Milbank adresindedir ve İngiltere’deki Tate Galerilerinin bir parçasıdır.
Her gün saat: 10.00-18.00 arasında açıktır.
Özel sergiler hariç giriş ücretsizdir. Her gün saat: 11.00-12.00-14.00-15.00 saatlerinde ücretsiz rehberli turlar mevcuttur.
Tate ağı: 1897 yılında J.W.M.Turner’in önemli koleksiyonu ile başlamıştır. Londra şehrindeki Tate ağının “Britain” ayağı ise: önce İngiliz sanatına ait eserlerin sergilenmesine yönelik olarak düşünülmüş ve Milbank Cezaevinin eski sitesi: galeri olarak tanzim edilmiştir.
Avustralya’ya hükümlü göndermek için kalkış noktası olarak kullanılan cezaevi 1890 yılında yıkılmıştır.
Ardından galeri için yer aranırken: bu yapının değerlendirilmesi gündeme gelmiş ve Sidney RJ. Smith yeni galeri için mimar olarak seçilmiş ve onun tasarımı bugün gördüğümüz temel yapı olarak ortaya çıkmıştır.
Yapı: bir tapınak benzeridir ve büyük revaklı giriş kapısı ve merkezi kubbesi ilgi çeker. Milbank girişinde bir aslan ve alınlık üstünde bir tek boynuzlu at ile Britannia heykeli: buranın İngiliz sanat galerisi olduğunu vurgular.
Galeri 1790 yılından kalma 8 odada, İngiliz sanatçıların 245 eserinin sergilenmesiyle 1897 yılında kapılarını halka açmıştır.
Özgün açılışı takiben: Milbank sitesi 7 ana bina uzantısı eklenerek büyütülmüştür. İlk 15 yıl içinde Milbank sitesi, mimar WH Romaine-Walker tarafından tasarlanan ve antikacı JJ Duveen tarafından finanse edilen 7 odalı ek sergi alanına kavuşmuştur.
1917 yılına kadar galerinin görevi değişmiştir. Yeni tasarlanan bölümlere: Modern Yabancı Galeriler yani uluslar arası ünlü sanatçıların eserleri de yerleştirilmeye başlanmış ve galeri ulusal düzeyden uluslar arası düzeye yükseltilmiştir.
Günümüzde ise, Tate galerisinde “dört büyük site” ve ulusal koleksiyonda 1500 yılından günümüze kadar olan sürece ait yaklaşık 70.000 yapıt bulunmaktadır. Bunlar: modern ve çağdaş İngiliz sanatının en güzel örnekleridir.
Galerinin ismi 2000 yılı Mart ayında “Tate Britain” olarak değiştirilmiştir.
Evet: Tate Britain Galerisinde: 16. yüzyıldan 21. yüzyıla kadar İngiliz sanatının dünyadaki en geniş koleksiyonu bulunmaktadır. Hatta: bir zamanlar burada sergilenen uluslar arası eserlerin birçoğu, 2000 yılında “Tate Modern” galerisine taşınmıştır.
DAİMİ KOLEKSİYON
İngiltere Londra Whitehall Tate Britain;
Galeride: 1500 yılından günümüze kadar uzanan süreçteki uluslar arası modern ve çağdaş İngiliz sanat eserlerine ait muhteşem bir koleksiyon bulunmaktadır.
Bu toplama eserler: boyama, çizim, heykel, baskılar, fotoğraf, video ve film, montaj ve performans etkinliklerini kapsamaktadır.
Çünkü: Tate Britian: kendi görev alanı içindeki tüm alanlarda: üstün kaliteli ve önemli sanat eserlerine koleksiyonuna katmak istemektedir.
Özellikle: son yıllarda İngiliz sanatından ziyade, kendi tarihine ve gelişimine katkıda bulunan sanatçıların da galerinin koleksiyonunda temsil edilmesi prensip edinilmiştir.
Buna bağlı olarak, koleksiyon genel anlamda: Batı Avrupa ve Kuzey Amerika sanatlarına odaklanmış olsa da, yakın zaman öncesinde Latin Amerika, Güney-Doğu Asya ve Doğu Avrupa’dan gelen modern ve çağdaş sanat eserleri de koleksiyonun genişlemesini sağlamıştır.
Kalıcı sergiler: ana katın büyük bölümünü kapsar. Kuzeybatı köşeden başlayarak, sergilerdeki eserler: 16. yüzyılın başlarından günümüze kadar geniş bir döneme yayılır. Her oda: modern ya da tarihi bir temayı işler ya da büyük bir sanatçıya adanmıştır.
Burada eserleri bulunan sanatçıların başlıcaları:
Turner, Constable, William Blake, Stanley Spencer, Lucian Freud, David Hockney, Henry Moore, Francis Bacon, Barbara Hepword. Ayrıca: İngiltere’de resmin babası sayılan: Gainsborough, Reynolds ve Hogart gibi sanatçıların eserleri de görülür.
Kalıcı koleksiyonda: bu sanatçıların 300’den fazla resim ve binlerce suluboya çalışması bulunmaktadır.
Galeride yapılacak gezi
İngiltere Londra Whitehall Tate Britain;
Tate Britian’ın sergileri, kapsamlı bir koleksiyona sahip olan Tate Collection’dan gelir. Özenle seçilmiş geçici sergiler ve İngiliz sanatçıların retrospektifleri ile birlikte gösterimdeki çeşitli eserler, Elizabeth dönemi portre sanatından modern enstalasyonlara kadar bütün zevklere hitap eden bir seçki sunmaktadır.
1500 yılından günümüze İngiliz sanatının ve tarihinin farklı yönlerini keşfetmek için sergiler düzenli olarak yenilenir.
BP British Art Walk Through
İngiltere Londra Whitehall Tate Britain;
2013 yılında açılan “BP British Art Walk Through” denilen yürüyüş yolunda, kronolojik sıraya göre yerleştirilmiş 500 eser görülür. Bunlar arasında bulunanlar: Francis Bacon, John Constable, George Stubbs, JMW Turner, LS Lowry, John Everett Milais, David Hockney, Damien Hirst, Rachel Whiteread.
1500-1800
Bu bölümde yer alan galeriler, İngiliz tarihinin etkileyici değişiklikler yaşanan bir dönemini, Tudorlar ve Stuartlar’dan Thomas Gainsborough’ya kadar geçen zamanı kapsar.
“Hogarth” salonu, çağdaşlarının yaşam tarzlarını ve inançlarını hicvetmesiyle tanınan ünlü İngiliz ressamlarından birinin başlıca eserlerini içerir.
Buna karşın “Grand Manner” salonunda BenjaminWest ve yeni kurulan Royal Academy’nin Başkanı Joshua Reynolds gibi sanatçıların büyük ölçekli resimleri bulunmaktadır. Manzara resimleri İngiliz resminin 19. yüzyılda yaşadığı devrimin kalbini oluşturur.
“British Landscape” salonu kırsal bölge görüntülerinin, sadece sanat hakkındaki fikirleri değil, onun İngilizler için ifade ettiği anlamı nasıl değiştirdiğini de göstermektedir. Bu bölümdeki son salon, şair ve ressam William Blake’in düzenli olarak değiştirilen sergilerine ayrılmıştır.
