Peru Genel

Peru Genel

Ülke: Güney Batı Amerika’da, Şili ve Ekvator arasında, Güney Pasifik Okyanusu kıyısındadır ve Güney Amerika kıtasının üçüncü büyük ülkesidir. Ülke arazisi: yaygın batı kıyı ovaları, merkezde And dağları ve Amazon havzasında tropikal doğu ovaları bulunmaktadır. Ülke: dünyanın en büyük 20. ülkesidir.

Ülke, coğrafi açıdan 3 bölgeye ayrılmaktadır. Bunlar: Selva, Sierra ve Costa bölgeleridir.

Costa: Pasifik okyanusu kıyısında, verimli vadiler ve çöllerden oluşan dar bir şerittir. Sahil ılıman bir iklime sahiptir, aşırı soğuk ve bunaltıcı sıcaklar görülmez. Ancak yüksek nem oranı ve yoğun sis olur. Yaz aylarında sıcaklık 30 dereceye kadar uzanır.

Sierra: Ülkenin bu dağlık bölgesi: Andes dağ manzaralarına hakimdir. Rakım seviyelerine göre birçok ekobölge vardır. Andes dağlarının en yüksek zirvesi 6768 metrelik Huascaran bölgesidir. Burada iki mevsim hakimdir. Nisan-Ekim ayları arasında yaz mevsimi ve Kasım-Mart ayları arasında ise yağışlı mevsim görülür.

Selva: Burası doğuda, Maranon ve Ucayali nehirlerinin birleşmesiyle doğan Amazon nehri havzasında, bitki örtüsü ile kaplı geniş düzlük alandır. Peru topraklarının en büyük bölgesidir ve ormanlar ile karakterize edilir. Bu ormanlık bölümde de iki mevsim vardır. Kasım-Mart ayları arasında bol yağmurlu mevsim ve Nisan-Ekim ayları arasında ise az yağışlı, çok nemli iklim görülür.

Ülkenin başkenti “Lima” şehridir. Şehir nüfusu 8.769.000 kişidir. Ülkenin toplam nüfusu: 29.549.517 (2012 sayımına göre) kişidir.

 

İKLİM

Ülkede kıyı bölgelerinde hafif, sıcak ve nemli hava egemendir. Ormanlar ve ovalarda ise kurak ve And dağlarında soğuk hakimdir.

Peru Genel

İNSANLAR

Ülkede genel nüfus oranı 30 milyondur. Bunun % 45’lik bölümü yerli, % 377lik bölümü melez ve % 15’lik bölümü Avrupalıdır. Okuryazarlık: şehirlerde % 95 ve kırsal alanlarda ise % 77’dir.

 

DİL

Ülkede resmi dil “İspanyolca” dır.

 

PARA BİRİMİ

Ülkede kullanılan para birimi “Nuevo Sol” (PEN) dir. Özellikle turistik yerlerde olmak üzere birçok işletme Amerikan Doları kabul etmektedirler.
Değer olarak şunu düşünebilirsiniz.
1 Amerikan Doları = 2.60 S. dir.
1 TL = 1.10 S. dir.
Ancak Nuevo Sol para biriminde hergün değişiklik olmaktadır, yani bu oran küçük miktarlarda değişebilecektir.

 

ELEKTRİK

Ülkede 220 volt elektrik akımı kullanılmaktadır.

Peru Genel
Peru Genel

 

PERU TURİZM

Machu Picchu: And dağlarının doğusundaki yamaçlara kurulmuş, insanoğlunun doğa ile ilişkisinin muhteşem bir örneği olan bu ünlü İnka şehri, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor.

Ama Peru elbette Machu Picchu’dan ibaret değil. İnka kültürünün beşiği Titicaca gölü, Latin Amerika’nın sömürge dönemine ait en güzel şehirlerinden biri olarak kabul edilen “Cuzco”, halen niye yapıldıkları bilinmeyen “Nazca” şekilleri, Arequipa şehrindeki Colca Kanyonu, Amazon bölgesindeki bakir yağmur ormanları ve son olarak ülke nüfusunun % 30’nu oluşturan yerli topluluklarının renk kattığı zengin kültür sebebiyle insanlar dünyanın dört bir yanından buraya geliyorlar.

 

NE İÇİLİR

Genellikle burada ziyaretçilere “mate de coca” yani “koka çayı” ikram ediliyor. Koka çayı: yüksek rakımda maruz kalınması muhtemel yükseklik hastalığına iyi geliyor ve zindelik veriyormuş.

Bu yüzden ülkenin yüksek kesimlerindeki gezilerinizde bol bol bu çayı içmeniz önerilir. Ayrıca, yine yüksek rakımlı yerlerde alkollü içeceklerden uzak durmanız önerilir.

