Denizli Merkezefendi

Denizli Merkezefendi

2012 yılında kabul edilen kanunla, Denizli ilinde Merkezefendi ve Pamukkale isimli iki yeni ilçe kurulmasına karar verilmiştir.

GENEL

Denizli il merkezinde bulunan Merkezefendi ilçesinin rakımı, ortalama 354 metredir.

Denizli Merkezefendi

MERKEZEFENDİ

Merkezefendi kimdir, kısaca bilgi vermek istiyorum. Kendisi muhtemelen 1463-1464 yıllarında Denizli’nin Sarı Mahmudlu köyünde (bugün Buldan-Akçaköy) doğmuştur.

İlk eğitimini memleketinde aldıktan sonra, 1478 yılında Bursa’ya gitmiş, 15 yıl süren eğitimin ardından icazet alıp 1493 yılında İstanbul’a gitmiştir. Kanuni Sultan Süleyman ile Merkez Efendi arasında Manisa’da başlayan yakın ilişki, İstanbul’da da sürmüş, padişah 1537 tarihinde Korfu seferine çıkarken, onu ordu şeyhi olarak tayin etmiştir.

Sultanın kendisinden söz ederken “ bizim Merkez” dediği nakledilir. 1552 yılında vefat eden Merkez Efendi, Mevlanakapı dışında kendi adıyla anılan dergahın yanına defnedilmiş, kabri üzerine daha sonra bir türbe inşa edilmiştir. Türbesi İstanbul’dadır.

GEZİLECEK YERLER

Denizli Merkezefendi Atatürk ve Etnografya Müzesi

ATATÜRK VE ETNOGRAFYA MÜZESİ

İlçe merkezine bağlı Saraylar Mahallesindedir.

19’ncu yüzyıl sonlarında yapılmıştır. Yapı Osmanlı dönemi mimari özelliklerini yansıtır. Yapıda sakız üslubuna özgü bir mimari kullanıldığı görülür. İki katlı ve orta sofalı olan yapının tüm odaları, orta sofaya açılır. Üst kattaki sofa, ön cephede çıkma balkona, arka cephede ise sonradan eklenmiş olan bölüme uzanır.

Binanın dört cephesinde de çok sayıda pencere bulunur. Pencere ve kapıları basık kemerlidir. Alt kattaki pencereleri basit düz söveli, üst kattaki pencereleri ise dekoratif silme tuğla sövelidir. Kapı ve pencereleri ahşap malzemeden yapılmış olup, pencereleri ahşap pancurludur. Bina Cumhuriyetin ilk yıllarında parti binası olarak da kullanılmıştır. 4 Şubat 1931 tarihinde Denizli iline gelen Atatürk bir gece bu binada konaklamıştır.

1950’li yıllardan sonra bir süre Verem Savaş Dispanseri olarak hizmet veren yapı, 1984 yılında Müze haline getirilmiştir. 1997 yılında tekrar onarım gören Atatürk ve Etnoğrafya Müzesi, 1999 yılında yenilenmiş haliyle tekrar ziyarete açılmıştır. Müze içinde, Atatürk’ün çalışma ve yatak odası, Atatürk’ün Denizli’yi ziyaretinde çekilen fotoğraflar, Denizli’ye ait etnoğrafik tasvirler, savaş aletleri ve Denizli Sancağı sergileniyor.

Denizli Merkezefendi Kaleiçii Çarşısı

KALEİÇİ ÇARŞISI

İlçe merkezine bağlı Saraylar Mahallesindedir.

Tarihi çarşı, 800 yılı aşkın bir geçmişe sahiptir. Orijinalinde Denizli Kalesi surlarından oluşan çarşı, yaklaşık 280 x 160 metre ölçülerinde bir alanı kaplamaktadır. Çarşının batı surlarının önü, geçtiğimiz yıllarda Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan çalışmalarla açılmıştır. Bugün surların yaklaşık 80 metrelik kısmı sağlamdır. Görülebilen bu surların yükseklikleri yaklaşık 5 metredir. Surlar traverten taşlarla, kireç harçlı olarak örülmüştür.

Her iri taş sırasının aralarına daha küçük boyutlu taşlar ve tuğla parçaları yerleştirilmiştir. Surlarda yer yer devşirme antik mimari parçalar kullanılmıştır. Yüzlerce yıldan bu yana çarşı olarak kullanılan Kaleiçi, Denizli ticaretinin belliği durumundadır. Ahilik kültürünün halen yaşatıldığı Kaleiçi çarşısında, çok sayıda dükkan bulunur. Bu dükkanlarda tekstil başta olmak üzere çeşitli sektörlere ait ürünler satılmaktadır. Bununla birlikte, bakırcılık, alemcilik, yorgancılık gibi geleneksel el sanatları da burada yaşatılmaktadır.

KONYALIOĞLU EVİ

İlçe merkezine bağlı Altıntop Mahallesindedir.

Konyalıoğlu Evi, Mavi Ev adıyla bilinmektedir. İki katlı olan yapı, kâgir tekniğiyle yapılmıştır. Konak, büyük bir bahçe içindedir. Yapının sofası, ön cephesinde dışa dikdörtgen şeklinde bir çıkma yapar. Alt ve üst katta birbirine paralel şekilde bulunan sofalar, açık şekildedir. Üst kat sofası, 9 adet ahşap direk üstüne oturtulmuştur.

Direkler arası Bursa kemerine benzer kemerlerle süslenmiştir. Her iki katta da sofaya açılan üçer oda mevcuttur. Yapının kapılarında, tavanlarında ve içinde yer alan dolaplarında muazzam şekilde yapılmış ahşap süslemeler, oldukça dikkat çekicidir. Üst kata; cephenin sağında bulunan ahşap merdivenle çıkılmaktadır. Pencereleri dikdörtgen formlu ve sadedir. Osmanlı dönemi mimari özelliklerini yansıtan yapı, kırma çatılı ve alaturka kiremit örtülüdür. Geçtiğimiz yıllarda restore edilen yapı, günümüzde Denizli Büyükşehir Belediyesi himayesinde kafeterya olarak hizmet vermektedir.

