İran Meşhed Mashhad

iran.meşhed.imam rıza mezarı.1
İran Meşhed Mashhad

 

İstanbul-Meşhed arası uçak yolculuğu yaklaşık 3 saat 45 dakika kadar sürüyor.

Hava alanında pasaport işlemleri çok uzun sürmüyor.

Şehrin kelime anlamı “şehadet yeri” yani “ism-ı mekan” dır.

Şehir, İran ülkesinin ikinci büyük şehridir ve ülkenin kuzeydoğu köşesinde, Horasan olarak bilinen dağlık bölgede kurulmuştur.

Bu şehrin en büyük özelliği, büyüklüğü yanında şehrin kutsal sayılan bir şehir olmasıdır. Çünkü burada İmam Rıza’nın türbesi var. MS. 820 yılına kadar önemsiz bir yer olarak gelen yerleşim yeri, bu tarihte Şiilerin 8’nci imamı burada suikast sonucu öldürülünce, Meşhed yani şehitler mertebesi ismini alır.

Takip eden süreçte, 1400’lü yıllara doğru Moğollar buraya gelir ve şehri yakıp yıkarlar. Ardından, çevreden buraya gelen insanlar, türbenin çevresinde yerleşmeye başlarlar.

Meşhed, İmam Rızanın türbesi, 9. Yüzyılda yapılmıştır. Afganistan sınırına yakın, doğu İran da bulunan şehir, dini turistler için popüler bir yerdir. Her yıl, şehrin 12 milyon kişi tarafından ziyaret edildiği söyleniyor.

İmam Rıza, Şii İslam inancında 8 nci imamdır. Türbesi, dünyanın en büyük camisidir.

Mashdad Firdevs in mezarına, Şehname arkasında İran şair, ulusal epik ev sahipliği yapmaktadır.

Humeyni devriminden sonra, Meşhed bölgesine yerleşmek isteyen 2 ve 3 çocuklu İranlı ailelere ev yapmaları için devlet tarafından ücretsiz yer tahsis edildiği söyleniyor. Böylece bölgenin nüfusu hızlı bir şekilde artmış ve günümüzde burada 2.5 milyon insanın yaşadığı söyleniyor.

Şehir iklimi genellikle ılımındır, sadece sert geçen kışlar, burayı ziyaret için tercih edilmemelidir. Özellikle sonbaharda ziyaret edilmesi önerilir.

iran.meşhed.genel.en başa bunu koyalım.
İran Meşhed Mashhad

Ulaşım

Meşhed uluslar arası havaalanı ile İstanbul arasında direkt bağlantı vardır.

Karayolu düşünürseniz: Tahran 900 km uzaklıktadır. Tren düşünürseniz, Tahran Meşhed arasındaki tren yolculuğu 10-14 saat arasında sürmektedir.

iran.meşhed.genel.1
İran Meşhed Mashhad

 

Alışveriş

Şehirde para değişimi sokaklarda ve genellikle alışveriş alanlarının çevresinde yapılıyor. Birçok mağazada Amerikan Doları, İngiliz Sterlini ve Euro ve hatta Hint Rupisi değişimi rahatlıkla yapılabiliyor. Ancak kredi kartı, banka kartı kesinlikle kabul edilmiyor.

Şehirden almanızı önereceklerim şunlardır: kuru meyveler, tuzlu fındık, safran, akik gibi değerli taşlardan oluşan takı ve kolyeler, turkuaz, yakut ve zümrüt, 18 ayar altın takı (İran altınları kırmızı renklidir), parfüm, dini hediyelik eşya, eşarplar ve gümüş takılar, halı ve kilimler satın alabilirsiniz.

Çünkü Meşhed, halı dokuma endüstrisinin önemli bir merkezidir. Meşhed halıları, genellikle parlak ve akıllıca işlenen renkler nedeniyle, bir odaya hayat veren renkleri taşır. Onların renk şemaları, genellikle kırmızı ya da mavi tonlardadır.

En iyi yünlerle üretilirler. Düğüm sayısı değişir ve halı kalitesini ortaya koyar. Fiyatlarına gelince, Meşhed halılarının metre karesi genellikle 3-15 dolar arasında değişir.

Baharat olarak belirttiğim safran: dünyanın en pahalı baharatlarındandır. Safran elde etmek için, 70-250.000 arasında çiçek kurutmak gerekir. Ayrıca çiçeklerin tam olarak sonbaharda açması ve toplanması gerekir.

Ancak renk ve aroma vermesi için çok küçük bir miktar yeterlidir. Fazlası yiyecekleri acı yapar. Safran: ilaç, parfümler ve boya maddesi olarak antik Mısır ve Roma döneminde çok kullanılmıştır. 7’nci yüzyılda Çin’e ulaşmıştır. Ortaçağda ise Avrupa’da yayılmıştır.

Son bir not, şehirden kurutulmuş küçük kırmızı üzümler satın alabilirsiniz, bunları pilav üstüne koyarak tüketiyorlar.

 

Ne Yenir

Şehirde meşhur İran tatlıları olan “Gez” ve “Sohaan” mutlaka denemenizi öneririm. Ayrıca şehirde chello kebabı (pilav ve kızarmış köfteden oluşur) ve Chello Murgh (pirinç ve tavuktan oluşmaktadır) deneyebilirsiniz.

Şehrin birçok pastanesinde, İran’a özgü taze pişmiş ekmekler bulunur. Popüler içecek olarak: şekerli siyah çay tercih etmelisiniz.

Özellikle Hezardestan Geleneksel Çayevi İran ülkesinin en ünlü çay evlerinden birisidir. Burada arka planda canlı müzik çalar. Mekan İran antikaları ve kilimleri ile döşenmiştir.

Son bir not: İmam Rıza türbesinde bazen sofra düzenleniyor. Sade bir sofra olmasına rağmen yiyeceklerin lezzeti dikkat çekiyor.

Ama en önemlisi, lavaş ekmekle birlikte yenen pilav ve etli mercimek yanında, özellikle Hindistan ve dünyanın diğer yörelerinden gelen Şiilerin, ekmek parçalarını ve biraz pilavı bir poşete doldurmalarıdır.

Söylenenlere göre, bulundukları yerlerde hastalara şifa vermesi için böyle yapıyorlarmış. Ayrıca yine çıkış kapısında bekleyen kadınlar, sofradaki ekmek parçalarından kendilerine verilmesi için yalvarıyorlar.

iran.meşhed.genel.başa koyalım harita
İran Meşhed Mashhad

GEZİLECEK YERLER

iran.meşhed.imam rıza mezarı.2
İran Meşhed Mashhad
iran.meşhed.imam rıza mezarı.en başa koyalım
İran Meşhed Mashhad
iran.meşhed.imam rıza mezarlığı.3
İran Meşhed Mashhad

 

 

İmam Rıza Türbesi-İmam Reza Holy Shrine-Estan-ı Gods-Astan Kuds

Şehir, İmam Rıza türbesinin çevresine inşa edilmiştir ve kutsal türbenin çevresindeki kutsal alanlar “Bast” olarak bilinir. Bast: diktatörlerin zulmünden kaçanların ve zülüm altındaki insanlar için iyi bir sığınaktır.

Dünyanın birçok ülkesinden her yıl yaklaşık 15 milyon insan burayı ziyaret ediyormuş. Çünkü İmam Rıza’nın türbesini ziyaret edenlere “Meşhedi” unvanı veriliyormuş.

Şehirde bütün yollar bu türbenin bulunduğu yere bağlanıyor.

İmam Rıza Türbesi, Estanı Gods Rezavi Külliyesi denen bir yerdedir. Bu külliye içinde türbe ile birlikte iki müze, bir kütüphane, bir üniversite, cami ve medreseler bulunuyor.

Önce kısaca Hz Muhammed’in torunu, Hz Hüseyin’in torunu İmam Rıza’dan söz etmek istiyorum. Şiilerce kutsal sayılan 12 imamın 8’nci olan İmam Rıza, bu şehirde yaşamış ve yine burada 203 yılında Halife Me’mun tarafından zehirli üzüm yedirilerek öldürülmüştür.

Üzüm yedikten sonra zehirlenerek öldüğü için, Shiraz şehrinde üretilen dünyaca meşhur üzümlerin üretimi uzun süre durmuştur. Çok sonraları üzüm üretimi yeniden başlamıştır. (Shiraz şehri yazısında bu konudan söz ettim)

İmam Rıza’nın Halife El Me’mun emriyle zehirlendiği düşünülmektedir.

İmamın türbesi dünyada Şiiler için kutsal bir yer olarak kabul edilir. El Me’mun, babası Harun Reşit’i de Meşhed şehrine getirtmiş ve vefat ettiğinde buraya defnettirmiştir. İmam Rıza vefat ettiğinde, Harun Reşit’in mezarının yanına defnedilmiştir.

Günümüzde Şiiler kendisine kızsa da İmam Rıza türbesi, ilk olarak Emevi Sultanı El Me’mun tarafından yaptırılmıştır. 993 yılında Gazneli hükümdarı tarafından türbe yıkılmış ama 1009 yılında oğlu Gazneli Mahmut tarafından tamir edilerek genişletilmiştir.

