Samsun Alaçam

Samsun Alaçam

Alaçam, Samsun arasındaki uzaklık 78 km. dir.

Samsun Alaçam

TARİHİ

İlçede en eski yerleşimciler konusunda yapılan araştırmalarda, Sivri Tepe kesiminde yapılan kazılar sonucunda Hitit dönemine ait çanak-çömlek, seramik parçaları, bıçak, balta ve çeşitli aletler bulunmuştur. Buna göre, Hititlerin MÖ 5000-3000 yılları arasında bu bölgeye geldikleri tahmin edilmektedir.

İlk dönemlerde bölgenin ismi “Zalikus” dur. O dönemde deniz kıyısında bulunan Alaçam merkezi, günümüzde 2 km daha içeridedir. Çünkü Alaçam çayının getirdiği alüvyonlar, dere ağzı kısmında birikerek bir alüvyon ovası oluşturmuştur. Daha sonra yörede Danişmentliler görülür ve yörenin ismi “Tralköy” olur. 1183 yılında ise Selçuklular bölgeye gelirler ve yerleşim yerinin ismi “Uluköy” olarak değiştirilir.

1365 yılında ise, İlhanlı devletinin hükümdarı Bedirhan, ilçenin Uluköy olan ismini “Alaçam” olarak değiştirir. Alaçam isminin kasabanın ortasından geçen Uluçay’ın kenarında bulunan Uluçam denen büyük çam ağaçlarından aldığı düşünülür.

Alaçam 1398 yılında Osmanlı hakimiyetine girer. 1460 yılından 1922 yılına kadar Osmanlı devletinin hakimiyetinde kalan yöre, 1944 yılında Bafra kazasından ayrılarak Samsun iline bağlı bir ilçe olur.

Samsun Alaçam

GENEL

İlçe halkının yüzde 60’ı mübadil (Lozan antlaşmasından sonra Yunanistan topraklarından zorunlu göçe tabi tutularak Anadolu’ya gelenler) dir. Denizden yükseklik 15 metredir. İlçe halkının ekonomik faaliyeti tarım ve hayvancılığa dayanır. Ayrıca balıkçılık yapılır.

NE YENİR

Alaçam yöresine yolunuz düşerse ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, herse (tavuk etinden yapılır), Aluş, kaparlı pidesi ve özellikle ve mutlaka palamut balığından yapılan “Palamut dolması” önerebilirim.

 

Samsun Alaçam Koyu

ALAÇAM KOYU

Alaçam ilçesinde denize girmek isterseniz, ilçe merkezine yakın sahilde Alaçam koyu düşünülebilir. Burada güzel bir kumsal vardır. Ancak, deniz oldukça derindir, denizde birkaç adım atınca derinlik boy mesafesine gelir.

ALAÇAM MESLEK YÜKSEK OKULU

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesine bağlı olarak 2009 yılında açılmıştır.

MÜBADELE DÖNEMİ

30 Ocak 1923 tarihinde Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan “Türk ve Yunan Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol” ile, 1 Mayıs 1923 tarihinden itibaren Türkiye’de oturan Rum-Ortodoks dinine mensup olanlarla, Yunanistan’da bulunan Türkler, mecburi mübadeleye tabi tutulmuştur.

Mübadele deniz yolu ile yapılmış ve mübadillerin Türkiye’de indirildikleri önemli iskelelerden birisi de Samsun limanı olmuştur. Samsun’da geçici barınmayı sağlayacak misafirhaneler belirlenmiş, ancak bu alanların yetersizliği nedeniyle mübadillerin bir kısmı kasaba ve köylere yönlendirilmiştir.

Tütüncülükle uğraşanlar, Alaçam-Bafra ve Çarşamba bölgelerinde ve çoğunlukla Rumların terk ettikleri arsa ve evlere yerleştirilmiştir. 1950’li yıllarda ise Bulgaristan’dan Alaçam’a göç gerçekleşmiş ve yeni konut alanları belirlenmiştir.

