Kahramanmaraş Elbistan

Kahramanmaraş Elbistan

Kahramanmaraş’a bağlı, ama Malatya’ya daha yakın. Türkiye’nin en büyük ilçelerinden biri. Ekonomik yönleri güçlü. Çoğu insanımız tarafından, başka bir ülkede olduğu düşünülen, büyük bir yerleşim yerimiz. Yaklaşık 100 bin kişilik nüfusu var.

Kahramanmaraş Elbistan

ULAŞIM

Elbistan, il merkezi olan Kahramanmaraş’a, 162 km. uzaklıktadır. Elbistan-Afşin arası uzaklık; 26 km. Elbistan-Malatya arasındaki uzaklık; 120 km. Elbistan-Ankara arasındaki uzaklık: 615 km. Bu arada, Elbistan ilçesi girişinde uzun yıllardır bulunan bir tabela var: “Elbistan İline hoş geldiniz”

TARİH

İlçenin tarih sahnesindeki ilk ismi “Ablasta”dır. Bu kelimenin anlamına bakıldığında: Luvi dilinde, yani Hititçede “akan su” anlamına gelmektedir.

Yerleşim yeri, eski “Karaelbistan” beldesinin bulunduğu yerde, Ceyhan nehrinin iki yakasında kurulmuş ve yaklaşık bir yıl kadar, burada kalmıştır. Yani, Ceyhan nehrinin kıyısında kurulan şehir, büyük ihtimalle, “akan su” olarak isimlendirilmiştir.

Bölgede egemenlik kuran uluslar, sırasıyla: Hititler, Sümerler, Asuriler, İranlılar, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlılar.

1085 yılında, Emir Buldacı tarafından, Elbistan ve yöresi: Bizanslılardan ele geçirilir. 1114 tarihinde meydana gelen büyük deprem, buranın tamamen yıkılıp harap olmasına neden olur. 1124 yılına gelindiğinde, yörede Dulkadiroğulları egemenliği görülür. Dulkadiroğlu Beyliğine, başkentlik yapmıştır. Ancak, 1507 yılındaki savaş sonunda yıkılınca, başkent, Maraş’a  taşınmıştır.

1522 yılında, yörede, Osmanlı egemenliği görülür. 17’nci yüzyılda, Anadolu topraklarında görülen bütün ihtilal ve isyanlarda, Elbistan yöresi, sığınma ve direnme merkezi olarak öne çıkmış ve bu durum üzerine, merkezi hükümet tarafından, bölgeye hiçbir imar yatırımı yapılmamıştır.

Kahramanmaraş Elbistan

GENEL

Ülkemizdeki, nüfus yoğunluğu açısından, en büyük 22’nci ilçedir.

Elbistan: ülkemizde, üç büyük ırmakla sulanan, en büyük dördüncü ovanın içindedir. Çevresi dağlarla çevrilidir. İlçe merkezi, Şardağ eteklerinde kurulmuştur. İlçe merkezinin çok yakınında doğan ve hemen ortasından geçen Ceyhan ırmağı, yörenin başlıca akarsuyudur.

Yörenin rakımı: 1100 metredir.

İklim durumu değerlendirildiğinde: bölgede, Akdeniz ve kara ikliminin egemen olduğu görülür. Buna bağlı olarak: kışlar soğuk ve nemli, yazlar ise kuru ve sıcak geçer.

Bölgenin ekonomik durumu: yörede tarımsal üretim etkindir. Bölge, Türkiye’nin en büyük et kaynağıdır. Tarım ve hayvancılık yanında, Türkiye Kömür İşletmeleri ve Şeker Fabrikasında, yöre halkı, işçi ve memur olarak çalışmaktadırlar. Ülkemizde, çerezlik ayçiçeği üretiminde, Elbistan, ön plandadır.

Ayrıca, biraz önce sözünü ettiğim gibi, yine ülkemizin en büyük şeker fabrikası, burada bulunuyor. Ayrıca, Afşin’de bulunan Termik Santralin kömürleri, Elbistan ilçesi sınırları içinden üretilmektedir. Çünkü, ülkemizin en büyük linyit kömürü rezervlerine sahiptir.

NE YENİR

Elbistan’da, sebze yemeği bilinmez. Varsa yoksa: Elbistan tava, kebap, lahmacun. Siz de, bunları, özellikle, “Elbistan Tavayı” denemelisiniz. Ama nerede derseniz, Ceyhan nehrinin doğduğu yer olan Pınarbaşı bölgesini öneririm veya Kale restoran olabilir.

GEZİLECEK YERLER

Kahramanmaraş Elbistan Karahöyük

KARAHÖYÜK

İlçe merkezine, 13 km. uzaklıkta; Karahöyük köyü içindedir.

Höyük: 19 metre yüksekliktedir. Boyutları ise: 350 x 350 metredir. Burada: 1931 ve 1946 yıllarında resmi arkeolojik kazılar yapılmış, ancak daha sonra herhangi bir kazı yapılmamıştır. Tabii bunun sonucunda, bugün yörede çok sayıda kaçak defineciler tarafından açılan çukurlar görülmektedir.

Burada yapılan kazılarda, Roma ve Hitit dönemine ait eserler bulunmuştur. Özellikle, Roma döneminde, burada yoğun yerleşme olduğu tespit edilmiştir. Büyüklüğü değerlendirildiğinde, Karahöyük yerleşkesinin, çevrede en büyük yerleşke olduğu anlaşılmaktadır.

Kahramanmaraş Elbistan Karahöyük

Höyüğün, Hurman çağı yönündeki sırtlarda, gömütler bulunmuştur. Ayrıca, Hitit dönemine ait, 4 yapı katı tespit edilmiştir. Bu katlarda yapılan kazılarda, birçok buluntu ele geçirilmiş olup, en önemlisi: üç yüzünde de hiyeroglif yazıt (canlı-cansız varlıkların şekilleri kullanılarak yazılan bir tür yazı) bulunan bir kalıntıdır. Yazının dinsel bir işlevi olduğu düşünülmektedir.

