Kırklareli Demirköy

Kırklareli Demirköy

Kırklareli Demirköy: Yıldız dağlarının bağrında, yeşille baş başa bir yöre. Ancak, buranın en öne çıkan yönü: elbette “İğneada”.

Özellikle İstanbul gibi metropol bir ilin, hemen yakınında böyle bir cennet doğanın bulunması, büyük bir güzellik. İstanbul’dan arabanıza bindiğinizde, yaklaşık 224 km. lik yolun zaten büyük kısmı, otobanda geçiyor, yani ulaşım kolay ve sorunsuz denilebilir.

 

ULAŞIM

Demirköy, il merkezi olan Kırklareli’ne 74 km. uzaklıktadır. Demirköy-İstanbul arasındaki uzaklık: 224 km. dir.

TARİHİ

Yörede, MÖ.4200-4000 yılları arasında, Trak kabilelerinin yerleştikleri ve yaşam sürdürdükleri bilinmektedir.

Eski adı: Samakofçuk. Ancak, çevredeki demir cevherinin yoğunluğu nedeniyle, bu isim daha sonra “Demirköy” olarak değiştirilmiştir.

1369 yılına kadar Bizans egemenliği altında bulunan bölge, bu tarihten sonra, Sultan I. Murat döneminde, Osmanlı egemenliğine girmiştir.

1914 yılına kadar, Midye yani günümüzdeki adıyla Kıyıköy kazasının bir nahiyesi olan Demirköy, bu  tarihten sonra İlçe teşkilatına girmiştir.

27 Temmuz 1920 tarihinde Yunanlılarca işgal edilen bölge, 11 Kasım 1922 tarihinde kurtarılmıştır.

Takip eden tarihi süreçte: büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” adlı eserinde belirttiği üzere: Hamdi Bey’in Kaymakamlığı döneminde, burada büyük imar faaliyetlerine girişilmiştir.

Hatta: halkın katılımı ile yapılan Hükümet konağı ve ilkokul, dönemin valisi tarafından ziyaret edildiğinde, dönüşlerinde, Rum çetecilerin baskınına uğramışlar ve valinin oğlu şehit edilmiştir.

Halen Demirköy-Kırklareli yolu üzerinde bulunan mezarlık, o günün anısına “Vali Mezarlığı” olarak anılmaktadır.

GENEL

İlçe merkezi, Istranca dağlarının, denizden 400 metre yüksekliğinde kurulmuştur.

Yörede: Karadeniz iklimi egemendir ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, bahar ve kış ayları ise yoğun yağışlı geçmektedir.

İlçe ekonomisi: ormancılık sektörüne dayalıdır. Küçük çaplı olarak turizm de, yörede yaşayan insanların geçim kaynağı olarak etkindir. Tabii, 1453 yılı öncesinde, Fatih Sultan Mehmet tarafından, burada bir demir dökümhanesi bulunması, burada demir cevherinin bolluğunu akla getiriyor.

Ancak: demir cevheri rezervleri yüksek olmasına rağmen, demir yatakları, tenörlerinin düşük olması sebebiyle, günümüzde işletilmemektedir. Sadece, doğal mermer yatakları işletiliyor.

MANYETİK ALAN

Bir zamanlar televizyonlarda bolca işlenen bir konu vardı. Ben denemedim ama duyduklarımı sizinle paylaşmak istiyorum.

Demirköy ilçesine gelirken: ovaların bittiği ve Daga rampalarının başladığı yerde, böyle bir olayın oluştuğu yani gerçekleştiği söyleniyor.

Burada, yolun kıyısında bir çeşme var. Bu çeşmenin bulunduğu yerden başlayıp, Demirköy’den çıkış yani ters istikamette: yaklaşık 200 metrelik bir yol bölümündeki rampada, aracınızın vitesini boşa alırsanız, araç kendi kendine, rampa yukarı çıkıyormuş.

