Isparta Keçiborlu

Isparta Keçiborlu
 

Isparta Keçiborlu: Isparta il merkezine uzaklık 41 km dir. Akdeniz bölgesinin göller yöresindedir. Burdur gölünde 22 km kıyısı vardır. Özellikle E-24 devlet kara yolu üzerinde bulunması nedeniyle, Ankara-Antalya arasında yolculuk yapanlar, bu ilçeden geçerler.

İlçe merkezinin ortalama rakımı yani denizden yükseklik 1010 metredir. Güneyinde Eğirdir gölü bulunur.

1997 yılında açılan Süleyman Demirel Hava alanı, ilçe sınırları içindedir.

İlçenin günümüzdeki en önemli ekonomik faaliyet alanı tarım ve hayvancılıktır. Meyvecilik, sebzecilik, bağcılık, gülcülük ve lavantacılık yapılmaktadır.

Isparta Keçiborlu
 

 

TARİHİ

Isparta Keçiborlu: Niğde’nin Bor ilçesinden buraya göç edenlerin bir kısmı Uluborlu’ya ve bir kısmı ise Keçiborlu’ya yerleşirler. Keçiborlu’ya yerleşenler “Küçük Borlu” anlamında buraya “Kiçiborlu” ismini verirler. Ayrıca bölgenin küçük tepeciklerden meydana gelen arazi yapısı nedeniyle “Küçük taşlık yer” anlamında “Kiçiborlu” denildiği de söylenir. Bu isim, zamanla “Keçiborlu” olarak günümüze gelmiştir.

Bölge 1182 yılında Selçuklu egemenliğine girer. 1301 yılında Hamitoğulları Beyliği ve 1380 yılında ise Osmanlı egemenliği görülür.

Keçiborlu, 1935 yılından itibaren, ülkemizde tek kükürt üreten fabrika bulunması nedeniyle tanınmıştır. Etibank tarafından ilçe merkezinde kurulan üretim tesisi, ilçede gerek istihdam ve gerekse sosyal hayatın canlanmasını sağlamıştır.

 

KÜKÜRT VE KÜKÜRT TESİSLERİ

Yukarıda belirttiğim gibi, bir zamanlar, Ankara-Antalya yolunda ilerlerken, Keçiborlu yöresine varıldığında, muhteşem bir kötü koku hissedilirdi.

Çünkü burada Kükürt Madeni işleme tesisi vardı. Keçiborlu kükürt madeni, 1900 yılında Hüseyin Kureyşi isimli biri tarafından çalıştırılmıştır. 1914-1918 yılları arasında ise, Almanlar, basit üretim tesisiyle burada kükürt üretimi yapmışlardır.

Cumhuriyet sonrasında ise, üretim yetkisi İtalyan ve Fransızlara verilmiş, bu yetki 1934 yılında ise Sümerbank’a devredilmiştir.

1944 yılında üretim Etibank tarafından yürütülür. Bu dönemde, ilçeye üretim için gelen mühendisler ve yapılan tesisler, sosyal hayatın canlanmasını sağlamıştır.

Ancak zaman içinde üretim maliyetlerinin artması ve madenin gittikçe fakirleşmesi nedeniyle, 1980’li yıllarda tesisin kapatılması gündeme gelmiştir.

1995 yılında ise tesis ekonomik ömrünü doldurmuş olduğundan kapatılmış ve maden ocaklarının üstü betonla kapatılmıştır. Elbette tesis kapatıldıktan sonra ilçede işsizlik artmış, işçilerin ve teknik personelin başka yerlere tayin edildiği, ilçenin nüfusunun azalmaya başladığı tespit edilmiştir. (kapatma öncesi fabrikada 1200 işçi çalıyormuş.)

Sonuç olarak: artık bu yoldan geçilirken, yani Ankara-Antalya yolu üzerindeki ilçeden geçilirken, eskisi gibi kötü koku olmuyor. 

Kükürt işletmesinin sahası ve tesisleri, yeni kurulan Meslek Yüksek Okuluna devredilmiştir.

Keçiborlu Meslek Yüksek Okulu

KEÇİBORLU MESLEK YÜKSEK OKULU

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesine bağlıdır. İlçe merkezinde Cumhuriyet Mahallesi Yıldız Caddesindedir. Isparta il merkezine uzaklık 43 km dir ve araçla yaklaşık 40-45 dakika yolculuk sürer.  

Evet okul 1994 yılında kurulmuştur. Okul bünyesinde önlisans düzende toplam 8 program eğitim-öğretim faaliyeti yürütülmektedir. 

Okul fiziki alan olarak 1800 m karelik bir alanı kaplar. Bu alanda: eğitim binası, idare binası, yemekhane, kafeterya, 3 atölye, kütüphane, 3 bilgisayar laboratuvarı ve bir fittnes salonu gibi donanımlara sahiptir. 

 

 

GÜL

İlçe merkezine 15 km uzaklıktaki Senir kasabası ve ilçe merkezine 9 km uzaklıktaki Kılıç kasabası: gül bahçeleri ve gül fabrikaları ile tanınır.

Gül toplama sezonunda, buralara turistik geziler düzenlenir ve gelenler, bahçelerde gül toplarlar.

Ayrıca, yine bu kasabalarda bulunan gülyağı tesislerinden geleneksel gülyağı ve gül suyu satın almak mümkündür.

Senir kasabasında, bir de geleneksel etnografik objelerin sergilendiği, Kültür evi vardır.

Isparta Keçiborlu

 

LAVANTA

Lavanta bahçeleri Kuyucak köyündedir.

Kuyucak köyü, İl merkezi İsparta’ya 50 km uzaklıktadır.

Kuyucak köyünde yetiştirilen lavanta, sıcaklık ve yağış gibi mevsimsel durumlara bağlı olarak Temmuz ayı başında açmaya başlar ve Temmuz sonu ile Ağustos ayı ortalarına kadar hasat edilir.

Yetiştirilen lavantalar, Türkiye ihtiyacının % 90’ını karşılar.

Lavanta çiçekleri, fabrikalarda işlenip sabun, yağ, kolonya gibi ürünlere dönüştürülür.

Buradaki lavanta tarlaları, son yıllarda turizm etkinlikleri yönünden de oldukça yoğun bir turizm aktivitesine sahip olmuştur.

Lavantaların çiçek açtığı dönemde (yani Temmuz sonu ile Ağustos ayı ortalarına kadar olan sürede) bu mor renkli tarlalar ziyaret edilir, ziyaretçiler yürüyüş yapar, bisiklete binerler, fotoğraf çekerler ve lavanta ürünlerini satın alırlar.

Isparta Keçiborlu

 

GEZİLECEK YERLER

Keçiborlu Tren İstasyonu

KEÇİBORLU TREN İSTASYONU

1910 yılında İngilizler tarafından yapılmış olan Keçiborlu İstasyonu: istasyon yapısı, ambar, lojman ve tuvalet yapılarından oluşur.

Gümüşgün istasyon yapısıyla aynı mimari özelliklere sahiptir.

Tek farkı, istasyonda su deposu bulunmaması ve gazhane yapısının yıkılmış olmasıdır.

Ana istasyon, bir kısmı tek katlı bir kısmı iki katlıdır.

İki katlı kısmın üst katı misafirhane şeklinde tasarlanmıştır.

Alt katta ise bekleme salonu, gişe büro odaları, bilet gişesi gibi hizmet birimleri bulunur.

Yapı taş yığma teknikle inşa edilmiştir.

Dış cephede subasman kotundan itibaren taş duvar görülür.

Bu taş duvar arasında dört sıra tuğla hatıl, yapının etrafında dönmektedir.

Ayrıca saçaklar da tuğladır.

Kapı ve pencerelerin tamamı dikdörtgen formdadır ve çevresinde sive dönmektedir.

Bu sövelerin üzerinde de basık kemer formunda tuğla söveler yer almaktadır.

Yapı her iki kodunda da beşik çatı ile örtülüdür.

Ayrıca bodrum katı da bulunmaktadır.

İstasyon yapısının hemen karşısında rayların diğer tarafında ambar yapısı bulunur.

Bu yapıda, istasyon yapısının dış görünüşüne uyumlu taş duvar ve tuğla hatıllıdır.

Beşik çatılıdır.

Büyük tek bir mekanın yanında yapının bir ucunda iki katlı bir büro kısmı vardır.

İçinden bir ray hattı geçmektedir.

Lojman yapısı da istasyon yapısı ile aynı mimariyi gösterir.

Tek katlı, beşik çatılıdır ve iki bağımsız bölümden oluşur.

Lojman yapılarının yıkılmaya başladığı görülmektedir.

Tuvalet yapısı ise kompleksi temel mimarisine uyumlu tek katlı ve beşik çatılıdır. Panjurlu kare formu penceresi bulunmaktadır.

 

Keçiborlu Sinan Bey Camisi

SİNAN BEY CAMİSİ

İlçe merkezindeki bu tarihi caminin kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir.

Kareye yakın, dikdörtgen planlı olan cami, taş duvarlara sahip olup, marsilya kiremidi kaplı kırma çatı ile örtülüdür.

Caminin kuzey, batı ve doğu cephelerinden giriş kapısı bulunur.

Kuzeydoğu köşede bulunan minarenin kesme taştan örülmüş yüksek kare kaidesi vardır.

Üçgen papuç bölümünden sonra ince bir bilezikle silindirik gövdeye geçer.

Gövde bir bilezikle sona ermekte, şerefe, petek ve külah ile minare sonlanmaktadır.

Minarenin tamamında kesme taş kullanılmıştır.

Minare kaidesinde, iki satır halinde mermer kitabe vardır.

Kuzey cephenin alt bölümü sonradan eklenmiş betonarme bölüm yer almaktadır.

Bu cephede, alt sırada yuvarlak kemerli dört adet dikdörtgen formlu pencere ve ortalarında yuvarlak kemerli kapı bulunur.

Üst sıra cephenin özgün taş duvarları arasında beş tane dikdörtgen formlu yuvarlak kemerli pencere vardır.

 

Keçiborlu Aslanlı Çeşme

ASLANLI ÇEŞME

İncesu beldesi, Köyiçi mevkiindedir.

