Kemer

Kemer

 

Ulaşım:

Ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Kemer, Antalya’ya 45 km. uzaklıktadır. Geçen yıllarda yapılan karayolu, güzel ve bakımlı olup, yol üzerinde yeni yapılan tüneller, nispeten virajları ortadan kaldırmıştır.

Güzel ve rahat bir yol. Yalnızca: akşam saatlerinde, Kemer-Antalya yolu bayağı yoğun oluyor. Sanırım: otellerde çalışanların şehre dönüş saatlerinde, servis araçları yani büyük vasıtalar, trafiği biraz olumsuz etkiliyor.

 

Coğrafi Konumu:

Kemer; Batı Toros Dağlarının eteklerinde, kıyı boyunca uzanan, şirin bir yerleşim yeridir. Kıyı boyunca, irili-ufaklı koylar vardır. Denizin maviliği ve ormanın yeşilliği ile dağlar çok güzel bir görünüm oluşturur.

Denizin berraklığı, ormanın yeşilliği, deniz dalgalarının çam ağaçlarına kadar uzanması ve çam ağaçlarının, plajlarda gölgelik olarak kullanılabilmesi, oldukça cazip gelmekte.

 

Tarihi-Geçmişi:

Yörenin ilk hali olan köy : 1916-1917 yılları arasında, Toros dağlarından gelen Yörükler tarafından kurulmuştur.

Kurulan köyü korumak amacıyla; Kızılcık dağının eteklerine 23 km. uzunluğunda, taştan duvar şeklinde bir koruma kemeri örülür. Bu duvar; kemere benzetilerek, kurulan köy, daha sonraki yıllarda, Kemer ismi ile anılmaya başlanır.

1960’lı yıllara kadar, Kemer’in çevresiyle arasında karayolu bağlantısı yoktu.

Ulaşım, sadece deniz yolu ile sağlanırdı.

1980’li yıllardan sonra ise, gelişerek ve büyüyerek, Türkiye’nin gözde turizm merkezlerinden biri haline geldi. Şehircilik konusunda tüm alt yapı faaliyetleri tamamlanmıştır.

Dünyaca ünlü turistik tesisleri, önemli bir turizm merkezi olmasındaki, en büyük etkendir.

Bölgenin çekiciliklerinin başında: doğal güzellikleri gelir. Deniz, orman ve dağlar; bir noktada birleşir. Tarihi yapılar ise, ayrı bir renk katar.

 

Gezilecek yerler:

Bunlar: Phaselis Antik Kenti, Çıralı (Yanartaş), Selçuklu Av Köşkü ve İdyros Antik Kenti.

 

 

Genel özellikleri:

Kemer halkı tarafından, zamanla kemer ovası ve ağva ovası arasındaki bataklıkların islah edilmesi sonucu, bölge ticaretinde önemli bir yer tutan, ünlü kemer portakalı üretilmeye başlanır.

Ana yoldan ayrılıp, Kemer’e döndüğünüzde, yol kıyısındaki otellerle karşılaşacaksınız. Bir süre ilerledikten sonra ise: Kemer merkezinde, dükkanlardan oluşan çarşı ile karşılaşacaksınız.

 

İklim:

Yaz ayları (Mayıs-Ekim) sıcak ve güneşlidir,  deniz suyu 26-28 dereceye ulaşır. Bölge ikliminin en büyük özelliği “nem” olmamasıdır ki bu durum bölge için çok önemli, yani burada bulunduğunuz süreçte, terlemeyeceksiniz. Sonuç olarak, en iyi ziyaret zamanı: Haziran-Eylül arası yoğun sezon olmakla birlikte, Mayıs ve Ekim ayları hem daha serin hem de daha sakin bir tatil arayanlar için idealdir.

Kemer

Deniz özellikleri:

Evet, Kemer’de: denize girebilirsiniz. Özellikle: Ayışığı (Moonlite) plajının bulunduğu bölgeden denize girebilirsiniz. Burada: üzerinde şemsiyesi olan bir şezlong kiralayabilirsiniz.

Duş almanız da mümkün. Veya, hemen plajın bitiminde, hatta kumsalın üzerinde kurulu kafelerden birinin masalarına oturup, gerek denize girebilir ve gerekse bir şeyler içebilirsiniz. Tertemiz tuvaletlerin bulunması büyük imkan.

Deniz ise: durgun, çünkü burası bir koy. Genel anlamda deniz oldukça berrak ve temizdir. Ancak hızla derinleşir. Kıyıdan birkaç metre içeride bile derinlik artmaya başlayabilir. Bu yüzden küçük çocuklu aileler için bazı plajlarda dikkat etmek gerekir.

Gelelim kumsala, plajlara:

Kemer’in büyük çoğunluğu çakıl ve iri taşlı plajlardır, ince kum yoktur. Bölgenin dağlık-kayalık coğrafyası nedeniyle plajlar genelde çakıllı, bazı yerlerde de irice çakıl-taş karışımı şeklindedir. Bu yüzden kesinlikle deniz ayakkabısı kullanmanızı öneririm. Yanınızda yoksa, çarşıda birçok yerde deniz ayakkabısı uygun fiyatla satılıyor. (2026 yılı güzel bir deniz ayakkabısı 500 TL. dir.)

Kemer Yat Limanı-Marina

KEMER YAT LİMANI

Kemer, yat turizmi bakımından da önemli bir yere sahip. Yaz ve kış aylarında, çeşitli ülkelerden gelen yatların bir merkezi. Gelen yatlar, burada günübirlik kalabildikleri gibi, uzun süre de kalabilmekteler.

Marina, 1985 yılında Turban A.Ş. tarafından inşa edilmiş ve 1986 yılında “Turban Kemer Marina” adıyla hizmete açılmıştır. Bu, marinanın Kemer’in en eski ve köklü işletmelerinden biri olduğunu ortaya koymaktadır.

19 Ocak 2016 tarihinde Mavi Yeşil Uluslararası Turizm tarafından tüm hakları satın alınarak “G-Marina Kemer” adı altında faaliyete devam etmektedir.

Yat limanı; 140 karada ve 230 denizde olmak üzere, toplam 370 yat kapasitelidir. Uluslararası standartlara sahip olan marina, güvenlik ve deniz hizmetleri, akaryakıt, elektrik, su ikmal hizmetleri, marina çarşısı, alışveriş merkezi, yat bakım-onarım üniteleri ve 60 ton kapasiteli tekne karaya alma aracı ile yat sahiplerinin her türlü ihtiyacına cevap vermektedir.

Marina içinde 2.5-5 metre arası derinlik mevcuttur. Tonozlarla bağlanan marinada elektrik, su ve TV servisi verilir. Marinanın 45 tonluk liftinin yanında 10 tonluk taşıyıcı da teknelere servis verir.

Marina 1994 yılından itibaren kesintisiz olarak her yıl Mavi Bayrak almaktadır.

Mavi bayrakla belgelendirilen iki plaj, marinanın her iki yanında yer almaktadır. Ayrıca marina yardımcı mendirek üzerinde sadece marina ziyaretçilerine tahsis edilmiş özel yüzme platformu mevcuttur. Uluslararası zevki hitap eden Navigator Restaurant-Bar da marina içinde hizmet vermektedir.

Marina aynı zamanda Türkiye’nin yurt dışına çıkış ve giriş işlemlerinin yapıldığı  resmi bir Deniz Giriş Kapısı olup ilgili tüm yetkililer marina girişindeki ofiste görev yaparlar.

İngiltere’nin Yat Limanı Derneği (Yatch Harboor Association) tarafından “Beş Altın Çıpa” ödülüne layık görülmüştür.

GEZİLECEK YERLER:

Kemer Ayışığı Parkı

AYIŞIĞI PARKI-MOONLİGHT PARKI:

İlçe merkezinde Merkez Mahallesi Yalı caddesinde Kemer Marina’nın hemen yanındadır. Kemer merkezden buraya ulaşmak için 10 dakika yürümek gerekir. Yani yürüme mesafesindedir.

Ayışığı Parkı, 1988 yılında inşa edilmiştir. Olimpos Beydağları Sahil Milli Parkı ile çevrilidir. Yani hilal biçiminde bir görüntü verir, sahil uzunluğu 500 metredir. Park alanında, yüz yıllık çam ve palmiye ağaçları bulunmaktadır.

Ayışığı koyunda kurulu park alanının: 10 metre karelik bölümü kumsaldır. Kalan bölümde ise: havuz, amfi tiyatro, üstü açılır gece kulübü ve disko bulunmaktadır. Ayrıca: mavi bayraklı plajı vardır.

Çam, palmiye ve okaliptüs ağaçlarının eşsiz bir koyla buluştuğu, huzurlu ve neşeli bir lokasyondur. Park, aynı isimli Ayışığı Plajı ile doğrudan iç içedir, plajın hemen arkasında uzanır.

Park, ağaçlara hiç dokunulmadan restore edilmiş, çam ağaçlarının altında küçük bir orman dokusu oluşturulmuştur. Ağaçların gölgesinde gizlenmiş ahşap kafeler ve yürüyüş yolu kenarlarını süsleyen çiçekler parka renk katıyor.

Park alanında ücretsiz otopark, ücretsiz duş, masa ve şemsiyeleri olan birkaç beach club da bulunuyor. Tekne ve bot kiralama noktaları mevcut.

Günde ortalama 4000 kişi tarafından ziyaret ediliyor. Akşamları daha sakin ve yürüyüş alanı iken, gündüzleri özellikle yaz aylarında oldukça kalabalık ve gürültülü olabiliyor.

Kemer Delfinaryum

Delfinaryum:

Tesis Ayışığı Parkı sınırları içindedir ve yunusların her türlü tehlikeden korunduğu özel bölümlere sahiptir. Gösteri havuzunun etrafı şeffaf duvarlarla çevrili, böylece su yüzeyindeki değil, su altındaki gösteriler izlenebiliyor. Havuzun derinliği 6 m olduğu için yunuslara tam bir hareket özgürlüğü sağlanıyor. Geniş havuzlarda yunusların yanısıra foklar da sahne alıyor, foklar top çemberden geçirme gösterileri yapıyor, hatta resim bile çizebiliyorlar. Tesis alanında ayrıca kaplumbağa ve balık akvaryumları, alkolsüz içecek barı ve satın alma yapılabilecek yerler var.

Gösteri yaklaşık 45 dakika sürüyor ve rehberler bu süreçte yunuslar hakkında ilginç bilgiler aktarıyorlar. Yunuslarla yüzme deneyimi, deneyimli eğitmenler suda rehberlik ediyorlar. İhtiyaç halinde can yelekleri sağlanıyor. Böylece yüzme bilmeyenler de katılabiliyorlar. Katılımcılar yunusların yüzgeçlerine tutunarak onların sevdiği oyunlara katılıyorlar.

Evet gelelim ücretlendirmeye, 2026 yılı itibarıyla giriş ücreti 35 euro. 4 yaş altı çocuklar ücretsizdir. Yunuslarla yüzmek için ayrı bir ek ücret ödemek gerekiyor.

 

 

Kemer Ayışığı Koyu Plajı

AYIŞIĞI KOYU PLAJI:

Plaj, parkın deniz tarafında bulunuyor. Yani doğrudan parkla bütünleşiktir. Kemer merkezden yürüyerek 10 dakika uzaklıktadır. Sahil yolunu takip ederek ulaşılır. Araçla gelenler için yakında ücretli ve ücretsiz otopark seçenekleri vardır.

Plajın uzunluğu 350 metre, genişliği 25 metredir. Denize sıfır konumdadır.

Aşışığı plajı genel olarak altın sarısı, ince kumlu olarak tanınıyor. Ancak denize giriş kum olmakla birlikte yer yer büyükçe çakıl taşları bulunyor. Yani tamamen pürüzsüz değil, kum-çakıl karışımı bir zemin var.

Mavi Bayrak ödüllü, berrak turkuaz sulara sahiptir. Deniz sığdan derine doğru kademeli olarak ilerler. Bu sayede çocuklu aileler için nispeten güvenli bir yüzme alanı bulunuyor. Denizin dalgasız oluşu sayesinde özellikle sabahları yüzmek daha keyifli oluyor.

Plajda şezlong ve şemsiye kiralama hizmeti var. Duş, soyunma kabinleri ve tuvalet mevcut. Plaja giriş ücretsiz, ziyaretçiler kendi havlularını getirip kumda ücretsiz olarak kalabiliyorlar.

Plajda jet ski, parasailing, deniz bisikleti ve su kayağı gibi su sporları yapılabiliyor. Kemer Yat limanından kalkan günlük tekne turlarıyla Sıçan Adası, Phaselis antik kenti ve Üç adalar gibi koyları keşfetmek mümkün.

Kemer Yörük Parkı

YÖRÜK PARKI:

Burası bir açık hava müzesidir.

Kemer merkezinde, yat limanının arka tarafında çamlarla kaplı, denize doğru yaklaşık 300 metre uzayan Küçükburun Yarımadası üzerinde kuruludur. Ayışığı Plajı ve Koyu’nun hemen yanı başında, tepe konumunda yer alıyor.

Evet, park: Devlet Ormanı ve Milli Park Statüsündeki yarımada olan Küçükburun üzerinde kuruludur. Kemer Yat Marinasının arkasında, çamlarla kaplı bir tepededir. Tepeye 20-30 basamaklı merdivenden çıkılır. Giriş ücretlidir.

 

Kuruluş ve Tarihçesi:

1982 yılında Özel Turizm Belgeli bir tesis olarak kurulmuş ve aynı zamanda tescilli bir markadır. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi mezunu Kutsal İyicil tarafından kurulmuştur. Şu anda oğulları tarafından işletiliyor.

Kutsal Bey, Termesos Milli Parkının kuruluş çalışmalarını gerçekleştirmiş ve aynı yerde Türkiye’nin ilk ulusal park müzesini oluşturmuştur. Öğrenciliği sırasında rastladığı bir Yörük çadırındaki konukseverlik ve doğal-mistik ortam onu derinden etkilemiş ve bu deneyim Yörük Parkı projesinin temelini oluşturmuştur.

 

 

Kemer Yörük Parkı

 

Konsept ve İçerik:

Müze, Akdeniz’de 700 yılı aşkın geçmişi olan Yörük kültürünü günümüze taşıyan küçük bir etnoğrafya müzesi şeklinde tasarlanmış bir mekandır. Kıl çadırda cansız mankenlerle birlikte Yörüklerin günlük yaşantısını, sosyal-kültürel ortamlarını ve gelenek-göreneklerini yansıtan eşyalar ve aletler sergileniyor. Gezerken eşlik eden geleneksel-folklorik müzikler, dönemin atmosferini daha gerçekçi hissettiriyor.

