Tokat Zile

Tokat Zile: Tarihi özellikleri öne çıkan bir yöremiz. Özellikle: Roma İmparatoru Sezar’ın “Geldim, Gördüm, Yendim” deyişinin burada söylenmiş olması, tarihi açıdan ayrı bir özellik katıyor.

ULAŞIM

Turhal’ın hemen yanı başındadır. Zile-Turhal arası uzaklık: 21 km. Zile-Çekerek arası uzaklık: 54 km. Zile-Tokat arası uzaklık: 62 km. Zile-Amasya arası uzaklık: 101 km. Zile-Sorgun arası uzaklık: 102 km.

Tokat Zile

TARİHİ

Yapılan arkeolojik araştırmalara göre: bölge, Tunç ve Demir çağlarından bu yana, iskana açıktır. Ünlü coğrafya yazarı Strabon: “Zile, Ninova melikesi Semiramis tarafından kurulmuştur” der. Semiramis: güzel bir cariye iken; Belh şehrinin kuşatılması sırasında büyük bir yiğitlik gösterir ve bunun üzerine, Asur hükümdarı Ninus’un takdirini kazanır ve hükümdar ile evlenir.

Takip eden süreçte, MÖ. 191 yılında, kocası Ninus’u zehirleyip öldürerek, Asur devletinin yönetimini ele geçirir. Buna göre: Zile, 4000 yılık bir geçmişe sahiptir.

Zile kalesi: Romalı komutan Sula tarafından yaptırılmıştır. Bunun ismine binaen, bölgenin isminin “Sılla”, Zela” ve “Zile” şeklinde, değişerek günümüze kadar ulaştığı tahmin edilmektedir. Bu arada: Maşat höyükte bulunan tabletlere göre: Hitit yerleşim merkezlerinden biri olan “Anzılıa” şehrinin, burada kurulu bulunduğu tahmin edilmektedir.

Evet, tarihi süreç içinde, yörede: Pers, Makedon, Roma ve Bizans egemenlikleri görülür. 1174 yılında ise, Anadolu Selçukluları bölgeyi ele geçirirler.

Tokat Zile

GENEL

Tokat ilinin en büyük ilçelerindendir. İlçe merkezi, bir ovanın tam ortasında yükselen höyüğün çevresinde kurulmuştur. Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biridir.

İlçe merkezinin, denizden yüksekliği: 710 metredir.

İklim: Karadeniz ve İç Anadolu iklimlerinin etkisi görülmektedir. Buna göre: yazları sıcak ve kurak, kışları ise özellikle kar yağışlı ve soğuk geçer.

Yörenin başlıca geçim kaynakları: tarım, hayvancılık ve ticarettir. Zile: Orta Karadeniz bölgesinin tahıl ambarı durumundadır. Üretilen tarım ürünlerinden: buğday, arpa, nohut, mercimek, fığ gibi ürünler, özellikle ihraç edilmek üzere, Samsun ve Mersin limanlarına gönderiliyor. En fazla yetiştirilen şeker pancarı ise, Turhal Şeker Fabrikasında işleniyor. Tüm bunların yanında: ülkemizin en zengin mermer yataklarının burada olduğunu belirtmek şart. Buradan, her gün Tır kamyonlarıyla, Çin’e mermer ihracatı yapılıyor.

Ancak: burada, özellikle: üzüm bağları, meyve bahçeleri, pekmez, leblebi ve kiraz meşhurdur. Zile yemek kültürünün başlıca gıdaları: beyaz pekmez, duru pekmez, salça, sucuk, pestil, bat, sarma, yaprak salamurası, çeşitli komposto ve konserveler, leblebi, kuru yeşim çeşitleri.

Yörenin kültürel faaliyetleri: Kiraz Festivali, Asırlık Zile Panayırı, Güreş Müsabakaları ve Büyük Baş Hayvan Yetiştirme Yarışmalarıdır.

NE YENİR.NE İÇİLİR

Zile’de, pekmez çok meşhur, mutlaka tadın. Bunun yanında yemek düşünürseniz, tek seçenek ve öneri “Tokat kebabı”

NE SATIN ALINIR

Zile yöresinden: mutlaka pekmez satın almalısınız. Yörede, leblebide meşhur ancak, günümüzde leblebinin büyük bölümü dışarıdan geliyor, siz pekmez tercih edin.

GEZİLECEK YERLER

MAŞAT HÖYÜK

Maşat köyündedir. İlçe merkezine, 20 km. uzaklıkta, güneydedir. Deniz seviyesinden yüksekliği: 886 metredir. Doğu-batı istikametinde uzunluğu: 450 metre, kuzey-güney istikametinde uzunluğu: 225 metredir. Bu ölçüler ile, Orta Anadolu höyükleri içinde, büyük höyük tipine girer. Höyüğün, orta seviyesinin yüksekliği: 28.80 metredir.

Tokat Zile Maşat Höyük

MÖ. 5000 yıllarında, Hititlerin bir kolu, buraya gelerek yerleşmişler ve bir şehir devleti kurmuşlardır. Bu devletin merkezi ise, bu şehir yani Maşat Höyüğün bulunduğu yer olmuştur. Bu şehir devletinin bir kısım kalıntısı, günümüze kadar gelmiş ve o dönemlere ışık tutmaktadır.  Bu şehir devleti, o zamanlar Kayseri şehir devletine bağlı imiş. Höyük: Hitit şehirlerinin bulunduğu: Artova ve Zile bölgesine giden yolların üstünde bulunan, büyük bir merkezdi.

Höyük’te Hitit döneminde kurulan şehrin ismi “Tapikka” dır.

Höyük yöresinde: ilk arkeolojik kazılar, 1945 ve 1982 yılları arasında yapılmış ve bulunan kalıntılar, Tokat Müzesinde sergileniyor. Bunlar içinde: özellikle “yazılı tabletler” öne çıkıyor. Burada: 130  civarında çivi yazılı Hitit tableti bulunmuştur. Bu tabletlerin en büyük özelliği: Boğazköy dışında çok az bulunmuş olan Hitit metinlerini temsil eden tablet olmalarıdır.

Hititlerden sonra, yöreye birçok uygarlık yerleşmiş ve tarihi süreç içinde, burada sürekli bir yerleşim söz konusu olmuştur.

Tokat Zile Maşat Höyük

Bugün höyük yöresinde: yapı harabeleri görülüyor. Bu harabeler, önemli bir şehir kalıntısına işaret ediyor. Ayrıca: bir de Hitit sarayı kalıntısı var. Maşat Höyük’te ortaya çıkan ve bir sınır komutanına ait olduğu anlaşılan konut, en azından iki kenarı sütunlu galerilerle çevrili büyük bir avlu ile bunların gerisinde, bitişik halde inşa edilmiş çeşitli odalardan oluşmaktadır. 

Bu kalıntı: kuzey duvarı, en az 100 metre ve doğu duvarı 80 metre uzunluğunda, muazzam bir bina. Bina: tepenin tabanını oluşturan kayalığın zirvesinin üstüne oturtulmuştur. Demir çağı sakinleri, evlerini tepenin sırtlarına yapmadıklarından, bu bina, çok iyi korunmuş durumda bulunmuştur.

Bina kalıntısında, bugüne kadar ortaya çıkarılan 40 odadan birçoğu, bodrum katına aittir. Ancak, ikinci ve üçüncü katın yangın enkazı, bodrum katını doldurmuştur. Yapının yapım tekniği, Boğazköy ve Alacahöyük yapıları tekniğinin aynısıdır. Yani, burada, Hitit mimarisinin bütün inceliklerini ve mimarlık yeteneklerini görmek mümkün. Çünkü: mükemmel bir işçilik ve planlı ölçülere kesin uyma söz konusudur. Bina yapılmadan önce, inşaat sahasındaki eski yapılar yıkılıp kaldırılmış, inşaat sahasına geniş ve derin temeller atılmıştır.

Kireç taşı temellerin genişliği: 1.5 metreyi geçmektedir. Taşların her tarafı iyi düzeltilmiş ve birbirine dikkatli şekilde alıştırılarak yerleştirilmiştir. Esas itibarıyla yapı malzemesi: kireç taşı, kerpiç ve ağaçtır. Bina: tümü ile, şiddetli bir yangın sonucu tahrip edilmiştir. Taşlar, kirece dönüşmüş, erimiş, binayı her yerde kömür kaplamış, kerpiçler ya sert tuğlaya dönüşmüş veya yeşil, koyu kırmızı curuf halini almıştır.

