Şili Genel

Şili Genel

Şili Genel:

Dünyanın sonundaki ülkeye yolunuz düşerse veya burayı gezmek isterseniz, buyurun size Şili ve ülkenin belli-başlı şehirleri hakkında, ayrıntılı bir gezi yazısı.

Yalnız, şunu unutmamak gerekir ki, 2010 yılının Şubat ayında, Şili ülkesinin genelini, 8.8 şiddetinde büyük bir deprem etkiledi ve daha önceki tarihi süreçte de olan depremler nedeniyle, ülkenin birçok yerinde, özellikle sömürge döneminden kalma yapılar tahrip olarak yok oldular.

Yani, bu ülkeyi ziyaret etmeyi düşünürseniz: tarihi objeleri görmekten ziyade, doğal güzelliklerle beraber olmayı düşleyebilirsiniz.

Ama, yine de dünyanın en uzak adası olan Paskalya Adası’nını ziyaret ederseniz, orada sihirli bir şekilde oyulduğu söylenen muhteşem taş anıtları görüp şaşkınlık yaşayabilirsiniz.

COĞRAFYA

Şili Genel: Ülkenin karasal yüzölçümü: 756.252 km. karedir. Adaların yüzölçümü ise, 374 km. karedir.
Ülkenin uzunluğu: 4.200 km. dir.
En geniş kısmı: 360 km. en dar kısmı: 15 km. Ortalama genişlik: 177 km. dir.
Ülkenin nüfusu: 15.116.435 kişidir. Bu nüfusun: % 86 şehirlerde ve % 14 kırsal alanda yaşamaktadır.

Ülkenin kuzeyinde çöl, ülkenin orta kısımlarında verimli bir vadi: volkanlar, göller ve güneyin en uç bölgesine doğru binlerce ada ile ayrılmış olan bir kıyı bölümü ve doğu sınırını belirleyen “And Sıradağları” bulunmaktadır.

Din: Katolik’tir. Devlet yapısı: Cumhuriyettir. Milli gün: 18 Eylül.

İKLİM

Şili Genel: Kuzeyde kurak, orta kısımlarda Akdeniz iklimi, güneyde ise soğuk ve yağışlı bir iklim egemendir.

BAŞLICA ŞEHİRLERİ

Santiago: Başkenttir, Nüfus: 6.607.800 kişi. Deniz seviyesinden yükseklik: 543 metre.
Valparaiso-Vino del Mar: Nüfus: 600.000 kişi.
Concepcion-Talcahuano: Nüfus: 580.000 kişi.
Antofagasta: Nüfus: 247.000 kişi.
Temuco: Nüfus: 243.000 kişi.

EKONOMİ

Şili Genel: Balıkçılık: zamanla Şili endüstriyel üretimini yönlendirmiş, sadece iç talebi karşılamakla kalmayıp aynı zamanda bazı ürünleriyle, dünyanın başlıca ihracatçılarından biri haline de gelmiştir.

Somon örneğinde olduğu gibi; günümüzde Şili, dünya çapında ikinci somon üreticisi ülke konumundadır. Dünyada yaklaşık 6 milyon kişi, Şili somonu tüketmektedir.

Dünyada, 7 milyon kişi bir kadeh Şili şarabı içmektedirler.

Şili: sularında avladığı 5 milyon ton balık ile dünyada avlanan toplam balık miktarının % 4 lük bir dilimine sahiptir. Döviz girdisinin çoğunluğu taze balık satışından elde edilir.

Kılıç balığı, alabalık, migra, orfoz, eşkina, turbot, ançuez, ikinci sırada: balık unu ve üçüncü sırada: yumuşakçalar ve kabuklu deniz hayvanları gelir.

Bunların arasında: istiridye, pavurya, büyük istiridye, centolla gibi örnekler verilebilir.

Bu ilerlemeye paralel olarak: konserve sanayinde büyük gelişmeler kaydedilmiştir.

Özellikle de, ton, sardalya ve hatta delicatessen olarak bilinen ve yüksek bir katma değer getiren somon havyarı gibi ürünler, bunlara birer örnek olarak verilebilir.

İstiridye: (Şili, dünyadaki ikinci en büyük üretici konumundadır.

Özellikle Fransa, İtalya ihraç edilmektedir) midye, yosun (başlıca olarak Çin, Japonya, Fransa, ABD ve Danimarka’ya satılmaktadır), Loca (Japon pazarında çok revaçtadır) ve Rodaballo (son zamanlarda çoğunlukla ABD ve Fransa’ya ihraç edilmektedir) gibi diğer kültür balıkçılığı ürünleri de sayabiliriz.

TARIM

Şili Genel: Geniş tarım ürünleri yelpazesi: taze ve kurutulmuş meyveler özellikle şeftali ve kayısı gibi meyveler, ülke sınırlarını da aşıp Latin Amerika’da ihracat bakımından liderlik konumunda olma ayrıcalığını elde etmiştir.

Tarım sanayi: Şili meyvelerinin uluslar arası pazarlarda elde ettiği başarıya rakip olacak ölçüde, son 7 yıl içinde, % 17’lik ortalamayla büyüme artışı kaydetmiştir.

Başlıca ihraç ürünleri: konserve, dondurulmuş ve kurutulmuş şeklinde olup, aynı zamanda konsantre meyve suları, şarap ve alkolden oluşur. Bunların büyük çoğunluğu talebin fazla olduğu ABD., Avrupa ve Uzak Doğu ülkeleri ve bölgelerine ihraç edilir.

Tarım sanayi sektöründe ihracatın büyük bölümünü şarap ve alkol oluşturur, bunu meyveler ve sebzeler izler.

Şili, dünyada üzüm ihracatının ilk sıralarda, kivi ve avokado ile de ikinci sırada yer alır. Ayrıca güney yarımküredeki elma, erik, şeftali, nektarin ve armut ihracatında da birincidir.

Elmalar, Şili’nin ikinci en önemli ürünüdür. Elma ağacı ile ekili alanlar meyve ağacı ile etili toplam alanların % 17’sini teşkil etmektedir. Üretim orta kesimlerden başlayarak güney kesime doğru büyük bir alanı kapsar.

ÜZÜM BAĞLARI VE ŞARAPÇILIK

Şili Genel: Şili, şarap bağcılığı ürünlerinin kalitesiyle tanınır. Avrupa’dan getirilen Şili asma kökleri, dünyanın en saf olanlarındandır.

Avrupa’da 1887 yılında tüm asmaları yok eden hastalık Şili’ye ulaşmadığı için bu ülkeye getirilenler dünyada mevcut olan bu türün en son kalanlarıdır.

