Çin Qufu

Çin Qufu

Burası, ünlü filozof ve eğitimci ve düşünür Konfüçyus’un doğum yeri olarak önem kazanmaktadır. Eyalet başkenti Jinan şehrinin yaklaşık 130 km. güneyindedir. Şehir merkezinin nüfusu: 600 bin kişidir.

Öyle ki, buradaki tapınaklar topluluğu, bir zamanlar Pekin şehir merkezindeki Yasak Şehir ile yarışacak düzeye gelmiştir.

Yani, çok sayıda tarihi saraylar, mezarlar ve tapınaklar bulunuyor. Bunların başlıcaları olan: Ana Tapınak, Mezarlık ve aile konağı bölümleri: 1994 yılında, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine yazılarak, koruma altına alınmıştır.

Çin Qufu

Tarihi sürece bakıldığında ise, şehrin Lu hanedanı zamanında, başkent olarak kullanıldığı ve çevresinin duvarlarla çevrildiği görülür. 1522 yılına gelindiğinde: Ming hanedanlığı döneminde, Konfüçyus Tapınağı, Yan Hui Tapınağı ve Kong Aile Konağı inşa edilmiştir ve şehrin çevresi duvarlarla ve hendeklerle çevrilmiştir.

Konfiçyus mezarlığı ise, bu şehrin yaklaşık 1 km. kuzeyindedir. Şehrin batı bölümünde ise, Müslüman halkın yerleşimi görülür ve burada bir de cami yapılır.

Kültür Devrimi sırasında ise, burada bulunan ören yerleri, büyük zarar görür. 1966 yılında, burada bulunan yaklaşık 6000 den fazla eser, devrimciler tarafından tahrip edilmiştir.

Çin Qufu

Evet, bölgedeki: diğer kısımlar: saraylar, pavyonlar, tapınaklar ve 1000 taş tabletin bulunduğu  Bilgeler Takım yıldızı Pavyonu (Kuiwenge) ve kurban törenlerinin düzenlendiği “Büyük kazanımlar salonu” dur. Bu salonun hemen bitişiğinde ise, bilgenin takipçilerinin kalabildiği yüzlerce oda görülüyor.

Çin Qufu

KONG MİAO (ANA TAPINAK)

Tapınak bölümüne giriş ücretlidir: Ücret: yılın belli bölümlerinde: 90-150-130 yuan arasında değişmektedir. Ziyaret saatleri ise: 07.30-16.30 arasındadır. Muhtemelen burayı gezmek için 1-1.5 saat ayırmanız gerekir.

Buranın yapımına, Konfüçyüsun ölümünden hemen sonra, yani: MÖ.478 yılında başlanmıştır. Konfüçyüs, Çin kültürü üzerinde en kalıcı ve derin etkiler bırakmıştır.

Hatta, bir bilge olarak dünyanın birçok yerinde saygı duyulan biri olmuştur. Tapınak, yapıldığı dönemden bu yana, şehirdeki hiçbir yapının, bu  tapınaktan yüksek olmasına izin verilmez.

Evet, takip eden 2000 yıl boyunca, buraya sürekli yeni ilaveler yapılarak geliştirilmiştir. MÖ.204 yılında ise, Han hanedanı imparatoru Gao, burada kurban sunmuştur.

Genellikle Çin imparatorları, önemli günlerde burayı ziyaret etmişlerdir. Hatta, bu ziyarete katılan imparatorların sayısının 12 olduğu biliniyor.

Tapınak alanı: yapıldıktan sonraki tarihi süreçte, birçok hasar görmüştür. Özellikle, yangınlar sonucu birçok kere yok olmuş ve yeniden yapılmıştır. En son restorasyon çalışmaları, 1731 yılında yapılmış ve 1966 yılında, burada bulunan heykeller, Kültür Devrimi sırasında tamamen yok edilmişlerdir.

Evet, burası günümüzde, ülkenin ikinci büyük tarihi bina kompleksidir. Toplam 16 dönümlük bir alanı kapsamaktadır. Bu komplekste, toplam 460 oda bulunmaktadır. Bunlar, 1499 yılındaki büyük yangından sonra tasarlanmışlardır.

Pekin şehir merkezindeki “Yasak Şehir” buranın yapımından hemen sonra yapılır. Çünkü, Yasak Şehir, birçok yönden, buradaki tapınak kompleksine benzemektedir.