Evet: Maşat höyük, tarih meraklılarının mutlaka gitmeleri ve görmeleri gereken bir yer. Çünkü: burayı bugünlerde görmeseniz, muhtemelen 10 yıl kadar sonra yok olacak ve bir daha göremeyeceksiniz. Çünkü: toprak altında, binlerce yıl kalarak günümüze ulaşan kerpiç duvarlar, toprak üstüne çıkarılınca, iklim şartlarından etkilenerek erimeye, dökülmeye, yok olmaya mahkum.

Keşke: bunlar toprak altından çıkarılmasaydı veya çıkarıldı ise de üstlerinin örtülmesi ve bir şekilde önlem alınmasının şart olduğunu düşünmemek elde değil. Ama dedim ya, gerek iklim koşulları ve gerekse kaçak define avcıları buraları yok etmekte, gayet aceleciler. Gidin ve görün, tam bir tarih hazinesi. Düşünün ki, bir zamanlar burada, zamanının büyük medeniyetlerinden biri kurulmuş, insanlar yaşamışlar.

Tokat Zile Kalesi

ZİLE KALESİ

Anadolu’nun bilinen tek dolma kalesidir. Kale bölgesinde, uzaktan baktığınızda, ilk göze çarpanlar: kalenin surları ve saat kulesidir. Kale: Zile ovasına hakim bir ova üzerine oturtulmuştur. Kalenin kim tarafından yaptırıldığı net olarak bilinmiyor. Ama, ünlü coğrafya gezgini Strabon: kalenin, Asur hükümdarı eşi Semiramis tarafından, doğusundaki kayalık bölgeden yararlanılarak, doldurulmak suretiyle yapıldığı söylenmektedir.

Ancak: MS. 1’nci yüzyıldan önce, burada Pontus hükümdarı Mithriadates’in bir şato yaptırdığı ve bu şatonun, yer altı geçitleri ve askeri amaçlı yapılar topluluğu olduğu da varsayımlar içindedir.

Tokat Zile Kalesi

Evet, kalenin içinde: yer altı yolları, geçitler ve askeri amaçlı olarak yapılmış yapılar var. Bunlardan günümüze gelenler ise: çevreye dağılmış Roma ve Bizans dönemlerine ait sütunlar ve kitabeler var. Doğu yönünde ise, kayalara oyularak yapılmış bir amfi tiyatro bulunuyor. Ancak, kalenin en büyük özelliği: burada, Roma imparatoru Sezar tarafından söylenen ve bir taş sütün üzerine yazılarak ölümsüzleştirilen bir söz.

Tokat Zile Kalesi

Yöre: MÖ. 3’ncü yüzyılda, Pontos krallığının denetiminde iken, MÖ.66 yılında, Romalıların eline geçer. Romalı Julius Caesar: MÖ.47 yılında: karısının adı verilen “Zela” şehrinde yapılan savaş sonucunda: Pontos kralı II. Phanakes’i yenilgiye uğratır. Bu savaşı kazanan, Sezar: kale içindeki dikili taşa, şu sözlerini yazdırır: “Veni, Vidi, Vici” yani “Geldim, Gördüm, Yendim”.

Ancak günümüzde görünen taş sütunun aslında imitasyon olduğu ve aslının yakın zaman önce çalındığı söylentileri var.

Ziya Paşa: 1875 yılında buraya geldiğinde, kalenin yuvarlak kemerli kapısının bulunduğu yerdeki kuleyi: Saat kulesine dönüştürmüştür.

Bu arada, kalede bulunan bir mağara ile ilgili de, birçok söylentiler var. Bunlar: mağaranın içinde altın varmış, insan iskeletleriyle doluymuş gibi söylentiler. Tüm bunların yanında: Zile kalesinin tarih sahnesindeki son görüntüsü: Milli Mücadele yıllarında, yani 1920 yılında, Zile’yi basan asilere karşı, Kuvay-ı Milliye bağlı askeri kuvvetlerin, Zile kalesine çekilmiş ve buradan şehri müdafaa etmiş olmaları ile ortaya çıkmıştır. Kalede, neler görebilirsiniz:

Kapı: Kalenin batı cephesindedir. Eni: 5 metre ve yüksekliği: 8 metredir.

Saat Kulesi: Kapının üzerindedir. Kulenin yüksekliği: 10 metre, çapı ise: 2.5 metredir. 1875 yılında, yukarıda söz ettiğim gibi, Ziya Paşa tarafından saat kulesine dönüştürülmüştür. Daha öncesinde, kale muhafızlarının kaldığı bir yer imiş.

Surlar: Surlar muhteşem görüntüsüyle dikkati çekiyor. Bazı yerlerde, yükseklikleri: 10 metreyi geçiyor ve genişlikleri ise: 1 metreden fazladır. Surlar: taştan ve horasan harcından yapılmıştır. Dışarıdan kolayca tırmanılmayacak kadar yüksektir. Ayrıca, dışarıdan yapılacak saldırılarda, mancınıklara dayanacak güçtedir. Burçlar, yarım daire şeklinde, dışa çıkıntılıdır.

Zindanlar: Kale içinde, surlarla bağlantılı olarak, 2 tane zindan var.

Tokat Zile Kalesi

Yer altı Tünelleri: Kale içindeki tünellerden biri: Çekerek suyuna ve diğeriyse: Zile’nin kuzeybatısındaki Saraç köyü yukarısındaki Namlıhisar kalesine kadar uzanmakta imiş.

Tokat Zile Kalesi

Roma Tiyatrosu: Kalenin doğu yamacında, kayalıklar içindedir. Kayalara oyularak yapılmıştır. Oturma yerlerinin ön kısmında, yarım daire bölüm: oyun yeridir.

Tokat Zile Kalesi

Pontus Mezarı: Kuzey yönünde, yalçın kayalıklar üzerindedir. Yerden yüksekliği: 10 metredir. Kayalara oyulmuş, muntazam bir odacık şeklindeki mezar: Koca Kayser adı ile anılır ve Pontus mezarıdır. Ancak, ilginç olan, buraya giden veya çıkan bir yol bulunmaması. Söylentilere göre: Pontus hükümdarı Pharnace: Roma imparatoru Sezar’a yenildiği savaşa gitmeden önce, karısını, bu odaya yerleştirmiş ve savaşta yenildiğini haber alan karısı, kendini kayalıklardan aşağıya atarak intihar etmiştir.

Tokat Zile Anahita Tapınağı

ANAHİTA TAPINAĞI VE ZİLE PANAYIRI

Eski adı “Zela” olan “Zile”, zamanında, tanrı Anaitis Dininin, en ünlü merkeziymiş.

Tokat Zile Anahita Tapınağı

Yani: MÖ. 2000 yıllarında, Frig dinlerinden Anaitisis dininin hac merkezi, burasıdır. Persler zamanında da, ateşe tapan kavimlerce inşa edilen kutsal Anaitis Ateş Tapınağının da, buralarda bir yerde bulunduğu söyleniyor. Zela sikkelerinde, cephesinde dört sütunlu bir tapınak görülmektedir. Kalede, cephesi altı sütunlu ikinci bir tapınak daha vardı. Bugün bunlardan geriye, günümüze kalan hiçbir kalıntı yok.

Her yıl, on binlerce “Anaitisin”, Ekim ayının ilk haftasında, hacı olmak için buraya gelirlermiş. Tapınağın Başpapazı, bu ayda büyük bir törenle taç giyermiş. Başpiskoposun büyük bir gücü varmış. Bu nedenle, Zile krallara bağımlı bir şehir değil, İran tanrılarına adanmış ve Piskopos tarafından bizzat yönetilen bir tapınak gibi kabul ediliyormuş.

Tokat Zile Panayırı

Halk, törenlere “Deyr” demekteymiş ve bu ziyaretler sırasında kurulan eğlence ve alışveriş yerleri “Zile Panayırı” biçimine dönüşmüş ve asırlardır süregelmiştir. Bugün bile, yerel halk, bu panayıra “Deri” demektedir.

Ancak: bugün, yörede bu tapınağın yeri ve izi yok. Ancak, bugünkü hastanenin bulunduğu yerde olduğu tahmin ediliyor. Büyük olasılıkla, geçmiş dönemde, Hıristiyanlar tarafından tamamen yağmalandığı düşünülüyor.

Turhal tanıtımı.

Çekerek tanıtımı.

Sorgun tanıtımı.

Tokat tanıtımı.

 

Tokat

Tokat

Bir kez gittim, kısa süre bulundum, güzel ve şirin bir şehir. Ama özellikle, bu şehrin dışında iken, tanıdığım, tanıştığım Tokatlı dostlarımın, yüreği, muhteşem. Hepsine selamlarımız iletiyorum.

 

ULAŞIM

Tokat-Amasya arası uzaklık: 114 km. Tokat-Samsun arası uzaklık: 231 km. Tokat-Sivas arası uzaklık: 108 km. Tokat-Yozgat arası uzaklık: 207 km. Tokat-Ankara arası uzaklık: 399 km. Tokat-İstanbul arası uzaklık: 785 km. Tokat-İzmir arası uzaklık: 978 km.

