Şırnak

Şırnak

Şırnak şehrinde havaalanı vardır. Şerafettin Elçi isimli havaalanı, şehir merkezine 17 km uzaklıktadır. Havaalanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım, otobüs ve taksilerle sağlanır.

Şırnak, Eruh arası uzaklık:  47 km. Şırnak, Cizre arası uzaklık: 40 km. Şırnak, Diyarbakır arası uzaklık: 285 km. Şırnak, Siirt arası uzaklık: 97 km.

Şırnak

TARİHİ

İl bölgesindeki yerleşimin MÖ 7000’lere kadar gittiği tahmin edilmektedir. Ancak kesin bir bilgi ve belge yoktur.

Bir rivayete göre: Tufandan sonra “Nuh’un gemisi, Cudi dağının üzerinde durdu” şeklinde anlatılır. O dağdan inen ilk gurup, önce Heştan (Yoğurtçular köyü) ve ikinci gurup (Nuh peygamber bu gurubun içindedir) ise Şırnak yerleşim yerini kurmuştur.

Buraya önceleri Nuh’un şehrin anlamına gelen “Şeh-i Nuh” ismi verilmiş, bu isim zaman içinde değişerek “Şernah”, “Şırnek” ve günümüzde “Şırnak” olarak gelmiştir.

Bunun dışında: Şırnak tarihi incelendiğinde, buranın Eskiçağlarda Asur ve Babil gibi Mezopotamya’da kurulan devletlere komşu olduğu, ardından Kimmer ve İskitlerin akınlarına maruz kaldığı görülür. MÖ 330 yılına kadar Pers hakimiyeti sürer.

Ardından Büyük İskender ve onun ardılları Selevkoslar görülür. 639 yılında ise, Doğu Anadolu’nun güneyi ve güneydoğu kısa sürede İyaz Ganm tarafından İslam topraklarına katılır.

1042 yılında bölgeye Türkmen akınları başlar. 1085 yılında ise bölge Büyük Selçuklu Devleti hakimiyetine girer. 1514 yılında Yavuz Sultan Selim, bölgeyi Osmanlı topraklarına katar.

1925 yılında Şırnak köyü, Eruh’tan ayrılarak Siirt iline bağlı bir kaza olur. 1930 yılında belediye teşkilatı kurulur. 1990 yılında ise İl merkezi olur.

Şırnak

GENEL

Şırnak, 1990 yılında Türkiye’nin 73’ncü ili olmuştur. İl merkezi, Güneydoğu Toroslarda 1990 metre yükseklikteki Namaz Dağının güneybatısına bakan yamaçları eteğinde, eğimli bir arazi üzerinde kurulmuştur. Şehrin orta kesiminin rakımı, 1370 metredir.

Şırnak ismi: 19’ncu yüzyılın sonlarında, bir köy adı olarak geçer. Yani, daha büyük bir yerleşim kurulmamıştır. Şehrin günümüzde en canlı bölgesi: Atatürk caddesi, Siirt caddesi ve Cizre caddesinin ortasında kalan, üçgen biçimli alandır.

Şehrin, kuzeybatıya doğru yüksek kesimlerinde bulunan Şehrinur mahallesinde rakım 1500 metreye ulaşır. İlde yaşayanların başlıca geçim kaynağı hayvancılıktır. Bu yüzden göçerlik te yaygındır.

Göçerler ,koyunlarıyla birlikte yazın çayırların ve suların bol olduğu dağ zirvelerine, kışın ise, alçaklardaki daha sıcak ovalara göç ederler.

Erkekler sürüleri otlatırken, kadınlar da koyunlardan elde edilen yünlerden kilim ve halı dokurlar. Ancak son yıllardaki terör olayları nedeniyle göçerler, yerleşik hayata geçmişlerdir.

KUZU KIRMA VE YAYLA ŞENLİKLERİ

Şehirde, göçer kültürünün hatırlanması ve gelecek nesillere aktarılması için yapılan bir festivaldir. Şenlikler her yıl Beytüşşebap yaylasında, Ağustos ayında yapılır.

Şenliklerde giyilen elbiseler, oynanan oyunlar, söylenen türküler, çevrilen kuzular bereketin ve cömertliğin sergilendiği yer sofraları, yöre kültürü ve misafirperverliğini gösterir.

Şırnak

ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ

Üniversite, 22 Mayıs 2008 tarihinde kurulmuştur. Üniversite bünyesinde: 4 meslek yüksek okulu, 2 yüksek okul, 5 fakülte, 2 enstitü ve rektörlüğe bağlı 3 bölüm ile 73 açık bölüm vardır.

Açık olan 73 bölümün 37’sinde fiilen eğitim öğretim sürdürülmektedir.

Halen Kredi ve Yurtlar Kurumu bünyesinde il merkezinde 450 kişilik kız ve 450 kişilik erkek öğrenci yurdu vardır. Yine Şırnak il merkezinde çok sayıda özel öğrenci yurdu ve kamu kurumlarına ait misafirhaneler, oteller ve apart daireler bulunur.

Şırnak

CUDİ DAĞI

“Cudi” kelimesi, “cömertlik” anlamındaki “cud” kökünden gelir. Dağın tepesinin avuç içi gibi olması, tufandan sonra geminin konmasına ve gemidekilerin barınmasına elverişli durumu nedeniyle, bu adın verildiği düşünülmektedir.

Cudi dağı, Türkiye-Irak sınırına 15 km uzaklıktadır. Cizre’nin 33 km kuzeydoğusunda, Şırnak il merkezinin ise 17 km uzağındadır. Elip biçiminde olan dağın 2000 metreyi geçen dört ana zirvesi vardır. Bunların en yükseği 2115 metredir.

2017 metre yükseklikte olanı “Nuh Peygamber Ziyaret Tepesi” olarak isimlendirilir. Yüksekliği fazla olmamakla birlikte, batı ve güney yönünden oldukça görkemli görünür. 1500-2000 metre yükseklikteki bölgelerde çam ve meşe ormanları bulunur.

Tüm bu sayısal özellikleri dışında, Cudi dağının en önemli özelliği dinsel yönüdür. Kur’an da Hz Nuh’un gemisinin tufandan sonra, Cudi dağına oturduğu belirtilir. Bazıları tarafından ayet farklı yorumlanmış ve Nuh’un gemisinin indiği yer “Ararat” dağı denilmiştir.

Esasen Ağrı dağı çok yüksek ve sarp olup insan hayatı için önemli olan su, ağaç, barınacak yer gibi imkanlardan yoksundur.

