Nazimiye, Tunceli arasındaki uzaklık: 37 km. Nazimiye, Pülümür arası uzaklık: 55 km.
TARİHİ
Nazimiye, Kızıl Kilise olarak bilinen Hozat’a bağlı iken, 1876 yılında ilçe olur. 1936 yılında Tunceli il merkezi olunca, Nazimiye Tunceli’ye bağlanır. 1911 yılında Nazimiye Kaymakamı Vehbi Bolat, Padişahın yeni doğan torunu Nazım Efendi için ilçenin adını değiştirme talebinde bulunmuş ve bu talebi hükümet tarafından kabul edilmiştir.
GENEL
Yerleşim dağlık bir yerde kuruludur, bu dağlık arazi sık ve derin vadilerle bölünmüştür. Yerleşimin ortalama rakımı 1550 metredir.
GEZİLECEK YERLER
Tunceli Nazımiye Düzgün Baba
DÜZGÜN BABA
İlçe merkezine bağlı 15 km uzaklıkta, Düzgün Baba dağı ve ziyaretgahı bulunur. Türbenin bulunduğu yere araç yolu yoktur, ulaşım yaya yolu ile sağlanmaktadır. Düzgün Baba dağının yüksekliği 2097 metredir ve ziyaret yeri, dağın zirvesindedir.
Kendisi: Seyyid Mahmut Hayrani oğlu Şah Haydar’dır. İsminin kaynağı bir efsaneye dayanmaktadır.
Düzgün baba ziyaretgahına giderken, 2100 metre rakımda bir mağara bulunur. Bu mağara “Çile Mağarası” dır. Mağaranın içinde döşeği, yastığı, kemanesi ve ayak izi vardır. Döşeği denen yer: taşlardan oluşmaktadır. Mağaradan yukarı doğru yürüyünce, sır olduğu yer vardır. Ayrıca Düzgün Babanın atının ayak izleri bulunuyor. Orayı geçince: sazı, kolu, kapısı ve dilek taşı bulunuyor.
Türbe denen yerde sır olduğu söylenir. Ulaşım yani yol zor olsa da her yıl Mayıs-Eylül ayları arasında, ziyaretgah yoğun ziyaretçi görür. Hatta bu ziyaretçilerin çoğunluğu il dışından, yakın çevre illerden gelenlerden oluşmaktadır.
Burada, ziyaretçiler genellikle kurban keserler, mum yakarlar ve bazı ziyaretçiler ise geceyi mağarada geçirirler. Eğer rüyalarında Düzgün Baba’yı görüp dileklerini iletebilirlerse, dileklerinin gerçekleşeceğine inanırlar. Çocuğu olması için dilek tutanlar, çocuğu olduğunda genellikle ismini “Düzgün” koyarlar.
GENÇLİK ŞELALESİ-DEROVA ŞELALESİ
İlçenin kuzeyinde, 13 km uzaklıkta Dereova Bucağının yanındadır. Gelin pınarı ismiyle de tanınır. Şelale: 30-40 metre yükseklikteki kayalardan: sarkıtlar, dikitler yaparak ince ince akar.
Bu yüzden alışılmış bir şelale görüntüsünden uzaktır. Yazın havanın aşırı sıcak olduğu anlarda, şelalenin 50 metre kadar yakınına gidilebilir ve muhteşem bir serinlik hissedilir.Kayalardan akan suların yarattığı gerek serinlik ve gerekse ses, oldukça güzel bir ortam yaratır. Şelalenin hemen altında bir restoran bulunuyor. Burada alabalık yiyebilirsiniz.
Tunceli Pülümür hakkındaki gezi yazım için Pülümür
Kırım bölgesinin, en iyi tatil yöresi burasıdır. Burası: Simperefol yani Akmescid şehrine: 65 km. uzaklıktadır. Bu şehrin en büyük özelliği: şehirde yoğun olarak görülen “Osmanlı” etkisidir. Öte yandan: şehir, meşhur Kırımlı ozan Aşık Ömer’in doğum yeridir. “Kezlev” kelimesi anlamı “Gözleve” demektir.
Rus işgali sonunda ise, şehre “Yevpatorya” ismi verilmiştir.
Konum olarak önemine gelince: şehir, Kırım yöresindeki en önemli karayolları, demiryolları ve deniz yollarının kavşak noktasında bulunmasıdır. Hatta: şehirdeki liman: Rusya ve Ukrayna’nın en önemli ihraç limanıdır.
Şehirde: güneşin yoğun yani fazlaca görüldüğü bir iklim türü egemendir.