Evet, tapınak binasının içinde, ilgi çeken yerlerin başında: Konfüçyüs’un bir kayısı ağacı altında öğrencilerine ders vermesinin anısına, burada “Kayısı Platformu” bulunuyor. Burası, Dacheng Salonu önündeki avludadır.

Tapınakta, her yıl, Konfüçyüs’un doğumu anısına, 28 EYLÜL tarihinde, dini törenler düzenlenmektedir.

Çin Qufu

KONFÜÇYÜS ORMANLARI (KONG LİN)

Kasabanın kuzeyindedir.

Konfüçyüs ve takipçilerinin birçoğunun mezarları buradadır. Orijinal mezar bölümü, Zhou hanedanı  döneminde yapılmıştır. Sishui ırmağı kıyısında, Konfüçyüs anısına bir anıt bulunuyor. Bunun hemen yanında ise, kurbanlar için tuğla bir platform var.

Günümüzde, Konfüçyüs’un mezarının çevresinde, onun  soyundan gelenlere, soylular ve statü sahiplerine ait mezarlar bulunduğu söyleniyor. 18. yüzyılın sonlarına gelindiğinde: mezarlık alanının çevresindeki duvarın uzunluğu: 7.5 km.ye ulaşmıştır.

Toplam alan ise, 3.6 km. karedir. Bu büyük alandaki gömüler, yaklaşık 2000 yıldır buradadır.

Konfüçyüs’un soyundan gelenlerin mezarlarının toplam sayısının: 100.000 den fazla olduğu söyleniyor. Bu mezarlıkta, bunun yanında, yaklaşık 10.000 den fazla ağaç bulunmaktadır. Yani, bir anlamda, orman gibi bir görüntü oluşturulmuştur.

Hatta, burada bulunan nadir bazı ağaç türlerinin isimleri bile bilinmemektedir. Mezarlık alanı içinde, 1267 metre uzunluğunda bir yol var. Çam ve selvi ağaçlarıyla kaplı bu yolda yürüyerek, mezarlık ziyareti yapılmaktadır.

Çin Qufu

KONG AİLE KONAĞI (KONG FÜ)

Buraya giriş ücretlidir. Ücret: yılın belli dönemlerine göre: 50-60-150 yuan arasındadır. Ziyaret saatleri ise, 07.30-16.30 arasındadır.

Tapınağın doğusundadır. Burada bulunanlar, tapınak ve mezarlığın bakımından sorumludurlar. Bunlar özellikle, ölüm günü, doğum günü, bitkilendirme ve hasat gibi özel günlerden sorumludurlar.

Buradaki ilk yapı: Song hanedanı döneminde, 1038 yılında yapılmıştır. 1377 yılında, Ming hanedanı döneminde ise, yeniden inşa edilmiştir. 1887 yılındaki yangında yok olan konak, yeniden inşa edilmiştir.

Günümüzdeki konak yapısı: 480 odalı ve 152 binalıdır.

Buranın en yüksek yapısı: 4 katlı bir sığınak kulesidir. Kule, buraya bir saldırı sırasında sığınmak için yapılmış olup, hiç kullanılmamıştır.

Pekin

Çin Guangdonk eyaleti Kanton

Çin Şanghay Shanghai

İspanya Ronda

İspanya Ronda

Malaga şehrine bağlı bir kasabadır. Malaga Ronda arasındaki uzaklık, araba ile 1.5 saattir.

Endülüs bölgesinin en çok ziyaret edilen 3’ncü şehridir.

İspanya’nın en çok ziyaret edilen, beyaz Endülüs kasabalarından biridir. Nüfusu yaklaşık 34 bin kişidir.

Yüksek kayalık bir vadi üstünde kurulmuş olan ve tarih kokan bir yerdir. Kasaba Ronda dağlarında, 723 metre yükseklikte kurulmuştur. Yıl boyunca, kıyıdan daha soğuk bir iklime sahiptir.

Guadiaro nehrinin bir kolu olan Grande nehrinin bulunduğu derin bir vadi (El Tajo de Ronda) ile bölünmüş iki tepe üzerinde yer almaktadır.

Tarihi şehir bölgesi ve farklı mimarisiyle, kesinlikle görülmesi gereken yerlerin başında gelir.