Bu yüzden geminin oraya inmesi mümkün görülmemektedir. Cudi dağında ise, barınacak birçok mağara vardır. Tepesinin geminin inişine uygun bir yüzey oluşturması ve beslenme imkanlarına sahip olması da geminin oraya inmesi için uygun ipuçlarıdır.

Geminin oturduğu yerin, Yeşildağ adını alışı da önem gösterir. Sonuç: bu yazdıklarım bir varsayım, kesin kanıt yok, bu yüzden daha fazla ayrıntıya girmek gereksiz.

NE YENİR

Şırnak yöresine yolunuz düşer ve yöresel lezzetlerden tatmak isterseniz: Kutlık, serbidev, perde pilavı, kipe, şimşipe, meyre, birinzer önerilir.

 

GEZİLECEK YERLER

Şırnak yeni bir yerleşme yeri olduğundan, burada tarihi eser bulunmamaktadır.

ULU CAMİ

İsmet Paşa mahallesindedir. 1960 yılında yapılmıştır. Güzel bir minaresi vardır.

CUDİ CAMİSİ

İsmet Paşa mahallesindedir. Kimin tarafından ve ne zaman yaptırıldığı bilinmemektedir.

Şırnak İdil hakkındaki gezi yazım için  İdil

Şırnak Silopi hakkındaki gezi yazım için  Silopi

Yunanistan Kavala

2017.07.29.Kavala.17a
Yunanistan Kavala

 

Buranın en büyük özelliği: Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın memleketi olmasıdır. Masmavi bir şehirdir.

2017.07.29.Kavala.16e
Yunanistan Kavala
2017.07.29.Kavala.2b
Yunanistan Kavala
2017.07.29.Kavala.12
Yunanistan Kavala

 

ULAŞIM

Selanik-Kavala arasındaki karayolu, yaklaşık 2 saat 15 dakika sürüyor. İskeçe’nin, 60
km. ilerisindedir. İstanbul-Kavala arasındaki uzaklık: 480 km. dir.

Kavala.Bizans kalesi.2
Yunanistan Kavala

 

GENEL

Şehir: Hilal şeklinde konumlandırılmış, küçük ve şirin bir sahil kentidir. En önemli geçim kaynakları: balıkçılıktır. Coğrafi yönden: doğal bir liman olma özelliği taşımaktadır.

Şehrin ekonomik hareketliliği: gübre üretimi, mermer pazarlama üzerine yoğunlaşmıştır. Tarım ürünlerinden öne çıkanlar: üzüm ve kuşkonmazdır. Buna bağlı olarak, bölgede 15 tane şarap üretim tesisi bulunmaktadır. Turizm açısından ise, bölgede, Selanik şehrinden sonra ikinci önemli turizm merkezidir.

2017.07.29.Kavala.20a
Yunanistan Kavala Ne Yenir
2017.07.29.Kavala.20b
Yunanistan Kavala Ne Yenir

 

 

NE YENİR

Kavala şehrine yolunuz düşerse, burada deniz ürünlerini tatmalısınız. Özellikle: balık ve yanında midyeli ve dere otlu pilav denemelisiniz. Elbette, bunların yanında, Yunan salatası almalısınız.
Özellikle, bu salatanın zeytinyağının tadına ve kokusuna doyamayacağınız kesin. Ayrıca: kabak kızartması ve kalamar ızgara da düşünebilirsiniz.
Bu veya benzeri bir menüyü, makul bir fiyatla alabiliyorsunuz. Bunun yanında: şehirde tam bir lezzet mekanı olan “Panos Zafira” ya uğrayabilirsiniz.

Burada, geleneksel yemeklerin tadına bakabilirsiniz. Bir de şehir merkezinde “Midillini” restoran bulunuyor. Rehberin önerisiyle gidilen bu restoranda: hesap fişi tamamen Yunan harfleriyle geldiğinde bir şey anlamak mümkün olmuyor ve (örnek: biz hesap fişinde yemediğimiz bir yemeğin de işlendiğini daha sonrasında, hesap fişini rehbere gösterdiğimizde gördük, ama o an anlamak elbette mümkün değil, zaten anlasanız da derdinizi anlatamıyorsunuz, dil sorunu var) anlamsız bir hesap ödemek zorunda kalabiliyorsunuz.

Fikir edinmeniz açısından hesap fişinin resmini yukarıda görebilirsiniz. Ama tek bir gerçek var, burada mutlaka deniz ürünleri yemelisiniz, alkol kullananlar için, buranın şaraplarını, şişeler değil, çanaklar içinde getiriyorlar.

2017.07.29.Kavala.13
Yunanistan Kavala
2017.07.29.Kavala.14
Yunanistan Kavala Ne Satın Alınır

 

NE SATIN ALINIR-KAVALA KURABİYESİ

Kavala yöresinden, buraya has ve çok meşhur “bademli kurabiye” satın alabilirsiniz. Kurabiye gerek Kavala merkezine yakın şehir dışında ve gerekse Kavala içinde, şehir merkezinde bolca satılıyor. Şehir merkezi yakınlarında “Neakarnavali” denen yerde kurabiye satılıyor ve tur gurupları, rehberler tarafından genellikle buraya yönlendiriliyor. Neakarnavali, Yunanca kelimelerden anlaşıldığı üzere, Karnavali denen yerin, yeniden kurulmuş, Yunanistan’da kurulmuş şeklidir. Karnavali yeri: günümüzde Kapadokya Güzelyurt olarak isimlendirilen yerin, eski adıdır.

Burada, mübadeleden önce yani 1924 yılı öncesinde çok sayıda Rum varmış ve bunlar mübadelede buraya göç edince, burada oranın ismine atfen “Neokarnavali” denen yeri kurarlar. Yani, aslında Kavala kurabiyesi, Kapadokya Güzelyurt bölgesinde eskiden yaşayan Rumlar tarafından yapılan bir tür kurabiyedir ve bu kurabiyeyi yapanlar buraya gelince, kurabiyenin ismi “Kavala kurabiyesi” olmuştur. Evet, birinci tercih Neokarnavali denen yerdeki, standart mağazadan kurabiye ve benzeri ürünler satın almaktır.

Burada satış yapanların 50-60 yıldır burada bulundukları söyleniyor, mağaza içinde Türk çayı ikramı ve tuvaletler var. Ancak ikinci tercih (bence bu daha uygundur) Kavala şehir merkezinde “Marmelato” denen yerlerde satılıyor. Burada satılan kurabiyeler, diğerlerinden farklı olarak tereyağı ile yapılmış ve tereyağı tadı hissediliyor.

