Galler Cardiff

Galler Cardiff

 

Cardiff şehrinde gezilecek ve görülmesi gereken yerler olarak önereceğim bölümler aşağıdadır. Şehirde kalış zamanınız ve ilginizi çeken yerlerin durumuna göre, bir şehir haritası edinmenizi ve ilginizi çeken yerleri harita üzerinde işaretleyerek gezmenizi öneririm.

 

SENEDD-YENİ GALLER ULUSAL MECLİSİ

Cardiff Bay bölgesindedir. Cardiff Castle’a 3 km. uzaklıktadır.

Galler Britanya’nın bir parçası olmasına rağmen: 13. yüzyıldan itibaren kendi yasalarını yapma hakkına sahiptir. 1997 referandumundan sonra: yeni Galler Ulusal Meclisi için bir yapı gerekti.

Bu yüzden hükümet: Pritzker ödüllü mimar Richard Rogers’a bu görevi verdi. Senedd binası: 2006 yılında açılmış olup, Cardiff Bay kıyısında, birinci sınıf bir konumda yer almaktadır. Burada: Galler ulusal meclisi ve komite odaları bulunur.

Burası günümüzde yalnızca Senedd üyeleri için sadece bir bina değil, aynı zamanda: temel kamu binası ve Galler demokrasisi ve yetki devri için bir ana merkezdir. Burayı ziyaret etmek mümkündür.

Yani, kamuya açık bir yapıdır. Çünkü: devamlı faaliyetlerden olarak, burada sanatçılar, şarkıcılar, sergiler yürütülür.

Burayı ziyaret ederseniz, özellikle Tören Topuzunu görmenizi öneririm. 1.3 metre uzunluğundaki bu tören topuzu: 2002 yılında Melbourne Kuyumculuk tarafından, altın-gümüş ve pirinçten imal edilmiştir.

 

CARDİFF MARKET

St Mary Street adresindedir. Her gün saat: 08.00-17.30 arasında açıktır. Pazar günleri ise kapalıdır.

Burası şehrin merkezinde: eşsiz bir alışveriş deneyimi sunan etkileyici Victoria dönemi yapısıdır. Bir büyük cam çatı altında: tencere, tavalar, ekmek ve tereyağı gibi değişen ürün zenginliğini bulmak mümkündür.

Evet, Cardiff Pazarı: 1700’lerden beri aynı yerde hizmet vermeye devam etmektedir. Başlangıçta hayvancılık ve tarım ürünleri için bir çiftçi pazarı olarak açılmıştır.

Ancak: yüzyıllar boyunca hem daha uzak tüccarların ve tüketicilerin değişen ihtiyaçlarını karşılamak için gelişerek günümüze ulaşmıştır. Artık hayvancılık bulunmamasına rağmen, eski bazı özelliklerini bugüne kadar muhafaza etmiştir.

Galler Cardiff MİLLENNİUM STADİUM

MİLLENNİUM STADİUM

Westgate Street.CF10-1NS adresindedir.
Muhteşem stadyum, modern Galler’in en etkileyici simgelerinden birisidir. 74500 seyirci kapasitelidir. 3 katlı yapıda 1131 kapı ve 12 yürüyen merdiven bulunur. İngiltere’nin üçüncü büyük stadyumudur.

Burayı rehberli turlarla gezmek mümkündür. Bu turlarda: basın toplantısı suiti, soyunma odaları, tünel ve sahanın içi görülmektedir ve 60-75 dakika sürmektedir. Tur ücreti, yetişkinler için 9.5 paund ve çocuklar için 6 paund.

Haziran 1999 tarihinden açılışından bu yana tesis yılda ortalama 1.3 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyormuş. Stadyumun çatısı: İngiltere’nin ilk tam geri çekilebilir çatısıdır.

Çatı: 20 dakikada açılabilmekte ve dört adet 90 metrelik direkler tarafından tutulmaktadır.
Bu yüzden: mekan çok amaçlı ve çok yönlü etkinliklerde kullanılmaktadır.

 

ST JOHN BAPTİST CHURCH

Church Street.CF10-3ED adresindedir. Giriş ücretsizdir.

Şehir merkezindeki bu eski kilise: Cardiff Castle bölümünde, sürekli kullanımda olan, şehrin en eski yapılarından birisidir.

Evet: bu kilise: şehir merkezindeki kapalı çarşı yanında: 12. yüzyıldan kalma Cardiff Castle bölgesindedir. 1180 yılında inşa edilen St Mary Kilisesi tarafından kurulan “Benedictine” rahiplerine bir şapel olarak yapılmıştır.

Günümüzde görülen kilise ise: 1404 yılında inşa edilmiştir. St Mary kilisesinin temelleri 1607 yılında bir sel sırasında tahrip olunca, kilise, 1620 yılında buraya taşınmıştır.

Geç Victoria dönemi mimari özelliklerini taşır. Burada: ibadet yanında: konserler, sanat sergileri ve konferanslar da düzenlenmektedir.

 

ST FAGANS ULUSAL TARİH MÜZESİ

St Fagans: Avrupa’nın önde gelen açık hava müzelerinden birisidir ve Galler ülkesinin popüler miraslarından birisidir. Bu muhteşem St Fagans kalesi: Plymouth Earl tarafından Galler halkına bağışlanmış ve 16.yüzyıldan kalma bir malikanede durmaktadır.

Müze 1 Kasım 1948 yılından bu yana, St Fagans Kalesi ve bahçelerinde durmaktadır. 100 dönümlük park alanı içinde: farklı tarihsel dönemlere ait özgün binalar, evler, bir çiftlik, bir okul, bir şapel ve bir görkemli işçi enstitüsü yeniden inşa edilmiştir.

Geleneksel el sanatları ve faaliyetler: ustalar tarafından atölyelerde gösterilmektedir. Üretilen el sanatları eserleri, aynı zamanda satışa sunulmaktadır.

Evet bu müze, genel anlamda: Galler’de insanların nasıl yaşadığını ve yaşamın tüm yönlerini araştırma ve izleyenlere sunmak üzerine hazırlanmıştır. Ziyaretçiler burayı ziyaret ettiklerinde: Galce gelenekleri ve yaşam tarzlarını görebilirler.

Galler Cardiff Tarihi Binalar

 

Tarihi Binalar

Başlangıçta: 1520 yılı yapımı “Aziz Teilo Kilisesi” taş taş buraya taşınmış ve yeniden kurulmuştur. Bu kilisenin duvar resimleri ve oymaları ilgi çeker. Eğer geleneksel yapı tekniklerini görmek, din ve sosyal tarihle ilgili bilgi edinmek istiyorsanız “St Teilo” mutlaka görmelisiniz.

“Kennixton”: Güney Galler bölgesinin tipik bir çiftlik evidir. Burada: göz alıcı kan kırmızı duvarlar, kötü ruhlara karşı korunmak için yapılan ön kapı içi oyma figürler ilgi çekmektedir.
İşçi Enstitüsü ise: siyasi dersler, kümes hayvanları için yerler, dans yerleri ile ilgi çeker. Burası: çok endüstriyel alanlarda: sosyal, eğitsel ve kültürel faaliyetlerin odak noktası olarak kullanılmıştır.

 

Yaşayan Müze

Geleneksel el sanatları ve faaliyetler burada canlandırılmaktadır. Esnaf kendi atölyelerinde geleneksel becerilerini göstermek ve onları üretmek ve satışa sunmakla meşguldür. Demirci atölyesinde: geleneksel araçlar ve ekipmanlar kullanılarak dekoratif forgework parçaları yapılır.

“Yünlü Mill” bölümünde: geleneksel omuz şalı ve battaniye üretiliyor. 1760 yılında inşa edilen kumaş ve yapağı boyama bölümü: burada oluşturulmuştur. “Melin Bompren Corn Mill” denilen yer: mısır öğütmek için kurulmuş, su odaklı bir değirmendir.

“Derwen Bake Evi” lezzetli etmek ve günlük kek yapımını sağlamaktadır. Aslen 1880 yılında inşa edilen ve en iyi Galce gıdaların satıldığı “Gwalia Mağazaları” da mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Mağazanın önünde, 1920 tarzı bir çayevi bulunmaktadır.

Burada aynı zamanda: yerli ırk hayvancılığı ve tarım görevleri, günlük faaliyetler gösterilir.

 

Kalesi ve Bahçeleri

St Fagan Castle: Galler ülkesindeki en iyi Elizabeth dönemi köşklerinden birisidir. Aslen 1580 yılında inşa edilen ev 19.yüzyılda yeniden restore edilerek modellenmiştir.

Evi içi: 400 yıllık geçmişe ait mobilyalar ve diğer parçalarla döşenmiştir. Odalar: yüzyılın sonunda burada yaşayan ailelerin hayatını yansıtacak şekilde döşenmiştir. Lord Robert-Windsor; 1946 yılında 18 dönümlük arazi ile birlikte, yapıyı: Galler Ulusal Müzesi arazisi olarak bağışlamıştır.

Kaleyi çevreleyen bahçeler: 2003 yılında, 1902 yılı görünümü sağlanarak yeniden dizayn edilmiştir. Balık havuzları, çeşmeler, dut korusu, üzüm serası görülür.

 

NATIONAL MUSEUM CARDİFF

Cathays Park adresindedir. Salı-Pazar günleri arasında, saat: 10.00-16.30 arasında açıktır. Giriş ücretsizdir.

İlk zamanlardan itibaren Galler hikayesi sanat ve bilim görüntüleri yelpazesi: burada görülmektedir.

Müzenin bulunduğu bina: resmen 1927 yılında açılmıştır.

 

Sanat Koleksiyonu

Müzenin sanat koleksiyonu: Avrupa’nın en iyilerinden biridir. Muhteşem tablolar, çizimler, heykel, gümüş ve izlenimci sanatın Avrupa’daki en iyi koleksiyonlarından biri burada görülebilir. Bu koleksiyon içinde: 500 muhteşem tablo, çizimler, emresyonist eserler bulunur.
Ayrıca: koleksiyon içinde Galler’e gelen dünya çapında seramik koleksiyonu da, yaklaşık 500 yıllık geçmişiyle ilgi çekmektedir.

 

Galler Evrimi Bölümü

Bu bölümde: film, ses, ışık ve muhteşem örneklerle birlikte, kökeni milyarlarca yıl eskiye giden gezegenin yüzünde seyahat edebilirsiniz. Burada: meteorlar, ay taşı ve dinozorlar ve yünlü mamutların fosilleri bulunaktadır. Böylece: yaklaşık 4600 milyon yıllık bir geçmişe gidebilirsiniz.

Yine bu bölümde: Güney Galler bölgesinde bulunan 200 milyon yıl önce yaşadığı düşünülen antik yaratıkların ve dinozorların monte edilmiş çarpıcı iskeletleri ve ayak izleri görülür.
Bir tanıtım filminde: dünyanın su, rüzgar, buz, yerçekimi ve ısı ile nasıl şekillendiği gösterilmektedir.

Sergideki son galeri: doğal dünyanın çeşitliliğini gösteren hayvanlar, bitkiler, fosiller ve minerallerle birlikte muhteşem bir koleksiyonu barındırmaktadır. Buradaki sergiler, sürekli olarak değişmektedir.

 

Natural History Bölümü

Burada: sahilden itibaren ormanlık alan ve ötesinde, Galler ülkesinin doğal tarihini keşfetmek mümkündür. Tepede: büyük camgöz balığı asılıdır. Galler kıyılarında, en fazla 7.5 metre uzunluğunda ve 4 ton ağırlığında görülmüştür.

Galler ülkesinde heybetli deniz kayalıklarında, kuş kolonileri bulunur. Galerideki “Skomer Island” denilen bölüm: Kuzeybatı Avrupa’nın en önemli kuş kolonilerinden birine dayanmaktadır. Burada çeşitli kuş türlerini kendi doğal ortamlarında görebilirsiniz.

Ayrıca: ülkenin çamurlu, kumlu ve kayalık kıyılarındaki sahil şeridinde: denizyıldızı, salyangoz, kabuklular ve diğer deniz canlıları da, bu bölümdedir. Öte yandan: kambur balinanın çarpıcı manzarası da ilgi çeker.

İnsan ve Çevre Galerisinde: genç bir kambur balina iskeleti görülür ki, 9 metre uzunluğundaki bu iskelet: Ekim 1982 tarihinde Barry yakınlarında karaya vurmuş olarak bulunmuştur. Onun: ailesi ile güneye giderken Atlantik Okyanusunda bir fırtına sırasında büyük bir kereste parçası tarafından öldürüldüğü sanılmaktadır.

Yine buruda görülen “Leatherback Kampulbağa” vardır: yaklaşık 100 yaşından büyük olduğu sanılıyor. Ağırlığı 916 kg olan bu kaplumbağa: 3 metre uzunluğundadır ve ölçüleri nedeniyle dünyanın en büyüğü olarak Guines Rekorlar Kitabında yer almıştır.

 

Clore Keşif Merkezi

Burası: müze içinde özel bir vakıf tarafından finanse edilen ve çocukların böcekler, fosiller ve tunç çağı silahlarını ve nesnelerini elle araştırmalarını sağlayan bir yerdir. Burada: 7.5 milyon öğe bulunduğu söyleniyor. Evet, burası çocuklara yöneliktir.

 

CARDİFF STORY MUSEUM

Trinity Street.CF10-1BH adresindedir. Şehir merkezinde, güzel ve tarihi “Eski Kütüphane” binasının içindedir. Giriş ücretsizdir. Pazar günleri kapalıdır. Diğer günler saat: 10.00-16.00 arasında gezebilirsiniz.

Burası: şehrin hikayesini görebileceğiniz ilk müzedir.

Müzede: Cardiff şehrinin 1900’lerde dünyanın en büyük limanı, 1300’lerde küçük Pazar kasabası ve ardından kozmopolit başkent oluşu hikayesi görsel olarak anlatılmaktadır.
Müzenin yanı sıra: birinci kattaki galerilerde sanat ve tarih sergileri düzenleniyor.