Ben denemedim, deneyip te buna canlı şahit olan varsa, lütfen yorum bıraksın.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Uygun mevsiminde olursanız, mutlaka dağ çileği yemelisiniz. Yani: Nisan-Mayıs gibi buralardan geçerseniz, dağ çileği, mutlaka tatmanızı önereceğim bir lezzettir.

GEZİLECEK YERLER

YILDIZ DAĞLARI- ISTIRANCA DAĞLARI

Bu dağlar: Trakya bölgemizin en büyük yeşilliklerini oluşturmaktadır. Bu dağların Karadeniz’e bakan yamaçları , tamamen ormanlıklar la kaplıdır.

Bu ormanlar: kıyı yamaçlarından başlayıp, 1000 metre yüksekliklere kadar yayılırlar. Bu ormanlardaki ağaçlar, geniş yapraklıdır ve kışın yapraklarını dökerler.

Kırklareli Demirköy Fatih Demir Dökümhanesi

FATİH DEMİR DÖKÜMHANESİ

Demirköy ilçesindedir. İlçe merkezine 5 km. uzaklıktadır.

İşletmenin: yapıldığı dönemde, yani 15’nci yüzyılda: döneminin en modern işletme olduğu tahmin edilmektedir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethetmek için kullandığı topları, burada döktürmüştür.

Demirhane: Osmanlı döneminde, II. Mahmut zamanında (1808-1839) büyük bir onarımdan geçirilmiştir. Günümüzde, bu tarihi alan: çevresi tellerle çevrilerek koruma altına alınmıştır.

Çevre düzenlemelerinin devam ettiğini duydum, sanırım yakında turizme açılır. Burada üretilen güllelerden bir kısmı, halen Demirköy Belediyesinin girişinde görülüyor.

Kırklareli Demirköy Dupnisa Mağarası

DUPNİSA MAĞARASI

İl merkezine bağlı, Demirköy ilçesinin Sarpdere köyüne 5 km. uzaklıktadır. Yani: Kırklareli il merkezine, 58 km. uzaklıktadır. İstanbul’a uzaklık ise, 231 km. dir. Türkiye’nin ikinci büyük mağarasıdır.

Mağara: ikinci jeolojik zamanda, yani günümüzden yaklaşık 180 milyon yıl önce oluşmuştur. 4 milyon yıldır da gelişimini sürdürmektedir.

Mağara içinde: birbirine bağlı, iki  kat ve üç mağara var. Toplam uzunluk ise: yaklaşık 2750 metre. İçinde sürekli akan bir yer altı nehri var. Bu nehir üzerinde yer yer göletler oluşmuş ve bunların derinlikleri 2 metreye kadar ulaşıyor.

Mağaranın deniz seviyesinden yüksekliği: 350 metre. Evet, Trakya’da bulunan ve turizme açık tek mağara burası, meraklıları için ilginç gelebilir. Turizme, 2003 yılında açılmıştır.

Ancak: üst katı oluşturan ve içinde dev sarkıt, dikit ve sütunların bulunduğu kuru mağaranın 250 metrelik bölümü ve sulu yani içinde akarsu bulunan mağaranın ise 200  metrelik bölümü turizme açılmıştır.

Toplam uzunluğu, 2720 metre olan mağaranın, umarım ileriki yıllarda, kalan kısımları da zaman zaman ziyarete açılır.

Kırklareli Demirköy İğne Ada

İĞNE ADA

Kırklareli il merkezine 98 km. uzaklıktadır. İlçe merkezi olan Demirköy’e ise, 25 km. uzaklıktadır. Peki, İstanbul. Evet, İstanbul’a da 2-3 saatlik uzaklıktadır. Yani, yaklaşık 250 km. dir.

İstanbul’dan gitmek istediğinizde: Edirne yönünde yol alırken, Lüleburgaz ayrımında otobandan çıkmanız ve Pınarhisar-Demirköy üzerinden, Istranca ormanlarının doyumsuz manzarasını izleyerek, İğneada’ya ulaşmanız mümkündür.

