İspanya Ronda

İspanya Ronda

Malaga şehrine bağlı bir kasabadır. Malaga Ronda arasındaki uzaklık, araba ile 1.5 saattir.

Endülüs bölgesinin en çok ziyaret edilen 3’ncü şehridir.

İspanya’nın en çok ziyaret edilen, beyaz Endülüs kasabalarından biridir. Nüfusu yaklaşık 34 bin kişidir.

Yüksek kayalık bir vadi üstünde kurulmuş olan ve tarih kokan bir yerdir. Kasaba Ronda dağlarında, 723 metre yükseklikte kurulmuştur. Yıl boyunca, kıyıdan daha soğuk bir iklime sahiptir.

Guadiaro nehrinin bir kolu olan Grande nehrinin bulunduğu derin bir vadi (El Tajo de Ronda) ile bölünmüş iki tepe üzerinde yer almaktadır.

Tarihi şehir bölgesi ve farklı mimarisiyle, kesinlikle görülmesi gereken yerlerin başında gelir.

Amerikalı sanatçılar Ernest Hemingway ve Orson Welles, birçok yaz dönemini Rondo’da geçirmişlerdir. Her ikisi de Ronda’nın güzelliği ve ünlü boğa güreşi gelenekleri hakkında yazılar yazmıştır. Böylece Rondo’nın zaman içinde popülitesine katkıda bulunmuşlardır.

 

Tarihi

İspanya’nın en eski şehirlerinden birisidir.

711 yılında Moors tarafından fetih edilince, Rondo tüm bölgeyi kontrol eden bir şehir haline gelir.

Roma ve Vizigot binalarının yerini, Müslüman camileri ve binaları alır.

Arap hamamları, Mondragon Sarayı gibi birçok önemli yapı inşa edilirken, surlar, yüzyıllar boyunca geliştirilip güçlendirilir.

Daha sonra, Cordoba Halifeliğinin düşmesiyle, şehir, Ronda’nın eski mahallesindeki mevcut İslami anıtsal mirasın büyük bir kısmının yaratılacağı, bağımsız bir krallık olan Ronda’nın Taifası oldu.

Uzun bir kuşatmanın ardından, su yatakları işgal edilerek şehir susuz bırakıldı ve 22 Mayıs 1485 tarihinde Katolikler (Katolik hükümdarlar Ferdinand ve Isabella) şehri ele geçirdi ve İslami dönem bitti.

Fetihten sonra İslami yapıların üzerine, yeni unsurlar inşa edildi, camiler kiliseye dönüştürüldü.

1570 yılında bir ayaklanmadan sonra Moors, şehirden kovuldu ve Ronda tamamen Hıristiyan kasabası oldu.

18’nci yüzyılda şehrin sembolü olan, Puente Nuevo (Yeni köprü) ve arena inşa edildi.

 

GEZİLECEK YERLER

İspanya Ronda

Plaza de Toros de Ronda-Ronda Kraliyet Süvarileri Arenası

Kral II Felibe, 1573 yılında Ronda’da sürücü eğitimini geliştirdi ve böylece atların gerekli yönetimi sağlandı. Burada kurulan birim, şehirde Orta Çağdan beri, İspanya’da geleneksel olduğu gibi boğalarla beceri oyunları da dahil olmak üzere, binicilik egzersizleri için bir alan ayrıldı.

Endülüs boğa güreşleri için inşa edilen, en eski arenadır ve halen kullanımdadır. Burada yılda bir kez boğa güreşi düzenleniyor.

Yörede boğa güreşinin yükselmesi, Tagus of Ronda üzerindeki büyük yeni köprünün mimarı Martin de Aldehuela tarafından 1784 yılında arenanın açılmasıyla arttı. İnşaat altı yıl sürdü. Yapı: anıtsal bir planla kumtaşından tasarlandı. Mimari tasarımın asaleti, çift revak galerisi ve açık sıraların çıkarılması öne çıktı. Meydan dairesel şekildedir.

66 metre çapındadır. 136 Toskana sütunu bulunur. 6000 seyirci kapasitelidir. Seyircilerin göremediği, koltuk sıralarının altında bekleyen boğalar ve atlar için kafes kutular var.

Ancak, arena, açıldıktan bir süre sonra o yılki boğa güreşi etkinliği, tribünlerin kısmen çökmesine neden olmuş ve bu da yapının 1785 yılında tamamlanana kadar onarım için geçici olarak kapatılmasına neden olmuştur.

18’nci yüzyılda, yaya boğa güreşleri, boğayla oynanan oyunlarda şövalyelerin yerini aldığında, Ronda’da Romero ailesi ortaya çıktı ve üç nesil boyunca ilk kez en eşsiz boğa güreşçilerini bir araya getirdi.

Ama özellikle Pedro Romero (1754-1839) öne çıktı. Kendisi, 5000 den fazla boğayı öldürdükten sonra emekli oldu. Kişiliği, cesareti, becerisi ve estetik duygusuyla toplamsal saygı kazandı.

