Karabük Yenice

Karabük Yenice

Yenice kelimesini söylediğinizde veya arattırdığınızda, karşınıza mutlaka birkaç tane yenice çıkacaktır.

Bunların başlıcaları ise: Çanakkale ve Karabük illerine bağlı Yenice ilçeleridir.

Bunun yanında, daha küçük belde olarak birçok Yenice var.

Umarım, şu an Karabük-Yenice ilçesini aradınız. İşte size: yeşilliklerin bolca bulunduğu ve özellikle aynı bölgede 13 tür ağacın yetiştiği: Açık Hava Orman Müzesi bulunan, bir doğa cenneti.

Unutmadan, Şeker Kanyonunu görmeden, sakın buradan ayrılmayın. Tarih derseniz, hayır yok tarihi kalıntı ve eser yok.

Karabük Yenice

ULAŞIM

Yenice, il merkezi olan Karabük’e 35 km. uzaklıktadır. Yenice-Çaycuma arasındaki uzaklık: 46 km. Yenice-Zonguldak arasındaki uzaklık: 71 km. Yenice-Bartın arasındaki uzaklık; 87 km.

Karabük Yenice

TARİH

Yenice tarihi hakkında elde edilen ilk bilgiler: 1461 yılında, Fatih Sultan Mehmet tarafından, buranın Cenevizlilerden ele geçirilmesiyle başlar.

Söylentilere göre: Fatih Sultan Mehmet, komutanlarına sorar: “Nice oldu”.

Komutanların cevabı: “Yenice alındı” İşte böylece, yörenin ismi “Yenice” olarak belirlenmiş olur.

15’nci yüzyılda Bolu şehrine bağlı bir nahiye iken, 1953 yılından sonra Zonguldak iline bağlanmış ve 1995 yılında ise, Karabük iline bağlanmıştır.

Evet, Yenice, tarihi özellikleriyle öne çıkan bir yerleşim yeri değil.

Karabük Yenice

GENEL

Biraz önce tarih bölümünde, Yenice’nin tarihi özellikleriyle öne çıkan bir yer olmadığını söyledim. Peki, buranın önem kazanan özellikleri nedir? Yenice: ormanlarıyla öne çıkıyor. İlçe topraklarının, yaklaşık % 86’sı ormanlık alan.

Yenice ilçesinde bulunan ormanlar: çok sayıda ağaç türünü barındırmasıyla önem kazanıyor. Yani, bu ormanlar, tam anlamıyla bir ağaç müzesi olarak değerlendiriliyor.  Evet, ilçe topraklarının % 85’lik bölümü: ormanlarla kaplıdır.

Bölgede: düz ve ova niteliğindeki arazi yoktur. İlçe merkezinin denizden yüksekliği: 130 metredir.

Yenice ırmağı: hemen ilçe merkezinden geçmektedir. Zonguldak il sınırlarında ise, Filyos çayı ile birleşerek Karadeniz’e dökülmektedir.

Yenice yöresinde iklim: Karadeniz iklimi hakimdir ve buna bağlı olarak yazlar serin, kışlar ise soğuk ve yağışlı geçmektedir. Yenice ırmağı vadisinde ise, mikro klima iklim özellikleri görülür.

İlçe ekonomisi: ormancılığa dayanmaktadır. Buna bağlı olarak: ilçede, orman ürünleri üretim ve satışı yapılan tesisler bulunmaktadır. Özellikle: mobilya ve sandalye yapan tesisler görülmektedir.

NE YENİR

Yenice’de, Karadeniz bölgesinin başlıca lezzetlerinden olan “karalahana” yemeği, ilk olarak tadılmasını önereceğim lezzetlerin başındadır. Bunun dışında: mısır unundan yapılan “malay” ve tatlı olarak “ceviz helvası” önerebilirim.

Karabük Yenice Ağaç Ürünler

NE SATIN ALINIR

Yenice yöresinde: hediyelik eşya sektörüne yönelik ağaç ürünleri çok revaçtadır. Bunlar arasında: baston, ağaç kaşık, maket yenice evi var. Bunlardan görüp beğeninize göre tercih edip, satın alabilirsiniz.

