Brezilya Sao Paulo Genel

Brezilya Sao Paulo Genel

Brezilya’nın 26 eyaletinden birisinin başkenti, en büyük şehridir ama aynı zamanda nüfusa göre dünyanın en büyük şehirlerinden birisidir. Şehrin nüfusu 10.886.518 kişidir. Ama çevresindeki metropollerle birlikte nüfus neredeyse 19.000.000 kişidir. Batı yarımkürede ikinci büyük şehirdir. Küresel ölçekte ise 4. sıradadır. Dünyanın üçüncü büyük metropolüdür.

Güneydoğu Brezilya da bulunan şehir, gökdelenleri, gastronomi ve sağlam kültürü ile tanınır. Brezilya’nın güneydoğusundaki en işlek liman olan “Santos”a 49 km. uzaklıktadır. Santos’a tren ve otoyol hatları ile bağlanmıştır. Kıyıdan uzaklıklara gelince: Costa dos Alcatrazes 186 km, Guaruja 93 km. Ilhabela 204 km. Santos ise 74 km.dir.

Şehir kamu parkları ve Atlantik yağmur ormanları kısımlarının içide çok sayıda ev sahipliği yapmaktadır. Zaten “Serra do Mar” tepeleri üzerine kurulmuştur. Tepelerden doğan “Tiete” ırmağı, şehrin hemen doğusundan geçer. Bölgenin başlıca zenginlik kaynağı: 800 metre yükseklikteki kahve plantasyonlarıdır. Şehrin rakımı 760 metredir.

Şehirde her yıl düzenlenen “Sao Paulo Uluslar arası Sanat Bienali ve film festivalleri” dünya çapında popülerdir ve ayrıca birçok dans, müzik ve tiyatro festivalleri düzenlenmektedir.

Brezilya Sao Paulo Genel

ŞEHRİN TARİHİ GEÇMİŞİ

Sao Paulo şehri: 1553 yılında Portekiz sömürge döneminde Katolik rahipler tarafından kurulmuştur. Cizvit rahipler: yerli Kızılderililerden güvenli bir yer bulmak için 1553 yılında Mar dağlarına kadar yürüdüler ve Piratininga platosuna ulaştıklarında onlar ideal bir yer buldular. İspanya’daki gibi soğuk rüzgarlar ve sağlıklı ve taze topraklar ve iyi sular onların dikkatlerini çekti.

Onlar “Tamanduatei” ve “Anhangabau” nehirlerinin yanında alçak bir tepe üzerine 25 Ocak 1554 tarihinde ilk yerleşim yerini inşa ettiler ve bu tarih, Sao Paulo şehri yıldönümü kutlamaları tarihi olarak belirlendi. O dönemlerde şehir yerli halkları köleleştirme ve değerli metalleri ve taşları bulmak için yapılan seferlerin başlangıç noktası oldu.

1700’lü yıllarda burası küçük bir kasaba iken, topraklarının verimli olması ve özellikle yüksek rakımda kahve üretimine elverişli olması nedeniyle hızla büyümüştür.

1815 yılında şehir Sao Paulo eyaletinin başkenti oldu ve 1826 yılında Largo Sao Francisco Hukuk Fakültesi açıldı.

19.yüzyıla gelindiğinde ise şehir: ticaret, bankacılık ve sanayi merkezi haline gelmiştir. Ancak: özellikle dış ülkelerden gelen binlerce göçmen nedeniyle şehirde gecekondulaşma artmış ve milyonlarca insan şehrin çevresindeki hiçte elverişli olmayan yerlerde yaşamaya başlamışlar ve çevre kirliliği de üst düzeylere ulaşmıştır.

Bunun yanında 20. yüzyılda yaşanan olağanüstü büyüme sonrasında, eski binalar yerini çağdaş mimari örneği yapılara bırakmıştır. Tarihin merkezin çevresinde 17. yüzyıldan kalan kiliseleri, sonraki süreçte gökdelenlerin gölgesi kapatmıştır.

Brezilya Sao Paulo Genel

 

ULAŞIM

Şehir: Rio de Janeiro şehrine 355 km uzaklıktadır. Şehrin havaalanı “Sao Paulo/Congonhas” (CGH) olarak isimlendirilir. Brezilya ülkesinin iki numaralı havaalanıdır ve şehrin güney merkezindedir ve şehir merkezine 8 km uzaklıktadır. Trafiğin durumuna bağlı olarak bu uzaklık yaklaşık 15 dakika sürmektedir.

Havaalanı son yıllarda yenilenen terminali ile hoş bir ortam sunmaktadır.
Şehrin bir diğer uluslar arası havaalanı Guarulhos Uluslar arası Havaalanıdır. Burası otobüsler ile, Congonhas havaalanına bağlanmaktadır.

Brezilya Sao Paulo Genel

 

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Şehir içi trafiği özellikle sabah saat: 08.00-10.00 ve akşam saat 18.00-20.00 arasında tam bir keşmekeşe dönüşmektedir. Zaten haftanın belli günlerinde araçların bir kısmının şehir içi trafiğe çıkmasına izin verilmiyor.

 

Metro

Şehirdeki metro hattı: Amerika ve Avrupa’daki metrolar gibi kapsamlı değildir ama yine de metro sizi istediğiniz birçok yere götürecektir. Metro sistemli ve büyüktür. Metro hatları: Mavi-Yeşil-Kırmızı ve aralarındaki transferi sağlayan Sarı renklerle belirlenmiştir.

Mavi hat: Jabaquara ile Tucuruvi bölgeleri yani kuzey-güney rotasını kapsar.
Yeşil hat: Vila Prudente istasyonu ile Vila Madalena arasındaki bağlantıyı sağlar.
Metro bileti, tek biniş için 3 R dir. Metro ve otobüs entegre biletler ise 5.10 R dir. Tek bilet 3 saat içinde 4 biniş için izin verir.