Carmenere, syrah, Cabernet Sauvignon, merlot, Cahardonnay ve Sauvignon Blanc çeşitli şarap türlerinin içinden göze çarpanlardır. 2004 yılında, başlıca olarak A.B.D ve İngiltere gibi ülkelere olmak üzere 840 milyon doları aşan ihracat gerçekleşmiştir.

Şili, dünyadaki şarap üreticisi ülkeler içinde, 5’nci sıradadır.

AND DAĞLARI VE ÜLKENİN KAYAK TURİZM MERKEZLERİ

Şili Genel; Ülkenin bel kemiğini, doğu sınırını belirleyen And Sıradağları oluşturur. Kuzeyde 6000 metre yüksekliğe ulaşıp, güneyde en uç kısımlarında yalnızca belli bir bölgede kaybolarak, Antartika’ya yaklaştıkça, yeniden ortaya çıkarlar.

Şili dağlık bir ülkedir. Topraklarının % 80’ni yükseltilerden, sadece% 20 si düzlüklerden oluşmaktadır. And Sıradağları, hava sıcaklıklarının büyük bir çoğunluğu için iklimsel bir paravan oluşturur: ayrıca yağışların sebep olduğu akıntıların en bol olduğu yer sıradağların batı etekleridir.

Daha alçak olan kıyı Sıradağları adından da anlaşılacağı üzere, ülkenin kıyıları boyunca paralel olarak uzanırlar. Her ikisi arasında yer alan orta çöküntüler, kuzeyde pampa denilen düzlüklerin, orta ve güney kesiminde de vadilerin oluşmasına olanak sağlar.

Bu dağ zinciri boyunca: 2000 in üzerinde, eşsiz manzaraları doğal güzellikleriyle tamamlayan, tıpkı Göller (Los Lagos) bölgesindeki gibi volkanlarla karşılaşırız.

Aynı zamanda bu sıradağların yüzeyleri kış sporlarını gerçekleştirmek için çekici alanlar sunar. Bu tip turistik merkezlere ulaşım kolay olup başkente kısa mesafede bulunurlar. En yakın olanlar sadece 40 km. uzaklıktadır.

Bu gibi kış sporu merkezlerinde, geleneksel ve gece kayağı, çeşitli spor tırmanışları ve turistik yarışmalar, snowboard, helisking gibi çeşitli kayak türleri yapılır.

Aileler ve gençler tarafından en çok tercih edilen kış sporları merkezleri başında “Farellones-El Colorado” gelir.

Aynı zamanda “La Parva” ve “Nevada Vadisi” tesisleri, biraz daha seçkin bir tabakaya hitap etmekle birlikte, sportif faaliyetler için de uygundur.

Dünyaca ünlü yerlerden biri olan, Santiago’nun 145 km. kuzeybatısında bulunan “Portillo“da dünya çapında önemli yarışmalar düzenlenir.

Başkentin doğusunda bulunan “Lagunillas” ise kış sporlarının yanında geleneksel dağ sporlarına uygundur. Sıradağların eteklerinde (başkente 139 km. uzaklıkta) “Chapa Verde” de dikkat çeken kayak merkezlerinden birisidir.

Güneyde ise “Chillan” Termalleri gibi, hem dinlenmek için faydalanılan hem de bu sporların yapıldığı kayak merkezleri bulunmaktadır. “Temuco”ya 131 km. uzakta bulunan “Villarica Pucon” harikulade manzaralarıyla bir kayak kompleksine sahiptir.

Volkanları, bu bölgede bulunması, yüzeydeki inişli çıkışlı yükseltiler, sıradağ etekleri aynı zamanda trekking, dağcılık, safari fotoğrafçılığı, tırmanış, at veya bisiklet gezintileri gibi macera turizmi faaliyetleri, bu bölgeyi cazip kılar.

Şili doğasının bu bölümü, ülkenin gelişiminde etkin bir rol oynamıştır. Doğal güzellikleri ve turizm faaliyetlerine, maden kaynakları bakımından “zengin” manzarasını eklemeliyim.

ÇÖL

Şili Genel: “Atacama” dünyanın en kurak çölü olup, Şili’nin kuzeyinde ve Peru kıyı şeridi boyunca, hatta Bolivya’daki Siloli Çölüne kadar uzanmaktadır.

“Kalahari” ya da “Büyük Avustralya Çölleri” gibi hemen hemen Oğlak dönencesi üzerinde bulunur. Kuraklığı bulunduğu enlemlerden dolayıdır.

Ancak, bu kuraklık: And Sıradağlarının bariyer şeklinde ortaya çıkan etkisinin, Atlas Okyanusundan Amazon Havzası aracılığıyla gelen nemi bloke etmesi sonucu da artmaktadır.

“Atacama Çölü”nde: Capiapo, Antofagasta, Calama, İquique, Arica ve Visviri gibi şehirlerle çevrili olan, orta bölgesinde 400 yıla kadar ulaşan yağışsız dönemler kaydedilmiştir.

DENİZ

Büyük Okyanusun zengin ürünleri ve güzellikleriyle tüm Şili sahili boyunca uzanır. Aynı zamanda, Şili’nin çoğunlukla adalardan oluşan batı bölgesinin de sınırını oluşturmaktadır. (5.800 ada ve adacık)

Kuzeyde: denizler, yılın büyük bir bölümünde insanların yüzebildiği uzun kıyılar olan plajlardan ve mavi sulardan oluşur. “Arica” veya “Lquique” gibi şehirlerde sıcaklık ortalama 20 derece ile 25 derece arasındadır.

Orta bölgelerde: tatil köyleri deniz sporlarına önemli alternatifler sunar. Dalgalar sörf yapmak ve yelkenli yarışları düzenlemek, ayrıca çeşitli denizaltı sporları için oldukça elverişlidir.

“Concepcion” şehrinden itibaren, güneyin başlangıcında suların sıcaklığı yavaş yavaş düştüğünden dolayı, insanlar sadece yaz aylarında denize girebilirler.

Kıtanın güneyine doğru, daha aşağılara inecek olursak, fiyortları, kanalları, buzulların arasında karşımıza bir dizi ada çıkar, bunlar bembeyaz kıtaya (Antartika’ya) gelmeden önce görülen son kara parçacıklarını oluştururlar.

Pasifik Okyanusunun ortasında, Şili kıyılarına 3700 km. uzaklıkta yerliler tarafından “Te Pito” ya da “Te Henua” olarak adlandırılan ve “dünyanın merkezi” anlamına gelen, Paskalya Adası karşımıza çıkar. Kültürünün gizemi ve manzarasıyla güzelliği nedeniyle en çok turist çeken yerlerden birisidir.

Deniz, yerli halkların çeşitli efsanelere ve mitlerini oluşturduğundan dolayı, Şili halk kültürünün önemli bir parçasıdır.

“Chiloe adası” sakinlerinin anlatımlarına göre “Pincoya” denizlerin ve sahillerin bereket tanrıçasıdır.