Efsaneye göre: türbenin yapımı sırasında tuğla lazım olur. Ancak çalışanlar havanın çok sıcak olması nedeniyle tuğla yapımına ilgi göstermezler. Bunun üzerine, Şah Abbas, çamura altın sikkeler atar ve çalışanlar bunun üzerine, bu altın sikkeleri bulmak için çamuru o kadar iyi yoğururlar ki, çok sağlam tuğlalar elde edilir.

İmam Rıza türbesi, iki altın minaresiyle birlikte özel olarak inşa edilmiştir. Minareler, kubbenin iki tarafında kubbeye yakındır. Ancak iki minare, birbirlerine uzak yapılmıştır. İmam Rıza caddesinden Haram bölgesine girildiğinde minareler ve kubbe görülebilir.

Zaten bu durum bilerek yapılmıştır. Meydana yakın minare Şah Tahmasb Safavi tarafından yaptırılmıştır ve 40.5 metre yüksekliktedir.

Diğer minare, Nadir Şah zamanında yaptırılmıştır. Altın kubbenin yüksekliği 31.20 metredir. Büyük bir yazıt, Ali Rıza Abbasi tarafından yuvarlak yazılmıştır. Kubbe aynı zamanda Meşhed şehrinin sembolüdür.

Duvarlar 20 cm kadar mermerle, 92 cm kadar Sultan Sanjari fayansı olarak bilinen pahalı fayansla kaplıdır. Fayans üzerine, ayetler oyulmuştur. Ayrıca Safevi döneminin ünlü calligraphisti tarafından, 80 cm genişliğinde Kur-anı Kerim Suresi yazılıdır.

Kapıdaki görevliler içeri çanta almıyorlar. Üst araması yapılıyor, içeriye kesinlikle fotoğraf makinası, cep telefonu ve herhangi bir çanta sokulması kesinlikle yasaktır. Çantayı, fotoğraf makinası ve cep telefonlarınızı kilitli emanet dolaplarına bırakıp fiş alıyorsunuz. Giriş ücreti, 5000 riyal.

İçeride fotoğraf çekilmesi kesinlikle yasak. Ancak cep telefonu ile fotoğraf çekenleri görmek mümkün. İçerisi çok kalabalık. Çok büyük bir kompleks, çok güzel yapılmış ve süslenmiş. Bayanlar girişte “çador” denilen bir tür çarşaf giymek zorundalar. Yani İran’ın diğer bölgelerinde baş kapatılıp bir miktar saç görülmesine bir şey denmemesine rağmen burada tamamen kapanılmasını istiyorlar. Zaten kadın ve erkeklerin girişleri ayrı kapılardan yapılıyor.

Ara sıra 5-6 kişinin koşar halde ve tekbir sesleriyle, bir tabutu sırtlarında içeri götürüp tekrar yine koşar halde dışarı çıkardıkları görülüyor. Tabutun kapağı yok, cenazenin üstünde sadece bir örtü var.

Türbeyi ziyaret etmek isterseniz, mutlaka başınızı kapatmanız gerekiyor. Türbe içindeki kadın görevliler, başı açılmış olanları ikaz ediyorlar. Kadınlar ve erkekler ayrı kapılardan giriyorlar. İçeri girildiğinde ağlayanlar, feryat edenler göreceksiniz.

Türbenin içi tamamen kristallerle işlenmiş, dışı ise çini motiflerle süslenmiştir. Kubbe altın kaplamadır.

Muhteşem ve parıldayan altın kubbesi, altın parmaklıklarla çevrilmiş mezar alanında, ziyaretçiler ikişer sıra halinde dönerek dua ediyorlar. İran dışından, Hintli, Iraklı, Suriyeli, Pakistanlı Şiilerde burayı ziyarete geliyorlar.

Burada, ziyaretçiler taşlara ellerini, yüzlerini sürüyorlar ve şifalı olduğuna inandıkları suyu içiyorlar. Ayrıca pırıl pırıl ve mermer avlularda yerlere halılar serilmiş ve insanlar bunların üzerine oturarak dua ediyorlar.

Belirli yerlere herkesin alabileceği dua taşları konulmuş. Taşlar, kare veya yuvarlak, üzerlerinde cami resimleri, kabartma yazılar var. Burayı ziyaret edenler, bu dua taşlarını alıyorlar, secdede, alnı bu taşa değdirmek gerekiyormuş.

 

Kütüphane

Külliye içindeki kütüphane, İran’ın en büyük ikinci kütüphanesidir. (milli kütüphaneden sonra) Özellikle burada yazma eserlerin çok olduğu söyleniyor. İmam Zeynülabidin’den kalma Kur-anı Kerim varmış.

iran.meşhed.halı müzesi.1
İran Meşhed Mashhad

 

Halı Müzesi

Kompleksin içindeki bu müzede, gerçekten olağanüstü desenli halılar görebilirsiniz. Özellikle kabartma desenler, kutsal bina desenleri, renkler ve dokumalar muhteşemdir.

 

Nqqareh Khaneh-Davul Yeri

860 yılında İmam Rıza’nın şehirde bulunduğu yani Meşhed’e geldiği, davul çalınarak bildirilmiştir. O zamandan beri, bu uygulama, yas dönemi dışında gündoğumu ve günbatımından hemen önce yapılmaktadır.

 

Çarşı-e-Reza

İmam Rıza türbesinin yanındaki bu alışveriş mekanı, özellikle tekstil ve kumaş pazarı olarak tanınır. Çarşı 800 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğindedir. Şehirdeki ana alışveriş merkezlerinden birisidir.

Horasandaki bütün el sanatları burada temsil edilmektedir. Bunlar kürk pelerin, turkuaz ve altın yüzük, parfüm, safran, tespih gibi yerel hediyelik eşyalardır.

iran.meşhed.khaje rabi mozolesi
İran Meşhed Mashhad

Khajeh Rabi Mozolesi

Khajeh Rabi ile ilgili çeşitli rivayetler anlatılmaktadır. Bazı kaynaklar: Hz Muhammed’in arkadaşlarından biri olarak tanıtır. Bazı kaynaklar ise, İmam Rıza’nın kölesi ya da sekreteri veya refakatçisi olarak tanıtırlar.

Onun türbesi, Meşhed şehrinin turistik yerlerinden biridir. Türbede çınar ağaçları, ünlü Safevi hattat Reza Abbasinin yazıtları ile süslü büyük kubbe göze çarpar. Zarif, sekizgen türbe binası, uzun bir sokağın sonundadır. Meşhed sakinleri ve çevredeki kasaba ve köylerden gelenler burayı ziyaret ederler.

 

Park-ı Millet-Millet Parkı

Kuh-ı Sezgin’in hemen yanındadır. Kuh-ı Sezgin taşlı dağ demektir. Park aslında yüksekçe bir tepededir. Zirvesine çıkana kadar basamaklar oyulmuştur. Tepeye tırmandığınızda, 7 tane mezar göreceksiniz.

Bunlar İran-Irak savaşında şehit düşmüş meçhul askerlere (gumnam) aittir. Kim oldukları bilinmiyor ve yazmıyor. Buradan Meşhed şehrinin muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz. Tam ortasında, İmam Rıza’nın makamı altın kaplamalı kubbesiyle parlar görülür.

Şehir düzlük boyunca uzayıp gidiyor. Şehirdeki hiçbir yapı, İmam Rıza’nın türbesinden daha görkemli yapılmamıştır.

iran.meşhed.goharhad camili.1
İran Meşhed Mashhad

Gowharshad Camisi

Türbenin hemen güneyindedir.

Cami, İran’ın en tanınmış camilerinden biridir. Gowharshad hatun, Timur’un büyük oğlu Shahrokh Mirzanın sanata çok düşkün olana eşidir. Cami, onun tarafından 1405-1418 yılları arasında yaptırılmıştır.

İslam tarihinin en önemli kadınlarından birisidir. Onun başkenti Herat olmasına rağmen, Meşhed şehrindeki bu cami, onun dehasının en iyi korunmuş kanıtıdır.

İki güzel minarenin yükseklikleri 40 metredir. Zamanın en iyi hattatları tarafından yazılı kitabe, sundurmanın solundadır.

Ceviz ağacından yapılmış sundurma, herhangi bir çivi ve demir kullanmadan 1243 yılında inşa edilmiştir. Camide ayrıca 34 bin civarında kitap olan bir kütüphane vardır.

 

Merkez Müzesi-Muze ye Markazi-Astaane Kudüs Müzesi

Şehrin en büyük müzesidir ve 3 katlıdır. Giriş katında: bir yüzü altın, bir yüzü gümüş kaplama işlenmiş kapı görülür.

Kapının hemen yanında, yüzlerce küçük inci ile işlenmiş ve 18’nci yüzyıldan kaldığı söylenen seccade ilgi çekiyor. Müzenin ilk katında, büyük minyatür sanatçısı Mahkud’un önemli eserlerinin orijinallerini görmek mümkündür.

Ayrıca Ali Rıza Abbasi tarafından yazılmış bazı yazıtlar, değerli nesneler arasında yer almaktadır. Müzenin en değerli eseri: 516 yılında kufi kabartma olarak yazıtı yazılmış İmam’ın ilk mezar taşıdır.

iran.meşhed.kuranı kerim müzesi.1
İran Meşhed Mashhad

Kur’an Müzesi

Astaane müzesi çevresindedir. Burada kutsal imamlar ve bazı yaldızlı el yazmaları, Glorious Kuran’ı değerli el yazmaları olarak muhafaza edilmektedir. En değerli eseri: 1’nci yüzyıla ait, geyik derisi üzerine yazılı kufi komut ve  1364 yılında kutsal imamlara atfedilen en eski el yazmasıdır.

iran.meşhed.pul müzesi.1
İran Meşhed Mashhad

Pullar Müzesi

Müze 1368 yılında Astaane Quds tarafından açılmıştır. Müzede İran’a ait 50.000 pul ve Kaçar döneminden ve ayrıca 18 yabancı ülkeden pullar sergilenmektedir.