Park alanında: 3 tane çadır bulunmaktadır. Bu çadırlarda: birinde saç böreği yapılmaktadır. Diğerinde dinlenilir ve diğerinde ise küçük bir Etnoğrafya müzesi bulunmaktadır.

Yörük toplumunda her topluluğun bir lideri varmış. Liderin evi diğer çadırlardan daha büyük ve ferahmış. Önemli kararların alındığı ve misafirlerin ağırlandığı bu evler ziyaretçilere açıktır.

Tavuk, horoz, tavşan, kuş, köpek ve kediler de mekanın özgün bir parçasıdır.

Evet, burada: özellikle yabancı turistlere yönelik yemekler, folklorik müzik, geleneksel aperatifler sunulmaktadır.

Gastronomi:

Öne çıkan lezzetler arasında odun ateşinde yapılan gözleme çeşitleri, serpme kahvaltı, saç kavurması, kuzu şiş, ev yapımı ayran ve limonata var. Ayrıca taze balık ta sunuluyor.

 

Kemer Yörük Parkı

Manzara ve Yürüyüş Parkurları:

Panaromik yürüyüş parkurlarından hem deniz kenarında 600 metre hem de denizin ortasında 300 metre orman yürüyüşü yapılabiliyor. Parktaki kafede dinlenirken bir yandan yat limanını, diğer yandan ünlü Ayışığı Plajının eşsiz manzarasını görebilirsiniz. Ziyaretin devamında 25 yıllık orman parkurunda doğa yürüyüşü ile tamamlanıyor.

Kemer İdyros

İDYROS ANTİK KENTİ VE ÇALIŞ TEPE:

Kemer koyu, Ayışığı Parkı ile balıkçı barınağı arasında yer alıyor. Kemer merkeze 10 dakika yürüyüş mesafesindedir. Günümüzde kentleşmenin ortasında kalmış durumdadır.

Evet, burası Kemer’in antik dönemdeki ismidir.

 

Tarihçe ve kuruluşu:

İdyros, Pamphylia ve Likya sınırında, doğusunda ttaleia (Antalya), batısında Phaselis bulunan önemli bir antik liman yerleşimidir. Kazılarda elde edilen buluntular arasında MÖ 5-4’ncü yüzyıllara ait seramik kalıntıları tespit edilmiştir. Bu buluntulardan hareketle kentin tarihinin Helenistik döneme kadar uzandığı biliniyor. Bazı kaynaklara göre kentin tarihi muhtemelen, MÖ 690 yılına kadar dayandığı ve Phaselis’i kuran Rodoslu I Oleios tarafından kurulduğu tahmin ediliyor.

Antik dönem kayıtları ve kazılar sırasında tespit edilen Klasik Dönem Nekropolü, kentin Klasik, Helenistik ve Roma dönemlerine ait iskanlarının da olduğunu gösteriyor. Kentin denizci bir özellik taşıdığı, denize çok yakın konumu nedeniyle Akdeniz ticareti yapan gemilerin uğrak noktası olduğu düşünülüyor. Çalış Kalesindeki Helenistik dönem sur duvarları ve 5000 metre karelik iç alanı, bölgenin askeri önemini gösteriyor.

 

Ertuğrul Tabyası:

I Dünya Savaşı dönemine ait Ertuğrul Tabyası da bölgenin yakın tarih açısından stratejik önemini gösteriyor. Bugünkü Ayışığı Koyu-Çalıştepe civarında I Dünya savaşında görev yapan Mustafa Ertuğrul’un topçu bataryasının konuşlandığı mevzilerdir.

13 Ocak 1917 günü Kemer Ağva Limanında emrindeki askerleriyle Fransızların “Paris II” kruvazörünü batırdı. Ayrıca 8 Mart 1918 günü Ağva burnu önünde Fransızların “Alexandria” isimli bir kruvazörünü, portakal ve dinamit yüklü bir yelkenliyle tuzağa düşürüp batırdı. Paris II bir balıkçı gemisi olarak Fransa’da inşa edilmiş 50 m boyunda 8 m eninde bir gemiydi. Sonradan silahlandırılıp savaş gemisine çevrilmişti. Mustafa Ertuğrul, gemiyi topçu ateşiyle denize gömdü, gemi komutanı dahil tüm mürettebatını esir aldı. Paris II hala Akdeniz’in derinliklerinde yatıyor.

Eski adı Ağva olan bugünkü Kemer’de, Fransız Tatil Köyü Club Med’in ilerisindeki kayalık tepe üzerinden batırdığı Paris II ile ilgili mevziler hala tatil köyünün içinde bozulmamış olarak duruyor, ancak oraları görmek bugün Fransızların iznine tabi.

 

Günümüzde Kalıntılar:

Günümüze antik İdyros şehrinden Bizans dönemine ait olduğu düşünülen bir kilise (IV-VII yüzyıl) ve bu kiliseye bağlı olduğu sanılan III yüzyıla ait bir bazilika, Erken Roma dönemine ait bir gözetleme kulesi, amacı tam bilinmeyen yapılar ve bir köprü kalmıştır.

Kalıntı olarak bir Roma köprü ayağı, marinanın kuzeyindeki yüksek tepede bir gözetleme yeri ve MS IV yüzyıla ait haçlı planlı, mozaikli bir kilise kalıntısı bulunuyor.

 

 

Kemer İdyros antik kenti kilisesi mozaik taban

Bizans Kilisesi

Kilise ve kompleksinin kazıları sırasında bulunan küçük buluntu ve sikkelerden, bu kompleksin MS 4 ile 7 yüzyıllar arasında kullanıldığı anlaşılıyor. Alt seviyedeki moloz taş duvarların MS 4 yüzyıla, bunun üzerine yapılan kilisenin ise MS 6 yüzyıla ait olduğu, 7 yüzyılda bir tadilat yapılarak narteksin önüne bir eksonarteks ve kuzeyine vaftizhane ilave edildiği tespit edilmiştir.

Evet, dikdörtgen planlı Bizans Kilisesi, 25 x 11.5 metre boyutlarındadır. İdyros şehrinden günümüze kalan başlıca iki eserden biri bu kilise ve diğeri gözetleme kulesidir.

Kilise Yunan bazilika planında yapılmış, ortasında apsisli bir orta nef, narteks, eksonarteks bulunduran, kuzeyinde bir vaftizhane, güneyinde bir şapel içeren bir dini yapıdır. MS 6 yüzyılda Anadolu’da görülen aynı plandaki kiliselerin özellikleri taşımaktadır. Üç nefli kilisenin narteks, orta ve yan nefleri taban mozaiği ile kaplıdır. Kilisenin çatısı ahşaptan yapılmıştır.

Kilisenin mevcut duvar yükseklikleri ortalama 80 cm dir. Apsiste bu yükseklik 120 cm ulaşır. Narteks ve Vaftizhanede freskli sıva parçalarının bulunması, bu duvarların fresklerle süslü olduğunu gösterir.

 

Kemer İdyros antik kenti Bizans kilisesi

Kilise kazılarında tabanı turuncu, beyaz, gri ve kiremit renkli taşlarla yapılmış mozaik zemin bulunmuştur. Geometrik motiflerin hakım olduğu mozaik süslemeleri kalp şeklindeki bitkisel bordürlerle çevrilidir. Tabanı iri taneli mozaiklerle süslenmiştir.

 

Şapel-Güneydeki ek yapı:

Kilisenin güneyinde bir şapel bulunmaktadır. Şapel, kilise apsisinin daha ilerisine doğru çıkmakta ve 7.55 x 5.20 m boyutlarında dikdörtgen bir yapıdır. Kilisenin güney nefinin apsise yakın bir yerinden açılan bir kapıdan sonra bir koridor gelir, bu koridor şapelin narteksine açılmaktadır. Koridorun tamamı ile narteksin bir kısmı mozaik ile kaplıdır, bu mozaikler geometrik motiflidir. Narteksin diğer kısımlarına ise tuğla döşenmiştir.

 

Vaftizhane-Baptisterium-Kuzeydeki ek yapı:

Kilisenin kuzeyinde Vaftizhane bulunmaktadır. 7.35 x 6.65 m boyutlarında dikdörtgen bir oda şeklindedir. Kiliseye kuzey nefin apsise yakın bir yerinden kapı ile bağlantısı vardır. Vaftizhane altında da mozaik döşeme bulunur.

 

Çevresindeki yapılar:

Kurtarma kazılarında kilisenin etrafında birbiriyle irtibatlı bazı odalar ortaya çıkarılmıştır. Bunlar kilise müştemilatına ait hizmet odalarıdır. Kilisenin ve önündeki caddenin batısında, aynı dönem özelliğini gösteren duvarlardan yapılmış, ev planı göstermeyen, birbiriyle ilişkili yan yana odalar bulunmaktadır. Bunlar sivil mimariye ait yapılardır.

Kemer İdyros antik kenti gözetleme kulesi

GÖZETLEME KULESİ:

Erken Roma döneminden kalmadır. Gözetçi kulesi, marinanın kuzeyindeki yüksekliğin güney ucunda yer almaktadır. Detaylı poligonal örgü tekniğiyle işlenmiş duvarlarla çevrili olup, güney tarafından iki kule ile bir girişe, kuzeydoğu tarafta ise bir kuleye sahiptir.

Poligonal örgü tekniği, büyük masif kayaların kabaca şekillendirilmiş, kesilmiş ya da kesilmemiş şekilde örülmesiyle oluşturulan, antik Yunan coğrafyasında yaygın bir duvar yapım tekniğidir. Bu duvarlar 1 metrenin altından 2-3 metre küp hacme, yarım tona kadar varan ağırlıkta taşlardan oluşabilir. Bu teknik, yapının kronolojik olarak erken döneme ait olduğunu gösteren önemli bir ipucudur.

Erken Roma dönemine tarihlenen bu yapı, muhtemelen kentin denizden gelebilecek tehditlere karşı gözetleme ve erken uyarı amacıyla inşa edilmiş stratejik bir savunma yapısıydı. Bizanslı Stefanos’un Hekataios’a dayanarak verdiği bilgilere göre İdyros, ilk dönemlerde deniz ulaşımında önemli bir paya sahipti. Mısır ve Yakın Doğu’dan Likya’nın batısına giden yelkenli gemiler, Nil nehrinden İdyros limanına kadar geliyordu. Bu denizcilik geçmişi göz önüne alındığında, kulenin liman trafiğini gözetlemek ve kenti muhtemel deniz saldırılarına karşı korumak amacıyla inşa edildiği düşünülür.

Kule, kilisenin Bizans dönemini temsil etmesine karşılık, kentin daha erken-Roma dönemine ait nadir kalıntılardan biri olması açısından önemlidir. İdyros’un katmanlı tarihini somut olarak gösteren iki ana yapıdan biridir.

Sonuç: bu gözetleme kulesi de, Ertuğral Tabyası mevzileri gibi özel mülkiyet/inşaat sahası sınırları içinde kalıyor. İnşaat faaliyetleri nedeniyle güvenlik açısından buranın kapalı olması muhtemel, ancak ayrıntılı bilgi yok.

 

 

 

Kemer Halk Plajı

KEMER HALK PLAJI-KINDIL:

Kemer ilçe merkezine sadece 700 metre mesafede, eskiden Mustafa Ertuğrul Aker Parkındaki ücretli plaj alanıydı. Belediye tarafından düzenlenip halka ücretsiz olarak açıldı. Kemer’in en iyi plajlarından biri olup geniş ve kalabalık, oldukça temiz bir plajdır. İnce, açık renkli çakıllardan oluşan bir zemini var ve berrak turkuaz suya sahip, ancak yiyecek seçenekleri sınırlıdır. Sezon Nisan sonunda Ekim’e kadar sürer, yaz aylarında deniz suyu sıcaklığı 26-28 derece arasında olur.

Halk plajının devamında ise, 3.7 km uzunluğunda sahil şeridi boyunca otellerin plajları bulunmaktadır. Halk plajının uzunluğu 270 metre, genişliği 20 metredir. Plaj Mavi Bayraklıdır.

Kemer Kındılçeşme Piknik alanı ve Halk Plajı

KINDILÇEŞME PİKNİK VE HALK PLAJI:

Beydağları Sahil Milli Parkı içinde bulunan Kındılçeşme: bir zamanların en meşhur çadır kampıdır. Burada uzun boylu çam ağaçlarının altında, cırcır sesleri eşliğinde, piknik yaparken, sıcak bastığında insanlar denize girip ferahlardı.

Kemer Kındılçeşme

İsmini ise: hakkında çeşitli rivayetler bulunan “Kındıl Dede” den almıştır.

Burası Kemer’in ilk kamp alanıydı. 1978 yılında alan hem çadırlı hem de karavanlı bir piknik alanı olarak kullanılıyordu ve dönemin Orman Bakanlığı tarafından işletiliyordu. Çamaşırhanesi, mutfağı, bulaşıkhanesi olan bakımlı bir tesisti. 1980’li yıllara kadar burada Hıdırellez şenlikleri yapılırdı, Kemerlilerin Ayışığı Koyu  dışındaki tek gidebilecekleri yerlerden biriydi.

Alan 2004 yılında Milli Parklar tarafından ihaleye çıkarıldı. 2009 yılındaki Beydağları Uzun Devreli Gelişim Planı revizyonu ile kamp alanı, günübirlik tesisler adı altında yapılaşmaya açılarak bir yatırımcıya tahsis edildi.

2015’te yapılan bir incelemede, bungalovlara ahşap dolap ve televizyon ünitesi monte edildiği, denizle kamp alanı arasındaki istinat duvarının yükseltildiği, kafeterya binasında demir çatı işlerinin sürdüğü tespit edildi. Bakanlık firmaya inşaatı durdurması tebligatı yapmasına rağmen şirket izinsiz inşaata devam edince suç duyurusunda bulunuldu. Evet sahil ile kamp alanı arasına bir istinat duvarı örülmüş ve zamanla yükseltilmişti.

Fazla uzatmadan gelelim sonuca: alan, 2018 yılında işletmeci firmadan geri alınarak tekrar Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne geçti. 80 dönümlük alanın 15 dönümlük bölümü, yıllardır  süren davalar nedeniyle bir türlü açılamayan alanda, 2020’de düzenlenen bir organizasyonla halkın kullanımına açıldı. Ancak alanın tamamı hala kapalıydı. 20 Eylül 2024 tarihinde yapılan ihale sonucu, yapılaşma nedeniyle tahrip edilen bu sahil bölgesi, başka bir kuruma tahsis edildi. 90 bin metre karelik alan bir otel zincir halkasına verildi. Yani süreç kapanmış değil, tekrar otelcilik yatırımına dönmüş durumdadır.

 

 

Kemer Selçuklu Av Köşkü

SELÇUKLU AV KÖŞKÜ:

Antalya-Kumluca karayolunun Kemer girişinde ormanlık alan içindedir. Araçla ulaşım mümkündür, Kemer’den yaklaşık 10 dakika uzaklıkta ve girişler ücretsizdir.

