Isparta Keçiborlu

Isparta Keçiborlu
 

Isparta Keçiborlu: Isparta il merkezine uzaklık 41 km dir. Akdeniz bölgesinin göller yöresindedir. Burdur gölünde 22 km kıyısı vardır. Özellikle E-24 devlet kara yolu üzerinde bulunması nedeniyle, Ankara-Antalya arasında yolculuk yapanlar, bu ilçeden geçerler.

İlçe merkezinin ortalama rakımı yani denizden yükseklik 1010 metredir. Güneyinde Eğirdir gölü bulunur.

1997 yılında açılan Süleyman Demirel Hava alanı, ilçe sınırları içindedir.

İlçenin günümüzdeki en önemli ekonomik faaliyet alanı tarım ve hayvancılıktır. Meyvecilik, sebzecilik, bağcılık, gülcülük ve lavantacılık yapılmaktadır.

Isparta Keçiborlu
 

 

TARİHİ

Isparta Keçiborlu: Niğde’nin Bor ilçesinden buraya göç edenlerin bir kısmı Uluborlu’ya ve bir kısmı ise Keçiborlu’ya yerleşirler. Keçiborlu’ya yerleşenler “Küçük Borlu” anlamında buraya “Kiçiborlu” ismini verirler. Ayrıca bölgenin küçük tepeciklerden meydana gelen arazi yapısı nedeniyle “Küçük taşlık yer” anlamında “Kiçiborlu” denildiği de söylenir. Bu isim, zamanla “Keçiborlu” olarak günümüze gelmiştir.

Bölge 1182 yılında Selçuklu egemenliğine girer. 1301 yılında Hamitoğulları Beyliği ve 1380 yılında ise Osmanlı egemenliği görülür.

Keçiborlu, 1935 yılından itibaren, ülkemizde tek kükürt üreten fabrika bulunması nedeniyle tanınmıştır. Etibank tarafından ilçe merkezinde kurulan üretim tesisi, ilçede gerek istihdam ve gerekse sosyal hayatın canlanmasını sağlamıştır.

 

KÜKÜRT VE KÜKÜRT TESİSLERİ

Yukarıda belirttiğim gibi, bir zamanlar, Ankara-Antalya yolunda ilerlerken, Keçiborlu yöresine varıldığında, muhteşem bir kötü koku hissedilirdi.

Çünkü burada Kükürt Madeni işleme tesisi vardı. Keçiborlu kükürt madeni, 1900 yılında Hüseyin Kureyşi isimli biri tarafından çalıştırılmıştır. 1914-1918 yılları arasında ise, Almanlar, basit üretim tesisiyle burada kükürt üretimi yapmışlardır.

Cumhuriyet sonrasında ise, üretim yetkisi İtalyan ve Fransızlara verilmiş, bu yetki 1934 yılında ise Sümerbank’a devredilmiştir.

1944 yılında üretim Etibank tarafından yürütülür. Bu dönemde, ilçeye üretim için gelen mühendisler ve yapılan tesisler, sosyal hayatın canlanmasını sağlamıştır.

Ancak zaman içinde üretim maliyetlerinin artması ve madenin gittikçe fakirleşmesi nedeniyle, 1980’li yıllarda tesisin kapatılması gündeme gelmiştir.

1995 yılında ise tesis ekonomik ömrünü doldurmuş olduğundan kapatılmış ve maden ocaklarının üstü betonla kapatılmıştır. Elbette tesis kapatıldıktan sonra ilçede işsizlik artmış, işçilerin ve teknik personelin başka yerlere tayin edildiği, ilçenin nüfusunun azalmaya başladığı tespit edilmiştir. (kapatma öncesi fabrikada 1200 işçi çalıyormuş.)

Sonuç olarak: artık bu yoldan geçilirken, yani Ankara-Antalya yolu üzerindeki ilçeden geçilirken, eskisi gibi kötü koku olmuyor. 

Kükürt işletmesinin sahası ve tesisleri, yeni kurulan Meslek Yüksek Okuluna devredilmiştir.

Keçiborlu Meslek Yüksek Okulu

KEÇİBORLU MESLEK YÜKSEK OKULU

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesine bağlıdır. İlçe merkezinde Cumhuriyet Mahallesi Yıldız Caddesindedir. Isparta il merkezine uzaklık 43 km dir ve araçla yaklaşık 40-45 dakika yolculuk sürer.  

Evet okul 1994 yılında kurulmuştur. Okul bünyesinde önlisans düzende toplam 8 program eğitim-öğretim faaliyeti yürütülmektedir. 

Okul fiziki alan olarak 1800 m karelik bir alanı kaplar. Bu alanda: eğitim binası, idare binası, yemekhane, kafeterya, 3 atölye, kütüphane, 3 bilgisayar laboratuvarı ve bir fittnes salonu gibi donanımlara sahiptir. 

 

 

GÜL

İlçe merkezine 15 km uzaklıktaki Senir kasabası ve ilçe merkezine 9 km uzaklıktaki Kılıç kasabası: gül bahçeleri ve gül fabrikaları ile tanınır.

Gül toplama sezonunda, buralara turistik geziler düzenlenir ve gelenler, bahçelerde gül toplarlar.

Ayrıca, yine bu kasabalarda bulunan gülyağı tesislerinden geleneksel gülyağı ve gül suyu satın almak mümkündür.

