Brezilya Rio da Janeiro Copacabana

Brezilya Rio da Janeiro Copacabana

Şehrin güney bölgesindeki burası: Okyanus ile dağların arasına sıkışmış bir toprak şeridi üzerindeki mahalledir. Buranın isminin kelime anlamı “Denizin prensesi” demektir. 4 kilometre uzunluğunda, dünyanın en tanınmış plajlarından birisi buradadır.

Havaalanına yalnızca 25-30 dakika uzaklıktadır. Buraya gitmek isteyenler için, en uygun zaman: Aralık-Ocak aylarıdır ama tüm yıl boyunca da buraya gitmek mümkündür. Kış aylarında yani Temmuz-Ağustos-Eylül aylarında sıcaklık ortalama 20-22 derecedir.

Mahallede 170.000 kişi, 2.5 kilometrelik sahil kesiminde yaşamaktadırlar. Mahallenin çevresinde ise: Leme, Arpoador, Ipanema, Leblon, Lagoa ve Urca vardır.
Gece hayatı barlar, restoranlar ve sabahın ilk ışıklarına kadar açık kalan dans kulüpleri ile gayet canlıdır.

Aslında: uzun yıllar, 19.yüzyıl başlarında: Copacabana kum tepeleri ve çalılarla örtülü basit evlerdeki balıkçıların yaşadığı küçük bir yer olarak bilinmektedir. Yıllar geçtikçe: “Botafogo” ve “Downtown” bölgelerinden buraya ulaşım için “Velho” tüneli yapılınca; deniz, güzel bölgenin potansiyelini arttırdı ve insanlar kıyıya yakın bu bölgede yaşamak için buraya akın ettiler ve mahalle dünya çapında ün kazandı.

Brezilya Rio da Janeiro Copacabana
Brezilya Rio da Janeiro Copacabana

 

GEZİLECEK YERLER

Brezilya Rio da Janeiro Copacabana Copacabana Palace

Copacabana Palace

1923 yılında açılan otel, dünyanın en güzellerinden birisi olarak kabul edilir. Güney Amerika’nın en görkemli ve göz alıcı otelidir. Oteldeki 222 odanın tümü: deniz manzaralı veya Copacabana caddesi manzaralıdır.

Brezilya Rio da Janeiro Copacabana Copacabana Plajları

 

Copacabana Plajları

Burada: muhteşem ormanlarla kaplı dağlar, hemen okyanusun ardından yükselirler. Özellikle sol yanda yükselen “Sugar Loaf” muhteşem görüntü sunmaktadır.

Burada dünyanın her yerinden turistler akın akın gelirler. Yabancılar için Rio da Janeiro veya Brezilya denildiğinde akla hemen burası yani Copacabana plajı gelmektedir.

Bozulmamış plaj: doğu-batı yönünde 2.2 mil yani 4 kilometre boyunca uzanmaktadır. Sahil boyunca bir yürüyüşe çıktığınızda, inanılmaz kum heykeller görebilirsiniz. Öte yandan: bölgede birçok spor olanakları yaratılmıştır. Kıyı boyunca plaj voleybolu fileleri görülür. Ayrıca futbol sahaları da vardır.

Eğer yüzmek istiyorsanız: denizin o an tehlikeli olup olmadığını kontrol etmekte yarar vardır. Çünkü bazı günlerde akıntı olabilir ve dalgalar büyük olabilir. Eğer “Perigo” yani “tehlike” işaretine rastlarsanız denize girmemeniz önerilir. Bunun dışında deniz suyu genellikle 20 derece civarındadır ve yüzmek için güvenlidir.

Köpekbalığı saldırılarının nadir olduğu söyleniyor.

Plajın doğu ucundaki “Leme” ve “Meridien Otel” önündeki alan özellikle aileler için popülerdir. Plaj gece aydınlatılarak gece yüzmek isteyenler için de ortam yaratılır. Ancak yine de geceleri burada gezmek, dolaşmak ve bulunmak güvenlik açısından sıkıntılıdır.

Plajda kıyı bölgesi dışında ise: 1970 yılında Roberto Burle Marx tarafından tasarlanan ve patenciler tarafından kullanılan popüler bir yol bulunur. Ayrıca yine burada 5 yıldızlı bazı birinci sınıf oteller görülür. (Copacabana Palace Hotel, Sofitel, JW Marriott, Tulip İnn) Bölgede birkaç mükemmel Brezilya restoranı da bulunur.

Plaj bölgesinde yiyecek olarak öne çıkanlar; Chopp (bir tür fıçı biradır) ve Refeiçao (kızarmış soğan) dır. Ayrıca yine bölgede hindistancevizi suyu ünlüdür.
Plajı bölümünün sağ tarafından, 1779 yılında inşa edilmiş “Ford Duque de Caxias” denilen ve günümüzde “Ordu Müzesi” olarak kullanılan “Copacabana Fort” bulunmaktadır.

Brezilya Rio da Janeiro Copacabana Museu Hıstorico Do Exercito e Forte de Copacabana

Museu Hıstorico Do Exercito e Forte de Copacabana

Copacabana Fort: Guanabara körfezi savunmasını güçlendirmek için, küçük bir kilise bulunan Copacabana Our Lady burnunda 1914 yılında yani I. Dünya savaşının hemen öncesinde yapılmıştır. Duvarları 12 metre yükselmektedir.

