinos kilisesine yakın bir konumdadır. Volos sahilinin yanındaki konumu, Pagasitic Körfezinin pastoral bir manzarasını sunar. Manzaranın tadını çıkarabileceğiniz banklar bulunur.
Sonbahar, kış ve ilkbahar mevsimlerinde çimler ve çam ağaçları, palmiye ağaçları oldukça güzel bir serinlik ve huzur vahası yaratır.
Park oldukça geniş, düzenli ve oldukça temizdir. Önünde yayılan deniz, Agios Nikolaos kilisesi ve Teselya Üniversitesiyle birleşerek benzersiz bir ortam oluşturur. Parkın sahile doğru uzanan merdivenleri ve teraslar, aile yürüyüşleri, bisiklet ve paten için ideal bir yerdir. Her yerde bakımlı bahçeler ve hem gençler hem de yaşlılar için güzel alanlar ve yemek yerleri vardır.
Yunanistan Volos-Magnessıa The Church of Agıos Konstantınos and Helen-St Contantine Kilisesi
THE CHURCH OF AGIOS KONSTANTINOS AND HELEN-ST CONTANTİNE KİLİSESİ
Deniz kıyısındaki bu kilise 1936 yılında inşa edilmiştir. Bina Aristoteles Zachos tarafından tasarlanmıştır.
Daha önce burada ahşap bir kilise bulunduğu söyleniyor.
Yunanistan Volos-Magnessıa The Church of Agıos Konstantınos and Helen-St Contantine Kilisesi
Heybetli taş yapı, yüksek çan kulesiyle dikkat çeker. İç kısmı çok zengindir. Duvarlar: İncil sahnelerini tasvir eden muhteşem fresklerle boyanmıştır. Ayrıca: kilisenin etkileyici mimarisinin ötesinde, renkli çakıl taşlarıyla bezenmiş, azizlerin renkli görüntüleridir.
Yunanistan Volos-Magnessıa The Church of Agıos Konstantınos and Helen-St Contantine Kilisesi
Müzedeki ana kalıntılar: gümüş bir kasede saklanan Kutsal Haç parçacıkları ve Aziz Konstantin ve Helena kalıntılarının parçacıklarıdır.
Kilise, hala dini işlevini sürdürmektedir.
Yunanistan Volos-Magnessıa Domotel Xenia Otel Kompleksi
DOMOTEL XENİA OTEL KOMPLEKSİ
Otel kompleksi: 1960’ların geleneksel mimarisi ile modern tesisler ve hizmetlerin birleşiminde oluşmaktadır. Otel deniz kıyısında olduğu için, özellikle muhteşem deniz manzarasıyla dikkat çeker.
Yunanistan Volos-Magnessıa Volos Arkeoloji Müzesi-Athanasakeion Archaeological Museum of Volos
VOLOS ARKEOLOJİ MÜZESİ-ATHANASAKEİON ARCHAEOLOGİCAL MUSEUM OF VOLOS- ULUSAL ARKEOLOJİ MÜZESİ
Athanasaki Street adresindedir. Anavros Parkı içindedir.
Giriş ücreti 4 Euro’dur.
Yunanistan Volos-Magnessıa Volos Arkeoloji Müzesi-Athanasakeion Archaeological Museum of Volos
Yunanistan’daki en küçük müzelerden birisidir. Ancak Yunanistan ülkesindeki en iyi 10 müze arasındadır.
Mükemmel müze, güzel bir gül bahçesinin arkasındadır.
Müze binası, Alexios Athanasakis’in bağışlarıyla 1909 yılında inşa edilmiştir.
Yunanistan Volos-Magnessıa Volos Arkeoloji Müzesi-Athanasakeion Archaeological Museum of Volos
Müze binası tek katlıdır. Toplam alanı 780 metre karedir ve içinde 6 salon bulunur. Bu salonlardan 1 tanesi geçici sergiler için ayrılmıştır.
Müzenin koleksiyonunda: Dimini ve Sesklo’dan bazı şaşırtıcı Neolitik kaplar ve figürinler, Dimitrias’ın yakın Helenistik bölgesinden etkileyici bir boyalı mezar stelleri bulunmaktadır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Volos Arkeoloji Müzesi-Athanasakeion Archaeological Museum of Volos
Ayrıca: Truva savaşı ve Jason ve Argonauts gibi efsanelerle ilişkili bir zaman olan MÖ 900-700 yılları arasındaki döneme ait bir süre obje de vardır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Volos Arkeoloji Müzesi-Athanasakeion Archaeological Museum of Volos
Miken dönemine ait gömülerin tamamı da müzeye taşınarak iskelet ve etrafındaki adaklar sergilenmiştir.
Ayrıca: Pagasetic Körfezi çevresinde, Dimitriada’dan Helenistik mezar stelleri, hala parlak boya izlerinin yanı sıra erken Hıristiyanlık ve Bizans dönemlerinden kabartmalara sahiptir.
Yunanistan Volos-Magnessıa Anavros Park
ANAVROS PARK
Arkeoloji Müzesinden çıkarken bu sahil parkında yürüyüş yapabilirsiniz.
1988 yılında Anavros Park’ta bir heykel sempozyumu vardı ve suyun yanında ağaçları andıran bir dizi tuhaf beton ve metal parça var.
Yunanistan Volos-Magnessıa Anavros Park
Burada ayrıca bir kaykay parkı var ve eğer gezinti yolunda kalırsanız ve doğuya giderseniz Anavros Plajına ulaşırsınız.
Bu kumsal “Mavi Bayraklıdır.”
Birbirine yakın, dört kafe ve restorana sahiptir. Bu yüzden güneşte birkaç huzurlu saat için ihtiyacınız olan her şeyi bulabilirsiniz.
Yunanistan Volos-Magnessıa Theofilos Museum of Anakasia-Kontos House
THEOFİLOS MUSEUM OF ANAKASİA-KONTOS HOUSE
Volos şehrinin 5 km uzağında, Anakasia köyünde Kontos Evi vardır.
Günümüzde Kontos’un evi ve Theophilos Müzesi olarak bilinen Chatzianastasis Konağı: merkez meydanın kuzeydoğusundaki Anakasia’da Theophilos Müze Caddesindedir.
Yunanistan Volos-Magnessıa Theofilos Museum of Anakasia-Kontos House
Aslen konak: 1905 yılına kadar, Chatzianastasis ailesine aittir.
Daha sonra: Volos şehrinden değirmence John Kontos tarafından satın alınmıştır. Satın alındıktan kısa bir süre sonra, binanın orijinal mimari tasarımı önemli ölçüde değiştirilir. Dönemin mevcut mimari eğilimlerine uyum sağlamak için yeni konutta birkaç yerde modernizasyon çalışması yapılır.
