İspanya Cordoba

İspanya Cordoba

Şehrin eski adı “Corduba” dır. Şehir: “Guadalquvir” nehrinin kıyısında, vadinin ortasında kurulmuştur.

Endülüs bölgesinde Cordoba eyaletinin başkentidir.

Şehrin tarihi merkezi, 1984 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Çünkü: 10 ve 11’nci yüzyıllarda: Cordoba şehrinin, dünyanın en kalabalık şehri olduğu biliniyor.

Şehirde, UNESCO tarafından onaylanmış dört kültür mirası bulunmaktadır.
Günümüzde ise, Sevilla ve Granada şehirleriyle birlikte, Endülüs bölgesinin en büyük üçüncü şehridir.

İspanya Cordoba

ULAŞIM

Cordoba havaalanı şehir merkezine 6 km. uzaklıktadır. Şehrin diğer bazı şehirlere olan uzaklıkları ise şöyledir: Cordoba-Almeria: 310 km.
Cordoba-Barselona: 880 km.
Cordoba-Granada: 232 km.
Cordoba-Malaga: 162 km.
Cordoba-Sevilla: 143 km.

İKLİM

Şehirde, Subtropikal-Akdeniz iklimi egemendir ve buna bağlı olarak, yaz döneminde ortalama günlük sıcaklıklar yüksektir. Hatta, Avrupa’nın en sıcak şehirlerinin başında geldiği söylenmektedir.

TURİZM

Şehrin en büyük özelliği: tarihi ve mimari özellikler taşıyan bir cami üzerine yoğunlaşılır. Yani, çoğu ziyaretçinin buraya gelme nedeni bu camidir. Ancak, şehirde bu cami dışında: kale, saraylar ve birkaç müze de bulunmaktadır. Burayı ziyaret ederseniz: ortaçağdan kalan caddeler ve sokaklarda dolaşabilir, kalabalık mahallelerde, ağaçlıklı avlularda ilginç yerler keşfedebilirsiniz.

Son bir not: şehir Avrupa’nın ikinci büyük “Old Town” yani “Tarihi şehir” bölgesine sahiptir.

Los Patios Festivali:

UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilmiştir. Mayıs ayının 2 ve 3’ncü haftasında kutlanır.

Tarihi merkezdeki birçok ev, özel varendalarını çiçeklerle süsleyerek bir yarışmaya katılırlar. En güzel süslemeyi yapan yarışmayı kazanır. Ancak festival döneminde, şehirde kalacak yer bulmak oldukça zor ve fiyatlar son derece pahalı, bilmekte yarar var.

 

TARİHİ

MÖ.2’nci yüzyılda Roma döneminde, şehir önemli bir merkez haline gelmiştir.

MÖ.150 yılında, bölgedeki Roma Eyaletinin başkenti olmuştur. Takip eden dönemde, şehir: tarım ve madencilikle kalkınmıştır. Roma döneminde şehrin ismi “Corduba” dır.

Roma etkisinin azalması sonucu: burası da, İber yarımadasındaki Vizigot ve Vandal ayaklanmalarından etkilenmiştir. Şehir Vizigotlar tarafından ele geçirilir.

711-712 yıllarına gelindiğinde ise, şehrin Magribiler tarafından ele geçirildiği görülür.

756 yılında, şehir: kendini “Al-Andalus Emiri” (Cordoba Emevi Halifesi) olarak ilan eden Emevi Hanedanlığının başı I. Abdurrahman yönetimde bir başkent ilan edilmiştir. Şehrin yeni ismi “Qurtubah” olur.

Abdurrahman; 785-787 yılları arasındaki dönemde “cami” nin inşaatını yönetmiştir. Daha sonra gelen hükümdarlar ise, camiyi büyütüp genişletmişlerdir.

929 yılında: III Abdurrahman döneminde, şehir, Avrupa’nın en büyük şehri olmuştur. Hatta: bilgi, kültür ve gücün yoğunlaştığı şehir, Batı Dünyasının merkezi haline gelmiştir. Şehirde 80’den fazla kütüphane ve öğretim kurumu vardır.

Tıp, matematik, astronomi ve botanik bilgisi, o dönemde Avrupa’nın geri kalanından çok üstündü. Şehrin ulaştığı bu zirve noktası: dönemin ünlü düşünürlerinin şehirden yetişmesine neden olmuştur.

Burada: Averroes (İslam filozofu), İbn Hazm (İslam ilahiyatçısı ve hukukçusu) ve Al-Zahrawi (İslami cerrah ve hekim) gibi kişiler yetişir.

11’nci yüzyıla gelindiğinde ise, bölgedeki Emevi hükümdarlığı, kuzeyden gelen Hıristiyan orduları tarafından parçalanmıştır.

1236 yılında, şehirde Hıristiyanlar egemenlik kurarlar. Cami, Meryem Ana’ya adanmış bir Katolik katedraline dönüştürülür. Ancak, aynı tarihten sonra, şehir büyük bir ekonomik çöküş içine girer.

GEZİLECEK YERLER

ALCAZAR DE LOS REYES CRİSTİANOS

Giriş ücreti kişi başı 5 Eurodur.

Alcazar, devasa kale ve kraliyet sarayından oluşan bir yapı kompleksidir. Kalenin tamamı, 4 kuleli devasa duvarlarla/surlarla çevrilidir. Kuleler: Aslan kulesi, Nehir kulesi, Homoneja kulesi ve Vela kulesidir.

Yapılar ve bahçeler kompleksi, ilk olarak 8’nci yüzyılda Hilafet konutu olarak inşa edilmiştir.

Daha sonra burası Hıristiyan hükümdarların kalesi olmuştur. Katolik hükümdar Ferdinand ve Isabella, burada 8 yıl ikamet etmiştir. Böylece, Ortaçağ döneminde burası önem kazanmıştır.

1328 yılında, Alfonso XI tarafından, saray binaları günümüzdeki şekline dönüştürülmüştür. Daha sonra Alcazar hükümdarların 160 yıl boyunca sarayda bulundukları bir yer olmuştur.

Hatta, Ferdinand ve Isabella, Hindistan’a batıya giden bir deniz yolu bulmayı planlayan Kristof Kolomb’u burada karşılamışlardır. Daha sonra engizisyon döneminde kale sivil ve askeri bir hapishane olur.

1931 yılında ise, Belediye kaleyi “ulusal anıt” olarak ilan eder ve 1984 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Evet kalede bugün neler var?

Kalenin salonlarında, 3’ncü yüzyıldan kalma, Roma lahitleri ve 2’nci yüzyıldan kalma mozaikler var. Ancak buranın en büyük özelliği muhteşem arka bahçeleridir. Burada güzel havuzlar, iyi kesilmiş çitler görülür.

 

MEDİNA AZAHARA

III Abdurrahman, kendini “Halife” ilan ettikten sonra, şehrin 7 km. batısında yeni bir başkent yaptırmıştır. Hatta: hükümdarlığın zirvede olduğu dönemde, Medina Azahara şehri, iddialı bir konuma gelmiştir.

30 yıl boyunca: burası, yıkımına kadar, halife III Abdurrahman’ın gelirinin büyük bölümünü: tuhaf zevklerine harcamıştır. Bu tuhaf zevkler hakkında, birkaç örnek şunlar olabilir:

Büyük salonların birinde: kristallerin yardımıyla gökkuşakları oluşturulmaktadır.
Bir diğer salonda: halife, ziyaretçilerini etkilemek için: bir kölenin çevirdiği, geniş bir civa tavası ile “şimşek” etkisi yaratılmıştır.

Evet, Medina Azahara: III Abdurrahman ve kendisini yıkmaya çalışan veziri El Mansur arasındaki çatışmalar sonucunda, Berberi paralı askerleri tarafından, yerle bir edilmiş ve ancak 20’nci yüzyılın başında yeniden keşfedilmiştir. Günümüzde, bu alanın yalnızca küçük bir kısmı kazılarak ortaya çıkarılmıştır.

İspanya Cordoba
İspanya Cordoba
İspanya Cordoba

LA MEZQUİTA-CAMİ

Burayı her yıl 1.5 milyon kişinin ziyaret ettiği söyleniyor.

Giriş ücreti kişi başı 13 Eurodur. Bakın burada ilginç bir durum var, yerel sakinler yani İspanyollar buraya ücretsiz girebiliyorlar, yani sadece turistlere ücretlidir. Malum ülkemizde böyle bir uygulama yok, giren her kez aynı ücreti ödüyor.

Caminin bilet gişesi, 14’ncü yüzyıldan kalma Mudejar kemeri olan Puerta del Perdon’dur.

Önemi:

Yapı, 1984 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası Listesi” ne dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Evet, buraya Araplar “Cordoba Camii” ve İspanyollar ise “Mezquita” ismini vermişlerdir.

Yapı. 10’ncu yüzyıldan kalma bir Magribi ibadethanesidir.

Batı İslam sanatının en etkileyici yapılarından biridir.

Tüm dünyadaki, en büyük camidir. Aynı zamanda, dünyanın en büyük tapınağıdır. İçinde aynı anda 40 bin kişi ibadet edebilmektedir.

 

Yapım Aşamaları:

Emevi ailesinin Suriye Şam’da Abbasiler tarafından devrilmesinin ardından, Emevi Prens Abd al-Rahman I, İspanya’nın güneyine kaçtı. Hızla İber yarımadasının neredeyse tamamı üzerinde kontrol sağladı ve yeni başkenti Cordoba’da, Şam ihtişamını yeniden yaratmaya çalıştı.

784 yılında, şehirde Müslüman nüfus arttı ve Vizigotlar dönemi Christian Saint Vincent bazilikası, onun emriyle satın alındı, kilise yıkıldı ve Cordoba şehrindeki büyük cami inşaatı başladı. Caminin mimarı: Sidi ben Ayub’dur.

