Peru Machu Picchu

Peru Machu Picchu

Cusco şehrinin 120 km kuzeybatısında bulunan Machu Picchu: Vilcanota nehri vadisine bakan, yeşil ve yüce dağlarla çevrili, dik bir yamaca sarılmış konumu ile dünyanın en önemli arkeolojik cevherlerinden birisidir. Cuzco bölgesinin en heyecanlı yeri burasıdır.

Ancak oldukça uzak ve erişilmez durumda olması nedeniyle uzun bir süre gözlerden uzak kalmıştır.

Peru Machu Picchu

 

Buraya ulaşmanın temel yolu: Aguas Calientes bölgesinin dik, dar ve zigzaglı toprak yollarında otobüs ulaşımıdır. Düzenli otobüs seferleri yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuk için gün boyu çalışır. Ancak buraya giriş sorunludur.

Kesinlikle önceden internet ortamında bilet almanız gerekir. Çünkü günlük girişler 2 gurup halinde 200 kişi ile yani toplamda 400 kişi ile sınırlandırılmıştır.

Öte yandan, bu kayıp şehire 42 kilometrelik İnka yolunu yürüyerek ulaşmak ta mümkündür. Ancak bunun için, buraya 4 günlük zaman ayırmanız gerekir.

Cuzco’dan buraya karayolu ile ulaşmak için, 3.5 saatlik bir otobüs yolculuğu yapmak gerekiyor. Tren düşünürseniz, Cusco şehri ile Aguas Calientes kasabası arasında 112 km demiryolu hattı bulunur ve tren yolculuğu 4 saat sürer.

Aguas Calientes kasabasına ulaştıktan sonra: otobüsle 20 dakikalık bir tırmanışın ardından, İnka imparatorluğunun bu en güzel şehrine ulaşılıyor. Buranın tadını çıkarmak için kalabalık turist guruplarının akın ettiği Temmuz-Ağustos aylarından kaçınılmalıdır.

Ayrıca Kasım-Nisan ayları arasındaki dönemde yağmur sezonuna da dikkat etmenizi öneririm.

Zaten: Machu Picchu’nun manzarasını ilk gördüğünüzde hayretten büyüleneceksiniz. Bu şehrin, o dönemin şartlarında 2400 metre yükseklikteki dağın tepesine nasıl kurulduğunu anlamak gerçekten çok zor.

Şehri üç yandan sarmalayan “Urubamba” nehrinin yarattığı puslu ortamda, Huayna Picchu dağı ile tropikal ormanı arkasına almış Machu Picchu şehrinin görkemine kayıtsız kalmak mümkün değil.

Yapının en etkileyici özelliği: mükemmel su kanalları ve su kaynakları sisteminin, herhangi bir harç kullanılmadan taş duvarların oyularak yapılmış olmasıdır.

1983 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Evet: şehir işlenmemiş doğal malzemeler kullanılarak inşa edilmiştir ve mimari açıdan dünyanın en muhteşem yerleşimlerinden birisi olarak kabul edilir. Kurulduğu bölgeye o kadar uyumludur ki, taraçalar, kocaman duvarlar ve taşlar, doğanın bir uzantısı gibidir.

Bugün burada soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan birçok hayvan cinsi de yaşamaktadır. En gözdeleri ise “And ayısı” olarak bilinen gözlüklü ayı cinsidir.

Machu Picchu, aynı zamanda 420 kuş türünün yuvasıdır. Bu kuş türlerinin bazıları, sürekli olarak aynı kalan iklim yüzünden dünyada yalnızca burada yaşamaktadırlar.

“Machu Picchu” kelime anlamı “Eski Zirve” demektir.

Evet günümüzde, Güney Amerika’nın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri olan Machu Picchu: korunması için çevreciler tarafından yoğun etkinlikler düzenlenmektedir.

Örneğin: buraya çıkmaya alternatif olarak önerilen “Aguas Calientes” kasabasından buraya doğrudan ulaşımı sağlayacak telesiyej projesi hayata geçirilmeden çevrecilerin tepkisiyle iptal edilmiştir.

Çünkü: projenin kutsal şehrin çevresiyle bütünlüğü ve uyumuna zarar vereceği ve ayrıca mevcut otantik halinin bozulacağı ileri sürülmüştür. Ayrıca, başta da söz ettiğim gibi, günlük ziyaretçi sayısı 400 kişi ile sınırlandırılmıştır.

Peru Machu Picchu

TARİHÇESİ

Peru İspanyollar tarafından ele geçirildikten sonra, isyancı İnka lideri Manco Capac II: gizlice gece Cusco şehrinden çıkmış ve kuzeybatıda bulunan Ollantaytambo’nun ilerisinde, Vilcabamba adında ormanın derinliklerindeki buraya yerleşmiştir.

Burası takip eden 36 yıllık süreçte, İnkaların İspanyollara saldırılarında üs olarak kullanılmıştır. 1572 yılında: İspanyollar İnkaların bu önemli direniş noktalarını yıkıp yok etmişler ve direniş kırılmıştır. Onlar Villcabamba kasabasına saldırmışlar ve isyancı lider yakalanmış ve Plaze de Armas meydanında asılarak idam edilmiştir.

Ardından İnka tahtına onun varisi ve üvey kardeşi Tupac Amor getirilmiştir. Tahtın diğer varisleri ise, idam edilerek yok edilmişlerdir.

Evet gelelim şehrin kuruluşu hakkında söylenenlere: İnka kralı Pachacutec tarafından, şehrin 1450 yıllarında kurulmuş olduğu düşünülüyor ama ne amaçla kurulduğu hakkında bilgi bulunmuyor. Panchacutec, 1438 yılında büyük İnka genişlemesinin başlangıç döneminin imparatorudur.

Anlatılan birçok söylentiden en akla yatkın olanı: buranın bir dini merkez olarak kurulduğudur. Çünkü arkeolojik kazılarda İnka dini ritüellerinde kullanılan parçalar bulunmuş ve buradaki taş işçiliği İnkaların diğer dini merkezlerindekilere benzemektedir.

Bir başka söylentiye göre ise, kralın burayı tamamen kendisi ve yakınları için yaptırmış olmasıdır. Çünkü burada bulunan yaklaşık 150 evin: kalabalık şehirlerin gürültüsünden ve yoğunluğundan kaçmak için kralın yanı sıra kraliyet ailesi ve elit kesim tarafından da kullanıldığı düşünülmektedir.

Bu tezi savunanların temel dayanakları: Machu Pacchu’da en fazla 750 kişinin yaşayabileceği ortam olması, evlerin normal evlerden daha lüks sayılabilecek şekilde yapılması ve ayrıca hizmetliler için daha basit yaşam yerlerinin ayrılmış olmasıdır.

Şehrin ilk sakinleri: doğal ve su kaynakları ile taraçalı tarım sayesinde kendilerine yetecek bir yerleşim oluşturmuşlardır. Aşağıdan bakıldığında görülemeyen, savunulması kolay bu yerleşim yerindeki yaşam, maalesef 100 yıldan fazla sürmemiştir.

İspanyollar gelmeden önce yöreye virüsler ulaşmış ve bunlara karşı bağışıklıkları olmayan yerliler başta çiçek olmak üzere bu hastalıklardan ölmüşlerdir.

Cuzco şehrinin 1533 yılında düşmesinden 40 yıl kadar sonra şehir tamamen terk edilmiştir. Ardından: geçen zamanda, bazı İspanyol tarihçilerin haritaları haricinde tüm dünya şehri unutmuştur.

Şehrin niye terk edildiğine gelince: çeşitli varsayımlar bulunmaktadır. İnkalar: şehri müttefikleri ve İspanyollardan gizlemek için gizli tutmuşlar ve İspanyol fatihler gelmeden önce burayı terk ederek unutturmuşlar ve şehir belleklerden silinmiştir.

Bir diğer varsayım: Pachacutec’in ölümünün ardından şehir terk edilmiş, kraliyet ailesi için başka bir yer merkez yapılmıştır. Veya şehrin su kaynaklarının kuruduğu ve bunun üzerine şehrin terk edildiği düşünülmektedir.

1909 yılında Yale Üniversitesinde felsefe ve tarih doktorası yapan Hiram Bingham: Simon Bolivar’ı izlerken, Peru’yu ziyaret eder ve şehirlerin anlatılan hikayelerine hayran olur. Ardından Yale Üniversitesi tarafından desteklenen 7 kişilik bir heyetle, 1911 yılında yeniden Peru’ya gelir.