Hava alanı: il merkezine, 17 km. uzaklıkta, Tokat-Turhal kara yolu üzerindedir.

TARİHİ

Kentin ismi, tarihi süreç içinde: “Dokat, Kah-cun, Sobaru, Togat, Tokiye, Dokiye, Turiye” olarak da kullanılmıştır.

Bizans döneminde: şehrin ismi “Dokeia” olarak geçmektedir.

Tarihi süreçte: yöredeki topraklarda, 5000 yıllık bir geçmiş ve bu geçmiş boyunca, 14 devlet veya beyliğin egemenliği görülmüştür.

Pers yönetimi sırasında, bölgede başlıca yerleşme: dinsel ve ticari açıdan büyük önem taşıyan “Komana” kentidir. Günümüzdeki Tokat il yakınlarındaki “Gömelek Kalesi”nin bulunduğu yerde kurulan, bu antik kent: Kapadokya bölgesindeki “Komana” kenti ile karıştırılmaması için “Komana Pantika” ismini alır.

Bölge: takip eden süreçte, Makedonyalıların egemenliğine girer. Büyük İskender’in ölümünden sonra ise: yeni kurulan Pontus krallığının egemenliğine girer.

MÖ. 1’nci yüzyıl civarında, bu kez, yörede Romalılar egemenliği ele geçirirler. Ancak, bölgenin Romalılar tarafından ele geçirilmesi, büyük mücadeleler sonucu oluşur. Hatta: MÖ. 47 yılında, Roma İmparatoru Sezar: Zile ilçesinin bulunduğu yere gelir, Pontus kralı II. Pharnake’nin ordularını, Altıağaç mevkiinde büyük bir yenilgiye uğratarak, bölgeyi tamamen ele geçirir.

Burada, tarih sahnesine düşen bir not vermek istiyorum. Sezar: Altıağaç bölgesindeki bu zaferden sonra “Veni, Vidi, Vici” yani “Geldim, Gördüm, Yendim” şeklindeki mesajını, Roma’ya gönderir.

Tokat isminin kaynağı: buraya yerleşin Togayıt Türklerinden geldiği, surlu kent anlamına gelen “Toh-kat sözcüğünden türediği veya besili at yada atların toplandığı yer anlamına gelen “Tok-at” kelimesinden türediği düşünülmektedir.

 

GENEL

Şehir: Orta Karadeniz bölgesindedir. Topraklarının büyük kısmı: ormanlıktır. Tarıma ayrılan topraklar da, belli bir büyüklüktedir. Tarım alanlarının büyüklüğü olarak, ülkemizde, 6.sıradaki ildir. Ormanlık alanlar ise: Almus, Reşadiye ve Niksar ilçelerinde yoğunlaşmaktadır.

Ovalar, il genelinin, % 16’lık bölümünü kapsar. Başlıca ovaları: Erbaa-Niksar ve Artova. Dağlık bölümler düşünüldüğünde ise: bölgedeki dağların, Karadeniz’e paralel uzandıkları görülür. Doğuya gittikçe, dağlar birbirlerine daha çok yaklaşırlar.

Kent merkezinin, rakımı: 623 metredir. Genel yükselti düşünüldüğünde ise: rakımın 188-2200 metre arasında değiştiği görülür.

Tokat Gaziosman Paşa Üniversitesi

TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ

Üniversite: 1992 yılında kurulmuştur.  Üniversite bünyesindeki: Fakülteler: Eğitim, Fen-Edebiyat, İktisadi ve İdari Bilimler, Tıp, Ziraat. Enstitüler: Fen Bilimleri, Sağlık Bilimleri, Sosyal Bilimler. Yüksek okullar: Beden Eğitimi ve Spor, Sağlık, Yabancı Diller. Bunun  dışında: İlçe topraklarında da, yüksek okullar bulunmaktadır.

Üniversite kampüsü: Taşlıçiftlik yerleşkesi: Amasya yolu üzerinde, İl merkezine 9 km. uzaklıktadır. Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesi, şehirde, hizmet vermektedir.

 

NE YENİR. NE İÇİLİR

Tokat yöresinde: yemek kültürü bayağı zengin olmasına rağmen, özellikle: Tokat Kebabı yemelisiniz. Bunun dışında ise: bakla dolması, keşkek, gendüme  çorbası, bacaklı çorba, cevizli çörek düşünebilirsiniz.

Tokat Kebabı: taze kuzu eti, kuyruk yağı, patlıcan, yeşil biber, domates, sarımsak, soğan ve özel pişirilmiş kebap pidesi kullanılarak, özel kebap ocaklarında yapılıyor.

Bunların yanında: Tokat Şarabı da ilginizi çekerse, içebilirsiniz. Özellikle: Tokat yöresinde üretilen “Mahlep Şarabı” apayrı bir lezzet. Hatta, bundan yakınlarınız için, hediyelik olarak da satın alabilirsiniz.

Mahlep: Tokat yöresinde, bolca yetişen, vişneyi andıran bir yabani meyve türü. Bu meyvenin tozu: tatlıcılıkta bolca kullanılıyor. Özellikle: pastanelerde, paskalya çöreklerinde. İşte, yörede bolca yetişen bu mahlep: şarap üretiminde kullanılıyor.

Bu aromatize şarap: hem hoş kokulu ve hem de az tatlı olmasıyla, dengeli bir içim yaratıyor. Tadı: olgun yabani vişneyi ve kirazı anımsatıyor. Özellikle: kahve ile denemelisiniz.

 

NE SATIN ALINIR

Şehirde: dövme tekniğiyle yapılmakta olan, çeşitli hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz. Bunların başlıca örnekleri: leğen, ibrik, kazan, tava, tas, sini. Bunlar hoşunuza gitmez ise: yine, bu yöreye has “yazma” satın alabilirsiniz. Özellikle: tahta baskı yazmalar. Yazma, günümüzde: elbise, etek, bluz, fular, sabahlık, gecelik, tayyör gibi, bayanlar tarafından kullanılıyor.

Yukarıda belirttiğim gibi, gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için “Mahlep Şarabı” satın alabilirsiniz. Hediyelik karton kutular içinde, güzel görüntü sunuyor.

 

GEZİLECEK YERLER

Tokat Gök Medrese

GÖK MEDRESE

Anadolu Selçukluları döneminde yapılmış olup, kitabesi olmadığından kim tarafından ve kim zamanında yapıldığı belli değildir. Ancak: 13.yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Kullanım amacı ise: şifahane.

Evet, burası şifahane olarak, 18.yüzyıla kadar kullanılmıştır. Halk arasında: Pervane Medresesi, Kırkkızlar Medresesi, Darüşşifa, Bimarhane gibi adlarla bilinmektedir.

Pervane denilince, bundan biraz söz etmekte yarar var. 1243 yılında, Kösedağ Savaşı yıllarında, Selçuklu ordusu yenilince, Moğollar, Muiniddin Süleyman Pervane isimli şahısla, diplomatik ilişki kurarlar ve çok beğendikleri bu zat dışında, herhangi bir kimse ile muhatap olmazlar.

Selçuklu Sultanları ile Moğollar arasındaki irtibat, Vezir Pervane tarafından yürütülür. Pervane: dönemin bilginlerini ve şeyhlerini korur ve hatta “Mevlana” ile büyük bir dostluk kurar.

Tokat Müzesi

TOKAT MÜZESİ

Anadolu Selçuklu döneminde: medrese olarak kullanılan ve yukarıda hakkında bilgi verdiğim: “Gök Medrese” binası: 1982 yılında yapılan çevre düzenlemesi ve restorasyon sonucu: Müze olarak hizmete açılmıştır. 2 katlı binada, arkeolojik ve Etnoğrafik eserler ayrı ayrı sergileniyor.

ZEMİN KAT

Girişin sağında: İlk Tunç Çağı eserleri, sonraki takip eden odalarda ise: Hitit ve Frig dönemi eserleri, kilise eşyaları sergileniyor. Burada: kubbeyle örtülü ve daha geniş tutulmuş mekanı olan son odada : Osmanlı dönemine ait dini eserler ve yazı takımları sergileniyor.

Baş eyvanın kuzeyindeki mekan: medreseyi yaptıran Pervane Muiniddin Süleyman’ın aile fertlerine ait mezarlık var. Burada: 20 sandukalı mezar odası, müze ziyareti sırasında görülebiliyor. Bu mescitten sonra: bölgenin geleneksel erkek giysileri, kadın giysileri, takılar, aydınlatma araçları, hamam eşyaları gibi Etnoğrafik eserler sergileniyor.