1947 yılında, höyüğün tam tepesinde, yaklaşık 2 metre derinlikte ve Hitit dönemine ait tabakada, bir evin temel taşının altından çıkarılmıştır. Bu kitabe: düz bir taşın ortasında açılan bir yuvaya oturtulmuştur. Kitabenin yüksekliği: 2.5 metre ve eni ise, 1 metre civarındadır.

Bu kitabenin, bir Hitit açık mabedinde, bir kaide üzerine konulduğu ve hemen yanında ise, kurbanların kanını akıtmak için bir yalak bulunduğu, yani tamamen kutsallık ifade eden bir simge olduğu düşünülmektedir. Ancak, yazıt, çok eskidir ve bilinen Hitit hiyerogliflerine uymamaktadır. Bu nedenle, tam olarak okunamamıştır.

Evet, tüm bunlar dışında, Karahöyük’te bulunanlar: boyalı-boyasız çanak ve çömlekler, gaga ve yonca ağızlı testiler, taslar, vazolar, aslan başlı vazolar, geometrik süs eşyaları, hayvan tasvirleri, ev ve şahıs eşyaları. Bunların çoğu, MÖ.2000 yıllarına tarihlenmektedir.

UFACIKLI KÖYÜ

İlçe merkezine, 20 km. uzaklıktaki bu köy yakınlarında, 3 tane şapel kalıntısı, sağlam olarak günümüze ulaşmıştır.

Şapeller, Roma döneminin sonu ve Bizans döneminin başlarına aittir. Ortadaki şapel, diğerlerinden daha büyük olup, diğerlerinden farklı olarak, pencere açılmıştır. Sağ yandaki şapelde ise, hemen giriş üstündeki kartal kabartmasına dikkatinizi çekerim. 1 numarası şapel: girişinden sonra merdivenle iniliyor.

Şapelin köşelerindeki sütunlar, Bizans sanatının güzel örneklerini sunuyor. Şapelin yan duvarlarında ve girişin karşısındaki duvarlarda ise, nişler var. 2 Numaralı şapel: diğerlerine göre daha büyüktür. Girişten sonra, büyük bir odaya ulaşılıyor. Bu odada, dışarıya açılan bir pencere var. 3 Numaralı şapel: diğer 1 ve 2 numaralı şapellere plan olarak benzemektedir. Giriş alınlığı üzerinde, diğer iki şapelde görülmeyen, kartal motifli bir kabartma var.

KIZ KALESİ

İlçe merkezine bağlı, Kale köyündedir. 150 metre yükseklikte bir tepe üzerine kurulmuştur.

Adının kaynağı, yapılış yılı ve yaptıranlar bilinmiyor. Kale yapısından, iki burç ve bunlara ait kalıntılar günümüze ulaşmıştır. Bu burçlardan bir tanesi, moloz taştan yapılmış ve ahşap örtülü imiş. Duvarlarda kiriş delikleri var, bunlara bakarak yapının üstünün ahşap örtülü olduğu düşünülüyor.

Kahramanmaraş Elbistan Ulu Cami

ULU CAMİ

İlçe merkezinde: Güneşli mahallesindedir.

Kitabesi yok. Bu yüzden, kim tarafından ve ne zaman yaptırıldığı net olarak bilinmiyor. Ancak, 16’ncı yüzyılda, Osmanlılar döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Yöredeki, nadir Osmanlı yapılarından biridir. Yapı: kesme taş, mermer ve tuğladan yapılmıştır. Minare: 1834 yılında onarılmıştır.

HİMMET BABA CAMİ VE TÜRBESİ

İlçe merkezindeki bu cami ve türbenin, yaklaşık 700 yıllık olduğu söyleniyor. Önce türbe yapılmış ve sonra da mescit, yani cami bölümü eklenmiş. Türbe: kesme ve moloz taş kullanılarak yapılmıştır. Üstte, konik bir çatı ile kapatılmıştır. Peki Himmet Baba kimdir?

Himmet Baba: Selçuklular döneminde, Elbistan’ın askeri valisidir. Ancak, adaletli ve güzel yönetimi sayesinde, halk tarafından çok sevilmiş ve sayılmış bir kişidir. Elbistan yöresine yapılan bir saldırı sırasında çıkan çatışmada: bir kılıç darbesiyle başı kopmuş, ancak Himmet baba, başını kolunun altına alarak, çatışmaya devam etmiştir.

Bunu görenler “Şu yiğide bakın” deyince, olduğu yere düşmüş ve bir daha kalkamamıştır. Bunun üzerine, halk, Himmet Baba’yı, düştüğü yere gömmüş ve daha sonra buraya cami ve türbe yaptırılmıştır.

ÇARŞI CAMİSİ-CAMİ-İ  ATİK

Mimari tarzı basittir. Danişmentliler tarafından yapılmış olma ihtimali yüksektir. Yapılış tarihi ise, muhtemelen 16’ncı yüzyıldır. Yapı: kesme taş ve tuğla kullanılarak yapılmıştır. Cami: 1886 yılında tamir görmüştür. Camiye bitişik olan minare ise, özgünlüğünü korumuştur. Caminin şerefesi, balkon biçimindedir.

Afşin tanıtımı.

Kahramanmaraş tanıtımı.

 

Kahramanmaraş Göksun


Kahramanmaraş Göksun: Göksun yöresini birkaç kelime ile anlatmam gerekse, şunları söyleyebilirim: soğuk hava, yemyeşil bir tabiat ve kendine has aksanları olan insanlar.
Bunların yanında, yol ayrımında olmasına rağmen, bu durumu avantaj olarak değerlendirememiş, çevresindeki bir Osmaniye gibi olamamış, şirin bir yöremiz.

Kahramanmaraş Göksun

ULAŞIM

İlçe merkezi bağlı bulunduğu Kahramanmaraş il merkezine, 90 km. uzaklıktadır. Göksun-Kayseri/Pınarbaşı arasındaki uzaklık: 94 km. Göksun-Elbistan arasındaki uzaklık: 71 km. Göksun-Malatya arasındaki uzaklık: 195 km. Göksun-Gaziantep arasındaki uzaklık: 171 km.

