Aksaray

Aksaray

Burada: üç gün kaldım. İlk aklımda kalanlar: şehir merkezinde güzel bir restoranda yenilen güzel bir yemek, sonra anayol üzerindeki birçok insanımız tarafından bilinen otobüs mola yerleri ( Ağaçlı Tesisleri ) ve modern bir şehir ve tüm bunların yanında: şehir yakınlarında, göl kıyısındaki piknik yeri ve elbette: Ihlara vadisi.

Aksaray

ULAŞIM

Şehir: E-90 kara yolu üzerindedir. Şehre her giriş noktasında “Welcomme to 68 Aksaray” yazmaktadır.

Aksaray-Niğde arasındaki uzaklık; 121 km. Aksaray-Ankara arasındaki uzaklık: 225 km. Aksaray-İstanbul arasındaki uzaklık: 674 km. Aksaray-Nevşehir arasındaki uzaklık: 75 km. Aksaray-Konya arasındaki uzaklık: 148 km. Aksaray-İzmir arasındaki uzaklık: 688 km. Aksaray-Antalya arasındaki uzaklık: 465 km.

Aksaray ilinin, yakın yerleşim yerlerine olan uzaklıkları ise şöyledir: Aksaray-Ihlara arasındaki uzaklık: 45 km. Aksaray-Sultanhanı arasındaki uzaklık: 40 km. Aksaray-Helvadere arasındaki uzaklık: 28 km. Aksaray-Selime arasındaki uzaklık: 28 km. Aksaray-Akhisar arasındaki uzaklık: 11 km. dir.

Aksaray

TARİHİ

Aksaray ve çevresindeki ilk yerleşimcilerin, Neolitik çağda ortaya çıktıkları bilinmektedir. Bölgede bulunan “Acemhöyük” kazılarında: Asurlu tüccarların bölgeye gelerek ticaret yaptığına dair buluntular ele geçirilmiştir. Acemhöyük’ün en parlak dönemleri ise, MÖ.2000 yıllarında yaşanır. Hitit medeniyetinde “kurşaura”, Roma döneminde “Archelais garsaura” olarak geçer. MS.6.yüzyılda ele geçen bir sikkede “aqsara” ismiyle anılır. Yani, bugünkü şehir isminin, Türklerin egemenliğinden önce de, yörede kullanıldığı sanılıyor.

Aksaray: 1142 yılında, Selçuklular tarafından ele geçirilir. 1470 yıllarında ise, Osmanlılar bölgede görülür. Bu ara dönemde ise: İlhanlılar, Danışmentler ve Karamanoğlu Beyliği var. 1470 yılında, İshak Paşa, bölgeyi ele geçirir ve Osmanlı hakimiyetine sokar. Bunun üzerine, İstanbul’un Türkleşmesi için, Aksaray halkının büyük bölümü: İstanbul’a nakledilirler. İstanbul’daki: Aksaray, Laleli, Kurtuluş ve Ortaköy semtlerinin, bu sırada Aksaraylılar tarafından kurulduğu söylenmektedir.

1920 yılına gelindiğinde, Aksaray’ın il olduğu görülür. 1933 yılında ise, vilayet statüsü biter ve Niğde iline bağlı bir ilçe olur. 1989 yılında ise, yine il olur.

Bu arada: şehre “Aksaray” isminin verilmesinin nedeni hakkında: “Bir zamanlar, Selçuklu Sultanının çok sevdiği kızı  hastalanır. Ülkenin tüm hekimleri, saraya çağırılır  ama kızın hastalığı anlaşılamaz. Kız “ah saray” diye inlemektedir. O sırada, saraya, derviş kılığında bir adam gelir. Sultandan izin alır ve hasta kızı görür, konuşturur.

Sevda kelimeleri geldikçe, kızın nabzının hızla arttığını hisseder. Bunun üzerine, kızın sevdalı olduğunu anlar. Kız: saraydan kurtulup sevdiğine kavuşamayacağını düşündükçe, “Ah Saray” diye inlemektedir. Derviş, kızın babası Sultan’ın huzuruna çıkar ve durumu anlatır. Bunun üzerine, Sultan, kızının sevdalısı genci bulur, saraya getirttirir ve bunları evlendirir. Böylece: genç kızın “Ah Saray” iniltileri “ Aksaray” a dönüşür.

Aksaray

GENEL

Coğrafi bölge olarak, İç Anadolu’nun, Kızılırmak kesimindedir. Bölgede: Hasandağı, Melendiz ve Ekecik gibi, volkanik dağların oluşturduğu platolar yoğunluktadır. Batıda ise, Konya ovasının bir bölümü, Aksaray sınırları içine girer.

İl merkezinin, denizden yüksekliği: 980 metredir.

Bitki örtüsü: yarı kurakçıl bitkiler şeklinde gelişmiştir. İklim durumu ise: yazları sıcak ve kurak, kışları ise, yağışlı bir iklim bölgede hakimdir.

Yörede, düzenlenen etkinlikler şunlardır: Temmuz ayı içinde: Ihlara Kültür ve Turizm Festivali, Eylül ayı başında: Yunus Emre Anma Günleri, Temmuz ayının sonlarında: Saratlı Kültür ve Sanat Etkinlikleri Festivali  düzenlenmektedir.

Aksaray ilinin en büyük özelliklerinden birisi: burada yaşayan insanların büyük bölümünün, bir zamanlar yurt dışına gitmiş olmalarıdır. Özellikle: İngiltere. Evet, burada yaşayanların ailesinden, en az iki kişi, yurt dışındadır. Yani, halkının % 70’i Avrupa görmüştür.

Yazın, bu gurbetçilerin şehre gelmesiyle, şehirde kışın yaşayan nüfus birden artar. Kışın: akşam saat: 07.00 gibi boşalan sokaklar, yazın akşam saat: 02-03.00’e kadar kalabalıktır.

Şehirde, 1980’li yıllarda kurulmuş olan “Mercedes Benz” fabrikası, kamyon üretimiyle, öne çıkmaktadır. Bu kamyon fabrikasının şehirde kurulmuş olması, şehrin öne çıkmasını sağlamıştır.

AĞAÇLI TESİSLERİ

Burası, Kapadokya’ya açılan bir kapı konumundadır. Ihlara vadisine 35 km. uzaklıktadır. Tesislerde: Türk mutfağı, fast-food bölümü ve alışveriş için bir çarşı bulunuyor. Ayrıca: burada 92 oda ve 225 kişi kapasiteli bir de toplantı salonu bulunan konaklama tesisi var. İlginç ve güzel bir yer. Buradan söz etmemin nedeni: ülkemizde yaşayan birçok insanın, mutlaka bir şekilde buraya uğramış olmasıdır. Ben birkaç kez uğradım, güzel, temiz bir tesis.

Aksaray Tuz Gölü

TUZ GÖLÜ

Türkiye’nin en büyük ikinci gölüdür. Koçhisar gölü olarak da bilinir.

Uzunluğu: 400 km. dir. Göl çevresi: bataklıklarla çevrilidir. Bataklık dışında kalan araziler ise, çoraklaşmıştır. Gölün en derin yeri: 1 metredir ki çoğu yerde 0.5 metre bile değildir. Yani, büyüklüğüne karşı, ülkemizin en sığ göllerinden biridir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: 899 metredir.

Ülkemizin en az yağış alan yöresinde bulunduğu için, akarsu bakımından çok fakirdir. Aşırı buharlaşma nedeniyle de, gölün tamamına yakın kısmı, yazın kurur. Kuruyan bu bölgelerde: 30 cm. kadar ulaşan, tuz tabakası oluşuyor. Dolayısıyla, ülkemizin tuz ihtiyacının büyük bölümü (% 64 lük bölümü) buradan karşılanmaktadır.

Göl: aynı zamanda, kuş varlığı bakımından, ülkemizin en zengin göllerinden biridir. Kışın, birçok kuş için, kışlama alanıdır. İlkbaharda, göl içinde oluşan adalar ve bataklıklarda, birçok kuş türü kuluçka yapmaktadırlar. Özellikle: flamingo türü kuşların, en önemli kuluçka alanıdır. Gölün orta kesimlerinde, 5-6 bin yuvadan oluşan, dev kuluçka kolonileri bulunmaktadır.

Tuz gölü

Kıyısından geçerken, mutlaka küçük bir mola verin. Hatta, ayakkabılarınızı çıkarıp, tuz gölünün kıyısında, küçük bir gezinti yapın. Hatta, göl kıyısında, uzun bir yürüyüşe bile çıkabilirsiniz. Burada ilginç bir konudan daha söz etmek istiyorum. Göl kıyısındaki köylerde: kavun ve karpuz tarlaları göreceksiniz.

Tuz yoğunluğunun bu kadar fazla olduğu göl kıyısında yetiştirilen: bu kavun ve karpuzları tadarsanız, ne kadar tatlı olduklarını görüp şaşıracaksınız. Ayrıca: göl kıyısındaki bu köylerde: pek çok çömlekçi bulunuyor ve buralardaki ustalar: su kavanozları üretiyorlar ki, bunları, dünyanın başka herhangi bir yerinde bulmak mümkün değil.

Evet, Tuz gölü: yapılan araştırmalara göre, 1915 yılından bu yana % 85 oranında küçülmüştür. Bu şekilde küçülme devam ederse, 2015 yılında, göl tamamen yok olacaktır.

 

HASAN DAĞI

Aksaray il merkezine, 28 km. ve Ihlara’ya 15 km. uzaklıktadır.

Orta Anadolu bölgesinin, en yüksek ikinci dağıdır. Yüksekliği: 3268 metredir. 1750 metrelik yüksekliğe kadar, meşe ormanlarıyla kaplıdır. Anadolu’da, silüeti en güzel  dağ olarak bilinir. Ulaşım ise, rahattır. Çünkü: E-90 karayolunun hemen kenarında bulunmaktadır.

Turizm Bakanlığı tarafından, Turizm merkezi olarak ilan edilen Hasan Dağında, dağcılık ve yürüyüş yapmak mümkün. Zirvede bulunan Helvadere köyüne, 2 km. uzaklığında bulunan dağ evinden, muhtemelen 9 saatlik bir yürüyüş ile çıkabilirsiniz. Burada: muhteşem güzellikteki göleti görebilir, dağdan çıkan kaynak suyundan içebilirsiniz. Bu arada, Helvadere köyünde, antik Nora şehrini görebilirsiniz.

AKSARAY ÜNİVERSİTESİ

2006 yılında açılmıştır. Üniversite bünyesinde: 4 fakülte, 2 yüksekokul, 5 meslek yüksek okulu bulunmaktadır. Bu eğitim kurumlarında: 6930 öğrenci bulunmaktadır. Akademik kadrolarda ise: 434 öğretim elemanı görev yapmaktadır.

NE YENİR. NE İÇİLİR

Aksaray yöresinde: yerel tatlardan denemek isterseniz: bamya çorbası ve un-su ve kaymaktan yapılan çiğleme yiyebilirsiniz. Ayrıca: çılbır (kırılmış yumurta, sarımsaklı yoğurt ve su içinde haşlanıyor), mıhlama ve Aksaray tava yiyebilirsiniz.

NE SATIN ALINIR

Aksaray Taşpınar yöresinden: halı satın alabilirsiniz.