Yiyecek bir yerel lezzet satın almak isterseniz: Yenice Balı almanızı önerebilirim. Burada, yeşillikler içindeki çiçeklerin bolluğu, arıcılığı hızla geliştirmiş ve kalitesi yüksek bal üretimini sağlamıştır.

Karabük Yenice

GEZİLECEK YERLER

Karabük Yenice Seyir Terası
Karabük Yenice Seyir Terası

 

SEYİR TERASI

İlçe merkezine bağlı Merkez Mahallesindedir. İlçe merkezine 14 km ve il merkezine ise 40 km uzaklıktadır. Yenice kent ormanının hemen yanındadır. Özel araçla gitmeniz gerekiyor. Giriş ücretsizdir. Burası, muhteşem manzaralar sunuyor.

Seyir terasının bulunduğu alanda: restoran, kafe, dinlenme alanı, piknik yerleri, bungalov evler bulunuyor. 29 tane bungalov evde, gecelemek mümkündür. Orman içinde sessiz, sakin ve temiz havalı bir ortam, buralara yolunuz düşerse, bence gidin görün.

TREKKİNG-YÜRÜYÜŞ PARKURLARI

Yenice: son dönemlerde, resmi kurumların katkısıyla bu konuda bayağı yol almış durumda. Özellikle: Kaymakamlık tarafından hazırlanan ve haritası çıkarılarak basılan ve gelenlere dağıtılan parkurlarda: tercihiniz ölçüsünde yürüyüş yapabilirsiniz. Orman içinde, birkaç tane parkur oluşturulmuş. Yürüyüş meraklıları için, bu parkurlar, elbette çok güzel.

GÖKPINAR YAYLASI-AÇIK HAVA ORMAN MÜZESİ

İlçe merkezine 9 km. uzaklıkta ve orman içindedir. Bu bölgenin en büyük özelliği: 4 hektarlık bir alanın: Arberatum yani açık ismi ile: Açık Hava Orman Müzesi olarak belirlenmesidir.

Bu  nedenle, orman ve ormancılık konusunda araştırma yapan bilim adamları, mutlaka buraya geliyorlar. Burada, aynı bölgede: 13 çeşit ağaç bulunduğu söyleniyor.

Burası: Zümrüt Yenice Göktepe Şenliklerinin düzenlendiği bir yer olarak öne çıkıyor. Yenice ilçesinin halk tarafından en çok tercih edilen piknik yeridir.

ACISU

İlçe merkezine 30 km. uzaklıkta bir mesire yeri.

Burada çıkan suyun şifa verdiği önerilen hastalıklar şunlar: böbrek ve romatizmal hastalıklar. Kaynaktan çıkan su içildiğinde: böbrek taşlarının düştüğü, ayrı bir bölümdeki suya girip banyo yapıldığında ise romatizmal hastalıkların iyileştiğine inanılıyor.

Karabük Yenice Şeker Kanyonu

ŞEKER KANYONU

Karabük-Yenice karayolunun 3.ncü km. dedir. Bence Yenice yöresinde mutlaka görmenizi önereceğim başlıca yer.

Kanyonun içinden “Şeker Çayı” geçer ve uzunluğu 6.5 km.dir. Kanyonun toplam uz unluğu: 7 km.dir. Yükseklik ise: 100-250 metre arasında değişmektedir. Ancak, burada yürüyüş yapmaya niyetlenirseniz, bazen kanyon yer yer çok daralıyor ve hatta, yüzmek zorunda bile kalınıyor. Kaya tırmanış meraklıları için: kanyon kayaları gayet uygundur.

SÜREYYA ÇAMLIĞI

Yenice-Zonguldak demiryolu hattında, Kayadibi mevkiindedir. Burası, güzel bir çamlık ve piknik-mesire yeri olarak kullanılıyor.