Temmuz 1911 tarihinde Cusco şehrinden ayrılırlar ve Urubamba vadisinde, orman yönünde ilerlerler. Bu arada: Bingham birçok İspanyol yazarının: kayıp şehirler, İnka kalıntıları ve muhtemel hazineler hakkındaki yazılarını okumaktadır.

Ardından gurup: Patallacta adılı büyük bir İnka yerleşimini keşfederler. Bu harabe Cusichaca ve Vilcanota nehri kavşağındadır. Gurup: Vilcanota nehri vadisinde, bugünkü köyün birkaç kilometre ilerisinde kamp kurarlar.

Şans eseri: onlar yerel kişi Melchor Artega ile konuşurken, nehrin diğer tarafında yüksek tepelerde bazı kalıntılar bulunduğunu öğrenirler. Ertesi günü, Artega isimli bu yerli ile birlikte dağın dik yamacına tırmanmaya başlarlar ve kayıp şehre ulaşırlar.

Bingham: 3 yıllık süreçte bitki kalıntılarını temizlettirdi. Bu süre zarfında: çok sayıda seramik, taş eserler ve kemikler bulundu ve bunlar Amerika’ya götürüldü.

1948 yılında kalıntıların bulunduğu yere kadar ulaşan bir demiryolu yapımı tamamlandı. 1981 yılında Machu Picchu çevresi tarihsel alan ilan edilerek koruma altına alındı.

Peru Machu Picchu

GEZİLECEK YERLER

 

Manuel Chavez Balon Site Museum

Temmuz 2005 tarihinde açılan bu müze: Machu Picchu için arkeolojik bir Sit müzesidir. Machu Picchu’nun bulunduğu dağın dibinde yer almaktadır. Aguas Calientes denen yere, yürüyerek 25 dakika uzaklıktadır.

Nispeten küçük bu müze: sunum açısından son derece gelişmiştir ve büyük bilgiler sağlar. Çünkü müze: Machu Picchu bölgesinde yapılan keşifler, kazı ve tarih üzerine yoğunlaşmıştır.
Ziyaretçiler müzeye girdiklerinde öncelikle: Machu Picchu hakkında kısa bir video gösterisiyle karşılaşırlar.

Ardından ekranlarda: Henry Bingham fotoğrafları, Machu Picchu inşaatı ve İnkaların yaşamları konusunda tarihi fotoğraflar görülür. Müze dışında ise, nehir boyunca uzanan botanik bahçesi bulunur. Burada kısa parkurda etiketlenen bazı bitkiler görmek mümkündür.

Peru Machu Picchu

 

Kalıntılarda Gezinti

Şehir “U” şeklindedir. Kuzey bölümünde tapınakları içeren büyük dini bölüm güney de ise teraslar üzerinde evler ve atölyeler vardır.

Bilet standına giden düz yolu takip ederseniz: “Tarım alanları” olan birinci bölüme ulaşırsınız. Burası geniş bir taraça şeklindedir. Buradan Macha Picchu’nun ana bölümüne girilir. Burada şehir 2 bölüme ayrılır. Bu iki alan arasında belirgin olarak düşük bir otsu alan bulunur.

Sol alan

Kraliyet ve Kutsal Alanın bulunduğu bölgedir. Buradaki binalar: tören amaçlıdır ve soylular ile asillere tahsis edilmiştir. Sağa yönelen bölümdeki küçük binalar ise dini yapılardır. Papazlar burada yaşamışlardır. Şehrin genel nüfusu da burada yaşamıştır.

Bu bölümdeki “Kutsal Alan” bölgenin en muhteşem yeridir. Burada: tapınaklar ve ritüel taşları, tam olarak arkeolojik hazinelerdir. Bu bölgedeki: İntihuatana taşı, Üç pencereli tapınak ve Ana tapınak: Güneş Tanrısı “İnti” ye adanmıştır.

Peru Machu Picchu Güneş Tapınağı
Peru Machu Picchu Güneş Tapınağı

 

Güneş Tapınağı

Buradaki “Güneş Tapınağı Torreon” Cuzco şehrinde bulunan aynı isimdeki tapınağa benzer biçimde, eliptik bir formda; yarım daire şeklinde ve katı kayaya, 10.5 metre çapında, doğal eğrilerle uyumlu şekillendirilen granit bir blok üzerine inşa edilmiştir.

Her köşede iki trapez pencere bulunur. Kuzey tarafında heykel kapı dikkat çeker. Tapınağın batı bölümünde, tören kapısının yanında prizma şeklindeki alternatif bir dikdörtgen varenda da “Intıwatana” taşı bulunmaktadır.

Bu taş: birkaç terasla oluşturulmuş bir tepenin üzerinde yer almaktadır. Buraya ulaşmak için 78 basamaklı bir merdiven çıkmanız gerekiyor. Merdivenin sonunda: bir üst platforma ulaşılıyor. Burada: iyi durumdaki heykeller bulunan duvarlar ve granit kayanın bulunduğu bir üst platform görülmektedir.

Orta kesimde: 36 cm yüksekliğinde ve güneydoğu-kuzeybatı yönünde bir dikdörtgen prizma bulunur. Onun dört köşesinde: dört merkezi nokta vardır.

Intiwatana taşının: güneş ışığı ve gölgeyi kullanarak (gündönümü ve ekinoks dönemlerinde) ölçülen ve aynı zamanda sunak olarak hizmet verilen özel işlevi vardır.

“İntihuatana” İnka dilinde “güneşi bağlamak” demektir. İnkalar: astronomik gözlemlerde kullandıkları bu taşın: her yıl 21 Mart ve 21 Eylül tarihlerinde ekinoks dönemlerinde, güneşin hareketini durdurduğuna inanırlarmış.

Bu tarihlerde, güneş tam öğle zamanında, taşın bulunduğu sütunun üzerine gelir ve o anda hiç gölge oluşmazmış ve bu durum, İnkalar tarafından güneşin hareket etmemesi ve taşa bağlanması anlamına geliyormuş.

Bu taşlar: İnka imparatorluk topraklarında yaygın olarak kullanılıyormuş. Çünkü inanışlarına göre: insanlar alınlarını bu taşa dokundurarak ruhani dünyaya açılabiliyorlarmış.

Bu yüzden, taşların İnkalar için bu önemini bilen İspanyollar: ele geçirdikleri yerlerde, bu taşları imha etmişler. İnkalar: her güneşe bağlanma taşı kırıldığında, o tapınağın tanrılarının orayı terk ettiğini düşünürlermiş.

İspanyollar: Machu Picchu şehrini bulup talan edemediklerinden, bu şehirdeki “İntihuatana” taşı halen yerinde durmaktadır.

Kutsal Rock Gurubu

Bu kutsal kayanın dört tarafı odalarla çevrilidir ve onun tabanında 7 cm yükseklikte ve 3 cm genişlikte bir kaya heykeli bulunmaktadır. Kaidesi ise 30 cm. yüksekliktedir. Heykel kedigilleri andırmaktadır. Başka bir açıdan bakıldığında ise Machupicchu yakınlarındaki bir dağın profili görülmektedir. Bu üç taraftaki odaların: ritüeller için kullanıldığı düşünülmektedir.

Peru Machu Picchu Üç Pencere Tapınağı

Üç Pencere Tapınağı

Batı bölümünde ana meydanda bulunan büyük bir dikdörtgen zemindir. Yapı adını üç penceresinden almaktadır. Burası ana tapınak ile birlikte Machu Picchu’nun en etkileyici mimarisine sahiptir. Çatıya kadar uzanan merkez kolonda: büyük seren üzerinde cilalı kalıplar ve düzgün parçalar görülür.

Ana Tapınak

Ana tapınak, kutsal meydanın kuzeyinde, üç pencereli tapınağın hemen yanındadır. Ana tapınak 3 duvarlı, 11 metre uzunluğunda ve 8 metre genişliğindedir.

Kapılar

Kapılar aynı yamuk şekline sahip olmasına rağmen, doku-boyut ve mimari tarzlarda farklılıklar gösterirler. Bazılarında sadece bir seren ve kapı yüzü vardır, ama bazılarında iki seren bulunur. Mazı kapılar basit yapılmış iken, bazıları daha güvenli hale getirmek için bağ kirişleri, servis taş yüzükler, merkezi gövdeler ve diğer mekanizmalar gibi güvenlik mekanizmalarına sahiptirler.

Çeşmeler

Güneş Tapınağı ve Kraliyet Sarayı arasındaki karmaşık güney bölümde: Machupicchu sakinleri için hayati öneme sahip su kaynakları bulunmaktadır. İlk üç su çeşmesi gayet güzel heykellendirilmiştir.