 

Bağlam Galeri

Burada: insanların Cardiff’e ilk yerleşimleri ve kendi topluluklarını nasıl geliştirdikleri, limanın neden önemli olduğu açıklanıyor. Cardiff şehrinin geçmiş hikayesi: Tunç çağı, Roma, Norman ve ortaçağ dönemlerinden başlayıp günümüze kadar uzanıyor. Burayı ziyaret ettiğinizde: ekranda: nesneler, fotoğraflar, hikayeler ve interaktif aktiviteler görebilirsiniz.

Şehir Vitrini Bölümü

Burada geçici sergiler düzenlenmektedir.

 

ST DAVİD HALL

Hayes.CF10-1AH adresindedir. Giriş ücretsizdir.
St David Hall: Galler’in en büyük gösteri sanatları mekanıdır. Buraya, yapılan çeşitli sanatsal etkinlikler ve çarpıcı Noel sezonu kutlamaları için, yalnızca 2 haftada, 15 binden fazla ziyaretçi gelmektedir.

Burayı gezmek isterseniz, içeride: City Cente alışveriş merkezi, yemek yeri, sanat galerisi, kafe bulunmaktadır.

 

CASTLE

Castle Street.CF10-3RB adresindedir. Giriş ücretlidir, yetişkinler için 11 paund ve çocuklar (5-16 yaş arası) 85. paund, diğer öğrenciler 9.5 paund ücret demek gerekir.
Kale hergün saat: 09.00-18.00 arasında açıktır.

Cardiff kalesi: 2000 yılı aşkın bir süreye yayılan geçmişiyle başkentin ortasında “Parklands” içinde dikkate değer bir site olarak durmaktadır.

Aynı zamanda: Galler ülkesinin önde gelen miras konumlarından biridir ve uluslar arası öneme sahiptir. Kalenin duvarları ve kuleleri, kalenin 2000 yıllık masalsı tarihini gizlemektedir.

Burada ilk olarak kale: denize kolay erişimi sağladığı için Roma döneminde, MS.50 yılında kurulmuştur. 1970’lerde yapılan arkeolojik çalışmalarda: burada sadece mevcut siteyi işgal edecek şekilde, her biri farklı boyutta, dört kalenin kurulduğu anlaşılmıştır. Roma duvar kalıntıları, bugün görülebilir.

Norman fethinden sonra, Roma kalesi yeniden inşa edilmiştir. Site: büyük bir sur duvarı ile ayrılmış, iç ve dış bölünmüştür. Erken savunma duvarları, ahşap olarak inşa edilmiştir.

1766 yılına gelindiğinde: Bute ailesi tarafından kullanılan kale: başka soylu ailelerin eline geçer. Bute: dünyanın en büyük kömür ihraç limanı olan, Cardif limanının sorumlusu olarak bilinirdi. Kale ve Bute’nin serveti: oğlu John’a geçer ve 1860 yılında, dünyanın en zengin adamı olur.

1866 yılında, 3. Marki: Kaleyi yeniden restorasyon için mimar William Burges’i görevlendirir. Mimar Burges: bu çalışmada: gotik kuleler içinde, o lüks ve zengin iç duvar resimlerini, cam, mermer ve altın yaldızlı ve özenli ahşap oymaları yarattı.

Nefes kesen her oda: Akdeniz bahçeleri, İtalyan ve Arap dekorasyon stilleri kullanılarak özel temalar oluşturuldu.

1900 yılında, 3. Marki öldü. Yerine geçen 4. Marki: Roma duvarının yeniden inşası dahil, babasının restorasyon projelerini tamamlattırdı. Bute ailesi: 1920-1930 yılları arasında kalede kalmaya devam etti. 4.Marki’nin ölümünün ardından: ailesi ve 5.Marki: Bute parkı olarak bilinen park ve kaleyi: 1947 yılında Cardiff şehrine vermeyi kararlaştırdı.

Zaten, kale büyük ölçüde, II.Dünya savaşın sırasında yıkıldı. Takip eden dönemde, 25 yıl boyunca, kale: müzik ve drama ulusal kolejli olarak kullanıldı ve 1974 yılından bu yana Galler’in en popüler ziyaretçi konumlarından biri haline geldi.

Evet, günümüzdeki kale 1867-1875 yılları arasında yapılmıştır. Kalenin finansmanı ise: sanayi devriminde kömür nedeniyle olağanüstü zengin olan mimar William Burges’dir.

Dış bölümdeki abartılı tasarım: 150 feet yükseklikteki saat kulesi ile tamamlanır. İç bölüm ise, Victoria döneminin güven ve zaferlerini yansıtan, oldukça şatafatlı ve görkemlidir.

Evet, burayı ziyaret ederseniz: Romalı askerler, asil şövalyeler, Bute ailesi: Victoria döneminde burada olağanüstü zenginlik içinde yaşadıkları ortamları görebilirsiniz.

 

CARDİFF BAY

Cardiff tarihi koyun kalbindeki, eski Cardiff Dok bölgesi: yelken ve su sporları için büyük bir tatlı su gölü olarak son on yılda yeniden oluşturulmuştur.

Aslında Cardiff Dok: sürekli olarak şehrin gelişiminde önemli rol oynamıştır.
19.yüzyıl sonlarında vadilerde kömür bulununca, kömür bu rıhtımdan dünyanın birçok yerine sevk edilmiştir.

Ancak II. Dünya Savaşından sonra kömür endüstrisi önemini kaybetmiş ve Dockland kullanılmaz hale gelmiştir. 1999 yılında 200 hektarlık alanda Cardiff Bay Barajından açılan kanal ile, burada tatlı su gölü oluşturulmuş ve bölgeye yeni bir çehre verilmiştir.

Evet: burası şehir merkezinden yalnızca 1 km. uzaklıkta: 5 kilometrelik bir sahil şeridine yayılmıştır. Yani, burayı rahatlıkla ziyaret edebilirsiniz. Burada: 2 km lik eğlence koşusu dahil olmak üzere, her yaş ve yetenek için düz, hızlı ve kolay koşu parkuru bulunmaktadır.

Yaz aylarında: burada: Uluslar arası Gıda ve İçecek Festivali ve Cardiff Limanı Festivali düzenlenmektedir.

Burada: özellikle beş yıldızlı St David Hotel ve Mermaid Quay ilgi çekmektedir.

Ayrıca: yine burada bir “Türk” restoranı popülerdir.

Bunların dışında, bölgede bulunanlar hakkındaki bilgiler de aşağıdadır.

 

St David Hotel

Havannah Street.CF10-5SD adresindedir.
Cardiff körfezi kıyısında yer alan otel: dinamik tarzı, doğal ışık, konfor ve spa eğlence tesisleriyle dikkati çekmektedir.

 

Mermaid Quay

Cardiff Bay.CF10-5BZ adresindedir.

Burası: Cardiff şehrinin: şık, heyecan verici, canlı ve büyüleyici sahilinin tam merkezidir. Burada: Cardiff körfezine bakan restoranlar, kafeler, barlar bulunur. Ayrıca: çeşitli gıdalar, hediyelik eşyalar satan dükkanlar ve şık ve sıra dışı butikler de bulmak mümkündür.

 

Wales Millenium Centre

Bute.CF10-5AL adresindedir. Şov olmadığı zamanlar açık bulunma saatleri: saat: 10.00-18.00 arasındadır.

Böyle bir yerin açılışı fikri, ilk olarak 20 yıl önce, 1984 yılında Kraliçe Elizabeth II tarafından ortaya atılmış ve ikonik bina yapıldığında 2004 yılında yine Kraliçe II Elizabeth tarafından açılmıştır.

2004 yılında açılan bu merkez: dünyanın bir ikonik sanat ve kültürel yeri olarak önem kazanmıştır. Burada: sahne sanatları için uluslar arası önemli kültürel etkinlikler yani canlı sahne sanatları düzenlenmektedir. Bunların başında: tiyatro gelmektedir.

Evet: tiyatro, opera, bale, çağdaş dans, hip-hop dansı, komedi, sanat sergisi, atölye çalışmaları, eğitim faaliyetleri, her gün ücretsiz fuaye gösterileri, bar ve restoranların bulunduğu bu büyük merkezi: rehberli turlarla gezebilirsiniz.

Yaklaşık 1 saat süren bu turların ücreti, 6 paund.

 

National Assembly for Wales

Pierhead binası ve Wales Millenium Centre’ye bitişik, Cardiff Bay rıhtımı üzerinde bulunmaktadır.

2006 yılında açılan yapı: Cardiff Bay kıyısında, birinci sınıf bir konumda bulunmaktadır. Burada: Siambr Ulusal Meclisi yani münazara odası ve komite odaları bulunur. 3 katlı bina: güney batıya bakar ve muhteşem bir panoramik manzaraya sahiptir.

National Assamly binasının içinde yürüyebilir, rehberli turda genel kurul toplantıları ve komite toplantılarının yapıldığı salonları görebilir ve Oriel içinde bir fincan kahve içebilirsiniz.

 

Pierhead

Bunun hemen yanındaki “Pierhead” binası ise: Galler insanları için etkinlik ve konferans merkezi görevini yürütür. Bu tarihi bina: Galler ticaretinin odak noktası olmuştur. Burada: Cardiff Bay tarihinin 113 yıllık geçmişi görülür. Burayı ziyaret etmek isterseniz: her gün saat: 10.30-16.30 arasında açıktır.

 

Norveç Kilisesi Sanat Merkezi

Harbour Drive.CF10-4PA adresindedir.
Norveçli denizciler için yapılan bu kilise binası: Cardiff körfezi sahilinde ünlü kültürel mekanlardan biri haline dönüştürülmüştür.

Burada: canlı müzik atölyeleri bulunur ve çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapılmaktadır. Teras dışında: sahile bakan şık bir kafe bulunur. Burada, gün boyu yemek servisi de yapılmaktadır. Yapı: düğünler, toplantılar ve özel kiralamalar için kullanılır.

 

Doctor Who Experience

Discovery Quay.Heol Porth Teigr.Cardiff Bay.CF10-4GA adresindedir.
Doktor Who efsanesini bilenler, burayı mutlaka ziyaret etmektedirler. Burada: ziyaretçilere: özel ve görsel setler, ikonik televizyon efektleri ile interaktif bir yolculuk yaptırılıyor.

Bu macera ve aksiyon dolu yolculuk sırasında birçok şey keşfedebiliyorsunuz. Sahne ve eserler: orijinal Doctor koleksiyonuna aittir. Burada: 1963 yılından günümüze kadar olan sürece ait ikonik kostümler koleksiyonu bulunmaktadır.

Evet, bu maceralı yolculuğa katılmak isterseniz, yetişkinler için 15 paund, çocuklar için 13 paund ödemeniz gerekiyor.

 

Red Dragon Centre

Hemingway Road.Leisure Village.Atlantic Wharf.Cardiff Bay.CF10-4JY adresindedir.
Red Dragon Centre: Cardiff Bay bölgesindeki bir eğlence mekanıdır. Merkez: haftanın yedi günü, gece-gündüz, gerek yemek-içmek ve gerekse eğlenmek için bir çatı altında birçok etkinlik sunmaktadır.

Bu eğlence mekanları arasında bulunanlar: bowling salonu, casino, dijital IMAX ekranı bulunan ODEON sineması. Ayrıca, biraz önce de söylediğim gibi restoranlar, barlar ve kafeler bulunuyor.

 

Tekne Dünya

Doctor Who Experinece yanı. Discovery Quay.Porth Teigr.CF10-4GA adresindedir.
Burası: her gün saat: 10.30 da açılıyor, giriş ücretlidir, yetişkinler 4.99 paund ve çocuklar 3 paund ücret ödemek durumundadırlar.

Burada: dünyanın dört bir yanından gelen eşsiz bir tekne koleksiyonu bulunmaktadır. Burası ziyaret edildiğinde, ziyaretçilere: evrim, navigasyon kullanımı ve tekne restorasyonu tarihi anlatılıyor.

Hi-tech görüntüler ve eski moda el sanatları kullanılarak: tekne yapımı ve yapılan tekneleri ayakta tutmak için gerekenler gösteriliyor. İnteraktif alanlarda: büyüleyici görüntüler eşliğinde: “Sea, Discover ve Tekne World now” gösterileri düzenleniyor.

Ayrıca: ekranda 40 tarihi tekne gösteriliyor ki, bunlar ilkel kamış tekneler ve ardından daha tanıdık teknelerden oluşmaktadır. Teknelerin çoğu: dünyanın her yerinde, kendi türünün hayatta kalan son örnekleridir.

Buranın “Tekne Lab” denilen bölümünde ise: tekne tasarımı ve nasıl çalıştıkları hakkında bilgiler veriliyor. Ayrıca: güncel restorasyon çalışmaları da gösteriliyor. Tekne Lab denilen yerde: halen 70 metrelik “Tall Ship” denilen bir tekne görülüyor.

 

Techniquest

Stuart Street.CF10-5BW adresindedir.
Buraya giriş ücretlidir, yetişkinler için 7 paund ve çocuklar için 5 paund ücret ödemek gerekir.
Burası: etkileşimli bir bilim merkezidir.

Tek bir çatı altında: bir roketin nasıl fırlatıldığını, dev bir silahın nasıl ateşlendiğini görebilirsiniz. Planetarium bölümünde, gece gökyüzü izlenebiliyor.
Sitede: bir kafe ve bir dükkan da bulunuyor.

 

Holm İsland

Kraliçe Alexandra House.Kargo Yolu.CF10-4LY adresindedir. Cardiff merkezine 5 km. uzaklıktadır.

Adaya, kıyıdan yalnızca 50 dakikalık bir tekne yolculuğu ile ulaşılmaktadır.

Adada, çok sayıda martı bulunmaktadır. Ayrıca: yine ada üzerinde Danimarkalı işgalciler tarafından inşa edilen pavyon tarzı hastane ve askeri tahkimat ve ilk kablosuz radyo iletişimi ve kolera mağdurları için izolasyon bölgesi bulunmaktadır.

Yaz aylarında, buraya günlük turlar düzenlenmektedir. Burayı ziyaret ederseniz: yaban hayatı ve manzara fotoğrafları çekebilirsiniz. Ada turu 3 saat sürmektedir. Adada: içecek ve hediyelik eşya dükkanı bulunmaktadır. Ancak: ada ziyaretçilerin yanlarında öğle yemeği getirmeleri önerilir.