Belediye binasının batısında bir meydana bakan, dikdörtgen formlu, kesme moloz taşlardan yapılmış, yuvarlak kemerli, saçak ve kemer ayaklarının bastığı kotlarda kademeli silmeleri bulunan bir çeşmedir.

Çeşme içerisinde devşirme blok kesme taşın da yer aldığı görülmektedir.

Çeşmenin orta kısmında, iki tane küçük dikdörtgen formlu niş vardır.

Çeşmenin üzeri saç malzemeden kırma formlu bir çatı ile örtülmüş olup, cephesinde çeşitli resim ve motifler ile çeşmeye adını veren iki aslan kabartması bulunmaktadır.

Aslan kabartmalarının arasında 1932 tarihi yazmakla beraber bu mevkiiye yakın bir noktada bulunan “Koca çeşme” ile aynı dönemde yapıldığı düşünülmektedir. (muhtemelen 1885 yılı)

Keçiborlu Koca Çeşme

KOCA ÇEŞME

İncesu belde merkezinde, bir meydana bakan dikdörtgen formlu kesme ve moloz taşlardan yapılmıştır.

Yuvarlak kemerli bir çeşmedir.

Çeşmenin saçak ile kemer ayaklarının bastığı kotlarda kademeli silmeler vardır.

Çeşme içerisinde blok kesme devşirme bir taş da bulunmaktadır.

Kemerli kısmının içerisindeki kitabede 1885 tarihi okunmaktadır.

Çeşmenin orta kısmında da küçük dikdörtgen bir niş vardır. Çeşmeye saç malzemeden bir kırma çatı yapılmıştır.

Keçiborlu Çelikler Çeşmesi

ÇELİKLER ÇEŞMESİ

İncesu beldesi Merkezinde, sokak köşesinde ve eski çamaşırhaneye bitişik konumda olan çeşmenin sivri kemerinin iç kısmında, küçük bir niş vardır.

Sokak çeşmesi olarak tanımlanmıştır.  

Genelde moloz taşlardan yapılmış ve sıvanarak mavi renge boyanmış olan çeşmenin kemerlerinin bastığı taşlar, kesme blok taşlardır.

Çeşme yapısının üstünü kapatan kırma çatı formlu saç malzemeden yapılmış olan çatı oldukça kötü durumdadır.

 

GÜVERCİNLİK MAĞARASI

İlçe merkezine bağlı Aydoğmuş köyünde Akdağ çevresindedir.

Mağaranın isminin nedeni, mağara giriş kısmında yaşayan güvercinlerden gelmektedir. 

Deniz seviyesinden 1380 metre yüksektedir. 

Giriş kısmı dar ve kuyu biçiminde olup, buradan mağaranın ana salonuna erişilir. Tabanda kaya blokları ve molozlar bulunur. 

65 metre uzunluğundaki mağaranın yukarı doğru devam eden bölümleri: sarkıt, dikit ve sütun gibi damlataş oluşumlarıyla kaplıdır. 

 Mağara içi kuru bir ortamdır, ölçülen sıcaklık yaklaşık 11 derece civarındadır, nem oranı yüzde 75-78 arasındadır. 

Ancak ulaşım zordur, bu yüzden pek tanınmamıştır. Mağarayı görmek isteyenlerin Aydoğmuş köyü üzerinden mağaraya yürüyerek ulaşmaları gerekir. 

 

BURDUR GÖLÜ KIYISI

İlçenin Burdur gölü kıyısındaki 22 kilometrelik alanda, çeşitli mesire alanları vardır.

Keçiborlu İncesu Camisi

İNCESU KÖYÜ CAMİSİ

İncesu beldesi merkezindedir.

Kare planlı, kırma çatılı, marsilya tipi kiremit örtülü, kuzey-batı köşesinde tek şerefeli bir minareye sahip köy camisidir.

Yapım tarihi olarak, 1692 yılı tahmin edilmektedir ama net kayıt yoktur.

Bahçede yoğun olarak bulunan iğne yapraklı ağaçlar gurubu nedeniyle ile cami yapısı genel olarak algılanamamaktadır.

Cami içerisindeki ahşap tavan işleri ve mekansal özellikler açısından, kültür varlığı olarak tescilli bulunan Burdur-Çavdır İlçesi Bölmepınar köyü camii ve Burdur-Kemer ilçesi İbrahim çavuş camisi ile benzerlik gösterir.

Bu yüzden ahşap tavanların yöresel bir mimari öğe olduğu ve belli bir dönemde bu yörede uygulandığı anlaşılmaktadır.

Caminin giriş kapısı yanında, caminin adının yazılı olduğu mermer levhada 1692 tarihi yazmakla birlikte, zaman içerisinde hem caminin ayakta kalması ve onarımı, hem de günün ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi için eklentiler ve değişiklikler yapılmış, tek şerefeli minaresi de üzerindeki levhadan da anlaşıldığı üzere 1958 yılında eklenmiştir.

Yapı özellikle ahşap işçiliği ve mekansal özelliği ile yöresel-kırsal cami mimarisinin iyi bir örneğidir.

Keçiborlu Hacı Emin Sarnıcı

HACI EMİN SARNICI

Senir kasabasının kuzeyinde, kuş uçumu yaklaşık 5 km mesafede, Kırardı mevkiindedir.

Sucuk kuyusu olarak da bilinen sarnıç, yaklaşık 70 cm yüksekliğinde, 5 x 12 metre ebatlarında, doğu-batı doğrultusunda, derinlemesine dikdörtgendir.

Duvarlar moloz taş örgüdür. 1967 yılında yapılan bir onarımla tabla betonla örtülmüştür.

Batı duvarda, giriş aksında küçük bir havalandırma penceresi vardır.

Giriş doğu yüzün ortasından yaklaşık 80 cm genişliğinde ve 180 cm yüksekliğinde yuvarlak kemerli bir kapıdan sağlanır.

Sarnıç içine, güneye dönen merdivenlerden inilir.

İçeride de duvarlar moloz taş örgülüdür ve horasan harcıyla sıvanmıştır.

Sonradan yapıldığı anlaşılan bir sıvalı bölümün üzerinde tamir tarihi 1945 yazılmıştır.

Üstü düzgün kesme taştan yapılmış tonozla örtülmüştür.

Tonoz iki noktada yine düzgün kesme taşlı kemerle desteklenmiştir.

Kuzey ve güney duvarlarında sarnıcı besleyen iki adet su kanalı vardır. Şu anda sarnıçta su bulunmaktadır.

 

Keçiborlu Hacı Hüseyin Sarnıcı

HACI HÜSEYİN SARNICI

Senir kasabasının yaklaşık 6 km batısında, Tepecik mahallesine giden yolun güney kenarındadır.

Sarnıç, dıştan yaklaşık 10 x 15 metre ebatlarında ve yaklaşık 1.5 metre yüksekliktedir.

Ortasında 1.5 metre yüksekliğinde, sekizgen bir tambur vardır.

Tambur kubbeyle örtülmüştür.

Kubbenin üstü, iki kemerin birbirini kesmesiyle kapatılmış, haçvari bir görünümle kenarlar boş bırakılarak havalandırma sağlanmıştır.

Sarnıca, güneybatı köşeden kemerli bir kapıyla girilir.

İç mekan haç planlıdır.

Dışarıdan izlenen tamburun burada, yaklaşık 3 metre yüksekliğinde ve fazla yüksek olmayan ayaklar tarafından taşınan dört büyük kemere oturtulduğu görülür.

Bu kemerler iç içe iki kemer şeklinde daralarak ve yüksekliği azalarak haçın kollarını meydana getirmektedir.

Tonozlardan bir tanesi yıkılmıştır.

Sarnıcı besleyen ikisi sağlam bir tanesi tahrip olmuş üç adet suyolu vardır.

Kemerler ve ayaklar düzgün kesme taştan, diğer bölümler moloz taştan yapılmıştır. İçerisinde günümüzde su yoktur.

Keçiborlu Hasan Hüseyin Sarnıcı

HASAN HÜSEYİN SARNICI

Senir kasabasındadır.

Kuzey-güney doğrultusunda derinlemesine dikdörtgen planlıdır.

Yaklaşık 14 x 8 metre boyutlarındadır.

Yüzeyden yüksekliği 2 metre civarındadır. 25 yıl kadar önce yapılan bir onarımla sarnıcın dışı dört taraftan tamamen briketle çevrilmiş, üstü betonla örtülmüştür.

Güneydeki girişten 18 basamaklı bir merdivenle sarnıcın içine inilmektedir.

Su yoktur.

İç mekan yüksekliği 6 metre civarındadır.

Duvarlar 4 metre yüksekliğe kadar dört taraftan sıvalıdır.

Üst örtü tonozdur. Tonoz iki adet kemerle desteklenmiştir.

Kemerler zemine kadar inen duvar çıkmalarına oturtulmuştur.

Kuzey duvarında zeminden 4 metre yükseklikte sarnıcı besleyen su kanalı vardır.

Kuzey ve güney cephelerde, birer pencere mevcuttur. Sarnıcın içi orijinalliğini korumuştur.

 

 

Isparta tanıtımı.

Senirkent tanıtımı.

Uluborlu tanıtımı.

 

Isparta Davraz

Isparda Davraz
 

Isparta Davraz; Isparta il merkezine 26 km, Süleyman Demirel Havaalanına 50 km ve Antalya il merkezine 154 km uzaklıktadır. En yakın yerleşim yeri olan Çobanisa köyüne ise 8 km uzaklıktadır. Eğirdir ilçe merkezine 30 km uzaklıktadır.

Kayak merkezine kendi aracınız ile çıkmanızı öneriyorum, ancak gerektiğinde Isparta veya Eğirdir merkezinden taksi de tutabilirsiniz. Kendi aracınız ile giderseniz oldukça geniş otopark bulunmaktadır.

Isparta Davraz

Sahanın 44 hektarlık bölümü, 1995 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. 

Bu tarihten itibaren, İl Özel İdaresi Müdürlüğü tarafından bir kayak evi yaptırılır ve 1997 yılında hizmete açılır. 

Davraz dağında konumlanan Davraz Kayak Merkezinde, 1635 metre yükseklikte, Eğirdir ve Kovada göllerinin manzaralarını seyrederek kayak yapmak mümkündür.