Senir kasabasında, bir de geleneksel etnografik objelerin sergilendiği, Kültür evi vardır.

Isparta Keçiborlu

 

LAVANTA

Lavanta bahçeleri Kuyucak köyündedir.

Kuyucak köyü, İl merkezi İsparta’ya 50 km uzaklıktadır.

Kuyucak köyünde yetiştirilen lavanta, sıcaklık ve yağış gibi mevsimsel durumlara bağlı olarak Temmuz ayı başında açmaya başlar ve Temmuz sonu ile Ağustos ayı ortalarına kadar hasat edilir.

Yetiştirilen lavantalar, Türkiye ihtiyacının % 90’ını karşılar.

Lavanta çiçekleri, fabrikalarda işlenip sabun, yağ, kolonya gibi ürünlere dönüştürülür.

Buradaki lavanta tarlaları, son yıllarda turizm etkinlikleri yönünden de oldukça yoğun bir turizm aktivitesine sahip olmuştur.

Lavantaların çiçek açtığı dönemde (yani Temmuz sonu ile Ağustos ayı ortalarına kadar olan sürede) bu mor renkli tarlalar ziyaret edilir, ziyaretçiler yürüyüş yapar, bisiklete binerler, fotoğraf çekerler ve lavanta ürünlerini satın alırlar.

Isparta Keçiborlu

 

GEZİLECEK YERLER

Keçiborlu Tren İstasyonu

KEÇİBORLU TREN İSTASYONU

1910 yılında İngilizler tarafından yapılmış olan Keçiborlu İstasyonu: istasyon yapısı, ambar, lojman ve tuvalet yapılarından oluşur.

Gümüşgün istasyon yapısıyla aynı mimari özelliklere sahiptir.

Tek farkı, istasyonda su deposu bulunmaması ve gazhane yapısının yıkılmış olmasıdır.

Ana istasyon, bir kısmı tek katlı bir kısmı iki katlıdır.

İki katlı kısmın üst katı misafirhane şeklinde tasarlanmıştır.

Alt katta ise bekleme salonu, gişe büro odaları, bilet gişesi gibi hizmet birimleri bulunur.

Yapı taş yığma teknikle inşa edilmiştir.

Dış cephede subasman kotundan itibaren taş duvar görülür.

Bu taş duvar arasında dört sıra tuğla hatıl, yapının etrafında dönmektedir.

Ayrıca saçaklar da tuğladır.

Kapı ve pencerelerin tamamı dikdörtgen formdadır ve çevresinde sive dönmektedir.

Bu sövelerin üzerinde de basık kemer formunda tuğla söveler yer almaktadır.

Yapı her iki kodunda da beşik çatı ile örtülüdür.

Ayrıca bodrum katı da bulunmaktadır.

İstasyon yapısının hemen karşısında rayların diğer tarafında ambar yapısı bulunur.

Bu yapıda, istasyon yapısının dış görünüşüne uyumlu taş duvar ve tuğla hatıllıdır.

Beşik çatılıdır.

Büyük tek bir mekanın yanında yapının bir ucunda iki katlı bir büro kısmı vardır.

İçinden bir ray hattı geçmektedir.

Lojman yapısı da istasyon yapısı ile aynı mimariyi gösterir.

Tek katlı, beşik çatılıdır ve iki bağımsız bölümden oluşur.

Lojman yapılarının yıkılmaya başladığı görülmektedir.

Tuvalet yapısı ise kompleksi temel mimarisine uyumlu tek katlı ve beşik çatılıdır. Panjurlu kare formu penceresi bulunmaktadır.

 

Keçiborlu Sinan Bey Camisi

SİNAN BEY CAMİSİ

İlçe merkezindeki bu tarihi caminin kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.

Kareye yakın, dikdörtgen planlı olan cami, taş duvarlara sahip olup, marsilya kiremidi kaplı kırma çatı ile örtülüdür.

Caminin kuzey, batı ve doğu cephelerinden giriş kapısı bulunur.

Kuzeydoğu köşede bulunan minarenin kesme taştan örülmüş yüksek kare kaidesi vardır.

Üçgen papuç bölümünden sonra ince bir bilezikle silindirik gövdeye geçer.

Gövde bir bilezikle sona ermekte, şerefe, petek ve külah ile minare sonlanmaktadır.

Minarenin tamamında kesme taş kullanılmıştır.

Minare kaidesinde, iki satır halinde mermer kitabe vardır.

Kuzey cephenin alt bölümü sonradan eklenmiş betonarme bölüm yer almaktadır.

Bu cephede, alt sırada yuvarlak kemerli dört adet dikdörtgen formlu pencere ve ortalarında yuvarlak kemerli kapı bulunur.

Üst sıra cephenin özgün taş duvarları arasında beş tane dikdörtgen formlu yuvarlak kemerli pencere vardır.

 

Keçiborlu Aslanlı Çeşme

ASLANLI ÇEŞME

İncesu beldesi, Köyiçi mevkiindedir.

Belediye binasının batısında bir meydana bakan, dikdörtgen formlu, kesme moloz taşlardan yapılmış, yuvarlak kemerli, saçak ve kemer ayaklarının bastığı kotlarda kademeli silmeleri bulunan bir çeşmedir.

