Antalya Typallia-Yarbaşçandır

Antalya merkezde Çakırlar Mahallesi bitiminden sonra, Körler Mezarlığı mevkisinde yer alan kavşaktan Çandır istikametine doğru gidildiğinde, asfalt yolun 14. km de, orman yoluna döndükten sonra 3100 m daha çok sarp bir yoldan ilerlendiğinde ilk kalıntılara ulaşılır.

Çatdibi köyü kuzey arkasında, Karabel’de konumlanan antik yerleşimin bulunduğu yere haritalarda ve ormancılar arasında “Asarlık Tepe” adı verilir.

Sarp kayalık bir tepe üzerinde kurulu küçük bir yerleşimdir.

Trebana ve Kitanaura arasındaki yol bağlantı noktasıdır. Patara Yol Klavuz Anıtından edinilen bilgilere göre; bu konu kuşku bırakmaz. Lahit yazıtları da adını doğrular.

Yerleşimin Termessos’la bir sympoliteia oluşturduğu belirlenmiştir.

 

YERLEŞİMDEKİ KALINTILAR:

Bugünkü orman yolunun çıkışı boyunca ve sırttaki düzlükte, Pisidia tipinde kalkan, yazıtlı ve kabartmalı 15 lahit dizilidir. Sağda yükselen kayalık tepe üzerinde akropol güney eteğinde de yerleşim kalıntıları izlenir.

Ana kayaya oyulu akropol girişi gibi birkaç yapı ve teras duvarları dışında, tam tanımlanabilir çok fazla yapı kalmamıştır. Yaygın bina yıkıntıları söz konusudur.

Kalıntıları bakıldığında küçük bir yerleşim olduğu anlaşılır. Akropolün ana kayaya açılı giriş kapısından tepenin  doğu yamacına kadar uzanan alanda yapı kalıntıları ve kaya alanları izlenir. Aşağı inildikçe teras duvarları ve üstlerinde yine kalıntılar görülür.

Yerleşimin tüm planı ve işleviyle saptanabilen yapısı, bütününe yakın korunmuş yapı olan Roma hamamıdır.

ROMA HAMAMI:

Akropolün güneydoğu eteğindedir. Bölgenin bilinen en küçük hamamıdır. Yapı üst duvarlarına kadar ayaktadır. Yan yana dizili 3 bölümden oluşur. En doğudaki, küçük bölüm giriştir.

Profilli dış kapı 0.73 m genişlikte ve 1.86 m yükseklikte ve ayaktadır. İç ve dışındaki menteşeler ikili bir kapı olduğunu gösterir. Bu da çok bölümü olmayan küçük taşra hamamlarında ısıyı korumak amacıyla yapılması beklenen rutin bir uygulamadır.

Bu bölümün batı yan duvarlarından ana bölüme geçilir. Dikdörtgen bölüm hamamın yıkanma bölümüdür.

Binanın köşeleri ve kapılar bloklarla örülüyken ara duvarlar moloz taşlarla örülüdür. Tonozun başladığı kotta bir sıra blok taş tüm yapıyı çevrelemekte ve bir konsol çıkıntısı oluşturmaktadır.

Binanın akropole yönelik arkası boyunca bağımsız ve güçlü bir duvar uzanır. Kaya duvar ile hamam arasında 3.30 m lik bir koridor oluşur.

Mimarisi ve planı dışında duvarların dış ve içte sıvalı olması, yuvarlak ve kare pilaeler ile ince kristalli, mavi damarlı beyaz mermer plakalar ve mermer levha parçaları yapının işlevinden kuşku bırakmaz.

Pişmiş toprak çiviler ise bu küçücük hamamın bile duvar içinden de ısıtıldığını gösterir. Yapının en önemli yanı Roma Dönemi taştan hamamları için çok özel bir örnek olmasıdır.

Genellikle büyük kent hamamlarının iyi bilindiği bu bölgede, küçük yerleşimlerdeki küçük boyutlu hamamların nasıl olduğuna bir örnektir.

ANTİK YOL

Orman yolu biterken, lahitlerin sıralandığı antik yol başlar. O bölgeden çevreye bakıldığında görülebilen kalıntıların azı düzlükte  konumlanmış, geri kalanı topoğrafya gereği yamaçlarda yerleşmiştir.

Şehir içinde yer alan tük küçük düzlük nekropol alanı olarak kullanılmış ve 15 lahit çoğunlukla bu alana yerleştirilmiştir. Yerleşimde 1 tane de khamosorion vardır.

 

AKROPOL/MEZARLAR:

Akropol kayalığının batı yüzüne açılan üç kaya mezarı bulunmaktadır. Birbirlerine benzeyen üç mezar ortak karakterdedir. Sarp kayalığın yüzündeki çok dar giriş örtü alanıyla ve küçük bir kapıyla girilen tek odadan oluşur.

İlk yan duvar boyunca ölü yatağı yapılmıştır. Arka duvar önünde ise iki ölü yatağı arasında kalan küçük boşluk bir armağan ve mezar eşyası sehpası işlevinde arada düzgünce kesilerek bırakılmıştır.

Ortada kalan kısım ise, derince bir hareket alanı çukurudur. Sivri tonozlu çatı taklidi biçiminde kesilen ana kayada, tepede ani kiriş de kayaya işlenmiştir. Kirişin ucu dışarıda mezar önü alanına da çıkarılmıştır.

Bu durumuyla mezar Lykia’dan bilinen kaya mezarı geleneğinden farklı yanlar gösterir. Örneğin: Lykia’da mezar içlerinde ahşap taklidine rastlanmaz. Dışta vardır. Burada ise tam tersidir. Dışta vardır. İçte ahşap taklidi vardır dışta yoktur. Burası kültürel olarak artık Lykia değildir.

 

KALEBAŞI-ASARLIK KALESİ

Çandır vadisinin güney yamacında, Yarbaşçandır köyünün karşısındaki yamaçta Asartepe denilen mevkide tespit edilen iyi durumdaki kale, Bizans Dönemine ait bir yapıdır.

Yarbaşçandır köyünden aşağı, vadinin dibine inildikten sonra bir köprü geçilerek karşı yamaca  tırmanılır ve orman yolundan doğuya doğru yaklaşık 1.5 saatlik bir yoldan sonra Asartepe mevkisine ulaşılır.

Bütün vadiye egemen olan bir konumdaki kalenin batı ve kuzey tarafları 100 metreyi aşan sarp uçurumlar halinde olduğundan, duvarlar sadece güney ve batı taraflarını çevrelemektedir.

Güney duvarına bitişik olarak yapılmış iki burçtan batı tarafındakinin alt kısmı sarnıç olarak yapılmıştır. Kalenin içinde ve çevresindeki yamaçlarda bulunan çok sayıdaki sırlı seramik parçalar Orta

Bizans dönemine aittir. Ayrıca çeşitli cam parçaları ve bıçak, çivi başı, cüruf gibi metal parçalar da bulunmuştur. Çok iyi durumda korunmuş olan bu kale kalıntısı, Trebenna teritoryumunda bu döneme ilişkin keşfedilen en önemli savunma yapısıdır.

 

 

 

 

 

 

Kemer

Kemer

Ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Kemer, Antalya’ya 43 km. uzaklıktadır. Geçen yıllarda yapılan karayolu, güzel ve bakımlı olup, yol üzerinde yeni yapılan tüneller, nispeten virajları ortadan kaldırmıştır.

Hala da tüneller yapılmaya devam ediliyor. Güzel ve rahat bir yol. Yalnızca: akşam saatlerinde, Kemer-Antalya yolu bayağı yoğun oluyor. Sanırım: otellerde çalışanların şehre dönüş saatlerinde, servis araçları yani büyük vasıtalar, trafiği biraz olumsuz etkiliyor.

Kemer; Batı Toros Dağlarının eteklerinde, kıyı boyunca uzanan, şirin bir yerleşim yeridir. Kıyı boyunca, irili-ufaklı koylar vardır. Denizin maviliği ve ormanın yeşilliği ile dağlar çok güzel bir görünüm oluşturur.

Denizin berraklığı, ormanın yeşilliği, deniz dalgalarının çam ağaçlarına kadar uzanması ve çam ağaçlarının, plajlarda gölgelik olarak kullanılabilmesi, oldukça cazip gelmekte.

Yörenin ilk hali olan köy : 1916-1917 yılları arasında, Toros dağlarından gelen Yörükler tarafından kurulmuştur.

Kurulan köyü korumak amacıyla; Kızılcık dağının eteklerine 23 km. uzunluğunda, taştan duvar şeklinde bir koruma kemeri örülür. Bu duvar; kemere benzetilerek, kurulan köy, daha sonraki yıllarda, Kemer ismi ile anılmaya başlanır.

1960’lı yıllara kadar, Kemer’in çevresiyle arasında karayolu bağlantısı yoktu.

Ulaşım, sadece deniz yolu ile sağlanırdı. 1980’li yıllardan sonra ise, gelişerek ve büyüyerek, Türkiye’nin gözde turizm merkezlerinden biri haline geldi. Şehircilik konusunda tüm alt yapı faaliyetleri tamamlanmıştır.

Dünyaca ünlü turistik tesisleri, önemli bir turizm merkezi olmasındaki, en büyük etkendir.

Bölgenin çekiciliklerinin başında: doğal güzellikleri gelir. Deniz, orman ve dağlar; bir noktada birleşir. Tarihi yapılar ise, ayrı bir renk katar.

Bunlar: Phaselis Antik Kenti, Çıralı (Yanartaş), Selçuklu Av Köşkü ve İdyros Antik Kenti. Bu özellikleri yanında; kemer halkı tarafından, zamanla kemer ovası ve ağva ovası arasındaki bataklıkların islah edilmesi sonucu, bölge ticaretinde önemli bir yer tutan, ünlü kemer portakalı üretilmeye başlanır.

