Kırklareli Vize

Kırklareli Vize

Padişahlar yolu üzerinde, İstanbul-Viyana yolu üzerindeki bir yerleşim yeri. Tarih boyunca önemini hiç kaybetmemiştir. Çünkü, burayı geçen İstanbul’a varır. Bir de, Kıyıköy. İstanbul’un hemen dibinde, bir doğa cenneti.

Kırklareli Vize

ULAŞIM

Vize, il merkezi olan Kırklareli’ne: 56 km. uzaklıktadır. Vize-Pınarhisar arasındaki uzaklık: 23 km. Vize-Saray arasındaki uzaklık: 20 km. Vize-Çerkezköy arasındaki uzaklık: 40 km. Vize-İstanbul arasındaki uzaklık; 140 km. dir. Yani: 1.5 saatlik bir uzaklık.

Kırklareli Vize

TARİHİ

Yöre: MS.46 yılında Roma’ya bağlanarak bir eyalet olur. 338 yılına gelindiğinde ise, bölgede, Bizans hakimiyeti görülür. Bu dönemde, ilk kez “Vize” ismi kullanılmıştır. Daha sonra kullanılan isimler: Bizye, Bizya, Bida, Biza, Vissa, Vizilli. Bizye ismi: Trak krallarından Byzas ismine izafeten verilmiştir.

Yunan mitolojisinde ise, bu isim: Byzia olarak yani kaynak perisi olarak da geçer. Zaten, bu yörede kaynak suları çok bol ve İstanbul’a kadar yapılan su yolları, bunun en büyük kanıtıdır. Geç Roma döneminde, Vize-İstanbul arasındaki bu 242 km.lik yol boyunca, dünyanın en büyük su yolu yapılmıştır.

Özellikle, Roma döneminde, yani 46 yılında, yöre, bir Roma Eyalet Merkezi olarak önem kazanır. Daha sonra, yani Roma döneminin hemen ardından ise, Hıristiyanlığın başlamasıyla, bu kez piskoposluk merkezi olur. Bizans döneminde de yöre önemini kaybetmemiştir.

Çünkü, Vize’yi geçen, kendisini İstanbul’da buluyordu. Bu yüzden, yöreye ve İstanbul’a hakim olmak durumunda olanlar, Vize ve yöresine sürekli yatırımlar yapmışlardır.

1363 yılına gelindiğinde, Osmanlılar bölgeyi ele geçirirler.

Kırklareli Vize

GENEL

İlçe merkezi: Yıldız dağlarının güneye bakan ve alçalarak Ergene ovasına inen etekleri üzerinde kurulmuştur. Denizden yükseklik: 180 metredir. En yüksek nokta ise, 881 metre yüksekliğindeki, Kaynak Tepedir.

İlçenin Karadeniz kıyısındaki bölümleri ise: küçük koylar ve burunlar halindedir. Kıyı: yer yer düz ve falezli bir yapı gösterir. Şiddetli dalgalar, kıyıların altını sürekli oyarak, falezlerin oluşmasına sebep olmuştur. Kıyı boyunca başlıca plaj bölgeleri ise: Kıyıköy, Panayır İskelesi, Selves koylarıdır.

Vize yöresinde: karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kışlar soğuk geçer. Ancak, yaz aylarında sıcaklık ortalaması 20 derecenin altına düşmez. Kışın ise, sıcaklık bolca sıfır derecenin altına düşmektedir.

İlçe halkı geçimini: tarım ve ormancılık ile sağlamaktadırlar.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Vize yöresinde: merkezde elbette yemek yenebilecek güzel yerler var ama, doğal ortamda kahvaltı ve alabalık için: Pazarlı köyü yöresine, et yemeklerini tatmak için Sergen beldesine ve balık yemek için ise, istisnasız Kıyıköy beldesine gitmenizi öneririm.

GEZİLECEK YERLER

KÜÇÜK AYASOFYA KİLİSESİ

Daha önce, burada bir Dionysos mabedi olduğu ve bunun üzerine, 6’ncı yüzyılda, Bizans imparatoru Justinyen döneminde, bu kilisenin yaptırıldığı düşünülmektedir. Yapıldığı dönemde, içinin firekslerle bezeli olduğu düşünülüyor. Dini önem açısından ise: Hıristiyanlık dini içinde, azizelik mertebesinde olan Azize Maria’nın mezarının burada bulunduğu düşünülmektedir.

Yapı: Osmanlı döneminde, Gazi Süleyman paşa tarafından camiye dönüştürülmüştür. Bunu yadırgamamak lazım. Çünkü: Avrupa’daki birçok cami de, günümüzde kilise olarak kullanılıyor. Hatta: Atina şehrinde, Yunanistan’ın başkentinde: günümüze kadar ayakta kalabilen, sadece iki cami yapısı var ve bunlar bugün kullanıma açık değil.

Çünkü: resmi makamlar buna izin vermiyorlar.  Peki, ya İstanbul’da? İstanbul’da yaşayan veya gezmeye gelmiş bir Yunanlı nasıl ibadet yapabilir? Fener semtinde, koca bir Rum Patrikhanesi ve birçok kilise bulunduğu aşikar. Neyse, biz yine tarihe devam edelim. Söylediğim gibi, cami olarak uzunca bir süre kullanılan yapı, 1997 yılında temizlenmiş ve bakımı yapılmıştır.

Kırklareli Vize Kale

KALE

Akropol bölgesinde surlarla desteklenmiş, Roma dönemi yapısıdır. Surlar: tepenin eteklerine kadar uzanmaktadır. Yani: tepeyi tam olarak sarmaktadırlar. Roma döneminde yapılan bu surlar, daha sonra Bizanslılar tarafından onarılmıştır.

