Mısır Genel

Mısır Genel

Evet, Mısır;  Mısır’ın ünlü antik tarihi, modern dünyanın ilgisini çekmektedir. MÖ. 3200 yıllarından sonra, Hıristiyanlığın ortaya çıkışına kadar, bu coğrafyada gelişen imparatorluk: dünyanın gelmiş geçmiş en büyük uygarlıklarından biriydi. Napolyon: 19’ncu yüzyılın başında: subaylarını, ülkeye keşfetmeye gönderdikten sonra, bu subaylar ülkelerine, yarı gömülü heykellerin ve sütunların çizimleriyle döndüler. Bunun üzerine: dünya, bu kadarı ile yetinmek istemedi.

Howard Carter

1922 yılında Tutankhamon’un tozlu mezarını incelerken; gördüklerini “muhteşem şeyler” olarak tanımlar. Firavunların ölçülmez servetlerine tanık olur. Kazıyı destekleyen Lord Carnarvon’un; birkaç ay sonra ani ölümü, halk arasında Firavunun mumyasının laneti olarak yorumlanır. Sonuçta: günümüzde, kitapevi rafları ve belgesel kanallarının programları, piramitlerin kökenleri ve amacı hakkında, sözde birçok bilimsel teoriyle doludur. Öyle görülüyor ki; Mısır’a duyulan merak ve ilgi hiçbir zaman azalmayacak.

Evet: coğrafi olarak, Aşağı ve Yukarı şeklinde tanımlanan Mısır’da ekonomi: turizm, Nil ve alüvyonlu topraklarda yetişen, dünyanın en kaliteli ve uzun elyaflı pamuğu ile tekstil ürünleri ihracatına dayanmaktadır.

Müslüman Kardeşler Örgütü’nün çeşitli zamanlarda:

Piramitlerde ve Şarm El Şeyh’te gerçekleştirdikleri bombalı saldırılar, turizm gelirlerini olarak olumsuz etkilese de, Uzak Doğulu turistler için Mısır, her zaman bir çekim merkezi olmuştur. Özellikle: turizmin olumsuz etkilendiği bu dönemde: Mısır hükümeti, aldığı bir kısım tedbirlerle, turizmi yeniden canlandırmayı başarmış. Hatırlarsanız, terörist saldırıları takiben, Mısır’a olan ilgili yine canlı tutabilmek için, Mısır Hükümeti, Antik Mısır dönemine ait bir çok yazılı eser çıkmasını, romanlar yazılmasını sağladı. Kleopatra’nın aşklarını ve diğer firavunların yaşamlarını anlatan romanlar, bir anda piyasada bayağı artmıştı.

Kahire; dünyanın en büyük zincirlerinin, beş yıldızlı otellerinin yoğun konaklama imkanlarına sahiptir. Ülkemiz yani Türkiye açısından durum ise, son birkaç yıldır her iki devletin üst düzey yetkililerinin resmi yakınlaşması nedeniyle, Mısır’a çok sayıda Türk turist gitmeye başlamıştır.

Nil boyunca:

Dünyanın en önemli üç medeniyetinden biri olarak tanımlanan: Eski Mısır tapınaklarını görebileceğiniz, Aswan’a kadar yapılan gemi turları var. Aswan Müzesinde: Yukarı Mısır medeniyetinin örneklerini ve günlük yaşamın sergilenmesini göreceksiniz.

Nil boyundaki bu gezide: ayrıca: dünyanın en büyük barajlarından biri olarak: Cemal Abdülnasır tarafından inşa ettirilen Aswan Barajının yapımı sırasında: yerinden taşınan “Büyük Tapınak” ı (Abu Simbel Tapınağı) görebilirsiniz.

Nil nehrinin iki kıyısında kurulmuş şehirlerde, geleneksel ürünlerin temin edilebileceği pazarlarda: özellikle dünyaca ünlü “Papirüs” bulabilirsiniz. Gize bölgesindeki dükkanlarda yüksek fiyatlardan; büyük indirim yapılarak satılan papirüsleri, Kahire içinde, Han el-Halil gibi çarşılarda, size önerilen son fiyatın dörtte biri fiyata satın alabilirsiniz.

Buraya gidenlere Mısır’ı sorarsanız: eğer tarihe merakı yoksa, size sadece: gürültü, toz, kalabalık, pislik, gerek yiyecek ve gerekse içecek açısından hijyen olmayan şartları ve en önemlisi satıcılar ve dilencilerin sizlere yaptıkları akıl almaz ölçüdeki aşırı bezginlik yaratan ısrarlı tavırlarını anlatacaktır.

Evet: bunlar yalan değil, gerçek, bunların hepsi gerçek. Ama: bunların yanında; başka bir gerçek daha var, birazcık tarihe ilginiz varsa, bu muhteşem yapıları gördüğünüzde etkilenmemeniz mümkün değil. Mutlaka gidin, mutlaka görün.

Mısır

ÜLKEYE GİRMEDEN ÖNCE, TÜRKİYE DE YAPMANIZ GEREKENLER:

1-Para durumunuzu belirleyin ve kredi kartınızı mutlaka yurt dışı kullanımına açtırın. Kredi kartı çok önemli çünkü tapınak, mabet ve müze gibi yerlerin girişlerindeki biletler sadece kredi kartı ile satılıyor, peşin para kesinlikle kabul etmiyorlar.

2-Paranızı (Dolar ve Euro) mutlaka Türkiye de bozdurun. Çünkü: Mısır da para bozdurma şansınız yok. Örneğin: Mısır da sokakta 5 dolarlık bir nesne satın aldınız, eğer yanınızda bozuk para yok ta, satıcıya 100 Dolar veya 50 Dolar verdiniz mi yandınız. Çünkü satıcı paranızın geri kalanını yani üstünü ödememek için size mutlaka başka mallar da satmak için aşırı ısrar edecektir, kabul etmezseniz, paranızın üstünü vermek için sizi uzun süre bekletecektir.

3-Mısır Lirası edinin. Mısır Lirası: demir paraları yok, kağıt paralar 5-10-20-50-100 lük banknotlar şeklindedir. Aralık 2025 tarihi itibarıyla: 1 Mısır Lirası= 1 Türk Lirasıdır. Mısır Lirası uluslararası geçerliliği olmayan bir para olduğu için, zor bulunur, sadece Sabiha Gökçen Havaalanındaki döviz bürolarında var, buradan bence Mısır da kalış süresine göre, 4000-5000 TL verip Mısır Lirası satın alın, bu döviz büroları dönüşte üstünüzde kalan Mısır Lirasını aldıklarını söylüyorlar.

Mısır Lirası nerede lazım olur? Örneğin: tuvalete girmeniz gerekti, Mısır Lirası verirsiniz. (Genelde 20 Mısır Lirası) Yanınızda yoksa Dolar veya Euro vermek durumunda kalırsınız. Veya 1 veya 2 şişe küçük su aldınız, yine Mısır Lirası verirseniz uygun fiyata gelir. Tercih sizin.

Bu arada, Mısır ülkesinde kurumsal satış yerleri (örneğin: Kahire Müzesi satış yeri, Müzede bulunan kafe ve restoranlar) Dolar ve Euro kabul etmezler, ya Mısır Lirası vereceksiniz ya da Kredi kartı kullanacaksınız.

4- Seyahat Sağlık Sigortası: Birçok kişi bu seyahat sağlık sigortasını ihmal ediyorlar. Mısır girişinde bana kimse seyahat sağlık sigortan varmı yokmu diye sormadı, ben yaptırdım, karar sizin.

5-Bavul ve bavullarınız için mutlaka küçük kilitler satın alın, yanınızda plastik şeffaf bant bulunsun. Kilitler bavulların açılıp içinden bir şeylerin çalınmaması için, şeffaf bant ise, bavullar yerlere atılır patlar, çatlarsa yapıştırmak içindir.

6-Kılık-Kıyafet: Mısır öncesinde özellikle bayanlar kılık-kıyafet konusunda tedirgin olurlar. Elbette cami vb ibadet yerlerine girmek isteyenleri dışarıda bırakırsam, Mısır ülkesinde turistlerin kılık-kıyafetine karışanı görmedim hatta birçok turist, tapınaklarda rahat kıyafetler ile geziyorlardı. Ayakkabı da önemli, sakın topuklu ayakkabı ile gelmeyin, tapınaklarda ve piramitlerde yürümek oldukça zor, düz, rahat ayakkabıları tercih edin, bir de elbette şapka ve yaz dönemi için güney kremi olmalı.

