Sivas Hafik

Sivas Hafik

Otantik kıyafetleri, dokumaları, nakışlı yün çorapları ve yaşayan gelenekleriyle öne çıkmaktadır. Ayrıca, ilçe aynı ismi taşıyan gölüyle ünlüdür. Ayrıca, göçmen kuşların göç rotasında bulunmasıyla ünlüdür.

ULAŞIM

İlçe, Sivas-Erzincan kara yolu üzerinde kuruludur. Hafik, Sivas arası uzaklık; 37 km. Hafik, Zara arası uzaklık: 61 km.

TARİHİ

Yörede, Hititlerden bu yana yerleşim olduğu tahmin edilmektedir. Burada Osmanlı tarihinin ilk dönemlerine ait bir olay yaşanmıştır. 1230’lu yıllarda Hafik ovasında, Selçuklular ve Moğollar arasında büyük bir savaş olur. Savaşta Selçuklular yenilmek üzere iken, obasıyla buradan geçmekte olan Ertuğrul Gazi, askerleriyle Selçuklulara yardım etmiş ve savaşı kazanmalarını sağlamıştır.

Bunun üzerine, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat, bu yardımı nedeniyle Ertuğrul Gazi’ye ileride Osmanlı imparatorluğunun kurulacağı toprakları yani Söğüt bölgesini vermiştir.

Bu olayın hatırasına, 1915 yılında Türk tarihinde İslamiyet’in kabulünden sonra dikilen ilk heykel olan, Osman Gazi büstü dikilmiştir. Bu büst 1936 yılında kaldırılmış ve halen Sivas Müzesinde sergilenmektedir.

Osmanlı döneminde, 1515 yılında Yavuz Sultan Selim, İran seferine giderken, ordusu ile, günümüzde “Sultan Pınarı” olarak isimlendirilen yerde çadır kurarak konaklamıştır.

Yerleşimin eski ismi “Koçhisar” dır.

1870 yılında ilçe olur. 1926 yılında yörenin ismi değiştirilmiş ve Hafik ismi verilmiştir. Hafik kelimesinin, Ermenice de “kuşlar” demek olduğu söyleniyor.

GENEL

İç Anadolu bölgesinin yukarı Kızılırmak bölümündedir. Rakımı ortalama 1276 metredir. Yörede karasal iklim hakimdir ve buna göre, kışlar çok soğuk ve kar yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçer. İlçe topraklarında çok miktarda göl ve ırmak vardır.

Göllerden en büyüğü Hafik gölüdür. İlçede yaşayanların başlıca geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Kızılırmak havzasında bulunması nedeniyle tarım ön planda gelmektedir. İlçe toprakları yeraltı kaynakları yani madenler bakımından da zengindir.

Sivas Hafik Gölü-Koçhisar Gölü

HAFİK GÖLÜ-KOÇHİSAR GÖLÜ

İlçe merkezinin 2 km kuzeyindedir. Yörede “Büyük göl” ismiyle bilinmektedir. Çünkü çevrede bulunan birçok gölün en büyüğüdür.

Genişliği yaklaşık 2 kilometredir. Derinliği ortalama 6 metredir. Göl dipten kaynayan sularla beslenir. Ortasında bir adacık vardır.

Kış döneminde, göl yaklaşık 4 ay buzla kaplıdır. Tüm çevresi sazlıktır. Gölde birçok balık türü bulunmaktadır.

Sivas Hafik Gölü-Koçhisar Gölü

Gölün en büyük özelliği, kuş cenneti olmasıdır. Kuşların göç yolunda bulunduğundan birçok kuş burada gölün kıyısındaki sazlıklarda konaklamaktadır. Göl kıyısında, su samuru, nesli tükenme tehlikesinde olan vaşak, kuğu gibi yaklaşık 150 kuş türü barınmaktadır.

Göl güzel ve temiz doğası ile çevrenin en güzel mesire alanlarından birisidir. Gölün çevresinde çeşitli mesire alanları ve 3 tane tesis bulunmaktadır.

Gölün çevresine bir sahil yolu yapılmıştır. Ayrıca piknik alanları, gölün ayağı üstüne taş kaplama tarihi Mostar Köprüsü tarzı bir köprü yapılmıştır. Göl, tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

NE SATIN ALINIR

Bu yöreye yolunuz düşerse, Hafik çorabı ve Hafik halısı almayı düşünebilirsiniz.

HAFİK KÜLTÜR TURİZM VE GÜREŞ FESTİVALİ

Her yıl Temmuz ayı içinde geleneksel olarak düzenlenmektedir. Festival 3 gün sürer. Festivalde: çeşitli sanatçıların yer aldığı konserler ve güreş müsabakaları düzenlenir. Güreşler 3 kategori ve 15 dalda yapılır. Kazananlara para ödülleri verilir.

Sivas Hafik Tozanlı Kültür ve Doğa Festivali

TOZANLI KÜLTÜR VE DOĞA FESTİVALİ

İlçe merkezine bağlı Tozanlı Deresi Beykonağı köyüne yaptırılmak istenen mermer ocağına karşı, köylüler “Tozanlı Kültür ve Doğa Festivali” düzenliyorlar. Festival, mermer ocağı yapılması planlanan Beykonağı köyü Melek Dede mevkiinde yapılıyor.