Dikkat burayı ziyaret ederseniz, her yere giriş ücretlidir ve boğa güreşleri arenasına gitmenizi önermiyorum. Çünkü verilen ücrete değmez. Sadece müze bölümü çok güzel. Müze bölümünde Pablo Picasso’nun bazı eserleri sergileniyor.

 

La Casa del Rey Moro

18’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Yapı, Ronda’nın Magribi dönemine ait gerçek ve önemli kalıntıyı bünyesinde barındırıyor. (Su madeni) 14’ncü yüzyılda Ronda sürekli olarak Granada’nın Moors’u ile Sevilla’nın Hıristiyanları arasındaki çatışmalarda, sık sık kuşatıldı ve kuşatan her ordunun ilk hedefi su kaynağıydı.

İddiaya göre, Hıristiyan esirleri köle işçi olarak kullanan Ronda’nın Mağribi kralı Abomelik, aşağıdaki Guadelevin nehrinden su getirilmesini sağlamak için, geçidin taş duvarlarına basamakların kesilmesini emretti. Bir sır olarak tasarlanmış olsa da oldukça açık olmalı, çünkü Hıristiyanlar arasında “Ronda’nın su tulumları taşırken ölürsünüz” yaygın bir bilgiydi.

Yıkılan merdivenler 1911 yılında restore edildi. Başlangıçta 365 basamak vardı. Bugün gizemli bir şekilde, 300’den az vardır. Bu dolu bir su tulumu olmadan bile, çıkılması oldukça zor bir merdivendir.

Basamaklar: en önemlisi Sala de Secretos (Sırlar Odası) olmak üzere çeşitli odadan geçer. İsim, karanlık işler ve gizli ayinler hakkında ürkütücü düşünceler çağrıştırıyor, ancak gerçek böyle değildir. Duvara yakın, ancak odanın zıt uçlarında duran iki kişi, birbiriyle mükemmel bir şekilde konuşabiliyor. Ancak sözleri ortada duran hiç kimse tarafından tamamen duyulmuyor.

Sonunda, sonsuz gibi gelen bir yürüyüşten sonra, son kapıya ulaşılır ve ziyaretçi vadinin dibinde bozulmamış bir ortamı görür. Ronda şehrinin trafiğinin sesleri biter ve duyulabilen tek şey kuşların cıvıltısı ve suyun sesidir.

60 metre derinliktedir.

206 basamaklı bir merdivenden inilince, oldukça güzel bir bahçe ve tavus kuşları görülebilir.

Magribi tarzı bahçeler, daha da yenidir.1912 yılında Fransız bahçıvan Jean Claude Forestier tarafından tasarlanmıştır.

Ancak merdivenler son derece tehlikelidir. Özellikle çıkışta aşırı zahmetlidir. Bu arada, merdiven basamaklarının düzensiz, ara sıra nemli ve birçok yerin kötü aydınlatılmış olduğunu da unutmamak gerekir.

Ernest Hemingway “Çanlar kimin için çalıyor” isimli eserinde, bu köprüden ilham almıştır. Romanda, İspanya iç savaşının başlarında, Milliyetçi sempatizanların infazı anlatılıyor. Cumhuriyetçiler, Milliyetçileri, bir Endülüs köyündeki uçurumdan atarak öldürürler. Hemingway romanda, Ronda’da El Tajo kayalıklarında meydana gelen cinayetlerden etkilenmiştir.

 

KÖPRÜLER

Tajo kanyonu üstünde, 3 köprü bulunmaktadır. Hepsi de şehrin en etkileyici özelliklerinden bazılarıdır. Bunlar:

1-Puente Romana (Roma Köprüsü): Köprünün temeli Roma dönemine dayanır. Ancak Arap döneminde yeniden inşa edilmiştir ve bu yüzden “Puente Araba” yani “Arap köprüsü” olarak bilinir.

2-Puente Viejo (Eski köprü): Puente San Miguel olarak da bilinir.

3-Kanyon boyunca uzanan Puente Nuevo (Yeni Köprü): Bu köprünü inşasına 1751 yılında başlanır ve 1793 yılında tamamlanır. Bu yüzden Nuevo yani Yeni köprü denilmiştir. Köprü, kanyon tabanından 120 metre yüksektedir. Köprülerin en uzunudur.

İspanya Ronda

Puente Viejo-Köprü

Ronda merkezindeki bu köprü, kesinlikle ziyaret edilmeye değerdir.

Guadelevin nehrini oluşturan geçit üzerindeki, üç köprüden birisidir.

Buradan, Ronda’nın eski kısımlarının duvarları boyunca güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Evet, köprü ilk olarak 17’nci yüzyılda inşa edilmiştir.

Yeni köprü ise, 18’nci yüzyıl yapımıdır.

