Slovakya Bratislava

Slovakya Bratislava

Şehir: Slovakya’nın en büyük şehri, aynı zamanda eyalet başkentidir. Ayrıca: ulusal Slovak Cumhuriyet Konseyi, Slovak Cumhuriyet Hükümeti, Ulusal Bakanlıklar ve Slovak Cumhuriyeti devlet yönetiminin diğer merkez organları bu şehirde bulunmaktadır. “Brat” kelimesinin anlamı, “kardeş” demektir. Yani “Slav kardeşliği” anlamına gelmektedir. Macarlar ise, bu şehre “Pozsony” ismini verirler.

Şehir: bir yandan eski komünist yönetim zamanından kalma çirkin blokları barındırırken, öte yandan 18’nci yüzyıldan kalma Rokoko tarzı binaları da bulundurmaktadır.

Şehir çok küçük. Yalnızca 430 bin kişi yaşıyor. Tuna nehrinin iki kıyısına kurulmuş şehirde, kıyılar arasındaki bağlantılar için köprüler bulunuyor.

Bratislava’da yaklaşık 450 bin kişi yaşamaktadır. Bu sayı ne kadar küçük görülse de, Slovakya’nın en kalabalık şehridir. Şehirdeki ekonomik etkinliklerin başında: otomobil, mobilya imalatı, kimyasal madde, tütün ürünleri, müzik aletleri, yün ürünleri ve deri ürünleri üretimi yaygındır.

Slovakya Bratislava

TARİH

Şehir: 10’ncu yüzyıldan önce kurulmuş ve ilk olarak “Pressburg” ismiyle bilinmektedir. 12’nci yüzyıla gelindiğinde ise, şehirde büyük ve güçlü tahkimatların kurulduğu görülür.

1541-1784 yılları arasında, şehir Macaristan’ın başkenti olur. 1805 yılında: Napolyon ile yapılan savaş sonrasında: Avusturya İmparatoru Alexander I ile Napolyon orduları: Rus çarının ordusunu yenmiş ve ardından: Bratislava şehrinde Başpiskopos sarayında, barış antlaşması imzalanmıştır.

I. Dünya savaşının ardından, 1919 yılında Çekoslovakya oluşturulduğunda: Bratislava şehri, Slovakya eyaletinin başkenti yapılmıştır.

 

ULAŞIM

Şehirdeki havaalanı olan “MR Stefanika” şehir merkezine 7 km. uzaklıktadır. Havaalanından şehir merkezine ulaşım için otobüsler bulunuyor.

Bratislava-Viyana arasındaki karayolu 60 km. dir. Trenle 1 saatte gidilir ve tren ücreti, 7 eurodur. Bratislava-Budapeşte arasındaki uzaklık: trenle 3 saat ve Bratislava-Prag arasındaki uzaklık, trenle 2.5 saattir. Bratislava ve Viyana: Avrupa’da birbirine en yakın iki başkent olma özelliğine sahiptir. Biraz önce de söylediğim gibi, araları yalnızca 60 km. dir.

 

İKLİM

Şehir: Tuna nehrinin her iki yakasında bulunması nedeniyle, hafif ve sıcak bir iklim yapısına sahiptir. Yıllık sıcaklık ortalaması 9.9 derecedir ve Slovakya’nın en sıcak bölgeleri arasında yer alır.

Kışın buraya gidiyorsanız, ülkemizden daha sert bir kış olduğunu bilmeli ve ona göre tüm kalın kıyafetlerinizi almalısınız. Yazın gidiyorsanız, ince giysiler götürün ancak, buranın bir Orta Avrupa ülkesi olduğunu, gece ve gündüz sıcaklıkları arasında muhteşem farklar olduğunu unutmadan, gece giymek için hırka gibisinden bir şeyler yanınıza alın.

 

ŞEHİR İÇİ ULAŞIMI

Tramvay ve otobüslere bindiğinizde: biletinizi damgalatmayı sakın unutmayın.
Bratislava City Card satın alırsanız: ulaşımda ve bazı müzelere girişte indirim sahibi olursunuz.

 

NE YENİR

Slovakya mutfağında “Macar” etkisi görülür. Ne içmek gerekir derseniz, bu kez Slovak biralarının mutlaka tadına bakmanızı öneririm. Bu biralardan en iyilerinden birinin markası “Spis” dir.

Bratislava şehrinde en ilgimi çeken özellik: öğlen saatlerinde, bütün restoranların fiks menü benzeri, ana yemek, salata ve  tatlıdan oluşan ve bir içecek te bulunan bir menüyü uygun fiyatla müşterilerine (10 euro) sunmalarıydı.

Yani, menüde saatlerce bir şeyler aramak zorunda kalmadan fiks menü alıp karnınızı doyurabilirsiniz.

 

ALIŞVERİŞ

Şehirdeki en önemli alışveriş mekanı “Aupark” dır ve New Bridge denen yere yakındır. Yani Old Town Tuna karşısında, Batı tarzı inşa edilmiş bir alışveriş merkezidir. Şehrin en büyük alışveriş merkezi olan “Avion” da ise: mağazalar, food court, IKEA mağazası, giyim mağazaları bulunur.

Bunun dışında, şehir merkezinde küçük, irili ufaklı dükkanlar bulunuyor. Ama alışverişi çok canlı bir şehir olduğu söylenemez, yani alışveriş yapmak için uğraşmayın, bir şey bulmak pek mümkün değildir. Alışveriş merkezlerine gitmek gerekiyor.

 

GECE HAYATI

Slovakya ülkesinde alkollü içkiler ucuzdur. Özellikle: Slovak birası önem kazanmaktadır. Bunun yanında: zengin bir gece hayatı yaşamak isteyenler için “Old Town” bölgesi önerilmektedir.

Şehir insanının arasına karışıp eğlenmek isterseniz, kent merkezini denemelisiniz. Burada birçok yer bulabilirsiniz. Bira içmek için en uygun barlar: Budvar, Pilsen Urquell, Kozel, Radegast, Starobno.

Hviezdoslavovo meydanında bulunan: Svet ve Piya da tercih edilebilir. Sedlarska caddesi üzerindeki Dubliner en Irısh Pub önerebileceğim diğer bir bardır.

Slovakya Bratislava

TURİZM

Şehrin tarihi kısmı olan “Stare Mesto” bölgesinde: St.Michael kulesinden, Avusturya’dan Macaristan’a kadar uzanan muhteşem güzel bir manzara izlemek mümkündür.
Şehirdeki önemli yerler, yürüyüş mesafesindedir. Bunlar arasında öne çıkanlar: Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde yapılanlardır.

Eski şehir ve kale: şehrin en turistik yerleridir. Eski şehirde özellikle bazı müzeler ilgi çekerler. Bunlar arasında bulunanlar: İşkence ve Şarap üretim müzesi, Belediye Müzesi’dir. Slovak ulusal müzesi de ziyaretçi çekmektedir.

Ayrıca: Başpiskopos Sarayı ve Mirbach Sarayı ilgi çeker. Tuna nehri üzerinde inşa edilen kale ise: MS.1 ve 5’nci yüzyıllar arasında, Roma İmparatorluğunun bir sınır kalesi olarak kullanılmıştır. 9’ncu yüzyıldan sonra ise ve en son olarak 2000 yılında restore edilmiştir.

Son bir not, şehir merkezindeki caddede, güzel ve esprili heykeller var ve bunları mutlaka görmelisiniz. Bunların arasında en rağbet göreni, yoldan geçen bayanların eteklerinden bacaklarına bakan bir kanalizasyon işçisinin heykelidir.

 

GEZİLECEK YERLER

Her zaman olduğu gibi, ben şehirde gezmenizi önereceğim yerleri aşağıda sıralıyorum. Siz, bu şehirde kalış sürenize ve anlatılan yerler içinde ilginizi çeken yerlerin durumuna göre, bir şehir haritası üzerinde gezeceğiniz yerleri işaretliyorsunuz ve böylece, Bratislava şehrinde, gayet güzel bir tur yapıyorsunuz.

Slovakya Bratislava Old Town

OLD TOWN

Kalenin de bulunduğu bu bölgede: tepeyi keşfederken, ilginç özellikler görebilirsiniz. Dar sokaklar, çeşitli hoş restoranlar, kafeler ve galeriler bulunur. Kalenin bulunduğu tarihi tepe: Komünist dönemi ve çağdaş peyzaj karışımıdır.

Bu bölüme araç girişini yasaklamışlar. St. Martins katedralinin arkasından başlayan yürüyüş yolunun hemen sağında güzel kafeler var. Bu güzel kafelere oturup gelip geçeni seyrederek yorgunluk atabilirsiniz. Ayrıca, bu kafeler, kendi yaptıkları ürünleri servis ediyorlar.

Şehrin bu bölümünde birkaç heykel bulunuyor. Bu heykeller hakkında sizlere kısa bilgiler vermek istiyorum.

Old Town bölgesinin hemen girişinde yolun kenarında “Schöne Naci” isimli heykel bulunuyor. Bu şahıs: aslında fakir ve zihinsel özürlü bir kişi olmasına rağmen, Slovak halkı arasında çok meşhurdur.

Çünkü: bu kişi, sokaktan geçen herkese: şık kıyafetleri içinde, şapkasını çıkararak ve gülümseyerek selam verirmiş. Bu nedenle, öldükten sonra, kendisinin heykelini dikmişler ve heykel de zaten, şapkasını çıkararak yine gelip geçene selam veriyor.

Evet, 1897 yılında doğan, şık smokin ve silindir şapkalı şehrin sokaklarında yürüyerek meşhur olan bu şahıs, ölümünden sonra da, gelip geçene selam vermeyi sürdürüyor.

Şehrin eski bölümünde, biraz ileride yine bir heykel bulunuyor. Bu heykel “Çumil” heykelidir. Çumil: kanalizasyon kanalından yeni çıkmış ve sokaktan geçenlere bakan bir durumda betimlenmiştir ve bazı Slovakyalılarda, kendisini yoldan gelip geçen bayanların eteklerine bakıyor olarak nitelendirirler.

Heykelin hemen yanındaki “çalışan adam” levhası da dikkat çekiyor. Bu heykelleri anlatan görevli, hemen Eskişehir ve Eskişehir Belediye Başkanının yaptırdığı bu tür heykelleri örnek veriyor ki, haklı, Eskişehir’de de benzeri heykeller var.

Bölgenin ana meydanında; tam Fransız konsolosluğunun önünde ise; Juray Melus tarafından yapıldığı yazılı olan “Napolyon” heykeli bulunuyor. Ama: bu heykelde betimlendiği şekilde, Napolyon, halkın arasına karışmıştır.

Napolyon ordusu, Bratislava şehrine iki kez girmiş ve 300 süvari ve 9000 asker ile şehir sokaklarında yürümüştür. İlk olarak, 1805 yılında şehre girmiştir. Yine burada Napolyon’la ilgili anlatılan bir söylenti var.

Napolyon ordusundan bir asker, buralı bir kıza aşık olur. Gün gelir, Napolyon ordusu ile şehri terk edeceği zaman, bu aşık asker şehri terk etmek istemez ve burada kalmak ister.

Bunun üzerine, Napolyon, askere senin her şeyin orduya ait, burada kalırsan bunları iade etmen gerekir der ve bunun üzerine, asker üstünde bulunan bütün eşyaları orduya teslim eder ve şehirde kalarak sevdiği kızla beraber olur.

Evet, bu bölgede daha birçok heykel var.

Slovakya Bratislava Kalesi

 

BRATİSLAVA HRAD-BRATİSLAVA KALESİ

Kale: Tuna nehri kıyısında, denizden 150 metre yükseklikte, Küçük Karpat Dağları üzerinde, güneydeki bir tepe üzerine yapılmıştır. Yapılış amacı: Osmanlı korkusudur.

Osmanlılar, Budapeşte şehrini ele geçirdiklerinde, Macar kraliyet ailesi burada yaşıyormuş. Ancak: eski çağlardan beri, burada insan yerleşimi olduğu bilinmektedir.

Büyük Moravya İmparatorluğu zamanında, bu tepe üzerinde büyük bir kale bulunuyordu. Kale hakkındaki ilk yazılı kaynaklar, MS.907 yılından gelmektedir. Büyük Moravia imparatorluğunun bitiminden sonra, Bratislava kalesi, Macarlar ile arada bir sınır görevi görmüştür.

Ancak: 1811 yılında, büyük bir yangın, kaleyi harap etmiş ve tamamen yanmıştır. Günümüzde görülen yapı, 1950 yılında yapılan restorasyon sonucu ortaya çıkmıştır.

Buraya: iki yönden yürüyerek erişilebilir. Bunlar: birinci olarak Beblaveho sokak üzerinden ve diğer yol Slovak Parlamentosu tarafında tarihi şehir merkezinden ve Mudronova sokak üzerindendir.

Slovakya Bratislava Ulusal Tarih Müzesi

Ulusal Tarih Müzesi

Müze: Pazartesi hariç her gün saat: 09.00-17.00 arasında açıktır.
Burada, özellikle arkeolojik sergi: Slovakya’nın uzun geçmişine ait hazineleri barındırmaktadır ki, bunlar arasında: mobilya ve saatler başı çeker. Ayrıca, bir de müzik sergisi bulunur.

Slovakya Bratislava St Martin Katedrali
Slovakya Bratislava St Martin Katedrali

 

DOM SV MARTİNA-ST. MARTİN KATEDRALİ

Katedral hemen otobanın yanında bulunmaktadır. Yani, Rudnaıyovo nam bölgesindedir. Turlar şeklinde geziler yapılmaktadır. 1563-1830 yılları arasında hüküm süren 12 yöneticinin yani Macar kralının burada taç giydiği söyleniyor.

Yapı her ne kadar 13’ncü yüzyılda yapılmış olsa da 19’ncu yüzyılda restore edilmiştir. Güney bölümdeki portal giriş, Slovakya’nın en eski Rönesans mimarisi örneğidir. Kule: 85 metre yüksekliktedir ve neo-gotik stildedir.