(Bu konuda anlatılan efsaneler var. Abdurrahman, meleksel bir vizyon gördükten sonra camiyi inşa ettirmeye karar vermiştir.

Melek efsanesine göre, el-Rusafa sarayında uyurken, bir meleğin göründüğünü ve kendisine aldıklarının karşılığında Allah için ne yaptığını sorduğunu gördü. Bu nedenle, Allah için camiyi yapmaya karar verdi.)

Yapım da, dış duvar da dahil olmak üzere, eski Vizigot kilisesinin malzemeleri kullanılmıştır.

Ve caminin yapımına, 785 yılında yaklaşık 200 yıl süren inşaata başlandı ve 990 yılında tamamlandı. I Abd al-Rahman, rakip bir siyasi hanedan tarafından katledildi.

833-852 yılları arasında II Abd al-Rahman döneminde camide ilk büyük genişleme gerçekleşti. Bunda şehirde meydana gelen demografik gelişme etkili oldu.

960 yılında II El Hakim tarafından, süslü “mihrap” eklendi.

961-966 yılları arasında III Abd al-Rahman döneminde cami yine genişletildi ve yeni bir minare eklendi. Camide daha önceki dönemde, I Hişam tarafından yaptırılan orijinal bir minarenin varlığına dair bazı kanıtlar olmasına rağmen, bu dönemde yapılan minare, kare planlı ve farklı yüksekliklerde iki bölümden oluşmuştur.

987 yılında, Al-Mansur tarafından cami doğu yönünde genişletilmiştir. Yapının günümüzde görülen “dikdörtgen” şekli bu dönemde yapılmıştır. Al-Mansur’un yapıdaki en büyük katkısı: namaz kılınan alanın, granit, yeşim taşı ve mermerden oluşan bir yer haline getirilmesidir.

Evet, cami nehir nedeniyle, güneye doğru genişleyememiştir.

 

Caminin Katedrale Dönüştürülmesi-Catedral de Nuestra Senora de la Asuncion:

1236 yılında, Kral III Ferdinand, şehri ele geçirince, cami, şehrin katedrali olarak kutsandı. Ancak, yaklaşık 300 yıl boyunca büyük değişikliğe uğramadan aynen kaldı.

Çünkü şehirliler yani Cordobalılar bu konuda ısrarcı olmuşlardır.

16’ncı yüzyıl başlarında, Katedralin Piskoposu yeni bir katedral inşasını ve inşa etmek için de caminin yakılmasını önerdi. Ancak, bu yıkıma, şehir halkı karşı çıktı.

Bunun üzerine, Kral I Carlos, caminin merkezine, yeni bir ana sunak alanı ve koro inşa etmeleri için, Katedral yetkililerine izin verdi.

Ardından, 1523 yılında, caminin tam merkezinde, Piskopos Alonso Marniwue tarafından bir Rönesans stili katedral inşa edilmeye başlandı. Bu sırada, sütunlu salonun bazı bölümleri yıkıldı.

Yine bu yapılanma sırasında, namaz kılınan alan, duvarla çevrilmiştir. Böylece, aydınlık ve havadar bir yer olan ibadethane karanlık ve kasvetli bir alan haline gelmiştir.

Ancak, efsaneye göre: Kral sonucu görünce, dehşete kapılmış ve inşaatçılara “Dünyada benzeri olmayan bir şeyi yok ettiklerini” haykırmıştır.

Katedralin tamamlanması, yaklaşık 250 yıl sürdü. (1523-1766)

CAMİNİN GEZİLMESİ:

Giriş Bölümü:

Caminin girişinde: eskiden burada hurma ağaçları varmış. Çünkü Sultan memleketinden gelirken yanında bir hurma ağacı çekirdeği getirmiş ve memleket (Şam) hasretini gidermek için buraya hurma ağacı diktirmiş.

Günümüzde ise, burada: portakal, palmiye ve selvi ağaçları ve havuzların bulunduğu güzel bir avlu var. Burası, camide namazdan önce abdest alma yeri olarak düzenlenmiştir ve Portakal ağaçlarının altında büyük bir sarnıç bulunmaktadır.

Buraya 13’ncü yüzyılda Palmiye ağaçları dikilmiş ve 15’nci yüzyıldan beri Portakal ağaçlarının varlığı bilinmektedir.

Bu Portakal ağaçları, Emevi sürgününün bir hatırlatıcısıdır. (Bu konudaki ayrıntı aşağıda) 18’nci yüzyılda ise zeytin ve selvi ağaçları dikilmiştir.

Sayısal Bilgiler:

Cami binası, 24 bin metre karelik bir alanı kapsar.

Kompleksin toplum boyutları, 180 metreye 130 metredir.

 

Mimari Özellikleri:

Orijinal cami, Kudüs, Şam ve El-Aksa camilerinden esinlenilerek yapılmıştır.

Orijinal basit İslami ibadet yeri: genellikle bir çöl evinin açık avlusu gibi, yatay ve basit olarak tasarlanmıştır.

İlk ibadethane: bugünkü ziyaretçi giriş yerinin hemen karşısındaki alanda, kırmızı tuğla ve beyaz taştan, çizgili kemer sıralarıyla, kıble duvarına dik olarak, 11 nefe bölünmüştür.

Katedral bölümü ise, 16 ve 17’nci yüzyıl mimari stillerini yansıtmaktadır.

Duvarlar:

Kireçtaşı kesme taşlarla örülmüştür.

Orijinal Zemin:

Sıkıştırılmış toprak üzerine, kalın bir harç tabakasından oluşur. Kompakt, kırmızımsı sönmüş kireç ve kumdan yapılmış olan argamasa üzerinde, yan yana dua edilmektedir.

Çatı:

Çatının iç kısmı, oyma süslemeli ahşap kirişlerden yapılmıştır.

Düz çatı, altın ve rengarenk motiflerle süslenmiştir.

Kemerler ve Sütunlar:

Kırmızı-beyaz dev çizgili, üst üste bindirilmiş kemerler, bir hurma ağaç ormanını andırır.

Cami ilk yapıldığında 1293 tane kemer vardır.

Kemerler: mermer, granit, jasper ve diğer kaliteli malzemeden yapılmış sütunlara dayanıyordu.

Kemerlerin bu sütunları: bölgedeki eski kiliselerden ve Cordoba’nın Roma yapılarından toplanan malzemelerin bir karışımıdır.

Ancak bu sütunlardan günümüze sadece 856 tanesi kalmıştır. (Cami katedrale dönüştürülürken sütunların bir kısmı sökülmüştür.)

Yapıda kısa ve uzun sütunlar kullanılarak, tavanda bir açıklık hissi yaratılmış, üst üste yerleştirilen iki katmanlı bir yapı fikri ortaya atılmıştır.

Kapılar:

Caminin kuzey tarafında, içeriyi ışıkla dolduran ve bir açıklık hissi veren 19 kapı varmış. Ancak daha sonra bu kapıların tamamı kapatılmış, kırmızı-beyaz çift kemerlerin canlı etkisi azaltılmıştır.

Bizans Mozaiği:

Yapının güney kesiminde, övgü dolu yazıtlara sahip bir Bizans mozaiği vardır.

Sunak:

Burada yine bir efsaneden söz edilmektedir.

Öküz efsanesine göre, Ana Sunak’ın minberinin yanında bulunan öküz heykelinin, son sütunları taşıyana kadar canına sımsıkı tutunan, beyaz bir öküzün anısına yapıldığı söylenir. Böylece caminin inşasında kilit rol oynamıştır.

Mihrap:

Camilerde mihrap, Kabe’nin yönünü gösteren kıbleyi işaret eden bir niştir. Yani, camide önemli bir odak noktasıdır. Mihrapların hat süslemeleri genellikle “Kur-an” dan alıntıdır.

Mihrabın bulunduğu duvar, kıble duvarıdır.

Evet, Kurtuba camiindeki mihrap oldukça süslüdür. Niş yerine, bütün odayı kaplamaktadır. Bu yüzden, diğer mihraplardan farklıdır. Bir camide ibadethane veya mihrap güneydoğu yani Mekke yönüne bakması gerekirken, Kurtuba camiinin mihrabı, Şam camii gibi, güneye bakmaktadır.

960 yıllarında, Al-Hakim II tarafından, ibadethanenin nefleri uzatılmış, güney ucunda yeni bir kıble duvarı yani mihrap yaratılmıştır.

Al-Hakim, portalın dekorasyonu için, Bizans İmparatoru II Nicephoras Phocas’tan, kendisine 8’nci yüzyıldan kalma büyük Suriye Emevi yapılarından biri olan Şam Ulu camiinin muhteşem mozaiklerini taklit edebilecek bir mozaik ustası göndermesini ister.

Hıristiyan İmparator, Müslüman Halifeye, sadece bir mozaik ustası değil, aynı zamanda 1600 kg altın mozaik küp hediye gönderir. Kur-an’dan çiçek motifleri ve yazılarla şekillendirilen bu altın, mihrap portalına büyülü bir parıltı verir.

Mozaikler: geometrik ve bitki temelli tasarımlarla kemerler boyunca uzanır. Ayrıca: Kur-an’dan ayetlerin kaydedildiği yazıtlar bulunur. Ayrıca: at nalı kemer, oyma sıva ve cam mozaikler de kullanılmıştır.

Mihrap içinde, Kur-an sembolü olan deniz tarağı kabuğu şeklinde yontulmuş, tek bir beyaz mermer blok: cami boyunca imamın sesini yükselten kubbeyi oluşturur.

Güzelliği ve yaldızlı tasarımıyla, ziyaretçilerin hayranlığını kazanan mihrap, camide bir toplanma yeridir.