Isparta Davraz

Kayak Sezonu:

Kar yağışı Aralık ayında başlamaktadır. Kayak sezonu ise, Aralık ayında başlayıp Mayıs ayına kadar devam eder. Kar kalınlığı ortalama: 50-250 cm arasında değişir. Davraz Kayak Merkezi en çok Ocak-Şubat aylarında rağbet görür.

Ancak unutmamak gerekir ki, bazı dönemlerde kar yağışı gecikir, sezon açılışı bu yüzden ertelenebilir. 

 

Futbol Takımları Kamp Merkezi

Yazın ise Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında futbol takımlarının kamp merkezi olarak tercih edilmektedir. 

 

İsparta Davraz Kayak Merkezi

 

Kayak pistlerinin rakımı

Kayak pistlerinin rakımı: mevcut mekanik tesislerle ulaşılabilen 1650 metre ve 2150 metre arasında değişir.

Pistler, sabah saat 09.00’da açılır ve saat: 18.00’de kapanır.

 

Kar kalitesi:

Doğal dokunun yumuşaklığı ve mükemmel kristal kar kalitesi vardır. 

Isparta Davraz Telesiyejler

Mekanik Tesisler: 

Kayak merkezinde, saatte 1000 kişiyi taşıyabilen 1211 metre uzunluğunda 1 telesiyej, saatte 800 kişiyi taşıyabilen 936 metre uzunluğunda 2’nci telesiyej ve saatte 800 kişiyi taşıyabilen 850 metre uzunluğunda 3’ncü telesiyej olmak üzere, toplam 3 adet telesiyej bulunmaktadır. 

Ayrıca saatte 800 kişi taşıyabilen 624 metre uzunluğunda bir adet telesi ile 300’er metrelik 3 adet babylift bulunmaktadır. 

1’nci telesiyej: 2 kişilik iskemlelidir ve 1674 metrede başlayıp 1961 metrede biter. Yolculuk yaklaşık 8 dakika sürer. 

2’nci telesiyej: 2 kişilik iskemlelidir ve 936 metre uzunluğundadır. 1961 metrede başlar ve 2150 metrede biter. 

3’ncü telesiyej: 850 metre uzunluğundadır, dört kişilik iskemlelidir. 2080 metrede başlar ve 2344 metrede biter. 

T Bar ile: 624 metre uzunluğundadır ve 1961 metreden 2150 metreye çıkılabilir. 

Kayağa yeni başlayanlar için 2 adet babylift vardır. Bunlar 300’er metredir.

 

Isparta Davraz
 

Pistler

Kayak Merkezinde, Eğirdir gölünün harika manzarasını izleyerek kayak yapabilirsiniz.

Davraz Kayak Merkezinde, yeni başlayan kayakçılara tehlikesiz rotalar, profesyonel kayakçılara ise gönüllerince kayabilecekleri ortalama 8 ile 10 km kadar uzanan benzersiz parkurlar bulunmaktadır. 

Kayak pistlerinin rakımı, mevcut mekanik tesislerle ulaşılabilen, 1650 metre ile 2344 metre arasında değişir.

Ayrıca çığ ve kaybolma tehlikesi olmaması kayakçılara büyük avantaj sağlar. 

Kayak merkezinde toplam 12 pist bulunmaktadır. Bu pistlerin uzunluğu 23.500 metredir. 

Mavi Renkli Pistler:

Toplam 2 adettir. Yeni başlayan kayakçılar için uygundur. Toplam uzunluk 4000-4500metredir. Kapasitesi 750 kayakçıdır. Eğimi: % 12-15 arasında değişir. 

 

Kırmızı Renkli Pistler:

Toplam 8 adettir. Orta düzey kayakçılar için uygundur. Toplam uzunluk 15.000 metredir. Kapasitesi 1200 kayakçıdır. Eğimi: % 15-25 arasında değişir. 

 

Siyah Renkli Pistler:

Toplam 2 adettir. Usta kayakçılar için uygundur.  Toplam uzunluk 4.000 metredir. Kapasitesi 300 kayakçıdır. Eğimi: %25 üzerindedir. 

Isparta Davraz Otelleri

Konaklama

Kayak merkezinde 3 tesis vardır.

Bunlar: 4 yıldızlı ve 280 yatak kapasiteli bir otel, Isparta İl Özel İdaresine ait 120 yataklı bir Eğitim ve Uygulama Oteli ve 55 yataklı bir oberj otel bulunmaktadır. 

Ayrıca: Kayak merkezine 8 km uzaklıkta ve Davraz’ın giriş kapısı olan Çobanisa Köyünde de doğaya uygun 24 yatak kapasiteli, Davras Dağ Evleri adıyla bilinen bir pansiyon vardır. 

Ayrıca: Eğirdir ve Isparta otellerinden de yararlanabilirsiniz. 

Isparta Davraz Kafeterya

Kafeteryalar:

Kayak Merkezinde 3 kafeterya vardır. 

1950 metre rakımda bulunan kafenin terasında oturarak telesiyejle gelenleri, kayanları ve aşağıda rengi gün boyunca değişen Eğirdir Gölünü seyredebilirsiniz. 

 

Sonuç:

Evet Davraz Kayak Merkezine genellikle yerli turist gelmektedir. 

Davraz Kayak Merkezinde: kayak antrenörleri, sağlık hizmetleri ve kayak malzeme odası, sezon boyunca hizmet vermektedir. Yani, kayak malzemesi kiralayabilirsiniz.

 

 

Isparta tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Isparta çevresinde gezilecek yerler yazım için.

 

Isparta Yalvaç

Isparta Yalvaç

Tarihi olarak büyük öneme sahip: Men kutsal alanı, Psidia Antiochia antik kenti ile öne çıkan bir bölge.

Isparta Yalvaç

ULAŞIM

Yalvaç ilçesinin, Isparta il merkezine uzaklığı: 108 km. dir. Senirkent üzerinden, Eğirdir gölünün kuzeyinden ilerleyerek ulaşmak mümkün. Senirkent-Yalvaç arası uzaklık: 57 km.

Yalvaç’ın kuzeydoğusunda: Akşehir ve güneydoğusunda ise Şarkıkaraağaç ilçeleri bulunuyor. Yalvaç-Şarkikaraağaç arası uzaklık: 26 km. Yalvaç-Akşehir arası uzaklık ise: 47 km. dir. Yalvaç-Antalya arasındaki uzaklık: 230 km. Yalvaç-Konya arasındaki uzaklık: 105 km.

Isparta Yalvaç

TARİHİ

Önce çok daha eskilere gidelim. İlçenin geçmişi o kadar eski ki, erken bulgular, Tokmacık yöresinde bulunmuştur. Bunlar 8 milyon yıl önce yaşadığı düşünülen at, fil ve gergedan fosilleridir. Bunlar, Tokmacık yöresinde bulunmuştur. 

Yani, Yalvaç yöresinde Ay Tanrısı Men inancı hakimdir. Ay Tanrısı Men inancının kökleri Hititlerden önceye uzanıyor. Ancak tanrının adı ve tarihi dahil tapınım; gizemler içeriyor ve Yalvaç’ta nasıl bu kadar güçlendiği henüz bilinmiyor. 

Ay Tanrısı Men’e tapınılan Men Askeneos Tapınağı, antik çağın Vatikan devleti olarak nitelendirilir. Bölgenin hac merkezi olan tapınak, konumu itibarıyla, kökleri Helenistik dönem öncesine giden önemli bir dini merkezdir. Büyük ihtimalle, tapınak ve çevresindeki yerleşim, Seleukosların kolonileştirdiği kentten önce de vardı.  

Çocuk İsa’yı taşıyan Meryem Ana figürü dahil günümüzde Hıristiyanlık dinini pek çok konuda etkileyen Ay Tanrısı Men inancının, yeril bir dini inanç olarak ortaya çıkmış olmasına rağmen, bulunduğu alanda Yunan inançlarının önüne çıkmayı başardığı ve hatta Hıristiyanlık döneminde diğer pagan inançları terk edilirken varlığını sürdürmesi ilginçtir. Roma’nın İmparatorluk döneminde gelirleri ve yetkileri kısıtlansa da Men Kültü etkin olarak bölgede varlığını sürdürmüştür. Hatta tapınak ve kutsal alan, İmparator Diocletianus döneminde, Hıristiyanlığa karşı paganizmin yeniden güçlenmesi için pilot bölge olarak seçilmiştir. Tapınak son pagan imparatoru Julianus öldürüldükten sonra bütün gücünü kaybetmiş, Hıristiyanlığın devletin resmi dili olmasıyla da yıkılmış ve malzemesi kilise yapımında kullanılmıştır. 

Evet, Yalvaç Pisidia Antiocheia kenti, bugünkü Yalvaç ilçesinin yaklaşık 1 km kuzeyinde ve Sultan Dağlarının güney yamaçları boyunca uzanan, verimli bir alanda yer almaktadır. 

Deniz seviyesinden 1236 metre yükseklikte, Sultan dağlarının bir kolu üzerinde kuzey-güney yönünde uzanan Anthios vadisine hakim bir tepe üzerinde kurulmuştur. 

Şehrin; MÖ 275’de;  Helenistik Krallarından I Antiokhos Seleukos tarafından kurulduğu tahmin ediliyor. Kendisi kenti tahkim etmiş ve yeni kurduğu şehre: dedesi ile kendi adı olan “Antiochos” ismini vermiştir. 

MÖ 25’de, Galatya Eyaletine dahil olmuş, daha sonra ise Roma kolonisi olmuştur. İmparator Augustus döneminde (MÖ 27-MS 14) döneminde Pisidia bölgesinde 8 koloni kurulur. 

Ancak konumu ve önemi nedeniyle sadece Antiochia kentine “Colonıa Caesareıa” yani “Sezar’ın Kenti” unvanı verilir. Aynı zamanda Psidia bölgesinde başkent konumuna getirilir. 

Şehir en parlak dönemini Roma egemenliği sırasında yaşar. Bu dönemde yoğun imar faaliyetleri görülür. 

Kent, imarı sırasında bütün Roma kentlerinde olduğu gibi, 7 tepe üzerine kurulur ve 7 mahalleye bölünür. MS 3’ncü yüzyıla kadar resmi dil Latincedir.