İsmi ise, ilginç. 1960 yıllarında ülkemizi ziyaret eden İran Şahı Rıza Pehlevi’nin eşi Süreyya, tren seyahati sırasında burada mola vermiş ve kahvaltı yapmış ve bu olaya istinaden yöreye: Süreyya Çamlığı ismi verilmiştir.

Kırklareli Demirköy

Kırklareli Demirköy

Kırklareli Demirköy: Yıldız dağlarının bağrında, yeşille baş başa bir yöre. Ancak, buranın en öne çıkan yönü: elbette “İğneada”.

Özellikle İstanbul gibi metropol bir ilin, hemen yakınında böyle bir cennet doğanın bulunması, büyük bir güzellik. İstanbul’dan arabanıza bindiğinizde, yaklaşık 224 km. lik yolun zaten büyük kısmı, otobanda geçiyor, yani ulaşım kolay ve sorunsuz denilebilir.

 

ULAŞIM

Demirköy, il merkezi olan Kırklareli’ne 74 km. uzaklıktadır. Demirköy-İstanbul arasındaki uzaklık: 224 km. dir.

TARİHİ

Yörede, MÖ.4200-4000 yılları arasında, Trak kabilelerinin yerleştikleri ve yaşam sürdürdükleri bilinmektedir.

Eski adı: Samakofçuk. Ancak, çevredeki demir cevherinin yoğunluğu nedeniyle, bu isim daha sonra “Demirköy” olarak değiştirilmiştir.

1369 yılına kadar Bizans egemenliği altında bulunan bölge, bu tarihten sonra, Sultan I. Murat döneminde, Osmanlı egemenliğine girmiştir.

1914 yılına kadar, Midye yani günümüzdeki adıyla Kıyıköy kazasının bir nahiyesi olan Demirköy, bu  tarihten sonra İlçe teşkilatına girmiştir.

27 Temmuz 1920 tarihinde Yunanlılarca işgal edilen bölge, 11 Kasım 1922 tarihinde kurtarılmıştır.

Takip eden tarihi süreçte: büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” adlı eserinde belirttiği üzere: Hamdi Bey’in Kaymakamlığı döneminde, burada büyük imar faaliyetlerine girişilmiştir.

Hatta: halkın katılımı ile yapılan Hükümet konağı ve ilkokul, dönemin valisi tarafından ziyaret edildiğinde, dönüşlerinde, Rum çetecilerin baskınına uğramışlar ve valinin oğlu şehit edilmiştir.

Halen Demirköy-Kırklareli yolu üzerinde bulunan mezarlık, o günün anısına “Vali Mezarlığı” olarak anılmaktadır.

GENEL

İlçe merkezi, Istranca dağlarının, denizden 400 metre yüksekliğinde kurulmuştur.

Yörede: Karadeniz iklimi egemendir ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, bahar ve kış ayları ise yoğun yağışlı geçmektedir.

İlçe ekonomisi: ormancılık sektörüne dayalıdır. Küçük çaplı olarak turizm de, yörede yaşayan insanların geçim kaynağı olarak etkindir. Tabii, 1453 yılı öncesinde, Fatih Sultan Mehmet tarafından, burada bir demir dökümhanesi bulunması, burada demir cevherinin bolluğunu akla getiriyor.

Ancak: demir cevheri rezervleri yüksek olmasına rağmen, demir yatakları, tenörlerinin düşük olması sebebiyle, günümüzde işletilmemektedir. Sadece, doğal mermer yatakları işletiliyor.

MANYETİK ALAN

Bir zamanlar televizyonlarda bolca işlenen bir konu vardı. Ben denemedim ama duyduklarımı sizinle paylaşmak istiyorum.

Demirköy ilçesine gelirken: ovaların bittiği ve Daga rampalarının başladığı yerde, böyle bir olayın oluştuğu yani gerçekleştiği söyleniyor.

