Adıyaman Samsat

Adıyaman Samsat

Atatürk baraj gölünün hemen kıyısında, muhteşem güzel bir konumdadır. Ancak, tarih boyunca birçok uygarlığın merkezi konumunda bulunan eski Samsat bölgesinin de, gerekli arkeolojik araştırmalar yapılmadan baraj gölünün sularının altında kalması, ülkemizin tarihi ve turizmi açısından büyük bir eksikliktir.

Hatta, bu sular altında kalarak yok olma: örneğin bir Hasankeyf kadar ses getirmemiştir ve sessizce yok olmuştur.

Günümüzde, Atatürk Baraj gölünün yarattığı doğal güzellik dışında, burada tarihi güzellik veya kalıntı görmeniz mümkün değildir.

Adıyaman Samsat

ULAŞIM

Samsat, bağlı bulunduğu Adıyaman il merkezine 47 km. uzaklıktadır.

TARİH

Bölgenin eski ismi “Samusata-Sumaysat” dır ve yörede bulunan en eski yerleşim yerlerinden birisidir. Yöredeki ilk yerleşimcilerin: MÖ.6000’li yıllara kadar gittiği düşünülmektedir.

Hatta: yörenin ilk yerleşimcilerinin, Orta Asya’dan gelen Türklerden Prohititler olduğu tahmin edilmektedir.

Buranın bu kadar önem kazanmasının başlıca nedeni: Fırat nehrinin batı ve doğu kesimleri arasında, en elverişli geçit yerinin burada bulunmasıdır. Samsat, bu yüzden tarih boyunca, önemini korumuştur.

Sümerler döneminde: yöreye “Semizata” ismi verilmiştir. Hititler zamanında ise, yani demir çağında yörenin Hitit krallığının merkezi olduğu anlaşılmıştır.

MÖ. 605 yılında, yörede Babillerin egemenliği görülür. Daha sonra ise, sırası ile: Medler, Persler, Makedonya krallığı ve Selevkosların egemenliği görülür.

MÖ. 69 yılına gelindiğinde ise, bu kez: Kommagene krallığının merkezinin burada bulunduğu anlaşılır. Hatta: Kommagene kralları “Antichos” sanıyla anılırlar.

Bu krallık merkezi dönemlerinde, 150 yıllık süreçte, burada 4 kral tahta geçer. Kral III. Antichos’un Romalılarla yapılan savaşta yenilmesi üzerine, Kommagene krallığı sona erer ve bölge Romalıların hakimiyetine girer.

Bölge: MS. 72 yılında bir Roma eyaleti olur. Ünlü bilgin Lukianus: yine bu dönemde Samsat yöresinde doğar.

Takip eden süreçte: bölge Persler ve Romalılar arasında birçok kez el değiştirir. MS. 271 yılında, Romalılar bölgeyi kesin olarak ele geçirirler. Bu dönemde, bölgedeki yerleşim yerinde, 50 binden fazla insan yaşadığı bilinmektedir.

Hz. Ömer zamanında, Samsat yöresine “Şimşat-Şümişat” ismi verilmiştir. 1203 yılında, Selçuklular bölgeyi ele geçirirler. 1392 yılında, Yıldırım Beyazıt, bölgeyi Osmanlı hakimiyetine sokar.

Bölge: Osmanlı hakimiyetinde bulunduğu sürede, eski önemini kaybeder ve sancak merkezi olur. Takip eden dönemde, süratle küçülür.
Cumhuriyet döneminde, 1960 yılında Samsat ilçe merkezi olur ve Adıyaman iline bağlanır.

Ancak: Atatürk Baraj Gölünün altında kalacak olması nedeniyle, yerleşim yeri, 1988 yılında, eski yerleşim yerinden ayrılarak, günümüzdeki yeni yerleşim yerine taşınmıştır.

Samsat isminin kaynağına gelince: Ortaçağ’ın ilk dönemlerinde yani 4’ncü yüzyılın başlarında, Ermeniler, Hıristiyanlığı kabul etmeden önce, ateşperest idiler.

Yani, güneşe tapıyorlardı. Bu yüzden, Ermenilere: Arevebaşt veya Arevorti deniliyordu. Bunlar, 14’ncü yüzyıla kadar olan süreçte, Samsat yöresinde yaşadılar.

Bu yüzden, Samsat: Güneş Diyarı değil, güneşe tapanların memleketi olarak bilinmektedir. Ancak, İslam ordularının bölgeyi ele geçirmesiyle, Samosata olan bölgenin ismi, Arap şivesine uydurularak, Sümeysat olarak değiştirilmiştir.

Osmanlıların son dönemlerinde ise, yörenin ismi, Sümeysat olarak bilinir ve takip eden süreçte, bu kelime değişerek günümüze Samsat olarak gelmiştir.

Adıyaman Samsat

 

Adıyaman Samsat

 

Adıyaman Samsat

GENEL

Yöre, Adıyaman ilinin güneydoğu kesimindedir ve yüz ölçümü 338 km. karedir. Yörenin batısında, doğusunda ve güneyinde: Atatürk Barajı Gölü bulunmaktadır. Yani: üç tarafı baraj gölü ile çevrilmiş bir yarım ada şeklindedir.

Denizden yükseklik: 610 metredir.

Coğrafi yapı: güneye doğru eğimlerle alçalan bir ova şeklindedir.
İklim değerlendirildiğinde ise, yazları oldukça sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve yağışlı iklim özellikleri görülür. Özellikle: Atatürk Barajının yapılmasının ardından, nem oranı artmıştır.

Yörede yaşayan insanların başlıca ekonomik etkinlikleri, tarım üzerinedir. Özellikle Samsat’ta ilk akla gelen tütündür. İlçede yıllık tütün üretim kapasitesi 700 ton civarındadır.

Evet, Samsat ile ilgili en önemli husus, buranın 2017 ve 2018 yıllarında iki büyük depremle sarsılmış olması ve ilçe konutlarının üçte ikisinin harap olması, ilçe nüfusunun büyük bölümünün çadır ve konteynerlerde yaşamasıdır ve bu durum hala yani 2020 yılına girdiğimiz bu ilk günlerde devam etmektedir.

Aldığım bilgiye göre, Samsat ilçe merkezi, bulunduğu yerden yine taşınacakmış, yeni istikamet Saffan Dede Türbesinin bulunduğu bölge imiş. Peki, bu ilçe merkezi eski yerinden bugünkü yerine yani buraya taşınırken, niye deprem analizi, zemin analizi yapılmamış, bu sorunun cevabı yok.

Adıyaman Samsat

GEZİLECEK YERLER

EFSANE

Kommagene ülkesinin başkenti Samsat’ta (Samosata) oturan bir kral vardır.

Kralın güzel kızına her ülkeden talipler gelir.

Hepsi de geniş topraklar, sonsuz paralar sunar.

Kral, içme suyu problemi bulunan şehre, suyu önce kim getirirse kızı ona vereceğini söyler.

Yarışmacılar birbirleriyle çekişerek kızı düşünerek geceli gündüzlü çalışırlar.

Bir gün şehir halkı, yakınlarına kadar uzanan ve her gün ilerleyen dev su kanallarını görür.

Arkasından şehre hayat veren sular akmaya başlar.

Arsameia’nın genç prensi bugüne kadar kalan su kanallarıyla şehre su akıtır.

Prens, prensesle evlenerek çalışmalarının karşılığını Samsat’tan alır.

 

ESKİ SAMSAT (SAMOSATA) ANTİK KENTİ:

Samosata Fırat nehrinin sağ kıyısında, Samsat’ın önceki yerine yerleşmiş eski bir kentti, fakat Atatürk Barajı tarafından sular altında kaldığı için artık ulaşılamıyor. 

Şehrin, Anadolu’nun antik toplulukları arasındaki Hattiler ya da Hititler tarafından kurulmuş olabileceğine inanılıyor. 

MÖ 333 yılında büyük Asya seferine çıkan Makedonya Kralı Büyük İskender’in kontrolüne girmiştir. Makedonyalıların hükümranlık alanına dahil edilmesinin ardından Kommagene ismiyle anılmaya başlanan bölge, İskender’in beklenmedik ölümünden sonra generalleri tarafından kurulduğu bilinen Helenistik krallıklardan birinin, Suriye merkezli Selevkosların egemenliğini tanıdı. 

MÖ 69 yılında kurulan Helenistik Kommagene Krallığının başkentidir. Kommagene’de Antiochia olarak adlandırılmıştır.  

Tarihte filozof Lukianos’un doğduğu şehir olarak bilinir.

Şehrin büyük bir kısmı Atatürk Barajının suları altında kalmıştır. Ancak kalıntılar ve höyükler hala görülebilmektedir. 