Çeşme içerisinde devşirme blok kesme taşın da yer aldığı görülmektedir.

Çeşmenin orta kısmında, iki tane küçük dikdörtgen formlu niş vardır.

Çeşmenin üzeri saç malzemeden kırma formlu bir çatı ile örtülmüş olup, cephesinde çeşitli resim ve motifler ile çeşmeye adını veren iki aslan kabartması bulunmaktadır.

Aslan kabartmalarının arasında 1932 tarihi yazmakla beraber bu mevkiiye yakın bir noktada bulunan “Koca çeşme” ile aynı dönemde yapıldığı düşünülmektedir. (muhtemelen 1885 yılı)

Keçiborlu Koca Çeşme

KOCA ÇEŞME

İncesu belde merkezinde, bir meydana bakan dikdörtgen formlu kesme ve moloz taşlardan yapılmıştır.

Yuvarlak kemerli bir çeşmedir.

Çeşmenin saçak ile kemer ayaklarının bastığı kotlarda kademeli silmeler vardır.

Çeşme içerisinde blok kesme devşirme bir taş da bulunmaktadır.

Kemerli kısmının içerisindeki kitabede 1885 tarihi okunmaktadır.

Çeşmenin orta kısmında da küçük dikdörtgen bir niş vardır. Çeşmeye saç malzemeden bir kırma çatı yapılmıştır.

Keçiborlu Çelikler Çeşmesi

ÇELİKLER ÇEŞMESİ

İncesu beldesi Merkezinde, sokak köşesinde ve eski çamaşırhaneye bitişik konumda olan çeşmenin sivri kemerinin iç kısmında, küçük bir niş vardır.

Sokak çeşmesi olarak tanımlanmıştır.  

Genelde moloz taşlardan yapılmış ve sıvanarak mavi renge boyanmış olan çeşmenin kemerlerinin bastığı taşlar, kesme blok taşlardır.

Çeşme yapısının üstünü kapatan kırma çatı formlu saç malzemeden yapılmış olan çatı oldukça kötü durumdadır.

 

GÜVERCİNLİK MAĞARASI

İlçe merkezine bağlı Aydoğmuş köyünde Akdağ çevresindedir.

Mağaranın isminin nedeni, mağara giriş kısmında yaşayan güvercinlerden gelmektedir. 

Deniz seviyesinden 1380 metre yüksektedir. 

Giriş kısmı dar ve kuyu biçiminde olup, buradan mağaranın ana salonuna erişilir. Tabanda kaya blokları ve molozlar bulunur. 

65 metre uzunluğundaki mağaranın yukarı doğru devam eden bölümleri: sarkıt, dikit ve sütun gibi damlataş oluşumlarıyla kaplıdır. 

 Mağara içi kuru bir ortamdır, ölçülen sıcaklık yaklaşık 11 derece civarındadır, nem oranı yüzde 75-78 arasındadır. 

Ancak ulaşım zordur, bu yüzden pek tanınmamıştır. Mağarayı görmek isteyenlerin Aydoğmuş köyü üzerinden mağaraya yürüyerek ulaşmaları gerekir. 

 

BURDUR GÖLÜ KIYISI

İlçenin Burdur gölü kıyısındaki 22 kilometrelik alanda, çeşitli mesire alanları vardır.

Keçiborlu İncesu Camisi

İNCESU KÖYÜ CAMİSİ

İncesu beldesi merkezindedir.

Kare planlı, kırma çatılı, marsilya tipi kiremit örtülü, kuzey-batı köşesinde tek şerefeli bir minareye sahip köy camisidir.

Yapım tarihi olarak, 1692 yılı tahmin edilmektedir ama net kayıt yoktur.

Bahçede yoğun olarak bulunan iğne yapraklı ağaçlar gurubu nedeniyle ile cami yapısı genel olarak algılanamamaktadır.

Cami içerisindeki ahşap tavan işleri ve mekansal özellikler açısından, kültür varlığı olarak tescilli bulunan Burdur-Çavdır İlçesi Bölmepınar köyü camii ve Burdur-Kemer ilçesi İbrahim çavuş camisi ile benzerlik gösterir.

Bu yüzden ahşap tavanların yöresel bir mimari öğe olduğu ve belli bir dönemde bu yörede uygulandığı anlaşılmaktadır.

Caminin giriş kapısı yanında, caminin adının yazılı olduğu mermer levhada 1692 tarihi yazmakla birlikte, zaman içerisinde hem caminin ayakta kalması ve onarımı, hem de günün ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi için eklentiler ve değişiklikler yapılmış, tek şerefeli minaresi de üzerindeki levhadan da anlaşıldığı üzere 1958 yılında eklenmiştir.

Yapı özellikle ahşap işçiliği ve mekansal özelliği ile yöresel-kırsal cami mimarisinin iyi bir örneğidir.

Keçiborlu Hacı Emin Sarnıcı

HACI EMİN SARNICI

Senir kasabasının kuzeyinde, kuş uçumu yaklaşık 5 km mesafede, Kırardı mevkiindedir.

Sucuk kuyusu olarak da bilinen sarnıç, yaklaşık 70 cm yüksekliğinde, 5 x 12 metre ebatlarında, doğu-batı doğrultusunda, derinlemesine dikdörtgendir.