1912 yılında, inşaat çalışmalarından sonra, popüler ressam Theofilos tarafından, en üst kattaki lobinin boyalı dekorasyonuna başlandı.
Ancak: 1955 yılındaki depremde konak, hem destekleyici yapıda hem de tek tek unsurlarda ve özellikle birçoğu parçalanıp yere düşen duvar resimlerinde büyük yıkıma uğradı.
1962 yılında Kültür Bakanlığı, bölgedeki bu eşsiz anıtı korumak için, burayı “Tarihi eser” olarak ilan etti ve 1965 yılında arkeolojik amaçla kullanılmak üzere satın aldı.
1966 yılında, 1967 yılında tamamlanan ve ardından Kültür Bakanlığına bağlı uzman ekipler tarafından duvar resimlerinin bakımı yapıldı. 1980 yılında binada yapılan restorasyonlar sonucunda, günümüzdeki görünüm ortaya çıktı.
Yapı: orijinal haliyle üç katlıdır. Üst katın büyük bölümleri hariç, çoğunlukla taştan yapılmıştır.
Binanın taş hatlarının dışında, her yöne doğru çıkıntı yapıyor.
1905 yılındaki onarımlarda, tüm molozlar ön bahçede biriktirildi ve böylece zemin katı yarı bodruma dönüştürüldü ve binanın ana cephesi, kale karakterini kaybetti.
Evet şimdi binanın en önemli özelliği olan boya dekorasyonlarından söz etmek istiyorum.
Ama önce bu dekorasyonu yaratan Theophilos:
Theophilos: fırçalarını kemerinde taşırdı. Midilli köylerinde dolaşır, Pelion köylerinde dolaşır ve resim yaparak hayatını kazanırdı. Ano Volos’ta Theophilos eliyle boyanmış kemerler, Midilli’de kafeler, çeşitli yerlerde bakkallar ve dükkanlar vardır.
Karton üzerine düz resimler yaptı. Ancak halk onunla dalga geçiyordu ve ona gülüyordu. Hayatı böyle geçti ve öldü. Bir gün Paris’ten bir gezgin bölgeye geldi, Theophilos’un 50 kadar resmini topladı ve Paris’e götürdü, böylece öldükten sonra meşhur oldu.
Evin dekorasyonu:
1912 yılında Theophilos ressamı tarafından evin ve özellikle ikinci kattaki lobinin boyanmasına bağlandı. Değirmenci Yannis Kontos’un misafirperver evinde, Theophilos, sahibinin koruması altında en önemli ve kapsamlı eserlerinden birini yarattı.
Theodore Kolokotronis, “1822 yılında Lemi Gölünde Dramalis’in galiplerini bir araya getiriyor” başlıklı duvarda imzasını ve üretim yılını yazmıştır. Bu resimden sonra başka resimler de yaptı ve eski sahiplerinin ifadesine göre bu resimleri kademeli olarak birkaç yılda tamamladı.
Theophiso: aşağı bölgede: çok çeşitli saksı çiçekleri ve kuşlar, çeşmeler, vahşi hayvanlar ve av sahneleri gibi çeşitli motifler boyadı.
Oda kapısının yanındaki merdivenlerin solunda, Yannis Kontos’u atının üstünde resmetti.
Üst bölgede: daha sonra 1821 Yunan Devriminden alınan temalara sahip. 14 büyük tablo bulunmaktadır.
Theophilos, dar lobinin koridorundaki dört sütun üzerine, dört Olimpos tanrısı olan Mars, Venüs, Merkür ve Minerva’yı resmetti.
Gelelim günümüze:
Kontou evinin ahşap iç merdivenlerinden tırmanırken, ziyaretçilerin şaşkın ifadeleri görülür. Resimlere hayranlıkla bakarlar. C şeklindeki salon, renkli resimlerle doludur. Popüler ressam Theophilos, eserleri aracılığıyla dünyaya bakışını aktarmayı başardı.
Salonun ana bölümünün duvarı, Portaria’nın Karavos bölgesinden ve arka planda: Makrinitsa ve Anakasia’dan tek bir freskle süslenmiştir. Olympus’un dört tanrısı olan Mars, Hermes, Athena ve Aphrodite, odanın en dar bölümünün sütunları boyanmıştır.
Evin resimlerinin karakteristik özelliği, her resmin altındaki Theophilos’un el yazısı açıklamasıdır. Antik dönemde Ticaret Tanrısı olan Tanrı Hermes’in altındaki açıklama tipiktir. “Hırsızların Tanrısı”. Theophilos işaretleri.
Yunanistan Volos-Magnessıa Kitsos Makris Folklore Center
KİTSOS MAKRİS FOLKLORE CENTER- MÜZESİ
Büyük sanatçının 2 katlı ev şeklindeki müzesi: Yunanistan’ın en önemli halk sanatı koleksiyonlarından birini içermektedir. Müzenin bulunduğu ev, 1955 yılında inşa edilmiştir.
Yunanistan Volos-Magnessıa Kitsos Makris Folklore Center
Kütüphane 4000 ciltten fazla nadir kitap içerir. Ayrıca 4000 fotoğraf, 2500 slayt vardır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Kitsos Makris Folklore Center
Müze 1989 yılından beri Teselya Üniversitesine aittir.
Müzedeki halk koleksiyonunda: Makri’nin, Theofilos’un 25 eseri, Pagonides’in 5 duvar resmi ve ressam N. Christopoulos’un eserleri de dahil olmak üzere kendi türünde benzersiz sergiler vardır.
ACHİLLEİO SİNEMASI
1925 yılında açılan sinema mimar K. Argyris tarafından planlanmıştır. Sinema günümüzde bir kültür merkezi olarak kullanılmaktadır.
Yunanistan Volos-Magnessıa St Nicholos Church
ST NİCHOLAS CHURCH-KİLİSESİ
Şehrin merkezindedir. Kilise: restoranlar, kafeteryalar ve mağazalarla çevrili bir plazadadır. Önünde geniş bir meydan bulunur. Kilise: 1898 yılında yanan bir kilisenin yerine, 1928-1934 yılları arasında inşa edilmiştir. Kubbeli bir Bizans stili yapıdır. Kilisenin içinde: güzel duvar resimleri bulunuyor. Ayrıca vitray pencereler ilgi çeker.
Yunanistan Volos-Magnessıa St Nicholos Church
Avluda bulunan 1884 yılı yapımı çan kulesi, İtalyan heykeltıraş I. Previsan tarafından yapılmıştır.
