Yunanistan Volos-Magnessıa

Yunanistan Volos-Magnessıa

Yunanistan Volos-Magnessıa; Ege denizinde Pagasetic körfezinin iç noktasında bir kıyı kentidir. Dilio dağının eteğinde kuruludur.

Yunanistan ülkesinin en kalabalık 5’ncı şehridir. Ayrıca Yunanistan ülkesinin 3’ncü büyük limanı bu şehirdedir.

Bölgede 1955 yılında büyük bir deprem olur ve depremin ardından şehirde çok sayıda modern bina inşa edilir. Bu özelliği nedeniyle Yunanistan ülkesindeki birçok şehirden farklıdır. Ayrıca: kesişen taş döşeli sokaklar yürüyüş için oldukça elverişlidir.

Evet, şehri ve tarihi-turistik yerlerini tanıtmaya başlamadan önce önemli bir not: şehir yaz aylarında bile oldukça fazla rüzgarlıdır bu yüzden özellikle akşamları yanınızda mutlaka kalın giyseler bulundurmalısınız.

Yunanistan Volos-Magnessıa

 

ULAŞIM

Volos-Atina arasındaki uzaklık 326 km dir. Volos-Selanik arasındaki uzaklık ise 215 km dir.

Yunanistan Volos-Magnessıa Tarihi

 

TARİHİ

Volos şehri: Demetrias, Pagasae ve Lolcos antik kentlerinin bulunduğu yerde kurulmuştur.

Demetrias kenti: MÖ 293 yılında Makedonya Kralı Demetrius Poliorcetes tarafından kurulmuştur.

Şehirde Osmanlı hakimiyeti: 1393 yılında başlamıştır. Osmanlı döneminde, olası bir Venedik saldırısına karşı şehrin surları güçlendirilmiş ve şehre Anadolu’dan Müslümanlar yerleştirilmiştir. 1881 yılında ise, şehir Yunan hakimiyetine girdi.

1923 yılındaki karşılıklı mübadele sonucunda, Anadolu’dan gelen mülteci nüfusu, şehrin Nea İyonya semtini oluşturarak şehrin görünümünü değiştirmiştir.

 

BÖLGE HAKKINDAKİ EFSANE-ALTIN POST EFSANESİ

Magnesia, Yunan Mitolojisindeki en ilgi çeken masalların bazılarında yer alır.

Magnesia’nın: tuhaf bir ırkın (Nephele ve Ixion birlikteliğinden doğan kısmen at, yarı insan olan) yani Centaurların doğum yeri olduğuna inanılıyor. Asklepios ve Aşil: Centaur Chiron’un öğrencileriydi. Yunan mitolojik efsanelerinin en büyük destanlarından olan “Argonaut Seferi”: Pagasetic körfezinden yelken açarak yola başlamıştır.

 Athamas’ın ilk karısı Nephele (Bulut Tanrıçası) olan birlikteliğinden: Phrixus ve Helle isimli iki çocuğu olur. İkinci karısı Ino ise: Nephele’nin çocuklarına karşı kin beslemektedir. Ino: Athamas’ın kıtlığa karşı çözüm için Phrixus’u kurban etmek için ikna eder. Ancak hemen öncesinde: Phrixus’un annesi Nephele: Phriux’ altın postlu bir mahmuz getirir ve Phriux ile Helle: bunu kullanarak denizden kaçarlar.

Helle: boğazı geçerken suya düşer ve boğularak ölür. Bu boğaza “Hellespont” ismi verilir.

Phrixus ise boğazın karşı kıyısına geçmeyi başarır. Ardından Euxine yani Karadeniz’in en uzak noktasına ulaşır. Burada: Altın Postu: Ares’in koruluğuna asar. Post: burada, hiç uyumayan bir ejder tarafından korunur.

Amca Pelias: Aeson’un hakkı olan tahtı gasp eder. Pelias: Jason’a eğer Altın Postu getirirse, tahtı geri vereceğini söyler.

Jason bunun üzerine, bu görev için büyük bir gemi inşa eder ve Yunanistan’ın dört bir yanından Minyaları yani kahramanları çağırır.

Böylece: Argo adlı gemide: Aeson oğlu Jason liderliğinde 50 kahraman mürettebat vardır. Bunların amacı “Altın Postu” ele geçirmektir.

Evet efsane böylece devam ediyor. Günümüzdeki Volos şehri: Jason ve Argonautların efsanevi seyahatlerine başladıkları antik Lolkos şehridir. Yani burası olduğuna inanılıyor.

Yunanistan Volos-Magnessıa Tesalya Üniversitesi-University of Thessaly

 

TESALYA ÜNİVERSİTESİ-UNİVERSİTY OF THESSALY

1984 yılında kurulan üniversite, Yunanistan’ın en önemli eğitim merkezlerinden birisidir.

Üniversiteye bağlı 12 fakülte, şehrin çeşitli yerlerine dağılmıştır. Üniversite, belirli araştırma ve işletme alanlarında 105 lisans ve lisansüstü program ve müfredat dışı modüller sunmaktadır. Halen üniversitede 42 bin civarında lisans öğrencisi, 4300 lisansüstü öğrencisi ve yaklaşık 1500 doktora öğrencisi bulunmaktadır. Ayrıca 1000 öğretim görevlisi ve 450 idari personel vardır. Üniversitede 40’dan fazla ülkeden 600’den fazla Erasmus öğrencisi bulunmaktadır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Tesalya Üniversitesi-University of Thessaly

Üniversite öğrencileri sayesinde şehrin kalbinin gece gündüz attığı şehir merkezi oldukça hareketlidir.

 

NE YENİR-NE İÇİLİR

Volos: özellikle meze çeşitleriyle tanınır. Ayrıca: “tsipouro” isimli alkollü bir içkisi de meşhurdur. Ziyaretçileri burada Yunanistan’ın en iyi mezelerinin yapıldığını söylemektedirler.

1922 yılında zorunlu nüfus mübadelesinden sonra Anadolu’dan gelen balıkçılar, sahildeki çeşitli kurumların çevresinde oturur, tsipoura yudumlar ve mezeler yerlerdi.

Atıştırmalıkların her zamankinden daha yaratıcı varyasyonları ortaya çıktı ve en lezzetli mezelerin kimin yapabileceğini görmek için rekabet başladı.

Akla gelebilecek her tarzda pişirilmiş, her tür deniz mahsulünün ızgara porsiyonları, kızarmış istiridye, peynirli kırmızı sosla pişirilmiş midye (ismi media saganaki), aynı şekilde hazırlanan karides, şarap sosunda ızgara veya kaynatılmış ahtapot gibi mezeler oldukça meşhurdur.

Ayrıca: taze ekmeğe sürmek için tiro kafteri (bir tür acılı peynir), ızgara saldalya ve üzerine zeytinyağı beyaz peynir dilimleri serpilmiş ve kekikli ekmek tadılmalıdır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Tsipouradika

 

TSİPOURADİKA

Volos şehrinin her yerinde: adını Tesalya bölgesinin yerel içeceği olan ve Şarap Prenslerinden kalma bir brendi olan “Tsipouro” dan alan “Tsipouradika” göreceksiniz.

Bunlar bir tür restorandır.

Tsipouradika: sanayi işçilerinin evlerine gidemedikleri, öğle saatlerini geçirmek için bir yere ihtiyaç duydukları 19’ncu yüzyılın bir ürünüdür.

1920’lerin başında: Türk-Yunan savaşından sonra bu kuruluşlar, kendi mutfaklarını da beraberinde getiren Anadolu’dan gelen mülteciler tarafından düzenlenmiştir.

Yani, yüz yıldan fazla bir süre önce olduğu gibi: Tsipouradika, Tsipouro’nun çekimleriyle beslenen doğaçlama türkülerle neşeli bir atmosfere sahiptir.

Çoğu Tsipouradika balık ve deniz mahsulleri lokantaları: dolma, domates soslu ve beyaz peynirli kızarmış karides, buharda pişmiş midye, palamut, hamsi, sardalya, barbunya, turşu, kılıç balığı ve orfoz pişirilir, hepsi taze salata ile birlikte servis edilir.

Sonuç olarak, farklı mezelerin sunulduğu bu geleneksel tavernalar, Volos şehrinde oldukça önemlidir. Tsipouro restoranları, günümüzde öğle ve gece saatlerinde Volos fanatiklerinin buluşma yeridir. Masaya her sipariş verildiğinde, farklı onlarca meze gelir. Ancak unutmamak gerekir ki, orijinal tsipouro restoranı şehrin arkasındaki ara sokaklarda gizlidir ve plaj manzarası yoktur.

Yunanistan Volos-Magnessıa Camping Hellas

 

CAMPİNG HELLAS

Pelion dağının eteğinde, şehir merkezine 17 km uzaklıkta, balıkçı köyü Kato Gatzea’nın yanındadır. Burada 20 dönümlük bir zeytinlik uzanır ve yemyeşil bitki örtüsü, mavi denizin berrak sularıyla birleşir.

Yunanistan Volos-Magnessıa Camping Hellas

Kamp alanı 1965 yılına açılmıştır. Burada karavanlar için her türlü olanak yaratılmıştır. Harika bir karavan kampıdır.

Zeytin ağaçlarının arasında, muhteşem lezzetlerin olduğu bir ortamdır. Ortak tuvalet ve banyolar nispeten temizdir. Restoranda öğle yemeği servisi sunulmaktadır.

 

Yunanistan Volos-Magnessıa

 

GEZİLECEK YERLER

Yunanistan Volos-Magnessıa Castle of Volos-Volos Kalesi-Castle of Palia

 

CASTLE OF VOLOS-VOLOS KALESİ-CASTLE OF PALİA

Şehrin batısında, günümüzdeki Palia semtindedir. Burada bir zamanlar güçlü bir kalenin kalıntısı vardır. Yaklaşık 60 bin metre karelik bir alanı kapsamaktadır.

Volos Kalesi: MS 6’ncı yüzyılın ortalarında İmparator Justinianus döneminde, Palaia Tepesinde inşa edilmiştir. O yıllarda yakınlardaki büyük Demetrias kentindeki insanlar, Slavların baskınlarından korunmak için bu kaleye taşınıyorlardı.

Yunanistan Volos-Magnessıa Castle of Volos-Volos Kalesi-Castle of Palia

Kalenin surları: 1889 yılında yakılmıştır.

Ancak doğu ve batı duvarlarının uzunlukları, hala 7 metre yüksekliğe kadar ayaktadır. Yani bir zamanların önemli bir yapısı olan kalenin bugün sadece birkaç kalıntısı kalmıştır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Palia Semti

 

PALİA SEMTİ

Palia semti, şehrin en heyecan verici bir parçasıdır.

Adından da anlaşılacağı üzere: bu bölge Volos şehrindeki en eski alanlardan biridir.

Akşamları: zevkli ve en kaliteli bar ve restoranlarında geç saatlere kadar kalmak mümkündür.

Ayrıca: burada yemek yiyebilir ve insanları izleyebilirsiniz. Sahil şeridinde gezinebilirsiniz. Yerel balıkçıların avlarını teknelerinin güvertelerinde satmalarını izleyebilirsiniz.

Yunanistan Volos-Magnessıa Marina

 

MARİNA

Marina: 1893 yılından bu yana faaliyet göstermektedir. Çünkü Volos şehri, Yunanistan ülkesinin en büyük limanlarından birine sahiptir ve bu yüzden ticari  ve nakliye gemileriyle birlikte eğlence yatları da şehri sık ziyaret ederler.

Günümüzde: Feribot limanından Tesalya Üniversitesine kadar uzanır. Bu kıyı şeridinde: balık tutmak, kürek çekmek ve yüzmek gibi aktiviteler uygundur. Marinanın yat kapasitesi: 133 yelkenli teknedir. 60 metre uzunluğunda yatlar buraya girebilmektedir. Yatlar genellikle: limanın kuzey kıyısında, doğudaki Üniversite binasındaki “soğan biçimli” kuleler ile genellikle gümrük devriye botunun yanaştığı mendirek arasındaki rıhtıma yanaşırlar.

Yunanistan Volos-Magnessıa Marina

Marina araç girişi yasak olduğu için, özellikle yayaların gece ve gündüz saatlerinde serbestçe gezebildikleri bir yerdir. Burada konserler de düzenlenir. Ayrıca: kıyıda birçok kafe, bar, restoran ve mezelerle uzo/tsipouro tadabileceğiniz Ouzeri/Tsipouradika doludur. Buralarda eşsiz deniz ürünleri eşliğinde geleneksel likör içeceği olan Tsipouro tadılabilir. Burada yerel tavernaların isimleri Tsipouradiko’dur.

Limanın batı kesiminde büyük bir süpermarket ve kuzey kıyısındaki iki paralel yol boyunca şehrin ana alışveriş caddeleri vardır. Biraz daha kuzeyde ise, sabahları açılan Pazar yeri ve batıda taze balık ve deniz ürünleri satın alınabilen balıkçı limanı bulunur. Ancak yerel halk, tazeliği sıkıntılı olduğundan yerel balık pazarına gitmezler ve doğrudan balıkçı limanındaki balıkçılardan balık satın almayı tercih ederler.

Yunanistan Volos-Magnessıa Argonauts Bulvarı

 

ARGONAUTS BULVARI

Deniz kıyısındaki bu asfalt yol, denizin muhteşem manzarasına sahiptir ve genellikle Volos yerlileri burada yürüyüş yapmayı çok severler. Argonauts Bulvarında, batı ucundaki limana, Sporades adalarına uzanan denize doğru bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Yunanistan Volos-Magnessıa Argonauts Bulvarı

Burada: eski deniz el yazmalarının rehberliğinde inşa edilen Argo gemisini tam bir kopyasını görebilirsiniz. Çünkü: Yunan mitolojisine göre, şehrin sembolü olan Kral Jason; ünlü Argonaut seferine buradan yelken açarak başlamıştır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Argonauts Bulvarı

Ardından yine kıyıda: Papastratos Binası, sahil parkı, St Contantine kilisesi, Yat kulüpleri, Xenia Otel Kompleksi, Ulusal Arkeoloji Müzesi ve diğer birçok turistik yeri görmek mümkündür.