7-Mısır da, gerek otel odaları ve gerekse Cruise gemilerinde kış döneminde (Kasım-Aralık-Ocak-Şubat) odalarda klima olmasına rağmen, klimalar sadece soğuğa ayarlı, ısıtma ayarları yok, bu yüzden kesinlikle kalın pijamalar getirmelisiniz, akşamlar ve sabahın serinlikleri için ise, kalın üstler getirmelisiniz.

8-Mısır da sinek, sivrisinek, haşarat varmı? Ben Türkiye den giderken, yanıma sinek-sivrisinek ilacı aldım, Nil nehri malum, mutlaka sivri sinek olur diye, ama kaldığım 7 gün boyunca gerek otellerde ve gerekse gemide sinek-sivri sinek yoktu.

9-Paranızı ve pasaportunuzu iyi korumanız gerekir. Özellikle: bir satıcıdan bir şeyler satın aldığınızda, bir faytoncu veya taksici veya tekneci ile pazarlık yapıp anlaştınız, sonunda asla cüzdanınızdan para çıkarırken sizi görmesinler, özellikle bunu takip ederler, eğer fazla paranız olduğunu görürse, bahşiş bahşiş diye yırtınır ve anlaştığınız paradan daha fazla para ister veya para üstü vermek istemez.

Mısır

 

MISIR, ÜLKEYE GİRİŞ

VİZE-HAVA ALANI:

Evet, Mısır Türk vatandaşlarından yeşil pasaportu olmayanlara vize uyguluyor ancak vize vermek için sıkıntı yaratmıyorlar, kapı vizesi var, yani Mısır da herhangi bir hava alanına uçaktan indiğinizde, alanda bulunan Mısır Bankasına gidip 25 Dolar yatırdığınızda vizenizi hemen veriyorlar, yani “Kapıda vize” uygulaması var. Evet 25 Dolar ödediniz, vize pulunuzu aldınız, pasaportunuza yapıştırın.

Söylediğim gibi Yeşil Pasaportlulara vize yok.

Gelelim, biraz daha önceye, uçaktaki durumlara. Uçakta size bir karton belge dağıtılıyor, bu karton belgeyi doldurun ve hava alanında pasaport kontrol görevlisine vereceksiniz. Bu karton belgede neler yazılı: adınız, soyadınız, pasaport numarası, pasaport geçerlilik tarihi ve Mısır da hangi şehirde kalacaksınız. Bu sorunun cevabı olarak, sadece şehir adı yazmanız yeterli, Avrupa girişi gibi ayrıntılı kalma yeri adresi istemiyorlar.

Evet havaalanından devam edelim. Yeşil pasaportlular pasaport giriş damgası için kuyruğa girdiler, normal pasaportlular vize pulu aldıktan sonra onlar da aynı kuyruğa girerler.

Pasaport kontrol görevlisine pasaportunuz ile birlikte uçakta size verilen ve doldurduğunuz karton formu teslim edersiniz. Görevli polis, pasaportunuzu onaylar ve ülkeye girişiniz sağlanır.

Mısır

Pasaport kontrolünden geçtiniz, 10 adım sonra, başka bir görevli tekrar pasaport kontrolü yapıyor, şaşırıyorsunuz hangi biraz önce olmuştu diye, derdinizi anlatacak kimse yok, yine pasaportunuzu görevliye çıkarıp gösteriyorsunuz.

Sonra; bavulları bekliyoruz, hani Mısır da çok bavul kaybı oluyor deniyor ya, bavullarınızı dört gözle bekliyorsunuz, derken bavullar geliyor, bavullarınızı kontrol edin, açılmış mı, açıldığını düşünürseniz, içindeki eşyalarınızı kontrol edin, çünkü Mısır gümrüklerinde eşya kaybolması nadir vukuat değil, sık olan bir durum.

Evet, bavulları aldınız, sonra x ray cihazlarının bulunduğu bölüme yönlendirildiniz, bavulları kontrol edecekler, bir bakıyorsunuz, kadın-erkek ayrı sıralara yönlendiriliyorsunuz.

İnanılmaz, bugüne kadar 5 kıta 65 ülke gezdim, böyle bir uygulama görmedim. Neyse kadın erkek ayrı sıralara girdiniz, cihazdan bavullarınız geçiyor, bu arada siz de üst baş kontrolüne tabi tutuluyorsunuz, burada yine bir ilginç olay, üzerinizdeki tüm metal eşyalarla birlikte, ayakkabılarınızı da çıkartıp, cihazdan geçmesi için bir sepete koyuyorlar. Hatta üzerinizde hani boyun cüzdanı varsa, onu da çıkarın yoksa, dedektörden geçerken öterse, ayrı bir bölüme alıp üstünüzü tamamen çıkarttırıyorlar.

Sonra: cihazdan geçen bavullarınızın başına gelin, mutlaka bir şekilde bavullarınızı açmanız için masalara yönlendiriyorlar, bu masalarda gümrük görevlileri başlıyorlar bavulları karıştırmaya, bu arada gözünüzü dört açın, mutlaka bir karışıklık esnasında bavulunuzdan bir şeylerin kaybolması mümkün, benin girişte değil, Mısır dan çıkışta, bavuldaki hayati öneme haiz ilaçlarım çalındı, bir de hani sandviç yapar yeriz belki diye aldığım, 250 gramlık eski kaşar peyniri gözümün önünde çalındı, itiraz şansın yok, şikayet şansın hiç yok, çünkü şikayet mercii yok.

Neyse, burayı da geçtiniz, yine 10 adım sonra, bir görevli, tekrar pasaport kontrolü var. Arkadaşlar burada benim kafama takılan bir soru var? Mısırlı görevliler bu saçma sapan uygulamaları Türk olduğumuz için bize mi yaptılar bilmiyorum. Yoksa bu tür uygulamaları, İspanyol, İngiliz veya Fransızlara veya Çinlilere de yaptıklarını, yapabildiklerini sanmıyorum. Çünkü muhtemelen adamlar bir daha bu ülkeye ayak basmamaya yemin ederler.

Bu kontrolden sonra havaalanı free shop mağazaları var, bence hiç zaman ayırmayın, sigara, parfüm ve içkiler oldukça pahalı.

Yanınızda Mısır Lirası getirmesiyseniz, havaalanında bulunan Bankamatik makinası ile biraz Mısır Lirası almanızı öneririm, biraz sonra bu konuyu daha ayrıntılı anlatacağım.

Ayrıca yine Havaalanında, bir e-sim yani cep telefonu hattı satan dükkan gördüm, ama sayın rehberimiz havaalanında oyalanacak vakit yok araçlar bekliyor cep telefonu işini Türkiye de halledin dediği için, buradan hızla uzaklaşıyoruz, halbuki buradan satın almak kesinlikle daha ekonomik olur diye düşünüyorum. Benim Türkiye de kullandığım cep telefonu hattı, Mısır da birçok yerde çekmedi. Mısır ın kendi cep tel hattını kullanmak daha mantıklı ve daha ucuz.

Mısır

 

DÖVİZ SINIRLAMASI

Ülkeye girerken, bana kimse yanında ne kadar para var diye sormadı. O yüzden bu konuda başka bir şey söylemeyeceğim.

Mısır

HAVAALANI

Eyer tur gurubu ile gittiyseniz zaten araç sizi kapıda bekliyor olacaktır. Hayır ise, yine kapıda birçok taksi şöförü bekliyor ve bunlarla sıkı bir pazarlık yaparak istediğiniz yere gidebilirsiniz. Pazarlıkta taktik, gideceğiniz yeri söyledikten sonra şöförün size yapacağı teklifin beşte birini ona karşı teklif olarak sunmanızdır, uzun uğraşlar sonucu beşte iki ücrete mutlaka istediğiniz yere gidebilirsiniz. Bu da olmazsa telefonunuza yükseleceğiniz Uber programı ile taksi çağırabilirsiniz.