Evet, şehirde en dikkat çeken yapısı: Mimar Sinan tarafından yapılan bir camidir. Bu cami: Kezlev Han Camisi olarak tanınır. Bu yapı hakkındaki ayrıntılı bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz.
Ancak: günümüzde buranın bir diğer özelliği: “Musevi Karaimler” in burada yaşıyor olmalarıdır. Bunlar: bir “Türk” kavmi olarak bilinirler ve şehirdeki ibadet mekanları “Karaim Sinagog”u olarak bilinir.
Şehrin diğer bilinen bir özelliği de çamur banyolarıdır ki, bunların şifalı olduğu söylenmektedir. Ayrıca: bir sağlık merkezi yani “Senatoryum” da bulunur. Burada: özellikle çocuk hastalıkları ve romatizmal hastalıklar tedavi edilmektedir. Hatta: dünyanın birçok yerinden tedavi olmak üzere buraya getirilen çocuklara, özellikle “yunus balıkları” ile yapılan terapi önem kazanmaktadır.
Bunların yanında, Karadeniz kıyısındaki şehrin: kumsalları ve gayet temiz denizi de önem kazanmaktadır. Bu kumlu plajlarda: özellikle çocuklu aileler denize girmeyi tercih ederler, çünkü: deniz fazla derin değildir. Evet, şehirde toplam 11 plaj bulunuyor. Bunlar arasında, Kezlev şehrinin en iyi plajı ise “Oren-Kırım” Senatoryum unun plajıdır. Şehrin en kötü plajları ise “Çayka” ve “Foton” plajlarıdır.
Ukrayna Kırım Kezlev
Ukrayna Kırım Kezlev
GEZİLECEK YERLER
Ukrayna Kırım Kezlev
KEZLEV HAN CAMİSİ
Bu cami: Mimar Sinan tarafından yapılması ile önem kazanmaktadır. Ancak: Mimar Sinan’ın İstanbul’da caminin planlarını hazırladığı ve caminin bir kalfası tarafından yaptırıldığı da söyleniyor.
Kırım Hanı I. Devlet Giray Han: 1552 yılında, Moskova’ya düzenlediği ve zafer kazandığı seferden dönüşünün ardından: Mimar Sinan’a bu camiyi yaptırmıştır. Cami: İstanbul’da bulunan Fatih Camisinin küçük bir benzeridir. Çünkü: Kırım Hanları: İstanbul’da gördüklerinin benzerlerini, kendi ülkelerinde yaptırmak istemişlerdir.
Evet: yapı: Kırım’da, mimari açıdan en gösterişli cami olarak bilinir. 2 minare: tam simetrik değildir ve yan duvarlara dayalıdır. Mekanın içine girildiğinde: genişlik ve ferahlık duygusu uyandırır.
Ancak: 1830 yılındaki depremde, caminin iki minaresi de yıkılır. II. Dünya Savaşında, Alman işgal güçleri tarafından: cami ve minareleri tamir ettirilmiştir. Ancak: 1944 yılında, Kırım Tatarları başka bölgelere sürgüne gönderilince, komünist yönetim sırasında, cami domuz ahırı olarak kullanılmıştır.
1970 yılına gelindiğinde ise, yeniden onarıma tabii tutulan cami: bir süre “Dinsizlik” yani “Ataizm” müzesi olarak da kullanılmıştır.
Gelelim günümüze: günümüze kadar ayakta kalabilen cami: Kırım Tatarlarının çektikleri birçok acıya tanıklık etmiştir. Cami avlusunda, sol tarafta bulunan sembolik mezar: 1918 yılında şehit edildikten sonra cesedi Karadeniz’e atılan “Numan Çelebi Cihan” a aittir.
Hemen yanında ise: babası Abdülkerim Çelebi ve dedesi Ali İbrahim Çelebi’nin mezar yerleri bulunmaktadır. Bunların yanındaki diğer kabirlerde ise, 1853-1854 yılları arasındaki Kırım Harbinde şehit düşen Türk Subaylarının mezarları görülür. 1991 yılına gelindiğinde: Cami, Kırım Tatarları tarafından teslim alınarak tamir ettirilmiş ve ibadete açılmıştır.
1994 SÜRGÜN ANITI:
1944 yılında sürgüne gönderilen Kırım Tatarları: 1989 yılından itibaren yeniden vatanlarına döndüklerinde, bölgedeki bütün şehirlerde, kendilerine uygulanan bu soykırımı gözler önüne sermek için “sürgün anıtı” dikmişlerdir. Bu anıtlardan birisi de, Kezlev şehrinde, Han camisinin hemen yanındaki parkta bulunmaktadır. Evet: şehri ziyaret edenler, bu anıtı da ziyaret ediyorlar.