Glore Galleries’de Turner
Burada: büyük manzara ressamı J.M.W.Turner’ın 1851 yılında ölümünün ardında, İngiliz ulusuna miras bıraktığı muhteşem koleksiyonunun parçaları görülebilir. Turner (1775-1851) olağanüstü bir İngiliz ressamı oldu.
Onun stüdyosunda kalan tüm eserleri, ölümünü takiben “Turner Vasiyeti” olarak İngiliz halkına kaldı ve bu eserler, Tate Britian galerisine kaldırıldı.
“Turner Koleksiyonu”: “Clore Galleries” denilen ve Sir James Stirling tarafından tasarlanan özel bölümde sergilenmektedir. Koleksiyon içinde 300 yağlıboya resim ve 20 bin civarında kalem çizimleri ve çeşitli suluboya resimleri bulunuyor.
Turner’in özellikle: 1842 tarihli suluboya “Blue Rigi” İsviçreli dağ-tepe sanatçısının en ünlü 3 resminden birisidir. Resim: incelik ve parlaklığı ile, ortamın en güzel örnekleri arasında kabul edilir.
1800-1900
İngiltere’de 18.yüzyılın sonu ve 19.yüzyılın ilk yarısı sanat dallarında büyük bir değişim yaşandı. Yeni konular önce çıktı ve sanatçılar, halk sergilerinin duvarlarında dikkat çekmek için birbirleriyle yarışmaya ve büyük ölçekli resimler yapmaya başladılar.
“Romantic Painting in Britain” bölümü John Martin, Thomas Lawrence ve William Etty’nin devasa tuvallerini içerir. Davit Wilkie’nin ünlü çalışmaları da buradadır.
Daha sonra, Victoria sanatının öyküsünü anlatan üç salon gelir. Victoria döneminde, ahlaki mesajları iletmekte sanatın gücüne duyulan inancın merkezinde öykü anlatıcılığı geliyordu.
“Victorian Paintings of Modern Life” sergisi Augustus Egg’in “Geçmiş ve Bugün” dizeleri gibi önemli çalışmaları içerir. “Pre-Raphaelites and Painters of Ideal” sergisi belki de Tate Britain’daki en popüler sanatçı gurubunun eserlerini bir araya getirir.
Bunların arasında John Everett Millais’in “Ophelia”sı, William Holman Hunt’un “Uyanan Vicdan”ı ve Dante Gabriel Rossetti’nin bazı resimleri sayılabilir. Bu 3 salonun sonuncusu olan “Victoria” döneminin sonlarına ait resimler ve heykeller yer alır.
John Singer Sargent’ın alaca karanlık bir bahçede küçük kızları betimlediği “Karanfil, Zambak, Zambak, Gül” resmi de burada görülebilir.
Karanfil, Zambak, Zambak, Gül-1885/6
John Singer Sargent (1856-1925) 1885 yılında Paris’ten İngiltere’ye gelmiş ve dostu Claude Monet’in yarattığı izlenimci tekniklerin bazılarını kendi çalışmalarına uyarlamıştır. Bu resmin başlığı zamanın popüler bir şarkısından alınmıştır.
Ophelia-1851-2
Erken Raffellocu John Millais: Shakespeare’in oyunundan esinlenerek yaptığı “Ophelia” isimli tablosu, müzenin en ünlü ve popüler eserlerinden birisidir.
1900-1960
Galerinin modern bölümü 20.yüzyılda başlar. “Modern Figures” modern kentin sanatçıyı nasıl etkilediğine ilişkin yaklaşımlara yer verir. Kozmopolit, kalabalık sokaklar, devamlı değişen mimari, hızlı ve mekanikleşmiş ulaşım yolları, yeni eğlence mekanları kentin etkileyici özellikleridir.
Jacob Epstein’in yeni çağın sembolü haline gelen, makineye benzer, maskeli ve tehditkar robotu Kaya Delicisinden yapılma “Metal Torso”sunun yanı sıra Wyndham Lewis ve onun sanatçıyı modern hayatın girdabının merkezinde gören Vorticist gurubunun çalışması ilgi çekicidir.
Barbara Hepworth ve Henry Moore gibi ünlü heykelcilerin çalışmaları, bu bölümde görülebilir. En ünlü ve rahatsız edici modern İngiliz sanatçılarından ikisinin resimleri de dikkate değer.
Francis Bacon’dan, görünüşe göre düşmancıl ve tanrısız bir dünyaya hapsolmuş ıstırap içindeki üç mutant organizmayı tasvir eden “Çarmıhın altındaki üç figür”
1960’tan Günümüze
Tate’in sanat eserlerinin alımına yönelik mali kaynak, kamusal fonların da teşvikiyle, 1960’lardan itibaren artmaya başladığında, sanatsal çalışmalar da hız kazanmaya başladı. Sonuç olarak, Tate koleksiyonu özellikle bu zaman diliminde zenginleşerek sergilerin dönüşümlü olarak sunulmasını zorunlu kılmıştır.
Buna rağmen, İngiliz sanatının 1960’lardaki en canlı gelişmelerini yansıtan “Pop” dönemine ayrılmış bir salonu vardır. Burası, özellikle, Sir Peter Blake, Richard Hamilton, erken dönem çalışmalarıyla David Hockney ve Skydiver VI (1964) eserlerinde 1960’ların seri üretim resimlerinden esinlenen Geralg Laing gibi sanatçıların öne çıkan eserleriyle akımın ilk dönemlerine odaklanır.
1960’ların sonunda, canlı heykeller olarak tanınan Gilbert&George ile doğayı galeriye getirerek manzara resmini bütünüyle yeni bir yaklaşım getiren Richard Long gibi kavramsal sanatçıların ortaya çıkmasıyla beraber bu akıma karşı bir isyan başladı.
Kavramsal Sanat da, 1980’lerin başında Howard Hodgkin, Frank Auerbach ve R.B.Kitaj’ın da bulunduğu Londra Okulu ressamlarınca pek kabul görmemişti. Tony Cragg, Richard Deacon ve Antony Gormly ise yeni bir heykel akımına öncülük ettiler.
1990’lar İngiliz sanatına yeni bir soluk getirmiştir. Yeni İngiliz sanat akımları da Tate Britain’de sergilenmektedirler. Bunların arasında, tartışma yaratan enstalasyonlarıyla dikkati çeken Damien Hirst ile ortak ve ayrı fotoğraf çalışmaları sergileyen Tracey Emin ve Sarah Lucas’ın da dahil olduğu Genç İngiliz sanatçıları’nın “Young British Artists” (YBA) eserleri görülmeye değerdir.
Tacita Dean, Douglas Gordon, Sam Taylor-Wood, Steve McQuenn ve Jane ve Louise Wilson gibi birçok çağdaş sanatçı, son yılların büyük bir gelişmesi olan ve son zamanlarda Tate Britain’da çok sayıda özel gösterime konu olan film ve video yordamını tercih ediyorlar.
Tate Britian’da sık sık değişen sergiler, kapsamlı bakışların yanı sıra tek bir sanatçıya ayrılmış salonlar ve Tate tarafından toplanan yeni sanat eserleri de izleyiciye sunulmaktadır. “Art Now” programı çağdaş İngiliz sanatındaki son gelişmeleri konu alır ve büyük ölçüde ümit vadeden yeni sanatçıların son çalışmalarına ayrılmıştır.