 

Tarihçesi ve Önemi:

Yapı, 1230-1248 yılları arasındaki döneme tarihleniyor. Bilinen 3 Selçuklu av köşkünden biri olmakla birlikte, bölgenin tek Selçuklu yapısı ve Türk-İslam sanat geleneğinin tek örneği olma özelliğini taşıyor. Yani Anadolu genelinde sadece 3 örneği bilinen bir yapı türü ve Kemer bölgesindeki tek örnek olması onu özellikle değerli kılıyor.

 

Mimari Özellikleri ve Sembolizm:

Köşkün çatısında bulunan mühür ile aynı zamanda Tekelioğlu Beyliğinin (1400) bayrağında yer alan altıgen yıldız kabartmalı taş merdiven, Selçuklu döneminden kalan en güzel örneklerden biri sayılıyor.

 

Köşkün giriş kapısı ve ona yakın duvar yıkılmış olsa da çatı ve duvarların büyük bölümü iyi durumdadır.

 

 

Kemer Selçuklu Av Köşkü Hz Süleyman Mührü

Köşkün çatı kısmında, Hz Süleyman’ın mührü olarak bilinen, iki eş kenar üçgenin bileşimiyle oluşan yıldız figürü vardır. Bu figür, Hz Süleyman’ın mührü olarak tanınır ve Hz Süleyman’ın yüzüğünde bulunur.

Ayrıca, bu simgenin, Hz Süleyman’ın hayvanlarla konuşup, iletişim kurabilmesinin sebebi olarak varsayılmaktadır. Ayrıca, mührün “Dünyaya hükmetmek yetisine” sahip olduğuna inanılır.

Kemer Selçuklu Av Köşkü Hz Süleyman Merdivenleri

 

Arkeolojik Bulgular:

Köşkte yürütülen kazı çalışmalarında önemli bulgulara ulaşılmış, sarnıç ve kanalizasyon sistemi ortaya çıkarılmıştır. Harç örneklerinden köşke 1925-1930 yıllarında bir çalışma yapıldığı ve duvarlardaki harçların cumhuriyet dönemi sonrasına ait olduğu  tespit edilmiştir. Ortaya çıkarılan sarnıç ve kanalizasyon sisteminin dönemine göre oldukça nadir görülen bir yapıda olduğu, kazılar tamamlandığında özel olarak sergilenmesinin planlandığı bildiriliyor.

Kemer Selçuklu Av Köşkü

Güncel Durum:

Yıllarca atıl kalan köşk için son dönemde yeniden harekete geçilmiştir.

Kemer Molla Deliği Mağarası

MOLLA DELİĞİ MAĞARASI:

Kemer’in batı kıyısı boyunca uzanan ve Olimpos dağı olarak bilinen Tahtalı Dağının 910 metre rakımlı yamaçlarında yer almaktadır.

Bu mağaraya Kemer-Kumluca karayolu üzerinde bulunan Aşağı Kuzdere veya Tekirova köylerinden ancak yaya olarak ulaşmak mümkündür. Ancak Kuzdere ve Beycik köylerinden başlayan yürüyüş parkuru yaklaşık 4 saat sürmektedir. Yol boyunca çam ormanları ve dağ manzaraları görmek mümkündür.

Mağara, karstik yapının hakim olduğu bölgede kireçtaşlarının zamanla aşınması sonucu oluşmuştur. Yağmur sularının kayaların içine sızarak mineralleri çözmesi ve binlerce yıl boyunca şekillendirmesiyle ortaya çıkan doğal bir oluşumdur.

Gelelim mağaranın içine:

İçeri girildiğinde, doğanın binlerce yıllık sürecinin bir ürünü olan sarkıtlar ve dikitler ziyaretçileri karşılar. Mağaranın içinde serin ve nemli hava hemen hissedilir. Dışarıdaki sıcak, Akdeniz ikliminden sonra bu doğal serinlik oldukça etkileyicidir.

 

Tarihi izler ve Efsane:

Mağarada antik dönemlerden kalma izlere rastlamak mümkündür. Bu da onu tarih meraklıları için de ilgi çekici kılar. Halk arasında dolaşan bir efsaneye göre: mağaranın sonunda bir gölet bulunuyor, ancak bugüne kadar hiçbir ziyaretçi bu noktaya ulaşamamış, bu gizem mağaranın çekiciliğini arttırıyor.

 

Ziyaret:

Yetkililer, rehber eşliğinde yapılan turlar sayesinde ziyaretçilerin hem güvenli şekilde mağarayı gezebildiklerini hem de bölgenin doğal ve tarihi zenginliklerini yakından tanıma fırsatı bulduklarını belirtirler. Son bir not: mağaranın isminin neden Molla Deliği olduğu hakkında herhangi bir bilgi bulamadım.

 

 

Kemer Paris II Batığı

PARİS II BATIĞI:

Kemer Marinası açıklarında, 1.5 km açıkta, 33 metre derinlikte kum bir  zemin üzerindedir. Batık 1995 yılında keşfedildikten sonra dalgıçların ve sualtı fotoğrafçılarının ilgi odağı haline geldi. Batık 18 metre derinlikte başlayıp 31 metre derinlikte son buluyor ve tamamen kumdan oluşan bir zemin üzerinde yatıyor.

Paris II batığı, 1917 yılında Türk zabiti Mustafa Ertuğrul tarafından topla batırılan Paris II adlı Fransız gemisine aittir. Topçu Yüzbaşı Ertuğrul komutasındaki Topçu Bataryası tarafından 13 Aralık 1917 tarihinde batırılmıştır. Geminin batırılmasının ardından Antalyalılar, gemideki yaralı Fransızlara yardım etmişlerdir.

Geminin boyu 50 metre, eni 8 metre, ağırlığı 551 grostondur. Gemi 6 adet uçaksavar topuna ve 2 torpil kovanına sahiptir. Buharlı bir gemidir.

 

Dalış turizmi:

Birçok uluslararası dergi tarafından dünyadaki en iyi dalış bölgelerinden biri olarak adlandırılıyor. Dünyada 100 dalış bölgesinden biri olarak gösteriliyor. Günümüzde zengin deniz yaşamına ev sahipliği yapan batık, renkli mercan ve çeşitli balık türleriyle adeta bir sualtı müzesi niteliğindedir. Paris II batığına dalış yapacaklar ıçin 3 yıldız dalış sertifikası şartı geçerlidir. 1 ve 2 yıldız sertifikalı dalgıçlar sadece çakar bölgesinde reef dalışı yapabiliyorlar.

 

 

Kemer Paris II Batığı

Anma Etkinlikleri:

Her yıl Akdeniz Üniversitesi öncülüğünde uluslararası bir dalış etkinliği düzenleniyor. Etkinlik Mustafa Ertuğrul Aker’in mezarının ziyaret edilmesiyle başlıyor ve katılımcılar Paris II batığına anlamlı bir dalış gerçekleştiriyorlar. Etkinliğin son gününde Paris II savaş gemisini batırmak için topların konuşlandığı siperlere tırmanılıp dönemin askeri stratejisi katılımcılara aktarılıyor.

 

 

 

Kemer Kesme Boğazı

KESME BOĞAZI KANYONU:

Kesme Boğazı Kanyonu, Olimpos Beydağları Sahil Milli Parkı içinde 3 derenin birleşimiyle oluşan bir doğa alanıdır. Kemer ilçesi Kuzdere Mahallesinde yer alıyor. Antalya şehir merkezine 45 km, Kemer ilçe merkezine yaklaşık 10 km uzaklıkta, Altınyaka istikametinde bulunuyor.

Kesme Boğazı Kanyonu özel bir işletme tarafından işletiliyor ve giriş ücreti alınıyor.

Oluşumu ve Doğal Yapısı:

Kanyon, çevresindeki zengin florası ve rengarenk çiçekleriyle dikkat çekiyor. Suyun kaynağı dağlardan geliyor, dağlardaki tatlı su kaynaklarının oluşturduğu doğal havuzlar,  her yıl yüzlerce turisti ağırlıyor. Buz gibi suyun aktığı su yolları üzerinde oluşan küçük havuzlar tatilcilerin serinlemesine yardımcı oluyor.

 

Endemik Bitki Türleri:

Bilimsel açıdan da önemli bir yerdir. Bilim dünyasına iki önemli bitki türü kazandırmıştır. Olimpos Safranı ve Kemer Orkidesi. Bu iki endemik tür sadece bu bölgede yetişiyor ve ekolojik açıdan korunması gereken nadir türler arasında gösteriliyor.

 

 

Kemer Kesme Boğazı Roma Köprüsü

 

Tarihi önemi ve Roma Köprüsü:

Antik dönemlerde Likya ile Pisidia ve Attaleia (Antalya) arasında önemli bir bağlantı noktası olan Kesme Boğazı, tüccarlar ve askeri birlikler tarafından aktif olarak kullanılmıştır. Tarih boyunca stratejik bir geçit olma işlevi görmüştür.

Kanyonun en dar noktasında, Ağva deresi üzerinde inşa edilmiş tek kemerli taş köprü, Roma İmparatorluk dönemine aittir. 22 metre uzunluğunda ve 4 metre genişliğindeki bu köprü, Osmanlı ve Erken Cumhuriyet döneminde de onarımlardan geçirilerek günümüze ulaşmıştır. Köprü birkaç yıl önce restore edilmiş ve günümüzdeki görünümünü kazanmıştır. Günümüzde buraya jeep safari turları ve doğa yürüyüşleri düzenleniyor.

Tarihi Roma köprüsünün hemen yamacında, kayalar üzerine yapılan ahşap çardaklar ilgi çekmektedir. Çardakların hemen yanında ise, dere kenarında taşlarla yapılan setle oluşturulmuş doğal bir havuz bulunmaktadır. Bu havuzda yüzmek mümkündür.

Kemer Gedelma Kalesi

KADREMA-GEDELMA KALESİ:

Bölücektepe Orman kulesinden 1.8 km uzaklıktadır Kemer merkezin 12 km batısındadır. Buraya ulaşmak için: Kuzdere Mahallesi Kesme Boğazı Mevkiinden asfalt yol bulunmaktadır.

Ancak Gedelme yaylasına çıkan yollar biraz zorludur. Kesme boğazından geçerek Toroslara doğru çıkılır ve bir zamanlar bu yollarda “Dünya Ralli Şampiyonası” yapılıyormuş, artık yapılmıyor.

Güneşli-Gedelma yerleşimi içinde, çok iyi korunmuş bir Orta Bizans kalesi bulunur. Kale: MS 9’ncu yüzyıla tarihlenir.

Kale, doğu ve güney yönlerinde düzgün duvarlı ve kuleli, batı ve kuzeyde ise arazinin kayalık ve biçimsiz yapısına göre duvarlar örülmüştür. Ve gerekmediğinden kule de yapılmamıştır.

Toplam 5 kule vardır. Bunlardan 4 tanesi dışa çıkık, 1 tanesi de kayalıklarda yer olmadığından, içtendir. Kale: MS 9’ncu yüzyıla tarihlenir. Kalenin bu kesiminden geçen Roma yollarının ve stratejik alanların kontrolünü elde bulundurabilmek için Roma geçmişi olabilecekken, daha öncesine ait hiçbir buluntu yoktur.

Ve zaten topoğrafya ya erken yerleşime elverişli değildir. MS 6’ncı yüzyıl coğrafya sözlüğü olan Ethnika’ya göre “tahıl phrygmos’u (tahıl kurutma, tahıl koruma” anlamındadır. Ayrıca “hububat çukuru” da denir.

Yani: buranın sadece Gedelma için değil aynı zamanda bölge için bir depo kale niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Kalenin içindeki magazin formlu bölümler de farklı amaçlı depolardır. Ancak yaşama amaçlı birimler de görülmektedir. Sonuçta buranın tahıl koruma kalesi olduğu kesindir.

Kalenin çevresindeki turizm yapıları, kalenin duvarlarının dibine kadar gelmiştir. Kaleye özel arazi nedeniyle, bu kesimden girilip çıkılamamaktadır.

 

 

Çınar Ağacı:

Kale kalıntılarının önünde, kuzey dibinde, surların dibinde bulunan ve 2500 yaşını aştığı söylenen dev çınar ağacının altında, Gedelme köylüleri sergiler açarak ziyaretçilere hediyelik eşyalar satıyorlar. Bu dev ağacı mutlaka görmelisiniz.

Çünkü dünyanın en büyük çınar ağacı olduğu söyleniyor. Çınarın göğüs kol hizası çevresi, 22.40 metredir. Hatta alt kök kısımları, daha da geniştir. Gölge çapı 30 metredir. (Bu çınar ağacı maalesef koruma altına alınmamıştır.)

Kemer Peynir Deliği Mağarası

Peynir Deliği Mağarası:

Kalenin güneyinde ziyarete açık olan bir mağara bulunur. Köy merkezinden mağaraya gitmek için sadece 5 dakikalık bir yol yürümek gerekiyor.

Kalenin hemen yanında bulunan mağaranın toplum uzunluğu 74 metredir. Mağaranın girişe göre en derin yeri 19 metredir. Bu yüzden yani dik bir şekilde inildiğinden, mağara içinde oldukça fazla dikkat göstermek şarttır.

Mağaranın büyük bölümünün kuru olduğu bilinmektedir, sadece sonunda en derin yerinde bir küçük göl bulunduğu söyleniyor. Mağara içinde; sarkıt, dikit ve sütunlar bulunuyor.

 

LYKAİ/BÖLÜCEKTEPE:

Bölücektepe, Kemer merkezine yaklaşık 12 km batısında, Kuzdere Mahallesi Kesme Boğazı mevkiindedir. Bölgeye ulaşım Kuzdere Mahallesi Kesme Boğazı Mevkiinden geçen asfalt yol ile sağlanır.

Stadiasmus’a göre: Kossara’dan Lykai’ye giden yol buradan Kitanaura ve Pygela yönlerinde iki güzergaha ayrılıyordu. Lykai’den 60 stadia uzaklıkta Kitanaura bulunmaktaydı.

Orman kulesi yapımıyla yerleşim tam orta yerinden büyük tahribata uğramıştır. Kulenin güneydoğu ve kuzeydoğu eteklerinde, Helenistik ve Roma dönemi izleri taşıyan kalıntılar bulunur. Kuzeydoğu etekte 2 eksedra, 4 lahit, 1 ostothek, eksedra içinde bir tropaion ve tanımlanamayan başka kalıntılar bulunur.