Diğer taraftan, bir “Mapuche” efsanesine göre, sularında uyuyan “Cai Cai” denilen “Kötü yılan” körfezde barındırır ve uyandırıldığında büyük felaketlere sebep olur.

Ancak, denizin gerçek veya düşsel tepkisi, Şililerin geleceğinde hiç şüphesiz ki tarihi bir rol oynamıştır ve oynamaya da devam etmektedir.

ŞİLİ İNSANI

Şili toplumu, çeşitli ırkların sürekli kaynaşması sonucu oluşmuştur. İspanyollar, Şili’ye geldiklerinde ülkede 600.000 ile 1.000.000 arasında yerlinin olduğu, bunların yarıdan fazlasının, “Bio-Bio” bölgesinden başlayarak ülkenin güneyinde toplanmış olduğu tahmin edilmektedir.

Bu sebepten dolayı: nüfusun çoğunluğunun temelinin İspanyol ve Aborjin karışımından meydana geldiğini söylemek mümkündür.

İber Yarımadasından yavaş yavaş, kadınların hatta ailelerin gelmesiyle birlikte, doğrudan İspanyol soyundan olanların doğması, yeni var olmakta olan bu milletin, çoğunlukla yüksek sınıfının kökenini oluşturacaktır.

Daha sonraları onlar, “Criollo” (Latin Amerika’da doğmuş Avrupa kökenli kimse) olarak tanınacaklardır.

18’nci yüzyıldaki ticari gelişme ve görülen istikrarın, yeni aristokrasinin oluşmasında pay sahibi olması, ticari alanda özel bir başarı elde edecek olan Bask, Navarro, Kastilyalılar gibi yeni göçmenlerin gelmesine sebep olmuştur.

Aynı şekilde bu yüzyılda, etkileri ve katkılarıyla önemli olacak olan Fransız, İtalyan, İngiliz ve İrlandalılar da gelmeye başlar.

19’ncu yüzyılda, Araucania bölgesine ve daha güneye göçmen çekmek amacıyla ilk iskan kanunları çıkarılır. Çok sayıda Alman göçmeni ve hatta İsviçreliler ve Fransızlar gelirler. Bunu takiben, Yugoslav kökenli göçmenlerin ve adı geçen milletlerden yeni gurupların gelişi izler.

Şili’nin toplum nüfusu: 15 milyon kişidir. Bunların 7.5 milyon civarında erkek ve yine aynı oranda kadından oluşmaktadır. Bu rakamlara göre, ülkede her yüz kadına, 97.12 erkek düşmektedir.

Geçtiğimiz yüzyılda, son nüfus sayımının yapıldığı 1992 yılından 2002 yılına kadar, yıllık nüfus artış ortalaması % 1.2’dir. 1982 yılından 1992 yılına kadar bu oran % 1.6’dır.

Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısından 1952 ve 1992 sayımları arasında nüfus 7.415.406 kişi artmıştır.

Bu artış dereceli olarak özellikle doksanlı yıllardan itibaren giderek düşmüştür. Bu oran itibarıyla Şili, Latin Amerika ülkeleri içinde en düşük nüfus artışına sahip dört ülkeden biridir.

Başkent bölgesinde yaklaşık 6 milyon insan yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu % 19.1, nüfus artış oranı ise % 1.54’ dür. Yeni doğanlar için yaşam beklentisi ortalama 75 yaş olup çocuk ölüm oranı ise %0 95.4’ dür.

Genel olarak, Şili, genç bir nüfusa sahiptir ve neredeyse toplumun yarısının yaş ortalaması 25 civarındadır. Erkek ve kadınların sayısı hemen hemen eşitlenmiş durumdadır.

Tüm ülkede İspanyolca konuşulmakla birlikte, aynı zamanda güneyde “Mapuche” lerin konuştuğu “Mapudungu” kuzeyde “Aymara ve Paskalya Adasındaki yerlelerin konuştuğu “Pascuence” gibi diller de bulunmaktadır.

Bölgesel, dinsel ya da etnik sebeplerden dolayı bölünmüşlük arz etmeyen bir toplumdur. Çoğunluğun dini Katolik olmakla birlikte inanç özgürlüğü bulunmaktadır.

GELENEKLER

Bayramlar arasında en önemlisi: her yıl 18 EYLÜL tarihinde kutlanan “18 Bayramı” dır. Bu bayram: 18 Eylül 1810 tarihinde, ilk kez Hükümet Meclisi’nin kurulmasını anmak amacı gütmektedir.

Bu bayramda: dallardan ve ağaç kütüklerinden oluşturulan ve “ramada” olarak isimlendirilen yerlerde “dans” edilir. İçkiler içilir ve Şili’nin tipik yemeklerinden yenilir.

Bu kutlama, Şili’nin tüm kasaba ve şehirlerinde gerçekleştirilir.

Kuzeyde: TEMMUZ ayı boyunca “Tirana Azizesi”nin onuruna kutlanan bayramda, Katolik inancı: eski danslar, semboller ve “And” müziği ile birleştirilerek icra edilir.

Bu bayram: daha düşük bir seviyede, başka bir kuzey kasabasında gerçekleştirilen bir başka ayin ile “Andacollo Azizesi”nin anısına kutlanmaktadır.

Güneye doğru: mitler ve efsanelerle dolu “Chiole” adasına kök salmış ama aynı zamanda oldukça ilginç bir gelenek yaşatılmaktadır. “La Minga”.

Bu sözcük: ortaklaşa ev nakliyatı demektir. Yani başka bir yere taşınmak isteyen biri, evini o yörede yaşayan tüm insanların yardımıyla taşır. Bu işlem, şu şekilde gerçekleşmektedir.

Ahşaptan yapılmış evler, kalın kütükler üzerine yerleştirilir ve gideceği yere öküzler tarafından yavaşça çekilerek götürülür. Bazen evin taşınması deniz yoluyla da gerçekleştirilir.

Taşıma işlemi bittikten sonra, ev sahibi komşu ve ona yardım edenleri taşınmış olduğu yeni evinde büyük bir ziyafet vererek ağırlar.

RODEO

Özellikle orta ve güney kesimlerde görülen bir gelenektir. Rodeo: yarım ay şeklinde, dairesel ahşap bir yapı içerisinden gerçekleştirilen, iki atlının, genç bir boğayı, daha önceden belirlenmiş noktalarda atlarla yolunu kesene kadar süren takibinden ibarettir.

Yılın belirli bir kısmı boyunca, yarışma şeklinde gelişen bu olay çevresinde, Huaso’ların (Ülkenin orta kesiminde kırsal alanda erkeklere verilen ad) giydikleri kıyafetlerle katıldıkları bu kutlama gerçek bir bayram havasında yaşanır ve ramadalar kurulur.