TÜRK HAMAMI
Han camisinin hemen karşı sokağındadır. Kadın ve erkekler için iki bölüm olarak düzenlenen hamamın; 16’ncı yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Ancak, bu eser günümüze muhteşem şekilde tahrip edilerek ulaşmıştır, çünkü bu yöreye yerleşen Ruslar: hamamın mermerlerini ve tunç musluklarını sökmüşler ve kendi ihtiyaçları için kullanmışlardır.
Ukrayna Kırım Kezlev
KARAY KENESASI
Burası: yazının baş kısmında da belirttiğim gibi “Karay Türkleri” nin dini merkezidir. Hazar İmparatorluğu döneminden kalan “Musevi” Türkler: günümüzde, Kırım yöresinde yalnızca 700-800 kişi olarak yaşamaktadırlar.
Ancak: Karay Türklerinin, Kırım yöresindeki tek ibadethanesi burasıdır. Dünya üzerinde: günümüzde, toplam Karay Türk varlığının 2 bin civarında olduğu söyleniyor ki, bunlardan 50 kadarı da ülkemizde yaşıyormuş.
Günümüzde: burası aynı zamanda “Müze” olarak da kullanılmakta olup, şehri ziyaret ederseniz, burayı da ziyaret etmenizi öneririm. Niye müze: çünkü, günümüzde ayinlerini yönetecek din adamları bile kalmamış. Hatta: çoğunlukla “İbranice” alfabesiyle yazılı ve atalarından kalan yazıları bile okuyamıyorlarmış.
ODUNPAZARI CAMİSİ
Şehir merkezinde “Odunpazarı” semtinde: gösterişli olmayan sade bir yapıdır. Rus işgalinin ardından: burası bir kilise olarak düzenlenmiş ve günümüzde de: yapı “kilise” olarak kullanılmaktadır.
Ukrayna Kırım Kezlev
ODUNPAZARI KAPISI
Günümüzde bu kapıdan bir şey kalmamış olmasına rağmen: bilgi olması açısından birkaç kelime etmek istiyorum. Odunpazarı kapısı: Kezlev şehrinin ana kale kapısıdır ve 15’nci yüzyılın sonlarında inşa edilen kale kapısı: 1950’li yıllara gelindiğinde tamamen tahrip olmuş ve sonunda yok olmuştur. Daha sonraki tarihi süreçte ise, yaklaşık 4 yıllık çalışmalar sonucunda, Odun Pazarı kapısı yeniden yapılarak eski şehrin mimari görüntüsünün ayrılmaz bir parçası ve sembolü haline gelmiştir.
Ukrayna Kırım Kezlev
CUMA CAMİSİ-DERVİŞ TEKKESİ
Han camisinin birkaç yüz metre ilerisinde: surların içinde, eski Odunpazarı semtinde; Cuma Camisi ve Derviş Tekkesi bulunur. Bunların da 16’ncı yüzyılda inşa edildiği düşünülmektedir. Ancak, özellikle Cuma camisi: günümüzde oldukça yıpranmış durumda görülmektedir. Caminin hemen yanındaki Derviş Tekkesi ise: biraz daha iyi durumdadır.
Söylenenlere göre: Çariçe II. Katerina döneminde: Ruslar camiyi tahrip etmişler ve Tekkedeki dervişleri idam etmişlerdir. 1944 yılında ise, gerek cami ve gerekse tekke: Ruslar tarafından bombalanmıştır. Takip eden süreçte: caminin hemen yanındaki bir su kuyusunda: birçok iskelet bulunmuştur.
TARİH MÜZESİ
Şehir merkezinde 16 tane müze bulunuyor. Tarih müzesi: 1921 tarihinde kuruluş olup, burada, Kezlev yöresinde bulunan objeler sergilenmektedir. Çarşamba ve Cuma günleri hariç, müze ziyaret edilebilir.
KORSANLAR MÜZESİ
Odaları eski gemiler gibi dekor edilen burada sergilenen objelerin büyük bölümü: Karadeniz’deki korsanlara ayrılmıştır. Karadeniz bölgesinde, uzun yıllar korku saçan korsanların eşyaları ve bunlar hakkındaki bilgiler, müzede ziyaretçilere sunuluyor. Müzede sergilenen 600 parça obje arasında: denizden çıkarılan arkeolojik buluntular da sergileniyor. Ayrıca: silahlar, paralar, sikkeler, batan gemi parçaları ve denizcilerin kişisel eşyaları sergileniyor.