 

ÜST KAT

Buranın bir bölümü: idari hizmetler için tahsis edilmiştir. Güney revaka açılan odalarda ise: sikke ve altın süs eşyaları, Ulutepe kurtarma kazısında bulunan kalıntılar, Roma dönemine ait pişmiş toprak, metal ve cam eserler ve son odada Bizans dönemine ait eserler sergileniyor.

AVLU

Ön bahçe ve kuzey bitişiğindeki alanda: Anadolu Selçuklu dönemi, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserler sergileniyor.

Müzede, özellikle görmenizi önereceğim eser: Roma dönemine ait, Bronz Apollon figürü. Müzenin en değerli eseri bu.

Tokat Kalesi

TOKAT KALESİ

Kale yapısının kuruluş tarihi ve kimler tarafından yapıldığı konusunda bilgi yok. Yapım tekniği düşünülerek, MS.5 yada 6.yüzyılda yapıldığı düşünülüyor. Yapıldıktan sonra da, uzun yıllar, Bizanslıların elinde kaldığı biliniyor.

Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde de, kale yapısı, savunma amaçlı olarak kullanılmıştır. Bazı dönemlerde ise, isyancılara mekan olmuş, bir dönem ise, cezaevi olarak kullanılmıştır.

Yapı: sarp bir kayalık üzerinde yükselen, doğal bir kaledir. Oldukça güvenli bir noktadadır. Çünkü: kayalık bölge, doğal yıkımlara dayanıklıdır. Sur duvarları: iç ve dış sur duvarları olmak üzere kademeli olarak yapılmıştır.

Surlar, beşgen planlı, 18 burç ile güçlendirilmiştir. Batıda bulunan, Ceylan Yolu isimli ve 362 basamaklı sarnıç, kuşatmalar sırasında yapının su ihtiyacını karşılamıştır.

Kaleye giderseniz, neler görebilirsiniz?

Kuleler, burçlar, mazgallar ve sur duvarlarının bir bölümünü görebilirsiniz. Tonozlu yapılar günümüzde de görülebilirken, diğer yapıların sadece temelleri görülüyor. Dış kale surları yok, ancak iç kale duvarlarının bir bölümü ayakta.

 

ALİ PAŞA CAMİSİ

İl merkezinde, Cumhuriyet meydanındadır. Şehirdeki, en büyük Osmanlı anıt eseridir. Cami yapısı: Sultan II. Selim tarafından, 1572 yılında yaptırılmıştır. Camiyi yapan Ali Paşa’nın eşi ve oğlu Mustafa Bey’in türbeleri: cami avlusundadır.

Yapının: tek kubbesi ve tek minaresi var. Tamamı, kesme taştan yapılmıştır. Osmanlı geleneğine göre: öldürülen devlet adamları tarafından yaptırılan eserler için, kitabe konulmamaktadır. Bu nedenle: camide, kitabe bulunmuyor. Sadece: avludaki türbede, Ali Paşa’nın ismi verilmiştir.

MEVLEVİHANE

Yeşilırmak kenarına serpiştirilmiş şehrin merkezinde yer alan Tokat Mevlevihane’sinin ana binası semahane, derviş hücreleri, şeyh odası ve meydan odası günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Ahşap mimarisiyle “Anadolu’nun en estetik Mevlevihanesi” olarak nitelendirilen yapıdaki daire biçimindeki semahane, iki katlı binanın büyük bölümünü oluşturuyor.

GAZİOĞLU HAN

Sulusokak’a çıkarken yol üstünde görülen Gazioğlu Hanı, içinde yazmacılık yapıldığı için yaklaşık 50 yıldır halk arasında “Yazmacılar Hanı” olarak anılıyor. Yazmacılık yapılan Anadolu şehirleri arasında ayrı bir yere sahip olan Tokat’taki bu handa sayısı giderek azalan esnaf, el baskısı geleneksel yazmalar üretmeye devam ediyor.

Tokat Taşhan

TAŞHAN

İl merkezinde, Gazi Osman Paşa caddesi üzerindedir. Osmanlılar döneminde, muhtemelen 17.yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir. Yapı: dikdörtgen planlı, açık avlulu, 2 katlıdır. Zemin katta: avlu çevresinde sıralanmış, 43 oda ve tuvalet bölümü var. Güney ve batı yönündeki odaların önüne, revak yapılmıştır. Diğer odalar ise, doğrudan avluya açılmaktadır.

Tokat Saat Kulesi

SAAT KULESİ

İl merkezinde, Behzat mahallesindedir. 1902 yılında: Sultan II. Abdülhamit’in, Padişah oluşunun 25.yılı anısına, halkın yardımlarıyla, Belediye Başkanı Enver Bey tarafından yaptırılmıştır.

Yüksekliği: 33 metredir. Kapısı: güney yönündedir. Kesme taştan yapılmıştır. Saat kısmı: 1917 tarihinde restore edilmiş, dört yöne, büyük kadranlar yerleştirilmiştir. Bunlar: her saat başlarında ve yarım saatlerde, iki dakika süreyle çalarlar ve bu çalma sesi, şehrin birçok bölgesinden rahatlıkla duyulmaktadır.

Tokat Hıdırlık Köprüsü

HIDIRLIK KÖPRÜSÜ

Önemli bir kavşakta bulunan köprü: 5 gözlüdür. Selçuklu döneminde yapılmıştır. Uzunluğu: 151 metre, genişliği: 7 metredir. Kesme taşlardan yapılmıştır.

Köprü üzerinde bulunan, mermer bir küre üzerindeki kitabede: II. Gıyaseddin Keyhüsrev ve kendisiyle 3 yıl boyunca çatışan 3 oğlu (İzzeddin, Rukneddin, Alaeddin)’nun isimleri birlikte yazılmıştır. Çünkü: aralarındaki çatışmanın bitirilmesi amaçlanmış ve bu da başarılmıştır. Bunun üzerine: üç kardeş, yaklaşık 8 yıl devleti birlikte yönetmişlerdir.

Köprünün hemen yanında, bir de türbe var. Ama bakımsızlıktan bir hayli yıpranmış durumda.

Evet, bu 700 yıllık köprünün hemen yanında, Hıdırlık Çayırı denilen bir yer var. Burası: il’in mesire yeri.

SEBASTOPOLİS ANTİK KENTİ

Şehir merkezinin, 68 km. güneybatısındadır. Kentin ismi: Büyük, azametli şehir anlamına gelmektedir. Bazı kaynaklara göre: şehir, MÖ.1.yüzyılda kurulmuştur. Kent hakkındaki yazılı kaynaklara göre: Roma İmparatoru Traianus tarafından, kent: Kappadokia Eyaletine dahil edilmiştir, ismi ise: Herakleopolis olarak geçmektedir.

Burada: 1987 yılında, Tokat Müze Müdürlüğü tarafından kurtarma kazıları yapılmıştır. Bu kazılarda ortaya çıkarılan mimari parçalar değerlendirildiğinde, burada: Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim olduğu ve hatta önemli bir yerleşim bulunduğu tespit edilmiştir.

Çekya Prag

Çek Cumhuriyeti Prag

Evet: Osmanlı Çek Cumhuriyeti Prag a ulaşamadı. Ama günümüzde: ülkemizden Prag’a binlerce turist gidiyor. Prag’a geziye gidecek ziyaretçiler için: tam anlamıyla, bir bütün olarak, Prag ile ilgili tüm bilgileri tek bir yazı altında bulabileceğiniz yer. Evet; işte, Prag’ın tüm özellikleri, orada ihtiyacının olacak tüm bilgiler.

Çek Cumhuriyeti Prag

Tarihi binalarının muhteşem görüntüsü altında: Arnavut kaldırımlarında yürüyüş yapabileceğiniz: sessiz, sakin ve huzur dolu bir yer. Ayrıca: Prag için söylenecek ilk ve en önemli şey: ucuzluğu. Gerçekten çok ucuzdur.

Çek Cumhuriyeti Prag Ulaşım

ULAŞIM BİLGİLERİ

Türk Hava Yolları ve CSA uçakları ile gidiliyor. İstanbul-Çek Cumhuriyeti Prag uçak yolculuğu, yaklaşık: 2 veya 2.5 saat gibi sürüyor. Prag’daki: Ruzyni İnternational Havaalanı; Avrupa’nın en modern havaalanlarından biri olarak kabul ediliyor.

Havaalanına: araba, taksi, otobüs seferleriyle ulaşmak mümkündür. Prag şehir merkezinden: Kladno ya da Slan’a doğru, havaalanı işaretlerini takip ederek, kolaylıkla havaalanına ulaşılabilir. Terminaller arasında: otobüs, minübüs ve taksiler hizmet veriliyor.