Evet bunun dışında içecek olarak kola istediğinizde, bunun renginin “sarı” olduğunu göreceksiniz, şaşırmayın. “İnca Kola” gerçekte kola olmayıp, çok tatlı bir limonlu soda türüdür. Taze sıkılmış meyve suları veya mor mısırdan yapılan yerel “chicha morg” da içecek olarak düşünülebilir.

Alkollü içki arayanlar, Peru’nun milli içkisi yani üzüm brendisi “pisco” yu deneyebilirler. Ancak, bu oldukça sert bir içkidir ve sek içildiğinde kesinlikle çarpar.

Öte yandan içimi daha rahat olan “pisco sour” isimli ünlü kokteyl de düşünülebilir, bu pisco’ya ek olarak, limon suyu, yumurta akı ve şeker şurubu ile yapılmaktadır.

 

NE YENİR

Peru’da yöresel lezzetlerden tatmak isteyenler, lamaya benzer bir hayvan olan “alpaka” etini denemelidirler. Özellikle alpaka bifteği lezzetlidir. Önce bir tür kabak çorbası olan “sopa de zapallo” tercih edilebilir. Ardından: pilav ve sebzeli sığır etinden yapılan “lomo saltodo” deneyebilirsiniz. Biber soslu, yumurtalı ve zeytinli tavuk yemeği “aji de galinle” ve bu ülkede kumpir olarak kabul edilen “papa rellena” da yöresel lezzetler arasında sayılır.

 

NE SATIN ALINIR

Bu ülkede en gözde giyecekler: alpaka yününden örülmüş kazak, atkı, eldiven ve şapkalardır. Alpaka yünü, ipeksi bir yumuşaklığa sahiptir. Geç alev alması ve su tutmaması gibi özellikleri nedeniyle çok aranan, oldukça lüks bir yündür.

Alacağınız alpaka yününden giyeceğin fiyatı, alpakanın yaşına göre değişiyor. En değerlisi yavru alpakaların yününden yapılanlardır.

 

LAMALAR

İnkalar lamaları evcilleştirmişlerdir. Bunlar: And dağlarının soğuğuna ve çöllerin sıcaklarına dayanmaktadırlar.

Etinden ve yününden yararlanıldığı gibi, 40 kiloya kadar yük de taşıyabilmektedirler. Hatta, bir zamanlar İnkalar tarafından lamaların dışkısının “Pisaq” ta bulunan devasa taraçalarda kullanıldığı ve hasadın arttırılıp mükemmel sonuçlar alındığı biliniyor.

Zaten lamalar açık alanda otladıklarından dışkılarını toplamak kolay oluyormuş. Fransız And Çalışmaları Enstitüsüne göre: 12. yüzyılda And dağlarında yaşayan avcı-toplayıcı toplulukların, iyk kez tarım faaliyetlerine başlamaları, lama dışkılarını organik gübre olarak kullanmaları sayesinde gerçekleşmiştir.

Arjantin Buenos Aires San Telmo

Arjantin Buenos Aires San Telmo

San Telmo: şehrin en eski ve geleneksel mahallelerinden birisidir ve birçok tango evine ev sahipliği yapmaktadır. Şehrin doğusundadır.

Şehrin mimari mirasının birçoğu buradadır.

Mahallenin Arnavut kaldırımlı sokaklarında barlar ve restoranlar ve sömürge dönemi büyük evleri bulunur. San Telmo mahallesinin merkezinde “Plaza Dorrego” ve hemen ardından “Plaza de Mayo” bulunur. Pazar günleri bu alanlarda antika pazarı kurulmaktadır.

Arjantin Buenos Aires San Telmo
Arjantin Buenos Aires San Telmo

Gelelim mahallenin isminin kökenine: Pedro Gonzales Telmo: denizcilerin hamisi olarak 13. yüzyılda İspanya’da yaşadı. Orada denizciler ve Portekizli balıkçılara İncil’den vaazlar verdi. 17. yüzyılda bu bölgeye gelen göçmenler, onun hatırasına bölgeye “San Telmo” ismini verdiler.
Evet, burası şehrin en eski ve en iyi korunmuş mahallesidir.

Özellikle hafta sonlarında binlerce ziyaretçi burayı yoğunlaştırır.

Mahallede: Balcarce ve Humberto Primo sokakları, müzeler, antika ve tasarım mağazaları, restoranlar ve meydandaki el sanatları pazarı gezilebilir.

Arjantin Buenos Aires San Telmo

Tüm bu mekanlara ek olarak: “Paseo de la historieta” (Çizgi Roman Kahramanları) ilgi çekmektedir. İlk olarak “Malfalda” heykeli yapıldı ve ardından binlerce ziyaretçi bu karakter yanında fotoğraf çektirince Haziran 2012 tarihinde yeni 9 heykel daha eklendi.