Burayı ziyaret ederseniz: aileler ve yaşlıların mum yaktıklarını görebilirsiniz.
Yunanistan Volos-Magnessıa Goritsa The Hill
GORİTSA THE HİLL-TEPESİ
Şehrin doğusunda, şehir merkezine oldukça yakındır. Tepe antik çağlardan bu yana, kutsal bir yer olarak kabul edilir.
Çünkü MÖ 4’ncü yüzyılın ilk yarısında, II Philip, Goritsa Tepesinde büyük ve stratejik konuma sahip bir şehir kurdu. Şehri çevreleyen su duvarları ise, muhtemelen MÖ 316-298 yılları arasında Cassander tarafından yapılmıştır ve uzunluğu 2850 metredir.
Bölgede 33 kule, eşit olmayan aralıklarla yerleştirilmiştir. İnsanların ve malların batıya geçişini kontrol etmek, denize ve güneye erişimi sağlamak için kuzey ve doğuya kapılar yapılmıştır. Yapılan arkeolojik araştırmalara göre: bu şehirde bir zamanlar 3000-3500 kişi yaşıyormuş.
Tepe: deniz seviyesinden yaklaşık 200 metre yüksektedir.
Çevresindeki alana hakim bir manzara sunmaktadır.
Tepe, uzun yıllar Volos şehrindeki inşaat patlamasını körükleyen ancak günümüzde terk edilmiş olarak bulunan bir taş ocağına sahiptir.
Tepenin zirvesinde Zoodochos Pigi kilisesi bulunur.
Eteğinde ise Meryem Ana’nın doğumuna adanmış küçük bir kilise olan “Panagia Tripa of Goritsa” vardır. Bu tapınak, 18’nci yüzyıl öncesinde burada bulunan bir tapınağın üzerine inşa edilmiştir.
En yüksek yerde: Akropol kalıntıları görülür. Zoodochos Pigi kilisesi yakınlarındaki bir mağarada: kayanın içinde Zeus’un şehirdeki saygısının kanıtı olan antik “Dios Milichiou” yazıtı görülebilir.
Yerel halk, burayı yürüyüş, koşu yapmak ve bisiklete binmek için kullanıyor. Asfalt yol, kiliseye kadar devam eder.
Buraya çıkarsanız: Volos’un tamamını, körfezi, Pagasetic körfezini ve Pelion dağını tek bir yerden görebilirsiniz.
Yunanistan Volos-Magnessıa Athanasios Koutroumpas Entomoloji Museum-Volos Entomoloji Müzesi
Müzede, 35 bin civarında böcekten oluşan bir koleksiyon bulunmaktadır. Bu koleksiyon, Doktor Athanasios Koutrompas tarafından toplanmıştır. Sadece birkaç oda büyüklüğünde olmasına rağmen, müzede zengin Koutroumpas koleksiyonu sergilenmektedir. Ancak daha çok kelebekler bulunmaktadır.
Müzede sergilenenler arasında öne çıkan örneklerden bir tanesi: kanat açıklığı 40 cm olan dünyanın bilinen en büyük kelebeği olarak kabul edilen ve sadece Güney Amerika’da bulunan “Thysania Agrippina” dır.
Yunanistan ve Avrupa’nın farklı bölgelerinden gelen ve dünyanın en uzak köşelerinden örneklerle desteklenen sergideki türler, Koutroumpas’ın kendisi tarafından yapılan geziler sırasında veya uluslararası kolleksiyonerlerin katsısıyla toplanmıştır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Antik Dimini Arkeoloji Alanı-Archeeological Site of Ancient Dimini
ANTİK DİMİNİ ARKEOLOJİ ALANI-ARCHAEOLOGİCAL SİTE OF ANCİENT DİMİNİ
Volos şehrinin 6 km batısındaki Dimini köyünün hemen kuzeyindeki alçak bir höyüğün üzerinde duruyor.
Dimini bölgesi: hem bir Miken yerleşim yeri hem de Neolitik bir yerleşim içermektedir.
Neolitik yerleşim: 19’ncu yüzyıl sonlarına doğru keşfedildi. İlk olarak arkeologlar Christos Tsountas ve Valerios Stais tarafından araştırılmıştır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Antik Dimini Arkeoloji Alanı-Archeeological Site of Ancient Dimini
Burada: taş temeller üzerine kerpiçten inşa edilmiş evlerin bulunduğu, ilk olarak MÖ 4800-4500 civarında işgal edilmiş Neolitik bir köyün kalıntıları vardır.
Yani: 7000 yıl önce belki 250 kişinin yaşadığı, duvarlı bir Neolitik yerleşim kalıntıları bulunmaktadır. Dimini sakinleri, normal olan yemek pişirmenin dışında, evlerinde alışmadık miktarda mahremiyete sahiptiler. Evlerin her biri ayrıca Orta Neolitik dönemden, diğer yerleşim yerlerinde nadir bulunan duvarlarla ayrılmıştır.
Harika bir Thohos (arı kovanı şeklindeki mezar) görmek ve girmek için burayı mutlaka ziyaret etmeniz öneririm.
Burada özellikle ilgi çekici bölümü: zemin altında yanmış bir çocuğun kalıntılarının bulunduğu iyi durumda korunmuş bir çömlek bulunmasıdır. House N’deki kazılar sırasında, tarih öncesi bir cenaze töreninden içinde bir çocuk kalıntılarının bulunduğu seramik bir kap bulunmuştur.
Harabelerin yanında ve bazı Miken dönemi harabeleri bulunmaktadır. Miken yerleşiminden bir tholos (arı kovanı) mezarı vardır.
Jason ve Argonautların efsanevi başlangıç noktası olan antik Lolkos olarak tanımlanan yerleşim yerinde hala kazı çalışmaları sürdürülmektedir ve ziyarete kapalıdır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Sesklo Arhaeological Site
SESKLO ARHAEOLOGİCAL SİTE
İlk olarak MÖ 6000’den önce yerleşim görmüştür. Dolayısıyla Yunanistan’ın en eski Akropolü olan bu Neolitik bölge, Volos şehrinin 14 km batısında, hafif eğimli bir yamaçta bulunmaktadır. Giriş ücreti 2 Eurodur.
Burada: Avrupa’nın ilk Neolitik Kültürü olan Sesklo Medeniyeti bulunmaktadır. Eski kültürün izlerinin MÖ 7510 ile 6190 yılları arasına uzandığı tespit edilmiştir. Alan: tarım ve hayvancılıkla geçinen ve ileri taş ve obsidiyen aletlere ve çömlekçilik becerilerine sahip olan insanların yaşamına ışık tutmaktadır.