169 metre karelik alanı kapsayan kale: Güney Amerika’daki en modern hisar olarak kabul edilir.
Burada: Alman Krupp Fabrikası imalatı 305 (23 km atış menzili bulunmaktadır) , 190 ve 75 mm.lik güçlü toplar bulunmaktadır ve bunlar 5 Temmuz 1922 tarihindeki “do Forte Dezoito” olayında kullanılmışlardır.

60-70’li yıllarda Brezilya’nın askeri diktatörlük döneminde siyasi tutuklular burada tutulmuştur.
1987 yılına gelindiğinde ise, burası şehir içinde kütürel ve turistik bir yer haline getirilmiş ve “Ordu Tarih Müzesi” kurulmuştur.

Kalenin sundurması: 1918 yılında yapılmıştır. Burada: bekçi binaları, bir hapishane bulunur. Binanın arkasında 1920 tarihinde yazılı bir cümle dikkati çeker “Sl dis pactum parabellum” bunun anlamı “barış istiyorsanız, kendinizi savaşa hazırlanınız”

Bu cümle: MS.390 yılında Romalı yazar Publius Flavius tarafından “Epitoma Rei Militaris” isimli kitabından alıntıdır.

Müzede “Koloni İmparatorluk Salonu”nu 1996 yılında açılmıştır ve sömürge dönemine ilişkin temel olguları, askeri tarihin geçmişini ve Brezilya tarihini sunmaktadır. “Cumhuriyet Salonu”nu: 1998 yılında açılmıştır ve burada; 1945 yılında Cumhuriyetçi rejimin sağlanmasında Brezilya ordusunun performansı gösterilmektedir. Son bir not, müzede panaromik manzaralı güzel bir kafe bulunmaktadır.

Meksika Chichen İtza

Meksika Chichen İtza

Chichen Itza: “Piste” denilen küçük bir kasaba yakınındadır. Buraya otobüs ile ulaşmayı isteyenler, Merida şehri 2 saatlık (180 km) ve Cancun şehri 2.5 saatlik otobüs yolculuğu uzaklığındadır.

Chichen Itza: Yucatan yarımadasında, Colomb öncesi dönemde kurulmuş bir şehridir. Karaib kıyı şeridinden yaklaşık 50 km içeridedir. Yaklaşık 1000 yıllık tarihi boyunca, farklı halklar şehirde izler bırakmışlardır. Mayalar: MÖ.1200 ile 750 yılları arasında burada hüküm sürmüşlerdir. Şehrin ismi “Chichen Itza” kelime anlamı “kuyunun kenarı” demektir.

Meksika Chichen İtza
Meksika Chichen İtza

 

Bir dönem Yucatan bölgesinde dini bir merkez olarak kullanılmıştır. Öte yandan burada bölgesel ticaret de gelişmiştir. Şehirdeki tüm yapılar taştan yapılmıştır ve bunlar elle değil, tekerlekle taşınmıştır.

1400’lü yıllarda insanlar Chichen Itza şehrini inanılmaz mimarlık ve sanat eserleri bırakarak terk ettiler. Ancak şehir sakinlerinin evlerini neden terk ettikleri anlaşılamamıştır.

Bilim adamları: bu terk ediş nedeni olarak: kuraklık, bitkin topraklar ve kraliyet çatışmaları olabileceğini ve hatta özellikle fetihlerin etkin olduğunu değerlendirmektedirler. Öte yandan Warriors Tapınağının ahşap çatılarının yanmış olduğu da öğrenilmiştir.

1531 yılında İspanyol fatihi Francisco de Montejo: siteyi Yucatan bölgesinin başkenti yapmak için çalışmıştır. Ancak bir Maya ayaklanması onun bu planını değiştirmiş ve bölgeyi terk etmek zorunda kalmışlardır.

Ardından bu antik şehir 1830 yılında Paul Lloyd Stephens tarafından yeniden keşfedilinceye kadar kayıt/saklı kalmaya devam etmiştir. Kendisi burayı bulunca bölgeyi asıl sahiplerinden satın almıştır. Ama günümüzde bölge federal devlete aittir.

Yucatan yarımadasındaki Maya şehirlerinin en büyüğüdür ve günümüzde Meksika’da en çok ziyaret edilen turistik yerlerin başında gelmektedir. Yüksek sezonda site günde yaklaşık 15.000 kişiyi ağırlayabilmektedir. Büyük yapılara tırmanmak mümkündür, bu yüzden yanınızda kaymayan ve rahat ayakkabılar bulundurmanızı öneririm.

Antik kalıntılar: gezinti için 3 bölüme ayrılmıştır.

Bunlar:

Meksika Chichen İtza

1.Kuzey gurubu

Burası şehrin önemli bir tören merkezi haline geldiği 7. ile 10. yüzyıl arasında inşa edilmiştir. Bu alanda: Maya yağmur tanrısı Chaac’ın birçok karakterleri temsil edilmektedir.

Meksika Chichen İtza

2.Merkez gurubu

Burası 10. yüzyılın daha sonraki kısmında inşa edilmiştir ve büyük yapıların çoğu 13. yüzyıl başına kadar olan dönemdeki Maya-Toltec dönemine aittir. Merkez gurubun en önemli yapısı: El Castillo olarak bilinen “Kukulkan Piramididir. Burası: “Dünyanın yedi harikası”ndan biri olarak kabul edilir. Üst platform dahil tam 24 metre yüksekliktedir.

 

Büyük Oyun Alanı-Ball Court

Mayalar tüm oyunlarını oynamak için büyük bir oyun alanı kurmuşlardır. Şehirdeki bu oyun alanı: 166 metre genişliğinde ve 68 metre uzunluğundadır. Tonoz duvarlar arasında mavi gökyüzü tamamen açıktır. Bu ölçüler buranın Amerika’da bilinen en büyük oyun alanı olduğunu ortaya koymaktadır.