Yapılma nedeni: eski İslam Medinası (şehrin eski bölümü) ile Katolik Ferdinand’ın Mayıs 1485 yılında, şehrin fetih edilmesinden sonra ortaya çıkan ve şimdi Padre Jesus mahallesi olarak bilinen yeni kasaba ile rahat bir şekilde iletişim kurabilmekti.

Ayrıca, basamaklı bir yokuştan geçerek, Arap hamamına ve Arap köprüsüne çıkılır.

Guadelevin nehrinin sellerinden, farklı zamanlarda hasar gören veya yıkılan köprü, farklı zamanlarda yeniden inşa veya restore edilmiştir.

Son olarak 1960 yılında yapılan restorasyon ile günümüzdeki görünümüne kavuşmuştur.

Köprü, tek kemerli olup, 31 metre yüksekliktedir.

Sonuç, mutlaka görün, ancak çok fazla güvenlik bariyeri ve korkuluk olmadığı için dikkatli olmanızı öneririm.

 

Puento Nuevo (Yeni Köprü)

Yeni köprü, Plaza de Toros de la Real Maestranza de Caballeria de Ronda ile birlikte, şehrin sembolü ve ruhunu oluşturur. Köprünün yapımı için iki proje vardı. 1735 yılında ilki, 35 metre yüksekliğinde bir kemerden oluşan ve çalışmaları sadece 8 ay süren, ancak 6 yıl sonra çökerek, yaklaşık 50 kişinin ölmesine neden olduğu için başarısız sayılan V. Felibe dönemi köprüsüdür.

Birkaç yıl sonra, 1751 yılında yeni bir çalışma başlar ve Mayıs 1793 tarihinde Ronda’daki Kraliyet Mayıs Bayramı kutlamalarına denk gelecek şekilde tamamlanır. Mimar Jose Martin de Aldehuela başkanlığındaki çalışmalarla: kesme taşlar üzerine 98 metre büyüklükteki yeni köprü yapılır. Böylece modern mahalle ve eski mahalle birleştirilir.

 

Plaza del Socorro

Yeni Ronda merkezindedir.

Ronda şehrinin en ikonik bölgelerinden biridir.

Merkezde: 1956 yılı yapımı Socorro of Ronda kilisesi ve meydanın çevresinde, ona canlı bir hava katan çeşitli barlar ve restoranlar bulunuyor.

 

Mondragon Sarayı

Marques de Villasierra Sarayı olarak da bilinir. Şehirdeki en önemli sivil anıttır.

Efsaneye göre, 14’ncü yüzyılda Fas Sultanı Abul Asan’ın oğlu, büyük kral Abbel Malik veya Abomelic’in ikametgahı olarak yaptırılmıştır.

Abomelic’in ölümünden birkaç yıl sonra, son Müslüman vali Hamet el Zengri’nin de bu sarayda ikamet ettiği bilinmektedir.

Hıristiyanlık dönemi; sarayın en önemli işlerinin yapıldığı dönemdir.

1569 yılında, Felibe II tarafından, Kaptan Don Melchor de Mohdragon’a hediye edilmiştir.

Ancak günümüzde binanın içinde Magribi dönemine ait hiçbir şey kalmamıştır.

Binanın cephesi, orijinal özellikleri ve çarpıcı detayları nedeniyle, belki de tüm Ronda’nın en ilginç ve mimari açıdan önemli yeridir.

Olağanüstü Mudejar kasetli tavanıyla, sarayın “Soylu Salonu” özel olarak anılmayı hak ediyor.

Günümüzde “Ronda Müzesi” buradadır.

 

Santa Maria La Mayor Kilisesi

Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalara göre, bu kilise MS 5’nci yüzyıldan kalmadır. Erken dönem Hıristiyanlık bazilikası kalıntılarının çok yakınındadır. Aynı yerde, Medine yani eski Müslüman şehir yerleşiminin en büyük camisi İslami yönetim sırasında inşa edilmiştir. Bu camiden günümüze sadece mihrabın kemeri ve sunağın arkasına gizlenmiş süslemeli duvarın bir parçası gelmiştir.

Caminin yerine, Katolik hükümdarlar, şehrin fetih edilmesinden sonra, 1485 yılında yapımına başlanan ve ancak 17’nci yüzyıl sonunda bitirilen bir mabet yaptırmışlardır.

1580 depreminde bu yeni yapılan yapının bir kısmı yıkılmıştır. Ceviz ve sedir ağacından yapılmış, iki katlı zarif bir koro görülüyor.

İspanya Endülüs Genel

İspanya Endülüs Genel

 

Endülüs bölgesi: İber yarımadasında, Akdeniz kıyılarından Atlantik okyanusu kıyılarına kadar uzanan bölgenin ismidir. Batıda Portekiz sınırına kadar uzanan bölge: İspanya’nın diğer bölgelerinde: Sierra Morena dağları ile ayrılır. Buna bağlı olarak, hem Akdeniz hem de Atlantik Okyanusunda kıyıları bulunmaktadır.