Ana yoldan ayrılıp, Kemer’e döndüğünüzde, yol kıyısındaki otellerle karşılaşacaksınız. Bir süre ilerledikten sonra ise: Kemer merkezinde, dükkanlardan oluşan çarşı ile karşılaşacaksınız.

Kemer’de ne yapabilirsiniz? Nereyi gezebilir, nasıl zaman geçirebilirsiniz? Kemer’de: denize girebilirsiniz. Özellikle: Ayışığı (Moonlite) plajının bulunduğu bölgeden denize girebilirsiniz. Burada: üzerinde şemsiyesi olan bir şezlong kiralayabilirsiniz.

Duş almanız da mümkün. Veya, hemen plajın bitiminde, hatta kumsalın üzerinde kurulu kafelerden birinin masalarına oturup, gerek denize girebilir ve gerekse bir şeyler içebilirsiniz. Tertemiz tuvaletlerin bulunması büyük imkan.

Deniz ise: durgun, çünkü burası bir koy.

Yalnızca: uzakta ve açıkta demirleyen teknelerin mazot artıkları, bazen bu koyu kirletiyor. Ama yine de; birden derinleşmeyen ve özellikle hiç dalga bulunmayan bu koyda rahatlıkla denize girebilirsiniz.

Sizi rahatsız edici herhangi bir fiziki veya canlı faktör yok.

Kemer’de: denize girmenin dışında, özellikle akşam üstü hareketlenen çarşıda gezebilir, restoranlarında yemek yiyebilir ve kafelerinde oturup, yorgunluk atabilirsiniz. Kemer çarşısı ve limanı: özellikle akşam saatlerinde yani gündüz sıcağı bittiğinde, hareketleniyor.

Evet: genel anlamda Kemer bu. Bunun dışında: Kemer hakkında; bölge bölge ayrıntılı açıklamalarda bulunacağım.

OTOMOBİL RALLİ ŞAMPİYONASI:

2000 yılından bu yana, Kemer’in yaylalarında yapılan: Anadolian Rally yarışması; Dünya Ralli Şampiyonası takvimine alınmıştır.18 özel parkurda yapılan yarışma, toplam 1300 km. lik yol kapsamaktadır.

Üç özel etap üzerinden yapılır, toprak parkurda 380 km.lik, özel etabı vardır.

Kemer Yat Limanı-Marina

YAT TURİZMİ:

Kemer, yat turizmi bakımından da önemli bir yere sahip. Yaz ve kış aylarında, çeşitli ülkelerden gelen yatların bir merkezi. Gelen yatlar, burada günübirlik kalabildikleri gibi, uzun süre de kalabilmekteler.

1986 yılı Nisan ayında, resmen tüm hizmet birimleriyle devreye giren yat limanı; 100 karada ve 200 denizde olmak üzere, toplam 300 yat kapasiteli.

Kemer marinası, Avrupa Çevre Eğitim Vakfı (FEEK) tarafından yürütülen, mavi bayrak kampanyası tarafından tespit edilen kriterleri sağlayarak, 1993 yılında, mavi bayrak ile ödüllendirilmiş.

 

JEEP SAFARİ:

4,6,8 kişilik, arazi jeepleriyle yapılıyor. Eşsiz manzaralı Torosları keşfetmek mümkün. Bu turlara katılanlar, tur esnasında, arazi jeeplerini, Toroslar’ın engebeli, el değmemiş doğal güzellikleri arasında kullanıyorlar ve unutulmaz anlar yaşıyorlar.

Ayrıca; sürüş keyfi ve heyecanı da cabası. Sabah; katılımcılar otellerinden toplanarak, şehir dışındaki, jeep safari başlama noktalarına getiriliyorlar. Tüm jeepler, guruplara paylaştırılarak, birlikte ve konvoy halinde yola çıkılıyor.

Yol boyunca, zaman zaman durularak eşsiz Toroslar ve Beydağları’nın fotoğrafları çekiliyor. Akdeniz, kuş bakışı seyrediliyor.

Öğle yemeği; gurup olarak topluca Toroslar’da yeniliyor ve dinlenme molasından sonra, hareket ediliyor. Gün boyu süren ve dağlarda nefis bir manzara içerisinde geçen sürüş keyfi; akşam üzeri bitiyor. Konuklar, alındıkları noktalara geri bırakılıyorlar.

GEZİLECEK YERLER:

Kemer Ayışığı Parkı

AYIŞIĞI PARKI-MOON LİGHT PARKI:

İlçe merkezinde Merkez Mahallesi Yalı caddesinde Yat Limanı arkasındadır.

Kemer merkezden buraya ulaşmak için 10 dakika yürümek gerekir.

Ayışığı Parkı, 1988 yılında inşa edilmiştir.

Olimpos Beydağları Sahil Milli Parkı ile çevrilidir.

Yani hilal biçiminde bir görüntü verir, sahil uzunluğu 500 metredir.

Park alanında, yüz yıllık çam ve palmiye ağaçları bulunmaktadır.

Ayışığı koyunda kurulu park alanının: 10 metre karelik bölümü kumsaldır.

Kalan bölümde ise: havuz, amfi tiyatro, üstü açılır gece kulübü ve disko bulunmaktadır. Ayrıca: mavi bayraklı plajı vardır.

İlaveten: yunus gösteri havuzu, alakart restoran, çeşitli barlar, kafeler, 4 dükkanlı bir çarşı bölümü, tenis kortu, spor alanları, mini hayvanat bahçesi ve rekreasyon amaçlı oluşturulmuş yeşil alanlar vardır.

Sonuç olarak Ayışığı Parkı: gündüz ayrı güzel gece ayrı güzel bir yerdir. Gece her yeri kalabalıktır.

Kemer Ayışığı Koyu Plajı

AYIŞIĞI KOYU PLAJI:

Aşığışı plajı: ücretli ve ücretsiz bölümlere ayrılmıştır.

Ücretli olan bölümde: şezlong ve şemsiye giriş ücretine dahildir.

Serbest yani ücretsiz bölüm ise, genellikle yerli turistler tarafından kullanılmaktadır.

Park alanı yılın 12 ayı açıktır.

Burada denize girebilir, su sporları imkanlarından yararlanabilirsiniz.

Özellikle yabancı turistlerin tercih ettiği bu plaj, Kemer merkezindeki en popüler plajlardan birisidir.

Plajın uzunluğu 350 metre, genişliği 25 metredir. Denize sıfır konumdadır.

Kemer Ayışığı Koyu Plajı Kumsalı
Kumsal:

Altın sarısı kumludur. Aslında bu kum, deniz kabukları ile karıştırılmış bir kumdur.

Ancak kumsalda, çok sayıda şezlong bulunmaktadır, aşırı kalabalıktır. Yani, uygun bir zamanda yani erken saatlerde gitmezseniz, büyük olasılıkla şezlong ve şemsiye bulamayacaksınız. Güneşin altında kavrulmayı kabul edeceksiniz.

Kumsal alanında: duş, tuvalet ve soyunma odaları bulunmaktadır.

Kemer Ayışığı Koyu Plajı Denizi
Deniz:

Turkuaz renkli ve berraktır. Dalga yoktur.

Denizin girişi düz ve çakıllıdır, geri kalanı kumluktur. Deniz tabanı çakıllarla kaplıdır.

Ayrıca, deniz içinde kuma saplanmış vaziyette potansiyel tehlike yaratan paslı varil benzeri nesneler bulunmaktadır. Bunlar muhtemelen yatların bağlanması için kullanılmaktadır. Ancak yüzerken tehlike yaratıyor.

Bir diğer tehlike ise, koyda çok sayıda bulunan motorlu tekne yoğunluğudur. Banana ve benzeri teknelerin motorları hiç durmuyor. Bu yüzden havada motor yağı kokusu eksik olmuyor.

Su sporları:

Sahilde: jet ski, su kayağı, deniz paraşütü yapılabilir, tekne kiralanabilir.

Kemer Yörük Parkı

YÖRÜK PARKI:

Park: Devlet Ormanı ve Milli Park Statüsündeki yarımada olan Küçükburun üzerinde kuruludur. Kemer Yat Marinasının arkasında, çamlarla kaplı bir tepededir. Tepeye 20-30 basamaklı merdivenden çıkılır. Giriş ücretlidir.

Folklorik Yörük Parkı, 1986 yılında ziyarete açılmıştır.

Kemer Yörük Parkı

Yörük Parkı: ziyaretçilere doğal yaşam alanları ile kültürümüzü yansıtması açısından ilgi çeker. Burada: özellikle yabancı turistlere yönelik yemekler, folklorik müzik, geleneksel aperatifler sunulmaktadır.

Açık hava folklor müzesinde gezerken bir yanınızda muhteşem Ayışığı ve bir yanınızda Kemer sahillerinin manzarası görülmektedir.

Kemer Yörük Parkı

Park alanında: 3 tane çadır bulunmaktadır. Bu çadırlarda: birinde saç böreği yapılmaktadır. Diğerinde dinlenilir ve diğerinde ise küçük bir Etnoğrafya müzesi bulunmaktadır. Çadırlarda Yörük kültürü, cansız mankenlerle canlandırılmaktadır. Yörük çadırlarında gözleme ve ayran tatmalısınız.

Ayrıca: sahanın devamında, geleneksel ürünlerle süslü, doğal bitki örtüsü ile desteklenmiş ve yeni oluşturulmuş, 26 yıllık orman parçasında, panoramik parkurda yürüyüş yapabilirsiniz.

Moonlight Aqua Park:

Ayışığı Parkı içindedir. Türkiye’nin en büyük su parkında 40’tan fazla su aktivitesi bulunmaktadır.