VİZE

Schengen vizesine dahil olmasıyla birlikte, vize konusunda rahatlama oldu. Yalnızca Çek konsolosluğundan değil, Schengen vizesi veren herhangi bir konsolosluktan da vize almanız mümkündür.

Çek Cumhuriyeti Prag Ne Zaman gidilmelidir

EN UYGUN MEVSİM-NE ZAMAN GİTMELİ

Çek Cumhuriyeti Prag; Mayıs, Haziran ve Eylül ayları: hava şartlarının gezmeye elverişli olduğu aylardır. Nisan ve Ekim ayları arasında da, hava soğuk olmasına rağmen, gidilebilir. Kış aylarında kesinlikle gidilmemeli. Yaz dışında gittiğinizde, Prag’da: Rus, Yahudiler ve ülkemizden giden turistleri bolca görebilirsiniz.

Yazın ise, bu kalabalık: İngilizler’ den oluşuyor ve gerçekten bu insanlarla birlikte olmak, pek iç açıcı değildir. Çünkü: aşırı ve özellikle alkol aldıklarındaki davranışları, kesinlikle bizim kültür seviyemize uygun değildir.

Mevsim dedim ya; kış aylarında Prag gerçekten soğuk, hayır, soğuk ta üstünüze kalın bir şeyler giyip, olayı dengeleyebilirsiniz, ancak: kar yağdığında, mevcut o güzel mimari görüntülerin büyük çoğunluğu kar altında kalıyor ve sizler göremiyorsunuz.

Zaten, tur şirketleri bu yüzden, kış turlarının fiyatlarını, muhteşem şekilde aşağıya çekiyorlar. Unutmamak gerek, amaç seyahat etmek değil, gidilen yerdeki güzellikleri keşfetmek. Bu yüzden: kış aylarında Prag’a gitmenizi önermiyorum.

Hoş hangi mevsim giderseniz gidin, bu güzel şehirde, mutlaka kulağınıza Türkçe kelimeler çarpacak kadar çok Türk olduğunu göreceksiniz. Son bir not: Prag şehrine yaz aylarında giderseniz günler uzun olduğu için yani hava geç karardığı için daha çok zamanınız olacaktır. Kışın hava saat 16 gibi karardığından, gün ışığından yararlanma süresi kısalıyor.

Çek Cumhuriyeti Prag

KONAKLAMA-OTELLER

Otellerin odaları iyi değil ve hizmetler de öyle çok güzel değil. Prag’daki butik otellerin durumunu: Aria Hotel’de görebilirsiniz. Henry Kalan tarafından yapılan otel: müzik temalı odalara, bir medya kütüphanesine ve film gösterimi için çeşitli salonlara sahip. Kentin diğer bir tasarım oteli: Josef.

Burası biraz daha steril. Hotel Elite’de: eskinin barok kışlaları atmosferi var. Hizmet anlamında gayet iyidir. Hotel İmperiyal: uygun fiyatlı ve etkileyici bir otel. 19’ncu yüzyıl kafesinin üstündeki orta kalitede odaları var. Hotel Apostolic Residence: eski şehir meydanının göbeğinde bulunuyor. Hotel Redlion: Prag kalesinden birkaç basamak aşağıda ve iyi restore edilmiş, üç aile konağının bir parçası. Otellerdeki kahvaltıda: Kabak çekirdekli ve haşhaşlı ekmekleri var. Bunların tadı harika.

Çek Cumhuriyeti Prag

KONUM-COĞRAFİ BİLGİLER

Prag (Phana): Çek Cumhuriyetinin başkenti ve en büyük şehridir. 7 tepenin üzerine kurulmuş bir şehirdir.

Tam ortadan: Vitala isimli nehir geçiyor. Nehir: 30 km. uzunluğundadır. Çek dilindeki adı, Praha “eşik” anlamına geliyor. Mistik bir şehir. Hakkında: birçok efsane ve masal var. 100 kuleli şehir olarak da anılıyor. Ayrıca: Altın Şehri, Doksanların Sol Bankası, Masal Şehri, Şehirlerin Anası ve Avrupa’nın kalbi gibi isimlerle de anılıyor.

DİL

Resmi dil: Çek dili. Prag halkının hemen hepsi, orta derecede İngilizce ve Almanca bilir. Restoranlarda, tarihi bölgelerde ve alışveriş yaparken, bu dilleri kullanarak anlaşabilirsiniz.

Çek Cumhuriyeti Prag

PARA BİRİMİ

Prag’da geçerli para birimi: belki şaşıracaksınız, ama Euro değildir.

Para birimi: Crown (Koruna)

Bu para biriminin, diğer para birimlerine dönüşümü ile şöyle: 25-30 Kuron, 1 Euro ediyor.

Paralarına önem veriyorlar. Yanınızda, Euro veya dolar bulunduğunda, nasılsa bunları da kullanabilirim diye düşünmeyin, çoğu yerde kabul etmiyorlar. Mutlaka, otel lobisinden, para bozdurun. Sokaklarda da, her yerde döviz bürosu bulmak mümkündür.

Ancak kazık yemek mümkün. Dikkat edin. Biraz önce yazdığım gibi: nerde bozdurursanız bozdurun, sonuçta, 1 Euro için, en fazla 30 kurona kadar çıkıyorlar. Yani: dalgalı kur. Burada en önemli husus, döviz bozdururken komisyon almaları ve bunu çaktırmadan alıyorlar. Yani, önce bozdurmak istediğiniz Euro veriyorsunuz, sonra size uzunca bir kağıt veriyorlar, Çekçe yazılı bu kağıdı imzalamanızı istiyorlar, ardından muhteşem yüksek bir komisyon alarak, Euronuzu bozuyorlar.

İstediğiniz kadar olmaz, vazgeçtim deyin, fayda etmez. Çünkü verdikleri hiç anlamadığınız dilden yazan kağıdı imzalamışsınızdır.

Bu yüzden: Euro bozdurmak istediğinizde, mutlaka, önce kağıda yazın, 100 Euro verdiğimde ne kadar bana vereceksin diye herhangi bir kağıda yazılı teyit alın, sonra paranızı verin ve bozmasını bekleyin, yoksa muhteşem bir komisyon kazığı yemek ve derdini hiç bir kimseye anlatamamak gibi bir durumla baş başa kalırsınız.

Daha önce Fas gezisinde yazdığım gibi: Çek Kuronu, her yerde geçerliliği olan bir para birimi değildir.

Yani: fazla bozdurup ta, yanınızda kalırsa, Türkiye’ye getirdiğiniz yalnızca duvara asıp, hatıra diye saklayabilirsiniz. Yani: Çek cumhuriyeti dışında, bu paranın geçerliliği yok. Paranızı az az bozdurun veya dönmeden önce, Otel Lobisinde (havaalanında değiştirmeyi düşünürseniz yanılırsınız) yine, geri vererek, Euro’ya dönüştürün. Bunu da, yapamazsanız, şöföre bahşiş, aman rehbere vermeyin, çünkü rehberler bozuk para verince bozuluyorlar.

Yazının en başında Prag’ın en önemli özelliğinin ucuzluğu olduğunu söylemiştim. Gerçekten çok ucuz. Çünkü: para birimi Euro değil. Örneğin: İtalya’da, herhangi bir şey alacaksınız, fiyatı Euro olduğu için, hemen onun fiyatını, bizim paramıza çevirirken ortaya pahalı bir fiyat çıkıyor.

Ama: Prag ucuz. Şöyle bir örnek verebilirim. İstanbul’da 20 TL. ye içebileceğiniz bir Mojito, güzel bir mekanda, yaklaşık 100 Çek Kronu, yani 4 Euro kadar.  

Çek Cumhuriyeti Prag

PRAG’DA KENT İÇİ ULAŞIM

Evet, Prag’da oteliniz şehir merkezine uzaksa, dert etmeyin. Çünkü, gayet güzel işleyen bir metro var. Şehrin her yerine, kolaylıkla varabilirsiniz. Hatlar kafanızı karıştırırsa, otobüsler de emrinize amade. Sanırım Prag’da en ucuz şey: ulaşım. Yok pahasına, istediğiniz yere gidebiliyorsunuz. Ancak, asla unutmayın. Prag’ın asıl keyfi, yürüyerek çıkıyor. Otelden şehir merkezine vardıktan sonra, ulaşım araçlarını hiç kullanmayın. Prag gerçekten yürüyerek gezilmesi gereken bir şehir. Her detayı böylece keşfedilebilir.