Otoyolun dışında, iyi bir şekilde işaretlenmiş ve iki bölüme ayrılmıştır. Burada bir zamanlar 5 bin kadar insan barındığı tahmin edilmektedir. Alanın büyüklüğü 20 hektardır.
Sesklo A’da: sözde “Potter’s House” dahil olmak üzere münferit binalar tespit edilmiştir. Kısmen yeniden inşa edilmiştir.
Sesklo B: Biraz daha yüksektir, alçak yıkık duvarlardan oluşuyor.
Gelelim sonucu: Sesklo, MÖ 5 bin yılı civarında yandı, ardından sadece tepe veya akropol yerleşim gördü.
Yerin tarihi anlamı ötesinde, Sesklo: Kastraki Tepesinde kırsalın uzun mesafeli manzarasına sahip iki dere ile çevrili bir konumdadır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Rooftile ve Tuğla Müzesi-Tsalapatas Brickworks Museum
ROOFTİLE VE TUĞLA MÜZESİ-TSALAPATAS BRİCKWORKS MUSEUM
Şehir merkezine çok uzak olmayan bir yerdedir. Adresi: Notia Pli’dedir.
1926-1975 yılları arasında, Eski Kent’in Güney Kapısındaki limanın 1.5 km batısındaki Tsalapatas Rooftile ve Brickworks, Volon şehrinin kültürel dokusunun bir parçası olmuştur.
Yunanistan Volos-Magnessıa Rooftile ve Tuğla Müzesi-Tsalapatas Brickworks Museum
Tuğla fabrikası, Spyridon ve Nikolaos Tsalapata kardeşler tarafından kurulmuş ve fabrikada çeşitli tiplerde tuğla ve kiremit üretilmiştir. En yoğun dönemde fabrikada 250 kişi çalışıyordu. Fabrika her yıl 9 milyona kadar kiremit ve farklı boyutlarda tuğla üretiyordu.
Yunanistan Volos-Magnessıa Rooftile ve Tuğla Müzesi-Tsalapatas Brickworks Museum
Fabrika: 2006 yılında şaşırtıcı derecede ilginç bir müze olarak yeniden açılmıştır. Giriş ücreti 4 Euro’dur.
Müze: bir eski çatı katı ve tuğla fabrikasından oluşuyor.
Tsalapatas Müzesi: Volos’un 20’nci yüzyıldaki endüstriyel gelişiminin bir göstergesidir.
Müzede: tuğla yapım makineleri, öğütme değirmenleri ve devasa fırınlar ile sık sık sanat sergileri düzenlenmektedir.
Yunanistan Volos-Magnessıa Volos Şehir Müzesi-Volos Town Museum-Volos Museum of The City
VOLOS ŞEHİR MÜZESİ-VOLOS TOWN MUSEUM-VOLOS MUSEUM OF THE CİTY
Palaia bölgesindeki eski bir tütün deposunda bulunan bu akıllı modern müze, 1800’lerden günümüze kadar güzel siyah-beyaz fotoğraflarla Volos şehrinin hikayesini anlatıyor.
Müzenin bulunduğu eski tütün deposu: 1920 civarında inşa edilmiştir.
Müzenin avlusunda: Palaion kalesinin duvarının doğu tarafının bir bölümü bulunmaktadır.
Zemin katta: periyodik sergiler ve etkinlikler için alanlar, bir dükkan ve bir okuma odası bulunur.
Periyodik sergi salonunun altında: Bizans dönemine (MS 6-7’nci yüzyıllar) ait su dağıtım ve nakil boru hatlarının korunmuş bölümleri görülebilir.
Müzenin 2’nci katında 9 bölüm vardır. Merdiven koridorunda her kat gösterge niteliğinde kronolojik gelişim sunar. Bunların tarihi: 1423 yılında kaledeki Osmanlı dönemi ve 2014 yılına kadar olan şehrin tarihi gelişimidir.
Bir sürükleyici bölüm: 1923 yılında Yunanistan ile Türkiye arasında nüfus mübadelesini kapsıyor. Tesis bünyesinde güzel bir kafeterya bulunuyor.
Yunanistan Volos-Magnessıa
ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER:
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion-Mount Pelion
PELİON- MOUNT PELİON
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Centaurs Path Trail
PELİON CENTAURS PATH TRAİL
Portaria köyündeki Centaur’s Path, Pelion’da kesinlikle görülmeye değer bir yerdir. Yunan mitolojisinde, Pelion dağı: Herakles, Aşil, Jason ve Theseus gibi kahramanlara öğretmenlik yapan: Centaur Chiron’un etki alanıydı.
Yunan Mitolojisine göre: Sentorlar, Pelion dağında yaşayan melez canavarlardı. Bunlar yarı insan ve yarı atlar olarak bilinir. Antik Yunan Edebiyatında, ani iklim değişiklikleri veya beklenmedik hava koşulları gibi tüm olumsuz doğa olaylarıyla ilgilidir. Çılgın, dürtüsel yaratıklar olarak tasvir edilirler ve genellikle insanlarda birçok yıkıma sebep olmakla suçlanırlar.
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion
Ayrıca Pelion dağı: Centaur Chiron’un evi ve Thetis ile Peleus’un evlendiği yer olarak Yunan mitolojisiyle doludur. Truva savaşına yol açacak bir olaylar zinciri burada başlamıştır.
Günümüzde: Pelion köylerini birbirine bağlayan dolambaçlı yolların toplamı 500 kilometreyi bulur. Pelian evleri olan 24 köyde: yeşil, mavi veya gri arduvazdan yapılmış ve boyalı ahşap pencere çerçeveleri ve kapıları ilgi çeker.
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Centaurs Path Trail
Bunlar insanların ve malların hareketlerini kolaylaştırmak için yapılmış eski yollardır ama hala kullanılmaktadır.
Centaur’s Path’i takip ederek, muhteşem bir doğayı görebilirsiniz. Bölgenin en etkileyici manzarası burada görülür. Bölgede iki tane yol vardır. İlk yol: köyün merkezine götürür. İkinci yol çıkışa yönlendirir. Yoldan sapmamak için, taşların üzerine kırmızı dairelerle işaretleme yapılmıştır.
Bu masalları aklınızda tutarak: kayın, çınar, meşe ve akağaçlarla örtülü yeşil yamaçlarda, küçük ahşap köprülerin kesiştiği dağ derelerinin üzerinden geçen, kısa bir yürüyüş olan Portaria köyünden yokuş yukarı Centaurs Yolu’na çıkabilirsiniz.