Kahramanmaraş Göksun

TARİHİ

Göksun yöresi hakkında elde edilen en eski bilgiler, bir zamanlar, buranın bir Asur kolonisi olduğu yönündedir. Çünkü: ilçe merkezindeki höyükte yapılan kazılarda, Asur medeniyetine ait olduğu sanılan bir kısım çanak-çömlek ve tabletler ele geçirilmiştir. Asurlular, özellikle, bölgedeki en büyük ticari kolonileri olan “Kültepe” yani günümüzdeki “Kayseri” şehrine giderken, buradan geçmişlerdir.

Takip eden dönemde ise, bölgede Medler, Persler ve sonra da Romalılar egemenlik kurmuşlardır. MÖ.333 yılına gelindiğinde, Makedonyalı Büyük İskender, İssos ovasında son Pers kralı III. Darius’u yenince, bölge tamamen kendisinin hakimiyeti altına girer. Sonraki Roma döneminde ise, bölge, yol güzergahında bulunması nedeniyle, bir konaklama beldesi olarak kullanılmıştır.

1071 yılından itibaren ise, bölgedeki hakimiyet, Türklere geçer. Sultan Alpaslan’ın komutanlarından Çavuldur Bey ve Afşin Bey, bölgeyi tamamen ele geçirirler. 1515 yılında ise, Yavuz Sultan Selim, yöreyi Osmanlı egemenliğine sokar.

Göksun, 1908 yılında, Kahramanmaraş iline bağlı bir ilçe haline gelmiştir. Yörenin ismi: “Cocussus” yani “Kokusus” kelimesinin türemesinden gelmiştir. Cocussus ismi, yörenin Roma dönemindeki ismidir. İsim, Bizans döneminde “Koksen” olarak değişmiş ve daha sonra “Köksun” ve “Göksün” olarak değişmiştir.

Kahramanmaraş Göksun

GENEL

Bölge ormanlık olması nedeniyle, Kereste fabrikaları bulunmakta olup, yöre insanının ekonomik etkinliğini sağlamaktadır. Bunun dışında, Göksunlular: tarımla uğraşırlar ki, başlıca üretilen tarım ürünleri: buğday, şeker pancarı, fasulye, nohut, elmadır. Ama, Göksun yöresinin en lezzetli meyvesi kirazdır. Kiraz, kalitesi ve lezzetiyle öne çıkar.

Yörede, Akdeniz iklimi hüküm sürmekte olup, bunun yanında Torosların olumsuz etkisi ve yükseklik nedeniyle, deniz etkisi görülmemektedir. Buna bağlı olarak yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve kar yağışlıdır.

Hem de o kadar soğuktur ki, yılın 5 ayı, kar yerden kalkmaz, hatta Mayıs ayında kar yağdığı görülmüştür. Ancak, bölgedeki bu değişik iklim örtüsü, doğal bir klima gibi de görev yapar. Özellikle, Karadeniz iklimini andıran yapısı, bölgenin bir kısım yerinde, fındık üretimi yapılmasını sağlamaktadır. Ayrıca, bölgede bulunan 3000 civarında bitki türü, buranın botanik alanında da önemini ortaya koyar.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Göksun yöresini yolunuz düşerse, tadacağınız başlıca yerel lezzet “Çerkez tavuğu” dur. Çünkü, burada Çerkezler yaşıyorlar.

GEZİLECEK YERLER

Kahramanmaraş Göksun Höyük

GÖKSUN HÖYÜK

İlçe merkezindeki bu höyük, halen su deposu olarak kullanılmaktadır.
Ancak, 300 x 150 metre boyutlarında ve 12 metre yüksekliğindeki bu höyükte yapılan araştırmalarda, MÖ. 2500 yıllarına kadar tarihlenen, çanak-çömlek parçaları bulunmuştur.
Yine, aynı döneme ait ve “Göksun Yazıtı” olarak isimlendirilen bir kalıntı, günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.
Höyük üzerinde bulunan “Kalepark” isimli yerde, çayınızı içerken, ilçenin panoramik manzarasını izleyebilirsiniz.

BÜYÜK KIZILCIK İÇMESİ

İlçe merkezine 16 km uzaklıkta, Büyük Kızılcık köyü yakınındadır.
Söylenenlere göre, kaplıca suyu içildiğinde idrar yollarıyla böbreklere ve yıkanıldığında ise, cilt hastalıklarına iyi gelmektedir. Burayı, günübirlik ziyaret edebilirsiniz, konaklama tesisi yok.

AYBASTI KALESİ

İlçe merkezine bağlı, Yağbasan ve Varsak köylerinin bulunduğu bölgedeki Hançer deresi kanyonundadır.
Antik dönemde birçok medeniyet tarafından kullanıldığı tahmin edilen kalenin üzerinde, demir madeni var.
Kalede, yüzeyde, birçok çanak-çömlek parçalarına rastlanmaktadır.

HAMAMGÖZÜ

İlçe merkezine bağlı, Büyükkutlu ve Küçükçamurlu köyleri arasındaki bölgedeki, antik döneme ait bir şehir kalıntısı bulunmaktadır. Çok geniş bir alana yayılan, bu şehir kalıntısında, bir zamanlar: 10 bin civarında insan yaşadığı tahmin ediliyor.
Bu antik şehir, kurulduğu dönemde, sulak bir alana yerleştirilmiştir. Şehrin arka bölümünde ise, korunma amaçlı, yüksekçe bir tepe görülmektedir.

Kalıntılar içinde, hamam olarak nitelendirilen bir yapı yıkıntısı var. Burada: hemen öndeki bir sur kalıntısı ve kemer kalıntıları dikkat çekmektedir. Çevrede ise, birçok kaya mezar bulunuyor. Çevrede dolaştığınızda, yaklaşık 400-500 metre uzaklıkta, yine bir amfi tiyatro olduğu düşünülen bölümün sahne kalıntılarını görebilirsiniz. Bu tiyatronun hemen yanında: kayalar içine oyulmuş bir kilise ve sunak bölümü görülüyor.