Bir de, elbette bu şehirdeki akıl almaz berbat trafik var. Bu sizi olumsuz etkilemesin. Uçağınız, saat: 08.00-10.00 arasında kalkacaksa Kahire’den havaalanına gitmek için en az 2 saat zaman ayırın, trafik berbat yoğun. İskenderiye, Assuan, Hurgada, Luksor ve Şanüş-Şeyh’de de havaalanları var. Kahire’den kalkan yurt içi uçuşların yanı sıra, Batı Avrupa’dan uluslar arası charter seferleri için de bu havaalanları kullanılıyor.

Mısır

PARA VE KREDİ KARTI

Mısır Lirasının (Paund) işareti “LE” dir. Demir paraları yok, kağıt banknotlar: 5-10-20-50-100’lük banknotları var. Mısır ülkesinde Dolar ve Euro her yerde geçerli paradır ama bence yanınıza bir miktar Mısır Lirası almanızı öneririm. Yoksa sorunlar yaşarsınız.

Ne gibi sorunlar? Örneğin alışverişlerde birçok ürünü, sokak satıcılarından veya derme-çatma dükkanlardan 1, 2, 5, 10 dolara satın alacaksınız. (10 dolar Mısır da büyük paradır, nadir harcanır) Satıcıya 50 veya 100 Dolar verirseniz, satıcı paranın üstünü vermemek için size dükkanından başka ürünler satmak için çırpınır durur, kabul etmezseniz, paranın üstünü almak için mutlaka uzunca bir  süre sizi bekletir.

Bu yüzden: yanınızda mutlaka bozuk para bulundurun. Mısır da para (Dolar-Euro) asla bozduramazsınız, tek kaynak bankalardır, ama bankalar aşırı kalabalıktır.

Hani Mısır Lirası alın dedim ya, tapınak, müze gibi yerlere girerken asla nakit para kabul etmezler, yukarıda açıkladığım gibi sadece kredi kartı kabul ederler.

Mısır

ALIŞVERİŞ

Alışverişte, cüzdanınızda para çıkarırken, asla satıcının önünde para çıkarmayın, arkanızı dönün ve kontrollü olarak cüzdandan para çıkarın.

Aksi halde, satıcı sizde çok para bulunduğunu öğrenirse, ısrarlarını sürdürür, fiyatı yükseltir, başka bir şeyler daha satmak için sizi perişan edene kadar uğraşır.

Öte yandan: o kadar çok satıcı göreceksiniz ki, küçük çocuklar ellerinde küçük objeleri satmak için uğraşırlar, büyükler özellikle tekstil ürünleri (masa örtüsü, erkek ve bayan için tişörtler vb) satmak için uğraşırlar. Hatta en keyifli ve ilginç alışveriş: Cruise gemisiyle giderken, gemiye tekneyle yanaşan satıcıların yaptıkları alışveriştir. Ürünlerini naylon poşetlere koyarak teknenin üzerindeki alıcılara hızla atarlar, alıcı malı kabul ederse, naylon torbaya parasını koyar ve aşağıya atar. Adamlar Nil nehri üzerinde bu konuda tam uzman olmuşlar. Ama unutmayın burada da pazarlık önemli.

 

Mısır

BAHŞİŞ:

Bence Mısır ülkesindeki en büyük sıkıntı bu bahşiş konusudur. Ülkeye girmeden bu konuda mutlaka bilgi sahibi ve tedbirli olmanız gerekir. Mısır da belki en çok duyacağınız ve bezeceğiniz kelime bu bahşiş kelimesidir. Hatta o kadar çok yaygındır ki, sizi bıktırana kadar, en ufak bir yardım yaptıklarında mutlaka ısrarla bahşiş isterler.

Faytoncu ile anlaşırsınız, inerken anlaştığınız parayı vereceksiniz, adam atı için bahşiş ister. Otelde gülümsediğiniz garson, bahşiş ister. Deveci, sandal kullanıcısı bahşiş ister. Taksi şöförü, anlaştığınız parayı ödersiniz, ilave bahşiş ister. Tapınaklara bilet alıp girersiniz, içeride yöresel kıyafetle dolaşan adamlar görürsünüz, bunlar resmini çeker bahşiş ister, sizi inanılmaz şekilde tapınakta ziyarete kapalı yerlere götürür, bahşiş isterler.

Peki çare? Arkadaşlar bu bahşiş isteyen kişilerden kurtulmak için asla gülümsemeyin, asla göz teması kurmayın, asla bir şeyler söylemeyin, yoksa kurtulamazsınız, size asla temas etmez ama önünüzde durur, sözle taciz eder. Hatta İngilizce “No no , go go go” deseniz bile gitmez, halbuki tüm hepsi bu basit kelimelerin anlamını gayet iyi bilir, ama dedim ya, bıktırana kadar sözlü taciz sürer. Asla: bağırıp çağırmayın, asla adam veya çocukla fiziksel temas etmeyin, kolunu tutmayın, çekmeyin, itmeyin, yoksa başınız derde girer. Sabırla gitmesini bekleyin, bir noktada mutlaka ayrılıp gidiyorlar.

Bu arada bir konuya değinmek istiyorum. Sanırım Mısır devleti, turizmden elde ettiği gelirlerin sıkıntıya girmemesi için, halkı turistlere asla dokunmamaları konusunda bilinçlendirmiş ve sanırım turistlere dokunanlara büyük cezalar var. Dediğim gibi her türlü sözlü taciz var ama temas yok.

Son bir not, bahşişi Mısır Lirası verirsiniz, surat asarlar, Dolar-Euro isterler.

Mısır

SERVİS BEDELİ:

Mısır’a tur operatörü ile giderseniz, sizden servis bedeli olarak Mısır girişinde para talep ederler. (Örneğin: 25 Dolar) Bu ne parası derseniz, tur belgelerinde ücrete dahil olmayan hizmetler bölümünde yazılı olduğunu söylerler. Bakarsınız, yazılı ama miktar yazılı değil. Bu miktar turu satın aldıktan sonra, tur görevlisi tarafından belirlenir.

Peki bu ne ücretidir. Görevlinin söylediklerine göre, Mısır da kalacağınız otel veya gemideki çalışanlara ve yerel rehbere, önceden bahşiş adı altında para veriliyormuş, bu toplanan para onlara dağıtılmak üzere toplanıyormuş. Tabii içinizden gelmese de bu parayı vermek zorunda kalıyorsunuz. Çünkü tur görevlisi, bu parayı vermezsek, otele varışta oda anahtarlarını vermediler vs gibi hikayeler anlatır. Böyle bir şey olabileceğine elbette inanmıyorsunuz ama Mısır ı görünce başınıza böyle bir şey gelmesinin mümkün olabileceğine inanıyorsunuz, çünkü derdinizi anlatabileceğiniz, şikayette bulunabileceğiniz bir merci yok, en basiti dil problemi yaşarsınız.

Son bir not: Mısır ülkesinde inanın 1-5-10 Dolar bahşiş veya servis ücreti çok çok büyük paralardır. Sizden toplanan parayı düşünün.

Mısır

İKLİM:

Mısır a gideceklerin en büyük merakı, acaba orada havalar nasıl? Evet, Mısır a gitmek için en uygun zamanlar: Ekim, Kasım, Nisan ve Mayıs aylarıdır. Genellikle yaz aylarında hava sıcaklıkları 40 derece civarında seyreder. Güneşin yakıcılığından kaçınmak için, gezi programınızı yaz dönemlerinde kesinlikle sabah erken veya akşam geç saatlere ayarlamanızı öneririm. Kış döneminde, günlük sıcaklıklar, gündüz 20-22 derece civarındadır. Ancak akşamları ve sabahın ilk saatleri soğuktur. Özellikle: gece yatarken, otel odaları ve Cruise gemi kamaralarındaki klimalar sadece soğuk ayarlı olduğundan, ısınamazsınız, ısıtıcı yoktur, bu yüzden kalın pijamalar almalısınız. Yine geceleri üşümemek için kalın bir giysi mutlaka bulundurun.