Kemer Dolphinarium-Yunus Gösteri Merkezi

Kemer Dolphinarium:

Kemer Dolphinarium: Ayışığı Parkı içindedir.

Burada: harika yunuslarla tanışmak ve onlarla birlikte yüzmek mümkündür. Yunuslar ve foklar, ziyaretçilere oldukça güzel zaman geçirtiyorlar.

Yunus gösterisi yaklaşık 45 dakika sürmektedir. Gösteriler günde 2 kere düzenlenmektedir.

Yunusların yüzdüğü havuz: 5.5 metre derinliktedir.

Havuzun yan duvarları şeffaftır. Böylece ziyaretçiler havuz içindeki yunusları rahatlıkla görebilirler. Yunuslar ile birlikte gösteriye kürklü foklar da katılıyorlar. Sudan atlayanlar, top oynayanlar, çember çevirenler, dans edenler ve hatta seyircilerle oynayan yunuslar göreceksiniz.

 İDYROS ANTİK KENTİ VE ÇALIŞ TEPE:

Ayışığı koyuna oldukça yakındır. Bizans yerleşkesinin kalıntıları, Ayışığı koyu sahili boyunca devam etmektedir. Ayışığı parkı ile Balıkçı barınağı arasında bulunmaktadır.

Yani: Kemer’in antik dönemdeki ismidir.

İdyros antik kenti: MÖ 7’nci yüzyılda kurulmuş, Likya bölgesi içinde, bir denizci kent olarak önem kazanmaktadır. Kentin bulunduğu yer denize çok yakın olduğu için, muhtemelen Akdeniz’de ticaret yapan gemilerin uğrak yeri olmalıdır. Ancak kent ile ilgili bilgiler sınırlıdır.

Kentte, günümüzde özellikle Bizans dönemi kalıntıları ilgi çeker.

Bölgedeki arkeolojik kazı çalışmaları: ilk olarak 1976-1977 yılları arasında başlatılmış ve halen devam etmektedir.

Kazılardan elde edilen buluntular ve sikkeler, ören yerinin MS 4 ile 6’ncı yüzyıl arasında kullanıldığını göstermektedir.

Günümüzde Kalıntılar:

Kalıntıların bulunduğu ören yerine, Kemer merkezden 10 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılabilir.

Kemer İdyros antik kenti kilisesi mozaik taban

Kilise

Kentin bilinen en dikkat çeken yapısıdır. Kentin simgesel yapısıdır.

Bazilika planlıdır. Ortada apsisli bir orta nef vardır.

Ören yerinde bulunan kilise: özellikle mozaik tabanı ile ünlüdür. Kilisenin tabanı: turuncu, beyaz, gri, kiremit kırmızısı renklerden yapılmış iri taneli mozaiklerle süslüdür. Süslemelerde: geometrik motifler hakimdir.  Süslemelerin çevresinde kalp şeklinde bordür görülür.

Kilisenin güneyinde bir şapel vardır. Ayrıca kilise yanında bulunan mezarlık alanında, bugüne kadar dünyada sayılı ülkede izine rastlanan amfora mezarlar bulunmuştur.

Duvar kalıntısı:

Bizans duvar kalıntısı, üç kapı sövesi ve apsisi andıran bir duvar vardır.

Gözetleme Yeri:

Kemer Marinanın kuzeyindeki yüksek tepenin güney ucundadır. Çevresi poligonal örme tekniğiyle yapılmış bir duvarla çevrilidir.

Kemer Halk Plajı

KEMER HALK PLAJI:

Kemer merkezde, Marina bölgesinin batısında Ayışığı Plajı ve Marina bölgesinin doğusunda ise Kemer Halk Plajı vardır. Plaj, Kemer Belediyesi tarafından işletilmektedir. Kemer merkeze 1 km uzaklıktadır.

Halk plajının devamında ise, 3.7 km uzunluğunda sahil şeridi boyunca otellerin plajları bulunmaktadır. Halk plajının uzunluğu 270 metre, genişliği 20 metredir. Plaj Mavi Bayraklıdır.

Kemer Kındılçeşme Piknik alanı ve Halk Plajı

KINDILÇEŞME PİKNİK VE HALK PLAJI:

Beydağları Sahil Milli Parkı içinde bulunan Kındılçeşme: bir zamanların en meşhur çadır kampıdır. Burada uzun boylu çam ağaçlarının altında, cırcır sesleri eşliğinde, piknik yaparken, sıcak bastığında insanlar denize girip ferahlardı.

Kemer Kındılçeşme

İsmini ise: hakkında çeşitli rivayetler bulunan “Kındıl Dede” den almıştır.

2009 yılında, imar planında değişiklik yapılarak park alanı 29 yıllığına otel yapılmak üzere bir firmaya kiralanmıştır. Çadırlı Kamp Alanı, Kındılçeşme’nin statüsü “Kamp Alanı” olarak değiştirildi, daha sonra lüks bungalovlar ve benzeri tesisler inşa edilen alanın çevresi yüksek duvarlarla çevrilerek halkın kullanımına kapatıldı.

Kemer Kındılçeşme

Uzun yıllar kullanılan bu alan, bir otel çalışması nedeniyle halkın kullanımına kapatılmış; yıllardır süren mahkemeler, davalar sürmüş ve yakın zaman önce bunlar bitmiş ve alan halkın kullanımına açılmış, alanda bulunan 4 bina Kemer Belediyesi tarafından yıkılmıştır.

Kemer Kındılçeşme

Günübirlik piknik alanı: 80 dönümdür. Burada 15 dönümlük bir plaj bulunmaktadır.

Günübirlik kamp alanında: otopark, idari ünite, piknik masaları, satış büfesi, çocuk oyun gurupları, soyunma kabinleri, duş ve lavabo yerleri bulunmaktadır.

Kemer Beldibi Mağarası

 

Kemer Selçuklu Av Köşkü

SELÇUKLU AV KÖŞKÜ:

Antalya-Kumluca karayolunun Kemer girişinde ormanlık alan içindedir.

Anadolu’da bilinen 3 av köşkünden birisi olan yapı: muhtemelen 1230-1248 yılları arasında inşa edilmiştir.

Bölgenin tek Selçuklu dönemi yapısı olması açısından önemlidir.

Günümüzde: yapıda: Türk-İslam sanat geleneği en iyi şekilde görülebilir.

Köşkün giriş kapısı ve ona yakın bulunan duvar yıkılmıştır. Ancak çatı ve diğer duvarların büyük bölümü iyi durumdadır.

Köşkte: Selçuklu döneminden kalma kalıntılar şunlardır:

Kemer Selçuklu Av Köşkü Hz Süleyman Mührü

Köşkün çatı kısmında, Hz Süleyman’ın mührü olarak bilinen, iki eş kenar üçgenin bileşimiyle oluşan yıldız figürü vardır. Bu figür, Hz Süleyman’ın mührü olarak tanınır ve Hz Süleyman’ın yüzüğünde bulunur. Ayrıca, bu simgenin, Hz Süleyman’ın hayvanlarla konuşup, iletişim kurabilmesinin sebebi olarak varsayılmaktadır. Ayrıca, mührün “Dünyaya hükmetmek yetisine” sahip olduğuna inanılır.

Kemer Selçuklu Av Köşkü Hz Süleyman Merdivenleri

Ayrıca: Tekelioğlu Beyliğinin (1400 yılı civarı) bayrağı bulunan altıgen yıldız kabartmalı taş merdivendir.

MOLLA DELİĞİ MAĞARASI:

Tahtalı Dağının 910 metre rakımlı doğu yamacındadır.

Buraya ziyaret etmek için: Kuzdere ve Tekirova teleferik alt istasyon bölgesinden yaya olarak buraya gidebilirsiniz. Ancak buradan yapılacak yaya yürüyüş, yaklaşık 4 saat sürmektedir.

Doğal ve yatay bir mağaradır. Rakımı 910 metredir.

549 metre uzunluğunda, çok kollu bir mağaradır.

Mağara içinde: çeşitli şekillerde sarkıtlar ve dikitler bulunmaktadır.

Mağaranın sonuna doğru gidildiğinde, önce bir kum ve kil tabakası ve sonrasında ise bir gölet bulunduğu söyleniyor.

Ancak, bu sadece bir söylenti, yani mağarayı ziyaret edenler, mağaranın sonuna yani gölete kadar gidemiyorlar. Sadece uygun teçhizatlı ve uzman kişilerin mağaranın içinde bu gölete ulaşabildikleri söyleniyor. Söylenenlere göre göletin büyüklüğü değişiyormuş

Kemer Paris II Batığı

PARİS II BATIĞI:

Kemer Marinası açıklarında, 1.5 km açıkta, 25-33 metre derinlikte kum bir  zemin üzerindedir.

Burada: 13 Aralık 1917 tarihinde, Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul komutasındaki topçu bataryası tarafından batırılan Paris II Savaş gemisi enkazı bulunmaktadır.

Kemer Paris II Batığı

Günümüz:

Batık enkaz, 1995 yılında keşfedilmiştir.

Buharlı bir gemidir.

Geminin kimliği: 1 Ocak 2002 tarihinde anlaşılmıştır. Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul tarafından, sahilde mevcut 4 topluk batarya ile, bu gemi haricinde bir de uçak gemisi batırılmıştır ki, bu uçak gemisi dünya denizcilik tarihinde topçu ateşiyle batırılan ilk uçak gemisidir.

Mustafa Ertuğrul, İngilizlerin ünlü 110 metrelik efsanevi uçak gemisi “Ben My Chree” yi, Meis adası açıklarında batırarak sulara gömmüştür.