Kale: iç ve dış kale olmak üzere, iki bölümden oluşmaktadır. Ancak, surlara ait bu taşların büyük kısmı, özellikle 19’ncu yüzyılın başlarında talan edilerek, başka inşaatlarda kullanılmıştır. Akropol bölgesinin en üst kısmında, bir kemer açıklığı, bu surlara bir geçiş noktası bırakmaktadır.

Kırklareli Vize Panayır İskelesi

PANAYIR İSKELESİ

Panayır iskelesi: ilçe merkezine 47 km. uzaklıkta, Kışlacık köyü sınırlarındadır. İğneada ve Kıyıköy arasındadır.

Buradaki plajlar: yaklaşık 200 metre uzunluğunda ve 20 metre genişliğindedir. Deniz ise: ince kumlu ve yer yer kayalık yapıdadır. Plajın hemen arkasında ise, ormanlık alan var.

Buraya yazın giderseniz, denize girebilir, kamp yapabilirsiniz. Kışın giderseniz, Karadeniz’in o çılgın dalgalarının karaya hızla vuruşunu ve sert  poyrazın dondurucu soğuğunu hissedebilirsiniz.

SELVES KOYU

Öncelikle Selves koyuna ulaşabilmek için yapmanız gerekenlerden söz etmek istiyorum. İlk olarak: Kıyıköy plajından sonra, bir dere kıyısında ilerleyerek, yüksekliği 50 metre civarında olan bir tepeyi aşıyorsunuz ve Selves plajına ulaşıyorsunuz.

Veya, Kıyıköy yöresinden: Vize istikametine 200 metre gidiyorsunuz ve sağ yönde, bir yokuş inerseniz Selves koyuna varabiliyorsunuz. Kısacası: buraya aracınız ile ulaşmanız mümkün değil, toprak yolları yürüyerek gitmeniz gerekiyor. Yani, gitmeden önce, ulaşımın zor olduğunu peşinen kabullenmeniz gerekiyor.

Selves plajı: uzunluğu yaklaşık 2 km. civarındadır. Ormanla iç içe olması buranın tam bir cennet görünümünü yaratmış. Burada: orman içinde çadır kuranlar var. Ama, bu çadır kurma meraklıları için de şunu söylemem lazım, hiçbir alt yapı yok. Yani, her türlü ihtiyacınızı, Kıyıköye gidip karşılamak durumundasınız.

Zaten, her yerde olduğu gibi, bu olanaksızlıklar yüzünden, Selves koyu bakir kalmış. Ancak, ne kadar bakir kalırsa kalsın, deniz yine deniz. Karadeniz bazen burada genel özelliklerini gösteriyor ve  dalgalı denize yüzmek için giren insanlar, maalesef boğularak ölüyorlar.

Kırklareli Vize Roma Tiyatrosu

ROMA TİYATROSU

1995 yılında, ilçe merkezinde, Çömlektepe sokakta, bir kulübe yapımı sırasında bulunan üç koltuk taşının bulunduğu bölge; 1995-1997 yılları arasında kazıldığında; Trakya bölgesindeki tek Roma dönemine ait bir tiyatro ortaya çıkarılmıştır. Tiyatro: 3000 seyirci kapasitelidir. Sahne kısmı: takip eden Bizans döneminde büyük bir tahribata uğramıştır.

Tiyatro kazısında bulunan mermer ve bronz heykeller, günümüzde Kırklareli Müzesinde sergilenir.

Bölgede, ayrıca: özellikle Roma İmparatoru Hadrian dönemine ait, çok sayıda imparatorluk sikkesi bulunmuştur. Ancak, bunların büyük bölümü, kaçakçılar tarafından yurt dışına kaçırılmıştır. Bugün burada görebilecekleriniz: tiyatronun oturma kademeleri, bunların arasındaki yollar ve sahne binası ve orkestra bölümüdür.

Bu arada, son bir not: Roma döneminden sonraki Bizans döneminde, bu tiyatro, özellikle orkestra bölümü: domuz ağılı ve çöplük olarak kullanılmıştır. Çünkü: orkestra bölümündeki kazılarda, büyük oranda domuz dişi ve gübre kalıntıları bulunmuştur. Hatta, bu gübre tabakası içinde, bir heykel başı bulunmuştur.

Özenle yapılan bu heykel başının, dönemin ünlü bir yöneticine ait olduğu ve sırf aşağılanmak için, bu domuz gübrelerinin içine atıldığı düşünülmektedir. Ayrıca, bu tiyatroda, on kadar olduğu sanılan mermer firizlerden, bulunabilen dört tanesi, günümüzde Kırklareli Müzesinde sergilenmektedir.

Kırklareli Vize Kıyıköy

KIYIKÖY

İstanbul’dan: 164 km. uzaklıktadır. Vize ilçesinin bir beldesidir.

Eski ismi: “medea” yani “midye”. Bulunduğu yörede, hala “midye” olarak söyleyenler bolca bulunur. Antik dönemdeki ismi ise: “Salmydessos” dur.

Burada: Trak boyları yaşarmış. Aynı zamanda, tarihte kralların sayfiye yeri olarak da kullanılmıştır. Hatta, Osmanlı sultanları da, avlanma ve dinlenme mekanı olarak burayı kullanmışlardır.

Kıyıköy kasabasına girerken: sizi, büyük kısmı bakımsızlıktan yıkılmış olsa da, bir kısmı ayakta olan surlar karşılıyor. Surların: Cenevizlilerden kaldığı düşünülüyor. Bu görüntü: yörenin hem doğal güzelliklerini hem de tarihi mistik bir havasını oluşturuyor. Kasaba yerleşimi, bu surların içinde bulunuyor.