MERZECİ DEĞİRMENİ

İlçe merkezine bağlı Altıntop Mahallesindedir.

Değirmen, fabrika binası ve han binasından oluşur. Tarihi yapı, Denizli’nin önemli sivil mimarlık örneklerinden olmakla birlikte, kentin sanayi tarihi açısından da büyük bir öneme sahiptir. Fabrika binası: bodrum ve ilaveten üç katlı olarak inşa edilmiştir. Moloz taş örgülü duvarlara sahiptir. Duvarların köşelerinde ve pencere sövelerinde tuğla malzeme ile dekorasyon yapılmıştır. Tüm kapı ve pencereleri basık kemerlidir.

Beşik çatılı olan yapının katlar arasındaki ayrımları düz ahşap silmelerle belirgin hale getirilmiştir. Fabrika binası ile aynı bahçe içerisinde bulunan han binası ise iki katlıdır. Yapının alt kat duvarları moloz taş ve tuğla örgülüdür. Üst kat duvarlarında kerpiç malzeme kullanılmıştır. Kapı ve pencereleri dikdörtgen formlu ve sadedir.

Pencereleri giyotin pencere şeklindedir. Her iki bina da 2013 yılında Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından aslına uygun olarak restore edilmiştir. Merzeci Değirmeni günümüzde Denizli Büyükşehir Belediyesi Genç Denizli ofis ve atölyeleri olarak hizmet vermektedir.

Denizli Merkezefendi Servergazi Türbesi

SERVERGAZİ TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı Gerzele Mahallesindedir.

Dağ yamacına yakın bir noktada konumlanmış olan türbenin çevresi, büyük çınar ve meşe ağaçları ile kaplıdır. Türbe binası, 1992 yılında yapılmıştır. Türbenin içerisinde Denizli’yi fetheden Selçuklu Komutanı Servergazi’ye ve onun bir askerine ait toplam iki sanduka vardır.

Türbe binası, sekizgen formlu, yığma taş yapılıdır. Duvarları içeriden beton sıvalıdır. Kapının bulunduğu duvar hariç, tüm duvarlarında oldukça uzun, yuvarlak formlu birer pencere bulunur. Her yıl çok sayıda kişinin ziyaret ettiği türbenin çevresi mesire alanı olarak kullanılmaktadır.

ŞEYH MEHMET ŞİRVANİ TÜRBESİ

Azerbeycan’ın Şirvan şehrine bağlı Zerdab köyünde doğmuş olan Şeyh Mehmet Şirvaniye ait olan bu türbe, ilçe merkezine bağlı İlbade mahallesinde, İlbade mezarlığı içerisindedir.

Türbe, mezarlığın ortasına yakın bir noktada bulunur. Şeyh Mehmet Şirvani, bilinmesi gereken tüm ilimleri öğrenmiş, birçok yerde İslamiyeti anlatıp öğrenci yetiştirmiş, daha sonra da Denizli’ye yerleşmiş ve 1851 yılında burada vefat etmiş ünlü bir din adamıdır.

Kareye yakın bir plana sahip olan türbenin üstü, saç kaplı beşik çatıyla örtülüdür. Türbenin tavanı ahşap kaplıdır. Yapının kapı ve pencereleri dikdörtgen formlu ve sadedir. Kıble yönündeki duvarla bulunan mihrap oldukça dikkat çekicidir. Türbenin içinde Şeyh Mehmet Şirvani’ye ait büyük bir sanduka ile başka bir kişiye ait küçük sanduka bulunur.

Denizli Merkezefendi Üzerlik Tren İstasyonu

ÜZERLİK TREN İSTASYONU

İlçe merkezine bağlı Üzerlik mahallesindedir.

1890 yılında yapılmıştır. İstasyon, İngiliz Oriental Railway Company tarafından İzmir-Aydın ve Şubeleri Demiryolu Hattı kapsamında inşa edilmiştir. Üzerlik Tren İstasyonu, lojman ve istasyon binası olmak üzere iki kısımdan oluşur. Her iki yapı da tek katlı olup, yığma tekniğiyle yapılmıştır. Duvarlarında kesme ve moloz taş birlikte kullanılmıştır.

Yapının üstü beşik çatılı olup, Marsilya kiremitle örtülüdür. Duvarlarının köşeleri kesme taşların şaşırtmalı döşenmesiyle hareketlendirilmiştir. Pencereleri kare formlu, kapıları ise dikdörtgen formludur. Kapı ve pencerelerin çerçeveleri düz sövelerle dekora edilmiştir. İstasyon binası önünde ahşap yapılı ve kiremit örtülü sundurma bulunur. Günümüzde kullanılmayan yapının bir bölümü tahrip olmuş durumdadır.

Denizli Merkezefendi Vakıflar Hamamı

VAKIFLAR HAMAMI

İlçe merkezine bağlı Saraylar Mahallesindedir. 14’ncü yüzyılda inşa edilmiştir. Osmanlı dönemine ait bir eser olan yapı, Denizli’nin en eski umumi yapılarından biridir. Tarihi hamam, erkekler ve kadınlar hamamı olmak üzere birbirine bitişik iki kısımdan oluşur. Eskiden kadınlar hamamı olarak kullanılan kısım, günümüzde ticarethane olarak kullanılıyor. Erkekler hamamı kısmı ise orijinal işlevini korumaktadır.

Tarihi yapı, dikdörtgen planlı olup hamam içerisinde sırasıyla soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve külhan bölümleri bulunur. Duvarları taş ve tuğla malzemeden, kubbesi ve girişleri ise tamamen tuğladan yapılmıştır. Kubbesi dıştan beton sıvalıdır. Kubbesinin üzerinde çok sayıda ışıklık deliği bulunur. Yapının içinde tuğla örgü ile oluşturulan basit ancak zarif süslemeler oldukça dikkat çekicidir. Hamamın ön cephesi tamamen traverten malzeme ile kaplıdır. Ahşap malzemeden yapılmış olan kapı ve pencereleri dikdörtgen formludur.