Yunanistan Volos-Magnessıa Papastratos Tobacco Company Deposu

 

PAPASTRATOS TOBACCO COMPANY DEPOSU

Yunanistan’ın en büyük tütün ürünleri şirketidir. 1931 yılında Evaggelos Papastratos ve kardeşleri tarafından yönetilen bir Atina merkezli şirket olarak kurulmuştur. Yunanistan ülkesinde, ASSOS Papastratou Sigaraları: 70 ve 80’li yıllara kadar yani yabancı sigara ithalatı başlayana kadar oldukça fazla popülerdi.

En kaliteli marka sigaralar burada üretilmektedir. Fortuna Dergisi 2016 yılında burayı Yunanistan’ın en beğenilen şirketi seçmiştir.

Mimari açıdan bakıldığında oldukça mükemmel bir binadır. Depo: Volos şehrinde kıyıdadır ve iki depodan oluşan bir kompleksten oluşur. 1926 yılında yapılan birinci depo günümüzde yoktur. 1935 yılında inşa edilen ikinci depo ise günümüzde, sahilde, iki karakteristik kubbesiyle dikkat çeker. Ancak bu depo, II Dünya savaşından sonra işlevini yitirmiştir. Çünkü Amerikan tütün endüstrisi birçok yerde olduğu gibi Yunanistan’da da piyasayı ele geçirmiştir. Bu güzel bina, 1985 yılında Teselya Üniversitesi tarafından satın alınmıştır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Agios Konstantinos Park-Sahil Parkı

 

AGİOS KONSTANTİNOS PARK-SAHİL PARKI

Şehrin en güzel köşesinde, kıyı boyunca uzanmaktadır. Teselya Üniversitesinin hemen yanındadır. Limana kısa bir yürüyüş mesafesindedir.

Park, 1920 yılında mimar N. Kitsikis tarafından planlanmıştır. Yani Volos şehrinin en eski parklarından birisidir. Şehir merkezine ve Agios Konstantinos kilisesine yakın bir konumdadır. Volos sahilinin yanındaki konumu, Pagasitic Körfezinin pastoral bir manzarasını sunar. Manzaranın tadını çıkarabileceğiniz banklar bulunur.

Sonbahar, kış ve ilkbahar mevsimlerinde çimler ve çam ağaçları, palmiye ağaçları oldukça güzel bir serinlik ve huzur vahası yaratır.

Park oldukça geniş, düzenli ve oldukça temizdir. Önünde yayılan deniz, Agios Nikolaos kilisesi ve Teselya Üniversitesiyle birleşerek benzersiz bir ortam oluşturur. Parkın sahile doğru uzanan merdivenleri ve teraslar, aile yürüyüşleri, bisiklet ve paten için ideal bir yerdir. Her yerde bakımlı bahçeler ve hem gençler hem de yaşlılar için güzel alanlar ve yemek yerleri vardır.

Yunanistan Volos-Magnessıa The Church of Agıos Konstantınos and Helen-St Contantine Kilisesi

 

THE CHURCH OF AGIOS KONSTANTINOS AND HELEN-ST CONTANTİNE KİLİSESİ

Deniz kıyısındaki bu kilise 1936 yılında inşa edilmiştir. Bina Aristoteles Zachos tarafından tasarlanmıştır.

Daha önce burada ahşap bir kilise bulunduğu söyleniyor.

Yunanistan Volos-Magnessıa The Church of Agıos Konstantınos and Helen-St Contantine Kilisesi

Heybetli taş yapı, yüksek çan kulesiyle dikkat çeker. İç kısmı çok zengindir. Duvarlar: İncil sahnelerini tasvir eden muhteşem fresklerle boyanmıştır. Ayrıca: kilisenin etkileyici mimarisinin ötesinde, renkli çakıl taşlarıyla bezenmiş, azizlerin renkli görüntüleridir.

Yunanistan Volos-Magnessıa The Church of Agıos Konstantınos and Helen-St Contantine Kilisesi

Müzedeki ana kalıntılar: gümüş bir kasede saklanan Kutsal Haç parçacıkları ve Aziz Konstantin ve Helena kalıntılarının parçacıklarıdır.

Kilise, hala dini işlevini sürdürmektedir.

Yunanistan Volos-Magnessıa Domotel Xenia Otel Kompleksi

 

DOMOTEL XENİA OTEL KOMPLEKSİ

Otel kompleksi: 1960’ların geleneksel mimarisi ile modern tesisler ve hizmetlerin birleşiminde oluşmaktadır. Otel deniz kıyısında olduğu için, özellikle muhteşem deniz manzarasıyla dikkat çeker.

Yunanistan Volos-Magnessıa Volos Arkeoloji Müzesi-Athanasakeion Archaeological Museum of Volos

 

VOLOS ARKEOLOJİ MÜZESİ-ATHANASAKEİON ARCHAEOLOGİCAL MUSEUM OF VOLOS- ULUSAL ARKEOLOJİ MÜZESİ

Athanasaki Street adresindedir. Anavros Parkı içindedir.

Giriş ücreti 4 Euro’dur.

Yunanistan Volos-Magnessıa Volos Arkeoloji Müzesi-Athanasakeion Archaeological Museum of Volos

Yunanistan’daki en küçük müzelerden birisidir. Ancak Yunanistan ülkesindeki en iyi 10 müze arasındadır.

Mükemmel müze, güzel bir gül bahçesinin arkasındadır.

Müze binası, Alexios Athanasakis’in bağışlarıyla 1909 yılında inşa edilmiştir.

Yunanistan Volos-Magnessıa Volos Arkeoloji Müzesi-Athanasakeion Archaeological Museum of Volos

Müze binası tek katlıdır. Toplam alanı 780 metre karedir ve içinde 6 salon bulunur. Bu salonlardan 1 tanesi geçici sergiler için ayrılmıştır.

Müzenin koleksiyonunda: Dimini ve Sesklo’dan bazı şaşırtıcı Neolitik kaplar ve figürinler, Dimitrias’ın yakın Helenistik bölgesinden etkileyici bir boyalı mezar stelleri bulunmaktadır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Volos Arkeoloji Müzesi-Athanasakeion Archaeological Museum of Volos

Ayrıca: Truva savaşı ve Jason ve Argonauts gibi efsanelerle ilişkili bir zaman olan MÖ 900-700 yılları arasındaki döneme ait bir süre obje de vardır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Volos Arkeoloji Müzesi-Athanasakeion Archaeological Museum of Volos

Miken dönemine ait gömülerin tamamı da müzeye taşınarak iskelet ve etrafındaki adaklar sergilenmiştir.

Ayrıca: Pagasetic Körfezi çevresinde, Dimitriada’dan Helenistik mezar stelleri, hala parlak boya izlerinin yanı sıra erken Hıristiyanlık ve Bizans dönemlerinden kabartmalara sahiptir.

Yunanistan Volos-Magnessıa Anavros Park

 

ANAVROS PARK

Arkeoloji Müzesinden çıkarken bu sahil parkında yürüyüş yapabilirsiniz.

1988 yılında Anavros Park’ta bir heykel sempozyumu vardı ve suyun yanında ağaçları andıran bir dizi tuhaf beton ve metal parça var.

Yunanistan Volos-Magnessıa Anavros Park
 

Burada ayrıca bir kaykay parkı var ve eğer gezinti yolunda kalırsanız ve doğuya giderseniz Anavros Plajına ulaşırsınız.

Bu kumsal “Mavi Bayraklıdır.”

Birbirine yakın, dört kafe ve restorana sahiptir. Bu yüzden güneşte birkaç huzurlu saat için ihtiyacınız olan her şeyi bulabilirsiniz.

Yunanistan Volos-Magnessıa Theofilos Museum of Anakasia-Kontos House

 

THEOFİLOS MUSEUM OF ANAKASİA-KONTOS HOUSE

Volos şehrinin 5 km uzağında, Anakasia köyünde Kontos Evi vardır.

Günümüzde Kontos’un evi ve Theophilos Müzesi olarak bilinen Chatzianastasis Konağı: merkez meydanın kuzeydoğusundaki Anakasia’da Theophilos Müze Caddesindedir.

Yunanistan Volos-Magnessıa Theofilos Museum of Anakasia-Kontos House

Aslen konak: 1905 yılına kadar, Chatzianastasis ailesine aittir.

Daha sonra: Volos şehrinden değirmence John Kontos tarafından satın alınmıştır. Satın alındıktan kısa bir süre sonra, binanın orijinal mimari tasarımı önemli ölçüde değiştirilir. Dönemin mevcut mimari eğilimlerine uyum sağlamak için yeni konutta birkaç yerde modernizasyon çalışması yapılır.

1912 yılında, inşaat çalışmalarından sonra, popüler ressam Theofilos tarafından, en üst kattaki lobinin boyalı dekorasyonuna başlandı.

Ancak: 1955 yılındaki depremde konak, hem destekleyici yapıda hem de tek tek unsurlarda ve özellikle birçoğu parçalanıp yere düşen duvar resimlerinde büyük yıkıma uğradı.

1962 yılında Kültür Bakanlığı, bölgedeki bu eşsiz anıtı korumak için, burayı “Tarihi eser” olarak ilan etti ve 1965 yılında arkeolojik amaçla kullanılmak üzere satın aldı.

1966 yılında, 1967 yılında tamamlanan ve ardından Kültür Bakanlığına bağlı uzman ekipler tarafından duvar resimlerinin bakımı yapıldı. 1980 yılında binada yapılan restorasyonlar sonucunda, günümüzdeki görünüm ortaya çıktı.

Yapı: orijinal haliyle üç katlıdır. Üst katın büyük bölümleri hariç, çoğunlukla taştan yapılmıştır.

Binanın taş hatlarının dışında, her yöne doğru çıkıntı yapıyor.

1905 yılındaki onarımlarda, tüm molozlar ön bahçede biriktirildi ve böylece zemin katı yarı bodruma dönüştürüldü ve binanın ana cephesi, kale karakterini kaybetti.

Evet şimdi binanın en önemli özelliği olan boya dekorasyonlarından söz etmek istiyorum.

Ama önce bu dekorasyonu yaratan Theophilos:

Theophilos: fırçalarını kemerinde taşırdı. Midilli köylerinde dolaşır, Pelion köylerinde dolaşır ve resim yaparak hayatını kazanırdı. Ano Volos’ta Theophilos eliyle boyanmış kemerler, Midilli’de kafeler, çeşitli yerlerde bakkallar ve dükkanlar vardır.

Karton üzerine düz resimler yaptı. Ancak halk onunla dalga geçiyordu ve ona gülüyordu. Hayatı böyle geçti ve öldü. Bir gün Paris’ten bir gezgin bölgeye geldi, Theophilos’un 50 kadar resmini topladı ve Paris’e götürdü, böylece öldükten sonra meşhur oldu.

Evin dekorasyonu:

1912 yılında Theophilos ressamı tarafından evin ve özellikle ikinci kattaki lobinin boyanmasına bağlandı. Değirmenci Yannis Kontos’un misafirperver evinde, Theophilos, sahibinin koruması altında en önemli ve kapsamlı eserlerinden birini yarattı.

Theodore Kolokotronis, “1822 yılında Lemi Gölünde Dramalis’in galiplerini bir araya getiriyor” başlıklı duvarda imzasını ve üretim yılını yazmıştır. Bu resimden sonra başka resimler de yaptı ve eski sahiplerinin ifadesine göre bu resimleri kademeli olarak birkaç yılda tamamladı.

Theophiso: aşağı bölgede: çok çeşitli saksı çiçekleri ve kuşlar, çeşmeler, vahşi hayvanlar ve av sahneleri gibi çeşitli motifler boyadı.

Oda kapısının yanındaki merdivenlerin solunda, Yannis Kontos’u atının üstünde resmetti.

Üst bölgede: daha sonra 1821 Yunan Devriminden alınan temalara sahip. 14 büyük tablo bulunmaktadır.

Theophilos, dar lobinin koridorundaki dört sütun üzerine, dört Olimpos tanrısı olan Mars, Venüs, Merkür ve Minerva’yı resmetti.

 Gelelim günümüze:

Kontou evinin ahşap iç merdivenlerinden tırmanırken, ziyaretçilerin şaşkın ifadeleri görülür. Resimlere hayranlıkla bakarlar. C şeklindeki salon, renkli resimlerle doludur. Popüler ressam Theophilos, eserleri aracılığıyla dünyaya bakışını aktarmayı başardı.

Salonun ana bölümünün duvarı, Portaria’nın Karavos bölgesinden ve arka planda: Makrinitsa ve Anakasia’dan tek bir freskle süslenmiştir. Olympus’un dört tanrısı olan Mars, Hermes, Athena ve Aphrodite, odanın en dar bölümünün sütunları boyanmıştır.

Evin resimlerinin karakteristik özelliği, her resmin altındaki Theophilos’un el yazısı açıklamasıdır. Antik dönemde Ticaret Tanrısı olan Tanrı Hermes’in altındaki açıklama tipiktir. “Hırsızların Tanrısı”. Theophilos işaretleri.

Yunanistan Volos-Magnessıa Kitsos Makris Folklore Center

KİTSOS MAKRİS FOLKLORE CENTER- MÜZESİ

Büyük sanatçının 2 katlı ev şeklindeki müzesi: Yunanistan’ın en önemli halk sanatı koleksiyonlarından birini içermektedir. Müzenin bulunduğu ev, 1955 yılında inşa edilmiştir.

Yunanistan Volos-Magnessıa Kitsos Makris Folklore Center

Kütüphane 4000 ciltten fazla nadir kitap içerir. Ayrıca 4000 fotoğraf, 2500 slayt vardır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Kitsos Makris Folklore Center

Müze 1989 yılından beri Teselya Üniversitesine aittir.

Müzedeki halk koleksiyonunda: Makri’nin, Theofilos’un 25 eseri, Pagonides’in 5 duvar resmi ve ressam N. Christopoulos’un eserleri de dahil olmak üzere kendi türünde benzersiz sergiler vardır.

ACHİLLEİO SİNEMASI

1925 yılında açılan sinema mimar K. Argyris tarafından planlanmıştır. Sinema günümüzde bir kültür merkezi olarak kullanılmaktadır.

Yunanistan Volos-Magnessıa St Nicholos Church

 

ST NİCHOLAS CHURCH-KİLİSESİ

Şehrin merkezindedir. Kilise: restoranlar, kafeteryalar ve mağazalarla çevrili bir plazadadır. Önünde geniş bir meydan bulunur. Kilise: 1898 yılında yanan bir kilisenin yerine, 1928-1934 yılları arasında inşa edilmiştir. Kubbeli bir Bizans stili yapıdır. Kilisenin içinde: güzel duvar resimleri bulunuyor. Ayrıca vitray pencereler ilgi çeker.