Yerleşim yerindeki evler ise: daha çok taş ve ahşaptan yapılmıştır. Ancak, mübadele sonucu Rumlar tarafından terk edilmiştir. Elbette, Yunanistan’daki topraklarından sürülen Selanikli Türkler, buraya yerleştirilmişlerdir.

Yani, kimsenin topraklarımızdan atıldık diye kederlenmesi gerekmez çünkü her ne kadar Rumlar buradan gönderildi ise, Yunan topraklarında yaşayan Müslüman Türkler de, onların topraklarından Anadolu’ya sürgün edildiler.

Kırklareli Vize Kıyıköy

Evet, uzun süre Rum yerleşimi olan bu yörede: bir manastır var. Justinyen döneminde, 527-565 yılları arasında yapılmış en iyi kaya manastır örneklerinden biridir.

Vize istikametinde, dere yanından 20 dakika yürüdüğünüzde bir manastırla karşılaşıyorsunuz. Bu manastır: kaya duvara oyulmuş, içinde odalar, mezarlar var. Burayı sık sık ziyaret eden Yunanlılar tarafından mum yakıldığından, duvarlar is içinde simsiyah olmuş.

Bu arada, bu manastır ile ilgili bir hikaye var. Şöyle: yasak olmasına rağmen, bu manastırda görevli bir rahibe evlenmiş. Bunu duyan başrahip, bu rahibeye gelinlik giydirmiş ve gelinlik üstündeyken boğazını kesip öldürmüş. Bu nedenle, kanlı gelin diye bu anlatılıyor. Hatta, yine söylenti, geceleri bu kanlı gelininin yani rahibenin sesleri duyulurmuş.

Ama, siz bu satırları okuyunca büyük bir merakla buraya gideceksiniz ve buradaki pislik ve rezilliği görünce bütün keyfiniz kaçacak. Bu tür yapıların üstüne, adını-sevgilisinin adını vs. gibi isimleri ne diye yazmak için büyük bir çaba sarf ederler anlamak mümkün değil, hatta öyle bir hale gelmiş ki, yazacak yer kalmamış, üst üste yazmaya başlamışlar. Yani, kötü bir görüntü.

Köyün her iki yanında, iki dere akıyor. Özellikle: Bulgaristan tarafındaki papuç dere, doğal güzellikleriyle öne çıkıyor. Suyu: soğuk ve temizdir. Bu dere üzerinde, sandal gezisi yapabilirsiniz. Tekne gezintisi yapabilirsiniz.

Bu gezintide: nilüfer çiçekleri, su kaplumbağaları, su yılanları görebiliyorsunuz. Dere kıyısında: çay içebilir, muhteşem lezzetli midye tavanın tadına bakabilirsiniz. Tabii bu arada güneşin batışını izlemek te muhteşem bir keyif. Hatta, teknelerle, biraz önce sözünü ettiğim, Aya Nikola kilisesine gidebilirsiniz.

Kırklareli Vize Kıyıköy

Evet, balığı bol bir yer, kendinize güzel bir balık ziyafeti çekebilirsiniz. Özellikle: kalkan balığı seviyorsanız, bu kadar lezzetlisini, başka bir yerde bulamazsınız. Hani, balık dedim de, sadece balık değil, burada kartal çay bahçesinde, mutlaka kahvaltı denemelisiniz.

Ama, uzun süre kalmaya pek uygun değil, yani büyük olasılıkla can sıkıntısı yaratabilir. Birkaç pansiyon var. Buralarda, kalabilir veya günübirlik gidip, geri dönebilirsiniz. Pansiyonlardan söz etmişken, kalmaya niyetliyseniz, isterseniz gitmeden önce rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Bu yüzden birkaç pansiyon telefonu vermek istiyorum: Midye pansiyon (288-3886472), Genç otel (288-3886568), Hülya Pansiyon (388-3886016), Gök pansiyon (388-3886114) Endorfina Otel (288-3886364), Tutkum Motel (288-388670)

Ama, lüks arıyorsanız ve her şeyin en iyisini düşlüyorsanız, bu mekanlar size pek uygun olmayabilir, yani lüks bulamazsınız. Bu arada, yörenin her iki yanındaki dereler nedeniyle, bolca sivrisinek var, yanınıza mutlaka tedbir amaçlı bir şeyler almalısınız.

Özellikle, bir cumartesi gecesi burada geçirmeye niyetlenirseniz, bilin ki, büyük bir kalabalık sizinle birlikte. Bu arada, konaklama ile ilgili son bir not: burada çadır kurmak ta mümkün, gerek kendi çadırınızı veya gerekse buradan kiralayacağınız çadırı da kullanabilirsiniz. Çadır yani kamping meraklıları için, burası gayet uygun, elbette yaz döneminde.

Kırklareli Vize Kıyıköy

Devamlı esen bir rüzgar var. Özellikle: kış döneminde, muhteşem soğuk oluyor. Ayrıca, kömür sobalarının dumanı nedeniyle, hava kirliliği oluyor. Deniz derseniz: elbette burası bir kıyı kasabası ve muhteşem bir plaj var.

Burada, çok fazla sayıda tatlı suyun denize dökülmesi nedeniyle, denizdeki tuzluluk oranı çok düşük. Yaklaşık:  % 0.16 civarındadır.

Sahil: ince kum. Ama, dalga ve rüzgar, bu güzel plajda denize girmeyi güçleştiriyor. Zaten, diğer yandan: plaja girdiğinizde karşılaştığınız tabelalar da, bir gerçeği hemen aklınıza sokuyor.

