Yazıhan, il merkezi olan Malatya’ya 40 km uzaklıktadır. Yazıhan, Hekimhan arasındaki uzaklık: 53 km.
TARİHİ
İlçenin tarihi geçmişteki en önemli özelliği, İpek yolu üzerinde bulunmasıdır. Bölgede yerleşim, mezra olarak başlamış ve 1936 yılında demiryolu ve 1937 yılında ise karayolunun geçmesiyle önem kazanmaya başlamıştır. 1947 yılında nahiye statüsü kazanmıştır.
İlçenin yerleştiği alanda demiryolu kurulmasıyla birlikte kuzey batıda yaklaşık 3 km uzaklıktaki Fethiye köyünde yaşayanların buraya yerleşmesi için bucak merkezi Fethiye’den alınıp 1940 yılında Yazıhan’a taşınmış ve imar faaliyetleri başlamıştır.
Buraya gelen aşiretler arazinin düz olması ve “Sultan Murat Han” adına izafeten konakladıkları bu ovaya “Yazıhan” ismini vermişlerdir. 1990 yılında Yazıhan Belediye teşkilatı kurulmuş ve ilçe statüsü kazanmıştır.
Malatya Yazıhan
GENEL
İlçe yerleşim alanı, güneyden kuzeye doğru bir eğim gösterir. Kuzey tarafında dağlık ve vadilik alanlar bulunur. İlçenin yarısı sulu ve düz arazi üzerindedir. İlçe halkının başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ayrıca halı dokumacılığı yapılır. İlçenin rakımı 900 metredir. Doğusunda Fırat nehrinin bir kolu olan “Kuruçay” bulunur.
Malatya Yazıhan
GEZİLECEK YERLER
Yazıhan Hasan Patrik Camii
HASAN PATRİK-HASAN BADIRIK (UZUN HASAN) CAMİSİ-FETHİYE MAHALLESİ CAMİİ
İlçe merkezine bağlı Malatya-Sivas yolunun 41’nci km de bulunan Fethiye Mahallesindedir.
Kitabesine göre: Kanuni Sultan Süleyman’ın son saltanat döneminde 1566 yılında Malatya Beylerbeyi olan Abdülselam oğlu Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış ve “Uzun Hasan” diye adlandırılmıştır.
Cami Osmanlı mimarisinin en geliştiği dönemde yapılmış olmasıyla önem kazanır.
15’nci yüzyılda Bursa, Edirne ve İstanbul’da yapılan “T” şeklindeki plana sahip ilk Osmanlı camilerindendir.
Cami, tamamen kesme taştan yapılmış, tek kubbeyle örtülü, kare planlıdır.
Yazıhan Hasan Patrik Camii
Beş gözlü son cemaat mekanından oluşan caminin, batı ve doğusundaki camiye bitişik moloz taştan yapılan iki zaviye odası bulunur.
Minberi, mührü Süleyman ile süslenen caminin sekiz basamaklı, korkuluksuz ve kapısız olarak taştan yapılan minberi ise dikkat çekiyor.
Pencere önündeki silmelerle, kubbeye geçişte kemerlerin çevresi tuğlalarla süslenerek bir hareketlilik kazandırılmıştır.
Zaviye tipi bir cami. Bu tür camileri geçmişte daha çok dervişler ve tarikatlar ibadethane olarak kullanmıştır.
Caminin bir bölümünde iki oda vardır. Birisi kütüphane, diğeri ise dershane yapılmıştır.
Caminin çevresi vatandaşların tapulu arazileridir.
Yaklaşık 500 yıldır ayakta duran cami, orijinal halini koruyarak günümüze gelmiştir.
Yazıhan Buzluk Mağaraları
ANSIR MAĞARALARI-BUZLUK MAĞARALARI
İlçe merkezinin yaklaşık 10 km kuzey batısında eski adı Ağınsur olan Buzluk köyündedir. Köy, Yazıhan ovasına hakim bir yerdedir ve tarihi ipek yolu üzerinde yer almaktadır.
Önce Ansır kentinden söz etmek gerekir.
Tohma nehrinin sol kıyısında, Yazıhan ovasının kuzeybatı ucunda, Karabel Gavur deresi ağzında bulunan Ansır şehri eski dönemlerde oldukça kalabalık bir şehirmiş.
1912 yılında Ermeni nüfusunun yoğun olduğu bir köymüş.
Şimdiki adı “Buzluk” olan “Ansır” şehrinin her tarafında arkeolojik kalıntılar içinde mezar taşları, kayalara oyulmuş onlarca mağara, yıkılmış kiliseler, değirmenler bulunur. Ancak bu mezarlar, yıllardır define avcıları tarafından aşırı tahribata neden olmuştur.
Ansır mağaraları: Yazıhan ovasını ve Malatya’yı seyrediyor.
Yazıhan Buzluk Mağaraları
Evet mağaralara devam edelim.
Kayaların altında üç kilise ile birlikte, 40 civarında oda şeklinde harabe vardır. Kilise ve mezar kalıntılarına rastlanmıştır.
Mağaraların insanlar tarafından ne zaman barınak olarak kullanıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, kaya mağaralarında Yontma Taş ve Hitit uygarlıkları izlerine rastlanır.
Ayrıca Ansır vadisinde yer alan tarihi yerleşmelerde Roma ve Bizans dönemlerinin yansımaları görülür.
Geçmişi çok derin izler taşıyan bu mağaraların, Hıristiyanlığın yayılma safhasında devrin hükümdarından kaçan Hıristiyanların yerleşim yeri olduğu da söylenebilir.
Efsaneye göre: Şehristan kralı dış saldırılardan kendisini korumak için mağaraların en yükseğine yerleşmiştir.
Evet, kayaların altında 3 kilise ile 40-50 civarında oda görünümünde kalıntılar vardır.
Mağaraların hemen eteğinde, kültür katmanı ve mezarlık alanı bulunmaktadır.
Bu mezarlıklarda Hitit aslan modellemesi ile biçimlendirilmiş taşlar, bölgenin önemini arttırmaktadır.
Mağaraların derinliği 150-200 metreye kadar inmektedir. Set şeklinde konumlanmış mağaralar, etkileyici bir manzaraya sahiptir.
Ansır Mağaralarının bulunduğu yerden bakılınca: Malatya Merkez, Yazıhan ve Battalgazi ilçeleri ile Karakaya Baraj gölünün o muhteşem manzarası görülür.
Yazıhan Buzluk Mağaraları
Çok eski dönemlerde, yaz aylarında çevredeki köylüler, kayaların arasındaki çatlaklardan zorla girerek Buzluk mağaralarından çuvallara kalıplarla buz, kar doldurup hem şehre hem de köylere satıyorlarmış.
Yakın zaman öncesinde mağaranın giriş kısmına büyük bir kaya parçası düşerek girişi kapatmıştır.
Kültesi 2 km uzunlukta ve 50 metrenin üstünde bir yükseklikte, görünüşü insan yüzüne benzetilen üç kaya mağarası bulunur.
Mağaraların içinde içme suyu vardır.
Son bir not: az eğimli yapısıyla yürüyüş rotası olarak da tercih edilen bu bölge, tarih, kültür ve doğayı, bir arada sunarak ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim kazandırır.
Yazıhan Ali Seydi Sultan Türbesi
ALİ SEYDİ SULTAN TÜRBESİ
Hemen yazının başında belirtmek istediğim önemli bir husus var, Ali Seydi ile aşağıda sözünü edeceğim Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) aynı kişiler değil.
İlçe merkezine bağlı İriağaç köyündedir.
Türbenin yanında bir çeşme bulunur.
Çeşme suyunun şifalı olduğuna inanılır.
Suyun hikayesi şudur “Bir gün köyün suyu kesilir. Köylüler saf birine suyun gözüne gir de bak derler. Adam içeri girer ve bir türlü çıkmaz.
Bir zaman sonra dışarı çıktığında, içeride bir kara yılan gördüğünü ve aklının başından gittiğini söyler. Derken yılan suyun gözünden ayrılır. Su yeniden akmaya başlar. Kara yılanın Ali Seydi olduğuna inanılır. Ali Seydi, beni arayan burada bulsun diyerek su oluğundan akıp gitmiştir.
Türbeyi ziyaret ederek şifa arayanlar: psikolojik olarak korkan ve felç geçiren kişilerce ziyaret edilir.
Adet olduğu üzere dilekler dilendikten sonra, suyun aktığı kaynağa ellerin girip girmediği sınanır. Eli su kaynağına girenlerin dileklerinin gerçekleşeceğine inanılır.
Yazıhan Kızıldeli Türbesi
KIZILDELİ (SEYİD ALİ SULTAN) TÜRBESİ
İlçe merkezine bağlı Fethiye Kasabasının Tecirli köyündedir.
Türbenin yanında misafirlerin kurban kesebileceği yerler ve türbe koruma derneği vardır.
Önce birkaç satır, Kızıldeli Seyyid Ali Sultan kimdir?
Kendisi Horasan civarında yaşamakta iken, bir gece rüyasında gördüğü Hz Muhammed’in emriyle Balkan fetihlerinde Yıldırım Bayezid’e yardım etmek için yanındaki 40 arkadaşı ile birlikte yola çıkışından söz edilmektedir.
Kayıtlara göre, Seyyid Ali Sultan ve arkadaşları Horasan’dan yola çıkarak önce Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına uğramışlar, burada bir süre onunla görüştükten sonra Hacı Bektaş-ı Veli’nin emriyle Seyyid Ali Sultan başlarında olduğu halde Osmanlı topraklarına gelmişlerdir.
Balkanlarda, özellikle Dimetoka’daki Kızıldeli Sultan Dergahı ile tanınır. Hacı Bektaş-ı Velinin halifelerinden biri kabul edilir. Menkıbeleri, onun kerametleriyle birlikte Bektaşi geleneğinde yerleşmiştir.
Yunanistan Dimetoka’daki türbesi Balkan Alevi-Bektaşileri için kutsal bir merkezdir.
Şimdi türbe:
Türbe mermerden yapılmıştır. 72 basamaklı merdivenden yürüyerek çıkılır.
Kapıya yakın yerde bir çam ağacı, biraz ileride kayısı ağacı bulunur.
Türbenin kapısından içeri girilince, içinde büyük mezarın başında bağlanan bir sürü yeşil çaput görülür.
Türbenin tabanı tek parça halı ile kaplanmıştır, üzerine minderler konulmuştur.
Malatya Yeşilyurt hakkındaki gezi yazım için Yeşilyurt
Düzce il merkezine 38 km. Adapazarı’na 100 km. Ankara’ya 276 km ve İstanbul’a 234 km uzaklıktadır.
Yığılca, Düzce ilinin doğusunda, Kızıltepe’nin güneybatı eteklerinde, Melen nehri kıyısında kurulmuştur.
İlçe toprakları genel olarak dağlıktır. Deniz seviyesinden yüksekliği: 350 metredir.
Düzce Yığılca
En önemli akarsu: Melen ırmağıdır. Irmak Yığılca ilçesi içinden geçer ve Hasanlar Barajına dökülür.
Dağlar sık ormanlarla kaplıdır. Karadeniz iklimine uygun olarak sık ve yeşil orman türleri hakimdir.
Yedigöller Milli Parkı, ilçe merkezine 38 km uzaklıktadır, ancak bu yol stabilizedir ve çok bozuktur.
Düzce Yığılca
TARİHÇE
Bölge 1321-1323 yılları arasında Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Orhan Gazi’nin komutanlarından biri, bölgede yığınak yapmış ve İlçenin ismi buradan gelmektedir.