 

TATİLLER

1 Ocak Yılbaşı
25 Ocak Şehrin yıldönümü
24 Şubat Karnaval
10 Nisan Kutsal Cuma
12 Nisan Paskalya
1 Mayıs İşçi Bayramı
11 Haziran Corpus Chisti
9 Temmuz Anayasa Devrimi
7 Eylül Brezilya Bağımsızlık günü
12 Ekim Aparecida Bayramı
15 Kasım Cumhuriyetin ilanı
20 Kasım Afro Brezilya vicdan günü
25 Aralık Noel

 

İNSANLAR

Bu şehirde yaşayan insanların etnik çeşitliliği hayret uyandırmaktadır. Örneğin: Japonya dışında en çok Japon bu şehirde yaşamaktadır. Bunun dışında: İtalyan, Arap ve Yahudi kültürü de yoğundur. Şehirde nüfus içinde 70’den fazla farklı milletten insan bulunduğu söyleniyor. Özellikle 1 milyon Japon vatandaşı yoğunluk yaratmaktadır.

Brezilya Sao Paulo Genel

GÜVENLİK

Güvenlik Sao Paulo şehrinde ciddi bir konudur. Özellikle geceleri ve hafta sonlarında dikkatli olmanız önerilir. Otobüslerde ve Praça da Se denilen yerde yankesicilere dikkat ediniz. Araba sürüyorsanız: kırmızı ışıkta soyulabilirsiniz. Bu yüzden özellikle gece geç saatlerde kırmızı ışıklarda yavaşlamayınız ve durmadan devam ediniz.

 

PARA

Şehirde (R ) ile ifade edilen dolar kullanılmaktadır.
Hafta sonları hariç, para değişimi kolaydır. Şehrin birçok seyahat acentası ve döviz büroları iyi fiyatla değişim yapmaktadırlar.

 

İKLİM

Burası güney yarımkürede bulunduğu için iklimler tam ters çevrilir. Kış dönemi: Haziran ve Ağustos aylarıdır. Bu aylarda geceleri serin olmasına rağmen, gündüz sıcaklıkları 20 derece civarındadır.
Şehirde “tropikal ılıman” iklim hakimdir. Nem oranı yıllık ortalama % 78 düzeyindedir. Yıllık ortalama sıcaklık ise 19 derecedir. Şehirde yağışlı havalar Ekim-Mart ayları arasındaki dönemde görülür. Ocak ve Şubat aylarında, iyi yağış düşer. Temmuz ve Ağustos ayları ise tamamen kuraktır. Şehirde en son kar yağışı 100 yıl önce görülmüştür.

 

GECE HAYATI-EĞLENCE

Şehirde gece hayatı son derece canlıdır. Ancak: trafik sıkışıklığını unutmamak gerekir, yani gayet renkli ve güzel bir gece eğlencesinden dönerken, trafiğin ortasında sıkışıp kalabilirsiniz.

Brezilya Sao Paulo Genel

NE YENİR-NE İÇİLİR

Şehrin etnik kökeninden söz ederken: özellikle ve yoğun olarak İtalyan, Japon ve Arap etkisinin olduğunu söylemiştim. Buralarda dolaşırken irili ufaklı yüzlerce restoran görmek mümkündür. Şehirde 12.000 restoran bulunduğu söyleniyor.

Şehirde yaşayan Brezilyalı yerliler: “paulistanos” olarak isimlendirilmektedir ve bu insanlar ne için yaşar denildiğinde şu söylenir “çalışmak ve yemek yemek için” Kaju suyu ve bir “esfiha” escarole ve peynir ile doldurulmuş sıcak bir ekmek: mutlaka ilginizi çekecektir.

Feijoada/Feijon

Bu yöresel yemek: domuz eti ve fasulye ile yapılmaktadır ve tüm Brezilya şehirlerinde en geleneksel yemektir ve yalnızca Çarşamba ve cumartesi günleri yapılır.

Churrascaria

Brezilya ülkesini ziyaret ettiğinizde “churrascaria” yemeden ayrılmak olmaz. Bu bir yemek türüdür ve yemek genellikle çeşitli mezelerin masaya gelmesiyle başlar. Bunlar: salata, suşi, sıcak yemek çubuğu ile devam eder. Kısa bir süre sonra “Gaucho” giyimli garsonlar sığır eti bulunan ve barbekülerde pişirilmiş büyük şişlerle gelirler.

Müşteriler garsonlara et isteyip istemediklerini işaret ederler. Bunlar arada dolaşarak isteyenlere bu şişlerin üzerindeki etlerden keserler. Bu şişler üzerinde bulunan etler: tavuk, sosis, ızgara, ızgara balık şeklindedir.
(Rio de janeiro şehrini anlatan yazımda bundan söz etmiştim, hatırlayanlar olacaktır “10 dolara istediğin kadar et ye lokantası”)

Pastel

Bu bir tür en iyi Brezilya aperatifidir. Bu hamur: sığır eti, domates, fesleğen ve peynirle doldurulur ve yağda kızartılarak servis edilir. Sao Paulo şehri sokaklarında, açık hava pazarlarında veya “Pastelerias” denilen pastel satıcılarında bulabilirsiniz, mutlaka deneyin.

Padaria

Padarias veya pastaneler: Brezilya’da günlük kafeler gibidir. Brezilyalılar: hızlı bir kahvaltı ve mükemmel bir kahve veya meyve suyu için sabahları buralara akın ederler. Onlar öğle yemeğinde pizza, taze pao de queijo (sıcak peynirli ekmek) yerler.

Pizza

Sao Paulo şehri sakinleri pizza yemeyi severler. Hatta birçokları evlerine pizza siparişi verirler. Özellikle: güneşte kurutulmuş domates ve kalamata zeytin ile yapılan ve “roka” ismi verilen pizza cinsi yaygındır.

Öte yandan: şehirdeki Pazar yerlerinde kurutulmuş meyve, fındık, Hindistan cevizi suyu, Kuzeydoğu Brezilya “acaraje” ve diğer geleneksel yemekleri, “esfihas” ve “escarole” ve “tofu” ile doldurulmuş kepekli “esfiha” dahil olmak üzere, şehirde birçok geleneksel yemek türü bulunmaktadır.

Sonuçta: Sao Paulo şehri gerçekten yemek ve gıda alanındaki çeşitlilik açısından dünya çapında üne sahiptir. Ancak, birçok yemek türünde et olarak “domuz” kullanıldığından bizler için galiba biraz seçici olmak gerekecektir.

Brezilya Sao Paulo Genel

Gelelim içeceklere: Starbucks, şehirdeki zenginler arasında moda haline gelmesine rağmen, burada özellikle yerliler arasında yine de Brezilyalı kahve tüketilir.