Son yıllarda, burada denize girip te çıkamaya birçok vatandaşın bulunduğu yazılı bu tabelalar, denizin ne kadar tehlikeli olduğunun en büyük kanıtı. Yine de, dalgalarda eğlenmeyi sevenler için ideal.

Yani: Kıyıköy: bence deniz den çok kafa dinlemeyi, sakin bir veya birkaç gün geçirmeyi düşünenler için uygun.

Kırklareli Vize Kastros

KASTROS

Kıyıköy’e 19 km. ve Kırklareli il merkezine ise, 80 km. uzaklıktadır. Yol: orman içinde döne dolaşa gidiyor. Burası: Milli Park statüsündedir.

Burada: 500 metre uzunluğunda ve 150-200 metre genişliğinde plajlar var. Bu güzel plajlarda: ince kum ve yer yer kayalık oluşumlar var.

Deniz ise, berrak ve temiz. Deniz suyu sıcaklığı, Ağustos ayında 25-26 derecelere kadar çıkmaktadır. Yani, Karadeniz kıyısında sıcak bir deniz suyu tercih edenler için ideal.

Plajın kara bölümü, ormanlık alanlarla kaplıdır. Plaj alanında: çadırlı kamping kurmak mümkün. Gerekli alt yapı (restoran, büfe, tuvalet, çay bahçesi, içme suyu gibi) hazırlanmıştır.

Zaten yerleşim alanları yok. Sadece, çadırlı kamp mümkündür. Restoranda ise, kendin pişir kendin ye usulü var. Buraya: sadece kendi aracınız ile ulaşabilirsiniz, toplu ulaşım yok.

 

Kırklareli

Kırklareli

Resmi araştırmalara göre, Kırklareli, ülkemizdeki iller arasında, gelişmişlik bakımından: 11’nci sıradadır.

Özellikle: eğitim alanında, gelişmişlik üst düzeydedir. Bu arada, Kırklareli ve Kırıkkale’yi karıştırmamak gerek, ama isimleri o kadar yakın ki, genellikle karıştırılıyor.

Kırklareli

ULAŞIM

İstanbul-Edirne bağlantı yolu olan TEM Otoyolunun büyük kısmı ve D-100 karayolunun, yaklaşık 80 km. lik bölümü, Kırklareli il sınırları içinden geçmektedir.

Kırklareli-Edirne arasındaki uzaklık; 62 km. Kırklareli-Tekirdağ arasındaki uzaklık: 121 km. Kırklareli-İstanbul arasındaki uzaklık: 210 km. Kırklareli-Çanakkale arasındaki uzaklık; 234 km.

TARİHİ

Bu yörede, bilinen ilk yerleşimciler olan “Traklar” Roma dönemi ortalarına kadar, uzun yıllar, bölgede bağımsızlıklarını sürdürmüşlerdir.

MÖ.750 yıllarında ise, bu kez, Avrupa’dan, Anadolu’ya geçen Trak kabilelerinden Frigler: Anadolu’da büyük bir devlet kurmuşlardır. MÖ.3’ncü yüzyılda ise, bu kez, Galatlar bölgede görülürler.

Özellikle, yörenin bir geçiş bölgesi olması: Roma ve Bizans dönemlerinde, bölgenin birçok kez ve çeşitli uluslar tarafından istila edilmesine neden olmuştur. Ancak, 1363 yılında, Osmanlılar yöreyi ele geçirirler.

Daha sonra takip eden tarihi süreçte ise, bu kez: I. Dünya Savaşı sıralarında, Bulgar ve Yunanlılar, buraları işgal ederler. 10 Kasım 1922 tarihinde kurtuluşa kadar, işgal sürer.

1924 yılına gelindiğinde, Kırıkkale, il olur.

Kırklareli isminin kaynağı: tarihi süreç içinde, şehrin isimleri: Herakliya, Vrisium, Verisse, Bozili, Nerisse, Saranta Ecclesies, Kırkkimse, Kırkkimesne. Ancak: Kırklareli isminin nasıl bulunduğu hakkında ayrıntılı bilgi yok.

Ancak, özellikle Osmanlılar zamanında, yöreden sürekli olarak “Kırkkilise” olarak söz edilmiştir. Ancak, 20 Aralık 1924 tarihinde,  TBMM tarafından kabul edilen bir kanun ile, şehrin “Kırkkilise” olan ismi, “Kırklareli” olarak değiştirilmiştir.

Kırklareli

GENEL

Kırklareli, bir hudut ilimiz. Kuzeyinde Bulgaristan var. Bulgaristan ile olan kara sınırı: 180 km. ve Karadeniz kıyısındaki sahil şeridi ise, 60 km. dir.

İl merkezinin rakımı: 203 metredir. Yörenin, kuzey ve doğu bölümleri dağlık ve ormanlık, diğer bölümleri ise, genellikle düzlük arazidir.

Bölgede: kara iklimi egemendir. Buna bağlı olarak: kışlar sert ve yağışlı, yazlar sıcak ve kurak geçer.

Yörenin ekonomisi: tarım ve hayvancılık üzerine yoğunlaşmıştır. Bölgenin: yüzde 40 tarım arazisi, yüzde 40 orman ve yüzde 5 meradır. Tarım denilince, bölgede öne çıkan ürünler: buğday ve ayçiçeğidir. Özellikle: ayçiçeği çok yoğun. Uygun zamanda gittiğinizde, çok büyük ayçiçeği tarlaları görmek mümkündür.

KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ

2007 yılında kurulmuştur. Günümüzde, üniversitenin: 5 fakültesi, 1 sağlık yüksek okulu, 7 meslek yüksek okulu bulunmaktadır. Fakülteler, il merkezinde olup, isimleri: Teknik Eğitim, İktisadi ve İdari Bilimler, Fen ve Edebiyat, Ticaret ve Turizm ve Teknoloji Fakülteleridir.