Yörede: Orhan ismini taşıyan bir dağ, bir cami ve ayrıca Redifler isimli bir köyün varlığı, bu tahmini doğrulamaktadır.
Çünkü, Orhan Gazi’nin küçük ordu kuvvetlerine “Redif” ismi verilirdi.
Yığılca 1904 yılında bucak olarak Düzce’ye bağlanır. 1954 yılında ise müstakil ilçe olur. 1999 yılında Düzce ilinin ilçesi olur.
Düzce Yığılca
YIĞILCA ARISI VE BALI
Ülkemizde 56 farklı lokasyondan örnek alınarak yapılan araştırmada: Yığılca arası: vücut iriliği ve organlarının uzunluğu bakımından, diğer illerin arı popülasyonundan farklı bulunmuştur.
Daha sonra sürdürülen araştırma sonuçlarına göre, Yığılca arı ekotipinin genetik ve morfolojik bakımdan farklılığı ortaya koyulmuştur.
Literatüre giren Yığılca ekotipi yüksek bal verimi, çalışkan, kışa dayanıklı ve bölgesine iyi adapte olmuştur.
Yapılan araştırmalara göre: Yığılca’da aracılar dışarıdan ana arı satın almamışlar, 20-30 yıllık bir zaman diliminde atadan, dededen kalma kolonilerin devamlılığı sağlanmıştır.
Yani dışarıdan göç alınmamıştır ve Yığılca’da coğrafi izolasyona bağlı olarak arılar bulunduğu çevreye ve floraya adapte olmuştur.
Yığılca Arıcılık Meslek Yüksek Okulu
YIĞILCA ARICILIK MESLEK YÜKSEK OKULU
Yığılca Tıraşlar Merkez Mahallesindedir.
Düzce Üniversitesi bünyesindedir. Arıcılık alanında eğitim ve araştırma faaliyetleri yürütmektedir. Okul, arıcılık sektörünün gelişimine katkı sağlamayı hedeflemektedir ve bu alanda nitelikli eleman yetiştirmektedir.
GEZİLECEK YERLER
Yığılca Orhangazi Cuma Camii
Yığılca Orhangazi Cuma Camii
ORHANGAZİ CUMA CAMİİ
İlçe merkezine bağlı Gaziler Köyü mezarlığı yakınındadır.
300 yıllık olduğu tahmin edilen cami, ahşap kütüklerin birbirine kertilmesiyle, iki katlı olarak yapılmıştır.
Temeli yatay ahşap kütükler üzerine oturtulmuştur.
Kare planlı yapı, tek bir ibadet mahallinden oluşmaktadır.
Caminin son cemaat mahallindeki kapı yüzeyinde, kök boyadan yapılmış kiremit renginde çiçek ve çarkıfelek betimlemeleri bulunur.
Çarkıfelek arasında oyma tekniğiyle simetrik ay şeklinde süsleme vardır.
İbadet mahallinde bulunan ve ikinci katı taşıyan, 8 ahşap direk, minber, yer döşemeleri ve pencere söveleri özgündür.
Minaresi bulunmayan caminin geometrik şekilde biçimlendirilmiş ahşap tavan göbeği bulunmaktadır.
Kırma çatılıdır. Cami bahçesinde “Şıh İsmail Türbesi” olarak bilinen türbe bulunmaktadır. Bu kişinin caminin buraya yapılmasına vesile olduğu düşünülür.
Ayrıca bölgede isim yapmış kişiler ve mollaların mezarları da vardır.
Eski adı Şıhlar şimdiki adı Aydınyayla Köyünde yaşayıp burada türbesi bulunan Köse İsmail’in Osmanlının kurtuluş yıllarından sora Bekirler Köyündeki Bekir Dede, Aksaklar köyündeki Aksak Dede ile birlikte ilçeye gelen öncü Anadolu erenleri olduğu düşünülmektedir.
Onun için Gaziler köyünün eski adı Şıhlar’a bağlı Köseler Mahallesidir.
1991 yılında Gaziler köyü olup Aydınyayla’dan ayrılmıştır.
Köy muhtarları ve köylüler, Köse İsmail Türbesine sahip çıkıp yeniden yaptırmışlardır.
Caminin restorasyonu, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yapılmıştır.
Yığılca Paşabükü Dişbudak Ağacı Tabiat Anıtı
PAŞABÜKÜ DİŞBUDAK AĞACI TABİAT ANITI
Kırık köyü, Paşabükü mevkiinde ormanlık alandadır.
Dışbudak ağacı, 110 yaşındadır.
Boyu 46 metre, çapı 1 metre ve çevre genişliği 3 metredir.
Dışbudak ağacı, bulunduğu bölgede bir ekosistem merkezi gibi işliyor. Derin kökleriyle toprağı besliyor, gövdesiyle barınak sağlıyor ve dallarıyla gölge sunuyor. Onu diğer ağaçlardan ayıran en büyük özelliği ise, doğayla kurduğu uyumlu ilişki. Her bir yaprağında, geçen on yılların izlerini, mevsimlerin döngüsünü ve insan eliyle şekillenen çevresel etkileri görmek mümkündür.
1000 metre karelik alan Tabiat Anıtı olarak 6 Eylül 2002 tarihinde tescil edilmiştir.
Yığılca Kayadibi Porsuk Ağacı Tabiat Anıtı
KAYADİBİ PORSUK AĞACI TABİAT ANITI
Gökçeağaç köyü, Kayadibi mevkiinde ormanlık alanda yer almaktadır.
Porsuk ağacı: 800 yaşındadır. Boyu 27.5 metre, çapı 1.90 metre, çevre genişliği 4.80 metredir.
1000 metre karelik alan, 2002 yılında Tabiat Anıtı olarak tescil edilmiştir.
Yığılca Sırık yayla göknarı Tabiat Anıtı
SIRIKYAYLA GÖKNARI TABİAT ANITI
Merkez ile Çınardüzü Köyü Odayeri bölgesi Sırıkyayla Mevkiinde ormanlık alanda yer almaktadır.
Göknar ağacı türü 300 yaşlarında, 70 metre boy, 1.36 metre çap ve 6 metre çevre genişliğine sahiptir.
1000 metre karelik alan, Tabiat Anıtı olarak 2002 yılında tescil edilmiştir.
Yığılca Samandere Şelalesi
SAMANDERE ŞELALESİ
Bulunduğu köye adını veren şelale, tabiat olaylarının meydana getirdiği özellikleri sebebiyle “Tabiat Anıtı” olarak tescil edilmiştir.
Samandere şelalesinin de bulunduğu 500 m dere boyunca, anıt ağaçlar, üç adet şelale ve bir de cadı kazanı adı verilen derin bölümde tescillidir ve oldukça ilginçtir.
Şelalenin kaynak değeri oluşturmasının yanı sıra oldukça dik kayalık alana sahip alanda karayemiş, şimşir, ıhlamur, adi gürgen, çınar yapraklı akçaağaç, doğu kayını üvez, dağ karaağacı, mor çiçekli orman gülü, ateş dikeni gibi ağaç ve çalı formundaki türlerimizi bakir bir şekilde görmek mümkündür.
Özellikle sonbahar mevsiminde yeşil tonlarıyla şelalenin buluşması, fotoğrafçılar için muhteşem bir manzara sunar.
Tabiat Anıtı girişinde, giriş kontrol noktası, büfe, manzara seyir noktaları, şelale yürüyüş yolu yer almaktadır. Tabiat anıtı dışında kalan bölümde otopark, çocuk oyun alanı, kır lokantası, tuvalet bulunmaktadır. Alan günübirlik ziyaret edilebilir.
Yığılca Saklıkent Şelalesi
SAKLIKENT ŞELALESİ:
İlçe merkezine bağlı Melen Kıyısı Yağcılar Mahallesindedir. Yedigöller yolu güzergahında, Düzce il merkezine 40 km ve Yığılca ilçe merkezine 5 km uzaklıktadır.
Yeni keşfedilen doğa güzelliklerinden olan Saklıkent şelalesi, trekking ve foto-safari yapmak isteyenler için oldukça uygundur.
Şelale 100 metre yükseklikten dökülür. Çevresi kayın, meşe ve fındık ağaçlarıyla kaplıdır. Böylece doğanın her tonunu görebilirsiniz. Yazın bile suyu soğuk olur.
Yığılca Saklıkent Şelalesi
Yığılca-Hebeler-Yağcılar-Saklıkent Şelalesi arasında 7 km yürüyüş parkuru vardır.
Orta zorlukta bir parkur olup, dört mevsim yürünebilir.
İyi kondisyona sahip, uzun yürüyüş tecrübesi ve yol bulma yeteneği olanlar için uygundur.
Yığılca-Yedigöller yolu üzerinde Hebeler köyü sapağından yürüyüşe geçilir. Yer yer çam ve kayın ağaçları ve bağ bahçe arasında geçen bir parkurdur.
Yığılca Saklıkent Şelalesi Peyzaj Projesiyle, gerekli düzenlemeler yapılarak bölgenin piknik ve mesire alanı olarak hareketlenmesi sağlanmıştır. Bölgede bir de alabalık tesisi var.
Yığılca Yoğunpelit Şelalesi
YOĞUNPELİT ŞELALESİ
Yoğunpelit köyündedir. İlçe merkezine 20 km uzaklıktadır. Yoğunpelit köyü yolu, şelaleye ulaşacak kadar stabilize edilmiştir.
Şelale: Düzce il merkezine 56 km ve Yığılca ilçe merkezine 20 km uzaklıktadır. Bulunduğu konum, Yığılca’nın genel doğa turizmi güzergahındaki diğer öğelerle (Saklıkent, Hasanlar Baraj gölü, Sarıkaya Mağarası) sinerjik bir ağ oluşturur.
Fiziki konumu açısından dağ içi şelale tipiyle tanımlanabilecek bir jeomorfolojik özelliğe sahiptir. Şelale, yüksek eğimli ormanlık bir vadinin iç kısmında, doğal kayalıkların arasından dökülen bir su akışı şeklinde oluşmuştur. Her ne kadar şelalenin düşüş yüksekliği resmi kaynaklarda kesin olarak belirtilmemiş olsa da görsel verilere göre yaklaşık 8-12 metre arasında bir kot farkı bulunmaktadır.
Şelalenin su akışı, yıl boyunca değişiklik göstermekte olup özellikle ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde maksimum debisine ulaşmaktadır. Karasal ve nemli iklim geçişinin etkili olduğu bölgede, şelalenin beslenme kaynağı dağ içi yeraltı sızıntıları, mevsimlik dereler ve kar erimesiyle artan yüzey akışlarıdır. Bu kaynaklar sayesinde şelale, yılın büyük bir bölümünde aktif akış gösterir ve kurak yaz aylarında dahi tamamen kurumaz.
Doğal taş basamaklar, çevredeki sık orman dokusunun açtığı aralıklarla birlikte şelaleye ulaşımı adeta bir keşif yürüyüşüne dönüştürmektedir. Bu da mekanın sadece bir rekreasyon alanı değil aynı zamanda doğa ile bütünleşmiş bir gözlem alanı olarak kullanılmasını mümkün kılmaktadır.
Bölge doğal güzellikleri açısından zengin bir yapıya sahip olup, trekking, foto-safari, piknik gibi aktiviteler için oldukça uygundur.
Ayrıca: bölge doğal güzellikleri yanında eko-köy potansiyeline sahiptir.
Yığılca Ağlayan Şelale
YILANÇATI KANYONU TABİAT PARKI-GEYİKBELİ KANYONU
Yığılca ilçesinin Karakaş ve Hoca köyü sınırında, Düzce il merkezine 55 km uzaklıktadır. İlçe merkezine ise 14 km uzaklıktadır.