GEZİLECEK YERLER

Sivas Hafik Osman Gazi Büstü

OSMAN GAZİ BÜSTÜ

Tarihçe bölümünde de bahsettiğim gibi, Osman Gazi büstü, Türkiye’de uygulanan ilk heykel çalışmasıdır. Büst: 1914-1918 yılları arasında, Sivas Valisi Muammer Bey direktifleriyle, Hafik Kaymakamı Nebi Bey tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra, bugünkü Cumhuriyet ilkokulunun 300 metre yakınına, bir sütun üzerine dikilmiştir.

Büstün boyu 91 cm ve eni 50 cm dir. Üzerine dikildiği sütunun yüksekliği ise 8 metredir.

Evet, bu büst ve üzerinde bulunduğu sütun, 1936 yılında Sivas Valisi Nazmi Toker tarafından yıktırılmıştır. Büst: Hafik Belediyesi deposuna kaldırılmış, 1943 yılında buradan alınarak Sivas Müzesine götürülmüştür.

Büstün bulunduğu ve yıktırılan sütunun başlık kısmı ise, Hükümet Konağı önüne getirilmiş ve üzerine Atatürk büstü konulmuştur. Sütunun diğer bir parçası ise, müezzinlerin ezan okuması için Hafik Çarşı camisi önüne yerleştirilmiştir.

Sivas Hafik Eski Koçhisar Mektebi

ESKİ KOÇHİSAR MEKTEBİ

İlçe merkezinde Sivas caddesindeki yapı, 1915 yılında, Sivas Valisi Muammer Bey tarafından Koçhisar Mektebi olarak yaptırılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra ise adı Cumhuriyet İlkokulu olarak değiştirilmiştir.

Birinci Ulusal Mimarlık dönemi özelliklerini taşıyan yapı, taşrada olması nedeniyle ilgi çeker. Yapı: doğu ve batısından çıkıntı yapan, U planlıdır. Kesme taştan yapılmıştır. Tek katlıdır. Simetrik planlıdır.

Yapı, bir süre Cumhuriyet ortaokulu ek binası olarak ve daha sonra ise Öğretmenevi olarak kullanılmıştır. Yapı, günümüzde kütüphane olarak kullanılmaktadır.

HÜKÜMET KONAĞI

İlçe merkezinde: Tepe Mahallesindeki yapı, son Osmanlı dönemi idari yapılarından birisidir. Kitabesi yoktur. Günümüzdeki bina, 1925-1927 yılları arasında yapılmıştır. Ancak, bu tarihten daha önce de 1873 yılında burada bir ahşap Hükümet Konağı binası vardı.

Mevcut hükümet konağı, bir yangın sonucu yanıp yok olunca, yeni hükümet konağı yapılmıştır. Bina, iki katlı ve kiremit çatılıdır. Bodrum yerden 1.20 metre yüksekliktedir. Bina, 1979 yılında tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

1989 yılında ve son olarak 2005 yılında restore edilmiştir. Bu restorasyonda beden duvarları dışında tamamen yenilenmiştir. Günümüzde Kaymakamlık olarak kullanılan yapıda, zemin katında bir konferans salonu ve üst katta ise Makam ve çeşitli odalar bulunur.

DİREKLİ MAĞARASI

İlçe merkezi sınırları içindedir. Mağara oldukça dik bir yokuşun tepesindedir. Mağara: insan eliyle yontulmuştur, çünkü çekiç izleri görülür. Mağara yontulurken, tam ortada bir sütun bırakılmıştır. Bu yüzden mağaraya, direkli mağara denir. Tam ortada bulunan sütunun 30 cm üstünde, çentikli bir daire görülür. Bu dairenin içine, güneş figürü işlenmiştir. Mağaranın zemini muntazam işlenmiştir. Mağaranın 50 metre ilerisinde, zirvede bir kaya mezarı bulunur.

 

PILIR HÖYÜK

İlçe merkezine 3 km uzaklıkta, Hafik gölü içinde bulunan küçük bir ada görünümündedir. Gölün orta bölümünde yükselir.

Çevresi sazlıklarla çevrilidir.

Burada: Neolitik döneme ait (MÖ 8000-5000) önemli bir buluntu tespit edilmiştir. Buna göre, göl yüzeyine dikili kazıklar üzerine evler yapılmış ve bir yerleşim yeri oluşmuştur. Bu yerleşim yeri, daha sonra Kalkolitik dönemde de yani MÖ 5000-3000 yılları arasında da devam etmiştir. Yani, Pılır Höyük, Anadolu’da bu tarz yerleşmenin tek örneğidir. Höyük, 1990 yılında Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

LOTA GÖLLERİ

İlçe merkezine 3 km uzaklıktadır.

Sivas-Erzurum kara yolunun kuzeyindedir. Burada göller topluluğu vardır. Bu göller, ilkbaharda yağışlar başlayınca suların kabarmasıyla birleşirler. Dipten gelen kaynaklarla da beslenirler ve oldukça derindirler. Göllerde değişik balık türleri bulunmaktadır.