Denizli Merkezefendi Müftü Ahmet Hulusi Efendi

MÜFTÜ AHMET HULUSİ EFENDİ

Kendisi, Ege bölgesinde Kuvay-ı Milliye ve Milli Mücadele hareketlerinin mihrakını teşkil eder. Yunan işgali ve istilasına karşı, bölgede ilk protesto mitingi yapan ve direnişe geçen, bu konuda fetva veren bir milli kahramandır. İlçe merkezinde adına yaptırılmış bir anıt bulunmaktadır, anıt üzerinde verdiği “fetva” yazılıdır.

 Denizli Sarayköy gezi yazısı hakkında  Sarayköy

Denizli Çameli

Denizli Çameli

Çameli, Denizli arasındaki uzaklık 107 kilometredir. Çameli, Fethiye arası uzaklık 80 kilometredir. Çameli, Antalya arası uzaklık 160 kilometredir.

TARİHİ

Çameli ve köylerinde bulunan tarihi kalıntılar ve seramik buluntuları, yöredeki yerleşimin MÖ 2 binli yıllara kadar gittiğini gösterir. Özellikle Roma devrinde yörenin önemi artmış, daha önce kurulan yerleşim yerleri gelişerek büyümüştür. Özellikle, Cun Makri (bugünkü Fethiye) körfezinden yapılan kaliteli kereste ticareti bu bölgeyi oldukça geliştirmiştir.

Çameli yöresinden elde edilen keresteler, Dalaman çayı yolu ile taşınıyordu. Bölgeye çoğunluğu Karaman Türklerinin oluşturduğu Avşarlar, Kınık ve Kayı boyuna mensup Oğuz Türkleri yerleşmiştir. Takip eden dönemde, Çameli ve çevresinde Menteşe Beyliği kurulur. 1953 yılında burası Denizli’ye bağlı bir ilçe olur. 1953 yılında yapılan idari düzenlemeler sırasında, Cumayanı (Karaman) olan ilçenin ismi Çameli olarak değiştirilmiştir.

Neden önceki ismi Cumayanı, çünkü ilk mescit burada yapılmış, çevreden Cuma namazı kılmak için buraya gelinirmiş. Çevredeki ormanlardan esinlenilerek ilçeye Çameli ismi verilmiştir.

Denizli Çameli

GENEL

İlçenin rakımı 750-2313 metre arasındadır. İlçe toprakları genellikle ormanlık, az yayla karakteri gösterir. İlçe topraklarının yüzde 75’lik bölümü ormanlıktır. Yörede Akdeniz bölgesi dağ iklimi hakimdir. Buna bağlı olarak kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar sıcak ve kurak geçer.

Kış aylarındaki yağışlar genellikle kar şeklinde olur. Toros dağlarının batı kısmında bulunan ilçenin en yüksek yeri, Akdağ (2303 metre) dır. İlçede yaşayanların başlıca ekonomik etkinliği, tarıma dayalıdır. Mevsimlik işçilik ve büyük baş hayvan besiciliği de yaygındır. Bazı köylerde büyük kapasiteli alabalık üretimi yapılmaktadır.

ALABALIK ÜRETİMİ

Yılın büyük bölümünde karlı dağlardan çağlayan kaynak sularının birleşmesiyle oluşan Kanlıçay  üzerinde yıl boyunca alabalık üretimi yapılır. Suların serin ve bol mineralli olması nedeniyle, burada üretilen alabalıklar oldukça lezzetli ve besin değeri yüksektir.

ÇAMELİ FASULYESİ

Yörede kuru fasulye üretimi yapılmaktadır. Çünkü iklim, fasulye üretimine elverişlidir. İklim ve toprağın yetiştiriciliğe uygun olması nedeniyle yetiştirilen kuru fasulyeler ayrı bir tat ve lezzete sahiptir.

ÇAMELİ CEVİZİ

Yörede ceviz yetiştiriciliği yapılmaktadır. Üretilen cevizlerde hiçbir kimyasal madde kullanılmamaktadır. Cevizin kaliteli olmasının başlıca sebebi, rakımın oldukça yüksek olmasıdır. Toprak ve iklim yapısı ceviz yetiştirilmeye son derece uygundur.

ÇAMELİ MESLEK YÜKSEK OKULU

Denizli Pamukkale Üniversitesine bağlı olarak 2017 yılında kurulmuştur. Mimarlık ve Şehir Planlama ve Tapu Kadastro programları vardır. Okuldaki eğitim 3+1 dönem şeklinde verilmekte, 1 dönem staj olarak değerlendirilmektedir.

Denizli Çameli

 

 

 

 

 

ÇAMELİ TAŞ KONAKLARI

İlçe merkezine 15 km uzaklıktadır. Fethiye yolunda oldukça güzel bir konaklama yeridir.

Burası kısa süreli köy havası almak isteyenler için ideal ortam sunuyor. Emecik kanyonu ve Kolak gölünü ziyaret etmek mümkündür. Tesiste 10 adet taş konak bulunmakta ve her biri ayrı dizayn edilmiştir.

Denizli Çameli

GEZİLECEK YERLER

Denizli Çameli Kibrya Antik Kenti

KİBYRA ANTİK KENTİ

Kibyra antik kendi, Gölhisar ilçesi sınırlarındadır ve Çameli ilçe merkezine 23 km uzaklıktadır. Buralara yolunuz düşerse ve tarihe merakınız varsa, burayı ziyaret etmenizi öneririm. Şehir, Akdağ kütlesinin eteklerinde, Gölhisar ovasına hakim tepeler üzerinde kurulmuştur. Antik dönemde: Likya, Karya, Pisidia ve Frigya kültür bölgelerinin kesişim noktasında kurulmuştur.

Kuzeyi-güneye ve doğuya-batıya bağlayan ticaret yollarının tam merkezindedir. Günümüzde de bu bağlantı özelliğini sürdürür, Gölhisar-Antalya-Burdur-Fethiye karayollarının kesişim merkezindedir. Bir zamanlar, bu şehirde 80 bin kişilik bir nüfus bulunuyormuş.