Kuleye özellikle dikkatle bakın, üstünde, 300 kg. ağırlığında Macar kraliyet tacı örneği görülmektedir. Bu taç: 2×2 metre boyutlarındadır ve bu nedenle, 1563-1830 yılları arasında kilise, taç giyme kilisesi olarak kullanılmıştır.

Her yıl Eylül ayı başlarında, burada Bratislava zafer ve taç giyme günü kutlamaları yapılır.

 

CHATAM SOFER MEMORİAL

Mauzoleum Chatama Sofera.Svobodu bölgesindedir.
Anıt: Pressburglu Haham Moşe Schreiber’den ismini almıştır. Kendisi, 19’ncu yüzyılda, Avrupalı Yahudi liderlerinden birisiydi. Buradaki mezarı: 1943 yılında bölgedeki 17 Yahudi mezarıyla birlikte Naziler tarafından yıkıldı.

Daha sonra ise, mimar Martin Kvasnica tarafından yeniden tasarlandı ve yapıldı. Günümüzde görülen mezar, 2002 yılında açılmıştır. Ziyaret etmek isteyenlerin önceden rezervasyon yaptırmaları gerekiyor.

Slovakya Bratislava Manderlov Evi

MANDERLOV EVİ

Nam SNP bölgesindedir.
Şehrin ilk yüksek katlı binasıdır. 10 katlı bu bina uzun süre Bratislava’nın gökdeleni olarak anılmıştır. Yapı, 1935 yılında mimarlar Ernest Spitzer ve Ludwig tarafından yapılmıştır. Binanın karakteristik özelliği, cephesinin koyu kırmızı dikey çizgiler bulundurmasıdır. Zemin katta, yeni Grand Cafe mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer olarak bilinir ve tanınır.

Slovakya Bratislava Palffy Palace

PALFFY PALACE

Panska bölgesindedir.
Bugünkü sarayın sitesi içinde, 19’ncu yüzyıldan kalma eski evler görülür. 1885 yılında yapılan yenileme çalışmaları sırasında, arkeologlar, 13’ncü yüzyıldan kalma mimari duvar kalıntıları tespit ettiler.

Ayrıca, bodrum katında yapılan arkeolojik araştırmalarda, Roma ve Kelt dönemine ait bulgular ortaya çıkarıldı. Böylece, şehirde daha önceki dönemlerde bir Kelt yerleşimi bulunduğu, buradan belgelenmiş oldu.

Günümüzde saray: ziyaretçiler için çağdaş sanatın ustalarının eserlerini barındıran klasik koleksiyonu sunmaktadır. Ayrıca, 15 bin kitaptan oluşan büyük bir kütüphane de sarayın içindedir. Daimi sergilerde: cam, heykel ve resimler bulunur ve daha çok Hollandalı ve Flaman ve İtalyan ustaların, 17 ve 18’nci yüzyıl eserlerini barındırır.

 

PARLAMENTO

Burası, Slovak Cumhuriyeti Ulusal Konseyi olarak da bilinen Slovak Parlamentosunun toplanma yeridir. Tuna nehri yakınlarında bir uçurumun üzerindedir, yani şehrin en iyi yerinde bulunmaktadır.
Parlamento içine gezi turları, her gün saat 14.00 de yapılmaktadır. Bina halka açıktır ve özellikle, parlamento restoranından, muhteşem bir manzara izlenmektedir.

 

PANTEON

Vojnovy pamatnik Slavin bölgesindedir.
Kale manzaralı bir tepe üzerinde yapılmıştır. Bratislava şehrinin birçok yerinden görülebilir. Burada, Nisan 1945 tarihinde, kentin kurtuluşu için çağırılan “Kızıl ordu” nun 6845 şehit askerinin mezarı bulunmaktadır.

Boyutlarının büyüklüğü ile etkileyici bir anıttır. Yüksekliği 39 metredir ve 11 metrelik bir heykeli bulunmaktadır. 1957-1960 yılları arasında inşa edilmiştir. Sovyet savaş anıtları mimarisinin güzel bir örneğidir. Ancak, bu anıt, aynı zamanda Slovaklar arasında karışık duygular ortaya çıkarmaktadır.

Çünkü, bir yandan şehri kurtarması için çağırılan Sovyet askerleri, gelmişler ve binlerce şehit vererek şehri kurtarmışlardır, ancak öte yandan: 1968 yılında, Slovak lider Alexander Dupçek tarafından yönetilen bir hareket ve Varşova paktı birlikleri tarafından işgal edilen bir şehir var.

Yine anıta gelecek olursak, anıtın en önemli özelliği: etkileyici ufuk çizgisi ve şehrin silüetinde yarattığı büyüleyici güzelliktir. Anıtın yakınlarında “Mountain Park” var, ayrıca, bu anıtın çevresi, yine şehrin en zengin bölgelerinden dir ki, birçok villa görebilirsiniz.

Slovakya Bratislava Ulusal Tiyatrosu

SLOVAK ULUSAL TİYATROSU

Jesenskeho bölgesindedir.
Yapı: Viyanalı mimarlar Fellner ve H.Helmer tarafından tasarlanmış ve 1886 yılında neo-Rönesans stilinde inşa edilmiştir. Cephedeki oval deliklere: Viyanalı heykeltıraş Tiğner tarafından, ünlü bestecilerin taş heykel büstleri yerleştirilmiştir.

Yine, tiyatro girişinde bulunan havuz mimar Tilgner tarafından tasarlanmıştır. Havuz: bir kartal tarafından karşılanan Zeus heykeli ile süslüdür.

Evet bu bina, günümüzde Slovak Ulusal Tiyatro ve Bale topluluğu tarafından kullanılmaktadır

OLD CİTY HALL

Stara radnica.Primaciaine namestie bölgesindedir.
Buranın geçmişi, 13’ncü yüzyıla kadar uzanmaktadır. Orijinal bina romanesk tarzda yapılmıştır. Binanın eşsiz duvar resimleri, 15’nci yüzyıldan kalmadır. Belediye binasında, bir de “Belediye Müzesi” bulunmaktadır. Özellikle yaz aylarında, yapının önündeki avluda, kültürel etkinlikler ve konserler düzenlenmektedir.

Slovakya Bratislava Michael Kapısı

MİCHAEL KAPISI

Michalska brana bölgesindedir.
Bakır çatılı Michael kapısı, Bratislava şehrinin sembollerinden birisidir. Kapının ortasında bulunan gotik kule: 14’ncü yüzyıl yapımıdır. Çatı ise, 1753-1758 yılları arasında yapılmıştır. Kule: 7 katlı ve 51 metre yüksekliktedir.

Üst terasta, muhteşem bir şehir manzarası izlenmektedir. Kulenin üstünde ise, Başmelek tarafından bir ejderhanın öldürülmesi sahnesi olan heykel bulunur. Kapının altında ise “Silah Müzesi” bulunuyor. Ayrıca, yine kapının bulunduğu yerde “sıfır kilometre taşı” görülüyor ve buradan, 29 büyük şehre olan mesafe yazılıdır.

 

MİRBACHOV PALACE

Frantiskanke namestie bölgesindedir.
Bu rokoko tarzı saray: 1768-1770 yılları arasında, şehirde yaşayan Michael Rush tarafından yaptırılmıştır. Sarayın son sahibi ise, Kont Emil Mirbach’dır ve sarayı yani yapıyı “Şehir Galerisi” kurulması için şehir yönetimine devretmiştir.

Kont Emil’in arzusu yerine getirilerek, saray resim ve heykel daimi sergisi alanı olmuştur. Burada, ayrıca geçici sergiler de düzenlenmektedir. Sarayın avlusunda, Viktor Tilgner tarafından yapılmış etkileyici heykeller bulunan bir havuz görülüyor.

Slovakya Bratislava Macaristan Eski Kraliyet Sarayı

MACARİSTAN ESKİ KRALİYET SARAYI

Michalska Ventürska bölgesindedir.
Saray, şehir manzaralı bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Barok mimari stildeki saray: 1753-1756 yılları arasında, mimar Martinelli tarafından tasarlanmıştır. Yapı; 19’ncu yüzyılda uzun süre Macar Parlamentosu olarak kullanılmıştır. 1847-1848 yılları arasında ise, burası Slovak Ulusal Hareketi Başkanı ve Ulusal Konsey Üyeleri tarafından kullanılmıştır. 1953 yılında ise, sarayın içine bir üniversite kütüphanesi yapılmıştır.

Slovakya Bratislava Üniversiteler

ÜNİVERSİTELER

Şehirde: 1919 yılında kurulan Comenius Üniversitesi, 1938 yılında kurulan Bratislava Slovak Teknik Üniversitesi ve 1953 yılında kurulan Slovak Bilimler Akademisi bulunmaktadır.

 

Academia Istropolitana

Burası, eski Macar krallık döneminin ilk üniversitesi olarak dikkat çekmektedir. 1465 yılında kurulan üniversite, Bratislava kralı Matthias Corvinus tarafından, gelişimi ve yayılması için büyük önem verilen bir yer olmuştur. Üniversite binasının bir kısmı: 1490 yılında kral Matthias’ın ölümünün ardından, bir manastır olarak kullanılmaya başlanmıştır. Üniversite de görev yapan hocalardan Regiomontanus Johannes Müler (1436-1476) Avrupa’nın büyük eğitimcilerinden birisidir ve dünyanın güneşin çevresindeki hareketlerini incelemiştir.

Slovakya Bratislava En Spn

EN SPN

Burası, tek bir direk üzerine asılı bir çelik köprüdür ve 1967-1972 yılları arasında inşa edilmiştir. Şehrin en tipik mimari yapısı olarak dikkati çeker. Tek çelik ayağın üst kısmında, 80 metre yükseklikte, hızlı asansör ile çıkılan bir restoran bulunur. Ayrıca, 430 basamaklı bir acil merdiveni de bulunmaktadır.
Köprüye gelince: uzunluğu 431.8 metredir. Genişliği 21 metredir. Toplam ağırlığı ise, 7.537 tondur.

 

APOLLO KÖPRÜSÜ

Apollo köprüsü: Petrzalka ilçesi ve şehir merkezini birbirine bağlayan, Tuna nehri üzerindeki asma bir köprüdür.

Slovakya Bratislava Old Bridge

OLD BRİDGE

Tuna nehri üzerinde, hala kullanılan en eski köprülerden birisidir. Ayrıca “Franz Joseph köprüsü” olarak da bilinir.

 

GRASSALKOVİC PALACE

Hodzovo namestie bölgesindedir.
Rokoko tarzından inşa edilen sarayda, Başkan yaşamaktadır.
İlk yapılışı ise: 1760 yılında: Macar İmparatoriçesi Maria Theresa’ya kadar uzanır. Takip eden süreçte de, soyluların ikametgahı için popüler bir yer olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise, biraz önce de söylediğim gibi, Slovak Cumhuriyeti Başkanının ofisi bulunmaktadır.
Burayı ziyaret etmek isterseniz, sarayın içi kapalı, ancak bahçesi yani park bölümü serbesttir.

Park da Grassolkovich

Burası, Başkanlık sarayının bahçesi olarak bilinir. Aslında: bir Fransız süs bahçesi olarak tasarlanmıştır ancak 1919 yılından bu yana: popüler bir yer haline gelmiştir. Burada: yürüyüşler, konserler düzenlenir ve şehrin gürültüsünden kaçmak isteyenler, burayı tercih ederler.
Bahçenin ortasında bir heykel dikkati çeker. Bu heykel: at sırtındaki İmparatoriçe Maria Theresa’nın heykelidir. Heykel: ünlü Slovak heykeltıraş Tibor tarafından yapılmıştır. Park sokakta ise, devlet başkanlarının büstleri bulunur.

 

MÜZELER

Slovakya Bratislava Yahudi Kültür Müzesi

MUZEUM ZİDOVSKEJ KULTURY-YAHUDİ KÜLTÜR MÜZESİ

Müze binası, 17’nci yüzyıldan kalmadır, ancak günümüze kadar birçok kez yenilenmiştir. Bina, 1993 yılındaki restorasyonun ardından, Yahudi Kültür Müzesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Slovakya Bratislava Slovakya Ulusal Müzesi

SLOVENSKE NARODNE MUZEUM-SLOVAK ULUSAL MÜZESİ

1961 yılında kurulmuştur. Müze binası: Bratislava eski şehir bölümünde, Doğa Tarih Müzesiyle birliktedir. Binanın inşaatı, mimar Harminec tarafından tasarlanmış ve Temmuz 1928 tarihinde tamamlanmış ve müze, 1930 yılında açılmıştır.
Slovakya’nın bu en büyük müzesi: ülke çapında 16 özel müzeyi yönetir.

 

SLOVENSKA NARODNA GALERİA-SLOVAK ULUSAL GALERİSİ

Burada: gotik sanattan, grafik sanatına kadar pek çok eser sergileniyor. Galerinin kendi koleksiyonunda, antik, modern ve çağdaş sanata ait yaklaşık 55 bin eser bulunduğu söyleniyor.

 

BRATİSLAVA CİTY MUSEUM

1868 yılında kurulmuş, ülkenin en eski müzesidir. Şehrin Old Town bölümündedir. Şehir müzesi, Bratislava şehrindeki 11 müzeyi yönetir.

 

APPONYİHO PALACE

Radnicna bölgesindedir. Cumartesi ve Pazar günü: saat: 11.00-18.00 arasında ve diğer günler: saat: 10.00-17.00 arasında açıktır.
Saray: Macar asilzadesi, Kont George Appony tarafından yaptırılmıştır ve günümüzde, burası: Bratislava şehir müzesi olarak kullanılmaktadır. Müzede: Bratislava bölgesindeki üzüm tarihi, şarap barları ve şarap malzemeleri sergilenmektedir. Macar şaraplarının popülütesi: Macar kralı Matthias Corvinus yani 1767 yılından bu yana sürmektedir.
Eğer: bölgeye ait iyi bir şarap tatmak isterseniz, sarayın avlusunda oturup tadabilir ve hatta satın alabilirsiniz.

