Karadağ Cetinje

cetinje.şehir merkezi.1
Karadağ Cetinje

Burası ülkenin eski başkentidir.

1878 yılında Karadağ’ın tanınması ile şehir Karadağ devletinin başkenti olarak ilan edilmiş, modern binalar ve büyükelçilikler yapılmıştır.

1914 yılında ise, şehirde nüfus patlaması yaşanmış, o dönemdeki Hükümet Konağı binası, günümüzde Kraliyet Tiyatrosu “Zeta House” olarak kullanılmaktadır.

Koton ve Perast’ı çevreleyen dağların hemen üstündedir. Denizden yükseklik yani rakım 670 metredir.

Karadağ’ın eski başkenti olduğu için birçok tarihi ve kültürel yapıyı barındırır. Özgün mimarisi, tarihi binaları, manastır ve kiliseler ile müzeler nedeniyle buraya müze kasaba denilmektedir.

Küçük bir yer olduğu için her yere yürüyerek gidebilirsiniz. Merkezde gezebileceğiniz birçok müze ve kilise vardır. Cetinje sokaklarında kaybolup yürüyüş yapmak ta keyiflidir.

 

İklim

Şehirde ortalama sıcaklık kışın 2 derece yazın ise 20 derecedir. Kışlar serin ve yağışlı geçer. Yani tam bir karasal iklim hakimdir. Yıllık sıcaklık ortalaması 20.1 derecedir. En sıcak ay Temmuz, en soğuk ay ise Ocak ayıdır.

cetinje.1
Karadağ Cetinje
cetinje.2
Karadağ Cetinje

 

GEZİLECEK YERLER

cetinje.manastır.
Karadağ Cetinje Manastırı

Cetinje Manastırı

Karadağ’da bulunan en ünlü Sırp Ortodoks manastırıdır. Manastır 1785 yılında yapılmıştır.

cetinje.4
Karadağ Cetinje Vlaska Kilisesi

Vlaska Kilisesi

1450 yılında inşa edilen kilisenin korkulukları için, düşmandan ele geçirilen silahların namluları kullanılmıştır. Burada düşman diye kastedilen, Osmanlılar.

 

Etnoğrafya Müzesi.

Kral Nichola Meydanında bulunan müzede Karadağ’ın geleneksel kıyafetlerini ve yaşam tarzını görebilirsiniz.

 

Devlet Müzesi

Kral Nichola Meydanında bulunan müzede Karadağ kralı I. Nikola Petroviç’in eski ikametgahıdır. 2. Dünya Savaşı sırasında yağmalanmıştır.

cetinje, bilijar house
Karadağ Cetinje Bilijarda House

Biljarda House

Milli müzenin hemen karşısındadır. Ünlü şair ve filozof Peter II Petroviç’in 1832 yılında ikamet ettiği binadır. Günümüzde adına kurulmuş müze olarak hizmet vermektedir.

 

Milli Müze

Novice Cerovica’da bulunan müzede tarih ve sanat bölümleri görülmeye değerdir.

 

Vladiko Danilo Mezarı

Eğer Centinje Manastırının solundan başlayan ve tepeye doğru çıkan 10 dakikalık bir yürüyüş yaparsanız, Cetinje’nin kuş bakışı harika bir manzarası ile karşılaşacaksınız.

cetince.lovjen türbesi.1
Karadağ Cetinje Lovjen Türbesi

Lovcen türbesi

Petar II Petrovıc Njegos tarafından, Jezerski tepesi üzerinde 1660 metre yükseklikte bu şapel yaptırılmıştır. Türbe yıkılması üzerine 1924 yılında yeniden inşa edilmiştir.

 

Suudi Arabistan Meidan Salih

Suudi Arabistan Meidan Salih

 

Suudi Arabistan ülkesinin kuzeyinde “El ula” şehrinin 30 km. kuzeyinde bulunan ve “El hicr” olarak da isimlendirilen burası: 2008 yılında, Suudi Arabistan ülkesinde bir ilk olarak: UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmış, son derece etkileyici bir tarihi alandır. Arkeolojik alan, Medine şehrinin 400 km. kuzey batısındadır. Ürdün-Petra arkeolojik şehrinin ise, 320 km. güneydoğusundadır.