Duvarlar moloz taş örgüdür. 1967 yılında yapılan bir onarımla tabla betonla örtülmüştür.

Batı duvarda, giriş aksında küçük bir havalandırma penceresi vardır.

Giriş doğu yüzün ortasından yaklaşık 80 cm genişliğinde ve 180 cm yüksekliğinde yuvarlak kemerli bir kapıdan sağlanır.

Sarnıç içine, güneye dönen merdivenlerden inilir.

İçeride de duvarlar moloz taş örgülüdür ve horasan harcıyla sıvanmıştır.

Sonradan yapıldığı anlaşılan bir sıvalı bölümün üzerinde tamir tarihi 1945 yazılmıştır.

Üstü düzgün kesme taştan yapılmış tonozla örtülmüştür.

Tonoz iki noktada yine düzgün kesme taşlı kemerle desteklenmiştir.

Kuzey ve güney duvarlarında sarnıcı besleyen iki adet su kanalı vardır. Şu anda sarnıçta su bulunmaktadır.

 

Keçiborlu Hacı Hüseyin Sarnıcı

HACI HÜSEYİN SARNICI

Senir kasabasının yaklaşık 6 km batısında, Tepecik mahallesine giden yolun güney kenarındadır.

Sarnıç, dıştan yaklaşık 10 x 15 metre ebatlarında ve yaklaşık 1.5 metre yüksekliktedir.

Ortasında 1.5 metre yüksekliğinde, sekizgen bir tambur vardır.

Tambur kubbeyle örtülmüştür.

Kubbenin üstü, iki kemerin birbirini kesmesiyle kapatılmış, haçvari bir görünümle kenarlar boş bırakılarak havalandırma sağlanmıştır.

Sarnıca, güneybatı köşeden kemerli bir kapıyla girilir.

İç mekan haç planlıdır.

Dışarıdan izlenen tamburun burada, yaklaşık 3 metre yüksekliğinde ve fazla yüksek olmayan ayaklar tarafından taşınan dört büyük kemere oturtulduğu görülür.

Bu kemerler iç içe iki kemer şeklinde daralarak ve yüksekliği azalarak haçın kollarını meydana getirmektedir.

Tonozlardan bir tanesi yıkılmıştır.

Sarnıcı besleyen ikisi sağlam bir tanesi tahrip olmuş üç adet suyolu vardır.

Kemerler ve ayaklar düzgün kesme taştan, diğer bölümler moloz taştan yapılmıştır. İçerisinde günümüzde su yoktur.

Keçiborlu Hasan Hüseyin Sarnıcı

HASAN HÜSEYİN SARNICI

Senir kasabasındadır.

Kuzey-güney doğrultusunda derinlemesine dikdörtgen planlıdır.

Yaklaşık 14 x 8 metre boyutlarındadır.

Yüzeyden yüksekliği 2 metre civarındadır. 25 yıl kadar önce yapılan bir onarımla sarnıcın dışı dört taraftan tamamen briketle çevrilmiş, üstü betonla örtülmüştür.

Güneydeki girişten 18 basamaklı bir merdivenle sarnıcın içine inilmektedir.

Su yoktur.

İç mekan yüksekliği 6 metre civarındadır.

Duvarlar 4 metre yüksekliğe kadar dört taraftan sıvalıdır.

Üst örtü tonozdur. Tonoz iki adet kemerle desteklenmiştir.

Kemerler zemine kadar inen duvar çıkmalarına oturtulmuştur.

Kuzey duvarında zeminden 4 metre yükseklikte sarnıcı besleyen su kanalı vardır.

Kuzey ve güney cephelerde, birer pencere mevcuttur. Sarnıcın içi orijinalliğini korumuştur.

 

 

Isparta tanıtımı.

Senirkent tanıtımı.

Uluborlu tanıtımı.

 

Amasya Hamamözü

Amasya Hamamönü

Hamamözü, ülkemiz turizminde, iki önemli kaplıca tesisiyle gündeme gelmekte ve öne çıkmaktadır.

ULAŞIM

İlçe, Amasya il merkezine, 90 km. uzaklıktadır.

Çorum il merkezine ise, 43 km. uzaklıktadır. Hamamözü ilçesine olan ulaşım: Gümüşhacıköy üzerinden sağlanmaktadır. Hamamözü-Gümüşhacıköy arasındaki uzaklık: 23 km. dir.

Amasya Hamamözü

TARİHİ

Yörenin tarihi geçmişi incelendiğinde: Frigler, Kimmerler ve Romalıların etkin oldukları görüşmektedir.

Özellikle, Romalılar döneminde, bölgenin hareketlendiği öğrenilmiş olup, bu  dönemden günümüze: kaplıca, mezar taşları ve cami duvarlarında bulunan yazılı taşlar kalmıştır.

Romalılar hakkında, bölgede birçok kalıntı bulunmakta olup, resmi arkeolojik kazılar yapıldığında, burada kurulu bir Roma yerleşiminin bulunabileceği düşünülmektedir.

İlçe sonraki dönemde, Gümüşhacıköy ilçesine bağlı bir köy olarak kurulmuş, 1887 yılında Kafkasya’dan göç eden Çerkezler tarafından yerleşilmiştir. 1972 yılında belde statüsü kazanmış, 1990 yılında ise ilçe olmuştur. 