Slovakya Bratislava Saat Müzesi

GOOD SHEPHERD EVİ-SAAT MÜZESİ

Zidovska ul. Bölgesindedir ve 4 katlı bina, rokoko mimari stilinde, 18’nci yüzyılda inşa edilmiştir. Yeri de ilgi çekicidir, birbirine yaklaşan iki sokağın bitim yerinde, kama şeklinde, bir boşluk doldurmaktadır.

Ev çok dar olmasıyla ilgi çeker. Önünde yalnızca bir oda ve merdiven genişliğindedir. Ama, Bratislava şehrinin en iyi binası olarak kabul edilir. Binanın köşesinde “Good Shepherd” yani “İsa heykeli” bulunmaktadır. Binanın içinde ise: eşsiz bir “saat müzesi” bulunur.

 

ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK YERLER

Slovakya Bratislava Devin-Castle Kalesi

DEVİN CASTLE-KALESİ

Muranska ul. Bölgesindedir.
Kale; Tuna ve Morava nehirlerine bakan bir tepe üzerinde bulunuyor. Çünkü, burası Keltler, Romalılar, Lombardlar, Gotlar ve diğer bölgede yaşayan uygarlıklar için hep stratejik bir yer olarak değerlendirilmiştir.

Kalenin günümüzdeki haliyle, Moravya İmparatorluğu döneminde yapıldığı sanılıyor.

Çünkü, kale ile ilgili ilk yazılı bilgiler, 1223 yılına aittir. 19’ncu yüzyılda ise, kale, Slovak ayaklanması için önemli bir yer olarak kullanılmıştır.
Tarih sevenlere cazip gelecek bir kaledir. Yalnızca yürüyüş olarak değil, çevresindeki muhteşem güzel doğa da ilgi çeker.

Slovakya Bratislava Antik Gerulata Rusovce

ANTİK GERULATA RUSOVCE

Burası: Gerulata İmparatorluğunun kuzeyinde kurulmuş bir “Roma askeri kampı” dır. Mezarlıklardan anlaşıldığına göre, kamp geniş bir alanda yay gibi yerleşmiştir.

Bölge ile ilgili ilk karşılaşma: 1961 yılında, inşaat işçilerinin toprak çıkarma sırasında, taş sütunlarla karşılaşmaları ile olmuştur. 1963 yılında da yoğun arkeolojik araştırmalar başlamış ve Gerulata, kültürel bir yer olarak belirlenmiştir.

Burada: bir kilise ve müze bulunuyor. Antik Gerulata Müzesinde: takı, giysiler, silahlar, seramikler, tuvalet eşyası, harita modelleri, fotoğraf malzemeleri, taş sanat eserleri bulunmaktadır.

İtalya Pisa

İtalya Pisa

İtalya ve Pisa  denilince ilk akla gelen “Pisa kulesi” yani “eğik kule” dir.

Ama, Pisa şehrinde, bunun yanında, birkaç Ortaçağ dönemi yapısı daha var.

Hatta, bu şehre, küçük “Floransa” diyenler bile var. Yine de, siz bu şehre yolunuz  düşerse, bir gün içinde, şehrin güzelliklerini gezip görebilecek şekilde, plan yapmalısınız.

Peki gidilmeli mi, bence gidilmeli ve görülmeli, özellikle İtalya gezisinde, Roma-Floransa gezisi yaparsanız, küçük bir gayret ile, zaman ayırarak, mutlaka Pisa şehrini de görmelisiniz.

İtalya Pisa

ULAŞIM

Floransa şehrine, 1 saat uzaklıktadır. Bu durum, şehrin ziyaret edilmesi için en uygun nedendir. Trenle bu yolu alabilirsiniz. Tren ücreti: 5.80 Euro’dur. Tren istasyonuna indiğinizde, Pisa kulesinin bulunduğu yere, 15 dakikalık bir yürüyüş ile ulaşabilirsiniz. Hatta: kulenin bulunduğu yeri gösteren bolca tabela olması, büyük avantajlıdır.

Şehirde: “Gaileo Galilei” havaalanı bulunmaktadır. Havaalanından, şehir merkezine 10 dakikada ulaşmak mümkündür.

TARİH

Ortaçağ dönemlerinde, şehir, önemli bir Akdeniz limanı olmuştur. Yani, bir anlamda “İtalyan Denizcilik Cumhuriyeti” olmuştur.

12’nci yüzyılda: Kuzey Afrika ve İspanya ile ticaret geliştirilmiş ve şehir zenginleşmiştir.
Ancak, Arno ırmağının alüvyonlar ile dolması ve 1280 yılında, yüzyıllar boyunca rekabet halinde bulundukları Cenovalılar ile yapılan savaşta alınan yenilgi, Pisa şehrinin gelişimi ve zenginliğini engellemiştir.

1405 yılından sonra, şehir, Floransa’nın egemenliğine girer.
II. Dünya savaşında ise, şehirde, büyük tahribat olur.

GENEL

Şehir, Orta İtalya’nın Toscana bölgesindedir. Arno nehrinin denize dökülen ağzının, sağ kıyısındadır.

Şehirde, 100 bin kişi yaşamaktadır. Ancak, bu şehirden söz ederken: “Pisa Üniversite” sinden söz etmemek olmaz.

Çünkü: bu 100 bin nüfuslu şehirde, ilaveten 60 bin üniversite öğrencisi barınmakta ve bunlar, şehrin kültürel hayatını etkilemektedirler. Şehir merkezindeki sokaklar, sık sık üniversite öğrencileri tarafından doldurulmaktadır.

Şehirde: Akdeniz iklimi hakimdir. En sıcak ay: 28-29 derece ile, Temmuz ve Ağustos aylarıdır. En soğuk aylar ise: ortalama 2 derece ile, Aralık-Ocak-Şubat aylarıdır. Yağışlar, Ekim-Kasım aylarında yoğunlaşır.

Şehirde: gece hayatı denilince: bir çok kulüp ve canlı müzik mekanı bulunduğunu bilmelisiniz. Özellikle: Borgo Stretto bölgesinde: gerek bar ve gerekse restoranlar yoğun olarak bulunmaktadır. Üniversite öğrencileri: Piazza Garibaldi ve Lungarni bölgelerinde dolaşmaktadırlar.

Turizm özellikleri incelendiğinde: günümüzde, şehirde: birkaç tarihi saray, 20 civarında kilise ve Arno ırmağı boyunca sıralanmış tarihi köprüler görülmektedir.

Ayrıca, her yıl 16 Haziran tarihinde, şehrin koruyucu azizi için “Luminara” festivali düzenlenmektedir. Bu festivalde, dün batımında, binlerce mum yakılır, daha sonra çeşitli etkinlikler düzenlenir, gece boyunca havai fişekler atılır.

ALIŞVERİŞ

Şehirde, birçok ürünün, özellikle el sanatı ürünlerinin satıldığı bir Pazar yeri olarak “Piazza di Cavalieri” önem kazanıyor.

Ayrıca: Pisa kulesi çevresinde, turistlere yönelik hediyelik eşyaların satıldığı yerler, tezgahlar görebilirsiniz.

Ancak, özellikle bu tezgahlardan alışveriş yaparken, mutlaka pazarlık yapmanızı öneririm.

Diğer objelerin ise, orijinalliği şüphelidir, sahte ürün satın almamaya dikkat etmelisiniz. Özellikle, güneş gözlüklerine dikkat.

Ama, şık mağazaların bulunduğu bir yer düşünürseniz, bu kez “Borgo Stretto” caddesine gitmeniz gerekir.

Peki, bu şehirden ne satın alınır? Özellikle: Toscana ekmeği, Pecorino peyniri, Monte Piano zeytini düşünebilirsiniz.

NE YENİR

Pisa şehrine yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, mutlaka “Biscotti” yani “kurabiye/büsküvit” denemelisiniz.

Bunun dışında, yemek yemek için “Head” bölgesini düşünün. Burada: çok iyi ve uygun fiyatlı restoranlar bulabilirsiniz.

Pisa kulesinin bulunduğu yerde “Kinzica” isimli, restoran-pizzacı önerebilirim.

Son olarak, burada mutlaka dondurma yemelisiniz. Sadece 2-3 Euro karşılığında, muhteşem bir dondurma yiyebilirsiniz.

GEZİLECEK YERLER

Evet, Pisa şehrindeki gezimize, bulunduğumuz yerden bir şekilde: Piazza del Miracoli meydanına ulaşarak, şehrin en ünlü anıtlarının ve yapılarının bulunduğu yerden başlayacağız. Bir şekilde, bu meydana ulaşıyoruz.

Şehirde: turistlerin en yoğun olarak ziyaret ettikleri yerdir. Özellikle: yaz döneminde, meydandaki çimenlerin üzerinde o kadar çok turist bulunur ki, yürümekte zorlanırsınız.

Bu arada: Pisa kulesinin eğriliğini bilenler, ilginç fotoğraf çektirme yarışına girerler, elleriyle Pisa kulesini düzeltmeye çalışır şeklinde, değişik fotoğraflar verirler.

PİAZZA DEİ MİRACOLİ-DUAMO MEYDANI

Katedral meydanı: şehrin kalbindedir ve dünyada, Ortaçağ sanatının en güzel örneklerinin bulunduğu bir yer olarak dikkati çekmektedir.

Meydan, öte yandan “Piazza del Miracoli” yani “Mucizeler Meydanı” olarak da bilinir.

Meydanın en büyük özelliği: 1987 yılında, UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmasıdır.

Meydanda: 4 büyük dini yapı görülür.

Bunlar

1. Domo-Katedral
2. Campanile-Çan kulesi
3. Vaftizhane,
4. Camposanto

TORRE PENDENTE-PİSA KULESİ

Katedralin çan kulesi olarak, 1173 yılında inşaatına başlanan kule yapısı, 1350 yılında tamamlanmıştır. 8 katlıdır. Elbette, en büyük özelliği “eğik” olmasıdır.

Neden? Çünkü; kule, alüvyonlar üzerine ve fazla derin olmayan bir temel ile yapılmış ve yapıldığı dönemde, üçüncü katına gelindiğinde eğilmeye başlamıştır.

Bunun üzerine, binanın yapımı, 100 yıl boyunca durmuştur. 1272 yılında ise, üst katlarda, eğimi engellemek için, bir taraf, diğer tarafa göre daha uzun yapılarak inşaat tamamlanmıştır.

1319 yılında, yedinci ve son kat bitirilir.

İnşaat tamamlandığında, eğim: yaklaşık 1 derece (80 cm) dir. 1990 yılına gelindiğinde ise, eğim: 5.5 derecedir.

Bunun üzerine, yıkılma tehlikesine karşı: 2000 yılında, kulede, sağlamlaştırma çalışmaları yapılmış ve eğilmenin devamı engellenmiştir.

2010 yılında ölçülen eğim: yaklaşık 4 derece civarındadır.

İlginç, İtalyanlar, bu kulenin yıkılmasını önlemek için, eğitim kontrol altına alma çabalarını sürdürüyorlar ama öte yandan, her yıl milyonlarca turist, bu eğik yani yamuk kuleyi görmeye geliyorlar.

Evet, kulenin yüksekliği: 60 metredir. Kulenin üstünde: 7 tane çan bulunmaktadır.

Bunların: en eskisi, 1655 yılı yapımı ve 3600 kg. ağırlıktadır. En yenisi ise, 1606 yılı yapımı ve 652 kg. ağırlıktadır.

Bir zamanlar: ünlü fizikçi “Galile”, buraya tırmanmış ve cisimlerin düşme hızı ve yerçekimi konusunda çeşitli deneyler yapmıştır. Galile, Pisa şehrinde doğmuştur.

Evet, sizde, dünyaca ünlü bu kulenin, 296 basamak merdivenle tırmanılan tepesine, 40 kişilik guruplardan birine katılarak çıkabilirsiniz.

2001 yılında ziyarete açılan kulede, bu sayı kısıtlaması, tamamen güvenlikten kaynaklanıyor.

Ancak, bunun karşılığında, 15 Euro ücret ödemeniz gerekiyor.

Hatta: bu aldığınız bileti, kullanma zamanınız belirleniyor, yani bu aldığınız bileti, en geç 3 saat içinde kullanmanız şart, yoksa bilet geçerliliğini yitiriyor.

Bu yüzden, önceden bilet satın almayın, kuleye girmeyi düşündüğünüz anda bilet satın alın.

İtalya Pisa
İtalya Pisa

DUOMO:

Daha önceki yazılarımda belirtmiştim, bizdeki “Ulucami” ismi gibi, İtalya şehirlerinde de, en büyük ve ünlü katedrallere, yani dini yapılara “Duomo” ismi veriliyor.

Pisa şehrindeki Duomo katedrali de, dünyanın en iyi “Romanesk” katedrallerinden birisidir. Pisa başpiskoposu, 1092 yılından bu yana, burada ikamet etmektedir.

Katedralin yapımına başlanılması konusunda bir söylenti var: 1062 yılında, Pisa Cumhuriyeti askeri güçleri, Toscany kıyılarında, bir Müslüman askeri birliği bozguna uğratmışlar ve bunun onuruna, bu katedrali inşa etmeye başlamışlar.

Yapı: Buscheto tarafından yapılmıştır. İnşaata 1064 yılında başlanmıştır. Romanesk mimari özellikleri taşımaktadır.

Cephe: mermer ve renkli mermer diskler, beyaz ve gri taş kullanılarak yapılmıştır. Merkez kapı: ilk yapıldıktan sonra çıkan bir yangın sonucu yanmıştır.

Bunun üzerine, 1595 yılında; bronz kapı yapılmıştır.

Dış doğu ucunda, yükselen bir sütun üzerinde bulunan heykel, yapıldığı dönemde, yani 11 ve 12’nci yüzyıllar arasında, dünyanın en büyük metal heykeli olarak önem kazanmıştır. (Bu heykel, günümüzde Katedral Müzesinde sergilenmektedir)

Yapının uzunluğu: 100 metre, yüksekliği 54 metredir. Cephe genişliği: 35.40 metredir.

Yapının içine gelince: iç kısım, siyah ve beyaz mermerler ve altın yaldızlı bir tavan ve fresk süslemeler ile bezenmiştir.