Çünkü Brezilya dünyanın en büyük kahve üreticisidir. Bir kafede ya da “padaria” denilen yerde kısa bir mola verip: “cafezinho” yani “espresso”, cafe com leıte veya kafe pigado içebilirsiniz. Bazı kahve cinslerine sıcak çikolata da ilave ediliyor.

Diğer geleneksel içecek “Hindistan cevizi suyu” dur. Tüm Sao Paulo şehri sokaklarında bunu bulmak mümkündür. Özellikle sıcak bir günde serinlemek için idealdir.

Barlarda ise: diğer meyve suları ile karıştırılarak çeşitleri yapılmaktadır. Bunu içmeyi düşünürseniz, size sorulduğunda şeker isteyip istemediğini belirtmeniz gerekir, çünkü şeker ilavesi olmadığında tadı ekşidir.

Brezilya Sao Paulo Genel
Brezilya Sao Paulo Genel

 

ALIŞVERİŞ-NE SATIN ALINIR

Şehirde 32 alışveriş merkezi bulunduğu söyleniyor. Pek çok dükkan: Cumartesi ve pazartesi günleri arasında, saat 10.00 da açılırlar ve yaklaşık saat 18.00 de kapanırlar. Ancak alışveriş merkezlerinin çoğu saat 12.00 de açılır ve saat 22.00 de kapanır.

Pazar günleri açılmazlar.

Şehirdeki başlıca alışveriş merkezleri: “Higienopolis”, “Ibirapuera” ve “Rua Oscar Freire” dir.
Estado caddesi yakınlarındaki “Mercadao” yani “Büyük Pazar” da iyi bir merkezdir ve buradan meyve-sebze alışverişi yapılır veya bir şeyler yemek mümkündür.

“Guarana” ise şık kumaşlar ve giysiler almak için idealdir.

Pazar günleri “Avenida Paulista” üzerinde bulunan MASP çevresindeki alan: iki büyük Açıkhava pazarına ev sahipliği yapmaktadır. Müzenin altında büyük bir antika pazarı kurulur ve karşısındaki boşluk alanda ise, el sanatları pazarı kurulur. Bu bölümde ayrıca sokak gıda bölümü bulunur.

 

Calixto

Cumartesi günleri, “Benedito” denilen yerde “Calixto” denen Pazar kurulur. Burası bir antika ve el sanatları pazarıdır. Sabah canlı müzik ile başlayan pazarın merkezinde food-court yani yemek yerleri bulunur.

Öğlen burada yemek yiyerek, tüm gününüzü gayet güzel geçirebiliyorsunuz. Zaten Pazar yani alışveriş yanında, birçok insan bu canlı müzik etkinliğine katılmak için buraya gitmektedirler.

Ayrıca: hemen pazarı çevreleyen sokaklarda da ilginç mağazalar ve küçük restoranlar bulmak mümkündür. Özellikle Teodoro Sampaio isimli sokak geleneksel Brezilya enstrümanları satan fantastik dükkanlarla doludur.

Brezilya Sao Paulo Genel

Belediye Çarşısı

Çarşı: vitray pencereli, güzel bir neo-klasik bina içindedir. Burayı ziyaret ederseniz: yanınızda değerli eşya bulundurmamanızı veya sıkı sıkı takip etmeniz önerilir. Çarşının çevresindeki sokaklarda şehrin büyük ve eski binalarını görmek mümkündür.

 

Praça da Republica Pazar

Burası da şehrin en büyük açık hava pazarlarından birisidir. Burada Kuzeydoğu Brezilya’nın taze gıda maddeleri satılır. Atıştırma veya bir içki içip canlı müzik dinlemek isterseniz, yine uygun küçük yerler vardır. Pazarın bulunduğu meydan ise, şehrin en güzel eski binalarının bulunduğu bir yer olarak önem kazanır.

Brezilya Sao Paulo Genel

Ceasa

Ceasa, Brezilyanın en büyük gıda pazarıdır ve hatta 7.5 milyon metre karelik bu Pazar: Latin Amerika’daki en büyük gıda pazarıdır. Burada Brezilya ve ötesinde meyve çeşitlerini görebilirsiniz. Pazar: Çarşamba, Cumartesi ve Pazar günleri açıktır. Şehir merkezinin biraz dışında olduğu için taksi ile gitmenizi öneririm. Salı ve Cuma sabahları, burada çiçek ve bitki pazarı kuruluyor.

Meksika Mexico City Genel

Meksika Mexico City Genel

Mexico City şehri; 16 ilçe ve 300’den fazla mahalle ile dünyanın en büyük metropol alanlarından birisi olarak tanınır. Başkentin bulunduğu eyalet olan “Mexico DF” yani “Meksika Federe Bölge Eyaleti” batı yarımkürenin en büyük metropolüdür. Öte yandan şehir hava kirliliği ile ünlüdür.

Şehir: Meksika ülkesinin başkentidir ve merkezi hükümet burada yerleşiktir. İlk olarak: Sapa dağlarının eteklerinde Aztekler, Texcoco gölündeki bir yarımadada 14. yüzyılda bir şehir kurmuşlar ve ardından buranın üstüne günümüzdeki şehir kurulmuştur.

Aztek şehrinin kuruluşundan 200 yıl sonra İspanyollar şehri ele geçirmişler ve bölgede Yeni İspanya’nın başkenti yapmışlardır. Şehir 300 yıl sonra ise Meksika’nın baş şehri olmuştur. Aztekler tarafından kullanılmış olan su yönetim teknikleri ve binalar, modern şehrin alt yapısını oluşturmuştur.

Şehir: Anahuac denilen kudretli dağla çevrili yüksek bir vadide, denizden 2200-2300 metre yüksekte bulunmaktadır.

Şehir alanı: kuzeyden-güneye 40 km ve doğudan-batıya 25 km dir.

1985 yılındaki depremin yarattığı hasardan sonra bile şehrin tarihi merkezi ve güneydeki Xochimilco nun “yüzen bahçeleri” UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi ne girebilmişlerdir.

Merkezde koloni dönemi ve İspanya öncesinden kalma anıtlar görülebilir.

Arkeolojiden modern Meksika resimlerine ve grafik sanatlara kadar farklı konuları ele alan çok sayıda müze vardır. Modern Sanat Müzesindeki (Museum of Modern Art) Frida Kahlo’nun çalışmaları ile kocasının Casa Mural Diego Riviera’daki duvar resimleri en ilgi çeken koleksiyonlardır.