Akdeniz kıyısında, yani en güneyde, Fas ülkesi, bölgeye yalnızca 15 km. uzaklıktadır. Cebelitarık boğazının karşısındaki Fas ülkesinin kıyısı, bölgeye çok yakındır.

Endülüs: İspanya’nın yüzölçümünün % 17’sini oluşturur. Yani, bir anlamda, Avrupa’daki Danimarka, İrlanda veya İsviçre ülkelerinden daha büyüktür. Nüfus ise, 8 milyon civarındadır ve bu nüfus miktarı ile, İspanya’nın en kalabalık bölgelerinin başında gelir.

Endülüs kültürünü keşfetmek istiyorsanız, öncelikle UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine alınarak koruma altına alınmış yerleri gezmenizi öneririm. Bunlar arasında görebilecekleriniz:

1. Cordoba şehrinde: Büyük cami ve tarihi merkez.
2. Sevilla şehrinde: Katedral, Alcazar sarayı ve Hint Adaları Arşivi.
3. Granada şehrinde: Elhamra sarayı, Generaralife bahçesi ve Ortaçağ Albaicin mahallesi, Jaen, Übeda ve Baea anıtsal siteleri.

Ayrıca: bölgede Paskalya festivallerini yaşamalısınız. Cadiz, Huelva Rocio şehirlerinde ise haç törenleri ve Sevilla şehrinde: Nisan Fuarı ve Karnaval törenlerini mutlaka görmelisiniz.

Sen Costa del Sol, Costa del la Luz ve Almeria plajları: Jaen şehrinin geniş zeytinlikleri ilginizi çekecektir.

Daha sonra: Donana Milli Parkı, Sierra Nevada kayak tesisleri, bölgenin önem kazanan diğer tesisleridir.

Mutfak kültürü derseniz: Andalucia’da binlerce farklı tat olduğunu unutmamalısınız. Cadiz ve Montilla sherries, Cordoba, Cadiz, Malaga bölgelerinde: Pescaito friti olarak isimlendirilen taze kızarmış balık, mutlaka tatmanız gereken lezzetlerdir.

Huelva ve Cordoba bölgelerindeki yemekler zeytinyağı ağırlıklıdır. Özellikle: gaspaço ve salmorejo isimli yemekleri mutlaka tatmalısınız.

İspanya Endülüs Genel

TARİHİ SÜREÇ

İspanya Endülüs Genel; Tarihi süreç içinde, bir zamanlar, Güney İspanya’nın doğal güzellikleri, Akdeniz kıyısında yerleşik ulusların dikkatini çeker.
Bunun sonucunda ise, Avrupa’nın en eski kasabalarından biri olarak nitelenen “Cadiz”in: MÖ.1100 yıllarında Fenikeliler tarafından kurulduğu ortaya çıkmıştır.

MÖ.3’ncü yüzyılın sonlarında ise, Endülüs bölgesi, özellikle Roma imparatorluğunun önemli bir parçası haline gelmiş ve yine aynı dönemde, bölgede, MÖ.206 yılında “Sevilla” şehri kurulmuştur.

Takip eden süreçte: MS.4’ncü yüzyılda, bölge, Vizigotların istilasına uğramıştır. Hıristiyan Vizigotlar, Endülüs bölgesini ve özellikle Sevilla şehrini: bir ticaret, kültür ve eğitim merkezi haline getirirler.

MS.711 yılında ise, bu kez, bölgede Kuzey Afrikalılar görülür. Bölgede kolayca yayılan bu yeni istilacılar, bölgenin kültür ve görünüşünde büyük değişiklikler yaratırlar. Mağribi olarak adlandırılan bu yeni yerleşimciler: su teknolojisi konusunda bilgi ve tecrübelerini kullanarak, büyük bölümü adeta çöl şeklinde olan bölgenin toprak yapısını değiştirirler ve aynı zamanda, kendileri Müslüman olmalarına rağmen, gerek Hıristiyanlara ve gerekse Yahudilere din ve ticarette özgürlük tanırlar.

Mağribilerin bu kültürel etkisi, zamanla bütün İber yarımadasına yayılır. En kalıcı etkileri ise, kentsel yapı ve mimaride olmuştur. Sevilla, Granada ve Cordoba şehirlerindeki gösterişli sarayların yanında, diğer birçok yerlerde küçük ölçekli yapılar ve kaleler inşa etmişlerdir.

Bu dönemde ortaya çıkan şehirlerde, evler birbirine girer ve bazen surlar bile ayırt edilemez. Böylece: değişik sokak planları ortaya çıkar. Mimaride, en göze batan özellik ise, binaları yaparken, mevcut arkeolojik unsurların bolca kullanılmasıdır.

Örneğin: Cordoba şehrindeki Mezquita (Kutuba Camisi) da görülen, klasik at nalı kemerler, Vizigotların kilise tasarımlarında kullandıkları modelden alınmıştır.