Aksaray

GEZİLECEK YERLER

Aksaray Kültür Evi

AKSARAY KÜLTÜR EVİ

Şehirde, ilginç bir yapı var. Kısaca bilgi vereceğim, ilginizi çekerse, ziyaret edebilirsiniz. Burası: 1930 yılında yapılan, Vali konağı. Tamamı kesme taştan yapılmış, 2 katlı ve 5 odalı, 2 salonlu. Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılmış, ender güzellikteki yapılardan biri.

Son yıllarda, yeni Vali konağı yapılınca, burası, valilik tarafından terk edilmiş. 2007 yılında ise, Aksaray kültürünü, geleneklerini, göreneklerini, yaşam tarzını, sosyal hayatını yansıtan, bir müze haline getirilmiş. Ama, geleneksel müzecilik anlayışı dışına çıkılarak, her odada, ayrı bir kültür yansıtılmış ve bu durum heykellerle desteklenmiştir. Kültürevinde, yaklaşık 31 heykel bulunuyor. Kullanılan eşyaların tümü ise, vatandaşlardan hibe olarak alınmış.

Aksaray Müzesi-Zinciriye Medresesi

AKSARAY MÜZESİ- ZİNCİRİYE MEDRESESİ

İl merkezinde, Zincirli Mahallesindedir. Karamanoğlu Yahşi Bey tarafından, 1336-1338 yılları arasında yaptırılmıştır.

Anadolu’nun ilk üniversitelerindendir. Somuncu Baba, Yusuf Hakiki Baba, Ak Şemseddin gibi, büyük İslam alimleri, burada dersler vermişlerdir.

Plan olarak: kesme taş ve tuğla kullanılarak inşa edilmiş, dört eyvanlı, üzeri kubbe ile örtülü, 8 bölmeli ve üstü açık avluludur. Ortadaki büyük revağın, tam ortasında, medresenin su ihtiyacının karşılandığı büyük bir kuyu bulunmaktadır. Bu kuyuda bulunan zincirden dolayı, buraya “Zinciriye Medresesi” ismi verilmiştir.

Giriş: doğu bölümündeki taç kapıdandır. Bu kapı: basık kemerlidir. Yapı: 15.yüzyıl ortalarında yapılmış ve 20.yüzyıl başlarına kadar, medrese olarak işlevini sürdürmüştür. 1940 yılından sonra ise, 1955 yılına kadar cezaevi olarak kullanılmıştır. Çakırcalı Mehmet Efe: bu cezaevinde yatmış ve tünel kazarak firar etmiştir. Bu tarihi bina, bir süre sonra terk edilmiştir.

1969 yılından sonra ise, müze olarak faaliyete geçmiştir. Müzede: 1997 yılı sonu itibarıyla: satın alma, bağış ve Aksaray ili sınırları içinde yapılan arkeolojik kazılar sonucu elde edilmiş, toplam: 6134 eser bulunmaktadır. Bunlardan: 2022 tanesi arkeolojik eserdir.

Müze

Birbiriyle, koridorlarla bağlanan 4 teşhir salonundan oluşuyor. Bu salonlar: Etnografya, Arkeoloji, Mumyalar ve Üzerinden çıkan eserlerin sergilendiği salonlardır. Bahçede ise, küpler sergileniyor.

Müzede: Güvercinkaya yerleşkesinden getirilen 24 parça eser bulunmaktadır. Kalkolitik dönemden kalma bu eserler arasında: obsidyen’den kesici aletler, çanak-çömlek, sürtme ve öğütme taşları, kemikten bız ve süs eşyaları, pişmiş topraktan hayvan ve insan figürleri bulunmaktadır.

Acemhöyük kazısında ise, ortaya çıkarılan 819 eser, yine müzede sergileniyor. Bunlar: pişmiş topraktan riton, testi, kapaklı vazo, ağırşak, damga, mühür ve bullaları, kemikten alet, mühür ve aplikleri, taştan el baltası, fayanstan ve pişmiş topraktan hayvan figürleri, kaya kristalinden objeler var. Ayrıca: altın ve gümüz küçük buluntular ile bronz iğneler müzede müzede sergilenmektedir.

Evet, bunların dışında, Müzede: Darphane (Melik Mahmut Gazi Hangahı) kazısında bulunan: 11 Selçuklu dönemi eseri ve başkaca, yörede bulunan arkeolojik eserler sergileniyor.

ETNOĞRAFYA SALONU

Aksaray çevresinden toparlanmış: etek, bindallı, cepken ve kaftan gibi giyim eşyaları, süs eşyaları, halılar, çorap, para kesesi, kılıç ve silahlardan oluşan, 584 eser sergileniyor.

Sikke Bölümünde: Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait: altın, gümüş, bronz ve bakır madenlerinden yapılmış,. Toplam 3528 sikke sergileniyor.

Aksaray Müzesi

Evet, müze gezisinde

Mutlaka görmenizi önereceğim obje: Aşıklı Höyükte bulunun ve dünyanın en eski kafatası ameliyat izlerini taşıyan, genç bir kadına ait kafatasıdır. Ayrıca: müzede, Mumyalar Bölümünde bulunan mumyalar: 10. ve 13.yüzyıllardan kalma, Çanlı Kilisenin içinden ve çevresinden çıkarılmışlardır. Bunların içinde : çocuk ve yetişkin mumyaları yanında bir de kedi mumyası bulunuyor.

Mumyaların üzerinden çıkarılanların sergilendiği bölümde ise: mumyalarla birlikte bulunan: cam bilezik, boncuk, metal yüzük, kolye, giysi, kefen parçaları, tarak,  patik ve fes gibi kişisel eşyalar ve elle yazılmış İncil ve çeşitli yazma eserler de görülebilir.

Aksaray Ulu Cami

ULU CAMİ

Şehir merkezinde, yığma bir tepe üzerinde: 1408-1409 yılları arasında, Kılıçaslan’ın oğlu Rükneddin Mesut tarafından yaptırılmıştır. Sultan Mesut’tan sonra hükümdar olan oğlu II. Kılıçaslan, babası tarafından yaptırılan camiyi genişlettirmiş, abanoz ağacından yapılan muhteşem minberine, babasının adı yanına kendi adını da yazdırmıştır. Özellikle, bu minber: yazının, sedef kakmacılığının, ince ağaç işçiliğinin ve süslemenin her çeşit inceliğinin bir arada kullanıldığı bir sanat eseridir. Bu minber: Hoca Anüştekin tarafından, Sultan I. Mesut zamanında yapılmıştır.

Minaresi: 1925 yılında yapılmıştır.

KIZIL (EĞRİ) MİNARE

Şehir merkezindedir. 1221 yılında; Selçuklular döneminde; Sultan I. Gıyasettin Keyhüsrev tarafından yaptırılmıştır.

Kırmızı tuğladan yapılmış olduğu için, Kızıl Minare olarak da isimlendirilmektedir. Yanında göreceğiniz cami, sonradan yapılmıştır.

Minare: dört köşe bir kaide üzerindedir. Silindirik gövdeli, ince bir silme ile, iki kısma bölünmüştür. Alt kısım: zikzak, üst kısım ise: mavi ve yeşil, çini mozaiklerle süslenmiştir. Ancak, bu tarih hazinesi yapı: yıkılma tehlikesine karşı, çelik halatlarla bağlanmış. Çünkü: yer çekimine meydan okurcasına yaptırılan bu Selçuklu eseri: ekseninden 27 derece eğiktir. Yüksekliği ise: 35-36 metre civarındadır.

Minare, yıkılma tehlikesine karşı: 1973 yılında, çelik halatlarla bağlanmıştır.

Aksaray Somuncu Baba Türbesi

SOMUNCU BABA TÜRBESİ

Şehir merkezinde, II. Kılıçaslan Tepesi eteğinde, Ervah mezarlığı içindedir. Bu açık türbe, Şeyh Hamid-i Veli’ye aittir. Türbe: 1412 yılında yapılmıştır. Yapıdan günümüze ulaşan, 2 tane mezar taşı vakfiyesi bulunmaktadır.

Türbenin girişinde ise bir yazı var: “ Ne kahrı düşman elinden, ne lütfu tanıdıktan bil. İşlerini Hakka havale et, onları Allah’tan bil”

Somuncu Baba: Hacı Bayram-ı Veli’yi: Aksaray’a çağırtır ve geldiğinde, ona “vefat zamanının geldiğini” söyler. Hacı Bayram-ı Veli: 18 yıl, burada, Şeyhinin hizmetinde bulunarak eğitim alır. Daha sonra, Fatih Sultan Mehmet’in hocalığını yapar.

YEŞİLOVA (ACEM HÖYÜK) 

İl merkezinin, 13 km. kuzeyinde, Yeşilova kasabasındadır. Höyük: 700×600 metre ölçülerindedir. Anadolu’nun en büyük höyüklerinin başında gelir. Höyük “Acemhöyük” ismini: Yavuz Sultan Selim’in, Çaldıran seferinden sonra, Azerbaycan’dan getirdiği aileleri burada iskan etmesinden sonra, halkına “Acem” denilmesi nedeniyle almıştır.

Yapılan araştırmalarda: höyüğün, MÖ.3000 yıllarından itibaren, yerleşime açıldığı ve en parlak döneminin ise, Asur ticaret kolonilerinin bölgede bulunduğu sıralarda yaşandığı anlaşılmıştır. Bu dönem: MÖ.1800 yıllarına denk gelmektedir.

Höyükteki şehrin, o zamanki isminin “Puruşhanda” olduğu sanılmaktadır. Takip eden tarihi süreçte, höyük dışında “Aşağı şehir” olarak belirlenen yerde de, yerleşim bulunduğu anlaşılmıştır. Daha sonra ise, gerek höyük ve gerekse Aşağı şehir yerleşimleri terk edilmiştir. Ancak: Roma döneminde, höyük yerleşiminde yeniden yaşam görülüyor. MS.3.yüzyılda ise, höyük, tamamen terk edilmiştir.

Acemhöyük içinde, günümüzde neler görebilirsiniz: 2 saray yapısı var, bunlar Anadolu mimari tarihi açısından çok önemli. Bu saraylardan: Sarıkaya sarayı olarak isimlendirilen, höyüğün güneyindedir. Kuzeybatıda ise Hatipler Sarayı bulunuyor. Höyükten çıkarılan eserlerin bir kısmı: Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde, Aksaray ve Niğde Müzelerinde sergilenmektedir.

ÖRESİN HAN (TEPESİ DELİK HAN)

Aksaray-Nevşehir karayolu üzerinde ve il merkezine 21 km. uzaklıktadır. Anadolu’da sadece iki örneği bulunmakta olan bu yapı: hükümdarlara misafirhane, sığınak, borsa, ticaret işlerinin görüşüldüğü bir merkez olarak öne çıkmaktadır.

Dikdörtgen bir plana sahiptir. Duvarları: yığma olarak inşa edilmiştir. Kesme taş ile kaplıdır. Taç kapısı ve ön cephesi yıkık, kitabesi yoktur. Bu yüzden: 1264-1283 yılları arasında yapıldığı düşünülmektedir.

Buranın, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonu yapılmış ve bir ihale ile, restoran olarak kullanılmak üzere özel sektöre kiraya verilmiştir. Kervansaray restoran adıyla, burada hizmet veren bir işletme var.

ALAYHAN

Aksaray-Nevşehir-Kayseri karayolu üzerinde, 22’nci km.de, Alayhan köyünün, 3 km. doğusundadır. Kapı üzerinde bulunan “çift gövdeli ve tek başlı aslan figürü” mutlaka görülmelidir.