GEÇİCİ SERGİLER
Geçici sergilerin büyük bölümü: ana katın, geriye kalan küçük bir kısmında ve alt kattaki galerilerde ziyaretçilere sunulmaktadır.
GALERİDEKİ DİĞER TESİSLER
Tate Britian galerisinin alt katında: restoran ve bir kafe ve ekspresso barı bulunmaktadır. Restoranın duvarları: Epicuriana’nın efsanevi sakinlerini ve onların yiyecek arayışlarını konu alan “Rex Whistler” in meşhur duvar resimleriyle süslenmiştir. Restoranın kapsamlı şarap listeleri ödüller kazanmıştır. Sadece öğle yemeği servisi ve akşam üstü çay servisi için açıktır.
Şehir Meriç ırmağının her iki kıyısında kurulmuştur.
Şehir: 1418 yılında Kırım’dan gelen Tatarlar tarafından kurulmuştur. Bu yüzden şehrin eski ismi “Tatarpazarcığı” dır. Tatarlar, Sultan Bayazıt zamanında buraya taşınmışlardır. Kurulan pazarlama merkezi zamanla yavaş yavaş önemli bir ekonomik ve idari merkez haline gelmiştir.
Şehrin en büyük özelliği: Batı Avrupa’yı Asya’ya bağlayan E-80 karayolunun bir parçası olan Trakya otobanı üzerinde bulunmasıdır.
Şehir nüfusunun yüzde 8 civarındaki bölümü Türklerden oluşmaktadır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik
ULAŞIM
Pazarcık şehri, komşuları Sofya şehrine 100 km, Burgaz şehrine 260 km, Varna şehrine 314 km ve Filibe şehrine ise 357 km uzaklıktadır. Türkiye sınırı 200 km uzaklıktadır. Sırbistan sınırı ise 160 km uzaklıktadır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik
NE YENİR-NE İÇİLİR
Buraya yolunuz düşerse: “Sirene” isimli yöresel lezzeti tatmalısınız. Çırpılmış yumurta ve peynir karışımı ile harmanlanarak hazırlanır. Sabah kahvaltısı ve öğle yemeklerinde yanında yoğurt ile birlikte servis edilir.
Ayrıca bölgedeki birçok restoranda: bir salata olan “Shopska” sunuluyor.
Ayrıca: “Kebabcheta” denen bir yemek türü vardır. Bu yemek türü: sosis haline getirilmiş ve tavada kızartılmış kıyılmış sığır eti, otlar ve baharatların karışımından yapılır, bol baharatlıdır.
Tatlı yemek isterseniz: kalın vanilya soslu haşlanmış armut olabilir. Yine üzerine yoğurt dökülmüş bir kase meyve de tadılabilir.
İçecek tavsiyesi ise, yine bu yöreye has güçlü bir damıtılmış alkollü içecek olan “Rakija” dır. Farklı meyvelerden yapılır ve sadece içmek için değil, aynı zamanda yüksek sıcak havalarda serinlemek için de kullanılır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Gezilecek Yerler
GEZİLECEK YERLER
MERKEZ MEYDAN-TOPTATA-KONSTANTİN VELİCKOV MEYDANI
Şehrin merkezindedir. Meydanda: ortada büyük bir havuz bulunur. Havuzda: daha çok parçaya bölüne bölümlerde su oyunları görülür. Önünde şehrin sembolü Saat kulesi vardır. Buradan yaya bölgesi başlar.
MEMORİAL O
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Memorial of Ovenes Savadjayan
F OVENES SAVADJAYAN-OVANES SAVADJAYAN ANITI
Şehir merkezindedir.
Anıt: Ovanes Savadzhayan’a aittir ve 1878 yılında kasabayı yanmaktan kurtarmıştır.
Saadzhayan: 1877-1878 yılındaki Osmanlı-Rus savaşları sırasında, Pazarcık’daki telgraf istasyonunda çalışmıştır. Rus birlikleri şehre girdiklerinde, şehri savunan Osmanlı Paşa’sı, İstanbul’dan Sultan’dan şehri yakmak için izin ister, ancak Ovanes gelen cevabı telgrafı değiştirir ve şehri yanmaktan kurtarır.
Osmanlı ordusu şehri terk edince, Ovenes bir süre Belediye Başkanlığı yapmıştır. Daha sonra tren istasyonu başında görev yapmış ve Pazarcık şehrinin fahri vatandaşı ilan edilmiştir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Memorial of Ovenes Savadjayan
Daha sonra; 1844 yılında Edirne şehrinde doğan ve ardından İstanbul’da Robert Kollejde okuyan ve daha sonraki süreçte Bulgarların arasında büyüyen bu Ermeni’nin ismi, 1925 yılında adı bir caddeye verilmiştir ve 1938 yılında bir büstünün yapılması ve dikilmesine karar verilmiştir.
Pazarcık istasyonuna, kendisinin bir anma plaketi yerleştirilmiş ve günümüzde ayın isimli caddenin başında, bir anıtı durmaktadır. 1986 yılında başka bir yerde ölen Ovenes’in mezarı buraya şehir mezarlığına nakledilmiştir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Park Freedom Island-Svoboda Parkı
PARK FREEDOM ISLAND-SVOBODA PARKI-OSTROVA PARKI-ÖZGÜRLÜK ADASI
Şehrin güneyindedir. Parkın girişinde ücretsiz bir otopark vardır.
Önce buranın nasıl ortaya çıktığı hakkında bilgi verelim. Svoboda adası parkı, günümüzden 150 yıl önce bir sel sonrasında ortaya çıkmıştır. 1858 yılında bir Türk İbrahim Efendi: ağaçları budarken, bir çalı suyun üzerinde çıkıntı yapar. Burada oluşan ada, giderek büyür. Yarım asır boyunca özel mülkiyete aitti ve hayvanları otlatmak için kullanılıyordu.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Park Freedom Island-Svoboda Parkı
1882 yılında şehir yönetimi adayı, 45 Türk lirasına satın alır ve nehrin ortasındaki park oluşturulmaya başlanır. 1957 yılında selden sonra ada genişler. 1990’ların başından sonra ise restore edilir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Park Freedom Island-Svoboda Parkı
Burası gerek Pazarcıklılar ve gerekse dışarıdan gelen ziyaretçiler tarafından yoğun tercih edilen bir favori yerdir.
Park: Maritsa/Meriç nehri adasındadır. Ada: yaklaşık 750 metre uzunluğunda ve 300 metre genişliğindedir. Ada kavak ağaçlarıyla kaplıdır. Ana karaya ahşap bir köprüyle bağlanır. Ada üzerinde 2005 yılında metal ve büyük bir haç inşa edilmiştir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Park Freedom Island-Svoboda Parkı
Adada: anıtlar, havuzlar, heykeller, spor alanları, açık hava sahnesi, yüzme havuzu, oyun alanları, bahçeler ve kafeler vardır. Aleko Konstantinov’a ait bir anıt da bulunur. Zaten adada 50’den fazla heykelin bulunduğu en büyük açık hava heykel koleksiyonu vardır.