Samsat Kalesi

SAMSAT KALESİ

Fırat nehrine hakim bir tepe üzerinde kurulmuş tarihi bir kaledir. 

Kale, tarihte Kommagene krallığı tarafından yapılmış bir kale olarak bilinir. Selçuklu devleti zamanında İslam topraklarına katılmıştır. 

Yukarıda Efsane olarak sözünü ettiğim konu burası ile bağlantılı yani kaleye su getirilmiştir. 

Kale baraj suları nedeniyle zarar görmüş olsa da bölge ziyaret edilebilmektedir. 

Roma ve Bizans dönemlerinden izler taşır. 

Samsat Saat Kulesi

SAMSAT SAAT KULESİ

İlçe merkezinde yükselen saat kulesi, ilçenin simgesel yapılarından biridir. Modern şehirleşme sürecinde inşa edilen bu kule, çevresiyle birlikte estetik bir meydan düzenlemesine sahiptir.

Kulenin bulunduğu alan akşam saatlerinde daha hareketli hale gelir. Işıklandırılması ve çevresindeki oturma alanlarıyla, dinlenmek isteyenler için ideal bir ortam yaratır. 

Samsat Emine Fırat Taziye ve Kültür Evi

EMİNE FIRAT TAZİYE VE KÜLTÜR EVİ

İlçe merkezindedir. Hem sosyal hem de kültürel amaçlarla kullanılan önemli bir yapıdır. Yerel halkın acı ve sevinç günlerinde bir araya geldiği bu mekan, toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir işleve sahiptir. Binanın mimarisi modern çizgilere sahiptir ve çevresi düzenli peyzaj çalışmalarıyla desteklenmiştir. 

 

SAMSAT ARKEOLOJİ PARKI

Burası bölgenin zengin arkeolojik geçmişini sergileyen önemli bir tarihi alandır.

Park, Roma, Bizans ve İslam dönemlerine ait kalıntıları barındırarak, ziyaretçilere tarih boyunca yaşamış medeniyetlerin izlerini takip etme fırsatı sunar. Özellikle Roma dönemine ait hamam kalıntıları ve su yolları dikkat çekicidir. 

Ziyaretçiler, parkın sunduğu doğal ve tarihi güzelliklerin tadını çıkarırken, aynı zamanda doğa yürüyüşleri ve fotoğraf çekimleri gibi çeşitli aktivitelerle de meşgul olabilirler.  

 

Adıyaman Samsat Höyüğü

 

ESKİ SAMSAT HÖYÜĞÜ

Bu höyük hakkında bilgi vermeden önce bilmenizi isterim, höyük bugün tamamen Atatürk Barajı göl suları altındadır, ben sadece Samsat’ın geçmişi hakkında bilgi sahibi olmanız açısından, hani buralarda yani Samsat’ın niye bir kalesi yok, Samsat’ın eski yerleşim yeri neresidir sorularınıza cevap olması açısından bu höyükle ilgili kısa bilgi vermek istiyorum.

Höyük, Fırat nehrini batı yakasında, deniz seviyesinden 500 metre kadar yüksektedir.

Büyüklüğü yaklaşık olarak kuzey-güney doğrultusunda 250 metre uzunluğunda ve doğu-batı doğrultusunda 150 metre genişliğindedir.

Ovadan 50-60 metre yüksekliktedir.

Anıtsal höyük, güney doğu Anadolu’nun çok çeşitli yerleşme tabakalarına sahip en önemli merkezlerdendir.

Dümdüz ovada, bütün heybetiyle yükselirdi.

Fırat’ı geçişte ana merkezlerden biriydi.

Satıh seramik buluntularına göre, geçmişi MÖ 5000-3000 yıllarına kadar gider.

Hasankeyf ve Anadolu’nun diğer birçok yerindeki sanat eseri mozaikler, Samsatlı ustalar tarafından yapılmıştır.

Antik kent, Kommagene krallığına kışlık başkentlik yapmıştır.

Mezopotamya’nın kalbi Samsat, iskeleti ise Hasankeyf olarak kabul edilir.

Roma döneminde doğu bölgesine yerleştirilen lejyonların ana karargahı Samsat’tadır.

Höyükte bulunan kalenin duvarları, 814 yılında Abbasiler döneminde onarılır. 856 yılında kale yine tahrip edilir.

İslam coğrafyacıları ve tarihçileri, Samsat’tan “çok sağlam bir kale” olarak söz ederler.

Abbasi tarihçilerinden Masudi, Samsat’tan “Toprak Kale” diye söz eder.

1114 yılında büyük bir deprem sonucu şehir harap olur. 1170 yılında Suriye’deki deprem Samsat’ı olumsuz etkiler ve bunun sonucunda kale yenilenir.

Samsat’ta ilk olarak 1964 yılında batı yamacında bir sondaj yapan Amerikalı Arkeolog Theresa Goell, daha sonra 1967 yılında çeşitli Amerikan kuruluşlarının yardımıyla üç ay süren kazı yaptı.

Bu kazıda, höyüğün ortasından enlemesine bir çukur kazıldı. Para, cam ve seramik buluntular ele geçti.

Kazıda saray mutfağı, kiler olarak tanımlanan kısımlar ve çeşitli girift odalar bulundu.

Buluntular Gaziantep, Adıyaman ve Ankara müzelerindedir. 1978-1979 yılları arasında ODTÜ tarafından kurtarma kazıları yapıldı.

Bu kazılarda, cam ve seramik buluntularıyla aynı devirlere tarihlenen çeşitli Artuklu, Selçuklu, Eyyubi ve erken İslam devri paraları bulundu.

12 ve 13’ncü yüzyıllara ait bir kale saray yerleşmesiyle ilgili ip uçları bulundu.

1981 yılında höyük üzerindeki geniş bir alan açılmış, aşağı şehirde bir kare kazılmış, Urfa kapısı temizlenmiştir.

Sarayın merkez avlusu olduğu düşünülen bölümü 14.65 x 20.55 metre ölçülerinde mozaik köşelidir.

İslam dönemine ait 1.8 metre çapında bir kuyuya atılmış 5 iskelet bulunmuştur.

En altta, yüzükoyun yatan iskeletin boyun hizasında, Abbasi döneminden beş altın sikke ve gümüş sikkeler vardır.

Altın sikkelerden biri Harunürreşit (706-709), ikisi ise Mütevekkil (822-861) dönemlerine aittir.

Kalenin içerisinde yapılan kazılarda gizli koridorlar tespit edilmiş ancak yolun tamamının nereye çıktığı bulunamadan kale sular altında kalmıştır.

Böylece tarihin beşiği sayılan Samsat, tüm sırlarıyla birlikte, bugün dünyanın en büyük barajlarından olan Atatürk Barajı suları altında kalmıştır.

Sonuç: stratejik önemli bir kale saray olan Samsat’ta lüks cam ve seramik eşyalar kadar, askerlerin ve hizmetkarların kullandıkları anlaşılan sırlı seramiklerin ve süslü camların aynı çağın Suriye malzemesiyle büyük benzerlik gösterdiği görülür.

Aynı gelenek ve teknik özelliklerle işlenen malzemenin, Suriye’den gelen ustalarla Anadolu’ya girdiği kabul edilir.

Çıkarılan eserler, günümüzde yöredeki müzelerde sergilenmektedir.

 

KÜÇÜK HASAN TÜRBESİ

İlçe merkezindedir.

Yöreye gelmiş olan Sahabelerden biri olduğu söylenir.

Daha önce türbesi Samsat’ta imiş, ancak eski Samsat sular altında kalınca, türbe Samsat’taki yeni yerine taşınmıştır.

Türbe dikdörtgen ve betonarmedir. Yapının üstünde bir çatı ve içinde sanduka bulunan sade bir türbedir. 

İçinde Küçük Hasan’ın sandukası vardır.

Genellikle çocuğu olmayan kadınlar türbeyi ziyaret eder.

Adak için küçük taşları, türbeye yapıştırırlar.

Taş yapışırsa çocuklarının olacağına inanılır.

Bazı rivayetler var: Türbede zaman zaman ışıklar görülür.

Türbe taşınırken Küçük Hasan’ın cesedinin bozulmadan kaldığı görülmüştür.

Bir de menkıbe anlatalım: Eski Samsat’ta Küçük Hasan ziyaretinin eski yerinde bir ofis (Buğday ambarı) varmış. Ofisin bekçisi geceleyin bir bakmış ki ziyarette ışık yanıyor. Sonra gözüne başka bir dünya canlanmış. 

 

Adıyaman Samsat Safvan Bin Muattal (Saffan Dede) Türbesi

 

Adıyaman Samsat Safvan Bin Muattal (Saffan Dede) Türbesi

 

SAFVAN BİN MUATTAL (SAFFAN DEDE) TÜRBESİ

Taşkuyu (Bircik) köyünde bir tepe üzerindedir.