Bu fakülte ve yüksek okullarda, günümüzde, yaklaşık 10 bin civarında öğrenci eğitim görmektedir. Öğretim kadrosunda ise, 100 öğretim üyesi, 150 öğretim elemanı ve 250 idari personel görev yapıyor.

Kırklareli

NE YENİR. NE İÇİLİR

Kırklareli yöresine yolunuz düşerse: koyun yoğurdu ve Bıldırcın kağıt kebabı yemelisiniz.

Bir şeyler içmek isterseniz: Hardaliye içmelisiniz. Yörede, bağcılığın gelişmişliğine bağlı olarak: içki üretimi de yoğun.

Bu arada hardaliyeden söz etmek istiyorum. Hardiliye: yörenin kendine özgü tadı ve kokusu olan, alkolsüz bir içecektir. Hammaddesi: yaş üzümdür. Eskiden hardaliye yapımında, sadece son üzüm kullanılırken, günümüzde farklı üzümlerde kullanılmaktadır.

Öte yandan, üretim, üzümler tam olgunlaşmadan: Ekim-Kasım aylarında yapılmaktadır. Hardaliye: kolesterolü azaltıcı, bağışık sistemi ve sindirim sistemini güçlendirici etkileri olan bir içecektir. Hatta: kansere karşı yararı bulunduğu da söyleniyor.

NE SATIN ALINIR

Kırklareli yöresinden: peynir satın almalısınız. Kaşar peyniri, burada çok lezzetli yapılıyor. Bunun dışında, bir kısım dokuma ürünü var, beğenirseniz satın alabilirsiniz, ama öncelikle: kaşar peyniri. Kaşar peyniri hakkında çok kısa birkaç bilgi: Rengi hafif sarımsı olmalıdır.

Üstü: önce küflendirilir ve sonra temizlenerek tüketilir. Yani, dışının küflü olması, peynirin iyi kalite olduğunun en büyük göstergesidir. Ama, bakmalısınız ki, bu küf tabakası peynirin içine bulaşmışsa, bozuk demektir.

GEZİLECEK YERLER

Kırklareli Müze

MÜZE

Müzenin bulunduğu bina: 1894 yılında yaptırılmış, uzun süre Belediye binası olarak kullanılmış ve 1983 yılından sonra yaptırılan restorasyonlar sonucu: 1993 yılından sonra müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1994 yılında ise, ziyarete açılmıştır.

Yapı: 2 katlı olup, üst katında: arkeoloji ve Etnografya bölümleri var.

Giriş katında ise: kültür-tabiat varlıkları sergi salonu bulunuyor. Burada: 76 türden 102 adet obje sergileniyor. Üst katta ise: arkeoloji ve Etnografya bölümleri bulunuyor. Bu bölümde: çeşitli fosiller sergileniyor. Ayrıca: çevredeki  Tümülüslerde yapılan kazılarda elde edilen eserler sergileniyor.

Ayrıca: Vize antik tiyatrosunda bulunan, 4 tane alçak kabartma rölyef, 1 sütun kaidesi ve 1 yunus balığı heykeli ve büyük boy bir kadın heykeli, salonun girişinde sergileniyor.

Ülkemizdeki müzelerin büyük bölümünü ve dünya üzerinde bir kısım müzeyi gezdim ve hiçbirinde görmediğim bir uygulama bu müzede var. İnanmak mümkün değil. Bir kısım eser, sergilendiği vitrin önünde, camda açılan bir boşluktan elinizi uzatıp, yüzlerce-binlerce yıl önce yapılmış antik esere dokunarak, temas etme hissini yaşıyorsunuz, inanın gördüğümde anlamakta zorluk çektim ama bu hissi, ziyaretçilere yaşatan müze idaresini takdir etmemek mümkün değil.

Umarım bu insanların yani görevlilerin bu güzel ve anlamlı uygulaması, bazı kendini bilmezler tarafından olumsuz etkilenmez ve uygulama devam eder. Vatikan Müzesi aklıma geldi, dünyaca ünlü “İsa ve Meryem” heykelinin önünde, kocaman bir cam korunak, niye: çünkü sapığın biri, heykele bir zamanlar boya atmış ve bu yüzden heykelin önünde şu anda, kocaman bir cam korunak var.

Bu arada, müzenin bahçesinde de, Osmanlı dönemine ait bir kısım top sergileniyor. Kırklareli yöresini ziyaret eden, buralardan geçen okurlar için, bu güzel müzeyi mutlaka ziyaret etmelerini öneriyorum.

KADI CAMİ

İl merkezindeki cami: 1577 yılında, Emin Ali Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Halen kullanılmaktadır. İsminin anlamı ise, daha önce, buranın yakınlarında bulunan bir mahkeme nedeniyle verilmiştir. Yapının: tavan ve çatısı ahşaptır. Minaresi: hemen yapıya bitişik ve çok köşelidir.

Kırklareli Hızır Bey Cami ve Külliyesi

HIZIR BEY CAMİ VE KÜLLİYESİ

İl merkezindeki çarşıdadır. Yapı: 1383 yılında: Hızır Bey tarafından yaptırılmıştır. Kare planlıdır. Minaresi tek şerefeli, kaidesi kare ve külahı kurşun kaplıdır. Günümüzde, kullanılmaktadır.

ARASTA-BEDESTEN

İl merkezindedir. Yapının, 1383 yılında yapıldığı biliniyor. Planı: “T” şeklindedir. Yapının uzunluğu: 15 metredir ve günümüzde, burada 12 dükkan bulunuyor.