Ayrıca: uygun giysi ve kapalı ayakkabı giymelisiniz. Son bir not: adaya giderken, teknede ıslanma riskini göze almanız gerekiyor. Ada turları ücretli olup, yetişkinler için 20 paund, çocuklar için 10 paund.

 

Water buss

Bu tur: Cardiff körfezinde sarı tekneyle 2000 yılından bu yana yapılır. Tur: Cardiff körfezi ile Penarth Barajı arasında düzenli seferler yapmaktadır. Tek yönlü yolculuk 15 dakika sürmektedir. Yiyecek ve içecek satılmayan tur için: yanınızda yiyecek ve içecek götürebilirsiniz.

Uluslar arası Su merkezi-Cardiff İnternational White Water

Burası: Cardiff uluslar arası spor köyünün tam merkezindedir. Burada: sörf ve rafting eğitimleri verilmektedir.
800 metrelik su yarış pisti boyunca mükemmel bir su raftingi yapabilirsiniz.

İngiltere Londra Westminster ve Whitehall

İngiltere Londra Westminster ve Whitehall

 

Whitehall ve Westminster bin yıldır İngiltere’nin politik ve dinsel merkezidir. 11. yüzyılın başında hükümdar olan Canute, Thames ile nehrin eski kollarından Tyburn’un birleştiği bataklık arazideki adacık üzerine bir saray yaptıran ilk kraldır.

Canute’un yanına sarayını inşa ettiği kilise, elli yıl sonra kral Edward tarafından genişletilerek İngiltere’nin en büyük manastırına dönüştürülmüş ve manastır daha sonra bölgeye adını vermiştir. (“minster”, manastır kilisesi demektir)

Bunu takip eden yüzyıllarda hükümet ofisleri de bu bölgede inşa edilmeye başlanmıştır.
Bütün bu gelişmeler Whitehall’daki kahraman heykelleri ve gösterişli hükümet binalarından da anlaşılabilir.

Öte yandan, bölgenin kuzeyinde bulunan Trafalgar Square; West End eğlence bölgesinin başlangıcını işaret eder.

Whitehall’ın ortasındaki bu anıt: I. Dünya Savaşında ölenlerin anısına Sir Edwin Lutyens tarafından 1920 yılında yapılmıştır. Her yıl 11 Kasım’a en yakın Pazar günü gerçekleştirilen Anma Pazarında kraliyet ailesi üyeleriyle yüksek rütbeliler “Cenotaph”a gelincik çelenkleri bırakırlar.

1918 ateşkesini anmak için düzenlenen törende I. ve II. Dünya Savaşlarında yaşamlarını kaybedenler anılır.

Westminster

Londra şehrinin tüm ihtişamı ve resmi hayatı Westminster çevresindedir. Thames’in kuzey kıyısından başlar, batıda Hyde Park’a, doğuda Regent Street’e kadar uzanır.

Parliament Square’den İngiliz toplumunun ikiz destelerini görebilirsiniz. Kralların ve kraliçelerin taç giydiği Westminster Abbey, seçilmiş hükümetlerin gelip gittiği, Houses of Parliament olarak da bilinen Palace of Westminster.

Yanındaki St James parkının ağaçları arasından Buckhingham Palace’ı görebilirsiniz. Özel durumlarda, kraliyet ailesinin üyelerini balkonda görmek mümkündür.

Parliament Square’den kuzeye gittiğinizde, Whitehall’un geniş caddesi yer altındaki Churchill War Rooms’un yakınlarından geçer. Whitehall’un batısındaki Horse Guard Parade, Trooping the Colour gibi resmi seramoniler için kullanılan alandır.

Politikadan ve geçit alaylarından uzakta, harika sanat koleksiyonlarının yanı sıra Londra’nın en iyi mağazaları bulunur.

İngiltere Londra Westminster ve Whitehall PARLİAMENT SQUARE
İngiltere Londra Westminster ve Whitehall PARLİAMENT SQUARE

 

PARLİAMENT SQUARE

Meydan: yeni Parlamento Binalarının önünde, açık bir alan yaratmak amacıyla: 1868 yılında Sir Charles Barry tarafından düzenlenmiştir. Londra’da ilk trafik sinyal ışıkları burada kullanılmıştır. Yine yoğun bir trafiğin hüküm sürdüğü bu meydanı: ünlülerin heykellerini görmek için mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Evet: burası 1926 yılında ülkenin ilk resmi kavşağı olmuştur.

Burada bulunan ünlülerin heykellerinden bazılarından söz etmek istiyorum; Meydanda heykeli bulunan, İngiliz siyaset hayatının ünlüleri: Viscount Palmerston, Benjamin Disraeli, Derby Earl, Sir Robert Peel, George Canning ve kuzeyde, 1912 yılında tamamlanan gotik canlandırmacı tarzdaki Middlesex Esnaf Birliği Binasının önünde “Abrahim Lincoln” heykeli sayılabilir.

Bu heykel: İngilizce konuşan halklar arasındaki barış münasebetlerinin 100.yılı nedeniyle, 1920 yılında Amerika tarafından İngiltere’ye sunuldu. Heykel: Chicagoda yaşayan İrlandalı heykeltıraş Augustus Saint-Gaudens tarafından yapılmıştır.

Meydandaki bahçeler içinde, ayrıca: 2007 yılında dikilen “Nelson Mandela” heykeli de bulunmaktadır. 9 metrelik bronz heykel: Parlamento Binasına bakmaktadır ve 20.yüzyılda en büyük özgürlük savaşçısı anısına dikilmiştir.

David Lloyd George heykeli: 2007 yılında, granit ve bronz kullanılarak yapılmıştır. Granit kaide üzerinde kuzey bölümdedir.

Sir Winston Churchill heykeli: 1973 yılında Ivor Roberts-Jones tarafından yapılan bu bronz heykel: meydanın kuzey doğusunda, granit bir kaide üzerinde durmaktadır. Diğer devlet adamları ve askerlerin arasındaki heykelde: pardesösü içinde kendisini Avam Kamarasına bakarken görebilirsiniz.

1987 yılında Westminster Abbey ve Parlamento Meydanı; koruma alanı olarak belirlenmiş ve 1996 yılında hazırlanan UNESCO Dünya Mirası listesinde, İngiliz Mirası Listesine kayıt edilmiştir. Günümüzde bu bahçeler önemli törenler ve tarihsel olayların kutlanmasında kullanılmaktadır.

 

CENOTAPH

Whitehall SW1 adresindedir. Bu anıtın kelime anlamı boş mezardır. İngiltere’deki bu anıtın bir benzeri de “Kuzey İrlanda” Belfast şehrinde bulunmaktadır.

Whitehall’un ortasındaki bu anıt: I. Dünya Savaşında ölenlerin anısına Sir Edwing Lutyens tarafından 1920 yılında yapılmıştır. İlk olarak: Temmuz 1919 Barış Günü etkinliklerinin küçük bir parçası olarak Başbakan Lloyd George’un isteği üzerine Edwin Lutyens tarafından tasarlanmış ve ardından portland taşından inşa edilmiştir.

İngiliz Ordusu, Deniz Kuvvetleri ve Kraliyet Hava Kuvvetleri bayrakları: anıtın önünde asılı durur.

Her yıl 11 Kasım tarihine en yakın Pazar günü saat: 11.00’de, burada yapılan “İki Dünya Savaşı ve daha sonraki çatışmalarda ölen İngiliz ve Commonwealth askerleri ve kadınların anısına” düzenlenen anma Pazarında kraliyet ailesi üyeleri ile yüksek rütbeli askerler Cenotaph’a gelincik çelenkleri bırakırlar.

Tören, daha sonra savaş gazilerinin yürüyüşü ile biter. Bu yürüyüş sırasında: Kraliçe ve önde gelen politikacılar: kulenin dibinde töreni izlerler.

 

DOWNİNG STREET

Burası: Londra’daki en bilinen caddelerden birisidir.
Sir George Downing (1623-1684) gençliğinin büyük kısmını Amerikan kolonilerinde geçirmişti ve İngiliz iç savaşında parlamentocuların yanında savaşmak üzere ülkeye dönmeden önce Harvard’dan mezun olan ikinci öğrenciydi. Bu evde: kendi partisinin kampanyalarını yürütmüştür.

1680 yılında, Whitehall Sarayının yanındaki bu bölüme bir sıra ev yapıldı. Bunlardan dördü değişime uğrasa da hala ayaktadır.

II. George 1732 yılında No.10’u “Sir Robet Walpole”e verdi.

Walpole: görev süresi boyunca Downing caddesindeki evin bir birleşik evin yanı sıra seçkin ziyaretçileri ağırlamak için bir mekan olarak görev yaptı.

Daha sonra ise, özellikle Başbakan William Pitt döneminde: burada önemli restorasyon yapılmıştır. 19.yüzyıla gelindiğinde ise: bazı başbakanlar burayı hala ofis olarak ve kabine toplantıları için kullanmışlardır.

Takip eden dönemde: bakımsız kalan ev: bir kez daha yaşanabilir hale getirilmek ve modernleştirilmek üzere özellikle 1902-1905 yılları arasında büyük onarıma tabii tutulmuştur.

20.yüzyılda binanın artan önemi: 1991 yılında İrlanda Cumhuriyet Ordusu üyelerinin saldırılarına hedef olmuş ve bombalanmıştır.

Bunun üzerine 1989 yılından sonra: Margaret Thatcher döneminde sokağın “Whitehall” çıkışına demir kapılar yerleştirilmiştir.

Günümüzde: burası başbakanlık evi olarak kullanılmaktadır. Bina: mütevazi siyah tuğlalı dış cephesi ve siyah ön kapısı ile tanınabilir ve “Kabine Odası”nde 275 yıldır hükümet politikaları belirlenir.

Ancak burayı gezmek mümkün değildir, yalnızca uzaktan görebilirsiniz.

 

CABİNET-CHURCHİLL WAR ROOM

Parliament Square kuzeyinde, hükümet binalarının altındaki mahzende bulunan bu odalar: 20.yüzyıl tarihinde önem kesitler sunmaktadır.

Ünlü siyaset adamı Churchill: 1874 yılında doğdu ve 1965 yılında 90 yaşında öldü. Onun cenaze töreni, televizyondan dünya çapında 400 milyon kişi tarafından izlendi ve onun tabutu üzerine örtülü “Birlik Bayrağı” burada muhafaza edilmektedir.

Peki burada neler bulunuyor.

Churchill Müzesi ve Cabinet Warr Rooms: II. Dünya savaşı sırasında gizli bir yer altı sığınağı olarak kullanılmıştır. Çünkü: II. Dünya savaşı sırasında, Londra şehri Almanlar tarafından yoğun şekilde bombalanıyordu.

Önce “Neville Chamberlain” ve ardından “Sir Winston Churchill” kendi kabinelerini ve askeri birlikleri bu yer altı sığınağından yönettiler. Sığınak: 1 metre kalınlığında duvarlarla çevrelenerek koruma altına alınmıştır.

Günümüzde burada 3 bölüm bulunmaktadır. Bunlar

1.Undercover
2.Churchill Museum
3.Cabinet War Rooms.

Undercover

Burası: Churchill’in gizli karargahında çalışmış personelin yüzlerce hikayesinin anlatıldığı bir mekandır. Burada birçok film, röportajlar ve kişisel nesneler bulunur.

Bölüm: 1938 yılında George Rance tarafından düzenlenmiştir. Memur William Dickson: savaş döneminde Churchill’in yeraltındaki bu karargahtaki konuşmalarını not etmiştir.

Şubat 1945 yılında bir stenograf: Yalta Konferansında Churchill’e nezaret etmiştir. Evet, burası ünlü siyasetçinin hayatında kendisiyle birlikte çalışanlar hakkında bilgi ve belgelerin ve kişisel nesnelerin bulunduğu bir yerdir.

Churchill Museum

2005 yılında açılan müze: Sir Winston Churchill’in yaşamı ve mirasına adanmış, dünyadaki tek müzedir. Müze için ayrı bir giriş bulunur. Burayı ziyaret etmek isterseniz: King Charles Caddesi üzerinde, bir dizi merdiven yanında kurulmuş küçük bir girişi kullanmanız gerekir. Bu giriş: Dünya Savaşı sırasında bulunmamaktadır.

Çünkü, o dönemde insanlar buradaki sığınağa girmek için, bunker üzerinde bulunan bir binanın içindeki merdivenleri kullanıyorlardı.

Burada üstün teknoloji ve multimedya görüntüler kullanılarak: 10 Mayıs 1940 tarihinde Başbakan olan Churchill’in hikayesi ve kariyeri: en üst noktadan başlayarak izleyiciye gösterilir.

Burada: Churchill’in yaşamının her yılını kapsayan: belgeler, fotoğraflar ve film klipleri, gizli animasyonlar bulunur.

Cabinet War Room

1984 yılında açılan burası: Churchill ve onun bakanları ve askeri komutanların buluştuğu “Savaş Kabinesi” odasıdır. 1939-1945 yılları arasında, II. Dünya savaşı boyunca, Churchill ve onun hükümeti tarafından kullanılmıştır. O dönemde tarihi kararların alındığı odaları burada görebilirsiniz.

Bu odalarda: şefler ve elemanlar kararlar verirdi. “Map Room” yani “Harita Odası” bölümünde ise: ordu, donanma ve hava kuvvetleri görevlileri: “Battle of Britinian” denilen yerde vurulan uçakların kayıtlarını tutmak ve savaş bölgelerindeki durumun gidişatını takip etmekteydiler.

Günümüzde: Map Room: haritalar, grafikler ve notlarla kaplıdır ve Curchill: II. Dünya savaşını buradan yönetmiştir.

Harita odasının hemen bitişiğinde: Churchill’in ofisi bulunmaktadır. Kendisi, burada sadece 3 gece uyumuştur. Ama onun savaş konuşmalarının birçoğu ve özellikle 11 Eylül 1940 tarihindeki yaptığı konuşma: buradaki masadan yapılmıştır.