Üzerinde kutsal oyunun kurallarının ayrıntıları görüntülenen oymalarla kaplı ve en düşüğü 7 metre olmak üzere 12 metre uzunluğa kadar yükselen bu duvarlar sayesinde: 500 metre uzunluktaki bu alanın bir ucunda nefes yolu ile yapılan bir fısıltı diğer uçtan rahatlıkla duyulabilmektedir.

Çünkü ses dalgaları: rüzgar yönü, gündüz ya da geceden etkilenmez. Arkeologlar: ses iletiminin zamanla daha güçlü ve net hale geldiğini söylemektedirler. 1931 yılında Leopold Stokowski, burada bir açık hava konseri düzenlemeden önce, akustik ilkeleri belirlemek için burada 4 gün geçirmiştir. Ancak yine de buranın sırrını öğrenememiştir. Bu sır hala açıklanamamıştır.

Oyuncular: duvarların yüksek bir yerine yerden 6 metre yüksekte gömülü olarak ayarlanmış taş puan çemberi içine 5.4 kiloluk lastik bir top atmaya çalışıyorlarmış. Bu çemberler, halkalar benzer iç içe geçmiş yılanlar ile dekore edilmiştir.

Bu top basketbol topundan biraz daha büyük ve katı kauçuktan yapılmıştır ve bu yüzden oldukça ağırdır. Oyuncular zengin giyimliydiler. Oyuncu sayısının 13 kişi olduğu düşünülüyor. Çünkü 13 rakamı Mayalarda önemlidir, Maya yer altı dünyasında 13 seviye vardır.

Oyunlar oynanırken, bir Maya kralı burada oyunları izlemiştir. Efsanelere göre: rekabet o boyutlara ulaşmıştır ki; kazanan takımın kaptanı, kaybeden takımın kaptanını hemen orada öldürmekte ve başını Maya kralına sunmaktadır. Bu çok garip bir ödül gibi gözükse de, Mayalar bunun nihai onur olduğuna inanıyorlardı.

Kazanan kaptanın öldürdüğü kaybeden takımın kaptanının böylece cennete gittiğine inanıyorlardı. Bu durum duvarlar üzerindeki bir oymada açıkça görülmektedir.

Meksika Chichen İtza Tzompantli
Meksika Chichen İtza Trompantli
Meksika Chichen İtza Tzompantli

 

Tzompantli

Burası İspanyollar tarafından ilk görüldüğünde dehşete düşülen yerdir.
Tzompantli aslında Aztek döneminde kafatasları bulunan raflardan oluşmuş bir duvardır.
Burada: kafatasları ortalarından delinmiş ve bir ahşap mile geçirilerek, ahşap raflara yerleştirilmiştir.

Tzompantli platform duvarları: dört farklı yönde güzel kabartmaların oyulmuş olması ile görülür. Bu kabartmalarda: birincil konumda insan kafataslarının konulduğu raf görülür. İkinci konumda: insan kurban edilme sahnesi gösterilir.

Tüm insan kalpleri: kartallar tarafından yenilmektedir. Savaşçılar: oklar ve kalkanlarla sembolize edilmiştir.

Gerçek kafatasları, duvarın üstündeki platformda olurmuş.

Meksika Chichen İtza El Castillo Tapınağı
Meksika Chichen İtza El Castillo Tapınağı

 

El Castillo Tapınağı-Kukulkan Piramidi

Burası Maya şehrinin en ünlü yapısıdır. Bu 30 metre yükseklikteki yapı “Kukulkan Tapınağı” olarak isimlendirilir ve “El Castillo” isminin İspanyolca kelime anlamı “kale” demektir.

Bu piramit: 7 Temmuz 2007 tarihinde “Dünyanın 7 harikasından biri” olarak seçilmiştir.
Kare tabanlı piramidin üst platformu 75 metre yüksekliktedir.

Tapınak tasarımı özel astronomik öneme sahiptir. Aynı zamanda Maya Takvimine birçok referans içermektedir.

Tapınağın dört bir tarafında gayet dik ve 91 adımlık merkez merdivenler bulunmaktadır ve bunların toplamı 365 yapar. Yani günümüzdeki 365 günlük takvim Maya bilimsel çabalarının bir başarılı sonucu olmuştur. Ayrıca piramidin üstünde 52 panel bulunmaktadır ki, bunlar yıldaki haftaları belirtir.

18 tane teras ise, dini yıldaki 18 ayı betimler. Kuzey tarafta merdivenin zemin seviyesi “tüylü yılan başları” ile çevrilidir.

Ayrıca: yılda iki kez ilkbahar (20 Mart) ve sonbaharda (21 Eylül) yaşanan ekinoks dönemlerinde saat 15.00’de: piramidin altındaki oyulmuş taş yılan kafası ile taşlı duvarlar ve hatlar gölgeleri kullanarak 37 metre uzunluğunda muazzam bir yılan gövdesi oluşmaktadır.

Bu yılanın tarım ritüelleriyle bağlantılı olabileceği değerlendirilmektedir.

Güneş batarken: bu karanlık yılan, sonunda büyük merdivenden yukarı, piramidin yan dibinde bulunan bir yılan kafasına katılmak üzere adımlarla aşağıya iner.

Mayalar: astronomik becerileri arasında güneş tutulmalarını tahmin etmekte de başarılıydılar.