Yunanistan Volos-Magnessıa St Nicholos Church

Avluda bulunan 1884 yılı yapımı çan kulesi, İtalyan heykeltıraş I. Previsan tarafından yapılmıştır.

Burayı ziyaret ederseniz: aileler ve yaşlıların mum yaktıklarını görebilirsiniz.

Yunanistan Volos-Magnessıa Goritsa The Hill

 

GORİTSA THE HİLL-TEPESİ

Şehrin doğusunda, şehir merkezine oldukça yakındır. Tepe antik çağlardan bu yana, kutsal bir yer olarak kabul edilir.

Çünkü MÖ 4’ncü yüzyılın ilk yarısında, II Philip, Goritsa Tepesinde büyük ve stratejik konuma sahip bir şehir kurdu. Şehri çevreleyen su duvarları ise, muhtemelen MÖ 316-298 yılları arasında Cassander tarafından yapılmıştır ve uzunluğu 2850 metredir.

Bölgede 33 kule, eşit olmayan aralıklarla yerleştirilmiştir. İnsanların ve malların batıya geçişini kontrol etmek, denize ve güneye erişimi sağlamak için kuzey ve doğuya kapılar yapılmıştır. Yapılan arkeolojik araştırmalara göre: bu şehirde bir zamanlar 3000-3500 kişi yaşıyormuş.

Tepe: deniz seviyesinden yaklaşık 200 metre yüksektedir.

Çevresindeki alana hakim bir manzara sunmaktadır.

Tepe, uzun yıllar Volos şehrindeki inşaat patlamasını körükleyen ancak günümüzde terk edilmiş olarak bulunan bir taş ocağına sahiptir.

Tepenin zirvesinde Zoodochos Pigi kilisesi bulunur.

Eteğinde ise Meryem Ana’nın doğumuna adanmış küçük bir kilise olan “Panagia Tripa of Goritsa” vardır. Bu tapınak, 18’nci yüzyıl öncesinde burada bulunan bir tapınağın üzerine inşa edilmiştir.

En yüksek yerde: Akropol kalıntıları görülür. Zoodochos Pigi kilisesi yakınlarındaki bir mağarada: kayanın içinde Zeus’un şehirdeki saygısının kanıtı olan antik “Dios Milichiou” yazıtı görülebilir.

Yerel halk, burayı yürüyüş, koşu yapmak ve bisiklete binmek için kullanıyor. Asfalt yol, kiliseye kadar devam eder.

Buraya çıkarsanız: Volos’un tamamını, körfezi, Pagasetic körfezini ve Pelion dağını tek bir yerden görebilirsiniz.

Yunanistan Volos-Magnessıa Athanasios Koutroumpas Entomoloji Museum-Volos Entomoloji Müzesi

 

ATHANASİOS KOUTROUMPAS ENTOMOLOJİ MUSEUM-VOLOS ENTOMOLOJİ MÜZESİ

Müzede, 35 bin civarında böcekten oluşan bir koleksiyon bulunmaktadır. Bu koleksiyon, Doktor Athanasios Koutrompas tarafından toplanmıştır. Sadece birkaç oda büyüklüğünde olmasına rağmen, müzede zengin Koutroumpas koleksiyonu sergilenmektedir. Ancak daha çok kelebekler bulunmaktadır.

Müzede sergilenenler arasında öne çıkan örneklerden bir tanesi: kanat açıklığı 40 cm olan dünyanın bilinen en büyük kelebeği olarak kabul edilen ve sadece Güney Amerika’da bulunan “Thysania Agrippina” dır.

Yunanistan ve Avrupa’nın farklı bölgelerinden gelen ve dünyanın en uzak köşelerinden örneklerle desteklenen sergideki türler, Koutroumpas’ın kendisi tarafından yapılan geziler sırasında veya uluslararası kolleksiyonerlerin katsısıyla toplanmıştır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Antik Dimini Arkeoloji Alanı-Archeeological Site of Ancient Dimini

 

ANTİK DİMİNİ ARKEOLOJİ ALANI-ARCHAEOLOGİCAL SİTE OF ANCİENT DİMİNİ

Volos şehrinin 6 km batısındaki Dimini köyünün hemen kuzeyindeki alçak bir höyüğün üzerinde duruyor.

Dimini bölgesi: hem bir Miken yerleşim yeri hem de Neolitik bir yerleşim içermektedir.

Neolitik yerleşim: 19’ncu yüzyıl sonlarına doğru keşfedildi. İlk olarak arkeologlar Christos Tsountas ve Valerios Stais tarafından araştırılmıştır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Antik Dimini Arkeoloji Alanı-Archeeological Site of Ancient Dimini

Burada: taş temeller üzerine kerpiçten inşa edilmiş evlerin bulunduğu, ilk olarak MÖ 4800-4500 civarında işgal edilmiş Neolitik bir köyün kalıntıları vardır.

Yani: 7000 yıl önce belki 250 kişinin yaşadığı, duvarlı bir Neolitik yerleşim kalıntıları bulunmaktadır. Dimini sakinleri, normal olan yemek pişirmenin dışında, evlerinde alışmadık miktarda mahremiyete sahiptiler. Evlerin her biri ayrıca Orta Neolitik dönemden, diğer yerleşim yerlerinde nadir bulunan duvarlarla ayrılmıştır.

Harika bir Thohos (arı kovanı şeklindeki mezar) görmek ve girmek için burayı mutlaka ziyaret etmeniz öneririm.

Burada özellikle ilgi çekici bölümü: zemin altında yanmış bir çocuğun kalıntılarının bulunduğu iyi durumda korunmuş bir çömlek bulunmasıdır. House N’deki kazılar sırasında, tarih öncesi bir cenaze töreninden içinde bir çocuk kalıntılarının bulunduğu seramik bir kap bulunmuştur.

Harabelerin yanında ve bazı Miken dönemi harabeleri bulunmaktadır. Miken yerleşiminden bir tholos (arı kovanı) mezarı vardır.

Jason ve Argonautların efsanevi başlangıç noktası olan antik Lolkos olarak tanımlanan yerleşim yerinde hala kazı çalışmaları sürdürülmektedir ve ziyarete kapalıdır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Sesklo Arhaeological Site

 

SESKLO ARHAEOLOGİCAL SİTE

İlk olarak MÖ 6000’den önce yerleşim görmüştür. Dolayısıyla Yunanistan’ın en eski Akropolü olan bu Neolitik bölge, Volos şehrinin 14 km batısında, hafif eğimli bir yamaçta bulunmaktadır. Giriş ücreti 2 Eurodur.

Burada: Avrupa’nın ilk Neolitik Kültürü olan Sesklo Medeniyeti bulunmaktadır. Eski kültürün izlerinin MÖ 7510 ile 6190 yılları arasına uzandığı tespit edilmiştir. Alan: tarım ve hayvancılıkla geçinen ve ileri taş ve obsidiyen aletlere ve çömlekçilik becerilerine sahip olan insanların yaşamına ışık tutmaktadır.

Otoyolun dışında, iyi bir şekilde işaretlenmiş ve iki bölüme ayrılmıştır. Burada bir zamanlar 5 bin kadar insan barındığı tahmin edilmektedir. Alanın büyüklüğü 20 hektardır.

Sesklo A’da: sözde “Potter’s House” dahil olmak üzere münferit binalar tespit edilmiştir. Kısmen yeniden inşa edilmiştir.

Sesklo B: Biraz daha yüksektir, alçak yıkık duvarlardan oluşuyor.

Gelelim sonucu: Sesklo, MÖ 5 bin yılı civarında yandı, ardından sadece tepe veya akropol yerleşim gördü.

Yerin tarihi anlamı ötesinde, Sesklo: Kastraki Tepesinde kırsalın uzun mesafeli manzarasına sahip iki dere ile çevrili bir konumdadır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Rooftile ve Tuğla Müzesi-Tsalapatas Brickworks Museum

 

ROOFTİLE VE TUĞLA MÜZESİ-TSALAPATAS BRİCKWORKS MUSEUM

Şehir merkezine çok uzak olmayan bir yerdedir. Adresi: Notia Pli’dedir.

1926-1975 yılları arasında, Eski Kent’in Güney Kapısındaki limanın 1.5 km batısındaki Tsalapatas Rooftile ve Brickworks, Volon şehrinin kültürel dokusunun bir parçası olmuştur.

Yunanistan Volos-Magnessıa Rooftile ve Tuğla Müzesi-Tsalapatas Brickworks Museum

Tuğla fabrikası, Spyridon ve Nikolaos Tsalapata kardeşler tarafından kurulmuş ve fabrikada çeşitli tiplerde tuğla ve kiremit üretilmiştir. En yoğun dönemde fabrikada 250 kişi çalışıyordu. Fabrika her yıl 9 milyona kadar kiremit ve farklı boyutlarda tuğla üretiyordu.

Yunanistan Volos-Magnessıa Rooftile ve Tuğla Müzesi-Tsalapatas Brickworks Museum

Fabrika: 2006 yılında şaşırtıcı derecede ilginç bir müze olarak yeniden açılmıştır. Giriş ücreti 4 Euro’dur.

Müze: bir eski çatı katı ve tuğla fabrikasından oluşuyor.

Tsalapatas Müzesi: Volos’un 20’nci yüzyıldaki endüstriyel gelişiminin bir göstergesidir.

Müzede: tuğla yapım makineleri, öğütme değirmenleri ve devasa fırınlar ile sık sık sanat sergileri düzenlenmektedir.

Yunanistan Volos-Magnessıa Volos Şehir Müzesi-Volos Town Museum-Volos Museum of The City

 

VOLOS ŞEHİR MÜZESİ-VOLOS TOWN MUSEUM-VOLOS MUSEUM OF THE CİTY

Palaia bölgesindeki eski bir tütün deposunda bulunan bu akıllı modern müze, 1800’lerden günümüze kadar güzel siyah-beyaz fotoğraflarla Volos şehrinin hikayesini anlatıyor.

Müzenin bulunduğu eski tütün deposu: 1920 civarında inşa edilmiştir.

Müzenin avlusunda: Palaion kalesinin duvarının doğu tarafının bir bölümü bulunmaktadır.

Zemin katta: periyodik sergiler ve etkinlikler için alanlar, bir dükkan ve bir okuma odası bulunur.

Periyodik sergi salonunun altında: Bizans dönemine (MS 6-7’nci yüzyıllar) ait su dağıtım ve nakil boru hatlarının korunmuş bölümleri görülebilir.

Müzenin 2’nci katında 9 bölüm vardır. Merdiven koridorunda her kat gösterge niteliğinde kronolojik gelişim sunar. Bunların tarihi: 1423 yılında kaledeki Osmanlı dönemi ve 2014 yılına kadar olan şehrin tarihi gelişimidir.

Bir sürükleyici bölüm: 1923 yılında Yunanistan ile Türkiye arasında nüfus mübadelesini kapsıyor. Tesis bünyesinde güzel bir kafeterya bulunuyor.

Yunanistan Volos-Magnessıa

 

ŞEHİR YAKINLARINDA GEZİLECEK YERLER:

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion-Mount Pelion

PELİON- MOUNT PELİON

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Centaurs Path Trail

 

PELİON CENTAURS PATH TRAİL

Portaria köyündeki Centaur’s Path, Pelion’da kesinlikle görülmeye değer bir yerdir. Yunan mitolojisinde, Pelion dağı: Herakles, Aşil, Jason ve Theseus gibi kahramanlara öğretmenlik yapan: Centaur Chiron’un etki alanıydı.

Yunan Mitolojisine göre: Sentorlar, Pelion dağında yaşayan melez canavarlardı. Bunlar yarı insan ve yarı atlar olarak bilinir. Antik Yunan Edebiyatında, ani iklim değişiklikleri veya beklenmedik hava koşulları gibi tüm olumsuz doğa olaylarıyla ilgilidir. Çılgın, dürtüsel yaratıklar olarak tasvir edilirler ve genellikle insanlarda birçok yıkıma sebep olmakla suçlanırlar.

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion

Ayrıca Pelion dağı: Centaur Chiron’un evi ve Thetis ile Peleus’un evlendiği yer olarak Yunan mitolojisiyle doludur. Truva savaşına yol açacak bir olaylar zinciri burada başlamıştır.

Günümüzde: Pelion köylerini birbirine bağlayan dolambaçlı yolların toplamı 500 kilometreyi bulur. Pelian evleri olan 24 köyde: yeşil, mavi veya gri arduvazdan yapılmış ve boyalı ahşap pencere çerçeveleri ve kapıları ilgi çeker.

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Centaurs Path Trail

Bunlar insanların ve malların hareketlerini kolaylaştırmak için yapılmış eski yollardır ama hala kullanılmaktadır.

Centaur’s Path’i takip ederek, muhteşem bir doğayı görebilirsiniz. Bölgenin en etkileyici manzarası burada görülür. Bölgede iki tane yol vardır. İlk yol: köyün merkezine götürür. İkinci yol çıkışa yönlendirir. Yoldan sapmamak için, taşların üzerine kırmızı dairelerle işaretleme yapılmıştır.

Bu masalları aklınızda tutarak: kayın, çınar, meşe ve akağaçlarla örtülü yeşil yamaçlarda, küçük ahşap köprülerin kesiştiği dağ derelerinin üzerinden geçen, kısa bir yürüyüş olan Portaria köyünden yokuş yukarı Centaurs Yolu’na çıkabilirsiniz.

 

PELİON RAİLWAY-PELİON DEMİRYOLU

Volos-Pelion arasındaki tarihi demiryolu bağlantısı “moutzourilerin” ünlü rotasıdır. Hat 1903 yılında hizmete açılmıştır. Volos sanayi merkezini, tarımsal ürünler üreten batı Pelion’un verimli topraklarına bağlamak için açılmıştır. Pelion treni veya trenaki (küçük tren) 60 cm lik hatta sahiptir. Yani, dünyanın en dar hatlarından birisidir.

Hat: maliyet tasarrufları önlemi olarak kapatıldığı 1971 yılına kadar çalıştırıldı.