Samsun Alaçam

GEZİLECEK YERLER

Samsun Alaçam Mübadele Müzesi

MÜBADELE MÜZESİ

İlçe merkezinde Çeşme Mahallesi Eski Şube Sokaktadır. Her gün saat 08.00-17.30 arasında ziyarete açıktır.

Müzenin bulunduğu bina, 19’ncu yüzyılın son çeyreğinde İptidai Mektebi olarak yapılmış, daha sonraki dönemlerde farklı işlevlerde yine kamu binası olarak hizmet vermiştir. Yapı 2010 yılında restore edilmiş ve 2012 yılından itibaren müze olarak ziyarete açılmıştır.

Yığma tuğladan yapılmış, 2 katlıdır. Giriş katı: idari bölüm, dökümantasyon ve depo bölümlerinden oluşur. İkinci katta ise, eserlerin tefrişi yapılmaktadır. Bu bölümdeki eserler Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün girişte yazılı şu sözü ile sergilenmektedir. “Mübadiller kaybedilmiş toprakların aziz hatıralarıdır.” Müzede: Etnografik eserler sergilenmektedir.

Bunlar: 1923 yılındaki Lozan Antlaşmasına konan ek protokolle zorunlu göçe tabi tutulan mübadillerin yanlarında getirdikleri günlük kullanım eşyaları, belgeler ve fotoğraflardan oluşmaktadır.

Vitrinlerde, müadil kadınlara ait özel günlerde kullanılan elbiseler (bindallı, gelinlik, cepken, şalvar, gelin başörtüsü gibi) günlük kıyafetler ve ayrıca erkek giysileri vardır. Bunlar üzerlerinde zincir, tel kırma, tel sarma gibi tekniklerle yoğun olarak işlenmiştir.

Vitrinlerde, mübadele yıllarına ait fotoğraflar ve belgeler de sergilenmektedir. Bunlar mübadillerin göç esnasında ve gemilere taşınırken çekilen fotoğrafları, mübadillere verilen yol belgeleri ve Kurtuluş Savaşına ait bazı belgelerdir. Ayrıca birinci kuşak mübadillerden hayatta olanların müzeye bağışladıkları bireysel kullanım eşyaları da sergilenmektedir.

Evet, ilginç bir müze, benzerlerine ülkemizin başkaca bir yerinde rastlamadım, Lozan antlaşmasının ardından Anadolu’dan Yunanistan’a 1.250.000 ve Yunanistan’dan ülkemize 500.000 göçmen geldi.

Her iki taraf için de oldukça zor şartlar, yıllar idi, ama bu yaşananların günümüze ve gelecek nesillere aktarılması yönünde böyle bir müze, başka bir yerde yok, yakınlarda iseniz burayı mutlaka ziyaret ediniz.

Samsun Alaçam Geyik koşan Plajı ve Mesire Alanı

GEYİKKOŞAN PLAJI VE MESİRE ALANI

İlçe merkezine 2 km uzaklıkta bir mesire yeridir.

Samsun Alaçam Geyik koşan plajı ve mesire alanı

Burada her yıl 6 Mayıs tarihinde Hıdırellez şenlikleri yapılır. Bu şenliklerde tertip edilen güreş müsabakalarına, Türkiye’nin birçok yerinden davet edilen güreşçiler katılır. Şenlikler: 600 yıllık bir efsaneye dayanır.

Samsun Alaçam Geyik koşan plajı ve mesire alanı

Efsaneye göre: Bir zamanlar sık ve büyük ağaçlarla dolu bir orman olan Geyikkoşan mevkiinde bir dede yaşarmış. Küçük tarlasını çevresindekilerden habersizce eğittiği iki geyik ile gizlice sürermiş. Aynı zamanda Arap ordusu komutanı olan Geyik Baba lakaplı dede, her yılın 6 Mayıs günü, tüm işlerini bırakarak o mevkideki koyun, kuzu, inek cinsinden hayvanları kesip fakir halka ziyafet verirmiş.