Eksedralardan birinin sadece köşesi görünür. Hemen yanında diğer eksedra ise çoğunlukla korunmuştur. 2.50 m genişliğinde ve 1.60 m derinliğindedir. Nitelikli kesme taşlarla yarım yuvarlağa yakın formda yapılmıştır. Yangın kulesinin güneydoğu eteğinde ise güçlü erken karakterli duvarları olan yapı kalıntıları vardır. Bu kesimde çok sayıda çatı kiremidi bulunmuştur.

Yangın kulesinin hemen önünde ana kayaya oyulmuş bulunan yapı tabanları görülür. Yangın kulesi daha önce orada bulunan bir yapının orijinal tabanı üstüne, daha da genişletilerek inşa edilmiştir. Kulenin hemen arkasında yükselen tepenin kule tarafında yine yoğun kalıntılar bulunur. Burada çok sayıda defineci kazısı yapılmıştır. Defineci artıkları içerisinde ok ve  mızrak ucu, kilit mekanizmaları, spatula gibi çok sayıda metal buluntu, 5 adet pişmiş toprak ağırşak, 1 adet lykion parçası, bıçak ucu yanında, bir de bulla benzeri çok küçük kurşundan yapılmış bir obje bulunmuştur.

Eliptik formlu objenin bir yüzünde “Appolonios”a anlamında Eski Yunanca bir sözcük diğer yüzünde ise mızrak kabartması vardır. Bu obje, bölgede örneği az bilinen ve simgesel olarak değerlendirebilecek sapan taşıdır.

Kemer Ovacık Tümülüsü

OVACIK TÜMÜLÜSÜ

Altınyaka yolunda, Kemer yol ayrımından 4.2 km sonra Bölücek dağına dönülür. Bu yolun 3.5 km sonrasında Yığılıtaş mevkiinde bir kalıntı vardır.

Küçük taşlarla, 17 m çapında yuvarlak bir yığma alan oluşturulmuştur. Bu alan kuru moloz duvarlarla çevrelenmiş ve tümülüs yığma tepeciği çevreden sınırlandırılmıştır. Tamamı defineciler tarafından açılmış ve tahrip edilmiştir.

Yığmanın içinde, doğudan açılan uzunca bir dromosla girilen mezar odası görülür. Mezar odası ve uzun dromos da örme duvarla oluşturulmuştur. Mezar odasının uzunluğu, dromosla birlikte 9 m dir. Yuvarlak planlı mezar odasının çapı yaklaşık 2.5 m dir. Duvarlar 1.80 m yüksekliğe kadar korunmuştur. Bu bölgede ele geçen bilinen ilk tümülüs olmasından dolayı çok önemlidir. Mezar odasının yuvarlak formu da özgündür.

Bu tip tümülüslere, Lydia’da rastlanmamış olduğundan dolayı Çağıl (Taş Yığma) Tümülüslerinin bölgeye özgü bir mimari düzenleme olması gerektiği düşünülür.

Çevresinde bir yerleşim kalıntısı bulunmamaktadır. Yığma tepeler altına mezar yapma geleneğinin alıntı kaynağı Lydia olmalıdır. Dönemi de MÖ 7 ile 5’nci yüzyıl arasında yoğunlaşır.

Ovacık: Mnara egemenlik alanındaki Mizir’de (Potamos Meizoares) bulunan 5 adak yazıtı burada Irmak Tanrısı Meizoares’e adaklar adanan bir kült yeri olduğunu göstermektedir. Tabii yığma tepenin, defineciler tarafından tamamen tahrip edilmesi, tam anlamıyla talan edilmesi de ülkemizdeki tarihi yağmacılığın boyutlarını gözler önüne sermektedir. Kimbilir buradan neler çaldılar, bu çaldıkları şimdi kim bilir nerelerde?

Keimer Mnara

MNARA-MARMARA

Aslında buraya ulaşmak son derece zor ama bölgenin tarihi geçmişi hakkında bilgi vermek için, araştırmamın sonuçlarını özetle burada sizlere sunacağım.

Önce konumu:

Evet burası Kemer ilçesinin kuzeyine yönlenen ve Kesme Boğazının 23 km kuzeyinde bulunan Kaplan dağı üzerindeki Kosara ile Antalya’nın 37 km güneybatısında, bugünkü Bölümcektaş Tepesi üzerindeki Lykai arasındaki Kavak dağı üzerindedir. Kentin bulunduğu tepe, kuzey-güney doğrultusunda uzanan, oldukça izole ve sarp bir yükseltidir. Bu doğal konum o kadar korunaklı ki kentin ayrıca surlarla tahkim edilmesine bile gerek kalmamıştır.

Evet, Türkiye’nin ulaşımı en zor antik kentlerinden biri olarak biliniyor. Araçla gidilemiyor, sedir ormanları arasından ortalama 3-4 saatlik zorlu bir tırmanış gerekiyor. Ziyaretçilere bol su-yiyecek, iyi bir fiziksel hazırlık ve tercihan gurup halinde gitmeleri öneriliyor.

 

İsim ve Kimliği:

Antik kaynaklarda bölgenin adı Mnarike, kentin adı ise Mnara olarak geçer. Büyük İskender’in ordusu tarafından Yunanca “Blok kaya” anlamına gelen Marmara ismiyle de anılmıştır. Kentin adından yola çıkarak halkının Luvi kökenli olabileceği düşünülür. Luviler Anadolu’da MÖ 2000’lerden itibaren görülen kadim bir halktır.

 

Şehir hakkında antik dönem yazarlarının yazdıkları:

Evet, antik dönem yazarlarının söyledikleri, şehri daha iyi anlamak açısından önemlidir.

Diodoros:

“Oldukça yüksek ve ulaşılması güç bir kayalık tepe üzerindedir. Lykia sınırında, korunaklı olması ve sağlamlığıyla dikkat çeken büyük bir tepeyi iskan eden Marmaralılar, İskender’in bölgeden geçişi sırasında Makedon ordusunun destek birliklerine saldırırlar, kölelerle birlikte yük hayvanlarını yağmalarlar.

Bunun üzerine İskender bölgeyi kuşatır, ama cesareti takdire şayan Marmaralılar, bu kuşatmaya korkusuzca göğüs gererler.

Marmara’nın yaşlıları 2 gün süren kuşatmanın ardından İskender’in tepeyi ele geçirmeden gitmeyeceğini anlar ve gençlere, henüz güçleri varken İskender ile anlaşmayı önerirler.

Fakat gençler teslim olmaktansa vatanın özgürlüğü için ölmeyi onur saydıklarını söylerler. Bunun üzerine eli silah tutanlar: çocuk, kadın ve yaşlıları öldürdükten sonra kuşatmayı yararak yakındaki dağlık alana kaçmayı düşünürler.

Bunun üzerine aileleriyle birlikte akşam yemeği yemek üzere 600 kişi toplanırlar. Yemekten sonra gençler evlerine çekilirler. Ne var ki yakınlarını öldürmeye elleri varmadığı için içindekilerle birlikte evlerini yakmaya karar verirler ve yakarlar. Kararlaştırdıkları üzere, herkesi kendi ocaklarına gömdükten sonra, kendileri de henüz gece vaktiyle düşman kuşatmasını yararak dağlık alana kaçarlar.”

Sonrasında İskender ve birlikleri şehre girer. Marmara/Mnara bu işgal sonrasında Phaselis topraklarına katılır.

Arrianos:

“Phaselis yakınlarında yaşayan bu barbar halkın, sık sık Phaselis’e saldırdığını ve yağma yaptığını” anlatır.

 

Tarihi:

Muhtemelen Helenistik dönemde kurulmuş, Roma döneminde de iskan görmeye devam etmiştir. Büyük İskender’in Asya seferi sırasında, Mnaralılar Makedon ordusunun arka hatlarına baskınlar düzenleyip erzak çalmışlar, bunun üzerine İskender şehri kuşatmış ve ele geçirmiştir. Bu kuşatma normal Likya kentlerine göre uzun sayılan 2 gün sürmüş, çünkü kentin doğal konumu onu neredeyse ele geçirilmez kılıyordu. İskender sonrası Phaselis toprağının bir parçası haline gelmiş, aralarında bir çeşit ortak vatandaşlık ilişkisi kurulmuştur.

Erken Bizans döneminde küçülmüş, 8 yüzyılda tamamen terk edilmiştir. 2004 yılında kazılar başlamış ve halen devam etmektedir. 2008 yılında 1 Derece Sit alanı olarak tescil edilmiştir.

 

Genel özellikleri:

Topoğrafik yapısı, blok kayadır. Yapıları, örgü teknikleri ve şehircilik açısından bakıldığında Helenistik’ten beri polis statüsünde bir yerleşim olduğu kabul edilir. Roma döneminde de önemini korumuştur. Okunan bir onurlandırma yazıtı: “Mnara demosu tarafından İmparator Caligula ve eşi Messalina” ya adanmıştır.

Patara Yol Klavuz Anıtında anılan “Mnarike” bölgesinin de merkezidir. Çok sarp ve ulaşılmaz kayalık akropol ve eteğindeki yapı kalıntılarından oluşur. Tepenin doğal ulaşılmazlığı nedeniyle gerek duymadıklarından olsa gerek su kalıntılarına rastlanmaz. Sadece tepenin alt kotunda, denizi ve vadiyi gören noktada kule benzeri bir kalıntı görülür.

 

GÜNÜMÜZE ULAŞAN KALINTILAR;

Batı yamaçta, doğu-batı doğrultusunda yaklaşık 100 m uzunluğunda ve 2.5 m kalınlığında sur duvarı kalıntıları izlenir. Diğer yönleri sarp doğal yapısı nedeniyle sura ihtiyaç duyulmamıştır. Kalıntılar Göynük vadisine bakan kuzey uçta doğu-batı doğrultusunda, diğer alanlarda ise yamaca paralel kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda, teraslar üzerinde sıralanır. Yapılanı çoğu Helenistik ve Roma dönemlerindendir. Bizans dönemine ait herhangi bir veriye rastlanmamıştır.

 

AGORA:

Yerleşimin kuzeybatı ucundadır.

Agoraya ulaşım sağlayan yol, güneyden yükselerek gelir ve burada basamaklı bir sokağa dönülerek, agora üst kotundaki yapılara uzanır. Agoranın meydanı yamacın eğimi nedeniyle güneydoğu ve güneybatıda oldukça anıtsal bir görüntü sergileyen teras duvarıyla oluşturulmuştur.

Güneybatı duvarı 4.5 m yüksekliğe kadar korunmuştur.

Güneydoğudaki teras duvarının üzeri, 3 m genişliğinde düzgün bloklarla podyum oluşturacak şekilde örülmüştür. Gerek podyum ve gerekse de duvar dibinde görülen profilli kaideler bu duvarın yazıtlı heykel altlıklarıyla donatıldığını gösterir.

 

AGORA ÇEVRESİNDEKİ YAPILAR:

Agora meydanının kuzeybatısında üç odalı bir yapı kalıntısı bulunur. Yapının cephesinde üç giriş tespit edilmiştir. Girişler, yarım sütunlarla vurgulanmıştır. Geç dönem girişlerin moloz taşlarla örülerek kapatıldığı görülür.

Agoranın bir üst kotunda, kuzey ve doğu yönde, çok sayıda yapı kalıntısı görülür. Bazıları ana kayaya dayandırılarak kesme bloklarla örülürken, bazıları ise düzgün olmayan taşlarla örülü duvarlardan oluşmaktadır. Duvar kalınlıkları: 0.8 ile 05. m arasındadır. Yapılar arasından geçen ve ulaşım sağlayan sokaklar birçok yerde görülür. Görülen bazı sarnıçların, tekil bir yapıda olmadığı, çevresindeki yapılar dikkate alındığında, ortak kullanım söz konusu olduğu anlaşılır.

Agoranın kuzeydoğu üst kotunda, tepenin Göynük vadisine bakan uç kısmında bulunan yapı dikkat çeker. Batı uçta, ana kayadan yararlanılarak oluşturulmuş mekanın zemini düzgün kesilmiş blok taşlarla oluşturulmuştur. Hemen kuzeydoğusunda ise, nitelikli bloklarla örülmüş ikinci bir yapı bulunur.

 

TİYATRO/GÖSTERİ SERAMONİ YAPISI:

Yerleşimin güneyinde, uçurum kenarında, Attaleia’dan ve Phaselis’e kadar tüm sahil panoramasına hakim bir konumdadır. Güneybatı-kuzeydoğu doğrultusu dikdörtgen yapı, tek yönlü 11 adet oturma sırasından oluşur. 5.80 x 6.25 m ölçülerindedir. Oturma sıraları kısmen ana kayadan, çoğunlukla da blok taşlardan oluşmuştur. Üstünün örtülü olduğuna dair iz yoktur. İlk oturma sırası ile 6.5 m güneydoğusunda, uçuruma yakın yerde örülen teras duvarı arasında kalan düzlük, orkestra/sahne olarak kullanılmış olmalıdır. Yaklaşık 130 kişi kapasiteli yapı, bu formuyla bölgede benzersizdir. Kentteki her türlü açık hava toplantı/tören ve gösteri için kullanılmış olmalıdır.

 

MECLİS BİNASI:

Agora ile aynı kotta, toplanma yapısının batısındadır. Cephesi güneybatı yönündedir ve arka duvar kuzeydoğudaki kaya kütlelerine dayanır. Arka duvara ilişkin çok az blok sırası izlenir. Güneydoğu duvarın cepheye yakın bölümü, kısmen korunmuş, arka yarısı büyük oranda tahrip olmuştur. Cephe, tek sıra ve dört adet düzgün kesilmiş iri bloklardan oluşur. Cephedeki blokların yükseklikleri 1.65 m, kapı sövesi iç yüksekliği 2.40 m dir. Kapı açıklıkları, cephenin hemen güney ve kuzey köşelerine bitişiktir. Bu tasarıma göre: girişler oturma sıralarının merdivenlerine karşı olmalıdır. Cepheyi oluşturan iri blokların tümünde birer pencere bulunur. İkinci pencere hariç, diğerlerinde içeri sızan suyun dışarı akıtılması için ince bir kanal bulunur.

Yapının içi günümüzde: arkada bulunan yüksek kayalıktan kopup gelen iri kütlelerle ve yıkılan arka duvarın bloklarıyla doludur. Bu yıkıntı cepheye doğru alçalır ve kapı eşiğinde biter. Bu haliyle yapı, içinde oturma sıralarının varlığını düşündürse de buna ilişkin iz yoktur. Bu durum dikkate alındığında, yapının toplantıya yönelik bir işleve sahip olduğunu söylemek mümkündür.

 

TAPINAK;

Yerleşimin güney ucundadır. Defineciler tarafından oldukça fazla tahrip edilmiştir. Tapınaktan arta kalan kalıntılar içinde: kabartma ve heykel parçaları izlenir. Kalan parçalar üzerindeki izler: heykellerin toynaklı, pençeli hayvanlar ve sadece ayak kısımları kaldığından kime ait olduğu belli olmayan insan/tanrı heykelleri olduğunu gösterir.