Mısır

CEP TELEFONU KULLANIMI-Wİ Fİ :

Mısır da cep telefonu kullanmak isterseniz,

Birinci yol: Türkiye’den ayrılmadan önce kendi cep tel operatörünüz ile görüşmeniz ve Mısır için yurt dışı hazır paketi satın almanızdır. Örneğin: ben kendi operatörümden, yurt dışında geçerli 3 gb internet (yeterli geliyor) ve 200 dakika konuşma paketi satın aldım, 1200 TL idi.

Diğer operatörlerde daha uygun fiyatlı paketler var. Ancak böyle bir hat satın aldığınızda, telefonunuzdaki “uluslararası dolaşıma” açmayı unutmayın, eğer hattınız yine de açılmaz ise, telefonla Türkiye deki operatörünüzü aramanız gerekir.

Oteller ve Cruise gemilerinde wifi hattı yok, daha doğrusu arızalı diyorlar, zaten olsa da ücretliymiş. Bu yüzden, mutlaka cep telefonu hattınızı bir şekilde (Mısır girişinde havaalanında e-sim mağazası vardı ama sayın görevli, zamanımız yok, orada bekleyemeyiz dediği için, Türkiye den halletmek zorunda kaldık) halletmeniz gerekir. Şunu da söylemem gerek, bizim operatörler, Mısır da çok sağlıklı çalışmıyorlar, hat çekmeyen birçok bölgeye rastladım ve telefonu kullanamadım.

Mısır

DİL:

Mısır da yerel ve resmi dil Arapçadır. Ama tapınakların bulunduğu yerlerde taksiciler, faytoncular, deve sürücüleri, satıcılar, sokakta ayak üstü satış yapanlar, tekne kullananlar inanın hepsi çat-pat İngilizce konuşurlar. Özellikle nereli olduğunuzu sorarlar, TÜRKİYE deyince, ilk tepkileri YAVAŞ YAVAŞ, HASAN ŞAŞ derler, böylece yakınlık kurup size ürünlerini satmaya, hatta yüksek fiyattan satmaya çalışırlar.

En sevdikleri kelime, “BAHŞİŞ” ve 1 Dolar, 1 Dolar, 1 Dolar kelimesidir. Yani: Türkleri severler ama parayı daha çok severler. Malum: Arap kelimesini tersten okuyun “Para” demektir.

Mısır

TUVALET:

Mısır da tuvalet var mı, temiz mi, bu soru da çok sorulur.

Ben Mısır da bulunduğu 7 gün boyunca (otel ve gemi tuvaletleri hariç) sokaklarda birçok yerde tuvalet bulunduğunu gördüm. Özellikle turistik yerlerde tuvaletler vardı, ama bu tuvaletlerin kapısında bir adam oturur, sizden para ister (genellikle 20 Mısır Lirası verebilirsiniz) ve karşılığında fiş filan beklemeyin, tuvaleti kullanın ve çıkın gezmeye devam edin. Yanınızda Mısır Lirası yoksa, elbette Dolar-Euro verirseniz, adamı çok mutlu edersiniz. Tercih sizin.

Peki tuvalet temiz mi, elbette değil, Mısır da oteller ve gemiler dışında her yer kirli ve pis. Bunu unutmamak gerek. Kahire de bir kafenin tuvaletine girmek istedik, adam bekleyin dedi, tuvalete girdi ve inanın 15 dakika temizledi, sonra hadi şimdi girin dedir. İşte durum bu.

Son bir not, gezerken restoran veya kafelerin tuvaletine girmek isterseniz, mutlaka para isterler, sonuçta tuvaleti kullanırsanız, para vermeniz şart.

Mısır

TEMİZLİK:

Mısır da gezerken, 7 günlük süre boyunca asla büyük çöp konteyneri görmedim. Çöpler genellikle sağa-sola atılmıştı. Daha ayrıntıya girmek istemiyorum, hijyen çok sıkı değil, hatta hiç yok.

Yanınızda dezenfektan bulundurmanız işe yarayabilir, en azından paraları tutuyorsunuz, onlardan her türlü bakteri ve mikrop geçme olasılığı yüksek. Bu arada eğer maske takarsanız, garip garip bakan tipler görebilirsiniz.

Mısır

 

OTEL ODALARI-CRUİSE GEMİLERİ  KAMARALARI;

Mısır da kaldığım 7 gün boyunca, iki otelde (biri 4 yıldızlı, biri 5 yıldızlı) kaldım ayrıca Cruise gemisinde 4 gün kaldım. Odalar gayet temizdi, odalarda lavabo, klozetli tuvalet ve banyo bölümleri var. Banyoda kişilere göre bir büyük, bir küçük havlu var. Duş şampuanı ve saç kremi var, el yıkama sabunu var.

Büyük otellerin oda ve restoranlarında tuvaletler temizdir, tuvalet kağıdı bulunur. Ancak otellerin ve Cruise gemilerinin yatak takımlarının her farklı yolcuda değiştirilmediği, ütülenmediği konusunda çok sık yorum alabilirsiniz. Ben yanımda yastık kılıfı ve çarşaf götürdüm. Ama inanın kaldığım 2 otel ve gemide yatak takımları kirli değildi, bilemem belki temiz veya kirli yatak takımları tamamen tesadüflere göre değişmektedir.

Otel odaları ve Curuise gemilerindeki kamaralarda, klimalar var ama bu klimalar sadece soğuk için ayarlanmış, sıcak ayarları yok, yani buraya kış döneminde giderseniz, mutlaka özellikle gece yatarken kalın pijamalar almayı sakın unutmayın, ayrıca akşamları ve sabahın erken saatlerinde de hava serin oluyor.

Elektrik tesisatı iki girişli, İngiliz tipi 3 girişli değil, 220 Volt. İlginç olan, Mısır da kaldığım süre boyunca hiç elektrik kesintisine rastlamadım.

Mısır

YEMEKLER-İÇECEKLER:

Hemen en başta belirtmek istediğim bir husus var. Oteller ve gemide restoranlarda asla ne aldın, ne kadar aldın diye tabağına bakan kimse yok. Hatta, mekan dışına bir şeyler çıkarmak istenseniz, aleni olmamak şartıyla kimse bir şey söylemiyor.

Yukarıda da sözünü ettiğim gibi, Otellerde ve Cruise gemide kaldım. Oteller ve gemide kahvaltı ve yemekler açık büfedir. Hani söylendiği gibi, yani kötü senaryolarda belirtildiği gibi, yemekler oteller ve gemide asla aşırı baharatlı ve aşırı acı, sarımsaklı değildir.

Yemekler tamamen bizim damak tadımıza uygundur.

Kahvaltıda: açık büfedir, birçok ürün bulunur (Örneğin: 3-4 çeşit kaşar peyniri, beyaz peynir, yumurta, omlet, çörekler, kekler, meyveli yoğurtlar, zeytin, reçeller, ballar, tereyağı vs. ) İçecek olarak çay ve kahve makinası var, kahve çeşitleri tercih edebilirsiniz.

Öğle ve Akşam yemekleri: Yine açık büfedir. Yine damak tadımıza uygun yemekler var. Öyle ki yemeklerde aşırı tuz bile olmuyor. Önce bir ekmek reyonu bulunur ki, mutlaka 4-5 çeşit değişik lezzetlerde ekmekler vardır.

Her öğünde önce bir veya iki çeşit çorba (tanıdık mercimek çorbası gibi) sonra 6-7 çeşit sıcak yemek (her öğünde mutlaka pirinç pilavı ve patates kızartma olur) bulunur. Genellikle her öğünde mutlaka: kırmızı et, beyaz et ve balık bulunur. Hatta bir öğünde “suşi” çıktı. Sonrasında yemeklerden sonra tatlı reyonu var. Mutlaka 6-7 çeşit pasta türü ve 3-4 çeşit şekerli tatlılar bulunur. Sonrasında meyve reyonu var. Burada da en az 5-6 çeşit meyve bulunur. (Sanırım benim bulunduğu sezonda bol bulunan meyveler: kavun, çilek, taze hurma vs.)

Evet: içecek olarak gerek otel ve gerekse gemi restoranlarında tüm içecekler ilave ücrete tabidir. Örneğin: 1 kutu kola 150 Mısır Lirası.