Palacio National (kimlik kartınızı götürmeyi unutmayın) daha çok çalışmasının görülebileceği bir yerdir.

Turistlerin ilgi odağı yerler, tarihi merkez ve Xochimilco, Condesa, Roma, gece hayatı, alışveriş ve yemek için San Angel, turistik yerleri sebebiyle Chapultepec de Lomas, el işleri pazarı sebebiyle Ciudadela, lüks alışveriş imkanları sebebiyle Polanco dur.

Roma Katolikleri için Amerika daki en kutsal yer olan Basilica de Guadalupe, İspanyol döneminden kalma bir katedraldeki önemli bir hac merkezidir. Şehrin dış kesimlerindeki bir diğer popüler yer ise Teotihuacan daki Aztek kalıntılarıdır.

Meksika Mexico City Genel

 

ŞEHRİN TARİHİ

Mexico City şehri çevresindeki alan: Kolomb öncesinde 1345 yılında Tenochtitlan tarafından kurulmuştur. İspanyol fethine kadar: bir bataklık adada kurulan şehir özellikle doğu bölümünde gelişmiştir.

Başkent olarak kabul edilen bu kasabanın çevresindeki kasabalarda ise, diğer bazı kabileler kümelenmişlerdir. Şehrin merkezinde 2 savaş ve güneş tanrısı Huitzilopochtli adına adanmış tapınaklar ve yağmur tanrısı Tlaloc için yapılmış büyük piramit bulunuyordu.

Teocalli denilen tören alanı Coatepantli denilen yılan duvarı ile çevriliydi. Burada aynı zamanda diğer önemli tanrılara ait tapınaklar da bulunuyordu. Tüm bu muhteşem yapıların kalıntıları, günümüzde mevcut “Zocalo” (Plaza de la Constitucion) ve hemen çevresindeki bölümlerde toprak altında yatmaktadır. Bu kült merkezi dışında pazar meydanları, tapınaklar ve kraliyet sarayları ve yerleşim alanları bulunuyordu.

Evet: “Tlatelolco” şehrinin asıl önemi: Aztek İmparatorluğunun temel ticaret merkezi olarak seçilmesinin ardından ortaya çıkmıştır. Eski “Cortesian Tlatelolco” sitesi günümüzde “La Languilla” pazarının altındadır.

Bazı kalıntılar “Üç kültürler” meydanında ortaya çıkarılmıştır. İki kasaba çevresindeki gölde bulunan yapay adalar: ekilebilir arazi olarak kullanıldı. Bu nedenle, buralara “Xocimilco” yani “yüzen bahçeler” ismi verilmiştir.

8 Kasım 1518 tarihinde: ilk İspanyol güçleri, Hernan Cortes başkanlığında Aztek başkentine ayakbastılar. İspanyollar: Mayıs 1521 tarihinde Tenochtitlan şehrini kuşattılar ve 13 Ağustos günü şehir ele geçirildi, Aztek hükümdarı Cuahtemoc yakalandı. Ardından: şehirdeki Aztek yapıları yerle bir edildi ve kanallar molozlarla dolduruldu.

1522 yılında İspanyollar: putperest tapınaklar olarak değerlendirdikleri Aztek tapınakları üzerine, mevcut malzemeyi kullanarak Mejico adını verdikleri yeni bir şehir inşa etmeye başladılar.

1535 yılında yeni İspanya valiliği oluşturuldu. 1537 yılında şehir nüfusunun: 100.000 yerli ve 2000 İspanyol’dan oluştuğu bilinmektedir. 1551 yılında Amerika kıtasının ilk üniversitesi burada kuruldu. 1692 yılında, yerli ayaklanması çıktı ve şehrin büyük bölümü, genel vali sarayı dahil yangında tahrip oldu.

1810-1821 yılları arasındaki bağımsızlık savaşında ise: kraliyet güçlerini çıkarmak için şehre yoğun saldırılar düzenlendi ve 1821 yılında şehir bağımsızlık destekçileri tarafından ele geçirildi.

1846-1848 yılları arasında, Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaşta şehir ABD askerleri tarafından bir süre işgal edildi. 1876-1911 yılları arasında Mexico City şehri özellikle Fransız etkisiyle yoğun bir şekilde modernize edilmiştir.

İzleyen on yıl içinde, Meksika, çeşitli devrimci liderler arasındaki kanlı çatışmalara sahne oldu ve devrim sonrasında şehir 1930 yılında 1 milyon kişilik nüfusa ulaştı.

II. Dünya savaşından sonra ise, şehir modernleşme ve sanayileşme alanında büyük atılımlar yapmıştır ve yoksul kırsal bölgelerden buraya insan akını olmuş, şehirde nüfus patlamıştır.

Bugün Meksika ülkesindeki sanayinin yarısı ve diğer tüm ticari faaliyetlerin % 70’lik bölümü başkentte yürütülmektedir. 1968 yılında Yaz Olimpiyat Oyunları şehirde yapılmıştır.

19 Eylül 1985 tarihindeki depremde ise, şehirde 10.000 kişinin öldüğü söyleniyor. Ayrıca 100.000 kişi evsiz kalmış ve hasar şehrin çehresini değiştirmiştir.

Özellikle yeni yapılan binaların depreme dayanıksız oluşu, hasarın büyümesine neden olmuştur.

Meksika Mexico City Genel

VİZE

Ülkeye giriş için vize gerekiyor. Meksika elçilik ve konsolosluklarından alınacak vize 90 gün geçerlidir.

 

ULAŞIM

Uçakta ülkeye giriş için “Göçmenlik formu” verilmektedir. Bunlar genellikle check-in sırasında kullanılır ve göçmenlik formu kişiye 180 gün ülkeye giriş izni verir. Mavi kopyayı kaybetmemelisiniz çünkü göçmenlik işlemlerinden geçtikten sonra resmi mühür ile teslim edilecektir.

Yani ülkeyi terk ederken bu formu yetkililere teslim etmeniz gerekecektir. Ayrıca ziyaretçi kartı numarasını not edin ve güvenli bir yerde saklayın. Bozmayın ve dediğim gibi ülkeyi terk ederken bu mavi kopyayı yetkililere temiz olarak teslim etmek zorundasınız.