Altın boyunduruk ve altın sabanıyla yine bir gün tarlada çift sürerken birkaç kişi tarafından görülmüş. Yabancılardan ürken geyikler, kontrolden çıkıp bugün Kışlakonak Mahallesi başlarında bulunan Meydancık dağına kaçmışlar. Altından yapılmış boyunduruk ve sabanın halen dağın bir yerinde bulunduğuna inanılıyor.

Geyikkoşan’da vefat ettiği söylenen Geyik Baba’nın mezarını Arap Ordusu Komutanı Ebu Eyüp El-Ensari Hazretleri de askerleriyle ilçeden geçerken ziyaret etmiştir.

Halk da, Geyik Baba ismindeki komutan adına türbe yapmıştır ve türbe günümüze ulaşmıştır. Sahilde çınar, kavak ve çam ağaçlarından oluşan bir koruluk var. Koruluğun içinde ise Geyik Baba türbesi bulunuyor.

Samsun Alaçam Geyikkoşan Plajı

Geyikkoşan sahili ise, tertemiz kumsalı ile tercih edilir.

Samsun Alaçam Sivri Tepe

SİVRİ TEPE

İlçe sınırları içinde Karşıyaka Mahallesini karşıdan görebilecek bir konumda olan Sivri Tepe, yöredeki ilk yerleşim yeridir.

700 metre yüksekliktedir. Yapılan kazılarda çanak-çömlek parçalarına rastlanılmıştır.

Tepenin çevresi ekili ve dikili arazilerle doludur. Tepe eteklerinde yer yer sur duvarı kalıntıları görülür. Höyüğün üstünde bulunan baz istasyonu, höyüğe zarar vermiş ve bir düzlük oluşturmuştur.

Baz istasyonuna, bölgeden elektrik hattı çekilmiştir. Tepenin üstü ağaçlarla çevrilidir. Cumhuriyetin ilanından sonra, tepeye Atatürk heykeli dikilmiştir. Her yıl Sivritepe’de geleneksel “keşkek” günleri düzenlenir.

Samsun Ladik hakkındaki gezi yazım için  Ladik

Sivas Gemerek

Sivas Gemerek

Doğal güzellikleri, Sızır Şelalesi, Sızır Ormanları ve yaylaları ile öne çıkar.

ULAŞIM

Sivas arası uzaklık: 124 km. Gemerek,  Şarkışla arası uzaklık: 36 km. Gemerek, Kayseri arası uzaklık: 81 km. Gemerek, Sarıoğlan arası uzaklık: 22 km.

TARİHİ

Yerleşimin, 1071 yılında Malazgirt zaferinden sonra bazı Türk boyları tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Yörenin tarihi geçmişindeki en önemli olay: Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman’ın, Nahçivan seferi sırasında burada konaklamış olmasıdır. Bu durum yörede bulunan kitabe ve mezar taşlarından anlaşılmaktadır. Gemerek, 1953 yılında ilçe olur.

GENEL

Yerleşimin rakımı ortalama 1200 metredir. Yörede karasal iklim hüküm sürer. Buna bağlı olarak kışlar soğuk ve yazlar ise sıcak ve kurak geçer.

NE YENİR

Yöreye yolunuz düşerse alabalık ve gilaburu turşusu tatmanızı öneririm.

ÇEPNİLİLER DAYANIŞMA VE YARDIMLAŞMA GÜNÜ

Her yıl  Temmuz ayının sonlarında 2 gün süreli olarak Çepni Belediye Başkanlığı ve Dernek tarafından düzenlenir.

Sivas Gemerek Sızır Yayla Şenlikleri

SIZIR YAYLA ŞENLİKLERİ

Yöredeki Sızır Kasabasının kuzey batısı ormanlıktır ve bu bölgede çok sayıda yayla bulunmaktadır. Sızır Yayla Şenlikleri, her yıl geleneksel olarak Temmuz ayının son günlerinde, 3 gün süreli yapılır. Şenliğin ilk günü: Kına gecesi yapılır ve yerel sanatçılar sahne alır. Şenliğin ikinci gününde çeşitli yarışmalar ve etkinlikler yapılır. Şenliğin üçüncü gününde ise, toplu kahvaltı ve ardından çevre temizliği yapılarak şenlik tamamlanır. Ancak yine de şenlikler esnasında gerek yayladaki bitkilerin ezilmesi, tahrip edilmesi ve gerekse şelalenin bilinçsizce kirletilmesi yaratılmaktadır.