Suudi Arabistan ülkesinin kadim ve modern kültürü, dün ve bugünü, çöl ve denizin tüm zıtlıkları, burada birliktelik ve uyum oluşturuyor ve etkileyici bir görünüm ortaya çıkıyor. Yani: köklü gelenekler ve modernlik bir arada yaşıyor.

Kadim bir Arap uygarlığı olan Nebati krallığının Ürdün Petradaki merkezinin ardından, ikinci büyük şehri olan Meidan Salih’te: kayalara ve dağlara oya gibi işlenmiş evler ve tapınaklar bulunmaktadır.

Suudi Arabistan Meidan Salih

TARİHİ SÜREÇ

Bölgede ilk olarak “Lihyan” isimli eski bir Arap krallığının bulunduğu tahmin edilmektedir. Çünkü: burada, MÖ.4 ve 6’ncı yüzyıllara ait Arapça yazıtlar bulunmuştur. Lihyanites şehri, takip eden dönemde Nabataens şehriyle müttefik olur. Bunun dışında, küçük Lihyans krallığı hakkında fazlaca bilgi bulunmamaktadır.

MÖ.3 ve 2’nci yüzyıllara gelindiğinde, Athleb dağının üzerinde mağara sanatının yani oymacılığın geliştiği gözlenir. Kuzey ve güney arasındaki ticaret yollarının buradan geçmesi, tatlı su kaynakları ve verimli topraklar, buradaki insan yaşamını yoğunlaştırmıştır.

1’nci yüzyıla gelindiğinde ise, yerleşimin iyice genişlediği görülür. Burası: Nabatean krallığının ikinci başkenti haline gelir. Kral Al-Haris IV (MÖ.9-40) kuzeyde Petra ve daha sonra burayı hakimiyeti altına alarak: Nabatean kaya mimarisinin karakteristik özelliklerini buraya getirmiş, mükemmel ortamda, jeolojik anıtsal oyma teknolojisi hızla ilerlemiştir.

Bunun dışında: kaya ve yağmur suyu su tankları, kumtaşı ibadet yerleri, tarım arazileri oyularak elde edilmiştir.

106 yılına gelindiğinde, Nabatean krallığı, Roma imparatorluğu tarafından ele geçirilmiş ve Hicaz bölgesi, Roma parçası haline gelmiştir. Takip eden dönemde, güney-kuzey arasındaki ticaret karayolu, Kızıldeniz üzerinden deniz yoluna kaymıştır. Bu nedenle: bölge, bir ticaret merkezi olma özelliğini kaybetmiş ve terk edilerek yavaş yavaş önemini kaybetmeye başlamıştır. Geç Antik dönemde ise, özellikle çölleşme süreci nedeniyle, kentsel tüm fonksiyonlarını kaybetmiştir.

Evet, tarihi süreç hakkında konuşurken, şimdi “Kur’an” da Meidan Salih hakkında yazılanlara. Kur-ana göre: MÖ.3 bin yıllarında, burada “Semud” kavmi yaşıyormuş. Bu kabilede: zulüm ve baskının yaygın olduğu, Salih Peygamberin bunlarla birlikte yaşadığı belirtilmektedir. Salip Peygamber: bölgede yaşayan, zulüm ve baskının egemen olduğu ve liderleri Thamudis olan toplumu: tek tanrıya inanmaya davet etti.

Thamudis: bu uyarıları göz ardı etti. Salih Peygamber: bunun üzerine dağın arkasındaki insanlara haber gönderdi ve ancak, sadece bir azınlık onun sözlerini dinledi. Thamudis: bu insanları öldürdü ve bunun üzerine Salih peygamber ve inananları şehri terk ettiler. Ama Thamudis: Allah tarafından, bir felaket ile cezalandırıldı. Bu felaket, bazılarına göre bir deprem, bazılarına göre ise bir yıldırım düşmesidir, ancak kanıtlanamamıştır.