Amerikalı sanatçılar Ernest Hemingway ve Orson Welles, birçok yaz dönemini Rondo’da geçirmişlerdir. Her ikisi de Ronda’nın güzelliği ve ünlü boğa güreşi gelenekleri hakkında yazılar yazmıştır. Böylece Rondo’nın zaman içinde popülitesine katkıda bulunmuşlardır.

 

Tarihi

İspanya’nın en eski şehirlerinden birisidir.

711 yılında Moors tarafından fetih edilince, Rondo tüm bölgeyi kontrol eden bir şehir haline gelir.

Roma ve Vizigot binalarının yerini, Müslüman camileri ve binaları alır.

Arap hamamları, Mondragon Sarayı gibi birçok önemli yapı inşa edilirken, surlar, yüzyıllar boyunca geliştirilip güçlendirilir.

Daha sonra, Cordoba Halifeliğinin düşmesiyle, şehir, Ronda’nın eski mahallesindeki mevcut İslami anıtsal mirasın büyük bir kısmının yaratılacağı, bağımsız bir krallık olan Ronda’nın Taifası oldu.

Uzun bir kuşatmanın ardından, su yatakları işgal edilerek şehir susuz bırakıldı ve 22 Mayıs 1485 tarihinde Katolikler (Katolik hükümdarlar Ferdinand ve Isabella) şehri ele geçirdi ve İslami dönem bitti.

Fetihten sonra İslami yapıların üzerine, yeni unsurlar inşa edildi, camiler kiliseye dönüştürüldü.

1570 yılında bir ayaklanmadan sonra Moors, şehirden kovuldu ve Ronda tamamen Hıristiyan kasabası oldu.

18’nci yüzyılda şehrin sembolü olan, Puente Nuevo (Yeni köprü) ve arena inşa edildi.

 

GEZİLECEK YERLER

İspanya Ronda

Plaza de Toros de Ronda-Ronda Kraliyet Süvarileri Arenası

Kral II Felibe, 1573 yılında Ronda’da sürücü eğitimini geliştirdi ve böylece atların gerekli yönetimi sağlandı. Burada kurulan birim, şehirde Orta Çağdan beri, İspanya’da geleneksel olduğu gibi boğalarla beceri oyunları da dahil olmak üzere, binicilik egzersizleri için bir alan ayrıldı.

Endülüs boğa güreşleri için inşa edilen, en eski arenadır ve halen kullanımdadır. Burada yılda bir kez boğa güreşi düzenleniyor.

Yörede boğa güreşinin yükselmesi, Tagus of Ronda üzerindeki büyük yeni köprünün mimarı Martin de Aldehuela tarafından 1784 yılında arenanın açılmasıyla arttı. İnşaat altı yıl sürdü. Yapı: anıtsal bir planla kumtaşından tasarlandı. Mimari tasarımın asaleti, çift revak galerisi ve açık sıraların çıkarılması öne çıktı. Meydan dairesel şekildedir.

66 metre çapındadır. 136 Toskana sütunu bulunur. 6000 seyirci kapasitelidir. Seyircilerin göremediği, koltuk sıralarının altında bekleyen boğalar ve atlar için kafes kutular var.

Ancak, arena, açıldıktan bir süre sonra o yılki boğa güreşi etkinliği, tribünlerin kısmen çökmesine neden olmuş ve bu da yapının 1785 yılında tamamlanana kadar onarım için geçici olarak kapatılmasına neden olmuştur.

18’nci yüzyılda, yaya boğa güreşleri, boğayla oynanan oyunlarda şövalyelerin yerini aldığında, Ronda’da Romero ailesi ortaya çıktı ve üç nesil boyunca ilk kez en eşsiz boğa güreşçilerini bir araya getirdi.

Ama özellikle Pedro Romero (1754-1839) öne çıktı. Kendisi, 5000 den fazla boğayı öldürdükten sonra emekli oldu. Kişiliği, cesareti, becerisi ve estetik duygusuyla toplamsal saygı kazandı.

Dikkat burayı ziyaret ederseniz, her yere giriş ücretlidir ve boğa güreşleri arenasına gitmenizi önermiyorum. Çünkü verilen ücrete değmez. Sadece müze bölümü çok güzel. Müze bölümünde Pablo Picasso’nun bazı eserleri sergileniyor.