Bu alandaki mimari yapılar: temelde biçimlendirilmiş ve yan duvarları süslemelerle güzelleştirilmiştir. Bu çeşmeler yer altı suyu ile beslenmişler ve ekinleri sulamak için kullanılan bir kanal yolu ile buraya su taşınmıştır.

Mezarlık

Güneş tapınağının muazzam taş bloğu üstünde son derece ustaca dekore edilmiş ve döşenmiş, daha sonra mezar olarak kullanılacak bir alt kısım, büyük çatlak vardır. Kapıda: tanrıça Mother Earth sembolü tasvir edilen bir oyma görülür. Mezarın içinde ise: mumyaların yerleştirildiği nişler, monolotik sütunlar ve diğer aksesuarlar bulunmaktadır.

Meydanlar

Burada farklı düzeyde 4 ana meydan bulunmaktadır. Ana meydan, tüm İnka şehirlerinde olduğu gibi dini ve sosyal fonksiyonlar için yapılmış ve diğerlerinden daha büyüktür. Dördüncü meydan: MÖ.1000 yılı Chavin kültürüne benzer erişim yolları ve teraslarla çevrilidir.

Sağ alan

Burası: depolar ve hizmetlilerin kaldığı, diğer bölgeye nazaran daha basit yapıların olduğu bölümdür.

Huayna Picchu ve Ay Tapınağı

Yerel rehberlere göre: dağın üst yüksek kısmında: Machu Picchu kalıntılarının sonunda; Waynapıcchu denen yerde: rahip ve yerel bakirelerin ikametgahı bulunmaktadır. Her sabah gün doğumundan önce, bunlar yeni günü burada karşılamışlardır. Burada ayrıca: Ay Tapınağı bulunmaktadır.

Buraya dik ve yorucu bir yokuştan tırmanılarak ulaşılır ve yürüyüş yaklaşık 1-2 saat arasında sürer. Son 20 metrelik bölümde, ip merdiven bulunmaktadır ve bunun üzerinden geçilir. Buraya ulaştığınızda: aşağıda mükemmel bir manzara göreceksiniz.

Teraslamalar, dağın üst kısmına kadar uzanır. Ay Tapınağı: zirvede bulunmaktadır. Tapınak aslında İnka taş işçiliğinin örneği olan doğal bir mağaradır. Mağara: ilkel taş işçiliği içerir.

Buraya inen çok dik yol üzerinde, bir ahşap merdiven bulunur. Ay Tapınağını ziyaret etmek isterseniz, 1 saat daha zaman ayırmanız gerekir.

Evet: genelde Machu Picchu’nun tüm alanlarında özgürce dolaşmak mümkündür.

Ama dar bir merdiven veya geçit: bazen biraz korkutucu olabilir.

Ayrıca: sinek sürüleri de ziyaretçileri ısırarak yoğun şekilde rahatsız etmektedir.

Hakkari

Hakkari

Hakkari, Van arası uzaklık: 218 km. Hakkari, Şırnak arası uzaklık: 181 km. Hakkari, Siirt arası uzaklık: 276 km.

TARİHİ

Bölgede yapılan araştırmalara göre, çok eski dönemlerden bu yana yerleşim bulunduğu tespit edilmiştir. Sümerler, Akadlar, Urartular ve Asurlulardan başlayan yerleşim günümüze kadar sürmüştür. Yöre 1514 yılında Çaldıran Zaferinden sonra Osmanlı topraklarına katılır. 1915 yılında ise Rus işgaline uğrar. İşgal, 22 Nisan 1918 tarihinde biter.

Ancak işgalden kurtarılan şehir, harap olmuş ve nüfusu azalmış bir kasaba olmuştur. 1926 yılında yapılan Ankara Antlaşması ile, Hakkari’ye bağlı beş bölge ulusal sınırlar dışında kalır. Aynı yıl Hakkari il olur. 1933yılında yine ilçe olur ve Van iline bağlanır. 1936 yılında yeniden il statüsü kazanır.

Şehrin eski ismi “Çölemerik” tir. 639 yılında, Arap akınları bölgeye geldiğinde, bu bölge için Hakkariyye ismi kullanılıyordu. Şehrin ismi hakkında bir diğer söylev şöyledir “Hakkari ismi ise, eski dönemlerde Van gölünün güneyi ve İran’a doğru uzanan bölgede yerleşik bir kabile olan “Hakkar” kabilesinin isminden gelir.

Hakkari kelimesi, Hakkarların şehri demektir.” Bu yüzden, yöreye Hakkari ismi verilmiştir.

GENEL

Hakkari, Van gölünün güney kıyılarından başlayan engebeli bir bölgede kuruludur. Bölgenin en yüksek tepesi, ülkenin de en yüksek dağlarından olan Cilo dağındadır. İl merkezinin doğusunda, Zap suyundan sonra Cilo kütlesi, birdenbire yükselir.

İl merkezinin rakımı ortalama 1700 metredir. Dicle nehrinin en büyük kolu olan Zap suyu, il merkezine 3 km uzaklıktadır. Tabii koridor görevi gören vadiler ve geçitlerin çevreye bağlandığı yolların kesişim noktasındadır. Yörede karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak yazlar kurak ve sıcak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.

 

HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ

Üniversitesi, 2008 yılında kurulmuştur. Rektörlüğe bağlı Sosyal Bilimler Enstitüsü, Fen Bilimleri Enstitüsü ve Sürekli Eğitim Merkezi Müdürlüğü kurulmuştur.

CİLO DAĞLARI

Türkiye’nin 2’nci en yüksek dağıdır. Rakımı 4136 metredir. Bu dağlar üzerinde: buzul gölleri, buzullar ve çeşitli yaban hayatı bulunmaktadır. Bu doğal alanlarda: kış sporları yapılmaktadır. Ayrıca dağcılık sporuna uygundur. Türkiye’nin 2’nci en yüksek zirvesi olan Uludoruk zirvesine ilk olarak 1931 yılında çıkılmıştır.

Evet, uzun yıllar sonra terörden arındırılan bölgedeki Buzul Gölleri ve bazı alanları kapsayan “Milli Park” düzenlenmesi çalışmaları sürdürülmektedir. Çünkü Cilo ve Sat bölgelerinde: birçok şelale, göl, dağ ve buzul ile önemli memeli kuş, sürüngen çeşitleri bulunmaktadır. Yani buranın “Ekoturizm” için oldukça uygun potansiyeli bulunuyor.

 

SÜMBÜL DAĞI

Gün doğarken, Hakkari şehri ışığı yarım yamalak alır. Çünkü güneşin önünde, ondan da büyük Sümbül dağı vardır. Güneşin önünde, yamaçlar önce karanlık görünür.

 

ZAP SUYU

İl merkezine 7 km uzaklıktadır. İl merkezinin doğusundan geçer. Zap suyu, ilin en büyük akarsuyudur. Yağmur, kar ve buzul sularıyla beslenir. İlkbahar ve yaz başında suları kabarır ve kış başında ise azalır. Toplam uzunluğu 310 km dir.

Türkiye sınırları içindeki uzunluğu ise 189 km dir. Çukurca ilçesinin batısından Irak topraklarına girer. Zap suyu, sularını Dicle nehrine taşır. Yakınlarında şehirleşme olmadığından Türkiye’nin en temiz akarsuyudur.

Ülkemizin en hızlı akarsularından birisidir, bu yüzden üzerinde rafting yapılabilir. Van-Hakkari kara yolunu kullanırsanız, bir yanınızda hep Zap suyu olacaktır.

Hakkari Ters Lale

TERS LALE

Bu soğanlı bitki, hüznün sembolü olarak tanınmaktadır. Anadolu coğrafyasına ait endemik bir bitki türüdür. Ters Lale hakkında anlatılan efsaneler şöyledir

“Hz İsa’nın çarmıha gerilişine şahit olan Hz Meryem’in gözyaşlarının düştüğü yerde, ters lale yetişmeye başlamıştır.”

Müslüman inancında ise, ters lale hakkında anlatılan efsane “Hz Hasan ve Hüseyin’in, Karbelada katledilmelerinden dolayı ters lalenin boynu bükük, rengi kırmızıdır.

Bir başka efsaneye göre ise ” Ferhat ile Şirin adlı aşık bir çiftin birbirine kavuşamaması nedeniyle, Ters lalenin boynu bükük, rengi kırmızıdır.” Hakkari’de ters lale çiçek açarsa bahar gelmiş demektir.