Kentin önemini fark eden Aziz Paulus, MS 46 ve 62 yılları arasında, kente üç kez gelir. 

Hıristiyanlığın temellerini burada atar ve dünyaya yaymaya başlar. Özellikle: MS 4’ncü yüzyılın başlarında, Hıristiyanlığın serbest bırakılmasıyla, Bizans döneminde de kent dini bir merkez olarak önemini korur. 

MS 713 yılında ise Arap akınlarına uğrar ve harabeye döner. Yavaş yavaş tarih sahnesinden çekilmeye başlar. 

Yapılan araştırmalar sonucunda: bu yüzyılın ikinci yarısından itibaren ortadan kalktığı ve halkın bir kısmının o dönemin verimli topraklarında bulanan Yalvaç’a göçtüğü, diğer bir kısmının ise başka eyaletlere taşındığı ve böylece de Antiocheia’nın tarihten silindiği belirlenmiştir. 

1176 yılında Selçuklu Sultanı II Kılıç Arslan, Yalvaç yakınlarında yapılan Myriakephalon savaşından sonra, Türkler bölgeye yerleşirler. 

 

İsparta Yalvaç

 GENEL

Akdeniz bölgesinde bulunan Yalvaç, Isparta il merkezinin kuzeydoğusunda, Sultan Dağlarının güney eteklerinde ve denizden 1096 metre yüksekliktedir. 

Isparta ilinin en büyük ilçesidir. 

İlçe: sahip olduğu geçmiş kültürel özellikleri nedeniyle, zengin turizm potansiyeline sahip. Antiocheia in Psidia, Anadolu’da kurulan antik kentler arasında, oynadığı önemli roller ve eşsiz yapıları ile ayrı bir önem  taşıyor.

İlçede bulunan, Yalvaç Meslek Yüksek Okulu, 3500 öğrenci barındırıyor ve bu miktar: İlçenin ekonomik ve sosyal yaşamında önemli bir oran.

 

CITTASLOW

Yalvaç ülkemizde Cıttaslow olarak seçilen 15 yerden biridir. Cıttaslow felsefesi: yaşamın, yaşamaktan zevk alınacak bir hızda yaşanmasını savunmaktadır.

İnsanların birbirleriyle iletişim kurabilecekleri, sosyalleşebilecekleri, kendine yeten, sürdürülebilir, el sanatlarına, doğasına, gelenek ve göreneklerine sahip çıkan ama aynı zamanda alt yapı sorunları olmayan, yenilenebilir enerji kaynakları kullanan, teknolojinin kolaylıklarından yararlanan kentlerin gerçekçi bir alternatif olacağı hedefiyle yola çıkmıştır. 

Isparta Yalvaç Yemekleri

NE YENİR

Günümüzde Yalvaç mutfağında, buğday başta olmak üzere tahıl yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Tahılın yanı sıra, yöredeki hayvancılık faaliyetlerinden kaynaklandığı düşünülen et, süt ve ürünleri (yöreye has pastırma, kaymak ve kaymaktan elde edilmiş yağ başta olmak üzere) kullanımı da sıklıkla görülür. Yalvaç’ta mutlaka, buraya has “güllaç” yemelisiniz.

Yemek olarak ise: kurutulmuş malzemeden yapılan ve iki farklı yöntemle hazırlanan (etli ve bulgurlu olarak) dolma denemelisiniz. Bunun yanında, buraya özgü yemekler olarak öne çıkanlar: Fasulye Boranısı, keşkek, yufka katmeridir.

Keşkek: yörenin en bilinen mahalli yemeği olup kaburgadan yapılan yerli pastırma ve önceden ıslatılmış keşkeğin, toprak çömleğe konarak ateşi sönmüş mahalle fırınlarında yaklaşık 12 saat pişirilmesiyle yapılır.

Boranı ise, fasulye ya da ıspanaktan yapılır. Başta belirttiğim gibi, güllaç asla unutulmamalı.

Isparta Yalvaç

NE SATIN ALINIR

Eski bir Selçuklu ve Osmanlı yerleşimi olan Yalvaç’ta pek çok geleneksel el sanatı yaşatılmaktadır. Geleneksel el sanatlarının bulunduğu Rampalı Çarşıya uğrarsanız, mutlaka ilginizi çekebilecek bir şeyler bulup, satın alabilirsiniz.

Geleneksel el sanatları olarak öne çıkanlar: dericilik, keçecilik, halıcılıktır. Tabakhane bölgesinde doğal malzemelerle üretilen deriler, çeşitli turistik el sanatı ürünlerine dönüştürülüyor ve yine sıcak demircilerin yaptıkları çapa, kürek, tahra gibi ürünler satın alabilirsiniz. Keçecilik, saraçlık ve semercilik te tercih ediliyor. 

Isparta Yalvaç Pazarları

YALVAÇ PAZARLARI

Yalvaç’ta haftada bir gün, Pazartesi günleri pazar kuruluyor. Bu pazarda, çevre köylerden gelen ve yöresel kıyafetler giymiş halkın da katılımıyla, çok renkli ve zengin bir görünüm ortaya çıkıyor. Pazartesi günleri, pazarın açılışı belediye hoparlöründen okunan “Pazar duası” ile yapılıyor.

3 farklı bölgede 3 farklı pazar kuruluyor. Sebze pazarı, yoğurt pazarı ve buğday pazarı. Sebze pazarında organik ürünler, yoğurt pazarında kaymak ve süzme yoğurt, buğday pazarında nohut, mercimek, fasulye gibi ürünler, ambalajlanmadan doğrudan üreticisinden satın alınabiliyor. 

FESTİVALLER

İlçenin Körküler Kasabasında, her yıl, Temmuz ayının ilk haftasında, 3 gün süreli, Yalvaç Körküler Kardeşlik ve Sevgi Festivali düzenleniyor. Ayrıca: Mayıs ayı içinde, 3 gün süreli, Antiokheia Kültür ve Sanat Festivali düzenleniyor.

Bunların yanında: Ağustos ayı içinde, 2 gün süreli, Sücüllü Yardımlaşma ve Dayanışma Festivali düzenleniyor

GEZİLECEK YERLER

Isparta Yalvaç Müzesi

YALVAÇ MÜZESİ

Hükümet Caddesindedir. 1947 yılında yöreden toplanan arkeolojik ve Etnografik eserlerin depolanmasıyla başlayan çalışmalar, 1963 yılında yapımına başlanan binanın müze olarak 1966 yılında tamamlanmasıyla hizmete girmiştir.

Müze koleksiyonunda: 2599 arkeolojik eser ve 14715 sikke bulunmaktadır. 

Yalvaç Müzesi
Prehistorik Eserler Salonu

1.Vitrin: Tokmacık kasabası yakınlarında yapılan çalışmalarda ortaya çıkarılan: muhtelif memeli hayvan fosilleri sergileniyor. Bunların: 7-8 milyon yıl öncesinden kaldığı düşünülürse, değerleri ortaya çıkıyor. Mutlaka görmelisiniz.

2.Vitrin: Burada: Yalvaç’a 19 km. uzaklıkta bulunan Çamharman Höyüğünde bulunan, Eski Tunç çağına ait pişmiş toprak eserler sergileniyor. Bu eserlerin: MÖ.3000-2000 yıllarından günümüze kaldığı sanılıyor.

4.Vitrin: Bu vitrinde, eski Tunç Çağına ait kaplar sergileniyor. Bu kaplar: dinsel hayatı ortaya koyuyor.

7.Vitrin: Pişmiş topraktan yapılmış tanrıçalar ile pişmiş toprak ve mermer idoller sergileniyor. Bu bölümün en gözde eserleri: pişmiş toprak hayvan figürleri ve çocuk oyuncakları.

Isparta Yalvaç Müzesi Klasik Eserler Salonu
Klasik Eserler Salonu

Bu salonda: Pisidia Antiocheia ve Men Kutsal Alanında yapılan kazılarda elde edilen eserler sergileniyor.

9.Vitrin: Bu sergide: Antiocheia heykeltıraşlık okulunun özgün mermer yapıtları var. Bunlar arasında: tanrı ve tanrıça heykelleri, Tyke, Nike ile imparatorluk dönemine ait portreler geniş yer tutuyor. Ayrıca: Roma dönemine ait mermer küpler bulunuyor.

11.Vitrin: Men Kutsal Alanından gelen pişmiş toprak ve mermer eserler sergileniyor. Çağının en çok ziyaret edilen tapınağı, aynı zamanda bir kehanet merkezi. Baş tanrı Men olmak üzere, bu tanrıya adanmış adak stelleri, ilgi çeken eserler olarak öne çıkıyor.

12.Vitrin: Roma çağına ait mermer tanrı ve tanrıça heykelleri sergileniyor. Bunlar arasında: Ana tanrıça Kybele, Zeus, Aphrodite, Tyke, Eroslar ve kadın heykelcikleri var.

Bu vitrinin hemen yanında: MS.1.yüzyıla tarihlenen, Zeus heykeli var. Antiocheia heykeltıraşlık okulunun önde gelen heykeltıraşlarından olan Menandros tarafından yapılmış, bu ihtişamlı heykel. Kaidesindeki yazıtta yapanın ismi yazılı.

Isparta Yalvaç Müzesi
Klasik Eserler Salonunun doğu tarafı, tanrı ve tanrıça heykellerine ayrılmış.

Antiocheia heykeltıraşlığının tüm özellik ve güzelliklerini gözler önüne seren bu yapıtlar, görenleri hayretler içinde bırakıyor. Tanrıça Athena, Nike ve Mousalar, bu bölümde sergilenen başlıca eserler.

Ayrıca, burada önemle üstünde durmak istediğim bir eser daha var. Roma İmparatoru Augustus’un, hayatta iken yaptığı işleri anlatan Latince metinler, panolar halinde burada sergileniyor.

Bunun yanı sıra, aynı metinin, Apollonia’da bulunan ve Yunanca yazılı bazı parçaları da burada sergileniyor.

Mutlaka görmelisiniz. Ankaralılar için bir hatırlatma. Aynı metinlerin bir benzeri: Ankara şehir merkezinde, Hacı Bayram Camisi yanındaki Augustus Tapınağında bulunuyor.