Maksura:

Mihrabın hemen önündeki bölge ve buranın her iki tarafındaki bölmeler, halifelerin ve saray mensuplarının dua edecekleri bölümdür ve Maksura olarak isimlendirilir.

Maksura’nın kemerleri, caminin en güzel kemerleridir. İç içe geçmiş, at nalı şekillerinden dolayı, bir orman görüntüsü yansıtır.

Maksura’nın kubbeleri: Yıldız desenli taş tonozlarla dekore edilmiş, gökyüzü ışıklı kubbeleri gibidir.

Her bir kubbe: 10’ncu yüzyıl Avrupa’sı için, oldukça gelişmiş bir teknik olarak, birbirine kenetlenen, dört çift paralel nervür tarafından desteklenir.

 

Hazine Odası:

Burada, 15 ve 16’ncı yüzyıllardan kalma, önemli dini eserler bulunmaktadır. Odanın en görkemli eseri: Alman kuyumcu Heinrich von Arfe tarafından 1510-1516 yılları arasında yapılmış “canavar” dır.

Evet son bir not:

2010 yılında, burada bir olay olduğunu duydum ve kısaca bilgi vermek istiyorum. Avrupalı genç Müslümanlardan oluşan 120 kişilik bir gurup, ziyaret amacıyla yapıya girerler ve bir anda, aynı yerde diz çökerek dua etmeye başlarlar.

Bunun üzerine, güvenlik görevlileri, devreye girerler ve kendilerini yapının dışına davet ederler. Bunun üzerine, guruptan iki kişi, güvenlik görevlilerine saldırır, güvenlik görevlilerinden biri ağır yaralanır ve saldırganlar göz altına alınır.

İspanya Cordoba

BEL TOWER-SAN JUAN MİNARESİ-ÇAN KULESİ:

Mezquita çan kulesi, ziyarete açıktır. Giriş kişi başı 3 Eurodur.

Abdurrahman III tarafından, 930 yılında yaptırılmıştır. Kemerli pencereler, çift at nalı şeklindedir. Kule, 1236 yılında, Hıristiyanlar şehri ele geçirince, çan kulesine dönüştürülmüştür.

Kulenin yüksekliği 40 metredir. Kulenin üstünde Cordoba şehri ve çevresinin güzel bir manzarasını izlemek mümkündür.

ROMA SURLARI

Büyük eski kenti çevreleyen Roma dönemi yapımı surlar bulunmaktadır. Bu surlarda, ilk yapıldığında mevcut 13 kapıdan, sadece 3 tanesi günümüze ulaşmıştır.

 

İspanya Cordoba

CORDOBA ROMA KÖPRÜSÜ

20’nci yüzyıl ortalarında, San Rafael köprüsü yapılana kadar, 2000 yıl boyunca, şehrin tek köprüsü olarak kalmıştır.

Köprü ilk olarak MÖ 1’nci yüzyıl başlarında Roma İmparatoru Augustus döneminde yapılmıştır. Çünkü bu köprü, bir zamanlar önemli bir Roma ticari ve askeri yolunun bir parçasıydı.

Ancak sonraki dönemlerde yeniden inşa edilmiştir. Günümüzde görülen köprü, MS 8’nci yüzyılda Araplar tarafından (Emevi hanedanının Müslüman valisi Al-Samb İbn Malik al-Khawlani tarafından) yeniden inşa edilen köprüdür.

Uzunluğu 250 metre, genişliği 9 metredir. Yarı silindir payandalara sahip sağlam mahmuzlarla desteklenen 16 kemeri vardır.

Köprünün kuzey ve güney uçlarında, kuleler var.

Köprünün ortasında, Cordoba’nın hamisi San Rafael’in bir heykeli bulunuyor. Heykel 1651 yılında buraya konulmuştur. Heykeli yapan Bernabe Gomez del Rio isimli bir sanatçıdır. Birçok Cordobalı burada dua etmek ve mum yakmak için kısa mola verirler.

Köprü 2004 yılında yayalaştırılmıştır.

Torre de la Calahorra-Calahorra Kulesi

Giriş ücreti 4.5 Eurodur. Köprünün güney ucundadır. Şehirdeki en eski savunma yapısıdır. Orijinal yapı: Almohad dönemine aittir. Şehrin saldırıya uğramasını önlemek için, Moors tarafından dikilmiştir.

1369 yılında ise, II Henry tarafından büyük çaplı bir yenileme ve güçlendirme çalışması yapılmıştır.

Kuleyi bir kale haline dönüştürmek için, üçüncü bir kule eklenmiştir. Çünkü Henry, kardeşi Peter I’e (Zalim Peter) karşı bir savunma aracı olarak kullanmıştır.

Günümüzde burada 8 odadan oluşan bir müze var. Müzede, yüzyıllar boyunca Yahudilerin, Müslümanların ve Hıristiyanların barış içinde bir arada yaşamalarını anlatan, zengin Cordoba tarihinin eserleri ve belgeleri sergileniyor. Ayrıca Mezquita camisinin orijinal haliyle bir maketi, bir dizi belge ve resim var.

 

CORDOBA ROMA TAPINAĞI

Tapınak, şehrin genişletilmesi çalışmaları sırasında, 1950 yılında tesadüfen bulunmuştur. Yapı 32 metre uzunluğunda ve 16 metre genişliğindedir.

Korint düzeninde yapılmıştır. Yapımına ise, İmparator Claudius (MS.41-54) döneminde başlanmış ve İmparator Domitian (MS.81-96) döneminde, yani yaklaşık 40 yıllık bir sürecin ardından tamamlanmıştır.

Günümüzde tapınak alanında, tüm mimari elemanlar bulunmuştur. Bir podyum üzerinde bulunan yapıda, ön cephesinde 6 sütun bulunur. Diğer yanlarında ise 10 sütun bulunmaktadır.

Yani, merdiven-sunak-sütunlar ve diğer bazı mimari elemanlar görülüyor. Tapınağın bazı önemli parçaları, Cordoba Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

İspanya Cordoba

CORDOBA ROMA MOZOLESİ

Bu silindir şeklinde bir tür mezar anıtıdır. MS.1’nci yüzyılda inşa edilmiştir. 1993 yılında yapılan bir çalışma sırasında tesadüfen bulunmuştur.

Yapıda: mezar odası ve bodrum, kornişler ve mazgallı parapet bölümü görülmektedir. Varlıklı bir aileye ait olduğu düşünülmektedir.

İspanya Cordoba

ALCAZAR DE LOS REYES CHİSTİANOS

Burası: Guadalquvir nehri ve Büyük camiye yakın bölümdeki bahçedir.

İspanya Cordoba

TORRE DE LA MALMUERTA

Kule, kralın emriyle, 1406-1410 yılları arasındaki süreçte yapılmıştır. Önceleri bir savunma kulesi olarak yapılan yapı, daha sonra soylular için hapishane olarak kullanılmıştır. Sekizgen planlı kule de, bir de kemer bulunmaktadır.

Kulenin isminin bir anlamı var: İspanyolca da “Ölü kadın kulesi” anlamına gelen kulenin ismi: söylenenlere göre, zina suçu nedeniyle kocası tarafından öldürülen bir kadının adına hitaben verilmiştir.

MUSEO ARQUEOLOGİCO

Müze: şehrin Roma ve Magribi geçmişine ait birçok kalıntıyı barındırmaktadır. Müze yapısı: 16’ncı yüzyıldan kalma Casa Paez Köşkündedir. Burada, köşkün yenileme çalışmaları sırasında ortaya çıkan, bir Roma mozaiği de görülmektedir.

Zemin katı, tamamen mozaikler, heykeller ve Roma arkeolojisine adanmıştır. Birinci katta: yakındaki antik kentin (Medina Azahara) birçok Magribi eseri sergilenmektedir.
Giriş, 50 cent’tir.

MUSEO DE BELLAS ARTES VE PALACİO DE VİANA

Şehrin güzel sanatlar müzesi: birçok tablosunu Madrid şehrindeki Prado Müzesine kaptırmış olsa da, günümüzde burada da halen “Murillo, Leal ve Zurbaran” gibi sanatçıların eserlerini görebilirsiniz.

Palacio de Viana: sarayının yapımına 14’ncü yüzyılda başlanmış ve 1980’lerda yapı, Viyanalı bir aileye satılmıştır ve bu yüzden ismi değiştirilmiştir.
Sarayın ondan fazla avlusu var ve gezilmeye değerdir.

PLAZAS

Şehrin geçmişi ve bugünü, meydanlarında rahatlıkla görülebilmektedir. Plaza del Porto, bir zamanlar bir hayvan pazarı olarak kullanılmıştır. Yenilenen bölge: günümüzde “Posade del Porto” nun evi ve bir sanat galerisi olarak kullanılmaktadır.

Plaza de las Tendilas ise: modern şehrin merkezidir. Ancak, aynı zamanda, şehrin birçok tarihi kilisesi, burada bulunmaktadır.

 

YAHUDİ MAHALLESİ-JURERİA:

Katedralin yakınındadır. 1984 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine dahil edilerek koruma altına alınmıştır. Mahalle, özellikle III Abd al-Rahman döneminde, tüm bölgenin entellektüel ve kültürel merkezi olmuştur.

Şehrin Ortaçağ görünümünü koruyan, düzensiz sokaklardan oluşur. Magribi mimarisinin hazinelerini barındırır. Burada, güzel beyaz badanalı evler, muhteşem balkonlar ve rengarenk çiçeklerle dolup taşan avlular bulunur. Ayrıca, 1315 yılı yapımı bir Sinegog bulunuyor. Bu sinegog, İspanya’da günümüzde var olan üç sinegogdan biridir.