Günümüzde: bu hat 1996 yılında yeniden açılmıştır ve artık malların taşınması değil, sadece turistlerin gezdirilmesi için kullanılmaktadır. Hat, Volos şehrinin 10 km doğusundaki Ano Lechonia’dan Miles’e kadar olan bölgede çalışmaya başladı.

Nisan ortasından-Ekim sonuna kadar, hafta sonları ve Temmuz ile Ağustos aylarında her gün sefer vardır.

Saatte 20 km gibi yavaş bir hızla seyahat ederken, Pelion’un yemyeşil meşe ve zeytin ağaçlarından oluşan manzaralarını seyrederek, Pagsetic Körfezine bakarak tırmanacaksınız.

Yolculuk 90 dakika sürer ve Milies istasyonundan hemen önce dikkat çekici De Chirico Köprüsünden geçersiniz. Köprünün kendisi düz iken, raylar bir viraj üzerinden geçer. Ayrıca: Kalorema’nın beş kemerli taş köprüsünden geçilmektedir.

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Centaurs Path Trail De Chirico Köprüsü

 

De Chirico Köprüsü

Ünlü İtalyan sanatçı ve yazar Giorgio de Chirico: Volos doğumludur. Çünkü babası Evaristo, bu demiryolu yapımında başmühendis olarak çalışmıştır. Tren: Milies’deki istasyona varmadan önce, benzersiz bir özelliğe sahip bir köprüden geçiyor. Köprünün kendisi düz olmasına rağmen, üzerindeki demiryolu hatları aslında kavislidir. Bu De Chirico Köprüsü ve onu trende ya da yürüyerek geçmek çok ilgi çekmektedir.

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Centaurs Path Trail De Chirico Köprüsü

Milies’te öğle yemeği yiyebilir ve öğleden sonra dönüş trenine binmeden önce köyün etrafında dolaşabilirsiniz.

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Centaurs Path Trail The Olive Museum

Ayrıca: Ano Gatzea Köyündeki durakta: istasyonda bir kafe var ve hatta bir müze “The Olive Museum” yani yerlilerin sıvı altın dediği zeytin ile ilgili müze bulunuyor.

Pelion tren istasyonun yanında bir zeytinlik içinde bulunan müze, ziyaretçilere zeytin yetiştiriciliği tarihi ve Yunanistan’ın zeytin ağacının sembolik önemi ve ardından çalışan bir zeytin piresinin rehberli bir bakışı sunuluyor.

Daha sonra baharatlı ve yoğun olan ve süpermarketlerde satılan zeytinyağına çok az benzerlik gösteren Pelion yeşili ve organik sızma zeytinyağı tadın ve hatta satın alın. Bu arada, zeytin sıkma işlemi Ekim-Ocak ayı arasında yapılmaktadır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Milies
Milies

Tren Milies’e vardığında: küçük ve süper sevimli bir istasyonla karşılaşırsınız. Ano Lechonia’ya geri dönüş yolculuğuna başlamak için, trenin lokomotifinin dairesel bir platforma dönmesine yardım etmek için her yaştan insanın yardım ettiğini göreceksiniz. Tren Millies’e saat 11.35’de varır ve saat: 15.00’de Ano Lechonia’ya hareket eder. Evet, büyüleyici Milies köyünü keşfetmek için 3 saat zaman bulunmaktadır.  

Milies köyü ile ilgili ayrıntılı bilgiyi: Pelion dağı köyleri bölümünde, aşağıda bulabilirsiniz.

 

PELİON DAĞINDAKİ KÖYLER

Şık Makrinitsa, kozmopolit Portaria, pitoresk Tsaggarada ve eklektik Vyzitsa ve Milies gibi bilinen köyler, doğal cazibeyle doludur. Eşsiz Pelion mimarisi, Ege’nin muhteşem manzarası, bozulmamış doğal bir manzara ile birleştiğinde gerçekten olağanüstü güzellikler ortaya koymaktadır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Makrinitsa Köyü

 

MAKRİNİTSA KÖYÜ

Pelion dağındaki köyler arasında en popüler olanı Makrinitsa’dır. Her gün yüzlerce kişiyi ağırlamaktadır.

Sadece geleneksel yerel mimarinin güzel bir örneği olduğu için değil, aynı zamanda Volos şehir merkezine araba ile sadece 30 dakikalık mesafede olduğu içindir.

Evet: burası güzel bir yer ama özellikle hafta sonlarında aşırı kalabalık oluyor, bunu dikkate almanızı öneririm. Küçük otopark hızla doluyor.

Makrinitsa köyünde yapılabilecek şeyler: muhteşem Arnavut kaldırımlı yolları, akan dereleri ve tamamen pitoresk ana meydanı ile güzel ve geleneksel yerleşimde dolaşabilirsiniz.

Evet, burada geceyi geçirmek isterseniz: burası geleneksel pansiyonlarla doludur.

Cafe Theofilos: burası geleneksel bir kahve dükkanıdır. Ancak ünlü Yunan ressam Theofilos’un kendisi tarafından boyanmış bir freske ev sahipliği yapmaktadır. Ressamın en sevdiği kahraman Katsantonis, yoldaşlarıyla birlikte ziyafet çekerken, dans ederken ve müzik çalarken aynı zamanda savaşa hazır olarak tasvir ediliyor.

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Makrinitsa Köyü

Köy: Sentorlar dağındaki diğer köylerin çoğu gibi, bir manastır etrafında gelişmiştir. Meryem Makrinitissa Manastırı ana meydanın kuzeydoğusunda duran heybetli bir yapıdır.

Köy meydanında: taştan yapılmış Vaftizci Yahya Kilisesi (1806), Agrafalı sanatçı Theodosios’un apotropaik sembolleri, çiçek ve Hıristiyan motifleriyle ve mermer kabartmalarla süslenmiş gerçek bir mücevherdir.

Meydanın kuzey ucunu belirleyen kilisenin yanındaki çeşme, eskiden köy kadınlarının buluşma yeriydi. Bu küçük köye, çoğu 18’nci yüzyıla tarihlenen toplam 50 çeşme yapılmıştır.

Evet, meydanı arkanızda bırakın ve köyün daha az turistik olan bölgelerine doğru Arnavut kaldırımlı sokaklarda yürüyün. Köyün en aşağıdaki evleri 300 metre rakımda ve en yüksekteki evler ise 850 metre rakımdadır. Tek bir köyde evler arasında 550 metrelik rakım farkı bulunuyor.

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Portaria Köyü

 

PORTARİA

Volos şehrinin kuzeyinde kolay bir yoldan Pelion dağının eteklerindeki sevimli Portaria köyüne ulaşılır.

 650 metre yükseklikte Pagasetic Körfezine bakan Portaria, 1200’lerde Panagia Manastırı çevresinde kuruldu.

Köy: sokaklarında yaprak döken ağaçlar, meyve bahçeleri, bahçeler ve saksılarla dolu yeşilliklerle kaplıdır.

Yamaçlarda: hafif bir yağmurun ardından bir gösteri olan dağ dereleri ve şelaleler vardır.

16’ncu yüzyıldan kalma canlı fresklere sahip rüstik ahşap Manastır Kilisesi Panagia Portarea’yı arayın ve ziyaret edin.

Evet Portaria köyü konaklamak için harika bir seçenektir. Gerek Pelion kayak merkezine ve gerekse Pagasetic körfezine kolayca erişilecek konumdadır. Restoranlar ve tavernaların yanı sıra alışveriş için çok sayıda fırsat ve hem lüks hem de geleneksel oteller vardır.

Theoxenia Hotel: 20’nci yüzyılın erken dönemlerinde Balkanlardaki en lüks otel kabul edilmiştir. (1892-1944) Uzun yıllar: politikacılar, iş adamları ve ünlüler buranın enfes yemekleri ve unutulmak kokteyl partilerinin tadını çıkarmışlardır.

1944 yılında otel, Almanlar tarafından bombalanır. Şu anda Yunanlılar, otelin yakında tekrar faaliyete geçmesi umuduyla restorasyon çalışmaları sürdürüyorlar.

Portario köyü, iki tane 4 yıldızlı otele sahip tek Pelion köyüdür. Diğer köylerde yüzlerce eski geleneksel konaklama olanağı yaratan butik oteller vardır.)

Son bir not: Pelion kaşık tatlıları (meyve konserveleri) ile ünlüdür. Portaria köyünden bu kaşık tatlılarından satın alabilirsiniz. Bir ağaçta yetişen her şey burada konserveye dönüştürülüyor. Örneğin: kestane, ceviz, antep fıstığı ve hatta zeytin. Bu kaşık tatlılarına şeker eklenmiyor ve tamamen organik olarak yapılıyor.

Köyün batı ucunda bir yürüyüş parkuru var. Parkurun ismi Sentorların Yoludur.

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Milies Köyü

 

MİLİES

Hafta sonları ve tatillerde, köyde bir avuç restoran, birkaç rafe, bar ve birkaç hediyelik eşya dükkanı açık bulunur. Bu yüzden Milies, içe dönük bir köy olarak tercih ediliyor. Yüzlerce günlük ziyaretçiye rağmen otantik ve nispeten değişmeyen küçük mütevazi bir köydür.

Köyün tarihi çalkantılıdır. Efsane kurucuları bazen erken Osmanlı döneminde 15’nci yüzyılda kaçarak buraya gelenlerdir. Pelion dağının erişilemeyen yamaçları, köylerinin adının yanı sıra hayatlarını da aktardıkları güvenli bir sığınak haline gelmiştir. Takip eden süreçte ise, Yunanistan’ın kurtuluşu hareketleri burada yoğunlaşmıştır.

Günümüzde Başmelekler Kilisesinde: nadir kitaplar ve el yazmaları da dahil olmak üzere o yıllara ait yüzlerce kitap tutulmaktadır. Bunların arasında: Milies’i Volos şehrine bağlayan demiryolu hattının açılışını kutlarken, tüm köylülerin (yaklaşık 2500 kişi) okulun önünde durduğu, 1903 yılından kalma bir fotoğraf bulunur.

1943 yılında Alman ordusu, köyü yakmış, sadece kilise ve diğer birkaç yapı kurtulmuştur.

Günümüzde: Milies köyü, kırsal kesimde sessiz ve yavaş bir yaşam temposu arayan zengin Atinalılar ve ünlüler için tercih edilen bir merkezdir. Köyün hem bir günlük ziyaretçileri ve hem de uzun süreli sakinlere sunacağı çok şey vardır.

Her şey sadece birkaç kilometre uzaklıkta olduğu için konumu mükemmeldir. Volos şehri, Doğu Pelion’un muhteşem plajları, Pagasitikos Körfezindeki pitoresk sahil köyleri, ana dağ köyleri, birkaç manastır ve çok sayıda yürüyüş parkuru.

Pelion’un küçük treni Moutzouris, yolculuğunu Milies istasyonunda sonlandırıyor ve güzergah gerçekten çok güzeldir. Hızlı manzara geçleri, taş köprüler, zeytinlikler, huzurlu kumsallar, yemyeşil geçitler, tarlalarda çalışan çiftçiler, karanlık tüneller, devasa istinat duvarları, mağaralar ve eski konaklar. Manuel olarak çalıştırılan döner tabla gibi tren istasyonunun kendisi de mükemmel bir görüntü sergiler.

18’nci yüzyıl ortalarından kalma Baş melekler Kilisesi, mimari sırları ve çoğu tek bir konu etrafında dönen duvar resimlerinin güzelliğiyle büyüleyicidir.

Köyün Arnavut kaldırımla sokaklarında ata binmek, raylar boyunca gezinmek, Evaristo De Chirico’nun metal köprüsünden iple inmek ve Centaur Chiron mağarasını gezmek, burada yaşanabilecek aktivitelerden birkaçıdır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Agios Georgios Köyü

 

AGİOS GEORGİOS

Yaz aylarında serin dağ meltemiyle sırt boyunca yavaşça uzanan ve kışın arkasında yükselen görkemli bir ayla taçlanan muhteşem bir köydür.

Köyün batı ucu: Kutsal Başmelekler’in görkemli Rahibe Manastırı ile belirlenmiştir. Burada rahibeler kibar ve şevkatli, sıcak bir şekilde ziyaretçileri karşılarlar. Onların misafirperverlikleri, ikramları (taze soğuk dağ suyu ile servis edilen kahve, kurabiyeler ve loukoumia) ve sergi salonunda satılan yüksek kaliteli el yapımı ürünler, yıl boyunca yerel halkı ve ziyaretçileri cezbeder.

Rahibe Manastırından birkaç yüz metre uzakta: eski bir harman yeri, 1990’larda taştan inşa edilmiş küçük bir açık tiyatroya dönüştürülmüştür. Burada yaz geceleri müzik dinlenirken dolunay manzarası izlenir.

Doğuda, köy, bir çam ormanı içindeki muazzam bir doğal balkon olan “Rachi” de biter.

Köyün ortasında geleneksel tavernalar ve çınar ağaçlarının bulunduğu yayla vardır. Hemen karışışında: heykeltıraş Nicolas’ın Belediye Müzesi bulunur. Sanatçı Agios Georgios köyünde doğmuştur ve bu yüzden çeşitli şekillerde köyü desteklemiştir.

Kule evler, tipik Pelion konakları ve Neoklasik binalar: ana caddenin her iki yanına dağılmış durumdadır. Bazıları, her biri benzersiz bir tarz ve karaktere sahip konuk evlerine dönüştürülmüştür.

20’nci yüzyılın ilk dönemlerinde, birkaç köylü yurt dışına kendi işinde başarılı (çoğunlukla tekstil ve tütün ticareti) olmuş ve ardından Agios Georgios köyüne geri dönmüştür. Yeni evlerini Neoklasik mimari tarzda inşa etmişlerdir. O zaman köy “Pelion’un Paris” i olarak kabul edildi.

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Agria

 

AGRİA

Volos şehrinin sadece 7 km doğusundadır.

Agria, deniz kenarında bir köy olmasına rağmen, dört dağ manzarasına sahiptir. Körfez boyunca Kantiragas dağı, batıda Goritsa tepesi, güneyde Othrys dağı (Titanların dağı= ve kuzeyde Pelion dağı. Bölgedeki en büyük zeytinliklerden birisi buradadır.