Isparta Yalvaç Müzesi

 

14.Vitrin: Roma döneminin küçük buluntuları, bronz ve cam süs eşyaları, burada sergileniyor. Buradaki bir kupa ya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum.

Düzenlenen bir av yarışması sonunda verildiği anlaşılan, çift kulplu bu kupanın, bir yüzünde gladyatörler, diğer yüzünde ise sürüngen bir hayvan olan semender tasviri var.

15.Vitrin: Salonun bu son duvar vitrininde, Bizans dönemi pişmiş toprak ve madeni eserleri sergileniyor. Bunlar arasında: İsa’nın çarmıha gerilmiş heykelcikleri, haçlar, özellikle Hıristiyanlıkla ilgili kabartmalar, kandiller dikkatinizi çekecektir.

Ancak, bunların içinde en önemli eser: MS.4.yüzyıla tarihleniyor. Midye kabuğu üzerine işlenmiş. İsa’nın bir masa üzerinde. Ortada: Meryem Ana, başı örtülü, yüzü görünüyor. Her iki yanında iki melek duruyor.

Bu kabartma, dünyada tek olma özelliğini korumaktadır. Kompozisyon: İsa’nın mezara indiriliş sahnesi olarak betimlenmiş, bu hüzünlü an çok iyi betimlenmiş.

Salonun ortasında bulunan iki vitrinde: balıkçı başı ve nadide köpek heykelcikleri var.

Isparta Yalvaç Müzesi Etnografik Eserler Salonu
Etnoğrafik Eserler Salonu

Bu salonda Yalvaç ve çevresinden gelen eserler ve muhtelif yollarla gelen eserler sergileniyor.

25.Vitrin: Salonun ortasında bulunan iki yatay vitrinde: Osmanlı dönemine ait altın, gümüş ve bakırdan yapılmış zengin sikke koleksiyonu var.

Etnografya Salonunun dar kenarında: 19.yüzyıla ait bir evin malzemeleri ile aslına uygun olarak düzenlenen “Eski Yalvaç Evi” müzeye gelen ziyaretçilere, önceki kuşakların sahip oldukları ihtişam hakkında bir fikir veriyor.

Isparta Yalvaç Devlethan Camisi-Eski Cami

DEVLETHAN CAMİSİ-ESKİ CAMİ

İlçe merkezindedir. Kesin yapılış tarihi bilinmemektedir. Ancak, 14’ncü yüzyılda, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Mesut’un oğlu tarafından devlet adına yaptırıldığı ve hatta kız kardeşi olan Devlet Hatun tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Ancak caminin mimarı bilinmemektedir. 

Devşirme malzeme ile yaptırılmıştır. Antiochia ören yerinden getirilen, önceki dönemlere ait mimari yapı elemanları (mermer işlemeli bloklar ve yazıt parçaları) duvar örgüsünde kullanılmıştır. Dış yüzü sıvasızdır. Bu yüzden, Antiochiadan gelen hayvan figürü kabartmalı ve işlemeli taşlar görülür. 

Caminin tek minaresi, yapının kuzeydoğu köşesindedir. Mihrabı ve minberi, düz sadedir. Caminin muhtelif dönemlerde onarımlardan geçtiği ve bu yüzden 15-16. yüzyıla ait yapının, günümüzde orijinalliğini yansıtmadığı düşünülmektedir.

Kubbe dışında kalan tavan ahşaptır. Kubbe içleri, çeşitli renklerle yapılmış (sarı, mavi, kırmızı, yeşil) kalem işi stilize edilmiş bitkisel motiflerle süslenmiştir.

Mihrap kabartma süslemelidir.

Mihrabın hemen üstünde açılmış, yuvarlak formlu, çeşitli renklerden oluşturulmuş vitray pencere dikkat çeker. Sabah güneş doğuşunda, caminin içerisi buradan gelen ışıkla rengarenk görünür. 

Isparta Yalvaç Osmanlı Hamamı

OSMANLI HAMAMI

Kaş mahallesindedir. Osmanlı dönemine ait ayakta kalan tek hamam Yalvaç’ta bulunuyor. Bölgesel Osmanlı geleneklerini ihtiva eder. Soyunmalık, soğukluk, sıcaklık, su deposu ve külhan gibi bölümleri vardır.

Taş ve tuğla kullanılarak inşa edilmiş yapının iki ayrı girişi bulunur. İçten su geçirmez sıva ile kaplanmıştır. 1940’lı yıllardan beri kullanılmayan hamamda, şu an restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir, restorasyon bitirildiğinde Hamam Müzesi olarak ziyarete açılacaktır. 

Isparta Yalvaç Çınaraltı

ÇINARALTI

Bu muhteşem doğal anıt ağacın, 1200 yıllarında dikildiği tahmin ediliyor. Yani: 800 yaşında. Boyu ise: 16 metre. Gövde çevresi: 10.25 metre. Çapı: 3.26 metre. Dal uzunlukları: 7.50 ile 15.80 metre arasında değişiyor. 

Yalvaç Çınaraltı

Türklerin gelip yerleştiğinde merkezde bulunan Çınaraltı, tam ilçenin merkezinde bulunuyor. Çevresinde toplanmış kahvehanelerden oluşur. Ağacın çevresinde oluşturulan tarihsel meydan, gerçekten mutlaka mola vermenizi önereceğim güzel bir ortam.

Yalvaç Hacı Ali Rıza Efendi Halk Kütüphanesi

YALVAÇ HACI ALİ RIZA EFENDİ HALK KÜTÜPHANESİ

Önce bir kaç cümle ile Hacı Ali Rıza Efendi: 1830 yılında Yalvaç Salur Mahallesinde doğmuştur. 1853 yılında, dördüncü dereceden naiblik yani hakimlik ehliyetnamesi aldı ve hakimlik görevine başladı.

Ülkenin çeşitli yerlerinde 48 yıl hakimlik yaptı. Gelelim kütüphaneye, kütüphanenin kuruluşu 108 yıl öncesine dayanır. 1970 yılından itibaren, kütüphane, kendi binasında faaliyetini sürdürmekte olup, çeşitli konularda 30 bini aşkın eser ile, önemli bir kültür hazinesidir.

Yalvaç Belediye Kültür Evi-Tıraşzade Konağı

BELEDİYE KÜLTÜR EVİ (TIRAŞZADE KONAĞI)

Geleneksel Yalvaç evlerine örnek olan Tıraşzade Konağı, burada yapılan ilk restorasyon çalışmalarından biridir. Konak restorasyonun ardından içi tamamı orijinal malzemelerle tefriş edilerek bir Etnografya müzesi olarak hizmete açılmıştır.

Konak, kerpiç ve ahşap malzeme kullanılarak inşa edilmiştir.

Yalvaç Belediye Kültür Evi-Tıraşzade Konağı

İlk kısmının 1840 yılında ve son halinin 1911 yılında tamamlandığı biliniyor. Giriş: batıdaki çift kanatlı ahşap kapıdan. Kapıdan girilince: hayat bölümü açılıyor.

Yapı, iç kısımda “L” şeklinde düzenlenmiş. Kuzeydeki blok 2 katlı ve batıdaki blok ise 3 katlı.

Bunların arasında bahçe var. Evet, bu Osmanlı mimari özelliklerini gösteren yapı, yakın süre öncesine kadar yıkılmak üzere iken, Belediye tarafından onarılarak, ziyarete açılmıştır.

Yalvaç Anlatan Meydanı

ANLATAN MEYDANI

Belediye Binasının hemen karşısındaki meydan: İlçenin zengin geçmişini gelen ziyaretçilere gösteren bir rehber niteliğinde hazırlanmış. Tam bir Açık hava müzesi niteliğinde. Kuzeyde bulunan, üzeri kapalı ve sütunlu bir bölümden meydana giriliyor.

Üstü açık koridorun her iki yanındaki dikmeler üzerinde, bilgi panoları var. İlk pano: Tokmacık fosilleri bölgesini anlatıyor.

Daha sonraki panoda: Men Kutsal Alanı ve takip edenlerde: Antiokheia kenti, Roma dönemi, Bizans dönemi ve böylece devam ediyor. Meydanın merkezinde ise, 25 metre çapında bir tören alanı ve Atatürk Anıtı bulunuyor. 

Meydan; İlçe hakkında, burayı ziyaret eden insanlar için hazırlanmış. Bu meydanı ziyaret eden bir ziyaretçi, meydan bitiminde, İlçe hakkında birçok bilgi sahibi olmuş oluyor.

İlginç, buna benzen bir yapıyı, ülkemizde başka bir yerde görmedim, ama iyi düşünülmüş. Çünkü: Yalvaç gerçekten, tarihi özellikleriyle öne çıkan bir yer.

İlçeye ilk gelen ziyaretçilerin, antik yerleri gezmeden önce, bu meydanda küçük bir tur atmalarında, İlçeyi tanımaları açısından büyük yarar var.

Isparta Yalvaç Metin Sözen Keçe Evi   

METİN SÖZEN KEÇE EVİ

Görgü mahallesindedir. Keçeyi turistik ürün haline dönüştürecek tasarımların yapıldığı bir merkezdir. Eski bir Yalvaç evinin restore edilmesiyle oluşturulan evde, keçe işleme makineleri, keçe yapım aşamaları ve üretilen keçeler sergileniyor.

Ayrıca, burada çalışanların ürettikleri çanta, başlık, şapka, duvar resmi ve benzeri keçe ürünleri satılıyor. 

Isparta Yalvaç Mustafa Bilgin Sanat Evi

MUSTAFA BİLGİN SANAT EVİ

Görgü mahallesindedir. Bir öğretmene ait olan eski evin restore edilmesiyle meydana getirilen Mustafa Bilgin Kadınlar Sanat Evi’nde, hanımlara yönelik olarak cam, seramik, resim gibi çeşitli kursların verildiği atölyeler, çay ve kahve içilebilen odalar, kitap okunabilen kütüphane bölümü bulunuyor. 

Isparta Yalvaç Geleneksel Yemek EVİ

GELENEKSEL YEMEK EVİ

Kaş Mahallesinde, Tıraşzade Konağının karşısındaki bu mekanda, geleneksel yemek kültürüne ait pek çok lezzet burada konuklara servis ediliyor.