ŞEHİR ÇEVRESİNDE GEZİLECEK YERLER

Şehrin çevresi: güneyde: geniş zeytinliklerle, kuzeyde Sierra Morena bölgesinin ıssız yamaçlarına kadar uzanmaktadır. Bu bölgede gezilebilecek birkaç yer hakkında bilgi vermek istiyorum.

ALMODOVAR DEL RİO

Şehir merkezinin 17 km. güneyinde, ilk olarak 760 yılında Araplar tarafından yapılan bu yapı: daha sonra Hıristiyanların bölgeyi ele geçirmesiyle büyük ölçüde yeniden inşa edilmiş, muhteşem büyük bir şatodur. Burada, tam bir ortaçağ dönemi havası teneffüs edebilirsiniz.

MONTİLLA

Burası, Cordoba şehri yöresinde, şarapları ile ünlenen bir yerdir. Lezzetli şarapları bulunmaktadır. Şarap üreticilerinin tesislerinde küçük bir tur atabilirsiniz.

Montilla’nın, güneyinde kısa bir mesafede bulunan “Agular de la Frontera”: 19’ncu yüzyıldan kalma, sekizgen, büyük bir meydanı ile ilgi çekmektedir.

Yine kuzeyde: 1780’lerde inşa edilmiş “Fernan Nunez” sarayı görülebilir. Sarayın teraslı arka bahçesi ilgi çekmektedir.

PRİEGO DE CORDOBA

Cordoba eyaletinin en güzel kasabasıdır. Kasaba: 17 ve 18’nci yüzyıllarda, ipek ve tekstil endüstrisinin merkezi konumuna gelmiştir. Bu döneme ait barok yapılarla kaplıdır. Burada, görmenizi önereceğim yer: “La Fuente del Rey” çeşmesidir.

Çeşme: 139 fıskiye bulunan üç havuzun yanındadır. Burada, bir de “Barrio de la Villa” isimli Magribi mahallesi bulunuyor.

SİERRA SUBBETİCA

Burada, kendine özgü manzaralar ve ilginç köyler görebilirsiniz. Zuheros denilen yer: bir şatonun altında, parlak beyaz evler bulunan ve kıvrılarak inen caddesiyle ilgi çeken kasabadır.

Kasabanın altında: taş devri resimleriyle dekore edilmiş ve 700 basamaklı ve 2 km. uzunluğundaki “Cuevo de los Murcielagos” bulunmaktadır ve görülmelidir.

Yine bu bölgedeki “Baena” kasabası: üstün kaliteli zeytinlikleriyle ünlüdür. Ayrıca, birkaç eski kilise ve aristokrat bir köşke sahiptir.

İspanya Ronda

İspanya Ronda

Malaga şehrine bağlı bir kasabadır. Malaga Ronda arasındaki uzaklık, araba ile 1.5 saattir.

Endülüs bölgesinin en çok ziyaret edilen 3’ncü şehridir.

İspanya’nın en çok ziyaret edilen, beyaz Endülüs kasabalarından biridir. Nüfusu yaklaşık 34 bin kişidir.

Yüksek kayalık bir vadi üstünde kurulmuş olan ve tarih kokan bir yerdir. Kasaba Ronda dağlarında, 723 metre yükseklikte kurulmuştur. Yıl boyunca, kıyıdan daha soğuk bir iklime sahiptir.

Guadiaro nehrinin bir kolu olan Grande nehrinin bulunduğu derin bir vadi (El Tajo de Ronda) ile bölünmüş iki tepe üzerinde yer almaktadır.

Tarihi şehir bölgesi ve farklı mimarisiyle, kesinlikle görülmesi gereken yerlerin başında gelir.

Amerikalı sanatçılar Ernest Hemingway ve Orson Welles, birçok yaz dönemini Rondo’da geçirmişlerdir. Her ikisi de Ronda’nın güzelliği ve ünlü boğa güreşi gelenekleri hakkında yazılar yazmıştır. Böylece Rondo’nın zaman içinde popülitesine katkıda bulunmuşlardır.

 

Tarihi

İspanya’nın en eski şehirlerinden birisidir.

711 yılında Moors tarafından fetih edilince, Rondo tüm bölgeyi kontrol eden bir şehir haline gelir.

Roma ve Vizigot binalarının yerini, Müslüman camileri ve binaları alır.

Arap hamamları, Mondragon Sarayı gibi birçok önemli yapı inşa edilirken, surlar, yüzyıllar boyunca geliştirilip güçlendirilir.

Daha sonra, Cordoba Halifeliğinin düşmesiyle, şehir, Ronda’nın eski mahallesindeki mevcut İslami anıtsal mirasın büyük bir kısmının yaratılacağı, bağımsız bir krallık olan Ronda’nın Taifası oldu.

Uzun bir kuşatmanın ardından, su yatakları işgal edilerek şehir susuz bırakıldı ve 22 Mayıs 1485 tarihinde Katolikler (Katolik hükümdarlar Ferdinand ve Isabella) şehri ele geçirdi ve İslami dönem bitti.

Fetihten sonra İslami yapıların üzerine, yeni unsurlar inşa edildi, camiler kiliseye dönüştürüldü.

1570 yılında bir ayaklanmadan sonra Moors, şehirden kovuldu ve Ronda tamamen Hıristiyan kasabası oldu.

18’nci yüzyılda şehrin sembolü olan, Puente Nuevo (Yeni köprü) ve arena inşa edildi.

 

GEZİLECEK YERLER

İspanya Ronda

Plaza de Toros de Ronda-Ronda Kraliyet Süvarileri Arenası

Kral II Felibe, 1573 yılında Ronda’da sürücü eğitimini geliştirdi ve böylece atların gerekli yönetimi sağlandı. Burada kurulan birim, şehirde Orta Çağdan beri, İspanya’da geleneksel olduğu gibi boğalarla beceri oyunları da dahil olmak üzere, binicilik egzersizleri için bir alan ayrıldı.

Endülüs boğa güreşleri için inşa edilen, en eski arenadır ve halen kullanımdadır. Burada yılda bir kez boğa güreşi düzenleniyor.

Yörede boğa güreşinin yükselmesi, Tagus of Ronda üzerindeki büyük yeni köprünün mimarı Martin de Aldehuela tarafından 1784 yılında arenanın açılmasıyla arttı. İnşaat altı yıl sürdü. Yapı: anıtsal bir planla kumtaşından tasarlandı. Mimari tasarımın asaleti, çift revak galerisi ve açık sıraların çıkarılması öne çıktı. Meydan dairesel şekildedir.

66 metre çapındadır. 136 Toskana sütunu bulunur. 6000 seyirci kapasitelidir. Seyircilerin göremediği, koltuk sıralarının altında bekleyen boğalar ve atlar için kafes kutular var.

Ancak, arena, açıldıktan bir süre sonra o yılki boğa güreşi etkinliği, tribünlerin kısmen çökmesine neden olmuş ve bu da yapının 1785 yılında tamamlanana kadar onarım için geçici olarak kapatılmasına neden olmuştur.

18’nci yüzyılda, yaya boğa güreşleri, boğayla oynanan oyunlarda şövalyelerin yerini aldığında, Ronda’da Romero ailesi ortaya çıktı ve üç nesil boyunca ilk kez en eşsiz boğa güreşçilerini bir araya getirdi.

Ama özellikle Pedro Romero (1754-1839) öne çıktı. Kendisi, 5000 den fazla boğayı öldürdükten sonra emekli oldu. Kişiliği, cesareti, becerisi ve estetik duygusuyla toplamsal saygı kazandı.

Dikkat burayı ziyaret ederseniz, her yere giriş ücretlidir ve boğa güreşleri arenasına gitmenizi önermiyorum. Çünkü verilen ücrete değmez. Sadece müze bölümü çok güzel. Müze bölümünde Pablo Picasso’nun bazı eserleri sergileniyor.

 

La Casa del Rey Moro

18’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Yapı, Ronda’nın Magribi dönemine ait gerçek ve önemli kalıntıyı bünyesinde barındırıyor. (Su madeni) 14’ncü yüzyılda Ronda sürekli olarak Granada’nın Moors’u ile Sevilla’nın Hıristiyanları arasındaki çatışmalarda, sık sık kuşatıldı ve kuşatan her ordunun ilk hedefi su kaynağıydı.

İddiaya göre, Hıristiyan esirleri köle işçi olarak kullanan Ronda’nın Mağribi kralı Abomelik, aşağıdaki Guadelevin nehrinden su getirilmesini sağlamak için, geçidin taş duvarlarına basamakların kesilmesini emretti. Bir sır olarak tasarlanmış olsa da oldukça açık olmalı, çünkü Hıristiyanlar arasında “Ronda’nın su tulumları taşırken ölürsünüz” yaygın bir bilgiydi.

Yıkılan merdivenler 1911 yılında restore edildi. Başlangıçta 365 basamak vardı. Bugün gizemli bir şekilde, 300’den az vardır. Bu dolu bir su tulumu olmadan bile, çıkılması oldukça zor bir merdivendir.

Basamaklar: en önemlisi Sala de Secretos (Sırlar Odası) olmak üzere çeşitli odadan geçer. İsim, karanlık işler ve gizli ayinler hakkında ürkütücü düşünceler çağrıştırıyor, ancak gerçek böyle değildir. Duvara yakın, ancak odanın zıt uçlarında duran iki kişi, birbiriyle mükemmel bir şekilde konuşabiliyor. Ancak sözleri ortada duran hiç kimse tarafından tamamen duyulmuyor.

Sonunda, sonsuz gibi gelen bir yürüyüşten sonra, son kapıya ulaşılır ve ziyaretçi vadinin dibinde bozulmamış bir ortamı görür. Ronda şehrinin trafiğinin sesleri biter ve duyulabilen tek şey kuşların cıvıltısı ve suyun sesidir.

60 metre derinliktedir.