Çiftçi kesiminin tipik bir bayramıdır.

ŞİLİ MİLLİ DANSI

“Cueca” isimli bu dans: kırsal kesimin dansıdır. Aslında, bu dansın çıkış noktası, bir horozun tavuğa kur yaparak kovalamasının simgesidir.

Gitar, akordion, arp, zilli tef gibi enstrümanlar eşliğinde, hem erkek hem de kadın ellerindeki beyaz mendiller sallayarak Cueca yaparlar.

Salonlarda icra edilen Salon “Cueca”sının giysileri Endülüs bölgesine özgü bazı özel kıyafetler ile büyük benzerlikler gösterir.

Bu dansın kökeni Sömürge (Colonia) dönemine kadar uzanır ve hiç şüphesiz ülkenin kökeninden gelenleri İspanyol unsurları ile harmanlayan bir gösteridir.

GİTAR

Şili müziğine en iyi uyum sağlayan, popüler müzik aletidir. Hemen hemen her zaman kuzey “And” kültürüyle bağdaştırılan Şili müzik kültürünü oluşturan üflemeli ve vurmalı çalgılar, “Mapuche”ler arasında da yaygındır.

Kamıştan yapılmış trompet tipi enstrüman olan “La Trutruca” da bunlara bir örnektir.

Kompozitör, aranjör, şair, zanaatkar da olan, Violeta Para, belki de özgün Şili müziğinin en önemli temsilcisidir.

Kuzey, Güney kesim kırsal hayatının tüm ifadelerini müziğinde bir araya getirmiş ve aynı zamanda Gracias a la Vida adlı şarkısıyla da konu bakımından evrensel nüansları yakalamayı başarmıştır.

EL SANATLARI

KUMAŞ DOKUMA

Yüksek platolarda yaşayan halkların, dokuma tezgahlarında: lama, alpaka ve koyun tüyünden kumaşların dokunması, yaşatılan gelenekler arasında yer alır. İki sebepten dolayı dokuma yapılır.

Birincisi: günlük kullanım için diğeri ise gelecek nesillere miras olarak bırakılmak üzere ayinlerde kullanılan törensel giysiler içindir.

ÇÖMLEKÇİLİK

Volkanik taşlar, kaktüs ahşabı, kamış işlemeleri ile birlikte, kase, tabak ve fincan gibi çömlek, eşya üzerinde çalışılır. Isluga, Toconao, Peine gibi bazı kasabalarda, bu örneklere rastlanmaktadır.

Paskalya adası: Balina kemiklerinden, ahşap ya da yörenin taşlarından yapılmış adı geçen kültüre ait mitolojik heykelleri ile ünlüdür.

Kadınlar: şapka, halı, örtü, çanta ve paspas yapmak için bitki liflerinden yararlanırlar.

Kuş tüyleri ile takım elbiseleri ve şapkaları süslerler.

Kabuklu deniz hayvanlarından kolye ve bilezik yaparlar.

“Mapuchelere” ait gümüş işçiliği, özgün kolye, küpe, bilezik tasarımlarıyla bir kez daha kendisini gösterir.

Bu unsurların büyük bir bölümü, özel ayin giysilerini oluşturup derin bir sembolik anlam taşımaktadırlar. Bu kültürün kendisine has, ahşap ve inek derisinden yapılan müzik aletleri ticari birer ürün olmalarının yanı sıra bayramlarda da çalınır.

“Araucania” bölgesinin başlıca şehri “Temuco”da: hayvanların boynuzlarından bardaklar, kaşıklar ve benzeri objeler üretilmektedir. Daha uzaklarda, Chiloe’de: sepetçilik, aynı zamanda da koyunyününden kalın dokumalar yeniden önem kazanmaktadırlar.

El sanatları: ülkede rodeo yapılan bölgelerin büyük bölümünde “Huaso” kültürüyle iç içe bir şekilde karşımıza çıkar.

Eyer takımlar, üzengiler, dizginler, gümüş mahmuzlar, şapkalar, pançolar, kuşaklar ve chamantolar “Huaso” ların kullandıkları aletlerden bazıları olup, işçiliği, deseni ve renkleriyle zengin Şili kültürünün bir parçasını oluştururlar.

Şili Genel

ŞİLİ’NİN TURİZM YÖNÜ

4.329 km. uzunlundaki toprakları ile Şili, coğrafi ve iklim bakımından, dünyada bu kadar çok çeşitlilikleri bir arada barındıran nadir ülkelerden birisidir. En kuzeyden güneyin en uç bölgesine kadar çeşitli kontrast manzaralar, zengin bitki örtüsü, fauna ve florası ile farklılık gösterir.

Güzellik ve çeşitlilik bakımından “aşırı” derecede zengin bir doğaya sahip, ülkenin kuzeyinde Büyük ve Küçük kuzey diye adlandırılan iki bölge bulunmaktadır.

Bunlardan ilki: ülkenin karasal olarak yaklaşık üçte birlik kısmını kapsar. Ziyaretçiler, burada dünyanın en kurak çölü olan “Atacama Çölü” nün ürkütücü büyüklüğü ile karşılaşırlar. Yıllık yağış ortalama sıfırdır.

Yeraltında bakır, güherçile, gümüş ve tuz gibi zengin maden yatakları bulunmaktadır. Yeryüzünde ise gün doğumuyla ortaya çıkan gayzerler, muhteşem gün batımları, gezegenimizin en şeffaf gökyüzü ile bu nadide manzarayı tamamlayıcı unsurlardır.

Kuzeyde, sıra dağlara doğru tırmandıkça burada bulunan platolar karlarla kaplı volkan zirveleri ve göller şeklinde gizemlerle dolu doğa güzellikleri barındırırlar.

4.500 metre yükseklikteki bu platolarda, turkuaz renginde sular, tuzlalar ve vicuna, guanaco, lama gibi devegiller bulunmaktadır.

Bu bölgenin orta kısmından, bir geçiş yolu açarak toprağın kuraklığına set kurarak önleyen bir su kaynağı bulunmaktadır.

“Lao Nehri” az bir hacme sahip olmasına rağmen, Şili’nin en uzun nehri (480 km) olup, ülkede bol miktarda bulunan su kaynaklarının ilk işaretidir.

Küçük kuzey olarak adlandırılan bölgede, vadiler enlemesine uzanarak Elqui, Limari ve Choapa nehirleri vasıtasıyla beslenir ve bölgede art arda gelen yerlere adlarını verirler. Bu yerler, sebze ve meyve gibi tarımsal ürünlerin gelişimine elverişlidir.