Çek Cumhuriyeti Prag

Metro

Prag Metro’su: 3 hattan oluşuyor. Her hat: farklı renkte bir harf ile tanınmaktadır. Hat A: Yeşil renklidir. Hat B: Sarı renklidir. Hat C: Kırmızı renklidir. Metro: her gün: saat: 05.00 ile 24.00 arasında işler. Çalışma günlerinde: her iki dakikada bir, diğer zamanlarda ise, dört ile on dakika ara ile seferler düzenleniyor. Yaygın metro ağı, sizi istediğiniz yere ulaştırıyor.

Çek Cumhuriyeti Prag

Nostaljik tramvay

Beyoğlu ve Moda’da kullanılan araçların benzeridir.

Otobüs

Her gün, saat: 04.30 -24.00 arasında çalışıyorlar. Otobüs tarifeleri duraklarda bulunuyor.

Ulaşım fiyatları

Şehir ulaşımının tümü, bilet ile sağlanıyor. Ulaşım araçlarına binmeden önce, biletinizi almanız gerek. Otel, Dopravni Podnik İnfo Merkezleri , Gazete Bayileri, Seyahat Acenteleri ve Mağazalardan, bilet temin edebilirsiniz. Ayrıca: Metro istasyonunda bulunan: slot makinalarından da bilet temin edebilirsiniz.

Taksiler

Sarı renkli taksi aramayın. Genelde: renkli ve damalı bir şeride sahip oluyorlar. Prag’da her şey gibi taksilerde ucuz. Gece geç saatlerde, otelinize dönmek isterseniz, taksilere güvenebilirsiniz. Ancak: güvenilir taksilere güvenin. Prag’ın belki de en büyük sorunu: korsan taksiler. Caddelerde park halinde gördüğünüz taksilerin, çoğu korsan. Yani: taksimetresi olmayan taksiler.

Dünya üzerinde en acımasız taksiler, taksimetresi olmayanlardır. Prag taksileri, kazık atma becerisine en fazla sahip olanlar. Hiçbir güzergahın fiyatı belli değildir. Her şey taksicinin keyfine ve sizin ne kadar kalantor göründüğünüze kalmış. Taksiye binerken, mutlaka pazarlık yapın. Otele vardığınızda, her zaman alışkanlık haline getirmeniz gereken bir şey var:

Otelin adres kartlarından beş-altı tane almakTIR.

Taksiye binmek zorunda kalırsanız, bu otel adres kartını taksiciye gösterin ve mutlaka pazarlık yapın. Aksi halde, mecbur kalmadıkça taksiye binmeyin. Taksiye binmeniz gerektiğinde “AAA” işaretli olan taksileri seçin. Ya da: 257 257 257 numaralı telefonu arayarak, istediğiniz yere, ücretsiz olarak taksi isteyebilirsiniz.

Taksilerle ilgili bir örnek vermek istiyorum. Şehir meydanından kaldığım otele 10 dakikalık bir yolculuk için: ilk gün bir taksiye 400 kron verdim. Ertesi gün “AAA” işaretli bir taksi ile aynı yolu gittim ve yalnızca 130 kron verdim. Aradaki farkı görüyorsunuz.

Sonuç olarak: Prag’da kötü bir anı yaşamanız için tek neden, inanın taksiler ve taksiciler olacaktır. 10 dolarlık bir mesafeye, 10 bin dolar ödemediğiniz takdirde, dayak yiyerek 5 bin dolara razı olmak gibi “istenmeyen” durumlarda kalabilirsiniz. Yani, en iyisi baştan pazarlık yapmaktır.

Çek Cumhuriyeti Prag

PRAG İNSANLARI

Aslında soğuk ve kaba oldukları söylense de, ufak densizlikleri dışında, yardımsever insanlar. Peki Türkler hakkında ne düşünüyorlar? Karl köprüsündeki heykellerden biri, kötülüğü temsil eden yeniçeri heykeliymiş. Çekler: genel olarak sessiz insanlar. Tarih boyunca hep yönetilmiş olduklarından, tepkili insanlar değiller.

Erkekleri:

Bitkin ve yorgun görünümlüler. Biranın sudan ucuz olması, dünyanın en çok bira tüketen toplumu olmaları, onları da tüketmiş. Kadınları ise, bakımlılar. Genelde: çok sessiz insanlar. Ama, tüm bu iyi niyetli sözlerime rağmen, Astronomik saat kulesinin bulunduğu yerde biraz zaman geçirdiğinizde, birçok dilencinin sizden para istediğini görecek, ayrıca yine birçok insanın çöpleri karıştırıp yiyecek bir şeyler aradıklarına tanıklık yapacaksınız.

Prag güzel şehir ama sanırım Praglılar ekonomik sıkıntı içindeler, bu kadar çok dilenci ve çöplük karıştıranlarla karşılaşacağımı hiç sanmıyordum, hem de tam Avrupa’nın ortasındaki bir ülkede.

Sonuç olarak, bu kadar çok dilenen ve çöplük karıştıran görünce, ürktüm, bu insanların fakirliğinin boyutunu bilmediğimden, ne gibi tepkiler verebileceklerini, hani gasp, hırsızlık gibi tepkilerin olabilme olasılığının yüksek olduğunu düşünmemek ve korkmamak elde değil.

Çek Cumhuriyeti Prag

DİNİ YAŞAM

Prag, görkemli katedraller ve kiliselerle dolu. Her yerde, karşınıza, Hıristiyanlık ile ilgili heykeller veya resimler çıkıyor. Ancak, günlük yaşamda, dinin yaşama kimse önem vermiyor. Çünkü: burada, nüfusun % 55’nin ateist olduğu, yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkmış. Sanırım: komünist dönemden kalma bir alışkanlık olsa gerek. Evet, Çek Cumhuriyetinde, Hıristiyanlık için tesis çok, ama cemaat yok.

ÜLKENİN EN BÜYÜK SORUNU

Ülkenin en büyük sorunu: bizim çingene, onların ise Roma insanı olarak tanımladığı azınlıklar. Aşırı sağ; bu insanların üzerine oynuyor ve toplumsal yaşamda, bariz bir ayırımcılık göze çarpıyor. Bir diğer azınlık ise, şaşırtıcı bir şekilde: Vietnamlılar. Ülkede: yaklaşık 45 bin Vietnamlı yaşıyormuş. Şaşırdınız sanırım. Evet, elbette bunun bir sebebi var. Çekoslovakya zamanında, “Komünist dayanışması” olarak Vietnam’dan, eğitim için getirilen yüzlerce öğrenci, daha sonra burada iş bulup kalmış. Onların: ikinci ve üçüncü nesil çocukları, burasını vatan olarak benimsemişler. Yolda yürürken veya alışveriş yaparken, bu çekik gözlü insanlara rastlarsanız, şaşırmayın.

Franz Kafka

FRANZ KAFKA

Çek’ler, bu ünlü yazarı pek sevmezler . Ama yabancılar hayrandır. Kafka; Değişim, Şato gibi kitaplarını Almanca yazdığından mıdır nedir, Çek’ler kendisini sevmiyorlar. Bu nedenle: bir Çek’e, Kafka’dan bahsederseniz, sizi soğuk karşılar.

Çek Cumhuriyeti Prag

TURİST

Her yıl, Prag şehrini, yaklaşık 3 milyon insan ziyaret eder.

Çek Cumhuriyeti Prag

TARİH

Kent, 870 yılında, Prag kalesinin kurulmasından, bugüne kadar geçen tarihi boyunca pek çok olaya şahit olmuş. Örneğin: 1346 yılında, Charles IV. Döneminde, burası Roma imparatorluğunun merkezi olmuş. İki yıl sonra da, dünyanın en eski üniversitelerinden biri olan Prag Üniversitesi, yani Charles Üniversitesi kurulmuş. 1583 yılında, kent bir kez daha Roma’nın merkezi konumuna gelmiş. Fransa’dan Prusya’ya, çok sayıda ülkenin işgaline uğramış. Bu yüzden zaten halk ile dalga geçiyorlar. Her gelen ülke, burayı kolayca işgal etmiş olması nedeniyle.

Evet: 1890 yılındaki büyük sel, güzelim kentte büyük bir yıkım yaratmıştır.

I. Dünya Savaşı sonunda kurulan Çekoslovakya, Prag’ı başkent seçmiş. Bu arada: 1938 yılında Nazilerle yapılan Münih antlaşmasının bir sonucu olarak, Prag’a tek bir bomba atılmıyor. Ancak: 1945 yılındaki “yanlışlıkla” gerçekleşen Amerikan bombardımanını unutulmamış. Alman işgalini, Sovyet ordusu sona erdirince, Çekoslovakya ve dolayısıyla Prag da, 1948 yılından itibaren Doğu Blokuna dahil olmuştur. 1960’lı yılların başlarında: Çekoslovak Sosyalist Cumhuriyeti ekonomisi dar boğaza giriyor.