GEZİLECEK YERLER

MERKEZ CAMİİ-ŞAHRUH BEY MESCİDİ

İlçe merkezindedir.

Giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesine göre: Dulkadiroğullarından Alaüddevle oğlu Şahruh Bey tarafından yaptırılmıştır. Kitabe: 0.40 x 0.77 metre ölçülerinde, sülüs hatla yazılmıştır. Kitabede yapılış tarihi yazılı değildir.

Cami: 1749 yılında Arslan Paşa oğlu Ahmet Bey tarafından tamir ettirilmiştir. Daha sonra 1822 yılında ise Çapanoğulları döneminde tamir ettirilmiştir.

Caminin mimari özellikleri: dikdörtgen planlıdır. Üstü ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Mihrap: güneydedir ve beşgendir. Son onarımlar sırasında, caminin kuzeyine bir mahfil eklenmiştir. 2006 yılında onarım aşamasında caminin sonradan yapılan minaresi yıkılmış ve aslına uygun olarak kesme taştan yeni minare yapılmıştır.

Caminin minaresi, caminin yanında tek şerefeli, yuvarlak gövdeli ve taş kaidelidir.

Sivas Gemerek Çepni Kilisesi

ÇEPNİ KİLİSESİ

İlçe merkezinde Şehit Binbaşı Mehmet Aras Mahallesi Doğu caddesi üzerindedir.

Kilise, üç nefli, bazilikal plandadır. Doğu-batı doğrultusunda konumlanmıştır. Tek katlıdır. Güneydoğu ve kuzeydoğu köşelerde iki tane şapel vardır. Yapının ana mekanının üst örtüsü, taş beşik tonozludur. Apsis ve yan apsisleri ise yarım kubbeler örter. Yan şapeller, basık beşik tonozlarla örtülüdür. Yapı günümüzde metruk durumdadır. Çeşitli dönemlerde içinde, izinsiz kaçak kazılar yapılmıştır.

İNKIŞLA KÖYÜ

İlçe merkezine 4 km uzaklıktadır.

İnkışla Camii

Caminin giriş kapısı üzerinde kitabe bulunmasına rağmen okunamayacak kadar yıpranmıştır. Sadece köy halkı tarafından söylenenlere itibar edilmekte ve caminin Yozgatlı Safiye Hatun tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Caminin büyük kısmı, günümüze gelmeden önce tamir ettirilmiştir. Yani, orijinalliği bozulmuştur.

İnkışla Hamzalı Camii

Kesme taştan yapılan caminin mihrabı ve duvarları sağlam olarak günümüze ulaşmıştır. Köy halkı tarafından, caminin oldukça eski olduğu ve yanında bir hazine gömülü olduğu söylenmektedir.

SIZIR KASABASI ESKİKÖY ÖREN YERİ

İlçe merkezine bağlı 9 km uzaklıktaki Sızır kasabasının girişinde, Eskiköy ismiyle anılan bir mevkidedir. Buluntulara göre, bu bölgenin çok eski bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır. Bölge: kayalık ve yeşil bir alandadır ve içinde çok sayıda mağara bulunur. Bölgenin doğusunda, “Çağşak” denen mevkide, yaklaşık yüze yakın mağara vardır.

Necip’in İni

Eskiköy mevkiinde bulunan burası: bir “yeraltı” şehrini andırmaktadır. Çünkü mağaranın 25-30 metre kadar içine girilebilmektedir. İçinde ise, odalar bulunur.

Köşkbaşı

Bölgenin güneydoğusundadır. Burada bulunan arkeolojik kalıntıları göre, burada “köşk” olarak nitelendirilen bir yer vardır. Ancak, bu tarihi kalıntının, malzemeleri yani taşları, yörede yaşayan halk tarafından yapılarda devşirme malzeme olarak kullanılmıştır.