 

İKLİM

Mexico City şehri şehri Meksika’nın en yüksek bir platosu üzerinde bulunmaktadır. Şehir tüm yıl nispeten ılıman bir iklime sahiptir. Yaz ve kış genellikle hafif geçer. Tüm yıl boyunca akşamları yalnızca bir ceket yeterli olmaktadır.

Haziran-Eylül ayları arasında öğleden sonra genellikle yağışlı geçer. Ancak, yağmurun hemen ardından güneş çıkar ve hava daha temiz olur.
Ekim-Mayıs ayları arasındaki dönem kuraktır. Şubat en sıcak aydır.

Evet: burayı ziyaret etmek için en uygun zaman ilkbahar ve yaz aylarıdır. Bu dönemlerde hava kirliliği oldukça yoğundur ama hava koşulları iyi olmaktadır.

 

DİL

Şehirde İspanyolca resmi dil olarak konuşulmaktadır. İngilizce bilen çok azdır, bunu düşünerek birkaç kelime İspanyolca öğrenmeniz önerilir.

 

ELEKTRİK

Şehirde 110 volt kullanılmaktadır ve prizlerde iki düz delik vardır ve bu yüzden elektrikli ev aletleri kullanmak için adaptör edinmelisiniz.

 

NÜFUS-İNSANLAR

Sert bir iklime sahip kuzey tarım bölgelerinden gelen nüfus akını şehirdeki nüfusun büyümesine neden olmuştur. Böylece Mexico City şehri dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri olmuştur.

Bazı tahminlere göre nüfus 26 milyon kişidir. Ama kesinlikle 20 milyon civarında olduğu biliniyor. Bu aşırı nüfus: yeterli iş imkanlarının bulunmaması nedeniyle ciddi ekonomik ve sosyal zorluklar yaratmaktadır.

 

ÇEVRE SORUNLARI

Şehrin başlıca sorunu “trafik” tir. Çünkü şehirdeki araç sayısının, yaklaşık 3.5 milyon olduğu düşünülüyor. Bunun yanında, şehirde büyük oranda hava kirliliği vardır. Çünkü vadide yaklaşık 35.000 endüstriyel sanayi birimi olduğu söyleniyor ve bunlar Anahuac vadisinde ihtiyaç duyulan temiz havayı tamamen yok ediyorlarmış.

Vadinin bir zamanlar berrak dağ havası, günümüzde kirletici bir çan bulutu haline dönüşmüştür. Bu sorunları çözmek için hükümet tarafından çeşitli tedbirler alınmaktadır.

Örneğin: 1980 yılından bu yana “araba olmadan bir gün” programı uygulanarak trafik rahatlatılmaya çalışılmaktadır. Ayrıca kurşunsuz benzin daha yoğun kullanılmaya başlanmıştır. Çevreye zarar veren sanayilerin başka yerlere taşınması da gündemdedir.

 

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM

Mexico City şehri içinde gerek trafik koşulları ve gerekse yoğun ve ağır sis nedeniyle: ziyaretçilerin kendileri için araba kiralamaları önerilmektedir. Bunun dışında: ana ulaşım aracı olan metro ağı, her gün 4.5 milyon kişi tarafından kullanılmaktadır.

Ancak metro hatlarında yanınızda çalınma ihtimaline karşı el bagajı bulundurmamanız istenir. Öte yandan metronun: saat 10.00-16.00 arasında kullanılmalı, bu saatler dışında pek tercih edilmemelidir. Metroda “Sadece Bayanlar” için ayrılmış bölümler göreceksiniz.

Şehirde 60 otobüs hattı bulunmaktadır. Ancak otobüsler yalnızca İspanyolca konuşmayı bilen ziyaretçiler tarafından kullanılmalıdır. Ancak bunlarda da yankesicilerin çok olduğu unutulmamalıdır.

Bazı yerlerde sabit hatlarda çalışan 22 kişilik VW minibüsler bulunmaktadır ama bunlara sadece merkezi yerlerde binmeniz önerilir. “Peseros” denilen bu araçlar: Paseo de la Reforma alanında sabit bir rota izlerler ve fiyatları ucuzdur.

Gelelim taksilere. Mexico City şehri içinde birkaç taksi türü vardır. Sarı, beyaz veya yeşil taksilere “Libres” denilir. Bunlar yollarda serbestçe dolaşırlar. Ancak daha önce söz ettiğim gibi, taksiye bindiğinizde şöföre net adres belirtmeniz, yani cadde ve sokak yanında ilçe ve mahalle belirtmeniz gerekir.

Kırmızı renkli taksiler “de Sitio” olarak isimlendirilir ve bunlar sabit duraklardan hareket ederler. “Turismos” denilen ve büyük oteller önünde bekleyen özellikle limuzin gibi taksiler çok pahalıdır. Eski tarihi merkez içinde ise bir tür bisiklet taksi olarak hizmet veren “Bici-taksiler” bulunur.

Meksika Mexico City Genel

 

TURİZM

2013 yılında şehir, yaklaşık 14 milyon turist tarafından ziyaret edilmektedir. Ancak kanlı kartel şiddet korkuları yine de insanların burayı ziyaret etmelerini engellemektedir. Özellikle kartel cinayetleri ülkeyi sardığında 2009 yılında ülkeyi ziyaret eden turistlerin sayısı hızla düşmüştür.

Toplu mezarlar ve çete katliamları Meksika’nın adını karartmış ve ardından 2010-2012 yılları arasında turist sayısında büyük düşme yaşanmıştır.

Meksika Mexico City Genel
Meksika Mexico City Genel

 

GEZİLECEK YERLER

Mexico City şehri sık sık değişen sokak isimleriyle birlikte, yaklaşık 240 mahalleye bölünmüştür. Ayrıca 16 ana idari birime ayrılmıştır. Farklı mahallelerdeki birçok cadde, aynı ada sahiptir.

Çünkü birçok caddeye tanınmış nehirler, filozofların isimleri verilmiştir. Örneğin: Emiliano Zapata ismi, şehirdeki yaklaşık 100 caddeye verilmiştir. Bu nedenle: şehirde adres ararken: cadde veya sokak ismi yanında, hangi ilçe veya mahallede olduğunu da bilmeniz gerekir.

Şehirdeki caddeler yani “Avenidas”lar genellikle doğu-batı istikametinde, sokaklar yani “calles” ler ise kuzey-güney istikametinde uzanırlar. Ayrıca: Bulevar denilen bulvarlar ve bunlar arasında bağlantıyı sağlayan “Calzada” denilen “geçit” ler bulunmaktadır. Sadece büyük ve önemli caddeler, kendi uzunluğu boyunca aynı ismi korurlar.