Kanyonun olduğu bölge, Yedigöller Milli Parkı ulaşım yolu güzergahında olup, bu güzergahı kullanan ziyaretçilerin kolaylıkla ulaşabileceği ve tercih edeceği bir konumdadır.
Yığılca Yılançatı Kanyonu Tabiat Parkı
2666 dekar büyüklüğündeki kanyon boyunca: ormanlık alan, göknar, kayın, karaçam ve meşe ağaçları, irili ufaklı bir çok gölcük ve şelale ile süslenmiş, seyir noktaları, dinlenme alanlarıyla doğal bitki örtüsü ve berrak akan suları oldukça dikkat çekicidir.
Sahada doğa yürüyüşü, foto safari, günübirlik piknik, olta balıkçılığı, kanyon tırmanışı ve bisiklet gezisi yapmak mümkündür. Keşfedilen 10 adet ağlayan şelale ziyaretçileri bekliyor.
Yığılca Ağlayan Şelale
Ağlayan Şelale:
Yılançatı kanyonunda 7 km uzunluğundaki arazi üzerinde, en yükseği 10 metreden dökülen 10 ayrı ağlayan şelale vardır.
En büyük şelale, 10 metreden aşağıya süzülüp göz damlası şeklinde akar ve görenleri hayrete düşürür.
7 km uzunluğundaki arazinin içinde bulunan yirmiye yakın doğal göletler de şelalelere ayrı bir güzellik katıyor.
Özellikle sonbahar aylarında gezilmeye değer bir cennet niteliği taşımaktadır.
Yığılca Hasanlar Baraj Gölü
HASANLAR BARAJ GÖLÜ
Küçük Melen Çayı üzerinde, 425 Hektar alana kurulmuş olan baraj gölü, Düzce il merkezine 20 km ve Yığılca ilçe merkezine 16 km uzaklıktadır.
Sulama ve taşkın kontrolü amacıyla 1965-1972 yılları arasında kurulmuştur.
İlçe merkezine girmeden hayranlık uyandıran güzellikteki Hasanlar Barajı, göze sığmayan büyüklükte ve güzellikteki her kıvrımından ve her yüksekliğinden tüm coşku ve güzelliğiyle insanı cezp ediyor.
Alternatif su sporlarının yanı sıra, her yıl geleneksel olarak düzenlenen yelken yarışları, zengin balık kaynakları ile sportif amaçlı olta balıkçılığına müsait kıyıları ile dikkat çekiyor. Kano, yelken, kürek sporları, su bisikleti ve olta balıkçılığı yapılabilir.
Hasanlar Baraj gölü su sporları festivali:
Her yıl Haziran ayının ikinci haftası düzenlenir. Gerçekleşen aktiviteler şunlardır: Su sporları etkinlikleri, yöresel halk oyunları ve yöresel yemek ikramı.
Yığılca Hasanlar Baraj Gölü
Hasanlar köyü-Hasanlar Barajı arasındaki yürüyüş yolu 4 km dir.
Orta zorlukta olup, su içinden geçmek gerekebilir.
Boğazlı yürüyüş ayakkabısı ile dört mevsim yürünebilir.
Sağlıklı her insanın yürüyebileceği bir parkurdur, Düzce-Yığılca yolu üzerinde Hasanlar köyü Orhangazi camisi önünden yürüyüşe başlanır.
Kayın ağaçları arasında yürürken Hasanlar Baraj Gölü’nün muhteşem manzarasını izleyebilir, parkur boyunca karşılaşılan vadi ve kayalıklarda kaya tırmanışı yapabilirsiniz.
Yığılca Sarıkaya Mağarası
SARIKAYA MAĞARASI
Yığılca ilçe merkezine 5 km uzaklıktadır. Sarıkaya köyünün 1.5 km kuzeydoğusundadır.
İçeriye indiğinizde uzun bir merdiven ile tüm mağarası gezebilirsiniz.
Mağara, Batı Karadeniz Bölgesinin en büyük mağarasıdır. İçinde şelaleler ve göletler vardır.
Toplam uzunluğu 717 metredir. Ana galeri uzunluğu 510 metre, genişliği 80 metre, boyu 75 metre, tavan yüksekliği 15-40 metre arasındadır.
Salonda: iki gelişim dönemine ait fosil ve genç damlataş şekilleri bulunmaktadır.
Salonun ortasında, Aksu çayından gelen derenin oluşturduğu küçük bir şelale ve ikinci evreye ait bir kanyon-vadi bulunmaktadır ve ilk oluştuğu bölümden 17 metre ve gittikçe artan bir derinliktedir.
Mağara, yakın çevresinin yüzey sularını toplayarak Aksu Mağarası ile Melen Çayı’na boşaltır.
Yığılca Sarıkaya Mağarası
Birinci derece doğal sit alanıdır. 2021 yılında tescil edilmiştir.
Kireçtaşından ve kumtaşlarından derine doğru kazılma ile oluşan Sarıkaya mağarası aynı zamanda bir su geçiş yoludur.
Sarkıt, dikit ve odaları bulunan mağaranın girişi sarmaşıklarla kaplıdır. Kaya tırmanışı, çadır kampı için uygundur.
Yığılca Sarıkaya Mağarası
Yığılca-Sarıkaya mağarası arasındaki yürüyüş yolu 12 km dir. Yığılca’nın Gökçeağaç köyünden yürüyüşe geçilir. Yer yer çam ağaçları ve bağ bahçe arasında geçen bir parkurdur.
Kolay bir parkur olup iyi kondisyona sahip, uzun yürüyüş tecrübesi ve yol bulma yeteneği olanlar yürümelidir.
Parkur üzerinde mutlaka görülmesi gereken Sarıkaya Mağarası vardır.
Yığılca Bacaklı Yaylası Gümele Porsuk Ağacı
BACAKLI YAYLASI;
Yığılca ve Alaplı ilçeleri sınırında olan ve ortak kullanılan Bacaklı Yaylası, 4115 yaşında olan Türkiye’nin en yaşlı ağacı Gümele Porsuğuna ev sahipliği yapıyor. Yaylada rakım 1680 metredir.
Düzce Akçakoca hakkındaki gezi yazım için Akçakoca
Şehir gezimize önce, “Eski Şehir” bölümünden: surlardan başlıyoruz.
Eski şehir gezisi bitince, arzu edenler şehrin “Yeni Şehir” bölümü” nü de gezebilirler.
Ancak, Kudüs’te özellik “Eski Şehir” bölümünde.
Yeni şehir bölümünün çok çok bir özelliği yok, burada belki çeşitli müzeler var, onlar ilginizi çekebilir.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Kudüs Eski Şehir Surları
ESKİ ŞEHİR-OLD CİTY
Bu bölgedeki gezimize başlayacağımız yer: “The Rampart Walk” olarak isimlendirilen, surlar bölgesidir ve burada bir yürüyüş yapabilirsiniz.
Eski şehir, bugünkü Kudus’ün surlarla çevrili bölümüdür. Modern surlar, Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından 16’ncı yüzyılda yaptırılmıştır.
Surların uzunluğu 3662 metredir. Yükseklik 11.6 ile 12.2 metre arasındadır. Surlar üzerinde 34 gözetleme kulesi vardır.
Eski şehirde toplam 11 kapı vardır. Bunlardan 7 tanesi halen açık durumdadır.
Kapılardan bazıları:
1-Yeni kapı (New Gate)
2-Dung kapısı (Çöp kapısı/Bab al-Maghariba)
3-Nablus/Damascus Kapısı
4-Zion Kapısı
5-Habron Kapısı
6-Altın kapı (Golden Gate)
Bu surlar: Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaptırılmıştır. Surlarda, 8 kapı bulunmaktadır.
Bunlar:
Kudüs Altın Kapı-Golden Gate
Golden Gate-Altın kapı
Bu kapı, Kudüs’ün Eski Şehir surlarının doğu cephesinde yer alan ve Tapınak Tepesi doğu duvarına açılan tek kapıdır.
Kapının “Altın Kapı” adı, Hiristiyan literatüründe geçmektedir, diğer dillerdeki isimler “Merhamet Kapısı” temalıdır. Müslüman dünyasındaki adı: “Rahman Kapısı”dır. Bazı İslami inanışlara göre, kıyamet günü insanlar mezarlarından çıkarak bu kapıdan geçip hesap mahkemesine (Allahın huzuruna) çıkacaklardır. Bu kapının “sonsuz yaşam/merhamet kapısı” olarak tasavvufi sembolik yorumları doğurmuştur.
Bu kapı Zeytin dağına bakmaktadır. Yahudilere göre burası “Mesih” in Kudüs şehrine gireceği kapıdır.
Kapı, dışarıdan kapalı durumda olup (yani sur cephesinden geçişi yoktur), ancak iç taraftan (Tapınak tepesi yönünden) kapının iç yapısına ulaşmak mümkün olabilecek tarihi geçitler olduğu düşünülmektedir. Kapının tam önünde, sur duvarının doğu cephesinde Müslüman Mezarlığı bulunmaktadır ve bu mezarlık, Kapı cephesinden aşağı Kidron vadisine doğru iner.
Kapının günümüzde görülen yapısının tam olarak inşa tarihi bilinmiyor. Bazı araştırmacılar, kapıyı Bizans dönemi veya erken Emevi dönemine tarihlemektedir. Bazı teoriler kapının 520’lerde Bizans İmparatoru I Justianus tarafından mevcut surların üzerine yeniden inşa edildiğini öne sürerler. Kapının daha eski sürümünün, (muhtemelen Roma-İkinci Tapınak dönemine ait) temel kalıntılarının altında gömülü olduğu düşünülüyor. Örneğin: alt seviyelerde eski kemer izleri ve kapı kalıntıları saptanmıştır.
Kudüs Altın Kapı-Golden Gate
Evet: kapı, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1541 yılında resmen mühürlenmiş ve kapı geçişi engellenmiştir. Mühürleme gerekçesi: hem savunma stratejileri hem de dini gelenekler ile ilişkilendirilmiştir. Bazı anlatılarda yukarıda sözünü ettiğim gibi, Mesih’in gelişiyle açılacağına dair geleneksel inançlar nedeniyle kapının önceden muhtemel giriş yollarından biri olarak kullanılmasının önüne geçilmek istendiği ifade edilir.
Modern dönemlerde 2003 yılında kapının iç kısmı İsrail makamlarınca kapatılmıştır. 2019 yılında kapının iç kısmı Müslüman ibadetleri için yeniden açıldı, fakat kapının dış cephesi hala kapalıdır.
Şimdi gelelim kapının mimari özelliklerine: altın kapı, çift kemerli bir yapı olarak tasarlanmıştır. Her açıklık, yaklaşık 3.90 metre genişliğinde ve yarım dairesel kemerle üstlenmiştir.
Kapının içindeki kısım: tünel benzeri geçitlerle Tapınak Tepesine inen merdivenler ve tonozlu bölümler içerir. Kapının dış doğu cephesi sur duvarından yaklaşık 2 metre kadar öne çıkmaktadır. Yani kapının dış cephesi, sur hattından biraz çıkarak bir cephe oluşturur. İç kısmı, sütunlar ve tonozlarla bölünmüş geniş bir bölüm içerir, bu yapı 24 x 17 metre dış duvar ölçülerine sahiptir. Kapının zemin seviyesi, günümüz kotuna göre daha alçaktır, alt yapı katmanları gömülü durumdadır.
Evet, günümüzde kapının bulunduğu cepheye doğrudan giriş olmadığından, genellikle sur dışından görüntülenir. Zeytin dağı ve sur dışındaki alanlardan kapının cephesi izlenebilir.