Burada, yolun kıyısında bir çeşme var. Bu çeşmenin bulunduğu yerden başlayıp, Demirköy’den çıkış yani ters istikamette: yaklaşık 200 metrelik bir yol bölümündeki rampada, aracınızın vitesini boşa alırsanız, araç kendi kendine, rampa yukarı çıkıyormuş.

Ben denemedim, deneyip te buna canlı şahit olan varsa, lütfen yorum bıraksın.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Uygun mevsiminde olursanız, mutlaka dağ çileği yemelisiniz. Yani: Nisan-Mayıs gibi buralardan geçerseniz, dağ çileği, mutlaka tatmanızı önereceğim bir lezzettir.

GEZİLECEK YERLER

YILDIZ DAĞLARI- ISTIRANCA DAĞLARI

Bu dağlar: Trakya bölgemizin en büyük yeşilliklerini oluşturmaktadır. Bu dağların Karadeniz’e bakan yamaçları , tamamen ormanlıklar la kaplıdır.

Bu ormanlar: kıyı yamaçlarından başlayıp, 1000 metre yüksekliklere kadar yayılırlar. Bu ormanlardaki ağaçlar, geniş yapraklıdır ve kışın yapraklarını dökerler.

Kırklareli Demirköy Fatih Demir Dökümhanesi

FATİH DEMİR DÖKÜMHANESİ

Demirköy ilçesindedir. İlçe merkezine 5 km. uzaklıktadır.

İşletmenin: yapıldığı dönemde, yani 15’nci yüzyılda: döneminin en modern işletme olduğu tahmin edilmektedir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethetmek için kullandığı topları, burada döktürmüştür.

Demirhane: Osmanlı döneminde, II. Mahmut zamanında (1808-1839) büyük bir onarımdan geçirilmiştir. Günümüzde, bu tarihi alan: çevresi tellerle çevrilerek koruma altına alınmıştır.

Çevre düzenlemelerinin devam ettiğini duydum, sanırım yakında turizme açılır. Burada üretilen güllelerden bir kısmı, halen Demirköy Belediyesinin girişinde görülüyor.

Kırklareli Demirköy Dupnisa Mağarası

DUPNİSA MAĞARASI

İl merkezine bağlı, Demirköy ilçesinin Sarpdere köyüne 5 km. uzaklıktadır. Yani: Kırklareli il merkezine, 58 km. uzaklıktadır. İstanbul’a uzaklık ise, 231 km. dir. Türkiye’nin ikinci büyük mağarasıdır.

Mağara: ikinci jeolojik zamanda, yani günümüzden yaklaşık 180 milyon yıl önce oluşmuştur. 4 milyon yıldır da gelişimini sürdürmektedir.

Mağara içinde: birbirine bağlı, iki  kat ve üç mağara var. Toplam uzunluk ise: yaklaşık 2750 metre. İçinde sürekli akan bir yer altı nehri var. Bu nehir üzerinde yer yer göletler oluşmuş ve bunların derinlikleri 2 metreye kadar ulaşıyor.

Mağaranın deniz seviyesinden yüksekliği: 350 metre. Evet, Trakya’da bulunan ve turizme açık tek mağara burası, meraklıları için ilginç gelebilir. Turizme, 2003 yılında açılmıştır.

Ancak: üst katı oluşturan ve içinde dev sarkıt, dikit ve sütunların bulunduğu kuru mağaranın 250 metrelik bölümü ve sulu yani içinde akarsu bulunan mağaranın ise 200  metrelik bölümü turizme açılmıştır.

Toplam uzunluğu, 2720 metre olan mağaranın, umarım ileriki yıllarda, kalan kısımları da zaman zaman ziyarete açılır.

Kırklareli Demirköy İğne Ada

İĞNE ADA

Kırklareli il merkezine 98 km. uzaklıktadır. İlçe merkezi olan Demirköy’e ise, 25 km. uzaklıktadır. Peki, İstanbul. Evet, İstanbul’a da 2-3 saatlik uzaklıktadır. Yani, yaklaşık 250 km. dir.