Daha yakın geçmişe dönülürse: 19’ncu yüzyılda: bölgedeki kuyular “El-Hicr” vahasındaki köylüler tarafından tarım yapılırken kullanılmıştır. Osmanlı imparatorluğu tarafından yapılan Hicaz Demiryolu ise, 1901-1908 yılları arasında sitenin üzerinden geçer. Hicr kuzeyinde, bu demiryolu için bir tren istasyonu inşa edilir. Bu tren istasyonunda, demiryolu personeli için yurtlar, ofisler ve lokomotiflerin bakım yerleri yapılır.

Tarihi süreci fazla uzatmaya gerek yok. 1930’lu yıllara gelindiğinde, Suudi Arabistan Krallığı, bölgedeki arkeolojik araştırmaları başlatır. Arkeolojik bölgede yaşayan Bedevi kabileleri: Hicr üzerine yerleştirilirler, burada yeni kuyular kurulur ve sitenin tarımsal özellikleri düzenlenir. Ancak: 1972 yılında, Bedevi göçebeler, yeni yerleşim yerlerine yerleşirler ve arkeolojik site, yukarıda da sözünü ettiğim gibi, 2008 yılında, UNESCO tarafından koruma altına alınır.

Suudi Arabistan Meidan Salih
Suudi Arabistan Meidan Salih
Suudi Arabistan Meidan Salih

 

Evet, burada günümüzde, 131 kaya kesme anıt mezar bulunmaktadır ki, bunların özellikle süslü cepheleri ilgi çekmektedir. 1’nci yüzyılda inşa edilen yerleşim bölgesi ve vaha çevresindeki yapılar; kumtaşından nekropol yani mezar oluşturmak için oyularak elde edilmiştir.

Dört nekropol alanını: toplam 13.4 km. karelik bir alana yapılmıştır.

Bu mezarların: cephelerinin güzelliği, yapının büyüklüğü ve süsleme: gömülen kişinin sosyal statüsünü ve zenginliğini belirlemektedir. Birçok mezarda: tabanlarda askeri rütbeleri gösteren işaretler bulunmaktadır ki, bunlar, muhtemelen yerleşimin ticari faaliyetlerini korumak için özellikle koyulmuştur.

Nabatean krallığı: yalnızca ticaretin kesiştiği bir yer olarak değil, aynı zamanda: Asur, Fenike, Mısır ve Helenistik dönemlere ait sanat tarzının özelliklerini de çeşitli motiflerle yansıtırlar. Roma imparatorluğu burada egemen olduktan sonra: Roma dekorasyon örnekleri de görülür.
Kayalara oyulan mezarlar dışında, yerleşim alanlarında ise “kerpiç” kullanılmıştır.

Yerleşim alanında, 20 metre derinlikten su çıkmaktadır ki gevşek zemin rahatlıkla kazılabilmektedir. Bunun sonucunda, özellikle batı ve kuzeybatı kesimlerinde toplam 130 su kuyusu bulunur. 4-7 metre çapındaki bu kuyuların bazıları, kumtaşı ile takviye edilmiştir. Zaten, şehir gelişmiş su toplama teknikleriyle de ünlüydü.

 

Jebel el-Mahjar

Kuzeydedir. Mezarların cephe süslemelerinin boyutu diğerlerine nazaran nispeten küçüktür.

Kasr el walad

Mezarların cephe süslemelerinde kullanılanlar: ince yazılar, kuşlar, insan yüzleri ve hayali varlıklardır. Burada toplam 31 mezar görülür. Kaya mezarlarının boyutları 16 metreye kadar çıkmaktadır ve anıtsal özellikler gösterirler.

C alanı

Burada 19 mezar bulunmaktadır ve alanın güneydoğusundadır. Mezarların cephelerine süslemeler oyulmuştur.