Ömrü kısa olan bu bitki 1500-2500 metre rakımda, karların arasında filizlenir, sarıya, kırmızıya, turuncuya döner ve kadife yumuşaklığında olur. Her dalında bir çan gibi ters duran, üç-sekiz arasında lale bulunur. Eskiden buna “Ağlayan gelin” ve “Ağlayan lale” isimleri verilirmiş.

 

NE YENİR

Buralara yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, ilk önerim “Lüşeli Pilav” olacaktır. Bir nevi pancar otu olan lüşe otu ile yapılır.

GEZİLECEK YERLER

Hakkari Meydan Medresesi

MEYDAN MEDRESESİ

Hakkari ilinin tek anıtsal yapısıdır. İl merkezinde Biçer Mahallesindedir. Kale altı mezarlığının, doğu tarafında, düz bir platform üzerinde kuruludur.

Yapının kapısı, özellikle taş işlemeleriyle dikkat çeker. Giriş kapısının üzerinde kitabe bulunmaktadır. İki satır ve dört bölümden oluşan kitabede medresenin 1700-1701 yılları arasında yaptırıldığı yazılıdır, ancak kim tarafından yaptırıldığı yazılı değildir.

Çünkü kitabenin büyük bölümü ayetlerden oluşmaktadır. Ancak medresenin muhtemelen o yıllarda Osmanlı devletine bağlı Hakkari bölgesi Beylerinden olan İzzeddin oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır.

Yapı dikdörtgen planlıdır. Ölçüleri 18.25 x 23.40 metredir. İç avlulu ve iki katlıdır. Düz damlıdır. Avlunun iki yanında, iki kanat halinde sıralanan medrese hücreleri vardır. Medrese yapısı içindeki sütunların birbirinden farklı olması ilgi çeker. Ayrıca yapının kapıları, hürmetten dolayı alçak yapılmıştır.

Avlunun doğu ve batı tarafında, iki kanat halinde medrese hücreleri sıralanmıştır. Bu hücreler yani 11 tane derslik, 3 x 4.80 metre ölçülerindedir ve üstleri beşik tonoz örtülüdür. Yapıda ayrıca 2 mescit bulunur. Alt kattaki mescit 3.30 x 3.40 metre ölçülerindedir.

Üst kattakine nazaran daha küçüktür. Hakkarili birçok ilim adamı yetiştiren Molla Hüseyin Bateyi; burada ders vermiştir. 1914 yılına kadar burada ilmi eğitim devam etmiştir. Daha sonra 1984 yılında onarılmış, bir süre hapishane olarak kullanılmış ve daha sonra ise boşaltılmıştır.

Medrese 2015 yılında ise Hakkari Üniversitesine tahsis edilmiştir. Amaç: medresenin halkın hizmetine sunulmasıdır.

Son olarak 2019 yılında çevre düzenlemesi ve restorasyon çalışmaları yapılmış ve ziyarete açılmıştır. Bu çevre düzenlemesi sırasında medresenin çevresindeki bazı ev ve eski yapılar kaldırıldı.

Çevredeki arazilerin istimlak edilmesiyle medresenin bahçesinde, kentin kültürünü yansıtan bir Kültür Evi yapıldı. Burada: kafeterya ve sergi salonu bulunuyor. Medreseyi ziyaret edenlere, Hakkari Üniversitesinde görevli, bu konuda bilgili hocalar eşlik ediyor ve bilgi veriyorlar.

Hakkari Çölemerik-Mir Kalesi

ÇÖLEMERİK (MİR) KALESİ

İl merkezinin güneyinde, Katramas çayı ve onunla birleşen Serink deresi arasında kalan boşluktadır.

Bu iki vadiye, dik yamaçlarla inen 150-200 metre yükseklikteki tepe üzerindedir. Konum olarak, şehre tamamen hakim bir konumdadır.

Kale, günümüzde oldukça fazla tahribata uğramıştır. Bu yüzden, ayrıntılı mimari durumu bilinmemektedir.

1998 yılında, kalenin kuzey eteklerinde yapılan bir kazı çalışmasında, günümüzdeki Dağgöl Mahallesinde tesadüfen 13 tane stel bulunmuştur. Bu stellerden 11 tanesi erkek savaşçılara ve 2 tanesi ise kadınlara aittir. Steller, ölmüş ataları anmak için hazırlanmış bir tür mezar taşıdır.

Çünkü insan biçimli taş stel dikme adeti: Hint-Avrupa kökenli halkların, doğudan batıya gelirken beraberlerinde getirdikleri bir alışkanlıktır. Bu steller yani dikilitaşlar halen Van Müzesi avlusunda sergilenmektedir. Steller: MÖ 1450 ile 1000 yılları arasına tarihlenir.

1999 yılında yapılan arkeolojik araştırmalarda, bu stellerin 20 metre kuzeyinde bir mezar odası bulunmuştur. Mezar odasının içinde ise 75 civarında insan kemiği tespit edilmiştir. Ayrıca: yine mezar odasında birçok çanak-çömlek, kemik, taş ve pişmiş topraktan oluşan kap kacak bulunmuştur.

Tüm bu buluntuların: yani steller ve mezar buluntularının yörede MÖ 15 ile 11’nci yüzyıllarda hüküm süren Hubişkia Krallığına ait oldukları tahmin edilmektedir.

Hubişkia Krallığına, tarihte ilk olarak Asur Kralı III Salmanasar’ın savaş yıllıklarında rastlanır. Bir tablette, Asur Kralı III Salmanasar: krallığın yönetim merkezi olan Zaprariya’yı işgal ettiğini ve kralları Dadi’yi esir aldığını yazmaktadır. Bu metinde geçen kentin, Hakkari olduğu düşünülüyor.

Çünkü Asur kralı, tablette yazdıklarına göre, burayı işgal ettikten sonra  daha kuzeyde, Urartuların ilk krallık kenti olan Suginia’yı işgal ettiğini belirtmektedir.

BAY KALESİ

İl merkezinin güneyinde 8 km uzaklıktadır. Deniz seviyesinden 2020 metre yüksekliktedir. Sarp ve kayalık bir tepe üzerinde kuruludur. Tarihi kaynaklara göre: bu tarihi kalede Hakkari Beylerinden Malik Bey hüküm sürmüştür.

Kalenin en üst kesiminde, moloz taşlar ve horasan harcı kullanılarak yapılmış duvar kalıntıları bulunmaktadır. Kalenin muhtemelen: Demir çağından Ortaçağ sonlarına kadar kullanıldığı düşünülmektedir.

Bölgede yüzey araştırmalarında bulunan tuğla ve seramikler dışında, üzerinde haç ve süslemeler bulunan bir taş parçası bulunmuştur. Ayrıca yine üzerine ters lale motifleri kazınmış taşlar da vardır.

Evet günümüzde buraya ulaşmak isterseniz, kuzey yönde, yarıya kadar araba ile, sonra ise tırmanarak ulaşmak mümkündür. Bu bölümde kayalara basamaklar oyularak merdivenler oluşturulmuştur, kaleye çıkmak için bu merdivenler kullanılmaktadır.

DEZ GÖZETLEME YAPISI

Kırıkdağ vadisinde, derenin kuzey tarafındaki tepe üzerinde kuruludur.

Buraya çıkmak için, güney tarafta patika bir yol vardır. Yapıda: kitabe yoktur. Bu yüzden hangi tarihte ve kimler tarafından yapıldığı bilinmez. Ancak bazı kaynaklarda, kalenin Nesturilere ait olduğu belirtilmektedir. Çünkü Dez yani Kırıkhan vadisinde, bir zamanlar yoğun Nesturi yerleşimi bulunmaktadır.

Kale: dikdörtgen planlıdır. Dıştan ölçüleri, kulelerle birlikte 24 x 17.70 metredir. Yapıda harçla tutturulmuş moloz malzeme kullanılmıştır. Yapının dört köşesinde, 5 metre çapında kuleler bulunmaktadır. Ancak, bu kulelerden, sadece batı taraftaki, temel seviyesine kadar yıkılmıştır.

Diğerlerinin ise içleri doludur. Kalenin dış duvarları nispeten sağlamdır. Ancak iş bölümleri, temel seviyesine kadar yıkıktır. Dış cephelerde duvar kalınlıkları 1.1 metredir.

İç duvarların kalınlıkları ise, 90 cm dir. Kalede: ortada boydan boya uzanan bir hol vardır. Bu holün iki yanında, sıralı üçer oda bulunur. Odaların üst örtüleri ve kapıları belli değildir.