İlçe merkezine 10 km uzaklıktadır.

Türbeye gitmek için, Adıyaman-Kahta karayolunun 28’nci km den (Samsat yol ayırımı) Samsat yoluna dönülüp, Samsat yolu takip edilerek Samsat’a 10 km kala sol tarafta yeni yapılmakta olan cami yolun girin, yol boyu türbenin tabelalarını göreceksiniz.

Sahabe Safvan bin Muttalın bulunduğu türbedir.

Burası, ülkemizde kabri net olarak bilinen ve kanıtlanan iki sahabeden biridir.

Yöre halkının “Sahabe-i Paki” dediği Saffan Bin Muattal, Ben-i Süleym Kabilesinde doğmuş, Hz. Peygamberin hicretinden yaklaşık 4 yıl sonra Medine’ye gelerek Müslüman olmuş bir sahabedir.

Zor zamanlarda Müslüman olan Safvan Bin Muattal, Hz Peygamber tarafından “Sakatu’l-Ceyş (Ordu artçısı) olarak görevlendirilmiştir.

Ayrıca İslam tarihinde “İfk Olayı” olarak bilinen olaya adı karışmış ve bu olayda, adı ayetle temize çıkarılmıştır.

İslam Ordusu ile birlikte Şam, Irak ve Cezire çevresine yapılan sefere katılarak, Urfa civarına gelmiştir.

Ordunun bir kısmı, doğuya Diyarbakır bölgesine, bir kısmı da kuzeye, yani Adıyaman bölgesine yönelmiştir.

640 tarihinde Adıyaman bölgesine yönelen ordunun başında, Hz Safvan Bin Muattal vardı.

Bölgenin fethedilmesinden sonra, buraya yerleşmeye karar vermiştir.

Emeviler döneminde yöreye vali olarak görevlendirilen büyük sahabe, ömrünün 40 yılını burada geçirmiş ve İslamiyet’in yayılması sırasında, Bizanslılarla yapılan savaşta yaralanmış ve bu topraklarda 679 yılında şehit olmuştur.

Şehit olduğu yer, Samsat, şehit olduğu dönem ise, 2’nci Halife Hz. Ömer dönemidir.

Samsat ilçesine 5 km uzaklıkta bulunan eski türbe yapısı, Mehmet Ali Efendi tarafından yaptırılmış ve 2011 yılında yenilenerek çevre düzenlemesi yapılmıştır.

Yeni türbe yapısı, giriş, haremlik-selamlık şeklinde düzenlenerek erkek ve kadınlar için ayrı giriş yapılmıştır.

Üst örtüsü içten yuvarlak kubbe iken, dışarıdan ise yuvarlak kubbeyi sivri bir külah örtmektedir.

Diğer bir oda içerisinde ise Sahabe Safvan bin Muttal’ın sandukası bulunmaktadır.

Evet efsaneler: Türbede bulunan bakır kapları yenileriyle değiştirmek isteyen bir kişi türbeye girince, türbe sallanmaya başlar, ziyaretçi kapları alacağına iki kap bırakıp türbeden kaçar.

Çünkü veli, türbesinden bir şey alınmasına izin vermezmiş.

Eğer birisi türbeden bir şey alacak olursa, başına kötü şeyler geleceğine inanılır.

Özellikle dini günlerde burası bayağı kalabalık oluyor.

Ancak, unutmayın burada konaklama imkanı yok.

En yakın yer Kahta, Kahta ilçesinde uygun fiyata ve ortalama kalitede çok sayıda otel var, yeme içme konusunda ise yine Kahta önerilir, hatta burayı ziyarete gelirken yanınızda içecek suyunuzu getirmeyi unutmayın, çünkü bulamazsınız yok.

Aslında burada yıllardır devam eden ama bir türlü bitirilemeyen bir Külliye yapılanması da bulunuyor.

Bu durumun nedeni, burayı bazen Kahta bazen Adıyaman Valiliğinin sahiplenmesidir.

Samsat Müftülüğü, Samsat Belediyesi de yeri geliyor sahipleniyor.

Özellikle, önemli günlerde herkes sahipleniyor ama sonuçta bu Külliye hala tamamlanamıyor.

Samsat Fırat nehri kıyıları tekne turları

FIRAT NEHRİ KIYILARI:

Nehir kıyısında yaklaşık 30 hektarlık bir alan: mağaralar, antik yollar, mezarlar ve sunu çukurları içeren karma bir kültürel alan barındırıyor. 

Bu mağaralar: Neolitik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalıntılar içeriyor. 

Bazı mağaralar, çok katlı yapılardır. Yani farklı katlarda mağara mekanları bulunur. 

Roma dönemine ait mezarlar ve sunu çukurları da bu alanda dikkat çekiyor. 

Sürekli su seviyesi nedeniyle bazı mağaraların alt katları suyla kaplanmış ya da su seviyesine oldukça yakın, bu da hem tekne turu hem de manzara açısından dikkat çekicidir.

Antik dönemde Fırat nehrine iniş yolları varmış, bu da nehrin o zamanlarda bir ulaşım yolu olarak da kullanıldığını gösteriyor, kayıklarla ulaşımın yapılması muhtemelmiş.

Tekne turları ve kamp alanları için oldukça uygundur. Ziyaretçiler kıyı boyunca küçük kayıklarla gezinti yapabiliyorlar. 

Baraj gölü manzaraları fotoğrafçılık için çok popülerdir.

Samsat Sahil Parkı

SAMSAT SAHİL PARKI:

Yeni yerleşim alanında düzenlenmiş bir rekreasyon alanıdır. 

Atatürk Baraj gölünün kıyısındadır. Alanda hem rekreasyon (piknik, doğa) hem de su turizmi açısından değerlendiriliyor. 

Bakacak mevkiinde banklar, kamelyalar ve park alanları kuruluyor. 

Samsat Atatürk Baraj gölü kıyısı

Yürüyüş, piknik ve dinlenme için tercih edilir. Atatürk Baraj gölü üzerinde gezi tekneleri var, sahilden tekneyle geziler yapılabiliyor. 

Kıyıdaki tepeye kurulan zipline hattı ile baraj gölü üzerinde adrenalin aktiviteleri mevcuttur. 

Samsat Zipline

Zipline: yüksek bir noktadan daha alçak bir noktaya gerilen 310 metre uzunluğundaki çelik halat ile baraj göletinin üzerinde kayılıyor. Zipline yapmak için gelenlere bir de kafeterya açılmıştır. 

Samsat Sahil

SAMSAT BEACH;

Burası ilçe merkezine yakın Kale Mahallesindeki bir plajdır ve özellikle doğal güzellikleriyle dikkat çeker. Plaj, Fırat Nehrinin oluşturduğu etkileyici manzaralar ve 

 

Adıyaman şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Isparta Gelendost

Isparta Gelendost
 

Isparta Gelendost: Isparta il merkezine 81 km uzaklıktadır. İlçe merkezinin rakımı 940 metredir. Eğirdir gölünden 10 km içeridedir. İlçenin batısında Eğirdir gölü vardır. Doğusunda ise, Toros dağlarının uzantısı olan Anamos dağları bulunur.

İklim: Akdeniz ve karasal iklim arasında geçiş iklimi özelliği gösterir. Buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve karlı geçer.

TARİHİ

Malazgirt savaşından sonra, Gelendost ve havalisi, Türkler tarafından ele geçirilir.

Selçuklular ve Bizanslılar arasında yoğunlaşan savaşlar, Selçuklu sultanı II. Kılıçaslan zamanında 1176 yılında Miryakefalon zaferiyle sonuçlanır ve 1182 yılında yöre tamamen Selçuklu egemenliğine girer.

Yine aynı dönemde, buranın ismi değiştirilerek “Gelende” ve “Gelindi” olur. Bölgeye çok sayıda Türkmen aşireti yerleştirilir.

Arap seyyahı İbn-i Bibi’nin yazdıklarına göre, Gelende, Anadolu Selçuklu Sultanının yazlık taht ve eğlence şehridir. Fatih Sultan Mehmet döneminde, Gelende ismi, Gelendost olarak değiştirilir.

Gelendost köyü, bu dönemde, nahiye olan Afşar köyüne bağlanır. 1954 yılında ise, Gelendost kaza merkezi olur.

Isparta Gelendost
 

İLÇENİN İSMİYLE İLGİLİ BİR EFSANE

1176 yılındaki Miryakefalon zaferinin ardından, Bizanslılar tarafından yapılan yer yer işgal ve baskınlardan korunmak için, Gelendost’ta gözcüler görevlendirilir.

Gözcüler ilçeye gelen ve gidenlerin düşman mı dost mu olduğunu gözler, gelen dost ise “Gelendost” diye bağırırlarmış.