Evet, tapınak “Apollon Lykios Tapınağı” olarak tanımlanır. Bulunmuş bir onurlandırma yazısı “Zeus ve tüm tanrılara” ifadesini taşır. Buna istinaden ise, tapınak Zeus’a atfedilir. Rhodiapolis kazılarında bulunan bir ev sunağı ise bu konuda daha açıklayıcı bilgi verir. Sunar üzerinde “Mnara Artemis’ine” adandığı yazar. Artemis’in bölgedeki baskın yaygınlığı, bulunan heykel parçalarının pek çok hayvan toynağı içermesi ve Rhodiapolis gibi uzak bir yerleşimde adı anılan bir Tanrı olması nedeniyle bu tapınağın, Neapolis vee Kelbessos’ta bulunan tapınaklara benzer planlarıyla bir Artemis Tapınağı olma ihtimali yüksektir.

 

MEZARLAR:

Yerleşimde çeşitli mezar tipleri tespit edilmiştir. Ticari agoranın güneybatısında geniş bir alan, nekropol olarak kullanılmıştır. Yerleşimin genelinde yapılar arasında da mezarların bulunduğu görülür. 13 tanesi sayılabilen lahitler ve khamosorionların sayısı yerleşim büyüklüğüne göre oldukça azdır.

 

Kemer Üçoluk Yaylası

 

 ÜÇOLUK YAYLASI:

Kemer merkeze 37 km uzaklıktadır. Beycik yaylası üzerinden ulaşılır. Beldenin trekking ve kamp rotası üzerindedir.  Ancak çam ağaçlarının içinden geçen yolu stabilizedir.

Yaz sezonunda: Kemer, Beldibi, Konyaaltı, Antalya Merkez ve benzeri yerlerde oturanlar, serinlemek için burada konaklarlar. Bu yüzden, Üçoluk köyünün sosyal hayatı, yaz sezonunda hareketlilik gösterir.

Kemer yöresinin doğal güzelliklerini gezmek isteyenler tarafından tercih edilmektedir. Yaylada, eski yayla evleri vardır. Bunlar, sedir ve ardıç ağaçlarıyla bütünleşmiş, muhteşem bir panorama ortaya çıkmaktadır.

Yaylanın rakımı 1500 metredir. Yaylada kamp kurmak mümkündür. Ancak elektrik ve telefon gibi alt yapı hizmetleri yoktur.

 

BEYCİK-FIRINCIK/GAVURPAZARI

Kemer ilçesi Beycik köyü sınırlarında, Tahtalı Dağı eteklerinde, 1100 m rakımda bulunan Fırıncık’ta bazı kalıntılar vardır. Beycik’ten 8 km araba ile gidildikten sonra, doğuya, ortalama 45 dakikalık yürüyüşle kalıntılara ulaşılır.

GENEL

Fırıncık yerleşimi ana güzergah üzerinde olmadığından, Patata Yol Klavuz Anıtında adı geçmez. Çok dik bir yamaca konumlanan yerleşimden, Olympos rahatlıkla görülür. Muhtemelen Olympos’un egemenlik alanındaydı. Beycik’teki bir lahit yazıtında: “cezanın Olympos’a ödeneceği” yazılıdır. Eğer Beycik Olympos’un egemenlik alanı altında ise, onun hemen yakınındaki Fırıncık da bu alana dahil olabilir.

Fırıncık kalıntılarının yakın çevresinde, Olympos’un alternatifi olarak Phaselis varsa da aralarındaki vadi iki kentin sınırı gibi görünür.

KALINTILAR:

Kalıntılar bir tepe ve doğusundaki çanakta dağılıdır. Bazı kesimlerde oluşturulan yüksek yapı terasları, aynı zamanda koruma sisteminin bir parçası olmuştur. Yerleşimin en güneyinde bir yapı kalıntısı var. Giriş yanlarında İon başlıklı plasterler ve kapı lentosu üzerinde aslan kabartması bulunur. Muhtemelen Heroon ya da Propylon olduğu düşünülür. Bir diğer düşünce ise bu yapının Bouleuterion olduğudur.

Dik yamacın her yeri teraslanarak yapılaşmaya uygun hale getirilmiştir.

Yerleşimde 80 yapının yanı sıra, agora, stoa, tapınak, bouleuterion gibi önemli yapılar bulunuyordu. Tepe yerleşimindeki çok sayıda yapının güneydoğusunda agora ve uzun kolunda 5 mekan bulunan “L” biçimli stoanın Helenistik Dönemde Dor tarzında yapıldığı anlaşılmıştır.

Agora alanında bir tapınak kalıntısı vardır. Agoranın kuzeyindeki yapılar işlik olarak düşünülür.

Yamaçta çok sayıda çiftlik evi ve işlik tespit edilmiştir. Roma Dönemine ait khamosorion mezar, şimdiye dek kent içinde tespit edilmiş tek mezardır. Nekropol, kentin güneybatı aşağısında yerleşimin dışındadır. Tahrip edilmiş çok sayıda mezar bulunmaktadır.

Kentteki kalıntılar Helenistik dönemdendir. Kalıntıların tamamen Helenistik dönemden olması, 2 ya da 1’nci yüzyılda geçirilen büyük bir depremden sonra terkedilmiş olduğunu kanıtlamaktadır.

Belki de bu ve benzeri küçük şehirler, Korsan Zeniketes’e destek verdikleri için Romalı General Servilius Vatia tarafından cezalandırıldıkları için Roma Döneminde fazla büyüyememiştir. Belki de Beycik’teki Roma kalıntıları, Fırıncık’ın terkedilmesinin sonrasında, aynı topluluk tarafından yapılmıştır. Gavurpazarı adından yola çıkılarak bu yerleşime “korsanlık döneminde erkek ve kadın yabancıların (kölelerin) satış yeri” olduğu da düşünülür. Ancak gerçeklik payı bilinmemektedir. Ayrıca Zeniketes’in korsanlık merkezi, Olympos Limanında var olması gereken asıl köle pazarları düşünüldüğünde, bu dağlık ve sapa pazara da köle satışı için gerek bulunmamaktadır. Zaten Gavurpazarı da günümüzde verilen bir isimdir.

 

ÇALIŞDAĞ

Çalışdağ vericisi için yapılan orman yolundan ulaşılır.

Batı, kuzey ve doğu yamaçların çoğu, ulaşılmaz uçurumlar ile çevrilidir.

Kayalık tepe, çıkılabilir durumda olan güney ve güneydoğu yönden sağlam sur duvarlarıyla çevrilidir.

Bu yönden, denize alçalarak uzayan burun Kocaburun (Ağva) olarak adlandırılır.

Kayalık tepenin tamamına kurulan kaleyi 2.20 x 2.40 m arasında değişen kalınlıklarda güçlü duvarlar çevirir.

Çoğu kesimde 2-3 m civarında yükseklikleri korunmuştur.

Ana tasarım tepenin topoğrafyasına göre şekillenmiş gözükse de sur duvarı olan kesimlerde topoğrafya kale biçimini çok etkilememiştir.

Surlar güney boyunca dümdüz uzanır ve doğu kesimde kuzeye saparak yaklaşık dikdörtgen bir plan oluşturur.

Tüm kalede, üç yerden kapı açıklığı vardır. Diğerlerinden daha farklı ve nitelikli olan ana kapı güney yüzdedir. Bu kapı güneybatı kesimde yüksek kayalığı inen kaya merdivenlerinin başlangıcına yönelmektedir.

Kaya merdivenleri çok nitelikli bir kaya işçiliğiyle açılmıştır ve bu kesimde dönerek uçurumun dibine kadar inmektedir.

Güney uzun yüzde bulunan ana kapının hemen doğu yanında ikinci bir açıklık bulunmaktadır. İkinci kapı, kuzeydoğu köşede yarım yuvarlak biçimli kulenin içine açılır. Görülebilen son kapı, kalenin kuzeybatı köşesinde Kemer’e bakan kuleye açılmaktadır.

Kale duvarlarında üç kulenin varlığı görülür. İkisi dikdörtgen biri yarım yuvarlaktır. Bunlardan birisi: iki tarafından sur duvarlarıyla bağlanmaktadır. Bu kuzeydoğu köşeyi oluşturan yarım yuvarlak planlı olandır. Diğer ikisi birer yanından uçurumla bağlanmaktadır.

1 ve 3’ncü kule arasında duvar bağlantısı yoktur. Arada çok derin çıkılmaz uçurumlar vardır. Kale içinde herhangi bir yapı kalıntısı yoktur. Duvar örgü sistemi Helenistik Dönem özellikleri gösterir.

Ancak kalenin kapladığı yaklaşık 5 bin metre karelik alan, Lykia klasik dönem yerleşimlerine göre çok daha büyüktür.

Lykia’nın en önemli kentlerinde bile Klasik akropolleri bu boyutlarda değildir.

Asıl sorun, bu kalenin antik adının ne olduğudur. Daha önce burası İdyros olarak adlandırılmış ve sonrasında ise Olbia olarak isimlendirilmiştir. Bu kalenin Olbia olduğunu gösteren bir yazıt ya da başka bir belge yoktur. Ayrıca tepede Klasik Dönem duvarları bulunmaktadır. Olbia’nın Klasik Dönemde varlığını işaret eden herhangi bir belge yoktur. Kaldı ki Olbia körfezin kuzeybatı köşesinde düşünülür. Sonuçta Çalışdağ kalıntılarının antik adı henüz bilinmemektedir.

Kocaburun yolu üzerindeki kilise kazılmış ve İdyros kapsamında değerlendirilmiştir. Kilisenin nartheks mozaiğinde bulunan yazıtta: “Başrahip Plistarkhianos 55 Drahmi verdi, Keşiş Zosimos 51 Drahmi verdi, Vaiz Heraklios 52 Drahmi verdi” yazmaktadır.

 

Ulupınar gezilecek yerler

Phaselis gezilecek yerler

Kiriş-Çamyuva gezilecek yerler

Göynük gezilecek yerler

Tekirova gezilecek yerler

Çıralı gezilecek yerler

Kemer Phaselis

Kemer Phaselis

Antalya-Kemer arasındaki yolda ilerlerken; Kemer-Phaselis tabelasını gördüğümde, hiç tereddüt etmeden yoldan saptım ve kısa bir süre sonra bu güzel antik kentin kalıntılarını, muhteşem bir doğa ve deniz manzarası eşliğinde yeniden izleme fırsatı buldum.

Evet Phaselis antik kenti, günümüzde Kemer ilçesi Tekirova Beldesindedir. Phaselis antik kenti ve çevresi, Olympos-Bey Dağları Milli Parkı içinde, tarihi ve doğasıyla güvenceye alınmıştır. Kentin arkasında 2400 m yükseklikteki Tahtalı Dağı görülür. 

Burada Kemer Phaselis antik kalıntıları gezebilir, büyük çam ağaçlarının gölgesinde oturup, denizi izleyebilir, belki de kitabınızı okuyarak, dinlenebilirsiniz.  

 

ULAŞIM:

Antalya-Kumluca kara yolunun, 57.km.sinden, güneye dönünce, yaklaşık 1 km. sonra, Phaselis antik kentine ulaşmanız mümkün. Şehrin: Kemer merkeze uzaklığı, toplam 16 km. Antalya’dan gelenler, Kemer’e varmadan, tabelayı gördüğünüzde, sola dönmeniz gerekiyor.

Bölgenin en güzel plajlarından biri burada. Çam ormanı, çevreyi kaplayan çam kokuları, cır cır böceklerinin uğultusu ve muhteşem bir manzara. Denizi akvaryum gibidir.

Giriş ücretlidir. Ama, buranın giriş kapısında da, geçici müze kartı almanız mümkün ki, kesinlikle müze kartı almanızı öneririm.

Kemer Phaselis Genel Özellikleri

KENTİN ADININ ÖYKÜSÜ:

Kentin adı konusunda çeşitli öneriler vardır. Bir iddiaya göre” Sami kökenli dillerden gelir ve anlamı “Tanrının Koruluğu” dur. Bir diğer görüşe göre: “Luvice Passala’dan gelen adının anlamı gibi tam bir deniz kentçiğidir.” Yunanca’da bir fasulye/bezelyeye benzeyen tekne formundan geldiği en yaygın iddiadır. Latince de “Phaselus” bir tekne tipi için kullanılır. 

 

Kemer Phaselis kentin kuruluş öyküsü

PHASELİS KENTİ HAKKINDA ANTİK DÖNEMDEN KALAN KAYITLAR; 

Strabon: “Pamphylia sınırına doğru kurulmuş olan Phaselis Lykia’dır. Fakat genel bir ilişkisi yoktur ve başlı başına bir kuruluştur” der.

Titus Livius: “Phaselis Lykia-Pamphylia sınırındadır. Dibe doğru uzanır ve Kilikya’dan Rhodos’a giden yolcular tarafından ilk görülen kara parçasıdır ve gemilerin uzaktan bile görünmesini sağlar” der.

KENTİN KURULUŞ ÖYKÜSÜ:

MÖ 690 yılında: Rodoslu Lakios ve arkadaşları: kent kurmak için Phaselis’i seçtiklerinde: bu bölgenin: Kylabras adlı bir çobana ait olduğunu öğrenirler.

Çobanla pazarlık yaparlar ve kendisine bir parça mısır ya da bir parça kurutulmuş balık teklif ederler.

Çoban Kylabras: kurutulmuş balığı tercih eder. Kent halkı, daha sonraki tarihlerde, her yıl tuzlu balık yaparak, Kylabras’ın anısına saygı dururlar, yıllık festivaller yapılıyordu. 

Phaselis’te: tanrılara kurutulmuş balık sunulur. Antik çağda: bu durum; alay konusu olur ve ucuz adak anlamına gelen “Phaselis Adağı” deyimi ortaya çıkar.

Bu durumdan çıkarılan sonuçlardan ilki: savaşmadan uzlaşılarak kentin yeni sahiplerini bulmasıdır. İkincisi ise, sonradan bir külte dönüşen balığın, 5’ncü yüzyıl Phaselis kent sikkelerinde artık bir simgeye dönüşmesidir. 

 

Kemer Phaselis Kentin Hikayesi

KENTİN TARİHİ:

MÖ 3 ve 2’nci yüzyıl içinde bir Rhodos kolonisidir. Yukarıda da söz ettiğim gibi, MÖ 690 yılında, kent, Rhodoslu kolonistlerden Lakios önderliğinde kurulmuştur. Halbuki buranın çok yakınlarındaki Beldibi Mağarası, Prehistorik yani binlerce yıl önceki iskan izlerini taşır. 