Ukrayna Kırım Kezlev
MİNYATÜR PARKI
Şehir merkezinde, Femida SPA kompleksinde bulunan park alanında: 36 minyatür eser bulunuyor. Özellikle: Kırım bölgesindeki tüm sarayların: 1:25 ölçekli minyatürleri ilgi çekiyor. Ayrıca: New York şehrinde bulunan “Özgürlük Heykeli” minyatürü bulunuyor.
Ukrayna Kırım Kezlev
YUNUS TERAPİ MERKEZİ
Yunus Terapi Merkezinde: çağdaş tıp cihazları ve iki havuz bulunmaktadır. Burada: özellikle beyin felci ve otizm başta olmak üzere, yüzden fazla hastalığın tedavisinin yapıldığı söyleniyor. Hastalar ki, özellikle çocuk hastalar: psikologlar, nörologlar mesajcılardan oluşan ekip tarafından tedaviye tabii tutuluyorlar ve bu tedavi sırasında: iki yunus da kullanılıyor.
İsrail’deki bu yerleşim yeri, dünyanın en eski yerleşim yerlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. İsminin kelime anlamı sıcak ve kuytu yerdir. İbranice de ise “güzel kız” demektir.
Burası, bir liman şehridir. Öte yandan: Tel Aviv şehrinin bir parçasıdır ve hatta Tel Aviv Yafa olarak da anılmaktadır. Tel Aviv sahil şeridinin sonunda yer alır. Aslında, ilk zamanlar, Tel Aviv, Yafanın bir köyü idi, ancak daha sonra göçmenler nedeniyle Tel Aviv büyümüş ve ülkenin başkenti haline gelmiştir.
Şehrin diğer bazı yerlere uzaklığına gelince: Yafa-Amman/Ürdün arasındaki uzaklık: 164 km.
Günümüzde: şehrin “Eski Şehir” bölümünde: çoğunlukla sanatçılar yaşamaktadır. 1954 yılında İsrail tarafından burası işgal edilince, Arapların yaşadıkları yerlerin çoğu buldozerlerle yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir. Buranın nüfusu, günümüzde yaklaşık 10 bin kişidir.
Yafa demişken “Yafa portakal” ı nı unutmamak gerekir.
İsrail Yafa
İsrail Yafa
GEZİLECEK YERLER
İsrail Yafa
Saat Kulesi
Saat kulesi, biraz önce de söylediğim gibi, Sultan Abdülhamit II’ nin tahta çıkışının 25’nci yıldönümü anısına, Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi, burada da 1906 yılında kurulmuştur.
Vali Sarayı
Şehrin Türk valisinin ikametgahı olarak kullanılan saray, 1890 yılında inşa edilmiştir. Ancak günümüzde yıkıktır. Çünkü: 1940 yılında Yahudi bir terör örgütü binayı bombalamıştır. Türkler bölgeden çekilince, işgalci İngilizler tarafından 1918 yılında bina fakir çocuklara yemek verilen bir imarethane olarak kullanılmıştır. Günümüzde, bu yıkık bina: Türk ve İsrail makamlarının anlaşmaları sonucu restore edilmektedir. Restorasyon bittikten sonra, bina “Yafa Türk Kültür Merkezi” olarak kullanılacaktır.
Deniz Feneri
Eski Limanda bulunmaktadır. 1865 yılında Fransızlar tarafından yapılan deniz feneri, 1865-1966 yılları arasında etkin olarak kullanılmıştır. 1965 yılında deniz feneri kapatılmıştır. Çünkü, Yafa Limanı küçük tekne limanı haline gelmiştir.
Yafa Müzesi
Müze:18’nci yüzyıldan kalan bir Haçlı kalesi üzerinde inşa edilen Osmanlı binasından bulunmaktadır. 19’ncu yüzyılın sonlarında, yerel yönetim, buradan taşınmış ve bina, bir süre sabun fabrikası olarak kullanılmıştır. 1960 yılından sonra ise, bir arkeoloji müzesine ev sahipliği yapmaktadır.
El-Bahr Camisi
Hollandalı bir ressam tarafından, 1675 yılında resmedilen caminin, bu tarihten önceki bir tarihte yapıldığı sanılmaktadır. Yafa şehrinin mevcut en eski camisi olarak bilinmektedir. Söylenenlere göre: Yafa şehrinde yaşayan denizcilerin eşleri, kocalarının güvenli bir şekilde evlerine dönmeleri için, bu camide dua ederlermiş. Cami, 1997 yılında restore edilmiştir.
St Peter Kilisesi
Peter isimli Hıristiyan dini kişisi: ölümünden önce, Lydda’dan Yafa şehrine geldi ve havari Simon Tanner’in evinde kaldı. Peter’in dua ettiği yer, bugün kilise yapılarak dini bir ziyaret yeri haline getirilmiştir.