Burada: güzel bir kumsal var. Kumsalın uzunluğu, 10 km ve genişliği ise, 50-60 metre civarındadır. Ayrıca: yedi tane koruma altında göl bulunuyor. Bunlar: Hamam-Saka-Erikli-Sülüklü-Ramana-Mert-Pedina gölleri.

Özellikle: Petine ve Hamam gölleri: göçmen kuşlara ev sahipliği yapmasıyla önem kazanıyor. Yani, kuş gözlem meraklıları için ideal yerler.

Burada: dünya üzerinde pek örneği bulunmayan, langoz ormanları var. İğneada langoz ormanı, Avrupa’nın en büyük su basar ormanı. Yani, ormanın zemini su ile kaplı.

Bu 2500 metre karelik langoz ormanlık alanında: 550 bitki, 45 tür canlı, 25 tür sürüngen, 55 tür memeli, 30 tür tatlı su balığı, 25 tür deniz balığı ve 220 tür kuş barınıyor. Buralarda, orman içinde muhteşem güzel yürüyüşler yapabilirsiniz.

Bir zamanlar: Maden Teknik Arama kurumu, buradaki sahilde bir araştırma yapmış ve plaj kumları arasında altın tozu şeklinde buluntular elde etmişler. Ancak, üretim maliyetinin fazla olması, rezervin dar olması nedeniyle, herhangi bir çalışma yapılmamış. Yani, hani derler ya, altın sahiller, altın kumsallar.

Buyurun, İğneada kumsallarında sizi bekleyenler bunlar. Her ne kadar Karadeniz olsa da, buranın denizi nispeten sakin ve dalgasız. Çünkü, deniz, doğal liman ile kuzey rüzgarlarına kapalı. Bazı yerlerde, deniz içinde 100-150 metre gittiğinizde, sığ özelliğini görüyorsunuz.

Ancak, ben yine de, Karadeniz’in kendine özgü yapısı nedeniyle, sizlerin mutlaka dikkat etmesi gerektiğini belirtmeden geçmek istemiyorum. Çünkü, Karadeniz’de çok sığ bölgelerde bile, kısa sürelerde, anaforların etkisiyle, derin çukurlar oluşabiliyor.

Sahil ve hemen geride, langoz ormanları ve göller. Tam bir cennet. Ön taraf Karadeniz, arka taraf Istrancalar.

Orman ve denizin bir arada olması nedeniyle, yaz aylarında bile, hava, geceleri serin.

Günümüzde: İğneada, yazlıkçıların villaları ve kooperatif evlerinin hücumuna uğramış olsa da, doğal huzur ortamından pek fazla bir şey kaybetmemiş yapısıyla önem kazanıyor. Sakin ve huzurlu bir tatil geçirmek isteyenler için ideal.

İğneada’da, bir de Fransız deniz feneri var. Bulgaristan tarafından, denizden gelen tekneleri ilk karşılayan bu fener. Bir de, burada, Türkiye-Bulgaristan sınırını oluşturan Rezve deresinin hemen kıyısında bir köy var.

Bu köyün ismi “Beğendik Köyü”. Söylenenlere göre, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, Bulgaristan sınırındaki bu köyü: “Örnek Köy” olarak yaptırmıştır. Çünkü, hemen karşısında, daha kötü bir Bulgar köyü görülüyor.

Beğendik köyü ise, modern görünümüyle dikkat çekiyor. İğneada merkezine 12 km. uzaklıktaki bu köyü görmenizi öneririm.

Son olarak: İğneada’ya giderken geçeceğiniz Demirköy ilçesi, bir zamanlar “çilek” ile ünlüydü ve halen burada “yediveren çileği” bulabilirsiniz.

Mevsimine denk gelirseniz (Nisan-Mayıs gibi) mutlaka çilek tatmayı unutmayın. Bir de İğneada içinde, bulabilirseniz “ada balı” almalısınız.

Kırklareli tanıtımı.