 

La Casa del Rey Moro

18’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Yapı, Ronda’nın Magribi dönemine ait gerçek ve önemli kalıntıyı bünyesinde barındırıyor. (Su madeni) 14’ncü yüzyılda Ronda sürekli olarak Granada’nın Moors’u ile Sevilla’nın Hıristiyanları arasındaki çatışmalarda, sık sık kuşatıldı ve kuşatan her ordunun ilk hedefi su kaynağıydı.

İddiaya göre, Hıristiyan esirleri köle işçi olarak kullanan Ronda’nın Mağribi kralı Abomelik, aşağıdaki Guadelevin nehrinden su getirilmesini sağlamak için, geçidin taş duvarlarına basamakların kesilmesini emretti. Bir sır olarak tasarlanmış olsa da oldukça açık olmalı, çünkü Hıristiyanlar arasında “Ronda’nın su tulumları taşırken ölürsünüz” yaygın bir bilgiydi.

Yıkılan merdivenler 1911 yılında restore edildi. Başlangıçta 365 basamak vardı. Bugün gizemli bir şekilde, 300’den az vardır. Bu dolu bir su tulumu olmadan bile, çıkılması oldukça zor bir merdivendir.

Basamaklar: en önemlisi Sala de Secretos (Sırlar Odası) olmak üzere çeşitli odadan geçer. İsim, karanlık işler ve gizli ayinler hakkında ürkütücü düşünceler çağrıştırıyor, ancak gerçek böyle değildir. Duvara yakın, ancak odanın zıt uçlarında duran iki kişi, birbiriyle mükemmel bir şekilde konuşabiliyor. Ancak sözleri ortada duran hiç kimse tarafından tamamen duyulmuyor.

Sonunda, sonsuz gibi gelen bir yürüyüşten sonra, son kapıya ulaşılır ve ziyaretçi vadinin dibinde bozulmamış bir ortamı görür. Ronda şehrinin trafiğinin sesleri biter ve duyulabilen tek şey kuşların cıvıltısı ve suyun sesidir.

60 metre derinliktedir.

206 basamaklı bir merdivenden inilince, oldukça güzel bir bahçe ve tavus kuşları görülebilir.

Magribi tarzı bahçeler, daha da yenidir.1912 yılında Fransız bahçıvan Jean Claude Forestier tarafından tasarlanmıştır.

Ancak merdivenler son derece tehlikelidir. Özellikle çıkışta aşırı zahmetlidir. Bu arada, merdiven basamaklarının düzensiz, ara sıra nemli ve birçok yerin kötü aydınlatılmış olduğunu da unutmamak gerekir.

Ernest Hemingway “Çanlar kimin için çalıyor” isimli eserinde, bu köprüden ilham almıştır. Romanda, İspanya iç savaşının başlarında, Milliyetçi sempatizanların infazı anlatılıyor. Cumhuriyetçiler, Milliyetçileri, bir Endülüs köyündeki uçurumdan atarak öldürürler. Hemingway romanda, Ronda’da El Tajo kayalıklarında meydana gelen cinayetlerden etkilenmiştir.

 

KÖPRÜLER

Tajo kanyonu üstünde, 3 köprü bulunmaktadır. Hepsi de şehrin en etkileyici özelliklerinden bazılarıdır. Bunlar:

1-Puente Romana (Roma Köprüsü): Köprünün temeli Roma dönemine dayanır. Ancak Arap döneminde yeniden inşa edilmiştir ve bu yüzden “Puente Araba” yani “Arap köprüsü” olarak bilinir.

2-Puente Viejo (Eski köprü): Puente San Miguel olarak da bilinir.

3-Kanyon boyunca uzanan Puente Nuevo (Yeni Köprü): Bu köprünü inşasına 1751 yılında başlanır ve 1793 yılında tamamlanır. Bu yüzden Nuevo yani Yeni köprü denilmiştir. Köprü, kanyon tabanından 120 metre yüksektedir. Köprülerin en uzunudur.

İspanya Ronda

Puente Viejo-Köprü

Ronda merkezindeki bu köprü, kesinlikle ziyaret edilmeye değerdir.

Guadelevin nehrini oluşturan geçit üzerindeki, üç köprüden birisidir.

Buradan, Ronda’nın eski kısımlarının duvarları boyunca güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Evet, köprü ilk olarak 17’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Yeni köprü ise, 18’nci yüzyıl yapımıdır.