Burada yapılan kurabiyenin içinde badem parçalı iken, Neokarnavali kurabiyesinin içindeki bademler bütün olarak konulmuştur. Fiyatlar ise aynıdır: 250 gramlık kutu 2.5 Euro, yarım kiloluk kutu 5 Euro ve kiloluk kutu 10 Euro’dur. Her iki yerde de kurabiyeyi satın almadan önce tatma şansınız vardır. Kurabiye: kavrulmuş un ve bademin mükemmel karışından yapılıyor. Pudra şekeri içinde bulunuyor.

Evet kurabiye dışında ne satın alınır. Özellikle, bilmelisiniz ki, Kavala şehrinde saat 19.00 dan sonra sadece hediyelik eşya satan birkaç yer açık kalıyor. Şehirde limana paralel iç bölgelerdeki caddelerin birinde, büyükçe bir market var, bu markette her türlü ürün bulunuyor ve fiyatları uygundur, marketin hemen yanında ise sadece içki satılan bir dükkan bulunuyor ve burada da fiyatlar uygundur.

2017.07.29.Kavala.17a
Yunanistan Kavala
2017.07.29.Kavala.6b
Yunanistan Kavala
2017.07.29.Kavala.16c
Yunanistan Kavala

 

GEZİLECEK YERLER

Kavala şehrine uzaktan baktığınızda: bir yarımada görüyorsunuz. Ancak, şehre yaklaştıkça: Osmanlı kalesi ve su kemerleri karşınıza çıkıyor. Su kemerlerinin altından geçerek: şehrin ana caddesinden, limana doğru ilerliyoruz. Su kemerleri: Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaptırılmıştır.

Kavala şehrinin en merkezi meydanında: yukarıda resmini gördüğünüz, büyükçe bir tabela bulunuyor. Bu tabelanın önünden her gün yüzlerce turist ve Kavalalı geçiyor ve Türk düşmanlığı inanılmaz bir inatla sergilenmeye devam ediliyor. Çok anlamsız, umarım bir gün bunu kaldırmak akıllarına gelir. Bu konu hakkında bir husustan daha söz etmek istiyorum.

Deniz kıyısında uzanan caddede, bir parkın kenarında bir anıt daha var. Mermerden yapılmış bu anıt, sanırım İsrailliler tarafından yaptırılmış, çünkü bu anıtın üstünde “II. Dünya savaşında, burayı işgal eden Nazilere, burada yaşayan 1240 civarındaki Yahudi’nin Kavalalılar tarafından teslim edilmesinin unutulmaması” yazılıdır.

Bu yol üzerinde: hemen sağda, günümüzde kiliseye çevrilmiş olarak kullanılan, İbrahim Paşa camisi (sonradan kiliseye çevrilmiştir) görülüyor. Burayı gezmek mümkündür.

Burayı gezdikten sonra: karşısındaki caddeye doğru yürüyün ve eski Kavala Mahallesine girin. Buradaki evlerin mimari görüntüsü: kendisiniz, bir Anadolu kasabasında hissetmenize neden oluyor. Buradaki cumbalı ahşap evlerin bulunduğu sokaklar gerçekten ilginizi çekebilecektir. En önemli yanı, bütün bu evlerin hepsinin, güzel konumlandırılmaları nedeniyle, denizi
görebilmeleridir.

Dar sokaklardan yürüyerek, yokuş yukarı, kaleye doğru çıkıyoruz.

Kale yolu üzerinde, yine bir cami görüyoruz, ancak perişan hali içler acıtıyor.

Kaleye çıktığınızda ise, Kavala şehrini kuş bakışı görme şansı oluyor. Kalenin arka yolu üzerinde yürüyün ve buradan hem denizi ve hem de Taşoz adasını görebilirsiniz.

Taşoz adası, Kavala şehrine gelirken, yol kıyısından da görülüyor. Son zamanların en turistik bu adasında deniz muhteşem, dalma merakı olanlar içinde Taşoz adası öneriliyor.

Buradan yürüdüğünüzde, Mehmet Ali Paşa’nın konağının bulunduğu yere geliniyor. Konak, günümüzde müze olarak kullanılıyor ama içine girmek mümkün değil, zaten mülkiyeti Yunanlılar da değil Mısırlılardadır.

Buradan sonra: limana bakan, Kavala şehrinin en önemli Osmanlı eserlerinden olan “İmarethane” ye uğrayın. İmarethanenin bakımlı hali ve ayakta olması, güzel. Şehri ziyaretinizde, özellikle, bu imarethaneyi mutlaka görmenizi öneriyorum.

Ancak imarethane günümüzde otel olarak kullanılıyor, yani özel mülk, içine girip gezmek kişisel olarak mümkün ama büyük guruplar halinde içeri almıyorlar.

Daha sonra, limana iniyoruz.

Limandaki kafeteryalardan birinde, bir kahve molası veriyoruz. Özellikle akşam saatlerinde mutlaka limandaki kafelerde oturun ve bir şeyler için, fiyatlar çok uygun, özellikle yakın zaman önce bir Yunanlı genç tarafından icat edilen, bir tür soğuk nescafe olan Yunan nescafesini deneyin. (bardak ücreti 2 Euro)

2017.07.29.Kavala.18
Yunanistan Kavala Kamares-Su Kemeri

 

KAMARES-SU KEMERİ

Şehrin su ihtiyacını karşılamak için, Mehmet Ali Paşa tarafından 1550 yılında, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaptırılmıştır. Kuzeydeki dağlardan, şehir merkezine su getirmekteymiş. 60 kemerden oluşan anıtsal yapı 52 metre yüksekliktedir. 20’nci yüzyılda 10 kemer onarılarak mülteciler tarafından barınmak için kullanılmıştır.

Kavala şehrinin doğu girişi, halen bu su kemerlerinin altından geçmektedir. Bu kemerler, İstanbul Unkapanı havası veriyor, kemerlerin altından geçiliyor.

2017.07.29.Kavala.9
Yunanistan Kavala İbrahim Paşa Camisi-Aya Nikola Kilisesi

İBRAHİM PAŞA CAMİSİ- AYA NİKOLA KİLİSESİ

Cami: su kemerine giden yolda ve kale kısmının hemen yakınındadır. Cami, son yıllarda televizyonda sıkça gündeme gelen bir dizinin kahramanlarından biri olan, Pargalı İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Kavala şehrinin en büyük camisi olarak yaptırılmıştır. Nadir olarak yıkılmayıp kiliseye dönüştürülen camilerden biridir. Günümüzde kilise olarak kullanılmaktadır.