DOĞANCA ŞEYH MAHMUT GÖZETLEME YAPISI

Doğanca (Orite) vadisinde, vadiyi kontrol altında tutmak için yapılmış bir gözetleme yapısıdır.

Van-Hakkari kara yolunun 10’ncu kilometresinden ayrılan, stabilize bir yol ile buraya ulaşılır. Ancak buraya ulaşmak için bir süre tırmanmak gerekir. Yapı: batı ve güneyden geçen derelerin kesiştiği, kayalık bir tepe üzerinde kuruludur.

Yapının güneyinde, ters “U” şeklindeki duvarlar, kuzeyi açık üç yönlüdür. Günümüzde, duvarlar belli bir yüksekliğe kadar ayaktadır.

Duvarların yüksekliği güneyde 7.80 metre, batıda 4.63 metre ve doğuda 6.03 metredir. Bu duvarlar, moloz taş örgülüdür ve harçla tutturulmuştur. Duvarların kuzeye devam eden kısımları ile üst kısımları yıkılmıştır.

DOĞANCA ORİTE GÖZETLEME YAPISI

Doğancanın doğusunda,  ormanlık arazi içindedir. Kuzey-güney yönünde kayalık bir kütle üzerine kuruludur. Yapı moloz taşlardan oluşturulmuştur. Yamuk planlıdır. Kuzeyi açık üç yönlü ters “U” şeklinde duvarlardan ibarettir.

Duvarların belirli bir yüksekliği kadar olan kısımları kalmıştır. Güneyde 7.80 metre uzunluğunda, bununla birleşen batı duvarı 4.60 metre uzunluğunda, doğu duvarı 6 metre uzunluğundadır.

Duvarlar harçla tutturulmuş ve moloz taş örgütülüdür. Duvarların kuzeye devam eden üst kısımları yıkılmıştır. Vadiye hakim çevreyi gözetlemek için yapılmıştır. Başkaca herhangi bir özelliği yoktur.

HALİL KİLİSESİ

İl merkezine 8 km uzaklıkta, Van-Hakkari kara yolunun kenarında, Zap vadisinin Halil Mevkiindedir. Nasturilere ait ve 1500 yıllık olduğu tahmin edilen kilisenin üzerinde kitabe veya herhangi bir süsleme yoktur. Hangi tarihte ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmez.

Dikdörtgen planlıdır. Doğu batı yönünde uzanır. Uzunluk 13.7 metre, genişlik 6.70 metredir. İki bölümden oluşur. Batıdaki birinci bölüm daha büyüktür. Batı köşede bir kapı ile girilir. Üstü beşik tonozla örtülüdür.

Ortadaki tören kapısı sivri kemerli açıklık şeklindedir ve daha büyük tutulmuştur. Duvarlara dolap nişleri açılmıştır. Doğudaki ikinci bölüme, daha büyük olan birinci bölümden iki kapı ile geçilir. Kapılardan biri, ortaya yakın yerde, sivri kemerli bir girinti içerisinde, sivri kemerli bir açıklık şeklindedir.

Diğeri ise güney köşesinde sivri kemerli açıklık biçimindedir. Oda kuzey-güney istikametinde, dikdörtgen biçimli ve tonoz örtülüdür. Bu bölümün doğu duvarına kapı eksenine gelecek şekilde sivri kemerli bir niş yerleştirilmiştir.

Yan duvarlarda yine dolap nişleri bulunur. Halil kilisesi çevresinde bulunan Nasturilere ait mezarlar da tahrip edilmiştir.

BERÇELAN YAYLASI

İl merkezine 18 km uzaklıktadır. Yaylanın rakımı ortalama 3300 metredir. Diğer yaylalar gibi, halkın yazın hayvanlarını otlatmak için göç ettikleri bir yerdir.

Burada, geleneksel kara çadırlarla yaşarlar. Burayı ziyaret edenler ise, yaylada: doğa yürüyüşü ve fotoğrafçılık yapabilirler. Ayrıca kayak sporları da mümkündür. Yayla civarında Seyithan buzul gölü vardır. Gölde, kano yarışları düzenleniyor.

GOLAN YAYLASI

İl merkezine 18 km uzaklıktadır. Barçelan yaylasının batısındadır. Yüksek dağların arasında 1730 metre rakımda bir yerdir. Golan bölgesinde, 6 tane doğal göl bulunmaktadır. Bu göller: kar ve yağmur suları ve çevredeki kaynak sularıyla beslenir.

Ancak Hakkari şehir merkezinin kullanma suları buradan temin edilmektedir ve bu nedenle burada bulunan göllerin bir kısmı kuruma tehlikesiyle karşı karşıyadır. 6 gölden 3 tanesi günümüzde kurumuştur. Burası yörenin en önemli kayak merkezidir.

Hakkari Mergabüt Kayak Merkezi

 MERGABÜT KAYAK MERKEZİ

Kayak merkezi 2700 metre rakımlı Mergabüt il merkezine 12 km uzaklıktadır. Yörede, kış döneminde kar kalınlığı 4 metreye kadar ulaşır. Böylece yörede her yılın yaklaşık altı ayı kayak sezonudur.

Kayak merkezinde, 3 katlı bir dağ evi vardır. Her yıl Nisan ayı sonuna kadar açıktır. Tesislerde: 900 metre uzunluğunda bir teleski bulunur. Hem amatör kayakçılar, hem de profesyonel kayakçılar için elverişli pistler vardır. Pistler, 3700 metre rakımda başlar ve 2700 metre rakıma kadar iner. Ayrıca atlı kızak da kullanılır.

KOÇANİS (KONAK) KİLİSESİ

İl merkezine 19 km uzaklıktaki Koçanik köyündedir. Berçelan Platosunun doğu eteklerindedir. Köye ulaşmak için, Berçelan yaylası eteklerinden stabilize bir yol vardır.

Birçok kaynakta, Doğu Süryanileri, Keldaniler olarak da anılan Nasturilerin merkez kilisesi yani Patriklik merkezidir. Bu yüzden, kilise, Nasturiler için haç yeri görevi görmektedir. Süryaniler için büyük öneme sahip olan kilise, 1924 yılına kadar inanç merkezi konumunda bulunuyordu.

Çünkü 1689 yılında tamamlanan kilise, Patrik Mar Şhalita’nın da ikamet ettiği yerde bulunuyordu.

Mar Şalita kilisesi, köyün yaklaşık 200 metre dışındaydı. Patrikhaneye ait koca bir manastır yahut katedralden ziyade tipik bir köy kilisesiydi.

Mar Şalita kilisesini mesken edilen Patrik (Mar Şem’un) kendi halkının sadece ruhani lideri değil aynı zamanda dünyevi lideriydi. Patrikler halk tarafından saygı görürler ve civar bölgelerde çıkan sorunlarda zaman zaman hakemlik yaparlardı.

Ancak kilisenin bulunduğu köy, 1996 yılından bu yana meskun değildir. Bugün kullanılmayan kilise, hazine avcıları tarafından büyük tahribata uğratılmıştır.

Kilise, köyün doğu tarafında, vadiye hakim bir noktada, doğal kayalık bir platform üzerinde kuruludur. Doğu-batı ekseninde dikdörtgen planlıdır. Güney cephenin batı köşesinde bulunan bir kapı ile yapıya girilir. Kilise, içi iki bölümden oluşur.

Birinci bölüm: sahın bölümüdür. İkinci bölüm: Sahın bölümüne iki kapı açıklığıyla geçilen, doğudaki Kanki bölümüdür. Ayrıca, kuzey tarafta, kayalıkların üzerinde, biraz yüksekçe kalan ve havalandırmaya geçiş işlemleri sağlanan bir kısım vardır.

Kuzeydeki bu ek bölüm dışında, yapının dış cephesi tamamen düzgün kesme taşla yapılmıştır. Duvarları, yarıya kadar olan kısmı gri renkli, üst kesimi açık krem renkli düzgün kesme taşlardan örülmüştür. Kapı: iki renkli taşlarla yapılmış, sivri kemerlidir.

Asıl kapı açıklığı, dikdörtgen şeklindedir. Geometrik geçme kompozisyonları bulunur. Cephenin çatıya yakın, üst kısmında, 8 satırlık, Nasturice bir kitabe bulunur.

Biri bunun altında ve diğeri ortaya yakın yerde ise dairesel şekilde iki “Güneş Saati” bulunur. Bunlarda süslemeler vardır. Ayrıca kapının üzerinde iç içe, dairesel geçmeli bir kompozisyon vardır.