PELİON RAİLWAY-PELİON DEMİRYOLU
Volos-Pelion arasındaki tarihi demiryolu bağlantısı “moutzourilerin” ünlü rotasıdır. Hat 1903 yılında hizmete açılmıştır. Volos sanayi merkezini, tarımsal ürünler üreten batı Pelion’un verimli topraklarına bağlamak için açılmıştır. Pelion treni veya trenaki (küçük tren) 60 cm lik hatta sahiptir. Yani, dünyanın en dar hatlarından birisidir.
Hat: maliyet tasarrufları önlemi olarak kapatıldığı 1971 yılına kadar çalıştırıldı.
Günümüzde: bu hat 1996 yılında yeniden açılmıştır ve artık malların taşınması değil, sadece turistlerin gezdirilmesi için kullanılmaktadır. Hat, Volos şehrinin 10 km doğusundaki Ano Lechonia’dan Miles’e kadar olan bölgede çalışmaya başladı.
Nisan ortasından-Ekim sonuna kadar, hafta sonları ve Temmuz ile Ağustos aylarında her gün sefer vardır.
Saatte 20 km gibi yavaş bir hızla seyahat ederken, Pelion’un yemyeşil meşe ve zeytin ağaçlarından oluşan manzaralarını seyrederek, Pagsetic Körfezine bakarak tırmanacaksınız.
Yolculuk 90 dakika sürer ve Milies istasyonundan hemen önce dikkat çekici De Chirico Köprüsünden geçersiniz. Köprünün kendisi düz iken, raylar bir viraj üzerinden geçer. Ayrıca: Kalorema’nın beş kemerli taş köprüsünden geçilmektedir.
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Centaurs Path Trail De Chirico Köprüsü
De Chirico Köprüsü
Ünlü İtalyan sanatçı ve yazar Giorgio de Chirico: Volos doğumludur. Çünkü babası Evaristo, bu demiryolu yapımında başmühendis olarak çalışmıştır. Tren: Milies’deki istasyona varmadan önce, benzersiz bir özelliğe sahip bir köprüden geçiyor. Köprünün kendisi düz olmasına rağmen, üzerindeki demiryolu hatları aslında kavislidir. Bu De Chirico Köprüsü ve onu trende ya da yürüyerek geçmek çok ilgi çekmektedir.
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Centaurs Path Trail De Chirico Köprüsü
Milies’te öğle yemeği yiyebilir ve öğleden sonra dönüş trenine binmeden önce köyün etrafında dolaşabilirsiniz.
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Centaurs Path Trail The Olive Museum
Ayrıca: Ano Gatzea Köyündeki durakta: istasyonda bir kafe var ve hatta bir müze “The Olive Museum” yani yerlilerin sıvı altın dediği zeytin ile ilgili müze bulunuyor.
Pelion tren istasyonun yanında bir zeytinlik içinde bulunan müze, ziyaretçilere zeytin yetiştiriciliği tarihi ve Yunanistan’ın zeytin ağacının sembolik önemi ve ardından çalışan bir zeytin piresinin rehberli bir bakışı sunuluyor.
Daha sonra baharatlı ve yoğun olan ve süpermarketlerde satılan zeytinyağına çok az benzerlik gösteren Pelion yeşili ve organik sızma zeytinyağı tadın ve hatta satın alın. Bu arada, zeytin sıkma işlemi Ekim-Ocak ayı arasında yapılmaktadır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Milies
Milies
Tren Milies’e vardığında: küçük ve süper sevimli bir istasyonla karşılaşırsınız. Ano Lechonia’ya geri dönüş yolculuğuna başlamak için, trenin lokomotifinin dairesel bir platforma dönmesine yardım etmek için her yaştan insanın yardım ettiğini göreceksiniz. Tren Millies’e saat 11.35’de varır ve saat: 15.00’de Ano Lechonia’ya hareket eder. Evet, büyüleyici Milies köyünü keşfetmek için 3 saat zaman bulunmaktadır.
Milies köyü ile ilgili ayrıntılı bilgiyi: Pelion dağı köyleri bölümünde, aşağıda bulabilirsiniz.
PELİON DAĞINDAKİ KÖYLER
Şık Makrinitsa, kozmopolit Portaria, pitoresk Tsaggarada ve eklektik Vyzitsa ve Milies gibi bilinen köyler, doğal cazibeyle doludur. Eşsiz Pelion mimarisi, Ege’nin muhteşem manzarası, bozulmamış doğal bir manzara ile birleştiğinde gerçekten olağanüstü güzellikler ortaya koymaktadır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Makrinitsa Köyü
MAKRİNİTSA KÖYÜ
Pelion dağındaki köyler arasında en popüler olanı Makrinitsa’dır. Her gün yüzlerce kişiyi ağırlamaktadır.
Sadece geleneksel yerel mimarinin güzel bir örneği olduğu için değil, aynı zamanda Volos şehir merkezine araba ile sadece 30 dakikalık mesafede olduğu içindir.
Evet: burası güzel bir yer ama özellikle hafta sonlarında aşırı kalabalık oluyor, bunu dikkate almanızı öneririm. Küçük otopark hızla doluyor.
Makrinitsa köyünde yapılabilecek şeyler: muhteşem Arnavut kaldırımlı yolları, akan dereleri ve tamamen pitoresk ana meydanı ile güzel ve geleneksel yerleşimde dolaşabilirsiniz.
Evet, burada geceyi geçirmek isterseniz: burası geleneksel pansiyonlarla doludur.
Cafe Theofilos: burası geleneksel bir kahve dükkanıdır. Ancak ünlü Yunan ressam Theofilos’un kendisi tarafından boyanmış bir freske ev sahipliği yapmaktadır. Ressamın en sevdiği kahraman Katsantonis, yoldaşlarıyla birlikte ziyafet çekerken, dans ederken ve müzik çalarken aynı zamanda savaşa hazır olarak tasvir ediliyor.
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Makrinitsa Köyü
Köy: Sentorlar dağındaki diğer köylerin çoğu gibi, bir manastır etrafında gelişmiştir. Meryem Makrinitissa Manastırı ana meydanın kuzeydoğusunda duran heybetli bir yapıdır.
Köy meydanında: taştan yapılmış Vaftizci Yahya Kilisesi (1806), Agrafalı sanatçı Theodosios’un apotropaik sembolleri, çiçek ve Hıristiyan motifleriyle ve mermer kabartmalarla süslenmiş gerçek bir mücevherdir.
Meydanın kuzey ucunu belirleyen kilisenin yanındaki çeşme, eskiden köy kadınlarının buluşma yeriydi. Bu küçük köye, çoğu 18’nci yüzyıla tarihlenen toplam 50 çeşme yapılmıştır.