Eski bir Yalvaç evinin restore edilmesiyle oluşturulan bu mekanda, bir lokanta ortamı değil daha yöresel bir ortam oluşturulmuştur.

Bu mekanda ve bir aşçının değil mahalleli kadınların yaptığı yemekler ikram ediliyor. 

Isparta Yalvaç Eski Deri Fabrikası ve Deri Sanayi Açık Hava Müzesi

ESKİ DERİ FABRİKASI VE DERİ SANAYİ AÇIK HAVA MÜZESİ

Cumhuriyetin ilk yıllarında, Atatürk’ün emriyle kurulan 125 Anonim şirket arasındadır. Alman mimarisi ve makineleri kullanılarak, modern tarzda çok ortaklı olarak kurulan deri şirketi ve fabrikası, Cumhuriyetin ilk dönemlerinden itibaren kalkınma hedefinde olan ülkemizde örnek gösterilecek yatırımlardan biridir.

Günümüzde kullanılmayan binası, otel olarak restore edilmekte, makineleri ön kısmında Açık hava müzesinde sergilenmektedir. 

İLÇE DIŞINDA GEZİLECEK YERLER

Isparta Yalvaç Tokmacık Fosil Yatakları

TOKMACIK FOSİL YATAKLARI

Tokmacık kasabasında 1994 yılında yapılan kazılarda, 9 milyon yıl öncesine ait bir gergedan fosili bulunmuştur. Süleyman Demirel Üniversitesinden Prof Fuzuli Yağmurlu başkanlığında devam eden kazılarda çeşitli hayvanlara ait fosillerde ele geçirilmiştir.

Bunlar: değişik türden memeli hayvanlara ait: diş, çene, ayak, kaburga ve omur kemikleridir.

Bulunan kalıntılar: gergedan, mamut, vahşi at, etoburlar ve geyikgillere ait fosilleşmiş ve kısmen iyi korunmuş kemik parçalarıdır.

Hayvanlara ait kalıntıların tümü: yaklaşık 9 milyon yıl öncesine aittir. Dolayısı ile, 9 milyon yıl önce, yörede yayılan bol miktarda hayvan topluluğunun varlığı ortaya çıkıyor.

Fosil yatağında bulunan kalıntılar fazla parçalanmamış olduğundan, iyi korunmuştur. Bunlar: yakın sayılabilecek mesafeden taşınıp depolanmışlardır.

Bu fosiller, günümüzde Yalvaç Müzesinde sergilenmektedir.

Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti
PİSİDİA ANTİOCHEİA ANTİK KENTİ

İlçenin yaklaşık 1 km. kuzeyinde, Sultan Dağının güney yamacındaki vadi üzerindedir. En yüksek noktası: 1176 metreye kadar yükselen bir tepenin üzerinde kurulmuştur. Kentin kuzeyinde: güneybatı yönünde, Anthius nehri akmaktadır.

Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti

 

1833 yılında, İzmir’de rahiplik yapan, V. Arundell tarafından bulunmuştur. Daha sonra ise, birçok gezgin ve araştırmacı tarafından, araştırılmıştır. 1920 yılında yapılan kazılar sonucunda: Roma kolonisinin büyük kısmı ortaya çıkarılmıştır.

Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti

 

Kentin önemi, Hıristiyanlık dininin yayılmasında siyasi kişiliği ile çok önemli bir rol oynamış olan Hz İsa’nın 12 havarisinden St Paul’un buraya gelmesi, burada 2 yıl kıl çadır dokuyarak hayatını kazanması ve farklı dinlere inanan insanlara hitap ederek, onlara Hıristiyanlığı anlatması, vaazlar vermesi, bu bölgenin Hıristiyanlığın beşiği olmasına neden olmuştur.

Daha sonra kilise yapımı serbest bırakılınca, Antiocheia halkı, St Paul’un anısına dünyanın ilk ve en büyük kilisesini 325 yılında Aziz’in ilk resmi vaazını verdiği Sinegog üzerine yapmıştır.

Kent yakınında, Karakuyu Tepesinde: Men kutsal alanı var. Burada: yazıtlar bulunmuş.

Şehrin

Suriye kralı Seleukos I (MÖ.312-280) tarafından kurulduğu düşünülüyor. Kentte: kolonistlerin yaşadığı düşünülüyor. Kent, bu durumunu, MÖ.39 yılına kadar sürdürmüş.

MÖ.25 yılında, İmparator Augustus zamanında, kent, Roma kolonisine dönüştürülmüştür. Bu dönemde ismi de; Colonia Caesarea olur. Bu statü, yaklaşık 200 yıl sürdürülür.

Bu dönemde, serbest şehir statüsü verilen şehir, 7 küçük tepe üzerine oturan, bölgelere bölünmüştür. Koloninin resmi dili: Latincedir. Kent merkezindeki nüfus ise, tahminen: 10 bin kişi civarındadır. Bu nüfusun: yaklaşık 3 bin kişilik bölümü ise, Roma askeridir.

Kolonide yaşayan pek çok insan: imparatorluk idaresinde görev alır. Kent, daha sonraki dönemlerde: Pisidia Eyaletinin metropolisi olur. Bu önemini; Bizans döneminde de sürdürür.

Ekonomik durum; MS. 3.yüzyılda en üst düzeyine çıkar. MS. 713 yılında, kent, Arap istilasına uğrar, yakılıp, yıkılır.

Kent: yaklaşık 3 km. uzunluğunda, oval bir surla çevrilidir.

Surlar

Helenistik dönemde inşa edilmiş, Roma ve Bizans dönemlerinde ise genişletilmiştir. Sur içinde kalan alan, düz değil. Bu nedenle, kent ızgara planlı olarak inşa edilmiş. Güneyden kuzeye uzanan ana caddeler, şehir planının özünü oluşturuyor. Diğer planlama, bu caddelere göre yapılmış.

Kente giriş, 3 kapıdan yapılıyor. Güneyde ve kuzeybatı köşede, tek geçitli 2 kapı var. Üçüncü kapı, şehrin en görkemli kapısı. Bu kapı, batıda bulunuyor. 3 tonozlu olan kapı üzerinde: karşılıklı  diz çökmüş, flama ve standart  taşıyan iki nike (Zafer Tanrıçası) kabartmaları var.

Kent dışına bakan kısımda: bronzdan kabartma harflerle “Gaius Julius Asper Con 212” yazıtı bulunuyor.

Yazıtın üstü: zırh ve çeşitli silah kabartmaları ile ve bitkisel bezemelerle süslenmiş. Evet, bu anıtsal kapının yapılış tarihi ise, MS. 212 yılı. Ancak, günümüzde, bu 3 kapı da yıkılmış olup, ancak temel seviyesinde görülebilmektedir.

Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti

ANTİK KENTTE GEZİ

Bu antik kentte, bugün neler görebilirsiniz?  Sütunlu cadde, Augustus Tapınağı, Tiberius Alanı, Anıtsal Giriş, Roma Hamamı, Çeşme, Toplantı Binası, Tiyatro ve Kilise kalıntıları var.

Yani: arkeolojik kalıntı yönünden, oldukça zengin bir yer. Mutlaka uğranması, gezilmesi gereken bir yer. Büyük keyif alacağınıza inanıyorum, mutlaka zaman ayırın ve gidin.

Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti Augustus Tapınağı

Augustus Tapınağı

Kentin en yüksek yerindeki kutsal alan içinde yapılmıştır. Kentin en etkileyici ve en anıtsal kapı kompleksidir.

Kentin en yüksek noktasında, büyük bir azimle oyulan kayalardan oluşturulan düzlükte kurulmuştur. Roma özelliği taşıyan özenli cephe mimarisi: ziyaretçileri hayrete düşürecek ölçüde zenginliğe sahip olarak inşa edilmiştir.

İmparator Augustus’un ölümünden sonra, onun adına izafeten yapılmıştır. Temeli: doğal kayanın kesilmesiyle oluşturulmuş bir podyum üzerinde bulunuyor. Podyum kayanın oyulması ile, mahzene dönüştürülmüş.

Yapı: yanlarda ikişer, önde 4 sütun olmak üzerine, 8 sütunludur. Ön cepheye: 12 basamaklı merdivenle çıkılıyor. Tapınağın arkasındaki kayada: oyularak oluşturulmuş, alt katta dor, üst katta İon tarzında sütunlarla taşınan, iki katlı galeri var.

Tapınağın önünde: 63 x 85 metre boyutlarında, Augustus alanı bulunuyor. Tapınak ve sütunlu galeriler yıkılmış olup, günümüze temel seviyesinde ulaşmıştır.

Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti Tiberius Alanı

Tiberius Alanı

Sütunlu caddenin doğu bitimindedir. Merkezi kilisenin yanındadır. Yaklaşık kare planlı olan alanın, iki yanındaki sütunlu galerilerin içinde, sonraki dönemlerde dükkanların yapıldığı anlaşılmaktadır. Tiberius alanının muhtemel yapım döneminin, MS.1. yüzyıl olduğu düşünülmektedir.

Günümüzde, meydanın her iki yanındaki dolgunun çok az bir kısmı kazılmıştır. İleride, yeterli arkeolojik çalışmalar yapıldığında, mutlaka değişik antik kalıntılar çıkacaktır.

Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti Propylon-Anıtsal Giriş

Propylon (Anıtsal giriş)

Augustus alanı ve Tiberius alanının kesiştiği yerdedir. Zafer takı biçiminde yapılan anıtsal giriş: İmparator Augustusun onuruna dikilmiş ve onun deniz ile karada kazandığı zaferlerini sembolize eden heykel ve kabartmalarla süslenmiştir.

Üç kemerli girişin, yan kemerleri: 3.5 metre, merkez giriş ise 4.5 metre genişliğindedir.

Anıtsal giriş kapısına: Tiberius alanından, 12 basamaklı bir merdivenle çıkılıyor. Geçit tonozunun ortadaki alanı: 4 adet ayak ve korinth başlıklı, 4 sütun üzerinde durmaktadır.

Ortadaki kemerin üzerinde: diz çökmüş ve kolları arkadan bağlanmış, biri giyimli, diğeri çıplak iki esir ve önlerinde meşale ve çelenk var. Yanlardaki kemerlerin üzerinde ise, girland taşıyan kanatlı Eros ve Nike kabartmaları var.

Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti

 

Arşitrav kısmında, bronzdan kabartma harflerle “İmp Caes Avgvsto Pontfex Max Tribunıca Potestate XII Con” yazıtı bulunuyor.

Kemerlerin üzerinde devam e den firizde: tritonlar savaş gemileri, kalkanlar, çeşitli hayvan kabartmaları var. En üstte: Poseidon (Deniz Tanrısı) ve Demeter (Bereket Tanrıçası) tasvirleri var. Bu heykeller: Yalvaç Müzesinde sergileniyor.

İmparator Augustus un ölümünden önce yazdığı vasiyetinin Latince kopyası da, bu yapıda bulunuyor. Kazılar sırasında, bunların dışında, birçok kitabe parçası da ele geçirilmiş. Evet, MS.1.yüzyıla tarihlenen anıtsal giriş, bugün tamamen yıkılmış ve temel seviyesindedir.

Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti Roma Hamamı ve Palaestra

Roma Hamamı ve Palaestra

Kentin kuzeybatı köşesindedir. Kazılarda 7 mekanı açılmış, 70 x 55 metre ebatlarındaki yapının önemli bir kısmı hala toprak altındadır. Bu yüzden planı tam olarak anlaşılamamıştır. Hamam olup olmadığı bile tartışılmaktadır.

Örneğin: güneş ve rüzgar faktörleri düşünülerek, tüm hamamların girişleri ve ocakları güney ve doğu yönlerinde yapılmıştır.

Ama bu durum, bu şehirde, hamam olarak tanımlanan yapıda farklıdır. Su ve ısıtma sistemine ait de çok fazla iz bulunmamaktadır.

Yapı: çeşme binasına 150 metre yakınlıktadır. Hamamın dış duvarlarının, şehir surlarının bir parçası olarak kullanılmış olduğu düşünülüyor.

Hamamın doğusundaki alanda kurulu olan ve hamamla organik bir bağı olan beden eğitimi alanı, yaklaşık olarak 38 x 29 metre ebatlarında ve sütunlu bir galeri ile çevrilidir.

Ancak doğu kısmındaki kazı çalışmaları henüz tamamlanmamıştır.

Bu yüzden, buranın da plan özellikleri tam olarak bilinmemektedir.

Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti

 

Açılan bölümlerinde: tabandan ısıtmayı sağlayan sisteme ait ızgara ve künkler ortaya çıkmıştır. Soğukluk, sıcaklık ve ılıklık bölümlerinin yanında, servis mekanları da ortaya çıkarılmıştır. Ancak, henüz külhan ve havuzlara ulaşılmamıştır.

Oldukça iri ve sağlam yapısı ile, 80 x 55 metre ebatlarındaki hamam yapısı, benzerleri içinde büyüklüğünü ortaya çıkarmaktadır. MS.1.yüzyılın ilk yarısında yapıldığı düşünülmektedir.

Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti Tiyatro
Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti Tiyatro

Tiyatro

Kent merkezine yakın bir tepenin yamacında inşa edilmiştir. Şehre hakim bir noktadadır. Oturma kısmının kuzey bölümü, tepenin yamacına, güney kısımları ise tonoz kemerler üzerine oturtulmuştur.

Tiyatronun cephe genişliğinin yaklaşık 100 metreye ulaştığı anlaşılmaktadır. Bu durumda tiyatro: 15 bin kişilik, Aspendos tiyatrosu ile karşılaştırılabilir. Zaten, çevredeki antik kentlerin tiyatrolarından da büyüktür.

Roma döneminde genişletilmiş ve ana cadde, tiyatro altında kalmıştır. Kentin: doğu-batı yönündeki ana caddesi: tonozlu bir tünelle, tiyatronun altından geçmiştir. Bu ilginç tünelin uzunluğu; 56 metre, genişliği ise 8 metredir.

Bu tünelin: MS.311-313 yılları arasında yapıldığı, bulunan yazıtlardan anlaşılmıştır.

Tiyatro: yaklaşık 5 bin kişi kapasitelidir. Sahne kısmı, tamamen yok olmuştur. Günümüze kalan, mevcut kalıntıları ise: muhtemelen MS.4.yüzyıla tarihlenmektedir.

Stadium

Sultan Dağlarının eteklerinde, akropolün batısındadır. Yapı: 190 x 30 metre ölçülerinde ve at nalı şeklindedir. Helenistik dönemde, MS.2 yüzyılda inşa edilmiştir.

Antik çağda, çeşitli atletizm, güreş ve boks gibi bedensel sporlar ile, MS. 3 ve 4.yüzyıllarda, gladyatör ve vahşi hayvan oyunları, bu yapıda düzenlenmiştir.

Günümüzde, burada herhangi bir kazı yapılmamıştır.

Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti Nympheum ve su kemerleri
Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti Nympheum ve su kemerleri

 

Nympheum (çeşme) ve su kemerleri

Kent mimarisinin en önemli yapılarındandır. Nympheum yapısı, geniş bir U şeklinde planlanmış ve su kemerlerinden akıtılan suyu depolayıp düzenleyerek, kentin önemli bir bölümüne dağıtmak için planlanmıştır.

Yapı: 27 x 3 metre boyutlarında, suyu toplayan bir rezervuar, 9 metre yüksekliğinde süslü bir cephe ve önündeki  27 x 7 metre boyutlarında, 1.5 metre derinliğindeki havuz kısımlarından oluşuyor.

Hemen arkasında: yaklaşık 11 km. uzaktan, Sultan Dağlarındaki “Suçıktı” kaynağından aldığı suyu, kente getiren su iletim sisteminin, sifon bölümünü oluşturan, 800 metrelik su kemerlerinin kalıntıları var. Yalvaç kasabasının su ihtiyacı, bugün yine aynı kaynaktan karşılanıyor.

Isparta Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti su kemerleri

Deniz seviyesinden 1465 metre yükseklikte olan Suçıktı kaynağından alınan su: bazen açılan kanallar, bazen ise tüneller içinden, bazen de tek yada iki katlı kemerler üzerinden, pişmiş toprak ve taş künklerle, biraz önce söylediğim gibi, 11 km. boyunca, arazinin eğimine ve karşılaşılan engellere veya dere yataklarına göre bulunan çözümlerle, 1178 metre yüksekliğindeki Nympheum’un rezervuarına taşınmış.

Aradaki 287 metrelik kod farkı: mesafe ile oranlandığında % 2.5’lik bir ortalama eğim ortaya çıkıyor. Bu eğimdeki suyun, müthiş bir basınç uygulayacağından, aşamalı olarak yavaşlatılan basıncı, sistemin sonundaki su kemerlerinden oluşan sifon bölümüne geldiğinde, tamamen kontrol altına alınmış oluyor.

Uzun yılların deneyimiyle elde edilen, bu kusursuz mühendislik deneyimi sayesinde, günlük ortalama 3000 metreküp su, düzenli ve sorunsuz olarak, kente dağıtılmış.

Çeşme binasının da, bu hesaplamaya göre, kentin yüksek kısımlarına su iletebilmek için, en az 9 metre yüksekliğinde olması gerektiği, yapılan hesaplamalar sonucu ortaya çıkarılmış.

Günümüzde: su kemerlerinin 200 metreye yakın bir bölümü ayakta kalmıştır. Bu kemerlerin yükseklikleri: 5 ile 7 metre arasında değişir.

Harçsız blok örgüyle yapılmışlardır. Ortalama 4 metrekare taban alanı ve 4 metre yükseklikleri var.

Gerek kilit taşlarında ve gerekse silmelerde süslemeler yok. Çünkü, görünümden çok işlevselliğe önem verilmiş. İki ayak arası açıklık, arazinin yapısına bağlı olarak 3.80-4.70 metre arasında değişiyor.

Yüzlerce yıl boyunca, birçok depreme rağmen yapının önemli bir kısmının ayakta kalması, kemer mimarisindeki kusursuzluğun en büyük göstergesidir.

Üst yapı tamamen tahrip olmuş. Ama kemerlerin üstünde, suyu taşıyan, ortalarında, ortalama 25 cm. çapında akaç delikleri bulunan kanalların izleri görülüyor.

Isparta Yalvaç  St Paul Kilisesi

St Paul kilisesi

Kentin ilk ve en büyük kilisesidir. Şehir suruna bitişik ve Roma hamamının yaklaşık 200 metre güneyindedir. Yapının boyutları: 70 x 26 metredir. Apsis kısmı doğudadır.

Kilisenin batısında, enine yerleştirilmiş giriş bölümü bulunmaktadır. Arkeolog Ramsay tarafından: 1927 yılında yapılan kazılarda: demir bir madalyon üzerinde, bir yüzde Diocletianus dönemi azizlerinden Neon, Nikon ve Heliodorus ve diğer yüzünde ise, Antiochia’llı Bassus’un isimleri yazılıdır.

Bu kilisenin bulunduğu yer ilginçtir. Burada: ilk evrede büyük boyutlarda bir sinagog, ikinci evrede, MS.3.yüzyıl başlarında küçük bir kilise, üçüncü evrede, MS.4.yüzyıl başlarında ise, şu anda görülen kilise yapısı yapılmıştır.

Isparta Yalvaç  St Paul Kilisesi

 

Kilisenin tabanı: renkli ve çeşitli mozaiklerle kaplıdır. Bu mozaik tabanda: 4 adet kitabe bulunmakta olup, bu kitabelerde, mozaiği yaptıran ve görevli papazların isimleri yazılıdır. Evet, bu kilise, Hıristiyanlık için önem arz ediyor.

Çünkü: özellikle, bu kilisenin altında, ilk evrede yapılan Sinegogda: MS.46 yılında, Hz. İsa’nın havarilerinden St. Paulus’un, Barnabasla birlikte ilk vaazlarını verdikleri düşünülüyor. Bu nedenle, St. Paulus’a adanan kilise, büyük önem arz ediyor.

Sonuç

Yalvaç’ın Hıristiyan alemi açısından önemli bir haç merkezi olabileceği değerlendirilmektedir. Yalvaç ilçesinin bu büyük potansiyeli, İncil’de yer almaktadır.