Meksika Chichen İtza Venüs Platformu
Meksika Chichen İtza Venüs Platformu

 

Venüs Platormu-Platorm of Venüs

Venüs platformu: Kukulkan piramidinin kuzeyindedir. Ama gerçekte: Chichen Itza şehrinde bu isimde iki farklı yapı bulunmaktadır. Birinci ve daha iyi bilineni: Büyük Plaza (Castle Plaza) denilen yerdedir. İkincisi ise Yüksek Priest Grave yakınlarındadır.

Venüs: Maya mitolojisinde “Morning Star” yani “Sabah Yıldızı” yani “Yeniden Doğuş” sembolüdür ve bu nedenle o derisini döken ve yeniden doğmuş gibi görünen yılanla ilişkilendirilir.

Venüs platformu: kale plaza ile birbirine çok benzemektedir. Panellerinin birinin köşesinde “Yılan-kuş Adam” figürü bulunmaktadır. Köşelerde Venüs gezegeni özellikleri betimlenmiştir. Burada muhtemelen halka hitaben yapılan konuşmalar veya dans ya da kurban ritüelleri düzenlenmiştir.

Düşük, kare bir platform çevresinde merdiven vardır. Bu merdivenlerin her birinin üstünde ise “tüylü yılan başı” heykelleri görülür. Platform çevresindeki panellerde: tüylü yılan Quetzalcoatl veya Kukulcan çeneleri arasından çıkan Sabah yıldızı yani Venüs oymaları, kıvrımlı Kukulkan şekilleri, balıklar, güç sembolü paspas, bükülmüş ip ve insan başları ile dekore edilmiştir.

Merdiven önündeki paspas ise gücü simgelemektedir. Platformun başlangıcında: doğu merdiveninde: hardal sarısı, mavi, kırmızı, yeşil ve siyah boyalı bir kafatası/kelle sunan adam figürü bulunur. Evet, burası yuvarlak ve taş döşeli bir platformdur.

Burada büyük olasılıkla: ritüel törenleri yada dans gösterileri düzenlenmiştir.
Burası ışıklandırıldığında “kan kırmızısı” olarak sunulur.

Meksika Chichen İtza Sacbe Number One

 

Sacbe Number One

Bu yol: şehrin en ayrıntılı ve en büyüğüdür. Bu beyaz yol: 270 metre uzunluğunda ve 9 metre genişliğindedir. Venüs platformunun önünde alçak bir duvarın birkaç metre yakınında başlar. Arkeologlara göre: bu yolun başında sütunlu geniş bir cadde vardı.

 

Cenota Sagrado-Sacred Cenote-Kuyular

Burası antik Maya insanları için bir haç yeri olarak kabul edilmiştir. Yağmur tanrısı Chaac’ın burada yaşadığına inanılır ve insan kurban ve birçok yeşim parçaları dahil olmak üzere değerli bağışlar, burada suya atılmıştır. (Bu kuyudan çıkarılan bir kısım eserler Merida Antropoloji ve Tarih Müzesinde sergilenmektedir.

Kutsal Cenota altında: binlerce tür kabuk, altın, yeşim, ahşap, obsidiyen, bez gibi malzemeler bulunmuştur. Ayrıca: yine buranın altında kadın ve çocuk iskeletleri bulunmuştur.

Yucatan yarımadasında dere veya nehir bulunmamaktadır. Bu kireçtaşı düzlük alanda su ihtiyacı, yüzeye yakın doğal subatanlar (Cenotes) ile sağlanıyordu. Yani şehrin tek kalıcı su kaynağı bu düden kuyular dizisiydi.

Bunlardan en etkileyici olanı: 22 metre derinliktedir.

Kesme kayalıklardan oluşan bu kuyunun çapı ise 60 metredir. İspanyol kayıtlarına göre: genç kadınlar bu kuyuların derinliklerine, yağmur tanrısına kurban edilmek üzere atılıyorlarmış çünkü arkeologlar biraz önce de belirttiğim gibi bu kuyularda: kemikler ve takı ve giysiler ve çeşitli kıymetli nesneler bulmuşlardır. Çünkü buraya yağmur tanrısı için adak olarak değerli eşyaları atıyorlardı.

Meksika Chichen İtza Warriors Tapınağı
Meksika Chichen İtza Warriors Tapınağı

 

Warriors Tapınağı

Burası şehrin en etkileyici ve önemli yapılarından birisidir.
Burası büyük toplantıların yapıldığı, geç klasik dönem Maya binasıdır.
Tapınak: 200 yuvarlak ve kare sütun ile güney ve batı tarafından çevrili dört platformdan oluşmaktadır.

Tüm kare sütunlarında “Toltek” savaşçılarının kabartma şekilleri oyulmuştur. Bazı yerlerde ise bu alçak kabartmalar parlak renklerle boyanmış ve sıva ile kaplanmıştır.

Warriors tapınağı: ovada her iki tarafta bulunan rampalardan, geniş bir merdivenle çıkılmaktadır ve her rampada bayrak tutan sancaktar figürleri vardır. Her yılanın kafasında gözlerinin üzerine: astronomik işaretler ve dekoratif özellikler oyulmuştur. Bu yılan başlarının bir kandil olarak kullanıldığı düşünülmektedir.