Aynı dönemde, Fransız savaş gemileri Paris II ve Alexandra’yı da Kemer de denizin derinliklerine gömmüştür.

Geminin boyu 50 metre, eni 8 metredir. Güvertedeki silah donanımının az olması nakliye gemisi olma ihtimalini güçlendirmektedir.

Burası dünyanın en özel 100 dalış noktasından birisi olarak kabul edilmektedir.

Bu yüzden, özellikle profesyonel dalgıçlar tarafından yoğun ilgi gösterilmektedir.

Kemer Kesme Boğazı

 KESME BOĞAZI KANYONU:

Kemer merkeze 10 km uzaklıkta, Antınyaka istikametinde, Beydağları Sahil Milli Park alanı içindedir.

Burada: dere yataklarının yanında yürüyüş yapabilirsiniz.

Kemer Kesme Boğazı Roma Köprüsü

Kanyonun en daralan kısmında tarihi Roma köprüsü vardır.

Çünkü coğrafi konumu nedeniyle kanyon antik dönemde orduların, yükseklerden kıyıya inen tüccarların ve yayaların, Türkmen Yörüklerinin geçiş güzergahıdır.

Günümüzde ise buraya jeep safari turları ve ayrıca doğa yürüyüşü yapanlar gelmektedir.

Tarihi Roma köprüsünün hemen yamacında, kayalar üzerine yapılan ahşap çardaklar ilgi çekmektedir. Çardakların hemen yanında ise, dere kenarında taşlarla yapılan setle oluşturulmuş doğal bir havuz bulunmaktadır. Bu havuzda yüzmek mümkündür.

Kemer Gedelma Kalesi

KADREMA-GEDELMA KALESİ:

Bölücektepe Orman kulesinden 1.8 km uzaklıktadır Kemer merkezin 12 km batısındadır. Buraya ulaşmak için: Kuzdere Mahallesi Kesme Boğazı Mevkiinden asfalt yol bulunmaktadır.

Ancak Gedelme yaylasına çıkan yollar biraz zorludur. Kesme boğazından geçerek Toroslara doğru çıkılır ve bir zamanlar bu yollarda “Dünya Ralli Şampiyonası” yapılıyormuş, artık yapılmıyor.

Güneşli-Gedelma yerleşimi içinde, çok iyi korunmuş bir Orta Bizans kalesi bulunur. Kale: MS 9’ncu yüzyıla tarihlenir.

Kale, doğu ve güney yönlerinde düzgün duvarlı ve kuleli, batı ve kuzeyde ise arazinin kayalık ve biçimsiz yapısına göre duvarlar örülmüştür. Ve gerekmediğinden kule de yapılmamıştır.

Toplam 5 kule vardır. Bunlardan 4 tanesi dışa çıkık, 1 tanesi de kayalıklarda yer olmadığından, içtendir. Kale: MS 9’ncu yüzyıla tarihlenir. Kalenin bu kesiminden geçen Roma yollarının ve stratejik alanların kontrolünü elde bulundurabilmek için Roma geçmişi olabilecekken, daha öncesine ait hiçbir buluntu yoktur.

Ve zaten topoğrafya ya erken yerleşime elverişli değildir. MS 6’ncı yüzyıl coğrafya sözlüğü olan Ethnika’ya göre “tahıl phrygmos’u (tahıl kurutma, tahıl koruma” anlamındadır. Ayrıca “hububat çukuru” da denir.

Yani: buranın sadece Gedelma için değil aynı zamanda bölge için bir depo kale niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Kalenin içindeki magazin formlu bölümler de farklı amaçlı depolardır. Ancak yaşama amaçlı birimler de görülmektedir. Sonuçta buranın tahıl koruma kalesi olduğu kesindir.

Kalenin çevresindeki turizm yapıları, kalenin duvarlarının dibine kadar gelmiştir. Kaleye özel arazi nedeniyle, bu kesimden girilip çıkılamamaktadır.

 

 

Çınar Ağacı:

Kale kalıntılarının önünde, kuzey dibinde, surların dibinde bulunan ve 2500 yaşını aştığı söylenen dev çınar ağacının altında, Gedelme köylüleri sergiler açarak ziyaretçilere hediyelik eşyalar satıyorlar. Bu dev ağacı mutlaka görmelisiniz.

Çünkü dünyanın en büyük çınar ağacı olduğu söyleniyor. Çınarın göğüs kol hizası çevresi, 22.40 metredir. Hatta alt kök kısımları, daha da geniştir. Gölge çapı 30 metredir. (Bu çınar ağacı maalesef koruma altına alınmamıştır.)

Kemer Peynir Deliği Mağarası

Peynir Deliği Mağarası:

Kalenin güneyinde ziyarete açık olan bir mağara bulunur. Köy merkezinden mağaraya gitmek için sadece 5 dakikalık bir yol yürümek gerekiyor.

Kalenin hemen yanında bulunan mağaranın toplum uzunluğu 74 metredir. Mağaranın girişe göre en derin yeri 19 metredir. Bu yüzden yani dik bir şekilde inildiğinden, mağara içinde oldukça fazla dikkat göstermek şarttır.

Mağaranın büyük bölümünün kuru olduğu bilinmektedir, sadece sonunda en derin yerinde bir küçük göl bulunduğu söyleniyor. Mağara içinde; sarkıt, dikit ve sütunlar bulunuyor.

LYKAİ/BÖLÜCEKTEPE:

Gedelma’dan 1.8 km batıdadır. Ovacık yolundan, orman yangın kulesi yolundan gidilir. 1270 m yüksekliğindeki bir tepedir.

Stadiasmus’a göre: Kossara’dan Lykai’ye giden yol buradan Kitanaura ve Pygela yönlerinde iki güzergaha ayrılıyordu. Lykai’den 60 stadia uzaklıkta Kitanaura bulunmaktaydı.

Orman kulesi yapımıyla yerleşim tam orta yerinden büyük tahribata uğramıştır. Kulenin güneydoğu ve kuzeydoğu eteklerinde, Helenistik ve Roma dönemi izleri taşıyan kalıntılar bulunur. Kuzeydoğu etekte 2 eksedra, 4 lahit, 1 ostothek, eksedra içinde bir tropaion ve tanımlanamayan başka kalıntılar bulunur.

Eksedralardan birinin sadece köşesi görünür. Hemen yanında diğer eksedra ise çoğunlukla korunmuştur. 2.50 m genişliğinde ve 1.60 m derinliğindedir. Nitelikli kesme taşlarla yarım yuvarlağa yakın formda yapılmıştır. Yangın kulesinin güneydoğu eteğinde ise güçlü erken karakterli duvarları olan yapı kalıntıları vardır. Bu kesimde çok sayıda çatı kiremidi bulunmuştur.

Yangın kulesinin hemen önünde ana kayaya oyulmuş bulunan yapı tabanları görülür. Yangın kulesi daha önce orada bulunan bir yapının orijinal tabanı üstüne, daha da genişletilerek inşa edilmiştir. Kulenin hemen arkasında yükselen tepenin kule tarafında yine yoğun kalıntılar bulunur. Burada çok sayıda defineci kazısı yapılmıştır. Defineci artıkları içerisinde ok ve  mızrak ucu, kilit mekanizmaları, spatula gibi çok sayıda metal buluntu, 5 adet pişmiş toprak ağırşak, 1 adet lykion parçası, bıçak ucu yanında, bir de bulla benzeri çok küçük kurşundan yapılmış bir obje bulunmuştur.

Eliptik formlu objenin bir yüzünde “Appolonios”a anlamında Eski Yunanca bir sözcük diğer yüzünde ise mızrak kabartması vardır. Bu obje, bölgede örneği az bilinen ve simgesel olarak değerlendirebilecek sapan taşıdır.

 

OVACIK TÜMÜLÜSÜ

Altınyaka yolunda, Kemer yol ayrımından 4.2 km sonra Bölücek dağına dönülür. Bu yolun 3.5 km sonrasında Yığılıtaş mevkiinde bir kalıntı vardır.

Küçük taşlarla, 17 m çapında yuvarlak bir yığma alan oluşturulmuştur. Bu alan kuru moloz duvarlarla çevrelenmiş ve tümülüs yığma tepeciği çevreden sınırlandırılmıştır. Tamamı defineciler tarafından açılmış ve tahrip edilmiştir.

Yığmanın içinde, doğudan açılan uzunca bir dromosla girilen mezar odası görülür. Mezar odası ve uzun dromos da örme duvarla oluşturulmuştur. Mezar odasının uzunluğu, dromosla birlikte 9 m dir. Yuvarlak planlı mezar odasının çapı yaklaşık 2.5 m dir. Duvarlar 1.80 m yüksekliğe kadar korunmuştur. Bu bölgede ele geçen bilinen ilk tümülüs olmasından dolayı çok önemlidir. Mezar odasının yuvarlak formu da özgündür.

Bu tip tümülüslere, Lydia’da rastlanmamış olduğundan dolayı Çağıl (Taş Yığma) Tümülüslerinin bölgeye özgü bir mimari düzenleme olması gerektiği düşünülür.

Çevresinde bir yerleşim kalıntısı bulunmamaktadır. Yığma tepeler altına mezar yapma geleneğinin alıntı kaynağı Lydia olmalıdır. Dönemi de MÖ 7 ile 5’nci yüzyıl arasında yoğunlaşır.

Ovacık: Mnara egemenlik alanındaki Mizir’de (Potamos Meizoares) bulunan 5 adak yazıtı burada Irmak Tanrısı Meizoares’e adaklar adanan bir kült yeri olduğunu göstermektedir. Tabii yığma tepenin, defineciler tarafından tamamen tahrip edilmesi, tam anlamıyla talan edilmesi de ülkemizdeki tarihi yağmacılığın boyutlarını gözler önüne sermektedir. Kimbilir buradan neler çaldılar, bu çaldıkları şimdi kim bilir nerelerde?