Böylece, yörenin ismi “Gelendost” olarak kalmış ve günümüze kadar ulaşmıştır.

GELENDOST ZAFERİ YILDÖNÜMÜ

1176 tarihinde kazanılan Myriokefalon savaşı, 2’nci Kılıç Arslan ile Bizans ordusu arasında, Gelendost ve çevresinde yapılmıştır.

Bu yüzden, 17 Eylül 1176 tarihinde kazanılan bu zaferin anısına her yıl 17 Eylül tarihinde, Gelendost Zafer Yıldönümü şenlikleri ve festivali yapılır.

Festivalde, ilçede üretilen elmalar arasında kalite yarışması düzenlenir.

Isparta Gelendost
 

 

ELMA

Türkiye’nin en güzel elmaları, Gelendost ilçesinin Eğirdir gölü çevresinde bulunan bahçelerinde yetiştirilir.  

 

MİRYAKEFALON VE ELMA FESTİVALİ

Her yıl burada 17 Eylül tarihinde bir festival düzenleniyor. Bu festivalde, Afşar köyünde, geleneksel halk mutfağı ve yemeklerinin örneklerini görüp tadabilirsiniz.

Özellikle: Afşar kaymaklı baklavası önerilir.

Gelendost Meslek Yüksek Okulu

GELENDOST MESLEK YÜKSEK OKULU

İlçe merkezinde Muharrem Mahallesi Fevzi Paşa Caddesindedir. 

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesine bağlıdır. 2000 tarihinde kurulmuştur. Okuldaki programlar: Gıda işletme bölümü, eczane hizmetleri bölümü, yönetim ve organizasyon bölümü ve finans-bankacılık ve sigortacılık bölümüdür. 

Okul iki katlı binada eğitim-öğretimini sürdürmektedir. İlçede yüksekokul öğrencileri için 400 öğrenci kapasiteli özel yurt ve apart bulunmaktadır.

 

 

Isparta Gelendost
 

GEZİLECEK YERLER

Gelendost Atik Camii
 

 

ATİK CAMİİ

İlçe merkezindeki cami, Selçuk Mahallesindedir ve Selçuklulardan kalmadır.

İlçedeki iki önemli tarihi camiden biridir. Atik cami ifadesi, burada eski cami ya da kuruluşu daha erken döneme ait cami anlamında kullanılmış olabilir. 

Tam inşa tarihine dair kesin bilgi ve belge yoktur. Kaynaklarda, Selçuklulardan kalma cami olduğu ifadesi yer almaktadır. 

Kaynaklarda belirtildiğine göre, cami, plan olarak klasik büyük kubbeli camiler kadar ihtişamlı olmasa da yerel mimari geleneğinin izlerini taşımaktadır. İç mekanda, yazı kuşakları ve süsleme unsurları bulunmakta, caminin bazı bölümlerinde hat yazıları yer almaktadır. 

Cami ilçe içindeki Abdulgaffar camisiyle karşılaştırıldığında benzerlikler taşımaktadır. 

Gelendost Abdulgaffar Camii
 

ABDULGAFFAR CAMİSİ

İlçe merkezinde Orta Mahallesinde Cumhuriyet meydanındadır.

Yapının üzerindeki kitabe, 1878 yılında yapılmıştır. Yani cami 19’ncu yüzyıl Osmanlı döneminde inşa edilmiş taşra camilerinden biri olarak değerlendirilir. 

Gelendost Abdulgaffar Camii
 

Yapıda süsleme ve yazı kuşaklarının incelendiği akademik çalışmalar bulunmaktadır. 

Caminin planı, kareye yakın dikdörtgen formdadır. 

Beden duvarları, moloz taş yığma tekniğiyle yapılmıştır.

Çatı kiremit örtülüdür.  

Doğu ve batı cephelerinde, kemerli dört pencere vardır.

Kuzey cephede, kemerli bir giriş bulunur.

İç mekanda, ortada dört ahşap sütunun taşıdığı bağdadi kubbe formunda bir bölüm vardır. Kubbenin çevresi düz ahşap tavanla çevrilmiştir. 

Son cemaat yeri, dört ahşap direkli olup, sonradan iki katlı yapılmıştır.

Caminin içinde, özellikle yazı kuşakları ve madalyonlardan oluşan kalem işi süslemeler önemlidir.

38 adet hat yazılı bezeme unsurunun varlığı tespit edilmiştir. Hat yazıları, sülüs, talik, kufi ve müsenna gibi farklı türlerde olup mihrap duvarı, kubbe eteği ve duvar yüzeylerinde pano ya da kuşak biçiminde düzenlenmiştir. Örneğin: kubbe eteğindeki yazılar “Ya Sin” gibi surelerden alınmış ayetlerdir. Ayrıca, yapıda zülfikar sembollerinin ve Hasbin Allah gibi ifadelerin bulunduğu çalışmalar da vardır. 

Taş minare, silindirik gövdeli, tek şerefelidir. 

Evet bu camiyi ziyaret ederseniz, iç mekanda hat yazılarını incelemek için zaman ayırın. İç mekan detayları için ışık önemlidir, o yüzden sabah erken saatlerde ya da ışığın güzel olduğu gün batımına yakın ziyaret önerilir. 

Gelendost Köprüsü
 

 

GELENDOST KÖPRÜSÜ

İlçe merkezinde Muharrem Mahallesi ve Orta Mahalleleri arasında sınırda yaklaşık olarak köyün güneyinde Çiftlik yolu üzerindedir. Köyden 500 metre uzaktadır. 

İlçe merkezinden geçmekte olan Doğan Bey çayı üzerindedir, blok taşlardan yapılmıştır.

Yapı iki gözlü köprü olarak tanımlanmaktadır. Yani iki kemer açıklığına sahiptir. Cephelerinde antik mimari blokların kullanıldığı belirlenmiştir. Orta kısım moloz dolgu ile yapılmıştır. Üst yüzey itaş kaplıdır. 

Köprünün kesin yapım tarihi bilinmemektedir. Ancak Selçuklu dönemi özellikleri taşımaktadır. Yan cephelerinde antik blok taşların kullanıldığı kısım vardır. Kemerler üzerinde durmaktadır. 

Köprü halihazır durumda araç trafiğine kapalıdır. Çünkü yakın çevresinde yeni betonarme köprü yapılmıştır. 

Köprü, 1’nci derece anıtsal yapı olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır. 

Evet köprüyü ziyaret etmek isterseniz, köprünün taş işçiliği ve antik blok kullanımı dikkatinizi çekecektir. 

 

 

Gelendost Ertokuş Hanı-Kudret Hanı
 

ERTOKUŞ HANI-KUDRET HANI

Eğirdir’i-Konya’ya bağlayan yol üstündeki bu han, Selçuklu dönemi yapısıdır. Gelendost Hanı olarak  da bilinir.

Eğirdir-Gelendost karayolunun 30’ncu km. de Yeşilköy sınırları içinde ve Eğirdir gölü kıyısındadır. Eğirdir gölüne doğru eğimli bir arazi üzerine inşa edilmiş olup, Eğirdir-Konya karayolundan rahatlıkla görülebilmektedir. 

İç portalının basık kemerli kapısı üzerindeki inşa kitabesinden anlaşıldığına göre: Selçuklu sultanlarının has köklerinden olan Atabey yani Antalya’nın mülki amiri ve kumandanı Mübareziddin Ertokuş tarafından 1223 yılında yaptırılmıştır.

Kendisi sarayda ve askeri hizmetlerde görevlendirmek üzere toplanmış, bir Türk veya esir alınmış bir gayri Müslüm ailenin çocuğudur. 

Üç Selçuklu Sultanına hizmet etmiş olan ünlü  devlet adamı Mübarizeddin Ertokuş’un, Eğirdir Gölünün karşı kıyısında bulunan medresesinden bir yıl önce yaptırdığı han, oldukça kaba bir taş işçiliği göstermektedir. 

Ancak kimin yaptığı belli değildir.

Gelendost Ertokuş Hanı

Selçuklu kervansaraylarının avlulu ve kapalı kısımlarının bir arada birleştirilmesiyle meydana gelen “karma” tipe girer.

Güney-kuzey istikametinde olan kervansarayda simetri hakimdir.

Kapılar, ana aks üzerinde, Selçuklulara özgü bir stilde, renkli taşlarında kullanıldığı kemerlerle desteklenmiş ve kitabesi kapalı kısım girişinde hala durmaktadır. Giriş güneydedir.

Giriş önünde iki dekar kadar bir boşluk vardır.

21 x 54 metre boyutlarında olan kervansarayın kapalı kısmı, dıştan dikdörtgen ve üçgen istinat duvarlarıyla kuvvetlendirilmiştir.

Beşik tonozla üzeri örtülmüş olan yapının dış duvarları düzgün kesme taşlardan yapılmıştır.