Kırklareli Küçük Köprü

KÜÇÜK KÖPRÜ

İl merkezinde, Atatürk ilkokulu yanındadır. Köprü: 1569 yılında, Sokullu Mehmet Paşa tarafından, Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Genişliği 4 metre olan köprü tek gözlü, klasik tiptedir.

AŞAĞIPINAR ANTİK KENTİ

İl merkezine, yaklaşık 3 km. uzaklıktadır. Şehrin hemen güneyindedir.

Dere kıyısında, küçük bir tatlı su kaynağının yanındaki göletin yanındaki bur yerleşim yerinde: uzun yıllar boyunca, birçok medeniyet hüküm sürmüştür. Ancak, gölün sınırlarının değişmesiyle, zamanla yerleşim yerinin de yeri değişmiş ve daha batıya geçmiştir.

Buranın en büyük önemi şu: Anadolu’da yerleşik çeşitli uygarlıklar, Neolitik dönemde, buraya kadar gelmişler ve buradan sonra Avrupa’ya geçmişlerdir. İşte, bu yönü çok önemli.

Yani, Anadolu’daki tarım ve hayvancılığa dayalı köy yaşamı, buradan Avrupa’ya aktarılmıştır. Burada: MÖ.6500 yıllarında başlayan yerleşim, aralıksız olarak, MÖ.4100 yıllarına kadar, 2400 yıl devam etmiştir.

Evet, burada, yaklaşık 15 yıldır resmi arkeolojik kazılar sürdürülüyor. Bu kazılarda bulunanlar: kilden yapılmış sapan taneleri, öğütme taşları, çanak-çömlekler, kemikten yapılmış mühür, yassı baltalar, boncuklar, figürinler.

Evet, Kırklareli yöresinin, 8000 yıllık geçmişi burada bulunuyor. Tarih meraklıları için, ziyaret edilmesi gereken bir yer. Çünkü: burası, Anadolu ile Avrupa kültürü arasında bir geçiş bölgesidir.

İki bölge arasındaki ilişkileri anlamak için, buranın yani yörenin tarihi geçmişinin net olarak anlaşılması şart. Kazılar ilerlediğinde: buradaki köylünün, çiftçinin yaşamı, ilk yerleşim yerinin nasıl olduğu, iklim ve ne gibi teknolojiler kullanıldığı hakkında ayrıntılı bilgiler ortaya çıkarılacaktır.

Kazılarda bugüne kadar ortaya çıkarılan bir kısın eser: halen Kırklareli Müzesinde sergileniyor.

Kazı alanında ise, ağaçtan-dal evlerin yapımı tamamlanmış ve yakında burada bir açık hava müzesi açılması planlanıyormuş. Bu dal evleri görebilirsiniz. Daha doğrusu, iskeleti ağaç ve üzerleri sap olan samanlık mı desem? İnsanlar, yüzlerce yıl bu tür evlerde yaşamışlar.

Hatta: Istıranca dağlarında veya ülkemizin diğer birçok yerinde, bu tür evlerde yaşayan insanlar olmamış mı?

Hatta, yaşayan insanlar bile olduğunu düşünüyorum. Tabii küçük bir ayrıntı var, aradan geçen 8000 yıl. Bu arada, bu müze bölümünde: MÖ.6000’li yıllara ait bir odanın köşesi de var.

Burada: cansız mankenler tarafından: buğday üretimi, çanak-çömlek yapımı, duvar tamiri gibi işlevler anlatılıyor. Diğer saman evlerden birinde ise (şu anda 3 taneler) hayvanlardan nasıl kullanıldığı anlatılıyor.

Kırklareli Kanlıgeçit

KANLIGEÇİT ANTİK KENTİ

İl merkezinin 3 km. güneyinde, Aşağıpınar antik kentinin batısındadır.

Bu antik yerleşim yeri de, bir dere kıyısında kurulmuştur. Haydarderenin kıyısındadır. Hatta, biraz önce sözünü ettiğim gibi, Aşağıpınar yerleşim yeri, kıyısında kurulduğu göletin yerinin değişmesi sonucu, orada yaşayan insanlar, Kalkolitik çağda yani MÖ.3500 yıllarında, orayı terk edip, buraya yerleşmişlerdir.

Ancak, buranın ilk yerleşimcilerinin daha eskilere gittiğine dair buluntular da var. MÖ.3000 yılından kalma: dal ve ahşapla yapılmış kulübe yapılarının kalıntıları görülmüştür. Yani, mimari de, taş malzeme hiç kullanılmamıştır.

Bunların dışını: savunma amaçlı, derin bir hendek ve bunu sınırlayan ahşap bir duvar çevrelemektedir. Mimari yapılarda: taş malzeme hiç görülmüyor. Taş malzeme, daha sonraki yapılarda kullanılmıştır.

Burada, 1994 yılından bu yana, resmi arkeolojik kazı çalışmaları sürdürülmektedir. Bu kazı çalışmalarında: bir bakır ocağı bile bulunmuş. Bu bakır ocağında: düşünün, binlerce yıl önce bakır işlenmiştir.

Edirne tanıtımı.

Tekirdağ tanıtımı.

Çanakkale tanıtımı.

 

Kırklareli Demirköy

Kırklareli Demirköy

Kırklareli Demirköy: Yıldız dağlarının bağrında, yeşille baş başa bir yöre. Ancak, buranın en öne çıkan yönü: elbette “İğneada”.

Özellikle İstanbul gibi metropol bir ilin, hemen yakınında böyle bir cennet doğanın bulunması, büyük bir güzellik. İstanbul’dan arabanıza bindiğinizde, yaklaşık 224 km. lik yolun zaten büyük kısmı, otobanda geçiyor, yani ulaşım kolay ve sorunsuz denilebilir.