 

MNARA-MARMARA-KAVAK DAĞI

Aslında buraya ulaşmak son derece zor ama bölgenin tarihi geçmişi hakkında bilgi vermek için, araştırmamın sonuçlarını özetle burada sizlere sunacağım.

Önce konumu:

Evet burası Kemer ilçesinin kuzeyine yönlenen ve Kesme Boğazının 23 km kuzeyinde bulunan Kaplan dağı üzerindeki Kosara ile Antalya’nın 37 km güneybatısında, bugünkü Bölümcektaş Tepesi üzerindeki Lykai arasındaki Kavak dağı üzerindedir. Kavak dağı, denizden 1470 m yükselen zirvesi ve kuzey-güney doğrultusunda uzanan konumuyla, çevresindeki dağ silsileleri arasında bağımsız bir tepedir.

ŞEHİR HAKKINDA ANTİK DÖNEM YAZARLARININ SÖYLEDİKLERİ:

Evet, antik dönem yazarlarının söyledikleri, şehri daha iyi anlamak açısından önemlidir.

Diodoros: “Oldukça yüksek ve ulaşılması güç bir kayalık tepe üzerindedir. Lykia sınırında, korunaklı olması ve sağlamlığıyla dikkat çeken büyük bir tepeyi iskan eden Marmaralılar, İskender’in bölgeden geçişi sırasında Makedon ordusunun destek birliklerine saldırırlar, kölelerle birlikte yük hayvanlarını yağmalarlar. Bunun üzerine İskender bölgeyi kuşatır, ama cesareti takdire şayan Marmaralılar, bu kuşatmaya korkusuzca göğüs gererler. Marmara’nın yaşlıları 2 gün süren kuşatmanın ardından İskender’in tepeyi ele geçirmeden gitmeyeceğini anlar ve gençlere, henüz güçleri varken İskender ile anlaşmayı önerirler. Fakat gençler teslim olmaktansa vatanın özgürlüğü için ölmeyi onur saydıklarını söylerler. Bunun üzerine eli silah tutanlar: çocuk, kadın ve yaşlıları öldürdükten sonra kuşatmayı yararak yakındaki dağlık alana kaçmayı düşünürler. Bunun üzerine aileleriyle birlikte akşam yemeği yemek üzere 600 kişi toplanırlar. Yemekten sonra gençler evlerine çekilirler. Ne var ki yakınlarını öldürmeye elleri varmadığı için içindekilerle birlikte evlerini yakmaya karar verirler ve yakarlar. Kararlaştırdıkları üzere, herkesi kendi ocaklarına gömdükten sonra, kendileri de henüz gece vaktiyle düşman kuşatmasını yararak dağlık alana kaçarlar.”

Sonrasında İskender ve birlikleri şehre girer. Marmara/Mnara bu işgal sonrasında Phaselis topraklarına katılır.

Arrianos: “Phaselis yakınlarında yaşayan bu barbar halkın, sık sık Phaselis’e saldırdığını ve yağma yaptığını” anlatır.

 

GENEL ÖZELLİKLERİ:

Topoğrafik yapısı, blok kayadır. Yapıları, örgü teknikleri ve şehircilik açısından bakıldığında Helenistik’ten beri polis statüsünde bir yerleşim olduğu kabul edilir. Roma döneminde de önemini korumuştur. Okunan bir onurlandırma yazıtı: “Mnara demosu tarafından İmparator Caligula ve eşi Messalina” ya adanmıştır.

Patara Yol Klavuz Anıtında anılan “Mnarike” bölgesinin de merkezidir. Çok sarp ve ulaşılmaz kayalık akropol ve eteğindeki yapı kalıntılarından oluşur. Tepenin doğal ulaşılmazlığı nedeniyle gerek duymadıklarından olsa gerek su kalıntılarına rastlanmaz. Sadece tepenin alt kotunda, denizi ve vadiyi gören noktada kule benzeri bir kalıntı görülür.

 

GÜNÜMÜZE ULAŞAN KALINTILAR;

Batı yamaçta, doğu-batı doğrultusunda yaklaşık 100 m uzunluğunda ve 2.5 m kalınlığında sur duvarı kalıntıları izlenir. Diğer yönleri sarp doğal yapısı nedeniyle sura ihtiyaç duyulmamıştır. Kalıntılar Göynük vadisine bakan kuzey uçta doğu-batı doğrultusunda, diğer alanlarda ise yamaca paralel kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda, teraslar üzerinde sıralanır. Yapılanı çoğu Helenistik ve Roma dönemlerindendir. Bizans dönemine ait herhangi bir veriye rastlanmamıştır.

 

AGORA:

Yerleşimin kuzeybatı ucundadır. Agoraya ulaşım sağlayan yol, güneyden yükselerek gelir ve burada basamaklı bir sokağa dönülerek, agora üst kotundaki yapılara uzanır. Agoranın meydanı yamacın eğimi nedeniyle güneydoğu ve güneybatıda oldukça anıtsal bir görüntü sergileyen teras duvarıyla oluşturulmuştur.

Güneybatı duvarı 4.5 m yüksekliğe kadar korunmuştur.

Güneydoğudaki teras duvarının üzeri, 3 m genişliğinde düzgün bloklarla podyum oluşturacak şekilde örülmüştür. Gerek podyum ve gerekse de duvar dibinde görülen profilli kaideler bu duvarın yazıtlı heykel altlıklarıyla donatıldığını gösterir.

 

AGORA ÇEVRESİNDEKİ YAPILAR:

Agora meydanının kuzeybatısında üç odalı bir yapı kalıntısı bulunur. Yapının cephesinde üç giriş tespit edilmiştir. Girişler, yarım sütunlarla vurgulanmıştır. Geç dönem girişlerin moloz taşlarla örülerek kapatıldığı görülür.

Agoranın bir üst kotunda, kuzey ve doğu yönde, çok sayıda yapı kalıntısı görülür. Bazıları ana kayaya dayandırılarak kesme bloklarla örülürken, bazıları ise düzgün olmayan taşlarla örülü duvarlardan oluşmaktadır. Duvar kalınlıkları: 0.8 ile 05. m arasındadır. Yapılar arasından geçen ve ulaşım sağlayan sokaklar birçok yerde görülür. Görülen bazı sarnıçların, tekil bir yapıda olmadığı, çevresindeki yapılar dikkate alındığında, ortak kullanım söz konusu olduğu anlaşılır.

Agoranın kuzeydoğu üst kotunda, tepenin Göynük vadisine bakan uç kısmında bulunan yapı dikkat çeker. Batı uçta, ana kayadan yararlanılarak oluşturulmuş mekanın zemini düzgün kesilmiş blok taşlarla oluşturulmuştur. Hemen kuzeydoğusunda ise, nitelikli bloklarla örülmüş ikinci bir yapı bulunur.

 

TİYATRO/GÖSTERİ SERAMONİ YAPISI:

Yerleşimin güneyinde, uçurum kenarında, Attaleia’dan ve Phaselis’e kadar tüm sahil panoramasına hakim bir konumdadır. Güneybatı-kuzeydoğu doğrultusu dikdörtgen yapı, tek yönlü 11 adet oturma sırasından oluşur. 5.80 x 6.25 m ölçülerindedir. Oturma sıraları kısmen ana kayadan, çoğunlukla da blok taşlardan oluşmuştur. Üstünün örtülü olduğuna dair iz yoktur. İlk oturma sırası ile 6.5 m güneydoğusunda, uçuruma yakın yerde örülen teras duvarı arasında kalan düzlük, orkestra/sahne olarak kullanılmış olmalıdır. Yaklaşık 130 kişi kapasiteli yapı, bu formuyla bölgede benzersizdir. Kentteki her türlü açık hava toplantı/tören ve gösteri için kullanılmış olmalıdır.

 

MECLİS BİNASI:

Agora ile aynı kotta, toplanma yapısının batısındadır. Cephesi güneybatı yönündedir ve arka duvar kuzeydoğudaki kaya kütlelerine dayanır. Arka duvara ilişkin çok az blok sırası izlenir. Güneydoğu duvarın cepheye yakın bölümü, kısmen korunmuş, arka yarısı büyük oranda tahrip olmuştur. Cephe, tek sıra ve dört adet düzgün kesilmiş iri bloklardan oluşur. Cephedeki blokların yükseklikleri 1.65 m, kapı sövesi iç yüksekliği 2.40 m dir. Kapı açıklıkları, cephenin hemen güney ve kuzey köşelerine bitişiktir. Bu tasarıma göre: girişler oturma sıralarının merdivenlerine karşı olmalıdır. Cepheyi oluşturan iri blokların tümünde birer pencere bulunur. İkinci pencere hariç, diğerlerinde içeri sızan suyun dışarı akıtılması için ince bir kanal bulunur.

Yapının içi günümüzde: arkada bulunan yüksek kayalıktan kopup gelen iri kütlelerle ve yıkılan arka duvarın bloklarıyla doludur. Bu yıkıntı cepheye doğru alçalır ve kapı eşiğinde biter. Bu haliyle yapı, içinde oturma sıralarının varlığını düşündürse de buna ilişkin iz yoktur. Bu durum dikkate alındığında, yapının toplantıya yönelik bir işleve sahip olduğunu söylemek mümkündür.

 

TAPINAK;

Yerleşimin güney ucundadır. Defineciler tarafından oldukça fazla tahrip edilmiştir. Tapınaktan arta kalan kalıntılar içinde: kabartma ve heykel parçaları izlenir. Kalan parçalar üzerindeki izler: heykellerin toynaklı, pençeli hayvanlar ve sadece ayak kısımları kaldığından kime ait olduğu belli olmayan insan/tanrı heykelleri olduğunu gösterir.