Han yapısı: sağ ve solda, yedişer bölümden oluşmaktadır. Ancak: bütün kubbeler, tonozlar ve hanın üzerinde bulunan gözetleme kulesi yıkılmıştır. Ayakta kalan kısımlardan anlaşıldığına göre: yapı girişten itibaren, 6 sıra halinde, 24 ayaktan oluşmaktadır.

Moloz taşlarla, yığma olarak inşa edilmiştir. Düzgün kesme taşla kaplanmıştır. Taç kapı, sadedir. Mimari ve süsleme şekillerinden, yapının: 12.yüzyıl sonları veya 13.yüzyıl başlarında yapıldığı sanılmaktadır.

Evet, günümüzde tam ortasından karayolu geçirilmiş ve han, tam bir harabe durumundadır.

Aksaray Aşıklı Höyük

AŞIKLI HÖYÜK

İl merkezinin 25 km. güneyinde, Kızılkaya köyündedir. Ihlara vadisinin, 4.5 km. kuzeydoğusundadır. Orta büyüklükte bir höyüktür.

Höyük: tarıma elverişli bir ova yanında ve Melendiz ırmağının kenarında kurulmuştur. Doğal oluşum sonucu, çevrede çok sayıda “doğal cam-volkanik cam” denilen “obsidiyen” yatakları var.

Bu höyükte yaşayan insanlar: binlerce yıl önce, alet ve silahlarını yapmak için, bu obsidiyen kaynakları kullanmışlar, bu hammaddeyi, çevredeki diğer yerleşim insanlarına satarak ve değiş-tokuş yaparak ticaretin başlamasına neden olmuşlardır. Çünkü: Kıbrıs, Suriye, Irak ve Filistin bölgelerinde, obsidiyen aletler bulunmuştur.

Burada: 1989 yılından bu yana arkeolojik kazılar yapılıyor. Çünkü: Mamasın Baraj gölünün su seviyesi yükseldiğinde, Aşıklı Höyüğün, kısmen batı ve kuzey yamaçları, su altında kalacaktır.

Burada: Anadolu’daki ilk köy yerleşimi, yani günümüzden on bin yıl öncesine ait köy yerleşimi bulunmuş olup, bu özelliği ile ön plana çıkmaktadır. Burada bulunan kültürün benzeri: henüz bulunamamıştır. Burada: 10.000 yıllık, damından girilen neolitik bir ev tipi kullanıldığı anlaşılmıştır.

Aşıklı insanları: günümüzden binlerce yıl önce, ölülerini, konutlarının altına açtıkları çukurlara gömmüşlerdir. Aşıklı’da yaşayan insanlar, ilk kez, burada: buğday, arpa ve mercimek tarımı yapmışlardır. Ancak, yoğun olarak avcılık ile uğraşmışlardır. O dönemlerde, Melendiz vadisinde bulunan: yabani koyun, domuz, keçi, sığır, geyik, tavşan ve kuş gibi hayvanları, yoğun olarak avlamışlardır.

Aksaray Ihlara Bölgesi

IHLARA BÖLGESİ 

Ihlara vadisi bölgesi, Aksaray şehir merkezine 45 km. uzaklıktadır. Yol: düz ve asfalttır.

Öncelikle, Ihlara vadisinin nasıl oluştuğu hakkında kısa bilgi vermek istiyorum: Vadiye yakın Hasan dağı yükseltisi oluştuğunda, havzalar oldukça alçakta kalmıştır. Daha sonra, Hasan dağı, volkan püskürttüğünde, tektonik hareketler sonucu, çevre yüzeyinde büyük bir volkan tabakası oluşur. Bu volkan tabakası: rüzgar, erozyon ve  diğer doğal etkenler sonucu aşınır ve Selime ile Yaprakhisar bölgelerindeki, değişik görünüm ve renklerdeki “Peri bacaları” ortaya çıkar. Ihlara Vadisi boyunca ilerleyen “Melendiz Çayı” da, kanyon vadisinin tabanını oyarak, büyük bir derinlik kazandırır. Yer yer; 100 ve hatta 120 metrelere kadar ulaşan bu derinlik; vadiye farklı bir görüntü veriyor.

Aksaray Ihlara Bölgesi

Evet: Ihlara vadisi içinde, 5000 yerleşim yeri ve 105 kilise bulunmaktadır. Bugün görülebilen 14 kilise mevcuttur. Bunlardan, 10 kadarı, canlılığını ve renk uyumunu korumaktadır.

Bölgenin eski adı: “Peristremma”dır. Bu kadar yoğun kilise yapılaşmasının nedeni hakkında; aşağıda yine kısa kısa bilgiler vereceğim.

Aksaray Ihlara Bölgesi

Bölge

Hıristiyanlığın ilk yıllarında, önemli bir dini merkez olmuştur. Kayserili Basilus ve Nazianzoslu Gregorius gibi mezhep kurucuları, 4.yüzyılda, burada yetişmişlerdir. Bu şahıslar: Mısır ve Suriye sisteminden ayrı bir manastır hayatı geliştirmişler ve böylece: Yunan ve Slav sistemleri ortaya çıkmıştır.

Gregorius’un yetiştiği kayalık bölge: Manastır ruhuna uygun, kayalara oyulan kiliseler şeklinde yoğunlaştı. Ihlara vadisinde, kayalara oyulmuş bu freskli kiliseler: günümüze kadar korunarak gelmiş ve dünyada eşine rastlanmayan bir tarihi hazine olarak ziyaret edilmektedir.

Aksaray Ihlara Bölgesi

Hıristiyanlığın ilk yıllarından itibaren, kayalara oyularak oluşturulan bu kiliseler: 14 km. uzunluğunda, Ihlara’dan Selimiye’ye kadar devam eden “Ihlara Vadisi” nin içindedirler.

Burada bulunan kiliselerden, sadece 2 tanesinin yapılış tarihleri belirlenebilmiştir. Bunlar: Direkli Kilise (976-1025) ve Saint Georges Kilisesi (1283-1295) dir. Özellikle: Saint Georges kilisesi: yapıldığı dönemin sanatsal özelliklerini taşımaktadır. Hatta, bir Selçuklu Sultanının elbisesini gösteren resim bulunması: buranın yani kilisenin, Türk hükümdarının himaye ve yardımları ile yapıldığının kanıtıdır.

10.yüzyılda, Bizanslılar: Toroslar ve Kilikya bölgelerinde, yeniden hakim olmaya başlayınca: Ihlara bölgesinde, yeni yeni kiliseler de yapılır. Özellikle: Bahaeddin Samanlığı, Sümbüllü ve Direkli Kiliselerin resimleri, bu dönemde işlenmiştir. 11.yüzyılda inşa edilen kiliseler ise: Ala kilise, Akhisar’daki Çanlı kilise ve Karagedik kilisesidir. Eski kiliselere, bu dönemde, yani 11.yüzyılda, yeni resimlerin ilave edildiği de görülmektedir.

11.yüzyılda, Selçuklular bölgeye gelince, kilise kültürü son bulur. Fakat, bölgedeki dini hayat devam eder. Bölgedeki dini kilise hayatı, ancak, mübadele sonrasında, 1924 yılında tamamen biter.

Vadi içinde: Melendiz çayı akıyor.

Aksaray Ihlara Bölgesi

Ihlara bölgesine geldiğinizde

özel aracınız ile geldiyseniz, aracınızı bırakabileceğiniz otopark var, burada aracınızı bırakın ve müze gişesinden, giriş biletinizi alın. Vadiyi gezmek için size ayrılan zaman: 08.30 ile 19.30 arasındadır. Önce: seyir terasından çevreyi inceleyin ve sonra kanyonun içine inin. Birçok basamaklı merdiveni inip, Melendiz çayının kıyısına geldiğinizde, patika yol kıyısındaki  tabelalar, hangi kiliseye gitmek istiyorsanız, sizi yönlendiriyor.

Burada gezebileceğiniz birçok kilise: patika ve kayalar üzerinde olduğundan, rahat kıyafet ve özellikle ayaklarınızda spor/lastik tabanlı ayakkabı bulunması çok önemli. Ayrıca: gerek merdivenler ve gerekse kilise yapılarına inip-çıkarken mutlaka terleyeceksiniz, buna göre tedbirli olmanızda yarar var. Vadinin tamamını yürüyerek dolaşmanız, yaklaşık 5 saat sürmektedir.

Aksaray Ihlara Vadisi Gezi Planı

IHLARA VADİSİ GEZİSİ PLANI

Gezerken bir ipucu: Ihlara köyünden itibaren, Melendiz ırmağının sol tarafını takip ederek ilerleyin. Belisırma köyünden itibaren ise, ırmağın sağ tarafını izleyin. Vadinin çıkışında: Yaprakhisar köyüne ulaşın, köyde çok sayıda Bizans Manastırı görebilirsiniz. Yaprakhisar köyünün devamında ise, Peri bacalarıyla çevrili, Selime var.

Aksaray Eğritaş Kilisesi

EĞRİTAŞ KİLİSESİ

9.yüzyılda yapılmıştır. Vadinin en eski yapılarındandır. Çok büyük bir tapınak şeklinde inşa edilmiştir. Batı yönündeki bir bölümü, yıkılarak yok olmuştur. 2 katlı olarak yapılan yapıda, ana yapının altında cenaze törenlerinin yapıldığı bölüm ve bu bölüme açılan mezar odaları bulunmaktadır. Bu odalarda mezarları görebiliyorsunuz. Ancak, 2 katlı olarak yapılmış olsa da, iki katı birbirinden ayıran ahşap zemin, sonradan çökmüştür.

Doğu duvarındaki bir kitabeden: kilisenin “Meryem” e ithaf edildiği anlaşılmıştır.

Bunun dışında, yapıda bulunan fireskolarda işlenen konular: iki melek arasında oturan İsa, iki melek ve 6 piskopos arasındaki Meryem, Hz. Yusuf’un rüyası, Mısır’a kaçış, vaftiz, Kudüs’e giriş. Bunlar, oldukça yıpranmış olmalarına rağmen, boyalarının çok renkli ve canlı oluşları dikkat çekiyor.

Aksaray Kokar Kilise

KOKAR KİLİSE

10.yüzyılda yapılmıştır. Haç planlı ve tek katlıdır. Yapıya giriş: yıkılmış olan apsisinden sağlanmaktadır. Tek katlıdır ve kayanın içine, uzunlamasına oyulmuştur. Sonradan, kaya içine oyulan, 2 cenaze salonu ile, kilise, batıya doğru uzatılmıştır. Bu bölümde, zeminde mezarlıklar görülmektedir.

Freskolarında işlenen konular oldukça zengindir. Bunlar: son yemek, çarmıha gerilme, Mesih’in defnedilişi, göğe çekilme, havarilerin görevleri. Bu resimlerde: gri ton hakimdir. İyi korunmuş olan kubbenin tam ortasında, İsa’yı sembolize eden büyük bir haç motifi bulunmaktadır. Çevresinde ise, havariler bulunmaktadır.

Kilisede, 2 mezar odası var. Bu odalardaki süslemeler, kırmızı boya ile yapılmış ilk örnekler olarak öne çıkıyorlar.

PÜRENLİ SEKİ KİLİSESİ

Ağaçlı kilisesi ile aynı istikamettedir. Ihlaraya doğru, yaklaşık 300 metre uzaklıktadır. Irmak seviyesinden ise, 30 metre yukarıdadır. Çevresinde yetişen “püren” isimli ot nedeniyle, yöre halkı tarafından, bu isim verilmiştir.