Bu heykellerin birçoğu atık malzemeden üretiliyor. Ayrıca çeşitli yazarların sergilerinin bulunduğu bir açık hava fotoğraf galerisi bulunuyor.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik
Adanın bir diğer önemli özelliği: gül bahçeleridir. Damlama sulama bağlantısı ile oldukça iyi durumda korunan bu bahçede çeşitli renklerde güller yetiştiriliyor.
Park alanında, ilkbahar ve yaz aylarında konserler düzenleniyor.
Hayvanat Bahçesi
Adada: 30’dan fazla türde hayvanın bulunduğu bir hayvanat bahçesi vardır. Bu hayvanlar: kaplanlar, mirketler, lamalar, midilliler ve ördeklerdir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Park Freedom Island-Svoboda Parkı
En uzun bank
Adada: dünyanın en uzun oturma bankı bulunuyor. Bankın uzunluğu 1014 metredir ve 2020 kişi oturma kapasitelidir. Bank 2010 yılında yapılmıştır. Dış kenarından adanın bir kısmını dolaşır. Bu oturma bankının uzunluğu ile Guiness Rekorlar Kitabına dahil edilmiştir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Park Freedom Island-Svoboda Parkı Yapay Göl
Yapay Göl
Özgürlük adasında yapay gölde su bisikletine binmek mümkündür. Gölün hemen yanında oldukça güzel yemekler sunulan bir restoran vardır. Burada manzara muhteşem güzeldir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik History Museum
HİSTORY MUSEUM-ANA MÜZE BİNASI
Müze, 15 Konstantin Velichkov Meydanındadır.
Müze, her hafta Pazartesi ve Cuma günleri arasında ziyarete açıktır.
Tarih müzesi, ilk olarak 1911 yılında Videlina Toplum Merkezinde kurulmuştur.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik History Museum
Müzede bulunan koleksiyonlar: silahlar ve aksesuarları, kumaşlar, giyim, anma madalyaları ve diğerleridir. Müzede: Kurşunlu camisinin ayrıntılı mimari modeline ait resimler bulunmaktadır.
Müzenin en çok ilgi gören yeri: Neolitik evin yeniden inşa edilmiş iç mekanıdır ve döneme ait orijinal nesnelerle döşenmiştir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik History Museum Ravnogar Trakya Hazinesi Sergisi
Ravnogar Trakya Hazinesi Sergisi
Hazine 1987 yılında Ravnogor’da Trakya höyüğü nekropolünde yapılan arkeolojik kazılar sırasında bulunmuştur. MÖ 2 ile 1’nci yüzyıllara tarihlenir.
Hazine: altın varakla süslenmiş, gümüş işlemeli at süslerinden oluşmaktadır. Bunlar: dizgin altın plakası, yedi yuvarlak uygulama ve boncuk dizisi. Dizgin altın plakası: Bulgaristan topraklarında bulunan türünün tek örneğidir. Yuvarlak uygulamalar: at aşının iki yanına, yanak plakası olarak kullanılır.
Bunlardan birinci çiftte: miğferli, kalkan ve mızrak taşıyan tanrıça Athena büstü oyulmuştur.
İkinci çiftte: kanatları detaylara büyük bir özenle hazırlanmış tanrıca Nike büstü tasvir ediliyor.
Üçüncü çiftte: Tanrıca Artemis büstü vardır.
Son uygulama: büyük olasılıkla at göğsüne yapılmıştır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik History Museum Vazrazhdane bölüm
Vazrazhdane bölüm
Bu bölümde 200’den fazla otantik sergi bulunuyor. Çeşitli Osmanlı ve Avrupa sikkeleri, 15-19’ncu yüzyıllar arasında gelişen ticaretin bir kanıtıdır. O dönemden sergilenen en eski sikke bakırdan yapılmıştır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik History Museum Vazrazhdane bölüm
Bu sikke Sultan II Murat (1446-1451) dönemine aittir. Defterler, mühürler ve döneme özgü farklı el sanatı ürünleri görülebilir. Ayrıca kişisel eşyalar ve ödüller de sergileniyor.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik House Museum Konstantin Velichkov
HOUSE MUSEUM KONSTANTİN VELİCHKOV-BÖLGESEL TARİH MÜZESİ
Teodor Trayanov Caddesindedir.
Pazartesi-Cumartesi günleri arasında, saat: 09.00-17.00 arasında ziyarete açıktır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik House Museum Konstantin Velichkov
Müze: dönemin tacirlerinden Nikola Hristoviç’in 1850 yılında inşa edilen evidir. Ev: Barok tarzındadır. (1855-1907)
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik House Museum Konstantin Velichkov
Nikola Hristoviç: 19’ncu yüzyılda tanınmış bir Bulgar eğitimci, yazar ve politikacıdır. Bulgaristan ülkesinin ulusal kurtuluş mücadelesine katılmıştır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik House Museum Konstantin Velichkov
Ev: 1967 yılında müzeye dönüştürülmüştür. Odalar: orijinal iç mekanlara sahiptir. Odalarda: Konstantin Velichkov’un hayatı ve eserleriyle ilgili birçok belge ve fotoğraf bulunmaktadır. Özellikle Velichkov’un doğduğu oda ve zengin süslü duvarları ve çalışma odası ilgi çeker.
En büyük kız kardeşi Teofana’nın 1876 yılında Pazarcık devrim komitesinin bayrağını diktiği oda da korunmuştur. Ayrıca, aile mirası olan, 1856 yılından Kudüs kasabasını tasvir eden bir simge de sergilenmektedir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Ethnografpical Museum
ETHNOGRAFPİCAL MUSEUM
Otets Paisiy Street adresindedir.
Hafta içi her gün saat: 09.00-17.00 arasında ziyarete açıktır.
Müze: Bulgaristan Uyanış Hareketi döneminden kalma en büyük konut olarak kullanılan binada yer almaktadır. Yapı, 1850 yılında inşa edilmiştir ve zamanın geleneksel mimarisinin ve özellikle Plovdin Barok tarzının temsilcisidir. Bu yüzden ulusal kültür anıtı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Ethnografpical Museum
Müzede bulunan sergilerde: bölgede: 20’nci yüzyılın ortalarına kadar kullanılan geleneksel ulusal yaşam tarzının farklı yönleri gösterilmektedir.
Müzenin koleksiyonları: şehir yaşam tarzına ait nesneler, çamaşırlar, zanaatkarların aletleri ve eserleri, yün, pamuk, keten ve kenevir işlenmesinde kullanılan cihazlar, mimari detaylar, halk müziği enstrümanları, halk uygulamalı sanatlarıyla ilgili öğeler.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Kurshumlu Camii-Nazır Ağa Camii-Bullet Camii
KURSHUMLU CAMİİ-NAZIR AĞA CAMİİ-BULLET CAMİ
Osmanlı döneminde yörede 20 cami inşa edilmiştir. Ancak, ayakta kalarak günümüze ulaşan tek camisidir.
Cami 1667 yılında Nazır Ağa tarafından yaptırılmıştır.