İstanbul’dan gitmek istediğinizde: Edirne yönünde yol alırken, Lüleburgaz ayrımında otobandan çıkmanız ve Pınarhisar-Demirköy üzerinden, Istranca ormanlarının doyumsuz manzarasını izleyerek, İğneada’ya ulaşmanız mümkündür.

Burada: güzel bir kumsal var. Kumsalın uzunluğu, 10 km ve genişliği ise, 50-60 metre civarındadır. Ayrıca: yedi tane koruma altında göl bulunuyor. Bunlar: Hamam-Saka-Erikli-Sülüklü-Ramana-Mert-Pedina gölleri.

Özellikle: Petine ve Hamam gölleri: göçmen kuşlara ev sahipliği yapmasıyla önem kazanıyor. Yani, kuş gözlem meraklıları için ideal yerler.

Burada: dünya üzerinde pek örneği bulunmayan, langoz ormanları var. İğneada langoz ormanı, Avrupa’nın en büyük su basar ormanı. Yani, ormanın zemini su ile kaplı.

Bu 2500 metre karelik langoz ormanlık alanında: 550 bitki, 45 tür canlı, 25 tür sürüngen, 55 tür memeli, 30 tür tatlı su balığı, 25 tür deniz balığı ve 220 tür kuş barınıyor. Buralarda, orman içinde muhteşem güzel yürüyüşler yapabilirsiniz.

Bir zamanlar: Maden Teknik Arama kurumu, buradaki sahilde bir araştırma yapmış ve plaj kumları arasında altın tozu şeklinde buluntular elde etmişler. Ancak, üretim maliyetinin fazla olması, rezervin dar olması nedeniyle, herhangi bir çalışma yapılmamış. Yani, hani derler ya, altın sahiller, altın kumsallar.

Buyurun, İğneada kumsallarında sizi bekleyenler bunlar. Her ne kadar Karadeniz olsa da, buranın denizi nispeten sakin ve dalgasız. Çünkü, deniz, doğal liman ile kuzey rüzgarlarına kapalı. Bazı yerlerde, deniz içinde 100-150 metre gittiğinizde, sığ özelliğini görüyorsunuz.

Ancak, ben yine de, Karadeniz’in kendine özgü yapısı nedeniyle, sizlerin mutlaka dikkat etmesi gerektiğini belirtmeden geçmek istemiyorum. Çünkü, Karadeniz’de çok sığ bölgelerde bile, kısa sürelerde, anaforların etkisiyle, derin çukurlar oluşabiliyor.

Sahil ve hemen geride, langoz ormanları ve göller. Tam bir cennet. Ön taraf Karadeniz, arka taraf Istrancalar.

Orman ve denizin bir arada olması nedeniyle, yaz aylarında bile, hava, geceleri serin.

Günümüzde: İğneada, yazlıkçıların villaları ve kooperatif evlerinin hücumuna uğramış olsa da, doğal huzur ortamından pek fazla bir şey kaybetmemiş yapısıyla önem kazanıyor. Sakin ve huzurlu bir tatil geçirmek isteyenler için ideal.

İğneada’da, bir de Fransız deniz feneri var. Bulgaristan tarafından, denizden gelen tekneleri ilk karşılayan bu fener. Bir de, burada, Türkiye-Bulgaristan sınırını oluşturan Rezve deresinin hemen kıyısında bir köy var.

Bu köyün ismi “Beğendik Köyü”. Söylenenlere göre, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, Bulgaristan sınırındaki bu köyü: “Örnek Köy” olarak yaptırmıştır. Çünkü, hemen karşısında, daha kötü bir Bulgar köyü görülüyor.

Beğendik köyü ise, modern görünümüyle dikkat çekiyor. İğneada merkezine 12 km. uzaklıktaki bu köyü görmenizi öneririm.

Son olarak: İğneada’ya giderken geçeceğiniz Demirköy ilçesi, bir zamanlar “çilek” ile ünlüydü ve halen burada “yediveren çileği” bulabilirsiniz.