Bu manzaralar: Şili’nin orta kısımlarındaki vadilerde yine Küçük Kuzey’dekilerin (Notre Chico) bir uzantısı olarak karşımıza çıkarlar. Bu bölge, ülkenin uluslar arası çapta prestij ve kabul görmüşlüğü olan Şili şaraplarının ana kaynağı üzümün yetiştirildiği yerdir.

Orta bölgede bulunan sahillerde, çok çeşitli ve sayıda tatil köyleri mevcuttur. Başkent “Santiaga” ve çevresinden gelen sayısız turist, yaz tatillerini geçirmek için bu tatil köylerinden yararlanırlar.

Göl, çağlayan, şelale gibi büyük su kaynaklarına geçit veren doğal açıdan zengin toprakların yansıması olan suyu bol, geniş “Bio Bio” nehri, Güney kısmına açılan coğrafi kapının sınırıdır. İklim, eski güney ormanlarında yetişen tipik bitki örtüsünün gelişmesine uygun, ılıman ve yağışlıdır.

ALIŞVERİŞ

Şili ülkesinde, buraya özgü bir şeyler satın almak isterseniz: dünyaca ünlü “alpaka” kazaklarını düşünebilirsiniz.

Ayrıca: gümüş işleri ve Lapis Lazuli mücevherleri ve yerel pazarlarda bulup satın alabileceğiniz el yapımı “Artesanias” da düşünülebilir.

Şili Santiago

Şili Santiago

 

Şehir ismini “Hz. İsa” nın havarilerinden “St. Santiago” (diğer adı Aziz Yakup) dan almıştır. Şili Santiago, Santiago Şili demektir.

Geniş bir düzlükte Andlar’ın görkemli eteklerinde, hükümetin ticari, sanayi ve finans gibi belli başlı organlarının idari merkezi olan Şili’nin başkenti Santiago uzanmaktadır. Ülkenin kültürel ve sanatsal faaliyetlerinin de kalbi konumundadır. Rio Mapocho nehrinin kıyısındaki vadidedir.

Şehir, Orta Vadi olarak bilinen bölgeye yerleşmiş, doğudan batıya Mapacho Nehri tarafından bölünmüştür. Deniz seviyesinden yükseklik: 520 metredir.

Şehir: bol bitki örtüsü ve uygun iklimi nedeniyle; İspanyollar tarafından; 1541 yılında “Nueva Extremadura” ismiyle kurulmuştur. Şehrin en büyük özelliği: tarihi süreç içinde yaşanmış büyük depremlerdir ve bunun sonucunda, şehirde: tarihi yapıların çoğu yok olmuştur.

Şehrin iklimi: biraz serin olan Akdeniz iklimi görülür. Yaz döneminde sıcaklık 35 dereceye kadar yükselse de, nispeten sıcak ve kuru yaz ayları geçirilir. Kışlar soğuktur. Günlük sıcaklık ortalaması 13 derece civarındadır. Kar yağışı çok nadiren görülür.

1947 yılındaki büyük depremde: şehrin büyük bölümü yok olmuş ve binlerce yaralı yanında, 12.000 kişi ölmüştür. Bu nedenle, Şili ülkesinin diğer birçok şehrinde olduğu gibi, burada da, birkaç istisna dışında, özellikle sömürge dönemi yapıları başta olmak üzere, tarihi bir kalıntı görmek mümkün değildir.

Şehirdeki asayiş: atlı askerler tarafından sağlanmaktadır, yani cadde ve sokaklarda atlarla gezen emniyet görevlilerini göreceksiniz. Şehirdeki elektrik sistemi ise, 220 volt ile çalışmaktadır. Yani, herhangi bir adaptöre ihtiyaç duymadan elektronik cihazlarınızı kullanabilirsiniz.

Para birimine gelince: Santiago şehrinde “Şili Pezosu” (CLP) kullanılmaktadır. Pezo: 1,5, 10,50, 100 ve 500 lük bozukluklar ve 500,1000,2000,5000,10.000, 20.000’lik banknotlar şeklindedir. Şehirde döviz bozdurmak için, her yerde ATM bulabilirsiniz.

Kredi kartına gelince, şehirdeki birçok restoran, dükkan, mağaza, otel ve benzeri yerler, kredi kartı kabul etmektedirler. Yani: döviz bozdururken komisyon ödemek yerine, kredi kartı kullanmanızı öneririm.

Şehirde, resmi dil olarak “İspanyolca” kullanılmaktadır. Şili ülkesindeki Büyükelçiliğimiz, Santiago şehrinde bulunmaktadır.

Şili Santiago

ULAŞIM


Ülkemizden, Santiago şehrine ulaşmak isterseniz: direkt uçuş bulamasınız. Ancak: Paris veya Sao Paulo aktarmalı olarak buraya ulaşmanız mümkündür.

Şehre ulaşım için “Comodoro Arturo Merino Benitez” uluslar arası havaalanı kullanılmaktadır. Latin Amerika havaalanları arasında en işlek olan 5’nci alandır. Şehir merkezinin 26 km. batısında olup, buradan şehir merkezine 15 dakikada ulaşılmaktadır. Ulaşım için “Buses Centropuerto” isimli otobüsleri kullanabilirsiniz. Hemen havaalanı çıkışında, otobüsler her 15 dakikada bir hareket ediyorlar. Otobüs biletini, havaalanı içinden veya dışındaki bilet satış gişelerinden bulabilirsiniz.

Şehir içi ulaşımında, çok gelişmiş metro sistemini rahatlıkla kullanabilirsiniz. Şehir içi ulaşımın diğer aktörleri ise: belediye otobüsleri, ve minibüslerdir.

Şehirde alışveriş yapmayı düşünürseniz: Costanera Merkezine gitmenizi önerimim. Burada, birçok alışveriş ve eğlence mekanı bulunuyor. 600.000 metre karelik bu alanda, 300 metre yüksekliğinde, Gran Torre Santiago gökdeleni de bulunuyor.

Evet, depremlerin tüm yıkım etkilerine rağmen, yine de bu şehir bir kısım ulusal ve tarihi anıtları barındırmaktadır.

La Moneda Sarayı, Cumhurbaşkanlığı köşkü, Milli kütüphane, Şili Üniversitesi Rektörlüğü, Güzel Sanatlar Sarayı, Posta İşletmeleri, Casa Colorada ve San Francico kilisesi şehrin mimari zenginliğini oluşturan belli başlı örneklerden birkaçıdır.

Bunlar, doğu tutkunları için hem bir gezinti hem de rekreasyon yeri olan Santa Lucai ve San Cristobal tepeleridir.

Şili Santiago

GEZİLECEK YERLER

 

AHUMADA STREET


Burası, şehrin kalbinin attığı caddelerdendir. Caddede: birçok kafe bulunmaktadır. Bu kafelerde mutlaka birkaç saat ayırıp bir kahve molası vermelisiniz. Ayrıca: yine cadde üzerinde, çocuk tiyatrocular, gelip-geçenleri eğlendirecek gösteriler sunmaktadırlar.