Dış portalden içeriye girince, sağda ve solda nöbetçi odaları devamında hayvanların barınmaları için tonoz örtülü ve kemerli bölmeler vardır.

Gelendost Ertokuş Hanı

İç portalden kapalı kısma girilince, üç nefli olduğu görülür.

Orta nef, yan neflerden daha geniş ve daha yüksektir.

Tabiat şartları nedeniyle beşik tonoz, yer yer delinmiş ve her geçen gün de tavan ve kemerlerde düşmeler görülmektedir.

Kuzey duvarı da çok yıkılmış, pencere hizasına kadar gelmiştir.

Onarım çalışmaları sırasında, avlunun ortasında sekizgen planlı bir havuz kalıntısı bulunmuştur.

Ayrıca 2004 yılında yapılan temizlik kazısında, girişte, açık avlunun sağında bulunan, yönü avluya bakan eyvanın önünde, pek çok nal çivisi ve binek hayvanı ile büyükbaş hayvanlara ait nal parçaları ele geçmiştir. Bu yüzden sağdaki bu eyvanın nalbanda ait olduğu düşünülür. 

Yapı üzerinde yapılan incelemelerde: hanın kapalı barınak bölümünün ilk inşaat evresinden kaldığı tespit edilmiştir.

Güney kanadındaki avlu ve avlu çevresindeki yarı açık ve kapalı mekanlar sonraki inşaat aşamasında ilave olmuştur.

Yapıda süslemelerin çok az olması, dönemin özelliğidir. 13’ncü yüzyılın ilk çeyreğinde yapılan kervansarayların pek azında süslemeye rastlanır. 

Evet yapı günümüzde restoran olarak kullanılmaktadır. 

 

AFŞAR KÖYÜ

Afşar köyü, ilçe merkezine 4 ve il merkezine 84 km uzaklıktadır. Bölgede özellikle elma bahçeleri dikkat çeker. Köyde bulunan tarihi yapılar mimari ve geleneksel yerleşim özellikleri açısından ilgi çekicidir. 

Köydeki elma bahçeleri, bahar ve hasat dönemlerinde manzarasıyla ilgi çeker. 

Günümüzde yemekleriyle önem kazanmaktadır.

Gelendost Afşar Evi

Afşar Evi

Ulucami mahallesindedir. Hacıaliler evi olarak da bilinir.

Bu ev 2 katlıdır ve yukarı katta 5 oda, aşağı katta 3 odası vardır. 

Yapım tarihi olarak 19’ncu yüzyıl düşünülür. 

Malzeme, bölgenin geleneksel yapısı itibarıyla yerel taş, moloz taş ya da benzeri malzeme kullanılmıştır. 

Yapı “Hanaylı” ev tipindedir.

Kapalı olan hanayın arka bahçeye bakan cephesi, tamamen pencere kaplıdır.

Hanayın yapım malzemesi ahşap, ikinci kattaki 5 odanın kapısı bir sıra halinde hanaya bakar.

Odaların gömme dolaplarında, tavanlarında ve mahalli olarak “Musandra” tabir edilen bir insan boyundan daha yükseğe yapılan ve duvar boyunca uzanan ahşap rafların kenarlıkları, ahşap işçiliklidir.

Gömme dolaplar ve tavanlar, çakma tekniğiyle yapılmıştır.

Evin ikinci katında ve doğu ucundaki odada bulunan bir dolap kapağının, her iki tarafında palmet motifi vardır.

Aynı odanın tavanı dikdörtgen çıta parçalarından balık sırtı biçiminde desen oluşturarak kaplanmıştır.

Bu dikdörtgen parçaların aralarında burgu motifli ince çıtalarla bordür oluşturulmuştur.

Evin ikinci katına tahta bir merdivenle çıkılır.

Ev su basmanı seviyesine kadar harçlı taş örgüyle inşa edilmiştir.

İkinci katın batı ucunda bulunan odanın tavanında beş kollu yıldız biçimli tavan göbeği yapılmıştır.

Ev kırma çatılı ve çatısı kiremitle örtülüdür.

Zemin katında bulunan üç adet odanın birisinde zahire saklanıyor.

Diğeri kiler olarak kullanılıyor.

Üçüncüsü ve fevkani olanı da beş basamaklı taş merdivenle çıkılıyor.

Bu odaya yerel tabirle “Ekmek odası” ismi veriliyor.

Ekmek odasında ekmek pişiriliyor. Zemin katın duvarları beyaz kireçle sıvanmıştır.

Zemin katın kapılarında ve odaların içinde ahşap işçiliği görülmez.

Hanay sokağa doğru çıkma yapıyor. Çıkmada üç penceresi vardır.

Ev, 2’nci derece koruma statüsü verilerek koruma altına alınmıştır. 

Gelendost Afşar Köyü Camii
 

 

Afşar köyü camii

14-15’nci yüzyıllara ait olduğu düşünülen söz konusu cami, kareye yakın bir plana sahip olup kırma çatılıdır.

Bu bağlamda cami, Anadolu’da Beylikler dönemi mimarisinin ve geç Selçuklu döneminde taşra örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir. 

Yapı malzemesi, moloz taş olup taş araları çimento derzlidir.

İçte ise duvarlar sıvalıdır. Köşelerde kesme taş kullanılmıştır.

Pencereler yuvarlak tuğla kemerli ve sövelidir.

Camiye giriş kapısı, batı duvarının kuzey duvarına yakın köşesindedir.

İbadet mekanı, 12 adet ahşap sütunla, dört sahına ayrılmıştır.

Sütunların bazıları başlıklı, bazıları başlıksızdır.

Sütunların çoğu devşirmedir. Sütunlar ahşap kirişlere bağlanmaktadır.

Kirişlerin her iyi yanında konsol dizisi bulunur.

Mihrap nişinin tam üstünde bir yazı şeridi vardır.

Mihrabın sağında ahşap bir minber bulunur.

Kuzeybatı köşedeki minaresi taştan yapılmış ve özgün olup sonradan yapılan boyalarla orijinalliği bozulmuştur.

Cami günümüzde ibadete açıktır. 

Gelendost Abdulgaffar Camii

Abdulgaffar camii

Afşar köyünde: 1878 yılında yapıldığı tahmin edilen bir tarihi cami vardır.

Selçuklu dönemi yapısıdır.

Moloz taş ve aralarına çimento derz edilerek yapılmıştır.

Beden duvarları taş kornişle son bulmaktadır.

Doğu ve batı cephelerinde altta yuvarlak kemerli dört pencere, üstte ortada yuvarlak bir pencere açıklığı, güneyde altta yuvarlak kemerli iki pencere, üstte ortada yuvarlak bir pencere açıklığı vardır.

İçeride ortada tavanda: dört sütunun taşıdığı küçük bir kubbe vardır.

Kubbenin çevresi, düz ahşap tavan olarak yapılmıştır.

Ahşap tavanın kenarları yuvarlaktır.

Son cemaat yeri dört ahşap sütun direklidir.

Sonradan iki katlı mekan haline getirilmiştir.

Cami içinde yazı kuşakları ve madalyonlardan oluşan kalemli süslemeler ilgi çeker.

Batı cephesinin kuzey ucunda tek şerefeli taştan yapılmış bir minaresi vardır. Şerefe altı mukarnaslıdır.

 

Gelendost Afşar Selçuklu Köprüsü
 

Afşar Selçuklu Köprüsü

Afşar köyünün güneyinde, Çiftlik yolu üzerinde, köye yaklaşık 500 metre mesafede ki Afşar çayı üzerinde yapılmış olan iki gözlü köprünün yan cephelerinde antik mimari bloklar kullanılmıştır.

Köprünün orta kısmı moloz dolgudur.

İki kemer üzerine oturan köprünün altta bir ayağı bulunmaktadır.

Köprünün üst yüzü taş kaplıdır.

Köprünün doğusunda 10 metre uzaklıkta, betonarme ikinci bir köprü yapılmıştır.

Bu modern köprü de iki ayak üzerine üç gözlüdür.

Gelendost Afşar Hamamı
 

 

Afşar Hamamı

Tek hamam olarak yapılmış, kagir bir yapıdır.

14-15’nci yüzyıllarda Hamidoğulları döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir.

Düz alanda yer alan hamama, günümüze temelleri gelmiş dikdörtgen planlı soyunmalıktan girilir.

Soyunmalık, yakın zamanda mahalli imkanlarla, eski temeller üzerine yeniden yapılmış, üstü betondan tabliye ile örtülmüştür.

Soyunmalığın doğu cephesinde yer alan kemerli bir kapı ile ılıklık kısmına girilir.

Ilıklık mekanı doğu-batı yönünde, uzunlamasına dikdörtgen planlı ve üstü beşik tonoz örtülüdür.