Mevsimine denk gelirseniz (Nisan-Mayıs gibi) mutlaka çilek tatmayı unutmayın. Bir de İğneada içinde, bulabilirseniz “ada balı” almalısınız.

Kırklareli tanıtımı.

 

Aksaray Gülağaç

Aksaray Gülağaç

Yörede bulunan Aşıklı Höyükte: 10.000 yıl öncesinde yerleşim izleri görülmüş olması, buranın, Kapadokya’nın en eski yerleşimi olduğunu ortaya koyuyor.

Hatta, bu ilk yerleşimde: ilk tarım, ilk madencilik, ilk beyin ameliyatı gibi teknolojik ve bilimsel gelişmeler yaşanmış ve bunların izleri bulunmuştur.

Güvercinkaya bölgesi ise, Anadolu’daki ilk kale kent yapılaşmasının örneğidir.

ULAŞIM

Gülağaç, il merkezi olan Aksaray’a, 40 km. uzaklıktadır. Gülağaç-Ihlara vadisi arasındaki uzaklık: 12 km. Gülağaç-Derinkuyu arasındaki uzaklık: 50 km.

Aksaray Gülağaç

TARİHİ

Anadolu topraklarında hüküm süren birçok uygarlık, burada da izler bırakmışlardır. İlçenin adı: Kanuni Sultan Süleyman döneminde: “Ağaçlı” olarak geçmektedir. Buna dayanarak: bölgenin geçmiş dönemlerden bu yana: yeşil, ağaçlık ve yerleşime müsait bir yer olduğu görülmektedir.

1957 yılında, İlçe, kasaba statüsünü kazanır.

Aksaray Gülağaç

GENEL

İlçe, İç Anadolu’nun orta kısmında bulunmaktadır. İlçe merkezinin rakımı: 1170 metredir.

İlçe ekonomisi, genel olarak tarıma dayalı olmakla birlikte, özellikle yaz aylarında, ilçe yerleşimcilerinin yakınlarının yurt dışından gelmesiyle, ilçe hareketlenir. Tarımsal faaliyetlerde, başı çeken ise: kabak çekirdeği, pancar, patates ve tahıllardır.

GEZİLECEK YERLER

Aksaray Gülağaç Güvercinkaya Yerleşkesi

GÜVERCİNKAYA YERLEŞKESİ 

İlçe merkezine bağlı, Çatalsu köyünün 1 km. batısındadır.

Aksaray Gülağaç Güvercinkaya Yerleşkesi

Burada: Kalkolik çağ, yani MÖ.5200-4750 yıllarına ait: kaya üzerinde bir yerleşme bulunmaktadır. Kentleşme öncesi, son yerleşmelere bir örnek.

Burada: obsidyen ve kemik alet kalıntılarına, ok uçlarına rastlanmamıştır. Av ve savunma silahı olarak: sapan ve taş taneleri bulunmuştur. Bu buluntulardan 24 tanesi, Müzeye getirilmiştir.

Evet, burada kazı çalışmaları sürdürülüyor, ama şu an için gittiğinizde, görebileceğiniz çok şey yok. Bu yüzden, gitmenizi önermiyorum.

Aksaray Gülağaç Aşıklı Höyük

AŞIKLI HÖYÜK

İlçe merkezine bağlı, Kızılkaya köyündedir. Burada da, resmi arkeolojik kazı çalışmaları yapılmaktadır. Bir zamanlar burada yaşayan insanların: alet ve silahlarını yapmak için, obsidyen kaynakları kullandıkları tespit edilmiştir.

: bölgede bolca bulunan bu obsidyen kaynakları, çevreye satarak, ticaretin gelişimini de sağlamışlardır. Bu insanlar: ilk kez buğday, arpa, mercimek, bezelye gibi bitkileri yetiştirmeye başlayan çiftçiler olarak öne çıkmışlardır.