Meksika Chichen İtza Kartallar ve Jaguarlar Platformu
Meksika Chichen İtza Kartallar ve Jaguarlar Platformu
Meksika Chichen İtza Kartallar ve Jaguarlar Platformu
Meksika Chichen İtza Kartallar ve Jaguarlar Platformu

 

Kartallar ve Jaguarlar Platformu

Bu oymalı platform: Venüs tapınağı ve kafatasları platformu arasındaki merkezi bir ovada bulunmaktadır. Burası Venüs platformuna şekil ve tasarım olarak benzemektedir. Burada da merdiven üstünde bir çift tüylü yılan kafaları bulunur.

Platformun üst kaidesinde, jaguar şeklinde standart taşıyıcılar olduğuna inanılıyor. Üzeri ise, birçok yılanbaşı ile taçlandırılmıştır. Tüylü yılan heykelleri, Toltek etkisinin bir işaretidir. Onların başı üstünde filizlenen bir tüy olurdu ama bu zamanla kaybolmuştur.

Jaguar ve kalpleri yiyen kartal figürleri, tanrılar için kurbanları kurban etmekle sorumlu savaşçıları temsil etmektedir. Bu nedenle, buranın bir kurbanlık platform olduğu düşünülmektedir.

Platform duvarlarındaki heykellerde: agresif kartallar adına, onların tüylerini olan kıyafetler giymiş savaşçılar, savaşırken temsil edilmektedir.

Jaguar şövalyeleri ise: ateşli orduyu temsil etmektedir. Onlar ellerinde obsidyen uçlu ahşap bıçaklarla savaşmışlardır. Onlar da Jaguar derilerinden yapılmış zırhlar ve kasklar ile kendilerini kaplarlarmış.

Jaguar savaşçıları, genellikle şehir tanrılarına kurban etmek üzere, esir alan askerleri temsil etmektedir. Yani bunların amacı savaşta düşmanları öldürmek değil, esir almaktı, çünkü bu esirleri tanrılara kurban ediyorlardı.

Meksika Chichen İtza El Mercado
Meksika Chichen İtza El Mercado

 

El Mercado

Burası İspanyollar tarafından adlandırılmıştır. Ama buranın hassas fonksiyonu bilim adamları arasında tartışmalara neden olmuştur. Geniş bir alan, sütunlarla desteklenmiştir. Girişin önünde: geniş bir merdivenle ulaşılan geniş varenda vardır.

Bilim adamlarına göre, burada bacalar ve öğütme taşları bulunmuştur ancak yine de buranın ne iş için kullanıldığı anlaşılamamıştır.

Ancak büyük olasılıkla konsey evi ya da törensel işlevleri olduğu düşünülmektedir. Ama en büyük gerçek buranın tam bir “Toltek” yapısı olduğudur.

Meksika Chichen İtza Las Monjas
Meksika Chichen İtza Las Monjas

 

Las Monjas

Bu bina İspanyollar tarafından “Casa de las Monjas” olarak isimlendirilmiştir. Burası: rahibeler manastırı olarak adlandırılan bir saray olarak değerlendirilmektedir. Öte yandan, buranın bir kurucu Chichen ailesi ya da bir rahibin evi, yada bir meclis evi olabileceğini de düşünmektedirler.

Yapı: MÖ.880 yılında güçlendirilmiş bir duvar ve iki kanatlı, 30 metre yükseklikteki bir platform üzerine inşa edilmiştir. Bir sonraki yenileme sırasında, ikinci bir kat eklenmiş ve taban genişletilmiştir.

Duvarlar orijinal güzel çiçeklerle süslenmiştir. Bu binanın önünde: bir kurban taşı ve jaguar tahtı bulunmuş olup bu durum buranın Toltekler geldikten sonrada kullanıldığına işaret etmektedir.

Meksika Chichen İtza El Caracol-Gözlem evi
Meksika Chichen İtza El Caracol-Gözlem evi

 

El Caracol-Gözlemevi

El Caracol: İspanyolca da merdiven ya da salyangoz sarma anlamına gelir. Çünkü kulenin içinde sarmal merdiven vardır.

Bu bina MÖ.850-600 yılları arasına tarihlenmektedir.

Kulesi: 48 metre yüksekliktedir ve ekinoks ve yaz gündönümünü gözlemlemek için birçok pencere içermektedir.

Bu kule: dört köşeli ve kare platform üzerinde yükselir ve gökyüzü ve çevreye ait mükemmel manzara verir. Özellikle: Venüs gezegeninin hareketleri ile çok uyumludur.

Çünkü Venüs gezegeni, Maya toplumu için çok önemlidir. Bu parlak gezegen: savaş tanrısı ve güneşin ikizi olarak kabul edilir. Maya liderleri: savaşlar ve baskınlar için uygun zamanı planlarken, Venüs’ün değişen konumlarını kullanmışlardır.

Yani sonuç olarak: El Carcol bir gözlemevi olarak kullanılmıştır.

Malatya Arslantepe

 

Malatya Arslantepe

Malatya Arslantepe: bilgi vermeden önce, gurur ve mutlulukla belirtmem gerekir ki, Arslantepe UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek 2021 Temmuz ayında koruma altına alınmıştır. Temennim ülkemde bulunan bu tür binlerce tarihi kalıntının da, UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmasıdır. 

2011 yılının Mayıs ayının son günlerinde: burası “Açık Hava Müzesi” olarak ziyarete açıldığını duydum. İtalyan arkeologlar tarafından yapılan kazılar devam etmesine rağmen, buranın “Müze” olarak ziyarete açılması bence gayet olumlu bir adım olmuş.