Evet, eğer burayı ziyaret etmek isterseniz, yine bu sitede Gölhisar ilçesini tanıttığım yazıda, Kibyra (Cbyra) antik kenti hakkında ayrıntılı bir tanıtım yazısı bulabilirsiniz.

Denizli Çameli Kolak Gölü

KOLAK GÖLÜ

Göl kıyısı, mesire yeri olarak düzenlenmiştir. Oturma alanları, barbekü, çeşme ve otopark bulunmaktadır. Göl kıyısında yürüyüş yolları, karavan ve çadırlı kamp alanları yapılmıştır. Gölde balık tutmak da mümkündür.

KIZ TÜYDÜ

İlçe merkezine bağlı Kirazlıyayla ve Karabayır köyleri arasındadır. Burada, isimle ilgili bir efsane anlatılıyor. “Bu yörede koyun-keçi otlatan güzel bir köylü kızının peşine eşkıyalar takılır. Kız korkar ve kaçmaya başlar, ancak öyle bir yere gelir ki, azgın akan ırmak genişler ve karşıya geçiş mümkün olmaz.

Yine de kız karşıya atlar, karşı kıyıda kayaların üzerinde oluşan yosunlar nedeniyle kayar ve azgın sulara kapılarak kaybolur.“ Evet burası efsaneden de anlaşılacağı üzere oldukça azgın suların bulunduğu bir yer, ülkemizin en güzel rafting ve trekking alanlarından birisidir.

Denizli Çameli Yaylacık dağı ve yamaç paraşütü

YAYLACIK DAĞI VE YAMAÇ PARAŞÜTÜ

Yaylacık dağı, Batı Akdeniz ve Güney Ege bölgeleri arasında kalan, 2150 metre yükseklikte bir dağdır. Denizli-Fethiye güzergahındadır. Fethiye ilçesine 70 km ve Denizli iline ise 110 km uzaklıktadır. Dağ, 2150 metre zirvesinde, dört taraflı uçulabilen mükemmel bir konuma sahiptir.

Denizli Çameli Yaylacık dağı ve yamaç paraşütü

Burada uzun mesafeli paraşüt yarışmaları, dünya kupası, Türkiye Paraşüt Şampiyonası yapılmaktadır. Bölgede yüksek termikler bulunduğundan maksimum 6 ile 8 saat süren uçuşlar yapılabilmektedir. Yaylacık dağının zirvesinden başlayan uçuşlar, Çameli ovasında biter.

Denizli Çameli Sazak Mağarası

SAZAK MAĞARASI

Sazak kanyonu içindedir. Kirazlıyayla ve Sazak mahalleleri arasında, Karabayır çayı üzerindedir. Mağara sarkıt ve dikitlerden oluşur ve bunların yükseklikleri yer yer 5-6 metreyi bulur.

 Denizli Sarayköy gezi yazım hakkında Sarayköy

İngiltere Londra Kensington ve Holland Park

İngiltere Londra Kensington ve Holland Park

Kensington Gardens’ın batı ve kuzey kısmanda kalan bölge büyükelçilikler ve konutlarla doludur.

Kensington High Street ve Knightsbridge’de şık mağazalar dikkat çeker. Kengsington Church Street ise, nitelikli antikalarla ilgilenenler için mükemmel bir kaynaktır.

Holland Park’ın çevresinde yer alan, Victoria döneminin sonundan kalma muhteşem malikanelerin ikisi halka açıktır. Fakat Bayswater ve Notting Hill, şehrin çok daha canlı ve kozmopolit yüzünü gösterir.

Burada alçı bezekli evler, ucuz oteller ve restoranlar bir aradadır.

Westbourne Grove, modayı yakından takip eden gençlerin gözdesidir. Queensway’in Whitetely, 1912 yılında Belcler ve Joass tarafından gözde bir mağaza olarak tasarlanmış, 1980’lerde ise hareketli bir alışveriş merkezi halini almıştır.

Daha batıda uzanan Portobello Road, yiyeceklerden antikalara dek her şeyi bulabileceğiniz bir sokak pazarıdır. Notthing Hill ise 1972 yılından bu yana, Ağustos ayının dördüncü hafta sonu boyunca sokakları şenlendiren “Karayip Karnavalı” ile canlanmaktadır.

 

HOLLAND PARK

Notting Hill Gate adresindedir.Park her sabah saat: 07.30 da açılır.

Bu küçük (54 dönüm) ama sevimli park, doğusunda bulunan kraliyet parklarından daha ağaçlık ve daha samimidir. Batı Londra’nın en huzurlu ve romantik parklarından birisi olarak bilinir.

Park ilk olarak: Kral James I, döneminde maliye bakanı olan Sir Cope Walter tarafından 17.yüzyıl başlarında: 1605 yılında burada yaptırdığı konutun bahçesi olarak inşa edilmiştir.
(Bahçede bulunan ev ile ilgili olarak aşağıda bilgi vereceğim)

1952 yılına gelindiğinde ise, park alanı halkın ziyaretine açılmış ve parkın bir bölümü “Holland House” arazisi üzerine kurulduğu için, buranın adı da “Holland Park” olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Bu arazinin diğer kısımları, kuzeyindeki ve batısındaki büyük evlerin ve sıra evlerin inşası için satılmıştı.

Holland House’un 19.yüzyılda yapılan bahçelerinin bazıları hala bu parktadır. Burada, bir de 1991 yılında Londra Japonya Festivali için inşa edilen bir Japon Bahçesi vardır. Kyoto Ticaret Odası tarafından bağışlanan bu bahçe içinde; sincaplar ve tavus kuşları doğal yaşamla iç içedir.

Bahçe: seçkin bir Japon Bahçesi tasarımcısı ve ekibi tarafından tasarlanmış ve inşa edilmiştir.
Ayrıca: dev bir satranç seti, bir kriket sahası, tenis kortu ve gençlik yurdu bulunur. Öte yandan: şehrin en iyi çocuk alanlarının da burada bulunduğu söylenebilir.