Kudüs Yafa Kapısı
Yafa kapısı-Jaffa Gate
Kudüs’ün eski şehrinin batı surlarında, Old City’ye girilen en ünlü kapılardan biridir.
Kapı, Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1538 yılında inşa edilen surların bir parçasıdır.
Yafa Limanına çıkan yolu işaret eder. Kapının giriş yolu L şeklindedir. Savunma amaçlıdır. Bu yapı, saldırganların doğrudan içeri dalmasını engellemek için tasarlanmıştır. Kapı, büyük ahşap kapılara ve zırhlandırılmış kaplamalara sahipti. Girişin üst kısmında Sultan Süleyman’ın yaptırdığı duvarın inşa tarihi ve Sultan’ın unvanlarını içeren Arapça bir kitabe vardır.
Kapının üzerindeki sur kısmında “mashikule” adı verilen çıkmalar ve uzun tarihi boyunca savunma unsuru olarak kullanılan gözetleme delikleri bulunur.
1898 yılında Osmanlı yönetimi Alman İmparatoru Wilhelm II’nin şehre görkemli bir şekilde girmesi için Yafa Kapısının hemen yanındaki surda yeni bir geçit açmıştır. (Duvarın bir bölümü yıkılarak ya da kapıya bitişik boşluk verilerek) Bu geçit sayesinde at arabaları ve tören konvoyları dar geçidi değil bu geniş açıklığı kullanmışlardır. Aynı dönemde ya da sonlarında, kapının üzerindeki saat kulesi (Ottoman clock tower) inşa edilmiş, fakat daha sonra bu kule kaldırılmıştır.
Gelelim günümüze, kapı hala Eski Şehir’e batıdan giriş için önemli bir kapıdır. Arabalar büyük kısmıyla buradan değil, geniş açıklıktan girer. Kapının dış cephesi ve plazasının çevresi, hem turistik alanlar hem de halkın günlük geçişleri için yoğun kullanılan bir bölgede yer alır. Mamila Avenue gibi alışveriş ve restoran bölgesi buraya yakındır. Ayrıca, kapıda akşam saatlerinde trafik açma/kapama, özellikle yayaların ve yerel halkın rahatsızlık duyduğu dönemsel trafik yoğunlukları gibi düzenlemeler yapılmaktadır.
Kudüs Yeni Kapı
Yeni kapı-New Gate
Kudüs eski şehrinin surlarında nispeten daha geç yapılmış bir kapı ve özellikle Hıristiyan Mahallesi ileşehrin dışındaki Hıristiyan kuruluşlarını birbirine bağlayan bir geçit olarak önemlidir.
Kapı Osmanlı Sultanı II Abdülhamit döneminde 1889 yılında inşa edilmiştir. Kapının açılma gerekçesi: Eski şehrin Hıristiyan Mahallesi ile dışındaki Hıristiyan kurumlar (örneğin: öğrenci yurtları, hastaneler, misyoner kuruluşlar gibi) arasında daha kolay geçişi sağlamaktır. Ayrıca Batı Kudüs’ten gelen ziyaretçilerin Eski Şehir içine girişlerinde alternatif bir rota sunmaktır.
İngiliz manda dönemi ve 1948 sonrası tipik olarak kapanmalar ve yeniden açılmalar yaşanmıştır. Örneğin: 1948 savaşı sırasında kapı geçici olarak zarar görür. 1967’de, Doğu Kudüs’ün İsrail kontrolüne geçmesiyle kapı yeniden açıldı ve bazı demir bariyerler kaldırıldı.
Evet, Yeni Kapı, Eski şehir surlarının batı-kuzey cephesinde yer alır ve giriş mekanı “Christian Quarter”e açılır. Kapı kemerli bir geçittir. Taş yapı malzemesi ve Osmanlı dönemine özgü mimari dokular içerir. Kapının önü ve çevresi, özellikle son yıllarda yayalar için daha elverişli hale getirmek üzere düzenlemelere tabi tutulmuştur. Kaldırım düzeyleri eşitlenmiş, engelli erişimi arttırılmış, araç trafiğini sınırlayan düzenlemeler yapılmıştır.
Yeni kapı turistik açıdan fazla bilinmeyen ama oldukça kullanışlı bir giriş noktasıdır.
Kudüs Şam Kapısı
Sha’ar Sh’hem-Şam kapısı
Eski şehrin kuzey cephesinde yer alan en önemli kapılardan biridir. İbranice adı: Shaa’ar Shkhem/Nablus Kapısıdır. Arapça adı: Bab al-Amud/Sütunlu kapıdır. İngilizce adı: Damascus Gate.
Çünkü bu kapı eskiden şehirden Şam (Damascus) yönüne çıkan ana yolun bağlantısıdır. Ayrıca bazı kaynaklarda haçlı dönemiyle bağlantılı olarak St Stephens Gate adı da kullanılmıştır.
Kapının bugünkü görünümü, Kanuni Sultan Süleyman zamanında, 1537 yılında inşa edilmiştir. Ancak aynı konumda, Roma-Bizans dönemi kapılarının da kalıntıları mevcuttur. Özellikle 2’nci yüzyıla tarihlenen bir kapı kalıntısı, Hadrian zamanında yapılan “Aelia Capitolina” adını taşıyan yapının parçası olarak burada bulunmuştur. Kapının altında arkeolojik kazılar, antik sütun tabanı, daha eski giriş yapıları ve duvar kalıntıları açığa çıkarılmıştır.
1970’lerden itibaren kapının çevresi düzenlenmiş, alttaki arkeolojik kalıntılar korunarak ziyaretçilere açık hale getirilmiştir.
Kapı, duvar hattının kuzey cephesinde yer alır ve şehrin kuzey yönüne çıkışı sağlar. Kapının iki yanında kuleler bulunur. Kuleler ve duvarlar savunma amacıyla “machicolation” (alt açıdan savunma için açıklıklar) unsuru taşır. Kapı kemerli geçitlere sahiptir, iç yapı sur duvarına entegre bir şekilde inşa edilmiştir. Kapının zemin seviyesi, şehir kapısının altında kalmıştır, yani günümüzde kapı yapısı, eski yapıların üzerine inşa edilmiştir. Kapının cephesi üzerinde dişli savunma duvarları bulunur. Bazı yapı unsarları, Romalıların kullandığı mimari detayları içerir. Örneğin: kapının kemer alt kısmında “Aelia Capitolina” yazılı bir taş kitabe bulunmuştur.
Evet, bu kapı Eski Şehrin kuzey kapısıdır ve özellikle Müslüman Çarşısı/Arap çarşısı ile bağlantılıdır. Namlus ve daha ötede Şam yönüne giden yollarla ilişkilidir. Kültürel olarak, hem Ürdün tarafında hem Filistin tarafında sembolik değeri büyüktür. Günümüzde hem turistlerin hem de yerel halkın sık kullandığı giriş-çıkış kapısı olması nedeniyle yoğundur. Kapının çevresinde pazarlar, dükkanlar ve sokak aktiviteleri yoğundur.
Kudüs Herod Kapısı
Herod kapısı
Kudüs Eski Şehrin kuzey duvarındadır. Müslüman Mahallesine açılıyor. Damascus-Şam kapısının doğusunda, şehir içinden de kuzeye çıkan yeni mahallelere yakın konumdadır.
Hiristiyan geleneğinde, Türpiyot Pontius Pilatus tarafından Hz İsa’nın Herod Antipas’a gönderildiği hikayeyle ilişkilendirilir. Ortaçağ hacıları yakınlarda Herod Antipas’ın sarayı olduğuna inanılan bir yapı olduğunu düşünmüşler, bu ad oradan geliyor.
Kudüs Herod Kapısı
Hem İbranice hem Arapça’ta “Çiçekler Kapısı” anlamına gelir. Kapının üst kısmında taş dekorasyonda çiçek motifleri olduğu için ya da Arapça “al-Sahira” (mezarlık anlamına basitçe) kelimesinin yanlış telaffuzuyla/al-Zahra gibi bir forma dönüşmesiyle bu ad verilmiş olabilir.
Kapı Sultan Süleyman döneminde, 1530’larda inşa edilirken bu bölgede kapı için küçük bir yan geçit vardı. Ancak bu geçit çok sık kullanılmazdı. 1875 yılında Osmanlı yönetimi, şehrin kuzeyinde gelişen yeni mahallelere erişimi kolaylaştırmak için surda kuzey cephede bir geçit açtı. Yani bugünkü Herod kapısının ana girişi bu tarihte oluşturuldu. O zamana kadar orijinal giriş cepheden değil, surun yan kısmındaydı ve savunmalı bir yapıya sahipti.
Kapı, sur duvarının bir kulesi içinde yer alır. Girişin üstünde bekçi odası ve sur duvarı üst yürüyüş yoluna çıkmak için demir basamaklar vardır. Giriş kemeri, sivri olmayan daha sade bir taş kemerli açıklıktır. Kapı dekorasyonunda çiçek motifi taşıyan bir rozet/döşeme üst kısımda dikkati çeker.
Günümüzde kapı turistik olarak diğer büyük kapılar kadar göz kamaştırıcı olarak öne çıkmıyor. Ama yerel halk için önemli bir geçiş noktasıdır.
Kudüs Aslanlı Kapı
Aslanlı kapı-Lions Gate
Kudüs Eski Şehrinin doğu surlarındadır. Müslüman mahallesine açılır. Tapınak Tepesinin kuzey doğu yönünde, yaklaşık olarak Kidron vadisine bakan cephededir.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1538-1539 yılları arasında surların yeniden inşası kapsamında yapılmıştır. Kapı üzerindeki aslan (ya da leopar) kabartmaları buraya özgüdür ve Kapının karakteristik süslerinden biridir.
Kemerli giriş açıklığı, sur duvarıyla bütünleşik savunma unsurlarıyla beraber cephede dekoratif kabartmalar (aslan figürleri) yer alır. Girişin üst kısmında sur duvarı boyunca yürüme yolu ve gözetleme sur presingleri vardır.
Kapının kemer üstü cephesinde dört yırtıcı hayvan (çoğu kaynakta aslan ya da leopar olarak geçer) kabartması bulunur. İki sol tarafta, ikisi sağ taraftadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın Memlüklere galip oluşunu onurlandırmak amacıyla süslemeler yapılmıştır.
Hıristiyan geleneklerinde Via Dolorosa (Hz İsa’nın çarmıhla yürüdüğü yol) başlangıç noktalarından biri olarak görülür.
Kudüs Magrip Kapısı
Magrip Kapısı
Kudüs’te ağlama duvarına en yakın kapıdır. Eski şehrin batı duvarının (Ağlama duvarı) yakınındadır. Bu kapıdan geçildiğinde doğrudan Ağlama Duvarına, Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Tapınak Tepesinin alt bölümlerine ulaşılır.
İsrail ve Filistin arasındaki dini ve tarihi önemi olan bir alan olduğu için kapı ve çevresi oldukça hassas ve sıkı güvenlik önlemleriyle korunur. Kapı Müslüman mahallesinden çıkış için en önemli kapılardan biridir.
Kudüs Siyon Kapısı
Sion-Davut kapısı
Bu kapı, Kudüs’ün surlarında bulunan önemli bir giriş noktasıdır ve hem tarihi hem de dini açıdan büyük öneme sahiptir.