BEYDİLİ KÖYÜ

İlçe merkezine 12 km uzaklıktaki Beydili köyü yakınlarındaki kayalık alanda, peri bacası şeklinde doğal bir kaya bulunmaktadır. Bu kayalık, yöre halkı tarafından “Taş Anıt” olarak isimlendirilir. Yine bu köyün mezarlığında da ilginç mezar taşları dikkat çeker.

DÜZYAYLA KİLİSESİ

İlçe merkezine 13 km uzaklıktaki Düzyayla köyündedir. Köyün eski ismi “Horhun” dur.

Kilise köy merkezindedir. Duvar ve üst örtüsünde yıkılmalar ve dökülmeler olmasına rağmen, iyi durumda günümüze ulaşmıştır. Kilise, dikdörtgen planlıdır, Apsis dışa doğru yarım yuvarlak çıkıntılıdır. Moloz taş ve örgü duvar tekniğiyle inşa edilmiştir.

Bazı duvar taşları üzerine haç motifi işlenmiştir. Batı duvarında, eksende bulunan kapı açıklığından girilir. Kilisenin içinde, çok sayıda yazıt bulunur. Giriş kapısının üstündeki yazıtta tarih olarak 1761-1762 yazılıdır. Ancak bu yazıtın bir mezara ait olduğu düşünülür, çünkü kilisenin 19’ncu yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.

BAKIMLI KALESİ

İlçe merkezine bağlı 22 km uzaklıktaki Bakımlı köyü, Kaleboynu mevkiindedir. Köyün eski ismi “Fertelli” dir. Kale, köy yerleşimine 3 km uzaklıktadır. Önündeki Sancaktar deresi vadisine hakim konumdadır. Batı kesimi kayalıktır. Kalede yapılan yüzey araştırmalarına göre, bulunan seramikler burada Helenistik ve Roma dönemi yerleşimi bulunduğunu gösterir.

KEMİKTEPE HÖYÜĞÜ

İlçe merkezine bağlı 32 km uzaklıktaki Küpecik köyündedir.

Höyük, köyün yaklaşık 500 metre kuzeyinde, çayırlık bir alandadır. Höyüğün yüksekliği 4 metredir. Çapı ise 20 metredir. Bu ölçülere bakılarak küçük bir yerleşim yeri olduğu söylenebilir. Höyüğün yüzeyinde toplanan seramikler, höyükte MÖ 3 bin yıllarında yerleşim bulunduğunu kanıtlamaktadır.

DURULMUŞ KÖYÜ

Köyün eski ismi “Gevre-Gavra” köyüdür. İlçe merkezine 34 km uzaklıktadır.

Kalemköy Mağaraları

Durulmuş köyünün yaklaşık 500 metre güneyindedir. Kızılırmak’ın güneyinde yükselen kayalık tepe üstünde: buranın Bizans döneminde kullanıldığına dair kalıntılar bulunmaktadır. Bunlar: kaya sığınakları, nişler, sarnıç ve kayalık yüzeye oyulmuş nişler içinde kabartma veya kazma şeklinde yapılmış haç motifleridir. Yüzeyde yeşil sırlı Bizans dönemi seramikleri bulunmuştur. Kızılırmak ile tarım yapılan düzlükte ise, yine temel kalıntıları bulunmaktadır.

Sivas Hafik Durulmuş Köyü Deliktepe Höyüğü

Deliktepe Höyüğü

Höyükte insan yapımı bir tünel bulunuyor. Tünel, büyük bir tepenin üzerindedir ve uzaktan bakıldığında delik gibi görülür. Tepenin eteklerinden yaklaşık yarım saatlik bir tırmanıştan sonra deliğin girişine ulaşılır. Ancak tünelin kim tarafından ve ne zaman ve ne amaçla yapıldığı bilinmiyor. İçeri doğru giden tünel, yaklaşık 40 derecelik eğimle ilerliyor ve 150 basamaklı bir merdiven bulunuyor.

Aslında bu merdiven daha uzun ama 150 basamaktan sonrası toprak ve kayalarla doldurulmuş olduğundan nereye kadar gittiği bilinmiyor. Tünelde toplam 35 metre derinlik ve 56 metre uzunluğa kadar gidilebiliyor. Evet herhangi bir başkaca araştırma yok ama elbette söylentiler var. Söylentilere göre, tünelin yeraltın da bulunan bir yeraltı şehrine gittiği iddia edilmektedir.

GÜNYAMAÇ KİLİSESİ

İlçe merkezine bağlı 36 km uzaklıktaki Günyamaç köyündedir. Kilise, köy camisinin 100 metre doğusundadır. Yapım tekniği değerlendirilerek muhtemelen 19’ncu yüzyıl sonunda yapıldığı düşünülmektedir. Moloz taşla dolgu duvar tekniğiyle yapılmıştır. Dıştan dikdörtgen planlıdır. Giriş, güney duvarındaki açıklıktandır.

KÖROĞLU MAĞARALARI

İlçe merkezine bağlı 41 km uzaklıktaki  Çimenyenice köyündedir.