Bu girişimin amacı: mizah ustaları ve onları sevdirmek, yarattıkları çizgi film karakterlerini yeni nesillere tanıtabilmektir. İlk yapılan “Mafalda” 1964 yılında Quino tarafından oluşturulmuştur. Defensa Street ve Şili Street köşesindeki bir bankta oturan bu kız: dünya barışı için dünyaya karşı isyan etmiştir.

“Canones” isimli heykel: Arjantinli bir playboy’a aittir ve Şili caddesi ve Barcarce Street köşesindedir. O: Dante Quinterno tarafından 1953 yılında yaratılmıştır. O herkesin yoldaşı olmuş ve güzel Cachorra eşliğinde yaptığı çılgın davranışları ile herkesi güldürmüştür.

“Larguirucho”: Balcarce Street ve Mexico Street köşesindedir ve en sevilen popüler karakterdir. Manuel Garcia Ferre tarafından 1967 yılında oluşturulan bu dalgın, zarif ve iyi kalpli karakter, ziyaretçilerini beklemektedir.

Evet: gerçek boyutlarında sanatçı Pablo Irrgang atölyesinde cam elyafından yapılan bu heykeller: Arjantin çizgi roman tarihini anlatmaktadır.

Arjantin Buenos Aires San Telmo Pasaje San Lorenzo
Arjantin Buenos Aires San Telmo Pasaje San Lorenzo

 

Pasaje San Lorenzo

San Telmo mahallesinde “Pasaje San Lorenzo” yer almaktadır. Burada siyah bir kölenin tuhaf tarihinin yazılı olduğu duvar ilgi çekmektedir. Bu ev: 2.50 metre genişliğindeki dar bir sokaktadır ve küçük bir girişe sahiptir. Pürüzsüz dış duvarı, yeşile boyalı bir kapı ve demir kilidi görülür. Üst katta barlar için küçük bir balkon bulunur. Bu kısa cadde 200 metre uzunluğundadır. Burada bulunan eski evlerde günümüzde şehir sanatçı ve zanaatkarlarının atölyeleri bulunmaktadır.

Batı dünyasının birçok yerinde olduğu gibi, 17. yüzyılda Arjantin’de de siyah köle ticareti, varlıklı aileler tarafından ucuz işgücü olarak kullanılmıştır. 25 Mayıs 1812 tarihinde ülke genelinde köle ticareti yasaklandı. Bir yıl sonra: kölelerin doğan çocukları serbest ilan edildiler ve böylece özgür doğdular. 1778 yılında şehir genelinde 7268 siyah nüfus bulunduğu bildiriliyor.

Bu rakam 1836 yılında 15.000 kişi olmuştur. Köleliğin kaldırılmasının ardından siyahlar için ev ihtiyaçları doğdu. Bu nedenle şehirdeki siyah insanlar için gayet küçük ölçekli evler yapıldı. 2.50 metre genişliğinde ve 13 metre derinliğindeki bu evlerin geneli Pasaje San Lorenzo denilen bu bölgede yapılmıştır ki hepsinin yaklaşık 380 tane olduğu söyleniyor.

Bu evlerden günümüze kalan en iyi örnek ise yine bu mahallededir. De Los Patios olarak isimlendirilen bu ev gezilebilmektedir.

 

Bar Sur

Her gece, Buenos Aires şehrinde tango gösterileri burada düzenlenmektedir. Burada bulunan eski evler 1967 yılından itibaren restore edilerek rustik bir dekor ve sıcak bir hava yaratılan barlara dönüştürülmüştür.

Arjantin Buenos Aires San Telmo El Sanatları Pazarı-La Feria de San Telmo

 

El Sanatları Pazarı-La Feria de San Telmo

Dorrego meydanındaki bu Pazar mimar Jose Maria Pena tarafından 1970 yılında kurulmuştur. Her Pazar günü saat 10.00-16.00 arasında 270 tezgah kurulur ve çoğunluğu turist olan 10.000 kişi tarafından ziyaret edilir. Burayı ziyaret etmek isteyenler için öneri, çok erken saatte gitmelisiniz.

Arjantin Buenos Aires San Telmo Plaza Dorrego
Arjantin Buenos Aires San Telmo Plaza Dorrego

Plaza Dorrego

Burada 19.yüzyıldan kalma yapılar ilgi çekmektedir. Çünkü: burası 19.yüzyıl başlarında kamusal alana dönüştürülmüş ve 1930’lu yılların başında burada birçok kafe ve bar açılmıştır. Ayrıca yine bu eski binalar antika dükkanı ve lüks restoranlara dönüştürülmüştür.

Ancak: burayı asıl önemli hale getiren “Feria de San Telmo” olarak isimlendirilen bir pazardır. Her Pazar günü: burada cadde ve sokaklar trafiğe kapatılır ve bir Pazar kurulur ve bu Pazar gerek Buenos Airesliler ve gerekse turistler tarafından yoğun olarak tercih edilir.
Pazar ilk olarak 1970 yılında kurulmuştur.