Kudüs Eski Şehrinin güneydoğusunda, Siyon Tepesine açılan bu kapı, Tapınak Tepesinin güneydoğusundadır. Kapı, 16’ncı yüzyılda Sultan Süleyman tarafından inşa edilen surların bir parçasıdır. Ancak bölgedeki ilk yerleşimlerin MÖ 1000’lere kadar uzandığı düşünülmektedir. Kapı, tipik Osmanlı sur mimarisine sahiptir. Girişin üzerinde bir burç bulunur ve kapı, sağlamlaştırılmış ahşap kanatlarla korunur. Ayrıca ok atma ve yağ dökme noktaları gibi savunma unsurları da mevcuttur. Kapı, hem Yahudi ve hem de Hıristiyanlar için kutsal kabul edilen Siyon Tepesine açılır. Bu nedenle, özellikle dini ziyaretler için önemli bir geçiş noktasıdır.
Kudüs Çöp Kapısı
Çöp kapısı-Dung Gate
Eski Şehrin güney duvarında bulunur. Bu kapı, Kudüs’ün Batı Duvarına (Ağlama Duvarı) en yakın girişlerden biridir ve hem tarihi hem de dini açıdan büyük öneme sahiptir.
İsmi, Eski Ahitteki Nehemya Kitabında geçen “ashpot (çöp)” kelimesinden türetilmiştir. Antik çağlarda, şehirdeki atıkların bu kapıdan dışarıya taşındığı bilinmektedir. Bu nedenle, kapıya çöp kapısı ismi verilmişitir.
Kapı, Osmanlı dönemine ait surların bir parçası olarak inşa edilmiştir. 1952 yılında, kapı araç trafiğine uygun hale getirilmek üzere genişletilmiştir. Bu genişletme sırasında, dekoratif kemer altına beton bir kiriş yerleştirilmiştir.
Günümüzde Dung Gate, hem araçlar hem de yaya trafiği için kullanılan bir geçiş noktasıdır. Batı duvarına en yakın kapı olması nedeniyle, özellikle dini ziyaretçiler için önemli bir giriş noktasıdır.
The Rampart Walk bölgesinden yürümeye devam ederseniz, buranın sonunda Ağlama Duvarına ulaşırsınız. Ancak: Ağlama Duvarına, şehir içinden yürüyerek ulaşmak isterseniz, bu kez, surlardan inmelisiniz.
Buradan inip şehir içine girdiğinizde, önce “Ermeni Bölümü” karşınıza çıkıyor.
Kudüs Ermeni Mahallesi
ERMENİ MAHALLESİ-ARMENİAN QUARTER
Hıristiyan mahallesinin güneyindedir ve Kudüs’ün dört ana mahallesinden biridir. Bu mahalle, hem tarihi hem de kültürel açıdan büyük öneme sahiptir.
Eski şehrin güneybatısında yer alan mahalle, Siyon kapısı ve Yafa kapısı ile bağlantılıdır. Mahalle, Hıristiyan mahallesinden Davut Sokağı ve Yahudi Mahallesinden Habad Sokağı ile ayrılır.
Kudüs şehrindeki Ermeni varlığı, Ermenistan’ın Hıristiyanlığı ulusal bir din olarak kabul ettiği, MS 4’ncü yüzyıla kadar uzanır. Bu nedenle, Ermeni mahallesi, Ermenilerin Kudüs’teki en eski ve sürekli yerleşimlerinden biridir.
Kudüs Aziz Yakup Katedrali
Aziz Yakup Katedrali-Cathedral of Saint James:
Ermeni Apostolik Kilisesinin merkezi olan bu katedral, mahalledeki en önemli dini yapıdır. 12’nci yüzyıldan kalmadır. İlk olarak Gürcüler tarafından Aziz Yakup’un başının kesildiği ve ilk şehit olduğu kabul edilen bu noktada bir kilise inşa edilmiştir. 12’nci yüzyılda Haçlı seferleri sırasında, Ermeniler bu kiliseyi ele geçirerek kapsamlı bir şekilde yeniden inşa etmişlerdir. Yapı, Ermeni mimari tarzında, kubbeli bir bazilika olarak inşa edilmiştir. İç mekanda mavi-beyaz çiniler, altın işlemeli ikonalar ve zengin desenli halılar dikkat çeker. Katedralin içinde, Aziz Yakup’un başının gömülü olduğu kabul edilen bir şapel bulunmaktadır. Ayrıca, Aziz Yakup’un kardeşi olan Aziz Yakup’un da mezarının burada olduğuna inanılır.
Kudüs Ermeni Patrikhanesi
Ermeni Patrikhanesi:
Ermeni Ortodoks Patrikhanesinin merkezi olan bu yapı, mahalledeki dini ve idari liderlik merkezidir. Aziz Yakup katedralinin yanındadır. Bu patrikhane, Ermeni Apostolik Kilisesinin Kudüs şehrindeki en yüksek dini otoritesidir ve yaklaşık 1600 yıldır Kudüs’te varlığını sürdürmektedir.
Ermeni Patrikhanesi, 12’nci yüzyılda, Haçlı seferleri sırasında Ermeniler tarafından Aziz Yakup Katedralinin yanına inşa edilmiştir. Günümüzde patrikhanenin merkezi olan St James Manastırı, Eski Şehrin büyük bir kısmını kaplar. Yapının iç mekanlarında, khachkar adı verilen taş haçlar, mozaikler ve ikonalar gibi dini sanat eserleri bulunur. Patrikhane sadece dini bir merkez değil aynı zamanda Ermeni kültürünün ve tarihinin korunmasında da önemli bir rol oynar. Patrikhane bünyesinde bir müze ve kütüphane bulunur.
Mardigian Müzesi:
Aziz Yakup Katedralinin yanındadır. Müze, 19’ncu yüzyılda inşa edilen ve zamanla yetimhane, manastır ve teolojik okul olarak kullanılan tarihi bir binanın içinde bulunmaktadır. Ermeni halkının Kudüs şehrinde 1700 yıllık varlığını ve kültürel mirasını sergileyen zengin bir koleksiyona sahiptir. Sergiler arasında öne çıkanlar: 6’ncı yüzyıldan kalma bir mozaik vardır. Müzenin avlusunda sergileniyor. Mozaik: egzotik kuşlar ve sarmaşık motifleriyle bezeli olup 1894 yılında Musrara bölgesindeki bir Ermeni manastırında bulunmuştur. Ayrıca: 1833 yılında Kudüs şehrinde kurulan ilk matbaanın replikası, Ermeni basın tarihini simgler.
Gelelim sonuca:
Burada: birçok kilise göreceksiniz. Bunların bazılarının içine girmek mümkündür. Burada ayrıca, bolca “Türkiye” karşıtı yazı ve afiş görebilirsiniz.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
YAHUDİ MAHALLESİ
Daha sonra: eski şehrin “Musevi Bölümü” görülüyor. Musevi bölümü: fanatik Yahudiler (Hasidik Yahudiler) den oluşuyor. İsrailliler, Yahudi mahallesini 1967 yılında yeniden inşa etmiş ve yenilemişlerdir. Bölgenin en temiz yeri burasıdır denilebilir.
Kudüs şehri hakkında genel bilgiler verirken yazdığım gibi, buraya, özellikle “Cuma” günü giderseniz: Cuma günü günbatımından Cumartesi günü gün batımına kadar “Shabbat” denilen kutsal zamanın içine düşersiniz. Bu dönemde: genellikle Sinegoglar dolar ve insanlar içeride dua ederler.
Zaten: İsrail’de, hafta sonu tatilleri “Cuma” ve “Cumartesi” günleri yapılır.
Pazar günü ise, çalışıyorlar.
Binlerce yıldır, böyle bir inanışları var ve Tevrat’ta yazdığına göre, eskiden bu kutsal günde çalışanları taşlayarak öldürüyorlarmış.
Hatta ve hatta: elektrik sisteminde bile bu dönemde kesintiye gidiyorlar, yalnızca asansörler çalışıyormuş.
Şehir gezimize ilk önce “Ağlama duvarı” bölümünden başlıyoruz.
Buraya girmeden önce, ilk karşımıza çıkan “Mamilla” denilen bir alışveriş merkezidir.
Musevi bölümüne ilk girdiğinizde: gezerken: bir çarşı karşınıza çıkıyor. Burası: Mamilla Alışveriş Merkezidir.
Burası: bir anlamda, İstanbul Kapalı Çarşı veya Mısır çarşısını anımsatmaktadır. Şehir içinde, taş duvarları ve mağazaları ile şehrin tipik atmosferini bozmayacak şekilde düzenlenmiş, tepesi açık bir alışveriş merkezidir. İçeriye girdiğinizde, güzel kafeler ve restoranlar da göreceksiniz.
Burada özellikle, yöreye özgü “İsrail Breakfeast” yani “kahvaltı” denemelisiniz. Bu kahvaltıda: omlet, süzme yoğurt, somon-tuna balığı karışımı kremalı bir tür meze, humus, avokado ve güzel bir salata getiriyorlar. Yanında ise “şampanya” ikram ediyorlar. Ama, dini yerlerin ziyaretinde, birçok müşteri bu şampanyayı içmemeyi tercih ediyorlar.
Bu çarşıdan: çeşitli tişörtler, kipalar (Yahudilerin kafalarına taktıkları küçük takkeler), mezuzular (Yahudilerin evlerinin giriş kapısına astıkları ve içinde Tevrat’tan pasajlar bulunan objeler) satın alabilirsiniz. Ayrıca: yine bu çarşıdan, Kudüs şehrine özel “dilek ipi” olarak isimlendirilen “kırmızı Kaballah ipleri” satın almayı unutmayın.
Ağlama duvarına girerken, İsrail askerlerinin yaptığı kontrolden geçmek gerekiyor. Kontrolden sonra: Ağlama duvarı bölümünde, haremlik-selamlık olarak ayrılan yerlere girebiliyorsunuz.
Yani: burayı, kadınlar ve erkekler, ayrı ayrı ziyaret edebiliyorlar. Ayrıca: yine buraya girişte dikkat edilmesi gereken birkaç husus daha vardır.
Kadınların: çok miniye kaçacak ölçüde kısa etek giymemeleri, ayrıca omuzları açıkta bırakacak kıyafet giymemeleri istenir.
Aksi halde: görevliler, kadınları, ağlama duvarına çok yaklaştırmıyorlar veya omuzları ve bacakları örtecek kıyafet veriyorlar. Sağ bölümde kadınlar dua ederken, duvarın büyük bölümü olan sol yanda ise erkekler dua ediyorlar.
Duvar hakkında ayrıntılı bilgi vermeden önce: duvara yaklaşırken yanınıza küçük bir kağıt ve kalem almanızı öneririm.
Çünkü: bu küçük kağıda dileklerinizi yazıp, bu küçük kağıdı, duvarın taşları arasına sıkıştırsanız, dileklerinizin olacağına inanılmaktadır. Öte yandan: eller duvara dönük dua edildikten sonra, duvara arkayı dönmeden buradan uzaklaşmak ta uyulması gereken bir kuraldır.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
HA-KOTEL HA-MA’ARAVİ-AĞLAMA DUVARI
Burası: şehirde Yahudiler tarafından kutsal olarak kabul edilen “Büyük Tapınak” ın: günümüze kadar ayakta kalarak gelebilmiş “Batı” duvarıdır. Öte yandan, bu duvarın ilginç bir yönü daha var.
Duvar aynı zamanda: Beytülmakdis yani Müslümanlar için kutsal kabul edilen ve diğer ismi “Mescid-i Aksa” olan bölümünde “Batı duvarı” olarak geçmektedir.
Evet şimdi Büyük Tapınakla ilgili ayrıntılar:
Tanrı Yehova’nın ve Ahit Sandığında saklanan ilahi yasaların evi olan Büyük Tapınak Kudüs’teki en eski yerleşimin hemen kuzeyindeki bir tepeye (günümüzde Tapınak Dağı veya Arapça Haaremü’ş Şerif) Süleyman döneminde yapılmıştır.