206 basamaklı bir merdivenden inilince, oldukça güzel bir bahçe ve tavus kuşları görülebilir.

Magribi tarzı bahçeler, daha da yenidir.1912 yılında Fransız bahçıvan Jean Claude Forestier tarafından tasarlanmıştır.

Ancak merdivenler son derece tehlikelidir. Özellikle çıkışta aşırı zahmetlidir. Bu arada, merdiven basamaklarının düzensiz, ara sıra nemli ve birçok yerin kötü aydınlatılmış olduğunu da unutmamak gerekir.

Ernest Hemingway “Çanlar kimin için çalıyor” isimli eserinde, bu köprüden ilham almıştır. Romanda, İspanya iç savaşının başlarında, Milliyetçi sempatizanların infazı anlatılıyor. Cumhuriyetçiler, Milliyetçileri, bir Endülüs köyündeki uçurumdan atarak öldürürler. Hemingway romanda, Ronda’da El Tajo kayalıklarında meydana gelen cinayetlerden etkilenmiştir.

 

KÖPRÜLER

Tajo kanyonu üstünde, 3 köprü bulunmaktadır. Hepsi de şehrin en etkileyici özelliklerinden bazılarıdır. Bunlar:

1-Puente Romana (Roma Köprüsü): Köprünün temeli Roma dönemine dayanır. Ancak Arap döneminde yeniden inşa edilmiştir ve bu yüzden “Puente Araba” yani “Arap köprüsü” olarak bilinir.

2-Puente Viejo (Eski köprü): Puente San Miguel olarak da bilinir.

3-Kanyon boyunca uzanan Puente Nuevo (Yeni Köprü): Bu köprünü inşasına 1751 yılında başlanır ve 1793 yılında tamamlanır. Bu yüzden Nuevo yani Yeni köprü denilmiştir. Köprü, kanyon tabanından 120 metre yüksektedir. Köprülerin en uzunudur.

İspanya Ronda

Puente Viejo-Köprü

Ronda merkezindeki bu köprü, kesinlikle ziyaret edilmeye değerdir.

Guadelevin nehrini oluşturan geçit üzerindeki, üç köprüden birisidir.

Buradan, Ronda’nın eski kısımlarının duvarları boyunca güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Evet, köprü ilk olarak 17’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Yeni köprü ise, 18’nci yüzyıl yapımıdır.

Yapılma nedeni: eski İslam Medinası (şehrin eski bölümü) ile Katolik Ferdinand’ın Mayıs 1485 yılında, şehrin fetih edilmesinden sonra ortaya çıkan ve şimdi Padre Jesus mahallesi olarak bilinen yeni kasaba ile rahat bir şekilde iletişim kurabilmekti.

Ayrıca, basamaklı bir yokuştan geçerek, Arap hamamına ve Arap köprüsüne çıkılır.

Guadelevin nehrinin sellerinden, farklı zamanlarda hasar gören veya yıkılan köprü, farklı zamanlarda yeniden inşa veya restore edilmiştir.

Son olarak 1960 yılında yapılan restorasyon ile günümüzdeki görünümüne kavuşmuştur.

Köprü, tek kemerli olup, 31 metre yüksekliktedir.

Sonuç, mutlaka görün, ancak çok fazla güvenlik bariyeri ve korkuluk olmadığı için dikkatli olmanızı öneririm.

 

Puento Nuevo (Yeni Köprü)

Yeni köprü, Plaza de Toros de la Real Maestranza de Caballeria de Ronda ile birlikte, şehrin sembolü ve ruhunu oluşturur. Köprünün yapımı için iki proje vardı. 1735 yılında ilki, 35 metre yüksekliğinde bir kemerden oluşan ve çalışmaları sadece 8 ay süren, ancak 6 yıl sonra çökerek, yaklaşık 50 kişinin ölmesine neden olduğu için başarısız sayılan V. Felibe dönemi köprüsüdür.

Birkaç yıl sonra, 1751 yılında yeni bir çalışma başlar ve Mayıs 1793 tarihinde Ronda’daki Kraliyet Mayıs Bayramı kutlamalarına denk gelecek şekilde tamamlanır. Mimar Jose Martin de Aldehuela başkanlığındaki çalışmalarla: kesme taşlar üzerine 98 metre büyüklükteki yeni köprü yapılır. Böylece modern mahalle ve eski mahalle birleştirilir.

 

Plaza del Socorro

Yeni Ronda merkezindedir.

Ronda şehrinin en ikonik bölgelerinden biridir.

Merkezde: 1956 yılı yapımı Socorro of Ronda kilisesi ve meydanın çevresinde, ona canlı bir hava katan çeşitli barlar ve restoranlar bulunuyor.

 

Mondragon Sarayı

Marques de Villasierra Sarayı olarak da bilinir. Şehirdeki en önemli sivil anıttır.

Efsaneye göre, 14’ncü yüzyılda Fas Sultanı Abul Asan’ın oğlu, büyük kral Abbel Malik veya Abomelic’in ikametgahı olarak yaptırılmıştır.

Abomelic’in ölümünden birkaç yıl sonra, son Müslüman vali Hamet el Zengri’nin de bu sarayda ikamet ettiği bilinmektedir.

Hıristiyanlık dönemi; sarayın en önemli işlerinin yapıldığı dönemdir.

1569 yılında, Felibe II tarafından, Kaptan Don Melchor de Mohdragon’a hediye edilmiştir.

Ancak günümüzde binanın içinde Magribi dönemine ait hiçbir şey kalmamıştır.

Binanın cephesi, orijinal özellikleri ve çarpıcı detayları nedeniyle, belki de tüm Ronda’nın en ilginç ve mimari açıdan önemli yeridir.

Olağanüstü Mudejar kasetli tavanıyla, sarayın “Soylu Salonu” özel olarak anılmayı hak ediyor.

Günümüzde “Ronda Müzesi” buradadır.

 

Santa Maria La Mayor Kilisesi

Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalara göre, bu kilise MS 5’nci yüzyıldan kalmadır. Erken dönem Hıristiyanlık bazilikası kalıntılarının çok yakınındadır. Aynı yerde, Medine yani eski Müslüman şehir yerleşiminin en büyük camisi İslami yönetim sırasında inşa edilmiştir. Bu camiden günümüze sadece mihrabın kemeri ve sunağın arkasına gizlenmiş süslemeli duvarın bir parçası gelmiştir.

Caminin yerine, Katolik hükümdarlar, şehrin fetih edilmesinden sonra, 1485 yılında yapımına başlanan ve ancak 17’nci yüzyıl sonunda bitirilen bir mabet yaptırmışlardır.

1580 depreminde bu yeni yapılan yapının bir kısmı yıkılmıştır. Ceviz ve sedir ağacından yapılmış, iki katlı zarif bir koro görülüyor.

İspanya Cadiz

İspanya Cadiz

 

Cadiz şehri, İspanya’nın güneybatısında, Endülüs otonom bölgesinde bulunmaktadır. Şehrin isimleri: Fenikece: Gadir, Yunanca: Gadeira, Latince: Gades, Arapça: Kadis’dir.

Şehir Fenikeliler tarafından kurulduğu için, şehrin “Gadir” isminin anlamı “surlar” veya “surlarla çevrili savunma mevkii” demektir.

Şehir: Avrupa’nın en eski şehirlerinden birisidir. Bu nedenle: eskiye dönük tarihe, kültüre ve yaşam tarzına sahiptir. Tarihi yerleri iyi korunmuştur. Bu nedenle, yörede turizm gelişmiştir.

Bir zamanlar: kötü bir liman kenti iken, tarihi süreç içinde gelişerek büyümüştür.

Atlantik Okyanusuna çıkıntı yapan bir burun üzerinde kurulmuştur.

Şehrin: eski kent merkezi: yıkık dökük yapıları ve anıtlarının bulunduğu sokakları, bir labirenti andırır. İspanya ülkesinin donanması, bu şehirde konuşlanmıştır.

Şehir merkezi boyunca kıvrılarak ilerleyen dar bir cadde: sahili çevreler ve birçok merkezi birbirine bağlar. Yani: şehir merkezini yürüyerek birkaç dakika içinde gezebilirsiniz.

Sonuç olarak, Atlantik kıyısındaki bu şehir, elbette, balık severlerin cennetidir. Efsanevi “El Fero” nun restoranı veya Tapas barını denemeden Cadiz şehrinden ayrılmamanızı öneririm.

İspanya Cadiz

ULAŞIM

Cadiz şehrinin, bölgenin diğer şehirlerinden olan uzaklığı: Cadiz-Madrit arasındaki uzaklık: 651 km. Cadiz-Sevilla arasındaki uzaklık: 125 km. Cadiz-Huelva arasındaki uzaklık: 219 km. dir.

HAVAALANI

Şehirdeki en yakın havaalanı: çoğu uçuşlar için uygun değildir. Jerez de la Fronte havaalanı, şehir merkezine araba veya taksi ile, yaklaşık 30 dakika uzaklıktadır. Taksi ile ulaşmak isterseniz. 45-50 Euro arasında ödemeniz gerekir.

Otobüs kullanmak isterseniz, yolculuk 1 saat sürer. Havaalanına, Madrid ve Barselona şehirlerinden yerel havayollarının uçuşları bulunmaktadır. Buraya en yakın, büyük havaalanı ise, Sevilla’dadır ve araba ile 1 saat, otobüs ile 2 saat uzaklıktadır. Malaga havaalanı ise, araba veya otobüs ile 2-3 saat uzaklıktadır.

TARİH

Cadiz şehrinin ilk olarak, Fenikeliler tarafından: MÖ.1104 yılında kurulduğu söylenir. Kurulduğu ilk dönemde, genellikle küçük ve mevsimlik bir ticaret sömürgesidir.