Yapılma nedeni: eski İslam Medinası (şehrin eski bölümü) ile Katolik Ferdinand’ın Mayıs 1485 yılında, şehrin fetih edilmesinden sonra ortaya çıkan ve şimdi Padre Jesus mahallesi olarak bilinen yeni kasaba ile rahat bir şekilde iletişim kurabilmekti.

Ayrıca, basamaklı bir yokuştan geçerek, Arap hamamına ve Arap köprüsüne çıkılır.

Guadelevin nehrinin sellerinden, farklı zamanlarda hasar gören veya yıkılan köprü, farklı zamanlarda yeniden inşa veya restore edilmiştir.

Son olarak 1960 yılında yapılan restorasyon ile günümüzdeki görünümüne kavuşmuştur.

Köprü, tek kemerli olup, 31 metre yüksekliktedir.

Sonuç, mutlaka görün, ancak çok fazla güvenlik bariyeri ve korkuluk olmadığı için dikkatli olmanızı öneririm.

 

Puento Nuevo (Yeni Köprü)

Yeni köprü, Plaza de Toros de la Real Maestranza de Caballeria de Ronda ile birlikte, şehrin sembolü ve ruhunu oluşturur. Köprünün yapımı için iki proje vardı. 1735 yılında ilki, 35 metre yüksekliğinde bir kemerden oluşan ve çalışmaları sadece 8 ay süren, ancak 6 yıl sonra çökerek, yaklaşık 50 kişinin ölmesine neden olduğu için başarısız sayılan V. Felibe dönemi köprüsüdür.

Birkaç yıl sonra, 1751 yılında yeni bir çalışma başlar ve Mayıs 1793 tarihinde Ronda’daki Kraliyet Mayıs Bayramı kutlamalarına denk gelecek şekilde tamamlanır. Mimar Jose Martin de Aldehuela başkanlığındaki çalışmalarla: kesme taşlar üzerine 98 metre büyüklükteki yeni köprü yapılır. Böylece modern mahalle ve eski mahalle birleştirilir.

 

Plaza del Socorro

Yeni Ronda merkezindedir.

Ronda şehrinin en ikonik bölgelerinden biridir.

Merkezde: 1956 yılı yapımı Socorro of Ronda kilisesi ve meydanın çevresinde, ona canlı bir hava katan çeşitli barlar ve restoranlar bulunuyor.

 

Mondragon Sarayı

Marques de Villasierra Sarayı olarak da bilinir. Şehirdeki en önemli sivil anıttır.

Efsaneye göre, 14’ncü yüzyılda Fas Sultanı Abul Asan’ın oğlu, büyük kral Abbel Malik veya Abomelic’in ikametgahı olarak yaptırılmıştır.

Abomelic’in ölümünden birkaç yıl sonra, son Müslüman vali Hamet el Zengri’nin de bu sarayda ikamet ettiği bilinmektedir.

Hıristiyanlık dönemi; sarayın en önemli işlerinin yapıldığı dönemdir.

1569 yılında, Felibe II tarafından, Kaptan Don Melchor de Mohdragon’a hediye edilmiştir.

Ancak günümüzde binanın içinde Magribi dönemine ait hiçbir şey kalmamıştır.

Binanın cephesi, orijinal özellikleri ve çarpıcı detayları nedeniyle, belki de tüm Ronda’nın en ilginç ve mimari açıdan önemli yeridir.

Olağanüstü Mudejar kasetli tavanıyla, sarayın “Soylu Salonu” özel olarak anılmayı hak ediyor.

Günümüzde “Ronda Müzesi” buradadır.

 

Santa Maria La Mayor Kilisesi

Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalara göre, bu kilise MS 5’nci yüzyıldan kalmadır. Erken dönem Hıristiyanlık bazilikası kalıntılarının çok yakınındadır. Aynı yerde, Medine yani eski Müslüman şehir yerleşiminin en büyük camisi İslami yönetim sırasında inşa edilmiştir. Bu camiden günümüze sadece mihrabın kemeri ve sunağın arkasına gizlenmiş süslemeli duvarın bir parçası gelmiştir.

Caminin yerine, Katolik hükümdarlar, şehrin fetih edilmesinden sonra, 1485 yılında yapımına başlanan ve ancak 17’nci yüzyıl sonunda bitirilen bir mabet yaptırmışlardır.

1580 depreminde bu yeni yapılan yapının bir kısmı yıkılmıştır. Ceviz ve sedir ağacından yapılmış, iki katlı zarif bir koro görülüyor.