Sonuç olarak, Mağribi mimarisi, zaman içinde büyük bir değişim ve gelişim göstermiştir. Ancak, özellikle bazı sabit öğeler göze çarpar şekilde öne çıkmıştır. Bunlar: hava, ışık, alan ve sudur. Işık: kemerli geçitlerin ve desenli bölmelerin arasından geçerek süzülmektedir.

Alan: El Hamra Sarayında görüleceği gibi, orantılı olarak kullanılır ve nadiren kısıtlanır. Akan su: havalandırma görevi görür, havayı temizleyerek iyonize eder ve meditasyona yardımcı olur.

Mağribiler

İspanya Endülüs Genel; Bu mimari özellikler dışında, Endülüs bölgesine, entelektüel alanlarda birçok şey katmışlardır. Özellikle: matematik, felsefe, hukuk ve tıp alanlarında çalışmaları görülür.

Bunlara örnek olarak: modern tıbbın babası sayılan Yahudi Filozof, hukukçu, tabip ve hahambaşı Musa İbn Meynun (1135-1203) Cordoba şehrinde yaşamıştır. Yine, aynı dönemde, Cordoba şehrinde tabip ve filozof Averroes görülür.

Ancak, devam eden süreçte: yarımadanın kuzeyinde bulunan Katolik kralları: topraklarını parça parça geri almaya başlarlar. 11’nci yüzyıldaki bu süreç ile, Kuzey Afrikalıları güneye doğru püskürtürler. Sonunda ise: Mağribi hükümdarı Muhammed: 1492 yılında, Granada şehrinden kaçmak zorunda kalır.

Bu tarih: yani 1492 tarihi, İspanyollar için bu yüzden büyük önem taşır. Hıristiyanlık yerleşik Ortodoks’luk halini alınca, Mağribiler dağlara sürülürler ve sonunda din değiştirerek yaşamak veya ülkeyi terk etmek zorunda kalırlar.

Kazananlar ise: onların İslami kültürlerini aşağılamaya ve kökten yok etmeye yönelik hamlelerde bulunurlar. Buna örnek olarak: Cordoba camisinin orta yerine yerleştirilen katedral ve El Hamra sarayının yakınlarındaki V. Charles Rönesans sarayıdır.

Evet, yarımadanın büyük bölümüne sahip olan Katolik krallıklar döneminde: Sevilla şehri, İspanyol yayılmacılığının en etkin yerlerinden birisi olur. Hatta: 16’ncı yüzyılın başlarında, Sevilla şehri, Amerika kıtası ile olan ticaretin merkezi olur.

Ancak, zamanla Amerika ile yapılan ticarette düşüş görülür ve bağımsızlık hareketleri, İspanyolların kolonilerinin tek tek düşmesine neden olur.

Bunun sonucunda ise, elbette, Endülüs ekonomisi düşüşe geçer ve bölge, İber yarımadasında, güneyde, fakir bir bölge haline gelir.

Uzunca bir süre devam eden bu düşüş ve durgunluk: İspanyollar tarafından bölgenin turizm hizmetine açılması ve İspanya’nın Avrupa Birliğine katılması ile son bulur ve bölge yeniden hareketlenir.

Evet: günümüzde bölgenin üç büyük şehri şunlardır

1. Sevilla
2. Cordoba
3. Granada.

Bölgenin diğer şehirleri ise şunlardır

1. Cadiz
2. Huelva
3. Jaen
4. Costa del Sol
5. Malaga

Evet, Endülüs özerk topluluğu içinde, 8 tane şehir bulunuyor.

FLAMENKO KÜLTÜRÜ

Flamenko’nun kökleri: 18’nci yüzyılda, İspanya ülkesine gelen Doğu Avrupa Roman halkına, yani Çingenelere dayanmaktadır. Hatta: bazı araştırmacılar, daha gerilere giderek, Flamenko’yu 15’nci yüzyılda, Arap halk müziğinin uttan-gitara geçişi olarak değerlendirirler. Hatta, kimi araştırmacılar, Flamenko’yu, Roma dönemine kadar bile götürürler.

Flamenko’nun kökeni konusundaki tüm bu farklı görüşler, bir noktada birleşmektedirler ki, Flamenko’yu dinlemek zordur. Flamenko’nun yuvası olan: 19’ncu yüzyıl Sevilla ve Jerez şehirlerinin kafeleri, barları ve kulüpleri, 20’nci yüzyılın başlarında, yerlerini, tabloa (şov) ya bırakırlar.

Bir dönemde, Granada şehrinde, dillere destan Flamenko yerleri bile, günümüzde turistik mekanlar haline gelmişlerdir.

Evet, Flamenko’nun temeli: el perküsyonu haricinde, eşlik edilmeden uygulanan ve derin şarkı (cante jonda) olarak nitelenen bir vokal türüdür. Flamenko’nun özü olan ruh (duende) burada bulunur. Bu özel partilerde karşılaşılan ve ölçülemez bir maneviyattır. Hatta: 20’nci yüzyılın en büyük erkek şarkıcısı El Camaron; 1992 yılında, 40 yaşında öldüğünde aşırı alkolik ve uyuşturucu kullanan biri olarak tanınıyordu.