Takip eden tarihi süreçte ise, yörede: Romalılar, Vizigotlar, Kurtuba Emirliği, Endülüs Emevi Deelvte, Kastilya krallığı ve İspanya krallığı egemenlik kurmuştur.

711 yılına gelindiğinde, Müslümanların İber yarımadasında hakimiyet kurmasıyla, Cadiz şehri yakınlarındaki Guadalete şehrinde yapılan muharebede, Müslümanlar galibiyet kazanınca, burada Kurtuba Emirliği kurulmuştur.

İspanya Cadiz

KARNAVAL

Büyük Perhiz öncesindeki hafta, Endülüs bölgesinde nereye giderseniz gidin, küçüklü-büyüklü toplulukların Karnaval kutlamalarına tanık olursunuz.

Ancak: hiçbiri Cadiz’in coşkuna erişemez. Şehir, özellikle Şubat-Mart aylarında kutlanan “karnaval” şenlikleriyle tanınır. Bütün dünya tarafından tanınan bu karnaval hazırlıkları, provalar ve toplu gösteriler ile tüm yıl boyunca devam eder.

Cadiz karnavalının hem taşkın liman kenti kültüründen hem de devlet kontrolüne karşı geleneksel direnişinden gelen şanı Franco’nun, bir isyana sebep olur korkusuyla yasaklayamadığı tek karnaval oluşu nedeniyle daha da çok yankı uyandırmaktadır.

Karnaval büyük ölçüde halkın elinde olan, bir zamanlar İspanya’nın yoksulluk çeken bölgesindeki eğlence düşkünlerinin yüzyıllar içindeki patronlardan, politikacılardan ve küçümsenen latinfundista’ların nefret edilen cacique’lerinden (başkanlarından) en azından sembolik olarak öç alabilecekleri bir yol buldukları bir kutlamadır.

Bu dönemde: fırtınaya meyilli sahilde bile Şubat ayı, akşamları epey soğuk olsa da gündüzleri yumuşak ve güneşli olabilir.

Evet: genellikle zeki bir siyasi yapı ve sözcükler üzerine kurulu karnaval etkinliklerinde, komikliği sağlayan hiciv gurupları vardır. Tipik olarak bir şarkı eşliğinde 7-12 kişilik bir topluluk tarafından doğaçlama yapılır.

Müzik için ise gitar ve davul gibi aletler kullanılır.
Eğlenceyi seven çoğu kişi dumanı üstünde yiyecekler, alkol, sokaktaki kalabalık içerisindeki hareketlilik ve kat kat giyilen iç çamaşırları sayesinde ayakta kalmayı başarırlar.

Cadiz, Sevilla ve Granada’daki kutlamalara katılmak isteyen herkes, sonbaharda konaklamak için rezervasyon yaptırmış olmalıdırlar.

Cadiz’deki oteller Karnavaldan aylar önce dolmuş olabilir.

Alternatif olarak, Bahia de Cadiz in karşısındaki Puerto de Santa Maria da da kalabilirsiniz.
Buradan gündüzleri Cadiz in eski kent merkezine feribot bağlantıları vardır.

Daha uzaktaki Sevilla veya Jerez i tercih edebilirsiniz.

Gece geç ve sabah erken saatlerde, kendi karnavallarını da kutlayan her iki kente giden trenler genelde, Cadiz den evlerine dönen eğlence düşkünleriyle dolu olur.

Büyük şehirlerin hepsinde daha küçük yerel karnavallar hakkında bilgi edinebilirsiniz.

İspanya Cadiz

NE YENİR

Cadiz yöresine yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz: Pestinos önerebilirim. Pestinos, popüler bir Noel pastasıdır. Çok kızarmış hamur parçalarının zeytinyağlı, bal ve şekerle yenilmesidir.

Bir diğer önerim: Garum olabilir. Garum bir tür balık sosudur ve antik Yunan, Roma ve Bizans mutfaklarında da kullanılmıştır.

Son bir öneri: Atun olarak isimlendirilen orkinos balığıdır. Bir tür, mavi yüzgeçli orkinos balığı olarak da isimlendirilir.

Önerebileceğim restoranlardan bazıları şunlardır:

La Sidreria de El Populo

San Antonio bölgesinde, tarihi El Populo semtindedir. Şehrin gözde şarap evidir. Hatta, güzel Endülüs yemekleri de tadabilirsiniz.

Casa Hidalgo

Plaza de la Catedral bölgesindedir. Burada özellikle tadı çok lezzetli olan Empanada de Atun denemelisiniz. Zaten, bu restoranda genellikle hamur işleri var. Şehir yerlileri, burayı çok tercih etmektedirler.

El Gaucho

Calle de Murquia bölgesindedir. Şehir içindeki en iyi et restoranıdır. Buradaki bir biftek menüsü, yaklaşık 15 Euro civarındadır.

İspanya Cadiz

ALIŞVERİŞ

Cadiz şehrinde alışveriş yapmak ve hediyelik bir şeyler satın almak isterseniz gitmeniz gereken yerler: Calle Pelota, Calle Compania, Calle San Francisco, Plaza de Candelaria.
Bu bölgelerde çeşitli hediyelik eşya satan dükkanlar bulunmaktadır.

İspanya Cadiz

GEZİLECEK YERLER

Cadiz şehrinin büyük bölümü: surların içindeki kalıntılar şeklindedir. Burası: Old Town olarak isimlendirilir. Eski dar ve dolambaçlı sokakları, büyük plazaları buraya bağlar. Şehirdeki yeni alanlar, genellikle geniş bulvar ve daha modern binalar şeklinde gelişmiştir.

Buna ilaveten; şehirde çok sayıda egzotik bitkiler bulunan park vardır. Hatta: bu parklarda bulunan dev ağaçların, Yeni Dünya’dan yani Amerika’dan getirilerek dikildiği söylenir.

PLAZA DE MİNA

Eski şehrin merkezindedir ve 19’ncu yüzyılda geliştirilmiştir.
Plaza bölgesindeki ilk ağaçlar: 1861 yılında dikilmeye başlamıştır ve 1838 yılında burası, mimar Benjumeda ve Daura tarafından plazaya dönüştürülmüştür.

Plaza’da bulunan heykellerden öne çıkanı: Jose Macpherson heykelidir.

Plaza meydanının karşısındaki evlerin birçoğu ise, neo-klasik mimari tarzı yansıtmaktadır.
Plaza’da bulunan bir diğer yer ise: Cadiz Museum’dur.

İspanya Cadiz

MUSEO DE CADİZ

Bu bölgesel arkeoloji müzesi, 1970 yılında kurulmuştur. Katedralin yakınındadır.
Müze: Arkeoloji bölümü ve güzel sanatlar bölümü olmak üzere, iki bölümden oluşmaktadır.
Müzenin en önemli eserlerinin başında: 1887 yılında bulunan Fenike lahdidir.

Lahit: Cadiz tersanesi bölgesinde bulunmuştur. Bunun bulunması ile, müzenin oluşturulmasına karar verilmiştir.

Müzenin ikinci katında bulunan “Güzel sanatlar” bölümünde ise: 16’ncı yüzyıldan 20’nci yüzyılın ikinci yarısına kadar olan süreçteki İspanyol resminin evrimi görülmektedir. Bu bölümde kendi içinde, Flaman etkisi, Sevillalı ressamlar ve Luis Morales ile Zurbaran olarak ayrılmıştır.

Yani: burada, Murillo, Rubens ve Zurbaran’ın eserlerini görebilirsiniz.
Son olarak, müze içinde küçük bir Etnoğrafya bölümü var. Burada özellikle kuklalar ilginizi çekebilir.

İspanya Cadiz

PLAZA DE SAN FRANCİSCO VE S AN FRANCİSCO KİLİSESİ-MANASTIRI

1566 yılında inşa edilen manastır, restorasyonlar sonucu son şekline, 17’nci yüzyılda ulaşmıştır. Yan kapı ve pandifleri, bir kubbe ile örtülmüştür. İtalyan asıllı mimar Francisco Badaraco tarafından yapılmıştır. Mermer sütunları ve kemerleri ilgi çekmektedir.

PLAZA SAN ANTONİO

18’nci yüzyılda inşa edilen plaza: 19’ncu yüzyılda, Cadiz şehrinin ana meydanı olarak, burası kabul edilmiştir. Kare meydanın çevresi: bir dizi konut ile çevrilmiştir. Bunların mimari özellikleri ise: Neo-klasik ve İsabelline gotik tarzdadır. Dolayısı ile şehrin üst sınıfı, bu konutlarda ikamet etmektedirler.

1669 yılında, San Antonio kilisesi, burada inşa edilmiştir.
1954 yılında, şehir belediyesi tarafından, meydan, SİT alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

PLAZA DE CANDELARİA

Bu meydan: 1873 yılında yıkılan “Candelaria Manastırı”na atfen bu ismi almıştır. Meydanın merkezinde bir heykel görülmektedir. Bu heykel: meydana bakan bir evde doğan, İspanyol Cumhuriyetinin başkanı Emilio Castelar’a aittir.

Meydana bakan bir diğer ev ise: Şili’de yaşamış maceraperest eski bir diktatör olan Bernardo Higiins’e aittir.

DE LA CATEDRAL NUEVA

Giriş ücretlidir. Yetişkinler için 5 Euro, öğrenciler için 3 Euro’dur.
Cadiz şehrinin en ünlü yerlerindendir. Roma Katolik kilisesidir.

Yapı: 1260 yılında tamamlanmıştır. Ancak: 1596 yılında yanmıştır. Bu eski ve yanan yapının yerine, 1722-1838 yılları arasında yeni katedral yapılmıştır. Eskinin yerine yapıldığı için “yeni” olarak adlandırılmıştır.