Evet, meydanı arkanızda bırakın ve köyün daha az turistik olan bölgelerine doğru Arnavut kaldırımlı sokaklarda yürüyün. Köyün en aşağıdaki evleri 300 metre rakımda ve en yüksekteki evler ise 850 metre rakımdadır. Tek bir köyde evler arasında 550 metrelik rakım farkı bulunuyor.
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Portaria Köyü
PORTARİA
Volos şehrinin kuzeyinde kolay bir yoldan Pelion dağının eteklerindeki sevimli Portaria köyüne ulaşılır.
650 metre yükseklikte Pagasetic Körfezine bakan Portaria, 1200’lerde Panagia Manastırı çevresinde kuruldu.
Köy: sokaklarında yaprak döken ağaçlar, meyve bahçeleri, bahçeler ve saksılarla dolu yeşilliklerle kaplıdır.
Yamaçlarda: hafif bir yağmurun ardından bir gösteri olan dağ dereleri ve şelaleler vardır.
16’ncu yüzyıldan kalma canlı fresklere sahip rüstik ahşap Manastır Kilisesi Panagia Portarea’yı arayın ve ziyaret edin.
Evet Portaria köyü konaklamak için harika bir seçenektir. Gerek Pelion kayak merkezine ve gerekse Pagasetic körfezine kolayca erişilecek konumdadır. Restoranlar ve tavernaların yanı sıra alışveriş için çok sayıda fırsat ve hem lüks hem de geleneksel oteller vardır.
Theoxenia Hotel: 20’nci yüzyılın erken dönemlerinde Balkanlardaki en lüks otel kabul edilmiştir. (1892-1944) Uzun yıllar: politikacılar, iş adamları ve ünlüler buranın enfes yemekleri ve unutulmak kokteyl partilerinin tadını çıkarmışlardır.
1944 yılında otel, Almanlar tarafından bombalanır. Şu anda Yunanlılar, otelin yakında tekrar faaliyete geçmesi umuduyla restorasyon çalışmaları sürdürüyorlar.
Portario köyü, iki tane 4 yıldızlı otele sahip tek Pelion köyüdür. Diğer köylerde yüzlerce eski geleneksel konaklama olanağı yaratan butik oteller vardır.)
Son bir not: Pelion kaşık tatlıları (meyve konserveleri) ile ünlüdür. Portaria köyünden bu kaşık tatlılarından satın alabilirsiniz. Bir ağaçta yetişen her şey burada konserveye dönüştürülüyor. Örneğin: kestane, ceviz, antep fıstığı ve hatta zeytin. Bu kaşık tatlılarına şeker eklenmiyor ve tamamen organik olarak yapılıyor.
Köyün batı ucunda bir yürüyüş parkuru var. Parkurun ismi Sentorların Yoludur.
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Milies Köyü
MİLİES
Hafta sonları ve tatillerde, köyde bir avuç restoran, birkaç rafe, bar ve birkaç hediyelik eşya dükkanı açık bulunur. Bu yüzden Milies, içe dönük bir köy olarak tercih ediliyor. Yüzlerce günlük ziyaretçiye rağmen otantik ve nispeten değişmeyen küçük mütevazi bir köydür.
Köyün tarihi çalkantılıdır. Efsane kurucuları bazen erken Osmanlı döneminde 15’nci yüzyılda kaçarak buraya gelenlerdir. Pelion dağının erişilemeyen yamaçları, köylerinin adının yanı sıra hayatlarını da aktardıkları güvenli bir sığınak haline gelmiştir. Takip eden süreçte ise, Yunanistan’ın kurtuluşu hareketleri burada yoğunlaşmıştır.
Günümüzde Başmelekler Kilisesinde: nadir kitaplar ve el yazmaları da dahil olmak üzere o yıllara ait yüzlerce kitap tutulmaktadır. Bunların arasında: Milies’i Volos şehrine bağlayan demiryolu hattının açılışını kutlarken, tüm köylülerin (yaklaşık 2500 kişi) okulun önünde durduğu, 1903 yılından kalma bir fotoğraf bulunur.
1943 yılında Alman ordusu, köyü yakmış, sadece kilise ve diğer birkaç yapı kurtulmuştur.
Günümüzde: Milies köyü, kırsal kesimde sessiz ve yavaş bir yaşam temposu arayan zengin Atinalılar ve ünlüler için tercih edilen bir merkezdir. Köyün hem bir günlük ziyaretçileri ve hem de uzun süreli sakinlere sunacağı çok şey vardır.
Her şey sadece birkaç kilometre uzaklıkta olduğu için konumu mükemmeldir. Volos şehri, Doğu Pelion’un muhteşem plajları, Pagasitikos Körfezindeki pitoresk sahil köyleri, ana dağ köyleri, birkaç manastır ve çok sayıda yürüyüş parkuru.
Pelion’un küçük treni Moutzouris, yolculuğunu Milies istasyonunda sonlandırıyor ve güzergah gerçekten çok güzeldir. Hızlı manzara geçleri, taş köprüler, zeytinlikler, huzurlu kumsallar, yemyeşil geçitler, tarlalarda çalışan çiftçiler, karanlık tüneller, devasa istinat duvarları, mağaralar ve eski konaklar. Manuel olarak çalıştırılan döner tabla gibi tren istasyonunun kendisi de mükemmel bir görüntü sergiler.
18’nci yüzyıl ortalarından kalma Baş melekler Kilisesi, mimari sırları ve çoğu tek bir konu etrafında dönen duvar resimlerinin güzelliğiyle büyüleyicidir.
Köyün Arnavut kaldırımla sokaklarında ata binmek, raylar boyunca gezinmek, Evaristo De Chirico’nun metal köprüsünden iple inmek ve Centaur Chiron mağarasını gezmek, burada yaşanabilecek aktivitelerden birkaçıdır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Agios Georgios Köyü
AGİOS GEORGİOS
Yaz aylarında serin dağ meltemiyle sırt boyunca yavaşça uzanan ve kışın arkasında yükselen görkemli bir ayla taçlanan muhteşem bir köydür.
Köyün batı ucu: Kutsal Başmelekler’in görkemli Rahibe Manastırı ile belirlenmiştir. Burada rahibeler kibar ve şevkatli, sıcak bir şekilde ziyaretçileri karşılarlar. Onların misafirperverlikleri, ikramları (taze soğuk dağ suyu ile servis edilen kahve, kurabiyeler ve loukoumia) ve sergi salonunda satılan yüksek kaliteli el yapımı ürünler, yıl boyunca yerel halkı ve ziyaretçileri cezbeder.