 

Halı Müzesi

Müze 1998 yılında açılmıştır. Burada Kaçar döneminin örgü ve iğne çalışmaları ile  perdeleri vardır.

Müzenin en değerli eseri “Yedi Sevgili Şehrin Halısı” isimli halıdır. Bu halının işlenmesinde 10 bin kişinin çalıştığı ve halının 14 yılda tamamlandığı söyleniyor. Halıda 30 milyon düğüm bulunuyormuş.

iran.meşhed.nadir şah mezarı.1
İran Meşhed Mashhad
iran.meşhed.nadir şah mezarı.2
İran Meşhed Mashhad
iran.meşhed.nadir şah mezarı.3
İran Meşhed Mashhad
iran.meşhed.nadir şah mezarı.4
İran Meşhed Mashhad

 

Nadir Şah-Aramgah-ı Nadir

1747 yılında ölen Nadir Şah’ın mezarı ve müzesi, şehir merkezinde güzel bir bahçe içindedir. İmam Rıza türbesine yaklaşık 800 metre uzaklıktadır. Giriş ücretlidir.

Nadir Şah, Afşar hanedanının kurucusudur. Sert ve acımasız tutumu ile tanınır. Modern literatürde İskender, Timur ve Napolyon ile mukayese edilir. Köklü bir devlet geleneğinden gelmemişse de askeri dehası ve sert disipliniyle başarı kazanmıştır. Ancak askeri başarıları kalıcı olmamıştır.

Mezarı, İmam Rıza Türbesinin, kuzeyindedir. Nadir Şah, İran tarihinde önemli bir kişidir. 18’nci yüzyılda, Kafkas dağlarının kuzeyinden, Hindistan’a kadar uzanan bir imparatorluk yaratmıştır.

Kendisi ulusal bağımsızlık, İran’ın toprak bütünlüğünün sağlanmasında önemli gayretleri görülmesine rağmen, siyasi kargaşa ve kıskançlık nedeniyle 1747 yılında muhafız birliği komutanı tarafından öldürülmüştür.

Yaşarken, İmam Rıza Türbesini yaptırmıştır.

Türbenin önündeki bronz Nadir Şah heykeli, Abolhasan Sedighi eseridir. 1959 yılında tamamlanmıştır, at sırtındaki bir atlı komutan görüntüsündeki heykelde Nadir Şah büyük bir balta taşımaktadır, heykel 5 metre yüksekliğinde ve 14 bin ton ağırlığındadır. Heykeltıraş Sedighi, Bruni adında bir İtalyan heykeltıraş tarafından yetiştirilmiş ve İtalya’da yerleşiktir.

Burada bir de müze bulunmaktadır. Müzede: çoğunlukla Nadir Şah zamanında yani 1700 yıllarında kullanılan antika  silah, kılıç ve diğer askeri silahlar görülmektedir. Mezarın batısında küçük bir kütüphane vardır.

 

ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK YERLER

 

Hacı Rabi Mezarı

Şiilerin 12 imamından 1’nci imam olarak tanınır. Mezarı, şehrin 4 km kuzeybatısındadır. Mezar Şah tarafından yaptırılmıştır. İran-Irak savaşında ölen binlerce İranlının mezarı da bu bölgededir.

iran.meşhed.... mezarları.1
İran Meşhed Mashhad

 

Nişabur-Neishabur

Meşhed şehir merkezine yaklaşık 124 km uzaklıktadır. Otobüs yolculuğu yaklaşık 2.5 saat sürer. Otobüs bileti 10 bin riyal yani 1 dolardır. Terminalden Ömer Hayyam türbesi taksiyle 20 bin riyal, yani 2 dolardır.

Tahran’a ise 750 km uzaklıktadır. Otobüs yolculuğu 11-12 saat sürer.

İpek yolu üzerinde bulunan Nişabur şehri, tarih boyunca Horasan yöresinin kültür ve ticaret merkezi olmuştur. Özellikle Sasani döneminde altın devrini yaşayan şehir, Horasan bölgesinin Araplar tarafından fethinin ardından önemini yitirir.

Safeviler döneminde yine önemi artar ve Selçuklu Sultanlarının ikametgahı olur. Selçukluların eski başkentidir. 1220 yılındaki Moğol saldırıları ve 1280 yılındaki büyük deprem sonrasında şehrin büyük kısmı yıkılarak harap olmuştur.

Günümüzde bağlı ve bahçelik geniş bir ova üzerinde kurulu olmasıyla dikkati çeken orta büyüklükte bir İran şehridir.

Şehir: dünya edebiyatının iki büyük ustası Ömer Hayyam ve Feridüddin Attar ve meşhur ressamlardan Muhammed Gaffari’nin doğduğu yer olarak bilinir.

Ayrıca yine Mevlana’nın çocukluk hocası ve Mevlana’ya ilk ışığı gösteren Attar’da bu şehirdendir. Kendisi “Kuşların dili” denilen “Mantik-u Tayr” isimli eseriyle tanınır.

Burada Ömer Hayyam ve Mevlana’nın hocası Feridüddin Attar’ın mezarları vardır.

Son bir not, Nişabur şehri firuze taşlarıyla ünlüdür. Firuze dağından çıkarılan bu taşlar çok değerlidir. Firuzenin barışı, huzuru temsil ettiğine, baş ağrısı ve sinir rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılıyor.

Nişabur şehrinin çarşı ve pazarlarında firuze taşlarından yapılmış süs eşyaları ve takılar yapılmakta ve satışa sunulmaktadır. Hediyelik eşya satan yerlerde, özellikle turkuaz taşlar ilgi çekiyor. Çok güzeller, ancak çok pahalılar. 2 cm büyüklüğündeki çok güzel bir turkuaz taş, 350 dolar civarında. Kibrit çöpünün biraz daha büyüğü şeklinde, bir ağacın ucuna yerleştirilmiş olanların fiyatı 5 dolar.

 

Gezilecek yerler

Füsencan köyü

Meşhed-Nişabur arasındaki bu köy, Nişabur şehrine 20 km uzaklıktadır ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin doğduğu yerdir. Hacı Bektaş-ı Veli, 1209 yılında burada doğmuştur.

 

Kervansaray

Şehir merkezinde Ömer Hayyam meydanındadır.

Yaklaşık 450 yıllık olduğu söylenen yapıda özellikle girişteki otantik çay evine mutlaka uğramanızı öneririm. Moğol istilası, Timur saldırısı ve deprem afetinden korunmuş olarak günümüze kadar gelen Şah Abbas döneminden kalmadır. Nişabur şehrinin tarihi kimliğine, bu kervansaray şahitlik ediyor.

iran.nişabur.ömer hayyam.1
İran Meşhed Mashhad
iran.nişabur.ömer hayyam.2
İran Meşhed Mashhad

 

Aramgah Ömer Hayyam

Meşhur şair ve yazar Ömer Hayyam bu şehirde yaşamıştır. Hayyam kelimesi “çadırcı” anlamına gelmektedir çünkü Ömer Hayyam’ın babası çadırcılık yapmıştır. Ömer Hayyam günümüzde kullanılan Miladi ve Hicri Takvimlerden çok daha hassas olan Celali Takvimini hazırlamıştır.

Matematik, astronomi konularında dünyanın önde gelen bilim insanlarındandır. Şairliği yanında dünyayı anlamaya meraklı bir matematikçi, astronom, filozoftur.

Geniş bir bulvardan geçerek Ömer Hayyam’ın mezarına ulaşılır. Ömer Hayyam’ın anıt mezarının çevresindeki bahçe gerçekten muhteşemdir. İranlı yöneticiler, gerçekten Ömer Hayyam’a yakışır mezar yaptırmışlardır.

Mezarın kubbesi ve mimari stili, her an uzaya gidebilecekmiş gibi bir füzeyi veya rasathane kulesini andırmaktadır. Mozaik çini olarak yapılan anıt mezar bir anlamda ters dönmüş bir kadehe benzer.

Bu şeklin, onun hayat dolu ve neşeli kimliğini ifade ettiği söyleniyor. Bu kadehin altındaki granit mozole, çevresinde yarım daire şeklinde semboller bulunuyor.

Bu semboller ise, onun uzaya ilgisini ifade ediyormuş. Ömer Hayyam’ın şiirlerinin bulunduğu duvar tabloları buraya ayrı bir hava katmıştır.

Türbenin bulunduğu bahçe içindeki bir başka binada ise müze bulunmaktadır. Müzede Ömer Hayyam’ın hayatı, eserleri ve hizmetlerini anlatan resimler, kitaplar ve batılı bilim adamlarının Ömer Hayyam’la ilgili araştırmaları yer almaktadır.

Mezarın yüksekliği yaklaşık 10 metredir.