Soyunmalığın kuzey cephesinde dört adet soyunmalık kabini briketten yapılmıştır.

Sıcaklık bölümü, enine dikdörtgen planlı, büyük bölüm ile kare planlı iki adet halvet hücresinden oluşur.

Büyük bölüm, ortada kubbe, iki yanda da beşik tonozla örtülüdür.

Sıcaklığın güneydoğu köşesi yakın zamanda tıraşlık olarak bölünmüştür.

Gelendost Deştepe I ve II Tümülüsleri

DEŞTEPE I VE II TÜMÜLÜSLERİ

Afşar köyü ile Köke köyü arasındaki asfalt yolun doğu tarafında ve asfalt yola yaklaşık 100 metre uzaklıkta bulunan Deştepe Tümülüsü’nün çapı yaklaşık 200 metre ve yüksekliği 20 metredir.

Tümülüs üzerinde maki bitkileri yetişmiştir.

Doğu ve batı yönlerindeki düzlükte yer alan arazi ise sürülmüştür.

Yani üzerinde tarım yapılmaktadır.

Tümülüsün denizden yüksekliği 972 metredir.

Tümülüs açılmamıştır, iyi durumdadır, bölgede daha önce tespit edilen batı tümülüslerle aynı özellikleri gösterir, mezar odası taştan yapılmış olmalıdır.

Bu yüzden, tümülüsün Lydia dönemine ait olduğu düşünülmektedir.

 

 

 

Isparta tanıtımı.

 

Adıyaman Gerger

Adıyaman Gerger

Eski adı: Alduş. Adıyaman ilinin, maalesef en mahrum ilçelerinden biridir. Buraya tek ulaşım, Kahta ilçesi üzerinden minibüslerle yapılmaktadır.

Adıyaman Gerger

ULAŞIM

Gerger ilçesi, il merkezi olan Adıyaman’a, 105 km. uzaklıktadır. Gerger-Kahta arasındaki uzaklık; 68 km.

Adıyaman Gerger

TARİHİ

MÖ.6’cı yüzyılın ilk bölümünde, Selevkos kralı Arsemes: Fırat nehri üzerinde, Arsemia adında bir şehir kurmuştur.

Bu şehrin, halen Gerger kalesinin bulunduğu yerde olduğu sanılmaktadır.

Şehir, Kommagene krallığı döneminde, kışlık kent olarak kullanılmıştır.

Bölge: daha sonra Romalılar tarafından ele geçirilmiştir. Daha sonra ise, Abbasi halifelerinden Ebu Cafer-el Mansur, yöreyi ele geçirir.

1071 yılına gelindiğinde, bu kez, Selçuklular görülür. Selçuklulardan sonra ise, Haçlılar, Artuklular, Eyyübiler ve Anadolu Selçukluları.

1515 yılına gelindiğinde ise, bu kez Osmanlılar yöreyi ele geçirirler. 1849 yılında Diyarbakır sancağına bağlı olarak görülen ilçe, 1859 yılında Malatya şehrine bağlanır. 1854 yılında ise, Adıyaman iline bağlanır.

İlçe merkezi 1954-1957 yılları arasında, Güngörmüş köyünde idi. 1958 yılında Budaklı köyü Alduş mezrasına, günümüzdeki Gerger ilçesinin bulunduğu yere Bakanlar Kurulu tarafından alınan bir kararla nakil edilmiştir. 

Gerger isminin kaynağı: tam olarak ne zaman kullanıldığı bilinmemesine rağmen, muhtemelen Gerger isminin Osmanlı döneminin başlangıcında yani 1519 yılından sonra kullanıldığı kayıtlarda görülmektedir.

İsminin kaynağı ise, Kerkük yöresinden, Adıyaman’a gelen ve bu yörede iskan edilen “Karakeçili Türkmen aşiretine” Gergerler denilmektedir.

Gergerler: dünya yüzeyine yayılmış, ünlü bir sülaledir.

Gerger soyadı: Kerkük yöresinde bulundukları bir yerin adıdır. Gerger kelimesi, Ermenicede ise “büyük taş yapı veya heykel” anlamında kullanılmaktadır.

Adıyaman Gerger

GENEL

Coğrafi olarak dağlık bir alanda bulunması ve ulaşım zorlukları ön plana çıkar.

İlçe tamamen dağlık bir bölgede kurulmuştur. En yüksek noktası, 2250 metre yükseklikte Kımıl dağıdır. Yörede ova denebilecek düzlükler hemen hemen yok gibidir.

Geçmişte, vadi tabanlarında yer alan dar düzlükler de büyük bir bölümüyle Atatürk Barajının göl suları altında kalmıştır.

Gerger 628 km karelik bir alanı kapsar.

Fırat nehri ve Atatürk Barajı gölü, Adıyaman ilinin kuzeydoğuya bir çıkıntı şeklinde uzanan Gerger ilçe sınırlarının büyük bir bölümünü belirlemede, doğal sınır görevi görmektedir.

Fırat nehri vadisi, üzerinde inşa edilen Atatürk Barajı nedeniyle, bir göl alanı haline gelmiştir. Bu durum, Gerger yöresinin oldukça uzun kıyı sahasına sahip olmasına neden olmuştur.

Geçmişte kır yerleşmelerine ve tarımsal arazilere ev sahipliği yapan Fırat nehri vadisinin tabanı günümüzde farklı bir görünüm kazanmış, kıyılarını kullanım şekillerinde de değişiklik meydana gelmesine yol açmıştır.

Gerger yöresinin Baraj göl alanına yaklaşık 85 km lik bir kıyısı bulunmakta, bu kıyı alanları yer yer turizm amaçlı kullanılmak suretiyle farklı bir nitelik kazanmış görünmektedir.

Adıyaman Gerger

GEZİLECEK YERLER

Adıyaman Gerger Büyük Cami-Veysel Camii

GERGER BÜYÜK CAMİİ-VEYSEL CAMİİ

Oymaklı köyü önünde bulunan ve Veysel Cami adıyla bilinen kalıntıların Anadolu Selçukluları tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

Herhangi bir yazının bulunmadığı Veysel Camiinin bugün minaresinin yarısı ile yıkık duvarları vardır.

Minarede, kesme taş, tuğla ve horasan harç kullanıldığı görülür.

Duvar izlerinden hareketle, kuzey-güney istikametinde, dikey olarak uzanan dikdörtgen şekilli bir yapı sergileyen caminin mimari durumu, kazı yapıldığı takdirde ortaya çıkabilecektir.

Adıyaman Gerger Karagöl-Sülüklü göl (Kırkpınar) Mesire Alanı

KARAGÖL-SÜLÜKLÜ GÖL (KIRKPINAR) MESİRE ALANI

Gürgenli köyü sınırları içindedir. Göl, Kahta-Gerger karayoluna 11 km uzaklıktadır.

İl merkezine 94 km ve İlçe merkezine 20 km uzaklıktadır.

Göl, yakınındaki ormanlık saha ve Kırkgöz kaynağını içine alan Karagöl-Kırkpınar Mesire Yeri adı ile mesire alanı olarak ilan edilmiştir.

Mesire alanına gelenler, hem göl manzarasını görmek hem de göldeki sülükleri alternatif tıp kapsamında değerlendirmek amacıyla Karagöl’e (Sülüklü göl) uğrarlar.

Çünkü gölde sülük ve çeşitli su bitkileri bulunmaktadır.

Göl 1200 metre yüksekliktedir.

Göl, Güneydoğu Torosların güney eteği üzerinde karstik erimeye bağlı olarak meydana gelmiştir.

Yaz ile kış mevsimleri arasında göl seviyesinde 1-2 metrelik seviye farkı ortaya çıkar.

Genellikle yazın kuruyan göl, baharda karların erimesiyle tekrar dolar.

75 x 100 metre boyutlarında, oval görünümlü gölün derinliği 3-4 metre arasında değişir.

Gölün çevresinde, kalkerin saflığına bağlı olarak oluşan, çok güzel kanalcıklı lapyalar görülmektedir.

Orman Bakanlığı tarafından tescillenen mesire alanı: meşe, alıç, yabani elma, armut, erik, melengiç, ceviz, akasya, kavak ağaçlarıyla doludur.

Adıyaman Gerger Karagöl-Sülüklü göl (Kırkpınar) Mesire Alanı

 

Mesire alanının kuzeyindeki dağın alt tarafından yan yana çok sayıda su kaynağı çıkar.

Yaklaşık kırk adet su kaynağı çıktığı için, Kırkpınar adı verilmiştir.

Bu su kaynağı küçük şelale oluşturur.

Burada ahşap masalar bulunur. Piknik yapılabilir.

Adıyaman Gerger Üçkaya Köyü-Yaban Nergisleri

ÜÇKAYA KÖYÜ-YABAN NERGİSLERİ

İlçe merkezine bağlı bu köyde bulunan yaban nergisleri, buraya turistlerin akınına yol açıyor.