1968 yılın başlarında ise: ülkede yönetimi elinde bulunduran, Komünist Partinin kontrolü; Alexander Dubcek tarafından ele geçirilir. Aynı yılın Nisan ayında: Dubcek: Sosyalizmden ayrılarak liberalleşme yönündeki ilk adımları atıyor.

Ancak: basının özgürleştirilmesi, tüketim maddelerine önem verilmesi ve hatta demokratik çok partili bir hükümet kurulması gibi, değişik ve önemli olan bu düzenlemeler, Varşova Paktı ülkeleri tarafından hoş karşılanmıyor. Ağustos ayında yapılan karşılıklı müzakerelerden de sonuç alınmayınca, 20-21 Ağustos tarihinde; Varşova Paktı ülkeleri orduları tarafından, Çekoslovakya, işgal edilir.

Çatışmalar sırasında: 72 Çekoslovak öldürülür ve yüzlercesi ise yaralanır.

Ayrıca; 300 bin civarında insan, Çekoslovakya’dan ayrılarak, Batı ülkelerine göç etmek zorunda kalır. 1990’lı yıllarda, görece “yumuşak” bir geçişle, Batı tipi bir demokrasiye dönen Çekoslovakya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya adlı iki ülke haline gelir.

Prag, artık Çek Cumhuriyetinin başkenti ama bir dünya mirası ve kültür başkenti olarak, uluslar arası önemini koruyor. Bu kent için, mütevazi sayılabilecek bir “Praglılar Listesi” de, bu önemi açıkça ortaya koyuyor.

Şöyle ki: Prag’dan yetişen ve tarih sahnesinde yer alan ünlüler şunlar: IV. Charles, Franz Kafka, Wolfgang Amadeus Mozart, Antonin Dvorak, Vaclav Havel, Albert Einstein, Milan Kundera gibi.

TARİHİ MEKANLAR

Prag’ın en büyük özelliği: II. Dünya Savaşında, zarar görmemiş olması. Yani: Hitler, bu şehrin güzelliğine hayran olmuş ve şehri bombalatmamıştır. Bu yüzden: tarihi birçok ev mekan sağlam kalmış. Prag’ın tarihi kent merkezi: 1992 yılından bu yana; Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO)’nun “Dünya Mirası” listesinde bulunuyor.

Ayrıca: 2000 yılında açıklanan, dokuz Avrupa Kültür Şehirlerinden biri olmaya hak kazanmış. Bu arada: “Prag’da gezilecek yerler neresi derseniz?” sitede, ayrı bir başlık altında, gezilecek, gezmeniz, görmeniz gereken, gezmeniz ve görmenizi tavsiye edeceğim, önereceğim yerleri ayrıntılı olarak anlatıyorum. Sitede ulaşabilirsiniz.

Çek Cumhuriyeti Prag

YEME-İÇME KÜLTÜRÜ-NE YİYEBİLİRSİNİZ-NE İÇEBİLİRSİNİZ

Prag tam anlamıyla bir pub ve bira şehridir. Ayrıca: yüzlerce, şarap evi ve restoranda bulunur. Ama: restoranlar, gece saat 22.00 den sonra yemek vermeyi keserler, unutmayın. En ünlü pubların arasında: Pivovar U Fleku isimli yer var. Burası, dünyanın en eski pub’ı olma özelliğine sahiptir.

Kuruluş yılı: 1499. Bu şehirde: buraya has içkiler de var. Denemek isterseniz: Becherovka gibi bir likör, Fernet gibi keskin içkiler, Slivovice gibi erik brendisi veya Pilsner Urpuell gibi biralar, sıcak Prag anılarında, hafızanızı canlı tutacaktır.

Özellikle: yerel içki Becherovka son derece popüler.

Çek mutfağı: et ve şarküteri ağırlıklıdır. Et olarak: domuz eti kullanılıyor. Domuz etini saymazsak: Avrupa’da Türk mutfağına en uygun damak tadı, burada var. Et: ya patates ile ya da üstte ağır bir sosu olan pilav ile servis edilir. Çorbalar için: sarımsak çorbasını deneyebilirsiniz. Ayrıca: bir çeşit mantı olan, dumplingler de, yemekte mutlaka servis edilir. Yemek için de bir de: gulaş denen bir yemek var. Bu: bizim ülkemizdeki tas kebabına benziyor.

Her ne kadar Macar asıllı olsa da, bu yemek Prag’da bayağı güzel yapılıyor. Dana etinden yapıldığı için, lezzeti de iyi. Evet, domuz eti değil, dana etinden yapılıyor. Bunun yanında, asıl geleneksel yemek: “Svickova” dedikleri et yemeği. Soslu dana eti, üzerine biraz krema ile servis edilen bu yemek, gerçekten çok lezzetli. Daha çok, geleneksel olarak düğün yemeği özelliğinde.

Zaten, Çek mutfağının en önemli yönü: Fransız ve Çin mutfağının aksine, ekmeğe, Türk mutfağında olduğu gibi çok önem vermeleri. Tüm yemekler, yanında Knedliky denilen ekmek içi ile geliyor. Yani yemekten sonra tabağı sıyırabiliyorsunuz. Hani: geleneksel özelliğimiz, ekmek olmadan doymak olmaz. Burada: ekmek var.

Daha önceden de belirttiğim gibi: her şeye sarımsak koyuyorlar.

Porsiyonlar inanılmaz büyük. Evet: Prag’da alacağınız her türlü yemeğin porsiyonu çok büyük. Yemeğinizi, ünlü Çek biralarından biriyle içmenizi, özellikle öneriyorum. Garsonlar: bira istenince, 1 Litrelik bira bardaklarını, önünüze koyuveriyorlar. Çünkü: yerel halk, birayı, bu kocaman bardaklarla içmeyi seviyorlar. Siyah birayı mutlaka deneyin, tadın. Size aksini söyleseler de, Prag’da kaliteli şarap yok, şarap içmeyi tercih etmeyin. Neden?

Çünkü: Çek Cumhuriyeti: Moravya ve Bohemya bölgelerinden oluşuyor. Prag: Bohemya’da kalıyor. Morovya: şarapları, Bohemya ise biraları ile ünlüdür.

Yani: Prag’da bira tadın. Çekler, en çok bira tüketen halk. Hatta: Alman ve Belçikalılardan bile daha fazla bira tüketiyorlarmış.

Çek Cumhuriyeti Prag da, 1500 tane birahane bulunduğu söyleniyor.

Ama: size önerim “U Zlateho Tygra” adlı birahane. Saat kulesinin bulunduğu meydanda, kime sorsanız gösterir bu birahaneyi. 1997 yılında ölen, ünlü Çek yazar, Bohumil Hrabal’ın da en sevdiği birahane olan bu birahaneyi, 1994 yılında ülkeye gelen ABD Başkanı Bill Clinton da ziyaret etmiş. Zaten, birahanenin orta duvarında, Hrball, Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Havel ve Bill Clinton’ın burada bira içerken çekilmiş fotoğrafları var. Bir bardak bira, yaklaşık 70 Kron, yani 2.5 Euro, 25 TL. civarında.

Çek Cumhuriyeti Prag
Prag’da: su ise tam bir sorun.

Onların su olarak kullandıkları madde, leziz değil. “Voda”, her türlü suyu nitelendiriyor ama buralarda su olarak kullanılan obje: maden suyu ve türevleri. Yani: normal, bizlerin bildiği pet şişe içinde su yok. Maden suyu benzeri bir su kullanıyorlar. Sadece, pembe kapaklı bir şişede satılan su: kuyu yani bizim bildiğimiz ve içtiğimiz sulardan.

Her yerde, “hot dogs” stantları var.

Ancak, domuz eti. Old Town’daki kafeler; genelde kalabalık ancak hoş ve “çok pahalı” olmayan mekanlar. Nerede güzel bir yemek yiyebilirim? Evet; Paris caddesi üzerinde, “Pravda” denilen güzel bir restoran var. Modern dekorasyonu ve gelen insanların şıklığı ile dikkati çekiyor. Buraya gidebilirsiniz.

Diğer bir restoran: “U Kalicha”. Duvarlarında yüzyıl önce bu restoran-birahaneye gelen ünlü yazar ve çizerlerin notları, resimleri, karikatürleri var. Oldukça büyük turist guruplarını içinde barındırıyor. Yemek başladıktan bir süre sonra; masalar arasında, orijinal kostümler içinde, müzisyenler dolaşarak müzik yapıyorlar ve misafirleri eğlendiriyorlar.

Diğer bir mekan “U Maltezskych rytirü”: Rosto ve biftekleriyle ünlü bir mekan. Rezervasyon yaptırmak gerek. Prokopska caddesi üzerinde. Bir başka mekan:” U Prince”: Tam meydanda, saat kulesinin önündeki alanda . Özellikle: akşamları yemek çok keyifli. Meydanda, sağa sola giden insanları izleyebilir, burada somonla yarattığı harika tatları deneyebilirsiniz.