Devam eden süreçte, Flamenko’nun yolu: rok ve dans müziğiyle kesişmiştir.

PASKALYA

Yılın en büyük etkinliği olan Paskalya: Şubat-Mart ayının ortasındaki “Büyük Perhiz” ile Mayıs-Haziran ortalarına denk gelen “Karnaval” ve “Hamsin Yortusu” arasındaki dönemde kutlanır.

Eğer, Endülüs bölgesinin en büyük etkinliklerinden birine katılmayı düşünürseniz, bu dönemden çok önce, rezervasyon yaptırmanız gerekir.

ENDÜLÜS BÖLGESİNDE YAPILAN KUTLAMALAR

OCAK

Fiesta de San Anton: 16-17 Ocak tarihlerinde kutlanır. Muhteşem havai fişek gösterileriyle sürdürülen kutlamalar, şenlik ateşi ve geçit töreni ile son bulur.

ŞUBAT

Karnaval: Cadiz şehrinde yapılan karnaval kutlamaları: geçit törenleri ve kostümleriyle İspanya ülkesinde yapılan en büyük karnavaldır. Toplulukların çoğu kutlamalara katılırlar.

Flamenco viene del sur gösterileri ise, Cordoba şehrinin çeşitli yerlerindeki mekanlarda, Şubat-Mayıs ayları arasında sunulur.

MART-NİSAN

Mart ayı sonundan, Nisan ayı sonuna kadar, Endülüs bölgesinin her yerinde: Semana Santa (Kutsal Hafta) şenlikleri kutlanır. Bu şenliklerde, Sevilla şehri, tören alaylarıyla öne çıkar. Granada ve Malaga şehirlerinde yapılan kutlamalar da, görülmeye değerdir.

Nisan ayının sonunda, Kutsal Haftanın hemen ardından ise, bu kez: Feria de Abril kutlamaları yapılır. Bu kutlamalar: Sevilla şehrinde, nehrin, şehir merkezinin bulunduğu bölümünün karşısındaki gösteri alanında, Flamenko giysileri giymiş göstericiler tarafından, bir hafta süreyle yapılır.

MAYIS

Mayıs ayı başında, Cordoba şehrinde “Crusez de Mayo” şenlikleri yapılır. Bu şenliklerde, eski şehir merkezinde, en iyi çiçek düzenlemesi yarışması düzenlenir.

Yine, Mayıs ayının ilk haftasında: Cordoba şehrinde, eski şehir evlerinin avlularının açıldığı, Feria de los Patios kutlamaları yapılır.

Mayıs ayının ortalarında ise: Feria del Caballo kutlamaları yapılır. Bu kutlamalarda: tüccarlar, Endülüs bölgesinin en eski kırsal etkinliğine ve en büyük hayvancılık fuarına katılırlar.

Hamsin Yortusu Haftasında ise, Endülüs bölgesindeki en ünlü dini hac etkinliği olan “Romeria el Rocio” kutlamaları yapılır. Bu kutlamalarda, yüzbinlerce hacı, Bakire ikonasını kutlamak için, El Rocio denilen küçük kasabaya inerler.

MAYIS-HAZİRAN

Zahara de la Sierra şehrinde: bir günlüğüne bütün kasaba merkezi, yemyeşil bitkilerle kaplanarak “Corpus Christi” kutlamaları yapılır.

Haziran ayı ortalarında: Virgen de la Sierra kasabasındaki mabede, büyük bir gitano haccı olan “Romeria de los Gitanos” düzenlenir.

23 Haziran tarihinde, Vejer de la Frontera kasabasında, şenlik ateşleri ve yanıcı maddelerden yapılan büyük bir öküz: bu beyaz kasabayı aydınlatır ve böylece “Candelas de San Juan” kutlamaları yapılır.

TEMMUZ

Bir ay süren ve kasabanın mağaralarında sürdürülen bu klasik ve pop müzik konserleri: birinci sınıf sanatçılar tarafından sunulur ve “Festival İnternacional de Müsica y Danza de la Cueva de Nerja” olarak isimlendirilir.

16 Temmuz tarihinde; Marbella ve kıyıdaki diğer yerlerde, “Fiesta de la Virgen del Carmen” festivali kutlanır. Kutlamalarda, bakirenin resimleri, geçit törenlerinde, süslenmiş balıkçı tekneleriyle taşınır.

AĞUSTOS

Ağustos ayının son iki haftasında, Sancular de Barrameda köyünde: “Exaltacion del Rio Guadalquivir” festivali kutlamaları yapılır. Binlerce yıllık geçmişi olduğu söylenen bu kutlamalarda: etkileyici at yarışları ve sahilde koşu yapılır. Bu kutlamalarda, deniz ürünleri önem kazanır.