Burada: ayrıca Churchill’e ait bir yatak ve çalışma masası bulunur. Ancak, Londra ağır şekilde bombalanırken, ünlü savaş stratejilerinin çoğunu burada tasarlamış olsa da, bu yatakta yalnızca 3 gece yatmıştır.

Yatağın hemen yanında kül tablası bulunmakta ve Churchill, o ünlü purolarını içerken, odayı daha henüz terk etmiş gibi bir izlenim yaratılmıştır.

Churchill: Amerika-Beyaz Saray ile iletişimi: bir süpürge dolabından, telefon odasına çevrilen ufacık bir yerde bulunan “transatlantik telefonu” ile yapmıştır.

Mahzende bulunan diğer odalar ve mobilyalar; mümkün olduğu kadar, o çatışma dönemindeki durumlarıyla korunarak günümüze ulaştırılmışlardır.

 

BANQUETİNG/WHİTE HOUSE

Whitehall SW1 adresindedir.

Burası: mimari ve tarihi açıdan büyük önem taşımaktadır.
İnigo Jones’un İtalya gezilerinde gördüğü klasik Palladio tarzının Londra’daki ilk örneğidir.
Kral I.Edward tarafından yaptırılan ve 1622 yılında tamamlanan binanın ön cephesi, Elizabeth döneminin çok kullanılan küçük kuleleri ve dış cephe süslemelerinden sonra büyük bir devrim yaratmıştır.

Bina, aynı zamanda, eski Whitehall Sarayı’nın büyük bir kısmını yok eden 1698 yangınından geriye kalan tek yerdir.

Yapının içinde: 1622 yılında tamamlanan “Ziyafet Salonu” abartılı eğlenceler ile önem kazanmıştır. Bu abartılı eğlencelerde: maskeler, şiir, propaganda, müzik, dans ve tuhaf kostümler kullanılır ve bazen Kral ve Kraliçe de bu eğlenceler içinde yer alırlardı.

Yapının Peter Paul Rubens’e ait olan tavan resimleri; 1630 yılında kralın oğlu I. Charles tarafından sipariş edilmiştir. Tavandaki başyapıt: Sir Peter Paul Rubens tarafından yapılmıştır. Resminin altın çağının en ünlü eseridir.

İki resmin boyutları: 9 x 6 metre ve 13 x 3 metredir. Tuvaller: Rubens tarafından boyandıktan sonra 1636 yılında salona monte edilmiştir. Bu tuvallerde: Taçlar Birliği, James I Apotheosis ve I. James Barışçıl Reign tasvir edilmiştir.

Tavan resimlerini sipariş eden Charles I: hemen ardından 1649 yılında: Banqueting House önünde bir iskele üzerinde asılarak idam edilmiştir.

Çünkü: Kraliyet ailesinin abartılı yüceltilmesi: Oliver Cromwell ve Parlamenterler tarafından uygun karşılanmamıştır. Ayrıca, kendisi iç savaşı kaybetmişti. Düşmanları, onu vatana ihanetle suçladılar.

20 yıl sonra ise, bu kez II. Charles aynı yerde tahta çıkışını kutlamıştır.  Bina, resmi kutlamalarda kullanılmaktadır.

 

HORSE GUARDS PARADE-ATLI MUHAFIZLAR

Whitehall.SW1 adresindedir.
Whitehall’dan Trafalgar Square’e doğru “Downing Street” den geçtiğinizde göreceğiniz binalar topluluğu: 1666 yılındaki büyük yangında yanarak yıkılan “Palace of Whithall” un yerine yapılmıştır.

16.yüzyılda Kral VIII Henry; Palace Whitehall’u esas konutu olarak kullanmıştır.
Daha sonra York House olarak da bilinen yer: daha önceden ise kardinal Wolsey’e aittir.

Kral Henry: buranın ismini değiştirip genişletmiş ve atlı mızraklılar için bir alan yaptırmıştır.
Bir zamanlar: VIII Henry’nin mızrak dövüşü turnuvaları sahası olan bu alanındaki bu bahçe, günümüzde “Gurad Parade” olarak isimlendirilir.

Bölge: “William Kent” tarafından tasarlanmış ve 1755 yılında yapılmıştır. Sol tarafta, yine “Kent” tarafından tasarlanan eski Hazine Binası ve 1758 yılında tamamlanan ve günümüzde “İskoçya Bakanlığı” olarak kullanılan “Dover House” ın arka kısmı görülür.

Hemen yakınlarda ise, yine önemli bir yer bulunur. Burası: tenis ile ilgili ilk adımların atıldığı yerdir. Kral VIII Henry: bu gerçek tenis sahasında, tenisin ilk adımlarını atmıştır.

Hemen karşı tarafta ise, sarmaşıklarla kaplı bir iç kale bulunur. 1940 yılında Denizcilik Bakanlığının yanında, bombalara karşı korunaklı olarak inşa edilen bu bina, II. Dünya Savaşında haberleşme karargahı olarak kullanılmıştır.

Burada, her yıl Kraliçenin doğum günü gibi “Trooping the Colour” olarak bilinen seramoniler yapılır. Ama buranın en çok ilgi çeken yönü: muhafız değişim törenleridir.

 

Guard Museum

Londra merkezinde, Whitehall’da şehrin en tarihi binalarından olan Horse Guard içinde süvari müzesi bulunmaktadır. Wellington Barrack’s tören alanının altındadır. Girişi ise “Birdcage Walk” tadır.

Askeri tarihe meraklı olanların bu müzeyi mutlaka gezmelerini öneririm.

Müze: 1750 yılından kalma binanın içinde 350 yıldır değişmeden kalmıştır. Müzede: Afganistan’da devriye görevi yapan iki askerin, son derece gerçekçi sahneleri heykellerle figüre edilmiştir.

Ayrıca: II. Dünya Savaşından bir “Zırhlı Keşif Süvari Alayı” betimlenir. Waterloo Savaşı da canlandırılır. Müze girişi ücretlidir, 15 paund. Burada: camlı bölmede orijinal 18.yüzyıl ahırları ve buralarda çalışan askerleri görebilirsiniz.

Ayrıca müzenin koleksiyonunda: tarihi müzik aletleri, Faberge mobilyaları, gümüş tören üniformaları, ödüller gibi eşsiz hazineler bulunmaktadır. Her sergi: özel bir hikaye betimlemektedir.

Ayrıcı: 1831 yılında William IV tarafından verilen iki gümüş madalya görülür. 1982 yılında Hyde Park bombalandığında yaralanan atın dizginleri görülür.

 

Süvari Alayı

Alay: Kral Charles II tarafından verilen emir gereğince 1661 yılında kurulmuştur ve günümüzde: İngiliz Ordusu içinde 2 Alay düzeyindedir. Bunlar: Yaşam Muhafızları ve Blues and Royals Alaylarıdır.

Bunların iki rolleri bulunmaktadır. Londra ve İngiltere genelindeki törenlerde: Kraliçeyi korumak ve Kraliyet ahırlarının önemli bir parçası olmaktır. Ayrıca: operasyonel bir Alay olarak, zırhlı araçlarla gerektiğinde dünyada hizmet vermeye hazırdırlar.

Alayların: günümüzde Irak ve Afganistan’da konuşlandırılmış üniteleri bulunmaktadır. İnsani operasyonlarda barışı koruma adına bu rolü üstlendiklerini belirtmektedirler. Evet: Household Cavalry bölükleri: 350 yıldır kraliçenin hizmetindedir.

 

Ahırlar

“Cavalry Museum” un bir parçası olan “Household” denilen ve 18. yüzyıldan kalma ahırlarda: atların bakımını izlemek mümkündür. Ziyaretçiler: büyük bir camlı bölme arkasından çalışma ahırlarını görebilirler.

Tüm atlar burada bulunur ve günün farklı zamanlarında: atları beslenirken veya toynakları kontrol edilirken yani bakımları yapılırken veya göreve hazırlanırken görebilirsiniz.

Burada: gerek atlar ve gerekse biniciler titiz ve zorlu bir eğitimden geçirilirler. Müzede: bu eğitimler hakkında bilgiler de ziyaretçilere sunulur.

 

Törenler

Horse Guard Parade denilen burada, yıl boyunca çeşitli askeri törenler yapılır. Her gün saat: 08.00-18.00 arasında burası ziyaret edilebilir.

Günümüzde: “Household Cavalry” den gelen atlı muhafızlar: tüylü şapkaları ve kalçalarına kadar çıkan çizmeleriyle burada nöbet tutarlar.

İki nöbetçi: her gün saat: 10.00-16.00 arasında burada nöbettedirler ve her gün düzenlenen muhafız değişimi törenleri, özellikle turistlerin ilgisini çekmektedir. Nöbet değişim töreni: saat: 11.00’de yapılmaktadır.

Özellikle: Kraliçenin resmi doğum günü etkinlikleri çok renklidir. Whitehall merkezindeki ve diğer Kraliyet Sarayları (Buckingham Sarayı ve St James Sarayı) : günümüzde de hala bu nöbetçiler tarafından korunmaktadır.

Cumartesi ve Pazar günleri saat: 10.00’da ve Pazartesi günü saat: 11.00’de her sabah nöbet değişim törenleri yapılır ve bu törenler 30 dakika sürer. Bu törenlerde, Hyde Park Kışlasından geleneksel kostümleri ile gelen 12 asker tarafından yapılır. Her gün saat: 16.00’da attan inme töreni yapılır.

2012 Londra Olimpiyatlarında: “plaj voleybolu” karşılaşmaları burada yapılmıştır.

 

TRAFALGAR STUDİO

14 Whitehall.SW1 adresindedir.

Trafalgar Studio: Londra’nın en heyecan verici yeni bir mekanıdır. Eski adı ile 2004 yılına kadar “Whitehall Tiyatrosu” olarak kullanılmıştır. Whitehall Tiyatrosu: 17.yüzyılda Marc-Henr ve Laverdet tarafından, Art Deco tarzında düzenlenen iç mekanlarla birlikte, Edward A. Stone tarafından tasarlanmıştır. Tiyatro: 1930 yılında açılmıştır.

1930’lardan kalma tiyatro binasının beyaz ön cephesi, sokağın diğer ucundaki Cenotaph’ı yansıtır gibidir.

İç mekan mükemmel Art Deco ayrıntılarla süslenmiştir. Burada iki küçük sahne bulunur. 1.Nolu sahne: 380 koltukludur ve 2004 yılında açılmıştır. 2.Nolu Sahne ise 100 koltukludur ve 2005 yılında açılmıştır. Londra şehrinde yeterli zamanınız ve merakınız varsa, burada bir oyun izlemenizi öneririm.

İngiltere Londra Westminster ve Whitehall QUEEN ANNE’S GATE

 

QUEEN ANNE’S GATE

St James’s Park.SW1 adresindedir. Kraliçe Anne Konakları olarak bilinen bu apartman bloğu: gayet iyi korunarak günümüze ulaşmış olup, binanın batı ucunda: 1704 yılından kalma gösterişli bir kapı görülmektedir. Çünkü: daha önce yapılan orijinal yapı: 1973 yılında yıkılmıştır ve orijinal plan muhafaza edilerek yeniden yapılmıştır.

Binanın diğer ucunda: 70 yıl sonra yapılmış evlerin dış cephelerinde: Victoria dönemi başbakanı Lord Palmerston gibi burada yaşamış ünlülerin adlarının yazılı olduğu mavi plakalar görülür.
No 13 ve 15’i ayıran duvarın önünde: Kraliçe Anne’in küçük bir heykeli durur.

Batıda, Petty France’ın köşesinde mimari uyumsuzluğun bir örneği olarak Sir Basil Spence’in İç İşleri Bakanlığı Binası yer alır. Birdcage Walk’a inen cockpit merdivenleri, 17.yüzyılda kanlı horoz dövüşlerinin yapıldığı alan olarak biliniyor.

Evet, burası günümüzde “Adalet Bakanlığı” merkezi olarak kullanılmaktadır. Hatta söylenenlere göre: ünlü İngiliz gizli servise M15’in merkezi burada bulunmaktadır.

 

WESTMİNSTER CATHEDRAL

Ashley Place SW1 adresindedir.
Burada bulunan ve 1834 yılı yapımı cezaevi kompleksi: 1884 yılında Katolik kilisesi tarafından satın alınmıştır. Ardından: yapı: mimar John Francis Bentley tarafından erken Hıristiyanlık dönemi-Bizans tarzında dizayn edilmiştir.

Bu mimari stil önemlidir çünkü Londra şehrinde benzer mimari stilli başka yapı bulunmamaktadır.

Bu çalışmalar 1895 yılında başlamış ve 8 yıl sonra 1903 yılında bitirilmiştir. Çan kulesi: 82 metre yüksekliktedir. Üstünde beyaz taşların oluşturduğu yatay çizgiler bulunan kırmızı tuğladan yapılmış kule: yakındaki Abbey ile tam bir tezat oluşturmaktadır.

Buraya asansörle çıkılmaktadır ve Westminster Abbey ve St Paul Katedralinin muhteşem manzarasını izlemek isterseniz, buraya çıkmanızı öneririm. Kuzeydeki sakin “Plazza”da bölgenin yapılarından birisidir.

Özellikle: katedralin iç bölümündeki ince mermer ve mozaik işçiliği görülmeye değerdir. Rengarenk mermerler ve ince mozaiklerden oluşan iç dekorasyon nefin üzerinde yükselen kubbelerle zıtlık içindedir. Katedral için ayrılan paranın bitmesi üzerine: kubbeler çıplak bırakılmıştır.

Yine içi mekanda: heykeltıraş Eric Gill tarafından yapılan eserler: dünyaca ünlüdür. Kudüs şehrindeki 14 Haç durağını gösteren ve I. Dünya Savaşından kalma bu rölyefler: nefin ayağını süslemektedir.

Yine iç mekandaki org: Avrupa’nın en iyilerinden biri olarak bilinir.
Katedralde: her Pazar günü öğleden sonra konserler düzenlenmektedir.

 

Mozaikler

Katedral mimarı John Bentley: Mart 1902 yılında öldüğünde katedralin mozaikleri bitmemişti ve kendisinin çizim ve tasarımlarına göre mozaikler, katedral sanat komitesi tarafından 1936 yılından itibaren geleceğin mimarlarına ve tasarımcılarına yaptırıldı. Özellikle: Bentley’in etkisi hissedilen “kutsal ruhlar” mozaiğini mutlaka görmenizi öneririm.