Günümüzde burada bulunan 270 stant üzerinde antikalar, dönem kıyafetleri, takılar, eski kitaplar, el sanatları öğeleri ve diğer süs eşyaları satılmaktadır. Ancak, bu pazarı ziyaret etmek isterseniz erken saatte gitmenizde yarar var, çünkü Pazar saat 06.00 da kuruluyor. Bu fuar devam ederken: şarkıcı ve dansçılar açık alanda tango gösterisi yapıyorlar. Eğer şehirde tango gösterisi izlemek ve para ödemek istemiyorsanız, burada izleyebilirsiniz.

Açık Pazar yanında: burada bir de kapalı Pazar bulunuyor. Bolivar, Carlos Calvo, Defensa ve Estados Unidos sokaklarıyla çevrili bu kapalı Pazar 1897 yılında inşa edilen bir demir yapıdadır. Burada antika ürünler yanında gıda ürünleri satılmaktadır.

Yine buranın yakınlarındaki “Defensa Street” denilen yerde: çok sayıda antika dükkanı bulunmaktadır. Özellikle: Arjantin ve Avrupa dönemi resimleri, 18. ve 19. yüzyıl mobilyaları, takı, sömürge gümüş ve klasik oyuncaklar bulabilirsiniz.

Zaten: San Telmo bölgesi: Latin Amerika’nın bütününde en önemli antika merkezlerinden birisi olarak kabul edilir.
Evet her Pazar olduğu gibi siz de bir Pazar günü burayı ziyaret eden 10 bin kişinin içine katılabilirsiniz.

Arjantin Buenos Aires San Telmo Mamba Modern Sanat Müzesi
Arjantin Buenos Aires San Telmo Mamba Modern Sanat Müzesi

 

Mamba Modern Sanat Müzesi

Modern sanat müzesi koleksiyonu 1956 yılında Rafael Kıvır tarafından kurulmuştur. Onun mirası: toplumun sanatsal avant-garde eğilimleri hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamaktır. Koleksiyon: 1940’larda, 1950 ve 1960 yılında çağdaş sanat üretimini kapsayan uluslar arası bir koleksiyon haline gelmiştir. Müze: günümüzdeki binasında ise, 23 Aralık 2010 tarihinde yerleşerek açılmıştır.

Bugün müzenin bulunduğu yapı: demir yapısı, geniş açıklıkları ve tuğla cephesiyle 19. yüzyıl İngiliz yapılarına benzemektedir. Yapı 1980 yılında Buenos Aires Belediyesi tarafından özel bir şirketten satın alınmıştır ve modern sanat müzesi buraya taşınmıştır.

Müze: kırklı, ellili ve altmışlı yıllarda, Arjantinli sanatçıların kalıcı koleksiyonlarını içermektedir. Bunların dışında: Salvador Dali, Pablo Picasso ve Joan Miro gibi İspanyol sanatçılar ve Henri Matisse gibi Fransız sanatçıların eserleri bulunmaktadır. Ayrıca yerli ve yabancı sanatçıların belgelerinden oluşan bir kütüphane bulunmaktadır.

Arjantin Buenos Aires San Telmo Holy Trinity Rus Ortodoks Kilisesi-Iglesia Ortodoxa Rusa de la Santisima Trinidad

 

Holy Trinity Rus Ortodoks Kilisesi-Iglesia Ortodoxa Rusa de la Santisima Trinidad

19. yüzyıl ortalarında: Yunan ve Slav ilk Ortodoks göçmenler buraya geldiler. Birkaç yıl sonra ise Lübnan ve Suriyeliler geldiler. Böylece şehirde temsilciliği olmayan küçük bir Ortodoks toplumu oluştu.

Bu topluluğun talebi üzerine: Rus İmparatoru Alexander III: Güney Amerika Rus elçiliği aracılığı ile şehirde bir Ortodoks kilisesi kurulması talimatını verdi.

Kilise: 1904 yılında mimar Mihail Preobrazenksy tarafından tasarlanmıştır.

Özellikle kilisedeki Rus tarzı: doğuya doğru dönük 5 adet mavi kubbelerle hissedilmektedir.
Cephe: çeşitli İncil sahneleri gösterilen mozaikle süslenmiştir, ayrıca üç vitray pencere dikkat çeker.

Arjantin Buenos Aires San Telmo Don Pedro de Mendoza Source

Don Pedro de Mendoza Source

Haziran 1937 tarihinde açılan bu anıt: Uruguaylı heykeltıraş ve Arjantin vatandaşı Juan Carlos Oliva Navarro tarafından yapılmıştır. Bu sanatçı tarafından yapılan anıt: arkada mermer bir kabartma duvar ile bronz bir heykel ve bir havuzdan oluşmaktadır.

Kabartmalardan birinde, sefere katılanların bütün isimleri kazınmıştır. Heykelin yanında ise: sefer ile buraya gelen ve bütün olayları kaydeden Ulrico Schmidt isimli İngiliz tarihçinin büstü bulunmaktadır.