 

İmamzade Mahruk Türbesi

Hayyam’ın anıt mezarının hemen karşısındadır. İmamzade Mahruk, Peygamberimiz Hazreti Muhammed soyundan gelmektedir ve yakılarak şehit edilmiştir. Türbe turkuaz renkli çinilerin güzelliği ile önem kazanmakta olup 10’ncu yüzyılda yapılmıştır.

 

Kademgah köyü

Meşhed-Nişabur karayolunda, Meşhed şehrine 25 km uzaklıktaki bu köyün özelliği: 12 ehlibeyt imamından 8’ncisi olan İmam Rıza’nın bu köye uğrayarak konaklamış olmasıdır. Köy bu yüzden, birçok ziyaretçi çekmektedir.

Güzel ve geniş bir bahçede, İmam Rıza’nın konakladığı yer bulunuyor. Aynı zamanda, İmam Rıza’nın ayak izinin olduğuna inanılan siyah bir taş vardır.

Burada İmam Rıza’nın elini yere sürüp su çıkardığı ve içtiği pınar vardır, ziyaretçiler buraya da uğruyorlar. Hatta yanlarında getirdikleri bidonları doldurup, bu su ile abdest alıyorlar ve pınarın suyunu içiyorlar.

 

Ferüdittin Attar Türbesi

Attar bir şair olarak öne çıkmaktadır. Hayyam’ın çağdaşıdır. Ama aynı zamanda Mevlana’nın hocasıdır.

Rivayete göre: Attar, çocukluğunda babasının yanında ilaç, esans, parfüm satıp medrese eğitimi alırken, başından geçen bir olay tüm yaşantısını değiştirmiştir. Bir gün, bir derviş Attar’ın da çalıştığı dükkanın önünden geçerken içeri bakıp iç çeker. Attar, dervişe bunun sebebini sorar.

Derviş “Yüküm hafif, hırkamdan başka bir şeyim yok. Dünya pazarından kolayca geçerim. Sen bu yükle ne yaparsın” der. Geçip gitmenin anlamı sorulduğunda ise, hırkasını çıkarıp başının altına koyar, orada son nefesini verir.

İşte bu olaydan sonra Attar, kendini tanrıya ulaşmaya adar. Servetini dağıtır ve arayışını kuşların Kaf Dağına yolculuğunu anlattığı Mantıkut Tayr yani Kuşların Dilinde ölümsüzleştirir ve bu eseri ile gerek doğu ve gerekse batıda birçok yazarı etkiler.

Mevlana, babası ile birlikte 10 yaşında onun kapısını çalar ve Mevlana’nın yeteneğini ilk olarak o keşfeder. Mevlana, hocasının kendisine ithaf ettiği Esrarname’yi hayatı boyunca hiç yanından ayırmaz.

Uzun yıllar yaşamış olan Attar, Mısır, Irak, Şam, Mekke, Medine, Hindistan ve Türkmenistan gibi yerleri gezerek ilim ve irfan dağıtmış daha sonra yine doğduğu yer olan Nişabur şehrine dönmüştür. 1221 yılında Moğol istilası sırasında bir Moğol askeri tarafından şehit edilmiştir. Şehit edildiği yere gömülmüş ve buraya türbesi yaptırılmıştır.

Bakımlı ve güzel türbenin bulunduğu mekan, bir bahçe içinde, birkaç basamak merdivenle inilerek girilen yerdedir. Yani türbenin bulunduğu yerde bile tasavvuf ve mütevazilik hakimdir. Mezarın başındaki taş ve üzerindeki yapıtlar, görülmeye değer güzelliktedir.

Türbenin bulunduğu bahçede, girişte hemen sağda, meşhur İranlı şairlerden Muhammet Gaffari mezarı da bulunuyor. Gaffari, 1845 yılında Kaşan’a bağlı bir köyde doğmuştur. Dönemin ünlü ressamlarından olan amcası ile birlikte Tahran şehrine gidip medrese eğitimi görmüştür.

Kısa sürede yeteneği Şah Nasuriddin Kaçar tarafından fark edilmiş ve eserlerinden her biri için saray tarafından para ile ödüllendirilmiştir.

Bir süre sonra ise Avrupa’ya gitmiş, dönüşte Irak’a yerleşmiş ve 1940 yılında, 95 yaşında ölmüştür. Özellikle “Uyuyan Arap” ve “Kerbela Meydanı” gibi tabloları meşhurdur.

 

Ömer Hayyam Rasathanesi-Aflak Namaye

Burası Ömer Hayyam’ın temsili rasathanesidir. Gözalıcı çini ve süslemeleri, yapının güzelliğini ortaya koyuyor. Burası Ömer Hayyam mezarına yakın yapılmıştır.

 

iran.tus.firdevs.
İran Meşhed Mashhad

Tus-Tous

Meşhed şehir merkezine 25 km uzaklıktadır.

Şehir 1220-1250 yılları arasındaki Moğol istilaları sırasında tamamen tahrip edilmiştir. Şehirde günümüze sadece Firdevs’in mezarı ve Emeviler  döneminden kalma birkaç tarihi eser kalıntısı kalmıştır.

Şehrin en büyük özelliği: ünlü ilahiyatçı, hukukçu ve felsefesi Gazali ile şair Firdevsi’nin mezarlarının burada bulunmasıdır. Şehrin diğer sakinleri ise Selçuklu veziri Nizamülmülk ve İslam alimi Ebu Cafer Tusi’dir.

 

Fermesi Köyü

Meşhed-Tus şehri arasındaki karayolunda Fermes köyü denen bir yer vardır. Burası Ebu Ali Farmedi türbesiyle ünlüdür. Farmedi: (1016-1094) Gazali’nin hocasıdır. Köy, toprak damlı evleri, bağları, bahçeleri ve küçük dükkanlarıyla tam bir Anadolu kasabası görünümündedir.

Farmedi’nin mezarını ziyaret ederseniz, özellikle mezar taşlarının dik değil, mezarın üstüne yatay konulmuş olduğu dikkatinizi çekecektir.

iran.meşhed.firdevs mezarı.0
İran Meşhed Mashhad
iran.meşhed.firdevs mezarı.1
İran Meşhed Mashhad

 

Firdevs Mezarı

Firdevs: Şahname isimli büyük eserin yazarı ve dünya edebiyatında önemli bir isimdir ve Abul Quasem Firdevsi 411 yılında ölmüştür. Kendisi, Samaniler ve Gazneliler döneminde İran edebiyatının önde gelen şairlerindendir.

Bu yüzden İran yönetimi Firdevsi’ye çok önem veriyormuş. Çünkü o olmasaydı İranlıların Farsçayı bırakıp Arapça konuşmaya başlayacaklarını belirtiyorlar. Şahname ile Firdevsi, İranlılara Farsçayı sevdirmiştir.

Firdevs tarafından yazılan Shahnameh veya Kings Destanı,  dünyanın edebiyat klasiklerinden biridir. İran’ın milli destanı kabul edilmektedir. Firdevsi: 60 bin beyitlik Şehnamesinde, Hz Adem’den başlayarak İran tarihini anlatır ve Şahname’yi 1010 yılında Gazneli Mahmut’a sunar. Şahname, Firdevs tarafından 35 yılda tamamlanmıştır.

Anlatılanlara göre, Gazneli Mahmut, Sasanileri yenerek Tus şehrini ele geçirdiğinde, Firdevs’in ününü duyar ve Şahname’nin her beyiti için kendisine bir altın vereceğini söyler. Ancak Firdevs, Gazneli Mahmut’un huzuruna çıktığında, İranlılarla Türklerin savaşlarını anlatan beyitler okur ve bunun üzerine Gazneli Mahmut kızar, ancak sevilen bir kişiyi öldürtmek istemez, altın yerine kendisine 60 bin gümüş sikke verir.

Bunun üzerine Firdevs, bir daha geri dönmemek üzere Tus şehrini terk eder. Şahname, günümüzde hala İran’da okunan bir eserdir.

Evliya Çelebi, Şahname’nin Osmanlı ülkesinde kahvehanelerde meddahlar tarafından ezbere okunduğunu yazar.

Burada antik Pers kahramanlarının hikayeleri anlatılır. Kendisi bu şaheseri bitirmek için 30 yıl çalışmıştır. Bu çalışmanın önemli bir özelliği de Arapça bilim ve edebiyatın ana dili olarak bilinen o dönemde, Firdevs’in Farsça kullanmış olmasıdır.

Mezar anıt, şehir dışında, Nişabur yönünde şehir merkezine 24 km uzaklıkta geniş bir mesire alanındadır. Giriş ücretlidir. Burayı faytonlarla gezmek mümkündür.

Mezar anıtı, 1968 yılında tamamlanmıştır. Firdevsi’nin beyaz mermerden heykeli dikkat çekiyor. Ayrıca kitaplarda Zaloğlu Rüstem olarak adı geçen kahramanın heykelleri de görülüyor.

Anıtın batı kısmında bir müze vardır. Müzede, 73 kilo ağırlığındaki el yazması Şahname görülebilir. Ayrıca duvarlarda kitaptan yapılan canlandırmalar görülebilir. Yani burası bir türbe olması yanında bir müzeye dönüştürülmüştür. Duvarlardaki gravürlere bakarken, Şahname’den beyitler akla gelir.

 

Haruniye Medresesi

Firdevsi abidesinden yaklaşık 750-800 metre uzaklıktadır. Kubbeli bu büyük yapı, Haruniye Medresesi olarak bilinir ve Harun Reşit döneminden kaldığı ve zindan olarak kullanıldığı söylenmektedir. Buranın da girişi ücretlidir.