Kahramanmaraş Göksun Roma Yazıtı

ROMA YAZITI

İlçe merkezine 5 km. uzaklıktaki Temurağa köyünün yakınlarındadır.
Buranın: MS.4 ile 5’nci yüzyıllar arasında bir Roma yerleşim yeri olduğu anlaşılmıştır.
Burada: bir yazıt var. Yazıt: mozaik üzerinde, 3 x 6 metre ebatlarında ve 5 satırdır. Bitkisel ve geometrik motiflerle süslüdür. Yazıtta bulunan yazının anlamı: “Eşin Hedia ve çocuklarınla, burada sağlıklı banyo yap.

İphikradtes, düşmanlarına karşı müşfik, dostlarına karşı kararlı ol, tek başına olsan bile kendini büyük bir kalabalık gibi sunarak, en güzel şekilde yaşa, benim için ne istiyorsan, Tanrı, sana iki katını versin“
Evet, güzel ve anlamlı bir yazıt, yöreye yolunuz düşerse, mutlaka gidin ve görün.

MERYEMÇİL YAYLASI

Meryemçil yaylası, birçok yayla bulunan Göksun yöresinin en gözde yaylasıdır. Hatta: ünlü ozan Karacaoğlan’ın ezgilerinde de, bu yayladan söz edilmiştir.
Evet, yayla, Geben beldesine 10 km. uzaklıktadır. Tarihi ipek yolu üzerinde bulunması nedeniyle, stratejik öneme sahiptir.

Yaylanın en önemli özelliği: boğaz yönünde hava akımının olması ve havanın rutubetsiz oluşudur. Yayla bölgesinde alışveriş yapabileceğiniz herhangi bir yer yok ve bu yüzden, ihtiyaçlarınızı Geben beldesinden karşılayabilirsiniz. Evet, bu yayla, özellikle Çukurova bölgesinde yaşayanların yaz sıcaklarından kaçtıkları bir yer olarak önem kazanıyor.

Kahramanmaraş Göksun Berit Gümüşkayalar Mağarası

BERİT GÜMÜŞKAYALAR MAĞARASI

İlçe merkezine bağlı, 35 km. uzaklıktaki Ericek kasabasındadır.
Kasabanın Haytalar mezrasında, karnıyarık mevkiinde, 70 yerden su kaynamakta ve bunlar, Esendere çayını oluşturmaktadır. Bu gözlerin hemen yukarısında ise, iki tane gümüş kayası mağarası bulunuyor. Bunlardan yeni açılan bir tanesinin içinde, traverten
oluşumları, kolon ve havuzun içinde oluşan adacık, ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekmektedir. Burada ayrıca Karagöl ve Berit kızı kayası da görülebilir.

Pınarbaşı tanıtımı.Kayseri Pınarbaşı

Elbistan tanıtımı.

Kahramanmaraş tanıtımı.

 

Moldova Kişinev

Moldova Kişinev

 

Yazının hemen başında ilginç bir hikayeden söz etmek istiyorum. Ülkenin ismi: burayı kuşatan atalarının başındaki şahsın köpeğinin isminden almaktadır ve Moldovalılar: vatanlarına bir köpeğin isminin verilmesinden hiç de sıkıntılı değillerdir.

Aslında tabii bu giriş: ülkenin isminin gerçekten anlamını izah etmek içindi. Halbuki: bizim ülkemizden, buraya giden birçok gezginin amacı: gezmek denemez, çünkü zaten burada çok büyük turistik özellikleri olan yerler yok.

Alışveriş deseniz o da yok, hoş ülke çok ucuz, içki ve sigara gerçekten çok ucuz ama ülkemizden buraya gidenlerin en büyük düşüncesi: aklınıza geldiği gibi, Moldova’nın sarışın ve mavi gözlü kızları. Hatta: iş o kadar ileri düzeyde ki, ülkemizdeki birçok firma: başarılı bayilerini ödüllendirmek isteyince, onları Moldova’ya Kişinev şehrine götürüyorlar.

Ama: elbette, bu geziler genellikle yalnız, yani bekar yapılıyor. Neyse: biz yine de, Moldova ülkesine ve özellikle Kişinev şehrine gidip te, bu şehrin tarihi ve turistik özelliklerini bilmek ve güzelliklerini gezmek isteyenler için: birkaç hususu belirtelim.

Ülke: genel anlamda “fakir” olması ile bilinir, kişi başına düşen milli gelir, yalnızca 417 Euro imiş, yani Avrupa Birliği ülkelerinin tümü arasında en düşük milli gelir, zaten bu yüzden, bazı Moldova vatandaşları, çalışmak üzere, ülkemize geliyorlar. Çünkü, kendi ülkelerinde, bir ay çalışıp 100 dolar kazanan insanlar, kendilerini diğer ülkelere atmak için büyük uğraş veriyorlar.

Moldova: Ukrayna-Romanya arasında bir ülkedir ve başkenti Kişinev’dir. Ülke: 1991 yılında Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından, bağımsızlığını kazanmıştır. Ülkenin başkenti Kişinev’dir. Ancak: başkent Kişinev: hem Almanlar ve hem de Ruslar tarafından talan edilmiş ve her defasında yeniden inşa edilmiştir. Alman tehdidinin ardından, bölgede günümüzde de Rus ve Romanya etkinlik mücadelesini sürdürmektedirler.

Kişinev: Avrupa’nın yeşilliği en bol şehridir. Şehirde birçok park ve 23 tane göl bulunmaktadır.

Şehir: Dinyester nehrinin bir kolu olan “Bic” nehri kıyısındadır. Büyüklüğüne gelince, toprakları: 33.700 km. karedir. Denize kıyısı yoktur, ancak Karadeniz’e çok yakındır. Dünya üzerinde sırf karasal sınırları olan 42 ülkeden birisidir. Ancak: Rusya ve Ukrayna üzerinden Avrupa’ya aktarılan doğal gaz ve elektrik enerjisi, bu ülke üzerinden aktarılmaktadır ve bu yüzden, ülke stratejik konumdadır.

Ülkenin coğrafi konumunda en öne çıkan: tepelerdir. Moldova’nın en yüksek noktası “Balanesti” denilen tepedir. Bu tepenin yüksekliği, yalnızca 430 metredir. Bu kadar çok tepe olmasına rağmen, bunların hepsinin birbirinden farklı olması ilginçtir.