Dıştan görünüşü camiye benzemektedir. Adı ise: Saint Nikolas Kilisesi. Yanı başındaki minare yıkılmış ve yerine bir çan kulesi eklenmiştir. Arka tarafında da çirkin bir ek bina yapılmıştır. Ancak yine de günümüze kadar ulaşmış olması, büyük bir şans. Çünkü: kale içinde, minaresiz “Alaca camisi”  dışındaki tüm camileri yıkmışlar.

Kavala.su kemerleri.1
Yunanistan Kavala Kalesi
Kavala.Kale.1
Yunanistan Kavala Kalesi

 

KAVALA KALESİ

Eski şehir merkezinde, yukarıda bir tepenin altındadır. Limandan 15-20 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılır ve giriş 2 Euro’dur. Kale: bir Bizans kalesi kalıntıları üzerine Osmanlılar tarafından 1425-1530 yılları arasında inşa edilmiştir.

1700’lü yıllarda hapis ve sürgün yeri olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde yöneticiler yani Osmanlılar kalenin içinde, Yunanlı ve Yahudiler ise kalenin dışında yaşarlarmış. Bu yüzden kalenin içinde Osmanlı izleri çok görülür.

Denize doğru uzanan kale, muhteşem bir görüntü sunmaktadır. Günümüzde kalenin birçok duvarı ayaktadır. Ayrıca zindan kısmı da gezilebilmektedir. Kale içindeki cumbalı Türk evlerinin büyük kısmı günümüze kadar ulaşmıştır. Ancak kaleye çıkmak için yokuş yukarı tırmanmak gerekiyor, gezmeyi düşünenler günün sıcak olmayan saatlerinde kaleye çıkmayı düşünmelidirler.

ALACA CAMİSİ

Kale içindedir. Harabe şeklinde, günümüze ulaşmayı becermiştir. Minaresi yıkılmış, ancak kiliseye çevrilmemiştir. Kubbesinin üzerindeki hilal duruyor. Ancak, dediğim gibi, tadilat yapılmamış, kendi kaderine terk edilmiştir.

Kavala.İmaret.2
Yunanistan Kavala İmaret

 

İMARET

Kalenin içinde, büyük Medrese olarak da bilinmektedir. 1718 yılında inşa edilen imaret, Mehmet Ali Paşa tarafından inşa ettirilen etkileyici bir yapıdır. 18 kubbeli yapının görüntüsü, dışarıdan muhteşemdir. Ancak arka tarafta yol üstünde ilerlerken yapılın arka cephesi görülüyor ve burada Osmanlıca yazıların bulunduğu mermer levhalar bulunuyor.

İmaret yani külliye, 3500 metre karelik bir alanı kaplamaktadır. Burada: bir dini okul, sosyal ve eğitim hizmeti veren yerler vardır. Bunlar: iki medrese, iki mescit, imaret, mektep, ofis ve yatak haneler bulunur.

İlk yapılış amacı, yoksul Kavalalılara yardım içindir. Burada her gün yemek servisi yapılır ve haftanın iki günü yemeklerde et kullanılırmış.

1858 yılı sonrasında, buradaki vakıf zararlı kabul edilmiş ve eğitim ve hayır amaçlı statü değiştirilmiştir. 1923 yılına kadar burada mültecilerin yaşadığı bir dini okul olarak çalışma devam etmiştir. 1924 yılında ise, mübadele sonucu Türkiye’den gelen Rumların büyük bölümü buraya yerleştirilmiştir.

1967 yılından sonra ise çöküş dönemine girilmiş ve ardından burası, mülkiyeti Mısır hükümetinde olması nedeniyle bir Yunanlı bayan tarafından kiralanmış, 22 aylık bir restorasyonun ardından otel olarak hizmete açılmıştır.

Yani binanın mülkiyeti Mısır devletine aittir. Otel müşterisi olmadan içeriye girmek ve görmek mümkün değil. Ancak mutlaka görmek isteyenler izin almayı deneyebilirler.

2017.07.29.Kavala.35a
Yunanistan Kavala Mehmet Ali Paşa
2017.07.29.Kavala.35e
Yunanistan Kavala Mehmet Ali Paşa
2017.07.29.Kavala.40c
Yunanistan Kavala Mehmet Ali Paşa

 

MEHMET ALİ PAŞA

Kavala şehri denilince, hemen akla ilk gelen “Kavalalı Mehmet Ali Paşa” dır. Kendisi: Osmanlı döneminde, ikinci bir devlet, güç olarak iktidar ortağı olarak tanınır. Kavala şehrinde doğmuştur ve bir zaman sonra İstanbul’dan uzaklaştırmak adına, Mısır’a Hidiv yani vali olarak gönderilmiştir.

Bu dönemde Kavala şehrine çok fazla yatırım yapmıştır. Ancak tarih sahnesinde en bilinen icraatı: Yunan isyanı çıktığında, Padişah’ın isyanın bastırılmasını Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan istemesiyle gelişir.

Paşa, Yunan isyanını bastırır, ancak karşılığında 3 şehir ister ve Padişah bu isteği kabul etmeyince, bu kere kendisi isyan eder ve ordusuyla birlikte Kütahya şehrine kadar gelir.

Bunun üzerine Padişah. Ruslardan yardım ister ve Ruslar donanmalarıyla İstanbul’a gelerek Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın ilerlemesini engellerler ve Kütahya Barış Anlaşması yapılır. Bu sefer, Ruslar bunun karşılığında Osmanlıdan, burada yani İstanbul’da 8 yıl kalma hakkı isterler.

Bu 8 yıllık süreçte, sürekli olarak azınlık haklarını ileri sürerek çeşitli tavizler isteyen Ruslara karşı: Tanzimat ve İslahat Fermanları yayınlanır ve bu fermanlarda haklardan söz ederken, halk “herkez” olarak tanımlanır yani azınlıklar da halklara verilen haklardan yararlanacaktır. Daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum.

Sonuçta: Kavalalı Mehmet Ali Paşa, burada doğmuş olması nedeniyle, idarede bulunduğu sürede de buraya fazlaca yatırım yapmış, önem vermiş, bu yüzden Kavala halkı tarafından çok sevilmiş ve sevilmektedir. Tabii bu sevginin temelinde, Paşa’nın Osmanlıya başkaldırması yani isyan etmesinin de özel yeri olduğu kesindir.

Evet, Kavalalı Mehmet Ali Paşa: İmaret dışında, burada bir evi ve evinin hemen önünde duran at üstündeki heykeliyle de bilinir.