Bina, iki boyutlu bir plan kompozisyonundadır. Merkezi kubbeli, tek hacimli bina: bir tüpten köşelerdeki trompetlerden sekizgen silindirik bir girişe geçer ve yarım küre bir kubbeyle sona erer. Küp şeklindeki hacim 13 metredir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Kurshumlu Camii-Nazır Ağa Camii-Bullet Camii
Caminin içi: mihrap nişi süslüdür. Girişin üstünde ahşap galeri vardır. Binanın içinin sanatsal değeri fazla değildir. 1975 yılından sonra yağlı boya ile boyanmıştır. Yapının orijinal özellikleri: taş temeller, duvarlar ve kubbedir. Kubbe kurşun kaplıdır.
Minare yüksekliği 25 metredir.
Cami, 1964 yılında mimari kültür anıtı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Günümüzde ibadete açıktır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Saat Kulesi
SAAT KULESİ
Şehir meydanındaki saat kulesi, Osmanlı döneminden kalmadır.
Kule: 1741 yılında inşa edilmiş, ancak 1924 yılında yıkılmıştır. Çünkü Pazarcık’ta bulunan tüm Osmanlı yapıları aynı tarihte yıkılarak yok edilmiştir. Ancak kulenin temelleri kalmıştır. Bu yüzden günümüzde görülen kulenin 6 metre yüksekliğindeki taş gövdesi, Osmanlı dönemi özelliklerini taşımaktadır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Saat Kulesi
Yerel halkın çabalarıyla 2010 yılında aslına uygun olarak tekrar yapılmıştır.
Kule girişindeki kitabede “Dürüst İbrahim Ağa Hayrullov, saat başı çalan bu kuleyi şehrinize bağışlayarak, halkımıza neşe bağışladı” yazılıdır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Yunatsite Kazıları
YUNATSİTE KAZILARI
Yunatsite köyü, Pazarcık merkeze 8 km uzaklıktadır.
Köyde “Yassı höyük” bulunmaktadır. MÖ 3’ncü yüzyıla dayanan bir yerleşim yeridir.
Höyükte: farklı dönemlerde ve farklı kültürler tarafından, 6000 yıl boyunca yerleşim yeri olarak kullanılmış 30 tane yerleşim kalıntısı tespit edilmiştir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Yunatsite Kalıntıları
Yüksekliği 12 metredir. Çapı ise 100 metre civarındadır.
En tepede; Hıristiyan dönemi mezarlarının bulunduğu bir nekropol bulunmaktadır. Roma döneminde ise küçük bir sur yapılmıştır. Sur önü hendekle güçlendirilmiştir. Alanda elde edilen buluntular, Bölgesel Tarih Müzesinde sergilenmektedir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Stanislav Dospevkki House Museum
STANİSLAV DOSPEVKKİ-HOUSE MUSEUM STANİSLAV DOSPEVSKİ:
Müze, bir sanatçıya adanmış müzedir. Müzenin bulunduğu bina, 1864 yılında Bratsigovo’lu inşaatçılar tarafından yapılmıştır. 2 katlıdır ve güneşte kurutulmuş tuğlalardan yapılmıştır. 6 odası ve 1 salonu vardır. Müze, Bulgaristan ülkesindeki 100 ulusal turistik yer olarak ilan edilen yerlerden biridir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Stanislav Dospevkki House Museum
Stanislav Dospevkki: 1823 yılında Samokov’da doğdu. Bir ikon ressamı ailenin ferdidir. En ünlü Bulgar sanatçı ve ikon ressamlarından ders almıştır. Akademik eğitim almış ilk Bulgar sanatçı ve ikon ressamıdır. 1878 yılında kurtuluş hareketine katıldı ve tutuklanarak İstanbul’da Mehterhane Hapishanesine atıldı ve orada öldü.
Günümüzde evin 6 odası gezilebiliyor. Bu odalarda: Dospevski ve ailesinin hayatından nesneler ve eşyalar bulunmaktadır. En ilgi çeken objeler, sanatçının yaptığı eserlerdir. 1866 yılında boyanmış üç duvar resmini görmelisiniz. Bunlar: İstanbul’da Haliç kanalı, Odesa’da Puşkin anıtı, St Petersburg İmparatorluk Sarayı önünde muhafız değişimi.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Geogrgi Gerasimov Muzesi
GEORGİ GERASİMOV MÜZESİ-HOUSE MUSEUM GEORGİ GERASİMOV;
Georgi Gerasimov, 1905 yılında Pazarcık kasabasında doğmuştur. Devlet Sanat Akademisinden mezun olmuştur. Sofya ve Pazarcık şehirlerinde, öğretmenlik ve ressamlık yaptı. İlk kişisel sergisini 1996 yılında Pazarcık’ta açtı.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Geogrgi Gerasimov Muzesi
Ünlü ressam, 1977 yılında bir stüdyo ve büyük bir evi, içindeki tüm eşyalarıyla birlikte, 7000’den fazla sanat eserini ve 840’tan fazla kişisel eşyasını şehre bağışladı. Şehir Halk Meclisi: Pazarcık şehrinde bulunan evini ve atölyesindeki eserleri bir müze ve kalıcı sergiye dönüştürdü.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Church of the Holy Mother of God
CHURCH OF THE HOLY MOTHER OF GOD-AZİZ MERYEM KİLİSESİ
Şehirde kurulan ilk kilisedir.
Küçük, ahşap ve şehrin dışında toprağa kazılarak yapılmıştır. Ancak ne zaman yapıldığı bilinmez. Sicil kayıtlarına göre, 1641-1642 yıllarında bu kiliseden söz edilmektedir. Yani kilisenin varlığı 17’nci yüzyılda biliniyordu. Kilise, zeminde 1.5 metre kazılarak yapılmıştır. Dış yüksekliği 14.50 metre ve içi 16 metredir. Taş ve tuğladan inşa edilmiştir. İç mimari son derece başarılı ve orijinaldir.
Kilise son olarak, 1878-1880 yılları arasında restore edildi. 2003 yılında ise kilise yenilendi ve kubbeleri altın levhalarla kapatılmıştır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Aziz Konstantin ve Elena Kilisesi
AZİZ KONSTANTİN VE ELENA KİLİSESİ
Tatar Pazarcık şehrinde, 1848 yılında Padişah fermanı ile verilen izin sonucu yapılmıştır. Kilisenin yapılması için para verenler: zengin ve nüfuslu tüccar Hacı Rade Kurkudarov ve babası Hacı İliya Stamatovich’tir. Kilise, ahşaptan yapılmıştır, 1847 yılında kilise bahçesinde okul açılır. 1866 yılında kilise yanar. Ardından halktan toplanan paralarla yeni bir kilise yapılır ve 1873 yılında tamamlanır. Kilisenin içinde: asma yaprakları, üzümler ve gölgelik çiçeklik gibi geleneksel motiflerle oyulmuş ahşapla süslenmiş bir taht ve oymalar içermeyen ahşap bir ikonostasis bulunur. Ayrıca çeşitli freskler vardır.
Her yıl 21 Mayıs günü, resmi tatildir. Çünkü: Kutsal Havariler Konstantin ve Helena günüdür.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Theotokos Kilisesi
THEOTOKOS KİLİSESİ
Meriç nehri yakınında, şehirdeki Ortodoks cemaatinin ana dini yeridir.
Şehrin simgelerinden olan bu dini yapı: çeşitli ikonlara ve dini ahşap oymalara ev sahipliği yapmaktadır.