Lykia’nın kuruluşu sırasında, Perikle’ye karşı kurulan saflarda yer alarak, Lykia’dan olmadığını bir kez daha göstermiştir. 

Kimon, MÖ 470 yılında, Phaselis bölgesini yakıp yıkar ve egemenliğine alır ve Eurymedon Savaşı için Phaselis’ten asker alır. 

Kent, Delos Deniz Birliğinin üyesi olur ve 415 yılına kadar birliğe sadık kalır. 

MÖ 334 yılında, İskender kışı geçirmek üzere şehre gelir. (Ayrıntı aşağıdadır)

İskender’in ölümünden sonra, şehir, MÖ 309 yılından, 197 yılına kadar, Mısır’daki Ptolemaiosların elinde kalır. Apameia Barışı ile, diğer Lykia şehirleri gibi Rhodos krallığına verilir. 

MÖ 190-160 yılları arasında, Rhodosluların egemenliğinde kalır. 

MÖ 160 yılından sonra ise Roma egemenliği söz konusudur.

MÖ 1’nci yüzyıldan başlayarak yoğun korsanlık faaliyetleri nedeniyle, kent sıkıntılı günler yaşar. Bir süre, Zenekites isimli korsan bölgeye hakim olur, ancak korsanlığa son vermek için, MÖ 77’de Romalı Komutan Vatia, şehre gelir. Zenekites, Romalılara yenileceğini anlayınca kendini ve ailesini ateşe vererek intihar eder.

MÖ 75 yılında Gümrük Limanıdır. 

MÖ 42 yılında Brutus kente gelir ve Roma’ya bağlar. Bundan sonra kentte büyük bir gelişim olur. 

MS 129 yılında, Roma İmparatoru Hadrianus, kenti ziyaret eder. Kent, İmparatoru onurlandırmak için, İmparatorluk gemisinin yanaşacağı limanın yoluna da kalıntıları halen görülebilen anıtsal Hadrianus Kapısını ve Agorasını inşa ederler ve heykeller dikerler. 

MS 130 yılından itibaren sadece 30 yıl boyunca Lykia Birliği üyesi olmuştur. 

Sonrasında Bizans dönemi gelir. Şehir, bu dönemde Piskoposluk merkezi olarak öne çıkar. Limanların elverişli olması nedeniyle, MS 3 ve 4’ncü yüzyıllarda tekrar korsan saldırıları başlar. Daha sonraki dönemde, şehir önemini kaybeder, takip eden dönemde ise Arap akınları artar. 

Ardından, Attaleia’nın yükselmesiyle buradan yapı taşları taşınarak iyice zayıflatılır.

MS 8-11’nci yüzyıllarda piskoposluk kenti olarak görünse de artık sadece bir liman olarak çalışmıştır. 

MS 11’nci yüzyılda şehirde yaşamak olanaksız hale gelir. Selçukluların: Alanya ve Antalya limanlarına önem vermesi nedeniyle, şehrin limanları da önemini kaybeder ve şehir tarihin yanlızlığına gömülür. 

Şehrin yok olmasında veya terk edilmesindeki en büyük nedenlerden iki tanesinin, kente yaban arılarının saldırmış olabileceği veya denizciler tarafından kente sıtma salgınının getirilmiş olabileceği söylenmektedir. 

 Yani, Phaselisliler  kötü çevre şartlarına, baskınlara, doğal felaketlere ve eşek arılarına yenilmişlerdir. Doğal şartlara yenilip dolmaya başlayan limanla beraber kent önemini tamamen yitirir.

 

BÜYÜK İSKENDER:

Büyük İskender; Persleri yendikten sonra, kentin güzelliğine kapılır ve konaklamak için 334 yılında Phaselis’i seçer ve kışı burada geçirir. İskender, şehre gelmeden önce, şehrin elçileri, kendisine altın bir taç gönderir. 

Birçok Lykia kenti elçilerini gönderip davet etmiş, ancak O, Phaselis’i tercih etmiştir.

İskender, Pamphlia şehirlerinin birçok elçisini burada kabul eder, kıyı kesimindeki şehirleri ele geçirerek Gordion’a ulaşır.

Büyük İskender’in Phaselis’te geçirdiği günler, kaynaklarda şöyle anlatılır. “Limanı, geniş caddesi ve tiyatrosuyla olağanüstü güzel kentin her yanı (kış olmasına karşın) çiçeklerle doludur. Şehir yöneticisi tüm evini krala verdiği halde, Büyük İskender sadece küçük bir oda aldı. Memurlar diğer evlere dağıldı ve askerler de kendi kurdukları çadırlarda kaldılar.

İskender ilk olarak Akhilleus’un ünlü kırık mızrağının bulunduğu Athena Tapınağı’nı ziyaret etti. Sonra Herakles Tapınağında kurbanlar kesti. Güzel bir içkili öğle yemeği ardından yürüyüşe çıktı ve meydanda Phaselisli filozof Theodektes’in heykelini gördü ve heykelin ayakları önüne çekengler bıraktı. Bu davranışla, düşünceye ve bilgiye önem verdiğini göstermek istedi. Theodektes, İsokrates’in öğrencisidir. Bilmece üretmekle ünlüdür.

Örneğin: “İlk doğduğunda çok büyük, olgunken çok küçük ve öldüğünde yine çok büyüktür? Yanıt: Gölge. Ya da “İki kız kardeş vardır. Birinci ikinciyi, ikinci birinciyi doğurur? Yanıt: Gece ve gündüz.

Evet, MÖ 4’ncü yüzyıl düşünürlerinden Theodektes, ünlü Sokrates’in öğrencisidir. 

 

Kemer Phaselis Arkeoloji Araştırmalar

GENEL ÖZELLİKLERİ:

Kent merkezi ile, 70 m yükseklikteki plato üzerine kurulmuş olan yerleşim arasında, su kanalları vardır. 

Her ne kadar Lykia şehri olduğu söylense de, yapılan kazılarda ve araştırmalarda ne Lykia dilinde bir yazıt ne de Lykia tipi mezar anıtına rastlanmamıştır. 

Yazıtlarında, MÖ 300 yılına dek, Dor lehçesinin Rhodos’a özü biçimi kullanılmıştır. 

Phaselis’in günümüzde görünen şehri Roma dönemi yerleşimidir. Anadolu Roma dönemi kentlerinde görüldüğü üzere, sütunlu cadde etrafına yapılmış merkezi kamu yapıları kenti biçimlendirir. Topoğrafya şehir planlamasında belirleyici olmuştur. Liman kullanımına uygun iki koy ve doğuda deniz tarafında yükselen Akropol Tepesi kenti çevreler. Kuzeybatı tarafındaki boyunla yerleşim arazisi dağlara bağlanır. Hamamların kapasitesi kentin değil, limanların kapasitesini karşılamıştır. Belli ki Phaselis’in  dışarıdan aldığı geçici nüfus hayli fazladır. 

 

TİCARET:

Attika-Delos Deniz Birliğinde, Efes düzeyinde vergi vermesi, tüm Lykia kentlerinin önünde bir gelir düzeyi olduğunu düşündürür. Yani, Lykia birliğinin zengin küçük kardeşidir. Burada ticaret her şeye egemendir. Halkı da tüccardır. Solymon dağının kıymetli kerestesini ve gül yağı asal pazar mallarıdır. 

Kent: yaban gülleri ve gül yağı parfümü ile ün kazanmıştır. Ancak kentliler genel anlamda, fırsatçı ve aç gözlü olarak tanınırlar. Yani, ticari ünleri çok kötüydü. 

Demosthenes: “Dolandırılan Atinalı vatandaşı savunmasında: “Phaselislilerin bunu ilk kez yapmadıkları, dolandırıcı ve onursuz tüccarlar oldukları, merhametsiz ve gaddar insanlar olduklarını, borç aldıklarında çok kurnaz ve açıkgöz davrandıklarını anlatır. Borç aldıklarını unutuyorlar, hatırladıklarında da bilmemezlikten gelir ya da bir özür bulurlar.” der.

Limanda, borçlarını asla ödemek istemeyen tüccar öyküleri anlatılır. Çünkü aldıkları borçları öderlerse, kendi malları eksilmiş duygusuna kapılırlarmış. Tüccar olan halk, sırf işleri bozulmasın diye, Pers istilasında bile onlara yataklık etmiştir. 

Devrin tanınmış müzisyenlerinden Statonikos: bir içki meclisinde, kendisine yöneltilen “dünyadaki aşağılık insanların kimler olduğu” sorusuna şöyle yanıt verir. “Pamphylialılar’ın en aşağılık insanları Phaselisliler, tüm dünyanın en aşağılık insanları ise Sidelilerdir” der.

Yine bir yazara göre: Phaselisliler, hazinelerini doldurmak için, her dönem 100 drakhmon ödeyeni, yurttaşlığa kabul ederlerdi. Anlaşılıyor ki pek çok işe yaramaz adama, yurttaşlık hakkı tanımışlardı. Çünkü Phaselisli olmak ayrıcalıkmış. 

 

SİKKELER:

En eski Phaselis sikkesi, MÖ 550-480 tarihli Pers stateridir. Bu sikkelerin bir yüzünde gemi pruvası, diğer yüzünde geminin arka yüzü betimlenir. Phaselis sikkelerinin basımı MS 3’ncü yüzyıla kadar devam eder. Lykia Birliğinin erken yıllarında gümüş drahmi, üzerinde Apollon ve İyrasıyla federal tiptedir. Son sikke: III Gordianus dönemindedir. Tüm alışverişlerde kullanılan Phaselis sikkelerinin belirteci “ticaret gemileri” dir.

ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALAR:

Kent: 1811 yılında yeniden keşfedilir ve yüzyıl başlarından itibaren, gezginlerin uğrak yeri olur. İlk ziyaretçisi: Beaufort. Ancak: kente ulaşımın güç olması ve gelenlerin sıtmaya yakalanarak ölmeleri: kentin kötü bir üne sahip olmasına neden olur.

Schlager ve ekibi: 1967-1970 yılları arasında, yüzey araştırmaları yaparlar. Bu ekipten iki araştırmacı: genç yaşta, kendi hayatlarına kıyarlar.

1981-1985 yılları arasında yapılan kazılarda: Liman caddesi boyunca dikili duran heykellerin kaideleri, Latrina, Hamam ve Agora’daki düşük taşlar, denizden çıkarılır.

Hadrian kapısı ortaya çıkarılır. Hadrian ve Domitian Agoralarının bazı mimari elemanları ayağa kaldırılır. O yıllara kadar gezilmesi mümkün olmayan kent, temizlenerek, gezilebilir duruma getirilir.

Kemer Phaselis Gezi Planı

GEZİ PLANI:

Girintili çıkıntılı Lykia sahilleri, ideal gemi sığınakları olarak denizcilere doğanın bir armağanıdır. 

Yarımadayı iki yanından sarmalayan limanlarıyla özel bir kenttir. Bu limanlar: Askeri Liman, Güney Limanı ve Kuzey Limanıdır. 

Askeri Liman: yerleşim yerinin kuzeydoğusunda, güney ve kuzeyinde ticari limanlar vardır. 

Askeri Liman: girişinin duvarlarla kontrol altına alınmış olması ve limanın güneybatı tarafında liman tesislerinin kalıntılarını barındırmasıyla dikkat çeker.

Güney Liman: ticaretin yoğun olduğu limandır. Çünkü ana cadde ve anıtsal girişler, bu limana yönelik biçimlendirilmşitir. 

Şehir, esas olarak kuzey ve güney limanlarının daraldığı yarımada üzerinde kuruludur. 

Bizans dönemi limanı yapılırken, birçok yapı elemanı kullanılmıştır. Biraz önce söylediğim gibi, 1981-1986 yılları arasında yapılan kazılarda: bu yapı elemanlarının taşlarının büyük kısmı, denizden çıkarılıp, yerlerine konulmuştur.

Kuzey Limanı: kıyısında: bir lahit duruyor. Bu lahit üzerinde: aslan başları ve uzanmış bir kadın figürüyle bezenmiştir.

Askeri Liman: Burada, mendireğin izlerini görmek mümkün.

Surlar: Surlar, yer yer görülebiliyor. Güney limandan,  doğuya doğru giderseniz, kıyı boyunda, görkemli geç devir surlarıyla karşılaşabilirsiniz.

Kemer Phaselis Gezi Planı

Ana yoldan ayrılıp, buranın yoluna saptığınızda, çamların arasında: hemen sağda bir yapı kalıntısı vardır. Büyük İskender’in sunularda bulunduğu Athena Tapınağındın iz yoktur. Kaynaklar: Phaselis şehrinde Athena, Hermes, Herakles ve Hestia Tapınaklarının bulunduğunu anlatır. Kentin asıl tanrısı Athena, bu statüsüne bağlı olarak Polias sıfatıyla anılır. Kent sikkelerinde de gemi üzerindeki betimiyle tanrıça kendini gösterir. En az Athena kadar köklü ve yaygın olan diğer asal tanrı ise Phaselis kolonisinin kurucusu Rhodos’un asıl tanrısı olan Helios’ttur. Kent kurulduğundan itibaren tapınım görmüştür. Şimdi gelelim: yukarıda sözünü ettiğim yapı kalıntısına:

Tiyatronun 120 m güneybatısındaki yamaçta inşa edilmiş kare bir yapının kalıntılarıdır. İçinde Zeus Boulaios’a adanmış bir altar bulunur. Sunaktan doyalı yapının bir tapınak olduğu akla gelse de hem kare yapısı nedeniyle hem de planı uygun değildir, hem de “Meclise iyilikler bahşeden” anlamındaki Boulaios epithetonu genellikle Meclis Binalarında görülmekteydi. Dolayısıyla Zeus inancına tanık olunan bu yapının işlevi konusu net olarak bilinmiyor.

ÖREN YERİ:

Evet yukarıda belirttiğim gibi yalnızca, tapınak olduğu bildirilmiş, ama belli belirgin bir yapı. Daha sonra: solunuz da da bir kısım yapı kalıntısı görüyorsunuz, ama yine ayrıntılı bilgi edinmek mümkün değil. Neyse, dersen bilet ücret gişesi karşınıza çıkıyor.

Giriş işlemleri bitiyor ve hemen sağınızda, günümüzden kısa bir süre önce yapıldığı belli bir yapılar topluluğu var.

Buranın önünde, büyük bir tabela “Tuvalet”. Arabanız ile, buraya park edip, tuvalet düşünürseniz, gayet güzel ve temiz bir tuvalet ile karşılaşmak güzel bir şey, ama bu yapı bloku içinde, önünde “mağaza, müze vb.” gibi tabelalar bulunan, bir kısım yapının kapalı olduğunu ve içerisinin harabe halinde bulunduğunu görünce, moraliniz bozulabilir.