Evet: ”Don Pedro”: Buenos Aires şehrinin ilk kurucusudur ve “Magdalena” isimli amiral gemisi ile buraya gelmiştir. Yukarıda sözünü ettiğim gibi, amiral gemisinde bulunan 27 kişinin isimleri, kabartmalardan birinin üzerine kazınmıştır. Anıtın alt kısmında ise Guadalquivir ve Rio de la Plata nehirlerini temsilen iki havuz bulunmaktadır.

Arjantin Buenos Aires San Telmo Cezaevi Müzesi-Antonio Ballve

Cezaevi Müzesi-Antonio Ballve

Plaza Dorrego’ya sadece birkaç adım uzaklıktadır. Burası 1978 yılına kadar kadınlar için cezaevi olarak kullanılmıştır. 1760 yılında ilk olarak kullanılmaya başlanan cezaevi: daha sonra müzeye dönüştürülmüştür. Müzede: hapishanenin hücrelerini, mahkumların üniformalarını ve onların gizli şapellerini görebilirsiniz.

Ayrıca: muhafızlar tarafından yapılan aramalarda bulunmuş objeler sergilenmektedir ki, bunlar arasında bulunanlar: kitap veya ayakkabı içine gizlenen testere, demir parçaları ile yapılmış bıçaklar, gizli mesajlar gönderilen sigaralar, borulara sarılmış bombalar.

Arjantin Buenos Aires San Telmo Nuestra Senora de Belen Kilisesi

Nuestra Senora de Belen Kilisesi

Burası 1943 yılında Arjantin devleti tarafından ulusal tarihi anıt olarak seçilmiş ve koruma altına alınmıştır. Bu Cizvit kilisesinin ilk mimarı Andres Blanqui’dir. Yapının mimari stili: neo-klasik, barok ve kolonyal tarz karışımıdır.

Binanın üst kısmında “San Pedro Gonzalez Telmo” nun bir heykeli bulunmaktadır. Kubbe yapının bitmesinin ardından 70 yıl sonra eklenmiştir. Ancak kubbenin sadeliği, kule ile çelişmektedir. Kubbe tamamlandığında yani 1898 yılında kilise de tamamlanmıştır. Ancak kilisenin cephesi, 20. yüzyılda restore edilmiştir.

Arjantin Buenos Aires San Telmo Guillermo Rawson Okulu

Guillermo Rawson Okulu

Kilisenin karşısındadır. Bu okul, Buenos Aires şehrinin ilk tıp okuludur. Okul 1858 yılında kurulmuştur ve onun mimarisi kolonal tarzdadır. Binanın girişindeki iki manolya ağacı ilgi çekmektedir. Bugün burası ilkokul olarak çalışmaktadır.

Arjantin Buenos Aires San Telmo Trabajo Anıtı

Trabajo Anıtı

“Facultad de Ingenieria” yani fakültenin hemen karşısındadır.
Bu bronz heykel, şehrin en ünlü eserlerinden birisidir. Muazzam bir taş ilerlerken, arkasında 14 insan figürünü sürüklemektedir. Heykel, heykeltıraş Rogelio Yrurtia tarafından yapılmış ve 1927 yılında açılmıştır.

Arjantin Buenos Aires San Telmo Ulusal Tarih Müzesi-Museo Historico
Arjantin Buenos Aires San Telmo Ulusal Tarih Müzesi-Museo Historico

 

Ulusal Tarih Müzesi-Museo Historico

Ulusal tarih müzesi: ilk olarak 1889 yılında Palermo bölgesinde “Botanik Bahçesi” içinde oluşturulmuştur. 2010 yılında ise, buraya taşınmıştır.

Günümüzde müzenin bulunduğu bina: Parque Lezama içinde, Don Gregorio Lezama’ya ait eski ev içinde bulunmaktadır.

Müze: ülkenin tarihine adanmıştır: Mayıs Devrimi ve Kurtuluş Savaşı ile ilgilidir. Koleksiyonda: gravürler, taşbaskı, resim, dini resim ve heykeller, bayraklar, pankartlar, silah ve savaş üniformaları, 19. yüzyıl mobilyaları, saatler, notalar, müzik aletleri ve sofra takımları, Mayıs devrimi emanetleri ve minyatürler, fotoğraflar, kartpostallar, yüzüncü yıl kutlama anıları, araçları, pançolar, gümüş ve gaucho giyimleri bulunmaktadır.

Arjantin Buenos Aires San Telmo Parroquia de San Pedro Telmo

 

Parroquia de San Pedro Telmo

Burası hem bir manastır, hem de bir müzedir. Yapının inşaatına 1735 yılında Cizvit mimar Andrea Bianchi ve Juan Primoli tarafından başlanmıştır. Ancak Cizvitler kovulduktan sonra betlemitas tarikatı inşaatı sürdürmüş ve tamamlamıştır. Yapı: 2000 yılında restore edilmiştir. Müzede: 200 civarında obje sergilenmektedir.
Burası Arjantin devleti tarafından koruma altına alınmıştır.