AĞUSTOS-EYLÜL

Endülüs bölgesinin dört bir yanındaki kasabalarda, birbirlerini ziyaret edebilsinler diye, “Ferias” denilen fuarlar düzenlenir. Bu fuarların en ünlüleri ise, Granada ve Malaga şehirlerinde yapılır.

EYLÜL

Eylül ayının ilk haftasında, Ronda köyünde “La Goyescat” isimli sonbahar fuarı düzenlenir. Festival, boğa güreşleriyle sona erer.

EYLÜL-EKİM

Bu dönemde, Endülüs bölgesinde, şarap üretimi yapılan kasabalarda üzümler toplanır ve o yılın şarabının yapımı kutlanır ve kutlamalara “Vendimia” ismi verilir. En büyük festival, Jerez de la Frontera şehrinde yapılır.

ENDÜLÜS BÖLGESİNDE GENEL TURİZM DURUMU

Endülüs bölgesinde gezinmek ve işlerinizi halletmek için biraz sabırlı olmanız gerekir. Çünkü: yerel yaşama ayak uydurmak için, yavaşlamanız gerekecektir.

Bölgede: iyi işleyen bir ulaşım düzeni bulunmaktadır. Bu nedenle, seyahat etmek kolaydır. Eğer gezinirken kaybolursanız, yöre insanı size yol gösterir ve bunu severek yapar.

Yeni bir yere geldiğinizde, bence ilk iş olarak: bulunduğunuz yerdeki “Plaza Mayor” (Büyük Meydan) u bulmalısınız. Çünkü: bu meydan, şehirdeki gezinizde size rehberlik edecek ve yönünüzü bulmanızı kolaylaştıracaktır. Zaten “Turizm Danışma Ofisleri” de genellikle bu meydanlardadır.

İspanya Endülüs Genel

NE ZAMAN GİTMEK UYGUNDUR

Endülüs bölgesini ziyaret etmek için en uygun zaman: genelde ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Kış ortasında: bölgede ılık ve yumuşak bir hava görebilirsiniz. Yaz ortasında ise: genellikle kuraklık hakimdir ve beklenmedik şekilde bazen yağmur da yağabilir.

Sevilla şehrinde “Semana Santa” kutlamalarına katılmak isterseniz: önceden rezervasyonlar yaptırmanız ve diğer dönemlere göre daha fazla para harcamanız gerekecektir. Çünkü, bölgedeki oteller, bu dönem için, altı ay önceden dolarlar ve oda fiyatları, üçe-dörde katlar. Hatta, bazı yörelerde, kutlamalar 24 saate yayıldığından, uyuyamama gibi sıkıntılar da ortaya çıkabilir.

Ağustos ayında, birçok şehirli, sahil tarafındaki yerlere giderler. Bunun sonucunda, sakin şehir turları yapmak isterseniz, Ağustos ayını tercih edebilirsiniz. Ancak, yine Ağustos ayının sıcaklığına dayanmanız gerektiğini de unutmamak gerekir.

Şubat ayı, seyahat için en uygun zamandır.

Evet, sonuç olarak, Endülüs bölgesini bu denli verimli kılan yağmurlara daima hazırlıklı olmanız şarttır. İnce bir yağmurluk, buradaki gezilerinizde inanın iyi bir yardımcınız olacaktır.

İspanya Endülüs Genel

OTOBÜS YOLCULUĞU

Endülüs bölgesinin tüm büyük şehirleri ve kasabaları, birbirlerine otobüs ile bağlanırlar. Toplu taşıtlar: temiz ve güvenlidir. Şehir merkezlerinde dolaşmak için: toplu taşıtları kullanmayı, yürümeyi veya gerektiğinde taksiye binmeyi düşünmelisiniz.

BİSİKLETE BİNMEK

Endülüs bölgesinde: birçok turistik tesiste, bisiklet kiralama imkanı bulunmaktadır. Bazı şehirlerde ise “Vias Verdes” (Yeşil Yol) denilen bisiklet parkurları bulunmaktadır. Ancak, yine de Endülüs bölgesinde, bisiklet sık kullanılan bir ulaşım aracı değil, yani yeterli işaretler yok. Özellikle, ana yol girişlerinde ve anayollarda bisiklet kullanıyorsanız çok dikkatli olmanız gerekir. Zira, sürücüler, bisiklet kullanıcılarına yeterli dikkat ve özeni göstermiyorlar.

ARABA KULLANMAK

Endülüs bölgesinde, anayolları birbirine bağlayan muhteşem güzel otoyollar bulunmaktadır. Ancak, tali yollara girerseniz, kötü ve bozuk yol yapılarıyla karşılaşma riski var. Eğer araba ile geziyorsanız, özellikle park problemi olan büyük şehirlere girmemenizi öneririm.