Sizler, bu çevreye yolunuz düşerse, mutlaka ve mutlaka gidip burayı görmelisiniz. Umarım en kısa zamanda, ben de gidip son durumu görmek istiyorum. Yani, Müze olarak nasıl dizayn ettiler, merak ediyorum. Son durumu yani Müzeyi görenler, lütfen yorum bıraksınlar, diğer okuyucularla paylaşalım.

Evet, gelelim, burası hakkında bilgi vermeye. Hüyük: İl merkezinin 7 km. batısında, Orduzu bölgesindedir. Yani merkeze oldukça yakın, ulaşımı oldukça kolaydır. 

Höyüğün Hititçe ismi “Malitiya” ve Asurca ismi ise Meliddu’dur. Kazılarda bulunan aslan heykelleri nedeniyle, buraya “Aslantepe” ismi verilmiştir.

Malatya Arslantepe

 

Höyükteki Yerleşim

Höyüğün yani yerleşim alanının boyutları 200 x 120 metredir. Yükseklik ise 30 metredir. 

Höyük: MÖ.1900-1200 yılları arasında, ilk olarak Hititliler tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. MS 11’nci yüzyıla kadar iskan edilmiştir. MÖ 5 binli yıllarda başlayan yerleşim, MÖ 710 yılında, Asur istilası ile son bulur. Malatya Krallığının Asur Kralı II Sargon tarafından fethinden sonra, Arslan tepe giderek geriler ve Kimmerler’in istilasından sonra kesin olarak terke dilir. 

Sonrasında MS 5-6 yüzyıllarda Romalıların gelmesiyle bölge bir lejyonun yerleşim yeri haline gelir. MS 6’ncı yüzyıla kadar bir Roma lejyonuna ev sahipliği yapar. 

Ardından Bizans nekropolü olarak yerleşim görür. 

Atatürk: 1933 yılında, burada, arkeolojik araştırma yapılmasını söyler.

Bunun üzerine: Fransız I. Delaporte ve 1948 yılında, C. Schaeffer ve 1962 yılında ise, İtalyan F. Meriggi tarafından kazılar yapılır. Bu kazılar sonucu: höyükte, birçok kültür tabakasına rastlanır.

Özellikle: Hitit ve Asur hükümdarlarına ait saray kalıntıları, kabartmalar, aslan heykelleri ve süslü vazolar bulunur.

Malatya Arslantepe Aslan Heykelleri

 

Aslan Heykelleri

Aslanlı iç kapısında, sol yana ait kapı aslanı: aslan figürü beyaz kireçtaşından bir ortostat bloğuna oyulmuştur. MÖ 11-10’ncu yüzyıllara aittir.

Orijinal yerinde başı kırık olarak bulunmuştur. Arslanın üst tarafında, bloğun sağ üst köşesine kazınmış, 6 işaretli Luvi hiyeroglifinde Kral Halpasulupi adı yazılıdır. 

Günümüzde heykel Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesindedir. 

Malatya Arslantepe Saray

 

Saray

Höyükte bulunan geç Hitit dönemine ait kerpiç Saray oldukça ilginçtir. Saray MÖ 3300-3000 yılları arasına tarihlenmektedir. Bu saray kompleksinin, Yakındoğu’da “saray” ın başlangıcını oluşturduğu düşünülür. 

Sarayın çevresi toprak tabakasından arındırılmış ve böylece saraya gelecek toprak kütlesinin ve su baskınlarının önüne geçilmeye çalışılmıştır. 

Saraya: anıtsal bir oda kapısından ve zemin altından su tahliyesi için kapalı bir kanal geçen, dik bir şekilde yükselen koridordan girilirdi. 

Bugün sarayın yıkılmış koridor duvarlarında bazı renkli bezeme (baklava desenli baskı, motif ve duvar resimleri) izleri görülmektedir. 

Binanın duvarlarında, girişlerin yakınlarında ve geniş erişim koridoru duvarları boyunca: alçılı beyaz zemin üzerine: kırmızı ve siyah renkli resimler bulunur. Bu resimler: insan ve hayvan figürlerini içerir, karmaşık sahneler ve motifler bulunur. 

Bu bezemelerde: bir yük arabasını çeken iki boğanın, boyunduruğa bağlı durumu görülmektedir. Arabanın sürücüsü tarafından çekilen araç: 2 katlı bir yapıdan çıkmaktadır. 

Bu sarayda taş üzerine kabartma ile tasvir edilmiş avlu ve giriş kapısı yanında iki aslan heykeli ve devrilmiş bir kral heykeli bulunmuştur. 

Sarayın içindeki kazılarda ise: ayaklı meyvelikler ve uzun vazolar da tespit edilmiştir. Ama bu dünyanın en eski kerpiç sarayında bulunan en ilginç buluntu: MÖ 3000’li yıllara ait olduğu tahmin edilen kerpiç tahtdır. 

Ayrıca: saray kompleksi içindeki depo ve benzeri yerlerde: kumanya dağıtımı için yapılmış yüzlerce kase, mühür baskısı taşıyan yaklaşık 2 bin civarında kil mühür bulunmuştur. 

 Saray: MÖ 3000 yılında büyük bir yangın sonucu yok olur. Günümüzde her yerde, tüm malzemeleri yerinde tutan, çöken bir yangın izleri vardır.

Malatya Arslantepe Kral Mezarı

 

Kral Mezarı

Sarayın hemen yanındaki bir mezarın, MÖ 2900 yılından kalma, zengin bir kişiye ait olduğu düşünülür. Bu mezar: dünyanın en eski kral mezarı olarak kabul edilmektedir. 