Arjantin Buenos Aires San Telmo Loba Romana

Loba Romana

Bu heykel: Mayıs devriminin 100. yılı anma törenleri anısına Roma şehri tarafından şehre hediye edilmiştir. Heykelde: Tiber nehri kıyısında anneleri tarafından nehre bırakılan Romulus ve Remus’un bir dişi kurt tarafından kurtarılmaları betimlenmektedir. Heykel: Arjantinli heykeltıraş Gonzalo Leguizamon Pondal tarafından yapılan dekoratif kaide üzerine yerleştirilmiştir.

Şili Paskalya Adası

Şili Paskalya Adası

Paskalya adası, sadece egzotik bir yer olmakla kalmayıp aynı zamanda kıtada en uzakta kalan yerdir. Büyük Okyanus’un tam ortasında, Şili sahillerinden 3700 km. uzaklıkta (Santiago’dan uçakla 5 saat) bulunan, yerli dilinde, Rapa Nui ya da “Dünyanın göbeği” demek olan bu ada, dünyanın en gizemli kültürlerinden birini barındırmaktadır. Son yıllarda, özellikle turizme açılan bu yöreyi buyurun birlikte gezelim.

Buraya ulaşmanın tek şekli: havayoludur. Santiago havaalanından kalkan bir uçakla, yaklaşık 6 saatlik uçuşun ardından, 3700 km. uzaklıktaki bu adaya ulaşabilirsiniz. Ancak, uçak biletinin çok pahalı olduğunu bilmenizi isterim. (1100 dolar)

Bunun dışında, özellikle Tahiti adasından, buraya uçak ile ulaşım mümkündür.

MÖ. yaklaşık 1200 yıllarında inşa edilmiş olan moais’lerin “büyük taş heykeller” bu denli büyük kütleli taşların o tarihte, bulundukları yere nasıl taşınmış olduklarının arkasındaki sır perdesini günümüzde, arkeologlar hala çözememişlerdir. 1882 yılında, Almanlar, adada etnolojik incelemelerde bulunmuşlar, ancak adada bulunan “Moai” adı verilen insan heykellerinin sırrını çözememişlerdir.

Polinezyalılar olarak isimlendirilen bu halk: yaratıcı ve zeki insanlardı. Onlar: mükemmel kanolar, taş yapılar yaptılar ve sanatsal yetenekleri çok ileriydi. Yüzlerce yıl önce, Pasifik okyanusunda ve Pasifik adalar: korkulu yerler olarak bilinirken, bu insanlar, bu küçük adada, büyük bir uygarlık kurup, kültür yaratmışlardır. Bunlar: herhangi bir kıtaya yada uygarlığa uzak olduklarından, adalılar güneş ve yıldızlarla daha yoğun ilgilenmişlerdir.

Bu insanlar, ülkelerine: Polinezya dilinde “Rapa nui” yani “kuş adamlar ülkesi” demişlerdir. Bu düşünüldüğünde, bir varsayım olsa da “bir zamanlar adaya uçan adamların geldikleri ve ateş yaktıkları “düşünülmektedir. Adada, kayalar üzerine oyulmuş “kocaman gözlü uçan yaratık” resimleriyle, bu varsayım bağdaşmaktadır.

1919 yılında,

Adada 1 yıl kadar kalan bir İngiliz arkeolog: günlüğüne yazdığı notlar arasında: ada yerlilerinden yaşlı bir kadının “sırf düşünce gücüyle, istediği objeyi istediği noktaya taşıyabildiğini” belirtmiştir. Bunun üzerine, aşağıda yoğun olarak sözünü edeceğim taş heykellerin, nasıl taşındığı sorusuna cevap verilebilmektedir.

Erken dönemlerde, buraya “Te Pito O Te Henua” yani “Dünyanın Göbeği” denirdi. 1722 yılında, Amiral Roggeveen, Paskalya adasına gelir. Ada, “Paskalya” günü bulunduğu için “Paskalya Adası” ismi verilmiştir.

Adada yaşayan insanlar, günümüzde çözülemeyen ve “Rongoronga” adı verilen bir dili kullanıyorlardı. Bu dille yazılmış, yalnızca 25 tahta tablet bulunmuş, ancak bunlarda yazılanlar henüz çözülememiştir. Adada, bunun yanında, taş üzerine oyma resimler şeklinde: erken dönemde yaşayan halkı ve kuşları betimleyen birçok resim bulunmaktadır.

Evet: ada, büyüleyici bir açık hava müzesi konumundadır.