 

ULAŞIM

Demirköy, il merkezi olan Kırklareli’ne 74 km. uzaklıktadır. Demirköy-İstanbul arasındaki uzaklık: 224 km. dir.

TARİHİ

Yörede, MÖ.4200-4000 yılları arasında, Trak kabilelerinin yerleştikleri ve yaşam sürdürdükleri bilinmektedir.

Eski adı: Samakofçuk. Ancak, çevredeki demir cevherinin yoğunluğu nedeniyle, bu isim daha sonra “Demirköy” olarak değiştirilmiştir.

1369 yılına kadar Bizans egemenliği altında bulunan bölge, bu tarihten sonra, Sultan I. Murat döneminde, Osmanlı egemenliğine girmiştir.

1914 yılına kadar, Midye yani günümüzdeki adıyla Kıyıköy kazasının bir nahiyesi olan Demirköy, bu  tarihten sonra İlçe teşkilatına girmiştir.

27 Temmuz 1920 tarihinde Yunanlılarca işgal edilen bölge, 11 Kasım 1922 tarihinde kurtarılmıştır.

Takip eden tarihi süreçte: büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” adlı eserinde belirttiği üzere: Hamdi Bey’in Kaymakamlığı döneminde, burada büyük imar faaliyetlerine girişilmiştir.

Hatta: halkın katılımı ile yapılan Hükümet konağı ve ilkokul, dönemin valisi tarafından ziyaret edildiğinde, dönüşlerinde, Rum çetecilerin baskınına uğramışlar ve valinin oğlu şehit edilmiştir.

Halen Demirköy-Kırklareli yolu üzerinde bulunan mezarlık, o günün anısına “Vali Mezarlığı” olarak anılmaktadır.

GENEL

İlçe merkezi, Istranca dağlarının, denizden 400 metre yüksekliğinde kurulmuştur.

Yörede: Karadeniz iklimi egemendir ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, bahar ve kış ayları ise yoğun yağışlı geçmektedir.

İlçe ekonomisi: ormancılık sektörüne dayalıdır. Küçük çaplı olarak turizm de, yörede yaşayan insanların geçim kaynağı olarak etkindir. Tabii, 1453 yılı öncesinde, Fatih Sultan Mehmet tarafından, burada bir demir dökümhanesi bulunması, burada demir cevherinin bolluğunu akla getiriyor.

Ancak: demir cevheri rezervleri yüksek olmasına rağmen, demir yatakları, tenörlerinin düşük olması sebebiyle, günümüzde işletilmemektedir. Sadece, doğal mermer yatakları işletiliyor.

MANYETİK ALAN

Bir zamanlar televizyonlarda bolca işlenen bir konu vardı. Ben denemedim ama duyduklarımı sizinle paylaşmak istiyorum.

Demirköy ilçesine gelirken: ovaların bittiği ve Daga rampalarının başladığı yerde, böyle bir olayın oluştuğu yani gerçekleştiği söyleniyor.

Burada, yolun kıyısında bir çeşme var. Bu çeşmenin bulunduğu yerden başlayıp, Demirköy’den çıkış yani ters istikamette: yaklaşık 200 metrelik bir yol bölümündeki rampada, aracınızın vitesini boşa alırsanız, araç kendi kendine, rampa yukarı çıkıyormuş.

Ben denemedim, deneyip te buna canlı şahit olan varsa, lütfen yorum bıraksın.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Uygun mevsiminde olursanız, mutlaka dağ çileği yemelisiniz. Yani: Nisan-Mayıs gibi buralardan geçerseniz, dağ çileği, mutlaka tatmanızı önereceğim bir lezzettir.

GEZİLECEK YERLER

YILDIZ DAĞLARI- ISTIRANCA DAĞLARI

Bu dağlar: Trakya bölgemizin en büyük yeşilliklerini oluşturmaktadır. Bu dağların Karadeniz’e bakan yamaçları , tamamen ormanlıklar la kaplıdır.

Bu ormanlar: kıyı yamaçlarından başlayıp, 1000 metre yüksekliklere kadar yayılırlar. Bu ormanlardaki ağaçlar, geniş yapraklıdır ve kışın yapraklarını dökerler.

Kırklareli Demirköy Fatih Demir Dökümhanesi

FATİH DEMİR DÖKÜMHANESİ

Demirköy ilçesindedir. İlçe merkezine 5 km. uzaklıktadır.

İşletmenin: yapıldığı dönemde, yani 15’nci yüzyılda: döneminin en modern işletme olduğu tahmin edilmektedir. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethetmek için kullandığı topları, burada döktürmüştür.

Demirhane: Osmanlı döneminde, II. Mahmut zamanında (1808-1839) büyük bir onarımdan geçirilmiştir. Günümüzde, bu tarihi alan: çevresi tellerle çevrilerek koruma altına alınmıştır.

Çevre düzenlemelerinin devam ettiğini duydum, sanırım yakında turizme açılır. Burada üretilen güllelerden bir kısmı, halen Demirköy Belediyesinin girişinde görülüyor.

Kırklareli Demirköy Dupnisa Mağarası

DUPNİSA MAĞARASI

İl merkezine bağlı, Demirköy ilçesinin Sarpdere köyüne 5 km. uzaklıktadır. Yani: Kırklareli il merkezine, 58 km. uzaklıktadır. İstanbul’a uzaklık ise, 231 km. dir. Türkiye’nin ikinci büyük mağarasıdır.