20’nci yüzyılın ilk yarısında: Agria önemli bir ulaşım merkezidir. Rıhtımlarında Pelion zeytini ve zeytinyağı yüklü tekneler: Volos, Selanik ve İstanbul Limanlarına doğru yola çıkıyordu. Eski taştan yapılmış zeytin depoları hala denizin ön kısmında vardır ve simetrik ve sadelik ile karakterize edilen mimari tasarımları dikkat çeker.

Son 20 yıl içinde, Agria, sadece yerel içki endüstrisiyle tanınmakla kalmadı, aynı zamanda küçük bir balıkçı köyünden popüler bir turizm merkezine dönüştü.

Evet sonuç olarak köy, özellikle ülkenin her yerinden Yunanlılar olmak üzere tüm yıl boyunca ziyaretçi çeker. Atinalılar ve Selanikliler hafta sonu için gelirler ve Pelion’a günübirlik geziler düzenlenir. Bunun aksine, yabancı turistler, doğu Pelion’daki tenha plajlara giderler.

Yunanistan Volos-Magnessıa Pelion Lafkos

 

LAFKOS

Temiz, aydınlık ve sessiz, alışılmadık derecede büyük bir meydanı ve garip bir adı olan küçük köydür.

Güney Pelion’un alçak sırtı boyunca uzanır.

Arnavut kaldırımlı sokaklar dar ve sessizdir. Köyde arabalara izin verilmiyor. Buradaki sesler yumuşak ve doğaldır. Kocaman çınar ağaçlarında yaprakların hışırtısı, kuşların cıvıltısı, mutfaklardaki tabak ve tencere sesleri ve köy çocuklarının neşeli sesleri.

Pagasitikos Körfezinin bir görünümü, Pelion tarzı konakların, küçük yerel geleneksel evlerin ve Lafkos’un mahallerini süsleyen Neoklasik binalar göze çarpıyor. Bunların birkaçı kuzey Avrupalılar tarafından satın alınmış ve restore edilmiştir.

Köyün ilk sakinleri, 15’nci yüzyılda burada toplanmıştır. Bunlar: Osmanlı ve korsanların Ege denizindeki baskısından kaçanlardır. Köyün yetenekli tüccarları, zanaatkar ve denizcileri: tüm Akdeniz’i dolaştılar ve köy mimarisinde görülebilecek yeni fikirleri evlerine geri getirdiler.

Dışarıdan gelen ziyaretçiler, köyde: köyün geçmişini ve Pelion kültürünü görürler. Aslında Lafkos küçük bir köydür ancak iki müze barındırır. Bunlar: Radyofon Müzesi ve Tarih Müzesidir. Müze: Evaristo De Chirico tarafından tasarlanmıştır ve bir dükkandan çok tren istasyonunu andıran binadadır. Ayrıca: burada tüm yıl boyunca yerel halk ve yabancı misafirlere: arıcılık, Pelion bitkileri ve geleneksel yemek pişirme dersleri veriliyor.

Bu yüzden Lafkos, Pelion bölgesinin gerçek mücevherlerinden biridir.

PLAJLAR

Bölgede, yaz aylarında çoğu Mavi Bayrakla ödüllendirilmiş güzel plajlar bulunmaktadır.

ALYKES BELEDİYE PLAJI-ALİKES BEACH

Volos merkezinin güneybatısında, karayolu ile birkaç dakika uzaklıktadır.

Alykes semtinde: kafe ve barlarda bulunan bir plajdır.

Gün boyu plaja giriş ücreti 1 Euro’dur.

Sahil: dalgakıran ile bölünmüştür. Şeffaf sığ alanlar vardır. Çocuklar ve yüzme bilmeyenler için idealdir.

Oldukça dar olmasına rağmen: plaj şezlong ve şemsiyelerle dolu ve arkadaki barların bir kısmında garson servisi vardır.

Plajda: cankurtaran, duş, soyunma kabinleri ve bir sahil barı bulunmaktadır.

Ayrıca: Pagasetic Körfezi boyunca Pelion Dağının fotoğrafını çekmek için dalgakıranlardan birinin sonuna kadar yürüyebilirsiniz.

Yunanistan Volos-Magnessıa Skiathos Adası

 

SKİATHOS ADASI

Buraya: Volos limanından feribot veya yüksek hızlı gemiyle ulaşabilirsiniz.

Adanın en büyük yerleşim yeri olan Skiathos, mükemmel turistik tesislere sahip modern bir tatil beldesidir. Ada küçük boyutlarına rağmen, çok sayıda plajı ve ormanlık arazisi ile yerli ve yabancı gezginler için popüler bir turizm merkezidir. Turizm sezonu 5.5 aylık dönemle (Mayıs başından Eylül sonuna kadar) sınırlıdır. En yoğun ziyaretçi Ağustos ayında gelir.

Skiathos kasabasının en önemli özelliği, şehrin kaderini yüzyıllardır belirleyen doğal limanıdır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Skiathos Adası

Bu yüzden bütün ada popüler bir yat ve yelkenli tekne cennetidir.

Burası: yemyeşil çam ormanları ve berrak masmavi sularıyla tanınır. Son yıllarda turizmde hızla büyümesine rağmen, ada hala pitoresk ve bozulmamış 60’dan fazla kumsal bulundurmaktadır.

En ünlü kumsalı: Akdeniz’in 3’ncü en güzel plajı ilan edilen “Koukounaries” dir.

Ada, hareketli gece hayatı da eklendiğinde, her yıl binlerce genç ziyaretçiyi çekmesiyle tanınır. Eski limanın yanında, trafiğe kapalı cadde, eğlence için en etkili yerdir. Burada birçok bar ve kulüp bulunmaktadır.

Adada ayrıca: Meryem Ana kilisesi, 17’ncü yüzyıl sakinleri tarafından korsan baskınlarına karşı koymak için kullanılan doğal bir kale olan “Kastro” da bulunmaktadır. Kastro, nefes kesen doğal güzelliği sayesinde mutlaka ziyaret edilmesi önerilen bir yerdir.

Adanın plajları

Adada: 44 kilometrelik kıyı şeridi boyunca özellikle güneybatı kesiminde olmak üzere 60 plaj vardır. Bunlardan: Koukounaries ve Altın Kum öne çıkar. Koukounaries plajı: aynı zamanda suya kadar inen yemyeşil çam ormanlarına sahiptir. Burada: Strofilia: özel koruma alanı ilan edilmiş, çam ormanlarının ortasında kalan ender bir alandır.

Koukounaries bölgesinde bir kamp alanı vardır. Ayrıca: çok sayıda taverna, kafe ve bar bulunur.

Krassa Koyu-Muz

Su sporları tesisleri ve tüm gece ve gündüz, kafe ve barlarda yapılan çılgın partiler ile ilgi çeker. Çam ağaçlarıyla çevrili harika bir plajdır.

Alexandros Papadiamantis

En büyük modern Yunan romancılarından biridir. 1954 yılında adada doğmuş, yaşamış ve öldüğü evi, devlet tarafından satın alınmış ve korunmuş, bir anıt olarak seçilmiştir. Bir müzeye dönüştürülmüştür.

Eski Venedik Kalesi

Skiathos Limanındadır. Burada Skiathos’un denizcilik tarihinin uzun geleneğini onurlandıran bir deniz müzesi bulunur.

Çam ormanı

Skiathos adası, olağanüstü bir çam ormanına ev sahipliği yapmaktadır. Orman: Koukounaries bölgesindedir ve nefes kesici bir manzara yaratan turkuaz sularla çevrili iken, Natura 2000 tarafından korunmaktadır. Adanan üçte ikisi çam ormanı ile kaplıdır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Skopelos Adası

 

SKOPELOS ADASI

Yunanistan ülkesinin en yeşil adalarından birisidir. Volos şehrinden buraya feribot veya hızlı tekne ile ulaşabilirsiniz.

Adada 3 ana liman vardır. Bunlar: Skopelos, Agnontas ve Glossa’dır.

Adanın merkezi şehri, kuzey kıyısındaki “Hora” şehridir. Antik adı: Tanrı Dionysos’un oğlu ve adanın ilk sakini olan Ariadne’den sonra Peperithos’tur.

Hora şehri: bir tepede, kalenin çevresinde yayılmıştır. Ortaçağ kalesi: mükemmel avluları, taş döşeli dar sokakları ve Bizans kiliseleri, bir dizi taş evleriyle ilgi çeker.

Önceki yüzyılda inşa edilmiş tarihi bir konakta bulunan Folklor Müzesini ziyaret ederek, adanın zengin tarihi görülebilir.

Adanın en büyük ikinci yerleşim yeri: Glasso’dur ve Hora’nın 25 km kuzeyindedir.

Evangelistria Manastırı

Hora şehrinin doğusundadır. 1712 yılında yenilenmiştir. Port ve Hora’nın güzel manzaralarını izlemek mümkündür.

Dragon Yarığı

800 yıl önce bir ejderha ada sakinlerini öldürür ve adayı yok eder. Adanın koruyucu azizi Ayios Riyinos onu takip eder.

Kovalamaca sırasında, dağın yamacında bir yarık açılır. Ejderha bu yarıktan uçuruma düşer ve ölür. Bu uçurum: Dragon yarığı anlamına gelen “Drakonstosxisma” olarak adlandırılır. Bu noktada, toprak gerçekten batar ve derin bir yarık oluşturur.

Plajlar

Adanın çamlarla kaplı kıyı şeridi boyunca uzanan harika plajlar vardır.

Milia: Hora’nın 25 km güneybatısında, çakıl taşla ve çevresi çam ağaçlarıyla kaplı bir plajdır. Ama adanın en iyi plajı olarak kabul edilir.

Panormos: Hora’nın 15 km batısındadır.

Stafylos: Hora’nın 4 km uzağındadır. Çakıllıdır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Alonnisos Adası

 

ALONNİSOS ADASI

Çevresine dağılmış küçük adalar vardır. Kuzey Sporades ada gurubunun en uzak olanıdır ve nadir deniz kuşları, yunuslar ve Akdeniz foku için sığınak olan “Ulusal Deniz Parkına” ev sahipliği yapmaktadır.

Efsaneye göre: Aşil’in babası Pileas: Alonissos adasında gömülüdür. Bu yüzden adanın ikinci ismi “Achilliodromia” dır.  Yine efsanelere göre: ada, büyük deniz yollarının kavşağındaydı. Jason ve Argonauts’un Altın Post’u almak için Kolhida’ya yerken açtıkları ve Achaens gemilerinin Truva’ya gittikleri yer buradan geçer.

Bugün, denizin dibinde yatan çok sayıda klasik ve Bizans dönemine ait gemi enkazı, adanın yıllar boyunca sahip olduğu deniz gücünü doğrulamaktadır.

Yunanistan Volos-Magnessıa Alonnisos Adası

Adanın merkezindeki şehir “Patitiri” dir. Burası adını: yerel halkın kullandığı ve şarap yapımıyla uğraşan şarap prenslerinden alır. Burada güzel taş döşeli sahil bulunmaktadır.

Yioura mağarası

Burası Homeros’un tepegözlerini barındıran bir yerdir. Nadir bir yaban keçisi türü vardır. Bulgulara göre, Mezolitik çağdan (MÖ 9-7’nci yüzyıllar) beri iskan edilmektedir.

Yunanistan gezi planı hakkındaki yazım için.

 

İngiltere Londra Whitehall Tate Britain

İngiltere Londra Whitehall Tate Britain

İngiltere Londra Whitehall Tate Britain;

Milbank adresindedir ve İngiltere’deki Tate Galerilerinin bir parçasıdır.
Her gün saat: 10.00-18.00 arasında açıktır.

Özel sergiler hariç giriş ücretsizdir. Her gün saat: 11.00-12.00-14.00-15.00 saatlerinde ücretsiz rehberli turlar mevcuttur.

Tate ağı: 1897 yılında J.W.M.Turner’in önemli koleksiyonu ile başlamıştır. Londra şehrindeki Tate ağının “Britain” ayağı ise: önce İngiliz sanatına ait eserlerin sergilenmesine yönelik olarak düşünülmüş ve Milbank Cezaevinin eski sitesi: galeri olarak tanzim edilmiştir.

Avustralya’ya hükümlü göndermek için kalkış noktası olarak kullanılan cezaevi 1890 yılında yıkılmıştır.

Ardından galeri için yer aranırken: bu yapının değerlendirilmesi gündeme gelmiş ve Sidney RJ. Smith yeni galeri için mimar olarak seçilmiş ve onun tasarımı bugün gördüğümüz temel yapı olarak ortaya çıkmıştır.

Yapı: bir tapınak benzeridir ve büyük revaklı giriş kapısı ve merkezi kubbesi ilgi çeker. Milbank girişinde bir aslan ve alınlık üstünde bir tek boynuzlu at ile Britannia heykeli: buranın İngiliz sanat galerisi olduğunu vurgular.

Galeri 1790 yılından kalma 8 odada, İngiliz sanatçıların 245 eserinin sergilenmesiyle 1897 yılında kapılarını halka açmıştır.

Özgün açılışı takiben: Milbank sitesi 7 ana bina uzantısı eklenerek büyütülmüştür. İlk 15 yıl içinde Milbank sitesi, mimar WH Romaine-Walker tarafından tasarlanan ve antikacı JJ Duveen tarafından finanse edilen 7 odalı ek sergi alanına kavuşmuştur.

1917 yılına kadar galerinin görevi değişmiştir. Yeni tasarlanan bölümlere: Modern Yabancı Galeriler yani uluslar arası ünlü sanatçıların eserleri de yerleştirilmeye başlanmış ve galeri ulusal düzeyden uluslar arası düzeye yükseltilmiştir.

Günümüzde ise, Tate galerisinde “dört büyük site” ve ulusal koleksiyonda 1500 yılından günümüze kadar olan sürece ait yaklaşık 70.000 yapıt bulunmaktadır. Bunlar: modern ve çağdaş İngiliz sanatının en güzel örnekleridir.

Galerinin ismi 2000 yılı Mart ayında “Tate Britain” olarak değiştirilmiştir.

Evet: Tate Britain Galerisinde: 16. yüzyıldan 21. yüzyıla kadar İngiliz sanatının dünyadaki en geniş koleksiyonu bulunmaktadır. Hatta: bir zamanlar burada sergilenen uluslar arası eserlerin birçoğu, 2000 yılında “Tate Modern” galerisine taşınmıştır.