Amasya Hamamözü

GENEL

İlçede, karasal iklim egemendir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıdır. Rakımı 690 metredir. 

Amasya Hamamözü

GEZİLECEK YERLER

 

KAHRAMANLAR İÇMELERİ

İlçe merkezine, 1 km. uzaklıktadır.

Kahramanlar içmesi adıyla anılan bu su kaynağı, özellikle yerel halk ve ziyaretçiler tarafından içme kürü amacıyla kullanılmaktadır. 

İçmelerin yararlı geldiği önerilen rahatsızlıklar şunlardır: bağırsak parazitleri hastalıkları.

 

Hamamözü Arkutbey Kaplıcası

HAMAMÖZÜ (ARKUT BEY) KAPLICASI

Amasya il merkezine, 90 km. uzaklıktadır. Laçin yolu üzerindedir.

Kaplıcaların tarihi, uzun bir geçmişe dayanmaktadır.

Hamamözü Termal Otel

Kaplıcanın ismi: 1095 yılında, bölgede hakimiyeti ele geçiren Selçuklu döneminden Arkut Bey nedeniyle verilmiştir. 

Bu dönemde, bölgede, yer yüzüne bir sızıntı halinde çıkan kaplıca suyu: takip eden dönemlerde, tabiat şartları nedeniyle, yer altında kalmıştır.

Hamamözü Arkutbey Kaplıcası

Ancak, zamanla yapılan araştırmalar sonucunda: 1303 yılında, üstü tamamen kapanan sıcak su sızıntıları, yeniden bulunmuş ve kaplıcalar, yeniden inşa edilmiştir.

Kaplıcanın mülkiyeti, Hamamözü Belediyesine aittir. Termal Tesisler yenilenerek 2000’li yıllarda hizmete girmiştir. 

Suyun sıcaklığı yaklaşık 42.5 derece civarındadır.

Şifalı suların yararlı olduğu rahatsızlıklar şunlardır: romatizmal hastalıklar, tıravmatik rahatsızlıklar, kalp ve damar hastalıkları, psikosomatik rahatsızlıklar, dermatolojik hastalıklar, kırık-çıkık sonu hareket gücünün açılması, sinir sistemi rahatsızlıkları, çocuk felci, ruhsal bozukluklar, bel fıtığı ve siyatik, kadınlarda adet bozuklukları, cildin korunması, saçların kepeklenmesinin önlenmesi.

Bölgede: 63 odalı bir tesis bulunmaktadır. 2000 metre karelik, tamamen kapalı, güzel bir havuz bulunuyor.

Bunun dışında: kür havuzu, jakuzi, sauna, Türk hamamı gibi etkinlikler de var.

Amasya Hamamözü Gimpaş Termal Tesisleri

GİMPAŞ TERMAL TESİSLERİ

İlçe merkezinden ulaşımı mümkündür. Adı “Termal Tesis” olarak geçiyor yani sadece havuz ya da günübirlik kullanım değil, konaklamalı termal tesis olarak hizmet veriyor. 

Tesislerde, 64 oda bulunmaktadır. Yatak kapasitesi yaklaşık 138 yataktır. Odalarda termal su kullanımı mevcuttur. 

Ayrıca: Türk hamamları ve kür havuzları bulunuyor. Ayrıca, aile olarak kullanıma uygun, 17 adet özel havuz var.

Buranın termal suyu: 43 derece sıcaklıktadır.

Özellikle: romatizmal hastalıklar, çocuk felci, sinir sistemi hastalıkları, bel fıtığı, tansiyon, kalp ve damar hastalıkları ve cilt hastalıklarının tedavisinde şifalı olduğu söyleniyor.

Ayrıca konaklama, havuz, spor salonu gibi imkanlarla dinlenme, sağlık turizmi amacı taşıyanlar için uygundur. 

 

Hamamözü Hamit Kaplan Müze Evi

HAMİT KAPLAN MÜZE EVİ:

Dünya çapında başarılı olan Hamit Kaplan, genç yaşta güreşe başlamış ve milli formayı birçok kez giymiştir. 1934 doğumludur. Dünya ve Olimpiyat Şampiyonudur. 

Evet; Hamit Kaplan’ın evi müzeye çevrilmiştir. Burada ünlü güreşçinin kazandığı madalyaları, giydiği forma ve kıyafetleri sergileniyor. 

Hamamözü Hamit Kaplan evinin ilk hali

Müze ev, küçük odalardan oluşuyor ve yerel halkın yardımıyla restore edilmiştir. Kültür ve Spor tarihine ilgi duyanların ziyaret etmesini öneririm.

 

 

 

Gümüşhacıköy tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Amasya tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

 

Yalova Çınarcık

Yalova Çınarcık
 

Yalova Çınarcık; İl merkezine 17 km uzaklıktadır.

Çınarcık-Armutlu arası 37 km, Çınarcık-Termal arası 8 km, Çınarcık-Çiftlikköy arası 23 km, Çınarcık-Kocaeli arası 88 km, Çınarcık-İstanbul arası 188 km. Çınarcık-Bursa arası 88 km, Çınarcık-Gemlik arası 61 km. dir.