Debar Okulunun usta sanatçılarının, Yeni ve Eski Ahit sahnelerinin ahşap oymalarının ve Stanislav Dospevski’nin ikonlarının Bulgaristan’daki en etkileyici ikonları buradadır.
PAZARCIK ÇEVRESİNDE GEZİLECEK YERLER
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Velingrad
VELİNGRAD
Pazarcık şehir merkezine 45 km uzaklıktadır.
Şehir, 1948 yılında kurulmuştur ve önemli bir ulaşım merkezidir. Yazlar serin ve ılık, kışlar da ılık geçer.
Nüfusunun yüzde 24 bölümü Türk’tür.
Ekonomisi Turizme dayalıdır. Bulgaristan ülkesinde en gözde turizm merkezlerinin başında gelir.
Halkın büyük bölümü: Misafir evleri, küçük oteller ve restoranlarda çalışmaktadır.
Kışın çevrede, harika kayak koşulları vardır. Kar yaklaşık 50 gün sürer.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Velingrad Kaplıcaları
KAPLICALAR
Yörede maden kaynakları en büyük zenginliktir.
Çünkü: burası Bulgaristan ülkesinin en büyük kaplıca merkezidir. Hatta: Balkanların Kaplıca Başkenti olarak bilinmektedir.
Bölgede 80 civarında kaynak suyu bulunmaktadır. Bunlar 3 termal bölgeye yayılmıştır.
Kaplıca sularının: kas-iskelet sistemi, gastrointestinal sistem, karaciğer, deri, sinir, böbrek ve üroloji ve diğer bir kısım hastalıkların tedavisinde iyi geldiği söylenir.
Chepino bölgesindeki sular: rakyoaktiftir.
Ladjene bölgesindeki sular: hidrokarbonat, sodyum, sülfat, florin ve slikon bakımından zengindir.
Kamenitza bölgesindeki sular: sülfat, hidrokarbonat, sodyum, silikon ve florin içeriklidir.
Buna bağlı olarak: birçok Sanatoryum, klinik, modern kaplıca ve oteller vardır. Hatta: 6 tane 5 yıldızlı otel bulunur.
Sanatoryum hastanesinde ise: akciğer hastalıkları tedavi edilmektedir.
Belmeken Barajı
İlçe merkezine yaklaşık 30 km uzaklıktadır. Su sporları ve balıkçılık için fırsatlar sunar. 3 km batısında ise, aynı adı taşıyan yüksek dağ sporları kompleksi vardır. Rakımı 2050 metredir. Barajda: alabalık ve diğer bazı balık türleri bulunur.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurihte
PANAGYURİSHTE
Pazarcı merkeze 43 km uzaklıktadır. Luda Yana nehrinin her iki kıyısında kurulmuştur.
Şehir: Osmanlı yönetimi başlangıcında kurulmuştur. Rönesans döneminde bir ticaret ve zanaat yerleşimi olarak gelişir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte
1878 Osmanlı-Rus savaşı öncesinde 1876 yılında bölgede meydana gelen ayaklanmanın merkezlerinden birisi de burasıdır.
Burası gelişmiş bir sanayi merkezidir. Özellikle bakır cevheri yönünden yoğundur.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte
İlçedeki ulusal öneme sahip mimari anıtlar: Bansko ve Bratsigovo’dan usta duvarcılar tarafından inşa edilmiş ve Debar ve Struga’dan usta oyucular tarafından dekore edilmiştir.
İlçede, Bulgaristan Bilimler Akademisi Jeofizik Enstitüsünde ülkenin tek jeomanyetik gözlemevi vardır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Hazine
Yörenin en büyük özelliği 1949 yılında burada bulunan bir hazinedir. 8 Aralık 1949 günü, üç kardeş, Panagyurishte yakınlarındaki Merul kiremit fabrikasında çalışırken, yeni bir kil tabakasını işlerden parlak nesnelerle karşılaştılar. Kardeşlerden biri elinde kazma ile toprağı kazarken “ben garip bir düdük buldum” diyerek buluntunun çevresini de kazarlar.
Buldukları şeyin altın olduğunu anlayamazlar. Buluntuları önce Belediye götürürler. Buraya çağırılan Plovdin Arkeoloji Müzesi uzmanları buluntuları teslim alırlar.
Bu nesneler: biri amfora ve diğerleri ise kadın veya hayvan başı şeklinde şekillendirilmiş objelerdi. Buluntular MÖ 4-3’ncü yüzyıllara tarihlendi. Buluntuların toplamı: 6.146 kg altından oluşuyor. Ancak sadece altın özelliği değil, buluntuların orijinal formları da aşırı ilgi çekti.
Evet: 9 parçadan oluşan bu altın içecek seti “Trakya Hazinesi” olarak isimlendirildi. Çünkü hazinenin MÖ 4’ncü yüzyıl sonunda hüküm süren Odryssian kabilesinin bilinmeyen bir Trakyalı hükümdarına aittir.
Sadece törenlerde ya da kutsal günlerde kullanıldıkları tahmin ediliyor. Trak yöneticilerinin, bunları törenlerde kullanmak üzere Yunanlılara yaptırdıkları düşünülmektedir.
Ama bir savaş ganimeti olarak bölgeye geldiği de varsayılmaktadır. Buluntular: Trakyalıların atlar, şarap ile birlikte, altın takıları da çok sevdiklerini ifade etmektedir. Bunları savaş yolu ile veya yabancı ülkelerden hediye olarak aldılar.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
1 tabak ve 8 Rhyton/ritton yani içki bardağı/fincan içerir. Rhytonların her biri nefis bir hayvan başı (geyik veya keçi) ile süslenmiştir. En etkileyici olanı keçi görüntüsüne sahip olmasıdır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Tabakta:
En ilginç buluntu sığ bir tabağı andırır.
Siyah erkek başlarının ve meşe palamutlarının kabartma resimleriyle bezenmiş, eşmerkezli daire şeklinde yerleştirilmiş objeler bulunur.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Rhyton:
Altın koç şeklindedir. Kabın kulpu: aslan figürüyle bitir. Boynunda: oturan Dionysos ve Bacchante Eriope kabartma figürleri görülür. Dans eden bachantlar vardır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Rhyton:
Altın geyik şeklindedir. Boynunda: Athena, Paris, Hera ve Afrodit figürleri bulunur.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Rhyton
Altın geyik şeklindeki rhyton: kulpu aslan figürüyle biter. Boyunda: iki mitolojik dövüş sahnesi temsil edilmiştir. Herakles Cerynia’nın Doe’una karşı ve Theseus Maraton boasına karşı.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Amfora:
Bu büyük amfora vazoya benzer bir kaptır.
Kulpludur. Yunan mitolojisinden sahneler ve esas olarak Homeros İlyada’sından sahnelerle zengin bir şekilde dekore edilmiştir.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Üzerinde üç kompozisyon sahnesi tasvir edilmiştir. Merkezde: bir savaştaki 5 savaşçı temsil edilir. İkinci sahnede: geleceği tahmin eden falcılık ritüelindeki iki savaşçı tasvir ediliyor. Amforanın alt kısmında üçüncü sahnede: Silenus’un ve beşiğinde iki yılanı öldüren küçük Herakles’in figürleri görülür. Bu sahneler, muhtemelen Truva savaşından alınmıştır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Amazon başlı Rhyton:
Altın rhyton: Amazon’un düzgün, düzenlenmiş saçlarının üzerinde bir peçe ve boynunda bir kolye bulunur. Rhyton’un sapı, uçan bir sfenks figürüyle biter.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Amazon Kafası;
Üzerinde miğfer olan bir Amazon kafası şeklindeki altın rhyton. Miğferin iki yanında uçan sfenkslerin kabartma figürleri bulunmaktadır.