Peki şehirde, dışarıda ne yenir ne içilir? Tek kelime, asla hiçbir şey yenmez, hiçbir şey içilmez arkadaşlar. Yanınızda mutlaka bir bisküvi benzeri atıştırmalık ve küçük bir şişe su bulundurun. Su kapalı olarak satılıyor zor durumda satın alabilirsiniz ama yemek asla önermem. Tek önerim: büyük zincir marketlerin ürünlerinin (hamburger) satış yerleri var, bunları deneyebilirsiniz, ben denedim sorun yok.

Mısır

MISIR DA ULAŞIM ŞEKİLLERİ:

TAKSİ:

Genellikle büyük şehirlerde (Kahire gibi) Uber üzerinden taksi çağırmak en mantıklısı ve uygun fiyatlısıdır.

Ancak özellikle tapınakların bulunduğu küçük şehirlerde, taksi tutabilirsiniz. Ancak sıkı bir pazarlık yapmanız şart. Size şöyle bir örnek vereyim: Luksor şehrinde bir taksi tuttum, pazarlık şu şekildeydi, Luksor şehir merkezinden, Nil nehrinin karşı kıyısına geç, orada Krallar vadisine uğra, 2 saat bekle, sonra Hatshepsut Tapınağına git, orada 2 saat bekle, sonra Memnon heykellerini git, orada yarım saat bekle, sonra beni Luksor şehrinde aldığın yere geri getir, evet arkadaşlar bu pazarlık sadece 20 dolardır.

Ama sizden önce, elbette bu iş için 40 hatta 50 dolar ister. Pazarlık gücünüzü konuşturun çünkü zaten insanlar fakir, insanlar muhtemelen zor geçiniyorlar ve paraya ihtiyaçları var, sonuçta sizin dediğinizi kabul ediyorlar. Bu arada, taksicilerin çoğu, İngilizce biliyor.

Mısır

FAYTON:

Kahire hariç diğer küçük şehirlerde çok miktarda fayton var ve turistler için ana ulaşım aracı olarak kullanılıyor. Piramitlerde bile fayton var, piramit bölgesinde gezi için, tam bir turist kazığı 30 Dolar istiyorlar.

Evet devam edelim. Turist olarak bir yola, kaldırıma çıktığınızda, çevrenizi hemen yöresel kıyafetler giymiş, birçok faytoncunun sardığını görürsünüz, yine klasik sözle tacizler başlar. İngilizce den çat pat anlarlar. Siz gitmek istediğiniz yeri söylersiniz, örneğin: şehir turu yapalım dersiniz, o hemen 15-20 dolar der, sonunda uğraşın, 5 dolara, hatta 4 dolara razı olacaktır. Dediğim gibi paraya ihtiyaçları var, birkaç Dolar onlar için büyük para.

Neyse faytona binersiniz, ne demiştiniz, şehir turu, hayır faytoncu sizi hemen kendi önceden anlaştığı mekanlara götürür. Bunların başında: mutlaka bir Papirüs satan yer ve yine mutlaka bir baharatçı olacaktır. Eğer buralardan alışveriş yapmazsanız, suratını asar ve en kısa yoldan otele yakın bir yerde sizi indirir. Buyurun bu adamı şikayet edin, anlaşmaya uymadı kime şikayet edeceksiniz, yetkili merci, polis filan yok.

Herhangi bir turistik yere (Örneğin: Luksor ve Karnak Tapınağı) gitmek istediniz, faytoncu ile anlaşabilirsiniz, önce Luksor Tapınağı, orada 2 saat beklersin, sonra Karnak Tapınağı orada da 2 saat beklersin, sonra beni aldığın yere bırakırsın) inanın bu turun maliyeti yani vermeniz gereken ücret en fazla 5 dolardır.

 

TEKNE:

Nil nehri üzerinde birçok kiralık tekneler bulunmaktadır. Bunların kullanıcıları, zaten kıyı şeridine gittiğinizde, hemen çevrenizde biterler ve başlarla önerilerini hızlı ve sıkıcı bir şekilde söylemeye ve ikna etmeye çalışmaya.

Bu teknelerle Nil nehrinde gezinti yapabilirsiniz. Ben, tekne ile Nübye köyüne gitmeyi denedim. Tekneciyle gidiş orada 3 saat kalış ve aynı yere geri  dönüş için kişi başı (6 kişi) 3 dolardan anlaştım ve gayet güzel bir tur oldu. Ama şunu özellikle belirtmek isterim ki, bu teknelerin hiç birinde en ufak bir güvenlik önlemi yok, cankurtaran simidi yok, yani en ufak bir tehlike durumunda ne olacağını düşünmek bile istemiyorum, çünkü Nil nehri akıntısı hızı yüksek bir nehir, ayrıca bolca girdap var. Tercih sizin.

Mısır

FOTOĞRAF VE VİDEO ÇEKİMİ

Mısır da tarihi ve turistik yerlerde, tapınaklarda, piramitler bölgesinde yürüme yolları oldukça engebelidir. Yani düz yolda yürümeyeceksiniz, bu arada resim veya video çekmeye çalışırsanız, muhtemelen düşme tehlikesi yaşamanız kaçınılmazdır. Bu yüzden, fotoğraf ve video çekerken dikkatli olmanızı öneririm. Bir de Mısırlılara ve özellikle kadınlara doğrudan fotoğraf çekmek için fotoğraf makinanızı veya cep telefonunuzu yöneltmeyin, bundan rahatsız oluyorlar.

 

SUÇ VE GÜVENLİK:

Mısır ülkesinde kaldığım 7 günlük süre boyunca, çarşı ve alışveriş yerlerinde ve sokaklarda polis görmedim, sadece bazı yerlerde konuşlandırılmış askerler vardı.

Mısır güvenlik güçleri, zor durumdaki turistlere yardımdan çok, sanırım terör saldırılarına karşı önlem almakla meşguller.

Mısır da kaldığım 7 günlük sürede, ne kendim ne de çevremdeki gurupta hırsızlıkla karşılaşan olmadı. (gümrükler hariç) Dolayısıyla polisle veya emniyet yetkilileriyle işimiz olmadı, olsa ne olurdu bilmiyorum, bu konuda çok iyimser olduğum söylenemez.

Size tavsiyem, sakın polis ve askerlere müdahale etmeyin, sesinizi yükseltmeyin. Dediğim gibi teröre karşı aşırı dikkatli ve tedbirliler.

Luksor-Kahire arasındaki karayolu yolculuğu boyunca, tur otobüslerine polis-asker araçlarının refakat ettiğini duydum.

 

Mısır ülkesinin tarihi hakkındaki yazım için.

 

 

Mısır ülkesinde ne yenir, ne içilir hakkındaki yazım için.

Mısır ülkesinde alışveriş, ne satın alınır yazım için.

Mısır ülkesinde, eğlence yazım için.

Mısır ülkesi gezi planı yazım için.

Kırklareli Vize

Kırklareli Vize

Padişahlar yolu üzerinde, İstanbul-Viyana yolu üzerindeki bir yerleşim yeri. Tarih boyunca önemini hiç kaybetmemiştir. Çünkü, burayı geçen İstanbul’a varır. Bir de, Kıyıköy. İstanbul’un hemen dibinde, bir doğa cenneti.

Kırklareli Vize

ULAŞIM

Vize, il merkezi olan Kırklareli’ne: 56 km. uzaklıktadır. Vize-Pınarhisar arasındaki uzaklık: 23 km. Vize-Saray arasındaki uzaklık: 20 km. Vize-Çerkezköy arasındaki uzaklık: 40 km. Vize-İstanbul arasındaki uzaklık; 140 km. dir. Yani: 1.5 saatlik bir uzaklık.

Kırklareli Vize

TARİHİ

Yöre: MS.46 yılında Roma’ya bağlanarak bir eyalet olur. 338 yılına gelindiğinde ise, bölgede, Bizans hakimiyeti görülür. Bu dönemde, ilk kez “Vize” ismi kullanılmıştır. Daha sonra kullanılan isimler: Bizye, Bizya, Bida, Biza, Vissa, Vizilli. Bizye ismi: Trak krallarından Byzas ismine izafeten verilmiştir.