İlk başlangıç, mimar Çelik tarafından sağlanmış olsa da, işlerin sürekli duraklaması nedeniyle, farklı mimarlar tarafından inşaat sürdürülmüştür.

116 yıllık süreçte tamamlanan yapı: aslında barok olarak planlanmışsa da, içerdiği rokoko elemanlar yüzünden Neoklasik tarzı hakim kılmıştır. Şapel bölümünde, birçok resim bulunuyor. Burada ayrıca eski katedral ve manastırın kalıntıları bulunmaktadır.

Sarı turunculu çinilerle kaplı kubbesi ve kuleleri, şehrin neresinde olursanız olun görülür ve birer uyarı ışığı görevi görür.

Ünlü besteci Manuel de Falla ve şair ve oyun yazarı Jose Maria Peman, katedralde gömülüdür.
Katedrali ziyaret ederseniz, mutlaka “Batı Kulesi” ne çıkmalısınız. Burası, şehrin en yüksek noktasıdır ve panoramik şehir manzarasını izleyebilirsiniz. Kulenin yüksekliği 74 metredir. Her 30 dakikada bir, burada rehberli turlar düzenleniyor.

İspanya Cadiz

BELEDİYE BİNASI

Plaza de San Juan de Dios bölgesindedir. Cadiz şehrindeki mevcut belediye binası, 1861 yılında, Garcia del Alamo tarafından yapılmıştır. Yapının başlama tarihi ise, 1799 yılındadır.
Burayı ziyaret etmek isterseniz, giriş ücretsizdir.

İspanya Cadiz

PLAZA DE SAN JUAN DE DİOS VE OLD TOWN HALL

Bu plaza: denizden kazanılan topraklar üzerine, 15’nci yüzyılda yapılmıştır. Meydan, iki aşamalı olarak inşa edilmiştir. İlk aşama mimar Benjumeda öncülüğünde 1799 yılında tamamlanmıştır. İkinci aşama ise, mimar Alamo başkanlığında, 1861 yılında tamamlanmıştır.

1906 yılına gelindiğinde ise, şehir surlarının bir kısmının yıkılması ile, meydanın büyüklüğü artmıştır.

İspanya Cadiz

 

PLAZA DE ESPANA VE 1812 ANAYASA ANITI

Plaza Espana bölgesindedir.
Bölge: Cadiz tarihinin büyük bölümü, monarşi tarafından ezilmeden önce, 1810’larda, kısa bir süre için Cadiz’de kurulan İspanya’nın ilk liberal hükümetine atfen yapılan “Monumento a las Cortes Liberales” yani “1812 Anayasa Anıtının” bulunduğu meydandır. Hemen ilerisinde, Puerto Comercial sahili bulunmaktadır.

Eski şehir surlarının bir kısmının yıkılması sonucu açılan yerde : 1812 Anayasası anıtı ortaya çıkmıştır. 1812 yılında, liberal anayasanın yüzüncü yıldönümü nedeniyle, uygun bir anıt yeri sağlamak amacıyla, burası hazırlanmıştır. Heykeltıraş Modesto Lopez Otero tarafından yapılan çalışmalar, 1911 yılında başlamış ve 1929 yılında tamamlanmıştır.

Anıtın zemininde bir oda ve odada boş bir koltuk, Cumhurbaşkanlığını temsil eder. Üst katta ise, çeşitli yazıtlar bulunmaktadır. Anıtın genelinde ise, barış ve savaşı temsil eden bronz figürler görülür. Anıtın merkezinde, İspanya’yı temsil eden bir kadın figürü ve her iki tarafında ise, tarım ve vatandaşlık temsil eden gruplaşmalar görülmektedir.

İspanya Cadiz

 

PLAZA DE FALLA VE GRAN TEATRO FALLA

Burası, 1871 yılında mimar Garica del Alamo tarafından yapılmış ve daha sonra, 1881 yılında yangında yanmıştır. Yeni tiyatro, yanan bu eski tiyatro yapısı üzerine, 1884-1905 yılları arasında, mimar Adolfo Morales de los Rios tarafından yapılmıştır.

Yapının dışı, kırmızı tuğla kaplıdır. Çatısı: Philip Abarzuza’nın resim çalışmalarıyla süslüdür. Mimari olarak: Neo-Mudejar ve Mağribi mimari özelliklerini taşımaktadır. 1920 yılında yapılan tadilat sonucunda, tiyatronun ismi, besteci Manuel Falla onuruna “Gran Teatro Falla” olarak değiştirilmiştir.

Daha sonraki süreçte bir süre terk edilen tiyatro yapısı, 1980’lerde yenileme çalışmalarına tabi tutulmuştur. Evet, zengin Mudejar süslemeleri olan burayı mutlaka görmelisiniz. Günümüzde burada: çeşitli kültürel etkinlikler yapılmaktadır.

İspanya Cadiz
İspanya Cadiz

TORRE TAVİRA- KULE

Marques del Real Tesoro bölgesindedir. Giriş ücretlidir, 5 euro.

18’nci yüzyılda, Cadiz şehrinde, gelen tüccarları gözlemlemek için 160 kule bulunuyordu. Bu kuleler, şehirdeki tüccarların evlerinin bir parçası şeklindeydi.

Ancak: 1778 yılında, şehrin en yüksek noktası olan Watchtower bölgesinde yapılan bu kule: ilk bekçisi Antonio Tavira’ya atfen Tavira kulesi olarak bilinmektedir. Kulede, bir sistem var.

Camera Obscura isimli bu sistem: beyaz bir ekran, bir ayna ve bir büyüteçten oluşuyor. Bununla, kulenin dışında, o anda neler olduğu; canlı ve hareketli görüntülerle ekrana yansıyor. Bu: Leonardo Vinci zamanında yaşanmış, nispeten basit bir optik ilkedir.

Günümüzde, kulede iki sergi salonu bulunuyor. Camera Obscura da halen faal ve ziyaretçiler tarafından görülebilmektedir.

İspanya Cadiz

FLAMENKO SANAT MERKEZİ-MERCEDE

Old Market, Plaza de la Merced bölgesindedir.
Merkez: Flamenko konserleri, sergileri ve bu konudaki çeşitli faaliyetlere ev sahipliği yapmaktadır. Toplam 740 metrekarelik bir alana sahiptir. Ana salon 200 koltukludur. Burada küçük guruplar halinde: gitar, şarkı ve dans eğitimleri verilmektedir.

İspanya Cadiz

AMİRAL EVİ

1690 yılında, Americas ticaret gelirleriyle “Casa del Almirante” yaptırılmıştır.
Plaza San Martin’e bitişik, bir saray tarzı evdir. İspanyol hazinesi filosunun büyük amiral ailesi tarafından inşa ettirilmiştir.

Dış cephede: nefis kırmızı ve beyaz Genoan mermerleri kullanılmıştır. Ana katta ise, kubbe altında, genel merdiven ve salonda büyük bir asalet ve güzellik göze çarpmaktadır.

ESKİ GÜMRÜK EVİ

Gümrük, kiralama ve Konsolosluk evi olarak kullanılan yapı: 1765 yılında, Cadiz şehrinin liman kanadında yapılmıştır.

İspanya Cadiz

PALACİO DE CONGRESOS – KONGRE MERKEZİ 

Cadiz şehrinin bu eski “Tütün Fabrikası” yenilenerek, mükemmel bir uluslar arası konferans ve ticaret merkezi haline getirilmiştir. Hemen yanındaki tarihi merkezin hemen kalbinde, kentin en simgesel yapılarından birisidir.

Kongre merkezinin bulunduğu eski tütün fabrikası, aslında, antik dönemde kentin tahıl ambarı sitesinin bulunduğu yere yapılmıştır. 3 katlı Tütün fabrikası: 1741 yılında, kral Felibe V döneminde yapılmış ve 1870 yılında kapanmıştır. Yapının tuğla cephesi ve sırlı seramik kaplı bölümleri ilgi çeker.

İspanya Cadiz

CADİZ ŞARAP VE BOĞA MÜZESİ

Feduchi Steet bölgesindedir. Pazar günleri haricinde diğer günler gezilebilmektedir.

Şarap bölümü: Burada, binden fazla şarap koleksiyonu bulunmaktadır. 1893 yılında, Chicago Expo sergisinde, muhteşem Sherry koleksiyonu ödüllendirilmiştir. Burayı ziyaret ederseniz, şarap tatmayı unutmayın.

Bir boğa güreşi şehri olan Cadiz, geçmişte var olan arenalarda yapılan mücadeleleri, bazı fotoğraflar ile, işte burada görüntülemektedir. Yani, burada birçok fotoğraf, afiş-posterler görülmektedir.

ORATORİO DE SAN FELİPA NERİ

Bu barok tarzı kilise, Cadiz’in sembollerinden biridir.
Burası Cortes’in (Parlamento) bir araya gelip İspanya’nın tarihi 1812 Anayasasını oluşturduğu yerdir.
1755 yılında bir depremde yıkılan bina, 1764 yılında yeniden inşa edilmiştir.
Sunağın üzerinde Murillo’nun en iyi eserlerinden biri olarak kabul edilen Lekesiz Doğum tablosu asılıdır.

ROMA TİYATROSU

1980 yılında, bir yangın sonucu, bazı ortaçağ binaları ve eski depolar yanıp yok olunca, El Populo ilçesindeki bu Roma tiyatrosu ortaya çıkmıştır. Zaten, bu binaların temellerinin, antik taşlarla inşa edildiği görülmüştür. Daha sonraki dönemde, sistematik kazılar sonucu: Roma tiyatrosu ortaya çıkarılmıştır.

Tiyatronun, MÖ.1’nci yüzyılda, Lucius Cornelius Balbus tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Dünyanın ikinci büyük Roma tiyatrosudur.