Evet, tapınak “Apollon Lykios Tapınağı” olarak tanımlanır. Bulunmuş bir onurlandırma yazısı “Zeus ve tüm tanrılara” ifadesini taşır. Buna istinaden ise, tapınak Zeus’a atfedilir. Rhodiapolis kazılarında bulunan bir ev sunağı ise bu konuda daha açıklayıcı bilgi verir. Sunar üzerinde “Mnara Artemis’ine” adandığı yazar. Artemis’in bölgedeki baskın yaygınlığı, bulunan heykel parçalarının pek çok hayvan toynağı içermesi ve Rhodiapolis gibi uzak bir yerleşimde adı anılan bir Tanrı olması nedeniyle bu tapınağın, Neapolis vee Kelbessos’ta bulunan tapınaklara benzer planlarıyla bir Artemis Tapınağı olma ihtimali yüksektir.

 

MEZARLAR:

Yerleşimde çeşitli mezar tipleri tespit edilmiştir. Ticari agoranın güneybatısında geniş bir alan, nekropol olarak kullanılmıştır. Yerleşimin genelinde yapılar arasında da mezarların bulunduğu görülür. 13 tanesi sayılabilen lahitler ve khamosorionların sayısı yerleşim büyüklüğüne göre oldukça azdır.

 

Kemer Üçoluk Yaylası

 ÜÇOLUK YAYLASI:

Kemer merkeze 37 km uzaklıktadır. Beycik yaylası üzerinden ulaşılır. Beldenin trekking ve kamp rotası üzerindedir.  Ancak çam ağaçlarının içinden geçen yolu stabilizedir.

Yaz sezonunda: Kemer, Beldibi, Konyaaltı, Antalya Merkez ve benzeri yerlerde oturanlar, serinlemek için burada konaklarlar. Bu yüzden, Üçoluk köyünün sosyal hayatı, yaz sezonunda hareketlilik gösterir.

Kemer yöresinin doğal güzelliklerini gezmek isteyenler tarafından tercih edilmektedir. Yaylada, eski yayla evleri vardır. Bunlar, sedir ve ardıç ağaçlarıyla bütünleşmiş, muhteşem bir panorama ortaya çıkmaktadır.

Yaylanın rakımı 1500 metredir. Yaylada kamp kurmak mümkündür. Ancak elektrik ve telefon gibi alt yapı hizmetleri yoktur.

 

BEYCİK-FIRINCIK/GAVURPAZARI

Kemer ilçesi Beycik köyü sınırlarında, Tahtalı Dağı eteklerinde, 1100 m rakımda bulunan Fırıncık’ta bazı kalıntılar vardır. Beycik’ten 8 km araba ile gidildikten sonra, doğuya, ortalama 45 dakikalık yürüyüşle kalıntılara ulaşılır.

GENEL

Fırıncık yerleşimi ana güzergah üzerinde olmadığından, Patata Yol Klavuz Anıtında adı geçmez. Çok dik bir yamaca konumlanan yerleşimden, Olympos rahatlıkla görülür. Muhtemelen Olympos’un egemenlik alanındaydı. Beycik’teki bir lahit yazıtında: “cezanın Olympos’a ödeneceği” yazılıdır. Eğer Beycik Olympos’un egemenlik alanı altında ise, onun hemen yakınındaki Fırıncık da bu alana dahil olabilir.

Fırıncık kalıntılarının yakın çevresinde, Olympos’un alternatifi olarak Phaselis varsa da aralarındaki vadi iki kentin sınırı gibi görünür.

KALINTILAR:

Kalıntılar bir tepe ve doğusundaki çanakta dağılıdır. Bazı kesimlerde oluşturulan yüksek yapı terasları, aynı zamanda koruma sisteminin bir parçası olmuştur. Yerleşimin en güneyinde bir yapı kalıntısı var. Giriş yanlarında İon başlıklı plasterler ve kapı lentosu üzerinde aslan kabartması bulunur. Muhtemelen Heroon ya da Propylon olduğu düşünülür. Bir diğer düşünce ise bu yapının Bouleuterion olduğudur.

Dik yamacın her yeri teraslanarak yapılaşmaya uygun hale getirilmiştir.

Yerleşimde 80 yapının yanı sıra, agora, stoa, tapınak, bouleuterion gibi önemli yapılar bulunuyordu. Tepe yerleşimindeki çok sayıda yapının güneydoğusunda agora ve uzun kolunda 5 mekan bulunan “L” biçimli stoanın Helenistik Dönemde Dor tarzında yapıldığı anlaşılmıştır.

Agora alanında bir tapınak kalıntısı vardır. Agoranın kuzeyindeki yapılar işlik olarak düşünülür.

Yamaçta çok sayıda çiftlik evi ve işlik tespit edilmiştir. Roma Dönemine ait khamosorion mezar, şimdiye dek kent içinde tespit edilmiş tek mezardır. Nekropol, kentin güneybatı aşağısında yerleşimin dışındadır. Tahrip edilmiş çok sayıda mezar bulunmaktadır.

Kentteki kalıntılar Helenistik dönemdendir. Kalıntıların tamamen Helenistik dönemden olması, 2 ya da 1’nci yüzyılda geçirilen büyük bir depremden sonra terkedilmiş olduğunu kanıtlamaktadır.

Belki de bu ve benzeri küçük şehirler, Korsan Zeniketes’e destek verdikleri için Romalı General Servilius Vatia tarafından cezalandırıldıkları için Roma Döneminde fazla büyüyememiştir. Belki de Beycik’teki Roma kalıntıları, Fırıncık’ın terkedilmesinin sonrasında, aynı topluluk tarafından yapılmıştır. Gavurpazarı adından yola çıkılarak bu yerleşime “korsanlık döneminde erkek ve kadın yabancıların (kölelerin) satış yeri” olduğu da düşünülür. Ancak gerçeklik payı bilinmemektedir. Ayrıca Zeniketes’in korsanlık merkezi, Olympos Limanında var olması gereken asıl köle pazarları düşünüldüğünde, bu dağlık ve sapa pazara da köle satışı için gerek bulunmamaktadır. Zaten Gavurpazarı da günümüzde verilen bir isimdir.

 

ÇALIŞDAĞ

Çalışdağ vericisi için yapılan orman yolundan ulaşılır.

Batı, kuzey ve doğu yamaçların çoğu, ulaşılmaz uçurumlar ile çevrilidir.

Kayalık tepe, çıkılabilir durumda olan güney ve güneydoğu yönden sağlam sur duvarlarıyla çevrilidir.

Bu yönden, denize alçalarak uzayan burun Kocaburun (Ağva) olarak adlandırılır.

Kayalık tepenin tamamına kurulan kaleyi 2.20 x 2.40 m arasında değişen kalınlıklarda güçlü duvarlar çevirir.

Çoğu kesimde 2-3 m civarında yükseklikleri korunmuştur.

Ana tasarım tepenin topoğrafyasına göre şekillenmiş gözükse de sur duvarı olan kesimlerde topoğrafya kale biçimini çok etkilememiştir.

Surlar güney boyunca dümdüz uzanır ve doğu kesimde kuzeye saparak yaklaşık dikdörtgen bir plan oluşturur.

Tüm kalede, üç yerden kapı açıklığı vardır. Diğerlerinden daha farklı ve nitelikli olan ana kapı güney yüzdedir. Bu kapı güneybatı kesimde yüksek kayalığı inen kaya merdivenlerinin başlangıcına yönelmektedir.

Kaya merdivenleri çok nitelikli bir kaya işçiliğiyle açılmıştır ve bu kesimde dönerek uçurumun dibine kadar inmektedir.

Güney uzun yüzde bulunan ana kapının hemen doğu yanında ikinci bir açıklık bulunmaktadır. İkinci kapı, kuzeydoğu köşede yarım yuvarlak biçimli kulenin içine açılır. Görülebilen son kapı, kalenin kuzeybatı köşesinde Kemer’e bakan kuleye açılmaktadır.

Kale duvarlarında üç kulenin varlığı görülür. İkisi dikdörtgen biri yarım yuvarlaktır. Bunlardan birisi: iki tarafından sur duvarlarıyla bağlanmaktadır. Bu kuzeydoğu köşeyi oluşturan yarım yuvarlak planlı olandır. Diğer ikisi birer yanından uçurumla bağlanmaktadır.

1 ve 3’ncü kule arasında duvar bağlantısı yoktur. Arada çok derin çıkılmaz uçurumlar vardır. Kale içinde herhangi bir yapı kalıntısı yoktur. Duvar örgü sistemi Helenistik Dönem özellikleri gösterir.

Ancak kalenin kapladığı yaklaşık 5 bin metre karelik alan, Lykia klasik dönem yerleşimlerine göre çok daha büyüktür.

Lykia’nın en önemli kentlerinde bile Klasik akropolleri bu boyutlarda değildir.

Asıl sorun, bu kalenin antik adının ne olduğudur. Daha önce burası İdyros olarak adlandırılmış ve sonrasında ise Olbia olarak isimlendirilmiştir. Bu kalenin Olbia olduğunu gösteren bir yazıt ya da başka bir belge yoktur. Ayrıca tepede Klasik Dönem duvarları bulunmaktadır. Olbia’nın Klasik Dönemde varlığını işaret eden herhangi bir belge yoktur. Kaldı ki Olbia körfezin kuzeybatı köşesinde düşünülür. Sonuçta Çalışdağ kalıntılarının antik adı henüz bilinmemektedir.