 

Mermerler

Katedralde 100 den fazla mermer işleme görülmekte olup, bunlar beş kıtadan ve çoğu antik Yunan ve Roma’dan gelmiştir.

İngiltere Londra Westminster ve Whitehall

 

Haç İstasyonları

Yukarıda da belirttiğim gibi: Haç İstasyonları: Eric Gill çizimleri ışığında hazırlanmış ve Mimarlar Odası tarafından hazine olarak nitelendirilmektedir. Gill: Nisan 1914 tarihinde, mimar Bourne tarafından onaylanan istasyonları için halen British Museum’da bulunan tasarımlarını üretti.

Bu 14 panel: ahşap kireçtaşına, alçak kabartma olarak oyuldu. Haziran 1915 tarihinde yalnızca 4 istasyonu görüntüsü vardı.

İngiltere Londra Westminster ve Whitehall ST JOHN’S SMİTH SQUARE

 

ST JOHN’S SMİTH SQUARE

Bu eski kilise; St John Smith Square adresindedir.

Yapı ilk olarak: Thomas Archer tarafından bir kilise olarak tasarlanmış ve 1728 yılında tamamlanmıştır.

Aynı dönemde, Kraliçe Anne’nin; 1711 tarihli “50 Yeni Kilise” kanunu bulunmaktadır. Ancak: kilisenin tarihi kazalarla doludur. 1728 yılında tamamlandıktan sonra: 1742 yılında yanarak kül olmuştur.

1773 yılında üstüne bir yıldırım düşmüştür. 1941 yılında ise, II. Dünya savaşında bombalanmıştır.

İngiliz Barok mimarisinin en güzel eseri olarak kabul edilir. Ressam ve sanat tarihçisi Sir Hugh Casson: Thomas Archer’in bu eserini: İngiliz Barok mimarisinin en önemli örneği ilan etmiştir.

Kilise: iki köşesindeki küçük kuleleri ve yuvarlak hatlarıyla, meydanın dışına taşmak ister gibi kuzeyde 18.yüzyıl evlerinin üstünden gökyüzüne yükselir.

Dört köşe kuleleri ve anıtsal kırık özellikli alınlık dikkati çeker. Mimar Archer kiliseyi tasarlarken: Kraliçe Anne’ye danışmıştır ve yapıyı bir tabure gibi düşünmüş ve dört köşesine taburenin ayaklarını betimleyen kuleler yerleştirmiştir. Ama aslında, kuleler binanın çökmesini önlemek için yerleştirilmiştir.

Londra’nın merkezinde, benzersiz bir müzik mekanı ve İngiliz Barok mimarisinin başyapıtıdır. Yapı: St John tarafından tasarlanmış ve inşa edilmiştir.

Binanın güzelliği ve olağanüstü akustiği dikkat çekmektedir. Yapı: II. Dünya Savaşında bombalandığında harabe haline gelmiş ve daha sonra bir kişi tarafından satın alınarak bir konser salonu olarak restore edilmiştir.

Yani: 1960’lı yılların ardından burası hem kilise ve aynı zamanda konser salonu olarak kullanılmaya başlanmıştır. Burada: canlı resitaller, oda konserleri ve çeşitli klasik programlar düzenleniyor.

Yapının bodrumunda: konser olsun veya olmasın, sürekli açık olan, tenha, tuğla tonozlu ve şarap içilebilen bir restoran bulunuyor. Bu kafe/restoran, her gün saat: 08.00-17.00 arasında açıktır. Konser günlerinde ise, burası akşam yemekleri için de açıktır ve fiyatları makuldür.

İtalya Siena

İtalya Siena

İtalya Siena; Şehir Toskana tepelerindedir. Chianti’nin zeytinlikler ve üzüm bağlarıyla çevrilidir. Toskana bölgesinin en güzel şehirlerinden birisidir. Üç tepe üzerinde kuruludur. Dolambaçlı yollar ve dik basamaklar bulunur. Şehrin güneyindeki Arbia vadisi: ünlü Brunello şarabına ev sahipliği yapan tepedeki Montalcino kasabasına götürür.

Şehir merkezi araç trafiğine kapalıdır. Eğer şehre araç ile geliyorsanız, aracınızı şehir kapılarının dışında bulunan otoparklara bırakmalısınız.

Dünyaca ünlü filmlerden: James Bond filmi “Quantum of Solace” Siena ve Palio yarışları görülebilir.

Şehirde: 13’ncü yüzyılda zaman durmuş gibi görünür. Muhteşem güzel bir Ortaçağ kentidir.

UNESCO, 1995 yılında Siena şehrinin Piazza del Campo meydanını, Dünya Mirası Sit alanı olarak kabul ederek koruma altına almıştır.

İtalya Siena

ULAŞIM

Siena şehri, Floransa şehrine sadece 70 km uzaklıktadır. Roma şehrine uzaklık 233 km dir. Pisa arasındaki uzaklık; 117 km. Grosseto arasındaki uzaklık: 75 km. Livorno arasındaki uzaklık: 131 km.

İtalya Siena

TARİHİ

Şehrin: Roma’nın iki efsanevi kurucusundan olan Remus’un oğlu Senius tarafından kurulduğu söylenir. Bu yüzden Siena şehrinin amblemi Remus ve Romulus’u emziren dişi kurttur.

Daha sonraki süreçte: şehir Roma İmparatoru Augustus tarafından bir Roma kolonisi olarak kurulmuştur. Şehre Saena Julia ismine atfen “Siena” ismi verilmiştir.

Sonraki yüzyılda, Siena, yakındaki Floransa’ya rakip olan müreffeh ve önemli bir Ortaçağ kasabası haline geldi. Ancak 1348 yılındaki veba yani kara ölüm, kasabanın bankacılık işinde düşüşe sebep oldu ve servetinin büyük kısmı yok oldu. Aynı zamanda nüfusun da büyük kısmı öldü. Bunların sonucunda Siena şehrinin yıldızı söndür.

Siena şehri: 17 bölgeye bölündü. Contrada denen bu bölgelerin kendi hayvan amblemleri vardı. (tırtıl, zürafa, kaz ve benzeri gibi) Contrade arasındaki rekabet: Siena şehrinin en büyük turistik cazibe merkezi olan Palio’da her yıl iki kez gündeme geldi. Conrade’yi temsileden atlar (bu atlar yerel kiliseler tarafından kutsanırdı) Piazza del Campo çevresindeki tehlikeli bir yarışta yarışıyorlardı. Tüm olay tarihsel bir gösteri, bayrak sallama ve tezahürat alemiyle çevriliydi. Günümüzde de devam eden Palio geleneği: her yıl 2 Temmuz ve 16 Ağustos tarihlerinde sürmektedir.

Floransa ile savaş yıllarında, büyük sanatçılar şehirde önemli işler gerçekleştirir. Siena Okulunun ustaları: Lorenzetti kardeşler, Duccio di Boninsegna, Simone Martini gibi ustalardır. Bu dönemde, şehir muhteşem yeni anıtlarla süslenir.  

SİENA ÜNİVERSİTESİ

Siena Üniversitesinin tarihi, Ortaçağ döneminden başlayarak Toskana’nın kültürel geleneği boyunca gelişmiştir. Üniversite hakkındaki bilinen ilk belge, 1240 yılına tarihlenir. Üniversitenin en büyük gelişmesi, 1321 yılında Bologna Üniversitesinin buraya taşınmasıyla gerçekleşti. Siena Belediyesi, üniversiteyi her yönden destekledi. Siena Üniversitesi: 1859 yılından sonra, şehir kurumlarının da yardımıyla hızla büyüdü.

NE YENİR

Siena şehrinin yerel lezzetlerinden tatmak isterseniz: bir kadeh Vin Santo eşliğinde Cantuccini olmalıdır. Bölgede Toskana mutfağının önemli ürünleri olan: çorbalar, kavrulmuş et, av etleri ve çeşitli ev yapımı makarna türleri bulunmaktadır. Bruschetta: domatesli ve otlu sarımsaklı bir tür ekmektir. Mutlaka denemenizi öneririm. Ayrıca: yerel sosisler, peynir, karaciğer, ribollita çorbası denenmelidir. Tatlı olarak ise: klasik Vin Santo eşliğinde cantucci bisküvileri, Ricciarelli, Panforte ve Cavalucci vardır.

NE İÇİLİR

Siena ve çevresinde, harika şaraplar vardır. Chianti, Brunello di Montalcino, Montepulciano ve Vernaccia di San Gimignano.

GECE HAYATI

Siena şehrinde gece güzel bir restoranla bir akşam yemeği ile başlar ve ardından dar sokaklarda yürümeye başlayın. Siena geceleri çok canlı olan Piazza del Campo civarında hareketlidir. Akşam dünyanın dört bir yanından gelen çok sayıda öğrenciler: şarap imalathaneleri ve bira fabrikaları, barlar ve revaçta kulüpleri doldururlar.

ALIŞVERİŞ MEKANLARI

Şehirde San Domenico bölgesinde yerel ürünler sunan mağazalar ve zanaatkar atölyeleri vardır.

İtalya Siena Palio

SİENA PALİO

Palio, Siena Belediyesi tarafından düzenlenen bir etkinliktir. Siena şehrindeki en büyük geleneksel festivaldir.

Bu etkinlikte: at yarışları düzenlenir. Ancak bu yarışlar aynı zamanda dünyanın belki de en kötü şöhretli at yarışı olarak bilinmektedir. Çünkü yarışlar parke taşları üstünde yapılmaktadır. Eyersiz olduğu için oldukça tehlikelidir. Sadece 2 dakikadan daha az süren bu yarışlar, yıl boyu süren tartışma ve rekabet konusu olmaktadır.

İtalya Siena Palio

Atlı ilk palio, kesintiye uğramadan 1644 yılından beri sürmektedir. Yani oldukça uzun bir geçmişe sahiptir ve asla kesintiye uğramadan devam etmektedir.

Geleneksel Palio yarışları, her yıl 2 Temmuz ve 16 Ağustos tarihlerinde “Campo” da yapılır.

Palio yarışından önce: antik Siena Cumhuriyetinin kurumlarını temsil eden 600’den fazla kişinin orijinal kıyafetlerle katıldığı bir geçit töreni düzenlenir. Bu törene “Tarihi Yürüyüş” denir.

İtalya Siena Palio

Geçit alayı: öğleden sonra Piazza del Duomo’dan başlar ve Piazza del Campo’ya gelmeden önce şehir merkezindeki bazı sokaklarda dolanarak ilerler.

Palio günü, bu geleneksel yarışa tanıklık yapmak için, güneşe, sıcağa ve terlemeye istekli olan seyirciler, öğleden itibaren meydanda toplanmaya başlarlar. Daha sakin olanlar genellikle 8 ay önce satılan ve meydanın kenarında bulunan koltuklar için bilet alırlar. Meydan, Palio başlamadan birkaç dakika önce kapatılır ve sonunda atlar çekilir ve toz çökmeden önce biter. Kazanan Cantrada haftalar boyunca ziyafet çeker ve kutlar.

Geçit töreninin ardında yapılan yarış ise: uygun şekilde düzenlenmiş ve teçhiz edilmiş, eyersiz olarak Piazza del Campo çevresinde 3 tur şeklinde yapılır.

İtalya Siena

GEZİLECEK YERLER

İtalya Siena Piazza Del Campo

PİAZZA DEL CAMPO

Campo: günümüzde görülen şekilde asfalt bir meydana dönüşene kadar, eskiden olduğu gibi “tarla” anlamına geliyordu.

Kentin ana meydanıdır. Yamuk biçimdedir ve yavaşça kenarlardan merkeze doğru iner. Burası şehrin kalbidir. Siena’ya giden ve buradan ayrılan üç ana yolun kesiştiği yerdedir. Siyasi ve sivil bayramlar burada kutlanır.  

Burada: barlar ve restoranlar, fantastik anıtlar ve kalabalıklar bulunur. Meydana eğimli bir amfitiyatro da vardır. Ayrıca burada ünlü Palio koşusu yapılır. Her yaz meydanda iki kere at koşuları yapılır. (ayrıntılı bilgiyi yukarıda verdim.)

Meydan ve çevresinde “kırmızı” renk hakimdir. Çünkü hükümet: meydanın ve sivil binaların fiili inşasından önce 1297 yılında bazı kararlar almıştır. Çünkü binalar ve meydan arasında uyumlu bir yapı yaratılmak istenmiştir.

Meydanın çevresi: 333 metredir. 10 sıra beyaz traverten taşla bölünen, kırmızı tuğladan, balık kuyruğu tasarımıyla kaplanmıştır. Her bölüm, 9 validen birini temsil eder.

İtalya Siena Museo Civico

PALAZZO PUBBLİCO-MUSEO CİVİCO-KENT MÜZESİ

Piazza del Campo’dadır.

Siena şehrinin en önemli yapılarından birisidir.

13’ncü yüzyıl sonu ile 14’ncü yüzyıl başında Lordlar Nove’nin emriyle inşa edilmiştir.

Dokuzlar Konseyi: 1287-1335 yılları arasında, 70 yıl buradan yönetilmiştir. Dokuzlar Hükümeti: orta sınıftan seçilen halkın dokuz temsilcisi nedeniyle böyle isimlendirilir.

Bu dokuz adam: 2 ay görevde kalmış ve görevde kaldıkları süre boyunca belediye binasından hiç ayrılmadıkları için, şehri dış etkiler olmadan yönettiler. Aslında binada en önemli odalardan biri: Dokuzun Odası “Sala dei Nove” dir.

Mevcut bina üzerine zamanla diğer kamu daireleri ve çoğu soylu aileler için yeni ilaveler yapılmıştır.

Palazzo’nun hem iç hem de dış duvarlarında gösterilen aile armaları; bu konutlarda yaşayan ünlü yargıçlar, doktorlar, askerler ve soylu ailelere aittir. Bu armalar yüzyılın farklı sanatçıları tarafından yapılmıştır.