Mağaralar, Çimenyenice köyünün yaklaşık 1-1.5 km doğusundadır. Burada, Köroğlu Tepelerinin bulunduğu alan, doğal kayalık bir alandır. Bu alanda bulunan kayalıkların yamaçlarına oyulmuş odacıklar bulunur. Bunlara çıkmak için ise, yine kayaya oyularak basamaklar yapılmıştır. Kayalık alanın üst kısmında ve eteklerinde, daha önce burada yerleşim bulunduğuna dair seramik ve cam kalıntılar bulunmuştur. Bunlar değerlendirildiğinde, yerleşim alanının: Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde kullanıldığı tahmin edilmektedir.

OSMAN NURİ KOÇAK EVİ

İlçe merkezine bağlı 43 km uzaklıktaki Alçıören köyündedir. Köy merkezinde bulunan yapı, kare planlıdır. Güney cephesinden girilir. Girişin iki yanında, kare şeklinde iki oda bulunur. Batısında ise bir ocak ve iki yanında ambarlar vardır. Oda ve mutfak olarak kullanılan bölümlerin duvarlarında, kalem işi süslemeler vardır. Bazı bölümlerde ise baskı tekniğiyle alçı bezeme yapılmıştır.

GÖKDİN KİLİSESİ

İlçe merkezine bağlı 47 km uzaklıktaki Gökdin köyündedir. Kilise, köy merkezindedir. Ancak oldukça ilginç, kilise iki şahsın ortam malı durumundadır ve bu yüzden ortadan duvarla ikiye bölünmüştür. Günümüzde samanlık olarak kullanılmaktadır ve oldukça fazla tahrip olmuştur. Yapının beden duvarlarının üstünde, çok sayıda haç motifi bulunmaktadır.

Sivas Hafik Tuzluhisar Kilisesi

TUZHİSAR KİLİSESİ

İlçe merkezine bağlı 49 km uzaklıktaki Tuzhisar köyündedir. Kilisenin bulunduğu arazi, köyde özel bir şahsa tapuludur.

Dağların içinde ve yerleşim yerlerine uzak bir mevkidedir. Kilisenin bulunduğu yere araç ile ulaşmak imkansız, dik bir yürüyüş yolu takip edilerek buraya ulaşılıyor. Köyün bulunduğu arazide, bu kilise haricinde çok sayıda mağara bulunmaktadır. 18’nci yüzyılda yapıldığı düşünülen kilise, üç sahınlıdır. Bazilikal planlıdır.

Boyutları 13.70 x 20.20 metredir. Kesme taştan yapılmıştır. Beden duvarı kalınlığı 1.40 metredir. Yapıya 1.80 metre açıklıktaki bir kapıdan girilir. Sütunlar birbirine sivri kemerlerle bağlanmıştır. Günümüzde sadece batı cephesindeki duvarda çatlamalar bulunmaktadır.

Ahşap çift kanatlı kapıdan içeri girilir, sonra 6.50 metre boyundaki bir orta sahan bulunur. Sahan yanlarında 3.70 metre ebatlarında iki sahan daha bulunur. Silindirik gövdeli, 1.85 metre yükseklikteki üç sütun, bu sahanları meydana getirmiştir. Sütunlar, demir gergilerle birbirine bağlanmıştır.

Yukarıda belirttiğim gibi, kilisenin bulunduğu arazi özel bir şahsa aittir. Kişiler, kilise binasını zarar vermeden kullanmaktadırlar. Hatta bir ara kiliseyi camiye çevirmek istemişler, ancak yörede yaşayanlar tarafından kabul görmemiştir. Kilise, 1987 tarihinde tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

TUZHİSAR MANASTIRI

Manastır binası, Tuzhisar köyü ile Küpecik köyü arasındaki Tuz ocaklarının üzerindedir.

Bulunduğu yerin rakımı 1600 metredir. Manastır: 2 metre kalınlığında bir duvar içinde, bir kilise ile birlikte bulunur. Biraz daha yüksekte, manastıra ait mezarlık kalıntıları vardır. Manastır binasından günümüze sadece birkaç duvar kalıntısı gelmiştir.

Manastır bölgesinde mermer bir parça bulunmuştur. Bu mermer parça üzerinde kabartma yazı ile yazılmış Ermenice bir metin bulunmaktadır. Çünkü manastır binasının bulunduğu yerde kaçak kazılar o kadar yoğun yapılmıştır ki, bölge tanınmaz hale gelmiştir.

BENLİKAYA KÖYÜ MEZARLIĞI

İlçe merkezine bağlı 60 km uzaklıktaki Benlikaya köyünün mezarlığı oldukça ilgi çekicidir. Burada çok sayıda mezar ile baş ve ayak taşları görülür. Mezarlıkta bulunan sandukaların yüzlerinde: dikdörtgen pano oluşturularak içine kahve tepsisi, kahve fincanı, cezve, kama, kılıç, leğen, ibrik, makas, fişeklik, elinde mızrak tutan süvari ve kuş gibi figürler işlenmiştir. Ayrıca yıldız gibi geometrik figürler de bulunur.