Ev: kalenin Taşoz adasına bakan ucundadır. Tur gurupları ile buraya kadar çıkılıp geziliyor ve özellikle evin yan bölümünün arkasından, çam ağaçlarının gölgesinde muhteşem güzel bir deniz manzarası izleniyor. Mehmet Ali Paşa’nın bu evde doğduğu söyleniyor. Evin önünde Yunan ve Mısır bayrakları asılıdır ve içine girilmiyor, yani ziyaret mümkün değildir. Evin 1720 yılında inşa edildiği biliniyor.

Yunanlılar Mehmet Ali Paşa’yı bir Osmanlı paşası olarak değil, Osmanlıya baş kaldıran birisi olarak tanıyorlar ve o yüzden bu eve sahip çıkıyorlar. Evin önünde Mehmet Ali Paşa’nın bir heykeli bulunuyor. 2 Aralık 1940 tarihinde açılan heykel, heykeltıraş Dimitriadis tarafından yapılmıştır.

Heykelde: Paşa at üzerinde, Ege denizine bakar şekilde betimlenmiştir. Heykelin Mısır hükümetinin teşvikiyle yaptırıldığı söyleniyor. Hemen yan tarafta da küçük bir kilise bulunuyor. Kilisenin içine girip gezebilirsiniz. Evin yani konağın bahçesinde ise, Mehmet Ali Paşa’nın annesinin mezarı bulunduğu söyleniyor.

Kavala.Lazarist manastırı.1
Yunanistan Kavala Lazarists Manastırı

LAZARİSTS MANASTIRI

1888-1892 yılları arasında yapılmıştır. Başlangıçta Fransız konsolosluğu olarak kullanılan bina, daha sonra Katolik kilisesi olarak kullanılmaya başlanmış ve günümüzde de Katolik kilisesi olarak kullanılmaktadır.

Kavala.Wix konağı.1
Yunanistan Kavala Wix Konağı

WİX KONAĞI

Alman Baron Adolf Wix tarafından yaptırılmıştır. Town Hall binasına pekçok benzerlik göstermektedir. Kavala Belediyesi mülkiyetindedir.

Kavala.Liman.2
Yunanistan Kavala Liman

LİMAN

Kavala limanı, günümüze kadar şehrin gelişiminde önemli rol oynamıştır. 7’nci yüzyılda yapılan liman özellikle Anadolu kıyılarıyla olan ulaşımda kullanılmış ve Havari Pavlus, bu limandan Kavala şehrine gelerek, Avrupa genelinde Hıristiyanlığı yaymaya çalışmıştır.

Limanda 1920 yılında başlayan yenileme çalışmaları 1950 yılında tamamlanmıştır. Günümüzde liman eğlence, ticaret, iş ve turistik aktivitelerin odak noktasıdır.

Kavala.Belediye Müzesi.2
Yunanistan Kavala Arkeoloji Müzesi
Kavala.Arkeoloji müzesi.0
Yunanistan Kavala Arkeoloji Müzesi

 

Kavala.Arkeoloji Müzesi.00
Yunanistan Kavala Arkeoloji Müzesi

ARKEOLOJİ MÜZESİ

Kavala şehrinin ilk arkeoloji koleksiyonu, 1934 yılında oluşturulmaya başlanmıştır. Ancak Alman ve Bulgarların şehri işgali sırasında müze yağmalanmış ve birçok antik eser ya kaçırılmış ya da yakılmıştır. 1963 yılında inşa edilen günümüzdeki müze binası, Yunanistan’ın en önemlilerinden birisidir. Müzede özellikle antik Amfipolis’te ele geçen bulgular çok önemlidir. Birinci katta, Trakya bölgesinden gelen eserler sergileniyor.

Kavala.Belediye tütün deposu.1
Yunanistan Kavala Tütün Müzesi

 

TÜTÜN MÜZESİ

19’ncu yüzyılda başlayan tütün yetiştiriciliği, 150 yıldır şehrin tarihinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Aynı zamanda şehrin zenginliğinin sebebidir. Burada 160 tütün deposu kurulmuş ve 1918 yılından itibaren şehirde 50 tütün şirketi işletilmiştir.

Ancak 1929 yılında patlak veren dünya ekonomik krizi, tütün endüstrisinde büyük bir düşüş yaratmıştır. Tütün müzesi, Kavala tütün endüstrisinin tarihini anlatan ilginç müzedir ve sergilerde: tütünle ilgili araçlar, fotoğraflar ve nadir belgeler bulunmaktadır.

Kavala.Kıbrıs caddesi.1
Yunanistan Kavala Kıbrıs Caddesi

KIBRIS CADDESİ

Kavala şehrinin en güzel ve turistik caddesidir. Yürürken caddenin sağ tarafında: Lazarist Manastırı, Wix Mansion, Belediye Binası, Büyük Belediye Kütüphanesi, Tokou Konağı ve Belediye Folklor Müzesi görülür. Sol tarafta ise, Fallen Memorial, Belediye Bahçesi, II. Dünya savaşında ölen Yunanlı askerlerin anısına yapılan özgürlük anıtı görülür.

Kavala.Elçi Pavlus anıtı.1
Yunanistan Kavala Elçi Pavlus Anıtı

ELÇİ PAVLUS ANITI

A giou Nikolaou kilisesine yakındır. Havarının gelişini simgeleyen bir mozaiktir.

PHİLİPPİ ARKEOLOJİ MÜZESİ

Bu müzede bulunan koleksiyonda: Helenistik, Roma ve erken Hıristiyan dönemlerine ait, çevredeki şehirlerde bulunan buluntular sergileniyor.

DENİZ MÜZESİ

Deniz kültürünü ve geleneğini korumak için, 2005 yılında açılmıştır. Burada: çeşitli sergiler ve denizcilik faaliyetlerine ait etkinlikler, konferanslar düzenleniyor.

Yunanistan Kavala Plajları

 

KAVALA PLAJLARI

TOSCA: İl merkezine4 km. uzaklıktadır. Otobüs ile ulaşım mümkün.

BATİS: Şehir merkezinin batı ucundadır. Burada: kafeteryalar ve restoranlar var. Otobüs ile ulaşım mümkündür.

KALAMİTSA: Şehir merkezinin batısındadır. Yaz aylarında, yüzmek isteyenler buraya akın etmektedirler. Ziyaretçiler için, bölgede, tavernalar ve barlar bulunuyor.

PERİGİALİ: Şehir merkezinin 2 km. doğusundadır. 2009 yılından bu yana, burası, Mavi Bayraklı olması ile öne çıkıyor. Bölgede: tavernalar ve restoranlar bulunuyor.