Zemin katta: Belediye başkanının günümüzdeki ofisinde eski adıyla Şansölye ve Bilanceria di Biccherna armaları görülür. Diğer armalar ise, 2’nci katta anticonsiglio’nun tavanındadır.

Evet, burası Siena şehrinin bağımsızlığının ve zenginliğinin sembolüdür.

İtalya Siena Museo Civico

Museo Civico-Kent Müzesi

Binanın en güzel odalarından bazıları, Şehir Müzesine aittir ve ziyarete açıktır. Müze 1930 yılında kurulmuştur.

İtalya Siena Museo Civico

Binanın sağ tarafındaki giriş ofislere açılır. Sol tarafındaki ana girişten, Cortile del Podesta adlı avluya geçilir ve oradan şehir müzesine ulaşılır. Yine bu bölümden, aşağıda ayrıntılı olarak anlatacağım Torre del Mangia kulesine çıkmak mümkündür.

İtalya Siena Museo Civico

Gelelim müzeye:

Avlunun sonunda Şehir Tiyatrosu girişi yanında, müzenin bilet gişesi bulunur. Giriş ücreti 9 Euro’dur. Burada Siena sanatının başyapıtları bulunmaktadır.

İtalya Siena Museo Civico
Açık hava sundurması

Bir zamanlar Sinea şehrinin Gaia çeşmesinin bir parçasını oluşturan Jacopo della Quercia’nın soluk boyalı panellerine sahiptir.

İtalya Siena Museo Civico

Giriş bölümünde, Siena’nın sembolü olan bronz bir dişi kurt yer almaktadır.

İtalya Siena Museo Civico Sala del Mappomonda
İlk odada-Sala del Mappomonda-Dünya Haritası Odası:

Bir zamanlar duvara asılan büyük ve yuvarlak küre nedeniyle, en büyük salona “Sala del Mappamondo-Globe Salonu” denir.

1345 yılında Ambrogio Lorenzetti: Siena’nın Palazzo Publico’sundaki Mappomondo olan bir dünya haritası yarattı. Sala del Mappalondo (Dünya Haritası Odası); eskiden Cumhuriyet Konseyinin Karargahıydı. Oda, Cumhuriyet topraklarını betimleyen Ambrogio Lorenzetti’nin muazzam ahşap diskinden sonra sözde idi.

Çok büyük boyutlara sahip (muhtemelen 4.83 metre çapında) ve formunda yuvarlak, tek bir merkezli pivot üzerine monte edildi ve çeşitli kısımları izleyiciye daha yakın hale getirmek için arka arkaya döndürüldü. Siena’nın böyle bir imaja sahip olma arzusu, 13’ncü yüzyıl sonlarında portolan haritaların ortaya çıkışıyla ilgilidir.

Evet, Ambrogio Lorenzetti’nin çizdiği dünya haritası eşsiz tasarımın muhteşem izlerini bırakmadan kayboldu. Dönen bir tekerlek olan çalışma, asıldığı duvarın yüzeyine bir dizi büyük eşmerkezli halkı çizdi ve böylece altına gizlenmiş bir önceki boyama katmanına zarar verdi.  

İtalya Siena Museo Civico Sala del Mappomonda

Duvarın üst kısmında, iki tahkimat ve arka planda güzel bir mavi gökyüzü ile atının üstündeki ünlü bir şövalye freski görülür. Eser: Guidoriccio da Fogliano’ya aittir.

Odanın diğer ucunda: Sienalı ressam Simone Martini’nin en ünlü iki eseri bulunur.

Solda ilk resim: bir başyapıt olan Maestra’dır. İnanılmaz bir şekilde bu onun ilk resmiydi. 1315 yılında tamamlandı. Martini resimlerini zengin desenli kumaşlarla karakterize etme eğilimindedir ve tahtta oturan Mary’nin elbisesi bir istisna değildir.

Resim: Melekler ve Azizlerle çevrili çocuklarla tahta geçen Madonna, ön taraftaki dört figür şehrin koruyucu azizleridir. Maestra dini sahnesi: Siyen resminin en eski örneklerinden birisi olarak önem kazanır.

İtalya Siena Museo Civico Sala del Mappomonda

Sanatçının diğer eseri: Siena birliklerinin Montemassi’yi fethini anlatan Guidoriccio da Fogliano freskidir. Siena ordusunun komutanını, yeni fetih ettiği topraklarda yine kumaş elbiseli görülmektedir. Son zamanlarda bazı sanat tarihçileri, bu eserin Martini’ye atfedilmesine itiraz ettiler.

Çünkü 1980 yılında, duvarın altında biraz daha eski, hasarlı bir fresk tespit edildi. Bu daha önceki resim, ahşap çitlerle çevrili bir kalenin önünde duran iki figürü tasvir ediyor. Bazıları bunun Martini’nin freski olduğunu iddia ederken, bazıları ise bu eski freskleri başka sanatçılara atfediyorlar.

Burada: ülkenin birleşmesinden sonra hüküm süren İtalya’nın ilk kralı Victor Emmanuel II’ye ithaf edilmiş bir 19’ncu yüzyıldan kalma bir fresk bulunmaktadır.

İtalya Siena Museo Civico Salla della Pace
İkinci odada-Salla della Pace:

Buraya “Sala dei Nove yani Dokuzların Odası, Nine Hall” ve Şehir Meclisinin toplandığı oda yani Salla della Pace’de denir.

Burada fresk döngüsü içinde: Ambrogio Lorenzetti (1319-1348) tarafından yapılan “İyi ve Kötü Hükümeti” ilgi çeker. Odanın üç duvarını kaplayan resimler, zamanın sanat tarihinde istisna niteliğindedir. Dini konular yerine, seküler konular temsil edilmiştir.

İtalya Siena Museo Civico Salla della Pace
İyi yönetim;

Pencerenin karşısındaki duvarda: İyi Hükümet freskinin bir parçası var. Konsept: Nove hükümdarının (kral tahtta siyah-beyaz giysiyle sembolize ediliyor. Siyah-beyaz renkler, iki ikiz ve kurt tarafından da anılan Siena renkleridir.)

Kralın insani erdemleri: kralın yanında oturan 6 bayan tarafından kişiselleştirilir. Sağında: barış, kale, sağduyu var. Solunda ise: yüce gönüllülük, ölçülülük, adalet var.

Kralın ilahi erdemleri olan inanç, umut ve sadaka, başının üzerinde dolaşır. Bununla birlikte, hükümetin toplam fazileti: “Adalet” dir. İkinci olarak: sahnenin sol ucunda izole edilmiş, ona hakim olan “Bilgelik” ten esinlenerek oturan soylu kadın tarafından temsil edilir.

Böylece tüm vatandaş sınıfları, hükümete saygı gösterme konusunda hemfikirdir. Burada iki dizge sahip 24 karakter tarafından temsil edilir. Son olarak: hükümetin askeri güvenliği, bir gurup tutsağı koruyan silahlı şövalyeler tarafından freskin sağında gösterilmiştir.

Lorenzetti, freskte tasvir edilen karakterlerin sembolize etmeleri gereken ahlaki nitelikleri ve duyguları ifade etmesini sağlamak için: bakışlarına itina gösterdi. Bu nedenle, özellikle odaya adını veren “Barış, Concordia, Prudence ve acı çeken savaş esirlerinin resimlerinde“ görmek mümkündür.

İtalya Siena Museo Civico Salla della Pace

Giriş duvarındaki freskte, kırsal kesimden kente iyi yönetimin etkilerine adanmış bir bölüm var. İyi yönetilen bir şehrin, binalarının niceliğinden ve nezaketinden, vatandaşlarının lüks giysisinden, şenlikli iyimserliğinden, pazarlarının refahından da görülebileceği gibi aynı zamanda ne kadar zengin ve mutlu olduğunu anlatır. Böylelikle Lorenzetti, izleyiciye birçok kule evleri, sokakları, kızların klavsen çaldığı ve dans ettiği, düğünlerin yapıldığı meydanlarıyla Siena şehrinin bir ateşli ticaret vizyonunu veriyor.

Hükümet iyiyse, etkileri kırsal kesimde de görülebilir. Bu nedenle Lorenzetti, izleyiciyi duvarın diğer büyük freskinde, kentin iki kompozisyon arasında bir bölge çerçevesi oluşturan mazgallı duvarların ötesinde, tepelik bölgeyi çağrıştırıyor.

İtalya Siena Museo Civico Salla della Pace
Malgovernment freski-Kötü yönetim

Odada karşı duvardadır. Ancak fireskdekiler kolayca okunamayacakları için odadaki en hatalı fresklerdir. Yani kötü hükümetin olduğu duvar ağır hasar görmüş ve sadece kısmen görülmektedir. Elbette önceki yani iyi yönetim fresklerindeki kavramların tersine çevrilmesidir. Özetle: iyiden kötüye geçiliyor.

Böylece öfke kılıcıyla Mal Governo, ayaklarını siyah bir keçiye dayayarak aç gözlülük kadehine hükmeder, kafasından kaçan boynuzlar gibi iki kavisli dişle ve gözlerle ifade edilir. Onun iki yanında: açgözlülük ve vanagloria vardır. Diğer yanında ise: zulüm, aldatmaca, sahtekarlık, gazap görülür. Adalet zincirler içinde güldü ve ayaklar altına alındı. Kötü yönetimin etkilerine gelince, birkaç parça sağlam olup olmadıklarını, harabeye indirgenmiş ve haydutlar ve kasvetli bir şiddet ve ölüm krallığı tarafından istila edilmiş bir şehrin ölümü hayal edilmektedir.

Sonuç:

Odanın çevresindeki banklar oturun ve zamanın şehir hayatını ve ayrıntılarını izleyin. Bağlar ve zeytin tarlaları ile kentin çevresinde tasvir edilen peyzajdan günümüze kırsalın manzarası pek farklı değildir.

Yönetim Alegorisinin merkezinde, beyazlar içinde, zırh üzerinde yatan bir kadın, UNESCO tarafından seçilen “Barış’ın evrensel” amblemidir.

Ayrıca: altından yapılmış zarif bir gül ağacı (Bir Papa’dan Siena şehrine armağandır) da görülmeye değerdir.

İtalya Siena Torre Del Mangıa

TORRE DEL MANGIA

Piazza Del Campo meydanındadır.

Güç ve zarafetin sembolü olan kule, Francesco ve Muccio di Rinaldo kardeşler tarafından, 1325 yılında yapılmaya başlanmış ve 1348 yılında tamamlanmıştır. Kırmızı tuğladan yapılmıştır ve halk ile olan yakınlığının bir sembolü olarak 87 metre uzunluğunda tuğla ve geri kalanı muhtemelen görsel olarak daha belirgin hale getirmek için beyaz travertendir.

İtalya Siena Torre Del Mangıa

Evet kulenin ikinci bölümü: beyaz travertenden yapılmıştır. Lippo Memmi’nin bir tasarımına dayanarak Agustino di Givanni tarafından yapılmıştır. 1666 yılında, Sunto olarak da bilinen “Campanone” adı verilen büyük bir çan yerleştirilmiştir.

İtalya Siena Torre Del Mangıa

Kule ismini: kulenin ilk koruyucusu olan ve belirlenen zamanlarda 400 basamaklı merdiveni tırmanan ve kasaba halkı için saatin zillerini çalacak olan ilk kişiden almıştır. Mangiaguadagni lakaplı (niye bu lakap verilmiştir, çünkü kendisi tüm kazancını Siena tavernalarında yiyerek geçirdiği için, kelime anlamı: kazanan yiyen) Giovanni di Balduccio: 1347 yılında saatin zillerini çalmak için görevlendirilmiştir.

O tarihten sonra ise kuleye ismini vererek tarihe geçmiştir.

İtalya Siena Torre Del Mangıa

Kulenin toplam yüksekliği 102 metredir. İtalya’nın üçüncü en yüksek kulesidir.

Eğer kendinize güvenirseniz, 500 basamaklı bir merdivene tırmanarak kulenin tepesinden 88 metrelik yükseklikten, Siena ve çevresinin muhteşem bir manzarasını görebilirsiniz. Ancak kuleye çıkış için bilet almak gerekiyor. Ayrıca: tırmanışın nefes kesici olduğunu unutmayın, ayrıca bir kerede sınırlı sayıda ziyaretçinin çıkmasına izin veriyorlar, merdivenlerin ne kadar dar olduğunu da söylemeden geçemem.

İtalya Siena Cappella di Piazza

Cappella di Piazza:

Kulenin ayaklarında, Gotik nişlere yerleştirilmiş güzel heykeller bulunan Meryem Ana Şapeli bulunur. Bu şapel, Meryem Ana onuruna, 1352-1376 yılları arasında inşa edilmiştir. Sebep: 1348 yılında Kara vebanın etkilerinden korunmanın onurunadır. Tonozlu tavan, dönemin yerel sanatçıları tarafından aziz resimleriyle süslenmiş ve 4 pilasterle desteklenmiştir. Palio oyunları sırasında jokeyler için ayin: şapelin sunağında yapılır.

İtalya Siena Fonte Gaia

FONTE GAİA

Şehrin ünlü havuzu: Palazzo Pubblico ve Torre del Mangia’nın tam karşısındadır. Hem merkezi konumu hem de bir sanat eseri olan Piazza del Campo nedeniyle, Siena çeşmelerinin kraliçesi olarak kabul edilir. Deniz seviyesinden 321 metre yüksektedir. Şehirdeki tüm çeşmelerin en yüksek kotundadır.

İtalya Siena Fonte Gaia

1346 yılında inşa edilen Siena şehrinin gururu ve eğlencesidir.

Çeşmenin panoları: Jacopo della Quercia tarafından 1409-1419 yılları arasında tamamlanmıştır. O döneme ait İtalyan heykelinin güzel örnekleri olarak kabul edilir

Günümüzde görülen mermer figürler ise, Jacopo della Quercia tarafından yaptırılan orijinal figürlerin: daha sonra Tito Sarrochi tarafından yapılmış kopyalardır. Orijinal heykeller ve alçak rölyefler, Santa Maria della Scala (Museo Civico) müzesinde sergilenmektedir.

İtalya Siena Fonte Gaia

Havuzun suyu, 30 kilometreyi aşan yer altı tünellerinden gelmektedir.