GÜLPINAR KÖYÜ KAYA YERLEŞİMİ

İlçe merkezine bağlı 75 km uzaklıktaki Gülpınar köyündedir. Mağaraların bir derenin kenarında bulunması, korunaklı olması nedeniyle, muhtemelen Demir çayı (MÖ 1200-100) dönemine ait olduğu tahmin edilmektedir. Kaya yerleşimi, köy yakınlarında bulunan kayalıktadır. Yerleşimin ortalama yüksekliği 2.17 metredir. Boyutları ise, kuzey güney yönünde 7.90 x 3.20 metredir. Dikdörtgen planlıdır. Alt katın batısından, merdivenle ikinci kata çıkılır. Üst kat da dikdörtgen planlıdır.

Sivas hakkındaki gezi yazım için Sivas

Yozgat Şefaatli

Yozgat Şefaatli

Şefaatli, il merkezi Yozgat şehrine 41 km uzaklıktadır. Ankara-Kayseri demir yolu ilçe merkezinden geçer. Şefaatli, Kozaklı arası uzaklık: 43 km. Şefaatli, Yenifakılı arası uzaklık: 54 km. Şefaatli, Kırşehir arası uzaklık: 92 km.

TARİHİ

İlçe merkezi, Delice ırmağına bakan bir vadi üzerinde, tren istasyonu olarak kurulmuş ve daha sonra hızla gelişmiştir. İlk kuruluş aşamasında, Şefaatli, Bozok Sancağının Kızılkoca ilçesine bağlı bir köydür. Kızılkoca, 1927-1928 yılları arasında bucak merkezi olur. 1933 yılında, Ankara-Kayseri demiryolunun geçmesi üzerine, Kızılkoca bucak merkezi, Şefaatli’ye taşınır.

1945 yılında ise, Yerköy ilçesi kurulunca, Kızılkoca bucak olarak Yerköy ilçesine bağlanır. 1954 yılında Kızılkoca, Yerköy ilçesinden ayrılır, merkezi Şefaatli olmak üzere ilçe teşkilatı kurulur. Gelelim ilçenin isminin kaynağına: Selçuklu Türkleri, Anadolu’yu Türkleştirirken, beyaz atlı bir Türk akıncısı, şafak vakti, beyaz atı ile Şefaatli’ye bakan hakim bir tepe üzerinde görülür.

Uzun süre vadiyi gözetleyerek yöre halkını eşkıyalardan korumuştur. Atlı akıncının burada görülmesiyle birlikte, bu bölgedeki eşkıyalar bölgeden uzaklaşırmış. Efsaneye göre, Şafak atlının şafak vakti görüldüğü yer anlamında, yöreye “Şefaatli” ismi verilmiştir.

Yozgat Şefaatli

GENEL

İlçe İç Anadolu bölgesinin Orta Kızılırmak bölümünde yer alır. İlçe merkezi Karasu ve Aksu çaylarının birleştiği vadi tabanına kurulmuştur. İlçe toprakları üzerinde dağ olarak nitelendirilecek bir yükselti yoktur. Genel arazi görüntüsü, Delice ırmağının iki yanında uzanan dalgalı düzlüklerdir.

Bu dalgalı düzlükler, ilçe sınırları dışındaki yayla ve dağlara kadar uzanır. İlçenin rakımı 828 metredir. Bu yüzden, çevresindeki birçok yöreye göre, burada kışlar daha yumuşak geçer. İlçenin büyük bölümü bozkırdır. Akarsu kenarları ise ağaçlıktır. İlçe halkının büyük kısmı tarım ve hayvancılıkla geçinir.

ŞEFAATLİ MESLEK YÜKSEKOKULU

Bozok Üniversitesine bağlı olarak 2015 yılında kurulmuştur. 4 bölümde eğitim verilmektedir.

Yozgat Şefaatli

GEZİLECEK YERLER

Yozgat Şefaatli Saat Kulesi

SAAT KULESİ

İlçe merkezinde Hacı Bayram Karabulut caddesindeki saat kulesi, 1986 yılında hayırsever Hacı Bayram Karabulut isimli kişi tarafından yaptırılmıştır. Kule: altı kademeli, dikdörtgendir.

Yozgat Şefaatli Koşa Köprüsü

ŞEFAATLİ-KOŞA KÖPRÜSÜ

İlçe merkezinde Aksu ırmağı üzerindedir. Yozgat il merkezi ile Şefaatli arasındaki ulaşımı sağlayan karayolu üzerindedir. 1894-1895 yılları arasında yapılmıştır.

Batı cephesinde, kemerler arasında, üç satırlık eski yazı kitabesi vardır. Rivayete göre: Çapanoğlu, Yozgat şehir merkezindeki büyük camiyi yaptırmadan önce, caminin taşları kanal üzerinden karşıya rahat geçirilsin diye bu köprüyü yaptırır.

Ayrıca, yine o dönemlerde, Şefaatli ilçesinin Kazlıuşağı köyünde de bir cami  yaptırır ve o da Küçük Çapanoğlu camisidir. Köprünün uzunluğu 35 metre, genişliği 7 metredir. Yüksekliği ise 5.20 metredir. Korkuluk duvarlarının yüksekliği 30 cm dir. Köprü üç gözlüdür.

Üçüncü göz: 1965-1970 yılları arasında betonarme olarak yapılmıştır. Evet, günümüzde bu köprünün yanına yeni köprü yapılmıştır, ancak bu köprü halen işlevini sürdürmektedir.