Ters lalenin yanı sıra yaban nergisi olarak da bölgede kendini göstermeye başladı.

Yıllardır bölgede yetişen nergis çiçeklerinin varlığından sadece ilçe sakinleri haberdar iken çiçeklerden Adıyaman il merkezi ve çevre illerinin de haberi olması sonucu bölge ziyaretçi akınına uğruyor.

Sarı ve beyaz renkleri ve baş döndürücü güzel kokusu ile dikkat çeken nergis çiçekleri, her yıl iki aylık bir dönemde yetişiyor.

Adıyaman Gerger Kanyonu

GERGER KANYONU

Atatürk Barajı ve Fırat nehrinin birleşme noktasında yer alır.

Doğal görüntüsüyle alternatif turizm potansiyeline sahip olabilecek kanyon, keşfedilmeyi bekleyen önemli bir eko turizm alanıdır.

2014 yılında turizme açılmıştır.

Mağaraların ve dik kayaların bulunduğu kanyon çok zengin bir görselliğe sahiptir.

Gerger ilçesine bağlı Budaklı köyü Şahintepe Mesire alanı ile kanyon gezisine başlanıp, Nissibi Köprüsünün yakınında bulunan Güzelsu köyünde sona erecek tekne gezisiyle, kanyonun sahip olduğu güzellikler görülebilir.

Güzelsu köyünde, Adıyaman’ı Diyarbakır’a bağlayacak olan Nissibe köprüsü yapılıyor.

Mesire alanı, baraj sularıyla çevrilidir.

Ayrıca sosyal alanları, park ve bahçesi, yüzer havuzuyla ve de muhteşem manzarasıyla ilgi çekiyor.

Kanyonda: mağaralar ve dik kayalar bulunuyor.

Çok zengin bir görselliğe sahiptir. Kanyona özellikle üniversite öğrencileri ilgi gösteriyor.

 

ATATÜRK BARAJ GÖLÜ

Gerger insanı: Atatürk Baraj göletinin devreye girmesiyle, hayatlarında büyük değişiklik beklemelerine rağmen, duyduğuma göre, arzu ettiklerini bulamamışlardır.

Yine de, burada, büyük bir tatlı su balığı potansiyeli bulunmakta ve Gergerliler tarafından değerlendirilmektedir.

Aynı zamanda, özellikle sıcak yaz günlerinde, Gerger gençleri, Aşe Heci bölgesinde, göl sularına girip yüzerek serinlemeye çalışmaktadırlar.

Ancak, bu yüzdükleri yer elbette, düzenli bir sahil şeridi değil ve her an boğulma tehlikesi var.

Adıyaman Gerger Gözetleme Kulesi

 

GÖZETLEME KULESİ

İlçe merkezi yakınlarında, Fırat nehrine hakim bir tepedeki bu askeri gözetleme kulesi, Roma dönemine aittir.

10 metre yükseklikteki kule, 2 katlıdır. İç kısmı 5 x

5 metre ebatlarındadır. Üst örtüsü yıkılmıştır.

Kule yaklaşık 500 kilo ile 2 ton ağırlığındaki taşların, harç kullanılmadan üst üste konulmasıyla yapılmıştır.

Kulenin kapısı üzerinde, kılıca benzetilen bir kabartma vardır ve bunun Yunan Mitolojisinde Herakles ve Roma Mitolojisinde Herkül olarak tanınan yarı tanrısın sopası olduğu düşünülmektedir.

Adıyaman Gerger Kalesi

 

GERGER KALESİ-FIRAT KALESİ-ALDÜŞ KALESİ

İlçe merkezine 85 ve il merkezine 117 km uzaklıktadır.

İlçe merkezine bağlı Oymaklı (Nefis Gerger) köyündedir. Beybostan köyü ile Oymaklı köyünün tam ortasındadır.

Bölgenin adeta su deposu ihtiyacını karşılar ve bölgede bulunan akarsu ve çeşmelerin kaynağı, bu kalenin üzerine kurulduğu dağdır.

Buraya çıkmayı düşünürseniz, oldukça yorucu bir tırmanışa hazır olmanız gerekiyor, dik yokuşu ve yamaçları, sarp kayaları ve yumuşak kaygan toprağı ile çıkılması oldukça zor bir kaledir ama inanın değer, çıktığınızda katlandığınız zahmete değdiğini hissedeceksiniz.

Adıyaman Gerger Kalesi

 

MÖ 2’nci yüzyılda, Kahta çayı kıyısındaki Arsameia’dan ayırmak için; Fırat Arsameia (Euphrat) olarak adlandırılır.

Yeni kale ve Gerger kalesinin karşılıklı olarak birbirlerini korumak için inşa edildiği ve her iki kale arasında, yer altından gizli geçitlerle birbirine bağlantı bulunduğu söylenir.

Tarihi Geç Hitit dönemine kadar dayanır.

Ancak Eski Gerger kentinin MÖ 3’ncü yüzyılda Arsames adında Seleukos kralı zamanında kurulmuştur.

Daha sonra, Kommagene krallığı döneminde (MÖ 69-MS.72) “Aşağı Arsames” ismiyle, kışlık kent olarak önem kazanmıştır.

MÖ II yüzyılda ise, burası Fırat (Euphrat) Arsameiası olarak adlandırılmaktaydı.

Kale, sarp bir kayalık üzerinde bulunmakta ve sağlam duvarlarla çevrilmiştir.

Kalenin bulunduğu yerin yüksekliği yani rakımı 2226 metredir.

Kommagenelerin ilk idare merkezi ve aynı zamanda kutsal bir tapınak görevi üstlenmiştir.

Gerger kalesi, Kommagene krallığının doğu sınırını oluşturmakta olup, Fırat nehri üzerindeki geçişlerin kontrol noktası durumundadır.

Aşağı kale ve yukarı kale olmak üzere iki bölünde inşa edilmiştir.

Adıyaman Gerger Kalesi

Aşağı Kale

Bu bölüm, pek kısa süre öncesine ait bir yerleşimden kalma ve eski kültür tabakalarını örten meskenlerin, metrelerce yükseklikteki enkazlarıyla doludur.

Burada Ortaçağ dönemine ait İslam yapıları temelleri bulunur.

Ancak kalıntılar iyi durumda değildir.

Kayalara oyulmuş merdiven ve koridorlar, su sarnıçlarına ait kalıntılar görülür.

Kalenin ön yüzündeki giriş bölümüne giden köprü yıkılmış ve bu yüzden kaleye girmek zorlaşmıştır.

Giriş bölümünde kaleyi ele geçiren Müslümanlar tarafından yapılan bir cami bulunur.

Bu cami ve çevresinde eski yazı ve yazı tabletleri vardır.

Yine kalenin ön yüzünde bir zindan var.

Zindanın dış yüzünde çivi yazılı ile yazılmış yazıtlar bulunuyor.

Bunlar Kommagene ve Romalılar tarafından yazılmıştır.

Zindanın iç kısmında, ilkel yapılı oturaklar vardır.

Zindanın bir bölümünde bir tünel girişi bulunuyor.

Bu tünel ilerledikçe daralır ve oksijen tamamen tükenir.

Bu yüzden, araştırmacılar henüz tünelin sonuna ulaşamadılar ve bu tünelin sırrı çözülemedi.

Hatta, kalenin hazinesinin bu tünelin sonunda olduğu iddia ediliyor.

Adıyaman Gerger Kalesi

 

Yukarı Kale

Bu alt platodan, yani Aşağı kalenin bulunduğu platodan bir kaya basamakla ayrılır.

Bu basamak muhtemelen iç kale duvarı için kısmen temel teşkil ediyordu.

Yukarı kalenin arazisi, güneyden kuzeye doğru gidildikçe yükselir.

Mevcut binaların çok az odası sağlam olarak günümüze ulaşmıştır.

Bunların duvarları yatay olarak ve harç yardımıyla dizilmiş, kırık taştan yani mıcırdan örülmüştür.

Sadece birkaç yerde mevcut sütunlar için işlenmiş taş kullanılmıştır.

3 girişi vardır.

Birinci kapısı yanında, kayalara oyulmuş merdivenler, koridorlar ve mezarlar vardır.

Üçüncü kapısı çevresinde: Kral Samos ve torunu Kral I. Antiochos tarafından yazdırılan, 6 kitabe vardır.

Kalenin üst kısımlarında: yapı temelleri, burçlar, alt kısımlarında ise su sarnıçları ve ev kalıntıları bulunur.

Adıyaman Gerger Kalesi Rölyef-Kabartma
Adıyaman Gerger Kalesi Rölyef-Kabartma

 

Rölyef-Kabartma

Batı surlarına, dışarıdan bakıldığında: kayalara oyulmuş Kral Samos’a ait bir rölyef yani kabartma görülür.