Evet: günümüzde şehirde “Civediamo alla fontana” ismi sık sık kullanılmaktadır. Çünkü şehirliler ve turistler, bu ismin bir buluşma yeri olduğunu ve bu buluşma noktasının şehrin en ünlü ve görülmeyi kolay burayı belirttiğini bilmektedir.

TERZO DI CİTTA

Terzo di Citta meydanın sağındaki binada bulunan dünyanın en küçük penceresine sahip Piazza Postierla günümüzde de bulunmaktadır. Önceleri bölgenin en yüksek tepesinde bulunan Via di Castelvecchio ve Remus’un sığınağı Castelsenio efsaneye göre ve şehrin ilk şehidinin hapsa atıldığı söylenen Cappella delle Ceneri di Sant’Ansona vardır.

Via di Stalloreggi’de: efsaneye göre bir karganın düştüğü yerde inşa edilmiş “Karga Madona” vardır. Bu karga, 1348 yılında şehre vebayı yayıyor. Terzo di Citta’da heybetli siyah-beyaz mermerden katedral Duomo ve Avrupa’nın ilk hastanelerinden birisinin yapısında bulunan Santa Maria della Scala müzesi var. Ayrıca: ünlü Çağdaş Sanat Merkezine sahip olan Palazzo delle Papesse artık kapalıdır.

TERZO DI CAMOLLIA

Adını geleneksel düşmanı Floransa’nın yönüne bakan ve bu nedenle her zaman sıkı bir şekilde korunan Porta Camollia denilen şehir kapısından alır. Terzo di Camollia: diğerlerinin yanı sıra, günümüzde şehrin ana alışveriş, bankacılık ve eğlence caddesi olan Via Banchi di Sopra’yı, 2 meydanı, Piazza Salimbeni ve Piazza Tolomei’yi içerir. Terzo di Camollia’da birkaç bazilika bulunmaktadır.

İtalya Siena Duomo

SİENA VİEW OF THE CATHEDRAL-DUOMO

Piazza II Campo’nun çok yakınında, Duomo meydanındadır.

Katedrale giriş ücretlidir. Duomo, vaftizhane, kripto ve müzeyi gezmek için, kişi başı 20 Euro olan karma bilet satın almanızı öneririm.

Katedral: Avrupa sanatsal panoramasının en önemli anıtlarından bazılarına ev sahipliği yapmaktadır. Her yıl 1 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Ancak Floransa şehrindeki katedrale girmek için 3-4 saat beklemek gerekirken, buradaki katedralde o derece yoğun bir bekleme gerekmiyor.

Yani muhtemelen bilet almak için 20-25 dakika beklemek gerekiyor. Katedralin içinde fotoğraf çekmek serbest ama flash ve tripod kullanımına izin verilmiyor.

Katedral: daha önceki bir yapının yerine: 1215-1263 yılları arasında inşa edilmiştir. Şehrin servetinin çöküşünden (veba salgını ile şehir nüfusunun yarısından çoğu ölmüş, serveti çökmüştür.) önce Siena şehrinin yapıyı dünyanın en büyüğü olarak genişletmek için iddialı planları vardır.

Hafif çıkıntılı bir kubbe ve çan kulesi ile Latin Haçı şeklindedir.

İtalya Siena Duomo

Çan kulesi sadece 77 metre yüksekliktedir. Çan kulesinin konumu tepeden 10 metre daha yüksektedir. Yani şehrin siluetine bakarken, daha yüksek olan Mangia kulesi ve katedralin çan kulesi aynı boyda görünüyor.

Dış ve iç mekanlar: beyaz ve yeşilimsi-siyah mermerle değişen, şeritlerle dekore edilmiştir. İçte ve dışta zebra çizgili beyaz ve siyah mermer, yapıya benzersiz ve çarpıcı bir görünüm kazandırıyor. Siyah ve Beyaz: Siena şehrinin sembolik renkleridir. Siyah ve beyaz: efsanevi kentin kurucuları Senius ve Aschius’un siyah-beyaz atlarıyla etiyolojik olarak ilişkilendirilir.

Yapıda: Pisano, Donatello ve Michelangelo VE Pintiricchio’nun sanatsal şahaserleri bulunmaktadır.

İtalya Siena Duomo

Katedralin dış cephesi:

Oldukça etkileyicidir. Katedralin cephesinin yapımına 13’ncü yüzyıl sonlarında Giovanni Pisano tarafından başlanmıştır. Cephenin duvarlarında üç büyük mozaik görülür. Bunlardan büyük merkezi mozaik “Meryem Ananın taç giymesini”, her iki taraftaki daha küçük mozaikler ise İsa’nın Doğuşu ve Tapınakta Meryem’in sunumunu gösterir.

İtalya Siena Duomo

Katedralin içi:

Katedralde bilet gişesine doğru giderken: kilisenin sağında; Piazza Jacopo della Quercia’da bulunan duvar oldukça büyüktür.

İtalya Siena Duomo

Bu duvar önemlidir. Çünkü 14’ncü yüzyıl başlarında kiliseyi büyütme çalışmaları başlamış, ancak 1348 yılında veba salgını nedeniyle şehir etkilenince, nüfus azalmış ve bu çalışma yarım kalmış, hiçbir zaman yeniden başlatılmamıştır.

İtalya Siena Duomo

Çünkü duvarın bulunduğu yerde, yerin çökmesi de söz konusu olmuştur. Duvarın üzerine çıkmak mümkündür, buradan şehrin manzarası izlenir. Buraya “Panaroma dai Facciatone” ismi verilmektedir. (Duvara çıkmak için erişim Museo dell’Opera tarafındandır.)

İtalya Siena Duomo

Katedralin içine girdikten sonra, katedralin bir haritası var, bu haritanın cep telefonu ile resmini çekin ve bu haritaya göre katedrali gezin.

Katedralin içinde, sütunlar beyaz-siyah mermer çizgili motiflerle devam ediyor. Yukarıda ise, geçmişte Siena’nın dindar adamlarının yani azizlerin aşağı bakan büstlerini görürsünüz.

İtalya Siena Duomo

Katedralin kubbesi, destekleyici sütunlarla birlikte, altıgen bir tabandan yükselmektedir. Kubbe 1264 yılında tamamlanmıştır. Kubbenin üzerindeki fener, Gian Lorenzo Bernini tarafından eklenmiştir. Ayrıca: Bernini’nin Mary Magdalena ve Aziz Jerome heykelleri görülmeye değerdir. Bu heykeller, tutkulu ve yoğun bağlılığın ifadesidir.

İtalya Siena Duomo

Minber

Gotik minber, 13’ncü yüzyıldan kalmadır. Nicola Pisano’nun mermer minberi gerçek bir gösteri eseridir.

İtalya Siena Duomo
Katedralin zemini:

Katedralin zemininde ise: en etkileyici hazineler bulunur. Kaldırım: çeşitli teknikler kullanılarak yapılan mozaiklerle süslenmiştir. Bu mozaiklerle çeşitli hikayeler anlatılır. Bu hikayeler genellikle “İncil’den” alıntılardır. Zeminde kullanılan mermerler, bölgeye özgü olan sarı mermerdir ve oldukça canlı bir renge sahiptir, altına benzer.

İtalya Siena Duomo

56 tane kazınmış ve işlenmiş mermer panellerin tümü: 1369-1547 yılları arasında Siena’da yaşamış önde gelen 40 sanatçı tarafından tasarlanmıştır. Tasarımların tamamlanması, 600 yıl sürmüştür. Son tasarım 1800’lerde tamamlanmıştır.

Günümüzde, nef ve koridorlardaki mozaik panolar: genellikle bariyerlerle kapatılarak, ayak basılması engellenmiş ve böylece koruma altına alınmıştır. Ancak bu mozaiklerin en kıymetli olanları: apsis altı ve geçişlerdedir. Bunlar, genellikle insanların toplu olarak oturdukları yer olduğu için özel döşemelerle korunmaktadır.

Bunlar: Palio onuruna ve yıl boyunca birkaç ay ve genellikle Eylül ve Ekim aylarında ortaya çıkarılmaktadır. Evet burası çok önemli, yani mozaikler yıl boyunca sadece Eylül-Ekim ayları arasında görüşe açılmaktadır.

İtalya Siena Duomo

En eski tasarımlar: girişin yanındaki merkezde bulunanlardır. Bunlar: Çarkıfelek ve Müttefik Şehirlerin sembolleriyle çevrelenmiş siyen kurdudur. Bunun yapım tarihi, 1369 yılına kadar uzanmaktadır. Ancak bazı parçaları oldukça yıpranmıştır.  

Her panelin, kendisine ait bir hikayesi vardır. Bu paneller, ziyaretçileri katedralin her yerine bakmaya davet eder. Hatta: kitapçıda satılan küçük rehberlerden birini satın alırsanız, panellerin hikayelerini de öğrenebilirsiniz.

İtalya Siena Duomo Piccolomini Kütüphanesi-Papa Kütüphanesi

Piccolomini Kütüphanesi-Papa Kütüphanesi

Evet bu muhteşem güzel resimlerle dekore edilmiş salonu giriş ücretli ama bence mutlaka girin, görün. Katedrale girdikten sonra nefin solundadır. Kapısı önündeki aşırı kalabalıklar nedeniyle burayı kaçırmamaya dikkat edin.

Enea Silvio Piccolomini: İmparator III Frederick’i Papalık devletiyle uzlaştırmaya çalışırken: İmparatorun Aragonlu Elanora ile evliliğini ve Roma’daki taç giyme törenini düzenlemeye yardımcı olur. Bunun üzerine ödül olarak: 1447 yılında Trieste Piskoposu ve 1450 yılında Siena Piskoposu olur. Roma’da büyük başarılar elde eder. 1456 yılında Kardinal olur ve sadece 2 yıl sonra papa seçilir ve Papa II Pius ismini alır.

İtalya Siena Duomo Piccolomini Kütüphanesi-Papa Kütüphanesi

Katedraldeki kütüphane: Papa II Pius’un yeğeni tarafından inşa edilir. Amaç: amcası ve sevgiyle topladığı zengin el yazması kitap koleksiyonunu korumak içindir.

Ancak: kütüphanede bu el yazması koleksiyonlardan ziyade: Pinturicchio’un freskleri ve genç Rafaello Sanzio’nun eserlerine hayran kalacaksınız. Bu eserlerde: her kişinin renklerine, lüks giyimli figürlerine ve detaylarına, ince iç mekan ayarlarına, ayrıntılı manzaralara ve kıyafetlere bakmak gerekir.

Her sahneyi çevreleyen boyalı sütunlarda ve arka planda perspektif ustalığı hayranlık uyandırır. Duvarlar: Papa II Pius’un yaşamındaki çeşitli önemli aşamaları temsil eden, 10 sahneye bölünmüştür.

İtalya Siena Duomo Piccolomini Kütüphanesi-Papa Kütüphanesi

Odanın ortasında: “The Three Güzelleri” heykellerinin kopyaları vardır. Bunlar: Hellenistik dönemden kalmadır.

Gül pencere

Sunağın üzerindeki dairesel pencere, 1288 yılından kalmadır ve onu İtalya’daki hayatta kalan en eski vitray pencere yapmaktadır. Vitray pencere: Duccio di Buoninsegna eseridir.

Ports del Cielo

Katedralde, mutlaka “Ports del Cielo” yani “Cennetin kapısı” turuna katılmalıdır. Bu turda: tavan tonozlarının yakınındaki görkemli rota, ziyaretçilerin katedralin içinde ve dışında güzel panorama görmelerini sağlar.  Tur esnasında: ünlü kaldırım, Ulusse De Matteis’in çok renkli pencereleri, heykeltıraşlık anıtları görülebilir. Daha sonra Siena şehri ve anıtların muhteşem manzarası izlenir.

 

THE CRYPTA, VAFTİZHANE, MUSEO DELL’OPERA DEL DUOMO Dİ SİENA

Katedralin hemen yakınındadır.

İtalya Siena Duomo The Crypta

The Crypta:

Crypta: 1999 yılında keşfedilmiş ve 2003 yılında ziyarete açılmıştır. 13’ncu yüzyılda Katedralle birlikte aynı yıl depolama için mahzen olarak inşa edilmiştir. Ancak daha sonra terk edilmiş ve 700 yıl saklanmıştır. Odanın herhangi bir özelliği yoktur, ancak duvarları İsa’nın ölümünden hemen önceki hayatından çok renkli fresklerle süslenmiştir. Sanatçılar kesin olarak bilinmemekle birlikte, muhtemelen Dietisalvi di Speme, Guido di Graziano ve Rinaldo da Siena’dır.

İtalya Siena Duomo Battistero-Vaftizhane

Vaftizhane-Battistero

Katedralin aşağısındaki bu oda, 1325 yılında inşa edilmiştir. Kentin en önemli dini sitelerinden birisidir. Yüzyıllar boyunca, Siena şehrinin tüm sakinleri, ünlü olsun ya da olmasın, Vaftizhanenin kaburga kemeri altında vaftiz edildi.

Tonozlar tamamen: Siyen Rönesans’ının en kapsamlı dini döngüsünü temsil eden renkli fresklerle dekore edilmiştir. Jacopo della Quercia’nın mermer bir yazı paneli bulunmaktadır.

Ortada: Donatello’nun ağırlıklı olarak mermer ve bronzdan yapılmış altıgen vaftiz yazı tipini ve Vaftizci Aziz John’un hayatını gösteren panelleri görebilirsiniz. Tüm panelleri görebilmek için yakından bakılmalıdır.

İtalya Siena Dell’Opera del Duomo

Dell’Opera del Duomo

Dumo’nun bitişiğindedir. İtalya’nın en eski özel müzelerinden biridir.

Katedralin orijinal sanat eserleri burada sergileniyor. Duccio’nun çalışmaları da dahil olmak üzere, 1300’lerden 1500’lere kadar olan döneme ait kutsal eserler burada bulunuyor. Galleria della Statua’da: Giovanni Pisano ve Jacopo Della’nın “Donatello” heykelleri de sergilenmektedir.