Geleneklere göre: inşaat 7 yıl sürmüş ve ağırlıklı olarak Fenikeli zanaatkarlar ve sedir ile selvi (veya ardıç) ağacı gibi Fenikelilerce sağlanan maddelerden yararllanılmıştır.
İlk tapınak, MÖ 586 yılında Babillilerce yok edilmiş ama Kitabı Makaddes’te ayrıntılı şekilde anlatılır.
Küçük ama sıkça donatılmış dikdörtgen bir yapıydı. Bir giriş holü, bir ana oda ve bir iç tapınak olarak üç ana kısımdan oluşuyordu. İçeride zemin selviden olup üstü altın kaplanmış, duvarlardaki paneller sedirden yapılmıştı. İç tapınak ve Tapınağın dışı altınla kaplanmıştı. Kutsalı koruyan yarı hayvan, yarı insan iki kerubi açılmış kanatlarıyla Ahit Sandığını korumaları için havada asılıydı. Tapınağın geri kalanındaki bezemeler arasında tümü altın varak kaplı oyma kerubiler, palmiye ağaçları ve rozetler vardı. Tapınağa giriş, rahipler ve hizmetkarlarla sınırlıydı. Halkın çoğunluğu, ibadetlerini ve adaklık kurban sunularını dışarıda yapıyordu.
MÖ 8’nci yüzyıl sonlarında ve 7’nci yüzyıl başlarında, Yahuda’nın Asur’dan Mısır’a giden yolun doğrudan üzerinde bulunduğu dönemdeki Asur tehdidi, Kudüs’e yeni tahkimatlar gerektirdi. Asur kralı Senharib, MÖ 701 yılındaki başarısız kuşatması sırasında, kent surlarının henüz dışındaki Gihon Pınarından kente su getirmek için kayaya oyulan ve bugüne kadar korunmuş 540 metrelik Hizkiya Tüneli dikkate değer bir çalışmadır.
Kudüs, MÖ 7’nci yüzyılda zenginleşti ve sonunda Asur egemenliğinden kurtuldu.
İbranilerin bağımsızlığı MÖ 586 yılında, Babilliler Kudüs’ü ele geçirip yıktığında ve sakinlerinden çoğunu götürdüklerinde, sona erdi. Babil’in; Pers Kralı Büyük Kyros tarafından, MÖ 539 yılında ele geçirilmesiyle bir rahatlama geldi. Sürgünler yurtlarına döndü ve Kyros’un izniyle İkinci Tapınağın inşasına başlandı. Kudüs yine Yahudi kültürünün merkezi haline geldi. İkinci Tapınak ise, MÖ 1’nci yüzyılda, Büyük Herodes tarafından genişletilecek ve tekrar donatılacaktı. Ama, MS 70 yılında Romalılar tarafından yıkıldı. Tapınak bir daha tekrar inşa edilmemiştir. Tapınağın yerinde, Müslümanlar için çok kutsal yapılar olan Kubbetü’s Sahra ve El Aksa Camisi bulunuyor. Ancak İkinci Tapınağın kilit kalıntılarından biri günümüze ulaşmıştır.
Tapınak platformunun batı duvarı yaygın adıyla Ağlama Duvarı, Yahudilerin önemli ibadet mekanlarındandır.
Evet, Romalılar tarafından tapınak yıkılınca, Yahudiler o kadar üzülmüşler ve ağlamışlar ki, buraya “Ağlama Duvarı” veya “Western Wailling Wall” ismini vermişler. Hatta: kıyamet günü olduğunda, büyük tapınağın, yine burada, aynı yerde inşa edileceğine inanıyorlar.
Evet, niye “ağlama duvarı” ve niye burada “ağlanır”: biraz önce de belirttiğim gibi, Yahudiler: bir zamanlar bu duvarın arkasında bulunan mabetleri için ve mabedin yeryüzüne yeniden gelecek olan Mesih tarafından yeniden inşa edilmesi için ağlıyorlarmış. Hatta: Yahudiler, duvarın kendi ağlamalarına eşlik ettiğine de inanıyorlar.
Ağlama duvarı: yaklaşık 19 metre uzunluğundadır ve toprak seviyesinden 18 metre yüksekliktedir. Yer üstünde 24 ve toprak zemin altında ise 19 taş sırasından oluşmaktadır. Taşlardan bazıları 12 metre uzunluğunda, 1 metre yüksekliğinde ve ağırlıkları ise 100 ton civarındadır.
Duvarın yüksekliği 18 metre olmasına rağmen, tapınağın yüksekliğinin 12 metre olduğu bilinmektedir. Öte yandan, bu duvarın tapınak duvarı olmadığı, batı cephesinin dayanak duvarı olduğu da söylenmektedir.
Evet,
Museviler, oldukça büyük boyuttaki bu taş duvar karşısına geçip ağlıyorlar ve tanrı ile konuşuyorlar. Bazı ziyaretçiler ise, dileklerini, küçük kağıt parçalarına yazıp, duvardaki taşların aralarına sıkıştırıyorlar.
Çünkü: Musevi inanışına göre, bu duvarın karşısında dilenen dileklerin gerçek olacağına inanılmaktadır. Hatta: Tanrının, taş duvar karşısında kendisiyle konuşanların seslerini duyacağına da inanılıyor. (yukarıda yanınıza küçük kağıt ve kalem almanızı hatırlatmıştım)
Son bir not: yazının başında da belirttiğim gibi: İsrailoğulları, Mısır’dan çıktıktan sonra, içinde Hz. Musa’dan kalma taş levhalarla, Hz. Harun’un eşyalarının bulunduğu Ahit Sandığının: burada yani Hz. Süleyman Mabedinde bulunduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca: bu sandığı bulacak kişinin “Mehdi” yani “Kurtarıcı” olacağına inanılıyor.
Bu nedenle: İsrail devleti: uzun yıllardır, Mescid-i Aksa çevresinde ve altında, arkeolojik çalışma adı altında tüneller kazarak, bu Ahit Sandığını arıyormuş. Öte yandan, Müslümanlar ise, İsrail’in bu çalışmalarında “Mescid-i Aksa”nın altına girdikleri ve tüneller kazarak buranın yıkılmasını sağlayacakları iddia ediliyor.
Evet, burası, son derece etkileyici ve kalabalık bir yer.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
WESTERN WALL TÜNELİ
Ağlama duvarı olarak isimlendirilen ve Romalılar tarafından yıkılan; 2000 yıl öncesinin Kudüs Tapınağının 455 metre yakınında, Batı Duvarı Tüneli bulunmaktadır.
Tüneller: Tapınak dağı içinde, çok sayıda kemerlerle desteklenen merdivenlerden oluşturulmuştur. Tüneller Müslüman Mahallesinin altına doğru gitmektedirler. Antik duvar boyunca: tünellerde yürümek mümkündür.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
DAVİDSON MERKEZİ
Burası: Batı duvarı yakınlarındadır. 8’nci yüzyıldan kalma bir binanın bodrum katında inşa edilmiştir. Burada, 10 dakikalık bir video gösterimi ile: Tapınak hakkında bilgi verilmektedir.
Hatta: Tapınak dağı, Ağlama Duvarı ve Güney Duvar hakkında da bilgiler sunulur. Görüntüler üç boyutlu sunulur ve ziyaretçiler, görüntülerin etkisinde kalırlar. Cumartesi günleri kapalı olan merkez, guruplar halinde gezilmektedir.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
HIRİSTİYAN MAHALLESİ
Burası: eski şehrin kuzey ve kuzeybatı bölümlerini kapsamaktadır. Buradaki en büyük anıt Kutsal Kabir Kilisesidir. Ayrıca: “Via Dolorosa” yani “Çile yolu” da Hıristiyan hacılar tarafından yoğun olarak ziyaret edilmektedir.
Evet, şehrin Hıristiyan mahallesinde: 40 kadar dini yapı bulunmaktadır.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Via Dolorosa-Çile Yolu
Kudüs şehrinin Hıristiyan mahallesindeki en çarpıcı yerdir. Hz. İsa: çarmıha gerilmek üzere, çivileneceği çarmıhı sırtında taşıyarak, bu yolu geçmiştir. Yani: “acıların yolu” anlamına gelir.
Yol üzerinde, 14 durak bulunmaktadır ve Hıristiyanlar için bu yol özel bir anlam taşımaktadır. Bu yol üzerinde ilerleyenler “hacı” olmaktadırlar. Yani, burası Hıristiyanlar için “hac yolu” olarak kullanılmaktadır.
14 durak noktası ise: Hz. İsa’nın çarmıhı taşırken, durakladığı ve zaman zaman da yere düştüğü yerler olarak değerlendirilmektedir. Zaten, bu noktalara da daha sonra kiliseler inşa edilmiştir.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Zeytin Dağı
Burası: eski Kudüs şehrinin doğusundadır. Surlarla çevrili Kudüs şehri ve Mescid-i Aksa buradan gayet güzel izlenmektedir.
Burasının da son derece kutsal bir mekan olduğuna inanılmaktadır. Tepede: 2000-3000 yıllık zeytin ağaçları bulunmaktadır. Hz. İsa’nın zaman zaman burada dinlendiği söylenmektedir. Aynı zamanda; İsa burada öğrencilerine, öğretilerini vermiştir.
Yine, rivayetlere göre: Tufan ardından, Nuh Peygamberin güvercini, bu tepeden aldığı zeytin dalını, kendisine götürmüştür. Ayrıca: Hz. İsa’nın 12 havarisiyle son akşam yemeğini yediğine inanılan yer de, bu dağın eteklerindedir.
Burada bir kilise bulunmaktadır. “Dominus Flevit” isimli bu kilise, bir Bizans kilisesinin kalıntıları üzerine, gözyaşı şeklinde, 1954 yılında kurulmuştur.
Tepenin eteklerinde, batı bölümündeki yamaçta: Yahudi mezarlığı bulunmaktadır. Surlar üzerindeki Altın kapının hemen karşısında bulunan bu mezarlıkta yatanların: Mesih geldiğinde “ilk canlanacak kişiler” olacaklarına inanılıyor.
Bu nedenle, duyduğuma göre, burada bir mezar yeri alabilmek için, milyon dolarların gözden çıkarıldığı söyleniyor.
Yahudi inancına göre: kıyamet gününde “sırat köprüsü” nün, tepenin iki yamacı arasında kurulacağına inanılıyor. Yahudi mezarlığındaki 150.000 mezar içinde, Yahudi Filozof Nahmanides’in mezarı da bulunmaktadır. Bunun yanında, birçok ünlü Yahudi’nin mezarı da buradadır.
Vadinin karşı yamacında ise “Müslüman Mezarlığı” bulunuyor. Burada: sahabelerden Hz. Selman-ı Farisi ve Rabiat-ül Adeviye’nin kabirleri bulunuyor. Burada “Türk bayrağı” dikkat çekiyor, çünkü 2009 yılında, buranın dış duvarları, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından yaptırılmıştır.
Vadide: Müslüman ve Yahudi mezarlıkları arasındaki bölümde ise, bir Hıristiyan kilisesi dikkat çekiyor.
Hıristiyanlar da, kıyamet gününde, bütün hepsinin, bu kilise önünde toplanacaklarına inanıyorlar. Evet, burası Tevrat ve İncil’de anlatılan kutsal mekanlara ev sahipliği yapmasıyla önem kazanıyor.
Tepenin kuzeyinde: Müslüman Arapların yaşadığı “Tur Mahallesi” ve biraz daha kuzeyde ise “Kudüs İbrani Üniversitesi” bulunuyor.