İstanbul’dan deniz otobüsü (İDO) ile Yalova’ya yaklaşık 45 dakikada ulaşılır, oradan Çınarcık’a kara yolu ile 20-25 dakikada gidilebilir. Ayrıca özel araçla Osmangazi Köprüsü üzerinden 1.5 saat civarında Çınarcık’a ulaşmak mümkündür. 

TARİHİ

Çınarcık ilçesinin bulunduğu topraklarda, MÖ 4000-3000 yıllarında kurulmuş yerleşim yerleri vardır.

Roma imparatoru Constantinus zamanından kalma kalıntıları, Çınarcık ve köylerinde rastlamak mümkündür.

1325 yılında Türklerin eline geçen Çınarcık, Kurtuluş savaşı yıllarında, üç kez işgal edilmiş ve 1921 yılında düşman işgalinden kurtarılmıştır.

Bu işgal dönemlerinde, ilçenin Ortaburun köyü, Aşağı Kocadere ve Yukarı Kocadere köy halkının malları, Rumlar tarafından alınmış ve mal sahipleri öldürülmüştür.

Yalova Çınarcık
 

Kocadere köyündeki mezalim, soykırım, yakıp-yıkma hepsinden korkunç olmuştur.

İşgal günlerinde Yunanlılar tarafından köyden toplanan insanların bir kısmı denize dökülerek öldürülmüştür.

Geri kalan kadın, çocuk ve yaşlılar ise, Bekir Onbaşıya ait bir eve doldurularak yakılmıştır.

880 kişinin can verdiği bu katliamın anısına, aynı yerde yapılan şehitlik her yıl 29 Nisan tarihinde anma törenleriyle dolup taşmaktadır.

Fakat ne kadar ilginçtir ki, burada böyle bir olay olduğunu ben buraya görünce öğrendim, keşke bu olay daha etkin kutlansa, bu katliamdan bütün dünyanın haberi olması gerekir, umarım anma törenlerine basın ilgi gösterir.

Çınarcık’ın Rumlar dönemindeki ismi “Kio” dur.

Temiz havası olan şehir anlamına gelen bu sözcükten sonra da, sahip olduğu ulu çınarlardan dolayı “Çınarcık” ismini almıştır.

Ancak Fevzi Çakmak, burayı ziyaretinde Belediye Parkındaki (Çınaraltı Gazinosu) anıt çınarı gördüğünde “Çok yazık etmişler buraya Çınarcık demekle, Koca Çınar demeliydiler” demiştir.

Evet, bölgenin tarihindeki en önemli olay “deprem”, 17 Ağustos 1999 tarihindeki Marmara Depreminde, ilçede toplam 5077 konut zarar görmüştür.

Yalova Çınarcık
 

GENEL

Çınarcık, plajları ve kampları ile öne çıkan bir turizm merkezidir.

Özellikle bayram tatillerinde, ilçenin nüfusu 10 katına kadar çıkmaktadır.

Başta İstanbul olmak üzere çevre illerden buraya yoğun ziyaretçi akını yaşanmaktadır.

İlçenin nüfusu normalde 18 bin civarında iken bayram tatillerinde 200 binlere kadar çıkar.

Deniz seviyesinden yükseklik ortalama 30 metredir.

Kolay ulaşımı, temiz denizi, orman ve sayfiye alanları ile her dönemde olduğu gibi, bugünde çekiciliğini korumaktadır.

Ormanlarla kaplı Samanlı dağlarının kuzey yamacında, denize uzanan Çınarcık ilçesi, doğal bitki örtüsü ve dört mevsim turizme açık olan alanları ile bölgenin en fazla talep gören turizm alanıdır.

Koru köyden başlayıp Esenköy’e kadar uzanan bir kıyı şeridi üzerinde bulunan ilçede Paşa Limanı Burnu, Kocadere Burnu, Dikilitaş Burnu, Dermaz Burnu, Baba burnu, Orman Uçuğu Koyu, Engere Koyu, Mersin Burnu gibi doğal güzellikler vardır.

Çiçek bahçeleri, koyları, temiz sahil şeridi ve her yaşa hitap eden eğlence merkezleriyle gerçekten güzel bir yerleşim yeridir.

Yine de Çınarcık denince, akla yazlıklar gelir.

Sırtını ormana vermiş, onar katlı apartmanlar.

Bunun yanında Çınarcık ve Teşvikiye’yi geçtiğinizde, evler ve apartmanlar biter.

Yemyeşil bir doğa ile baş başa kalınır.

Yaşlı çınarlar altında bulunan çay bahçelerinde, toprağa basarak oturma imkanı vardır.

Derken Şarköy’e gelinir. Burada görkemli bir çınar ağacı bulunuyor.

Çınarcık ile ilgili önemli bir not, burası (Koru beldesi) ülkemizdeki kesme çiçekçiliğin merkezidir. Burada: 406 dekar serada çiçek yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Çınarcık Altın Çınar Festivali
 

ALTIN ÇINAR FESTİVALİ

Bu geleneksel festival, 1994 yılından beri Temmuz ayı ortasında düzenlenmektedir.

Çünkü festival döneminin okulların kapanması ve yazlıkçıların geldiği döneme denk getirilmesi düşünülmüştür.

 

ŞENKÖY KIZILCIK ŞENLİKLERİ

Her yıl Ağustos ayının ilk haftasında düzenlenir.

Köy meydanı süslenir, köy halkının ev sahipliğindeki şenlik coşkuyla kutlanır.