 

DAİMİ KOLEKSİYON

İngiltere Londra Whitehall Tate Britain;

Galeride: 1500 yılından günümüze kadar uzanan süreçteki uluslar arası modern ve çağdaş İngiliz sanat eserlerine ait muhteşem bir koleksiyon bulunmaktadır.

Bu toplama eserler: boyama, çizim, heykel, baskılar, fotoğraf, video ve film, montaj ve performans etkinliklerini kapsamaktadır.

Çünkü: Tate Britian: kendi görev alanı içindeki tüm alanlarda: üstün kaliteli ve önemli sanat eserlerine koleksiyonuna katmak istemektedir.

Özellikle: son yıllarda İngiliz sanatından ziyade, kendi tarihine ve gelişimine katkıda bulunan sanatçıların da galerinin koleksiyonunda temsil edilmesi prensip edinilmiştir.

Buna bağlı olarak, koleksiyon genel anlamda: Batı Avrupa ve Kuzey Amerika sanatlarına odaklanmış olsa da, yakın zaman öncesinde Latin Amerika, Güney-Doğu Asya ve Doğu Avrupa’dan gelen modern ve çağdaş sanat eserleri de koleksiyonun genişlemesini sağlamıştır.

Kalıcı sergiler: ana katın büyük bölümünü kapsar. Kuzeybatı köşeden başlayarak, sergilerdeki eserler: 16. yüzyılın başlarından günümüze kadar geniş bir döneme yayılır. Her oda: modern ya da tarihi bir temayı işler ya da büyük bir sanatçıya adanmıştır.

Burada eserleri bulunan sanatçıların başlıcaları:

Turner, Constable, William Blake, Stanley Spencer, Lucian Freud, David Hockney, Henry Moore, Francis Bacon, Barbara Hepword. Ayrıca: İngiltere’de resmin babası sayılan: Gainsborough, Reynolds ve Hogart gibi sanatçıların eserleri de görülür.

Kalıcı koleksiyonda: bu sanatçıların 300’den fazla resim ve binlerce suluboya çalışması bulunmaktadır.

 

Galeride yapılacak gezi

İngiltere Londra Whitehall Tate Britain;

Tate Britian’ın sergileri, kapsamlı bir koleksiyona sahip olan Tate Collection’dan gelir. Özenle seçilmiş geçici sergiler ve İngiliz sanatçıların retrospektifleri ile birlikte gösterimdeki çeşitli eserler, Elizabeth dönemi portre sanatından modern enstalasyonlara kadar bütün zevklere hitap eden bir seçki sunmaktadır.

1500 yılından günümüze İngiliz sanatının ve tarihinin farklı yönlerini keşfetmek için sergiler düzenli olarak yenilenir.

 

BP British Art Walk Through

İngiltere Londra Whitehall Tate Britain;

2013 yılında açılan “BP British Art Walk Through” denilen yürüyüş yolunda, kronolojik sıraya göre yerleştirilmiş 500 eser görülür. Bunlar arasında bulunanlar: Francis Bacon, John Constable, George Stubbs, JMW Turner, LS Lowry, John Everett Milais, David Hockney, Damien Hirst, Rachel Whiteread.

 

1500-1800

Bu bölümde yer alan galeriler, İngiliz tarihinin etkileyici değişiklikler yaşanan bir dönemini, Tudorlar ve Stuartlar’dan Thomas Gainsborough’ya kadar geçen zamanı kapsar.

“Hogarth” salonu, çağdaşlarının yaşam tarzlarını ve inançlarını hicvetmesiyle tanınan ünlü İngiliz ressamlarından birinin başlıca eserlerini içerir.

Buna karşın “Grand Manner” salonunda BenjaminWest ve yeni kurulan Royal Academy’nin Başkanı Joshua Reynolds gibi sanatçıların büyük ölçekli resimleri bulunmaktadır. Manzara resimleri İngiliz resminin 19. yüzyılda yaşadığı devrimin kalbini oluşturur.

“British Landscape” salonu kırsal bölge görüntülerinin, sadece sanat hakkındaki fikirleri değil, onun İngilizler için ifade ettiği anlamı nasıl değiştirdiğini de göstermektedir. Bu bölümdeki son salon, şair ve ressam William Blake’in düzenli olarak değiştirilen sergilerine ayrılmıştır.

 

Glore Galleries’de Turner

Burada: büyük manzara ressamı J.M.W.Turner’ın 1851 yılında ölümünün ardında, İngiliz ulusuna miras bıraktığı muhteşem koleksiyonunun parçaları görülebilir. Turner (1775-1851) olağanüstü bir İngiliz ressamı oldu.

Onun stüdyosunda kalan tüm eserleri, ölümünü takiben “Turner Vasiyeti” olarak İngiliz halkına kaldı ve bu eserler, Tate Britian galerisine kaldırıldı.

“Turner Koleksiyonu”: “Clore Galleries” denilen ve Sir James Stirling tarafından tasarlanan özel bölümde sergilenmektedir. Koleksiyon içinde 300 yağlıboya resim ve 20 bin civarında kalem çizimleri ve çeşitli suluboya resimleri bulunuyor.

Turner’in özellikle: 1842 tarihli suluboya “Blue Rigi” İsviçreli dağ-tepe sanatçısının en ünlü 3 resminden birisidir. Resim: incelik ve parlaklığı ile, ortamın en güzel örnekleri arasında kabul edilir.

 

1800-1900

İngiltere’de 18.yüzyılın sonu ve 19.yüzyılın ilk yarısı sanat dallarında büyük bir değişim yaşandı. Yeni konular önce çıktı ve sanatçılar, halk sergilerinin duvarlarında dikkat çekmek için birbirleriyle yarışmaya ve büyük ölçekli resimler yapmaya başladılar.

“Romantic Painting in Britain” bölümü John Martin, Thomas Lawrence ve William Etty’nin devasa tuvallerini içerir. Davit Wilkie’nin ünlü çalışmaları da buradadır.

Daha sonra, Victoria sanatının öyküsünü anlatan üç salon gelir. Victoria döneminde, ahlaki mesajları iletmekte sanatın gücüne duyulan inancın merkezinde öykü anlatıcılığı geliyordu.

“Victorian Paintings of Modern Life” sergisi Augustus Egg’in “Geçmiş ve Bugün” dizeleri gibi önemli çalışmaları içerir. “Pre-Raphaelites and Painters of Ideal” sergisi belki de Tate Britain’daki en popüler sanatçı gurubunun eserlerini bir araya getirir.

Bunların arasında John Everett Millais’in “Ophelia”sı, William Holman Hunt’un “Uyanan Vicdan”ı ve Dante Gabriel Rossetti’nin bazı resimleri sayılabilir. Bu 3 salonun sonuncusu olan “Victoria” döneminin sonlarına ait resimler ve heykeller yer alır.

John Singer Sargent’ın alaca karanlık bir bahçede küçük kızları betimlediği “Karanfil, Zambak, Zambak, Gül” resmi de burada görülebilir.

 

Karanfil, Zambak, Zambak, Gül-1885/6

John Singer Sargent (1856-1925) 1885 yılında Paris’ten İngiltere’ye gelmiş ve dostu Claude Monet’in yarattığı izlenimci tekniklerin bazılarını kendi çalışmalarına uyarlamıştır. Bu resmin başlığı zamanın popüler bir şarkısından alınmıştır.

 

Ophelia-1851-2

Erken Raffellocu John Millais: Shakespeare’in oyunundan esinlenerek yaptığı “Ophelia” isimli tablosu, müzenin en ünlü ve popüler eserlerinden birisidir.

1900-1960

Galerinin modern bölümü 20.yüzyılda başlar. “Modern Figures” modern kentin sanatçıyı nasıl etkilediğine ilişkin yaklaşımlara yer verir. Kozmopolit, kalabalık sokaklar, devamlı değişen mimari, hızlı ve mekanikleşmiş ulaşım yolları, yeni eğlence mekanları kentin etkileyici özellikleridir.

Jacob Epstein’in yeni çağın sembolü haline gelen, makineye benzer, maskeli ve tehditkar robotu Kaya Delicisinden yapılma “Metal Torso”sunun yanı sıra Wyndham Lewis ve onun sanatçıyı modern hayatın girdabının merkezinde gören Vorticist gurubunun çalışması ilgi çekicidir.

Barbara Hepworth ve Henry Moore gibi ünlü heykelcilerin çalışmaları, bu bölümde görülebilir. En ünlü ve rahatsız edici modern İngiliz sanatçılarından ikisinin resimleri de dikkate değer.

Francis Bacon’dan, görünüşe göre düşmancıl ve tanrısız bir dünyaya hapsolmuş ıstırap içindeki üç mutant organizmayı tasvir eden “Çarmıhın altındaki üç figür”

1960’tan Günümüze

Tate’in sanat eserlerinin alımına yönelik mali kaynak, kamusal fonların da teşvikiyle, 1960’lardan itibaren artmaya başladığında, sanatsal çalışmalar da hız kazanmaya başladı. Sonuç olarak, Tate koleksiyonu özellikle bu zaman diliminde zenginleşerek sergilerin dönüşümlü olarak sunulmasını zorunlu kılmıştır.

Buna rağmen, İngiliz sanatının 1960’lardaki en canlı gelişmelerini yansıtan “Pop” dönemine ayrılmış bir salonu vardır. Burası, özellikle, Sir Peter Blake, Richard Hamilton, erken dönem çalışmalarıyla David Hockney ve Skydiver VI (1964) eserlerinde 1960’ların seri üretim resimlerinden esinlenen Geralg Laing gibi sanatçıların öne çıkan eserleriyle akımın ilk dönemlerine odaklanır.

1960’ların sonunda, canlı heykeller olarak tanınan Gilbert&George ile doğayı galeriye getirerek manzara resmini bütünüyle yeni bir yaklaşım getiren Richard Long gibi kavramsal sanatçıların ortaya çıkmasıyla beraber bu akıma karşı bir isyan başladı.

Kavramsal Sanat da, 1980’lerin başında Howard Hodgkin, Frank Auerbach ve R.B.Kitaj’ın da bulunduğu Londra Okulu ressamlarınca pek kabul görmemişti. Tony Cragg, Richard Deacon ve Antony Gormly ise yeni bir heykel akımına öncülük ettiler.

1990’lar İngiliz sanatına yeni bir soluk getirmiştir. Yeni İngiliz sanat akımları da Tate Britain’de sergilenmektedirler. Bunların arasında, tartışma yaratan enstalasyonlarıyla dikkati çeken Damien Hirst ile ortak ve ayrı fotoğraf çalışmaları sergileyen Tracey Emin ve Sarah Lucas’ın da dahil olduğu Genç İngiliz sanatçıları’nın “Young British Artists” (YBA) eserleri görülmeye değerdir.

Tacita Dean, Douglas Gordon, Sam Taylor-Wood, Steve McQuenn ve Jane ve Louise Wilson gibi birçok çağdaş sanatçı, son yılların büyük bir gelişmesi olan ve son zamanlarda Tate Britain’da çok sayıda özel gösterime konu olan film ve video yordamını tercih ediyorlar.

Tate Britian’da sık sık değişen sergiler, kapsamlı bakışların yanı sıra tek bir sanatçıya ayrılmış salonlar ve Tate tarafından toplanan yeni sanat eserleri de izleyiciye sunulmaktadır. “Art Now” programı çağdaş İngiliz sanatındaki son gelişmeleri konu alır ve büyük ölçüde ümit vadeden yeni sanatçıların son çalışmalarına ayrılmıştır.

 

GEÇİCİ SERGİLER

Geçici sergilerin büyük bölümü: ana katın, geriye kalan küçük bir kısmında ve alt kattaki galerilerde ziyaretçilere sunulmaktadır.

 

GALERİDEKİ DİĞER TESİSLER

Tate Britian galerisinin alt katında: restoran ve bir kafe ve ekspresso barı bulunmaktadır. Restoranın duvarları: Epicuriana’nın efsanevi sakinlerini ve onların yiyecek arayışlarını konu alan “Rex Whistler” in meşhur duvar resimleriyle süslenmiştir. Restoranın kapsamlı şarap listeleri ödüller kazanmıştır. Sadece öğle yemeği servisi ve akşam üstü çay servisi için açıktır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik;

Şehir Meriç ırmağının her iki kıyısında kurulmuştur.

Şehir: 1418 yılında Kırım’dan gelen Tatarlar tarafından kurulmuştur. Bu yüzden şehrin eski ismi “Tatarpazarcığı” dır. Tatarlar, Sultan Bayazıt zamanında buraya taşınmışlardır. Kurulan pazarlama merkezi zamanla yavaş yavaş önemli bir ekonomik ve idari merkez haline gelmiştir.

Şehrin en büyük özelliği: Batı Avrupa’yı Asya’ya bağlayan E-80 karayolunun bir parçası olan Trakya otobanı üzerinde bulunmasıdır.

Şehir nüfusunun yüzde 8 civarındaki bölümü Türklerden oluşmaktadır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik

ULAŞIM

Pazarcık şehri, komşuları Sofya şehrine 100 km, Burgaz şehrine 260 km, Varna şehrine 314 km ve Filibe şehrine ise 357 km uzaklıktadır. Türkiye sınırı 200 km uzaklıktadır. Sırbistan sınırı ise 160 km uzaklıktadır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik

NE YENİR-NE İÇİLİR

Buraya yolunuz düşerse: “Sirene” isimli yöresel lezzeti tatmalısınız. Çırpılmış yumurta ve peynir karışımı ile harmanlanarak hazırlanır. Sabah kahvaltısı ve öğle yemeklerinde yanında yoğurt ile birlikte servis edilir.

Ayrıca bölgedeki birçok restoranda: bir salata olan “Shopska” sunuluyor.

Ayrıca: “Kebabcheta” denen bir yemek türü vardır. Bu yemek türü: sosis haline getirilmiş ve tavada kızartılmış kıyılmış sığır eti, otlar ve baharatların karışımından yapılır, bol baharatlıdır.

Tatlı yemek isterseniz: kalın vanilya soslu haşlanmış armut olabilir. Yine üzerine yoğurt dökülmüş bir kase meyve de tadılabilir.