Bazı tepeler ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlardaki ağaçların yaprakları: yeşil, altın renkli ve bazen kırmızıdır. Özellikle: sonbaharda tam bir renk cümbüşüdür. Zaten: Moldova topraklarının % 9’luk bölümü ormanlarla kaplıdır.

Ancak, mevcut tepelerin birçoğu da, halk tarafından sürülerek tarım alanı olarak kullanılmaktadır. Yani: Moldova, bir anlamda tarım ülkesidir denebilir. Ülke topraklarının % 55 lik bölümü tarım arazisidir. Tarımın büyük bölümü ise “üzüm bağları” şeklindedir.

Günümüzde Moldova Cumhuriyetinde çeşitli farklı etnik guruplar yaşamaktadırlar. Bunlar arasında: % 65 Moldovalılar, % 14 Ukraynalılar, % 13 Ruslar ve diğerleri bulunur. Kırsal alandaki nüfus, % 45’dir. Nüfusun büyük yoğunluğu, başkent Kişinev’de yaşamaktadır.

Moldova denilince, akla gelen bir diğer özellik şaraplardır. Moldova şarapları, dünya çapında üne sahiptir. Hatta, ülkede bazı ülkelerde, eski maden ocakları bile, şarap mahzenlerine dönüştürülmüştür.

Dünya üzerinde, en büyük yer altı şarap mahzenleri, bu ülkede bulunmaktadır. Bu şarap mahzenlerinin uzunluğunun, kilometrelerce olduğu söyleniyor. Bu yüzden ülkede konyak ve şarap oldukça ucuzdur. Ayrıca, kalite konusunda da oldukça iyiler.

Moldova Kişinev

TARİH

Moldova: bulunduğu coğrafi konum nedeniyle, tarih boyunca sık sık işgallere uğramıştır. Çünkü: Prut ve Dinyester nehirleri arasındaki bölge: “Besarabya” olarak bilinir ve çevredeki bütün ulusların ilgisini çekmiştir.

16’ncı yüzyılda, ülke toprakları Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1812 yılında: Osmanlı-Rus savaşının ardından imzalanan barış antlaşması sonucunda ise, Rusya’nın egemenliğine girmiştir. 1918 yılına kadar Rus imparatorluğunun hakimiyetinde kalan ülke: Rusya’nın Kırım savaşında yenilmesinin ardından, Romanya egemenliğine geçmiştir. 1874 yılında, Rusya, burayı yeniden ele geçirmiştir.

I. Dünya savaşından sonra bölge tekrar Romanya egemenliğine geçmiş, 1924 yılında ise Moldova Özerk Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur.

1939 yılında, Sovyetler, burayı yeniden ele geçirmiştir. 27 Ağustos 1991 tarihinde ise, Moldova bağımsızlığını kazanmıştır.

Evet, sonuç olarak şöyle özetlenebilir. II. Dünya Savaşında, Nazi Almanya’sı: bir dönem Sovyetlerin topraklarının içlerine kadar girmiştir. Ancak: daha sonra Sovyetler karşı atağa geçerek, batıya doğru sınırlarını taşımaya başlamıştır.

Bu sırada Romanya içlerine kadar dalmışlar ve savaş öncesinde Romanya toprağı olan bu bölge, savaş sonrasında Sovyetlerin elinde kalmıştır.

Ancak, Sovyetlerin dağılmasının ardından ise, tarihte olmayan ( eskiden buralar Boğdan olarak bilinirmiş) ve Moldova ismi verilen bu ülke ortaya çıkmıştır.

Bir aralar: burada yaşayanlar, yine Romanya’ya bağlanmak istemişler ama Sovyetler döneminde buraya yerleştirilen “Rus-Ukraynalı” azınlığın karşı çıkması sonucu bağımsız ama ne olduğuna tam olarak karar veremeyen bir ülke haline gelmişlerdir.

 

ULAŞIM-HAVAALANI

İstanbul-Kişinev havaalanı arasındaki havayolu yolculuğu, yaklaşık 1 saat 20 dakika sürmektedir.

Moldova havaalanında: şehir merkezine gitmek isterseniz, çevrenizi saracak taksi sürücüleriyle mutlaka fiyat konusunda anlaşarak taksiye binin, aksi halde büyük bir ücret ödemek zorunda kalabilirsiniz.

Zaten şehir içinde de buna dikkat etmeniz gerekir ki, normalde 50 leu alınması gereken bir yolculuk için, yabancı olduğunuzu anlayan şöför sizden 100 leu isteyecektir.

Mutlaka ve mutlaka, taksiye binmeden önce pazarlık yapın, fiyat konusunda anlaşın. Hatta: Moldova’daki yaşamınızda, sürekli olarak bir turist olduğunuzu ve yerli halk tarafından bir şekilde “kazıklanacağınızı” aklınızdan çıkarmayın ve tetikte olun.

Moldova Kişinev

İKLİM

Deniz kıyısında olmamasına rağmen, denize çok yakın olması nedeniyle: burada ılıman iklim hakimdir. Buna bağlı olarak yazlar sıcak, kışlar ılık geçer.

Moldova Kişinev

PARA

Burada “Moldova Leus” kullanılmaktadır.
1 Amerikan Doları = 12.53 leus
1 Euro = 16.38 leus

1 Leus ise= 1.64 TL.

Alışveriş sırasında, şehirdeki dükkanların birçoğunda Amerikan doları ve Euro kabul edilmiyor. Ancak, Moldova Leus’u uluslar arası geçerliliği olan bir para birimi olmadığından, bozdururken az az bozdurun, yoksa elinizde kalınca, hani derler ya, para pul oluyor.

Moldova Kişinev

DİL

Kullanılan resmi dil Moldovacadır.

Romen ve Moldova dilleri büyük benzerlik göstermektedir. Ancak, tüm otel ve restoranların personelleri, az da olsa İngilizce biliyorlar. Yine de, burada halkın büyük çoğunluğu Rusça biliyor, yani İngilizceye güvenmemek gerekir. Halkın yalnızca okumuş ve zengin kesimi İngilizce biliyor.