TAŞÖZ ADASI

Ada, Kavala şehrinin bir parçasıdır. Yüzeyi: 393 km. karedir ve çevresi yaklaşık 100 km. dir.
Adaya ulaşım için: Kavala vapuru kullanılır ve yolculuk yaklaşık 1 saat sürer. Keramoti üzerinden ise, adaya ulaşım 30 dakika sürmektedir.

Adanın tarihi süreci incelendiğinde, ortaya çıkanlar, kısaca: İlk yerleşimciler Fenikelilerdir. Daha sonra, adaya Trakyalılar yerleşir ve adanın zengin mermer ocaklarını kullanarak güç kazanırlar. MÖ.7’nci yüzyılda ise, bu kez, ada: İyonlar tarafından ele geçirilir ve çevrede koloniler kuran İyonlar, hızla ilerlerler.

Arkaik dönemde, ada iyice güçlenir ve bütün Yunan dünyası ile ticari ilişkiler kurulur. Daha sonra: Persler, adayı ele geçirirler. Sonra: Romalılar görülür. 1204 yılında ise, bu kez Haçlılar adaya hakim olurlar.

Ada: doğal ve tarihi yönden zengindir. Genellikle: deniz kıyısında yoğunlaşan çam, meşe ve köknar ağaçlarıyla kaplıdır. Zeytinlikler ise; tüm kıyı boyunca yoğundur. Adanın diğer bir zenginliği de, mermer ocaklarıdır. Thassos beyaz mermeri olarak, dünya çapında ün kazanan mermerler: özellikle heykel yapımında hammadde olarak kullanılır.

Adanın en büyük zenginliği ise:

Tertemiz bir deniz ve berrak-turkuaz deniz sularıdır. Ada üzerinde, dağınık köyler ve küçük koylarda, güzel plajlardan denize girmek mümkündür.

Adanın 100 km. lik çevresindeki bu çakıllı plajlara ve dantel gibi işlenen koylara ulaşmak için araba kiralamanız veya tekne kiralamanız gerekmektedir. Bu plajların başlıcaları: adanın başkenti olan Port şehrinde: Glyfada, Makryammos, Neşter, Papalimanıdır.

Bunun haricinde: Skala Potamia bölgesinde berrak suların bulunduğu plajlar bulunuyor. Burada: denizde yüzmek ve sonra da tavernalarda güneşte kurutulmuş ahtapot yemeyi deneyebilirsiniz. Kinira, Alikes, Öfkeli ve Astrida bölgelerinde ise, yine yüzme keyfini tadabileceğiniz sonsuz güzellikteki koylarda, muhteşem güzel plajlar var.

Antik kalıntılar görmek isterseniz, Agora bölgesine gitmelisiniz. Burası: adanın antik dönemde, siyasi, idari ve dini merkezi olan anıtsal bir kompleksti. Buradaki yapılar, MÖ.6’ncı yüzyıla tarihlenmektedir.  

Adada, bir de Arkeoloji Müzesi bulunuyor. Müze binası: 1934 yılında yapılmıştır. Müzede, özellikle mimari heykel koleksiyonu ve seramikler sergileniyor.  

Yunanistan Gümülcine hakkındaki yazım için.

 

Osmaniye Kadirli

Osmaniye Kadirli

Kadirli-Adana arası uzaklık: 105 km. ve Kadirli-Osmaniye arası uzaklık: 46 km. dir. Denize uzaklık: 60 km. dir.

Osmaniye Kadirli

TARİH

İlçe sınırları içinde: Aslantaş Baraj gölü kıyısında bulunan Domuztepe’de: Neolitik çağ ve son kalkolitik çağ ve ilk tunç çağında yerleşim bulunduğu anlaşılmıştır. Ayrıca: Kadirli-Kozan arasındaki “Tırmıl Höyüğü” üzerinde de, bu dönemlerde yerleşim bulunduğu öğrenilmiştir.

İlçenin bulunduğu coğrafi alanda: tarih boyunca: Hititler, Asurlar, Klikyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Büyük Selçuklular, Dulkadiroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır. Adana ovası hükümdarı, Asativatas MÖ.800 yıllarında, ilçeye bağlı Karatepe-Aslantaş bölgesinde, bir uç kale kurmuştur.

Romalılar döneminde, Flaviopolis adı ile görkemli bir kent haline gelen Kadirli, bu döneme ait mimari eserleri bünyesinde barındırmaktadır. Bu eserler: İmparator Hadrianus’un anıtsal tunç heykeli, 6-7 dönümlük alana yerleşik ama şehrin altında kalmış olan roma hamamı, MS.5.yüzyıla ait bir roma bazilikası ve Ala camii öne çıkıyor.

7.yüzyılda, bölgeye ilk Müslüman orduları, Abbasiler ve Selçuklular döneminde Türkler girerler. 1515 yılında, Yavuz Sultan Selim: bölgeyi Osmanlı topraklarına katar. 1865 yılında, İlçe haline gelir ve 1872 yılında Belediye kurulur. Şehre, Osmanlı döneminde “Kars-ak-eli”, Pazaryeri ve Kars Pazarı gibi isimler verilir. Ancak: 1928 tarihinde “Kadirli” adını alır.

Yöre: I. Dünya Savaşı sonunda, 1919 yılında Fransızlar ve Ermeniler tarafından işgal edilir. 1920 yılında ise, işgal sona erdirilir.

Osmaniye Kadirli

GENEL

Osmaniye ilinin en büyük ilçesidir. Çukurova’nın kuzeydoğusunda ve orta Torosların güneyindedir. Deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 95 metredir.

İlçede arazi yapısına bakıldığında: arazinin üçte biri dağlık, üçte ikisi ise ovalıktır. Ceyhan ırmağı, Savrun, Sumbaş ve Keşiş çayları, ilçe sınırlarından geçmektedir.

İlçede: Akdeniz iklimi hakimdir. Yazları: sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Bitki örtüsü bakımından ise, zengin bir bölgedir. Ormanlar, ilçe arazisinin % 40’ını kapsar.

İlçe, son yıllarda, hem göç almakta, hem de göç vermektedir. Bunun sonucunda ise, sosyal yapıda önemli değişiklikler olmaktadır.

Günümüzde ilçe halkının en büyük ekonomik kaynakları: tarımsal üretim, tarım işçiliği ve sınırlı ticarettir. Sanayi ise gelişmemiştir. Tarım ürünleri değerlendirildiğinde, en fazla üretilen ürünler: buğday, mısır, yer fıstığı, turp ve karpuz. Kış aylarında: turp üretimi yapılmaktadır.