BAHŞİŞ VE NEZAKET KURALLARI

Barlar ve birahanelerde: masalar, genelde yemekten önce, sizin gibi “Je tu Volvo? (ücretsiz mi?)” diye sorması gereken ve birbirlerine “dobrou chufi (afiyet olsun)” diyen, başka müşterilerle paylaşılır. Ancak: şehirdeki şık restoranlarda, mutlaka önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

Prag’da akşam yemeklerinde, belli bir kıyafet kuralı yoktur. Servis elemanları size çok kaba gelebilir. Nazik veya anlayışlı değiller. Ama bunun sebebi, sizi veya işlerini sevmemeleri değil. Eski bir komünist ve Doğu Bloku ülke olduğu için, hizmet sektörü, diğer ülkelerde olduğu gibi gelişmemiş.

Hizmet kalitesi yeterli düzeyde değil.

Yani, henüz bu işin sırrını öğrenememişler. Garsonlar, hesabınızı bir kağıt parçasına yazar ve gitme zamanı geldiğinde, bu kağıda bakarak, fatura kesilir. Hesabı, garsona değil, kol bandında katlanır cüzdan bulunan görevliye ödemelisiniz. (“Zaplatim prosim (hesap, lütfen))” Pek çok barda: az bir giriş ücreti alınır.

Ayrıca: süt, ekmek ve akerdeonla çalınan korkunç müzik için: ekstra ücret istenir. Hesabı: en yakın, 10 Krona yuvarlayarak bahşiş alma alışkanlığı vardır. Daha küçük yerlerde: 10-15 Kron bahşiş almak kural haline gelmiştir.

Çek Cumhuriyeti Prag

ALIŞVERİŞ

Çek Cumhuriyeti Prag, çok aşırı ucuz bir şehir değil. Kolilerle hediyelik eşya almayı planlıyorsanız, biraz hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Çalışma saatleri içinde, ihtiyacınız olan her şeyi, her zaman bulabilirsiniz. İşin sırrı: ara sokaklardaki tuhaf ama harika mağazaları bulmaktır. Özellikle: kristal ve kukla mağazalarına girebilirsiniz. Ancak: yüksek fiyatlara satılan sıradan cam eşyalar dışında, kristalin kalitesi mükemmel. Prag’ın merkezindeki çoğu mağazada, istemeye istemeye de olsa, satıcılar; İngilizce konuşulur ve kredi kartları da yaygın olarak kullanılır. Ancak: gülümseyen yüzlere rastlamak zor. Satıcılar somurtgandır.

Çek Cumhuriyeti Prag

ALIŞVERİŞ YERLERİ

Çek Cumhuriyeti Prag şehir merkezindeki alışveriş yapılacak yerlerden uzak durmanızda yarar var. Özellikle: Hrcdcany ve Prag Kalesinin çevresindeki bölge için bu durum geçerli. Stare Mesto biraz daha iyi. Özellikle: Nove Mesto’ya doğru ilerledikçe ve arka sokaklara girerseniz, değişik mağazalar görebilirsiniz.

Moda ve pahalı ürünleri bulabileceğiniz Pariska’nın ağaçlı yolunun ve sizi kendine çağıran kafelerinin mutlaka tadını çıkarın. Na pikope’de bir alışveriş merkezi ve pek çok zincir mağazanın şubesini bulabilirsiniz. 

Alışveriş merkezleri, akşamları saat 19.00 a kadar açıktır. Cumartesi günleri ise, tüm mağazalar: saat 13.00 e kadar açık kalıyor. Pazarlıksız alışveriş yapmayın. Bohemya cam ve kristallerinden almadan dönmeyin. Stare Mesto Market isimli, açık pazarda, tahta oyuncaklar, seramikler, porselenler bulabilirsiniz. Buraya da, mutlaka uğramanızı öneriyorum.

Çek Cumhuriyeti Prag

NE SATIN ALINIR

Aslında Çek cumhuriyeti; tarihi “Bohemya kristalleri” nin üretildiği bir ülke. Fakat; Avusturya’nın başkenti Viyana’daki kadar canlı ve ışıltılı satış mağazaları yoktur.

Çek Cumhuriyeti Prag

Onun dışında, Prag’da: “kuklacılık” çok meşhur. “Baba yağa” tarzı tahta kuklalar oldukça ucuz. Ayrıca: ahşap oyuncaklar da çok bulunuyor. Özellikle: çocuklar, el yapımı oyuncakları çok beğeniyorlar. Zaten: Prag’da; yalnızca bunların satıldığı bir Pazar yeri de vardır.

Çek Cumhuriyeti Prag

Ayrıca: burada satılan resim ve gravürler de hoşunuza gidebilecek güzellikte. Becherovka denen bir likör var. Bunu da, hediyelik veya kendiniz için satın alabilirsiniz. Tekstil ve kozmetik ürünleri, Türkiye’ den ucuz. Özellikle, “Andet” durağının orada bir “Carrefour” mağazası var. Oldukça hesaplı, burayı alışveriş için öneriyorum.

LAL TAŞI VE KEHRİBAR

Lal taşı ve kehribar çok ünlü. Prag’da adına yakışır her kuyumcu, bu taşları bulundurur. Turistik eşya mağazalarını dolduran kristaller ve oyuncak bebekler arasında: lal taşı ve kehribar gözünüzden kaçmayacaktır. Lal taşı: ateş kırmızısı rengi ve ışığı yansıtma becerisiyle ünlüdür. Sahip olduğu varsayılan iyileştirme becerileri içinde: üzüntüyü giderme, takana canlılık ve neşe duyguları verme sayılabilir.

Lal taşı takma modasının geçmişi: mücevherler arasında, pek çok lal taşı kaplama örneğin yer aldığı İmparator Rudolf II’ye ve 1800 lü yıllardaki elbiselerini süslemek için lal kullanan Rus Çariçelerine kadar uzanır. Ancak: gerçek lal taşı almak durumunda: üzerinde bulunması gereken işaretleri (G, G1, G2) mutlaka kontrol edin ve üreticisinin belgesini sorun.

Kehribar

Baltıkların en ünlü taşı. Aslında bir mineral değil, tarih öncesinden kalma ağaçların reçinesidir. Kuzeyin altını olarak bilinen kehribarın tarihi, güneşin sembolü olarak bilindiği neolitik döneme kadar uzanır. Mısırlılar: kehribarı, koruyucu olarak mezarlarına koyarken, Romalı kadınlar bu taşı ellerinde tutarak, ebedi gençliğe kavuşmayı dilemişlerdir.

Kehribarın, aynı zamanda bazı iyileştirici özellikleri de vardır. Depresyonu azalttığı, neşe ve iyiliği arttırdığına inanılır. Prag şehrinin her yanında bulunan mağazalarda, çok sayıda sahte kehribar karşınıza çıkacaktır. Bu yüzden: gerçek kehribarın, tuzlu suya konulduğunda; bir kalıp sabun gibi, yüzebildiğini unutmayın. Gerçek kehribar: cam ve plastikten çok daha yumuşak olarak öne çıkıyor.

EĞLENCE

Çek Cumhuriyeti Prag, bütün gece ayakta kalan bir şehir. Kot pantolon ve tişörtle, hem klasik bir birahaneye hem de daha eski kulüplere girebilirsiniz. Mala Strana’da, en eski moda Bohemya publarından biri ve eskiden bir baron evi olan Baracnicka rychta bitişiğindeki oditoryumda, çılgın rock gurupları var.

Sokağın hemen aşağısında, U Maleho Glena’nın üst katında, genç gezginler, içki içerken, Çek ve uluslar arası caz ustaları, mahzende, program yapıyorlar. Prag’da gece hayatının bir bölümü: striptiz kulüplerinde yaşanıyor.

Başta: İngiliz ve Alman turistler olmak üzere, Avrupa’nın her yerinden, özellikle hafta sonları, birçok erkek gurubu, felekten bir gece çalmak için Prag’a geliyorlar. Kadınların çok rahat girebildiği bu kulüpler, Prag kentinin dışında bulunuyor.

Nasıl bulunacağına gelince, onlar sizi buluyor. Kentin meydanında: 24 saat, sizi kulüplere götürmek için sıraya giren insanlar var. Kent meydanı: özellikle gece yarısından sonra; değişik bir havaya bürünüyor. Bir çok limuzin, ücretsiz olarak striptiz kulüplerine dolmuş seferleri yapıyor.

Çek Cumhuriyeti Prag şehri gezilecek yerler tanıtımı içi.