Dış cephesi düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Kapısı, iki renkli taşlarla süslenmiştir. Cephenin çatıya yakın, üst kesiminde bir kitabe vardır. Bu kitabe Asuri dilinde yazılıdır.

Bu kitabenin altında: dairesel şekilde güneş saati vardır. Bir diğer güneş saati ise, ortaya yakın bir yerdedir. Evet, sonuç olarak: güney cephedeki süsleme ve güneş saatleri, içteki arkadlar, havalandırma tüneli nedeniyle, yapı önem kazanmaktadır.

ŞEYH ALİ CAMİİ (ÜZÜMCÜ KÖYÜ)

İl merkezine bağlı Üzümcü köyündedir. İl merkezine 25 km uzaklıktadır.

Çukurca-Hakkari karayolundan 1 km lik stabilize bir yol ile camiye ulaşılır. Cami: batıdan doğuya doğru eğimli bir arazi üzerindedir. Üç katlıdır.

Zemin kat zaviye, orta birinci kat medrese, üst ikinci kat ise cami olarak düzenlenmiştir. Zemin kat: doğu-batı istikametinde, düzgün olmayan bir dikdörtgen alana oturur.

Dış kenar uzunlukları birbirinden farklıdır. Buraya güney duvarından açılmış bir kapıdan girilir. Kapının önüne, sonradan kenarları demir kaplı, beton bir blok bulunur. Yapının batı ucu kayalıktır.

Ancak son yapılan restorasyonlarda, cami iki kata düşürülmüş ve içten tamamen betonarme yapılmıştır. Dıştan da örtü sacı ile kaplanmıştır. Günümüzde: zemin kat ziyaretgah, birinci kat ise cami olarak kullanılmaktadır.

Ziyaretgah: burada bulunan vitrinlerde muhtelif eşyalar sergileniyor. Bunlar 6 parça halindedir. Bu malzemeler, oldukça iri taneli, ağaçtan 80 cm uzunluğundaki bir tespih; metalden 80 cm uzunluğunda bir masa; iki tane biri kulplu kandil, bir adet keçeden fes ve pirinçten yapılmış 23 cm uzunluğunda bir yazı hokkasıdır.

Birinci kat: zemin katı üzerine oturur ve iki bölümden oluşur. Birinci bölüm doğudadır, dikdörtgen planlıdır ve kuzeyden merdivenle çıkılan giriş kapısı, buraya açılmaktadır. Batıda bulunan ikinci kısma, buradan sivri kemerli iki açıklıkla geçilmektedir.

Evet yapı, 3 işlevlidir, cami, medrese ve tarikat yapısı özelliği gösterir. Özellikle 1700’lü yıllarda yapılmış olması nedeniyle önem kazanır.

MAR ŞALİTA MANASTIRI (KIRIKDAĞ KÖYÜ)

Yöre halkı tarafından “Dera Çiya (Dağ kilisesi)” ve Dera Keriser (Beyaz kilise)” olarak isimlendirilir. İl merkezine 25 km uzaklıktadır. Kırıkdağ vadisindedir. Oldukça yüksek bir yerde kuruludur.

Manastırın doğusunda bulunan ve aralarında sadece derin bir vadi olan bölgede, Serink kalesi de bulunuyor. Karşılıklı bir birlerine bakan kale ve manastır çok heybetli görünüyor. Manastır dağın yüksek kesiminde olması nedeniyle, yörede yaşayan halk tarafından “Dağ Kilisesi” olarak tanınıyor.

Manastırın yüksekliği kaleden 100 metre daha az olmasına rağmen, aynı hizada gibi görünüyor. Kilise, ulaşılması zor, sarp kayalık alanda, bir kaya oyuğu içine yapılmıştır. Önünde bir teras bulunur. Kayalığın önünde, yüksek bir duvarla oluşturulmuş, iki kademeli cephe bulunur.

Manastır yapısı üç katlıdır. Zemin kat kilisedir. Bu bölümün uzunluğu 9 metre, genişliği 3 metredir. Yapıya giriş güneydoğu köşedendir. Dış cephelerin bazı bölümleri ile iç kısımlar sıvalıdır. Herhangi bir süsleme yoktur.

Define arayıcıları tarafından, yapı büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Yapının hemen kuzeyinde, altında doğal bir mağara vardır. Mağara, önüne duvar örülerek yiyecek ve zahire ambarı olarak kullanılmıştır.

Ayrıca yine bu bölümden Nasturice kitaplar ve ayin eşyaları ile din adamlarının kıyafetleri bulunmuş ve bunlar Van Müzesine kaldırılmıştır.

 

MAR ABDİŞO MANASTIRI

Manastır ve kiliseler, Oğul köyü Bekuk Mahallesinde, doğal bir mağara içindedir. İl merkezine uzaklık 27 km dir. Çukurca kara yolunun 20’nci kilometresinden sonra, stabilize yoldan gidilerek ulaşılır.

Adından da anlaşılacağı gibi Nasturiler tarafından yapılmıştır. Hakkari bölgesinin en büyük ve en kutsal kilisesidir.

Manastır yapısının uzunluğu 82 metredir. En derin kısmı 14 metredir. Batı ucu 5 metre ve doğu ucu bazen sıfır noktasına kadar yaklaşır. Bazen derinleşen, doğal bir kaya girintisinden istifade edilerek manastır kurulmuştur.

Manastır, kayalığın kuzeye doğru genişlemesinden yararlanılarak yapılmıştır. Ön kısmında, doğu-batı doğrultusunda uzanan tek zemin kattan oluşmaktadır. Düzgün sıralı moloz taşlar, kireç harcı ile örülmüştür.

Manastırın ön kısmında: doğu batı yönünde uzanan zemin kat bulunur. Yapının duvarları, kireç harcı ile düzgün sıralı moloz taştan örülmüştür. Manastır yapısının içinde, halen su bulunmaktadır.

Hakkari Yüksekova hakkındaki gezi yazım için  Yüksekova

İstanbul Bahçelievler

İstanbul Bahçelievler

Bahçelievler ilçesinin en büyük özelliği: Marmara denizi kıyılarındaki Zeytinburnu, Fatih ve Bakırköy ilçelerine oldukça yakın konumudur. Burada: alışveriş merkezleri, semt pazarları, parklar ve piknik alanları bulunmaktadır.

TARİHİ

Bizans döneminde yörenin ismi “Hepdemon” dur ve yörede tarım ve hayvancılık yapılmıştır. Bölge Konstantinopolis şehrinin en önemli kent dışı yerleşim yeridir. Sur içinde bulunan Milion taşının 11 km batısındadır.

Bu bölge aynı zamanda Rumeli’den gelip İstanbul’a giden konvoyların geçiş güzergahıdır. İlk başkent sayılan Edirne ile İstanbul arasındaki yol güzergahında idi. Bizans imparatoru ordusunu burada denetler, ordu Balkan seferlerine buradan başlayarak çıkardı.

Bu yüzden, tarihi süreçte bölgede çok sayıda kilise, konut ve saray yapılmıştır. Uzun yıllar Rumlar tarafından tarım alanı olarak kullanılan bölge, İstanbul’un fethinin ardından boşaltılmıştır.

1917 yılından sonra ise bugünkü Bulgaristan, Yunanistan ve Yugoslavya gibi balkan ülkelerinden Osmanlı hakimiyetinin bitmesinin ardından Anavatana yapılan göçler sonucu bölgeye gelenler ağırlıklı olarak Yenibosna ve Kocasinan köylerine yerleşirler. Tarım ve hayvancılık faaliyetleri devam eder.

Bahçelievler, 1992 yılında Bakırköy ilçesinden ayrılarak ilçe olmuştur.

İstanbul Bahçelievler

GENEL

Yerleşim yerinde 11 tane mahalle bulunmaktadır. Bunlar: Cumhuriyet, Çobançeşme, Fevziçakmak, Hürriyet Mahalleleridir. Ayrıca: Yenibosna, Kocasinan, Siyavuşpaşa, Soğanlı, Şirinevler ve Zafer bölgeleri bulunmaktadır.

Bakırköy ilçesinin eski E5 istikametinde büyümeye başlamasıyla bu ilçe oluşmuştur. Daha önce burada Yenibosna ve Kocasinan köyleri bulunuyordu. Yerleşim yeri, denize doğru uzanan derelerin oluşturduğu vadi ve tepeler üzerindedir.

İstanbul Bahçelievler İstanbul Kültür Üniversitesi

İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ

Kültür Üniversitesinin E5 karayolu üzerindeki ve “Şirinyer” isimli yerleşkesinde: Hukuk Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Adalet Meslek Yüksekokulu ve Yabancı Diller Bölümü bulunmaktadır.