Jebel el-Khraymat

Alanın güneybatısındadır. Burada toplam 48 mezar bulunur. Ancak: hakim rüzgara maruz kalması ve kalitesiz koruma nedeniyle, bunların cephe süslemelerinin çoğu harap olmuştur.

Cebel İthlib

Burası, dini alan olarak bilinir ve sitenin kuzeydoğusundadır. Buranın: Nabatean tanrısı “Dushara” ya ithaf edildiği düşünülmektedir. Dar bir koridor, yüksek kayalar arasında uzanan 40 metrelik bir yol ile ulaşılır ki, bu düzen, Petra kentini anımsatır. Bu dini alanda: bir konsey odası, mahkeme salonu ve bir kaya çevresinde, yazıtlı küçük bir dini alandan oluşmaktadır.

 

Seyşeller Yemek kültürü

Seyşeller Yemek kültürü

 

Evet: Seyşeller yemek kültürü bakımından zengindir. Çünkü: ülkenin geçmişinde Fransız, İngiliz, Afrika ve Arap yemek kültürleri ve öte yandan Hint yemek kültürü bulunmaktadır.

Ama burası bir ada ülkesi olduğu için elbette yemek kültürünün temelinde balık ve deniz ürünleri bulunmaktadır.

Ayrıca, köri ve pilav da bu ülkenin yemek kültürünün temeline oturmuştur.

NE YENİR

Seyşeller’de dışarıda yemek, romantik-rahatlatıcı ve egzotik bir deneyim olabilir. Ancak aynı zamanda bazı büyük oteller, kendilerine bağlı restoranlarda yemek için tercihinizi değerlendirirler ancak bu son derece pahalı olacaktır.

Yani dikkatli düşünürseniz, istediğiniz yerde ve muhteşem deniz manzarasına sahip bir restoranda uygun fiyata yemek yemek mümkün olmamaktadır.

Akşam üstü: yemek saatlerinde Seyşeller’in havası sarımsak ve baharat kokuları ile dolar.

Seyşeller Yemek kültürü

Yemek Saatleri

Sıcak ülke insanlarının aksine Seyşeller’in yemek saatleri Akdenizlilerden farklıdır. Kahvaltı erken yapılır, öğlenleri saat ikiye kadar öğle yemeği yenmiş olur ve akşam yemeği de erken yenir. Akşam yemeğinin hava kararmadan yenilmesi alışkanlığı elektrik olmayan dönemlerden gelmedir.

 

Ne Yenir

Seyşeller mutfağı genel olarak Fransız ve Hint geleneklerinin bir karışımıdır. Sık sık yemeklerde curry ve hindistancevizi sütü kullanılır. Ayrıca: zerdaçal, kimyon, kişniş gibi baharatlar da kullanılır. Diğer malzemeler ise, balık ve deniz ürünleridir.

Tavuk, meyveler ve egzotik meyveler yemeklerde sık görülür. Popüler yemeklerde ana malzeme olarak domates kullanılır. Çoğu yemek pilav eşliğinde ikram edilir.

Bu ülkede yaygın olarak “kerevit” yeniliyor. Öte yandan: körili balık, pilav, ahtapot ve deniz kabukluları da olabilir. Ama köri  düşkünü iseniz, burası tam size göredir çünkü köriyi özellikle pilav ve deniz ürünlerinde bolca kullanıyorlar.

 

Kahvaltı

Seyşeller’de kahvaltıda: papaya, guava ve mango gibi egzotik meyveler eklenir.

 

Öğle Yemeği

Bölge halkının öğle yemeği, genellikle iş yerinde veya koştururken yenilen bir sandviçten ya da hazır yemekten ibarettir. Bazen öğle yemeği öğünü atlanır.

Akşam Yemeği

Günün en önemli öğünüdür. Aslında sahilden uzaktaki  restoranların birçoğu yalnızca akşamları açılır. Bazı restoranlar saat 18.30 gibi açılır ve dolar, ama genelde restoranlar saat 19.00 da hizmet vermeye başlarlar ve saat 22.00-22.30 gibi kapanırlar.