Rahibe Manastırından birkaç yüz metre uzakta: eski bir harman yeri, 1990’larda taştan inşa edilmiş küçük bir açık tiyatroya dönüştürülmüştür. Burada yaz geceleri müzik dinlenirken dolunay manzarası izlenir.
Doğuda, köy, bir çam ormanı içindeki muazzam bir doğal balkon olan “Rachi” de biter.
Köyün ortasında geleneksel tavernalar ve çınar ağaçlarının bulunduğu yayla vardır. Hemen karışışında: heykeltıraş Nicolas’ın Belediye Müzesi bulunur. Sanatçı Agios Georgios köyünde doğmuştur ve bu yüzden çeşitli şekillerde köyü desteklemiştir.
Kule evler, tipik Pelion konakları ve Neoklasik binalar: ana caddenin her iki yanına dağılmış durumdadır. Bazıları, her biri benzersiz bir tarz ve karaktere sahip konuk evlerine dönüştürülmüştür.
20’nci yüzyılın ilk dönemlerinde, birkaç köylü yurt dışına kendi işinde başarılı (çoğunlukla tekstil ve tütün ticareti) olmuş ve ardından Agios Georgios köyüne geri dönmüştür. Yeni evlerini Neoklasik mimari tarzda inşa etmişlerdir. O zaman köy “Pelion’un Paris” i olarak kabul edildi.
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Agria
AGRİA
Volos şehrinin sadece 7 km doğusundadır.
Agria, deniz kenarında bir köy olmasına rağmen, dört dağ manzarasına sahiptir. Körfez boyunca Kantiragas dağı, batıda Goritsa tepesi, güneyde Othrys dağı (Titanların dağı= ve kuzeyde Pelion dağı. Bölgedeki en büyük zeytinliklerden birisi buradadır.
20’nci yüzyılın ilk yarısında: Agria önemli bir ulaşım merkezidir. Rıhtımlarında Pelion zeytini ve zeytinyağı yüklü tekneler: Volos, Selanik ve İstanbul Limanlarına doğru yola çıkıyordu. Eski taştan yapılmış zeytin depoları hala denizin ön kısmında vardır ve simetrik ve sadelik ile karakterize edilen mimari tasarımları dikkat çeker.
Son 20 yıl içinde, Agria, sadece yerel içki endüstrisiyle tanınmakla kalmadı, aynı zamanda küçük bir balıkçı köyünden popüler bir turizm merkezine dönüştü.
Evet sonuç olarak köy, özellikle ülkenin her yerinden Yunanlılar olmak üzere tüm yıl boyunca ziyaretçi çeker. Atinalılar ve Selanikliler hafta sonu için gelirler ve Pelion’a günübirlik geziler düzenlenir. Bunun aksine, yabancı turistler, doğu Pelion’daki tenha plajlara giderler.
Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Lafkos
LAFKOS
Temiz, aydınlık ve sessiz, alışılmadık derecede büyük bir meydanı ve garip bir adı olan küçük köydür.
Güney Pelion’un alçak sırtı boyunca uzanır.
Arnavut kaldırımlı sokaklar dar ve sessizdir. Köyde arabalara izin verilmiyor. Buradaki sesler yumuşak ve doğaldır. Kocaman çınar ağaçlarında yaprakların hışırtısı, kuşların cıvıltısı, mutfaklardaki tabak ve tencere sesleri ve köy çocuklarının neşeli sesleri.
Pagasitikos Körfezinin bir görünümü, Pelion tarzı konakların, küçük yerel geleneksel evlerin ve Lafkos’un mahallerini süsleyen Neoklasik binalar göze çarpıyor. Bunların birkaçı kuzey Avrupalılar tarafından satın alınmış ve restore edilmiştir.
Köyün ilk sakinleri, 15’nci yüzyılda burada toplanmıştır. Bunlar: Osmanlı ve korsanların Ege denizindeki baskısından kaçanlardır. Köyün yetenekli tüccarları, zanaatkar ve denizcileri: tüm Akdeniz’i dolaştılar ve köy mimarisinde görülebilecek yeni fikirleri evlerine geri getirdiler.
Dışarıdan gelen ziyaretçiler, köyde: köyün geçmişini ve Pelion kültürünü görürler. Aslında Lafkos küçük bir köydür ancak iki müze barındırır. Bunlar: Radyofon Müzesi ve Tarih Müzesidir. Müze: Evaristo De Chirico tarafından tasarlanmıştır ve bir dükkandan çok tren istasyonunu andıran binadadır. Ayrıca: burada tüm yıl boyunca yerel halk ve yabancı misafirlere: arıcılık, Pelion bitkileri ve geleneksel yemek pişirme dersleri veriliyor.
Bu yüzden Lafkos, Pelion bölgesinin gerçek mücevherlerinden biridir.
PLAJLAR
Bölgede, yaz aylarında çoğu Mavi Bayrakla ödüllendirilmiş güzel plajlar bulunmaktadır.
ALYKES BELEDİYE PLAJI-ALİKES BEACH
Volos merkezinin güneybatısında, karayolu ile birkaç dakika uzaklıktadır.
Alykes semtinde: kafe ve barlarda bulunan bir plajdır.
Gün boyu plaja giriş ücreti 1 Euro’dur.
Sahil: dalgakıran ile bölünmüştür. Şeffaf sığ alanlar vardır. Çocuklar ve yüzme bilmeyenler için idealdir.
Oldukça dar olmasına rağmen: plaj şezlong ve şemsiyelerle dolu ve arkadaki barların bir kısmında garson servisi vardır.
Plajda: cankurtaran, duş, soyunma kabinleri ve bir sahil barı bulunmaktadır.
Ayrıca: Pagasetic Körfezi boyunca Pelion Dağının fotoğrafını çekmek için dalgakıranlardan birinin sonuna kadar yürüyebilirsiniz.
Yunanistan Volos-Magnessıa Skiathos Adası
SKİATHOS ADASI
Buraya: Volos limanından feribot veya yüksek hızlı gemiyle ulaşabilirsiniz.
Adanın en büyük yerleşim yeri olan Skiathos, mükemmel turistik tesislere sahip modern bir tatil beldesidir. Ada küçük boyutlarına rağmen, çok sayıda plajı ve ormanlık arazisi ile yerli ve yabancı gezginler için popüler bir turizm merkezidir. Turizm sezonu 5.5 aylık dönemle (Mayıs başından Eylül sonuna kadar) sınırlıdır. En yoğun ziyaretçi Ağustos ayında gelir.