10.yüzyılda yapılmıştır. Kayaya oyulmuş 4 bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünden sonra, büyük salona ve buradan da, diğer salonlara geçilmektedir. Salonlardan biri, cenaze tören salonu olarak da kullanılmıştır ve bu salonun zemininde, mezarlar bulunmaktadır.

Zeminde: mezarlar var. Fireskolarda: Peygamberlerin kehaneti, Meryem ve piskoposlar, müjde, ziyaret, çobanların tapınması, İsa’nın çocukluğu ve İncil’den çeşitli sahneler işlenmiştir.

DANİEL KİLİSESİ- AĞAÇALTI KİLİSESİ

Vadi içinde, vadiye giriş merdivenlerinin güney kısmındadır. Kiliseye: yıkık olan ana apsisten girilebilmektedir.

Burası, son dönem Roma ve Sasani etkisindedir. Yani, buradaki resimler, daha yoğun doğu havası taşımaktadır. Danyal Peygamberi: aslanlar arasında gösteren ve oldukça tahrip olmuş fresklere dayanılarak: Daniel kilisesi olarak da isimlendirilmektedir.

Aziz tasvirleri: Kapadokya ve Bizans tipinden çok ayrıdır. Kilisenin planı gereği: 5. veya 6.yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Haç planlıdır. Kubbeli bir yapıya sahiptir. Büyük kubbede, iyi korunmuş durumda çeşitli dini tasvirler var.

Diğer bölümlerdeki freskolarda: vahiy, ziyaret ve  doğum, Mısır’a kaçış, Hz. İsa’nın vaftizi ve Hz. Meryem’in ölümü işlenmiştir. Kubbedeki freskolarda ise, göğe çekilme sahnesi işlenmiştir. Kilisenin içinde, Batı kolunda: geometrik ve bitkisel süslemeler ile yukarıda sözünü ettiğim, Danyal Peygamberi, aslanlar arasında gösteren bir sahne var.

Ayrıca: bu kilisede “Göklerin Dürülüşü Sahnesi” betimlenen bir fresk var. Bu resimde: ortadaki İsa, baş aşağı görülmektedir. Bu sahne: İsa’nın Yüceleştirilmesi yani Apoheosis olarak adlandırılıyor. Tanım olarak: madalyonun içindeki bir İsa figürünün, melekler tarafından, göğe yükseltilmesi anlatılıyor.

Aksaray Sümbüllü Kilise

SÜMBÜLLÜ KİLİSE

Vadinin sol tarafındadır. Yapıya bu isim, çevresinde yetişen sümbül çiçeklerinden dolayı, yöre halkı tarafından verilmiştir. Irmak seviyesinden, 20 metre yüksektedir.

10.yüzyılda yapılmıştır. Mekanlar: kaya kütlesine, 2 kat halinde oyulmuştur. Dış yüzü düzeltilerek, dekoratif bir görünüm kazandırılmıştır. Giriş kapısı: doğal etkenler ile doldurulmuş olan kiliseye, günümüzde, dar bir pencereden girilebilmektedir. Orta kubbe, oldukça tahrip olmuştur.

Bu yapıdaki freskolarda işlenen konular: Mikail ile Cebrail arasında Meryem, İsa ve fırında 3 İbrani genci ile azizlerin tasvirleri. Ancak: bu aziz tasvirleri: Kapadokya ve Bizans tiplerinden farklıdır. Göreme ve diğer kiliselerde rastlanmayan özellikler ve ifadeler vardır. Bütün resimlerde, İncil sahnelerinin sembolik bir üslupla gösterildiği dikkat çekmektedir.

YILANLI KİLİSE

9.yüzyılda yapılmıştır. Kilisenin ana girişi yıkılmıştır. Günümüzde, kiliseye yıkılın giriş koridorunun sonundaki bir bölümden girilmektedir. Bu kilise: gerek planı ve gerekse fresklerinin konusu bakımından, vadideki diğer kiliselerden farklılık gösterir.

Yapının: kuzeyinde ve güneyinde: dar haç kolları var. Tavanı: kabartma bir haçla bezenmiş.

Yapıdaki fireskolarda işlenen figürler: çarmıhta İsa, Kudüs’e giriş, Mısırlı Meryem’in gömülmesi, ziyaret. Bu fresklerde: İncil’de yer alan konular yanında, diğer kiliselerdekinden farklı olarak, öteki dünya ile ilgili konulara yer verilmiştir.

Kuzey duvarındaki şapelin içinde: keşiş mezarları var.

Batı duvarında: yılanların saldırısına uğramış, 4, çıplak ve günahkar kadınla ilgili sahneler nedeniyle, kiliseye “yılanlı kilise” adı verilmiştir. Sekiz yılanın saldırısına uğrayan birinci kadına ait kitabe tahrip olduğundan suçu anlaşılmamaktadır. Yılanlar: ikinci kadını, çocuğunu emzirmediği için göğsünden, üçüncü kadını yalan söylediği için ağzından, dördüncü kadını, itaat etmediği ve söz dinlemediği için, kulaklarından ısırmaktadırlar. Aynı duvar üzerinde bulunan “Son Yargı” sahnesi de dikkat çekicidir. Burada: 24 din görevlisi ve Sivaslı yani Sebaste’li 40 şehidin portreleri bulunmaktadır.

Bu sahneler  değerlendirildiğinde,

Buranın “Kadınlar Manastırı” olduğu sanılıyor. Kilisedeki son akşam yemeği sahnesinde Şeytanın da yer alması, ressamın doğruluğu kabul edilmeyen İncillerin etkisinde kalmasına bağlanıyor. Yani, bir anlamda, ressamlar Şeytana uymuşlardır.

Kilisede, bir de “Müjde” sahnesi var. Burada: din adamı kıyafetli bir baş melek görülüyor. Ancak, müjde sahnesi olabilmesi için: karşısında, kompozisyonu tamamlayacak bir “Meryem” figürü bulunması gerekiyor. Çünkü: ülkemizdeki kilise yapılarında, müjde sahnelerinde “Melek ve Meryem” hep aynı kare içinde görülmektedir. Ancak, böyle iki figürün, karşılıklı olabileceği kompozisyonlar, sadece “Sicilya” adası kiliselerinde görülüyor.

Aksaray Yaprakhisar Bölgesi

YAPRAKHİSAR BÖLGESİ

Güzelyurt ilçesine bağlı olan Yaprakhisar köyü: Ihlara vadisinin bitimindedir. Sarp kayalıklar üzerinde kurulmuştur. Burada: mağaralar, mabetler ve barınaklar bulunmaktadır.

Aksaray Yaprakhisar Köprüsü

YAPRAKHİSAR KÖPRÜSÜ

Yaprakhisar köyündedir. Üç gözlü ve kemerli olarak, kesme taştan yapılmıştır. Melendiz çayı üzerindedir. Köprünün kitabesi bulunmadığından: kim tarafından ve ne zaman yapıldığı belli değildir. Günümüzde, kullanılmaktadır.

KALE YAPISI

Burada, bir yamaçta, 200 metre kadar yükselen, eski dönemlerden kalma mağaraların bulunduğu bir yapı var. Yapının: doğu ve kuzeydoğusu, 100-150 metre yüksekliktedir. Dik kayalar: ırmak vadisiyle çevrilmiştir. Batı bölümü, yine dik kayalarla çevrilidir. Burada: en üstte, o dönem insanlar kayayı burgu ile delerek, içine tırhazlı sığınaklar yapmışlardır. Bu bölümde: yörenin kaya içine oyularak yapılan en büyük mağarası bulunmaktadır.

Bu mağaranın mazgal delikleri de var. İnsanlar: kayaya oyulmuş küçük basamaklara ayaklarını koyup, elleriyle tırmanarak çıkıyorlarmış. Bir savaş veya tehlike anında ise, yapının kapısı, tırhaz taşı konularak kapatılıyormuş. Ayrıca, mazgallardan atılan taşlarla, düşmanlarını uzaklaştırıyorlarmış. Bu yapı içinde: birbirine geçen 12 oda ve geniş bir salon var. Büyük salonda, bir kuyu var. Bu kuyudan su çekildiği, ip ve halat yerlerinin kuyu ağzındaki izlerinden anlaşılıyor.

Aksaray Koyunağul Kilisesi

KOYUNAĞUL KİLİSE

Köyün karşısındaki vadinin, doğu yakasındadır. Köyden vadiye doğru giren yol üzerindeki köprünün solundadır.

11.yüzyılda yapılmıştır.

GÜVERCİNLİK (DAVULLU) KİLİSE

Köyün karşısındaki vadinin, doğu yakasındadır. Köyden vadiye doğru giren yol üzerindeki köprünün sağındadır. Bunların dışında: Yaprakhisar bölgesinde görebileceğiniz kiliseler şunlardır:

ÇOHUM KİLİSE

9 ve 11.yüzyılda yapılmıştır.

YAZILI KİLİSE

1024 yılında yapılmıştır.

ALAYGEDİĞİ KİLİSE

1023.yılında yapılmıştır.

PANAGA KİLİSESİ

10.yüzyılda yapılmıştır.

Aksaray Selime Bölgesi

SELİME BÖLGESİ

Burası, il merkezine, 28 km. uzaklıktadır. Ihlara vadisinin bitiminde kurulu bir kasabadır. Burası: düz masa şeklindeki devasa bir tepenin eteğinde kurulmuştur.

Burada: kayadan oyma kiliseler bulunmaktadır. En önemlileri ise: Selima Katedrali olarak bilinen yapıdır. Bu yapı: kayalara oyulmuş, yüksekçe bir yerde bulunmaktadır. Ayrıca, burada: 13.yüzyıldan kalma mimari görünümüyle öne çıkan: Selime Sultan Türbesi, görülmeye değerdir.

SELİMA KATEDRALİ

Kayalara oyulmuş, yüksek bir yerdedir. Buraya: 365 basamaklı bir merdivenden çıkılıyor.

Yapı içinde, iki sıra halinde sütunlar var. Bu sütunlar, katedral yapısını, üç bölüme ayırmıştır. Üç nefli bazilika tipi kilise yapısı, bu planı nedeniyle, bölgede tektir. Yapı içindeki fresklerde: İsa’nın göğe çıkışı, müjde, doğum, üç müneccimin tapınması, çocukların öldürülmesi, Mısırdan kaçış, Elizabeth’in takip edilmesi, vaftiz, Meryem’in ilk yedi adımı, Meryem’in Mabede Takdimi, Koimesis, Piskopos tasvirleri.

Kapadokya bölgesindeki en büyük dini kuruluş olarak önem kazanıyor.

KALE KİLİSESİ

10.yüzyılda yapılmıştır.

DOĞANYUVASI KİLİSESİ

10.yüzyılda yapılmıştır.

SELİME HATUN TÜRBESİ

13.yüzyıldan, Selçuklu döneminden kalmadır. Görülmeye değerdir, mutlaka görün.

 

Aksaray Güzelyurt

Aksaray Güzelyurt

Tarih meraklılarının mutlaka gidip görmesi gereken bir yer. Tam bir tarih cenneti.

Aksaray Güzelyurt

ULAŞIM

Güzelyurt, Aksaray il merkezine, 35 km. uzaklıktadır. Güzelyurt-Niğde arası uzaklık: 80 km. Güzelyurt-Nevşehir arası uzaklık: 70 km.