Yozgat Şefaatli Karabıyık Köprüsü

KARABIYIK KÖPRÜSÜ:

Yozgat-Şefaatli karayolu üzerindedir. Karabıyık köyü yol ayırımından yaklaşık 500 metre kuzeyde, yola yaklaşık 200 metre uzaklıktadır. Köprünün altından kaynak suyu geçer. Günümüzde kullanılmamaktadır. Köprünün günümüze ulaşan bir kitabesi yoktur. 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından, Mısır seferi sırasında yaptırılmış ve günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

Köprü kesme taştan yapılmıştır. Köprünün 3 adet ana sivri kemeri bulunmaktadır. Ayrıca taş korkulukludur. Taş korkuluklara geçiş, bir silme ile yapılmıştır. Korkuluklarda yıkılmalar ve duvarlarda yer yer dökülmeler olmuştur. Köprünün zemini sonradan taş döşenerek orijinalliği bozulmuştur. Uzunluğu 55 metre, genişliği 4.51 metredir. Kemer açıklıkları ise 6.60 metredir.

Yozgat Şefaatli Karabıyık Köprüsü

Köprü 2016-2018 yılları arasında restore edilmiştir. Bu restorasyonda, sel sularının getirdiği molozlarla kapanan üçüncü kemer ortaya çıkarılmıştır. Ancak Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılan restorasyonda: köprünün orijinal taşları kullanılmamış, bunların yerine Şefaatli bölgesinde bulunan “Kayraktaşı” diye bilinen mermer tarzı beyaz taşlar kullanılmıştır.

Üst taraf tamamen yeni yapılmış, köprünün alt kısımlarında nispeten ilk yapıldığı hali korunmuştur. Yani, bu rezillikle ilgili yorum yapmıyorum, yorumu siz okurlara bırakıyorum. Bir zamanlar Osmanlı ordusunun üzerinden geçtiği köprü bu mu? Diyeceksiniz. Bu köprü, beyaz bir köprü haline getirilmiş.

Yozgat Şefaatli Paşaköy Tokmak Hasan Paşa Camisi

PAŞAKÖY TOKMAK HASAN PAŞA CAMİSİ

İlçe merkezine bağlı Paşaköy’de Hasanpaşa Mahallesindedir.  

Cami: Tokmak Hasan Paşa tarafından 1773 yılında yaptırılmıştır. Cami dikdörtgen planlıdır. Son cemaat yeri, sonradan alüminyum doğrama ile kapatılmıştır. Giriş kapısı basık kemerli ve profillidir. Spiralli ve tek şerefeli minaresi sonradan yapılmıştır. Duvarlar sıva üzerine badanalıdır. 1895 yılında onarım görmüştür. Kırma çatılı yapı kiremitle kaplanmıştır. Cami içinde boya ile yapılmış süsler görülmeye değerdir. Cami 2005 yılında tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Yozgat Şefaatli Kale Tepesi

KALE TEPESİ

İlçe halkı mesire yeri olarak kullanılan buraya “Kale” demektedir. İlçe merkezinde bulunan kale tepede Belediye tarafından düzenleme yapılarak, tepenin ismine uygun olarak çevresine surlar yapılmış, ayrıca bir restoran, şelale, oturma gurupları ve Osmanlı çeşmesi gibi alanlar ilave edilmiştir. Yani, buranın tarihi bir özelliği yok, ancak Şefaatli yöresine yolunuz düşerse, mesire yeri olarak kullanılan burayı ziyaret edebilirsiniz.

GERDEKKAYA VE BEŞİKTEPE SİT ALANI

İlçe merkezine bağlı Güzelli köyündedir.

Gerdek Kayası mevkiinde bir höyük ve bunun doğu yamacında, birbiriyle bağlantısı olmayan iki odalı bir mağara bulunur. Gerdek Kayasının kuzeyinde ve yaklaşık 100 metre uzaklıkta, Beşiktepe Mevkiinde, iki höyük bulunur. Höyüğün birinin kuzey yamacında: kayalık olan kısımda açılan bir taş ocağı mağaraları tahrip etmiştir. Bu höyüğün üst yamaçlarında da, bu taş ocağından dolayı tahribatlar olmuştur. Höyük üzerinden toplanan seramikler, Roma dönemine aittir.

Yozgat Şefaatli Güzelli Köyü Mağaraları

GÜZELLİ KÖYÜ MAĞARALARI

İlçe merkezine bağlı Saatli köyünden, Güzelli köyüne giderken, Tepebaşı Mevkiindedir. İlçe merkezine 22 km uzaklıktadır.

Hafif yükselti halindeki tepe, kalkerden oluşur. Güney yamaçta bulunan mağara, yerden yaklaşık 1.60 metre yüksekliktedir. Kapıdan ancak bir insanın girebilmesi mümkündür. Kapı: yuvarlak kemerli, ön kısmında üç basamak bulunmaktadır. Girişin ağzında bir oda, sonra genişçe bir salon ve bu mekana bağlı iki küçük oda bulunur.

Doğudaki dip odanın eşik kısmında, yaklaşık 1 metre derinlikte ve 0.30 cm genişlikte bir oyuk bulunmaktadır. Tepenin doğu ve güney yamaçlarında, irili ufaklı birçok doğal mağara bulunur.