Şirinyer yerleşkesi: kütüphanesi ve çalışma salonları ile oldukça büyüktür. Ayrıca: laboratuvarlar, derslikler, amfiler, mahkeme salonu, konferans salonu bulunmaktadır. Yerleşkenin farklı bölümlerinde ise, restoran ve kafeler bulunur.

İstanbul Bahçelievler İstanbul Aydın Üniversitesi

İSTANBUL AYDIN ÜNİVERSİTESİ

Üniversitenin merkez kampüsü “Halit Aydın Kampüsü” Sefaköy-Küçükçekmece’dedir. Burada: Üniversitenin İngilizce Hazırlık Okulu (Bahçelievler Merkez Eski Londra Asfaltı Caddesinde) ve Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi (Bahçelievler Merkez İzzet Çalışlar Caddesinde) bulunmaktadır. İngilizce Hazırlık Okulunda 1300 civarında öğrenci eğitim görmektedir.

İstanbul Bahçelievler Kadir Has Üniversitesi İngilizce Hazırlık Okulu

KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ İNGİLİZCE HAZIRLIK OKULU

Bahçelievler Merkez Kadir Has Center Mehmetçik Sokaktadır. Mimari tasarım olarak iş hanı olarak yapılmış ancak sonradan üniversite olarak kullanılmaktadır.

İstanbul Bahçelievler

GEZİLECEK YERLER

İstanbul Bahçelievler Milli Egemenlik Parkı

MİLLİ EGEMENLİK PARKI

Şirinevler semtindedir. Park alanında yeşil bir ortam ve sakin atmosferde gezip dinlenebilirsiniz. Park alanında bir de çay bahçesi bulunuyor. Park alanında konser etkinlikleri de düzenleniyor.

 

ÇAVUŞBAŞI ÇİFTLİĞİ-SİYAVUŞPAŞA ÇİFTLİĞİ

Günümüzdeki ismiyle Tavukçu deresi (eski ismi Çavuşbaşı deresi veya Çavuş deresi) günümüzdeki Ataköy Baruthanesi yakınından geçerek denize dökülür. Tavukçu deresinin içinden geçtiği çiftlik ise Çavuşbaşı Çiftliği veya Çavuşpaşa Çiftliği olarak bilinirdi.

Çiftlik: bir dönem Kırım Hanına hediye edilmiş, daha sonra el değiştirmiştir. Sultan Abdülmecid, çiftliği Barutçubaşı Levon Efendi’ye hediye eder. Çiftlik bu şekilde 1914 yılına kadar varlığını sürdürür. Daha sonra Milli Emlak Müdürlüğüne devredilir.

Günümüzde halen çiftlik arazisi ve içinde bulunan biraz sonra söz edeceğim Siyavuşpaşa köşkü 1938 yılında Bakırköy Fidanlığına devredilmiştir.

İstanbul Bahçelievler Havuzlu Köşk ve Çeşmesi

HAVUZLU KÖŞK (SİYAVUŞ PAŞA KASRI) VE ÇEŞMESİ

Halk arasında “Çavuş başı” olarak da tanınır.

Günümüzde Milli egemenlik Parkı içendedir. Park, ilçenin en büyük parkıdır.

Köşk hakkında hiçbir kayıt yoktur.

Yapıldığı dönemde, köşk, Küçükçekmece yolu üzerinde bulunan Siyavuşpaşa çiftliği bahçesi içinde 1572 yılında yapılmıştır. Bu çiftlik bahçesi, bugünkü Eyüp’ün güneybatısında, Çırpıcı ve Haznedar dereleri arasındaki tepenin doğu yamaçları üzerindedir. Bir yandan kara surlarına, diğer yandan Bakırköy’e kadar uzanan geniş bir alanı kaplayan Davutpaşa Sarayının bahçesi yanındadır.

Köşk, 16’ncı yüzyıl Osmanlı sivil mimari örneğidir. Köşkün önemini arttıran özellikleri: planı ve havuzun ortasındaki vaziyetidir. Mimarisi sade ve asildir.

İstanbul Bahçelievler

Yapı, ismini Osmanlı döneminde, 16’ncı yüzyılda Sultan III Mehmet zamanında aralıklı olarak 3 kere ve toplam 5.5 yıl sadrazamlık yapmış Siyavuş Paşa’dan alır. Siyavuşpaşa, Hırvat asıllıdır. Sarayda yetişmiş, hazine kethüdası iken 1569 yılında Yeniçeri Ağası ve Rumeli Beylerbeyi, kubbe veziri olmuş ve bu sırada Sultan II Selim’in en küçük kızı Fatma Sultan ile evlenmiştir. 1582 yılında Sinan Paşa’nın yerine sadrazam olmuştur. Kendisi 1602 yılında İstanbul’da ölmüştür.

Köşkü Mimar Sinan’ın yaptığı iddia edilmektedir, ancak kesin kanıt yoktur. Sadece mimari üslup özellikleri dikkate alındığında Mimar Sinan tarafından yapıldığı tahmin edilir. Ayrıca Evliya Çelebi, Siyavuşpaşa bahçesinin Mimar Sinan yapısı olduğunu belirtir.

İstanbul Bahçelievler

Köşk, büyük bir havuzun ortasına yapılmıştır. Havuz: bahçenin en güzel yerinde, geniş bir set duvarı ile çevrilidir. Bu duvar, bulunduğu arazinin en alçak yerinde 2.5 metre yüksekliğe kadar çıkar. Bu bendin çevresinde, sıralı ağaçlar bulunur. Bu ağaçlar, günümüzde 20 metre yüksekliğe kadar ulaşmıştır. Ancak yine de büyük kısmının kesildiği görülür.

Köşk yapısı, ağaçların gölgesinde ve tepsi gibi duran havuzun ortasındadır. Geniş ayaklar üzerine oturmuş ve sahile bir köprü ile bağlanmıştır.

Gelelim köşkün içyapısına: köşkün planı oldukça sadedir. Duvarlarının tamamı kesme taştan yapılmıştır. Duvarların alt kısımları kemerle açılmıştır. Böylece havuzun köşkün altına devam etmesi sağlanmıştır.

Köşkün içinde büyük bir divanhane, yanında küçük bir oda ve apdeshane ve onun üstünde bir asma kat bulunur.

Köşkün pencereleri sıradan ve seyrektir. Pencere aralarında altı köşe gözler açılmıştır. Pencerelerin üstleri kesme taş kemerlerle hafifletilmiştir.

Köşkün tek işlenmiş yeri, giriş kapısıdır. Kapıya fazlaca önem vermek için, kapının bulunduğu duvar kısmı biraz ileriye alınmıştır.

Köşk, mimarisinde çeşitli değişiklikler ve onarımlar yapılarak günümüze kadar sağlam gelmiştir. Sonradan yapılan değişiklikler: kule şeklinde kat ilavesi, kubbenin tamiri ve içerideki kalem işleridir. Bunlar, yapının esas bünyesine zarar vermiştir.

Günümüzde, yapı: Çocuk Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

 

Çeşme

Bununla birlikte, yakın çevrede, Siyavuş Paşa isimli bir çeşme bulunmaktadır. Çeşme günümüzde ana yola bakar gibi durmaktadır.

Çeşme: 1572 tarihini taşımaktadır. Gerek köşk ve gerekse çeşmenin mimarisi birbirine benzediğinden, köşkün de 1572 tarihinde yapıldığı kabul edilmektedir.

İlaveten yapının çevresinde: han veya hamam olduğu tahmin edilen yapı kalıntıları da bulunmaktadır.

Son bir not: yörede oturan yaşlıların söylediğine göre, çeşme daha önce farklı bir yerde (yolun tam karşısındaki boş arazide) iken, araç trafiğinden zarar görmemesi için çeşme yerinden sökülmüş ve günümüzdeki yerine nakledilmiştir. Günümüzde çeşmenin suyu akmamaktadır.

İstanbul Bahçelievler Çoban Çeşmesi Köprüsü ve Çoban Çeşmesi

ÇOBAN ÇEŞMESİ KÖPRÜSÜ VE ÇOBAN ÇEŞMESİ

Yenibosna merkezinde, Londra Asfaltında, Atatürk Hava Alanı (eski diyelim) kavşağındadır.

Mimar Sinan köprüsü olarak da tanınır. Köprü yakınında bulunan ve sürülerin sulanması için vakfedilen bir çeşmeden dolayı bu ismi almıştır.