Ayrıca: yabani koyun, keçi, deve, sığır, domuz, geyik, tavşan ve çeşitli kuşlar ve Melendiz ırmağından ise balık avlamışlardır. Av hayvanları arasında: yabanı atın da bulunması, Anadolu bölgesinde, atın, yerel olarak “Holosen” dönemde varlığını göstermesi, son derece önemli bir buluş olmuştur.

Aşıklı insanları: bakırı: hem sıcakken ve hem de soğukken işlemeyi öğrenmişlerdir. Bu da, metal endüstrisinin tarih sahnesinde, başlangıcı olarak kabul edilir. Bunun dışında, bölgede yapılan araştırmalarda tespit edilen ve ilgi çeken hususlar şunlardır: kuzeydoğudan-güneydoğuya doğru uzanan çevre duvarı, kerpiç yapılar, bir genç kadının kafatasında saptanan beyin ameliyatı izleri, bir başka kadının çenesinde rastlanan otopsi izleri.

Burası: günümüzde, iç Anadolu bölgesinin Volkanik Kapadokyası olarak öne çıkmaktadır.

2009 yılında, kazı ekibi tarafından: köyün yanına, tarihi kentteki yapı malzemeleri kullanılarak, aslına uygun “Aşılı kenti” maketi yapılmış ve bu maket şehir, bölgede ilk olma özelliğini taşıyor. Ziyaretçiler, buraya gelerek, çatıdan evlerin içine girerek, 10.000 yıl öncesinin havasını teneffüs ediyorlar.

MUSULAR HÖYÜK 

İlçenin, Kızılkaya köyünde, Melendiz ırmağının batısındadır. Bölgede: Aşıklı Höyükten sonraki en önemli, antik dönem yerleşkesidir. Buradaki ilk yerleşimin: MÖ.6000 yıllarında olduğu tahmin edilmektedir.

İlk dönem: çanak-çömleksiz ve takip eden dönem ise, çanak-çömlekli dönemdir. İkinci dönemde yerleşenler, önceki yapı kalıntılarını düzlemişler, bunun üzerine, kalınca ve sarımsı renkte bir  toprak tabakası sererek, yeni elde edilen düz alan üzerine kendi yapılarını yapmışlardır.

SARATLI YER ALTI ŞEHRİ

Saratlı kasabasında, Aksaray-Niğde-Nevşehir karayolundan 2-3 km. içeridedir. Giriş: güneydendir. Ancak, giriş kısmının dar olması, mekana girişi güçleştirmektedir.

Odalar: düzensiz dikdörtgen şeklindedir. İç kısımda, kayaya oyulmuş, 8 metre derinliğinde su kuyusu bulunmaktadır. Kuyunun ağız kısmı, su alabilmek için geniş olarak açılmıştır.

Burası, ışıklandırılarak, ziyarete açılmıştır.

ÇUKURÖREN YER ALTI ŞEHRİ

Kapladığı alan olarak, Kapadokya bölgesinin en büyük yer altı şehirlerindendir. Bu yapıda: bezirhane, şırahane, hayvan barınakları, toplantı salonu, kilise, depo, su kuyuları, dehlizler ve tüneller bulunmaktadır.

Şu anda, burası ziyarete açık değil, sanırım önümüzdeki yıllarda, gerekli düzenlemeler yapılarak, ziyarete açılacaktır.

KRATER GÖLÜ (ACIGÖL)

İlçeye bağlı, Sofular kasabasının 3 km. yakınlarındadır. Göl ve çevresinde, sağlık turizmi açısından önemli potansiyel bulunmaktadır. Göl suyu: kükürtlüdür. Derinliği ise: 65-70 metredir. Çevresi dağlarla çevrilidir. Bu yüzden, kışın çevresi kar tutmamaktadır.

Burada: MTA tarafından açılan: 4 adet sıcak su sondaj kuyusunda, 65 derece sıcaklıkta, su çıkmaktadır. Bu kapasite ile: önemli bir kaplıca hizmeti verilebilecek sonuç ortaya çıkmaktadır.

Ancak, planlanan konaklama tesisleri, proje halindedir, yani şu anda burada herhangi bir tesis yok.