Ayrıca, konaklamayı düşündüğünüz otelinizin otoparkı bulunmasına da dikkat etmeniz gerekir.
Küçük köylere ise, yine araba ile gitmenizi önermem. Çünkü, dar sokaklar, arabaların geçmesini engeller. Bu yüzden, köyün dışına park edip, yürüyerek gezmeniz en doğru karardır. Bu arada, arabanızı park ederken, içinde, hırsızlığa sebebiyet verecek bir şeyler bırakmamanız şarttır.

TAKSİLER

Taksiler: taksimetrelerine ve bulundurdukları bir güzergah listesindeki sabit ücretlere göre çalışırlar. Ayrıca, bagaja koyduğunuz bavul adedine göre, fazladan ücret ödemeniz gerekir. Gece geç saatlerde ve festival günlerinde ise, yüksek tarifeler uygulanır. Bu yüzden, taksiye binerken tahmini ne kadar ücret ödeyeceğinizi sormanızda yarar var.

TRENLER

Endülüs bölgesindeki her yere ulaşım sağlanamasa da: RENFE demiryolu hatta, temiz ve ucuz olması nedeniyle elverişlidir. Yol haritaları, bilet satışları ve zaman çizelgeleri, RENFE’nin internet sitesinden temin edilebilmektedir.

Hatta, bölgenin kırsal kesimini görmek isterseniz, mutlaka treni tercih etmelisiniz.
Bobadilla-Jimene de La Frontera demiryolu rotası: Avrupa’nın en iyi dağlık demiryolu seyahat rotasıdır.

İspanya Endülüs Genel

RESTORANLAR-BARLAR

İspanyollar: geç saatte yemek yerler.
Öğle yemekleri: nadiren saat: 14.00’den önce olur.
Akşam yemekleri: saat 21.00 ile gece yarısı arasındaki herhangi bir saatte yenilir.

Öğle yemeği: Genellikle büyük öğündür.

Akşam yemeği: Hafif olur. İspanyol mezeleriyle geçiştirilir.

Hesapta yazılı değilse, servis bedeli ücrete dahil edilmiştir. Hesap bedelini yuvarlayıp bir miktar ilave etmek, nezaket olarak kabul edilir. Bunun dışında, bahşiş ücret içine ilave edilmediyse, genellikle hesabın % 10’luk bir bölümü, bahşiş olarak verilebilir.

GECE HAYATI

Özellikle yaz aylarında, İspanyollar, saat geç olmadan dışarı çıkmazlar. Bunun sonucunda, çoğu kez, sabaha kadar ve hatta işe gitme zamanları gelene kadar eğlenceye devam ederler. Ama, genellikle çok az içki içerler.

Çoğu gece kulübü: gece saat ikiden sonra veya daha geç saatte açılırlar. Gözde gece kulüplerinin bir çoğuna, saat dörtten önce gidilmemelidir.

Geç saatlere kadar açık olan barların çoğu ücretsizdir. Birçok gece kulübü de, gecenin erken saatlerinde, girişte ücret almazlar. Giriş ücretleri, saatler ilerledikçe artar. Şehir merkezlerine yakın bazı gece kulüplerinde, kot pantolon ve spor ayakkabısının yasaklandığı, kıyafet zorunluluğu uygulanan durumlar bulunur.

EMNİYET GÜÇLERİ

İspanya ülkesinde emniyet güçleri, 3 bölüme ayrılmıştır.

1. Guardia Civil: Bunlar, avcı tipi yeşil askeri üniforma giyerler. Bunları: otoyollarda trafik kontrolü yaparken görebilirsiniz. Kırsal kesimlerde, bunlar tek güvenlik gücüdür.

2. Policia Nacional (PN): Denizci mavisi üniforma giyerler. Bunlar, kentlerdeki başlıca polis gücüdür. Bir şehir veya tatil beldesinde, bir suçu bunlara iletmeniz gerekir. Suçu iletmek için “Comisarias” yani “Karakol” a başvurmanız gerekir.

3. Policia Local-Municipal: Bazı kasaba ve şehirlerin, kendi emniyet ekipleri bulunmaktadır. Üniforma renkleri bölgeden bölgeye değişir. Bu ekiplerin görevleri: hatalı park edilen araçları çekmek, sarhoşlarla baş etmek gibi faaliyetlerdir. Bunlar, herhangi bir sorununuzda size yardımcı olamasa da, ne yapmanız gerektiği konusunda sizi aydınlatabilir.

KİMLİK BELGESİ

İspanya ülkesinde gerek kendi vatandaşları ve gerekse ziyaretçiler, mutlaka yanlarında birer kimlik belgesiyle dolaşmak zorundadırlar.

Herhangi bir şekilde polis tarafından durdurulduğunuzda, yanınızda kimlik belgesi yoksa: ceza ödemeniz gerekebilir ve hatta tutuklanıp hapse bile atılmak mümkündür.

Bu yüzden, yanınızda mutlaka pasaportunuzu bulundurmanızı öneririm.