 

HOLLAND HOUSE

Victoria istasyonuna sadece birkaç dakika uzaklıktadır. Holland Park alanı içinde, tamamen yeşilliklerle donatılmıştır. 1605 yılında Elizabeth döneminde, Jakoben tarzda Kral James I döneminin Maliye Bakanı Sir Walter Cope için mimar John Thorpe tarafından düzenlenmiştir ve başlangıçta “Cope Kalesi” olarak bilinir. Bir merkez blok ve iki revaktan oluşan yapı: zamanın büyük evleri için bir örnek oluşturmuştur.

Cope öldükten sonra yapı karısı Hollandalı Lady Rich Earl’ye kalmıştır ve yapının ismi “Holland House” olarak değiştirilerek kullanılmaya başlanmıştır.

Ardından dünya savaşı sırasında Alman kundaklaması sonucunda ev büyük hasar görmüş, bir kanadı tamamen tahrip olmuştur. 1719 yılında: İngiliz şair ve politikacı Joseph Addison, bu evde ölmüştür.

Yapı: 1721 yılında Edwardes ailesine geçer. 19.yüzyıla gelindiğinde: 3.Baron Holland ve eşi Elizabeth: evde partiler vermeye başladılar ve ev ünlü ziyaretçilerin akınına uğradı, sosyal, ebedi ve politik bir merkez haline geldi. Lord Palmerson gibi devlet adamları ve Byron gibi sanatçılar burada bir araya gelirdi. 1859 yılında: 4.Baron’un ölümünün ardından dul eşi: parkın uzak parçalarını satarak, burada yaşamını devam ettirdi.

1940 yılında: Kral George VI ve Kraliçe Elizabeth: burada düzenlenen son toplantıya katıldılar ve ardından: 27 Kasım gecesi, Holland House: 10 saatlik bir baskın sırasında 22 yangın bombası ile kundaklandı. Bu saldırı sonucunda, evin kütüphanesi hasarsız kalmış, sadece doğu kanadı yıkılmıştır.

1947 yılında, bina I. Sınıf binalar statüsüne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.
Günümüzde: Holland House’un kalıntıları: açık havada, Holland Park Tiyatrosu içinde bulunmaktadır ve Holland Park Operası için zemin oluşturmaktadır.

Ayrıca: yapının sağlam bölümleri “Hostel” olarak kullanılmaktadır ve 105 kişinin kalabileceği düzen kurulmuştur.

Yapının yanındaki “limonluk” bir restoran, “Belvedere” sergi ve fonksiyon alanı, “buzhane” ise galeri alanı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca: yine yapının arkasındaki alanda: bir kriket sahası, futbol sahası ve 6 tenis kortu bulunur.

 

LEGİHTON HOUSE MUSEUM

Hemen Holland House bahçesinin arkasında, yine yeşillikler içinde bir müzedir.

1864-1879 yılları arasında Victoria döneminin saygıdeğer ressamı Lord Leighton için inşa edilen bu güzel ev, döneminin estetiğini yansıta sıra dışı bir anıt olarak korunmuştur. Leighton: Victoria döneminin en ünlü İngiliz sanatçılarından birisidir.

Kendisi: 1855 yılında yaptığı ilk büyük resmin Kraliçe Victoria tarafından satın alınması ve 1878 yılında Kraliyet Sanat Akademisi Başkanı olması ile ün kazandı. Leighton: 1896 yılında kalp yetmezliğinden öldü ve St Paul Katedraline gömüldü.

Leighton: 1864 yılında ev yaptırmak üzere bir arsa satın aldı. Ev ile ilgili ilk çalışmalar, 1865 yılında başladı ve 3 yılda tamamlandı.

Birinci katta: stüdyo çalışmaları için doğu duvarı yıkıldı ve 5 metre uzatıldı.
Leighton: 1867 yılında Türkiye, 1873 yılında Suriye ve Mısır gezilerine çıktı. Bu gezilerinde: tekstil, seramik ve bugün evde sergilenen diğer nesneleri topladı.

Ancak: 1873 yılında: Şam gezisinde, bugün evinde “Arap Hall” olarak isimlendirilen yerdeki hat duvarı fayanslarını buldu ve koleksiyonunun ilk temelini attı. Öte yandan: başta diplomat ve kaşif Sir Richard Burton olmak üzere birçok başkaları tarafından koleksiyon için parçalar toplanılmasına devam edildi.

 

Arap Hall (1877-1881)

1877 yılında ise, evinde “Arap Hall” olarak isimlendirilen yeri yaptırmaya başladı. Ancak, bu pahalı ve iddialı bir girişim oldu. Çünkü, model olarak: Sicilya-Palermo şehrindeki “La Zisa” denilen ve 12.yüzyıldan kalma bir Norman Sarayının içi seçilmişti.

Aitchison ve Leighon: projeye katkı sağlamaları için birçok kendi çağdaşlarını bir araya topladılar ve sonuçta “Arap Hall” ortaya çıktı. Çoğunlukla Şam ve 15. ile 16.yüzyıl kaynaklı , içinde bazılarında “Kur-an” dan bölümleri içeren İslami çini koleksiyonu: İngiltere’de benzeri olmayan müthiş bir koleksiyonu ortaya çıkarmıştır.

 

İpek Oda (1894-1895)

Burası: evin son ekidir ve Leighton’un ölümünden yalnızca bir ay önce tamamlanmıştır. Evin birinci katında yapılan oda: Leighton’un daha önce çatı terasında bulunan resimlerinin genişleyen koleksiyonu için yapılmış ve galeri olarak kullanılmıştır.

Duvarları yeşil ipek kaplı burada: önde gelen ressamların eserleri de sergilenmektedir. Bunlar arasında sayabileceklerim: Albert Moore, John Everett Millais, Gegorge Frederic Watts, John Singer Sargent.

Koleksiyonlar

Leighton Resimleri

Bu koleksiyonda 76 yağlı boya tablo bulunmaktadır. Bunlar arasında: Kraliyet Akademisinde sergilenmek üzere yapılan büyük ölçekli resimler ile, küçük ve renksiz eskizler bulunmaktadır. Resim koleksiyonunda bulunan iki önemli eser ilgi çekmektedir ki, bunlar: “Brunelleschi Ölümü” ve “Clytie” dir. Clytie: ölüm anına kadar üzerinde çalıştığı, başarı ve hırs kanıtı bir resmidir ve 2008 yılında müze tarafından satın alınarak koleksiyona dahil edilmiştir.