Mezarda bulunan sanduka: büyük levhalarla kaplanmış ve süslenmiştir. Mezarda bulunan iskelet: kendisini taşımak için kullanılan bir tahtanın kalıntılarının üzerine çömelmiş ve bacakları karnına çekilmiş, güneşe doğru yan yatmış durumdadır. 

Bu sanduka 5 metre büyüklükteki geniş bir çukurun içindedir. Sandukanın içinde: çanak, çömlek, silahlar, bakır-gümüş alaşımı ve altından yapılmış süs eşyaları gibi mezar hediyeleri ve bir yetişkin iskeleti vardır. Mezara yerleştirilmiş kavanozlar ölüler için yiyecek rezervi olarak ve küçük kaplar ise masa servisi olarak kullanılıyordu. 

Sanduka çatısının iki büyük taş bloğunun üzerine ve çevresine dört genç gömülmüştür. (veya büyük olasılıkla ölüme terk edilmiştir.)

Mezarı kaplayan levhalar üzerine uzanmış: başlarında gümüş-bakır karışımı taç bulunan 14-16 yaşlarında bir erkek ve bir genç kız iskeletinin: sandukada gömülü kişiyle bağlantılı olduğu düşünülür.

Diğer iki genç kız iskeleti ise, 13-15 yaşlarındadır. Bunlar, diğer ilk iki genç iskeletinin ayaklarına, taş sanduka alanının dışına ve ekipmansız olarak yerleştirilmiştir. Bunlar muhtemelen ölen kişinin hizmetkarlarıdır. 

Tüm cesetler: ayrık ve doğal olmayan bir konumdaydı. İskeletler kaynak sırasında çürük ve kırık izlerini koruyordu. Bu ölümden kısa bir süre önce veya cenaze töreni sırasında yaşanan şiddetin bir işaretidir. 

Muhtemelen: yüksek rütbeli bir adamın, belki de bir şefin: insan kurbanlarının eşlik ettiği bir cenaze törenidir. İlk iki genç kişinin taktığı mücevherler, onların da daha yüksek bir rütbeye sahip olduklarını, belki de ölen kişinin aile gurubuna ait olduklarını gösteriyor.

Evet sonuç olarak mezarın kime ait olduğu bilinmiyor. Ancak bir kral veya önemli bir lider veya zengin kişi olduğu düşünülüyor.

Tapınak

Sarayla birlikte höyükte bulunan tapınak ta ilgi çeker. Tapınak MÖ 3600-3500 yılları arasına tarihlenmektedir. Toplumun en seçkin kişilerinin evleri, bu tapınağın yanındadır. 

Höyüğün zirvesinde ve şehirden ayrı bulunan tapınak yaklaşık 400 metre karelik bir alanı kapsamaktadır. 22 x 20 metre ölçülerinde, büyük taş ve kerpiç levhalardan oluşan bir platform üzerinde yükselir. 

Büyük ve tek başına olan bu yapı: sal taşları ve kerpiçten yapılmış büyük bir platform üzerine inşa edilmiştir. Mezopotamya’nın üç bölümlü mimari planına sahiptir. 

Yapının ortasında büyük bir salon, salonun iki yanında ise küçük odalar vardı.

Krala ait bu dini alan, aynı zamanda ticari ve ekonomik paylaşım yerine dönüşmüştür. 

Tapınak yapısı: çok renkli nişlerle bezelidir.

Merkezindeki hol de ateş platformu bulunur. Dört girişi bulunması, geniş kalabalıklar tarafından kullanıldığına işaret eder. Ayrıca: tapınak alanında bulunan çok sayıdaki (binden fazla) seri şekilde üretilmiş kaseler, tapınakta törensel ziyafetler yapıldığını ve bu ziyafetlerde yemek dağıtıldığını gösterir.

Bu yüzlerce kase: yavaş bir tekerlek üzerinde yapılmıştır. Kaselerin yanı sıra mühür baskılı çok sayıda kretula da bulunmuştur. 

Tapınak: MÖ 3450 yılında terk edilmiştir. Terk edilme sebebi bilinmiyor, muhtemelen deprem olduğu düşünülür. Ardından: tepenin güneybatı kısmında açık avlularla birbirine bağlı değişik işlevlere sahip tapınak ve depolar inşa edilmiştir. 

Günümüzde: bu tapınağa ait benzersiz olan bir temel ve bodrum sistemi görülür. 

Diğer yapılar

Sarayla birlikte Anadolu’daki ilk şehir devleti yapıları bulunmuştur.

Höyüğün zirvesinde: duvarları boyalı, kerpiç sütunları beyaz renkli, geniş odalı ve elit kesimin ikamet ettiği görkemli kerpiç yapılar bulunmuştur. 

Depolar

Araştırmalara göre, depolama sektörü, malların toplanması ve yeniden dağıtılmasının iki ana aşamasını gösteren, iki depoyu ifade eder. Bir alan depo olarak kullanıldı ve neredeyse tamamen gıda kavanozları, büyük kaplar ve şişeler içeriyordu.

Bazı büyük kapların yanında, muhtemelen yeniden dağıtılması amaçlanan, daha küçük başka bir odada, yüzlerce seri üretim kil ve kase ele geçmiştir.

Bu oda: sık sık görevliler kontrolünde, kapların mühürlenerek açılıp kapanması ile toplama ve yemek dağıtım işlerini, kaseleri tanımlanmış büyüklükteki kaplar olarak kullanarak yapmak zorunda kaldı. 

Yiyecek toplama ve yeniden dağıtma faaliyetleri, sarayın iki tapınağında yapılıyordu. 