Aksaray Güzelyurt tarihi

TARİHİ

Günümüzde, Yüksek kilise olarak bilinen “Analipsis Tepesi” ve çevresinde yapılan araştırmalarda, bol miktarda bulunan işlenmiş obsidiyen (volkanik cam) taş baltaları ve seramik parçaları: bölgede, Kalkolitik çağda, insanların yaşadıklarının belirtisidir.

İlçe toprakları üzerinde: MÖ.2000’lerden itibaren, Hititler yaşamıştır. Bunun izleri ise: Sivrihisar geçidi yolu üzerindeki “Kulaklı Tepe” kale kalıntısı ve Analipsis Tepedeki kilisenin üzerinde oturduğu duvardan anlaşılmaktadır. Mamasun baraj gölü çevresinde de, Hitit kabartma ve yazıtları bulunmaktadır.

Takip eden tarihi süreçte, bölgede Pers egemenliği görülür. Persler, bölge insanını çok etkilerler ve bunun sonucunda, Büyük İskender’in bölgeyi işgali sırasında, bölge insanı, İskender’e boyun eğmez ve Pers soylularından birini, kral olarak kabul ederler. MÖ.332 yılında Kapadokya Krallığını kurarlar.

Bölge: MÖ.17 yılında, Romalılar tarafından ele geçirilir. Bu dönemde: köle durumunda bulunan halk arasındaki St. Paul’un bölgeye getirdiği Hıristiyanlık, hızla yayılmaya başlar. İlk yıllarda tepki görse de, zamanla, imparatorluk tarafından resmi din olarak kabul edilinceye kadar, bu dine inananlar, Güzelyurt ve çevresinde, Ihlara Vadisi, Soğanlı gibi yerlerde saklanırlar.

Güzelyurtlu Gregorius Teologos ve Kayserili Basilus: birlikte ortaya koydukları fikirler ile, zaman içinde Ortodoks mezhebinin kurucusu olurlar. Buna bağlı olarak da, ilk manastır hayatı, Güzelyurt’ta yaşanmaya başlanır. Bu dönemde, Bizans imparatoru Teodosius tarafından, bölgede, 385 yılında, Gregorius Teologos adında bir kilise yaptırılır.

12.yüzyılda,

Selçuklular yörede hakim olurlar. Ancak, Selçuklular toprağı işlemeyi iyi bilen yerel Rumların buradan göçmelerini engellemek için, kendilerine bazı imtiyazlar tanırlar. Böylece: Müslüman ve Hıristiyan halk, birlikte yaşamaya başlar. Bu durum: özellikle: Belisırma’da bulunan “St.Georges” yani “Kırk Damaltı” kilisesinde bulunan, Türk kıyafetleri içinde resmedilmiş, Sultan II. Mesut resminden anlaşılmaktadır.

Bölge: 1470 yılında Osmanlı hakimiyetine girer. Takip eden süreçte ise, benim en çok ilgimi çeken şu oldu. 1924 yılındaki mübadeleden hemen önceki yıllarda: burada bulunan kilise idaresi, Osmanlı devletinden aldığı özel izinle: “para” bastırır. Bu paraların üzerinde: Aziz Gregorius”un resimleri bulunur. Bu para: yörede, hem Rumlar ve hem de Türkler tarafından kullanılır.

Evet

1924 yılı mübadele dönemi ve Rumlar bölgeyi terk ederler. Ancak: Yunanistan-Kavala yakınlarında, “Nea Kalvari” isimli, yeni bir köy kurarlar ve Güzelyurt bölgesindeki kilisenin aynısını, orada inşa ederler.

Buradan, yanlarında götürdükleri kutsal eşyaları da, orada teşhir edecek bir müze kurarlar. Bunların yöreden ayrılması sonucu, Yunanistan’dan ülkemize gelen vatandaşlarımız ise, Rumlardan kalan evlere yerleştirilmişlerdir.

1989 yılında, yöre, ilçe olur. İlçede ve Manastır vadisinde, Bizans ve Osmanlı döneminden kalma, kayalara oyulmuş, 50 civarında kilise bulunmaktadır. Ayrıca: 3 yer altı şehri ve bir kaya cami var. İlçe merkezindeki evler ise: yarı kayadan oyma, cepheleri işlemeli ve muhtemelen 100-200 yıllıktır.

Bu evler: yöredeki taş ustaları  tarafından: kesme taşlardan, 7-8 metre yüksekliğinde yapılmıştır. Bunların en çarpıcı özellikleri: doğal havalandırmalarıdır. Bu havalandırmalar: klima görevi görürler. Kapı girişleri ve tavanlar işlemelidir. İç mekanların yüksekliği: 5-6 metre civarındadır. Alt katlarında: mahzen, hayvan barınağı, ibadethane ve taş fırın bulunmaktadır.

İlçenin eski sokaklarında dolaşırken: mimari güzellikleri görebilirsiniz.

Aksaray Güzelyurt

GENEL

İlçe, Hasandağı eteklerinde kurulmuştur. Deniz seviyesinden 1485 metre yüksekliktedir. Bu yükselti ile, yörede tamamen bir yayla havası hüküm sürmektedir.

Bu iklim etkisiyle, yörede pek çok bitki yetiştirilmektedir.

Günümüzde, ilçe halkı, geçimini: tarımcılık, hayvancılık ve büyük şehirlerde ve yurt dışında inşaatçılık yaparak sağlamaktadırlar.

NE YENİR-NE İÇİLİR

İlçede: özellikle “Gelveri ekmeği” ve “Pekmez” tadına bakmalısınız. Hatta: pekmez satın alabilirsiniz.

Aksaray Güzelyurt Ne Satın Alınır

NE SATIN ALINIR

Güzelyurt ilçesinde: çini imalathanelerinin satış reyonlarından, el yapımı çini tabaklar satın alabilirsiniz.

Aksaray Güzelyurt Gezilecek Yerler

GEZİLECEK YERLER

Aksaray Güzelyurt Hotel Karballa-Kızlar Manastırı

HOTEL KARBALLA (KIZLAR MANASTIRI) 

1856 yılında, yörede yaşayan Hıristiyanlar tarafından, okul olarak yapılmıştır. 1924 yılındaki mübadeleden sonra ise, İlkokul ve Jandarma Karakolu olarak kullanılmıştır. Daha sonra ise, 1989 yılında: Yıldız Üniversitesi tarafından restore edilerek turizmin hizmetine verilmiş ve otel olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yapım tekniği açısından: yazın sıcaklarda, odalar, klima varmış gibi serin, kışın ise ılık olmaktadır.

Aksaray Güzelyurt Kilise Camii-Aziz Gegorius Kilisesi-Küçük Ayasofya

KİLİSE CAMİİ (AZİZ GEGORİUS KİLİSESİ-KÜÇÜK AYASOFYA)

MÖ.17.yüzyılda: bölge, Roma imparatorluğu topraklarına katılır. Bu dönemde: kral gücündeki dini liderlerin yani rahiplerin yönetimi, MS. 2’nci yüzyıla kadar sürer. Bu dönemde: köle durumunda bulunan halk arasında, Hz. İsa’nın havarilerinden, St. Paul’un yöreye getirdiği Hıristiyanlık hızla yayılmaya başlar.

Ancak, ilk yıllarda, Bizans idaresi tarafından büyük tepki gören Hıristiyanlık, resmi din olarak kabul edilinceye kadar, bu dini kişisel olarak kabul eden insanlar büyük sıkıntılar çekerler. Bu insanlar: Güzelyurt ve çevresi, Ihlara vadisi ve soğanlı gibi yerlere yerleşerek saklanırlar. 329 yılında, Güzelyurt’ta, Arianzos denilen bir çiftlikte doğan Gregorius Teologos, zaman içinde Ortodoks mezhebinin kurucusu durumuna gelir ve ilk manastır hayatı “Güzelyurt” yöresinde başlar ve Hıristiyanlık, Anadolu’da yayılmaya başlar.

Takip eden tarihi süreçte, ilçe merkezinde, Aşağı mahallede: Bizans İmparatoru Teodoslus tarafından, MS.385 yılında bir kilise yaptırılmıştır. Bu bilgi: kilisenin üç kapısından birinin üzerinde bulunan kitabedeki yazıttan anlaşılmıştır. Bu kitabede: “Bu haç, Bizans İmparatoru Theodoslus tarafından inşa edilmiştir. İmparator Gregorios Nazianzo ile de kutsal hacın bir parçasını kiliseye hediye etmiştir.” Yazmaktadır. Aslında, başka yazılar da var ama bunlar okunamamış.

Aksaray Güzelyurt kilise

Kilise yapısı

385 yılından sonra, önemli değişiklikler geçirmiştir. En önemli değişiklik ise, 1835 yılında olur. Kilisenin onarımı için büyük baskılar yapan Rumlar, aynı yıl, İstanbul’dan, Sultan’dan ferman çıkarttırırlar. Bu onarım da: kilise yapısı, Yunan Haçı şekli değiştirilerek, 3 nefli ve kubbeli, bazilika tipine geçilmiştir.

Bahçenin kuzeyinde: kilise misafirhanesi var. Bu yapıda: kilise heyeti toplanır ve bölgenin sorunlarını görüşürlermiş. Bölgenin ileri gelenleri, buradan geçtiklerinde, bu misafirhane de ağırlanırlarmış. Misafirhanenin alt katında: buğday ve yağ depoları ile, bahçesinde fırın bulunmaktadır. Doğuda ise, kilise papazlarının oturdukları ev bulunuyor. Güney doğuda: 35 basamaklı bir merdivenle inilen, yer altı suyu yani “Ayazması” var.

Takip eden tarihi süreçte

Selçuklular, toprağı işlemeyi bilen Rumların başka yerlere göçünü önlemek için, bazı imtiyazlar tanırlar. Böylece: Müslüman ve Hıristiyan halk, birlikte yaşamaya başlarlar. Bu kilisede bulunan bir freskte: bölgenin, o dönemdeki Beylerbeyi olana Basil Güyaüyakupos: Türk kıyafetleri içinde resmedilmiştir. Freskin kitabesinde ise: Sultan II. Mesud için: “ Çok yüksek ve asil bir sultan” olarak söz edilmektedir.

1924 yılına gelindiğinde ise, 15.5 asır süresince kilise olarak hizmet veren yapının, camiye çevrildiği görülür. Çan kulesi (15 metre yüksekliğindedir): tuğla ile örülerek, minareye dönüştürülür. Dış cephede, başkaca herhangi bir değişiklik yapılmaz. İç kısımdaki freskler ve duvar süsleri olan bezemelerin üstü ise: kireç badana ile boyanarak kapatılmıştır. Kilisenin malzemeleri (çanı, kandilleri, avizeleri, cam bardaklar, İsa-Meryem-Üç Baş Rahip-Vaftizci Yahya ikonları, kutsal haç parçaları gibi) ise: Rumlar tarafından, giderken, yanlarında götürülmüştür.

Aksaray Güzelyurt Ahmatlı kilisesi

AHMATLI KİLİSE

Kilise caminin kuzey batısında, kaya oyma bir kilisedir. Birbirine simetrik iki neften oluşan kilisenin girişi, güney duvarındaki kapıdan sağlanmaktadır. Ancak, buranın üstüne kayalar düştüğü için, günümüzde bu giriş kullanılmamaktadır. Nefler, birbirlerine, ortadaki duvarın doğusundaki yuvarlak kemerli, iki kapı ile bağlanmaktadır.