 

Nerede Yenir

Restoranların yemek kalitesi neredeyse aynıdır. Hepsi gayet iyidir ama ücretleri genellikle şarap ya da başka alkollü içki siparişiyle yükselir. Restoranların servisleri ve dekorasyonları farklıdır. İngilizce ya da Fransızca karşılıklarının yazılı olduğu mönüleri okurken zorlanmasınız.

Seyşellerde en iyi yemek seçenekleri

Mahe, Praslin veLa Digueadalarındadır. Bunlar seçkin bir atmosfere sahip Lemuria Resort ve Legend gibi resort restoranlar barındırmaktadır.

Mahe adasında Creole uluslar arası yemeklerin geniş bir yelpazesini sunmaktadır.

Daha mütevazi bütçe ile bir şeyler yemek isterseniz bu kez fast-food ve atıştırma seçeneklerini tercih edebilirsiniz. Yemek menüleri, Hint ve geleneksel yemekler içerir. Hafta ortasında büfeler de bir seçenek olabilir.

Sahilde bir şeyler yemek isterseniz: burada yerel gıda, taze yakalanmış deniz ürünleri kullanılarak yapılan yemekleri bulabilirsiniz. Daha sıra dışı yemekler, ahtapot ve papağan balığı biftek yemekleridir.

Cerf Island resort adlı “1756 Restaurant”; zarif denize bakan uçurumların tepesindedir ve geleneksel Creole ve uluslar arası mutfaklardan güzel yemekler sunar.

 

Balık ve Deniz Ürünleri

Seyşeller mutfağının spesiyalitesinin balık olması hiç şaşırtıcı değildir. Çevrede binlerce mil Okyanus olduğundan Seyşeller her zaman taze ve en lezzetli balıklara kolayca ulaşmış ve bunları basit bir ton balığı ızgarasından acılı, egzotik körili balık yemeğine kadar çeşitli şekillerde pişirmiştir.

Genel olarak “Kreol” başlığı altında toplansa da, Seyşeller mutfağı eşsizdir. Yakındaki Mauritius’dan bile farklılık gösterir. Fransız, Çin, Hint, hatta balık ve patates kızartmasını hayatlarına sokan İngiliz mutfağından bile izler taşır.

Ancak, patatesin yanında morina balığı değil, genellikle egzotik papağan balığı (kakatwa) olur.

Birçok kaliteli restoran balık yemeklerinde daha incelikli bir yaklaşık sergiler. Örneğin: misket limonuyla tatlandırılmış çiğ balık (genellikle yelken balığı ya da kılıç balığı) veya lezzetli bir başlangıç olarak tütsülenmiş yelken balığı deneyebileceğiniz en iyi yerlerden biri Seyşellerdir.

Diğer bir sıra dışı yemek acı soslu köpekbalığı, yani satini’dir. Öğütülmüş köpek balığı eti, zerdeçal ve küçük salatalığa benzeyen ekşi bir meyve olan bilimbi ile pişirilir.

Bourzwa, bazen Fransızca bourgeois da denir, mercan balığıdır. Genellikle taze misket limonu suyuyla haşlanan beyaz etli balık sarımsak, domates, soğan ve acı biber doldurularak sıcak kömürde ızgara yapılarak servis edilir.

Uskumru gibi balıklar da genellikle bu yöntemle bütün halinde servis edilir. Balığı tabakta bütün halinde görmekten hoşlanmıyorsanız, balık ızgaranın (pwason grille) kafası ve kuyruğuyla servis edildiği aklınızda bulunsun.

Restoranların birçoğunun mönüsünde deniz ürünleri bulunur. Yerel karides ve yengeç harikadır. Istakoz genellikle ithal edilir. Buraya özgü iki tür kabuklu deniz canlısı yenir. Palaurd sarımsaklı yağla servis edilen küçük bir  tür midyedir. Çorbası yapılan “tektek” ise daha küçük bir diğer midye türüdür. Genellikle içine konulan tektek kabuklarıyla servis edilir.