Kral Samos, üzerinde tören giysileri, silahlar kuşanmış ve sağ elini ileri doğru uzatmış ve ayakta tasvir edilmiştir.

Uzaktan bile görünmesi amaçlanan bu kabartma: yaklaşık 4 metre yükseklikte, 2.70 metre genişlikte ve 30 cm derinlikte, bir nişten oyularak yapılmıştır.

Bu bölümde henüz sırrı çözülememiş üç pencere bulunuyor.

Üç pencere, kalenin arka bölümünde dümdüz, sarp ve sert bir kayanın üzerine inşa edilmiştir ve çok yüksektedir.

Bu yüzden de ulaşılması güçtür.

Bu üç pencere, birbiriyle aynı hizada ve düzgün dikdörtgen şeklindedir.

Bu pencerelerin bir odaya açıldığı düşünülmektedir.

Üç pencerenin Müslüman akınlarında kimsenin ulaşamamasını sağlamak ve içindeki odaya girilmesini önlemek için, bu ulaşılması zor noktaya yapıldığı düşünülmektedir.

Hatta, biraz önce yukarıda sözünü ettiğim, zindanda bulunan tünelin buraya bağlandığı ve kalenin hazinesinin yine burada bulunduğu iddia edilmektedir.

Samos’un kabartmasının altında bir yazıt bulunur, bu yazıtta: Kral I. Antiochos’un emriyle hazırlanmıştır ve onun baba tarafından büyükbabası olan, Kommagene kralı Ptolemaios’un oğlu Hükümdar Samos’u tasvir etmekteydi.

Hükümdar kaleye bakmamakta, bakışları, ayakları altında uzanan dağlık ülkeyi aşmaktadır.

O noktadan uzaktaki sırtın ve onu taçlandıran Nemrut dağının zirvesinin çok iyi görünmesi, bir tesadüf eseri değil Kral Antiochos’un ve emrinde çalışan sanatçıların planlamasının sonucudur.

Kral Samos’a ait kabartma ve yazıtlar, 1991 yılında tescillenerek kayıt altına alınmıştır.

Evet daha sonraki dönemlerde Memluklerin Gerger kalesinde uzun bir süre hüküm sürdüklerini imar çalışmalarında bulundukları bilinmektedir.

Osmanlı egemenliğine girmeden önce, kalenin önemini yitirmeye başladığı görülür.

Çünkü Osmanlının ilk yıllarında yapılan tahrirde (1519) kale görevlileri hakkında bir bilgi yoktur, bu dönemde Behisni ve Kahta kaleleri kadar önemli olmadığı izlenimi verilmiştir.

1530 yılında ise, kalede sadece 15 görevlinin bulunduğu kayıtlıdır.

Daha sonraki dönemde ise, bu kale, yöredeki diğer kaleler gibi bazı asi gurupları tarafından korunmak ve saklanmak amacıyla kullanılmıştır.

1860’lı yıllarda, Gerger nahiye müdürlüğü idaresine bağlı bulunan Gerger kalesi ve çevre yerleşim birimlerine, hükümet memurlarından ve zaptiyelerden hiç kimse can korkusuyla gitmeye cesaret edememiştir.

Geç dönemde de kullanılan kalenin içerisinde cami, dükkan, su sarnıçları ve benzeri sosyal yapıların kalıntılarını görmek mümkündür.

Kale bugün Atatürk Barajı göl alanı manzarası ile görülmesi gereken yer olmuştur.

Son bir not: kalenin bulunduğu yerin, kaya düşmesine elverişli olması, heyelanların olması, yetersiz su imkanı ve topların icat edilmesi nedeniyle, kaleye olan ihtiyacın eskiye oranla azalması gibi sebeplerle: kaledeki şehir, kuzeyde 20 km uzaklıktaki şimdiki Gerger ilçesinin bulunduğu yere taşınmıştır.

Adıyaman Gerger Üzeyir Peygamber Türbesi
Adıyaman Gerger Üzeyir Peygamber Türbesi

 

ÜZEYİR PEYGAMBER TÜRBESİ

İl merkezine 60 km uzaklıkta, Nemrut dağı-Gerger yol ayırımından, yaklaşık 1 saat sonra Gerger yolu üzerinde, Alidam köyündedir.

Üzeyir Peygamberin ismi, Kuran-ı Kerim’de geçer. İsrail oğulları tarafından tanınır.

İbranicede “Üzeyr” kelimesinin karşılığı “Azra” dır.

Günümüzde hala “arpa” şeklinde görülen taşların hiç tükenmediği ve bu durumun Üzeyir Peygamberin bir kerameti olduğuna inanılıyor.

Türbenin 19’ncu yüzyılda yapıldığı biliniyor.

1984 yılında restorasyon ile betonarme olarak yeniden inşa edilmiştir.

Türbesinin yanında bir de cami bulunur.

1984 yılında türbe restorasyonla betonarme yapı ile tekrar yapılandırılmıştır.

Adıyaman Gerger Murfan Mağaraları-Murfa Manastırı
Adıyaman Gerger Murfan Mağaraları-Murfa Manastırı

 

MURFAN MAĞARALARI-MURFA MANASTIRI

Murfa manastırı, Oymaklı köyünün güneyinde Domut derenin Fırat nehri ile birleştiği yerin Fırat nehri tarafındadır. Sarp kayalığa yapılmış olan Murfa bir manastır görünümündedir.

Murfa’nın iki yerinde taşa oyulmuş yazılar vardır.

Yapının hemen hemen tamamı kesme taşlardan yapılmıştır.

İçeri girildiğinde çeşitli büyüklükte odalar göze çarpar. Sağlam ve dayanıklı bir mimari uygulanmıştır.

Yöre sınırları içinde yine Murfa olarak adlandırılan diğer bir yapı ise, Eskikent Murfa’sıdır.

İlçe merkezinin 5 km uzağında, Eskikent (Temsiyas) köyü kuzeyindedir.

Sarp yamaçlardan oluşan dağlık alanda yer alan manastıra, aynı köye bağlı Kula mahallesinden gidilir.

Ancak araçla gitmek mümkün değildir, patika bir yoldan yürüyerek ulaşım imkanı vardır.

Eskikent Murfasında, manastırın konumlandığı saha adeta düz bir duvar gibidir ve burada bulunan küçük mağaralar da belirli bir amaç için organize edilmiştir.

Günümüzde büyük ölçüde tahrip olmuş olan Murfa Manastırında yan yana bulunan iki bölme vardır.

Küçük odalar şeklinde düzenlenen bu bölmelere, büyük ölçüde bozulmuş olan ve çok eğimli basamaklardan oluşan merdiven yoluyla erişilir.

Belirtilen iki bölge arasındaki geçiş (muhtemelen yaşanan depremin etkisiyle) neredeyse tamamen ortadan kalkmış görünür.

Merdivenler yolu ile ulaşılan ve nispeten daha büyük olan odadan, oldukça dar ve kayadan oyulmuş bir yol vasıtasıyla erişilebilir.

Murfa manastırında bölgelerin içi de amaca uygun olarak yeniden düzenlenmiş, yer yer sekiler yapılmak suretiyle kullanılmıştır.

Yine büyük ölçüde tahrip edilmiş olmakla birlikte, duvarlarda belirgin bazı figürlerin de işlenmiş olduğu görülebilir.

Gerger Nissibi Köprüsü

 

GERGER NİSSİBİ KÖPRÜSÜ

Adıyaman Gerger ve Kahta ilçeleriyle Şanlıurfa’nın Siverek ilçesini birbirine bağlayan Devlet Yolunun Gerger ilçe sınırlarında bulunan Atatürk Baraj gölünün kestiği bölümdedir. 

Barajın su tutmaya başlamasıyla kara ulaşımının kesintiye uğradığı noktada inşa edilmiştir. 

Orta açıklık 400 metre kenar açıklıkları 105 metre olmak üzere, toplam 610 metre uzunluğundaki köprü, 21 Mayıs 2015 tarihinde hizmete girmiştir. 

Sahip olduğu teknik özellikleriyle Türkiye inşaat sektöründe bir dizi ilk ve yeni uygulama getiren Nissibi köprüsü, gergin eğik kablo askılı olarak yapılmıştır. 

Köprünün yapılmasıyla Adıyaman-Siverek ve Diyarbakır illeri üzerinden Doğa Anadolu bölgesi ile Güneydoğu Anadolu bölgesi kesintisiz bağlanarak, feribotla ulaşım süresine göre seyahat süresinde yaklaşık 1.5 saatlik kısalma olmuştur. Diyarbakır’ın batı, Adıyaman’ın doğu illerine olan uzaklığı 40 km kısalmıştır. 

 

 

Adıyaman ili tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.