Diğer kalıntılar

Sızır kasabasında bunlardan başka: kasabanın kuzeybatısında ormanlık bir alanda Çakaysay mevkiinde su sarnıcı kalıntısı vardır. Bütün bu kalıntılar değerlendirildiğinde, Sızır kasabasının eski bir Roma ve Bizans yerleşimi olduğu kanıtlanmaktadır.

Sızır Kalesi

Günümüzde, kasabanın yerleşim yerinin merkezinde bulunduğu tahmin edilmektedir, çünkü herhangi bir kalıntı kalmamıştır. Tahminlere göre, kasabanın merkezinde bulunan höyük çevresi, çok önceleri su ile çevrilidir.

Bu sular çeşitli nedenlerle çekilmiş yok olmuştur. Roma döneminde, buraya bir kale yaptırılmıştır. Hatta kale Roma İmparatoru Sezar tarafından yaptırıldığı için, yöreye “Sızır” ismi verildiği düşünülür. Kale üzerinde bulunan günümüzdeki mahalle “Kalebaşı” mahallesi olarak isimlendirilir.

Yörenin ismiyle ilgili bir başka söylenti daha var. Bence bu daha akla yatkın bir söylenti. “Bu bölgede bulunan fazla suların çekilmesi sonucu önceleri “Sızar” diye isimlendirilen yöre daha sonra “Sızır” olarak isimlenmiştir.

Sivas Gemerek Sızır Şelalesi

Sızır Şelalesi

Sızır kasabasının yaklaşık 700 metre güneyinde yeşillikler içindedir. Daha doğrusu Çat ormanları içerisindedir.

Şelale, Göksu ırmağı üstündedir. Şelalelin çevresi yeşilliklerle kaplı ve muhteşem güzel bir manzaraya sahiptir. Şelaleyi besleyen sular, yaklaşık 500 metre uzaklıktaki su kaynaklarından çıkar. Şelale, farklı kollardan yaklaşık 20 metre yükseklikten dökülür. Burada küçük bir tesis vardır. Ayrıca, Göksu ırmağında balık tutmak mümkündür. Şelale çevresinde kafe ve restoranlar bulunuyor. Şelale, Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Sivas Gemerek Şahruh Köprüsü

ŞAHRUH KÖPRÜSÜ

Köprü: 14 km uzaklıktaki Karaözü’nün girişinde, Kızılırmak üzerinde, yöredeki tek geçit yeridir. Sivas ilinin ilçesi Gemerek ile Kayseri ilinin ilçesi Sarıoğlan arasındaki bağlantıyı sağlar.

Köprünün yapım tarihi ve yaptıran bilinmiyor.

Ancak üzerinde bulunan tamir kitabesine göre: 1538 yılında Şahruh Bey oğlu Mehmet Han tarafından kölesi Behram eliyle tamir ettirilmiştir. Dolayısı ile bu tarihten önce yapıldığı kesindir. Tamir kitabesi, günümüzde Sivas Müzesindedir. Kayıtlara göre, bu kitabe 4 Ağustos 1928 tarihinde Şarkışla-Gemerek’ten getirilmiştir. Mermer kitabe, 84 x 67 cm ölçülerindedir.

Köprü: kuzey-güney doğrultusundadır. Tamamen açık sarı renkte ve düzgün kesme taşlardan yapılmıştır.

Uzunluğu 155 metre, genişliği ise 5.50 metredir. Sekiz gözlüdür. En büyük kemer açıklığı 12 metredir. Eğim, büyük göz üzerinden yanlara doğru azalarak devam eder. Bu durum, köprüye hoş bir perspektif kazandırır.

Köprüde, doğuda ilk gözün kuzeyindeki kemer üst hizasında, bir taş üzerinde küçük bir kompozisyon vardır. Bir tarafta üzüm dalı kabartması, bir yanında bir aslan kabartması ve diğer yanında ne olduğu anlaşılmayan bir kabartma vardır. Üst boşluklarda 1910 tarihi yazılıdır. Bu tarihte köprü önemli bir onarım geçirmiştir.