Elbette, bu konuda yani bu yapıların niçin kapalı bulunduğu konusunda bilgi alabilmek mümkün değil, umarım en kısa zamanda, bu yapılar aktif hale getirilir, çünkü, gerçekten burada büyük bir ziyaretçi akımı var, buralar aktif hale getirilirse, sanırım gerek idari açıdan ve gerekse burayı ziyaret edenler açısından, faydalı olabilecek şeyler olur.

Yani, burada bir hediyelik eşya satış mağazası olabilir, müze? Bilmiyorum, sanırım güvenlik tedbirlerinin sağlanması açısından sakıncalı. Aynı zamanda, burada tam bir kazı çalışmaları yapılmamış, Antalya müzesine giderseniz, bu bölgedeki buluntuların, bir camekanlı sergileme bölümünün çok küçük bir alanında sergilendiğini görürsünüz.

Peki, bu kadar önemi vurgulanan bir şehirde, buluntuların daha yoğun olması gerekmez mi?

Neyse, bilet işlemi bittikten sonra, gayet geniş ve rahat bir otopark alanı var. Aracınızı oraya park edin. Sizi hemen günümüze güzel bir şekilde ulaşmış kalıntılar karşılayacak.

ANTİK ŞEHRİN KALINTILARI

Şehrin su ihtiyacı: Sarnıçlarla sağlanan su ihtiyacı Roma Döneminin büyüyen nüfusunu karşılamaya yetmediğinde, kente 12 metreyi bulan yükseklikteki anıtsal kemerlerle su taşınmıştır. Hamamlara, evlere ve çeşmelere, Roma su mühendisliği devreye girer ve kemer kemere bağlanıp dağlardan su taşınır. Şehrin kuzeyindeki bir kaynaktan, su kemerleri ile Hadrian Agorasının arkasındaki tepeye su getirilir.

Buradan: künkler ve kanallarla, getirilen su şehre dağıtılır. Bu bölümde, yanı otoparkın hemen yanındaki su kemerleri, gayet sağlam olarak günümüze ulaşmış.

Otoparkın hemen arkasında ise, zamanında burada büyük bir göl bulunduğu yazılmış, günümüzde burası sazlık bir alan.

Kemer Phaselis Gezi Planı

Su kemerlerinin altından geçerek, sağ yönde ilerlediğinizde, karşınıza büyük ve geniş bir cadde çıkıyor.

Caddenin her iki yanında; merdiven gibi, üç basamaklı bir oluşum var.

Biraz sonra sözünü edeceğim gibi, bunlar yaya kaldırımlarına çıkan basamaklar. Bu oluşumun hemen arkasında ise, yapılaşma var.

Liman Caddesi-Ana Cadde:

Şehrin esas kalıntıları: askeri liman ve güney limanı birbirine bağlayan ana caddenin; iki yanında bulunuyor.

Bu ana cadde: 225 metre uzunluğunda ve 20-25 metre genişliğindedir. Caddenin her iki yanında: üçer basamaklı yaya kaldırımları var.

Bu iki yanda: ayrıca, gezinti yolları ve  dükkanlar bulunuyor. Cadde, her iki taraftan araç trafiğine kapalı idi. Efes’te bulunan Kuretler Caddesinde olduğu gibi: her iki tarafında da heykeller vardı.

Bazı heykellerin kaideleri günümüzde görülüyor. Ancak Agora önündeki heykelleri çoktan kaybolmuş sadece altlıkları var. Heykel kaideleri ve tiyatronun sahne binasının kesme taş malzemeleri Bizans mendireği ve surların yapımında devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.

Ana Cadde: Hadrian kapısında bitiyor. Bu kapıdan: Güney Limanının görüntüsü muhteşem.

Evet, Hadrian kapısına varmadan, liman caddesinde görebileceklerinizden söz etmek istiyorum. Caddenin hemen yanında: Hamam, Agora ve Tiyatro gibi yapılar var. Tüm bu yapıların tarihinin: MÖ.1.ve 2’nci yüzyıllara kadar indiği ileri sürülüyor.

Cadde: ortalarda bir meydan oluşturduktan sonra, güney limanına ulaşıyor. Cadde: düzgün taşlarla döşenmiş ve altında: kanalizasyon ile drenaj sistemleri var. Caddenin güney ucunda: Hadrian kapısı var.

Yolun kuzeyi boyunca, hamam-gynasium ve agoralar sıralanır.

Kemer Phaselis Gezi Planı
Hadrian Kapısı:

Hemen limanın yanı başında, kentin en önemli caddesinin hemen başlangıcındadır. Ama kapıyı oluşturduğu söylenen “Taktan” herhangi bir eser kalmamıştır. Sadece yeri bellidir. Bir de yere yığılı taş blokların üzerindeki bir kısmı yontma motif ve şekillerden, bu kapının yapıldığı zamanlarda gerçekten güzel bir görünüm sunduğu düşünülür. 

Evet: İmparator Hadrian’ın şehre ikinci gelişinde (MS.131 yılında) bitirildiği tahmin ediliyor. Dört köşesi: aslan ayağı profilleriyle süslüdür. Tek kemerli bir kapıdır. Frizinde: ünlü yazıtı var.

Küçük Hamam-Tiyatro Hamamı: Tiyatronun önündeki yapı. MS.3-4.yüzyıllara tarihleniyor. Büyük kısmı: ayakta, görülebiliyor.

Birbirine paralel üç mekan var.

İlk mekan: içinde havuz bulunan soğukluk, ikincisi ılıklık ve içinde külhanın bulunduğu sıcaklık. Sıcak havanın, döşeme altında dolaşmasını sağlayan tuğla payeler: günümüzde görülebiliyor.

Büyük Hamam-Gymnasıon:

Yazıtlardan anlaşıldığına göre, şehirde, zamanında, iki büyük atletizm yarışması düzenleniyormuş. Ancak bir stadium ya da başka uygun bir alan henüz bilinmiyor. Çünkü yoğun bitki örtüsü ve toprağın altında neler saklandığı araştırılmamış. 

Gymnasion: sonraki devirlerde başka amaçlarla kullanılmış ve özgün planını kaybetmiştir. Palaestrası: mozaik döşenmiştir.

Bu mozaikler: 2006 yılında, Ebruly isimli gezgin tarafından keşfedilmiş ve tekrar gün yüzüne çıkarılırken, yörenin bekçisi tarafından engellenmiştir.

Büyük Hamam ise:

Buraya güneyden iki kapı ile giriliyor. Önce soyunma bölümüne, buradan da soğukluk ve ılıklık bölümüne giriliyor. Yapı: 3.yüzyıla tarihleniyor. Duvarları ve döşemesi: mermer kaplı imiş.

Latrina:

Burası, kentin mozaik döşeli umumi tuvaletleri. Kalıntıları: caddenin kenarında görebilirsiniz.

Hadrian Agorası:

Hadrian dönemine (MS.117-138) tarihlenmektedir.  

Agora üç yönden dükkanları buluşturan ve önlerinin portikoyla çevrelendiği ticari bir düzenleme sunar. Kazılmamış olan bu yapının, sadece caddeye bakan yüzü temizlenmiştir.  

Büyük bir kapı ile: kent meydanına giriş sağlanıyor. İmparator Hadrianus’a ithaf edilen yazıtta: “Dikdörtgen Agora” diye anılıyor. Agoranın çevresi: stoalarla çevrili ve bunların gerisinde dükkanlar var.

Kuzeybatı bölümüne, MS.5-6.yüzyıllarda bir Bazilika yapılmış. Bu yapının: üç penceresi ve apsisi halen ayakta ve görülebiliyor.

Burada: büyük bir sarnıç ta var. Caddeye bakan duvarın kenarında ise: bir çeşme ve heykeller var.

Bunların arasında: Rhodiapolisli Opramoas (Agora kapısının iki yanında, şükran kitabesi görülüyor) ve Saxa Amyntianus heykelleri varmış.

Domıtıan Agorası:

Caddeye bakan iki kapısı var. Birisinin üzerinde: İmparator Domitian (MS.81-96)’ın onur yazısı var. Agoranın avlusu, gerisinde dükkanlar olan stoalarla çevrilmiştir.

Nymphaionlar:

Domitian ve Hadrian Agoralarının arasındaki sokakta, Agoralara bitişik yapılmışlardır. Kalıntılardan anlaşıldığına göre: tek katlı, yalaklı ve sütunlu cephelere sahip oldukları anlaşılıyor.

Tiyatro:

Ana caddeden, taş merdivenlerle ulaşılıyor. Caddede ilerlerken, sol yanda kalıyor. Sonradan buraya ulaşmak için yapılmış, tahta merdivenler çıkılarak ulaşılıyor.

Giriş: iki yandan. Helenistik  dönemde yapılan tiyatro, Roma döneminde değişikliğe uğramış. Cavea: yarım daire şeklinde. 20 oturma sıralı ve 1500-2000 seyirci kapasitelidir. 4 merdivenle, oturma sıralarına ulaşılıyor.

İki katlı sahne binasının üst katı yıkık. Sahneye: beş ayrı kapıdan giriliyor.

Sahne altına açılan altı küçük kapı: hayvan gösterilerinin yapıldığı  dönemlerde, hayvanların orkestraya alınmalarıyla ilgilidir.

Zeus Tapınağı:

Zeus Boulaios Tapınağı: tiyatronun güney ucunda. Ufak bir tapınak. Tapınak yapısı içinde: Nero ve Antoninus Pius’a ait yazıtları içeren, sunaklar ve heykel kaideleri bulunuyor.

Gümrük Binaları:

Liman caddesinin kuzey ucundadır. Buradaki yapılar, gümrük binaları olarak adlandırılıyor.

Akropol:

Tiyatronun üst kısmında bulunan Akropol: bitki örtüsüyle kaplı. Burada: Athena Tapınağı vardı. Büyük İskender: bu tapınağı ziyaretinde, ünlü kahraman Akhilleus’un dişbudak ağacından yapılmış, kırık mızrağına dokunmuştur.

Şehirde, bu bölümde: Herakles, Hestia, Hermes Tapınakları bulunuyormuş.

Nekropol:

Liman çevresi dirilere olduğu kadar ölülere de hizmet vermiştir. Yoksulu da varsılı da, kendince ve parası kadar, su kıyısında bir mezar yeri bulmuştur. Kente batıdan inen yamaç üzerinde mezarlar ve anıt mezar kalıntıları bulunur. Kuzey limanın yakınındaki anıt mezar, en niteliklisidir. Podyum üzerinde duran, beşik tonoz örtülü tek odadan ve hyposoriondan oluşur. Lykia’daki benzerlerine göre MS 2’nci yüzyıldandır. 

Evet, mezarlar özellikle kuzey limanın yanındaki deniz kıyısında yoğundur. Kabartmalı lahit kapakları: denizin içinden bile görülür.

Denizin görüldüğü noktada: kuzeye doğru bakınca, bir teras üzerinde, sütun tamburlu bir alan görülüyor. Burası:  tapınak formlu, çok büyük anıtsal bir aile mezarıdır.

Evet, liman caddesindeki gezinizi bitirdikten sonra, geriye dönerek, caddenin hemen başladığı bölümde, limanın bulunduğu küçük tepelik yere çıkabilir ve buradan aşağıya, üstünüzde çam ağaçlarının yarattığı gölgede otururken, denizi izleyebilirsiniz.

Hemen karşınızda, kuzey limanı, sol yanında, güney limanı uzaktan size görünür.

Hadrian kapısının önündeki limanda ise: buraya gezinti tekneleri ve yatlarla gelen ziyaretçilerin kalabalığını göreceksiniz.

Gerçekten; yapıldığı dönemlerde, burada büyük bir şehir bulunduğunu hissedeceksiniz. Düşünün ki, bu gezdiğiniz liman caddesinde: 2600 yıl önce insanlar yaşamış, Büyük İskender, Roma İmparatorları ve yine birçok insan, bu caddede yaşamış.

Bu toprakları gezerken, bu duyguları yaşamamak mümkün değil. Zamanınız varsa, buraya mutlaka uğrayın, hatta gezintinizi yaptıktan sonra, mutlaka buradaki banklara oturun ve çevrenizi izleyin, belki de hayallere dalacak ve binlerce yıl önceki yaşamı beyninizde canlandırabilecek ve ayrı bir heyecan alacaksınız.

İşte, bu heyecana hazırsanız, burası tam size göre, çünkü: herhangi bir planlı kazı yapılmamış olsa da, burası antik yapılarının günümüze kadar, gayet sağlam ve ayakta gelmesiyle öne çıkan, güzel bir antik kent.

Kemer gezilecek yerler

Ulupınar gezilecek yerler

Kiriş-Çamyuva gezilecek yerler

Göynük gezilecek yerler

Tekirova gezilecek yerler

Çıralı gezilecek yerler

 

Kemer Göynük

Kemer Göynük

Kemer Göynük, Kemer merkeze 9 km ve Antalya merkeze 35 km uzaklıktadır.

Tarihi:

Göynük ismi “gökbük” kelimesinden türemiştir ve kelime anlamı, Luwi dilinde “mavi gökyüzü, mavinin birleştiği yerde nehir kıyısındaki verimli ova” demektir. 11’nci yüzyılda Altınkaya ve Cuma yaylalarına Türkmen Yörükleri yerleşirler.

Bunlar, sahile iniş için bölgenin kuzeyinde eski yol olarak isimlendirilen yolu kullanırlardı. Daha sonra ise, Göynük beldesini kurmuşlardır.

Bu yöre ile ilgili antik dönemde ilginç bilgiler bulunmaktadır. Mitolojik anlatımlara göre: “Bengisu” yani “ölümsüzlük suyu” kaynağı: Kemer körfezinin güneybatı ucundaki Ağve deresinin aktığı burnun, denizden kalan kısmında bir yerde imiş.

Luwilerin “Abaawa” yani “Kutsal su kaynağı” olarak isimlendirdikleri bu yöre, daha sonraları buraya gelen Türkmen Yörükleri tarafından aynı söyleyişle “Ağva” olarak isimlendirilmiştir.

Ölümsüzlük suyu kaynağı hakkında, mitoloji de yine bir söylence vardır. “Baş tanrı Adra, boğa başlı ve erkeklik timsalidir. Bir gün, denizde, yunusların yüzmesini takip ederken, bundan çok hoşlanır ve kendisi de Tahtalı dağından denize dalar.

Gördüğü en güzel renkli balığın peşine düşerek yüzer. Çalış dağının, denize dik geldiği kıyıya kadar gelir. Adra, burada “Bengisu” yani “Kutsal ölümsüzlük suyunun kaynağını” bulur, sudan içer ve ebedi ölümsüzlüğe kavuşur.

Bunun üzerine, Luwiler tarafından, ölümsüzlük suyu kaynağının bulunduğuna inanılan bu yere bir tapınak dikilir. Tapınağın ismi ise, Adranın ülkesi anlamında “Adrawana” dır.