Hazine: halen Ulusal Tarih Müzesinde sergilenmektedir.
Krasen Kalesi
İlçenin güneyinde, geç antik ve Orta çağ döneminde, askeri, idari ve ekonomik bir merkezdir.
PEŞTERA
Pazarcık merkeze 20 km uzaklıktadır. Filibe şehri ise 40 km uzaktadır.
Bulgaristan ülkesinin önemli bir sanayi merkezidir.
Özellikle: Bulgaristan ülkesinde şarap ve yüksek alkollü içki üretimi burada oldukça yaygın yapılmaktadır. Ülkenin en büyük üretici firması da burada kuruludur.
Buraya yolunuz düşerse, ayakkabı almanızı öneririm. Çünkü burada ayakkabı sektörü çok gelişmiştir.
STRELÇA
Pazarcık merkeze 43 km uzaklıktadır.
Buranın en büyük özelliği “gül yetiştiriciliği” dir.
Yetiştirilen güllerin çoğu, gül yağ üretiminde kullanılır. Yıllık 1.5 ton gül yağı üretimi yapılmaktadır.
Strelça Gül Festivali
Festival döneminde yöreye çok sayıda turist gelmektedir.
Trak kabilelerine ait höyükler
Yörede Trak kabilelerine ait 300 höyük bulunmaktadır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Batak
BATAK
Pazarcık merkeze 37 km uzaklıktadır.
Yöre: Batı Rodoplar’dadır. En alçak noktası olan 770 metre ve en yüksek zirve “Batashki Snezhnik” arasında kurulmuştur. Ormanlık bir bölgedir. Yörenin yüzde 90 bölümü ormanlarla kaplıdır.
Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Batak
Batak: tarihi geçmişiyle tanınır.
Köy turizmi, dağ turizmi, av ve balıkçılık turizmi yaygındır. Belediye tarafından birkaç teleferik inşa edilmiştir.
BATAK GÖLÜ
Batak yakınlarındaki yapay göldür. Burada elektrik santralı ve kuş cenneti vardır. Avrupa Birliğinin “Natura 2000” korumalı ekolojik siteler ağının bir parçasıdır.
Sadece yaz aylarında değil, kışın da ziyaret etmek için oldukça güzel bir yerdir.
Göl kıyısında iki tane tatil köyü vardır. Bunlar: Tsigov Chark ve Saint Konstantin’dir.
Günümüzde: milyonlarca kişi: güneş, kum, ılık deniz ve su sporları için buraya gelirler.
Bali’de, 3 büyük plaj bulunur:
1. Sanur
2. Kuta
3. Nusa Dua
Bunların: üçü de, havaalanından, arabayla kısa bir uzaklıktadır.
SANUR
Sanur: Bali adasının merkezi konumundaki “Denpasar” şehrinin, güneydoğusundadır.
Burası: 1960 yılında, adada 10 katlı olarak inşa edilen ilk otelin bulunduğu yer olarak önem kazanmaktadır.
Ancak: takip eden dönemde, Bali adasında, bu denli çok katlı otel inşaatına izin verilmemiştir. Çünkü: ada yetkilileri, ada üzerinde inşa edilecek hiçbir otelin veya başka yapının “palmiye” ağacı boyunu geçmemesini şart koşmuşlardır.
Sanur bölgesinde: otellerin birçoğu tropikal bahçeler ve yeşillikler arasındadır. Bu küçük boyutlu otellerin birçoğu, hoş kumsallara bakarlar. Deniz suyu genellikle ılıktır ve açıktaki mercan resifleri sayesinde, dalgalardan ve dip akıntılarından korunur.
Denizin yüksekliği: gel-git olayına bağlı olarak değişmektedir. Deniz yükseldiğinde yüzmek güzeldir, ancak deniz çekildiğinde, su dize ve en fazla bele kadar gelir.
Mercan resiflerinin ötesindeki dalgalı denizde ise, sörfçüler yeteneklerini sergileme imkanı bulabilirler. Çünkü, bu bölümde, dalgalar büyük boyutludur.
Sanur yerleşim yerine gelince: burada, hediyelik eşya dükkanları, giysi butikleri ve restoranlar bulunmaktadır.
Bunlar: kıyıya paralel bir şeritte uzanırlar. Bu şerit dışına çıkıp, dar sokaklara girerseniz, bu sefer: gündelik hayatı görebilirsiniz. Bu sokaklarda, birçok Endonezya veya deniz ürünü servis eden restoran bulabilirsiniz.
Evet: Sanur bölgesindeki 10 katlı Grand Bali Beach Hotel’den: kuzeye doğru, sahil boyunca yürüyüş yapıyorum. İlk olarak karşıma bir müze ev çıkıyor.
LA Mayeur Museum
Burada, eskiden Belçikalı ressam Adrien Jean La Mayeur (1880-1958) oturuyormuş. Kendisi, 1932 yılında Bali’ye gelmiş ve ünlü bir “legong” dansçısı olan “Ni Polok” ile 15 yaşında iken evlenmiştir.
Evet: havuzlu ve heykelli bahçenin, denize bakan kısmı açıktır. Günümüzde ise, bahçenin tamamı, duvarla çevrilmiştir. Evin dışı: taş oymalarla süslenmiştir. Evin içinde ise, La Mayeur tarafından toplanan “heykeller” bulunur.
Duvarlarda ise, kendi resimleri asılıdır. Bu resimler genellikle “Avrupa manzaraları, Bali manzaraları ve Ni Polok’un dans resimleri” dir.
Mayeur: 1958 yılında öldüğünde: ev dul karısına kalır ve o da, 1985 yılında ölünceye kadar, evi, bir müzeye dönüştürür.
Yine yürümeye devam ediyorum ve bu kez: küçük bir limana ulaşıyorum. Bu küçük liman: 17 km. uzaklıktaki “Nusa Lembongan” adasına giden teknelerin yani motorlu prahuların (bir tür yerli teknesidir) hareket yeridir.
Bali Plajlar
Nusa Lembongan
Bu adada: sörf ve şınolkerle dalış yapabilirsiniz. Burada, araba ve motosiklet gürültüsü yoktur. İki küçük köyde yaşayan, yaklaşık 7000 kişilik bir nüfus var.
Evet: bu küçük limanı geçtikten sonra, yürümeye devam ediyorum ve bu kez: Sanur plajının güney ucunda, Sanur Beach Otelin hemen yanında: eski bir tapınağa ulaşmayı hedefliyorum.
Pura Belanjong
Buraya kısa bir yürüyüşle ulaşabilirsiniz. Bu tapınak: bir çukura yerleştirilmiş ve çevresi çevrilmiş, taş bir sütundan ibarettir. Bu taş sütunun: MS.913 yılından kalma olduğu söylenmektedir. Ancak, çevresinin kapalı olması ve genellikle yeşil örtü ile örtülü olması: bu tapınak yerinin yani taş sütunun bulunmasını zorlaştırır.