Kilisedeki freskolar: kubbe ve kısmen de apsiste bulunmaktadır. Tonoz yanlarında, iki sıra halindeki freskolar, konuludur. Ancak: gerek is ve gerekse atılan taşlardan, bu freskolar oldukça yıpranmıştır.

Aksaray Güzelyurt Sivişli-Aziz Anargiros kilisesi

SİVİŞLİ (AZİZ ANARGİROS) KİLİSESİ

İlçe merkezinde: Aşağı Mahallededir.

Kubbesi ve 4 sütunu ile, kayaya oyulmuştur. Giriş bölümünde: çömlek pişirme fırınları ve onun hemen üstünde hastane olarak kullanılan yer bulunmaktadır. Burada: Aziz Anargiros Bayramında gelen hacılar ve hastalar karşılanır, 1 Kasım günü, burada bulunan hastalara, sabahlara kadar dua edilirmiş. Bunlardan iyileşenlere: Azizler tarafından şifa verildiğine inanılırmış. Hastanenin hemen üstünde: kayadan oyma kilise binası ve bunun güney kısmında ise, kayadan oyma papaz odası var.

Burada: 1877 yılından kalma duvar resimlerini görebilirsiniz. Kilise yapısı: mübadele sonucu, Rumların bölgeyi terk etmelerinden sonra: bir süre çömlek atölyesi olarak kullanılmıştır. Kilisenin üzerindeki tepeden, bölgeden panoramik manzarasını seyredebilirsiniz. Zaten, günümüzde, Vatikan’dan buraya gelip hacı olan Hıristiyanlar var. Bunlar, özellikle 1 Kasım günü burayı ziyaret ediyorlar.

Aksaray Güzelyurt Yüksek Kilise-Analipsis Kilisesi

YÜKSEK KİLİSE (ANALİPSİS KİLİSESİ) 

İlçenin batısında, Silla Vadisinin güneyinde, Analipsis Tepesi var. Bu tepede: Bizans döneminde, küçük bir kilise varmış. 1895 yılında: Başrahip İoannes Ieimonidis, Rusya-Odessa kentinde oturan Gelverililerden yani Güzelyurtlulardan topladığı para ile: bu tepeye, büyük bir kilise olan “Analipsis” kilisesini yaptırır.

Kilise yapısı: Manastır binası ve kilise binası olmak üzere, 2 bölümden oluşmaktadır. Doğal ve yüksek bir kaya üzerinde bulunan binaların çevresi: yer yer taş duvarlarla çevrilmiştir. Kilise ile manastır binalarının arasında ise, su toplama sarnıcı ve toplantı yeri var. Bu toplantı yeri: aynı zamanda, muhteşem bir seyir terası gibi.

Kilise: tek nefli ve dikdörtgen planlıdır. Kaya oyma ve taş duvar karışımıdır. Çatı örtüsü, taştır. Kilisenin giriş kapısı: batı duvarındadır. Giriş kapısının üzerindeki kitabede, yapılış tarihi olarak: 1894 yazılıdır.

Manastır Binası: dikdörtgen şekildedir. Bina, 2 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm: giriş kapısı, uzun bir koridor ve 5 oda ile 1 toplantı salonundan oluşmaktadır. Kinci bölüm ise: güneydoğu duvarındaki giriş kapısı, bir koridor ve bu koridora bağlı iki odadan oluşmaktadır. İki kat arasındaki döşeme, ahşaptır.

Kilise yapısı: taş ustası Ionnis Panteleımonidis tarafından yapılmıştır. Ayrıca, seyir terası olarak kullanılan avluda, daha önceki yıllarda bulunan ve kapalı olan tünel, 2002 yılında, Müze Müdürlüğü tarafından temizlenmeye başlanmıştır. Yörede: çok sayıda, obsidiyen’den yapılmış aletler bulunmuştur. Yani, burada, Neolitik dönemde de, bir yerleşim bulunduğu sanılmaktadır. 2006 yılında ise, bölge, Bakanlar Kurulu tarafından Sit alanı ilan edilerek, koruma altına alınmıştır.

Aksaray Güzelyurt Kızıl Kilise-Cafalar kilisesi

KIZIL KİLİSE (CAFALAR KİLİSE)

Sivrihisar-Niğde istikametinde, Güzelyurt ilçe merkezine 6 km. uzaklıkta Sivrihisar köyü yöresindedir.

Kilise: 6.yüzyılda, traşit taşından yapılmıştır. Sekizgen üzerine kurulmuş kubbesi, haç şeklindeki yapısıyla güzel bir mimari sunmaktadır.

10.yüzyıldan kalma ve hala iyi durumdaki freskleri görülmelidir. Yapıldığı dönemden sonra değişikliğe uğramamış nadir yapılardan biridir. Yani, bütün Kapadokya yöresinde, taştan yapılmış kiliseler arasındaki en güzel örnektir. Fresklerinde: İncil’den sahneler ve havarilerin portreleri var.

Aziz Gregorius, yaşamının son günlerini, bu kilise yakınlarındaki çiftliğinde geçirmiştir.

ILISU KASABASI

İlçe merkezine 10 km. uzaklıktadır. Melendiz ırmağının kıyısına kurulmuştur. Burada: Varvara isimli bir azize adanmış kaplıcalar bulunmaktadır. Müslüman ve Hıristiyan halk: hastalarını iyi etmek için bu kaplıcaya getirirlermiş.

Burada, Roma döneminden kalma bir “Roma hamamı” bulunuyor. Bu antik Roma hamamı, klasik Türk hamamı mimari özelliklerini taşıyor.

Günümüzde de, dinlenmek için ideal bir yer.

ÇANLI KİLİSE

Güzelyurt-Aksaray istikametinde olup, ilçe merkezine 25 km. uzaklıktadır. Çeltek köyüne ise 2 km. uzaklıkta bulunan kilise: tuğla ve taştan yapılmıştır. Yapı içinde: yüksek kaliteli freskler bulunmaktadır ve bunlar 11.yüzyıldan kalmadır.

Bu kilisede: Hıristiyanlar tarafından: Hz. İsa’nın “Göğe çıkma” yortusu kutlanmaktadır. Çevresinde, çok sayıda kayadan oyma kilise ve manastır bulunmaktadır. Kiliseden, 1995 yılında, 3 adet mumya çıkarılmıştır.

VİRANŞEHİR YAPILARI

Aksaray Güzelyurt Helvadere Köyü ve Antik Nora Kenti

HELVADERE KÖYÜ VE ANTİK NORA KENTİ

Helvadere köyü, Hasandağı eteklerinde kurulmuştur. İlçe merkezine, 25 km. uzaklıktadır. Hasandağı’nın, kuzey eteğinde, 1350 metre rakımda kurulmuştur. Buraya gittiğinizde, gölet çevresindeki tesislerde, mutlaka alabalık yemelisiniz.

Evet, köyün üzerinde: Roma imparatoru Justinyen tarafından yaptırılmış olan Nora isimli bir garnizon şehri bulunmaktadır. Bu antik şehir, inanılmaz büyüklükteki taşlardan yaptırılmıştır.

Günümüzde, Nora kenti çevresinde: Sarıgöl kilisesi, Yardıbaş kilisesi, Süt kilisesi, Bozboyun kilisesi, Tepe kilisesi, Çukurkent kilisesi, Kale kilisesi ve Selçuklulardan kalma “Karahan” görülmeye değer tarihi güzellikler olarak öne çıkmaktadır. Bunlar: Bizans dönemine aittir.

Burada: planlı yol ağı yoktur. Savunma amaçlı kurulmuş bir yerleşim yeridir. Temsili yapı olarak, yalnız yukarıda sözünü ettiğim kiliseler kalmıştır. Bu kiliselerin hepsi, haç planlıdır. Bazilikaları bulunmamaktadır. Tarihlenebilen en eski yapı, MS.7.yüzyıla aittir.

YARDIBAŞ KİLİSESİ

Viranşehir’in 1 km. güneybatısında: Karbeyaz oteli yakınındadır. Haç  planlıdır. 5.yüzyılda yapılmıştır.

SÜT KİLİSESİ

Viranşehir’in 1 km. batısındadır. Haç planlıdır. 5.yüzyılda yapılmıştır.

VİRANŞEHİR KİLİSESİ

Viranşehir’de, Hasandağı yakınındadır. Haç planlıdır. 5’nci yüzyılda yapılmıştır.

Aksaray Güzelyurt Manastır Vadisi

MANASTIR VADİSİ

İlçe sınırları içinde, 4-5 km. uzunluğunda bir vadidir. Burayı: yaklaşık 2.5 saatlik bir yürüyüş ile gezebilirsiniz. Burada: yapıldıkları dönemin özelliklerini taşıyan, 28 kaya oyma kilise ve yer altı şehri bulunmaktadır. Bu özellikleriyle, küçük bir “Ihlara” görünümü vermektedir.

Buradaki kaya oymalarda: ön cephe yaratılarak, kabartma süslemelere yer verilmiş ve böylece anıtsal bir görüntü yaratılmaya çalışılmıştır.  Hıristiyanlık dininde, manastır yaşamının, ilk kez burada, 3. ve 4’ncü yüzyıllarda başladığı tespit edilmiştir.

YER ALTI ŞEHRİ

İlçeye bağlı, Manastır vadisi girişindedir. Bizans dönemi yapısıdır. Giriş kısmında: hayvan barınağı var. Yan duvarlarında: kaya oyma yemlikler ve bağlama yerleri görülüyor. Buradan başlayan tünel, küçük bir mekana ulaşıyor. Üst katta ise: ahır var ve merdiven ile ulaşılıyor.

Ayrıca, dışarıdan giriş te mümkün. Bu mekanda, taş merdivenlere çıkıldığında: kapak bulunan üst bölümde, gözetleme yeri var. Gözetleme yerinden, yukarıya doğru devam eden tünelde, sürekli su akıyor ve bu yüzden, bu tünelden ilerleme imkanı yok.

KULUK ALİNİN EVİ- YER ALTI ŞEHRİ

Manastır vadisi girişindedir. Bizans dönemi yapısıdır. 3 katlıdır. Ancak, bir kısmı kapalıdır. Girişte, genişçe bir yer ve sonra, ikinci bir yere geçiliyor. Burada: tandır duvarı nişleri ve mutfak var.

Mutfak duvarlarında ise, çeşitli malzemeler için nişler açılmış. İkinci mekandan aşağıya, asansör bir merdivenle iniliyor. Buradaki duvarlarda da, küçük nişler bulunuyor. Duvar dibinde ise, derin bir su kuyusu var.

Aksaray Güzelyurt Kalburlu Kilise-St Epthemios kilisesi

KALBURLU KİLİSE (ST.EPTHEMİOS KİLİSESİ)

Manastır vadisi içinde, büyük bir kaya kütlesine oyulmuş ve çok sayıda mekanın merkezi durumundadır.

Giriş kapısı üzerinde: kabartma tekniğiyle yapılmış haçlardan oluşan, zengin bir mimari bezeme görülüyor. Kilise yapısı: 690 yılında, Aziz Simeon tarafından yaptırılmıştır. Güney nefin, batı duvarındaki niş içinde: bir vaftiz teknesi var.

YALNIZ KİLİSE

Manastır vadisi girişindedir. Apsis kısmının iki yanında: dikdörtgen çerçeveler içine alınmış, 4 portre bulunmaktadır. Beyaz sıva üzerinde: siyah sıva ile yapılan boyamalar, yerel bir ustanın elinden çıkmıştır. Ancak, portrelerden sadece üçü tanınabilecek durumdadır.