 

Leighton Heykel

Leighton: heykel olarak yalnızca 3 eser sergilemesine rağmen, İngiliz heykeltıraşlığı ve yeni heykel hareketi için büyük etkisi oldu. Müze, bu eserleri koleksiyona katmıştır. “Güreşçi bir sporcu” heykeli; kroki modeli alçı kalıplara dökülerek yapılmış olup sınırlı sayıdadır ve Leighton’un arkadaşı ve yakın komşusu Sanatçı GF Watt tarafından 1900 yılında müzeye hediye edilmiştir.

Bunların dışında, müzede bulunanlar: Leighton çizimleri, baskılar, photogravures, heykeller, De Morgan ve Post De-Morgan Çömlekçilik objeleridir.

 

LİNLEY SAMBOURNE HOUSE

Holland House ve Park alanının öbür yanındadır.

1870’lerde yapılan ev, her ne kadar elden geçirildiyse de, Çin süs eşyaları ve kalın kadife perdeleriyle, Linley Sambourne tarafından yapılan Victoria dönemi dekorasyonuna sadık kalmıştır.

Ev: 1875 yılında: Punch karikatürist Edward Linley Sambourne, karısı Marion ve iki çocuğunun evi olarak kullanılmıştır. Sambourne: çizim için bir yaşam boyu tutku verdi. O birçok stilleri geliştirdi ve insanların ve hayvanların grotesk ve hayali karikatürlerini çizerek sivrildi. 23 yaşında, 1867 yılında popüler mizah dergisi “Punch”da çalışmaya başladı.

Ev: Sambourne ailesinin kişisel hayatları için bir fikir verir ve aynı zamanda iç estetiğinde “House Beautifull” tarzı olarak bilinen nadir bir örnek olarak kabul edilir. 19.yüzyılın estetik hareketi: ev dekorasyonunda yabancı ve egzotik etkilerin kullanılmasına yol açmıştır.

Bu durum, Sambournes evinde kullanılan nesnelerin: Japon, Ortadoğu, Çin kökenli olmasıyla belirgindir.

Linley ve Marion Sambourne’un ölümünden sonra ev kendi torunları tarafından korunmuştur.
1980 tarihinde ise Victoria Derneği tarafından halkın ziyaretine açılmıştır.

Punch hiciv dergisinde karikatürler çizen Sambourne’un çizimleri evin duvarlarını kaplar.
Bazı odalar William Morris’in tasarladığı duvar kağıtlarıyla kaplıdır.

 

KENSİNGTON ROOF GARDENS

99.Kensington.Hight Street adresindedir.
Kensington Hight Street’in 30 metre kadar üstünde Londra’nın en iyi korunmuş sırlarından biri saklıdır.

6.000 metre kare büyüklüğündeki bir çatı bahçesidir. Burada 1.5 metre büyüyen ve tam yetiştirilen meşe ve meyve ağaçları dahil, 1.5 dönüm arazi üzerine yayılan temalı bahçeler, balık ve yaban hayatı ile dolu akan bir dere vardır.

Bahçe ilk defa 1930’larda, altında bulunan büyük mağaza Derry and Toms’un sahipleri tarafından düzenlenmiştir. Peyzaj için mimar Ralph Hancock görevlendirilmiştir.

Hayal gücünün sınırlarını zorlayan temalı bahçelerde, sık ağaçlı bir bahçe, palmiye ağaçlarıyla bezeli bir İspanyol bahçesi ve gölünün yanı sıra, canlı ördekleri ve bir çift flamingosu olan klasik bir İngiliz bahçesi de bulunmaktadır.

İspanyol bahçesi: Granada Endülüs stiline dayanılarak yapılmış bir Magribi bahçesidir.
Tudor bahçesi: morsalkım ve onun narin kokusu havaya yayılır ve bu bahçe, yaz aylarında kokulu lilyum, gül ve lavanta ile çevrili çalılıklar ile doludur.

Woodland: Nergis, çiğdem, muscari ve anemon doludur. Bahar aylarında en güzel yer burasıdır. Burada aynı zamanda filamingolar bulunur.

Günümüzde bu üç temalı bahçede, yüzden fazla görevli çalışmaktadır. Bunların arasında 10 yıldır burada çalışanlar bulunmaktadır.

Bunların en güzeli de burada dolaşmaktır. Burada düzenlenen etkinliklere katılabilirsiniz. Bahçeler ücretsiz olarak ziyarete açıktır.

 

KENGİNGTON SQUARE

Burası şehrin en eski meydanıdır. 1680’lerde düzenlenen meydanı, 18.yüzyılın başından kalma güzel evlerle dikkate değer. Bu ev tipleri büyük çeşitlilik gösterir.
Ünlü filizof John Stuart Mill ve erken Raffellocu ressam Edward Burne-Jones burada yaşamışlardır.

 

KENSİNGTON PALACE AND GARDENS

Kensington Palace: Kensington Garden içinde bulunmaktadır.
Kraliçe Victoria burada doğmuş ve Prenses Diana: 1981-1997 yılları arasında burada yaşamıştır. Genç Prenses Victoria: kraliçe olduğunu, burada Victoria Rooms denilen odada öğrendi. Burada: aile portreleri ve kraliçenin yaşadığı bölümü süsleyen mobilyalar görülüyor. Sarayın içindeki interaktif ekranda: Kraliçe Elizabeth II tarafından giyilen göz kamaştırıcı elbiselerin modelleri görülebilir.

 

Kralın Bölümü

Kralın merdivenleri, Kralın devlet galerisini oluşturan odaların ilk halkasıdır. Bu muhteşem güzel merdivenlerden yukarı tırmanıldığında kralın galerisine ulaşılır. Bugün burada: George II’nin oğlu Frederick tarafından kullanılan, taht benzeri, yaldızlı bir koltuk görülür.