Ana tema, kızılcığın yararlarıdır.

Çünkü Şenköy yöresinde uzun yıllardır kızılcık üretimi yapılmaktadır ve yaklaşık 5000 ağaçtan yıllık 250 ton kızılcık elde edilir.

Yalova Çınarcık işi

NE SATIN ALINIR

Burayı ziyaret eder ve yöreye özgün bir şeyler satın almak isterseniz “Çınarcık işi” denen bir el işi satın alabilirsiniz.

Ham ipek, pamuklu ve keten kumaşlar üzerine iplik çekilmesi ve doğal ipliklerle, kumaşın işlenmesiyle yapılır.

Çınarcık haricinde, diğer ilçelerde ve başka yerlerde yaygın olmadığından halk arasında “Çınarcık işi” olarak adlandırılır.

En eski örnekleri 80 yıllık olup Yalova Kent Müzesinde sergilenmektedir.

 

NE YENİR:

Çınarcık yöresinde kızartma balık ve midye tava yenir. Sahil boyunca taze deniz ürünleri bulabilirsiniz. Ayrıca: Mısır ekmeği, yaprak sarma, keşkek ve köy peynirleri de yörede sıkça bulunur. 

 

 

Çınarcık Çınar Ağacı
 

ÇINAR AĞACI

Şarköy’dedir. Üzerinde 3000 yaşında olduğu yazılıdır.

Gövde içi 36 metre kare olan alanda lokanta vardır.

Türkiye’nin en yaşlı anıt çınarı olduğu söylenen bu ağacın dış çapı 30 metreden fazladır.

Çınarcık
 

GEZİLECEK YERLER

Çınarcık Kum Plajı
 

KUM PLAJI

Çınarcık ve Esenköy arasında doğal bir plaj alanıdır.

Yalova’ya 16 km uzaklıktadır.

Bu plaj özellikle İstanbul, Yalova ve Bursa’dan gelenler tarafından denize girmek için kullanılır.

Plajın “Mavi Bayrağı” vardır. Burada gündüzleri güneşlenip yüzmek ve akşamları ise eğlencelere katılmak mümkündür.

Çınarcık Hasan Baba Türbesi ve Mesire Alanı
 

HASAN BABA TÜRBESİ VE MESİRE YERİ

Yalova yöresi, 1325 yılında Orhangazi tarafından Bizanslılardan ele geçirilmiştir.

Ardından bölgeye Türk göçleri artmıştır.

Ancak devam eden süreçte Türkler ve Bizanslılar arasında çatışmalar devam etmiştir.

Bir çatışmada yanında iki arkadaşı ile birlikte Hasan Baba, yaralı olarak günümüzdeki piknik alanının bulunduğu yere çekilmişlerdir.

Rivayete göre, burada Hasan Baba, kılıcına yaslanmış ve kılıcın battığı yerde, günümüzde Hasan Baba suyu denen su kaynağı çıkmıştır.

Hasan Baba ve arkadaşları, bir süre su kaynağında dinlenmişler ve ardından Bizanslıların ikinci saldırısına uğramışlardır.

Üç kahraman burada şehit düşmüşlerdir.

Arkadaşları, üç şehidi, bu bölgede toprağa gömmüşlerdir.

Hıdırellez günlerinde Hasan Baba’nın mezarı ziyaret edilmektedir.

Su kaynağı, yüzyıllar boyunca korunarak günümüze ulaşmıştır.

Hasan baba mesire yeri olarak isimlendirilen koruya: Yalova-Çınarcık karayolundan ayrılarak çıkılır.

Termal ve Çınarcık ilçeleri arasında, Çınarcık sırtlarında 1967 yılında kurulmuştur.

Çınarcık’a yaklaşık 4.5 km uzaklıktadır.

Denizden 120 metre yükseklikteki bu tepe, her mevsim yeşil bitki örtüsü ile kaplıdır.

Yalova’da kalabalığın karmaşasından kaçanların,  huzura kavuşabilecekleri bir mesire yeridir.

Koru: ismini, Yalova’da söylenen efsanelerde adı geçen Hasan Baba adlı ermişten alır.

Yaz aylarında küçük gezintilere çıkmak ve piknik yapmak için buraya gidebilirsiniz.

Aşağısında uzanan ormanları ve sahili, tepeden seyredebilirsiniz, ziyaretçilere doyumsuz manzaralar sunar.

Binlerce kişiyi (3000 kişi kapasitelidir) aynı anda ağırlayabilecek büyüklüktedir.

Bir tane havuzlu, çok soğuk ve iyi kalite suyu vardır.

Burada, geyik koruma alanı ve bir restoran bulunuyor.

 

ŞENKÖY KİLİSE KALINTISI

Çınarcık ilçesi Şenköy bölgesindedir.

Denize karşı yüksek bir tepede kurulmuştur.

Yapılan incelemede: denize uzanan engebeli bir arazi olduğundan, kilise olarak adlandırılan kalıntılar, denize doğru çıkıntı yapan uç kesimdedir.

Günümüzde sadece batı duvarına ait bazı temel izleri görülmektedir.

Mevcut duvarlardan kilisede tuğla, yerel taş ve horasan harcı kullanıldığı tespit edilmiştir.