Paskalya adasında: Terevaka, Poike ve Rano Kao volkanları bulunmaktadır. Ayrıca: 70 civarında küçük krater vardır. Yani: ada toprakları tamamen volkaniktir. Deniz kenarında, yer yer hafif sert kayalıklar bulunmaktadır.
İklim olarak: adada % 77’lik nem oranı dikkati çeker. Tipik subtropikal iklim, yıl boyunca yağmur yağmasına neden olmaktadır.

Yıllık ortalama sıcaklık ise, 21 derece civarındadır.

Adada: yalnızca masalar-banklar ve sağlık hizmetlerinin verildiği 5 tane kamp sitesi bulunmaktadır. Ayrıca: yine plajların yakınında kamp ve piknik alanları vardır.

Rano Kao bölgesinde iki yürüyüş yolu kullanılır.

Şili Paskalya Adası

RAPA NUİ MİLLİ PARKI

1935 yılında kurulmuştur. Ada topraklarının % 44’lük kısmını kaplar. Parkın en önemli unsurları Moai heykelleridir.

Şili Paskalya Adası
Şili Paskalya Adası
Şili Paskalya Adası
Şili Paskalya Adası

 

MOAİ HEYKELLERİ

Paskalya adasının ana cazibesi bu heykellerdir. Bu adayı ziyaret edenler: bu heykelleri ilk gördüklerinde, heykellerin yüzlerindeki o muhteşem duygu yüklü görüntüyü gördüklerinde; hissettirmeseler de “bir ürküntü” duymaktadırlar.

Peter Sebastian isimli araştırmacı, bu heykellerden 640 tanesini numaralandırarak kayıt altına almıştır. Ancak: bu heykellerin, geçmiş dönemlerde 1000 civarında oldukları da bir gerçek olarak bilinmektedir.

Heykellerden, yalnızca 300 tanesi bugün yapıldıkları yerde durmakta, diğerleri ise, taş ocağında ya da taşınma sırasında adaya saçılmış halde görülmektedir. Sonuç olarak: adada halen 887 heykel bulunduğu, bunlardan 288 tanesinin “ahu” denilen platformlara taşınabildiği görülmektedir. 397 heykel, taş ocaklarında yarım kalmış halde bulunmuş, 92 heykel, nakil sırasında adanın değişik yerlerinde öylece bırakılmıştır.

Yani: heykellerden, yalnızca 3 tanesinden 1 tanesi, düşünülen yerlerine konulabilmiştir. Bu durum, yani heykellerin büyük kısmının, istenilen yere taşınamaması: heykel sürecinde “uzaylılar”ın söz konusu olmadığının en büyük kanıtıdır. Çünkü, elbette, böyle bir durum söz konusu olsa, heykellerin tümü düşünülen yerlerine taşınır ve yerleştirilirdi.

Heykellerin “Peru” ülkesindeki taş işçiliğiyle olan benzerliği nedeniyle, adaya ilk yerleşenlerin “Perulu” oldukları varsayılmaktadır.

Evet, yukarıda da söz ettiğim gibi, birçok araştırmaya rağmen, bu heykellerin ne amaçla yapıldıkları bilinmemektedir. Muhtemelen MS.1000-1600 yılları arasında yapıldıkları düşünülmektedir.

Yüzlerindeki gururlu ifadeleriyle duran heykellerin yapılış amaçları ise, muhtemelen: yerli halkın, ruhlarla iletişim kuran atalarıdır. Hepsi: deniz ufkuna, boşluğa, meraklı ve endişeli bir şekilde bakmaktadırlar. Bu düşünüldüğünde, heykellerin: meçhul bir şeyi bekledikleri düşünülmektedir. Ama, bu meçhul şeyin ne olduğu bugüne kadar anlaşılmamıştır.

Heykellerin boyları: 1-20 metre arasında değişmektedir. Yüzleri iç kesimlere, sırtları sahile dönüktür. Heykellerin 53 tanesi, adanın doğusundaki “Rano Raraku” yanardağının tüflerinden yapılmıştır. Heykellerin kalanları ise: bazalt, trakit ve kırılgan bir madde olan kırmızı cüruftan yapılmıştır. Evet, burada hassas bir nokta ortaya çıkıyor.

Heykellerin yapıldığı taşlar: adada bulunmamaktadır. Yani: muhtemelen bu heykeller: fabrikasyon olarak dışarıda başka bir yerde yapıldı ve bir şekilde adaya getirildi. 1948 yılında, Werner Wolff isimli bir araştırmacı: her ne kadar uçuk bir fikir de olsa, şu yorumu yapmıştır “heykeller, o dönemde aktif olan volkanın içinde yapılmış ve volkanın patlamasıyla, kıyıdaki kaidelerinin üzerine, uçarak yerleşmişlerdir”

En büyüğünün ağırlığı, 50 tondur. Heykellerin en büyük özelliği: çok muhteşem bir şekilde işlenmiş olmalarıdır ki, yontma taş plakaların arasından, bıçak sırtı bile sığmamaktadır. Ancak: insanlar, bir süre sonra, birdenbire bu taş heykelleri yapmaktan vazgeçmişler ve bu durum da anlamlandırılamamıştır.