Ayrıca, tepenin üst kısımlarında bulunan kayanın da “tekne” şeklinde oyulduğu görülür. Sonuç olarak, tepenin her yanında daha önce burada bulunduğu tahmin edilen yerleşime ait izler vardır.

 Yozgat Sorgun hakkındaki gezi yazım için Sorgun

Samsun Alaçam

Samsun Alaçam

Alaçam, Samsun arasındaki uzaklık 78 km. dir.

Samsun Alaçam

TARİHİ

İlçede en eski yerleşimciler konusunda yapılan araştırmalarda, Sivri Tepe kesiminde yapılan kazılar sonucunda Hitit dönemine ait çanak-çömlek, seramik parçaları, bıçak, balta ve çeşitli aletler bulunmuştur. Buna göre, Hititlerin MÖ 5000-3000 yılları arasında bu bölgeye geldikleri tahmin edilmektedir.

İlk dönemlerde bölgenin ismi “Zalikus” dur. O dönemde deniz kıyısında bulunan Alaçam merkezi, günümüzde 2 km daha içeridedir. Çünkü Alaçam çayının getirdiği alüvyonlar, dere ağzı kısmında birikerek bir alüvyon ovası oluşturmuştur. Daha sonra yörede Danişmentliler görülür ve yörenin ismi “Tralköy” olur. 1183 yılında ise Selçuklular bölgeye gelirler ve yerleşim yerinin ismi “Uluköy” olarak değiştirilir.

1365 yılında ise, İlhanlı devletinin hükümdarı Bedirhan, ilçenin Uluköy olan ismini “Alaçam” olarak değiştirir. Alaçam isminin kasabanın ortasından geçen Uluçay’ın kenarında bulunan Uluçam denen büyük çam ağaçlarından aldığı düşünülür.

Alaçam 1398 yılında Osmanlı hakimiyetine girer. 1460 yılından 1922 yılına kadar Osmanlı devletinin hakimiyetinde kalan yöre, 1944 yılında Bafra kazasından ayrılarak Samsun iline bağlı bir ilçe olur.

Samsun Alaçam

GENEL

İlçe halkının yüzde 60’ı mübadil (Lozan antlaşmasından sonra Yunanistan topraklarından zorunlu göçe tabi tutularak Anadolu’ya gelenler) dir. Denizden yükseklik 15 metredir. İlçe halkının ekonomik faaliyeti tarım ve hayvancılığa dayanır. Ayrıca balıkçılık yapılır.

NE YENİR

Alaçam yöresine yolunuz düşerse ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, herse (tavuk etinden yapılır), Aluş, kaparlı pidesi ve özellikle ve mutlaka palamut balığından yapılan “Palamut dolması” önerebilirim.

 

Samsun Alaçam Koyu

ALAÇAM KOYU

Alaçam ilçesinde denize girmek isterseniz, ilçe merkezine yakın sahilde Alaçam koyu düşünülebilir. Burada güzel bir kumsal vardır. Ancak, deniz oldukça derindir, denizde birkaç adım atınca derinlik boy mesafesine gelir.

ALAÇAM MESLEK YÜKSEK OKULU

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesine bağlı olarak 2009 yılında açılmıştır.

MÜBADELE DÖNEMİ

30 Ocak 1923 tarihinde Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan “Türk ve Yunan Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol” ile, 1 Mayıs 1923 tarihinden itibaren Türkiye’de oturan Rum-Ortodoks dinine mensup olanlarla, Yunanistan’da bulunan Türkler, mecburi mübadeleye tabi tutulmuştur.

Mübadele deniz yolu ile yapılmış ve mübadillerin Türkiye’de indirildikleri önemli iskelelerden birisi de Samsun limanı olmuştur. Samsun’da geçici barınmayı sağlayacak misafirhaneler belirlenmiş, ancak bu alanların yetersizliği nedeniyle mübadillerin bir kısmı kasaba ve köylere yönlendirilmiştir.

Tütüncülükle uğraşanlar, Alaçam-Bafra ve Çarşamba bölgelerinde ve çoğunlukla Rumların terk ettikleri arsa ve evlere yerleştirilmiştir. 1950’li yıllarda ise Bulgaristan’dan Alaçam’a göç gerçekleşmiş ve yeni konut alanları belirlenmiştir.

Samsun Alaçam

GEZİLECEK YERLER

Samsun Alaçam Mübadele Müzesi

MÜBADELE MÜZESİ

İlçe merkezinde Çeşme Mahallesi Eski Şube Sokaktadır. Her gün saat 08.00-17.30 arasında ziyarete açıktır.

Müzenin bulunduğu bina, 19’ncu yüzyılın son çeyreğinde İptidai Mektebi olarak yapılmış, daha sonraki dönemlerde farklı işlevlerde yine kamu binası olarak hizmet vermiştir. Yapı 2010 yılında restore edilmiş ve 2012 yılından itibaren müze olarak ziyarete açılmıştır.