Aslında: Moldova dili, tamamen Romanca diline benzemektedir. Ancak, Ruslar, bunları Romanya’dan tam olarak koparmak için “Kiril” alfabesi kullanmaları için zorlamışlardır.
Öte yandan: ülkenin eli-yüzü düzgün gençleri ve Gagavuz Türkleri: ülkemize gelip çalışmaktadırlar ve bu yüzden başkentte, bazı yerlerde Türkçe konuşan insanları duyabilirsiniz.

Moldova Kişinev

İNSANLAR

Yukarıda da söz ettiğim gibi, Moldova’da, Moldovalılar yanında Sovyet yönetimi sırasında buraya yerleştirilen Rus-Ukraynalı azınlıklar da bulunmaktadır.

Bayan nüfusunun muhteşem güzel olan bu halkın: % 65 Moldovalı, % 14 Ukraynalı, % 13 Rus ve % 4 Gagavuz Türklerinden oluşmaktadır. Gagavuz Türkleri: ülkenin güneyinde, kendilerine ait bölgede, otonom yönetim altında yaşamaktadırlar.

Gagavuz Türkleri: Hıristiyan Türklerdir.
Bayanları: sarışın ve mavi gözlü ve çok güzel olmasıyla bilinir ve tanınır. Manken gibi güzeller ve onların gözünde Türkiye: zengin bir ülkedir.

Öte yandan: Moldova insanının bir özelliğinden daha söz etmek istiyorum. Kendinizi hazırlayın: burada, her türlü hizmetin karşılığında “bahşiş” adı altında rüşvet isteniliyor. Yani, bu gayet normal kabul ediliyor.

Hatta ve hatta: havaalanında uçaktan indiğiniz anda, pasaport kontrolü, bagaj kontrolü derken: bir bakıyorsunuz, bir polis gözünüzün içine baka baka “bahşiş” istediğini rahatlıkla söylüyor ve bence 1-2 dolar veya birkaç sigara vermekten imtina etmeyin.

Çünkü şehrin sokaklarında bile dolaşırken, yabancı olduğunuz anlaşıldığında, polis yol ortasında pasaport kontrolü yapabiliyor ki, bunun amacı, yalnızca bahşiş adı altında rüşvet istemektir. Hatta: gece sokağa çıkarsanız, yanınıza mutlaka pasaportunuzu alın çünkü polis mutlaka yol kesip pasaport kontrol yapıyor. Konuyu bilin ve istenen rüşveti verin ki, rahatınız keyfiniz kaçmasın.

Moldova Kişinev

NE YENİR-NE İÇİLİR

Moldova mutfağında farklı yemekler ve lezzetler tatmak mümkündür. Çünkü, geçmiş tarihi süreçte, buradan birçok farklı kültür geçmiştir. Bunlar: Ukraynalılar, Ruslar, Yahudiler, Almanlar ve diğerleri.

Ancak: ülke genel anlamda: üzüm, meyve, sebze, koyun yetiştiriciliği ve tavukçuluk ile bilinir. Ülkenin favori yemekleri: beyaz peynir, polenta (mısır unundan yapılan bir tür püredir), sebze, meyve ve et yemekleridir.

Koyun yetiştiriciliği çok popüler olduğundan: beyaz peynir ve keçi peyniri, 17’nci yüzyıldan bu yana ülkede yaygın olarak yapılır. Ulusal mutfakta, farklı yemeklerin hazırlanmasında, peynir hep baş köşede bulunur. Ayrıca: meze olarak da kullanılır.

Biraz önce söz ettiğim “Polenta” (mamaliga) ise: tamamen pişmiş mısır unu, beyaz peynir, süt, kırmızı pancar çorbası, tuzlu balık ile servis edilir.

Moldova mutfağında diğer ana yemeklerde ise: geleneksel sığır eti (mititei) ve domuz eti (cirnetei, costita, mushka), tavuk eti (zama), koyun eti (ciorba) ve balık kullanılır.

Moldovalıların en favori mahalli yemekleri: “mititei” yani “ızgara et” dir. Ayrıca: “costita” (sebzeli et yemeği). Jöleli tavuk (racituri), lahana dolması ( bunun yöresel ismi “sarmale” dir ve dikkat ederseniz, Türk yemek kültüründen geçmiş olduğu isminde de anlaşılmaktadır) ve tavuk çorbasıdır.

Etli yemeklere, bu ülkede, kayısı ve ayva gibi meyveler de ekleniyor. Ayrıca: soslara şarap ve domates suyu kullanımı çok yaygındır. Bu soslar eti yumuşatır.

Evet, neredeyse bütün yemeklerinde “patates” bulunuyor. Yerel lezzetleri tatmak isteyenler, mutlaka “borç” çorbası içmelidirler. Ancak, burada çok fazla “domuz eti” tüketildiğini de bilmeniz gerekir, buna dikkat edin.

Burada: “konyak” yani “divin” özellikle meşhur ve birçok farklı çeşidi üretiliyor. Öte yandan: Moldova şaraplarının ünü de, bütün Avrupa’da yaygındır. Ülkedeki üzüm bağlarının çokluğu, bu ülkenin şaraplarının kalitesini olumlu etkilemektedir.

Şaraplar, hemen hemen her yemeğe eşlik etmektedir. Koyun eti yemekleri, genellikle beyaz veya kırmızı şarap ile servis edilir. Sığır eti ve kümes hayvanlarının etinden yapılan yemekler, beyaz şarap ile servis edilir. Baharatlı et yemekleri, likör ve alkol oranı yüksek içkilerle servis edilir.

Moldova Kişinev

ALIŞVERİŞ

Bu ülkede satın alınabilecek başlıca buraya has hediyelik eşya “şarap” ve “konyak” olacaktır. Alkolle arası olmayanlar ise: açık Pazar yerinde, eski Sovyet dönemine ait objeleri bulup satın alabilirler, hatta “matruşka” bile bulup satın alabilirsiniz.

Ama unutmayın, alışverişte pazarlık esas, yani turist olduğunuzu anladıklarında hemen kazıklamayı düşünüyorlar, pazarlık yapın. Ayrıca: para bozdururken, büyük meblağlar bozdurmayın, çünkü paralarının uluslar arası geçerliliği yok, fazla para bozdurursanız dönüşte elinizde kalır, hatıra olarak duvara asar, sonra çöpe atarsınız.