Bilim adamları, bunun anlamının: ada nüfusunun artmasına paralel olarak, ekosistemin çökmesi sonucu olarak düşünmektedirler. Adada yapılan araştırmalarda: tarihi süreç içinde, bir dönemde, adada yaşayan yerlilerin kendi aralarında kanlı bir iç savaş yaşadıkları görülmektedir.

Hatta, bu iç savaşın “yamyamlık” ile sonuçlandığı da söylenir. Bu iç savaş sırasında, heykellerin çoğu yine yerli halk tarafından yerlerinden sökülürler. Ancak: yakın geçmişte, bu heykeller, günümüz arkeologları tarafından yine ayağa kaldırılmışlardır.

Heykellerle ilgili son bir not: heykellerin yapılış amacı henüz net olarak bilinmese de: bir kısım varsayımlar değerlendirilmektedir. Bunlardan biri “adada, iki kabile yaşamaktadır. Bunlardan bir kabilenin üyeleri uzun kulaklı, diğer kabile üyeleri kısa kulaklıdır. Bu iki kabile arasında büyük bir iç çatışma çıkar ve medeniyet yok olur. Heykeller, çöken medeniyeti simgelemek için yapılmıştır”

Diğer söylenti “yerli bir kavim, 4’ncü yüzyılda, buraya yerleşir ve büyük bir medeniyet kurar. Dev heykelleri yapanlar da bunlardır”

Son bir varsayım: “adanın, kayıp kıta “Mu”nun bir ucu olduğudur ve heykeller, kayıp kıtanın halkı Lemuryalılar tarafından yapılmıştır. “

Heykellerin yapılış amacı hakkındaki teoriler ise: “özellikle halkın tapınma ihtiyaçları için” yapıldıkları düşünülmektedir. Heykeller, genellikle kıyı bölgelerde dikilmişlerdir. Kafaları, vücutlarına oranla 3 kat daha büyüktür. Yüzlerinde ve vücutlarında: estetik burun, çıkık alın ve büzük dudaklar görülmektedir.

Taşınmaları ve yerleştirilmeleri ise, son derece ileri bir teknolojik bilgi, fiziksel güç ve yaratıcılık gerektirmektedir.

Yine de: bu adanın bir volkanik ada olduğunu, üzerinde ağaç yetişmediğini düşünmek gerekir. Bunları düşününce, bu heykellerin taşınması için gereken en basit kütüklerin bulunması imkansızdır. Ayrıca: o dönemde, adada birkaç yüz yerli yaşamaktadır. Taşları dağlardan söken, heykelleri yapan ve bugün durdukları yere taşıyan bu insanlar, nasıl beslendiler, bu faaliyetleri nasıl gerçekleştirdiler, anlamak mümkün değil.

Mısır piramitlerinin büyük bir işçi ordusu tarafından yapıldığı bilinmektedir, ama burada o derece büyük bir nüfus yoğunluğunun olmadığı biliniyor, yalnızca birkaç yüz yerli. Bu birkaç yüz yerlinin: ilkel araçlarıyla, gece-gündüz çalışsalar bile, çelik sertliğindeki volkanik kayaları yerlerinden sökmeleri ve oymalarını anlamak çok zor.

Diğer bir varsayım: heykellerin yapıldığı dönemde, yani volkan aktif hale gelmeden önce, adanın tamamen ormanlarla kaplı olduğu yönündedir. Ama, heykellerin bu ormanların arasından nasıl taşındığı da izah edilememektedir.

Büyük olasılıkla: çok güçlü insanlar, ipler ve ağaç kütükleri kullanılarak yapılmış kızaklar yardımı ile heykeller taşınmış olmalıdır. Bunun sonucunda: adada bütün ağaçlar kesilmiş, doğal hayat çökmüş, kimse yiyecek bir şey bulamamış, bunun üzerine birbirlerine saldırmışlar ve hatta yemişlerdir.

Doğal hayatın bu denli çökertilmesi sonucunda: karada hayvan kalmamış, hatta kano yapacak ağaçları bile kalmamıştır. Balığından, meyvesinden, kuşlarından mahrum bir hayat, doğal kaynaklarının tüketilmesinin en normal sonucu.

Son bir not: heykellerin nasıl bulundukları yere taşındıkları konusunda, son yıllarda yapılan uygulamalı araştırmalarda: heykellerin yanardağ eteklerinde işlendikten sonra, dikey hale getirilerek bugünkü yerlerine çekildikleridir. Günümüz araştırmacıları, ada halkının heykelleri “bir ileri bir geri sallayarak” bunu başardığını düşünüyorlar.