Cavea bölümü 120 metre çapındadır ve 20 bin seyirci kapasitelidir. Bölgede yapılan kazılarda: tiyatro kalıntılarına ilaveten, Muvahhidlere ait ev kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.

MS.4’ncü yüzyılda tiyatro kullanım dışı kalmıştır. 13’ncü yüzyılda ise, kralın emriyle tiyatronun kalıntılarının üzerine, Alfonso Kastilya kalesi inşa edilmiştir.

PYLONS

Bu bir tür sıra dışı elektrik direğidir ve Cadiz körfezindeki büyük elektrik güç kablolarını desteklemek için kullanılmaktadır.

Kulenin uzunluğu: 158 metredir. Çelik izoletörlerden yapılmıştır. Yapımı: 1957-1960 yılları arasındaki üç yıllık süreçte gerçekleşmiştir.

İspanya Cadiz

JOSE LEON DE CARRANZA KÖPRÜSÜ

Cadiz şehri ve anakarayı birbirine bağlayan bir köprüdür. Köprü: Cadiz körfezi üzerindedir. Cadiz şehrinin iki girişinden biridir. Aynı zamanda, Avrupa’nın en uzun baskül köprülerinden birisidir.

Köprü: 1969 yılında yapılmıştır. Toplam uzunluğu: 1400 metre, ana açıklığı: 90 metre, genişlik: 13 metre ve yükseklik; 18 metredir.

LA PEPA KÖPRÜSÜ

Bu köprü: Cadiz körfezi ile Cadiz Puerto Real anakarasını bağlamak üzere yapılmıştır. Tamamlandığında, İspanya’nın en uzun köprüsü olacaktır.

Açılışı, 2013 yılına planlanmaktadır.
Köprü: 6 kulvarlıdır. Her yöne 2 şeritli karayolu ve 2 tramvay yolu bulunmaktadır. Toplam uzunluğu: 3092 metredir. En uzun açıklığı: 540 metredir. Genişlik ise 24 metredir.

İspanya Cadiz

PUERTAS DE TİERRA

Bu abidevi duvarlar, Endülüs ün dünya ticaret merkezi Rio Guadalquivir in balçıklanması sonucu Sevilla dan Cadiz e taşınınca, şehir 18 yüzyıldaki savunmalarının bir parçası olmuştur.

Sahilde, Puertas de Tierra yakınında eski hapishane Carcel Vieja bulunmaktadır.

İspanya Cadiz Şehir Kapıları

 

ŞEHİR KAPILARI

16’ncı yüzyılda: Las Puertas de Tierra ortaya çıkmıştır.
Duvar, birkaç tabakadan oluşur ve bu tabakalardan yalnızca bir tanesi günümüze kadar ulaşabilmiştir.

20’nci yüzyıla gelindiğinde ise; modern trafik düzenlemesine uygun olarak, Old City girişinde yapılan tadilat sonucu, duvara oyulmuş iki yan kemer, şehrin ana girişlerinden biri haline getirilmiştir.

1300 yıllarında inşa edilen “El Arco de los Blancos” kapısı, Populo semtinin kapısıdır. Bu kapı, ortaçağ döneminde şehrin ana kapısı olarak kullanılmıştır. Kapı üzerinde: Felipe Blanco ailesi tarafından yaptırılan bir şapel kalıntısı bulunmaktadır.

Katedral yanında, ortaçağ duvarlarına oyulmuş olarak görülen kapı ise “El Arco de la Rosa” ismiyle bilinir. Kapı ismini, 18’nci yüzyılda şehirde yaşamış kaptan Gaspar de la Rosa’dan almaktadır. Kapı; 1973 yılında yenilenmiştir.

SAN SEBASTİAN KALESİ

Kale yapısı, 1993 yılında “Bien de İnteres Kültür Mirası” olarak kabul edilerek koruma altına alınmıştır. Caleta plajına giden yolun sonundadır. 1706 yılında inşa edilmiştir. Bugün kale olarak kullanılmaktadır.

İspanya Cadiz

CASTİLLO DE SANTA CATALİNA

Giriş ücretsizdir.
Koyun güney ucunda, koyun karşısındaki Sebastian sahil bölümüne denk gelecek şekilde yapılmış, Caleta plajı sonundadır. Yani, Cadiz’in solundaki, en popüler plajlardan biri olan “Playa de la Caleta” ya bakar.

Sağda ise, Parque del Genoves’in zarifçe şekillendirilmiş, çalılarla süslü yürüyüş yollarından birisi vardır ve buranın görüntüsü, bir Chirico tablosu fonunu andırır.

1598 yılında kral Philip II döneminde yapılmıştır. Parkın: bir kafesi ve açık hava tiyatrosu bulunmaktadır.

Yakın zamanda yenilenmiş olan kale, günümüzde geçici sergiler ve konserler için kullanılmaktadır.

FORTES

Arazinin doğal bir yükseltisinden yararlanılarak, 1672 yılında surlar üzerine yapılan bir bölümdür. Günümüzde bir kültür merkezi olarak kullanılmaktadır. İleriki zamanda ise, kalıcı bir fuar alanı olarak kullanılması düşünülmektedir.

İspanya Cadiz

 

PLAJLAR

Cadiz şehrinin en beğenilen plajı: La Playe de la Caleta’dır. Buranın güzelliği ve Barrio bölgesine yakınlığı her zaman tercih edilmesinin nedeni olmuştur.

San Sebastian ve Santa Catalina arasındaki eski şehirde de bir plaj bulunuyor. Bu plaj, 400 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğindedir. Burada: gel-git yaşanıyor.

Şehrin yeni bölümünde: La Playa de la Victoria plajı bulunuyor. Burası, özellikle turistler ve şehir yerlileri tarafından yoğun olarak tercih edilmektedir.

Plaj: yaklaşık 3 km. uzunluğunda ve 50 metre genişliğindedir. Plaj bölümü bir cadde ile karadan ayrılır. Caddenin kara tarafından, birçok dükkan ve restoran bulunuyor.

İspanya Cadiz

PLAYA DE LA CALETA

Şehrin tarihi merkezinde bulunmaktadır. Fenikeliler, Kartacalılar ve Romalılar döneminde burası doğal bir liman olarak kullanılmıştır.

Plajın ana cazibesi: İsaac Albeniz, Jose Maria Peman, Paco Alba gibi müzisyenler ve şairlerin ilham almasından doğmuştur. Plajın hemen arkasında, Cadiz üniversitesinin bir fakültesi görülüyor.

Bu plaj bölgesinde: çeşitli filimler çekildiği söyleniyor. (007 James Bond. Die Another Day)
Evet, burası kentin sembol alanlarından birisidir. Özellikle, İspanya’da, en güzel gün batımının buradan seyredildiği söylenir ki, siz de bunu mutlaka izlemelisiniz.

PARQUE NACİONAL DONANA

İspanya’daki en büyük doğa koruma alanı ve Avrupa nın en büyüklerinden biri olan Donana, Sacular de Barrameda sahili boyunca Sevilla ya giden yolun yarısından kuzeyde El Rocio ve Costa de la Luz boyunca, Huelva ya giden yolun yarısına kadar uzanır.

Yerel vahşi yaşamın yanı sıra yaklaşık 6 milyon göçmen kuşun da yılda iki kez ilkbahar ve sonbaharda kat ettikleri kuzey ve güney rotaları üzerindeki mola noktasıdır.

Arazi

Parque Nacional de Donana, 1969 yılında, tarım ile kalkınmanın bu eşsiz sulak araziyi tehdit etmesi riskine karşı sit alanı ilan edilmiştir.

Aslında bilim insanları bölgenin insan eliyle yapıldığını savunmaktadırlar, zira yüzyıllardır süren tarım, balıkçılık, avcılık ve diğer aktiviteler arazinin şeklini ve flora ile faunayı değiştirmiştir.
Park Guadalquivir ve Guadiamar nehirlerinin bataklık bölgelerini de içine almaktadır.

Guadiamar nehri, kuzey Endülüs te yer alan kaynağı Sierra de Cazorla dan çıkıp 700 km. devam ettikten sonra Atlantik e akmaktadır.

Vahşi Yaşam

Kışın karideslerle beslenen flamingo sürülerinin de dahil olduğu göçmen ziyaretçilerinin yanı sıra park, alageyik, vaşak, yabandomuzu, kuyruksüren ve şah kartallarının da dahil olduğu birkaç nadir yırtıcının evidir.

Parkı Gezmek

Donana yı ziyaret edenlerin sayısı oldukça sınırlıdır.

Eğer çok meraklı değilseniz veya zamanınız kısıtlıysa, parkı az da olsa tanımanın en iyi yolu, yasak bölgenin sınırında yer alan beş ziyaretçi merkezinden birisine gitmektir.

Bunlardan en kolay ulaşabileceklerinizden ikisi El Rocio kasabasına yakın olan La Rocino ile Palacio del Acebron dur.

Ancak Donana nın vahşi yaşamına göz atmak isterseniz en ideali El Rocio dan sahile doğru güneye giderek ulaşabileceğiniz El Acebuche dir.

Donananın bütünüyle keyfini çıkarmak için zaman ayırmalı ve dört çeker bir araçla, rehberli tura katılmalısınız. Bu tur, dört saat sürer ve parkı oluşturan bütün ekosistemleri azar azar görebileceğiniz 70 km. lik bir alanı kapsar.

Donanayı gezmenin alternatif bir yolu ise (Sanlucar de Barrameda sınırındaki) Bajo de Guida da bulunan Fabrica Hielo ziyaretçi merkezinden bir tekneye binmektir.

Tabii tanık olacağınız veya olamayacağınız vahşi yaşam, biraz şansa biraz da yılın hangi zamanında gittiğinize göre değişecektir.

Memelileri görmek bilhassa zordur. Ancak kuşlar, özellikle de ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde daha görünür olurlar.