Hasoda denilen bölüm: Kraliçe Caroline’nin favori eğlencelerini düzenlediği yerdir. 1723 yılında burası, bazı etkileyici halılarla döşenmiş ve William Kent tarafından tavan muhteşem güzel bir şekilde boyanmıştır. Kral Gallery bölümünde: Kral William III ve onun küçük yeğeni: 1702 yılında üşütmüş ve burada ölmüştür.

Evet, odalarda birçok heykel ve sanat eseri bulunmaktadır. Durum odasındaki şömine: Griling Gibbons tarafından yapılmış oymalarla çevrilidir. Ayrıca yine bu galeride: Kral George II ve eşi kraliçe Caroline’ye ait büstler görülür. Bunlar: 1738-1739 yılları arasında Michael Rysbrack tarafından yapılmıştır.

Duvarlardaki duvar halıları: Kral I. Charles tarafından kurulan “Mortlake Goblen” atölyesinde yapılmıştır. Özellikle: Kral’ın Drawin Room denilen odasında: duvardaki Vasari tarafından yapılan “Venüs ve Aşk Tanrısı” tablosunu görmenizi öneririm. Kraliçe Caroline: kocası buradan uzakta iken bu tabloyu başka yere taşıtmış, ancak kocası Kral döndüğünde, öfkeyle tabloyu bugün bulunduğu yere geri astırmıştır.

Kralın Galerisi

Kensington Sarayının en uzun bölümüdür. Bu galeri: 1727 yılında Kral George I için dekore edilmiştir. Burada: resimler bulunmakta olup, özellikle: galerinin doğu ucunda, at üstünde Charles I resmi, Van Dyck tarafından yapılmıştır ve görmenizi öneririm.

Şöminenin üzerinde özel bir düzenek bulunmaktadır. Bu düzenek: rüzgarın hangi yönden estiğini göstermektedir ve muhtemelen çatıda bir rüzgar pervanesine bağlıdır. King William III zamanında yapılan bu düzen ilgi çekmektedir ve hala çalışmaktadır.

 

Kralın Merdivenleri

Kralın merdivenlerinin duvarları Kral George I döneminde, 18.yüzyılda William Kent tarafından boyanmıştır. Resim 1724 yılında tamamlanmış ve Christopher Wren tarafından ahşap panelle değiştirilmiştir. Resimler: merdivenlerden yukarı yürürken, boyalı korkuluklar üzerinden bakar gibi görünmektedir.

 

Kraliçenin devlet odası

Kraliçenin devlet apartments denilen ikametgah bölümü: günümüzde tiyatro şirketi “Coney” tarafından kullanılmaktadır. Kraliçe Mary II: Kralın merdivenin dibinden, bahçelere ulaşırdır. Kraliçenin galerisinde bulunanlar: Türk halıları, işlemeli ve oryantal porselenlerdir. Yan oda: kraliçenin 17.yüzyıldan kalma yemek odasıdır. Drawing Room denilen odada: Çin’den gelen Queen Mary porselenleri bulunur. Galerideki son oda ise, kraliçenin yatak odasıdır.

 

Garden/Bahçe

Astım hastası olan Kral William III için, buranın havasının sağlığına iyi geldiği düşünülmüş ve 1689 yılında burada kırmızı tuğlalı Kensington Sarayı Sir Christopher Wren tarafından yapılmıştır.

Sarayın bahçesi: Queen Anne bölümünden 30 dönümlük kısmın transferi sonucu genişlemiş ve 1704 yılında Hyde Park yapılında görevlendirilen Orangery tarafından oluşturulmuştur. Bahçe: güzel havalarda güneşlenmek ve piknik yapmak için çok popülerdir. Yolları yürüyüş yapanlar ve koşucular tarafından doldurulur.

Güzel bahçenin bitkileri ve çiçekleri, 1908 yılında dikilmiştir. Bahçede, 18. yüzyıl bahçe stili uygulanmıştır. Bahçenin en güzel göründüğü zaman: Nisan-Ekim ayları arasındaki dönemdir. Yaz aylarında: sardunyalar, cannas, begonya ve daha birçok çiçek bahçeyi süsler.

Her yıl milyonlarca Londralı ve turist: başkentin 8 Royal Parkından birisi olan burayı ziyaret ederler. 242 dönümlük bahçe içinde: Kensington Sarayı, İtalyan Bahçeleri, Albert Memorial, Peter Pan heykeli ve Serpentine Gallery görülür.

Gelelim: Kensingtop Palace Road bölümüne

Bir zamanlar Kensington Palace’ın mutfak bahçelerinin yer aldığı bu özel yol, günümüzde lüks evlerle doludur.

Bunların güney yönünde kalanlarının adı Palace Green’dir. Yayalara açık olan yol, burada işyeri bulunan kişilerin araçları dışında yayalara ayrılmıştır. Binaların büyük kısmı büyükelçiliklere ve elçilik çalışanlarına ayrılmıştır.

Kokteyl saatlerinde, yolun iki tarafındaki yükseltilmiş bariyerlerden geçen diplomatik plakalı siyah limuzinleri görebilirsiniz.

 

THE DİANA, PRİNCES OF WALES MEMORİAL PLAYGROUND

Kensington Gardens’da bulunan üç oyun alanından en yenisi. 30 Haziran 2000 yılında açılmış ve merhum Princess Diana’ya adanmıştır. 750.000 den fazla çocuk, her yıl burada ücretsiz oyun keyfi çıkarırlar. Çocuklar oyun alanlarında eğlenirken, büyükler için de dinlenme/oturma alanları yapılmıştır.

Bayswater Road yakınlarındaki bu maceralarla dolu yeni oyun alanı, büyümek istemeyen bir çocuğu konu edinir. Peter Pan hikayelerinden esinlenilerek, çocuklar burada oyun oynarlar ve oyun oynarken öğrenme, hayal güçlerini keşfetme güçleri teşvik edilir.

Burada, 15 metre uzunluğundaki korsan gemisinin bulunduğu bir koy, rampa ve geçitlerden geçilerek çıkılan bir ağaç ev ve içinde pinekleyen timsahlarıyla bir denizkızı çeşmesi gibi yeni etkinlikler vardır. Büyük ahşap korsan gemisi: Prenses Diana Memorial Playground’un merkezidir.