Köprü: Bizans dönemine aittir. Bir zamanlar suyu oldukça bol olan Ayamama deresi üzerine kurulmuştur. Ancak günümüzde derenin suları çekilmiştir, dere yatağı kurudur.

Kesme taştan yapılmış köprü: 6 kemerlidir. Bu kemerler genellikle sivri değil yarım yuvarlaktır.

İstanbul Bahçelievler Çoban Çeşmesi Köprüsü

Büyük kemerin yaklaşık 3.5 metre açıklığı vardır. Kenarlara doğru bulunan gözler daha küçüktür. Kemerlerin kilit taşlarında bazı rölyefler bulunmaktadır.

Köprünün toplam uzunluğu 38 metredir. Genişliği ise 4 metredir. Yontma taştan yapılmıştır.

Köprünün ilk olarak 4’ncü yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.

Ancak: 1972 yılında Kara Yolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılan restorasyon çalışmalarında, köprü kısmı tahribata uğramış ve özgünlüğünü kaybetmiştir. Ayrıca yakın tarihte yapılan yeni yol düzenlemesi sonucu, köprü güzergah dışında kalmıştır. Çevresi düzenlenerek küçük bir mesire yeri haline getirilmiştir. Ancak çevresinde bulunan büyük yollar ve yayalar için tehlikeli olan trafik nedeniyle, köprünün ziyaret edilmesi neredeyse imkansızdır.

İstanbul Bahçelievler Çoban Çeşmesi

Çoban Çeşmesi

Köprünün hemen yanında, Çoban çeşmesi bulunmaktadır. Çoban Çeşme semtine ve köprüye adını vermiştir. Çeşmenin kitabesi yoktur. Köprü gibi çevresinden büyük yollar geçmektedir. Suyu akmamaktadır.

İstanbul Bahçelievler Soğanlı Çeşme

SOĞANLI ÇEŞMESİ

Bahçelievler ilçesinin en kalabalık yeri olan Soğanlı Mahallesindedir.

Bizans döneminde yapılmıştır.

İmparator Neron tarafından askerlerin su ihtiyacı için yapılmıştır.

Çeşmenin üzerinde, Osmanlıca yazılar bulunmaktadır.

VİRAN SARAY-VİRAN BOSNA

Yenibosna Merkez Mahallesindedir. Doğu Sanayi Sitesi İlkokulunun güneybatısındadır.

Günümüze tamamen virane halde ulaşmıştır.

Yapılan araştırmalarda, Sarayın Osmanlı dönemine ait olduğu anlaşılmıştır.

Önceleri ismi “Bosna Sarayı” iken, yakıldıktan sonra “Viran Bosna Sarayı” olmuştur. İsmini Bosna Hersek ülkesinin başkenti “Saray Bosna” şehrinden almıştır. Bir saldırı sonucu Sarayın yıkıldığı tahmin ediliyor.

Günümüzde yapının sadece yer yer surları ayaktadır. Zaten burayı sadece anlatmakla yetinmek zorundayım çünkü Viransaray ile ilgili en ufak bir açıklama veya işaret yoktur.

Ayrıca yine günümüzdeki Yenibosna semti, ismini buradan almaktadır.

İstanbul Bahçelievler İstanbul Vizyon Park

İSTANBUL VİZYON PARK

Yenibosna Merkez Mahallesindedir.

İstanbul Vizyon Park: akıllı ofis teknolojisiyle modern bir çalışma ortamı sunuyor.

Ofis bloklarında toplam 480 tane ofis bulunmaktadır. Akıllı ofisler yanında, geniş dinlenme alanları, zengin sosyal yaşam, otel ve kongre merkezi de bulunmaktadır.

NİSH İSTANBUL

Çobançeşme Sanayi Caddesindedir.

Burası da 4 bloktan oluşan ofis katlarının bulunduğu bir yerdir. Proje genelinde: 52 mağaza bulunan bir Avm, 63 ofis ve 585 rezidans bulunmaktadır.

İstanbul Bahçelievler Metroport AVM

METROPORT AVM

Bahçelievler Merkezde, D100 yan yol mevkiindedir. Metrobüse çok yakın olduğu için ulaşımı rahattır.

İçinde 85 mağaza bulunan alışveriş merkezi, 2008 yılında ziyarete açılmıştır. Toplam 5 kattan oluşmaktadır.

İç dizaynı ferahtır ve ziyaretçileri yormaz.  Mimari yapısı dikdörtgendir.

Burada: alışveriş için mağazalar, yemek yeme mekanları, sinema ve buz pateni pisti bulunmaktadır. Kafeler ve yemek yerleri 3’ncü kattadır.

Özellikle buz pisti ilgi çekmektedir.

Evet, Metroport Alışveriş merkezi, civarda bulunan üniversiteler nedeniyle gençler tarafından yoğun ziyaret edilen bir yerdir. Ayrıca hemen yanında ulunan Medicalpark Hastanesinin hasta ve yakınları da burada zaman geçirirler.

 

METRO CASH&CARRY MERTER

İstanbul’da Almanya kökenli bu şirketin ilk marketi, 1990 yılında burada açılmıştır.

 

KOÇTAŞ YENİBOSNA

Yenibosna Çakmak Mahallesi Yıldırım Beyazıt Caddesindedir.

İstanbul Bahçelievler Kuyumcu Kent

WEDDİNG WORLD AVM (KUYUMCUKENT)

Yenibosna semtindedir.

Kuyumcukent kompleksi iki ana bloktan oluşmaktadır. Bir blok “Atölye Bloğu” dur ve 2000 yılında tamamlanarak hizmete girmiştir. Diğer bloğu “Mağaza bloğu” dur ve 2001 yılında hizmete girmiştir. 2006 yılında ise Kuyumcukent Atölye bloğu ve köprülü kavşak açılışı resmen yapılmıştır.

İstanbul Bahçelievler Kuyumcu Kent

3000 civarında işyeri bulunmaktadır.

Burada: altın, gelinlik, gelin ayakkabısı, beyaz eşya, çeşitli butikler, davetiye ve organizasyon firmaları bulunmaktadır. Yani bir anlamda, evlilik ve altın alışverişi yapılan bir yerdir.

İstanbul Bahçelievler Perşembe Pazarı

PERŞEMBE PAZARI

Siyavuşpaşa mahallesindedir. Perşembe günleri kurulan Pazar, yörenin en çok ziyaret edilen pazarıdır. Pazarda: her türlü gıda ürünü ve giyim ürünlerini uygun fiyatla bulmak mümkündür.

İstanbul Bahçelievler Starcity Outlet

STARCİTY OUTLET

Yenibosna Merkez Mahallesinde Değirmenbahçe caddesindedir.

365 gün süresince, çok çeşitli indirim fırsatlarıyla gerek mağazaları ve gerekse Türk ve Dünya mutfaklarından seçkin lezzetlerle ve eğlence alanlarıyla hizmet veriyor.

İstanbul Bahçelievler Ömür Plaza

ÖMÜR PLAZA

E5 karayolu yanında, Şair Orhan Veli Sokaktadır.

Plazanın bulunduğu bina, 2005 yılında plazaya dönüştürülmüş, çok sayıda dükkan ve firma bulunmaktadır. Ancak daha önce bu bina, uzun yıllar restoran olarak kullanılmıştır.

Burada: market, kafeler, spor salonu bulunmaktadır.

En üst katında ise, Ömer Restoran Cafe ve Pub bulunmaktadır. Restoran: restoran, kafe ve bar konseptiyle hizmet vermektedir.

 

ŞİRİNEVLER OSMANLI ÇARŞI OUTLET

Şirinevler E5 kenarındadır.

Osmanlı çarşı, Türkiye’de farklı anlayışla evinizin tüm ihtiyaçlarını tek çatı altında toplamıştır. Osmanlı çarşı’da bütün markaların fiyatlarının genel piyasa koşullarının altında olduğu iddia ediliyor. Komplekste ayrıca: sinema, bowling salonu, sosyal yaşam alanları ve oyuncak satış mağazaları bulunuyor.

İstanbul Bahçelievler Eskidji Bit Pazarı

ESKİDJİ BİT PAZARI

Yenibosna Çobançeşme Mahallesi Sanayi Caddesindedir.

İstanbul Bahçelievler

2004 yılında kurulmuştur. Burada, yüzlerce üretici, toptancı ve bayii bulunmaktadır. Bunlar ziyaretçilere maliyetine perakende satış yapmaktadırlar.

İstanbul Gaziosmanpaşa hakkındaki gezi yazım için  Gaziosmanpaşa