Aksaray Güzelyurt Kaya Camii

KAYA CAMİSİ

Manastır Vadisinin, kuzeyindeki kayalıklar üzerinde bulunmaktadır.

Kitabesi bulunmadığından, kim tarafından ve hangi yıl yapıldığı bilinmemektedir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde, yöreye yerleşen ilk Müslümanlar tarafından yapılmış olabileceği görüşü hakimdir. Tek bir kaya bloku oyularak yapılmıştır. Bir ana mekandan ve okuldan oluşmaktadır.

Tonoz tavanlı, son cemaat yeri yapılırken, ön bölümdeki meyilli kayalar, bir duvar gibi düzeltilmiştir. Bu duvara ise: mihrap ve kandiller oyulmuştur. Yan taraftaki okul ile cami arasında, küçük bir pencere var. Bu pencere: cemaatin çok olduğu günlerde, okulun da cami olarak kullanıldığını gösteriyor.

Çünkü, imamın sesi buradan duyulabiliyor. Caminin minaresi ise: 90 cm. çapındaki bir oyuk şeklinde yapılmıştır. Cami yanındaki küçük okulu da gezebilirsiniz. Tavanı düz olan okul yapısının içinde: bir ocak ve oturmak için kaya sedir var. Kaya duvarlarda ise, oyuklar var. Pencerelerden, Manastır vadisinin muhteşem manzarasını, mutlaka izleyin.

ÇÖMLEKLİ KİLİSE

Tek neflidir. Güzelyurt yöresinde, içinde freskleri en iyi korunmuş kilise yapısıdır. 9. ve 10.yüzyıllara tarihlenmektedir. Kilisenin ana giriş kapısı üstünde, kubbe ve apsisinde: freskler görülmektedir. Giriş kapısı üzerindeki fresklerde: bu tabakanın üzeri, beyaz boya ile boyanmış ve kiremit rengi boya ile haç motifleri çizilmiştir. Kubbede ise, güneyde: Meryem’e müjde ve İsa’nın doğumu ve kralların secdesi betimlenmiştir. Kuzeyde ise: Yahuda’nın ihaneti ve Çarmıhta İsa betimlenmiştir.

GÖZYAŞI YER ALTI ŞEHRİ

Göz kayası mevkiindedir. Bizans döneminde yapılmıştır.

Giriş iki türlüdür.
  1. Büyük kaya bloğu üzerinden, kaya merdiven kullanılarak girilir.
  2. Zeminden, düz bir girişin son kısmı kullanılarak girilir, ancak bu bölümdeki basamaklar yıkılmış durumdadır. Zemin girişi ise, kayaların çökmesi sonucu tam belli değildir.

Şehrin derinliği: 20 metredir. Girişteki tünel: 20 metre uzunlukta ve 2.5 metre genişlikte ve 3 metre yüksekliktedir. Ancak, koridor zemini kaygan ve çok dik olduğundan, ilerlemek mümkün olmamaktadır. Belediye tarafından bu bölümde temizlik çalışmaları sürdürülmektedir. Göz kayasının en üst bölümünde, bir değirmen olduğu söyleniyor.

Aksaray Güzelyurt Ziga Kaplıcaları

ZİGA KAPLICALARI

İlçenin, Yaprak Hisar köyünde, Ihlara vadisinin yanındadır. Bölge: kaynak kirlenmesinin önlenmesi için, yapılaşmaya kapatılmıştır. Yani, Bakanlar kurulu tarafından, koruma altına alınmıştır. Sular: köyün arkasındaki düzlükten, birkaç yerden çıkıyor.

Aksaray Güzelyurt Ziga Kaplıcaları

Burada, günümüzde bir tesis var. Tesis: 4 yıldızlı ve 200 yataklı.

Kaplıca suyu: 47 derece sıcaklıkta çıkıyor. Mineral bakımından oldukça zengin ve romatizmal hastalıklara iyi geldiği söyleniyor. Ayrıca: metabolizma bozuklukları, göz rahatsızlıkları ve kadın hastalıklarına da iyi geliyormuş. En önemli özelliklerinin başında: suyun iyot ve bromca zengin olmasıdır.

Aksaray Güzelyurt Belisırma Bölgesi Yapıları

BELİSIRMA BÖLGESİ YAPILARI

Belisırma köyü, Güzelyurt ilçesine bağlıdır. Burası: Aksaray il merkezine 42 km. ve Güzelyurt ilçe merkezine ise, 11 km. uzaklıktadır. Ancak, yolu kötü. Güzelyurt-Belisırma köyü arasındaki yol, felaket.

Köy: Ihlara vadisinin tam ortasında bulunuyor ve içinden Melendiz çayı geçiyor. Bölgeye gelen turistler, özellikle Ihlara vadisini gezerken, yemek ihtiyaçlarını, Belisırma köyündeki 4 restorandan karşılıyorlar. Yaz döneminde: Melendiz çayı üzerinde kurulan masalarda, muhteşem güzel yemek yemek mümkün. Akarsuyun üzerinde kurulan şark köşesinde dinlenin, suyun serinletici etkisini yaşayın.

Size önerebileceğim yemek: fırında balık. Her şey iyi güzel, ama bu köy: her ne kadar turistik olarak öne çıksa da, gerekli birkaç basit tedbir bile alınmamış. Yani: bir başı-boşluk var ve bunu hemen hissedeceksiniz.

Tabii, bu arada, yörede bulunan kaya oyma kiliseleri de ziyaret etmek mümkün. Ancak, birçok kilise bulunmasına rağmen, ben bunlardan, sadece ziyaret edebilecekleriniz ve hatta ziyaret etmenizi önereceklerimi anlatacağım.

Bu bölümdeki kiliseler, Bizans tipindedir. Ancak, küçük ayrıntılar dışında, daha doğudan gelen örnekler gösterilse de, genellikle üslup Bizans’tır.

KARAGEDİK KİLİSESİ (SAİNT ERMOLAOS KİLİSESİ) 

Melendiz çayının doğusundadır. Bu kilise yapısının en büyük özelliği: yörede yapılan bütün kiliselerin kayaya oyularak yapılmış olmasına rağmen, bu kilise: taşlar ile örülerek yapılmıştır.

10.yüzyılda yapılmıştır. Dik kayaya yaslanmış ve otlarla örtülmüş bir tepe üzerindedir. Bizans üslubuyla yapılmıştır.

Belisırma Rumları: bu kilise yapısına: Saint Ermolaos ismini vermişlerdir.

Büyük bir kilisedir. Yapı: Çanlı kiliseyi andırmaktadır. Kilise: üzerinde bulunan bir kayanın koparak düşmesi sonucu, büyük oranda çökmüş durumdadır.

Yapı duvarlarında, az da olsa bir kısım fireskler görülmektedir. Bunlarda işlenen konular: St. Georgenin şehit edilmesi. Bu freskten, bir kısım resim günümüze ulaşmıştır. Özellikle: St. George’nin: kralın huzurunda ve işkence çarkı, güneydoğudaki hücrelerin duvarlarında görülmektedir. Ancak, resimlerdeki sanat seviyesi, fazla yüksek değildir.

AZİZ GEORGİOS KİLİSESİ-KIRK DAMALTI KİLİSESİ

Melendiz çayının batı kıyısındadır. Bahattin Samanlığı kilisesinden, Ihlara beldesine doğru, vadiyi takip ederek yürürseniz, 10 dakikalık bir yürüyüş sonunda, buraya ulaşabilirsiniz. Yani, kilise, Belisırma köyü merkezine, yaklaşık 1 km. uzaklıktadır.

Bölgedeki en yüksek kilisedir. Vadi tabanından oldukça yüksekte, kayaların içine oyularak yapılmıştır. İstanbul’daki Ayasofya’dan daha eski, Küçük Ayasofya olarak da bilinmektedir. İnanç turizminin merkezlerinden biridir.

1283-1295 yılları arasında; Amirarzes Basileios ve eşi Tamara tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Giriş kısmını oluşturan bölüm, kayaların bir bölümünün kopması sonucu, tahrip olmuştur. Apsis kısmı, sonradan yıkılmıştır. Giriş kısmı yıkıldığı için, bugün yapıya, bu apsis kısmından giriliyor. Kilisenin tavanı düz. Altıgen plana sahiptir.

Kilise: cenaze törenleri için kullanılmıştır. Yapıldığı dönemde, en çok ziyaret edilen bölge kiliselerinden biridir. Zemin içinde oyulmuş, birçok mezar bulunmaktadır. Ancak, günümüzde, kilisenin içi yer yer toprakla dolu olduğundan, bu mezarların sayısı tam olarak bilinemiyor.

Kilisenin Yunanca kitabesi, yapının tüm çevresini dolanmaktadır.

Kilisedeki fresklerde işlenen konular: İncil’de hikaye edilen konulardır. Ancak, tüm bunların yanında: daha önce sözünü ettiğim gibi, bu kilisede: Selçuklu Sultanı II. Mesud’un resmi tasvir edilmiştir. Çünkü: kilisenin yapıldığı dönem, Anadolu Selçuklu Devletinin, bölgede egemen olduğu dönemdir.

Kilisenin yapılışında, Selçuklu Sultanı II. Mesud’un ordusunda görev yapan, yukarıda isimlerinden söz ettiğim Hıristiyan bir komutan ve eşinin, önemli katkılarının bulunduğu sanılmaktadır. Bu kişiler: kiliseyi “Aziz Georgios”a adamışlardır. Bu olayın  resmedildiği, adak sunma sahnesi, kilisenin en güzel freskleri arasındadır.

Ayrıca, burada, biraz önce sözünü ettiğim, Sultan figürünün bulunması da, ortaya muhteşem bir güzellik çıkarıyor. Tüm bunların yanında: fresklerde görülen atların kuyrukları “Türk usulü” bağlanmış. Türk tarzı giysiler ve giysilerde kullanılan motifler, Türk kültür tarihinin o dönemi yansıtan örnekleri olması açısından öne çıkıyor.

Evet, bu resimleri yani freskleri mutlaka görün, çünkü yeryüzünde, kilise içinde, bu tür bir resim, tek, yalnız burada görülebiliyor.

BAHATTİN SAMANLIĞI KİLİSESİ

Melendiz çayının batısındadır. Direkli kiliseden, Ihlara yönüne doğru, vadiyi takip ettiğinizde, 50 metre kadar ileridedir.

10.yüzyılda yapılmıştır. Kiliseye: yöre halkı tarafından, burayı samanlık olarak kullanan kişinin adı verilmiştir. Irmağın batı yakasında, Belisırma köyü karşısındaki kayalıklara oyulmuştur.

Tek koridoru bulunan bir kilisedir. Kuzey ve batı yan duvarlarına oyulmuş, birer hücre ve güney duvara oyulmuş, 3 hücre var. Kubbesi: beşik çatı şeklindedir. Freskler biraz kararmış olmasına rağmen, yine de iyi korunmuş durumdadır. Bunların: 10.yüzyıl ortasından itibaren, 11.yüzyıl başına kadar olan dönemde yapıldığı tahmin edilmektedir.

Kilisedeki firesklerde işlenen konular: Müjde, ziyaret, su deneyi, doğum, üç müneccimin tapınması, Yusuf’un rüyası, mabede takdim, son akşam yemeği, ihanet, İsa çarmıhta, anastasis.