Hong Kong Stanley

Hong Kong Stanley

Burası, geçmiş dönemde, Hong Hong şehrinin en önemli balıkçı köylerinden birisiydi. Hong Kong adasının güneydoğu kısmındadır. Şehir merkezine, otobüs ile, 40 dakikalık bir yolculuk sonucunda ulaşılmaktadır.

Hong Kong Stanley

Stanley Main Beach

Yarımadanın doğu bölümünde iki tane plaj bulunmaktadır. Plaj alanlarında, belirlenen yerlerde “barbeküler” bulunmaktadır. Plajlarda, şehrin diğer plajlarında olduğu gibi, köpekbalıklarından korunmak için ağlar bulunmaktadır. Ayrıca: yine bu plajlarda “rüzgar sörfü” ve diğer su sporları yapılabilmektedir. Su oldukça temizdir. Özellikle, hafta sonlarında kalabalıktır.

Hong Kong Stanley
Hong Kong Stanley

 

Stanley Market

Burada: küçük dükkanlar ve sokak satıcılarından, ucuz giysi ve benzeri şeyler bulup satın alabilirsiniz. Şehri ziyaret ederseniz, mutlaka buraya uğramanızı öneririm. Çünkü: ipek giysiler, Çin kostümleri ve takıları ve hediyelik eşya arayanlar için, burası muhteşemdir. Özellikle, sabahın erken saatlerinde buraya gidin. Burada: Çin yazısı ile isminiz yazılı tişört yaptırabilirsiniz.

 

Stanley Polis Karakolu

Hong Kong şehrinin sömürge geçmişini yansıtan bir yapıdır. Soğuk beyaz boyalı bu yapı, günümüzde “süpermarket” olarak kullanılmaktadır. Ancak, özgün iç yapısı muhafaza edilmiştir.

 

Pat Kan Uk

Burada, 8 tane ev bulunmaktadır ve yörenin yaşlıları, bu evlerde kalmaktadırlar. Çin-Japon savaşı öncesi, burada 8 ev varmış. Bu evler: hükümet tarafından, yerel sakinler için, tehcir evleri olarak inşa edilmişlerdir.

 

Stanley Main Street

Bu cadde boyunca, sahilde, birçok bar ve restoran bulunmaktadır.

 

Stanley Plaza

Burası bir alışveriş merkezidir. Murray House yanında, 2001 yılında açılmıştır. Burada bulunan “anfitiyatro” da; çeşitli konserler ve etkinlikler düzenlenir.

Hong Kong Stanley

Murray Hause

Burası, tarihi bir yapıdır ve “Murray Kışlası” olarak bilinir. Stanley Main Street sonunda, sütunlu bir yapı olarak hemen göze çarpar.

1844 yılında inşa edilmiş, 1982 yılında bulunduğu yerden tuğla tuğla sökülerek, 1999 yılında, günümüzde bulunduğu yerde, Avrupa tarzında, yeniden inşa edilmiştir. Günümüzde, burada: restoran ve barların yanı sıra, mini “Hong Kong Deniz Müzesi” bulunmaktadır.

Honk Hong Maritime Museum:

Müze binasının giriş katında, Hong Hong şehrinin denizcilik geçmişini anlatan sergiler bulunmaktadır.

 

Man Mo Temple

Hong Kong şehrinin en eski, en ünlü ve en güzel tapınaklarından birisidir. Tapınak, İngiliz sömürgesinin başladığı yıllarda, yani 1800’lerde, İmparator Daoguang döneminde inşa edilmiştir. Taoizm ve Budizm’in kombinasyonu vardır.  Her iki dine inananlar, tapınakta yan yana ibadet ederler.

Tapınak, günümüzde de orijinal görünümünü korumaktadır. Tapınağın içinde: törenler ve festivaller sırasında, tanrıların taşınması için kullanılan ahşap üsler ve bakır ve diğer madenlerden yapılmış buhurdanlıklar bulunmaktadır. Yanan tütsülerin dumanı; güneş ışınları ile birlikte, tapınağa gizemli bir hava verir. Evet, tapınak özellikle “Bahar Şenlikleri” sırasında: yeni dönemde sağlık, mutluluk ve başarı dileyenler tarafından doldurulmaktadır. Hatta: birçok insan, tapınağa bağışta bulunurlar.

Hong Kong Disneyland

Hong Kong Aberdeen