Yunan mitolojisinde ise, bu isim: Byzia olarak yani kaynak perisi olarak da geçer. Zaten, bu yörede kaynak suları çok bol ve İstanbul’a kadar yapılan su yolları, bunun en büyük kanıtıdır. Geç Roma döneminde, Vize-İstanbul arasındaki bu 242 km.lik yol boyunca, dünyanın en büyük su yolu yapılmıştır.

Özellikle, Roma döneminde, yani 46 yılında, yöre, bir Roma Eyalet Merkezi olarak önem kazanır. Daha sonra, yani Roma döneminin hemen ardından ise, Hıristiyanlığın başlamasıyla, bu kez piskoposluk merkezi olur. Bizans döneminde de yöre önemini kaybetmemiştir.

Çünkü, Vize’yi geçen, kendisini İstanbul’da buluyordu. Bu yüzden, yöreye ve İstanbul’a hakim olmak durumunda olanlar, Vize ve yöresine sürekli yatırımlar yapmışlardır.

1363 yılına gelindiğinde, Osmanlılar bölgeyi ele geçirirler.

Kırklareli Vize

GENEL

İlçe merkezi: Yıldız dağlarının güneye bakan ve alçalarak Ergene ovasına inen etekleri üzerinde kurulmuştur. Denizden yükseklik: 180 metredir. En yüksek nokta ise, 881 metre yüksekliğindeki, Kaynak Tepedir.

İlçenin Karadeniz kıyısındaki bölümleri ise: küçük koylar ve burunlar halindedir. Kıyı: yer yer düz ve falezli bir yapı gösterir. Şiddetli dalgalar, kıyıların altını sürekli oyarak, falezlerin oluşmasına sebep olmuştur. Kıyı boyunca başlıca plaj bölgeleri ise: Kıyıköy, Panayır İskelesi, Selves koylarıdır.

Vize yöresinde: karasal iklim hakimdir ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kışlar soğuk geçer. Ancak, yaz aylarında sıcaklık ortalaması 20 derecenin altına düşmez. Kışın ise, sıcaklık bolca sıfır derecenin altına düşmektedir.

İlçe halkı geçimini: tarım ve ormancılık ile sağlamaktadırlar.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Vize yöresinde: merkezde elbette yemek yenebilecek güzel yerler var ama, doğal ortamda kahvaltı ve alabalık için: Pazarlı köyü yöresine, et yemeklerini tatmak için Sergen beldesine ve balık yemek için ise, istisnasız Kıyıköy beldesine gitmenizi öneririm.

GEZİLECEK YERLER

KÜÇÜK AYASOFYA KİLİSESİ

Daha önce, burada bir Dionysos mabedi olduğu ve bunun üzerine, 6’ncı yüzyılda, Bizans imparatoru Justinyen döneminde, bu kilisenin yaptırıldığı düşünülmektedir. Yapıldığı dönemde, içinin firekslerle bezeli olduğu düşünülüyor. Dini önem açısından ise: Hıristiyanlık dini içinde, azizelik mertebesinde olan Azize Maria’nın mezarının burada bulunduğu düşünülmektedir.

Yapı: Osmanlı döneminde, Gazi Süleyman paşa tarafından camiye dönüştürülmüştür. Bunu yadırgamamak lazım. Çünkü: Avrupa’daki birçok cami de, günümüzde kilise olarak kullanılıyor. Hatta: Atina şehrinde, Yunanistan’ın başkentinde: günümüze kadar ayakta kalabilen, sadece iki cami yapısı var ve bunlar bugün kullanıma açık değil.

Çünkü: resmi makamlar buna izin vermiyorlar.  Peki, ya İstanbul’da? İstanbul’da yaşayan veya gezmeye gelmiş bir Yunanlı nasıl ibadet yapabilir? Fener semtinde, koca bir Rum Patrikhanesi ve birçok kilise bulunduğu aşikar. Neyse, biz yine tarihe devam edelim. Söylediğim gibi, cami olarak uzunca bir süre kullanılan yapı, 1997 yılında temizlenmiş ve bakımı yapılmıştır.

Kırklareli Vize Kale

KALE

Akropol bölgesinde surlarla desteklenmiş, Roma dönemi yapısıdır. Surlar: tepenin eteklerine kadar uzanmaktadır. Yani: tepeyi tam olarak sarmaktadırlar. Roma döneminde yapılan bu surlar, daha sonra Bizanslılar tarafından onarılmıştır.

Kale: iç ve dış kale olmak üzere, iki bölümden oluşmaktadır. Ancak, surlara ait bu taşların büyük kısmı, özellikle 19’ncu yüzyılın başlarında talan edilerek, başka inşaatlarda kullanılmıştır. Akropol bölgesinin en üst kısmında, bir kemer açıklığı, bu surlara bir geçiş noktası bırakmaktadır.

Kırklareli Vize Panayır İskelesi

PANAYIR İSKELESİ

Panayır iskelesi: ilçe merkezine 47 km. uzaklıkta, Kışlacık köyü sınırlarındadır. İğneada ve Kıyıköy arasındadır.

Buradaki plajlar: yaklaşık 200 metre uzunluğunda ve 20 metre genişliğindedir. Deniz ise: ince kumlu ve yer yer kayalık yapıdadır. Plajın hemen arkasında ise, ormanlık alan var.

Buraya yazın giderseniz, denize girebilir, kamp yapabilirsiniz. Kışın giderseniz, Karadeniz’in o çılgın dalgalarının karaya hızla vuruşunu ve sert  poyrazın dondurucu soğuğunu hissedebilirsiniz.

SELVES KOYU

Öncelikle Selves koyuna ulaşabilmek için yapmanız gerekenlerden söz etmek istiyorum. İlk olarak: Kıyıköy plajından sonra, bir dere kıyısında ilerleyerek, yüksekliği 50 metre civarında olan bir tepeyi aşıyorsunuz ve Selves plajına ulaşıyorsunuz.

Veya, Kıyıköy yöresinden: Vize istikametine 200 metre gidiyorsunuz ve sağ yönde, bir yokuş inerseniz Selves koyuna varabiliyorsunuz. Kısacası: buraya aracınız ile ulaşmanız mümkün değil, toprak yolları yürüyerek gitmeniz gerekiyor. Yani, gitmeden önce, ulaşımın zor olduğunu peşinen kabullenmeniz gerekiyor.

Selves plajı: uzunluğu yaklaşık 2 km. civarındadır. Ormanla iç içe olması buranın tam bir cennet görünümünü yaratmış. Burada: orman içinde çadır kuranlar var. Ama, bu çadır kurma meraklıları için de şunu söylemem lazım, hiçbir alt yapı yok. Yani, her türlü ihtiyacınızı, Kıyıköye gidip karşılamak durumundasınız.

Zaten, her yerde olduğu gibi, bu olanaksızlıklar yüzünden, Selves koyu bakir kalmış. Ancak, ne kadar bakir kalırsa kalsın, deniz yine deniz. Karadeniz bazen burada genel özelliklerini gösteriyor ve  dalgalı denize yüzmek için giren insanlar, maalesef boğularak ölüyorlar.

Kırklareli Vize Roma Tiyatrosu

ROMA TİYATROSU

1995 yılında, ilçe merkezinde, Çömlektepe sokakta, bir kulübe yapımı sırasında bulunan üç koltuk taşının bulunduğu bölge; 1995-1997 yılları arasında kazıldığında; Trakya bölgesindeki tek Roma dönemine ait bir tiyatro ortaya çıkarılmıştır. Tiyatro: 3000 seyirci kapasitelidir. Sahne kısmı: takip eden Bizans döneminde büyük bir tahribata uğramıştır.

Tiyatro kazısında bulunan mermer ve bronz heykeller, günümüzde Kırklareli Müzesinde sergilenir.

Bölgede, ayrıca: özellikle Roma İmparatoru Hadrian dönemine ait, çok sayıda imparatorluk sikkesi bulunmuştur. Ancak, bunların büyük bölümü, kaçakçılar tarafından yurt dışına kaçırılmıştır. Bugün burada görebilecekleriniz: tiyatronun oturma kademeleri, bunların arasındaki yollar ve sahne binası ve orkestra bölümüdür.