Yığma tuğladan yapılmış, 2 katlıdır. Giriş katı: idari bölüm, dökümantasyon ve depo bölümlerinden oluşur. İkinci katta ise, eserlerin tefrişi yapılmaktadır. Bu bölümdeki eserler Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün girişte yazılı şu sözü ile sergilenmektedir. “Mübadiller kaybedilmiş toprakların aziz hatıralarıdır.” Müzede: Etnografik eserler sergilenmektedir.

Bunlar: 1923 yılındaki Lozan Antlaşmasına konan ek protokolle zorunlu göçe tabi tutulan mübadillerin yanlarında getirdikleri günlük kullanım eşyaları, belgeler ve fotoğraflardan oluşmaktadır.

Vitrinlerde, müadil kadınlara ait özel günlerde kullanılan elbiseler (bindallı, gelinlik, cepken, şalvar, gelin başörtüsü gibi) günlük kıyafetler ve ayrıca erkek giysileri vardır. Bunlar üzerlerinde zincir, tel kırma, tel sarma gibi tekniklerle yoğun olarak işlenmiştir.

Vitrinlerde, mübadele yıllarına ait fotoğraflar ve belgeler de sergilenmektedir. Bunlar mübadillerin göç esnasında ve gemilere taşınırken çekilen fotoğrafları, mübadillere verilen yol belgeleri ve Kurtuluş Savaşına ait bazı belgelerdir. Ayrıca birinci kuşak mübadillerden hayatta olanların müzeye bağışladıkları bireysel kullanım eşyaları da sergilenmektedir.

Evet, ilginç bir müze, benzerlerine ülkemizin başkaca bir yerinde rastlamadım, Lozan antlaşmasının ardından Anadolu’dan Yunanistan’a 1.250.000 ve Yunanistan’dan ülkemize 500.000 göçmen geldi.

Her iki taraf için de oldukça zor şartlar, yıllar idi, ama bu yaşananların günümüze ve gelecek nesillere aktarılması yönünde böyle bir müze, başka bir yerde yok, yakınlarda iseniz burayı mutlaka ziyaret ediniz.

Samsun Alaçam Geyik koşan Plajı ve Mesire Alanı

GEYİKKOŞAN PLAJI VE MESİRE ALANI

İlçe merkezine 2 km uzaklıkta bir mesire yeridir.

Samsun Alaçam Geyik koşan plajı ve mesire alanı

Burada her yıl 6 Mayıs tarihinde Hıdırellez şenlikleri yapılır. Bu şenliklerde tertip edilen güreş müsabakalarına, Türkiye’nin birçok yerinden davet edilen güreşçiler katılır. Şenlikler: 600 yıllık bir efsaneye dayanır.

Samsun Alaçam Geyik koşan plajı ve mesire alanı

Efsaneye göre: Bir zamanlar sık ve büyük ağaçlarla dolu bir orman olan Geyikkoşan mevkiinde bir dede yaşarmış. Küçük tarlasını çevresindekilerden habersizce eğittiği iki geyik ile gizlice sürermiş. Aynı zamanda Arap ordusu komutanı olan Geyik Baba lakaplı dede, her yılın 6 Mayıs günü, tüm işlerini bırakarak o mevkideki koyun, kuzu, inek cinsinden hayvanları kesip fakir halka ziyafet verirmiş.

Altın boyunduruk ve altın sabanıyla yine bir gün tarlada çift sürerken birkaç kişi tarafından görülmüş. Yabancılardan ürken geyikler, kontrolden çıkıp bugün Kışlakonak Mahallesi başlarında bulunan Meydancık dağına kaçmışlar. Altından yapılmış boyunduruk ve sabanın halen dağın bir yerinde bulunduğuna inanılıyor.

Geyikkoşan’da vefat ettiği söylenen Geyik Baba’nın mezarını Arap Ordusu Komutanı Ebu Eyüp El-Ensari Hazretleri de askerleriyle ilçeden geçerken ziyaret etmiştir.

Halk da, Geyik Baba ismindeki komutan adına türbe yapmıştır ve türbe günümüze ulaşmıştır. Sahilde çınar, kavak ve çam ağaçlarından oluşan bir koruluk var. Koruluğun içinde ise Geyik Baba türbesi bulunuyor.

Samsun Alaçam Geyikkoşan Plajı

Geyikkoşan sahili ise, tertemiz kumsalı ile tercih edilir.

Samsun Alaçam Sivri Tepe

SİVRİ TEPE

İlçe sınırları içinde Karşıyaka Mahallesini karşıdan görebilecek bir konumda olan Sivri Tepe, yöredeki ilk yerleşim yeridir.

700 metre yüksekliktedir. Yapılan kazılarda çanak-çömlek parçalarına rastlanılmıştır.

Tepenin çevresi ekili ve dikili arazilerle doludur. Tepe eteklerinde yer yer sur duvarı kalıntıları görülür. Höyüğün üstünde bulunan baz istasyonu, höyüğe zarar vermiş ve bir düzlük oluşturmuştur.

Baz istasyonuna, bölgeden elektrik hattı çekilmiştir. Tepenin üstü ağaçlarla çevrilidir. Cumhuriyetin ilanından sonra, tepeye Atatürk heykeli dikilmiştir. Her yıl Sivritepe’de geleneksel “keşkek” günleri düzenlenir.

Samsun Ladik hakkındaki gezi yazım için  Ladik