Mary Magdalene Kilisesi
Zeytin dağı üzerindedir. Altın kaplama kubbeleriyle ilgi çekmektedir. Kilise, Annesi Maria Aleksandrovna anısına, Rus çarı Alexander II tarafından, 1895 yılında yaptırılmıştır.
Kilisenin büyük yeşil kapısından girince, sanki başka bir ülkede bulunduğunuza sanacaksınız. Aslında, Kudüs şehrindeki bir çok kilisede bu duygu hissedilir.
Çünkü: Avrupanın birçok ünlü başkanı ve lideri: kendi ülke stillerinde, özellikle 19’ncu yüzyılda, büyük binalarla kutsal şehri süslemişlerdir.
Burasıda, daha çok Rus tarihini yansıtır. Koruyucu aziz “Mary Magdalena” için seçilmiştir. Kilisenin tepesindeki 7 muhteşem altın kaplama soğan kubbe: Moskova şehrinde bulunan, 6’ncı yüzyıl kilise tarzına benzemektedir.
Bu altın kaplama soğan kubbeleri nedeniyle, kilise, Kudüs şehrinin en iyi bilinen kilisesidir.
Kilisenin “Golden Gate” denilen giriş kısmındaki çiçek bahçeleri ve servi ve zeytin ağaçları, ziyaretçilere muhteşem bir güzellik sunmaktadır.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Kidron Valley-Avşalom Mezarı
Burası, Kudüs şehrinin en kutsal yerlerinden birisidir ve Tapınak dağı ve Zeytin dağı arasında yer almaktadır. Buranın kutsal olmasının nedeni, Allah tarafından, dünya uluslarının ahiret gününde burada yargılanacak olmalarını belirtmesi nedeniyledir.
İncil’de belirtildiği üzere, David, burada asi oğlu Avşalom için bir mezar anıtı inşa ediyor. Avşalom, babasının adamları tarafından öldürülünce, buraya gömülüyor.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Mary Mezarı
Zeytin dağının eteklerinde, Kidron vadisinde: İsa’nın annesi Meryem’in mezarı bulunmaktadır. Bu mezarın bulunduğu kilise, Kudüs şehrinin en saygıdeğer kiliselerinden birisidir.
Söylenenlere göre: 1500 yıl önce, burada ilk ev inşa edilmiştir. Haçlılar tarafından tahrip edilen kilisenin yerinde, yalnızca küçük bir kubbe mezar kalmıştır.
Ama, 1130 yılında, yeniden kilise inşa edilmiştir. Yapının sivri gotik kemerleri bulunan iç bölümü inanılmaz güzeldir. Ancak, Kidron çayı, sık sık burada sel felaketine neden olmuştur.
Evet, içerinin dekoru gerçekten inanılmaz otantik, titrek kandil ışıkları, kilisenin içinde gizemli bir hava yaratıyor. Doğu Hıristiyan toplumları, burayı özellikle ziyaret ediyorlar.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Saint Sepulcre Bazilikası-Kıyamet Kilisesi-Kutsal Mezar Kilisesi
Burası: Sion Tepesinde, eski şehrin en yüksek noktasındadır. Bütün kiliselerin “anası” olarak bilinir. Buradaki ilk ibadet yerinin, bir pagan tapınağı olarak, Roma döneminde İmparator Hadrian tarafından, MS.2’nci yüzyılda inşa ettirildiği sanılıyor.
MS.4’ncü yüzyılda ise, Hıristiyanlığın kabul edilişiyle, burada İmparator Konstantin’in annesi Helena tarafından, ilk kilise inşa ettirilmiştir. Ana Forum’un kuzey ucunda, vaftizhanesi olan bir katedraldi.
Böylece, Forum yani kamusal merkez ile ana tanrılar Jüpiter, Iuno ve Minerva’ya adanmış ana tapınaktan meydana gelen eski Roma kalıpları tekrar edilmiş, ama şimdi bu itibarlı birleşim Hıristiyan bağlamda tahsis edilmişti.
Benzer şekilde, mevcut Roma gelenekleri diğer alanlarda uyarlanacaktı.
Görüldüğü gibi, kilise mimarisinde Romalıların bazilikası, Hıristiyanlar tarafından dini kullanıma uyarlanmıştı.
Resim sanatında, mevcut Yunan-Roma motiflerinin pek çok Hıristiyan bir izleyici kitlesi için tekrar yorumlanmıştı, tarzı açıkça o günün yaygın Roma sanatının tarzıydı.
Bu kendi başına şaşırtıcı değildi. Çünkü daha eski dönemde bu alan bir Yahudi mezarlığı olarak kullanılmıştı. Ama İsa’nın mezarı ve dolayısıyla Hıristiyanlıkta kilit olay olan dirilişin gerçekleştiği mekan olarak belirlenen bu mezar, kısa süre içinde Anastasis (Diriliş) Rotund’u olarak bilinen yuvarlak bir martyrium ili çevrilecekti.
Kısa süre sonra kilisenin Gerçek Haç (İsa’nın üzerinde can verdiği tahta haç) kutsal emanetine ev sahipliği yapmaya başlamasıyla, atrium avlu, bazilika kilise, ikinci avlu ve rotunda dan meydana gelen dört parçalı kompleks Hıristiyan hacıların başlıca uğraklarından biri haline geldi.
Constantinus döneminin rotundu ve kilisesi, 1009 yılında Fatimi hükümdarlarından Hakim tarafından yıkılacak, daha sonra 1048 yılında Bizans İmparatoru IX Konstantinos Momomakhos’un hamiliğinde tekrar inşa edilecekti.
Bugün görülen yapı budur.
Haçlılar 1099’da Kudüs’ü ele geçirdikten sonra pek çok değişiklik yaptılar.
Bu yüzden bu günkü kilise, 4’ncü yüzyıldaki ilk halinden son derece farklıdır.
Evet, burası dünya üzerindeki Katolikler, Ortodokslar, Ermeniler, Süryaniler, Kıpti ve Habeş kiliseleri tarafından, yani 6 mezhep tarafından kutsal olarak kabul ediliyor. Yani Hıristiyan mezhepleri için burası muhteşem önemli bir yerdir.
Her mezhep buraya sahip olabilmek için, yüzyıllardır büyük uğraşı verirler. Ancak: Osmanlı döneminde, bu uğraşıları çözmek adına, çok uygun bir çözüm bulunmuştur. Osmanlılar: bu kilisenin anahtarını bir Müslümana emanet etmişlerdir.
Çünkü: Protestanlar dışında, dünya üzerindeki bütün Hıristiyanlar: Hz. İsa’nın; burada çarmıha gerildiği, çarmıha gerilmesinin ardından kanlar içindeki cansız bedeninin, defnedilmeden önce, burada bulunan taş üstünde yıkandığı ve yine burada defnedildiğine inanıyorlar. Hatta: yıkandığı taşın, sürekli ıslak olduğu söyleniyor.
Bu yüzden: kiliseye “Kıyamet” yani “Diriliş” kilisesi ismi verilmiştir.
Evet: yapımı yaklaşık 1500 yıl geriye giden bu kilise, şehirdeki gezilecek yerlerden birisidir. Günümüzde: bazilika içindeki değişik alanlar: değişik Hıristiyan mezheplerinin kontrolü altındadır.
Örneğin: Hz. İsa’nın mezarının bulunduğuna inanılan yer, Yunan Ortodokslarının denetimindedir.
Burayı gezerseniz: duvarlarda yüzlerce yıl boyunca kazınmış haçlar göreceksiniz. Zemin seviyesinin altında, merdivenlerden indiğinizde: Kraliçe Helene döneminde yaptırılan ilk kilisenin temellerini-kalıntılarını görebilirsiniz.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Dormition Abbey
Zion tepesindeki bu muhteşem kilisede, Meryem’in öldüğüne yada “ebedi uykuya” daldığına inanılıyor.
Kilise, 1906 yılında kutsanmıştır. 1948 ve 1967 yılındaki savaşlarda ise zarar görmüştür. Kilisenin yukarısındaki kubbeli mozaik burç, bir Hıristiyan kilisesi için son derece sıra dışı bir görünüm vermektedir.
Manastırın bodrum katında “uyuyan Meryem” heykeli bulunuyor. Manastırın hemen yanında ise, yine dini özellikleri ağır basan bir yer bulunuyor.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Coenaculum
İsa ve 12 havarisinin son akşam yemeği yedikleri yerdir.
Burada: Kral Davut’un mezarı da bulunuyor. Ancak, söylenenlere göre, David: şehrin daha güneydoğusunda yatmaktadır. Ama, mezarı burada bulunmaktadır.
Yahudi hacılar, Kral David’in geleneksel ölüm yıldönümünü burada kutlamaktadırlar. Yani: mezarın buraya sonradan monte edildiği söyleniyor. Günümüzde, burası, gerek Hıristiyanlar ve gerekse Yahudiler tarafından paylaşılmaktadır.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
MÜSLÜMAN MAHALLESİ
Şehrin doğusundadır ve içinde “Hakem-i Şerif (burası Yahudiler tarafından “Tapınak dağı” olarak tanınmaktadır) bulunur. Ayrıca: 691 yılında tamamlanmış olan “Kubbet-ül Sahra” ( buraya Ömer Camii ismi verilmektedir) ve El-Aksa Camisi ziyaret edilmektedir.
MESCİD-İ AKSA
Burayı ziyaret etmek isterseniz: önce İsrail askerleri ve daha sonra Arap görevlilerin kontrolünden geçmek ve
Müslüman olduğunuzu ispatlamak zorundasınız. Çünkü: şehirde diğer kutsal yerlere girerken “din” zorunluluğu aranmamasına rağmen, buraya girmek için “Müslüman” olmak bir şart olarak ortaya konuluyor.
Hatta: girişin bu kadar zor olduğu kutsal mekanın içinde bile, uyulması gereken kurallar bulunuyor.
İçeride: gülmek, yüksek sesle konuşmak, şakalaşmak, laobali hareket etmek kesinlikle yasak, giysi zorunluluğunu elbette söylemiyorum, onu tahmin edebiliyorsunuzdur, özellikle bayan ziyaretçilerin giysilerinin uygun, yani kapalı olmaları şart.
Gelelim burası hakkında ayrıntılı bilgi vermeye
Burada bulunan 144 dönümlük alanda: Mescid-i Aksa, Aksa Camisi ve Kubbet-ül Sahra başta olmak üzere, birçok tarihi yapı bulunuyor ve bölgenin ismi “Beytülmakdis” olarak biliniyor.
Ancak: Kuran-ı Kerim’deki “İsra” suresinde, buranın ismi, Allah tarafından “Mescid-i Aksa” olarak belirtilmiştir.
Bu yüzden: Müslümanlar, Beytülmakdis olan bölgenin ismini “Mescid-i Aksa” olarak kullanırlar. Yani; Mescid-i Aksa; bir bina değil, bölgenin ismidir.
Özellikle: altın kubbeli yapının Mescid-i Aksa olduğu konusundaki bilgi, tamamen yanlıştır.
Müslüman inanışına göre: Beytülmakdis’in temelleri: Hz. Adem ve çocukları tarafından atılmış; MÖ.940 yılında ise, Hz. Süleyman tarafından yeniden inşa edilmiş ilk İslam mabedidir.
Cennetin kapılarının yeryüzüne en yakın olduğu yer olarak burası kabul edilmektedir. Çünkü: Hz. Adem cennetten çıkarılınca ilk olarak buraya gelmiş ve bir süre burada yaşamıştır.