Kişinev Souvenir Bazaar

Şehrin ana Pazar yeridir. Burada: el yapımı objeler, resimler bulup satın alabilirsiniz.

Unic

Sovyet tarzı ürünlerin satıldığı bir alışveriş merkezidir.

Moldova Kişinev

Moldova Kişinev

Moldova Kişinev

Moldova Kişinev

GEZİLECEK YERLER

Moldova Kişinev HOLLY GATES

HOLLY GATES

Bu mimari anıt: 1846 yılında, I. Zaushkevich tarafından inşa ettirilmiştir. Yapılış amacı: Osmanlının burada bıraktığı toplardan dökülecek bir çanın buraya asılmasıdır. Çan: 6.4 ton ağırlığındadır. Anıtın inşaatı: beyaz taştan yapılmış, 4 dikme şeklindedir.

Burada, Korint düzeninde 16 yan sütun bulunmaktadır. Büyük çan ve saat mekanizması: tavan seviyesinde oluşturulan taş kemerler üzerine yerleştirilmiştir. Bu seviyenin üzerinde, ikinci bir taş korniş görülür.

Anıtın üzerindeki bir mermer levhada: 29 Ağustos 1944 tarihinde, Alman-Romen işgalcilerden, şehrin Sovyet güçleri tarafından kurtuluşu hakkında bir yazı bulunmaktadır.

 

MOLDOVA ULUSAL TARİH MÜZESİ

31 Ağustos 1989 caddesindedir. Yani, şehrin tam merkezindedir.

Müze, 1983 tarihinde kurulmuştur. Binanın ilk yapılış amacı: bölgesel erkek lisesidir.
Müzenin önünde: Romus-Romulus ve ünlü Roma kurdu heykeli görülüyor. Binanın içinde ise, 10 sergi salonu bulunuyor.

Burada: eski çağlardan günümüze kadar olan sürece ait 300 bin civarında öğenin sergilendiği söyleniyor. Bunlar arasında: belge koleksiyonları, fotoğraflar, nadir el yazması kitaplar, haritalar, silahlar, askeri teçhizatlar vs bulunuyor.

Bunlar arasında en ilgi çekenler: 4-5’nci yüzyıllara tarihlenen Getae savaş arabası halkası, MÖ.4’ncü yüzyıldan kalma, bronz şamdan, Getae-Makedonya kaskı ve 1781 yılına tarihlenen F.Bauer tarafından yapılan Moldova haritasıdır.

Moldova Kişinev ETNOĞRAFYA VE DOĞA TARİHİ MÜZESİ

Moldova Kişinev ETNOĞRAFYA VE DOĞA TARİHİ MÜZESİ

ETNOĞRAFYA VE DOĞA TARİHİ MÜZESİ

Bu müze, Moldova’nın en eski müzesidir. Ekim 1889 tarihinde, Baron Stuart’ın girişimleriyle kurulmuştur. Başlangıçta “Tarım Müzesi” olarak düzenlenmiştir. Müzenin binası: 1903-1905 yılları arasında, mimar V.Tsigonkov tarafından hazırlanmıştır.

Günümüzde: müze, Beserabya bölgesi için önemli bir bilim ve kültür merkezi olarak bilinir ve tanınır.

Müze 2 bölüme ayrılmıştır. Birinci bölüm: Moldova topraklarında flora ve fauna için ayrılmıştır. Burada: doğanın nasıl değiştiği, yıllar öncesi ve bugün arasındaki farklılıkları ve doğanın gelişimi izlenir. Müzenin diğer kısmında ise, bu topraklarda yaşayan insanların, kendi gelenek ve görenekleri izlenmektedir.

Burada, bu insanlar tarafından kullanılan günlük yaşamdan birçok giysi, teçhizat ve günlük kullanım araçları görülmektedir. Geleneksel kostümler, geleneksel ev içi ve yerel düğün sahnesi ilgi görmektedir.

Müzenin, 1906 yılından kalma bir de botanik bahçesi bulunuyor. Bu bahçe, Beserabya bölgesinin ilk botanik bahçesi olarak ilgi çekiyor. Müzede sergilenen ürünler arasında önem kazananlar: günümüzden 5 milyon yıl önce yaşadığı sanılan bir dev dinozor iskeleti bulunmaktadır. Bu iskelet 1966 yılında bulunmuştur.

Moldova Kişinev NATİVİTY KATEDRALİ

NATİVİTY KATEDRALİ

Bu “Ortodoks” kilisesi, şehrin ana kilisesidir. Katedral: 1830 yılında: Prens Mikhail Semyonoviç tarafından yaptırılmıştır.

II. Dünya savaşında bombalanan katedral ve çan kulesi, 1962 yılında yerel komünistler tarafından tamamen tahrip edilmiştir. Yeni çan kulesi, 1997 tarihinde yeniden yapılmıştır.

Moldova Kişinev STEFAN CEL MARE PARKI VE ANITI

STEFAN CEL MARE PARKI VE ANITI

Park: ilk olarak, 1818 yılında, Rus döneminde mühendis Alexander I tarafından: yüzlerce akasya ve ıhlamur ağacı ve çiçek dikerek başlamıştır. Hatta: yine aynı dönemde, park alanına inek, keçi gibi hayvanların girmesini engellemek için, alanın çevresine çit çekilmiştir.

Bugün park: şehrin ana park alanıdır. Eskiden “Puşkin Park” olarak bilinen yer: 17 dönümlük bir alanı kapsamaktadır. Park, oldukça eski ağaçları barındırmaktadır ve başta dut ve akasya olmak üzere, 50 tür ağaç bulunduğu söyleniyor.

Stefan Cel Mare anıtı ise: aynı adı taşıyan bu parkın içindedir. Kişi ise: 15’nci yüzyılda Osmanlı saldırılarına direnmesiyle tanınmaktadır. Moldova’nın ulusal kahramanıdır.

 

ROSE VALLEY PARKI

9 hektarlık bu park alanında: 3 büyük göl ve çeşitli restoranlar bulunmaktadır. Aslında park alanı, eski Slav kabilelerinin yerleşim yerinde kurulmuştur.