Ayrıca: alışveriş pasajları, hediyelik eşya, takı, kıyafetler satan yerler bulup satın alabilirsiniz. Caddenin sonunda “Plaza de Armas” meydanı bulunuyor. Gün doğarken ve batarken, caddenin manzarasını izlemenizi özellikle öneririm.

 

PLAZA DE ARMAS


Şehir merkezindeki bu meydan: kare şeklindedir ve merkezin ızgara düzenindeki yapılan ilk meydan olarak önem kazanmaktadır. Şehir merkezinde insanların buluşma noktasıdır.
1541 yılında, kent tasarımı sırasında, Petro de Gamboa tarafından tasarlanmıştır.
Bölge: yayalar için ayrılmıştır, yani trafik yoktur ve bu yüzden çok hareketlidir.

Burada: pansiyonlar, hosteller, restoranlar, müzeler ve doğal güzelliklerin bulunduğu parklar vardır.
Özel zamanlarda: orkestra tarafından müzik yapılır. Ressamlar ve seramikçiler, sanatlarını sergilerler.

Evet, özenle düzenlenmiş bu meydanın çevresinde: birçok tarihi yapı bulunmaktadır. Bunlar: Palacio de la Moneda (yani Cumhurbaşkanlığı Sarayı), Santiago Metropolitan Katedrali, Merkez Postane Binası, Palacio de la Real Audiencia de Santiago (burada Şili Ulusal Tarih Müzesi bulunmaktadır), hemen güneydoğuda 1893 yılında inşa edilmiş yeşil ticari Edwards binası, Santiago Müzesine ev sahipliği yapan 1769 yılı yapımlı Casa Colorado kilisesi, Santiago Belediye Tiyatrosu ve Milli Kütüphane bulunmaktadır. Bunlar:

Şili Santiago

Santiago Metropolitan Katedrali


Depreme rağmen, ayakta kalmayı başarabilen tek ve en eski yapıdır.
Şehrin başpiskoposu burada oturmaktadır. Katedralin yapımına, 1748 yılında başlanır ve 1800 yılında tamamlanır. Yani, inşaatı 240 yıl civarında sürmüştür. Yapı: 1791 yılında: mimar Manuel Tolsa tarafından restore edilmiştir. Güneş Tapınağı olarak da bilinir.

Katedralin iki kulesinde, 16 çan bulunmaktadır. Bu çanların en büyüğü 12 ton ağırlığındadır. Katedralin içinde ise: birçok heykel, sunak, antika ve resim bulunmaktadır.

Katedralin tam önünde ise, sokak tiyatrocuları, çeşitli komedi oyunları sergilerler. Ama, bu katedralde, en çok ilgiyi çeken: “elinde çanı ile gezen papaz” dır

Şili Santiago

Merkez Postane Binası

Meydanın kuzey kenarındadır. Mevcut binanın yapımına, 1881 yılında başlanmış ve Ricardo Brown tarafından dizayn edilmiştir. Şimdiki görümüm ise, 1908 tarihine aittir. Yapı: 1976 yılında, Şili Ulusal Anıtı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

 

Palacio de la Real Audiencia de Santiago- Şili Ulusal Tarih Müzesi

Meydanın kuzeyindedir.
1982 yılından bu yana “Şili Ulusal Tarih Müzesi” burada bulunan, 1808 yılından kalma evlerde bulunmaktadır. 1804-1807 yılları arasında inşa edilen bina, ilk olarak “Şili Kraliyet Mahkemeleri” ne ev sahipliği yapmıştır.

1818 yılında ise, bina, yeni kongre için ilk buluşma yeri olarak kullanılmıştır.

Şili: Ulusal Tarih Müzesi konseyi, 1911 yılında kurulmuştur. Müzenin koleksiyonlarında: kadın giyim, dikiş makineleri, mobilya ve diğer dekoratif ve fonksiyonel parçalar bulunan objeler, daha doğrusu Şili hayatının günlük kullanılan objeleri sergilenmektedir.

Şili Santiago

Palacio de la Moneda-Cumhurbaşkanlığı Sarayı

Orijinal bina: 1784-1805 yılları arasında inşa edilmiş olup, mimar Jaaquin Toesca’dır. Cumhurbaşkanı, Genel Sekreterlik ve Devlet Genel Sekreterliği bu binadadır.
Yapı, İtalyan mimar Joaquin Toesca tarafından 1784-1805 yılları arasında yapılmıştır.

1930 yılında, Anayasa Meydanı, sarayın önüne inşa edilmiştir. 11 Eylül 1973 tarihinde askeri darbeler sırasında, saray Şili Hava kuvvetleri uçakları tarafından bombalanmıştır. Sarayın son restorasyonu 11 Mart 1981 tarihinde tamamlanmıştır.

Evet: burayı ziyaret ederseniz, 1973 yılında Pinochet’in yaptığı darbenin izlerini görebilirsiniz. Her sabah, saat: 10.00’da, koyu yeşil üniformalar giyen kadın ve erkek askerler tarafından yapılan, nöbet değişim töreni ilgi çekmektedir.

 

Santiago Belediye Tiyatrosu

Fransız mimar Edward Baines tarafından, 1857 yılında inşa edilmiştir. 1906 yılındaki depremde büyük hasar görmüştür. Tiyatro binası, ilk olarak: biraz önce de sözünü ettiğim gibi, 1857 yılında “Giuseppe Verdi” nin “Ernani” operası ile sahnelerini açmıştır.

1800 seyirci kapasitelidir. 1927 yılına gelindiğinde, yapı, yine büyük bir yangın sonucu tahrip olmuştur. Bunun sonucunda yapılan çalışmalarda, seyirci kapasitesi 1500 kişiye düşürülmüş, ancak yapının içi daha da zenginleştirilmiştir. 1952 ve 1959 yıllarında yapılan modernizasyonlar sonucu, çok sayıda kültürel etkinlik düzenlenmiştir.

1955 yılında kurulan Santiago Filarmoni Orkestrası, konserlerini burada vermektedir.

Şili Santiago

Biblioteca Nacional de Chile-Milli Kütüphane

Güney Amerika’nın en büyük kütüphanelerinden birisidir. Bugünkü binasına, 1925 yılında taşınmıştır. Kütüphane: geniş ve değerli el yazmaları ve kitap koleksiyonları barındırmaktadır. Bunlardan ulusal tarih hazinesini oluşturan bir kısmı, sahipleri tarafından buraya bağışlanmıştır.