Malatya Arslantepe Mühürler

 

Kil Mühürler

Ayrıca: 2 bin civarında mühür baskısı bulunmuştur. Üreticilerin malları mühürlenerek yatı altına alınıyor ve krala sunuluyordu. Bir kısmı ise dini törenlerde halka sunuluyordu. 

Yani bu mühürler gıda dağıtım sisteminde kullanılmıştır. Kil mühürlerin çoğunluğu: ön sipariş ve muhasebeden sonra bilinçli olarak, belirli alanlarda çöpe atılıyordu. 

Bu mühürler incelendiğinde: bütün depolar sadece tek bir memur tarafından mühürleniyordu. Ancak, ikinci tür depolar ise başkaca bir gurup memurlar tarafından mühürleniyordu. Üçüncü bir memur gurubu ise: her bir memurun bir odadan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Yani memurların büyük çoğunluğuna, bu mühürleme yetkisi verilmemiştir. 

Yani: malları depolardan alma ve mühürleme yetkisi bulunan çok sayıda memurun çalıştığı düşünülmektedir. Kayıt amacı ile etkin bir mühürleme sisteminin kullanılması, giderek bürokrasinin geliştiği, güçlü siyasi ve dini kurumları olan bir devlet sisteminin doğuşunu işaret etmektedir. 

Malatya Arslantepe Kılıçlar

 

Kılıç ve Metal buluntular

Sarayın odalarından birinde: arsenikli bakırdan yapılmış 21 silah bulunmuştur. Uç kısımları daha öldürücü olması için arsenikle güçlendirilen ve yeni ortaya çıkmaya aşlayan bu silahlar: genellikle duvarlara asılan ve gücü sembolize eden askeri araçlardır. Yani bu kılıçlar, savaşlarda kullanılan değil bir tür tören kılıcı olarak kullanılmıştır ve bu el sanatı ürünlerinin alıcıları büyük ölçüde yerel seçkinlerdir. 

Bu silahlar arasında: 13 mızrak ve 9 kılıç vardır.

Kılıçlar, bakır, bakır arsenik alaşımı ve gümüşten yapılmıştır.

Sap süslemeleri gümüş kakmalıdır. Aslantepe höyüğünde rastlanan bu tür silahlar, tarih sahnesinde ilk kez rastlanılması nedeniyle ilginçtir.

Başka yerlerde görülen ve daha önceki dönemlere tarihlenen kılıçlarda: ağız ve kabza bölümleri, tek bir parça halinde dökülmüştür. 

Ayrıca: dörtlü sarmallı metal plakalar ele geçmiştir. Bunlar: metal üretimi ve işçiliğinin geldiği seviyeyi göstermesi açısından ilgi çeker. 

Daha da ilginç olanı, kazılar sonrası ele geçirilen bu metal silahlarda yapılan ayrıntılı incelemede: kullanılan metalin Karadeniz kıyılarından ithal edildiğini gösterir. Bu yörelerde yaşayan göçebe guruplar, metali saraya getirmişlerdir. Böylece Aslantepe’de, elitlerin metal ticaretinde oldukça etkili oldukları görülür.

Malatya Arslantepe Fildişi Tablet

 

Fildişi Tablet

Aslantepe höyük kazılarında ortaya çıkarılan bu fildişi tabletin üzerinde Asur süsleme sanatı görülür. MÖ 1200 yıllarına ait olduğu düşünülen tablet: dikdörtgen bir çerçeveye sahiptir. Çerçeve içinde: orta kısma bir palmet ve palmetin her iki yanına, birer dağ keçisi figürü ve üst köşelerde birer lotus çiçeği işlenmiştir. Tabletin kalınlığı 0.8 cm, yüksekliği 4.3 cm ve genişliği 8.1 cm dir.

Keçi kabartmalı tablet, Asur ve Aslantepe arasındaki bağı ortaya çıkarması açısından ilginçtir. Tabletin bir mobilyanın dekorasyonu olduğu tahmin edilmektedir. 

Malatya Arslantepe Çocuk İskeleti

 

Çocuk İskeleti

Yine kazılarda: Geç Kalkolitik döneme ait bir evin taban kısmında: 5.700 yıllık bir çocuk iskeletine rastlanmıştır. Evin içinde çukur açılıp çocuk oraya gömülüyordu.

Bu sistem yani çocukların eve gömülmesi: Neolitik dönemde Doğu Anadolu ve Mezopotamya’da sıkça görülür. Çocuğun: 6-7 yaşlarında olduğu tahmin edilmektedir.

Çocuğun boynunda: 4 sıra kolye, sağ el bileğinde 4 sıra bileklik ve sol el bileğinde bir sıra bileklik bulunmuştur. Bu boncuklar, çocuğun önemli bir aileye ait olduğunu gösteriyor. 

Diğer Buluntular

Günümüzde, bu eserlerin birçoğu Malatya ve Ankara-Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergileniyor. Tarih sahnesinde kılıcın ilk kez burada kullanıldığı tahmin ediliyor. Çünkü, burada bulunan kılıçlar öncesinde, herhangi bir yerde kılıç kalıntısı yok.

Gelelim höyükteki geziye: Höyükte oldukça güzel bir düzenleme yapılmıştır. Düzenlenen ahşap yürüyüş yollarıyla höyüğün bütün bölümlerine girmek mümkündür. Ayrıca: oldukça makul sayıda bilgilendirici pano bulunmaktadır. 

Malatya tanıtımı, gezilecek ve görülecek yerlerle ilgili yazım için.

Malatya Battalgazi

Malatya Darende