Bitki örtüsü yapının üzerine büyük ölçüde kaplamıştır. Harap durumdadır.

 

KORUKÖY FIRIN

İlçe merkezine bağlı Koruköy’dedir.

Tek katlı binadır.

Ortada yarısı gömülü fırın ocağı bulunur.

Ocağın üstünde hamur hazırlama yeri ve bu kısma çıkılan 5 basamaklı merdiven bulunur.

Koridorun iki yanında, simetrik birer gözlü dükkan vardır.

Çatı tamamen çökmüştür.

Fırın ocağı ve koridor ve dükkan, tamamen molozlarla doludur.

Arka tarafındaki yarı tuğla yarı taş kaplama duvar ortasından yıkılarak, binayı ikiye ayırmıştır.

Bina yapıldığı dönemde, içten tamamen sıvalıdır.

Dışta ise ön ve sağ yan cephe takoz işlemeli tuğla ve yine sıvalıdır.

Fırın giriş cephesindeki basık tuğla kemer ortasından çatlamıştır.

Bina virane halindedir.

Çınarcık Teşvikiye Antik Su Sistemi
 

TEŞVİKİYE ANTİK SU SİSTEMİ

Su sistemi: Güngörmezler mevkiinden, Kemertepe mevkiine kadar uzanan kanal ve kemerlerden oluşur.

Başlangıç kısmı: kaya içindeki, doğal bir kovuğun, insan eliyle oyularak ve harçlı moloz taş duvar örgüsüyle şekillendirilerek oluşturulmuştur.

Bu bölünden sonra Teşvikiye deresinin doğusunda bulunan tepelerin yamaçları boyunca yaklaşık Çınarcık Belediyesi sınırına kadar 7 km uzanır.

Güney-kuzey doğrultusunda uzanan kanal, yaklaşık 150 metre kodundan, 50 metre koduna doğru, hafif bir eğimle alçalır.

Üst kısmı tonozludur.

Yüksekliği 1.80-2 metre ve genişliği 1-1.20 metredir.

Moloz taştan, kireç harcı kullanılarak yapılmıştır.

Hat boyunca, havalandırma bacaları ve dinlendirme havuzları bulunur.

Kanalın önemli kısmı, toprak altında olup, bazı bölümler yüzeyde ilerler.

Kemertepe doğrultusunda, yaklaşık 200 metrelik bölümü izlenebilen “Akuadükt” kalıntısı vardır.

Kemerlerin genişliği 5 metre, yüksekliği 5 metredir.

Sadece 2-3 tanesi halen ayaktadır.

Toplam 5-6 tane olduğu tahmin edilmektedir.

Tuğla ve moloz taştan, almaşık teknikle yapılan kemerlerin üst bölümündeki su kanalı, halen iyi korunarak günümüze ulaşmıştır.

Kemertepe’nin, kuzeydeki kıyı bölgesinde, bugün Paşalimanı olarak adlandırılan bölgedeki orta ve büyük ölçekli antik yerleşimin su ihtiyacını karşılamak için yapıldığı düşünülmektedir.

 

DELMECE YAYLASI

Teşvikiye beldesinden çıkılır.

Sahile 17 km uzaklıktadır.

Yaylada: orman arazisinde, meşe, kestane, ıhlamur ve çam ağaçları vardır.

Yakınlarında, şifalı su olarak isimlendirilen bir su kaynağı vardır.

Bu yaylada farklı parkurlarda doğa yürüyüşü yapabilirsiniz.

 

ERİKLİ YAYLASI

Teşvikiye beldesinin 8 km yukarısındadır.

Kamp ve doğa yürüyüşü yapılabilir.

Özellikle Teşvikiye deresi üzerinde bulunan ikiz şelaleler ilgi çekmektedir ki, burası yürüyüş parkuru üzerindedir.

Ayrıca, Erikli yaylasında irili ufaklı birçok şelale bulunmaktadır.

Yürüyüş parkuru üzerinde kamp alanları bulunmaktadır.

Çınarcık Erikli Şelalesi
 

Erikli Şelalesi

Erikli’de Erikli deresi üzerindedir.

Erikli deresi, irili ufaklı birçok şelaleler oluşturarak akar.

Bunlardan: Delmece yaylası yakınlarındaki en büyüğü Erikli Şelalesidir.

Burada: kamp kurulabilir ve doğa yürüyüşü yapılabilir.

Çınarcık Koru Beldesi
 

KORU BELDESİ

1924 yılına kadar buranın nüfusunun tamamı, yerleşik Rumlardan oluşuyordu.

1924 yılında yapılan mübadele sonucunda, Rumlar Yunanistan’ın Selanik şehrine gitmiş, Darama ilçesinde yaşayan Türkler ise buraya gelmişlerdir.

Rumlar döneminde beldenin ismi, güzel orman anlamına gelen “Kuri” dir.

Türk nüfus bölgeye yerleşince ismi “Koru” oluştur.

Beldede: Bizans imparatorluğu döneminden kalan Eudoskia sarayı, Deveboynu mevkii, liman bölgesinde olması nedeniyle iki liman bulunmaktadır.

Buranın bir diğer önemli özelliği, kesme çiçekçiliğin merkezi olmasıdır.

 

SU DÜŞEN ŞELALESİ

 

 

 

 

 

Yalova şehir merkezi tanıtım ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.