Bali Plajlar
Bali Plajlar
KUTA
Burası: Bali adasının en ünlü kumsalı, plajıdır. Yeri ise: havaalanının hemen kuzeyindedir. 1960’lı yılların başında, pek çok gezgin, burada toplanmıştır. Çünkü: burası aynı zamanda, mükemmel dalgaları nedeniyle, birçok sörfçünün hayalini süslemektedir.
Evet, Kuta, bir zamanlar yoksul bir balıkçı köyü olarak biliniyor. Hatta: bu çorak toprakların, kötü ruhlar tarafından lanetlendiğine bile inanılmıştır. Ancak: 1980’li yılların başında, bölgede alkol ve uyuşturucu alışkanlığı bir nebze serbest hale gelince, hızlı bir turizm potansiyeli ortaya çıktı.
Binaların yüksekliğine karşı, sıkı bir sınır uygulandığından, bölgede, büyük bir alana yapılmış, bir baraka kent ortaya çıktı. Hırsızlık ve fuhuş, hızla arttı.
Gerek sahilde plajda ve gerekse yerleşim yerinde, işportacı satıcılar, ziyaretçilere yoğunlukta sıkıntı vermeye başladılar. Sonunda: temizlik ve kalite standartlarının yükseltilmesi ve kötü yönlerin ayıklanması için, bölgede, farklı sesler çıkmaya başladı.
Yapılan çalışmalar sonucu: günümüzde, uyuşturucu ortadan kalktı, suç oranı düştü. Fakat: yine de, bugün, burayı ziyaret edenler: yankesicilere dikkat etmeleri ve eşyalarını asla başıboş bırakmamaları konusunda uyarılıyorlar. Ayrıca: buradaki trafik, günümüzde hala aşırı sıkıntılıdır.
Kuta’nın kuzeydeki komşuları
Legian, Seminyak ve Kerobokan, güneyde ise: Tuban var. Bunlar: turizm sayesinde gayet gelişmişlerdir. Otel, lokanta, bar ve alışveriş konusunda, birçok seçenekler sunarlar. Çünkü: adada, her fiyata uygun İtalyan, Fransız, Asya, vejateryen, Meksika mutfağının örneklerinin sunulduğu restoranlar bulabilirsiniz.
Ayrıca: diğer adalardan gelen el sanatı ürünleri, moda eşyaları, yerel olarak üretilen “ikat” bezi ve günlük Bali tarzı giysilerin satıldığı dükkanlar da bayağı çoktur.
“Kuta Centre” ve “Kuta Galleria” mağazaları
Şehre, modern bir görünüm kazandırır. Her sokakta: döviz bozdurma bürosu, giysi mağazaları, araba ve bisiklet kiralayanlar, konaklama yerleri, bar ve lokantalar sıralanmıştır. Ancak: ziyaretçilerin buraya gelmelerinin en büyük nedeni: plajlardır.
Öte yandan, bu plajları kullanmak ve denize girmek istediğinizde ise: cankurtaranların gözetiminde ve bayraklarla ayrılmış bölümde yüzmeniz önerilir, çünkü denizde sık sık ters akıntılar görülebilmektedir ve bunlar tehlike yaratır.
Özellikle: gün batımında, denizden altın renkli bir ışık yansır. Genç erkekler, plajda futbol oynar ya da plaj voleybolu düzenlenir. Bu arada: yukarıda sözünü ettiğim, plaj masajcıları, yoğun şekilde işlerine koyulurlar. Gece hava karardığında ise: bu gez şehirdeki mağazaları gezebilir ve hatta rastgele bir lokantaya girebilirsiniz.
Öte yandan, bardan bara dolaşabilirsiniz veya kulüplerin açılacağı gece yarısı saatlerini bekleyebilirsiniz.
KUTANIN KOMŞULARI
Kuta plajı: havaalanından, kuzeydeki Legian ve ötesine kadar uzanan sahilin tümünü kapsar.
Tuban Plajı
Güneye doğru uzanır. Burada: bir miktar büyük otel ve bir su parkı bulunur. Su parkında: su kaydırakları ve yüzme havuzu vardır ve aileler tarafından yoğun olarak ziyaret edilir. Deniz suyu ise, daha ılık, sokaklar daha sakindir. Ancak, burada zaman zaman gündeme gelen, deniz kirliliği bulunduğu söyleniyor.
Legian
Kuzeyde, Kuta’nın hemen yanı başındadır. Jalan Melasti, Jalan Padma ve Jalan Legian boyunca: lokantalar, barlar, konaklama yerleri ve kulüpler bulunur. Özellikle: Legian plajında, gün doğumunu izlemek, yoğun tercih edilen bir aktivitedir. Günün ilk ışıklarında, sörfçüler gelir, koşucular denizin kıyısında koşarlar. Daha kuzeye giderseniz, bu kez, sokaklar ve plaj sakinleşir.
Seminyak
Burada, birkaç lüks otelden başka bir şey bulmak mümkün değildir. Geniş kumsalda, çoğu kez, insanlar tek başlarına kalabilirler. Ancak, adanın en iyi restoranları, bu bölümde bulunmaktadır.
Canggu Plajı
Kuzeydedir ve sörfçüler tarafından yoğun olarak tercih edilir. Çeltik tarlaları arasından geçilerek buraya varılır. Bu tarlalar nedeni ile, ulaşım sorunludur.
Bali Plajlar
Bali Plajlar
NUSA DUA
Densapar denilen merkez şehrin, 40 km. güneyindedir ve yolculuk 20-30 dakika sürer. Uluslar arası havaalanına ise, 20-30 dakika uzaklıktadır. “Nusa Dua” kelimesi “iki ada” anlamındadır. Çünkü, bölgenin ortasında, sahilden dışarıya doğru uzanan iki kara parçası bulunmaktadır.
Ancak, bunlar gerçekte ada değildir, çünkü ince bir kıstakla karaya bağlıdırlar. Ancak, deniz alçaldığında, yüzülemeyecek kadar sığ olurlar. Fakat, otellerin birçoğunda büyük yüzme havuzları bulunmaktadır.
Güney Bali’de, yüksek düzeydeki üç otelin bulunduğu sahil kesimidir. Yani, burası tam anlamıyla bir turizm bölgesidir. Burada, ayrıca güzel bir golf sahası ve kongre merkezi bulunur.
Bölgenin plajları, beyaz kumdur. Deniz ise, derin, uzun ve yüzme için güvenlidir. Burada, dış dünya ile ve hatta günlük Bali yaşamı bile, dışarıda bırakılmıştır.
Galleria
Modern bir alışveriş merkezi ve restoran kompleksidir.
Pantai Geger-Geger Sahili
Yerleşim bölgesinin batı ucundaki bir plajdır. Beyaz kumludur ve denizde yüzmek güvenlidir.
Pasifica Museum
Bu müze: Bali, Güneydoğu Asya ve Güney Pasifik bölge sanatına adanmıştır. Balili sanatçıların yanı sıra, Avrupalı sanatçıların resimleri de sergilenmektedir.