Kocaburun yolu üzerindeki kilise kazılmış ve İdyros kapsamında değerlendirilmiştir. Kilisenin nartheks mozaiğinde bulunan yazıtta: “Başrahip Plistarkhianos 55 Drahmi verdi, Keşiş Zosimos 51 Drahmi verdi, Vaiz Heraklios 52 Drahmi verdi” yazmaktadır.

 

Ulupınar gezilecek yerler

Phaselis gezilecek yerler

Kiriş-Çamyuva gezilecek yerler

Göynük gezilecek yerler

Tekirova gezilecek yerler

Çıralı gezilecek yerler

Ortaca

Ortaca Dalyan

Ortaca’ya: İstanbul’dan 13, Ankara’dan 9, İzmir’den 4-5 saatte ulaşabilirsiniz. Ortaca’dan Dalyan’a ise, minibüs ve belediye otobüsleri ile, 15 dakikada ulaşmak mümkün.

Ortaca

GENEL:

İlçe Akdeniz ve Ege bölgesi sınırındadır. Fethiye ve Marmaris arasında, orta yerde oluşu nedeniyle ismi “Ortaca” olmuştur. Ortaca’nın en belirgin özelliği: yöredeki diğer turistik yerlere nazaran daha ucuz olmasıdır.

Özellikle Cuma günleri kurulan “Ortaca Pazarı” gerek yerli ve gerekse yabancı turistler tarafından yoğun ilgi görmektedir.

TARİHİ ÖZELLİKLERİ:

Ortaca, antik dönemde Karia sınırları içindedir. Bölgenin diğer kentleri gibi, burası da, MÖ 336-323 yılları arasında İskender tarafından ele geçirilir. MÖ 192 yılında, bölgede Roma hakimiyeti görülür. 1261-1451 yılları arasında Menteşeoğulları bölgenin hakimidir.

Fethiye ve Ula ilçesi arasındaki topraklar, Menteşoğlu Orhan Bey döneminde, Hasan Çavuş tarafından satın alır ve daha sonra bu toprakları çeşitli aşiretlere ve sülalelere satar. Göçebe olan Cinaliler Sülalesi: o yıllarda develerin, atların ve katırların heybelerini yapan ve çadırları diken kişinin ismi de “Ali” dir.

Cin Aliler olarak anılan bu sülaledeki Terzilik becerisi, diğer köylerde de tanınınca Ortaca beldesinin ismi “Terzi Aliler” olur. Beldede: 2 kahve, 2 değirmen, cami, karakol ve birkaç bakkal ile nalbant bulunur.

Belde büyüdükçe halkın isteği ile 1943 yılında Terzi Aliler ismi Ortaca olarak değiştirilir.

Ortaca ne yenir

NE YENİR-NE İÇİLİR-NE SATIN ALINIR:

Bölgede, bolca avlanan: kefal balığını mutlaka deneyin. Özellikle: ızgara ve buğulaması, harika yapılıyor. Ayrıca: buranın en büyük özelliği: tam bir “havyar” cenneti olması. Irmağın içinde, sağlı-sollu havyar merkezleri var.

Son olarak: bölgeye has: zeytinyağı, kekik suyu ve çam balı, satın alabileceğiniz ürünler arasında.

BÖLGENİN TURİZM ETKİNLİKLERİ:

Ortaca; turizm potansiyelinin yüksek olduğu bir konumdadır. Bölgede: Sarıgerme ve İztuzu plajları oldukça ünlüdür. (Bu plajlar hakkındaki ayrıntılı bilgiyi, yine bu sitede ayrı yazılarda bulabilirsiniz.)

Sarıgerme

Köyceğiz

ORTACA MESLEK YÜKSEK OKULU:

Ortaca ilçesinde Dalyan yolu üzerindedir. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesine bağlıdır. 1994-1995 yılları arasında, Turizm ve Otelcilik programı ve Seracılık programları ile eğitime başlamıştır.

Yüksekokul bünyesinde, Kredi ve Yurtlar kurumuna ait kız ve erkek öğrenci yurtları bulunmaktadır. Ayrıca, özel yurtlar ve pansiyonlar da vardır.

GEZİLECEK YERLER:

Ortaca Atatürk Köprüsü

ATATÜRK KÖPRÜSÜ:

Dalaman çayı üzerindedir.

Köprü: Muğla-Antalya arasındaki karayolu ulaşımını sağlamaktadır.

Evet, köprünün ilginç bir öyküsü vardır. Bu öykü: “ o yıllarda adı Terzialililer olan Ortaca halkı ve çevredeki yurttaşlar; Atatürk’ü Ortaca’ya davet ederler.

Ayrıca: Ortaca’dan, Dalaman ve Fethiye’ye ulaşımda güçlük çektikleri için de, Dalaman çayı üzerine modern bir köprü yapılmasını isterler. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, yöreye gelmeyi çok istediğini, Dalaman’daki Devlet Üretme Çiftliğini de görmek istediğini, köprünün yapılması için de talimat verdiğini, köprü bitince üzerinden geçmek üzere yöreye gelmek istediğini belirten bir mektup gönderir.”

1934 yılında yapımına başlanan köprü, Dalaman Üretme Çiftliği bünyesinde Tarım Açık Cezaevinde bulunan mahkumlardan oluşan 170 işçinin çalışmasıyla, bir yıl içinde, Fransa’dan getirilen bir proje ve Fransız mimarisine uygun olarak tamamlanır.

Ancak, Atatürk’ün rahatsızlanması ve tedavisinin sürmesi nedeniyle, köprüden geçmek Atatürk’e nasip olmaz. Köprü, Muğla-Dalaman karayolunun güzergahının değiştiği 1960’lı yıllara kadar kesintisiz hizmet vermiştir.

Köprünün genişliği 3.5 metre ve uzunluğu ise 85 metredir. Köprü yerden 14 metre yüksekliktedir. 3 ayak üzerine oturtulmuştur. Köprüde bulunan mermer levhada: köprünün 1934-1935 yılları arasında yapıldığı yazılıdır.

Ortaca Günlük-Sığla ormanları

GÜNLÜK-SIĞLA ORMANLARI:

Ortaca ve Dalaman ilçeleri arasında bulunan Sığla Ormanları, doğal Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Yılın 11 ayı yapraklarını  dökmediği için canlı kalan Sığla ağacı ormanları, kültür turizmi açısından yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin hayranlıkla gezindiği destinasyonlar arasındadır.

Sığla ormanları: muhteşem manzarası, insana rahatlık hissi veren aromatik kokusu ile yürüyüş ve gezi yapmak isteyenlerin vazgeçilmez rotasıdır.

SULUNGUR GÖLÜ:

Yerel halk tarafından “Sülüklü Göl” olarak da isimlendirilir. Dalyan İz tuzu plajı yolu üzerindedir. Göl, yüzyıllar boyunca Dalyan nehrinin getirdiği alüvyonlar nedeniyle denizden bağlantısı kesilmiştir.

Gölün uzunluğu 2 km ve genişliği 1.5 km dir. Derinliği ise ortalama 10 metre civarındadır. Gölün çevresinde sazlıklar bulunur.

Görünüm olarak oldukça güzel bir göldür. Gölün çevresinde piknik masaları ve banklar bulunmaktadır. Göl çevresinde, inişi-çıkışı olmayan yürüyüş ve bisiklet yolu bulunuyor. Ayrıca: buraya yolunuz düşerse, mutlaka nar suyu içmenizi öneririm.

Ortaca Aşı koyu-Dişibilmez koyu

AŞI KOYU-DİŞİBİLMEZ KOYU:

Dalyan merkeze 20 km ve Sarıgerme plajına ise 14 km uzaklıktadır.

Yörede, el değmemiş koylardan biridir. Önünüz masmavi bir deniz, arkanız yemyeşil bir ormandır.

Ancak ulaşım zordur, yolların bir kısmı oldukça bozuk ve dardır, ama Kargıcak koyu yolu kadar da zor değildir.

Koyda çadır veya karavanla geceleme yapmaya izin verilmiyor. Sadece günübirlik kullanılan koy, saat 20.00’den sonra yasaklanıyor.

Ortaca Aşı koyu-Dişibilmez koyu

Aracınız ile buraya gidebilirsiniz, hemen girişte ücretli otopark vardır. Bu para ödendikten sonra: tuvalet ve duşlar ücretsiz kullanılabiliyor. Şezlong ve şemsiye isterseniz ilave ücret ödemek gerekiyor.

Koyda: plaj ve deniz oldukça güzeldir ama kalabalıktır. Sahil yani plaj küçük çakıllıdır. Deniz kıyıdan uzaklaşınca birden derinleşir ve deniz suyu oldukça soğuktur. Bu yüzden deniz ayakkabısı kullanmanız önerilir.

Koyda deniz 20 metre derinliğe kadar iner ve bu yüzden özellikle dalgıçlar tarafından dalış için tercih edilir.

Ortaca Aşı koyu-Dişibilmez koyu

Koyda: bir restoran, tuvalet, duş, soyunma kabinleri, piknik yerleri bulunmaktadır. İşletme özel bir şirkete verilmiştir.

Kafeyi yani restoranı kullanmak isteyenler, bölgede internet çekmediğini düşünerek yanlarında nakit para bulundurmaları gerekir. Giriş ücreti de peşin alınıyor.

Ortaca İnlice koyu

İNLİCE KOYU:

Dalaman merkeze 24 km uzaklıktadır. Yolu asfalttır.

Koy küçüktür. Girişte büyük bir otopark vardır.

Burası bir halk plajıdır ama hemen yan tarafında beach vardır. Şemsiye ve şezlong kiralanmaktadır.

Tesis:

Fethiye Belediyesi tarafından işletiliyor. Buradan yemek ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Gözleme ve sandviç benzeri yiyecekler bulabilirsiniz.