İtalya Siena Dell’Opera del Duomo
İtalya Siena Dell’Opera del Duomo

Ayrıca: tamamlanmamış yapının cephesini süsleyen Siena dini heykelleri, vitray pencereleri, duvar halıları ve el yazmaları bulunmaktadır. Ayrıca bir klimalı oda: müzenin hazinesi olan Duccio di Buoninsegna’nın Maestra sunağına ev sahipliği yapmaktadır.

Sanatçı 1311 yılında eseri bitirdiğinde, din adamları, devlet adamları ve kasaba halkı tarafından katedrale alay halinde taşındığı söyleniyor. Ziyaretçiler 1339 yılında yeni bir katedralin cephesi olması planlanan, merdivenlere tırmanabilir ve Siena şehrinin muhteşem manzarasını görebilirler.

Burası müzenin en popüler kısmıdır. Katedralin yanı sıra Siena çatılarının ve Toskana tepelerinin muhteşem manzarasına sahip tepedeki panoramik manzara yeridir. Çok dar kıvrımlı merdivenleri tırmanmaya cesaret ederseniz, tepede muhteşem manzarayı izleyebilirsiniz.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi

SANTA MARİA DELLA SCALA-ULUSAL ARKEOLOJİ MÜZESİ

Müzenin giriş ücreti tam bilet 9 Euro, indirimli bilet 7 Euro’dur.

Müze, şehrin merkezinde, katedralin karşısındadır. Duoma’nun önündeki tepenin tüm eğimini yukarıdan yamaçlara kadar kaplar ve arka cephesi, aşağıdaki vadiye bakar.

12’nci yüzyılın sonunda, katedralin önüne inşa edilen ve 15’nci yüzyılın ortalarında büyük bir bina kompleksine dönüşen yapı: bir Ortaçağ hastanesi olarak doğmuştur. Yapılış amacı: Roma yolunda hacılara yardım etmek için Via Francigena boyunca inşa edilen, dünyanın en eski hastanelerinden birisidir.

898 yılından 1990’lara kadar burada yoksullara, yetimlere ve hacılara tıbbi yardımlar yapıldı. Yerel bir efsaneye göre: hastane kompleksin kurulduğu arazi, bir kilise tarafından yönetilmektedir ve üzerinde bir kunduracı tarafından kurulmuştur. 15’nci yüzyılda Siena şehri yönetimi devir aldı.

Geçen yüzyılın sonlarında çağdaş şehrin sıhhi işlevleri ortadan kalktığından, bina yapılan restorasyon sonunda müze yapılmıştır. Daha sonra ünlü arkeolog Ranuccio Bianchi Bandinelli katkılarıyla düzenlenmiştir. 1990’larda ziyarete açılmıştır.

Sala dei Pellegrinaio’nun resim döngüsü: tıbbi bakım ve aynı zamanda yardım sağlamaktan sorumlu olan hastanenin yaşamını anlatmaktadır. Burada “gettateli” denen terk edilmiş çocuklar da yaşamıştır.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi

Bodrum kattaki odalar:

Bodrum katta: tüf içine kazılmış odalar ve tünellerden oluşan bir labirentte; Ulusal Arkeoloji Müzesi bulunmaktadır.

Girişte: Domenico Beccafumi’nin “Porta Andrea’daki Buluşma” adlı: 15’nci yüzyıl yapımı bir fresk vardır. Bir zamanlar hastalar için yatak bulunan ana koğuş odasının duvarlarında: hastanenin tarihini tasvir eden fresklerle kaplıdır.

Diğer odalarda da: Siyen sanatçılarının etkileyici bir koleksiyonu sergilenmektedir.

Santa Caterina della Notte’nin “Oratory” si vardır. Geleneğe göre, Aziz Catherine, hastalara yardım ettikten sonra sol duvardaki bir pencereden görünebilen bir yatakta dinlenmeye gitti.

Günümüz:

Evet: Ortaçağ kökenli eski bir hastane olan Santa Maria della Scala, günümüzde binanın tarihi, mimari, sanatsal ve işlevsel karmaşıklığı ve içerdiği eserlerle bağlantılı bir yapıdır. Kalıcı sergiler, sergiler ve konferanslara ev sahipliği yapmaktadır.

 

Fonte Gaia

Jacopo della Quercia tarafından, 1419 yılında tamamlanmıştır.

Campo’nun ortasında bulunan kaynak: Şehrin koruyucusu olan Madonna’nın kabartmalarıyla süslenmiş ve iyi erdemler tarafından kuşatılmıştır. Yapıda kullanılan zayıf malzeme ve meydanda yaşanan günlük yaşam, kaynağın maddi bozulmasına sebep olur. En büyük olaylardan biri ise, 1743 yılında Palio’nun ilerleyişini dahi iyi görmek için raunddaki iki heykelden birine (Rea Silvia) ya tırmanıp onu kıran bir kişi tarafından yaratılır.

1859 yılında Jacopo çeşmesinin heykeli: başka bir kopya ile değiştirilmiştir. Bu kopya: Sinealı Heykeltıraş Tito Sarrocchi tarafından daha dayanıklı malzeme olan Carrara mermerinden yapılmıştır.

Orijinal heykel ise, Santa Maria Della Scala müzesine taşınmıştır.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi Hazine

Hazine

Müzenin hazinesi: Konstantopolis (günümüzdeki ismiyle İstanbul şehrimiz) İmparatorluk şapelinden gelen: altın, gümüş ve değerli taşlardan yapılmış önemli kalıntılar gurubudur.

Bunlar: 1359 yılında Floransalı tüccar Pietro di Giunta Torrigiani tarafından İmparatorluk evinden satın alır ve mali olarak sıkıntıya düşünce, bu objeleri tekrar Santa Maria della Scala’ya satar.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi Hazine

Satış sözleşmesi, kutsal objelerin ticaretinin yasak olması nedeniyle, 1359 yılında bağış olarak düzenlendi.

Kutsal objelerde bulunan “Haç kısmı”: İmparatorun annesi Saint Helena tarafından yapılan muazzam keşif sonucu ele geçmiştir. Kemerin parçası: Saint Thomas tarafından toplanıp korunmuştur. Haçın kutsal çivisi: hem dini değeri ve hem de bütünlüğü açısından istisnai olarak İmparator Konstantin’e ait olan objeler içinde en öne çıkandır. Kalıntılar uzun süre hastane şapelinde saklanır. 25 Mart tarihinde ise, Hastane Bayramında özel bir pencereden halka teşhir edilir. Meydanda toplanan halkı kutsamak için kullanılır. Şehir içinde geçit töreniyle taşındılar.

İtalya Siena Santa Maria Della Scala-Ulusal Arkeoloji Müzesi Hazine

Bu objelere, sonraki yüzyıllar boyunca başkaları da eklenmiştir. 1443 yılında hastane yöneticileri: kiliseye yaslanan yeni bir büyük oda yaratarak, kutsal emanetlerin farklı bir düzenlemesini sağladılar.

İtalya Siena Museo Dell’Acqua-Su Müzesi

MUSEO DELL’ACQUA-SU MÜZESİ

Müze: mimar Roberto Santini, Goffredo Serrini, Calaudio Zagaglia tarafından tasarlandı ve mimar di Paco Lanciano tarafından inşa edildi. Müzede: şehre su getiren kaynaklar ve eserler sergileniyor.

Müze: 3 katlıdır. Bu katlardan ilk ikisinde: 18’nci yüzyıl ve üçüncü katta ise 19’ncu yüzyıl etkindir. Müze gezi güzergahı: multimedya yaklaşımıyla tasarlanmıştır. Ziyaretçiler: filmler, anlatılar ve nesneler aracılığıyla kaynakların hikayesine ulaşırlar.

İtalya Siena Museo Dell’Acqua-Su Müzesi

Bottini:

Bottini şehrin tarihi kaynaklarını hala besleyen bir yeraltı su kemerleri sistemidir. Siena şehrinin Ortaçağ sokaklarında dolaşırken, sanat ve mimarinin harikalarını seyrederken, çoğu kişi altında 12’nci yüzyıldan beri şehrin evlerine akar suyu getiren 25 kilometrelik tüneller sisteminin farkına varmaz. Bu tünellere “Bottini” denir.

Siena şehri, engebeli konumu ve önemli suyollarının olmaması yüzünden, her medeniyet için öncelikle su temini için alternatif seçenekler yaratmak öne çıkmıştır. Bunların başında ise, ustaca bir kazma tünel sistemi gelir. Yaya olarak ve yürüme yolunun dibinde, küçük bir kanal olan gorello’da toplanan yağmur suyu, tarihi kaynaklara ulaşana kadar bu tünel sisteminde akar.  

Bu tarihi su kemerleriyle ilgili ilk kayıtlar, 1226 yılından kalmadır ama net yapım tarihi belli değildir.

İtalya Siena Museo Dell’Acqua-Su Müzesi

Antik suyolu, kollarıyla birlikte toplam 25 km uzunluktadır. 1918 yılında Siena şehrinde evlere su getiren yeni su kemeri inşa edilene kadar, yüzlerce yıl tek su kaynağı, Bottini ve ana dalları olmuştur.

Eğer Bottini’yi gezip görmek isterseniz, ilkbahar ve sonbaharda, Bottini’ye rehberli turlar düzenlenmektedir.

İtalya Siena Orto Botanıco

ORTO BOTANICO-BOTANİK BAHÇESİ

Via Pier Andrea Mattioli adresinde, yani şehrin merkezinde birçok bitkinin bulunduğu oldukça güzel bir doğal alandır.

Bahçenin kökeni: Santa Maria della Scala hastanesinin Orto dei Semplici’nin tıbbi özelliklere sahip bitkilerinin yetiştirilmesi için kullanıldığı 17’nci yüzyıl başlarına kadar uzanmaktadır. Bahçe: Biagio Bartalini tarafından 1784 yılında kurulmuştur. 1856 yılında ise günümüzdeki yerine taşınmıştır.

Girişi, Piazza Sant Agostino’nun yanındadır. 2.5 hektarlık bahçe, Siena şehrindeki Porta Tufi’nin yanındaki duvarların hemen içindeki küçük bir vadide bulunuyor. Bahçenin üç farklı bölümünde, çeşitli bitkiler sergileniyor.

İlk bölüm: tıbbi, aromatik ve yemeklik bazı bitki örnekleriyle doludur. Ayrıca Toskana bölgesinin yerel bitki çeşitleri de vardır.

İkinci bölüm: ayva, nar ve hünnap gibi yerel iklime dayanamayan daha egzotik ağaçlar ve çalılar ile su bitkilerini barındırır.

Üçüncü bölüm: meyve veren bitkilere ayrılmıştır. Ayrıca kaktüsler vardır.

İtalya Siena Orto Botanıco
 

PİNACOTECA NAZİONALE

1932 yılında açılan ve özellikle İtalyan sanatçıların geç Ortaçağ ve Rönesans resimlerini barındıran, ulusal bir müzedir. Galeri: 14 ve 15’nci yüzyıldan kalan en büyük Siena resim koleksiyonlarından birine sahiptir. Sanat kolleksiyonerlerinin bağışladığı uluslararası ressamların değerli resimleri sergileniyor.

Pinacoteca Nazionale Sanat Galerisine: iki saray yani Brigidi ve Buonsignori Sarayları ev sahipliği yapmaktadır.

Brigidi Sarayı:

Pannocchieschi ailesinin ikametgahı olarak hizmet veren 14’ncu yüzyıldan kalma bir yapıdır.

Buonsignori Sarayı:

Cephesi 19’ncu yüzyıla kadar uzanmasına rağmen, 15’nci yüzyıldan kalma bir yapıdır. Sanat koleksiyonu: 18’nci yüzyılda Abbott Giusseppe Cicacheri tarafından kuruldu ve bağışlar ve satın almalarla genişletildi. İtalyan Hükümeti müzeyi, 1930 yılında devir aldı. 1977 yılından itibaren müze uluslararası sanatçıların eserlerini sergiledi.

Pinacoteca Nazionale’nin 2’nci katında, 14 ve 15’nci yüzyıllardan kalma altın zemin üzerine, değerli bir Siena resim koleksiyonu vardır. Galeride eserler; kronolojik sırayla belgelenir ve sergilenir. Galeride yer alan tanınmış Siyen sanatçıları: Sodoma, Lorenzetti kardeşler ve Simone Martini’dir.

1’nci Katta:

15’nci yüzyıldan itibaren Siena sanatçılarının eserleri vardır. 1977 yılında eklenen Spannocchi Koleksiyonunda Kuzeyli ve Flaman ustaların eserleri bulunmaktadır.

Zemin kat:

Karikatürlere, eskizlere ve heykel sergilerine adanmıştır.

İtalya Siena Museo Diocesano D’Arte Sacra

MUSEO DİOCESANO D’ARTE SACRA

Müze, tarihi San Francesco Kilisesi içindedir. Oratorio di San Bernardino’dadır.

Siena şehrinin zengin tarihi ve dini gelenekleri bu müzede sergileniyor. Müzedeki sergiler arasında dini sanat eserleri bulunuyor.

Oratorio: Saint Bernardino’nun halka Hıristiyanlığı vaaz ettiği yere 1400’lerde inşa edildi. 20’nci yüzyılın sonunda restore edilerek müzeye dönüştürüldü. Müze: 2 katlı oratoryonun birkaç odasını kapsıyor ve Siena ve diğer tanınmış İtalyan sanatçıların freskleri ve diğer resimlerine sahiptir.

Ayrıca: İtalya Hükümeti tarafından önemli antika olarak ilan edilen birçok eserde müzede bulunmaktadır. Sergilenen önemli eserler arasında: Mark di Monaventura, Tomme Luca, Ambrogio Lorenzetti ve Andrea Vanni gibi sanatçıların, 14’ncü yüzyıl eserleri bulunmaktadır.

Ayrıca: Domenico Beccafumi’nun “Bakirenin hayatını tasvir eden döngü freski”, Sodoma’nın ve tanınmış Sienalı ressam Pietro Lorenzetti’nin “Madonna del Latte” nin bazı muhteşem freskleri vardır.

İtalya Floransa şehri tanıtımı ve gezi planı hakkındaki yazım için.

İtalya Pisa şehri tanıtımı ve gezi planı hakkındaki yazım için.