 

Dış İşleri Bakanlığı

Bu yapı, hemen alt caddedir. Ancak: çok ihtişamlıdır ve görmenizi öneririm. Bu yapı: ilk yapıldığında “Şili Parlamentosu” olarak kullanılmış, ancak daha sonra Parlamentonun “Valpario” ya taşınması ile Bakanlık olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Şili Santiago

ŞİLİ ÜNİVERSİTESİ

Latin Amerika’nın ve Şili ülkesinin en eski ve en büyük yüksek öğrenim kurumlarından birisidir. 1738 yılına ait, San Felipe kraliyet üniversitesinin yenilenmesi ve devamı olarak yapılmıştır. İlk Cumhurbaşkanı Andres Bello onuruna, buraya “Casa de Bello” yani “Bellonun evi “ denilmektedir.
Buranın mezunları: 2 Nobel Ödülü kazanmışlar ve diğer mezunlar arasında 22 devlet başkanı bulunmaktadır.

 

MUSEO NATİONAL DE HİSTORİA NATURAL

Burası: Ulusal doğa tarihi müzesidir. Burada: doldurulmuş hayvanlar görebilirsiniz. Bunlar aslında gerçek gibi görünmektedirler ve etkileyicidirler. Burada, ayrıca fosil halindeki hayvanların, canlı iken nasıl göründüklerine şahit olabilirsiniz.

Şili Santiago

MUSEO NACİONAL DE BELLAS ARTES-MNBA-GÜZEL SANATLAR SARAYI

Bu müze: Güney Amerika sanatı için en önemli merkezlerden birisidir. Buraya Pazar günleri giriş ücretsizdir.

1880 yılında kurulan “Sanat Birliği” isimli bir örgüt tarafından yönetilmektedir. Müze, şehrin bayraklı müzesidir. Bunun sebebi: bu müzede: ülkenin en son çağdaş sanat eserleri görebilecek olmanızdır.

Ayrıca: dünyaca ünlü birçok sanat eserini de görmek mümkündür. Bu yüzden, özellikle gençler arasında yoğun tercih görmektedir.

Müze binası: 1910 yılında, Şili’nin bağımsızlının 100’ncü yılı anısına yapılmıştır. Mimar: Fransız kökenli Şilili Emile Jecquier’dir. Burada, eskiden Şili Üniversitesine bağlı Güzel Sanatlar Fakültesi bulunuyormuş.

Bina, 2010 yılı Şili depreminde büyük hasar görmüştür.
Müzenin bahçesinde: ikinci el pazarı kuruluyor. Bu pazarda: yiyecek-içecek, giyim eşyaları ve kitaplar satılıyor. Ayrıca: yine burada çeşitli sanatçılar performanslarını sergiliyorlar.

Şili Santiago

CASA COLORADO KİLİSESİ-MUSEO DE ARTE CHİLENO PRECOMOMBİNO


Dışişleri Bakanlığı binasının hemen yanındaki Adalet Sarayının karşısındadır.

Burası: 1769 yılında inşa edilmiştir. Günümüzde “Museo de Santiago” yani “Santiago Müzesi” ne ev sahipliği yapmaktadır. 2 katlı yapıda: kil kiremit çatı, cumbalı pencereler, derin kırmızı duvarlar görülmektedir. Zaten, bu kırmızı duvarlar nedeniyle, yapıya “Red House” yani “Kırmızı ev” ismi verilmiştir.

Müzeyi ziyaret etmek isterseniz: iki büyük avluda yürüyerek, Kolomb öncesi dönemine ait ilginç objeler görebilirsiniz. Zaten müzenin ismi de Kolomb öncesi Sanat Şili Müzesidir.

Müze koleksiyonu: Şilili mimar ve antika toplayıcısı Sergio Larrain Garcia-Moreno tarafından 50 yıllık bir süreçte edinilmiştir. Koleksiyon, 4 alanda bölünür. 4500 yıllık uygarlıklarının izlerini görebileceğiniz bu müzeyi, mutlaka gezmenizi öneriyorum.

Yani: müze yalnızca klasik antropolojik veya Etnoğrafik bir müze olarak kalmamış, değişik objelerin her türü sanata dönüştürülmüştür. Harika sergiler, taş, bakır ve altın objeler, yeşim taşı objeler görebilirsiniz.

Alan Mezo

Burada bir heykel bulunmaktadır ki, özellikle görmenizi öneririm “Xipe Totec”.Bu heykel: “Maya kültürüne ait” kabartmadır. Bu tanrıya (Xipe Totec) özellikle İspanyolların fethi sırasında Meksika bölgesinde tapınılıyordu.

Genellikle: tanrıya adak olarak ayinlerde kurban edilmiş insanların yüzülmüş derilerini giymiş olarak tasvir edilmektedir.

Tasvirlerde, vücudun bir tarafı sarı, diğer tarafı bronz boyanır. Tanrı: yeniden doğuş ve mevsimlerin yenilenmesini sembolize eder. Tanrı tasviri üzerinde bulunan yüzülmüş derilere dokunulduğu zaman, iyileştirici özellikleri bulunduğuna inanılırdı.

Alan İntermedia

Buradaki vitrinlerde, Valdivia (bunlar Amerika’da yerleşmiş en eski kültürdür) kültürüne ait, kakao yaprağı çiğneme çömlekleri görülmektedir. Ayrıca: Veraguas ve Diquis kültürlerine ait altın nesneler sergilenmektedir.

Alan Andes Centrales

Burada mezarlardan çıkarılan maskeler ve bakır objeler sergilenmektedir. Müzedeki en eski tekstil örneği: bu alandadır ve neredeyse 3000 yaşındaki bir boyalı kumaştır. Chavin kültürüne aittir.

Alan Andes del Sur

Buradaki koleksiyonda, Şili ve Arjantin parçaları bulunmaktadır. Bunlar arasında sayılabilecekler: Aguada kültürüne ait enfiye tepsileri ve San Pedro kültürüne ait çeşitli objeler ve İnka Quipu’tudur.

 

PROVİDENCİA-LAS CONDES

Burası: Santiago şehrinin modern yüzünün görüntüsüdür. Burada: büyük alışveriş merkezleri, lüks oteller, şık caddeler, restoranlar ve barlar bulunur.
Özellikle: buradaki “Suecia” ve “El Bosque” bölgeleri: şehrin gece hayatının en hareketli yerleridir. Suecia bölgesinde birçok bar bulunmaktadır.

Şili Santiago

ATATÜRK RÖLYEFİ

Giriş bölümü için son bir not: burayı ziyarete gideceklerin belki ilgisini çekecektir, 1926 yılında yapılan antlaşma ile, Şili, yeni Türkiye Cumhuriyetini tanıyan ilk ülke olmuştur. Bu özelliği nedeniyle, Cumhuriyet tarihimizde özel bir yeri bulunmaktadır.