İçecek tavsiyesi ise, yine bu yöreye has güçlü bir damıtılmış alkollü içecek olan “Rakija” dır. Farklı meyvelerden yapılır ve sadece içmek için değil, aynı zamanda yüksek sıcak havalarda serinlemek için de kullanılır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Gezilecek Yerler

GEZİLECEK YERLER

 

MERKEZ MEYDAN-TOPTATA-KONSTANTİN VELİCKOV MEYDANI

Şehrin merkezindedir. Meydanda: ortada büyük bir havuz bulunur. Havuzda: daha çok parçaya bölüne bölümlerde su oyunları görülür. Önünde şehrin sembolü Saat kulesi vardır. Buradan yaya bölgesi başlar.

MEMORİAL O

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Memorial of Ovenes Savadjayan

 

F OVENES SAVADJAYAN-OVANES SAVADJAYAN ANITI

Şehir merkezindedir.

Anıt: Ovanes Savadzhayan’a aittir ve 1878 yılında kasabayı yanmaktan kurtarmıştır.

Saadzhayan: 1877-1878 yılındaki Osmanlı-Rus savaşları sırasında, Pazarcık’daki telgraf istasyonunda çalışmıştır. Rus birlikleri şehre girdiklerinde, şehri savunan Osmanlı Paşa’sı, İstanbul’dan Sultan’dan şehri yakmak için izin ister, ancak Ovanes gelen cevabı telgrafı değiştirir ve şehri yanmaktan kurtarır.

Osmanlı ordusu şehri terk edince, Ovenes bir süre Belediye Başkanlığı yapmıştır. Daha sonra tren istasyonu başında görev yapmış ve Pazarcık şehrinin fahri vatandaşı ilan edilmiştir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Memorial of Ovenes Savadjayan

Evet anlatılanları yorumsuz yazdım, doğruluğunu bilmiyorum.

Daha sonra; 1844 yılında Edirne şehrinde doğan ve ardından İstanbul’da Robert Kollejde okuyan ve daha sonraki süreçte Bulgarların arasında büyüyen bu Ermeni’nin ismi,  1925 yılında adı bir caddeye verilmiştir ve 1938 yılında bir büstünün yapılması ve dikilmesine karar verilmiştir.

Pazarcık istasyonuna, kendisinin bir anma plaketi yerleştirilmiş ve günümüzde ayın isimli caddenin başında, bir anıtı durmaktadır. 1986 yılında başka bir yerde ölen Ovenes’in mezarı buraya şehir mezarlığına nakledilmiştir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Park Freedom Island-Svoboda Parkı

PARK FREEDOM ISLAND-SVOBODA PARKI-OSTROVA PARKI-ÖZGÜRLÜK ADASI

Şehrin güneyindedir. Parkın girişinde ücretsiz bir otopark vardır.

Önce buranın nasıl ortaya çıktığı hakkında bilgi verelim. Svoboda adası parkı, günümüzden 150 yıl önce bir sel sonrasında ortaya çıkmıştır. 1858 yılında bir Türk İbrahim Efendi: ağaçları budarken, bir çalı suyun üzerinde çıkıntı yapar. Burada oluşan ada, giderek büyür. Yarım asır boyunca özel mülkiyete aitti ve hayvanları otlatmak için kullanılıyordu.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Park Freedom Island-Svoboda Parkı

1882 yılında şehir yönetimi adayı, 45 Türk lirasına satın alır ve nehrin ortasındaki park oluşturulmaya başlanır. 1957 yılında selden sonra ada genişler. 1990’ların başından sonra ise restore edilir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Park Freedom Island-Svoboda Parkı

Burası gerek Pazarcıklılar ve gerekse dışarıdan gelen ziyaretçiler tarafından yoğun tercih edilen bir favori yerdir.

Park: Maritsa/Meriç nehri adasındadır. Ada: yaklaşık 750 metre uzunluğunda ve 300 metre genişliğindedir. Ada kavak ağaçlarıyla kaplıdır. Ana karaya ahşap bir köprüyle bağlanır. Ada üzerinde 2005 yılında metal ve büyük bir haç inşa edilmiştir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Park Freedom Island-Svoboda Parkı

Adada: anıtlar, havuzlar, heykeller, spor alanları, açık hava sahnesi, yüzme havuzu, oyun alanları, bahçeler ve kafeler vardır. Aleko Konstantinov’a ait bir anıt da bulunur. Zaten adada 50’den fazla heykelin bulunduğu en büyük açık hava heykel koleksiyonu vardır.

Bu heykellerin birçoğu atık malzemeden üretiliyor. Ayrıca çeşitli yazarların sergilerinin bulunduğu bir açık hava fotoğraf galerisi bulunuyor.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik

Adanın bir diğer önemli özelliği: gül bahçeleridir. Damlama sulama bağlantısı ile oldukça iyi durumda korunan bu bahçede çeşitli renklerde güller yetiştiriliyor.

Park alanında, ilkbahar ve yaz aylarında konserler düzenleniyor.

Hayvanat Bahçesi

Adada: 30’dan fazla türde hayvanın bulunduğu bir hayvanat bahçesi vardır. Bu hayvanlar: kaplanlar, mirketler, lamalar, midilliler ve ördeklerdir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Park Freedom Island-Svoboda Parkı

En uzun bank

Adada: dünyanın en uzun oturma bankı bulunuyor. Bankın uzunluğu 1014 metredir ve 2020 kişi oturma kapasitelidir. Bank 2010 yılında yapılmıştır. Dış kenarından adanın bir kısmını dolaşır. Bu oturma bankının uzunluğu ile Guiness Rekorlar Kitabına dahil edilmiştir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Park Freedom Island-Svoboda Parkı Yapay Göl

Yapay Göl

Özgürlük adasında yapay gölde su bisikletine binmek mümkündür. Gölün hemen yanında oldukça güzel yemekler sunulan bir restoran vardır. Burada manzara muhteşem güzeldir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik History Museum

HİSTORY MUSEUM-ANA MÜZE BİNASI

Müze, 15 Konstantin Velichkov Meydanındadır.

Müze, her hafta Pazartesi ve Cuma günleri arasında ziyarete açıktır.

Tarih müzesi, ilk olarak 1911 yılında Videlina Toplum Merkezinde kurulmuştur.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik History Museum

Müzede bulunan koleksiyonlar: silahlar ve aksesuarları, kumaşlar, giyim, anma madalyaları ve diğerleridir. Müzede: Kurşunlu camisinin ayrıntılı mimari modeline ait resimler bulunmaktadır.

Müzenin en çok ilgi gören yeri: Neolitik evin yeniden inşa edilmiş iç mekanıdır ve döneme ait orijinal nesnelerle döşenmiştir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik History Museum Ravnogar Trakya Hazinesi Sergisi

Ravnogar Trakya Hazinesi Sergisi

Hazine 1987 yılında Ravnogor’da Trakya höyüğü nekropolünde yapılan arkeolojik kazılar sırasında bulunmuştur. MÖ 2 ile 1’nci yüzyıllara tarihlenir.

Hazine: altın varakla süslenmiş, gümüş işlemeli at süslerinden oluşmaktadır. Bunlar: dizgin altın plakası, yedi yuvarlak uygulama ve boncuk dizisi. Dizgin altın plakası: Bulgaristan topraklarında bulunan türünün tek örneğidir. Yuvarlak uygulamalar: at aşının iki yanına, yanak plakası olarak kullanılır.

Bunlardan birinci çiftte: miğferli, kalkan ve mızrak taşıyan tanrıça Athena büstü oyulmuştur.

İkinci çiftte: kanatları detaylara büyük bir özenle hazırlanmış tanrıca Nike büstü tasvir ediliyor.

Üçüncü çiftte: Tanrıca Artemis büstü vardır.

Son uygulama: büyük olasılıkla at göğsüne yapılmıştır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik History Museum Vazrazhdane bölüm

Vazrazhdane bölüm

Bu bölümde 200’den fazla otantik sergi bulunuyor. Çeşitli Osmanlı ve Avrupa sikkeleri, 15-19’ncu yüzyıllar arasında gelişen ticaretin bir kanıtıdır. O dönemden sergilenen en eski sikke bakırdan yapılmıştır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik History Museum Vazrazhdane bölüm

Bu sikke Sultan II Murat (1446-1451) dönemine aittir. Defterler, mühürler ve döneme özgü farklı el sanatı ürünleri görülebilir. Ayrıca kişisel eşyalar ve ödüller de sergileniyor.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik House Museum Konstantin Velichkov

HOUSE MUSEUM KONSTANTİN VELİCHKOV-BÖLGESEL TARİH MÜZESİ

Teodor Trayanov Caddesindedir.

Pazartesi-Cumartesi günleri arasında, saat: 09.00-17.00 arasında ziyarete açıktır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik House Museum Konstantin Velichkov

Müze: dönemin tacirlerinden Nikola Hristoviç’in 1850 yılında inşa edilen evidir. Ev: Barok tarzındadır. (1855-1907)

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik House Museum Konstantin Velichkov

Nikola Hristoviç: 19’ncu yüzyılda tanınmış bir Bulgar eğitimci, yazar ve politikacıdır. Bulgaristan ülkesinin ulusal kurtuluş mücadelesine katılmıştır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik House Museum Konstantin Velichkov

Ev: 1967 yılında müzeye dönüştürülmüştür. Odalar: orijinal iç mekanlara sahiptir. Odalarda: Konstantin Velichkov’un hayatı ve eserleriyle ilgili birçok belge ve fotoğraf bulunmaktadır. Özellikle Velichkov’un doğduğu oda ve zengin süslü duvarları ve çalışma odası ilgi çeker.

En büyük kız kardeşi Teofana’nın 1876 yılında Pazarcık devrim komitesinin bayrağını diktiği oda da korunmuştur. Ayrıca, aile mirası olan, 1856 yılından Kudüs kasabasını tasvir eden bir simge de sergilenmektedir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Ethnografpical Museum

ETHNOGRAFPİCAL MUSEUM

Otets Paisiy Street adresindedir.

Hafta içi her gün saat: 09.00-17.00 arasında ziyarete açıktır.

Müze: Bulgaristan Uyanış Hareketi döneminden kalma en büyük konut olarak kullanılan binada yer almaktadır. Yapı, 1850 yılında inşa edilmiştir ve zamanın geleneksel mimarisinin ve özellikle Plovdin Barok tarzının temsilcisidir. Bu yüzden ulusal kültür anıtı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Ethnografpical Museum

Müzede bulunan sergilerde: bölgede: 20’nci yüzyılın ortalarına kadar kullanılan geleneksel ulusal yaşam tarzının farklı yönleri gösterilmektedir.

Müzenin koleksiyonları: şehir yaşam tarzına ait nesneler, çamaşırlar, zanaatkarların aletleri ve eserleri, yün, pamuk, keten ve kenevir işlenmesinde kullanılan cihazlar, mimari detaylar, halk müziği enstrümanları, halk uygulamalı sanatlarıyla ilgili öğeler.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Kurshumlu Camii-Nazır Ağa Camii-Bullet Camii

KURSHUMLU CAMİİ-NAZIR AĞA CAMİİ-BULLET CAMİ

Osmanlı döneminde yörede 20 cami inşa edilmiştir. Ancak, ayakta kalarak günümüze ulaşan tek camisidir.

Cami 1667 yılında Nazır Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Bina, iki boyutlu bir plan kompozisyonundadır. Merkezi kubbeli, tek hacimli bina: bir tüpten köşelerdeki trompetlerden sekizgen silindirik bir girişe geçer ve yarım küre bir kubbeyle sona erer. Küp şeklindeki hacim 13 metredir. 

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Kurshumlu Camii-Nazır Ağa Camii-Bullet Camii

Caminin içi: mihrap nişi süslüdür. Girişin üstünde ahşap galeri vardır. Binanın içinin sanatsal değeri fazla değildir. 1975 yılından sonra yağlı boya ile boyanmıştır. Yapının orijinal özellikleri: taş temeller, duvarlar ve kubbedir. Kubbe kurşun kaplıdır.  

Minare yüksekliği 25 metredir.

Cami, 1964 yılında mimari kültür anıtı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Günümüzde ibadete açıktır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Saat Kulesi

SAAT KULESİ

Şehir meydanındaki saat kulesi, Osmanlı döneminden kalmadır.

Kule: 1741 yılında inşa edilmiş, ancak 1924 yılında yıkılmıştır. Çünkü Pazarcık’ta bulunan tüm Osmanlı yapıları aynı tarihte yıkılarak yok edilmiştir. Ancak kulenin temelleri kalmıştır. Bu yüzden günümüzde görülen kulenin 6 metre yüksekliğindeki taş gövdesi, Osmanlı dönemi özelliklerini taşımaktadır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Saat Kulesi

Yerel halkın çabalarıyla 2010 yılında aslına uygun olarak tekrar yapılmıştır.

Kule girişindeki kitabede “Dürüst İbrahim Ağa Hayrullov, saat başı çalan bu kuleyi şehrinize bağışlayarak, halkımıza neşe bağışladı” yazılıdır.

 

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Yunatsite Kazıları

YUNATSİTE KAZILARI

Yunatsite köyü, Pazarcık merkeze 8 km uzaklıktadır.

Köyde “Yassı höyük” bulunmaktadır. MÖ 3’ncü yüzyıla dayanan bir yerleşim yeridir.

Höyükte: farklı dönemlerde ve farklı kültürler tarafından, 6000 yıl boyunca yerleşim yeri olarak kullanılmış 30 tane yerleşim kalıntısı tespit edilmiştir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Yunatsite Kalıntıları

Yüksekliği 12 metredir. Çapı ise 100 metre civarındadır.

En tepede; Hıristiyan dönemi mezarlarının bulunduğu bir nekropol bulunmaktadır. Roma döneminde ise küçük bir sur yapılmıştır. Sur önü hendekle güçlendirilmiştir. Alanda elde edilen buluntular, Bölgesel Tarih Müzesinde sergilenmektedir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Stanislav Dospevkki House Museum

STANİSLAV DOSPEVKKİ-HOUSE MUSEUM STANİSLAV DOSPEVSKİ:

Müze, bir sanatçıya adanmış müzedir. Müzenin bulunduğu bina, 1864 yılında Bratsigovo’lu inşaatçılar tarafından yapılmıştır. 2 katlıdır ve güneşte kurutulmuş tuğlalardan yapılmıştır. 6 odası ve 1 salonu vardır. Müze, Bulgaristan ülkesindeki 100 ulusal turistik yer olarak ilan edilen yerlerden biridir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Stanislav Dospevkki House Museum

Stanislav Dospevkki: 1823 yılında Samokov’da doğdu. Bir ikon ressamı ailenin ferdidir. En ünlü Bulgar sanatçı ve ikon ressamlarından ders almıştır. Akademik eğitim almış ilk Bulgar sanatçı ve ikon ressamıdır. 1878 yılında kurtuluş hareketine katıldı ve tutuklanarak İstanbul’da Mehterhane Hapishanesine atıldı ve orada öldü.