Bu bezemelerin, büyük ihtimalle: 1595 yılındaki büyük yangın sonrasında yeniden yapıldığı düşünülmektedir.

Ancak: yapının içinde bulunan mozaik bezemeler, bu yangında yok olmamışlardır.

Buraya yolunuz düşerse, yapının içindeki “Hz. İsa” mozaiğini mutlaka görmenizi öneririm.

Son olarak: bütün Katolik şehirlerinde olduğu gibi, bu şehrin de koruyucu bir azizi var. Pisa şehrinin koruyucu azizi “Tino da Camaino” nun kemiklerinin bulunduğu mezar: Roma imparatoru VII Henry tarafından, 1315 yılında yaptırılmıştır.

Ayrıca: Papa VIII Gregory’in mezarı da buradadır.

İtalya Pisa
İtalya Pisa

BATTİSTERO-VAFTİZHANE

Yine, aynı bölgededir. St. John için adanmıştır ki kubbenin üstünde heykeli bulunmaktadır. Yuvarlak, Romanesk tarzı yapı: 12’nci yüzyıl ortalarında yapılmıştır. İtalya ülkesinin en büyük vaftizhanesidir. Çevresinin uzunluğu: 107 metredir.

Bu yapı da, akustiğiyle önem kazanmaktadır. Yapının içinde, koro herhangi bir eser icra ettiğinde, sesinin 2 km. uzaklıktan duyulduğu söyleniyor.

İtalya Pisa

CAMPO SANTO MONUMENTALE-ANIT/ESKİ MEZARLIK

Katedral meydanının kuzeyindedir. Çevresi duvarlarla çevrili mezarlığın, dünyanın en güzel mezarlığı olduğu iddia edilmektedir.

Burası “kutsal topraklar” olarak anılıyor. Çünkü: bir söylentiye göre: 12’nci Haçlı seferi sırasında, Pisa Başpiskoposu Ubaldo de Lanfranchi: “buraya gömülecek cesetlerin, 24 saat içinde çürüyerek yok olacağını” söylemiştir.

Dolayısı ile, burası kutsal topraklar olarak kabul edilmiştir. Hatta: temelde, buraya, haçlılar tarafından, Kudüs’ten toprak getirildiği de söylenir.

Dikdörtgen şeklindeki yapı: önceki mezar zemin üzerine inşa edilmiştir. Mimari tarz: Gotik. İnşaata 1278 yılında başlanmış ve 1464 yılında tamamlanmıştır.

Başlangıçta, buranın tamamen orijinal bir mezarlık olması düşünülüyorsa da, sonradan bir kilise (Santissima Trinita) haline getirilmiştir.

Yapı içinde, 3 şapel bulunmaktadır. Bunların en eskisi: 1361 tarihli “Ligo Ammannati” şapelidir. II. Dünya savaşındaki bombardıman sırasında: gerek yapı ve gerekse lahitler büyük zarar görmüştür.

Bunun üzerine, fresklerin bir bölümü: Sinopie Müzesinde sergilenmektedir.

Günümüzde, burayı ziyaret ederseniz: içeride, Roma dönemine ait, büyük bir lahit koleksiyonu görebilirsiniz.

Bu lahitler, daha önce tüm katedral çevresinde, dağınık olarak bulunuyor iken, bu mezarlık inşa edildikten sonra, ortadaki çimenlik bölüm üzerinde toplanmışlardır.

Ayrıca: duvarlarda çeşitli freskler görebilirsiniz. Bunların en eskisi, 1360 yılından kalmadır.

Güney batı tarafından “Çarmıha germe” freski, Francesco Traini tarafından yapılmıştır ve ilgi çekmektedir.

İtalya Pisa

SPEDALE NUOVO Dİ SANTO SPİRİTO

Burası, 1257 yılında inşa edilen bir hastane yapısıdır. Bu yapıda: yoksullar, hastalar, terk edilmiş çocuklar ve hacılar sığınmışlardır. Yapı içinde: Santa Chiara isimli küçük bir kilise bulunmaktadır.

1562 yılında, Medici ailesinin hükümranlığı sırasında, yapı, yeniden yapılandırılmıştır. Tüm kapı ve pencerelere, gri kumtaşı kaplı dikdörtgen alanlar, yeniden modifiye edilmiştir.

Bina: yakın geçmişe kadar hastane olarak kullanılmakta iken, 1979 yılında, Sinopias Müzesi olarak hizmetini sürdürmektedir.

Evet, meydanın merkezindeki bu yapıları gezdikten sonra, hemen yakındaki, 2 müzeyi ziyaret ediyoruz. Hemen katedralin karşısındaki uzunca yapının, kıyısında: yüzlerce hediyelik eşya satıcısı tezgahlar bulunuyor.

Bunları gezerken, mutlaka ilginizi çekecek bir şeyler bulabilirsiniz. Bu yapının hemen arka bölümünde 2 müze var.

MUSEO DELL’OPERA DEL DUOMO

Bu müzede, ünlü heykeltıraş Pisonu’nun heykelleri ve katedral hazineleri bulunmaktadır.

MUSEO DELLE SİNOPİE-SİNOPİAS MÜZESİ

Müzede: Camposanto fresklerinin orijinalleri bulunmaktadır. Bunlar: anıt mezarlıkta bulunan: kırmızı aşı boyalı, yeşilimsi ve kahverengi toprak rengi ile yapılan fresklerdir.

Buranın hemen kuzeyindeki caddeden biraz yürürseniz, bu kez, şehrin önemli bir yeşil alanı ile karşılaşacaksınız.

İtalya Pisa

ORTO BOTANİCO Dİ PİSA

Burası, Pisa Üniversitesi kontrolündeki bir botanik bahçesidir. Bahçe, ilk olarak: 1545 yılında kurulmuştur. Avrupa’nın ilk üniversite botanik bahçesidir.

Bulunduğu yere, 1591 yılında taşınmıştır. Aynı zamanda, İtalya ülkesinde ilk inşa edilen demir çerçeveli sera da buradadır.

Günümüzde, bu bahçede: 1591 yılında inşa edilen botanik enstitüsü binası, bitki bahçeleri ve deniz kabukluları koleksiyonları görülebilir.

Daha sonra: 63 Via Santa Maria caddesinden yürümeye devam ediyoruz ve Arno nehrinin kıyısına vardığımızda, yine güzel bir yapı ile karşılaşıyoruz. Hemen solda, bir saray yapısı var.

PALAZZO REALE-ULUSAL MÜZE

1989 yılında, bazı özel koleksiyonların sergilenmesi için hazırlanmıştır. Müze binası: 17 ve 19’ncu yüzyıllar arasında, burada yaşayan aristokratların yaşam tarzını göstermesi açısından ilginçtir.

Müzede: tarihi zırhlar, İtalyan ve Flaman sanatçılara ait resimler ve resmi portreler görülmektedir.

Buradan sonra, sol yöne ilerliyoruz. Arno nehrinin kıyısındaki bu güzel yürüyüşten sonra, ilk köprüden, nehrin karşı kıyısına geçiyoruz.

Köprüyü geçince, yine sola dönüyoruz, Arno nehrinin kıyısındaki güzel bir kilise yapısını göreceğiz.

SANTA MARİA DELLA SPİNA

Burası, 1230 yılında yapılmış, Gotik mimari özellikleri taşıyan, küçük bir kilisedir. Kilisenin isminin sonundaki “Spina” kelimesi, sonradan eklenmiştir.

Çünkü: 1335 yılında, söylentilere göre: Hz. İsa, çarmıha gerildiğinde, başında bulunan taçın, diken parçalarından birisi, buraya getirilmiş ve “diken” kelimesinin, İtalyanca anlamına istinaden, kilisenin isminin sonuna “Spina” yani “diken” kelimesi eklenmiştir.

Ancak, daha da ilginç olanı: 1870 yılında, Arno nehrinin taşkın felaketlerinden korunması için, kilise bulunduğu yerden sökülmüş ve günümüzdeki daha yüksek konumlu yerine taşınmıştır.
Başta da söylediğim gibi: yapı, Gotik mimari özellikleri taşımaktadır.

Ancak: gördüğünüzde hissedeceğiniz gibi, Avrupa’nın en ünlü Gotik yapılarından biri olarak öne çıkmaktadır. Özellikle, mermer cephesi ilgi çekmektedir.

Ayrıca: 14’ncü yüzyılda, birçok sanatçı tarafından, yapının dış kısmı, birçok heykel ile zenginleştirilmiştir.

Yani, sonuç olarak yapının dört cephesi de, zengin bezemeler ile süslenmiş ve tam bir görsel zenginlik yaratılmıştır.

Yapının içine gelince: dışı kadar muhteşem değil, daha sade bir görüntü sunuyor.

Evet, gezimizin bu bölümü burada bitiyor.

ŞEHİRDE GEZİLECEK DİĞER YERLER

İtalya Pisa

PALAZZO DELLA CAROVANA

Burası, bir saray yapısıdır.

Yapı: 1560-1564 yılları arasında yapılmıştır. Yapılış amacı: Stephen Şövalyelerinin bir karargahı olmasıdır. Yapının cephesi ve cephede bulunan heykeller: yapıldığı dönemi yansıtmakta ise de, yapıda bulunan resimler: 19 ve 20’nci yüz yıl arasındaki döneme aittir.

Heykeller arasında: Medici arması ilgi çekmektedir. 1563 yapımlı: Toskana Grand Dükü büstleri dikkati çeker.

Ön cephedeki, çift taraflı merdiven: 1820 tarihinde yapılmıştır. Yapının salonunda, 16’ncı yüzyıl yapımı, çeşitli resimler görülebilmektedir.

SANTO STEFANO DEİ CAVALİERİ

Burası bir kilisedir. 17’nci yüzyılda yapılmıştır. Burada: Donatello tarafından yapılan bir büst ve çeşitli sanatçıların resimleri bulunmaktadır.

Ama, buranın en ilgi çeken yanı: 16 ve 18’nci yüzyıllar arasındaki deniz savaşlarında elde edilen ganimetlerin sergilendiği yer olmasıdır.

Bu sergide bulunan bazı objeler: 1571 yılında yapılan Lepanto deniz savaşında ele geçirilen Ali Paşa” Amiral gemisinin savaş flamasıdır.

İtalya Pisa

MUSEO NAZİONALE Dİ SAN MATTEO

Piazza San Matteo bölgesindedir.

Müzede, tüm Pisa şehri ve çevresindeki kiliselerin orijinal eserleri sergilenmektedir. Yapı ise: Toskana bölgesi, Rönesans sanatının en büyüleyici eserlerinden birisidir.

Burada, 12 ile 15’nci yüzyıllar arasındaki döneme ait, resim ve heykeller sergilenmektedir.

Eserleri sergilenen sanatçılardan öne çıkanlar: Pisano, Giovanni, Martini, Masaccio.

ESKİ GEMİLER MÜZESİ

San Rossore istasyonu çevresindeki alanda, yürütülen çalışmalar sırasında, 1998 yılında, şehrin antik limanı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.

Helenistik ve geç Roma dönemine ait bu kalıntılar: antik Medici cephaneliklerinin bulunduğu yerde sergilenmektedirler. Burada, eski gemi kalıntıları görebilirsiniz.

ŞEHİR DIŞINDA GEZİLECEK-DENİZE GİRİLECEK YERLER

İtalya Pisa

VİAREGGİO

Toskana bölgesinde, şehrin, deniz kıyısında, plajlarıyla ünlü bir bölgesidir. Burada, güzel ve temiz plajlar, restoranlar ve dükkanlar bulunmaktadır.

Şehir merkezine, 20 km. uzaklıktadır. Floransa şehrine 80 km. ve Siena şehrine ise, 130 km. uzaklıktadır.

Kumlu plajlar, özellikle çocuklar için idealdir. Derinlik, denizde uzun süre gidildikçe artar.

İtalya Pisa

FORTE DEİ MARMİ

Buranın en büyük özelliği: 18’nci yüzyılda inşa edilmiş, 300 metre uzunluğundaki iskeledir. İskele: bölgeden çıkarılan mermerlerin nakliyesi için inşa edilmiştir.

Muazzam ve son derece beyaz “Carrara” mermer blokları, özellikle Michelangelo tarafından, tüm zamanların en büyük heykelleri haline getirilmiştir.

Ancak, bölge, özellikle, son yüzyılda, burası, önemli bir turizm merkezi haline gelmiştir. İskele çevresinde: Apuan Alpleri bulunmaktadır.

Bunların ön tarafında bulunan kıyı kesimi, muhteşem bir güzellik gösteriyor. Daha doğrusu “Toskana Riviera” sı ortaya çıkıyor.

Çekya Prag gezilecek yerler

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler

STARE MESTO MAHALLESİ


Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerlerde: Prag’ın en etkileyici mahallesi. Buraya: Karl Köprü tarafından ulaşabilirsiniz. Bu yol; Kraliyet yolu, yani: Kralovska Cesta.

Bohemya kralları: taç giyme töreninde bu yolu kullanıyorlarmış. Yol: Prag kalesi ile, kentin kapıları arasında uzanıyor.

Bu bölge: trafiğe kapalı. Nove Mesto mahallesine göre, daha güvenli. Kararmış gotik tarzda kiliseler, barlar ve evlerin arasında dolaşırken, boynunuzu ileri uzatmaktan çekinmeyin. Burada herhangi bir tehlike ile karşılaşma olasılığı yüksek değil. Burada, dikkat etmeniz gereken tek şey; gece kulübüne gitmek üzere dışarı çıkan, genç ve güzel Çek kızlarıdır.

Bunlar: statü göstergesi ürünlerini alıp, başkalarına gösteriş yapmaya çok düşkünlerdir. 

Bu komik görünümlü guruplarla karşılaşırsanız, sakın şaşırmayın. Özellikle: Perlova caddesinde, gecenin ilerleyen saatlerinde, şehrin öteki yüzü burada ortaya çıkıyor. Biraz önce de söylediğim gibi: süslü, abartılı kıyafetleriyle, ünlü Çek güzelleri, adeta bir törende gibi, caddede yerlerini alıyorlar.