 

İmam Gazali Türbesi

Selçuklu döneminde yaşayan ve sadece Horasan değil, bütün doğa ve batıya etkilemiş bir alim olarak önem kazanmaktadır. Ömrünü İlim ve İslam hizmetlerine adamış bu kişi, 55 yıllık hayatında 450 kitap yazmış ve yine bu şehirde ölmüştür.

Günümüzde, şehirde İmam Gazali’den pek bir şey kalmamıştır. Öte yandan, mezarla ilgili hiçbir şey yapılmadığı, mezarın ilk bulunduğu gün gibi bırakıldığı görülüyor. Yol kenarında, üstü çinkolarla kaplanmış, çevresi tellerle çevrilmiştir.

Bu durumu, İmam Gazali’nin Sünni olduğu ve bu yüzden İran yönetimi tarafından göz ardı edildiği şeklinde iddialar öne sürülüyor.

Yozgat Yerköy

Yozgat Yerköy

Yerköy, bağlı bulunduğu il merkezi olan Yozgat iline 41 km uzaklıktadır. Yerköy, Çiçekdağı arası uzaklık: 7 km. Yerköy, Ankara arası uzaklık: 182 km. Yerköy, Kırıkkale arası uzaklık: 107 km. Yerköy, Kırşehir arası uzaklık: 74 km.

TARİHİ

Bölge tarihi süreç içinde, sırasıyla Hititler, Frigler ve Perslerin egemenliği altında kalmıştır. Daha sonra ise, bir süre Romalılar, ardından Ankara’yı başkent yapan Galatlar, Bizanslılar ve 1071 Malazgirt Zaferinin ardından kitleler halinde Anadolu’ya gelen Bozoklu Türkmenler tarafından yerleşilmiştir.

Yani: Yerköy ve civarı, Bozoklu Türkmenlerden oluşur. 1925 yılında bir köy olarak görünen yöre, 1930 yılında Ankara-Kayseri demiryolunun geçmesiyle kısa sürede hızla gelişmiş ve büyümüştür. 1935 yılında Bucak ve 1945 yılında ise İlçe olmuştur.

Yozgat Yerköy

GENEL

İlçe toprakları genel olarak geniş düzlüklerden oluşur. Arazinin büyük kısmı, Delice ırmağı tarafından taşınan alüvyonlardan oluşan Yerköy ovası tarafından kaplanmaktadır.

En önemli akarsu: Karanlıkdere vadisinden sonra ilçe sınırlarına giren Delice ırmağıdır. Irmağın suları yazın azalır, baharla birlikte ise artar.

Yörede karasal iklim hakimdir. Buna bağlı olarak, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve sert geçer. Deniz seviyesinden 774 metre yüksekliktedir. Bitki örtüsü genelde bozkırdır, orman yok denecek kadar azdır.

Tepeler çıplaktır. Sadece Aygar dağı üzerinde, meşe ormanları bulunur. Yöre halkının başlıca geçim kaynağı: tarım ve hayvancılıktır.

Yozgat Yerköy çıntar

NE YENİR

Buralara yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, bir tür mantar yemeği olan “çıntar” öneririm.

YERKÖY ADALET MESLEK YÜKSEKOKULU:

Yozgat Bozok Üniversitesine bağlı olarak 2010 yılında açılmıştır. Eğitim ve öğretim faaliyetleri, 6 ayrı program üzerinden sürdürülmektedir.

Yozgat Yerköy

GEZİLECEK YERLER

Yozgat Yerköy Kaplıcaları

YERKÖY KAPLICALARI

İlçe merkezine 3 km uzaklıkta güneydoğudadır.

Kaplıca yörede “Uyuz Hamamı” olarak da isimlendirilir. Kaplıca sularının oluşturduğu gölette çamur banyosu da yapılabilir. Bu sırada, kaşıntıları hafifletir. Kaplıca sularının sıcaklığı 44 derecedir.

Kaplıca suları klorlü sülfatlı sular gurubuna girer. Lokal olarak uygulandığında tuzluluğu da öne çıkar. Tuzlu sular, rezolutif özellik taşır.

Bu nedenle, birçok enfeksiyon sekellerinde kullanılırlar. Ayrıca yine kaplıca sularında bulunan Termalitler, spazm çözücü özelik taşırlar.

Suyun taşıdığı radon gazi ise, solunum yollarından ve deriden organizmaya girerek, çeşitli safhalardan geçtikten sonra, yarılanma süresi daha uzun ömürlü ürünlere dönüşür.

Bu yüzden, öncelikle solunum yoluyla alınan radon gazına ait etkiler görülür. Yarılanma süresi uzun olan devreler oluştuktan sonra diğer etkileri ortaya çıkar.

Bunlar: endokrin sisteminin uyarılması şeklindeki etkilerdir. Radon taşıyan su, ayrıca ürik asit salgısını da kolaylaştırır ve gut hastalığının tedavisinde önem kazanır.

Kaplıca sularının iyi geldiği söylenen diğer hastalıklar şunlardır: nevrit, nevralji, kırık-çıkık sekelleri, kadın hastalıkları, romatizmal hastalıklar, çeşitli ağrılar, cilt hastalıklarıdır.

Kaplıcada iki tane tedavi havuzu bulunur. Sosyal tesisler yeteri kadardır. Konaklama için toplam yatak kapasitesi 100 civarındadır ve bunlar özel işletmelerdir.  

Yozgat Yerköy Çapanoğlu Camii

ÇAPANOĞLU CAMİSİ

İlçe merkezine bağlı Saray köyündedir.

Caminin kitabesi yoktur. Ancak Şamdan kitabelerine göre, caminin 1749 yılında Kapucu Başı Çapanoğlu Ahmet Paşa tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

İç mekanda; her duvarda ikişer tane olmak üzere, dıştan içe doğru genişleyen sekiz pencere bulunur.

Cami dıştan dikdörtgen planlı ve kırma çatılıdır. 1957 yılında eklenen minaresi, son cemaat yerinin batısındadır.

Yapı içinde, süsleme olarak sadece ahşap süslemeler kullanılmıştır. Eskiden tüm duvarlarında kalem işi süslemeler var olduğu söyleniyor.

Yozgat Yerköy Keçi kalesi

KEÇİ KALESİ VE ANTİK DÖNEM YERLEŞİM YERİ KALINTISI

İlçe merkezine bağlı Aşağı Eğerci ve Hacılı köyleri sınırları içerisindedir. Kale: Aşağı Eğerci köyünün 1 km kuzeyinde, Hacılı köyünün ise yaklaşık 2 km güneybatısındadır.

Çevreye hakim bir konumdadır. Sarp ve dik yamaçlardan sonra, zirveye ulaşılır. Zirveye yakın kısımlarda: kayaya oyulmuş. 11 adet basamak vardır.

Kayanın zirve noktası ise 3 x 6 metre ebatlarında, doğul şekilde oluşan bir zemine sahiptir. Zeminde, kayaya oyulmuş duvar temelleri görülür.

Kayalığın güney batı bölümünde ise 2 x 2 metre boyutlarında ve 2 metre yükseklikte, doğrudan kayaya oyulmuş bir şapel bulunur.

Bunun ilerisinde duvar, güney kısmında ise yere oyulmuş tandır vardır. Zirvenin doğu eteklerinde, özellikle doğu, kuzey ve kuzeydoğu bölümlerinde, çok miktarda Bizans dönemine tarihlenen seramik parçası bulunmuş, az sayıda ise yeşil sırlı İslami dönem seramiklerine rastlanmıştır.

Gelelim kaleye

Bu kalede, bir zamanlar yabancıların yaşadığı söyleniyor. Bunların başında: Şampas Pir isimli bir firavun varmış.

Yörede Büyük Kızılkale ve Küçük Kızılkale köylerinde yaşayan Müslümanlar, Keçi Kalesini almak isterler.

Bir akşam, bin kadar keçinin boynuzlarına mum takarlar ve bu keçileri kaleye doğru sürerler. Kalede bulunanlar bu durum karşısında şaşırırlar ve gece olması nedeniyle, kaleden ateş ettiklerinde hedeflerine isabet ettiremezler.

Bu yüzden iyice korkarlar ve Müslümanlar, kaleyi ele geçirirler. Şampas Pir ve askerleri, kaleden atılır. Kalenin ele geçirilmesinde keçiler kullanıldığı için, kaleye “Keçi kalesi” ismi verilir.

Keçi kalesi, yerleşimi ve nekropolü, 2008 yılında, 1’nci Derece Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Yozgat Sorgun gezi yazısı hakkındaki yazım için Sorgun

İngiltere Londra Regent’ Park ve Marylebone

İngiltere Londra Regent’ Park ve Marylebone

İngiltere Londra Regent’ Park ve Marylebone;

Ortaçağ köyü Marylebone’u da kapsayan Regent’s Park’ın güney kısmı, güzel George dönemi evleriyle çok hoştur. Evler: 18. yüzyıl şehri batıya doğru genişlediğinde Oxford Kontu Robert Harley tarafından düzenlenmiştir.

John Nash’in sıra evleri, en çok ilgi gören kraliyet parklarından biri olan Regent’s Park’ın güney sınırındadır. Kuzeybatı yönünde ise şehrin en zarif banliyölerinden biri olan St John’s Wood bulunur.