Şehirdeki Gezi

Mexico City şehrindeki gezinize: bence “Zocalo” yani “Ana Meydan”dan ve çevresindeki turistik yerlerden başlamalısınız.

Devamında ise: bitişik Sagrario, Ulusal Saray ve arkeoloji bölgesindeki yeni “Museo del Templo Mayor” gezilebilir. Bu geziler sizin 1 gününüzü rahatlıkla dolduracaktır.

Şehirdeki ikinci gününüzde: Palacio de Bellas Artes, Latin Amerika Kulesi, Casa de los Azulejos, Iglesia de San Francisco, Alameda Park ve bitişik Avenida Juarez düşünülmelidir.

Hatta: şehir gürültüsünden uzak sakin Botanik Bahçeleri, Hayvanat Bahçesi ve Bosque de Chapultepec ve Castillo de Chapultepecek gezilebilir. Ancak bu gezide: Antropoloji Ulusal Müzesi mutlaka görülmelidir. Elbette Museo de Arte Moderno (Modern Sanat Müzesi) de unutulmamalıdır

Şehirde: canlı gece hayatı yaşamak isterseniz: Plaza de Garibaldi özellikle mariachi müzikleriyle popülerdir.

Mexico City şehrinde uzun zamanınız varsa gezmeniz önerilen diğer yerler şunlardır: Frida Kahlo Müzesi ve Museo Leon Trotsky, Ciudad Universitaria. Öte yandan: yüzen bahçeler bir tekne gezisi ile ziyaret edilebilir. Xoccimilco ve Guadalupe Bazilikası düşünülmelidir.

Meksika Mexico City Genel

 

ALIŞVERİŞ

Mexico City şehri alışveriş için çok özel bir yerdir. Şehirde büyük ve modern alışveriş merkezleri yanında, daha geleneksel dükkanlar, kaldırım satıcıları ve açık pazarlar bulunmaktadır.

Şehirde lüks mağazalar ve alışveriş merkezleri arayanlar: Presidente Masaryk, Centro Santa Fe ve Zona Rosa denilen yerleri tercih etmelidirler. Şehrin güney kesiminde bulunan Centro Coyoacan ve Perisur özellikle çok popülerdir.

San Angel sömürge dönemi mahallesidir ve aynı zamanda çarşı anlamına gelen “Bazaar Sabado” ile ünlüdür. Burada üç farklı Pazar kurulmaktadır. Cumartesi günleri açık el sanatları pazarı kurulur.

Biraz daha uzakta ünlü seramik pazarı Cuma günleri kurulur. Tepoztlan denilen yerde ise Pazar günleri, el sanatları pazarı kurulur.

Meksika Mexico City Genel

 

GECE HAYATI

Mexico City şehri en aktif gece hayatına sahiptir. Hatta sonsuz seçenekler olduğu söylenir. Müzik sahnesinden caz kulüplerine, yüksek sesle müzik dinlenebilen diskolara, Mariachi müziklerine, Flamenko ve salsa kulüplerine, klasik konserlere, opera, filarmoni orkestrası, romantik trio, oda müziği ve daha fazlası sunulmaktadır.

Büyük otellerin birçoklarının hemen bitişiklerinde kaliteli ve canlı eğlencelerin sunulduğu diskolar bulunur. Birçok eğlence mekanı, gece saat 22.00 gibi kapılarını açarlar ve eğlence sabaha kadar devam eder.

Evet şehirde eğlenmek için ilk akla gelen yerlerin başında “Zona Rosa” gelmektedir ama buranın aynı zamanda bir turist tuzağı olarak da ün yaptığını unutmayınız.

 

MARİACHİ

Plaza Garibaldi denilen yerde: düğün, doğum günü ya da diğer özel günlerini kutlayanlar veya sadece eğlenmek isteyenler bu meydana gelip Mariachi guruplarının şarkılarını dinliyorlar. Mariachilerle Kolombiyalı Valenato ozanlarının hikayeleri biraz birbirine benziyor.

1900’lerin başlarında Mariachiler, iş oldukça çiftliklere girip çalışan gezgin müzisyenlermiş. Meksika  Devriminden sonra işler zorlaşınca çiftliklerden ayrılıp, kasaba kasaba gezerek Vallenato ozanları gibi haber  taşımışlardır.

Verdikleri haberlerin yanında, devrimin başkarakterlerine dair kahramanlık öykülerini anlatan şarkılar söylerlermiş.

Kaynağı kesin olarak bilinmeyen, ancak keman, arp ve gitardan oluşan geleneksel İspanyol orkestralarına benzetilen Mariachi gurupları günümüzde Meksika, İspanya ve Afrika’nın (İspanyol işgalcilerin getirdiği Afrikalı köleler sayesinde) yerel müziklerini harmanlıyorlar.

Şarkıların öyküleriyle doğa, maçoluk, aşk, ölüm, politika, yörenin insanları ve hatta hayvanlar üzerine. Sözler oldukça müstehcen olabiliyormuş. Şarkılarda kadın erkek ilişkileri dolaylı yoldan anlatılır, bunun içinde çiftlik hayvanları kullanılırmış.

Genelde Jalisco eyaleti ve civarında yaşayan Mariachilerin üne kavuşması 1930 lu yıllara rastlıyor. En bilinen Mariachi Gaspar Vargas, Jalisco dan başkente gidip devlet başkanının konuğu olmuş.

Başkan Cardenas çok beğenince mariachi müzikleri bir anda radyolar aracılığı ile tüm Meksika ya yayılmıştır. Mariachiler ilk defa doğru dürüst kıyafetler alacak konuma geldiklerinde, kostüm olarak kendilerine Meksika ya özgü atlı kovboy diyebileceğimiz charroların kıyafetini seçmişlerdir.

Dar ve süslü pantolon, kısa ceket, işlemeli kemer, çizme, papyon tipi gravat ve geniş Meksika şapkası sombrero.

Kırsal alanlarda Mariachiler daha çok bir araya gelmeye çalışan aşıklara hizmet veriyor. Kızın evinin önüne giden Mariachiler pencerenin altında serenat yaparak genç erkeğin kalbinden geçenleri, söylemek istediği sözleri kıza iletiyorlar.