Günümüzde evin 6 odası gezilebiliyor. Bu odalarda: Dospevski ve ailesinin hayatından nesneler ve eşyalar bulunmaktadır. En ilgi çeken objeler, sanatçının yaptığı eserlerdir.  1866 yılında boyanmış üç duvar resmini görmelisiniz. Bunlar: İstanbul’da Haliç kanalı, Odesa’da Puşkin anıtı, St Petersburg İmparatorluk Sarayı önünde muhafız değişimi.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Geogrgi Gerasimov Muzesi

GEORGİ GERASİMOV MÜZESİ-HOUSE MUSEUM GEORGİ GERASİMOV;

Georgi Gerasimov, 1905 yılında Pazarcık kasabasında doğmuştur. Devlet Sanat Akademisinden mezun olmuştur. Sofya ve Pazarcık şehirlerinde, öğretmenlik ve ressamlık yaptı. İlk kişisel sergisini 1996 yılında Pazarcık’ta açtı.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Geogrgi Gerasimov Muzesi

Ünlü ressam, 1977 yılında bir stüdyo ve büyük bir evi, içindeki tüm eşyalarıyla birlikte, 7000’den fazla sanat eserini ve 840’tan fazla kişisel eşyasını şehre bağışladı. Şehir Halk Meclisi: Pazarcık şehrinde bulunan evini ve atölyesindeki eserleri bir müze ve kalıcı sergiye dönüştürdü.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Church of the Holy Mother of God

CHURCH OF THE HOLY MOTHER OF GOD-AZİZ MERYEM KİLİSESİ

Şehirde kurulan ilk kilisedir.

Küçük, ahşap ve şehrin dışında toprağa kazılarak yapılmıştır. Ancak ne zaman yapıldığı bilinmez. Sicil kayıtlarına göre, 1641-1642 yıllarında bu kiliseden söz edilmektedir. Yani kilisenin varlığı 17’nci yüzyılda biliniyordu. Kilise, zeminde 1.5 metre kazılarak yapılmıştır. Dış yüksekliği 14.50 metre ve içi 16 metredir. Taş ve tuğladan inşa edilmiştir. İç mimari son derece başarılı ve orijinaldir.

Kilise son olarak, 1878-1880 yılları arasında restore edildi. 2003 yılında ise kilise yenilendi ve kubbeleri altın levhalarla kapatılmıştır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Aziz Konstantin ve Elena Kilisesi

AZİZ KONSTANTİN VE ELENA KİLİSESİ

Tatar Pazarcık şehrinde, 1848 yılında Padişah fermanı ile verilen izin sonucu yapılmıştır. Kilisenin yapılması için para verenler: zengin ve nüfuslu tüccar Hacı Rade Kurkudarov ve babası Hacı İliya Stamatovich’tir. Kilise, ahşaptan yapılmıştır, 1847 yılında kilise bahçesinde okul açılır. 1866 yılında kilise yanar. Ardından halktan toplanan paralarla yeni bir kilise yapılır ve 1873 yılında tamamlanır. Kilisenin içinde: asma yaprakları, üzümler ve gölgelik çiçeklik gibi geleneksel motiflerle oyulmuş ahşapla süslenmiş bir taht ve oymalar içermeyen ahşap bir ikonostasis bulunur. Ayrıca çeşitli freskler vardır.

Her yıl 21 Mayıs günü, resmi tatildir. Çünkü: Kutsal Havariler Konstantin ve Helena günüdür.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Theotokos Kilisesi

THEOTOKOS KİLİSESİ

Meriç nehri yakınında, şehirdeki Ortodoks cemaatinin ana dini yeridir.

Şehrin simgelerinden olan bu dini yapı: çeşitli ikonlara ve dini ahşap oymalara ev sahipliği yapmaktadır.

Debar Okulunun usta sanatçılarının, Yeni ve Eski Ahit sahnelerinin ahşap oymalarının ve Stanislav Dospevski’nin ikonlarının Bulgaristan’daki en etkileyici ikonları buradadır.

PAZARCIK ÇEVRESİNDE GEZİLECEK YERLER

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Velingrad

VELİNGRAD

Pazarcık şehir merkezine 45 km uzaklıktadır.

Şehir, 1948 yılında kurulmuştur ve önemli bir ulaşım merkezidir. Yazlar serin ve ılık, kışlar da ılık geçer.

Nüfusunun yüzde 24 bölümü Türk’tür.

Ekonomisi Turizme dayalıdır. Bulgaristan ülkesinde en gözde turizm merkezlerinin başında gelir.

Halkın büyük bölümü: Misafir evleri, küçük oteller ve restoranlarda çalışmaktadır.

Kışın çevrede, harika kayak koşulları vardır. Kar yaklaşık 50 gün sürer.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Velingrad Kaplıcaları

KAPLICALAR

Yörede maden kaynakları en büyük zenginliktir.

Çünkü: burası Bulgaristan ülkesinin en büyük kaplıca merkezidir. Hatta: Balkanların Kaplıca Başkenti olarak bilinmektedir.

Bölgede 80 civarında kaynak suyu bulunmaktadır. Bunlar 3 termal bölgeye yayılmıştır.

Kaplıca sularının: kas-iskelet sistemi, gastrointestinal sistem, karaciğer, deri, sinir, böbrek ve üroloji ve diğer bir kısım hastalıkların tedavisinde iyi geldiği söylenir.

Chepino bölgesindeki sular: rakyoaktiftir.

Ladjene bölgesindeki sular: hidrokarbonat, sodyum, sülfat, florin ve slikon bakımından zengindir.

Kamenitza bölgesindeki sular: sülfat, hidrokarbonat, sodyum, silikon ve florin içeriklidir.

Buna bağlı olarak: birçok Sanatoryum, klinik, modern kaplıca ve oteller vardır. Hatta: 6 tane 5 yıldızlı otel bulunur.

Sanatoryum hastanesinde ise: akciğer hastalıkları tedavi edilmektedir.

Belmeken Barajı

İlçe merkezine yaklaşık 30 km uzaklıktadır. Su sporları ve balıkçılık için fırsatlar sunar. 3 km batısında ise, aynı adı taşıyan yüksek dağ sporları kompleksi vardır. Rakımı 2050 metredir. Barajda: alabalık ve diğer bazı balık türleri bulunur.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurihte

PANAGYURİSHTE

Pazarcı merkeze 43 km uzaklıktadır. Luda Yana nehrinin her iki kıyısında kurulmuştur.

Şehir: Osmanlı yönetimi başlangıcında kurulmuştur. Rönesans döneminde bir ticaret ve zanaat yerleşimi olarak gelişir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte

1878 Osmanlı-Rus savaşı öncesinde 1876 yılında bölgede meydana gelen ayaklanmanın merkezlerinden birisi de burasıdır.

Burası gelişmiş bir sanayi merkezidir. Özellikle bakır cevheri yönünden yoğundur.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte

İlçedeki ulusal öneme sahip mimari anıtlar: Bansko ve Bratsigovo’dan usta duvarcılar tarafından inşa edilmiş ve Debar ve Struga’dan usta oyucular tarafından dekore edilmiştir.

İlçede, Bulgaristan Bilimler Akademisi Jeofizik Enstitüsünde ülkenin tek jeomanyetik gözlemevi vardır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi

Hazine

Yörenin en büyük özelliği 1949 yılında burada bulunan bir hazinedir. 8 Aralık 1949 günü, üç kardeş, Panagyurishte yakınlarındaki Merul kiremit fabrikasında çalışırken, yeni bir kil tabakasını işlerden parlak nesnelerle karşılaştılar. Kardeşlerden biri elinde kazma ile toprağı kazarken “ben garip bir düdük buldum” diyerek buluntunun çevresini de kazarlar.

Buldukları şeyin altın olduğunu anlayamazlar. Buluntuları önce Belediye götürürler. Buraya çağırılan Plovdin Arkeoloji Müzesi uzmanları buluntuları teslim alırlar.

Bu nesneler: biri amfora ve diğerleri ise kadın veya hayvan başı şeklinde şekillendirilmiş objelerdi. Buluntular MÖ 4-3’ncü yüzyıllara tarihlendi. Buluntuların toplamı: 6.146 kg altından oluşuyor. Ancak sadece altın özelliği değil, buluntuların orijinal formları da aşırı ilgi çekti.

Evet: 9 parçadan oluşan bu altın içecek seti “Trakya Hazinesi” olarak isimlendirildi. Çünkü hazinenin MÖ 4’ncü yüzyıl sonunda hüküm süren Odryssian kabilesinin bilinmeyen bir Trakyalı hükümdarına aittir.

Sadece törenlerde ya da kutsal günlerde kullanıldıkları tahmin ediliyor. Trak yöneticilerinin, bunları törenlerde kullanmak üzere Yunanlılara yaptırdıkları düşünülmektedir.

Ama bir savaş ganimeti olarak bölgeye geldiği de varsayılmaktadır. Buluntular: Trakyalıların atlar, şarap ile birlikte, altın takıları da çok sevdiklerini ifade etmektedir. Bunları savaş yolu ile veya yabancı ülkelerden hediye olarak aldılar.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi

1 tabak ve 8 Rhyton/ritton yani içki bardağı/fincan içerir. Rhytonların her biri nefis bir hayvan başı (geyik veya keçi) ile süslenmiştir. En etkileyici olanı keçi görüntüsüne sahip olmasıdır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Tabakta:

En ilginç buluntu sığ bir tabağı andırır.

Siyah erkek başlarının ve meşe palamutlarının kabartma resimleriyle bezenmiş, eşmerkezli daire şeklinde yerleştirilmiş objeler bulunur.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Rhyton:

Altın koç şeklindedir. Kabın kulpu: aslan figürüyle bitir. Boynunda: oturan Dionysos ve Bacchante Eriope kabartma figürleri görülür. Dans eden bachantlar vardır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Rhyton:

Altın geyik şeklindedir. Boynunda: Athena, Paris, Hera ve Afrodit figürleri bulunur.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Rhyton

Altın geyik şeklindeki rhyton: kulpu aslan figürüyle biter. Boyunda: iki mitolojik dövüş sahnesi temsil edilmiştir. Herakles Cerynia’nın Doe’una karşı ve Theseus Maraton boasına karşı.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Amfora:

Bu büyük amfora vazoya benzer bir kaptır.

Kulpludur. Yunan mitolojisinden sahneler ve esas olarak Homeros İlyada’sından sahnelerle zengin bir şekilde dekore edilmiştir.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi

Üzerinde üç kompozisyon sahnesi tasvir edilmiştir. Merkezde: bir savaştaki 5 savaşçı temsil edilir. İkinci sahnede: geleceği tahmin eden falcılık ritüelindeki iki savaşçı tasvir ediliyor. Amforanın alt kısmında üçüncü sahnede: Silenus’un ve beşiğinde iki yılanı öldüren küçük Herakles’in figürleri görülür. Bu sahneler, muhtemelen Truva savaşından alınmıştır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Amazon başlı Rhyton:

Altın rhyton: Amazon’un düzgün, düzenlenmiş saçlarının üzerinde bir peçe ve boynunda bir kolye bulunur. Rhyton’un sapı, uçan bir sfenks figürüyle biter.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Panagyurishte Trak Hazinesi
Amazon Kafası;

Üzerinde miğfer olan bir Amazon kafası şeklindeki altın rhyton. Miğferin iki yanında uçan sfenkslerin kabartma figürleri bulunmaktadır.

Hazine: halen Ulusal Tarih Müzesinde sergilenmektedir.

Krasen Kalesi

İlçenin güneyinde, geç antik ve Orta çağ döneminde, askeri, idari ve ekonomik bir merkezdir.

 

PEŞTERA

Pazarcık merkeze 20 km uzaklıktadır. Filibe şehri ise 40 km uzaktadır.

Bulgaristan ülkesinin önemli bir sanayi merkezidir.

Özellikle: Bulgaristan ülkesinde şarap ve yüksek alkollü içki üretimi burada oldukça yaygın yapılmaktadır. Ülkenin en büyük üretici firması da burada kuruludur.

Buraya yolunuz düşerse, ayakkabı almanızı öneririm. Çünkü burada ayakkabı sektörü çok gelişmiştir.

 

STRELÇA

Pazarcık merkeze 43 km uzaklıktadır.

Buranın en büyük özelliği “gül yetiştiriciliği” dir.

Yetiştirilen güllerin çoğu, gül yağ üretiminde kullanılır. Yıllık 1.5 ton gül yağı üretimi yapılmaktadır.

Strelça Gül Festivali

Festival döneminde yöreye çok sayıda turist gelmektedir.

Trak kabilelerine ait höyükler

Yörede Trak kabilelerine ait 300 höyük bulunmaktadır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Batak

BATAK

Pazarcık merkeze 37 km uzaklıktadır.

Yöre: Batı Rodoplar’dadır. En alçak noktası olan 770 metre ve en yüksek zirve “Batashki Snezhnik” arasında kurulmuştur. Ormanlık bir bölgedir. Yörenin yüzde 90 bölümü ormanlarla kaplıdır.

Bulgaristan Pazardjik-Pazardzhik Batak

Batak: tarihi geçmişiyle tanınır.

Köy turizmi, dağ turizmi, av ve balıkçılık turizmi yaygındır. Belediye tarafından birkaç teleferik inşa edilmiştir.

BATAK GÖLÜ

Batak yakınlarındaki yapay göldür. Burada elektrik santralı ve kuş cenneti vardır. Avrupa Birliğinin “Natura 2000” korumalı ekolojik siteler ağının bir parçasıdır.

Sadece yaz aylarında değil, kışın da ziyaret etmek için oldukça güzel bir yerdir.

Göl kıyısında iki tane tatil köyü vardır. Bunlar: Tsigov Chark ve Saint Konstantin’dir.

Bölgenin en çok tercih edilen tatil bölgesidir.

Sofya şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

Filibe/Plovdin şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.