 

GEZİLECEK YERLER

MME.TUSSAUDS VE STARDOME MUSEUM

İngiltere Londra Regent’ Park ve Marylebone;

Marylebone Road.NW1 adresindedir. Madame Tussauds’un ödüllü mekanı: 50 yıldır Londra’da en iyi partiler, akşam yemekleri ve ödüllü sunumlara ev sahipliği yapmaktadır.

Mekan: Pazartesi ve Salı günü kapalıdır, giriş ücreti yetişkinler için 28.80 paund, çocuklar için 24.60 paund. Buraya girmek isterseniz, uzun kuyruklarda sıra beklemeyi göze almanız gerekiyor.

Grosholtz doğumlu Anna Maria: Bayan “Tussaud” meslek yaşamını Fransız Devriminin tanınmış kurbanlarının ölüm masklarını yaparak başlamıştır. İlk eseri “Voltaire” nin balmumu heykelini 1777 yılında yaratmıştır. Ardından ise: Jean-Jacques Rousseau ve Benjamin Franklin’in balmumu heykellerini yapmıştır.

Fransız devrimi sırasında, kendisi çok önemli kişileri modellemiştir. Hatta: anılarında anlattığına göre: baş ölüm maskelerini yapmak için, idam edilen kişilerin cesetlerini aradığını belirtmektedir.

Kendisi: babası ölünce, Londra’ya yerleşmeden önce Avrupa’yı gezdi ve Londra’ya yerleştikten sonra balmumu eserlerinin koleksiyonunu miras bıraktı. Bu arada: kendisi ilk sergisini 1835 yılında, koleksiyonun bugün bulunduğu yerden fazla uzakta olmayan Baker Street’de açmıştır.

Madame Tussauds: ünlü kişilerin balmumu modellerini içeren bir müzedir. Madame Tussauds Studios Londra: 150 yıldır balmumu eserler üretmektedir. Her başyapıt: 20 özel heykeltıraştan oluşan bir ekip tarafından yapılır.

Bu yapım sırasında, 500 üzerinde hassas vücut ölçülerine başvurulur. Kafa saç kılları tek tek eklenir ve boya ve renk tonları için sayısız katmanlar kullanılır, cilt tonları oluşturur ve şaşırtıcı bir gerçekçilik ortaya çıkar.

Günümüzde: Mademe Tussauds Müzeleri: Londra, New York, Las Vegas, Washington, Amsterdam, Hong Kong şehirlerinde bulunmaktadır. Sergilenenler arasında: Kate Moss, Johnny Depp, Kylie, Minogue gibi yıldızları ile, korkutucu seri katiller, Londra tarihinde 400 yıllık bir geçmişe sahip taksi bulunmaktadır. Koleksiyonda yer alan politikacıların, sinema ve televizyon oyuncularının, spor yıldızlarının maskları yapılırken, hala geleneksel balmumu teknikleri kullanılır.

Yapı: II. Dünya savaşında yıkılan bir eski sinema sitesinde 1955 yılında yapılan 18 metre çapında, 330 seyirci kapasiteli bir “planetaryum” sitesinde 1958 yılında açılmıştır.

Beş sürükleyici ve interaktif temalı alanlar; entegre aydınlatma ve görsel-işitsel bağlantılar ile resmi ve gayri resmi etkinlikler için kullanılabilir. Bu fonksiyon odalarından 1000 kişi yararlanabilir.

Serginin ana kısımların, ziyaretçilerin ünlülerle dolu bir partide yıldız olmanın nasıl bir duygu olduğunu yaşayabilecekleri “Blush”, eğlence dünyasının devlerine adanmış “Premiere Night” ve kraliyet ailesi üyeleri, devlet adamları ve dünya liderleri, yazarları ve sanatçılardan seçkin bir koleksiyonunun bulunduğu “World Leaders” oluşturur. Bunlar arasında bulunanlar: Lenin, Martin Luther King, Shakespeare ve Kylie Minogue

“Chamber of Horrors” Bölümü

Madame Tussauds’un en tanınmış bölümüdür. İkisi de birer katil olan Dr.Crippen ile Ethel le Neve modelleri; infaz mangası karşısında Gary Gilmore kompozisyonu ve Karın Deşen Jack’ı Victoria döneminin karanlık bir sokağında gösteren tekinsiz sahne gibi tüylerinizi diken diken edecek canlandırmalar bu bölümde yer alır.

“Spirit of London” Bölümü

Son bölüm olan burada stilize bir Londra taksisine binip 1666 Büyük Yangınından 1960’ların dans eden şehrine giden bir zaman yoluculuğuna çıkabilirsiniz.

“Planetarium Stardome” Bölümü

4D adını alan ve aynı komplekste bulunan Stardome’da (daha önce London Planetarium), “The Wonderfull World of Stars” adını taşıyan etkileyici bir animasyon filmi gösterilir. Film sayesinde kubbe yıldızlarla dolu mükemmel bir galaksi haline gelir.

Etkileşimli koltuklar tasarlanmış ve MARVEL tarafından üretilen 4D özellikle gösteriyi izlerken: kendinizi filmin içinden bir parça gibi hissedeceksiniz.

 

REGENT’S PARK

İngiltere Londra Regent’ Park ve Marylebone:

NW1 adresindedir. Londra hayvanat bahçesi buradadır. Ayrıca birçok kafe ve restoran bulunmaktadır.

Bu park: 1812 yılından kalmadır. 395 dönümlük alanı kapsar. İlk olarak: Henry VII tarafından bir av sahası olarak kullanılmak üzere düzenlenmiş ve ardından Josh Nash tarafından, ana bahçelerle sarılmış bir yerleşim yeri olarak tasarlanmıştır.

Çeşitli klasik tarzlarda 56 villa ve Naib Prens’in zevk sarayı da plana dahildir. Yuvarlak parkın ortasında tasarlanan: saray ve teraslar, bir göl, bir kanal ve biraz önce de söylediğim gibi 56 villa ve Prens için ikinci bir ev bulunmaktadır.

Ancak sekiz villa inşa edilebildi (ve sarayla ilgili hiç çalışma yapılmadı). Bunların günümüze kadar kalabilen üçü, İnner Circle kıyısındadır.

Park Zooloji Derneği ve Kraliyet Botanik Derneği gibi çeşitli kuruluşlara ev sahipliği yapmıştır. 1930 yılında Kraliyet Botanik Derneği: parkın peyzajında ağırlıklı olarak gül kullanımına karar verdi.

Queen Mary bahçelerinde yaklaşık 400 çeşitten 12.000 gün bulunmaktadır ki, Londra’nın en büyük gül koleksiyonudur. Bahçelerin ismi ise: Kral V George’un eşinden gelmektedir.
Çeşitli su kuşlarını barındıran gölde, uzaktan gelen orkestra müziği eşliğinde güzel bir sandal gezisi yapabilirsiniz.

Burada ülkenin en büyük yabani kuş alanı bulunmakta olup 100 kuş türü bulunduğu söyleniyor. Clarence kapısından başlayan yürüyüş yolunu kullanırsanız, yine muhteşem kuş seslerini duyabilirsiniz.

Ayrıca yaz aylarında Queen Mary’s Gardens manzaraları ve çiçek kokuları arasında Açık Hava Tiyatrosunda bir Shakespeare oyunu izlemek çok zevkli olacaktır. Regent Park Açık Hava Tiyatrosu: İngiltere’de, tek açık hava profesyonel tiyatrodur. Mayıs-Eylül ayları arasında performanslar sunulur.

Nash’in ana planında Regent’s Park, kuzeydoğu sınırından Park Village East ve West’in içene doğru devam ediyordu.

Bazıları Wedgwood tarzı madalyonlarla süslenmiş olan, alçı bezeklere sahip bu zarif binalar 1828 yılından kalmadır.

Park, mükemmel spor olanaklarıyla donatılmıştır. Yani Londra şehrinin en büyük açık hava spor alanıdır.

 

HARLEY STREET

İngiltere Londra Regent’ Park ve Marylebone:

Harley Street Londra’nın en ünlü caddelerinden birisidir. Yıllar boyunca sakinleri arasında: yazarlar, müzisyenler, politikacılar, askerler, bilim adamları bulunmuştur.

İlk olarak: Edward Harley ve eşi Henrietta: 1715-1720 yılları arasında, Harley Street ve çevresindeki sokakları ızgara biçiminde geliştirdiler ve geçtiğimiz 300 yıl boyunca, mimari tarzı korumak için çok katı kurallar uygulanmıştır.

Ancak 1900’lü yılları takiben bazı değişiklikler olmuştur.

Günümüzde: güzel malikanelerle dolu 18. yüzyılın sonundan kalma bu cadde: 19.yüzyılın ortalarından itibaren buraya yerleşen doktor ve uzmanlar ile tanınmaktadır.

Harley Street, özel tıbbi bir mükemmeliyet merkezi olarak üne sahiptir ve çevresinde birçok çeşitli özel hastaneler bulunmaktadır. Tıbbi uzmanlık ve cerrahi alanında, son teknolojiler ve son derece önemli uygulamalar yapılmaktadır.

Bu tesislerde, birçok: üst düzey hekim, diş hekimleri, psikiyatristler ve plastik cerrahlar bulunmaktadır. Zaten: II. Dünya Savaşı arasında sadece bir dans öğretmeni için tahsis edilen oda haricinde, buradaki hiçbir yer sakinlerinin izini olmadan başkalarına verilmemiştir.