Aşk-meşk işlerinin dışında vaftiz törenleri, düğünler, resmi tatiller ve hatta cenazelerde bile Mariachi guruplarından vazgeçilemiyor. Ölmek üzere olan bir Meksikalının kendi cenazesinde çalınacak şarkı listesi hazırlaması gayet normalmiş.

Mariachileri dinlemek için şarkı başına yaklaşık 4-5 dolarlık bir ücret ödemek gerekiyor. Pazarlık yapmak serbesttir.

Guruplardaki müzisyen sayısı genelde 7-10 kişi arasında değişiyor. Kullanılan enstrümanlar ise keman, beş telli küçük gitar vihuela, vihuelanın altı telli versiyonu guitarron denen bas gitar, trompet ve klasik gitar.

Maggy şarkı sözlerinden ve Mariachilerin giydikleri kostümlerden, gurupların hangi bölgeden geldiğini anlamak mümkündür. Son adı verilen geleneksel Mariachi müziğinin en iyi örneklerine Jalisco (son jalisciense) ve Veracruz (son jarocho) eyaletlerinde rastlanıyormuş.

Tipik bir son jarocho şarkısı olan meşhur olan Bamba yı bir de Mariachi guruplarından dinlemelisiniz.

Meksikalılar için Mariachi müzikten öte bir şey. Kültürlerinin, tarihlerinin, geleneklerinin yoğrulmuş hali, özü bu. Plaza Garibaldi Meksika’daki farklı kültürleri biraz daha iyi anlayabilmek için bu anlamda ideal bir yerdir.

 

İskoçya Glasgow Genel

İskoçya Glasgow Genel

Glaskow; İskoçya’nın en büyük şehridir. İngiltere adasında ise, en kalabalık nüfus barındıran üçüncü şehirdir. Şehirde: birçok alışveriş merkezi ve kültür mekanları bulunmaktadır ve bu yüzden: hareketli yaşamın etkin olduğu bir yer olarak bilinir.

Şehir: 2013 yılı “Travelers Choice Destinasyonları” ödüllerinden: yükselişte bulunan en iyi üçüncü şehir ödülüne layık görülmüştür.

İspanya-Barcelona şehrinde ünlü mimar “Gaudi” ne ise, bu şehirde de “Makintosh” aynıdır. Ünlü mimar Charles Rennie Mackintosh: 1868 yılında bu şehirde doğmuş ve şehirdeki birçok mimari yapının yaratıcısı olmuştur.

Şehrin en büyük özelliği: tüm müzelerin ücretsiz olmasıdır. Bunun yanında: Edinburg şehrinden sonra burayı ziyaret edenler belki sıkılacaklardır. Çünkü: bu şehrin turistik yönü pek ağırlıklı değildir. İskoçya bölgesi gezinize, önce Glasgow ve ardından Edinburg şehri ile devam etmenizi öneririm. Edinburg şehri ne kadar güzel ve turizm yönü güçlü ise, Glasgow şehri de hareketli ve canlı olması ile tanınır.

Yalnızca giriş bölümünde değinmek istediğim bir husus var. İskoçya’nın diğer yerlerinde olduğu gibi, buranın kırsal kesimlerinde de “Scottish Cattle” denilen bir tür “sığır” görebilirsiniz ki, bunlar uzun saçlı ve sakallı gibi görünürler.

“2014 yılı Commonwealth Games” bu şehirde yapılacaktır. 11 gün boyunca, 17 spor dalındaki yarışmalar: 23 Temmuz-3 Ağustos 2014 tarihleri arasında düzenlenmiştir.

 

TARİH

Şehirde ilk yerleşimcilerin kim ve ne zaman yerleştikleri bilinmemektedir. Ancak: bilinen ilk yerleşimcilerin, MS.550 civarında buraya gelip yerleşen Hıristiyan toplulukları olduğu tahmin edilmektedir.

Yani; şehir 543 yılında Saint Mungo olarak bilinen Aziz Kentigern tarafından burada bir manastır kilisesi kurulduğu söyleniyor. Zaten: 1123 yılında, Glasgow katedralinin, Aziz Kentigen mezarı yerinde inşa edilmiştir.

6.yüzyılda ise, burada bir katedral yapılır ve bölgenin dini merkezi haline gelir.
1286 yılında, River Clyde üzerinde, keresteren Glasgow Bridge köprüsü yapılmıştır.

1297 yılında: William Wallace: İngiliz vali tarafından kaçırılan eşinin intikamını almak için, İngiliz işgal kuvvetlerine karşı, Lanark bölgesinde bir ayaklanma düzenlemiştir.

1410 yılında, River Clyde üzerindeki köprü, taş kemerli bir köprü ile değiştirilir.

1438 yılında Bishop kalesi inşa edilir ve katedral piskopos ve başpiskoposu için ikametgah olarak kullanılmaya başlanır. 1451 yılında, Üniversite kurulur.

1574 yılında şehirde veba görülür. 1625 yılında şehirde ilk iskele inşa edilir. 1652 yılında, yangın, şehirdeki birçok insanı evsiz bırakır.

Bu yangına, dünyanın ilk itfaiye teşkilatı, Edinburg şehrinden gelerek müdahale eder. 1660 yılında, şehirde ilk kömür yatakları bulunur.

1776 yılında, Adam Smith, Glasgow Üniversitesinde görev yapmıştır. 1807 yılında Hunterian Müzesi ve sanat galerisi açılır.

1841 yılında, şehir İskoçya’nın en büyük şehridir, ancak bu büyük nüfus, gecekondu tipi, kötü evlerde yaşamaktadırlar. 1896 yılında Glasgow metrosu açılır.

Şehrin limanına gemilerin yanaşabilmesi mümkün değil iken, 18.yüzyılın başlarında: Clyde ırmağının dibi temizlenerek derinleştirilmiş ve büyük gemilerin şehir limanına yanaşabilmeleri sağlanmıştır.

Böylece; Glasgow limanından: Batı Hint Adaları ve Amerika’daki kolonilere İskoç malları ve Afrikalı köleler götürülmüş: oradan ise şeker, tütün ve rom getirilmiştir. Özellikle: tütün ticareti konusunda, şehir önemli bir merkez haline gelmiştir. Zamanla: pamuklu dokumu da önem kazanmıştır.