Bu arada, son bir not: Roma döneminden sonraki Bizans döneminde, bu tiyatro, özellikle orkestra bölümü: domuz ağılı ve çöplük olarak kullanılmıştır. Çünkü: orkestra bölümündeki kazılarda, büyük oranda domuz dişi ve gübre kalıntıları bulunmuştur. Hatta, bu gübre tabakası içinde, bir heykel başı bulunmuştur.

Özenle yapılan bu heykel başının, dönemin ünlü bir yöneticine ait olduğu ve sırf aşağılanmak için, bu domuz gübrelerinin içine atıldığı düşünülmektedir. Ayrıca, bu tiyatroda, on kadar olduğu sanılan mermer firizlerden, bulunabilen dört tanesi, günümüzde Kırklareli Müzesinde sergilenmektedir.

Kırklareli Vize Kıyıköy

KIYIKÖY

İstanbul’dan: 164 km. uzaklıktadır. Vize ilçesinin bir beldesidir.

Eski ismi: “medea” yani “midye”. Bulunduğu yörede, hala “midye” olarak söyleyenler bolca bulunur. Antik dönemdeki ismi ise: “Salmydessos” dur.

Burada: Trak boyları yaşarmış. Aynı zamanda, tarihte kralların sayfiye yeri olarak da kullanılmıştır. Hatta, Osmanlı sultanları da, avlanma ve dinlenme mekanı olarak burayı kullanmışlardır.

Kıyıköy kasabasına girerken: sizi, büyük kısmı bakımsızlıktan yıkılmış olsa da, bir kısmı ayakta olan surlar karşılıyor. Surların: Cenevizlilerden kaldığı düşünülüyor. Bu görüntü: yörenin hem doğal güzelliklerini hem de tarihi mistik bir havasını oluşturuyor. Kasaba yerleşimi, bu surların içinde bulunuyor.

Yerleşim yerindeki evler ise: daha çok taş ve ahşaptan yapılmıştır. Ancak, mübadele sonucu Rumlar tarafından terk edilmiştir. Elbette, Yunanistan’daki topraklarından sürülen Selanikli Türkler, buraya yerleştirilmişlerdir.

Yani, kimsenin topraklarımızdan atıldık diye kederlenmesi gerekmez çünkü her ne kadar Rumlar buradan gönderildi ise, Yunan topraklarında yaşayan Müslüman Türkler de, onların topraklarından Anadolu’ya sürgün edildiler.

Kırklareli Vize Kıyıköy

Evet, uzun süre Rum yerleşimi olan bu yörede: bir manastır var. Justinyen döneminde, 527-565 yılları arasında yapılmış en iyi kaya manastır örneklerinden biridir.

Vize istikametinde, dere yanından 20 dakika yürüdüğünüzde bir manastırla karşılaşıyorsunuz. Bu manastır: kaya duvara oyulmuş, içinde odalar, mezarlar var. Burayı sık sık ziyaret eden Yunanlılar tarafından mum yakıldığından, duvarlar is içinde simsiyah olmuş.

Bu arada, bu manastır ile ilgili bir hikaye var. Şöyle: yasak olmasına rağmen, bu manastırda görevli bir rahibe evlenmiş. Bunu duyan başrahip, bu rahibeye gelinlik giydirmiş ve gelinlik üstündeyken boğazını kesip öldürmüş. Bu nedenle, kanlı gelin diye bu anlatılıyor. Hatta, yine söylenti, geceleri bu kanlı gelininin yani rahibenin sesleri duyulurmuş.

Ama, siz bu satırları okuyunca büyük bir merakla buraya gideceksiniz ve buradaki pislik ve rezilliği görünce bütün keyfiniz kaçacak. Bu tür yapıların üstüne, adını-sevgilisinin adını vs. gibi isimleri ne diye yazmak için büyük bir çaba sarf ederler anlamak mümkün değil, hatta öyle bir hale gelmiş ki, yazacak yer kalmamış, üst üste yazmaya başlamışlar. Yani, kötü bir görüntü.

Köyün her iki yanında, iki dere akıyor. Özellikle: Bulgaristan tarafındaki papuç dere, doğal güzellikleriyle öne çıkıyor. Suyu: soğuk ve temizdir. Bu dere üzerinde, sandal gezisi yapabilirsiniz. Tekne gezintisi yapabilirsiniz.

Bu gezintide: nilüfer çiçekleri, su kaplumbağaları, su yılanları görebiliyorsunuz. Dere kıyısında: çay içebilir, muhteşem lezzetli midye tavanın tadına bakabilirsiniz. Tabii bu arada güneşin batışını izlemek te muhteşem bir keyif. Hatta, teknelerle, biraz önce sözünü ettiğim, Aya Nikola kilisesine gidebilirsiniz.

Kırklareli Vize Kıyıköy

Evet, balığı bol bir yer, kendinize güzel bir balık ziyafeti çekebilirsiniz. Özellikle: kalkan balığı seviyorsanız, bu kadar lezzetlisini, başka bir yerde bulamazsınız. Hani, balık dedim de, sadece balık değil, burada kartal çay bahçesinde, mutlaka kahvaltı denemelisiniz.

Ama, uzun süre kalmaya pek uygun değil, yani büyük olasılıkla can sıkıntısı yaratabilir. Birkaç pansiyon var. Buralarda, kalabilir veya günübirlik gidip, geri dönebilirsiniz. Pansiyonlardan söz etmişken, kalmaya niyetliyseniz, isterseniz gitmeden önce rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Bu yüzden birkaç pansiyon telefonu vermek istiyorum: Midye pansiyon (288-3886472), Genç otel (288-3886568), Hülya Pansiyon (388-3886016), Gök pansiyon (388-3886114) Endorfina Otel (288-3886364), Tutkum Motel (288-388670)

Ama, lüks arıyorsanız ve her şeyin en iyisini düşlüyorsanız, bu mekanlar size pek uygun olmayabilir, yani lüks bulamazsınız. Bu arada, yörenin her iki yanındaki dereler nedeniyle, bolca sivrisinek var, yanınıza mutlaka tedbir amaçlı bir şeyler almalısınız.

Özellikle, bir cumartesi gecesi burada geçirmeye niyetlenirseniz, bilin ki, büyük bir kalabalık sizinle birlikte. Bu arada, konaklama ile ilgili son bir not: burada çadır kurmak ta mümkün, gerek kendi çadırınızı veya gerekse buradan kiralayacağınız çadırı da kullanabilirsiniz. Çadır yani kamping meraklıları için, burası gayet uygun, elbette yaz döneminde.

Kırklareli Vize Kıyıköy

Devamlı esen bir rüzgar var. Özellikle: kış döneminde, muhteşem soğuk oluyor. Ayrıca, kömür sobalarının dumanı nedeniyle, hava kirliliği oluyor. Deniz derseniz: elbette burası bir kıyı kasabası ve muhteşem bir plaj var.

Burada, çok fazla sayıda tatlı suyun denize dökülmesi nedeniyle, denizdeki tuzluluk oranı çok düşük. Yaklaşık:  % 0.16 civarındadır.

Sahil: ince kum. Ama, dalga ve rüzgar, bu güzel plajda denize girmeyi güçleştiriyor. Zaten, diğer yandan: plaja girdiğinizde karşılaştığınız tabelalar da, bir gerçeği hemen aklınıza sokuyor.

Son yıllarda, burada denize girip te çıkamaya birçok vatandaşın bulunduğu yazılı bu tabelalar, denizin ne kadar tehlikeli olduğunun en büyük kanıtı. Yine de, dalgalarda eğlenmeyi sevenler için ideal.

Yani: Kıyıköy: bence deniz den çok kafa dinlemeyi, sakin bir veya birkaç gün geçirmeyi düşünenler için uygun.

Kırklareli Vize Kastros

KASTROS

Kıyıköy’e 19 km. ve Kırklareli il merkezine ise, 80 km. uzaklıktadır. Yol: orman içinde döne dolaşa gidiyor. Burası: Milli Park statüsündedir.

Burada: 500 metre uzunluğunda ve 150-200 metre genişliğinde plajlar var. Bu güzel plajlarda: ince kum ve yer yer kayalık oluşumlar var.