II. Dünya savaşı sonunda: masör ve psikologlar bölgeye kabul edilmişlerdir.

Bugün burada: 1500 profesyonel, tıbbı kozmetik cerrahisi ile geniş bir hizmet yelpazesi sunulmaktadır. “Harley Street Clinic” ise tüm dünyadan gelen hastalara hizmet verir. (özellikle kanser alanında)

Burada: Londra Kanser Gurubu tarafından: en son onkoloji teknolojileri, hastalara tatbik edilir.

Londra merkezinde bulunmasına rağmen, doktorların klinikleri sayesinde sessiz bir yer olarak kalmıştır.

 

PORTLAND PLACE

Burası: Londra şehrinin kalbinde West End merkezinde Merylebone ilçesinin merkezinde bir sokaktır. (sokağın genişliği, Londra’da alışılmadık şekilde 33 metredir)

Sokak: ünlü İskoç mimar kardeşler James ve Robert Adam tarafından, 18.yüzyıl sonlarında, Portland Dükü’nün konağının bahçelerinin kuzeyinde tasarlanmıştır.

Günümüzde burada Adams kardeşler tarafından inşa edilen teraslı evlerin yanı sıra, bazı 20.yüzyıl binaları bulunmaktadır. Bu evlerin çoğu: elçilikler (Çin-Polonya-Portekiz-İsveç Büyükelçiliği buradadır), meslek kuruluşları, yardım kuruluşları tarafından kullanılmaktadır.
Buna ek olarak, Porland Place’de: bazı çok özel bloklar bulunmaktadır.

O dönemden, Devonshine Street’in güneyine bakan birkaç ev, günümüze ulaşmıştır. Bunlardan: No.27 ve 47. en güzelleridir. John Nash, arlton House’dan başlayıp Regent Park’a uzanan ve kuzey ucunu Park Crescent’in noktaladığı tören yoluna bu sokağı da eklemiştir.

No.66’daki İngiliz Mimarları Kraliyet Enstitüsü binası, sembolik heykel ve rölyeflerle süslüdür.
Bölgedeki evlerde: düğün, kutlamalar, eğitim, seminerler, ürün tanıtım faaliyetleri yapılmaktadır.

 

BROADCASTİNG HOUSE

Portland Place adresindedir.
Bu Art Deco yapı: Albay Val Myer tarafından tasarlanmış ve İngiltere’de ilk yayın merkezi olarak 1922 yılında ortaya çıkmış ve 1932 yılında BBC tarafından kullanılmaya başlanmıştır.

Binanın caddenin eğrisini izleyen ön cephesine, heykeltıraş Eric Gill’in Prospero ve Ariel rölyefi hakimdir. Shakespeare’in Ariel karakteri, havanın görünmez ruhunu tanımladığından radyo ve TV yayımcılığı için özellikle seçilmiş bir figürdür. Batı cephesindeki iki heykelde de, Ariel göze çarpar. Binanın girişinde “Ariel Çocuklara Filüt Çalıyor” rölyefi yer alır.

1990’larda BBC Stüdyolarının bazılarının Londra’nın batısına taşınmasıyla bu binayı idareciler kullanmaya başlamışlardır.

Taşınmadan önce: BBC’nin; haber, radyo, televizyon ve dünyanın en gelişmiş dijital yayın ve üretim merkezi buradaki tek merkezden yürütülüyordu. Bu merkez: İngiltere’de 10 milyon ve dünya çapında 150 milyon kişiye kamu hizmeti yayın sağlıyordu.

Evet, ardından son 10 yılda, yayınevi kapsamlı bir restorasyona ve yeniden yapılandırmaya alınmış ve BBC’nin merkezi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Günümüzde buradaki 80 bin metre karelik alanda: televizyon, radyo, haber ve online BBC ağı ve küresel hizmetlerde çalışan yaklaşık 6000 personel ve dijital yayın tesisleri bulunmaktadır. Binanın merkezinde Avrupa’nın en büyük canlı habercilik merkezi bulunmaktadır.

“White City”de bulunan BBC TV Merkezinde düzenlenen turlara katılabilirsiniz. Her tur, günlük etkinliklere ve programlara bağlı olarak değiştiği için etkileyici olabiliyor.

English Haritage ortaklığıyla 2011 yılında yapılan kapsamlı yenileme çalışmalarıyla bu binaya halka açık bir piazza, BBC mağazası, kafe, sergi alanı ve etkileşimli bölüm eklenmiştir.

 

ALL SOULS, LANGHAM PLACE

Langham Place adresindedir. BBC yayın evine çok yakındır. Pazar günleri buraya 2500 civarında uluslar arası cemaatten kişi ibadet için gelirler.

Londra şehrinin merkezindeki bu Protestan kilisesi: 1824 yılında John Nash tarafından Kral George IV’ün göz alıcı bir anıt düşüncesi için tasarlanmıştır. 1940 tarihinde şehrin bombalanması sırasında kilise yoğun hasara uğramış ve on yıl boyunca kapalı kalmıştır ve ardından onarılarak yeniden hizmete açılmıştır.

Binanın girintili yuvarlak cephesi, en iyi Regent Street’ten görülür. İlk inşa edildiğinde, kule tamamlandığında, dairesel kulenin uzun ve sivri külahı herkesin diline düşmüş ve alay edilmiştir.

Nash’ın Londra’daki tek kilisesi olan bina, karşıdaki Broadcasting House şehir dışına taşınmadan önce BBC tarafından günlük kilise ayini yayınları için kayıt stüdyosu olarak kullanılmıştır.

 

LANGHAM HOTEL

1.Portland Place, Regent Street adresindedir.

Langham Hotel: 1865 yılında açıldığı dönemde Londra’nın en büyük ve modern ve asansörlü oteliydi. Langham tarafından tasarlanan otel, John Giles tarafından 1863-1865 yılları arasında inşa edilmiştir. Açılışı Prince of Wales tarafından yapılmıştır. 1879 yılında otelde ilk ışıklandırma sağlanmıştır.

1927 yılındaki büyük buhran sırasında otel yönetimi, burayı BBC’ye satmak için çok uğraşmış, ancak satamamış ve otel olarak kullanılmaya devam edilmiştir. Dünya savaşının ardından, 1965 yılında, BBC burayı satın almıştır.

Otelin Balo Salonu, BBC kayıt kütüphanesi yapılır ve bazı programlar orada kaydedilir. 1986 yılında, BBC, burayı ABD kökenli “Landroke Grup” a satmıştır. Ardından yapılan büyük onarım ve yenileme sonucunda: 1991 otel, “Langham Hilton” olarak yeniden açılmıştır.

Otelin mazisinde: burada kalan birçok seçkin konuk ismi bulunmaktadır ki, bunlar arasında: Oscar Wilde, Mark Twain ve besteci Antonin Dvorak gibi kişiler sayılabilir.
Günümüzde ise, restore edilen lüks odalar, şık Artesian barı ve Landan restoranı: Londra şehrinin en lüks otellerinden birisi olarak buraya ün kazandırmıştır.

 

WİGMORE HALL

36.Wigmore Street adresindedir.
Oda müziği konserlerini ağırlayan gösterişli küçük konser salonu Savoy Hotel’in mimarı T.E.Collcutt tarafından 1900 yılında tasarlanmıştır. Tasarımda su mermeri kullanılarak duvarlar, zemin ve merdivenler mermerden yapılmıştır. Stil olarak: Rönesans tarzı İngiliz mimari tarz kullanılmıştır.

Buradaki showroom: Alman piyano firması “Bechstein” tarafından 1901 yılında inşa edilmiştir. Merket: 31 Mayıs 1901 tarihinde: İtalyan piyanist Ferrucio Busoni, Belçikalı kemancı Eugene Ysaye, Ukraynalı piyanist Vladimir de Pachmann tarafından verilen bir konser galası ile açılmıştır. Dünya savaşı sırasındaki Alman düşmanlığı nedeniyle, burası: stüdyolar, ofis, depo ve 137 piyano “Debenhams” firmasına satılmıştır.

Ardından ise, “Hall” inşa edilmiştir.

Londra’daki piyano ticaretinin kalbi olan Bechstein piyano sergi salonunun yanında olduğu için buraya Bechstein Hill deniliyordu. Dünyanın en çok aranan solist ve oda müzisyenleri burada buluşurlar. Her yıl buradaki konserler için 165 bin bilet satıldığı söyleniyor.

Her hafta bir konser: BBC tarafından radyo ve internette dünya çapında yayınlanmak üzere kayıt edilmektedir.
Tam karşıda Debenham ve Freebody’s çok katlı mağazası olarak 1907 yılında yapılan Art Nouveai bina bulunur.

İngiltere Londra Regent’ Park ve Marylebone

 

WALLECE COLLECTİON

Hertford House-Marylebone adresindedir.
Bu, dünyanın en etkileyici özel koleksiyonlarından birisidir. Koleksiyon yılda yaklaşık 400.000 kişi tarafından ziyaret edilmektedir.

Hiçbir değişiklik yapılmaması şartıyla halka açık sürekli bir sergide sergilenmek üzere; 1897 yılında; Sir Richard Wallace’nin dul eşi tarafından devlete bırakılmıştır.