İncil’in 280’nci sayfasında bulunan “Elçilerin İşleri” başlığı altındaki bölümde: Yalvaç ilçesinde bulunan Pisidia Antiocheia antik kentinden söz edilmektedir.

İncil’de yazılanlara göre: İsa çarmıha gerildikten sonra İsa’nın havarileri Kıbrıs’a gitmiş ve daha sonra da Yuhanna isimli havari, diğer havariler ile birlikte Kudüs’e gitmiştir.

Paulus isimli havari ise tekrar Anadolu’ya dönerek, önce Pamfilya bölgesine gelmiş daha sonra ise Perge ve en son olarak Yalvaç ilçesinde bulunan Pisidia Antiocheia antik kentine yerleşmiştir.

Pisidia Antiocheia antik kentine Paulus isimli bu havari yerleştikten sonra bugün St Paulus kilisesi altında bulunan Sinagog’da Yahudilere vaazlar vermiştir.

Hıristiyanlığın yaygınlaşması üzerine, MS 325 yılında buraya büyük kilise inşa edilmiştir. Görüldüğü gibi Yalvaç ilçesinin Hıristiyanlık alemi açısından öneminin İncil’de vurgulanıyor olması Yalvaç ilçesinin önemini ortaya koymaktadır.

Yalvaç ilçesi bu  durumu iyi kullandığı takdirde Hıristiyanlık aleminin dikkatini bu yöreye çekebilecektir. Tabii ki bu iyi kullanım deyimi, tamamen tanıtımdan geçiyor.

Ben de kendi çapımda bu tanıtıma katkıda bulunuyorum, sonuçta siz de bu satırları okuduğunuzda, Yalvaç ilçesinin inanç turizmi açısından önemini anlıyorsunuz. 

Isparta Yalvaç  Ay Tanrısı Men Kutsal Alanı

AY TANRISI MEN KUTSAL ALANI

Antiokheia antik kendinin, yaklaşık 5 km. güneydoğusundadır. Yaklaşık 1600 metre yükseklikte kurulmuştur. Anadolu’nun mistik tanrılarından Men adına yapılmıştır.

Kökleri 3 binli yıllarda Mezopotamya’ya dayanan ve ayın gizemli gücüyle insanlara şifa dağıttığına inanılan tanrı Men’in tarihte bilinen tek kentleşmiş merkezi Yalvaç’tadır.

Evet, çevresindeki yapılarla birlikte, kutsal bir alan oluşturmaktadır.

Sinoplu coğrafyacı Strabon, Geographika kitabında da adı geçen Men Kutsal Alanı, kentin tüm çevresine hakim bir konumdadır.

Alanda: temenos içinde, alanın en etkileyici yapısı olan Men tapınağı, daha küçük ikinci bir tapınak, stadion, tören salonu, kült yemeklerin yendiği bir andron ve ev benzeri 20 kadar, niteliği tam olarak anlaşılamayan yapıdan oluşan bir kutsal alan ve daha sonraki yüzyıllarda inşa edilmiş kilise kalıntıları vardır. 

Isparta Yalvaç  Karakuyu Tepesi Kutsal Alanı

KARAKUYU TEPESİ KUTSAL ALANI

Burası: Antiokheia’nın baş tanrısı Patrios Theos’un kutsal ağacı: çamlarla kaplıdır. Karakuyu ismi: kutsal alan içinde yapılmış Bizans kilisesi yakınlarında, kurumuş su kaynağından gelmektedir.

MEN TAPINAĞI

Araştırmalarda, burada: bir tapınak, daha küçük başka bir tapınak, stadion, tören salonu, kült yemeklerin yenildiği bir andron ve ev, 20 kadar niteliği tam olarak anlaşılamayan yapılar bulunmuştur.

Bu kalıntıların: MÖ.4 ve MS.4.yüzyıllar arasındaki uzun tarihi süreçte yapıldığı ve dolayısı ile, kökleri olan güçlü bir külte ait olduğunu kanıtlamaktadır.

Tapınak: 11 x 6 sütunludur. Podyum tabanında: 31×17.4 metre, podyum üstünde 25×12.5 metre boyutlarındadır. Güneybatı ve kuzeybatı yönünde: 10’ar basamak, güneydoğu ve kuzeydoğu yönlerinde ise 6’şar basamaklı podyum üzerinde yükseliyor.

ADAK YAZITI

Temenos duvarları üzerinde: Tanrı Men’den: yardım, şifa, koruma dileyen, rüyalarını anlatan, teşekkürlerini sunan, kısaca tüm yaşamlarını paylaşan insanlar tarafından adanmış yazılı steller bulunuyor. Ancak: bunlar, daha sonraki dini kültler tarafından, sistemli olarak yok edilmişler.

MEN (MENSIS)

Men tanrısı: Anadolu’nun özellikle iç-batı bölgelerinde yoğun tapınım görmüştür. Yoksul, güçsüz, hasta insanların koruyucusu olmuştur. Sembolü: ay’ın gizemli gücü ile, insanlara iyilik ve şifa dağıtmıştır. Kökleri: MÖ.4000 yıllarına, Mezopotamya’ya kadar iner.

Tanrı: genellikle, omuzlarının üzerinde, iki yana açılmış gizemli semboller olan, boynuz biçiminde ayça (ayın ince hilal hali) ile betimlenmiştir.

Anadolu’nun batısında giyilen ve Frig külahı olarak bilinen, keçeden, kulakları da örten bir külah, beli kemerli, genç bir erkek olarak tasvir edilmektedir.

Tanrı Men’in kutsal hayvanları: boğa ve aslandır. Boğa-Aslan-keçe külahlı kahraman üçlüsü, birçok betimlemelerde birlikte olurlar. Men: tanrı-delikanlı olarak karşımıza çıkar.

KUTSAL ALANDA GEZİ

Kutsal Alan ziyarete açıktır. Ancak: Hıristiyanlığın yükselmesiyle, MS.4.yüzyılda burada yaşanan yıkımın izleri, bugün de görülmektedir. Tüm yapılar tamamen yıkık ve dağınık yapılarıyla, ormanlık alan içinde görülmektedirler.

Kutsal alana uzanan 5.5 km. lik yolun ıslah çalışmaları sürdürülmekte. Ancak: kazı ve temizlik çalışmaları yapılması ve en önemlisi koruma sağlanması şart. Çünkü: özellikle yaz sezonu dışında, burada görevli kalmıyor ve kaçak kazılara bolca sahne olunuyormuş.

Isparta Yalvaç  Hoyran Gölü

HOYRAN GÖLÜ

Eğirdir gölünün Yalvaç sınırları içinde kalan kuzey yarısı, Hoyran gölü olarak adlandırılır. Hoyran gölünde plaj ve göl çevresinde de konaklama imkanı sunan kamp alanları vardır. Ayrıca iskelesi, cankurtaranı, deniz bisikletleri ve pek çok donanımı olan bir de plaj bulunur. 

Isparta Yalvaç  Hoyran Kaya Mezarları
Isparta Yalvaç  Hoyran Kaya Mezarları

 

HOYRAN KAYA MEZARLARI

İlçe merkezinin batısında, 25 km. uzaklıktadır. Hoyran gölüne doğrudan dik inen kayalıklar üzerindedir. 3 mezar var. Soylulara özgü oldukları belirlenmiş. Ancak, bir tanesi daha özel. 30 metre yukarıda, göle ve günbatımına doğru bakıyor, yalın olarak diğer ikisinden hemen ayırt ediliyor.

İşçiliği, değişik biçimdeki geometrik desenlerden oluşan alınlığı ile, mutlaka önemli bir kişiye ait mezar olduğu kesin. Yüksekliği: 5.5 metre. İçinde, eni: 3.5 metre. Tavan yüksekliği: 3 metre. Yapı itibarı ile, Frigyalılar döneminde yapıldıkları düşünülüyor.

Bu mezar yapılarının: Antiocheia şehrinin kuruluşundan önceki bir zamanda yapılmış olduğu tahmin ediliyor. Uzaktan görebiliyorsunuz. Mezarlar, Bizans döneminde kilise olarak da kullanılmıştır.

Bu kullanım şekli, Frigya’dan gelir. Buna yönelik olarak, anıtın mezar yapısı, içte ve dışta değişikliğe uğramıştır. Özellikle doğu duvarı, bu dinsel amaçla apsis olarak sonradan oyulmuştur ve oda duvarlarına, onca bozulmaya karşın hala etkileyebilen İncil’den alınma öyküler resmedilmiştir.

Apsisteki nitelikli resim: haleli, sakalsız ve beyaz giysileriyle ve az büyüklüğüyle farklı olan önemli bir kişide odaklanır.

Bizans kiliseleri apsisindeki betimlemelerin genellikle İsa ve Meryem Ana’ya ayrıldığı bilinir ve bu olgu, önemi, çevresindeki mavi, yeşil ve kırmızı giysili azizlerin ortasındaki konumuyla vurgulanan bu özel kişinin olabileceğini düşündürür.

Zor seçilebilir olmasına karşın, tavanda da başı haleli, elinde kalkan ve mızrak taşıyan, beyaz ata binmiş bir aziz betimlenmiştir. Başının her iki yanında ki harflerde, Kapadokya’da özellikle saygı gören İkonion (Konya) Piskoposu Aziz Kornoutos’un adı okunur.

Ancak buradaki asker kişiliği onun bilinen resimlerine yabancıdır, genellikle beyaz sakallı, halesi ve piskoposluk belirteçleriyle birlikte tanınır.

Yörede benzersiz olan ve Anadolu’daki benzerleri arasında da önemli bir yeri olan bu kaya mezarları ve kaya kilisenin, duvar resimleriyle birlikte restore edilerek turizme kazandırılmasının önemini umarım yetkililer en kısa zamanda anlarlar. 

Isparta Yalvaç Limenia Adası

LİMENİA ADASI

Hoyran gölü içindedir. İlçe merkezine, 25 km. uzaklıktadır. Adanın çevresi: surlarla çevrilidir. Kayalık yamaçlarında ise: kaya mezarları bulunuyor. Adanın içinde bulunan bir başka tarihi mekan ise: Meryem Ana’ya adanmış bir manastırdır.