Bu kompozisyonun çevresi, kabartma profilli bir çerçeve ile sınırlanmıştır. Burada ortada bulunan, iki yana sarkık üzüm salkımı, asma çubuğunun hayat ağacını sembolize ettiği tahmin edilmektedir. Soldaki aslan kabartması da, iki ayakları üzerine oturmuş, ön ayaklarını kaldırmış,

Selçuklu aslanları geleneğinde tasvir edilmiştir. Ön ayaklarının ileri atılması, Selçuk geleneğinde arma özelliği sayılır.

Yukarı kaldırılan kuyrukların, S şekli çizdikten sonra, bazen hayvan başlarıyla, bazen de palmet, rumi biçiminde sonuçlanması, kökenini Avrasya halvan üslubundan alan, Türk sanatı geleneğine dayanır. Anadolu’da birçok köprü üzerinde bu tür figürlü kompozisyonlar bulunur. Köprüdeki aslan başı amblemi, Dulkadiroğullarının simgesidir.

ÇEPNİ KASABASI

İlçe merkezine 21 km uzaklıktadır.

Çepni Camii

İlçe merkezine bağlı Çepni kasabasındadır. İlçe merkezine 21 km uzaklıktadır. Eski cami veya merkez camisi olarak da bilinir. Cami, giriş kapısı üzerindeki kitabesine göre: 1530 yılında Kızılkocaoğlu İsa bey tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra 1826 ve 1898 yıllarında onarım yapılmıştır. Bu onarımlar nedeniyle orijinalliğinden uzaklaşılmıştır.

Mimari özellikleri

Caminin iç mekanı: dört eyvanımsı nişlerle genişletilmiştir. Bunlardan en büyüğü güneydedir. Orta kısım: kare planlı çapraz tonozla örtülüdür. Duvarlar, 85 cm yükseklikte, modern ahşap lambiri ile kaplanmıştır.

Tonozun ortasında: sekizgen kaideli kubbecik bulunur. Yan kenarlar: beşik tonoz örtülüdür. Güney kanat, diğerlerinden daha büyüktür. Yapının batısında üç bölümlü cemaat yeri vardır. Mihrap orijinaldir, özellikle alçı süslemeleri görülmeye değerdir. Caminin minaresi, batı bölümdedir. Orijinal minare, çatı üzerindedir. 1959 yılında ayrıca yeni bir minare eklenmiştir.

Çepni Hamamları

İki tane aynı ismi taşıyan hamam vardır. Bunlardan bir tanesi: caminin güneyinde 15-20 metre uzaklıktadır. Büyük olasılıkla caminin vakfıdır. Hamam yapısının yapı elemanları incelendiğinde camiyle aynı dönemde yapıldığı tahmin edilir. Yapı: dıştan iki büyük kubbeli ve dikdörtgen planlıdır. Diğer aynı ismi taşıyan hamam ise; Alabey Mahallesinde Dervişağa bahçesinde, şehir surlarının yapındadır. Ancak bu hamam, günümüzde tamamen harap haldedir. Muhtemelen çok eski olduğu tahmin edilen yapı, üç bölümlüdür. Doğuda tonoz örtülü, kare planlı bir bölüm vardır ve geçişli kubbe örtülüdür. Batıda sıcaklık vardır. Burası dikdörtgen planlıdır, ortasında kubbe ile örtülüdür.

Sivas Gemerek Yeniçubuk Köprüsü

YENİÇUBUK KÖPRÜSÜ

İlçe merkezine bağlı 24 km uzaklıktaki Yeniçubuk köyünde, köyün güneyindedir. Eski Sivas-Kayseri karayolu üzerinde, Gemerek-Yeniçubuk arasındadır. Yapım tarihi bilinmez. Ancak yapı üslubuna göre Osmanlı döneminde yapıldığı düşünülmektedir. Köprü kesme ve moloz taş kullanılarak yapılmıştır. Yuvarlak kemerli ve üç gözlüdür.