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler: Evet, bu mahalle, aynı zamanda: başlıca turist otobanıdır. Bu nedenle: bu bölgede gezerken, yankesicilere özellikle dikkat edin. Bölgenin merkezi: Eski Fiehir Meydanı. Sarı, krem rengi ve nane yeşili binalarıyla, buraya bir düğün pastası görüntüsü yansıtılmıştır.

Seyyar satıcılar ve genelde pek de yetenekli olmayan sokak sanatçılarıyla dolu bir alan. Meydanın; olağanüstü Astromik saati (Orloj): buraya yapılacak her türlü ziyareti değerli kılıyor.

 

Çek Cumhuriyeti Prag Kent Meydanı

KENT MEYDANI (FİEHİR MEYDANI) :

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler, Evet, bu meydanda, eskiden idam cezalarının infazları yapılıyormuş. Çok büyük bir meydan değil. Bu meydan ve çevresinde: pek çok sokak var.

Yani: meydan, çok sayıda gotik yapı ile çevrili. Bu güzelliklerin tadına varmaya çalışırken, inanın yorulacaksınız. Evet, kentin ana meydanındayız.

Şehirdeki gezinizde, burayı merkez edinin, zaten şehrin birçok ünlü mekanı, bu meydanın çevresindedir ve bunların başında Astronomik Saat kulesi geliyor. Şehirde yapılan yürüyüşlerde, buluşma yeri bu meydan kabul ediliyor.

Meydanın ortasında, çeşitli gösteri sanatçıları, gösterilerini sergiliyor ve gerek onları seyreden ve gerekse diğer bütün turistler, bu meydanı sürekli kalabalık yapıyor.

Meydanın merkezinde, banklar var, bunlara oturarak dinlenmek mümkün ama kesinlikle bir şey dikkatinizi çekecektir.

Oturduğunuzda her 5 dakikada bir dilenci gelip, sizden para dilenecek ve hemen bankların yanındaki çöp kutuları, sürekli olarak bazı kişilerce karıştırılacak, yiyecek ve sigara aranacaktır ve siz, bu manzarayı görünce kesinlikle çok şaşıracaksınız. Çünkü sonuçta, bu bulunduğunuz yer, Avrupa’nın tam merkezinde ve dilenci ve çöp karıştıranlar o kadar çok ki gerçekten şaşıracaksınız.

Evet, meydan çok hareketli, biraz önce de söylediğim gibi, şehirdeki yürüyüşlerde, bütün cadde ve sokaklar bu meydana bağlanıyor, yani şehrin en hareketli ve canlı mekanları, alışveriş mekanları, bu meydanın hemen yakınlarındadır.

Meydanda: çok sayıda yiyecek mekanı da var. Şehrin en turistik restoranları, yerel yemek yerleri, pizzacılar bu meydanın hemen yakınında, özellikle turla bu şehre gidenlere rehberlerin önerdiği restoranlar, pizzacılar hemen meydanın yakın sokaklarındadır, buralar tercih edilir mi?

Sonuçta bir şeyler yemek gerekiyor ve bir yerleri seçmeniz gerekecek ve seçilebilir, ama fiyatlar yüksek, yani 2 kişinin rutin bir pizza yemeği, yaklaşık 50 Euro civarında olabiliyor.

Meydanda at arabası ile dolaşmak ta mümkündür. At arabası kiralayabilirsiniz. Ayrıca yine meydanda: ayaküstü bir şeyler yenip atıştırılacak örneğin sosisçi, dondurma, patates kızartması satan yerler de var.

Zaten Astronomik Saat kulesi her saat başı gösteri düzenlediğinden, özellikle saat başlarında meydanda adım atacak yer olmuyor, elbette yankesicilere özellikle dikkat, çünkü insanlar başka şeylere dalınca, cüzdanlarını unutuyorlar. Bu arada, meydanın ortasında bir heykel var. Bu heykel Juan Huss’a aittir.

Kendisi, Protestanların lideri olarak, Katoliklere karşı savaşmış ve yakalanınca, bu meydanda yakılarak idam edilmiştir. Kilisenin hemen önünde, yerde numara plakaları var, bu plakalar meydanda idam edilen Protestanları gösteriyor. Ayrıca heykelin hemen solundaki büyük malikane, çok zengin Kinkskilerin malikanesi olarak bilinmektedir.

Çek Cumhuriyeti Prag
Çek Cumhuriyeti Prag
Çek Cumhuriyeti Prag

 

LADY TYN (MERYEM ANA) KATEDRALİ

14’ncü yüzyılın sonlarında inşa edilmiş. Gotik yapıda bir kilise. Tüm ihtişamı ile kendini gösteriyor. Sanatçı Kafka’yı derinden etkilemiş bir kilise. Katedral oldukça güzel, içeri girip gezebilirsiniz.

Günümüzde, 80 metre yüksekliğindeki; korkunç ve kararmış iki kulesi göze çarpıyor. Bu kuleler: dişi ve erkek varlıkları temsilen, simetrik yapılmamışlar, biri diğerinden biraz daha dar olarak inşa edilmiş. Dişi olan kulenin dar olduğu söyleniyor. Günümüzde, bu kulelerde, geceleri hoş bir şekilde ışık gösterileri düzenleniyor.

 

Çek Cumhuriyeti Prag Astronomik Saat Kulesi
Çek Cumhuriyeti Prag Astronomik Saat Kulesi

 

20160805_185005
Çek Cumhuriyeti Prag Astronomik Saat Kulesi
Çek Cumhuriyeti Prag Astronomik Saat Kulesi

 

ASTRONOMİK SAAT KULESİ

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; içinde en ilgi çeken yerdir. Meydanın hemen girişindedir. Dünyanın en eski, üçüncü astronomik saatidir.

Burada en önemli husus özellikle her saat başı, yapılan gösteriyi izlemek için yüzlerce hatta binlerce kişinin muhteşem bir kalabalık oluşturması, hani derler ya adım atacak yer kalmıyor.

Ama elbette Prag denilince, ilk akla gelen bu Astronomik Saat kulesi ve bunun yıllardır yaptığı gösteridir.

Saatin bulunduğu kulenin yüksekliği: 70 metredir. Bu kuleye çıkmak mümkündür. Ücret ödeyerek kuleye çıktığınızda, şehrin muhteşem güzel manzarasını izleyebilirsiniz, bence mutlaka çıkın, hatta bir de gece çıkın ve ışıklandırmayı izleyin. Yanılmıyorsam 3 Euro olsa gerek.

Evet, Prag’ın en ilgi çeken yapılarından biriDİR.

Astronomik bir saat. 1410 yılında yapılmıştır.

Saatin, usta Hanuş tarafından yapıldığı ve aynısını başka bir yerde tekrar yapmaması için, kral tarafından gözlerinin kör edildiği ve bunun intikamını almak isteyen ustanın, kulenin tepesine çıkarak, kendisini saatin mekanizmasına atarak intihar ettiği ve bu yüzden saatin bozulduğu anlatılmaktadır.

606 yıllık saatin ilginç özellikleri vardır. Tam olarak, ne amaçla yapıldığı bilinmiyor. Saatin: güneşe, aya, gezegenlere ve burçlara göre ayarlanmış 4 bölümü vardır.

Bu yüzden zaten Astronomik Saat olarak isimlendiriliyor.

Ünlü gökbilimci Kopernik’in memleketinde, Illuminati ile ilgili çok şey olması bence doğal. (köprüde de astronomiyle ilgili özellikleri hatırlayınız) Daha sonraları, farklı zamanlarda, saate dokunulmadan, saatin bulunduğu kuleye, çeşitli heykel, mask ve resimler ilave edilmiştir.

Bu güzel kule, II. Dünya Savaşı sırasında, Nazilerin top atışı ile yıkılmış ve savaş bitiminde, orijinal haline geri dönüştürülmüştür.

Evet, kulenin en büyük özelliği, her saat başı olan gösteridir. Bu gösteride: ilk olarak, alttaki ve saatin solundaki iskelet, sağ eliyle bir ipi çeker, sol elinde ise ters çevirdiği bir kum saati vardır ve “hayatı” simgeler ve zamanın hızla akıp gittiği ve hayatın sona doğru yaklaştığını ifade eder.

Ardından, kulenin üstündeki 2 kapak açılır, iki küçük pencere ortaya çıkar ve 12 havari, başlarını göstererek bu pencerelerden geçerler.

Gösteri:

kulenin dışında, üstte bulunan altın yaldızlı bir horozun, uzun uzun ötmesiyle son buluyor. Hoş çıkan ses pek ötmeye benzemiyor ama öyle söyleniyor. Saatte kulede iki yanında 4 heykel bulunuyor ve bunlar “insani” 4 zaafı simgeliyorlar.

Solda, elinde ayna tutan adam “kibir”, sepet taşıyan adan (Yahudi olduğu söyleniyor) “hırs” ve sağdaki 2 heykelden, elinde fener tutan iskelet “ölümü” ve yanındaki heykelde ise başında sarık, sol elinde ud/mandolin benzeri bir çalgı ile bir Türk betimleniyor.

Türk heykelciği, saat çalarken başını “hayır” anlamında iki yana sallıyor.

Bunun temsil ettiği kavram olarak: farklı açıklamalar olduğu söyleniyor. Ancak, ikisinin anlamı da “olumsuzluk” yüklüdür. Kimilerine göre “inadı” temsil ediyor, (çünkü başını iki yana sallamaktadır) kimilerine göre ise “zevk ve sefayı” temsil ediyor. (çünkü elinde çalgı tutuyor.)

Bunların üzerindeki betimlemeleri görmek için, turistler burayı tamamen dolduruyorlar ve ince ayrıntıları uzaktan görmek pek mümkün olmuyor. Ama gösteriyi izlemeden önce, yukarıda yazdıklarımı okursanız, ayrıntıları kaçırmazsınız. Yoksa, hem uzak ve hem de kalabalık nedeniyle ince ayrıntıları seçmek pek mümkün olmuyor.

 

KAFKA CAFE:

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Şehrin sayısız kafelerinden biri olmasına rağmen, en çok rağbet edilenlerinin başında gelmektedir. Çünkü ünlü yazar Franz Kafka’nın babası tarafından geçmişte burası işyeri olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise, neredeyse küçük bir müze gibidir.

Çek Cumhuriyeti Prag Parizka Caddesi

PARİZKA CADDESİ:

Masallardan çıkmış gibi bir yer. İki tarafı da kuleli binalarla bezenmiş bir bulvar düşünün. Tüm meşhur moda firmalarının dükkanları burada ve camekanları, muhteşem süslemelerle ziyaretçilerini bekliyor. Eva Herzigova, Karolina Kurkova gibi ünlülerin fotoğrafları, camekanları süslüyor.

Çek Cumhuriyeti Prag

MALA STRANA MAHALLESİ


Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Prag kalesinin kurulması üzerine, kalenin ihtiyaçlarını karşılamak için, tüccarların ağırlıklı olarak yerleştiği: Mala Strana mahallesi kurulmuştur. Kral IV Karl, zamanında sınırları genişletilen Mala Strana, Kalenin savunmasında oynadığı önemli rol gereği, surlarla çevrilmiştir.

Kral’ın daveti üzerine, bölgeye ağırlıklı olarak Alman tüccarlar ve zanaatkarlar yerleşmiştir. Burada kurulan ilk mahalle: büyük bir yangında ciddi hasar gördükten sonra, yeniden yapılandırılmıştır.

Özellikle, 17’nci yüzyılda yapılmış çok sayıda Rönesans ve barok tarzı kiliseler ve malikaneler var. Bu yapıların çoğu, günümüze dek korunmuş. 10 ve 11’nci yüzyılda, Prag’ın en önemli şehri olan Mala Strana, daha sonra Stare Mesto’nun gölgesinde kalmıştır.

Çek Cumhuriyeti Prag
Kalenin eteklerine kurulan Mala Strana, Vitava Nehrinin batı kıyılarına kadar uzanır.

Karl Köprüsü ile, Stare Mesto Mahallesine bağlanır. Genelde şehri gezmeye gelenler, öncelikle Stare Mesto’yu gezerler. Karl Köprüsünden geçip, Mala Strana’yı gezer ve buradan da, Nerudova Caddesini kullanarak Prag Kalesine tırmanırlar. Önceleri: Pazar yeri olan Mala Strana Meydanı, bölgenin kalbinin attığı yerdir.

Barok yapıların süslediği meydanda gotik iç mekanlarıyla ufak hediyelik eşya ve el sanatları dükkanları, Çek biralarını tadabileceğiniz publar, caz barlar ve kafeler bulunuyor. Bölgeyi dolaşabileceğiniz tramvayın ilk durağı da meydandadır. 

Evet: Mala Strana (küçük mahalle): dolambaçlı sokakları ve sıra sütunları ile, Prag kalesinin önünde uzanıyor. Bu sokaklar: otantik, yıkık-dökük duvarları ve küçük pub’ların kış geceleri sıcak şarap sundukları, karanlık köşeleriyle, kendi bütünlüğüne sahiptir. 

Semtin kalbinde,

Barok saraylar ve Rönesans evleriyle çevrili canlı bir meydan var. Meydanın ismi: Malostranske mamesti. Burada: saklı gotik iç mekanlar ve mahzenler görülüyor. Kırsal bir havaya sahip el sanatları dükkanları, caz barları ve çayhaneler var. 

En ortada ise: devasa kubbesi ve çan kulesiyle, geç barok dönemine ait, anıtsal: St. Nicholas kilisesi var.

Çek Cumhuriyeti Prag

SAİNT NİCHOLAS KİLİSESİ (Chram sv. Mikulase) 

Meydanın ve Mala Strana’nın en belirgin yapısıdır. Aynı zamanda Prag’ın en önemli barok eseridir. Yapımına: 18’nci yüzyılın ilk yıllarında başlanan kilise, 1756 yılında tamamlanmıştır.

Kilisenin mimarları: Kinsky Sarayının da tasarımını yapmış olan Krystof Dientzenhofer ve kilisenin Prag manzarasının önemli bir öğesi olan kubbesini tamamlayan oğlu Kilian Ignac Dientzenhofer’dir. 