Skiathos kasabasının en önemli özelliği, şehrin kaderini yüzyıllardır belirleyen doğal limanıdır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Skiathos Adası
Bu yüzden bütün ada popüler bir yat ve yelkenli tekne cennetidir.
Burası: yemyeşil çam ormanları ve berrak masmavi sularıyla tanınır. Son yıllarda turizmde hızla büyümesine rağmen, ada hala pitoresk ve bozulmamış 60’dan fazla kumsal bulundurmaktadır.
En ünlü kumsalı: Akdeniz’in 3’ncü en güzel plajı ilan edilen “Koukounaries” dir.
Ada, hareketli gece hayatı da eklendiğinde, her yıl binlerce genç ziyaretçiyi çekmesiyle tanınır. Eski limanın yanında, trafiğe kapalı cadde, eğlence için en etkili yerdir. Burada birçok bar ve kulüp bulunmaktadır.
Adada ayrıca: Meryem Ana kilisesi, 17’ncü yüzyıl sakinleri tarafından korsan baskınlarına karşı koymak için kullanılan doğal bir kale olan “Kastro” da bulunmaktadır. Kastro, nefes kesen doğal güzelliği sayesinde mutlaka ziyaret edilmesi önerilen bir yerdir.
Adanın plajları
Adada: 44 kilometrelik kıyı şeridi boyunca özellikle güneybatı kesiminde olmak üzere 60 plaj vardır. Bunlardan: Koukounaries ve Altın Kum öne çıkar. Koukounaries plajı: aynı zamanda suya kadar inen yemyeşil çam ormanlarına sahiptir. Burada: Strofilia: özel koruma alanı ilan edilmiş, çam ormanlarının ortasında kalan ender bir alandır.
Koukounaries bölgesinde bir kamp alanı vardır. Ayrıca: çok sayıda taverna, kafe ve bar bulunur.
Krassa Koyu-Muz
Su sporları tesisleri ve tüm gece ve gündüz, kafe ve barlarda yapılan çılgın partiler ile ilgi çeker. Çam ağaçlarıyla çevrili harika bir plajdır.
Alexandros Papadiamantis
En büyük modern Yunan romancılarından biridir. 1954 yılında adada doğmuş, yaşamış ve öldüğü evi, devlet tarafından satın alınmış ve korunmuş, bir anıt olarak seçilmiştir. Bir müzeye dönüştürülmüştür.
Eski Venedik Kalesi
Skiathos Limanındadır. Burada Skiathos’un denizcilik tarihinin uzun geleneğini onurlandıran bir deniz müzesi bulunur.
Çam ormanı
Skiathos adası, olağanüstü bir çam ormanına ev sahipliği yapmaktadır. Orman: Koukounaries bölgesindedir ve nefes kesici bir manzara yaratan turkuaz sularla çevrili iken, Natura 2000 tarafından korunmaktadır. Adanan üçte ikisi çam ormanı ile kaplıdır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Skopelos Adası
SKOPELOS ADASI
Yunanistan ülkesinin en yeşil adalarından birisidir. Volos şehrinden buraya feribot veya hızlı tekne ile ulaşabilirsiniz.
Adada 3 ana liman vardır. Bunlar: Skopelos, Agnontas ve Glossa’dır.
Adanın merkezi şehri, kuzey kıyısındaki “Hora” şehridir. Antik adı: Tanrı Dionysos’un oğlu ve adanın ilk sakini olan Ariadne’den sonra Peperithos’tur.
Hora şehri: bir tepede, kalenin çevresinde yayılmıştır. Ortaçağ kalesi: mükemmel avluları, taş döşeli dar sokakları ve Bizans kiliseleri, bir dizi taş evleriyle ilgi çeker.
Önceki yüzyılda inşa edilmiş tarihi bir konakta bulunan Folklor Müzesini ziyaret ederek, adanın zengin tarihi görülebilir.
Adanın en büyük ikinci yerleşim yeri: Glasso’dur ve Hora’nın 25 km kuzeyindedir.
Evangelistria Manastırı
Hora şehrinin doğusundadır. 1712 yılında yenilenmiştir. Port ve Hora’nın güzel manzaralarını izlemek mümkündür.
Dragon Yarığı
800 yıl önce bir ejderha ada sakinlerini öldürür ve adayı yok eder. Adanın koruyucu azizi Ayios Riyinos onu takip eder.
Kovalamaca sırasında, dağın yamacında bir yarık açılır. Ejderha bu yarıktan uçuruma düşer ve ölür. Bu uçurum: Dragon yarığı anlamına gelen “Drakonstosxisma” olarak adlandırılır. Bu noktada, toprak gerçekten batar ve derin bir yarık oluşturur.
Plajlar
Adanın çamlarla kaplı kıyı şeridi boyunca uzanan harika plajlar vardır.
Milia: Hora’nın 25 km güneybatısında, çakıl taşla ve çevresi çam ağaçlarıyla kaplı bir plajdır. Ama adanın en iyi plajı olarak kabul edilir.
Panormos: Hora’nın 15 km batısındadır.
Stafylos: Hora’nın 4 km uzağındadır. Çakıllıdır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Alonnisos Adası
ALONNİSOS ADASI
Çevresine dağılmış küçük adalar vardır. Kuzey Sporades ada gurubunun en uzak olanıdır ve nadir deniz kuşları, yunuslar ve Akdeniz foku için sığınak olan “Ulusal Deniz Parkına” ev sahipliği yapmaktadır.
Efsaneye göre: Aşil’in babası Pileas: Alonissos adasında gömülüdür. Bu yüzden adanın ikinci ismi “Achilliodromia” dır. Yine efsanelere göre: ada, büyük deniz yollarının kavşağındaydı. Jason ve Argonauts’un Altın Post’u almak için Kolhida’ya yerken açtıkları ve Achaens gemilerinin Truva’ya gittikleri yer buradan geçer.
Bugün, denizin dibinde yatan çok sayıda klasik ve Bizans dönemine ait gemi enkazı, adanın yıllar boyunca sahip olduğu deniz gücünü doğrulamaktadır.
Yunanistan Volos-Magnessıa Alonnisos Adası
Adanın merkezindeki şehir “Patitiri” dir. Burası adını: yerel halkın kullandığı ve şarap yapımıyla uğraşan şarap prenslerinden alır. Burada güzel taş döşeli sahil bulunmaktadır.
Yioura mağarası
Burası Homeros’un tepegözlerini barındıran bir yerdir. Nadir bir yaban keçisi türü vardır. Bulgulara göre, Mezolitik çağdan (MÖ 9-7’nci yüzyıllar) beri iskan edilmektedir.