Deniz ise, berrak ve temiz. Deniz suyu sıcaklığı, Ağustos ayında 25-26 derecelere kadar çıkmaktadır. Yani, Karadeniz kıyısında sıcak bir deniz suyu tercih edenler için ideal.

Plajın kara bölümü, ormanlık alanlarla kaplıdır. Plaj alanında: çadırlı kamping kurmak mümkün. Gerekli alt yapı (restoran, büfe, tuvalet, çay bahçesi, içme suyu gibi) hazırlanmıştır.

Zaten yerleşim alanları yok. Sadece, çadırlı kamp mümkündür. Restoranda ise, kendin pişir kendin ye usulü var. Buraya: sadece kendi aracınız ile ulaşabilirsiniz, toplu ulaşım yok.

 

Fas Ulaşım

Fas Ulaşım

 

 

 

 

 

Fas Ulaşım: Yolculuğa çıkmadan önce; çantanızı hazırlarken; aman dikkat, hava durumuna kanıp, yanınıza kalın giysiler alın.

Çünkü; Fas’ın iklimi, ileride anlatacağım gibi orijinal. Üşümemek istiyorsanız, çantanıza mutlaka birkaç parça kalın giysi koymayı sakın ama sakın ihmal etmeyin.

Gidiş yolculuğu:

İstanbul-Casablanca arası uçak yolculuğu; yaklaşık 4.5 saat. Yani; İstanbul-Fas arası uçak yolculuğu: 4.5 saat sürüyor. Fas Kraliyet Havayollarını tercih ederseniz, biraz hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Çünkü; uçağın sefer öncesi tam olarak temizlendiğini sanmıyorum. Ayrıca; görevli personel ve servis yeterli değildi.

Özellikle: hani Fas’a ulaşmadan, uçakta Fas yemek kültürünü tanıma imkanı olacağı hakkındaki yazılar, sanırım yanıltıcı. Çünkü: giderken, uçakta yalnızca bir kez yiyecek servisi yapıldı. Ama; ikram edilen yiyecekler, asla Fas yemek kültürünü yansıtacak düzeyde ve kalitede değildi. Yol boyunca, başkaca bir kez çay/kahve servisi yapıldı ve daha sonra herhangi bir ikramda bulunulmadı.

Ayrıca; televizyon/dvd seyretme imkanı yok (çünkü Arapça ve Fransızca ve ekran sayısı az ve uzak).

Dolayısı ile; sıkıcı bir yolculuk. Uçakta size bir form verilecek. Malum; ülkeye vizesiz giriliyor. Ama: girişte bir form doldurmanız isteniyor. Bu form; havaalanına indiğinizde zaman kazanmanız açısından, uçaktan inmeden önce doldurulmalı. Formu doldurmanız için: ülkede kalacağınız adres veya adreslerin bilinmesi gerek.

Yani: hangi otelde kalacağınızı bildirmenizi istiyorlar. Bu formun diğer önemli bir noktası da şu: girişte, pasaport polisi tarafından bu forma ve pasaportunuza, beş rakam ve iki harften oluşan bir numara basılıyor.

Bu numara; Fas’ta bulunduğunuz sürede, size ait bir kimlik numarası gibi. Bundan sonra, bu ülkeye gelişlerinizde de, bu numara kullanılacak. Casablanca havaalanı güzel, modern yapılı ve anlaşılabilir düzende. Ama; dikkat, uygulamaları, ülkemize veya birçok başka ülkeye benzemiyor.

Havaalanında, sürekli kontrolden geçiriliyorsunuz. Alana indiğinizde: önce pasaport kontrolü, bu kontrolde, uçakta doldurduğunuz giriş formunu görevli alacak, sonra yine kontrol, sonra bagajlarınızı alıyorsunuz ve bu sefer bagajlar ile birlikte kontrol. Yani; sanırım biraz aşırılık durumu var.

Bu arada: tabii ki ülkemiz ile Fas arasında saat farkı var. Kışın; Fas bizden, 2 saat ileride. Bunun sonucunda; Fas’a ulaştığınızda, biyolojik vücut saatiniz oraya alışmakta çok kısa bir süre etkileniyor. Ama; bu saat farkı özellikle dönüşte çok etkin. Çünkü; oradan uçağa saat: 10 da bindiğinizde, 4 saat uçuş ve 2 saat zaman farkı sonucu, Türkiye’ye ulaşım saatiniz: 16 oluyor. Bu durum; İstanbul’dan başka şehirlere ulaşım için bilet almanız gerektiğinde önem kazanıyor.

Dönüş yolculuğu:

Evet; dönüş. Dönüş için havaalanına gittiğinizde, ayrı bir sürpriz sizi bekliyor. Muhteşem bir yağmur yağıyor ve havaalanı binası kapı önünde, yüzlerce kişi kuyrukta. Binaya giriş için; bagaj kontrolü var, ama niye bina dışında veya binanın ön cephesinin üstünün kapatılması düşünülmemiş, insanlar yağmur altında ve kimsenin umuru değil.

Yağmurun altında; homurdana homurdana beklenecek. Sonra; içeri giriyorsunuz, check-in işlemleri ve sonra yine kontrol, çıkış kaydı (dikkat: çıkış kaydı için yine gelirken uçakta doldurduğunuz formun aynısını doldurmak zorundasınız, check-in işleminden hemen sonra, bu formun bulunduğu bankolara gidin ve formu doldurun), ülkeden çıkış işlemi sırasında bu formu pasaportunuz ile birlikte görevliye veriyorsunuz, işlem bitince free-shop mağazalarının bulunduğu bölüme geçiyorsunuz.

Burada; yine çok dikkat edilmesi gereken bir husus var.

Fas para birimi olan Dirhem, uluslararası geçerliliği olan bir para birimi değil. Bu nedenle; buraya kadar, yanınızda dirhem kaldı ise (kalmaması için ya dengeli para bozdurun yada elinizde kalan dirhemleri, sizi alana getiren otobüs şöförüne bağışlayın) rehberiniz tarafından, burada bir banka şubesinin bulunduğu ve 24 saat açık olduğu bildirilmesine rağmen, boş yere açık bir banka şubesi aramayın, yok.

Dirhemleri, bu mağazalarda kullanma şansınız da yok, çünkü Euro geçerli. Dolayısı ile; dirhemleri bu saatten sonra, yalnızca hatıra olarak saklama şansınız kalıyor. Free Shop bölümü; rehberiniz tarafından; büyük ve güzel olmamakla bildirilmiş olsa da; bir hayli mağaza var, zaman ayırıp gezebilirsiniz. Alışveriş mi? Bizim ülkemizdekiler elbette daha ucuz, sonuçta aynı mal. Tercih sizin.

Evet; uçak yolculuğu, dönüş de de pek keyifli değil. Uçuş süresi daha kısa.

Evet Fas Ulaşım devam ediyoruz. Dönüş yaklaşık: 4 saat civarında. Malum, dünyanın dönüşü istikametinde hareket edildiğinde, uçak yolculukları nispeten biraz daha kısa kalıyor. Servis yine, tam olarak yeterli değildi. Yani; uçağa binerken, süre uzun olduğu için, aç kalma ihtimalinize karşı önlem almanızda bence yarar var.

Çünkü; yemek seçme şansınız dahi yok. Ne verirlerse, onu yeme durumundasınız. Uçaktaki tek rahatlık, pilotların Calablanca havaalanına iniş ve kalkışlarındaki ustalıkları. Kabin personelinin yetersizlik ve ilgisizliklerini unutmanız için, pilotların iniş ve kalkıştaki ustalıklarını düşünebilirsiniz.

Sonuç olarak; yol uzun, yolculuk sıkıcı. Dikkat, mutlaka zaman geçirmek için önleminizi almalısınız. Ne gibi? Örneğin; giderken yanınıza birkaç gazete alabilir, dönüş için ise, kitap bulundurabilirsiniz.

Veya; uyuyabilme alışkanlığınız varsa, uyursunuz. Bu arada; Kraliyet Havayollarının güzel bir yönünü de belirtmeden geçmek istemiyorum. Evet; havayollarının en büyük handikap yani rötar, bizim seferlerimizde, gerek giderken ve gerekse dönerken olmadı. Güzel bir olay. İyi yolculuklar.