Koleksiyon: 1900 yılında halka açılan Manchester Meydanındaki bölümde, günümüze kadar olan süreçte bütünüyle muhafaza edilmiştir. Koleksiyondaki hiçbir nesne, başka bir sergiye gönderilmemiştir ve burayı ziyaret etmek ücretsizdir.

Haziran 2000 tarihinde, dört yeni galeri daha açılmış ve sergi alanı genişletilmiştir.
Evet: Hertford ailesinin dört kuşak boyunca tutkuyla sürdürdükleri koleksiyonculuğun ürünü olan sergi, 19.yüzyılın sonlarına kadar Avrupa sanatına ilgi duyanların çok hoşuna gidecektir.

Dünyaca ünlü bu koleksiyonda: 25 galeride, 18.yüzyıl Fransız resim, mobilya, silah ve zırhları ile, 19.yüzyıl: porselen ve usta sanatçıların tabloları bulunmaktadır. Toplam nesne sayısı 5500 civarındadır.

70 başat yapıt arasında: Frans Hals’dan “Gülen Şövalye”, Tiziano’na 2Perseus ve Andromeda”, Rembrandt’tan “Titus” burada görülebilir. Reynolds, Gainsborough ve Romney gibi sanatçıların portreleri de koleksiyondadır.

Diğer öne çıkan eserler arasında harika Sevres porselenleri ile Houdon ve Roubilliac’ın heykelleri ilgi çeker.

Avrupa ve Ortadoğu zırh koleksiyonu İngiltere’deki en kapsamlı ikinci örnektir.

 

SHERLOCK HOLMES MUSEUM

221b Baker Street adresindedir. Giriş ücretlidir, yetişkinler 10 paund, çocuklar 8 paund. Yoğun zamanlarda buraya girmek için uzunca bir sıra beklemek zorunda kalabilirsiniz.

Kurgu dedektifi Sherlock Holmes; 1887 yılında İskoç yazar ve doktor Sir Arthur Conan Doyle tarafından oluşturulmuştur ve kendisinin 1881-1904 yılları arasında, Baker Street’te 221b numaralı bu evde yaşadığı varsayılmaktadır ve bu nedenle hükümet tarafından korunmaktadır.

Doyle’un ünlü dedektifi: 75 aktör tarafından 200’den fazla filimde canlandırılmış ve ayrıca dört roman ve 46 kısa öyküde canlandırılmıştır. Bu büyük dedektifin 9 metrelik bronz heykeli: Marybelone çıkışında görülebilir.

1815 yılından kalma bina, kitaplarda anlatıldığı biçimde Holmes’ün dairesi olarak döşenmiştir.
Ziyaretçiler Holmes’ün “kahya” sı tarafından karşılanır ve ilk katta yeniden düzenlenen odalara kabul edilirler.

Burada; 17 basamaklı bir merdivenle çıkılan 1.katta: bir çalışma ve yatak odası bulunur. Bu odaya bitişik Dr Watson (yardımcısı) un yatak odası vardır, evin arka bölümünde bahçede çınar ağacı dikkat çeker.

Mağazada ise romanlar ve Holmes’ün şapkalarından satılır.

 

LONDON CENTRAL MOSQUE

146.Park Road adresindedir.
Caminin bulunduğu alan: Kral George VI tarafından 1944 yılında Müslüman Topluluğuna bağışlanmış ve karşılığında: Mısır ve Sudan ülkelerinde Aglikan katedrali yapımı için arazi alınmıştır.

Regens’s Park’ın ucundaki ağaçlarla çevrili, altın kubbeli büyük cami, Sir Frederick Gibberd tarafından tasarlanmış ve 1978 yılında tamamlanmıştır.

Caminin yapımı için gereken fon: S. Arabistan kralı Fahd bin Abdülaziz tarafından bağışlanmıştır.

Cami Londralı Müslümanlar ile Müslüman ziyaretçiler için yapılmıştır. 1800 kişilik ibadet yeri, altın kubbeyle taçlandırılmış kare biçimli bir salondur.

Muhteşem halı ve avizeler dışında dekorasyon sadedir. Ziyaretçiler, camiye girmeden ayakkabılarını çıkartırlar, kadınların da başlarını örtmesi zorunludur.

 

REGENT’S CANAL

Batı yönünde Paddington, Little Venice’te sona eren Grand Junction Canal’i Limehous’daki Londra doklarına bağlamak üzere 1820 yılında açılan bu suyolu, John Nash’i heyecanlandırmıştı.

Kanalın uzunluğu 13.8 km dir. Seyir derinliği ortalama 1.15 metredir. Kanalın ilk bölümünün yapımına 1812 yılında başlanmıştır. 1816 yılında Maie Tepesi’nin altında 251 metrelik bir tünel açılarak kanala devam edilmiştir. Tünel ve Regent Canal Dock’un bağlantısı ise 1820 tarihinde açılmıştır.

Bu kanalla yeni yaptığı Regent’s Park’ın daha da çekici bir nitelik kazanacağını düşünüyordu ve başlangıçta kanalın parkın ortasından geçmesini istemişti. Daha sonra mavnacıların kaba konuşmalarının bölgenin kibar sakinlerini rahatsız edeceğini düşünenler Nash’i bu fikrinden vazgeçirdiler.

Bu, bir bakıma iyi de oldu, çünkü mavnaları çeken buharlı römorklar kirliydi ve tehlikeli yük taşıyabiliyordu. 1874 yılında barut taşıyan bir mavnanın Hayvanat Bahçesinin yakınından geçerken patlaması üzerine tayfalar öldü, bir köprü yıkıldı, insanlar ve hayvanlar dehşete kapıldı.

Öte yandan demiryollarının geliştirilmesi kanalı olumsuz yönde etkilemiştir.

Bugün, burası boş zamanların değerlendirileceği hoş bir yer olarak yeniden canlanmaktadır. Yürüyüş yollarının yanı sıra Little Venice ile gelişmekte olan bir el sanatları pazarının bulunduğu Camden Lock arasında tekne gezileri düzenlenmektedir.

Hayvanat Bahçesine gelen ziyaretçiler için pazarın canlı havasına katılmak eğlenceli olmaktadır.

 

LONDON ZOO

Regens park içindedir. Giriş ücretlidir, yetişkinler için 27 paund, çocuklar için 20.50 paund. Her gün saat: 10.00-17.30 arasında ziyarete açıktır.

1828 yılında açılan Londra Hayvanat Bahçesi şehrin en çok turist çeken yerlerinden biri ve büyük bir araştırma merkezidir. Yani: burası dünyanın ilk bilimsel hayvanat bahçesidir ve halkın ziyaretine 1847 yılında açılmıştır.

Hayvanat bahçesinde Sumatra kaplanlarından siyah gergedanlara ve kuş yiyen kırmızı bacaklı Meksika örümceklerine kadar 806 canlı türünde 19.000 civarında canlı türü barınmaktadır.
Sergilerden biri, yeryüzünün başlıca yaşam alanlarındaki canlı türlerinin tanıtıldığı Yaşam Ağı dır. Ayrıca birçok etkileşimli sergi de vardır.

Evet, hayvanat bahçesi pek çok farklı bölüme ayrılmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Gorilla Kralığı

Burası: colubus maymunları ile siyah ve beyaz, birlikte yaşayan gorillerden oluşan bir koloniye ev sahipliği yapmaktadır. Afrika gorilleri kafesinde: ortamı paylaşan kuşlar, kertenkeleler ve Afrika’dan gelen diğer bir kısım hayvan da bulunur.

Butterfly Paradise

Ziyaretçiler bu alanda yürürken: beslenmek ve dinlenmek için bitkileri arayan, Afrika-Güneydoğu Asya ve Orta ve Güney Amerika kelebekleri tarafından çevrilirler.

Aslanlar-Kaplanlar

Burada, nesli tükenmekte olan vahşi kedilere çok yakın olabilirsiniz. Burada Asya aslanları ve Sumatra kaplanları ilgi çekmektedir.

Akvaryum

Akvaryum üç bölüme ayrılmıştır ve bu bölümlerde, çok güzel, egzotik ve garip balıklar ile çarpıcı bir mercan kayalığı görülmektedir.

Penguen Plajı

2011 yılında açılmıştır ve İngiltere’nin en büyük penguen havuzudur. Burada ziyaretçilerin bu yüzen kuşları su altında izlemeleri için, sualtı pencereleri bulunmaktadır.

Evet, hayvanat bahçesindeki diğer bölümler: tropikal kuş türlerini görebileceğiniz yürüyüş yolu, Afrika kuş safarisi ve böcekler sergisi, yiyecek-içki ve hediyelik bir şeyler satın almak isteyenler için birkaç yer bulunmaktadır.

 

CUMBERLAND TERRACE

Regent Park içindedir.
Nash’in Regents Park civarındaki sıra evlerinin en uzun ve seçkin örneğinin tasarımı James Thomson a aittir.

İon kabartmalı sütunların üzerinde üçgen biçimde dekoratif ayaklar yükselir. Üç ana bloktan oluşan bina, kemerli ve tipik neoklasik tarzda ve ihtişamla yapılmıştır.

1828 yılında tamamlanan bina, Nash”in Naip Prens (sonradan IV. George) için planladığı saraydan görülebilecek şekilde tasarlanmıştır.

Ancak prens Buckingham Sarayının planlarıyla ilgilenmeyi tercih ettiği için söz konusu saray inşa edilememiştir.