 

Et Yemekleri

Balık ve deniz ürünleri sevmiyorsanız, balıktan başka seçenekler de vardır. Mönüde her zaman et yemekleri bulunur. Tavuk, sığır eti, koyun eti, domuz eti, sıklıkla keçi eti ve geleneksel olarak yeşil mercimekle güveçte pişirilen yöresel sucuk.

İthal sığır etinin kalitesi yüksektir. Yerli domuz eti, özellikle de körili olanı, biraz yağlıdır. İyi restoranlarda tavuk fileto yiyebilirsiniz.

Ayaküstü bir büfede daha sağlıklı, günlük yiyecekler bulabilirsiniz ama etin kalitesi biraz düşük olabilir. Buralarda çeşitli sulu yemekler ve körili çeşitler bulunur. Daha ucuz mekanlarda tavuk küp küp doğranır ama kemiğinden ayrılmaz ve genellikle tavuğun daha az etli yerlerini de içerebilir. Bu nedenle tavuk köri yemek biraz zahmetlidir.

 

Acılı Yiyecekler

Yöresel köriler kuşkusuz acıdır ama turistlerin sıkça gittiği restoranlarda daha az acı kullanılır. Seyşeller körisinin eşsiz tadı daha çok tanınan Hint körisinden daha farklıdır. Seyşeller acı biberini benzersiz kılan şeyse boyutları küçüldükçe acının yoğunluğunun artmasıdır.

Yağın ya da sirkenin içinde yemekle birlikte servis edilen ince ince doğranmış acı biberlere  temkinli yaklaşmakta yarar vardır. Bir lokması bile midenize gidene kadar sizi epeyce zorlayabilir. Denemeye değer özel bir spesiyal olan “kari koko” hindistancevizi sütüyle yapılır, kremi kıvamındadır ve çok lezzetlidir.

Aynı şekilde hazırlanan ahtapot ve tavuk da çok lezzetli olur. Daha önce ahtapotu lastiğe benzeyen sakız gibi dokusu nedeniyle beğenmediyseniz, Seyşeller’de kendinize bir şans daha tanıyın. Burada ahtapotu hazırlamanın püf noktasını biliyorlar ve yerken neredeyse ağızda eriyor.

Yemeklerin çoğu gibi körili yemeklerde sade pilav, salata ve acı sosla birlikte servis edilir. Çiğken rendelenmiş yeşil papaya, mango, sarı elma ve havuç ya da misket limonu ve biber sosu kullanılmış mezeler acılı köriyle birlikte iyi gider. En acı körili yemeğin yanında bile, size bir  de doğranmış acı biber tabağı isteyip istemediğiniz sorulacaktır.

 

Sebzeler

Çok fazla sebze yemeği çeşidi yoktur ama yöresel sipesiyaller arasında ince patlıcan dilimleri koyulan, ince bir hamurun yağda kızartılmasıyla yapılan patlıcanlı börek, yöresel olarak yetiştirilen biberli suteresi, çeşitli bred’ler (Çin pırasası ya da burada yetişen bayır turpunun yaprakları olan bred mourogn gibi her çeşit yeşil yapraklı sebze), bir de havuç ve patates vardır.

Seyşellerde gezinizden keyif aldıysanız, dönmeden önce mutlaka ekmek ağacı meyvesini de tadın.

İnanışa göre, bu meyveyi tadarsanız muhakkak buraya tekrar gelirsiniz. Geleneksel bir yöntemle pişirilir. Ekmek ağacı meyvesi fırınlandıktan sonra tuz ve tereyağı ile servis edilir. Ayrıca, ada sakinleri bu meyveden cips de yaparlar.

Yöreye özgü palmiyelerden birinin filizleri bir zamanlar palmiste veya Milyoner Salatası (bunu elde etmek için ağacın tamamı kesilirdi) adıyla servis edilirdi, ancak bu bitkiler artık koruma altında olduğundan onların yerine yaygın bulunan hindistancevizi palmiyesinin yumuşak iç çekirdeği kullanılır. Genellikle aperatif olarak misket limonu suyuyla veya daha doyurucu bir yemek olarak peynir sosuyla hazırlanır.