Osmaniye Kadirli Karatepe Kilimleri

KARATEPE KİLİMLERİ

Karatepe kilimleri, Kadirli ilçe merkezine 20 km. uzaklıktaki, Kızyusuflu köyünde yapılmaktadır. Bu kilimler, dünyaca ün kazanmıştır. Tamamen doğal yün ve doğal kök boyalarından yapılırlar. Motif olarak ise: özgün motif, renk ve desenler kullanılır. Bu kilimlerin büyük bölümü, yurt dışına ihraç ediliyor.

NE YENİR NE İÇİLİR

Türkiye’nin turp üretiminin % 70’lik bölümü burada yapılıyor. Burada, mutlaka turp yemelisiniz. Nehrin içine atıp yıkıyorlar.

NE SATIN ALINIR

Bu yöreden, özellikle biraz önce sözünü ettiğim Karatepe kilimlerinden satın alabilirsiniz.

Osmaniye Kadirli

GEZİLECEK YERLER

Osmaniye Kadirli Kent Müzesi

Osmaniye Kadirli Kent Müzesi

Osmaniye Kadirli Kent Müzesi

KADİRLİ KENT MÜZESİ

Burası eski bir hapishanedir ve 60 yıl hapishane olarak kullanılır ve müzeye çevrilmiş ve 2016 yılında ziyarete açılmıştır.

Müzede: Kadirli’ye ait kentsel ve kültürel öğeler sergileniyor. Özellikle Çukurova doğumlu ünlü sanatçıların balmumu heykelleri, özel eşyaları ve eserleri ilgi çekiyor. Ayrıca: kalaycılık, semercilik, demircilik, nalbantlık gibi unutulmaya yüz tutmuş meslekler de sergileniyor.

SÜLEMİŞ ÇAMLIĞI

İlçenin merkezinde, hakim bir tepe üzerindedir. Selçuklu komutanlarından Sülemiş Bey zamanında, 16.yüzyılda, otağ merkezi olarak kullanılmıştır. Burası: 1973 yılına kadar bozkır görünümündeyken, 1976 yılında, Belediye tarafından istimlak edilmiş ve ağaçlandırılmıştır. 1987 yılında, burada, turistik tesis açılır. Tesiste: 40 oda, 80 yatak kapasitesi, futbol antreman sahası, çay bahçesi ve salon bulunmaktadır.

Osmaniye Kadirli Ala Camii

Osmaniye Kadirli Ala Camii

 

ALA CAMİİ

Yapı: 2.yüzyılda, Romalılar tarafından yaptırılmış bir manastırdır. Manastır yapısı: sert  taşlarla yapılmış ve doğu cephesinde, 5.yüzyılda, bir kilise ilave edilmiştir. Kilisenin altı bodrum. Bodruma inen kapı: manastırın batı yönündedir. Bodrum bölümünde yapılan araştırmalarda, burada bol miktarda insan kemiği çıkmıştır.

Takip eden tarihi süreçte: 1480-1490 yılları arasında: Dulkadiroğlu Kasım Bey; bu kiliseyi, babası adına camiye çevirmiş ve “Alaüddevle Mescidi” adını vermiştir. Bu dönemde: yapının üstü kurşunla kaplanır.

Ancak: daha sonraki yıllarda, buradaki kaza merkezinde yaşam durur ve cami harabeye döner. 1865 yılında ise, cami restore ettirilir ve minaresi onarttırılır. Caminin üzerindeki kurşun kaplamalar, daha önce söküldüğü için çatı, oluklu kiremitle kaplanır ve cami-medrese yeniden hizmete açılır. Bu dönemde, caminin ismi “Ala camii” olarak anılmaya başlanır.

1924 yılında: medrese-cami cemaatinin daha çok öğrencilerden oluşması ve o yıllarda, ilçe merkezindeki Hamidiye camiinin ihtiyaca cevap vermesi nedeniyle, cami, kendiliğinden kapanır. 1924-1960 yılları arasında kaderine terk edilen cami: 1961 yılında, Kaymakamlık tarafından koruma altına alınır.

Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilir ve bu kurum tarafından, 1996 yılından bu yana restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir. Restorasyon çalışmaları tamamlandığında, caminin hizmete açılacağı söyleniyor.

Osmaniye Kadirli Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi

Osmaniye Kadirli Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi

Osmaniye Kadirli Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi

 

KARATEPE-ASLANTAŞ AÇIK HAVA MÜZESİ

İlçenin güneydoğusunda, Kızyusuflu köyü sınırları içinde ve ilçe merkezine 22 km. uzaklıktadır.

Karatepe: MÖ.8.yüzyılda, Adana ovası hükümdarı Hitit kralı Asativatas tarafından, Krallığını kuzeydeki vahşi kavimlere karşı korumak üzere bir  hudut kalesi olarak yaptırılmıştır. Kurucusundan dolayı, burası: Asativada olarak anılmaktadır.

Kral Asativatas tarafından kurulan bu kale: büyük olasılıkla, MÖ.720 yılları sıralarında, Asurlular tarafından yakılıp yıkılmış ve terk edilmiştir.

Osmaniye Kadirli Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi

Kale sur duvarlarının kalındığı: 2-4 metre genişliğindedir. İç ve dış duvarlarının yüksekliğiyse: 4-6 metre arasındadır. Kuru-harçsız olarak yapılan iki duvar arasındaki boşluk ise: taş, moloz ve toprakla doldurulmuştur. Burçlarına gelince: 34 adet dikdörtgen burçla tahkim edildiği görülmektedir.

Tepenin zirvesinde: saray olduğu tahmin edilen, iki tane yanmış bina harabesi ve zahire kuyuları bulunmaktadır. Kalenin 2 kapısı var. Güneybatıdaki giriş kapısında: 2 aslan heykeli var. Sağ ve sol yan odacıklarda: taş kabartmalar var.

Ayrıca: Finike ve Hitit hiyeroglif yazıları bulunuyor. Kapı içinde ise: yaklaşık 3 metre boyunda: Fırtına Tanrısının heykeli bulunuyor.

Kuzeydoğu kapısında: insan başlı, aslan gövdeli, karşılıklı iki sfenks var. Sağ ve sol odacıklarda: Güneş Tanrısı rölyefi ve çeşitli rölyefler var.