Yeşil renkli kubbesi ve yine yeşil olan 80 metre yüksekliğindeki çan kulesiyle, Aziz Nikolaus Kilisesi, günümüzde müzik etkinliklerine de ev sahipliği yapmaktadır.
Saint Hicholas (Noel Baba) yolcuların, kadınların ve çocukların koruyucusu idi.

Bugün de, Çek Cumhuriyetindeki büyük bir azizdir.

Noel Baba, her yıl 6 Aralık tarihinde, kızağını çekerek, caddelerde dolaşır ve çocuklara geçen yıldan memnun kalıp kalmadıklarını sorar. Bugün, aynı zamanda, Hollowen ve Christmas’ın birleşimidir. Mozart’ın Prag’da kaldığı sürede, orgunda bazı eserler çaldığı bu kilise, Mala Strana’nın görülmesi gereken yerleri arasındadır.

Çek Cumhuriyeti Prag Nerudova Sokağı

NERUDOVA SOKAĞI (NERUDOVA ULİCE):

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Mala Strana Meydanının batısında kalan ve Prag Kalesine doğru yükselen bu yol, adını kendi de bu sokaktaki evlerde yaşamış olan Şair Jan Neruda’dan almıştır.

Bu sokağın en önemli özelliği: her evin dışında, farklı şekillerde tasarlanmış olan ev plakalarının olmasıdır. Evler, bu plakalar sayesinde birbirinden ayırt edilir ve evin kime ait olduğu anlaşılırmış. Bunun sebebi ise, bu evlerin Prag’daki hane numaralama sisteminden önce yapılmış olmasıdır.

Çek Cumhuriyeti Prag
Üç Kemancı (No.12) adresindeki ev, burada yaşayan ve keman üreterek hayatlarını kazanan, üç kemancının evidir.

Kırmızı Kaplan (No.41) adresindeki ev, Çek ressam Petr Brandl’in evidir. Altın Aslan (No.32)’da; Ulusal Müze’ye ait tarihi eczaneler sergisi gezilebilir.

Ayrıca, günümüzde İtalyan Büyükelçiliği olan ve girişinde dev kartallar olan Thun-Hohenstein Sarayı’nı (No.20) ve Yeşil Istakoz’u (No.43) ve Altın Nal (No.34) görmenizi öneririm.

Çek Cumhuriyeti Prag
Çek Cumhuriyeti Prag

 

Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü

KARL (VI. CHARLES) KÖPRÜSÜ (KARLUV MOST) 

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Köprünün inşaatına: Çek mimarisinin ustalarından, Otto tarafından başlanmış, ancak, Kral Charles IV’ün baş mimarı olan Peter Parler tarafından, 1357 yılında bitirilmiştir.

O dönemde, süsleme olarak yalnızca birkaç haç kullanılmıştır. 

Çekler, bu köprüye: Karluv Most diyorlar.

Şehrin kalbi. Astronomide, dönemin en ileri milletlerinden biri tarafından yapıldığı için olsa gerek; köprünün en büyük özelliği, yapımında astronomiden yararlanılması. 1 3 5 7 9 7 5 3 1 düzeni göz önüne alınmış ve köprünün inşaatı için, ilk taş; 1357 yılında, 9’ncu ayın, 7’nci günü, saat: 05.31’de konulmuş.

Ne kadar doğrudur bilmiyorum, böyle olduğunu söylüyorlar. Köprünün ilk yapımında taşları birleştirmek için, yumurta akı kullanılmış.

Duyduğuma göre, krallık köylerden yumurta akı istemiş, bir köy halkı durumu yanlış anlamış ve istenen yumurtaları pişirerek göndermişler. Köprünün uzunluğu 515 metre, yüksekliği 10 metredir. Köprünün “Kampa adasına” inen merdivenleri ayrı güzelliktedir.

Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü
Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü
Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü
Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü

 

Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü
Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü
Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü
Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü

 

Üzerinde bulunan 30 heykel ise;

Katoliklerin baskısıyla, daha sonraki yıllarda; 1683 ile 1928 yılları arasında, yine astronomi göz önüne alınarak, çeşitli aralıklarla yerleştirilmiş. Günümüzde, bu heykellerin çoğu kopyadır. 

Çünkü: şehrin, geçen yıllarda yaşadığı kötü hava koşulları, heykellere büyük zararlar vermiş. Şu anda: 75 heykel bulunuyor. 

Bu heykellerden özellikle 2 tanesi önem kazanıyor. 

Heykellerden 8 numaralı olanı John Nepomuk isimli bir  rahibe aittir.

Bu kişi, yaşadığı dönemde rahip olarak görev yaparken, bir gün güzeller güzeli kraliçe, günah çıkarmak için rahibin yanına gelir. Bunu duyan kral Wenceslas, kraliçenin aşk konusunda rahibe itiraflarda bulunduğunu düşünerek rahibi yanına çağırttırır ve kraliçenin konuşmalarını kendisine aktarmasını ister.

Rahip, tanrı huzurunda verdiği sözü bozamayacağını ve bu konuda tek bir kelime bile etmeyeceğini söyler. Bunun üzerine sinirlenen kral, rahibi köprüden nehre attırır ve rahip ölür. Ancak  söylentilere göre, rahibin cesedi nehirde suya batmaz ve bir hale gökyüzüne yükselir.

İşte rahibin tam nehre atıldığı yerde, bu heykel bulunuyor.

Evet, burada bir dilek tutup, haç ya da haleye dokunursanız “dileğinizin” gerçekleşeceği söyleniyor. Öte yandan, tunç heykel, bu dilek tutma niyetini ellerle oluşan sürtünme nedeniyle parlamış, gıcır gıcır olmuş durumdadır.

Bu rahibin bir heykeli de, kale bölgesindeki katedralin bahçesinde görülecektir. Diğer göze batan heykel gurubu ise, biz Türklerle bağlantı kurulan bir heykel gurubudur. Burada bir küme insan temsil ediliyor.

En altta: zindan içinde kurtarılmayı bekleyen insanlar görülüyor. Zindanın yanında, ayakta, sarığı, kalın ve sarkık bıyığı, belinde palası, sırtında kamçısı, göbekli cepkeni, uzun kaftanı ile bir “yeniçeri” görülüyor. İnsanların öbür yanında, bir köpek var.

Yeniçerinin üstünde, başında haç bulunan bir geyik ve en tepede “kurtarıcı aziz şövalye” heykeli bulunuyor. Heykelin yapım yılı 1854 yılıdır. Osmanlı artık “hasta adamdır”, Aziz Şövalye ise kılıcı ile, yeniçerinin tepesindedir. Burada betimlemek istedikleri konu: eğer Osmanlı gelirse, sizleri böyle köle yapar.

Halbuki Osmanlı Prag şehrine hiç gelmedi ama demek ki ünü bu kadar yayılmıştır.

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Prag şehrinde her gün yüzlerce insanın geçtiği bir köprüye böyle bir heykel yapılması, her gün buradan geçen insanlar için bir uyarı gibi olmuş, sonuçta: bizim için, Türkler için, elbette kara propaganda, duyduğuma göre bir aralar, Dışişleri Bakanlığı bu heykelin kaldırılması için bazı girişimlerde bulunmuş ama aldıran olmamış.

Katolik kilisesi, insanları korkutarak yönlendirdiği için, Türk korkusunu insanların içine, her daim geçip durdukları bir köprüde böyle bir heykel yaparak iyice işlemeyi, Türk düşmanlığını pekiştirmeyi düşünmüş olsa gerek. Bize nasıl baktıklarını, bizi nasıl görmek istediklerini düşünüyorsanız, bu heykelin karşısına geçin ve bir süre izleyin.


Köprü çıkışında: güzel bir kule var.

Üzerine çıkmak için, merdivenleri dön dön bitmiyor, ama üzerinden harika fotoğraflar çekmeniz mümkün. Kulenin üstünde, sağda işkence aletleri müzesi bulunuyor. Özellikle: ilkbahar ve yaz aylarında, turistlerin ve yöre halkının en çok gittiği yerlerden biri, bu köprü. Muhteşem bir manzara izleyebilirsiniz.

Köprü üstünde yürüyüş yapabilirsiniz. Güneşli günlerde, köprü üstünde, hediyelik eşya satanlar, kukla oynatanlar, müzisyenler ve ressamları görmek mümkün. Bir yanda köprünün bir yerlerinde çalmakta olan keman sesini duyarken, diğer yanda da, polka müziğini işitebilirsiniz.

Ayrıca: burada ilginç gösteriler de görebilirsiniz. Örneğin: bir adamın, iki düzine bardakla çaldığı, klasik müzik konseri dinlemeniz mümkün. Köprü, akşamları aydınlatılıyor. Aydınlatılmış hali ile daha bir başka güzel. Fırsat bulursanız, köprüyü akşam saatlerinde de gezin, görün.

Karl Köprüsünü geçtikten sonra: Stare Mesto mahallesine ulaşacaksınız

 

Çek Cumhuriyeti Prag

PRAG (Hradchany) KALESİ

Hradcany Tepesinde bulunuyor. Kalenin de içinde bulunduğu bu mekanlar topluluğu: kraliyet mekanı olarak isimlendiriliyor. Kale: bir bakıma kraliyet sarayı statüsünde. Kaleye girmeden önce: Hradcany Meydanını geziyoruz.

Çek Cumhuriyeti Prag

HRADCANY MEYDANI (Hradancy Namesti) 

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Kale inşa edildikten sonra, kralın hizmetinde çalışan insanların yaşamaları için, kalenin yanına yeni bir yerleşim yeri kurulması gerekmiş ve bugün Hradcany Bölgesi olarak bilinen yerleşim, Prag kalesinin ana giriş kapısının hemen karşısındaki açıklık alana kurulmuş.

Schwarzenberk Sarayı:

Prag Rönesans saray mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Sarayın tavan süslemeleriyle, yine sarayın içinde bulunan “Askeri Tarih Müzesi” görülebilir. Saray: 2007 yılında oldukça kapsamlı bir restorasyona sokulmuştur.

Toscana Sarayı:

Meydanın batısındadır. Erken barok mimarisi binalarındandır. 1689-1691 yılları arasında, J. B. Mathey tarafından tasarlanmıştır. Çatı katında bulunan dinsel heykeller: J. Barokof’a aittir.

Martinic Sarayı:

16’ncı yüzyıldan kalma olan bu saray, bugünkü halini 1620 yılında almıştır. Jaroslov Borita of Martinice, Rönesans dekorasyonu kullanarak sarayı yeniden dekore ettirmiş ve Martinic amblemini, girişe koydurmuştur.

Saray, şu anda Prag şehri Mimarlar Odası Başkanına ev sahipliği yapmasının yanı sıra, konserlere, sergilere ve edebi çevrelerin toplantılarına da ev sahipliği yapıyor.

Meydanda görebileceğiniz en süslemeli yapı: Başpiskoposluk Sarayı’dır. Saray, yılda yalnızca bir gün, Paskalya’dan önceki Perşembe günü, ziyarete açıktır. Sarayın hemen yanında: Avrupa Sanatları Ulusal Galerisi (Narodni Galerie) bulunuyor.

Bu arada: meydanın tam ortasında, Meryem Ana ve Bohemya’nın 8 azizinin heykeli bulunuyor.

Evet: Hradcany Meydanı’ndan kale içine girmeden önce, bu büyüleyici şehri, yukarıdan görmek isterseniz, kale kapısının güneyinde, bir süre durup dinlenebilir ve fotoğraf çekebilirsiniz.

Çek Cumhuriyeti Prag

Evet, kalede gezmeye başlıyoruz.

Kale, Guinnes Rekorlar kitabına göre: dünyanın en büyük antik kalesi olarak tescillenmiş. 870 yılında inşa edilmiş. Sürekli olarak üzerine yapılan eklemelerle kale geliştirilmiştir.

Bir kaleden daha fazlasını içinde barındıran yapı 14’ncü yüzyıla kadar, bir saraya, kiliselere ve manastırlara ev sahipliği yapmış ve 1541 yılında bir yangında büyük hasar görmesi üzerine, büyük bir yenilemeden geçmiştir.

Rönesans tarzı mimariyle yenilenen kale, 14’ncü yüzyılda, Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun kalbinin attığı yer haline gelmiştir. 17’nci yüzyıla kadar, sürekli olarak yenilenen kale, her dönemin mimari akımlarının izlerini taşıyor.

17’nci yüzyılda, İmparatorluğun başkent değiştirmesi üzerine, kale önemini yitirmiştir. 1920’lerde, Çekoslovakya’nın bağımsızlığını kazanmasıyla, kale ve içerisindeki yapılar, genel bir onarımdan geçirilmiş ve Çek Cumhurbaşkanlığı’nın ofisi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Günümüzde de, hala kalenin bir bölümü, Çek Cumhurbaşkanının ofisi olarak kullanılmaktadır ve diplomatik bir önem taşımaktadır.

Çek Cumhuriyeti Prag

Evet: kale gezimize devam edelim. Kalenin, kentin tepesinde yükselen silüeti, zaten sizi kendisine çekecektir. Kaleden aşağıya doğru baktığınızda, Prag’a niye 100 kuleli kent denildiğini anlayacaksınız.

Kale: pek çok parçaya sahip. Ama, kalenin en hoş özelliği: Prag ile ilgili panoramik manzaralara sahip olan birçok teraslara sahip olmasıdır. Gerçekten, güzel enstantaneler yakalanabilir. Ancak, havanın buna imkan vermesi, sis-pus olmaması gerek.

Bir saray, baş döndüren ve sakin bir katedral, iki müze, bir manastır ve çeşitli, etkileyici galeriler ve konser salonları var.

Deli İmparator Rudolp II (1583-1612): bu tarihi idare merkezinde, geç Rönesans döneminde, sanatçı ve simyacıları kente toplamaya başlamış. Simyacılar özellikle, kale yakınlarındaki Golden Lane Sokağında toplanmışlar.

Evet: kalenin giriş kapısında: küçük çizgili kulübelerde, 2 askerle birlikte, düello yapan, iki dev titan heykeli var. Titan: Yunan mitolojisine göre, efsanevi altın Çağ’da dünyayı yönetmiş olan güçlü tanrı ırkıdır.