Mağara: ikinci jeolojik zamanda, yani günümüzden yaklaşık 180 milyon yıl önce oluşmuştur. 4 milyon yıldır da gelişimini sürdürmektedir.

Mağara içinde: birbirine bağlı, iki  kat ve üç mağara var. Toplam uzunluk ise: yaklaşık 2750 metre. İçinde sürekli akan bir yer altı nehri var. Bu nehir üzerinde yer yer göletler oluşmuş ve bunların derinlikleri 2 metreye kadar ulaşıyor.

Mağaranın deniz seviyesinden yüksekliği: 350 metre. Evet, Trakya’da bulunan ve turizme açık tek mağara burası, meraklıları için ilginç gelebilir. Turizme, 2003 yılında açılmıştır.

Ancak: üst katı oluşturan ve içinde dev sarkıt, dikit ve sütunların bulunduğu kuru mağaranın 250 metrelik bölümü ve sulu yani içinde akarsu bulunan mağaranın ise 200  metrelik bölümü turizme açılmıştır.

Toplam uzunluğu, 2720 metre olan mağaranın, umarım ileriki yıllarda, kalan kısımları da zaman zaman ziyarete açılır.

Kırklareli Demirköy İğne Ada

İĞNE ADA

Kırklareli il merkezine 98 km. uzaklıktadır. İlçe merkezi olan Demirköy’e ise, 25 km. uzaklıktadır. Peki, İstanbul. Evet, İstanbul’a da 2-3 saatlik uzaklıktadır. Yani, yaklaşık 250 km. dir.

İstanbul’dan gitmek istediğinizde: Edirne yönünde yol alırken, Lüleburgaz ayrımında otobandan çıkmanız ve Pınarhisar-Demirköy üzerinden, Istranca ormanlarının doyumsuz manzarasını izleyerek, İğneada’ya ulaşmanız mümkündür.

Burada: güzel bir kumsal var. Kumsalın uzunluğu, 10 km ve genişliği ise, 50-60 metre civarındadır. Ayrıca: yedi tane koruma altında göl bulunuyor. Bunlar: Hamam-Saka-Erikli-Sülüklü-Ramana-Mert-Pedina gölleri.

Özellikle: Petine ve Hamam gölleri: göçmen kuşlara ev sahipliği yapmasıyla önem kazanıyor. Yani, kuş gözlem meraklıları için ideal yerler.

Burada: dünya üzerinde pek örneği bulunmayan, langoz ormanları var. İğneada langoz ormanı, Avrupa’nın en büyük su basar ormanı. Yani, ormanın zemini su ile kaplı.

Bu 2500 metre karelik langoz ormanlık alanında: 550 bitki, 45 tür canlı, 25 tür sürüngen, 55 tür memeli, 30 tür tatlı su balığı, 25 tür deniz balığı ve 220 tür kuş barınıyor. Buralarda, orman içinde muhteşem güzel yürüyüşler yapabilirsiniz.

Bir zamanlar: Maden Teknik Arama kurumu, buradaki sahilde bir araştırma yapmış ve plaj kumları arasında altın tozu şeklinde buluntular elde etmişler. Ancak, üretim maliyetinin fazla olması, rezervin dar olması nedeniyle, herhangi bir çalışma yapılmamış. Yani, hani derler ya, altın sahiller, altın kumsallar.

Buyurun, İğneada kumsallarında sizi bekleyenler bunlar. Her ne kadar Karadeniz olsa da, buranın denizi nispeten sakin ve dalgasız. Çünkü, deniz, doğal liman ile kuzey rüzgarlarına kapalı. Bazı yerlerde, deniz içinde 100-150 metre gittiğinizde, sığ özelliğini görüyorsunuz.

Ancak, ben yine de, Karadeniz’in kendine özgü yapısı nedeniyle, sizlerin mutlaka dikkat etmesi gerektiğini belirtmeden geçmek istemiyorum. Çünkü, Karadeniz’de çok sığ bölgelerde bile, kısa sürelerde, anaforların etkisiyle, derin çukurlar oluşabiliyor.

Sahil ve hemen geride, langoz ormanları ve göller. Tam bir cennet. Ön taraf Karadeniz, arka taraf Istrancalar.

Orman ve denizin bir arada olması nedeniyle, yaz aylarında bile, hava, geceleri serin.

Günümüzde: İğneada, yazlıkçıların villaları ve kooperatif evlerinin hücumuna uğramış olsa da, doğal huzur ortamından pek fazla bir şey kaybetmemiş yapısıyla önem kazanıyor. Sakin ve huzurlu bir tatil geçirmek isteyenler için ideal.

İğneada’da, bir de Fransız deniz feneri var. Bulgaristan tarafından, denizden gelen tekneleri ilk karşılayan bu fener. Bir de, burada, Türkiye-Bulgaristan sınırını oluşturan Rezve deresinin hemen kıyısında bir köy var.

Bu köyün ismi “Beğendik Köyü”. Söylenenlere göre, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, Bulgaristan sınırındaki bu köyü: “Örnek Köy” olarak yaptırmıştır. Çünkü, hemen karşısında, daha kötü bir Bulgar köyü görülüyor.

Beğendik köyü ise, modern görünümüyle dikkat çekiyor. İğneada merkezine 12 km. uzaklıktaki bu köyü görmenizi öneririm.

Son olarak: İğneada’ya giderken geçeceğiniz Demirköy ilçesi, bir zamanlar “çilek” ile ünlüydü ve halen burada “yediveren çileği” bulabilirsiniz.

Mevsimine denk gelirseniz (Nisan-Mayıs gibi) mutlaka çilek tatmayı unutmayın. Bir de İğneada içinde, bulabilirseniz “ada balı” almalısınız.

Kırklareli tanıtımı.