19.yüzyılda: şehir, Avrupa’da Londra ve Paris ile birlikte en çok nüfusa sahip şehirlerinden birisi olarak bilinir. Çünkü: bu dönemde, bölgede kömür ve demir yatakları bulunmuş ve demir-çelik endüstrisi hızla ilerlemiş, sanayileşme sonucu, ülkenin birçok yerinden buraya gelen insanlar, işçi olarak çalışmaya başlamışlar ve şehrin nüfusu 1 milyona yaklaşmıştır.

İskoçya Glasgow Genel

ULAŞIM

İstanbul-Glaskow arasındaki uçuş süresi, yaklaşık 5 saat sürmektedir. Glasgow-Londra arasındaki havayolu ulaşımı ise, 1 saat sürmektedir. Glasgow-Edinburg arasındaki uzaklık 71 km. dir.

Şehir havaalanı “Glasgow Prestwick” : şehir merkezinin batısında 8 km. uzaklıktadır.
Glasgow City Center Buchanan Otogarı ile havaalanı arasındaki otobüs seferleri: her gün saat: 05.00-23.30 arasında her 30 dakikada sürmektedir.

Yolculuk süresi 55 dakikadır ve ücret 16 paund’dur. Havaalanı ile şehir merkezi arasında tren kullanmak isterseniz, yine yolculuk süresi 45 dakikadır.

İskoçya Glasgow Genel

İKLİM

Glasgow şehri: Moskova ile aynı enlem üzerindedir ancak sıcak Atlantik Okyanusu kıyılarında bulunması nedeniyle, hakim batı rüzgarı, buradaki iklimin ılıman olmasına neden olmuştur. Evet, şehirde: yazların sıcak ve kışların ılıman olduğu bir iklim düzeni hakimdir.

Ülkenin genelinde olduğu gibi, burada da yağış eksik olmaz, ama diğer bölgelere nazaran şehrin bulunduğu yer daha sıcak denilebilir.

Öte yandan: yine adanın diğer yerlerinde olduğu gibi, burada da hava şartları kısa zaman içinde değişir, bir bakarsınız güneş, biraz sonra ise, yoğun bir yağmur ve ardından yine güneş.
Bu şehri ziyaret etmek isterseniz: Haziran-Temmuz-Ağustos ayında buraya gitmelisiniz.

 

DİN

Şehirde: 1860 yılından itibaren şehre göçen Katolikler ve şehir merkezindeki Protestanlar arasında zaman zaman ciddi çatışmalar çıktığı görülmektedir.

Hatta: dünyanın en büyük ikinci derbisi olarak kabul edilen Glasgow Rangers ve Celtic futbol takımları arasındaki rekabette bu dini yapılara dayanmaktadır.

Çünkü: Glasgow Rangers taraftarları Protestan iken, Celtic taraftarları Katoliktir.

Bunları bilmenizde yarar var, çünkü olura bir futbol takımı forması alır ve rakip takımın mahallesinden veya mekanından geçerseniz, başınıza büyük dertler gelebilecektir. Bu yüzden: şehirde “din” faktörünün önemli olduğunun bilincinde olmanız gerekir.

 

DİL

İskoçya’nın diğer yerlerinde olduğu gibi burada da aksanlarını anlamakta mutlaka zorluk çekeceksiniz. Öte yandan, özellikle akşamları: biraz da sarhoş olmaları nedeniyle dilleri sürçmekte ve konuştukları hiç ama hiç anlaşılmamaktadır.

Bu yüzden: kendinizi üzmeyin ve yormayın, anlamaya gayret edin, anladıklarınız ile yetinin.

 

ELEKTRİK

Şehirde: 220 volt elektrik kullanılmasına rağmen, prizler üç girişlidir ve bu yüzden, burayı ziyarete gittiğinizde, mutlaka dönüştürücü bulundurmalısınız veya oraya vardığınızda satın almalısınız.

 

PARA

Şehirde: İngiltere’nin diğer yerlerinde olduğu gibi “paund” kullanılır.

 

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Otobüsler

Şehirdeki ana otobüs durağı: Buchanan Street caddesindedir. Otobüslere binmek için yanınızda bozuk para bulundurmanız gerekir, çünkü: sürücüden bilet alacaksınız ve sürücü para üstü vermez.

Ancak: otobüs bilet ücretleri, gideceğiniz yere göre değişmektedir. Gideceğiniz yeri söylediğinizde, sürücü size ödemeniz gereken ücreti söyleyecektir.

Öte yandan: sürücüden aldığınız bileti sakın atmayın, kaybetmeyin, çünkü: yolculuk sırasında bilet denetimi sıkça yapılmaktadır.
Evet: otobüsten inişler için, bindiğiniz kapıyı yani sürücüye yakın kapıyı kullanmalısınız.

Metro

Şehir metrosunun 16 istasyonu bulunmaktadır. Metro hatlarından: “The Quter Circle” saat yönünde: “İnner Circle” metro hattı ise, saat yönünün tersinde ilerler. Metro çalışma saatleri: 06.30-23.30 dur. Ancak: Pazar günleri çalışma saatleri kısalır ve akşam saat: 18.00 den sonra metro çalışmaz.

Tek binişlik metro ücreti: 1.20 paund, 1 günlük sınırsız biniş bilet ücreti ise, 3.5 paund.

 

GLASKOW ÜNİVERSİTESİ

Üniversite: 1451 tarihinde kurulmuş, Avrupa’nın en eski üniversitelerinden birisidir. Daha doğrusu, İngilizce konuşulan ülkeler arasında kuruluş tarihi itibarı ile en eski dördüncü üniversitedir. Dolayısı ile, Avrupa’da eğitim konusunda en prestijli eğitim kurumlarından birisidir.

Üniversitenin ana kampus merkezi: şehirde “Gilmorehill” denilen yerdedir. Ancak, başlangıçta Glasgow katedrali yakınında, şehir merkezinde, High Street üzerinde bulunan ve 1870 yılında yapılan binalarda bulunmuştur ve daha sonra biraz önce sözünü ettiğim yeni yerine taşınınca, eski binalar: Kelvingrove Sanat Galerisi ve Müzesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Üniversite içinde, rehberli turlarla gezi yapmak mümkündür. Bu gezide: Filozof Thomas Reid’in mezar taşı, Lord Kelvin’in laboratuvarı ve atmosferik cloisters ve tarihi merdivenleri görebilirsiniz.