Çek Cumhuriyetinde, günümüzde: zorunlu askerlik hizmeti olan bir ordu yok. Ordu profesyonel. Cumhurbaşkanı rezidansı önünde nöbet bekleyen askerlerin üzerindeki üniformalar: “Amadeus” filminin Oscar ödüllü tasarımcısı tarafından hazırlanmış. Zaten, o film, Prag’da çekilmiş.

Kale: üç avludan oluşuyor. Bu avlulardan, atlarla sarayın üst katlarına çıkılıyormuş. İlk; iki avludan geçerek yürümeye devam ettiğinizde: St. Wencesia’sın mezarının üzerine yapıldığı, St.Vitus Katedralinin sivri tepelerine ulaşacaksınız. Kalenin tam zıt kısmı, buraya çıkıyor.

AZİZ.VİTUS KATEDRALİ (KATEDRALA SVATEHO VİTA) :

Katedral oldukça ürkütücü bir yapıda. Prag piskoposluğunun, başpiskoposluğa yükselmesi üzerine, Kral IV Karl, katedralin yapımını başlatmıştır. 1344 yılında yapımına başlanan katedralin tamamlanması, yaklaşık 600 yıl sürmüştür.

Kral, IV Karl, katedralin, Fransız gotik yapılarına benzemesini istediği için, Fransız bir mimarı Prag’a davet etmiştir, fakat katedral tamamlanamadan Fransız mimar, hayatını kaybeder. Bunun üzerine, Alman bir mimar ve oğulları, katedralin yapımını devralırlar.

Prag’ın geçirdiği sıkıntılı yıllar ve şehirde devam eden diğer çalışmalar, katedralin yapımında aksaklıklara neden olmuş ve katedral, ancak 1929 yılında tamamlanabilmiştir.

Katedralin uzunluğu: 120 metre ve genişliği 60 metredir. 

Katedralin bugünkü giriş kapısı: batı kapısıdır.

Ama, 19’ncu yüzyıla kadar giriş için güney kapısı kullanılıyormuş. Altın taç kapı diye bilinen, güney kapısı, Venedikli sanatçılar tarafından yapılan “Son Yargı” mozaiği ile süslenmiş.

Cam ve doğal taş parçacıkları ve altın yaprakları kullanılarak yapılan mozaik, katedralde görülmesi gereken yerler arasında. Katedralin duvarları boyunca uzanan şapeller, yapının görkemine dikkat çekmektedir. Bu şapeller arasında en önemlisi: Aziz Vaclav Şapelidir.

Prensin lahdi için gotik tarzda, bir odada tasarlanmıştır. Duvarlarda, Kral Vaclav’ın hayatının resmedildiği freskler, pahalı taşlar ve altın yapraklar dikkat çekmektedir. Şapelin arkasında bir oda da, Kraliyet mücevherlerine ayrılmıştır.

Çek kraliyet tacının da içinde bulunduğu mücevherler, yalnızca önemli resmi günlerde ortaya çıkarılıyor. Ayrıca: katedralin en alt katında: Çek tarihinin en önemli kral ve prenslerinin lahitleri ( 4.Karl, 2.Rudolf gibi) de bulunuyor.

Çek Cumhuriyeti Prag
Prag’da:

Karl ve Maria Teresa isimleri, medeniyeti getiren kutsal kişiler olarak anılıyor. Her yanı: altın varaklarla bezeli. Buranın vitrayları öne çıkıyor, çok güzel. Bu katedrali; Prag kartpostallarında görebilirsiniz. Katedralin içine girmek mümkün.

Katedralde, günümüzde hala ayinler düzenleniyor. Bu ayinler sırasında, katedrale ziyaretçi sokmuyorlar. Bu arada: hani Kral Karl’dan söz etmişken, hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Kral Karl, Fransa’da okumuş. Hakkında, birçok spekülasyon var.

Zaten; St. Vitus katedrali de: Fransa-Strasbourg’daki katedral örnek alınarak yapılmış. Yani: büyük bir Fransız etkileşimi söz konusu. Pek çok Çek kralı; bu katedralin altındaki yer altı mezarlarında yatıyormuş.

Çek Cumhuriyeti Prag
Evet; üçüncü avluya geliyoruz.

Avlunun: güney ucunda: Eski Kraliyet Sarayı bulunuyor. Bohemya prenslerine ev sahipliği yapan saray, 9’ncu yüzyılda inşa edilmiştir. Fakat, ilk yapımı üzerine pek çok değişiklik de geçirmiştir. Günümüzde, sarayda görülebilecek en eski kalıntılar:

Romanesk döneme aittir. Romanesk mimarinin yanı sıra Gotik ve Rönesans mimarisinin de etkisinin görülebileceği gibi, Eski Kraliyet Sarayı’na yapılan en önemli ekleme: Ladislav Salonudur.

1502 yılında tamamlanan salon, yapıldığı dönemde sütunlarla desteklenmeyen ve sivil amaçlara hizmet etmek için yapılmış en büyük salondu. Günümüzde de, bu salonun kaburgalı tavan örtüsü ve geniş açıklığı, Gotik dönemin en güzel örneklerinden biridir.

16’ncı yüzyıldan itibaren, salon: taç giyme törenlerine, şövalye turnuvalarına, eğlencelere ve değerli eşyaların satıldığı pazarlara ev sahipliği yapmıştır. At sırtındaki şövalyeler, salona hafif eğimli merdivenlerden girerlerdi. Bu merdivenler, günümüzde turistler tarafından sarayı gezmek amacıyla kullanılıyor.


Salon:

Günümüzde, Çek Cumhurbaşkanlığı yemini, devlet törenleri ve sergiler gibi etkinliklerde kullanılmaktadır. Salonun güneyindeki gözlem galerisinden, muhteşem Prag manzarasını izleyebilirsiniz.

Aynı avlunun, doğu ucunda: Aziz George Bazilikası var. Eski kraliyet sarayını geçip, doğuya doğru ilerlediğinizde, Aziz George Meydanı’na ulaşacaksınız. Meydandaki yapılar, alçı süslemeler ve aşı boyasıyla renklendirilmiş dış cepheleriyle dikkati çekiyor. Meydanda: eski bir kilise de var.

Çek Cumhuriyeti Prag

AZİZ.GEORGE BAZİLİKASI (BAZİLİKA SVATEHO JİRİ) 

Sarayın ilk kilisesi yani Bohemya’nın en eski bazilikaymış. 9’ncu yüzyılda inşa edilmiş. Bazilika: yangınlar ve yıkımlar sonucu pek çok değişikliklere maruz kalmış. Ancak, yapılan restorasyon sonucu pırıl pırıl olmuş, yepyeni görünüyor.

Bugünkü kırmızı, krem renkli dış cephesi, erken dönem barok mimarisinin eseridir. 1000 yılı aşkın bir geçmişi olan bazilika, günümüzde Ulusal Galeri’nin bir parçası ve Bohemya’nın Gotik ve Barok dönemlerine ait sanat eserleri de burada sergileniyor. Ayrıca, bazilikada, zaman zaman klasik müzik konserleri de düzenleniyor.

Yapının geniş, yüksek ve boş sayılabilecek iç alanının mükemmel akustiği, keyifle klasik müzik dinlemek için oldukça elverişli. Burası: Prag’daki en üst düzey papazın rezidansı olarak kullanılıyormuş. Sokakta, ayrıca: yalnızca sahibelerin kaldığı bir kilise-manastır tarzı yapı daha var. Yol üzerinde: Eiffel kulesinin, birkaç boy ufağı bir yapı ile karşılaşacaksınız.

Çek Cumhuriyeti Prag Petrin Kulesi
Çek Cumhuriyeti Prag Petrin Kulesi

 

PETRİN KULESİ

Bu kule: orijinalinden, üç yıl sonra yapılmış. Zaten, dikkat ederseniz, kulede, Prag’daki Fransız izlerinin farkına varacaksınız. Kule; şehri kuşbakışı görebileceğiniz şekilde, bir tepenin üzerine kurulmuş. Bu noktaya: teleferikle çıkmak mümkün. Ancak: büyük bir park içinden, yürüyerek de çıkılabiliyor. Teleferik başında, genelde uzun kuyruklar oluşuyor.

Bu nedenle: kendinize güveniyorsanız, park içinden yürüyerek tırmanın. Yemyeşil ağaçlar ve çimlerle kaplı, kocaman bir park içinde, elma ağaçlarından elma kopararak çıkabilirsiniz. Manzara muhteşem, hava harika. Petrin kulesi: Paris’te bulunan Eifell kulesinin, dörtte biri oranında ve onun benzeri olarak yapılmış.

Yaklaşık: 60 metre yüksekliğinde. Kuleye çıkmak için: 299 basamak merdiven çıkmanız gerekiyor. Ancak: tepeye çıktıktan sonra, tüm Prag ayaklar altında, bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Muhteşem bir manzara var.

Evet, burayı da gördükten sonra, buradan: Jirksa’ya doğru ilerleyin. İşaretler, sizi Prag’ın en ilginç sokaklarından birine götürecek.

Çek Cumhuriyeti Prag Golden Lane-Altın Sokak

GOLDEN LANE (ALTIN YOL SOKAĞI)

Altın yol sokağı. Sokak: kalenin kuzey duvarına bitişik, sıralı renkli kulübeler göreceksiniz. Tıpkı, bir peri köyü gibi. Bu minyatür binalar, fakir, kale hizmetlileri ve askerler tarafından, 16’ncı yüzyılda yapılmış.

Burası ilk yapıldığında, kaleyi korumakla görevli atıcıların yerleşmesi için yapılmış, ancak atıcıların sayısı fazla, alan küçük olunca, ortaya bu küçücük kulübeler çıkmış. Zamanla, bu evlerde yaşayan atıcıların yerlerini: zanaatkarlar, simyacılar ve sanatkarlar almış ve sokak, 20’nci yüzyıla kadar, yoksullara sığınak yapmıştır.

Sokağın adı: Rudolf II yönetimi zamanında, burada yaşayan ve metalleri altına dönüştürmeye çalışan simyacıların hikayelerine dayanmaktadır. Bu iki-üç katlı 1-2 metrekare genişliğindeki evleri dolaşırken, kendinizi, Gulliver cüceler ülkesinde gibi hissedeceksiniz.

Çek Cumhuriyeti Prag Kafka Evi

KAFKA EVİ

Franz Kafka’da, bir süre, 22 numaralı evde yaşamış. Fotoğrafları ve kişisel eşyalarının sergilendiği Kafka’nın mavi evi: restore edilmiş. Nobel ödüllü şair Jaroslav Seifert’de birçok eserinde buradan ilham almıştır. Günümüzde, bu evler hediyelik eşya dükkanlarına dönmüş. Bu binaları görmek ve ufak yolda yürümek için ücret ödemeniz isteniyor, bence değmez.

Tercih sizin. Altın yoldan doğu kapısına ilerlediğinizde, yol üzerinde görülebilecek yerler arasında: Narodni Müzesine ev sahipliği yapan Lobkowitz Sarayı ve Siyah Kule (Cerna vez) var. Yol, bu son kulenin altındaki Eski Kale Basamaklarında sonlanıyor. Bir pitoresk merdivenler, sizi Mala Strana bölgesine, eski şehir merkezinin batısına çıkarıyor.

Çek Cumhuriyeti Prag Toy Museum Hracek

TOY MUSEUM HRACEK (OYUNCAK MÜZESİ)


Prag kalesinden, şehre inilen yolda, çok güzel bir müze. Giriş ücretli. Müze girişinde “Star Wars” filminde kullanılan tiplerin oyuncakları var. Müze çok zengin ve göz alıcı. Eski daracık ahşap merdivenlerden tırmanarak üst kata çıkın.

Çek Cumhuriyeti Prag
Çek Cumhuriyeti Prag

Birçok oyuncak göreceksiniz. Müzenin en ilginç kısmı: Barbie koleksiyonu. İlk Barbie’den günümüze yüzlerce bebek yan yana, camekanların arkasında, rengareng dizilmiş. Bu bebeklere bakında, on yıllar boyu, modanın nasıl değiştiğini anlamak mümkün. Çıkışta, müze mağazasından, alışveriş yapabilirsiniz.
  

JEWİSH QUARTER (YAHUDİ MAHALLESİ)

Evet, Yahudi mahallesinde ilk dikkati çeken: Naziler bölgeye gelmeden önce doğal nedenlerden ölmüş olan Praglı sanatçı Franz Kafka’nın: anısına dikilen bir heykel var. Franz Kafka, burada yaşamış. Aslında: Alman Yahudi’sidir. Heykel: İspanyol Sinegogu’nun önünde bulunuyor. Burada: Stranova Sinegogu var. Parizska ve Cervena caddelerinin kesiştiği noktada bulunuyor.

Tuğla yapılı erken gotik mimari özelliklerini taşıyan eski bir yapıdır.

Güzel görünümlü bir Sinegog.

Mahalleyi: ikiye ayırıyor. Bahçesinde: “Bilek” tarafından yapılmış bir “Musa” heykeli var. Bu Sinegog: 700 yıl boyunca, Prag’ın Yahudi topluluğunun ruhani merkezi olmuş. Ayrıca: Yahudi Belediye Sarayı var, günümüze sağlam olarak ulaşmış. Zidovska Radnice olarak isimlendirilen bu yerde: karekteristik kulübesi ve bunun üzerinde bulunan İbranice dilindeki saat, dikkat çekiyor.

16’ncı yüzyıl sonlarında yapılmış olan bina, daha sonraları Yahudi bölgesi Belediye Başkanı olan Mordechai Maisel’in topladığı yardımlar ile, 1763 yılında tamir ettirilmiş ve bugünkü rococo sitilini elde etmiş. Buradaki saat kulesinin ibreleri, saat yönünün tersine hareket ediyor. Eski Yahudi Mezarlığı. Sizi çok etkileyecek bir yer.