Rus halkının efsanevi atası: Ros vadisinde yaşadığına inanılan Slav kabileleridir. Burada: birçok Slav tanrı ve atalarının heykelleri ve sunakları bulunmuştur. Bu pagan tanrılarına tapanlar: tatil günlerinde burayı ziyaret ederler, halk vadi ve göllerde şenlikler düzenlenmiş.

Günümüzdeki park alanı, 1950’lerde tamamlanmıştır. 1960’ların sonunda ise, yeni gelişmeler yaşanmıştır. Park alanı içinde, 1000 seyirci kapasiteli bir Açıkhava tiyatro salonu, içinde dönme dolapta bulunan bir eğlence parkı ve restoranlar bulunur.

Moldova Kişinev PUŞKİN MÜZESİ

PUŞKİN MÜZESİ

Müze: Anton Pann caddesi üzerindedir.
Rusya’dan sürgün edildiğinde, Puşkin’in 1820-1823 yılları arasında yaşadığı ev, günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Müze: şehrin kuzeydoğu bölümündeki parkların birkaç blok ötesindedir. 1982 yılında restore edilmiştir.

İlk açılışı ise, Şubat 1948 yılıdır. Rus imparatorluğundan uzak, ünlü yazar, bazı eserlerini burada yazmıştır. Evet, burayı ziyaret ederseniz, Puşkin’in yaşadığı küçük mekanda, objelerin güzel düzenlendiğini ve hayatından ilginç karelerin yansıtıldığını görebilirsiniz. İngilizce konuşma klavuzu yok, Rusça bilmek gerekiyor.

Moldova Kişinev MEMORİAL PARK

Moldova Kişinev MEMORİAL PARK

MEMORİAL PARK

1945 yılında: II. Dünya Savaşında Sovyet askerlerinin kazandığı zafer anısına yapılmıştır. Burada: sürekli yanan bir meşale de bulunuyor.

Yani bir anlamda “meçhul asker” anıtıdır da denilebilir. Parkın ortasında ise, 1990’lı yıllarda Moldova’nın bağımsızlığı çatışmalarında hayatını kaybedenler için yapılmış bir anıt görülüyor.
Parkın uzak kuzey ucunda ise, sivil bir mezarlık bulunuyor.

Moldova Kişinev

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER

Moldova Kişinev SERPENİ

Moldova Kişinev SERPENİ

SERPENİ

Kişinev şehir merkezine 50 km. uzaklıkta bir anıttır. Anıt: 22 Ağustos 2004 tarihinde, ülkeyi Alman-Romen işgalcilerden kurtaran 12.000 Sovyet askerinin anısına, Moldova’nın kurtuluşunun 60’ncı yılında dikilmiştir. Çünkü: bu kurtuluş mücadelesinde en şiddetli çarpışmalar “Serpeni” köyü yakınlarında olmuştur.

Anıtın inşaatına, Sovyetler döneminde başlanmıştır. Anıt: 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm: mermerle dekore edilmiştir. Bu mermer üzerinde, 12.000 kahramanın, kabartma isimleri yazılıdır.

Orta ve üst kısımda bir haç görülür. 2 yüksek dikmenin altında ise, sonsuz ışık görülür. Bu sonsuz ışık: vatan savunulurken ölen, bu cesur askerlerin onuruna vardır. Ancak: bu sonsuz ışık, yani meşale: hafta içi yanmaz.

Anıtta, ayrıca, Dinyester manzaralı bir çan kulesi bulunur.
Evet, silüeti, çok uzaklardan da görülebilen bu anıtı, ziyaret etmeyi unutmayın.

Moldova Kişinev ORHEİ

Moldova Kişinev ORHEİ

Moldova Kişinev ORHEİ

ORHEİ ANTİK KALINTILARI

Şehrin 60 km kuzeydoğusunda, Orhei köyü yakınlarında bir açık hava müzesidir. “Orhei” kelimesi “sur” anlamına gelir. Altınordu devleti döneminde, “Shehr el-Cedid” şehri burada kurulmuştur. Kelime anlamı “yeni şehir” demektir.

Ancak, 14. yüzyıl ortalarında şehir tarih sahnesinden silinir ve kaybolur. 16’ncı yüzyılda, Orhei sakinleri: burada “Orhei” ismini verdikleri yeni bir şehir kurarlar.

Günümüzdeki arkeolojik şehir kalıntıları: mağaralardan oluşmaktadır. Zaten eski Orhei şehrine “Pestere” denilir ve bu kelimenin anlamı mağaradır. Bu kireçli kaya parçalarında onlarca geniş ve küçük mağara bulunmaktadır. Bu mağaralar ve çevrenin manzarası: harika görünüm ile ziyaretçileri etkilemektedir.

Özellikle: burada bulunan mağara manastır ilgi çekmektedir. Çünkü, bu manastır, erken Hıristiyanlık döneminin önemli manastırlarından birisidir. Dış dünyadan izole edilmiştir. Çünkü: o zamanlar, bölgeye gelen Hıristiyanlar, bu topraklarda yaşayan yerli kabilelerden uzaklaşmak ve korunmak için daha büyük mağaralar oluşturmuşlardır.

Zamanla Orhei mağaraları, bu erken dönem Hıristiyanları tarafından kullanılır olmuştur. Ortaçağ döneminde mağaralarda rahipler yerleşmiştir. Ayrıca, yeni mağaralar yapılmıştır.
Evet: günümüzde, aradan geçen süreçteki birçok depreme rağmen bazı mağaraların iyi korunmuş oldukları gözleniyor.

Burada, bir de kale kalıntısı bulunuyor. Gaetic kalesi olarak isimlendirilen kale: Butuceni burnu üzerindedir. Doğu ve Batı yönünde, oval ve uzun bir hattadır. Kale, dar bir geçitle çevresine bağlanır. Çünkü, bu dar geçit herhangi bir tehlike anında, tehlikeyi engelleyecek durumdadır. Kalenin MS.3’ncü yüzyılda yapıldığı sanılıyor. Çünkü: Germen ve Bastarnae kabilelerinin istilalarından korkuluyordu.