12 yaşından küçük çocuklara bir yetişkinin eşlik etmesi zorunludur. Ama yine de görevliler gerektiğinde çocukların güvenliğini sağlayacak biçimde iş başındadırlar.
Oyun alanındaki pek çok oyuncak engelli çocukların da kullanabilmesi için özel olarak tasarlanmıştır.

 

QUEENSWAY

Londra’nın en kozmopolit caddelerinden biri olan Queensway (Kraliçenin Road) Soho’nun dışında, yeme-içme mekanlarını en yoğun olduğu yer olarak bilinir. Caddenin adı, prensesken burada at binen Queen Victoria’dan gelmiştir.

Bu çok sayıda restoran içinde: özellikle Arap, Çin ve Akdeniz kültürlerinin restoranları ilgi çekmektedir. Öte yandan, burası Londra’nın 35 önemli merkezinden birisi olarak kabul edilir.

Gazete büfeleri yabancı dilde gazetelerle doludur. Yolun kuzey ucunda “Whiteley’s” alışveriş merkezi bulunur. 1863 yılında Yorkshire’da doğan William Whiteley tarafından kurulan çok katlı mağaza, muhtemelen dünyadaki ilk örneklerden birisidir.

Mağaza: Kralın emriyle, 1896 yılında Kraliçe Victoria’ya verilmiştir. Mevcut binanın cephesi 1911 yılı yapımı olmasına rağmen, aynı bina 1989 yılında yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir.
Londra şehrinin en büyük buz pateni pisti (Queen Ice&Bowl) buradadır.

İngiltere Londra Kensington ve Holland Park PORTOBELLO ROAD

İngiltere Londra Kensington ve Holland Park PORTOBELLO ROAD

İngiltere Londra Kensington ve Holland Park PORTOBELLO ROAD

 

PORTOBELLO ROAD

İngiltere Londra Kensington ve Holland Park;

Londra şehrini ziyaret edenlerin mutlaka görmelerini önereceğim bu bölgede: 1837 yılından bu yana burada bir Pazar bulunuyor. 1 kilometre uzunluğundaki bu yolun güney ucundaki bölgede, antikalar, mücevherler ve hediyelik eşyalar satan şık tezgahlar ve dükkanlar bulunuyor.

Londra şehrinde, her şeyin en ucuza temin edilebileceği bir sevimli bit pazarı olarak ilgi çeker. Hatta: burayı ziyaret ettiğinizde şansınız varsa güzel ve ilginç sokak gösterilerine de şahit olabilirsiniz. Yolun sonunda ise: ünlü “Portobello Market Place” ı bulabilirsiniz. Londra şehir merkezinde 100 paund olan yünlü elbiseler, burada 30 paund fiyatla satılmaktadır. Ayrıca: bayanlar için küpe, kolye, yüzük gibi takılar da çok uygun fiyata satılıyor.

Turistler arasında çok revaçta olan Pazar, yaz aylarında özellikle hafta sonları çok kalabalık olur. Pazar günü açık olan dükkanların yarısının Türk olduğunu görünce şaşırmamalısınız. Ancak vatandaşlarımızın sattığı malların çoğunun taklit olduğunu da bilmeniz gerekir.

Bir şey satın almaya niyetiniz olmasa bile, canlı ve neşeli atmosferini paylaşmak için pazarı ziyaret etmenizi öneririm. Ama yine de alışveriş yapmaya karar verirseniz, bilin ki iyi pazarlık yapma fırsatı bulamayabilirsiniz. Çünkü tezgah sahipleri sattıkları malların gerçek değerini gayet iyi bilirler. Öte yandan burayı ziyaret edecekseniz yanınıza nakit para almanız önerilir, çünkü bir şey beğendiğinizde ödemeyi nakit yapmanız istenir.

Evet: antikalar ve biblo tezgahları yalnızca Cumartesi günleri açıktır. Meyve-Sebze bölümü: Perşembe: 09.00-18.00 arasında, Pazartesi-Çarşamba günleri: saat: 09.00-13.00 arasında açıktır. Özellikle, cumartesi günleri: yüzlerce antika ve uzman dükkanları ve tezgahları açılır.

Bu dükkan ve tezgahlarda: Milattan Önce ve 1960’lı yıllar arasındaki döneme ait: cam, kristal, gümüş, kitap ve diğer pek çok harika ve geniş yelpazede antikalar bulup satın alabilirsiniz. Bazı dükkanlar: Cuma günü saat: 08.30-09.00 gibi açılır ama Cumartesi günü asıl işlem günüdür. Eğer kalabalıktan hoşlanmıyorsanız, pazarı saat: 11.30 dan önce ziyaret etmenizi öneririm.

 

NOTHİNG HİLL

İngiltere Londra Kensington ve Holland Park;

Günümüzde Avrupa’nın en büyük sokak karnavalına ev sahipliği yapan bölgenin büyük kısmı, 19.yüzyıla kadar tarım arazisi olarak kullanılıyordu.

1950’lerde ve 1960’larda, Notting Hill, İngiltere’ye geldiklerinden beri burada yaşayan Karayipliler’i merkezi haline geldi. Özellikle: Trinidadlılar, güçlü bir geleneğin (tüm köleliğin kaldırılması ve köle ticaretinin bitişi) kutlanması için 19.yüzyılda Karaip karnavalları düzenlemeye başlamışlardır.

İlki 1966 yılında Ağustos ayında yapılan ve her yıl Ağustos ayının son hafta sonu tatilinde düzenlenen ve 3 gün süren karnavalda, sokaklar eğlenceli ve rengarenk kostümlü geçit törenleriyle canlanır.

Pazar günü çocuklar için, Pazartesi günü ise yetişkinler için karnaval geçit töreni, saat: 19.00 da düzenlenir. Gösterilere 1 milyondan fazla kişinin katıldığı söyleniyor.
Evet, her yıl batı Londra’nın sokakları: Avrupa’nın en büyük sokak festivali sesleri ve kokuları ile canlanır.