Ayrıca buraya has “narsuyu” nu mutlaka deneyin. Tesiste: ziyaretçiler için duşlar, soyunma kabinleri, mangal alanı, voleybol sahası ve çocuk oyun parkı bulunuyor.

Piknik yeri:

Sahilin hemen arkasında sahile 50 metre uzaklıkta, ağaçların altında birkaç tane ahşap piknik masaları var, burada mangal yakma imkanı bulunmaktadır. Plaj çakıllıdır.

Sahil-Plaj:

Denize girerken oldukça fazla taş var, bu yüzden deniz ayakkabısı giymek uygun olur.

Deniz:

Çok güzel ve temizdir. Denizde ısıran balıklar var, acı vermese de ürpermeye sebep oluyor, dikkatli olunuz.

Çaylı Kamping-Kamp alanı:

Sahilde çadır kurmak için bir bölüm ayrılmıştır. Burada çadır kurabilirsiniz, çadırınızdan plaja 20 adımda ulaşmak mümkündür. Burada karavan kampı da bulunmaktadır.

Ortaca Kargıcak koyu

KARGICAK KOYU:

İztuzu plajının doğusunda, üç tane sıralı koy bulunmaktadır. Bunlardan ilki: Kargıcak koyudur. Buranın karayolu bağlantısı ve tesisi vardır. Ortada Bacardi koyu ve daha sonra küçük ve isimsiz bir koy bulunmaktadır.

Kargıcak Koyu;

Gökbel köyü üzerinden ulaşılmaktadır. İztuzu plajına 7 km ve Dalyan merkeze 15 km uzaklıktadır.

Ancak yolu oldukça kötüdür, toprak yol ve yer yer çukurlar bulunan yolda ayrıca rampa ve bolca taş bulunur. Yolun bazı yerleri dardır ve iki araba yan yana geçemez.

Özellikle da yağışlı havalarda sakın bu yola girmeyi düşünmeyiniz. Yolun son 12 kilometrelik bölümünü, dozer açmış ve öylece bırakmıştır.

Büyük bir iskele vardır. İskeleden denize girmek, atlamak mümkündür. Buradan kano kiralayarak Bacardi ve en sondaki isimsiz koya gidebilirsiniz.

Tesis:

Koyda bulunan tesiste: restoran, organik çiftlik, deniz ve deniz sporları hizmeti veriliyor. Restoran mutfağında kullanılan malzemelerin birçoğu bahçeden toplanan organik meyve ve sebzelerdir.

Sahil:

Sahil oldukça güzel ama söylediğim gibi, yol o kadar kötü ki, yörede benzeri birçok sahil bulunduğu için, burayı tercih edip etmemek size kalmıştır. Plajın hemen arkasında: nar ve narenciye ağaçları, bağlar bulunuyor. Plaj yani sahilde ise, çakıla kaçan iri kumludur.

Deniz:

Deniz taşlı ve çok çabuk derinleşir. Özellikle: öğleden sonra: aşırı dalgalıdır, yani hırçındır. Bu yüzden şnolker kullanmak mümkün olmaz. Deniz dalgalı olunca kum kaldırır ve su bulanıklaşır.

Ortaca Bacardi koyu

Bacardi Koyu:

Bacardi koyu: yemyeşildir ve günübirlik teknelerle buraya ulaşılır. Dağlar, denize paralel uzandığından, koy, az rüzgar alır. Böylece deniz dalgasızdır yani oldukça sakindir. Ayrıca deniz sığdır. Koy: Caretta Caretta kaplumbağaları tarafından üreme alanı olarak kullanılmaktadır.

 

KALYNDA-ŞEREFLER/KOZPINAR:

Ortaca ilçesinin Şerefler köyündedir. Fethiye merkeze 28 km ve Dalaman’a 4 km uzaklıktadır. Patara Yol Anıtında, şehir, Telmessos ve Kaunos arasında verilmektedir. Telmessos’tan yaklaşık 34 km ve Kaunos’tan 19 km uzaklıktadır.

Kalynda kentinin ismi birkaç antik kaynakta görülür. Kentin Hititçe isminin Yalburt Yazıtında: “Kuwa-Kuwaluwan” olarak geçmektedir. Kentin ismine rastlanan ilk edebi kaynak ise, MÖ 5’nci yüzyılda yaşamış antik yazar Herodotos’un eseridir. Herodotos: Kaunosluların kendilerine yabancı olan tanrılara tapındıklarını, ancak daha sonra atadan kalma tanrılara tapmaya karar verince, yabancı tanrıları Klynda sınırına kadar kovaladıklarından söz eder.

Strabon’a göre: “Glaukos körfezinden sonra bir burunda bulunan Artemision’a daha sonra da Leton’un kutsal bölgesine gelinir. Bunun yukarısında da denizden 9.5 km içeride olan Kalynda denilen kent bulunur” diye tarif eder.

Heredot: “Kalynda kralı Damasithymos’un bir donanmasının olması ve Ptolemaios’un Kalynda’yı sahil kentleri arasında sayması, kentin bir limanı olduğunu ve deniz kenarında olması gerektiğini gösterir.

Klyndalılar, MÖ 480 yılında yapılan Salamis Deniz Savaşında, Kral Damasithymos komutasında bir gemi ile Perslerin yanında savaşa katılmışlardır. Atina Donanması Karia Kraliçesi Artemisia’nın peşine düşünce, Artemisia’ın gemisi müttefik kral Dmasithymos donanmasına çarpmış ve Kalyndalıların gemisi talihsizce batmıştır.

Kent, Attika-Delos birliğinin vergi listesindedir. MÖ 4’ncü yüzyıla kadar parlak bir dönem geçiren Kalynda’nın Attika-Delos birliğine yaptığı katkılar, Kaunos’un yaptığı katkıların iki misli tutarındaydı. Ancak daha sonraları ekonomik gücü azalmıştır. MÖ 309 yılında Anadolu’nun güneybatısı Ptolemaios egemenliği altındaydı. Kalynda kenti de diğer kentler gibi bu hakimiyete girmiştir.

Karialı Zenon’un arşivinde saklı yazışmaları içeren MÖ 247/6 yılına ait bir papirüs parçası; Kalynda ile vatandaşı olan Theopropos arasında geçen bir tartışmayı anlatır. Thoopropos;  Dioiketes olan Appolonios’tan yardım ister. Nitekim: Theron adındaki bir çiftçi Kalynda yakınlarındaki Kypranda’da düzenlenen bir panayırın şarap tedarik finansmanını üstlenmiştir. tüm şarap tedariki için toplam 850 drakhme ödeme yapacaktır. Ancak Theoron tedarik karşılanmayınca Theopropos onun için 850 drakhme ödeme yapmıştır. Kalyndalı Mamiai Diophantos ve Akrision,  Theopropos’a 600  drikhmesini geri ödemiş, ancak eksik olan 250 drakhmenin bir kararname çıkmadıkça tahsil edilemeyeceğini açıklamışlardır. Theopropos geri kalan miktarın ödenmesi için Apollonios’dan böyle bir yazışma aracılığıyla yardım talebinde bulunmuştur.

Kalynda, MÖ 188 yılında Apameia Barışıyla birlikte, Kaunos’un dahil olduğu pek çok Karia ve Lykia kenti gibi, Rhodos’un egemenliği altına girmiştir. MÖ 168/7 yıllarında Rhodos, 3’ncü Makedon savaşındaki tutumlarından dolayı, Fethiye körfezi çevresindeki Apameia Barışı ile elde ettiği tüm toprakları (Kaunos hariç) kaybetmiştir. Kalynda da kaybettiği topraklar arasındadır.

 

GÜNÜMÜZE KALAN KALINTILAR:

Kozpınar ören alanı çok yüksek olmayan ve hafif eğime sahip yamacı ile bir tepe üzerindedir. Tepe üzerinde bulunan Akropolis’te pek çok yapı kalıntıları göze çarpar. Burada bulunan uzunca poligonal bir savunma duvarı, tepenin tahkim edildiğini gösterir. Helenistik döneme tarihlenen iyi korunmuş bu duvarlar, zaman içinde güçlendirilmiş ve Geç Helenistik, İmparatorluk ve Bizans dönemlerinde de muhtemelen onarım görmüştür.

Tepenin kuzeyinde iki odalı bir kule bulunur. Bu kule, küçük bir kapıya sahiptir ve yukarıda eğimli olarak kesilen taşlardan, buraya bir kilit sistemi oluşturulmuştur. Akropolis içlerinde ve tepenin yamaçlarında ev yapılarının temelleri görülür. Ayrıca Geç Roma İmparatorluk zamanında üç nefli olan, ancak Bizans döneminde tek odaya dönüştürülmüş bir kilise bulunmaktadır. Apsisi doğuya hizalanmış olan söz konusu kilise, muhtemelen eski bir tapınağın yerine inşa edilmiş olmalıdır.

Yerleşimin kuzeyinden geçen anayolun hemen üst kısmında, güvercin yuvası tarzı kaya mezarları bulunmaktadır. Ayrıca yerleşim alanının doğusunda da bu mezarlar mevcuttur.

Okul binasının 200 m yukarısındaki tepe üzerinde Helenistik savunma duvarları ve iki bölümlü kule vardır. Kalınlığı 3 m yi bulan duvarlar, kentteki en iyi korunmuş kalıntılardır. Sadece batıdan çıkılabilen tepedeki kale içerisinde ise, bazı yapıları ait kalıntılar bulunur.

Kalynda sikkelerinin arka yüzlerinde geyik betimlemeleri, dönemin doğal varlıkları konusunda dikkat çeker.

 

Dalyan gezilecek yerler için.

Sarıgerme gezilecek yerler için.

İztuzu gezilecek yerler için.

Kaunos gezilecek yerler için.