Sivas hakkındaki gezi yazım için Sivas

Yozgat Kadışehri

Yozgat Kadışehri

Oto galerileri çok, özellikle kamyon kamyonet galerileri oldukça fazla, çevre il ve ilçelerden buraya araç satışı-alımı için geliyorlar.

Kadışehri, Yozgat arası uzaklık: 65 km. Kadışehri, Çekerek arası uzaklık: 37 km. Kadışehri, Sorgun arası uzaklık: 65 km. Kadışehri, Sulusaray arası uzaklık: 30 km. Kadışehri, Yeşilyurt arası uzaklık: 41 km.

TARİHİ

İlçe, 1904 yılında nahiye merkezi olmuştur. Osmanlı döneminde ilçe merkezinin “ilim merkezi, kadıların ve alimlerin yetiştirildiği bir yer” olduğu bilinmektedir. 1920-1930 yılları arasında burada bir medrese bulunuyormuş. 1921 yılında ilçenin ismi “Devecidağı” olmuş ve Tokat iline bağlanmıştır.

Çekerek ilçesi ise, nahiye merkezi olarak Devecidağı ilçesine bağlanmıştır. 1922 yılında bölgede meydana gelen eşkıyalık olayları nedeniyle, Devecidağı ilçesi kaldırılmış, eski ismi Hacıköy olan Çekerek ilçe merkezi yapılmıştır. Devecidağı ilçesi de buraya bağlanmıştır.

1926 yılında Çekerek yine ilçe olmaktan çıkarılmış, Devecidağı, Kadışehri adı verilerek ilçe merkezi yapılmıştır. Bir süre sonra, Kadışehri’nin ilçe statüsü yine geri alınmış, eski ismi “Köhne” olan bugünkü Sorgun ilçe yapılmış, Kadışehri bir nahiye merkezi olarak, Sorgun ilçesine bağlanmıştır.

Daha sonra, Çekerek yeniden ilçe yapılmış ve Kadışehri nahiyesi Çekerek ilçesine bağlanmıştır. 1976 yılında Kadışehri belediyelik olur. 1991 tarihinde ise yeniden ilçe statüsü kazanır.

Yozgat Kadışehri

GENEL

İlçe arazisi kısmen dağlıktır. Kuzeyde yer alan Deveci dağları, en önemli yükseltilerdir. Burada yükseklik 1900 metreyi bulur. Deveci dağları, İç Anadolu ile Orta Karadeniz arasında geçit konumundadır. İlçenin güney kısmı ise geniş düzlüklerden oluşur. Deveci dağlarından erozyon yolu ile taşınan alüvyonlar, tarım alanlarında verimin artmasını sağlamıştır.

Ayrıca yine Deveci dağında bol çayır ve mera bulunması nedeniyle hayvancılık için oldukça uygundur. İlçenin ortalama rakımı 1907 metredir. İlçe merkezinden Küçüköz deresi geçer. Yörede karasal iklim hakimdir.

Buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, yüksek yaylalar ise serin geçer. Kışlar soğuk ve yağışlıdır. Yaygın bitki örtüsü bozkırlardır. Dağlar çıplak, ilçe merkezinin çevresinde meşe ormanları vardır.  Ekonomi tarıma dayalıdır.

Tarım faaliyetleri tahıl ağırlıklıdır. İlçede özellikle “Pazar” günleri kurulan hayvan pazarı, yörede oldukça meşhurdur ve çevre il ve ilçelerden gelenler yoğundur.

Kadışehri ve çevresinin her türlü ihtiyacı bu pazardan karşılanır. İlçenin bir diğer önemli özelliği de, oto galerileridir. Özellikle kamyonet pazarı büyüktür. İç Anadolu ve Karadeniz bölgesinden satıcı ve alıcılar gelir.

GEZİLECEK YERLER

Kadışehir ilçesinde maalesef tarihi ve turistik yer yoktur.

Yozgat Yerköy hakkındaki gezi yazım için  Yerköy