Osmaniye Kadirli Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi

Bu kalede bulunan yazıtların en önemli özelliği

Anadolu’da, MÖ.2000 yılının başlarına kadar geri giden hiyerogliflerin ve Fenike metinlerinin çözülmesi: burada elde edilen anahtar yazılar sayesinde olmuş. Çünkü: Fenike ve Hiyeroglif yazı sistemlerindeki, en uzun, çift dilli metin burada, kutsal bir heykel üzerinde bulunmaktadır. Dünya üzerindeki Hitit yazıları, ilk defa burada okunmuştur.

Bölgedeki kazı çalışmaları: 1946 yılında başlamıştır ve halen yürütülmektedir. Ancak; bu bölgedeki eserler, mimari bir bütünün parçaları oldukları için, yerlerinden sökülüp kapalı bir müzeye taşınamamıştır.

Açık hava müzesi kurularak, eserlerin burada sergilenmesi yoluna gidilmiştir. Yerli halk, aslan heykellerinden dolayı, buraya “Aslantaş” demektedir. Ancak, diğer yerlerdeki aynı isimlerden farklılık yaratması için, “Karatepe-Aslantaş” ismi verilmiştir.

KARATEPE KALESİ

İlçe merkezine 22 km. uzaklıktadır. Ceyhan ırmağının kıyısındaki Milli Park alanındadır. Buraya: Adana-Kadirli ve Adana-Osmaniye karayolundan ulaşılır.

Kale: MÖ.8.yüzyılda, Kilikya bölgesine hakim olan Kral Asitowada tarafından, Karatepe-Aslantaş yöresinde bir Hitit krallığı kurulur. Bu krallığın bir sınır kalesi olarak, burası görülüyor. Burada: özellikle kuzey-güney kapıları ve kapı aslanları, kalıntıların en ilgi çekenleridir.

Asurlular tarafından yıkılan kalenin sur duvarları: 2-4 metre genişliğindedir. Yükseklikleri ise: 4-6 metredir. İç ve  dış kalenin sur duvarları arasındaki boşluk: taş, moloz ve toprakla doldurulmuştur. Kalede: 34 tane, dikdörtgen burç bulunmaktadır. Kalede çok sayıdaki bazalt taş üzerindeki yazıtlardan bir örnek: “Adanava kralı ben Asitivadas’ım.

Güneş ilahının adamı, Fırtına tanrısının kulu, Avarikos’un büyük yaptığı Adanava memleketini, doğusuna, batısına genişlettim. Komşu krallarla, iyi geçindim. Karşı gelenleri, ayağımın altında ezdim. Bolluk ettim.

Açları doyurdum. Huzur ve güveni sağladım. Silahlı erkeklerin gezemediği bu yerlerde, genç ve güzel kadınların, yalnız başlarına huzur ve güven içinde gezmelerini sağladım. Kim, benim yaptığım bu kaleyi ve kapıyı yıkar ve nizamı bozarsa, tanrı belasını versin. Yalnız, benim adım ölümsüzdür, güneş ve ay gibi”

Ortaya çıkarılan eserler: modern müzecilik anlayışına göre onarılarak, açık hava müzesi haline getirilmiştir. Türkiye’nin ilk açık hava müzesi ve biraz önce sözünü ettiğim gibi, bu büyük kralın yaşadığı mekanı, kalesini mutlaka gidin ve görün.

Osmaniye Kadirli Kalealtı Kalesi

KALEALTI KALESİ

Kadirli-Andırın karayolu üzerinde, Paşaoğluğu yaylasından dönülerek, 4 km. ilerlendikten sonra, yol ayrımına geliniyor. Buradan, 1200 metre sonra, Kalealtı kalesine ulaşılıyor.

Kale kapısı: tamamen sağlam olarak günümüze ulaşmış. Çevresi, dik kaya üzerine, yöresel malzeme kullanılarak yapılmıştır. Doğu yönünde, iki burç var. Burçlardan biri 8 metre, diğeri 3 metre yüksekliktedir.

Yapım zamanı olarak, Ortaçağ kalesidir. Duvar içinde: ahşap hatır veya su yolu olabilecek boşluklar bulunuyor. İki tane, yan yana olan bu su yolları; ısınma ve pis su tahliye su boruları olmalıdır. Tahliye veya ısınma amaçlı olan bu su boruları, dikdörtgen şekildedir.

Doğu odasının sağında, ayrı bir mimari öğe var. Oda mezar veya malzeme saklama yeri olarak kullanılmıştır. Alt katlar: sağlam olarak günümüze ulaşmıştır. Üst katlarda ise, tonozun başladığı yere kadar, sıvalar durmaktadır.

KOKAR KAPLICALARI

İlçenin kuzeyinde olup, merkeze 15 km. uzaklıktadır. Kaplıca sularının, çeşitli cilt hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.

Burada çıkan su, yaz-kış daima 25 derecededir. Kokulu isminin verilmesinin sebebi: buranın her iki yamacında bulunan ağaçlardır. Bu ağaçlar: çam ağaçları, adaçayı ve buna benzer kokulu ağaçlar, yoğun olarak bulunmaktadır. Su ise: barut ve yumurta gibi kokmaktadır.

Dolayısıyla, buraya ilk gelindiğinde: tüm bu kokular birbirine karışıyor. Çeşmenin başına gittiğinizde: suyun tadı ve kokusu karşısında şaşıracaksınız. Sanki: yeraltında bir fabrikadan, bu kimyasal suyun gönderildiğine inanmamak mümkün değil.

Kaplıca suyunun iyi geldiğine inanılan hastalıklar şunlar: kanser, siroz, sedef hastalığı, egzama, mantar, kapanmayan yaralar, vitiligo, kellik, mide ülseri, kolit, hemoroit, şeker hastalığı, alerjik astım, böbrek yetmezliği, böbrek ve safra kesesi taşları, prostat, sarılık ve karaciğer hastalıkları, aşırı kilolar, kireçlenmeler, romatizmal hastalıklar.

Burada: konaklama tesisi yok. Geceyi Kadirli ilçe merkezinde geçirmek gerekiyor.

Osmaniye Kadirli Maksutoğlu Yaylası

MAKSUTOĞLU YAYLASI

İlçe merkezine 45 km uzaklıktadır. Bu yolun 33 km bölümü stabilizedir.

Burası, Adana ilinin şehirleşmiş birçok yaylasının yanında, hala klasik yayla kültürünün korunduğu ender bir yayla olarak önem kazanıyor. Yaylanın alt yapısı tamamlanmıştır.

Kır kahveleri, bakkallar, kasaplar, et yemekleri sunan küçük lokantalar ve özel doktorlar hizmet vermektedir. Burada sedir ağaçlarının ve mis gibi çam havasında, muhteşem ekmeği ve kuru tavasını mutlaka tadın.