Tapınak kalıntısı günümüzde yoktur. Çünkü Toroslardan inen sel sularının katıldığı Ağva çayı, çok sık taşar ve sonunda tapınak yıkılır ve kalıntıları ise, alüvyon toprakların altında kalır.

 

THEBE-GÖYNÜK-REZBURNU:

Thebe antik kenti kalıntıları: sahilin 500 m batısında, 256 m yükseklikteki Rez Burnu Tepesinde Göznük düzlüğüne hakim konumdadır. 

Strabon: “Attaleia ile Phaselis arasında, Lyrnas’tan sonra olduğunu ve bu kentin Troia’dan gelen Kilikyalılar tarafından kurulduğunu” anlatır. 

Kıyı şeridi, Geç Bronz çağdan itibaren önce Finike, sonra Yunan kentlerinin egemenliğine girmiştir. Yunanlılar, rakipleri Finikelileri bölgeden tamamen çıkararak bazı liman yerleşimleri kurmuşlardır. Bunlar güneyden kuzeye şöyledir: “Melanipe, Phaselis, İdyros, Olbia, Thebe ve Lyrnas” tır. Bunlardan sadece Phaselis önemli hale gelebilmiştir. 

Doğu-batı yönünde uzanan sırt boyunca, bu küçük yerleşimden beklenmedik nicelikte ve nitelikte yapılarla karşılaşılır. Klasik ve Helenistik dönemlerde yoğun yerleşim gördüğü anlaşılmıştır. Yapıları tanımlamak zorsa da çoğunun konut olduğu ve güney taraftaki güçlü duvarın surdan kalan son kısım olduğu söylenebilir. Tepe eteklerindeki tarım terasları kent halkının zeytincilik başta olmak üzere tarımla ve hayvancılıkla geçindiğini gösterir.

 

Kemer Göynük

Genel:

Göynük: bir yarım daire şeklindeki ovadır. Ova: Beldibinden başlar, Kemer’e kadar uzanır. Göynük çam ormanları içinde kalır.

Arkada ise Beydağları uzanır. Köklü tarihine rağmen, bakir doğasını korumayı başarmış olan Göynük: disko, bar ve restoran gibi birçok mekana yakın konumdadır.

Kemer Göynük Sahil Plaj

Sahil-Plaj:

Göynük sahili, 2.9 kilometre uzanır. Plaj taşlıktır. Sahil, tamamen oldukça büyük ve lüks otellerle doludur ve sahil, bu oteller tarafından parsellenip kullanılmaktadır.

Kemer Göynük Sahil

Deniz:

Göynük sahilleri ve deniz Mavi Bayraklıdır. Deniz pırıl pırıl ve berraktır. Masmavi deniz hafif dalgalıdır. Denizin sığlığı ise fazladır.

Kemer Göynük Atatürk Parkı Halk Plajı

Göynük Atatürk Parkı Halk Plajı:

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilmektedir. Burada bir restoran ve market bulunmaktadır.  Giriş ücretsiz, ancak şezlong ve şemsiye kiralanıyor.

Normalde sahilde duş, tuvalet yok, ancak sahilde bir kafe var, bu kafede tuvalet, duş ve giyinme odası bulunuyor. Sahil, taş ve çakıllıdır.

Plajın uzunluğu 200 metredir. Genişliği ise 30 metredir. Deniz ise, taşlık ve çabuk derinleşiyor. Denizin berraklığı olağanüstü güzeldir. Bu yüzden Mavi Bayraklıdır.

Bu yüzden, denize girerken ve çıkarken mutlaka deniz ayakkabınız olması gerekir. Burası, genellikle karavancılar tarafından konaklamak ve yerel halkın piknik yapmak için gittiği bir yer olarak öne çıkıyor.

Göynük Mutfak Sanatları Meslek Yüksek Okulu

GÖYNÜK MUTFAK SANATLARI MESLEK YÜKSEKOKULU:

Akdeniz Üniversitesine bağlıdır. Göynük merkez Cumhuriyet Mahallesindedir.

Okulun binası, 2011 yılında Göynük Belediyesi tarafından yaptırılmıştır. Kemer ve civarındaki ilk ve tek yükseköğretim kurumu olma özelliği taşımaktadır. Ülkemizde mutfak sanatları alanında ön lisans eğitimi veren ilk tematik yüksekokul olmuştur.

Meslek yüksek okulunda, öğrencilerin teorik ve uygulamalı eğitimleri, okul binasında verilmektedir. Öğrenciler, gerek okulun bulunduğu bölgedeki konaklama tesislerinde ve gerekse okul binasında bulunan uygulama alanlarında, uygulama yapma imkanı bulmaktadırlar.

Kemer Göynük Kanyonu

GÖYNÜK KANYONU:

Beldibi Mahallesi Çomaklar Mevkiindedir. Ormanın içine gizlenmiş muhteşem bir doğa harikasıdır. Kanyonun içinden Göynük çayı akmaktadır.

Göynük merkeze 4 km uzaklıktadır.

Kanyonun denizden yüksekliği yani rakımı 350 metredir. Genişliği ise 6 metredir. Kanyonda: doğal havzalar ve göletler bulunuyor. Göletlerde yüzme şansı vardır. Burayı ziyaret etmek isterseniz: havlu, mayo, şort, lastik ayakkabı ve rahat kıyafetler tercih etmelisiniz.

Ayrıca: kanyon içinde yiyecek ve içecek sokmak yasaktır. Özel aracınız ile kanyonun giriş yerine kadar gidip aracınızı girişte bulunan otoparka park edebilirsiniz.

Kemer Göynük Kanyon Turu

KANYON TURU:

Kanyon turu, 1 saat sürmektedir.

Kanyon ziyaretçileri, suyun milyonlarca yılda oyarak oluşturduğu, eşsiz güzellikteki Göynük Kanyonun parkurunu, deneyimli ekip liderleri eşliğinde geçmektedirler. 

Evet özel aracınızı veya buraya ulaşılan araç vadinin girişindeki otoparka bırakıldıktan sonra: kanyon girişinde olan minik şelaleye ulaşmak için 3 kilometrelik bir yol gitmek gerekiyor. Bu yolu gitmek için 2 alternatif var.

1’nci alternatif: yürümek.

Ancak orman içinde yürünen patika yol, sürekli yokuş yukarıdır, yani tepeye tırmanılıyor ve yaz sıcağında bu yürüyüş zorlu olmaktadır. Ayrıca: bu zorlu yürüyüşten sonra yorulur ve kanyonda yüzecek enerjiniz kalmaz.

Yürüyüş sırasında, yol üzerinde birkaç yerde yüzülecek küçük doğal havuzlar ve su içilebilecek kaynaklar bulunmaktadır.

2’nci alternatif: araç ile ulaşım,

Şelaleye gidiş yokuş yukarı olduğu için yürümek zorlu olabilir, yürümek istemeyenler için, girişte araçla ulaşım sağlamak için ücret ödeniyor. Araç sizi götürüyor ama dönüşü turla yapmak zorundasınız.

Zaten dönüş yolculuğu genellikle yokuş aşağıya inmek olduğundan pek zor olmuyor, yani dönüş yolculuğu gezmek gibi rahat ve keyiflidir.

Ekipman:

Ekipman kanyona vardığınızda yerde satılıyor. Kanyonda yüzmek için ekipman almak şarttır. Bu ekipmanlar: kask, deniz ayakkabısı ve can yeleğidir. Bunları satın alırken, bence daha uygun fiyatlı genel bir paket var, yani ulaşım, zıpline ve body rafting koruyucu ekipmanlarının tümünün satıldığı paket, onu satın almanızı öneririm.

Ekipmanla ilgili son bir not: ekip lideri görevli, mayonuz varsa giysiye gerek yok diyor, yani ekipman içinde bir de giysi var, ama siz ona inanmayın ve mutlaka bu giysiyi giyin, çünkü bu giysi soğuk geçirmeyen bir giysi, suya girdiğinizde aşırı üşüyüp geri dönerek giysiyi giymek için çabalamayın, baştan giysiyi de giyin.

Kemer Göynük Kanyonu Şelale

Kanyona ulaştığınızda:

Sadece yürüyüş için kanyona gidenler:

Herhangi bir ekipman almanız gerekmiyor, ama ekipman olmadan kanyona girip yüzmek yasaktır.

Kemer Göynük Body Rafting

Body Rafting:

Başlangıçta Body Rafting yapacağınızı söyleyip ekipman ücretini öderseniz, yukarıya yani kanyon girişine, biraz önce sözünü ettiğim araçla ücretsiz gidebiliyorsunuz. Kanyona ulaştıktan sonra daha yukarılara doğru 200-300 metrelik parkurda body rafting yapabilirsiniz.

Body rafting: görevli bir ekip lideri rehber eşliğinde yapılıyor. Evet ekipmanı taktıktan sonra, önce buz gibi soğuk suya girip iplere tutunarak ilerliyorsunuz ve 100 metre kadar sonra, su sığlaşıyor ve yürümeye başlıyorsunuz.

İlerleme merdivenli bölüm hariç zor değil ve çok keyiflidir. Merdivenli bölüme gelince ayağınızı kayanın üst kısmına çok dikkatli basmanız gerekir, çünkü kayalar ıslak ve kaygandır.

Kanyon içinde 200-300 metrelik bölümü gerek yüzerek ve gerekse yürüyerek geçtikten sonra, suyun kaynağı olan minik şelaleye ulaşılıyor. Burada yolculuk sona eriyor ve geri dönüş başlıyor. Özellikle kanyonun sonunda tamamen suya girmek gerekiyor, bunu unutmayınız.

Sadece yüzmek isteyenler:

Kanyona vardığınızda, kanyonda yüzmek isterseniz, ekipman olmadan yüzmeye izin verilmediğini bilmeniz gerekiyor.

Geri dönüş:

Giriş yerine yani otopark bölümüne kadar olan 3 kilometre uzunluğundaki parkurda geri dönüş için araç yok, yani yürüyerek dönmek zorundasınız, ama bu dönüş tamamen yokuş aşağı olduğundan yorucu olmuyor, geze geze aşağıya inebilirsiniz.

LİKYA YOLU-TREKKİNG-DOĞA YÜRÜYÜŞÜ:

Dünyanın en iyi 10 trekking parkuru arasında gösterilen Likya Yolunun bir bölümü, Göynük Kanyonu içinden geçmektedir. Likya yolunda: Hisarçandır bölümünde 18 km ve Gedelme bölümünde ise 8 km bölümü Göynük Kanyonu içindedir.

ECOFUN ADVENTURA PARK:

Göynük Kanyonundadır. Bir macera parkıdır. Park alanında, birçok aktivite bulunmaktadır. Bunlar arasında öne çıkanlar ise: Kanyon Safari ve Zipline’dır.

Kanyon Safari:

Yukarıda anlattım.

Zıpline:

2 tane Zıpline parkuru bulunmaktadır. Bu parkurlar: girişten birkaç dakika uzaklıkta, göletlerin bulunduğu alandadır. Burada: aktivite sırasında kullanılan emniyet askısı, kask ve Zıp makarasından oluşan ekipman veriliyor. Yerden 40 metre yüksektedir. Binme yeri, hemen gölet bölgesinin yanı başındadır.

Tur üzerinde iki uçuş istasyonu, asma köprü geçişi ve göletin hemen üzerinden ve kafeterya terası önünden geçen son hattan kayarak tur tamamlanıyor. Tur yaklaşık 30 dakika sürmektedir. Tur esnasında saatte 65 km hıza ulaşılıyor.

Kemer Göynük Dinopark

DİNOPARK-DİNOGÜL-DİNOSERA:

Esentepe Mahallesi, Adnan Menderes Bulvarındadır. Kemer merkeze 10 km uzaklıktadır. Türkiye’de ilk ve tek, Avrupa’da ise en büyük dinozor temalı parktır.

Burada: fıstık ve kızılçam ormanları arasındaki 30 dönümlük arazide, dinozor maketleri bulunmaktadır. Bunlar gerçeğine uygun birebir boyutlarda üretilmiştir.

Kemer Göynük Dinopark

Dinozor maketlerinden 26 tanesi hareketli ve 30 tanesi hareketsiz ve uçan dinozorlardır. Dinozorların doğal seslerini de çıkarabilirler.

Bakışları ve nefesleriyle canlı hisse verirler. Bu dinozorlar Çin’de üretilmiş ve Çinli mühendisler tarafından parka yerleştirilmiştir.

Kemer Göynük Dinopark

Aynı zamanda; Tırmanma duvarı, 7D Sinema, Çarpışan botlar (bunlar su içinde çarpışan arabalara benzemektedir), havuz oyunları, palenetaryum, sinema, fosil havuzu ve trambolin bulunmaktadır.

Çocuklarla yüzebileceğiniz bir havuz vardır. Güzel bir kafe bulunuyor, kahvaltıdan hamburgere kadar birçok şey vardır.

Tavşanları, keçileri besleyebileceğiniz küçük bir hayvanat bahçesi de bulunuyor.

Çocuklarınız, Ponilerle/Midillilerle tesisi at üzerinde turlayabilirler.

Kemer Göynük Dinopark

Bir de korku tüneli var, Deepfear ismi verilen burada gerçekten güzel bir düzenleme yapılmış, yani oldukça korkutucu, bu korku tünelinden küçük çocukları uzak tutmak gerekir.

Korku tünelinde mekanik ve zamanlamalı maketler yerine canlı oyuncuların performansları izleniyor. Özel ışıklandırmalar ve ses efektleri de vardır.

Burada labirent şeklinde 13 tane oda bulunuyor. Bu odaların temaları ise, Tımarhane ve diş hastanesini anımsatmaktadır. Odalarda bulunan her görevlinin belli bir vazifesi var ve senaryo gereği görevini yapıyorlar.

Bu senaryolar dahilinde, ziyaretçilerin bazıları bir sosyopatı, bazıları bir vampiri, bazıları ise bir zombiyi canlandırıyor. Bu canlandırma esnasında, ziyaretçilere kostümler verilip makyajları yapılıyor.

Park alanının gül bahçesi de oldukça güzeldir, hatta misafirlere akşam saatlerinde park kapanmadan önce gül ikram ediyorlar.

Evet, burası özellikle çocukla için harika bir eğlence noktasıdır ve bu yüzden çocuklu aileler tarafından yoğun tercih edilir.

Çocuklar yanında yetişkinler de dinozorların farklı dünyalarını görme imkanı buluyorlar.

Kemer gezilecek yerler

Ulupınar gezilecek yerler

Phaselis gezilecek yerler

Kiriş-Çamyuva gezilecek yerler

Tekirova gezilecek yerler

Çıralı gezilecek yerler