Aksaray Güzelyurt Direkli Kilise

DİREKLİ KİLİSE

Bahattin Samanlığı kilisesinin, 50 metre kuzeyinde, Melendiz çayın batı kısmındadır. Köyün karşısındaki kayalara oyulmuştur.

Yörede, yapılış tarihi tespit edilebilen ender kiliselerdendir. 976-1025 yılları arasında yapıldığı öğrenilmiştir. Merkezi kubbe ve 3 mihraptan oluşan kilise, haç şeklindedir ve 6 direk üstüne oturmaktadır.

Bu direkler nedeniyle, yapıya “Direkli kilise” ismi verilmiştir. Freskler, oldukça tahrip edilmiş durumdadır. Cenaze törenlerinin yapıldığı bölümde, sadece birkaç geometrik desen kalmıştır. Bu süslemelerin: 726-843 yılları arasında, İkonoklasm döneminde yapıldığı düşünülmektedir.

Kilisenin içindeki kapıdan: keşişlerin türbelerine ve kilise görevlilerinin kaldıkları yerlere geçilmektedir. Kilise üstündeki sütunlarda: ikişer sıra halinde resimler var. Bu resimlerde: Azizlerin ve Havarilerin iki taraflarında, kitabeler görülüyor.

BATKIN (AÇIKEL AĞA) KİLİSE

Melendiz çayının batısındadır. Yürüyerek ulaşabilirsiniz. Manzara terasının üzerinde bulunan kaya bloğunun tam altındadır. Yapı: 8’nci yüzyıla aittir. İçindeki freskler tahrip edilmiş. Görülmeye değer herhangi bir özelliği yok. Yani, gitmenize gerek yok.

Aksaray Güzelyurt Ala Kilise ve Bezirhane

ALA KİLİSE VE BEZİRHANE

Melendiz çayının doğu kenarında, köyün kuzeyinde ve vadinin doğu yamacındadır. Güzelyurt ilçesine giden yol üzerinde, sağ taraftadır. Kayaya oyulmuş bir kilisedir. Manastır şeklinde yapılmış olan yapı, haç planlıdır. Merkezi bir kubbesi var.

11.yüzyılda, bölgede Hıristiyanlığın serbest kalmasından sonra yapılmıştır. Cephesinin üst kısmında: Havarilerin ve Azizlerin resimleri var. Kilisenin freskleri büyük ölçüde tahrip olmuştur. Bunlarda işlenen konular ise: doğum, Anastasis, Kudüs’e giriş, Mısır, Meryem’in takdis edilmesi. Ancak, bunlar da, yoğun is tabakası ile kaplıdır.

Kiliseye bağlı bölümlerden birinde, sonradan yapılmış bir “Bezirhane” bulunmaktadır. Anadolu’da, elektriğin olmadığı dönemlerde, aydınlatma için “bezir çırası” kullanılmaktaydı.

Bu yörelerde de yoğun olarak kullanılan beziryağı: bezirhane denilen bu tür işletmelerde: keten, zeyrek ve ızgın tohumlarının ezilmesiyle elde ediliyordu. Burgularla hasırlar arasında otları sıkar, küpe akıtır, sonra da elde ettikleri bu yağı, lambalarda yakarlarmış.

Zaten: Kapadokya’nın tümünde, birçok bezirhane yapısı görülmektedir. Bunun sonucu olarak, bu bölgede, bezir yağı üretiminin, insanların ihtiyacı üzerinde, ticari amaç güdülerek yapıldığını da gündeme getiriyor.

Ancak: gazyağının ortaya çıkması sonucu, 20.yüzyıl başlarından itibaren, beziryağı ve bezirhanelere olan gereksinim bitmiştir. Ancak, bezir yağı üretiminin revaçta olduğu dönemlerde, Müslümanlık sonrasında, yöredeki çoğu kilisede, bezir yağı üretiminin yaygın olduğu görülmektedir.

Aksaray Gülağaç

Aksaray Gülağaç

Yörede bulunan Aşıklı Höyükte: 10.000 yıl öncesinde yerleşim izleri görülmüş olması, buranın, Kapadokya’nın en eski yerleşimi olduğunu ortaya koyuyor.

Hatta, bu ilk yerleşimde: ilk tarım, ilk madencilik, ilk beyin ameliyatı gibi teknolojik ve bilimsel gelişmeler yaşanmış ve bunların izleri bulunmuştur.

Güvercinkaya bölgesi ise, Anadolu’daki ilk kale kent yapılaşmasının örneğidir.

ULAŞIM

Gülağaç, il merkezi olan Aksaray’a, 40 km. uzaklıktadır. Gülağaç-Ihlara vadisi arasındaki uzaklık: 12 km. Gülağaç-Derinkuyu arasındaki uzaklık: 50 km.

Aksaray Gülağaç

TARİHİ

Anadolu topraklarında hüküm süren birçok uygarlık, burada da izler bırakmışlardır. İlçenin adı: Kanuni Sultan Süleyman döneminde: “Ağaçlı” olarak geçmektedir. Buna dayanarak: bölgenin geçmiş dönemlerden bu yana: yeşil, ağaçlık ve yerleşime müsait bir yer olduğu görülmektedir.

1957 yılında, İlçe, kasaba statüsünü kazanır.

Aksaray Gülağaç

GENEL

İlçe, İç Anadolu’nun orta kısmında bulunmaktadır. İlçe merkezinin rakımı: 1170 metredir.

İlçe ekonomisi, genel olarak tarıma dayalı olmakla birlikte, özellikle yaz aylarında, ilçe yerleşimcilerinin yakınlarının yurt dışından gelmesiyle, ilçe hareketlenir. Tarımsal faaliyetlerde, başı çeken ise: kabak çekirdeği, pancar, patates ve tahıllardır.

GEZİLECEK YERLER

Aksaray Gülağaç Güvercinkaya Yerleşkesi

GÜVERCİNKAYA YERLEŞKESİ 

İlçe merkezine bağlı, Çatalsu köyünün 1 km. batısındadır.

Aksaray Gülağaç Güvercinkaya Yerleşkesi

Burada: Kalkolik çağ, yani MÖ.5200-4750 yıllarına ait: kaya üzerinde bir yerleşme bulunmaktadır. Kentleşme öncesi, son yerleşmelere bir örnek.

Burada: obsidyen ve kemik alet kalıntılarına, ok uçlarına rastlanmamıştır. Av ve savunma silahı olarak: sapan ve taş taneleri bulunmuştur. Bu buluntulardan 24 tanesi, Müzeye getirilmiştir.

Evet, burada kazı çalışmaları sürdürülüyor, ama şu an için gittiğinizde, görebileceğiniz çok şey yok. Bu yüzden, gitmenizi önermiyorum.

Aksaray Gülağaç Aşıklı Höyük

AŞIKLI HÖYÜK

İlçe merkezine bağlı, Kızılkaya köyündedir. Burada da, resmi arkeolojik kazı çalışmaları yapılmaktadır. Bir zamanlar burada yaşayan insanların: alet ve silahlarını yapmak için, obsidyen kaynakları kullandıkları tespit edilmiştir.

: bölgede bolca bulunan bu obsidyen kaynakları, çevreye satarak, ticaretin gelişimini de sağlamışlardır. Bu insanlar: ilk kez buğday, arpa, mercimek, bezelye gibi bitkileri yetiştirmeye başlayan çiftçiler olarak öne çıkmışlardır.

Ayrıca: yabani koyun, keçi, deve, sığır, domuz, geyik, tavşan ve çeşitli kuşlar ve Melendiz ırmağından ise balık avlamışlardır. Av hayvanları arasında: yabanı atın da bulunması, Anadolu bölgesinde, atın, yerel olarak “Holosen” dönemde varlığını göstermesi, son derece önemli bir buluş olmuştur.

Aşıklı insanları: bakırı: hem sıcakken ve hem de soğukken işlemeyi öğrenmişlerdir. Bu da, metal endüstrisinin tarih sahnesinde, başlangıcı olarak kabul edilir. Bunun dışında, bölgede yapılan araştırmalarda tespit edilen ve ilgi çeken hususlar şunlardır: kuzeydoğudan-güneydoğuya doğru uzanan çevre duvarı, kerpiç yapılar, bir genç kadının kafatasında saptanan beyin ameliyatı izleri, bir başka kadının çenesinde rastlanan otopsi izleri.

Burası: günümüzde, iç Anadolu bölgesinin Volkanik Kapadokyası olarak öne çıkmaktadır.

2009 yılında, kazı ekibi tarafından: köyün yanına, tarihi kentteki yapı malzemeleri kullanılarak, aslına uygun “Aşılı kenti” maketi yapılmış ve bu maket şehir, bölgede ilk olma özelliğini taşıyor. Ziyaretçiler, buraya gelerek, çatıdan evlerin içine girerek, 10.000 yıl öncesinin havasını teneffüs ediyorlar.

MUSULAR HÖYÜK 

İlçenin, Kızılkaya köyünde, Melendiz ırmağının batısındadır. Bölgede: Aşıklı Höyükten sonraki en önemli, antik dönem yerleşkesidir. Buradaki ilk yerleşimin: MÖ.6000 yıllarında olduğu tahmin edilmektedir.

İlk dönem: çanak-çömleksiz ve takip eden dönem ise, çanak-çömlekli dönemdir. İkinci dönemde yerleşenler, önceki yapı kalıntılarını düzlemişler, bunun üzerine, kalınca ve sarımsı renkte bir  toprak tabakası sererek, yeni elde edilen düz alan üzerine kendi yapılarını yapmışlardır.

SARATLI YER ALTI ŞEHRİ

Saratlı kasabasında, Aksaray-Niğde-Nevşehir karayolundan 2-3 km. içeridedir. Giriş: güneydendir. Ancak, giriş kısmının dar olması, mekana girişi güçleştirmektedir.

Odalar: düzensiz dikdörtgen şeklindedir. İç kısımda, kayaya oyulmuş, 8 metre derinliğinde su kuyusu bulunmaktadır. Kuyunun ağız kısmı, su alabilmek için geniş olarak açılmıştır.

Burası, ışıklandırılarak, ziyarete açılmıştır.

ÇUKURÖREN YER ALTI ŞEHRİ

Kapladığı alan olarak, Kapadokya bölgesinin en büyük yer altı şehirlerindendir. Bu yapıda: bezirhane, şırahane, hayvan barınakları, toplantı salonu, kilise, depo, su kuyuları, dehlizler ve tüneller bulunmaktadır.

Şu anda, burası ziyarete açık değil, sanırım önümüzdeki yıllarda, gerekli düzenlemeler yapılarak, ziyarete açılacaktır.

KRATER GÖLÜ (ACIGÖL)

İlçeye bağlı, Sofular kasabasının 3 km. yakınlarındadır. Göl ve çevresinde, sağlık turizmi açısından önemli potansiyel bulunmaktadır. Göl suyu: kükürtlüdür. Derinliği ise: 65-70 metredir. Çevresi dağlarla çevrilidir. Bu yüzden, kışın çevresi kar tutmamaktadır.

Burada: MTA tarafından açılan: 4 adet sıcak su sondaj kuyusunda, 65 derece sıcaklıkta, su çıkmaktadır. Bu kapasite ile: önemli bir kaplıca hizmeti verilebilecek sonuç ortaya çıkmaktadır.

Ancak, planlanan konaklama tesisleri, proje halindedir, yani şu anda burada herhangi bir tesis yok.