Dünyadaki en eski Yahudi mezarlığı. 15’nci yüzyıldan kalma. 1787 yılına kadar kullanılmış. En eski mezar: 1439 tarihli, Avigdor Kara, en yenisi ise 1787 tarihli Mozes Bacek’e aittir. Mezarlıktaki, en ünlü mezar ise: Rabi Low ya da gerçek adıyla, Jehuda ben Becalel’e aittir. 1975 yılında, çok sıkı bir çalışma ile, tüm mezar taşları restore edilmiştir. Yahudiler, getto dışına gömülemediklerinden: 100 bine yakın ceset, buraya gömülmüştür.

Mezarlıktan: Pinkas Sinegogu’na geçiliyor. Burada, iç mekan duvarında: Bohemya ve Morovya’da soykırımda öldürülen 80 bin Yahudi’nin ismi yazılı. Ayrıca: bu sinegog’da bir sergi daha var. Girişin hemen yanında, neo-romanespue tarzında, 1906 yılında inşa edilen salonda, soykırım sırasında, Terezin Toplama Kampında tutulmuş Yahudi çocuklarının yaptıkları resimleri içeriyor. Yalnız: bu sergileri görmek ücretli, unutmayın.

Çek Cumhuriyeti Prag Mihulka Barut Kulesi

MİHULKA BARUT KULESİ (PRAŞNA VEZ MİHULKA) 


Hradcany bölgesindedir. Bu kule, 15’nci yüzyıl sonlarında, kalenin kuzey surlarının bir parçası olarak yapılmış ve daha sonra barut deposu olarak kullanılmıştır. 20 metre yüksekliğindeki kulede, simya çalışmaları için de bir oda yapılmıştır.

Kule: 1982 yılında bu yana simya, ortaçağ sanatı, astronomi ve savaş tarihi gibi sergilere ev sahipliği yapmaktadır. Barut kulesinin yakınında, 1781 yılına kadar hapishane olarak kullanılan ve adını buradan kalan bir mahkumdan alan: Dalibor Kulesi (Daliborka) görülebilir.

Çek Cumhuriyeti Prag
Çek Cumhuriyeti Prag Wellenstein Sarayı

 

WALLENSTEİN SARAYI (Valdstejnsky Palac)

Çek Cumhuriyeti Prag

30 yıl savaşlarının en önemli generallerinden Wellenstein için yaptırılmıştır. Prag’daki barok tarzdaki ilk saraydır. Bahçeleri de, kendisi kadar etkileyici olan saray, günümüzde konserlere ve resmi kutlamalara ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, Çek Cumhuriyetinin Senatosu da buradadır. Saraya giriş ücretli. Ancak: bahçeleri gezmek ücretsiz. Bahçelerde bulunan çeşmeler ve heykelleri görebilirsiniz.

SHRAHOV MANASTIRI


Tam tepede yer alıyor. Zengin bir kitaplık ile güzel bir barok tarzı kiliseyi, bu kompleksin içinde görebilirsiniz. Yüksek tavanlarındaki resimler, tavana kadar raflarda yer alan yüzlerce yıllık el yazması kitaplar ile tek kelimeyle muhteşem bir kütüphanedir. Bahçesinden ise, Prag’a tepeden bakarak, en güzel resim ve görüntüleri alabilirsiniz.

Çek Cumhuriyeti Prag Loreta Kilisesi

LORETA KİLİSESİ


Dış görünüşü ile dikkati çeken bu sarı-beyaz renkli, barok tarzı kilise, gezilmeye değer. Kapısından girdiğinizde, avlunun ortasında küçük bir şapel olan Santa Casa var. Bu şapelin içinde ise: kucağında zenci bebek İsa’yı taşıyan, zenci bir Meryem heykeli var. Bu şapelin: melekler tarafından, İtalya-Nazareth’ten; Loreta’ya yani buraya taşındığı varsayılıyor.

Ayrıca: Kalvanistler tarafından çıkarılan bir yangından etkilenmemiş olması gibi, mucizelerden söz ediliyor. Bu küçük binanın taş işlemeleri çok güzel. Bu şapeli çevreleyen Palas’ın ikinci katında; pek çok diğer mücevher ile birlikte, 6000 civarında elmas ile süslenmiş ve ortasında kocaman bir elmas bulunduğu söylenen, Monstrance mücevherinin sergilendiği bir müze var.

Ayrıca: Çek Cumhuriyeti hazineleri, burada sergileniyor. Saat başında; kilisenin orijinal çanının müziğini dinlemeyi unutmayın.

 

NOVE MESTO


750 metre uzunluğunda ve 60 metre genişliğinde bir meydan. Daha çok, Paris bulvarlarını hatırlatıyor. Meydan: 19 ve 20’nci yüzyıllarda, pek çok olaya tanıklık yapmış. 1848, 1918, 1948 ve son olarak Kadife Devrimin gerçekleştirildiği 1989 yılında, binlerce insan, bu meydanda toplanmış. Meydan: günümüzde: mağazalar zincirleri ve sosis büfeleriyle, fahişeler ve uyuşturucu satıcıları ile anılıyor.

Kültürel ve sosyal yaşamın merkezi. Ayrıca: pek çok otel, mağaza, restoranlar ve kafeler buraya ayrı bir canlılık kazandırıyor. Araç trafiğine kapalı. Yalnızca: özel izin belgesi olan araçlara giriş izni veriliyor. Sağlı-sollu çiçek tarhları çevresinde oturma gurupları bulunuyor.

1348 yılında, yeni şehir kurulduğunda, bu meydanda, ilk dönemlerde “at pazarı” kuruluyormuş. Burada: heybetli ama tatsız, Ulusal Müze (Narodni Museum) var. Ayrıca: 1680 yılında, St. Wenceslas’ın at üstündeki heykeli meydana dikilmiş ve daha sonrasında da meydana ismi verilmiş.

Çek Cumhuriyeti Prag Ulusal Müze

ULUSAL MÜZE (NARODNİ MUSEUM)

Wenceslas Meydanının bulunduğu yokuşun en tepesinde bulunuyor. İhtişamlı bir müzedir.

J. Shultz tarafından tasarlanmış. 1885-1890 yılları arasında inşa edilmiş. Binanın ana cephesi: 100 metre genişliğinde. Binanın dekorasyonu, merdivenleri, galerileri ve tabii ki en önemli yeri olan kubbesi; birçok değerli sanatçının imzasını taşıyor.

Giriş katında: genelde, sergiler bulunuyor. Geçmişten günümüze, dünya tarihini gözler önüne seren sergi, dünyanın tüm bölgelerinden toplanmış, mineraller ile ilgili bir sergi. Tarih öncesi Çek Cumhuriyetinin gelişimi ile ilgili bir sergidir.

İkinci katta ise: paleontolojik sergilerin yanı sıra, bir balina iskeletinin de bulunduğu sergi bulunuyor. Pek mükemmel bir müze değil, ücretli, girip girmemek sizin tercihinize kalmış. Evet: burada ilginç bir özellik daha var. 16 Ocak 1969 yılında, Jan Palach, 21 yaşında bir üniversite öğrencisi. Prag Üniversitesi’nde ekonomi okuyor. Rus tanklarının Prag’a girişini protesto etmek için, kendini yakıyor.

Yer: Prag’ın ünlü Welceslas (Vaclevske) Bulvarı. Ulusal Müzenin önü. Onu, 3 hafta sonra, bir adaşı daha izliyor. 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Jan Zaljic, aynı yerde, aynı amaçla kendini yakıyor. Bulvar, Sovyetlere direnişin sembolü oluyor. Rus askerleri, bu meydanda 3 kişiden fazla gencin, bir arada bulunmasını yasaklıyor.

Günümüzde: Vaclevske Bulvarı:

Prag’ın en modern caddesi. Köprülerin altından çok sular geçti. Jan’ların düştüğü yerde: siyah bir plaket duruyor. Plakete, her gün yüzlerce insan çiçek bırakıyor. Devir değişti. Düşünceler, kavramlar değişti. Plakette: Jan Palach – Jan Zaljic’in portreleri, ölüm tarihleri yazılı ve mermere yalnızca şu kazınmıştır.

Çek Cumhuriyeti Prag Televizyon Kulesi

”Komünizmin kurbanları anısına.” Biraz önce söylediğim gibi: burası enteresan bir yer. Şehrin para çılgını insanlarının ve mağazalarının bulunduğu bir mahal. Burada; bulunduğunuzda, her bakımdan dikkatli olmanızda yarar var. Gerek yankesiciler ve gerekse buraya bulunan diğer insanlar, güvenlik açısından turistler için problem yaratıyorlar. Yankesicilik yanında, kavga çıkartma olasılığı da fazlaca.

TELEVİZNİVYSİLAC PRAHA (TELEVİZYON KULESİ)


100 metre uzunluğundaki kule, Prag’ın her yerinden görülüyor. 1970 yılında inşa edilen ve modern mimarinin örneği olan bina, Komünist rejim sırasında, batıdan gelen Tv sinyallerini bozmak amacıyla yapılmış. Kulede, bir de restoran bulunuyor.

JOHN LENNON DUVARI


Beatles’in efsanevi üyesi John Lennon, 1980 yılında vurulduğunda, gençler, bu duvarı renkli ve sanatsal boyamalarla ve şiirlerle anıtlaştırmışlar. John Lennon, bir barış sembolü ve sisteme karşı savaşan bir kişiydi. Polis, bu projeyi durdurmak istedi, ancak sonuçta barış ve sevgi kazanmış.

 

PANSKY DUM


Ev, 1750 yılında: Kont Kinsky emriyle yaptırılmış. Kont, aktör Klaus Kinsky’nin atalarından biri. 2’nci katta bulunan sergi alanında: uluslar arası sanatın örneklerini gezerken, alt katta: jaz ve klasik müzik dinleyip, şarap içebileceğiniz bir mekan var.

Çek Cumhuriyeti Prag Opera-Stone Bell Sarayı

OPERA-STONE BELL SARAYI


Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Stone Bell Sarayında verilen konserlerde, ünlü arya ve düetleri dinleyebilirsiniz. Opera resitallerinin yanı sıra, dünyaca tanınmış misafir sanatçıları eşsiz yorumları ile burada dinlemek mümkün. Bir kadeh şampanya bilet fiyatına dahildir. Mozart, operaların operası olarak bilinen “Don Giovanni” yi, Prag için bestelemiştir.

Çek Cumhuriyeti Prag

THE ESTATES THEATRE. TYLOVO DİVADLO


1781 yılında, Frantisek Antonin Nostic’in emriyle yapılmış. Wolfang Amadeus Mozart’ın operalarını performe ettiği tiyatro binalarından bir tek bu ayakta kalmış. Mozart; Prag’ı sevmişti.

Ünlü besteci: Figorunun Düğünü adlı eserini, bu şehirde yazmış ve bunun üzerine tiyatro yönetmeni opera yazmasına izin vermişti.

Sonuç olarak da ortaya: Don Giovanni çıkmışTIR.

Yani, bir anlamda, Prag için yaratılmış. Tiyatro binası: 1984 yılında, yönetmen Milos Forman tarafından: Amadeus filminin çekimleri sınasında Don Giovanni sahnesi için de kullanılmıştır. Ve film için ayrılan bütçenin bir kısmı da tiyatronun onarımı için harcanmış. Uzun yıllar kapalı kalan tiyatro binası, onarıldıktan sonra halka açılmış. 

Aynı zamanda, Don Giovanni operasının, Dünya premiyerini, 1787 yılında, Estates Tiyatrosunda, Mozart, bizzat kendisi yönetmiş. Tiyatro: bu harika operayı, o dönemin otantik kostümleri ve atmosferini yaratarak izleyicilere yaşatıyor. İtalyanca olarak seslendirilen bu eser, yaklaşık 2 saat sürüyor. Meraklıları için muhteşem bir imkan.

Çek Cumhuriyeti Prag Zizkov Anıtı

ZİZKOV ANITI


Buradaki at heykeli, dünya üzerindeki en büyük at heykeli olma özelliğini taşıyor. Heykelin bulunduğu bölge, genellikle Zizkov adıyla anılsa da, gerçek adı: Vitkov’dur. General Jan Zizkas, bu bölgede, sayıca çok az olmalarına rağmen, imparatoru bozguna uğratmayı başarmıştır. Bu olay, 9 metre yüksekliğindeki heykelin erozyona uğramasına neden olmuş. Prag civarındaki en iyi manzaranın bu bölgede olduğu söylenebilir.

Çek Cumhuriyeti Prag

THE OLD/NEW SYNAGOGUE İN THE OLD TOWN (Eski kentteki Eski-Yeni Sinegog)

Tarihi 13’ncü yüzyıl ortalarına dayanan sinagog bu yönüyle Avrupa’daki en eski sinagog olma özelliğini taşıyor. Kapıları: Prag’daki en eski kapılardır. Bir söyleyişe göre binanın yapıldığı taşlardan biriyle gelen bir melek o binayı sonsuza dek koruyacaktır. Gotik sanatın ilk örneklerinden olan sinagog, 19’ncu yüzyılda onarım görmüş ve dini hizmetlerde kullanılmış. Burayı gezerken kadın ve erkek ayrımına dikkat edin. (Dini hizmetler sırasında kadınlar için ayrılan yerlerle erkekler için ayrılan yerler birbirinden farklıdır.) Sinagog halen kullanımda.

 

Çek Cumhuriyeti Prag Vitava Nehri
Çek Cumhuriyeti Prag Vitava Nehri

 

VİTAVA NEHRİ TEKNE GEZİSİ 

 Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler;  nehri: Prag’ı güzelleştiren bir nehir. Hatta: Vitavin (Moldavit) adı verilen, doğal yeşil camın, bu nehirden çıkarıldığını, bir meteor yağmuru sonrası, nehirde doğal yeşil camlar oluştuğu söyleniyor.

Bu taş kıvrımları, yaprak şeklinde olabiliyor ve kolye-yüzük olarak bayanlar tarafından, oldukça itibar görüyor. Evet, Vilata nehri turunu, 10-15 Euro karşılığında kendiniz yapabilirsiniz.

Çek Cumhuriyeti Prag şehri hakkında genel bilgiler için.

Çek Cumhuriyeti Prag şehri gezi planı için.