 

Tatlılar

Tatlı seçenekleri arasında: dondurma, şerbet veya meyve salatası olduğu için eğer çok fazla meyve sevmiyorsanız tatlı için midenizde yer ayırmayın. Bu tatlılardan üçüde lezzetlidir. Krema yerine hindistancevizi sütü kullanılan bu tatlılarda jamalac, guava, mango ve çarkıfelek meyvesi gibi egzotik tatları deneyebilirsiniz.

Meyve salatası bazen nugat ya da karamelize hindistanceviziyle birlikte yenir. Hindistancevizli ve limon otlu gibi sıra dışı seçenekleri de bulunan dondurmalar ve şerbetler lezzetlidir. Birçok mönüde yer almayan otantik tatlı “daube” hindistancevizi sütüyle kaynatılarak pişirilen muzlu ya da ekmek ağacı meyvesiyle yapılan bir sütlü tatlıdır. Restoranlara göre otellerin mönülerinde biraz daha fazlı tatlı çeşidi bulunabilir.

 

Ne İçilir

Körili yemeğinizi sindirmek için nefis yerli biralardan (Seybrew ve Eku) birini veya yine Seyşeller’de lisanslı olarak üretilen bir Guinness içebilirsiniz. Taze sıkıldığı zaman daha lezzetli olan çeşitli meyve sularını deneyin.

Bir bardak tuz ve şekerle tatlandırılan taze sıkılmış misket limonunun lezzeti ve ferahlatıcı etkisi karşısında ziyaretçiler çoğunlukla şaşırırlar. Eninde sonunda size bir “kokotann” yani içindeki hindistancevizi suyunu içebilmeniz için tepesi kesilmiş bir yeşil hindistancevizi ikram edilir.

Bu, suyu andıran ama tamamıyla benzersiz bir tada sahip renksiz bir sıvıdır. Egzotik kokteyllerde kullanılan daha yoğun ve krema kıvamındaki hindistancevizi sütüyle karıştırılmamalıdır.

Her yerde şişe suyu bulabilirsiniz. Sıvı kaybını önlemek için her zaman yanınızda su bulundurun. Biraz daha klorlu olan musluk suyu da içilebilir. Kristal berraklığında olsa dahi derelerden su içmeyin, çünkü akıntıyla yukarıdan ne karıştığını bilemesiniz.

Şarap ve alkollü içecekler ithal edilir ve tüm oteller ve restoranlarda yüksek kar marjıyla satılır. Yerli mayalı içkiler her yerde bulunmaz ama bunlar “kalou” (palmiye toddy’si), “baka” (mayalanmış şekerkamışı suyu) ve şekel katıldığında mayalanan her türlü şeyle yapılan hararetli bir içki olan “kapire” dir. Bunların hepsi ağır içkilerdir ve dikkatli bir şekilde tüketilmelidir.

Seyşeller’de içtiğiniz hazır kahvenin tadı sizi hayal kırıklığına uğratabilir ama filtre kahve genellikle lezzetlidir. Kahve tutkunuysanız sipariş vermeden önce restoranda hangi tür kahve sunulduğunu sormalısınız. Dağlarda organik olarak yetiştirilen Seyşeller çayı, özellikle koyu değilse, hoş ve hafif bir lezzete sahiptir.

Eğer değişik harmanlı bir çay içmek isterseniz, seçenekleriniz ne yazık ki çok kısıtlıdır. Yöresel çayın içine vanilya tohumları eklenerek hazırlanan vanilya çayı yerel bir spesiyaldir.

Yemeğinizi sonlandırmak için harika bir diğer seçenek ise hem sindirimi kolaylaştıran hem de ferahlatıcı etkisi olan bir fincan “sitronel” yani limon otu yaprağı çayı içmektir.