Mescid-i Aksa ismi:
Burada bulunan “Muallak kayası” yani “Kubbet-ül Sahra” dan gelmektedir. Zaten: Mescid-i Aksa, bu kaya üzerine kurulmuştur. Peygamberimizin: bu kayanın üzerinden “miraca” yükseldiğine inanılır. Aynı zamanda, yeryüzündeki bütün tatlı suların kaynağının da, bu kaya olduğuna inanılır.
Hatta: bu muallak kayasının, Miraca yükselirken Peygamberimizi takip etmek istediği, onunla birlikte yükseldiği, bir süre havada asılı kaldıktan sonra ancak Hz.Cebrail tarafından durdurulduğuna ve yere düştüğüne inanılır.
Bu muallak kayasının: aynı zamanda, Hz. İbrahim’in en sevdiği oğlunu (oğlunun ismi Müslümanlara göre İsmail, Yahudilere göre İshak’tır) kurban etmek istediği yerdir.
Öte yandan: Mescid-i Aksa: Müslümanların ilk kıblesidir. Kabe’den sonra, yeryüzündeki en kutsal ikinci mabet burasıdır. Mekke şehrindeki “Mescid-i Haram” ve Medine şehrindeki “Mescid-i Nebevi” den sonra: üçüncü kutsal mekan olarak kabul edilmektedir.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Kubbet-ül Sahra
Buraya ulaştığınızda: “Kubbet-ül Sahra” yani “Sarı Kubbe” hemen dikkat çekiyor. Bu kubbe: Muallak kayasının zirvesinde kuruludur. Zaten bu yüzden, günümüze kadar olan süreçte bölgede olan depremlerden etkilenmemiştir, sadece zaman zaman yenilenmiştir.
Dış döşeme 1963 yılında yenilenmiş ve kubbe 1993-1994 yıllarında yeniden yaldızla süslenmiştir.
Bu kubbenin: MS.600’lü yılların sonunda Hz. Ömer tarafından 14 ayar altından yaptırıldığı biliniyor. İnşası: 668-691 yılları arasında tamamlanmıştır.
Kubbet-ül Sahra’nın hemen altında kalan mağaranın: “Miraç gecesi” Peygamberimiz tarafından ziyaret edildiğine ve Peygamberimizin: bu mağarada: Hz. İbrahim, Hz. Davut, Hz. Süleyman ve Hz. İlyas ile birlikte namaz kıldığına inanılıyor.
Kubbet-ül Sahra içinde bulunan ilk taş yani “hacer-i muallak”: Hz. İbrahim’in üzerinde oğlunu (oğlunun ismi Yahudilerde İshak, Müslümanlarda ise İsmail olarak geçer) kurban etmek istediği taştır.
Buranın çinileri Osmanlı çinileri ve halıları da Anadolu’dan gelmedir. İç kısımdaki ahşap süslemeler ve renkli mozaikler de ilgi çekmektedir.
El Aksa Camisi
Burası: Mescid-i Aksa bölgesindeki: ikinci büyük binadır. Hz. Ömer’in: Kudüs şehrine geldiğinde, beraberindekilerle birlikte ilk namazını burada kıldığına inanılıyor ve Aksa Camisinin temelleri, burada atılıyor.
Ancak: cami, yüzyıllar boyunca birçok kez yıkılıp yeniden yapılmıştır.
Caminin alt katında: iki koridor şeklinde “Kadim Aksa Camisi” bulunuyor. Bu koridorlara açılan kapıya ise “Nebi kapısı” deniliyor. Çünkü: Peygamberimiz, Miraca yükselmeden önce bu koridorlardan birini kullandığına inanılıyor.
Hatta, bu koridorlardaki kireç taşından yontulmuş sütunların; Miraç gecesi, Peygamberimiz tarafından, Mescid-i Aksa’da gördüğünü belirttiği sütunlar olduğuna inanılıyor.
Evet, cami günümüzde 5000 kişinin aynı anda ibadet edebileceği boyutlardadır. Caminin yakın tarihi geçmişinde dikkat çeken olaylara gelince: Ürdün Kralı Abdullah’ın 1951 yılında burada öldürüldüğü ve 1969 yılında yine caminin kundaklandığı hatırlanmaktadır.
Burak Mescidi
Mescid-i Aksa’nın güneydoğu köşesindedir. Yine inanışa göre: Peygamberimiz, Miraca yükselmeden önce, Kudüs şehrine geldiğinde “Burak” adlı bineğini, buraya bağlamıştır.
Zaten: mescidin duvarında küçük bir demir halka görülmektedir. Peygamberimiz: “Burak’ı, peygamberlerin atlarını bağladıkları halkaya bağladım” hadisiyle , bu halkayı ifade ettiğine inanılıyor.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
ESKİ ŞEHİR BÖLÜMÜNDEKİ ARKEOLOJİK YERLER
GENİŞ DUVAR
Şehrin kuzey duvarı kalıntıları, 1970 yılında ortaya çıkarılmıştır. Rechov Plugat Hakotel’in köşesindeki bu antik duvar kalıntılarını görebilirsiniz.
Duvar yaklaşık 23 metre genişliğindedir ve uzunluğu 10 metredir. Orijinal yüksekliğinin ise, muhtemelen 25 metre olduğu sanılıyor.
BURNT HOUSE
Burada, Roma döneminden kalma bir ev kalıntısı bulunuyor. Burayı ziyaret ederseniz: yanmış-kömürleşmiş ahşap gemi kalıntıları, bir Roma mızrağı ve bir kadının kol iskeleti görülebiliyor. Burada ayrıca o dönemde bir evin içindeki yaşamın betimlendiği bir slayt gösterisi de izlenebiliyor.
CARDO
Burası, antik Roma döneminde, şehrin iki ana caddesinden birisidir. Bir zamanlar burada dev sütunlar bulunuyormuş. Hatta yüksekliklerinin 16 metreye kadar ulaştığı tahmin ediliyor. Yolun genişliği ise, kaldırımlarla birlikte 50 ayaktır. Her iki tarafında, geniş kaldırımlar ve dükkanlar bulunmaktadır.
WOHL ARKEOLOJİ MÜZESİ
Müze “Yeshiva Hakotel” binasının bodrum katındadır. Burada, 2000 sene önceki evlerin neye benzediğini görebilirsiniz. Kalıntılarda: ilginç mozaik zeminler, taş mobilyalar, süs eserleri ve duvar resimleri, freskler görülür.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
YENİ ŞEHİR-NEW CİTY BÖLÜMÜ
Evet, yazının başında da belirttiğim gibi, burada pek ilgi çekici yer yok. Burası, 19’ncu yüzyıl sonlarında inşa edilmeye başlanmıştır.
Özellikle: 1967 yılındaki savaştan sonra: şehrin bu bölümü, İsrail tarafından imara açılmış ve hızla yeni yerleşim alanları inşa edilmiştir. Bu bölüm “Holoskot” olarak da isimlendiriliyor.
Holoskot
“Holoskot” kelime anlamı olarak: Nazi Almanya’sı tarafından, Avrupalı Yahudilerin zulüm ve imha dönemine verilen isimdir.
1933 yılında, Hitler, Almanya’da iktidara yükselince, Alman Yahudilerine karşı zulüm başlar. Yahudiler, zorla gettolara sürgün edilirler. Haklarına ve mülklerine el konulur ve son olarak Toplama kamplarına sürülürler.
II. Dünya Savaşının başlaması ile, Hitler: imha mangalarını bu kamplara gönderir ve toplama kampları, ölüm kampları haline dönüşür. “Babi Yar” denilen yerde, bir anda 30.000 Yahudi öldürülür.
Toplamda ise, 1.7 milyon Yahudi öldürülür. Evet, tüm bu olaylara “Holoskot” deniliyor.
Holoskot anısını korumak için, burada müze ve anıtlar bulunuyor.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Yüksek Mahkeme
Yüksek Mahkeme, etkileyici şekilde tasarlanmıştır. Yapıda, 5 tane görkemli mahkeme salonu bulunmaktadır.
İsrail Müzesi
1 Rupin Road üzerindedir.
Buranın koleksiyonunda “Ölü Deniz Parşömenleri” dikkat çekmektedir. Ayrıca: Japon Zen bahçeleri temelleri, uluslar arası sanatçıların heykel koleksiyonları ve eserleri sergilenmektedir. Kudüs: ikinci Tapınak dönemi modeli, şehrin topoğrafyası ve mimarlık özellikleri açısından ilgi çekmektedir.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Hayvanat Bahçesi
Malkha Mall yakınındaki Aharon Sholov Road üzerindedir.
Burada, 250 dönümlük bahçede, 1200 hayvan bulunmaktadır. Özellikle, İncil’de adı geçen ve soyu tükenme durumunda olan hayvan türleri barındırılmaktadır.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Knesset
Burası, İsrail Devletinin temsilcilerinin bulunduğu bir yerdir. Mekanda: genel kurul ve konferans salonları bulunur. Ayrıca devlet resepsiyonları için bir salon daha vardır. Genel Kurul salonu rehberli turlarla ziyaret edilmektedir.
Mahane Yehuda Market
Mahane Yehuda ve Elz Haim sokakları arasında, 1928 yılında inşa edilmiş bir büyük açık hava pazarıdır. Burada: meyve-sebze, balık, kümes hayvanları, ekmek ve unlu mamuller, ucuz restoranlar bulunur. Ayrıca: ev eşyaları, giysiler ve biraz önce de söylediğim gibi her türden taze gıdalar bulmak mümkündür.
Tezgahlarda ise, satıcı olarak: genç öğrenciler, Araplar ve Yahudiler göreceksiniz.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Rockefeller Müzesi
Bu müze: 1938 yılında, eski şehirde ilk müze olarak John D. Rockefeller tarafından kurulmuştur. Yapıda: ağır ceviz kapılar ve metal armatürler ile Ortadoğu taş kemerleri, kubbeleri ve iç avlu birleştirilmiştir.
Müzede: özellikle sikke ve mozaikler, heykeller ve lahitler görülmeye değerdir. Tarih severlere bu müzeyi ziyaret etmelerini öneririm.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
Bible Lands Müzesi
Müzede, antik bölgelerin ve tarihi dönemlerin içinde bir gezinti yapmak mümkündür. Özellikle İncil’de anlatılan topraklarla ilgili bilgiler bulunur. Kenan tanrıları, Kraliçe Esther ve daha birçokları.
Ayrıca: İsrail arazisi üzerindeki sayısız kültür ve inançlarda sergilenen objelerin ana temasıdır. Sergilenen objelerin çoğu: Mısır, Türkiye, Mezopotamya ve Yakın Doğu’dan toplanmıştır.
Objeler: 1913-2003 yılları arasında, Elie Borowski isimli şahıs tarafından toplanmıştır.
İsrail Kudüs Gezilecek Yerler
İslam Sanatı Müzesi
2.Hapalmach Street üzerindedir.
Başkanın ikametgahına yakın olan bu müze, 1974 yılında ziyarete açılmıştır. Müze: Bayan Vera Bryce Salomons tarafından kurulmuştur. Kendisi: Yahudiler ve Araplar arasında köprüler inşa etmesiyle tanınır ve bilinir. Sonuçta, İslam sanatında ileri düzey bilgi sahibi olmuştur.
Günümüzde: Arap şehirlerinden ve Doğu Kudüs bölgesinden gelen çocuklar, Arap ülkelerinden gelen devlet konukları da, bu müzeyi ziyaret etmektedirler.
Müzede sergilenen objeler: hançer, kılıç, kask, diğer silahlar, tekstil, halı, takı, cam eşyalar, seramik, metal eşyalar, satranç taşları, domino ve antika oyun kartları.
Müzede: İbranice, İngilizce, Arapça olmak üzere, üç dilde rehberli turlar düzenlenmektedir.