Santiago şehrinin ana caddelerindeki bir parkta “Atatürk rölyefi ve Lisesi” bulunmaktadır. Ülkemizden, binlerce kilometre uzaklıktaki, bu ülkenin, Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’e bu derece sahip çıkması ve önem vermesi; sanırım günümüz için çok anlamlı.


Evet: Atatürk rölyefinin altında, Atatürk’ten övgüyle söz eden bir yazı var. “Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, vatanının fedakar ve sadık hizmetkarı, benzeri olmayan kahraman, insanlık idealinin canlı emsalidir.

Bütün hayatını Türk Milletine adamış, milletine kendi ruhunu, ateşini vermiştir. Hatırası milletinin ruhunu ateşli tutan sönmez bir meşale olarak yaşamaktadır”

Evet, Atatürk için, giriş kısmında sözünü ettiğim rölyef: şehrin, yeni ve güzel bölgesi olan “Suecia” bölgesinde: Türkiye Cumhuriyeti meydanında bulunuyor.

Anıt: 1917 Girit doğumlu Türk heykeltıraş Şadi Çalık tarafından, 1972 yılında bronzdan yapılmıştır. Anıtın açılışı: 1972 yılında, buraya ziyarete gelen İsmet İnönü tarafından yapılmıştır.

 

BARRİO BELLAVİSTA

Şehrin, en güzel barları, gece kulüpleri ve restoranlarının bulunduğu bir diğer bölgedir. Burada, bir Türk restoranı da bulunuyor. Şehrin en iyi gece hayatının burada yaşandığını bilmenizi isterim. Ancak, burası yalnız gece değil, gündüzleri de birçok etkinliğin bulunduğu bir alandır.

Şili Santiago

SANTİAGO BORSASI

Borsa, 1893 yılında kurulmuş ve Latin Amerika’nın en büyük üçüncü borsasıdır. (Brezilya ve Meksika’dan sonra)
Bolsa de Comercio olarak isimlendirilen yapı; 1917 yılında tamamlanmış ve borsa, 1925 yılında açılmıştır.

Şili Santiago

SANTA DOMİNGO CHURCH

Kilisenin ana gövdesi, kesme taşlardan yapılmıştır. Çan kulesi, sıva ile kaplı kil tuğla ile inşa edilmiştir. Mevcut yapı, burada inşa edilen dördüncü kilise yapısıdır. Daha önceki yapılar, 1898-1647 ve 1730 yıllarındaki depremlerde tahrip olmuştur. Dördüncü ve günümüzdeki kilisenin mimarı Juan de los Santos Vasconcellos’dur. 1747 yılında inşa edilmeye başlanan yapı, 1795 yılında bitirilmiştir.

 

MERCADO CENTRAL DE SANTİAGO

Burası, şehrin merkez pazarıdır. 1872 yılında açılmıştır ve 1864 yılındaki büyük yangında, tahrip olmuştur. Orijinal yapıdan günümüze kalan: dökme demir çatısıdır. Tasarım: Edward Woods ve Charles Henry tarafından tasarlanmıştır.

Metal yapı: kare bir kaide üzerinde durur ve tonozlu bir tavana sahiptir. Karmaşık çatı tasarımı, iki katmanlı tasarım ve sekiz küçük çatı ile çevrilidir. Kubbeli bir kule ile taçlandırılarak merkezi piramidal çatı oluşturulmuştur. Yapı: yığma bina ile çevrelenmiştir.

Şili Santiago

TORRO ENTEL

Burası, bir tv. Kulesidir ve yüksekliği 127.4 metredir. Tepesinde bir gözlem güvertesi bulunmaktadır ve burası ziyaretçilere açıktır. Yapı, 1970-1974 yılları arasında yapılmıştır. 1976 yılından sonra ilk televizyon yayınları başlamıştır.

Uzun yıllar, Şili ülkesinin en yüksek yapısıydı ve günümüzde ise, Santiago şehrinin bir sembolü olarak önem kazanmaktadır. Kule: beton, çelik ve alüminyum kullanılarak yapılmıştır.

Şili Santiago

SAN FRANCISCO KİLİSESİ

Burası, şehir merkezinde bir kilisedir. Kilise, bitişiğindeki manastır ile birlikte, ülkenin en eski sömürge dönemi binasıdır. Yapı: 1622 yılında kutsanmıştır.

Çan kulesi, bir depremde yıkılmıştır. 1751 yılında çan kulesi yeniden inşa edilmiştir. Mimar Fermin Vivaceta tarafından yapılan kulenin tepesinde, bir saat bulunmaktadır.

Şili Santiago

CERRA SANTA LUCİA

Şehir merkezindeki küçük bir tepedir. Tepe 69 metre yüksekliktedir ve 15 milyon yaşındaki bir volkan kalıntısıdır. Yürüyerek, 15-20 dakikada ulaşmak mümkündür. Burası, Santiago şehrinin ilk kurulduğu yer olarak önem kazanmaktadır. Tarihi kalenin yıkıntıları üzerine kurulmuş yeni binalar, bir park ve hayvanat bahçesi bulunmaktadır.

Yüzeyinde: süslü cepheler, merdivenler ve çeşmeler bulunmaktadır. Tepenin üzerinde, Santiago şehrinin eşsiz bir manzarasını görebilirsiniz. Bu yüzden zaten tepe, şehri ziyaret eden turistler tarafından yoğun olarak ziyaret edilmektedir.

Birkaç yıl öncesinde, tepenin ışıklandırma sistemi yapılmıştır. Ayrıca: geleneksel olarak, her öğlen zamanında, tepede bulunan bir top ateşlenir. Tepede ayrıca, 2 metre yüksekliğinde taş bir anıt var. Bu anıt: İmparator Carlos V. Tarafından, Valdivia köyünün yeni arazilerinin açılması ile ilgilidir. Burada: Darwin’in “San Lucia” hakkındaki gözlem ve düşüncelerini kaleme aldığı yazı sergilenmektedir.

 

CERRO SAN CRİSTOBAL TEPESİ

Şehrin kuzeyindedir. Buraya ulaşmak için, Bellavista’dan “fenikülere” binebilir veya “teleferik” kullanabilirsiniz.

Tepenin yüksekliği 880 metredir. Şehrin ikinci en yüksek noktasıdır. Tepenin yerli dilindeki ismi “Tupahue” dir. Cristobal ismi ise, İspanyol fatihlerden “St. Christopher” anısına verilmiştir. Tepenin zirvesinde bir kilise vardır.

Ayrıca: bir amfi tiyatro ve 22 metre yüksekliğinde, bir “Meryem” heykeli bulunmaktadır. Heykel: özel katkılar ve döküm olarak yapılmış ve 1908 yılında buradaki yerinde açılmıştır.

1987 yılında, Papa John Paul II. bu heykelin bulunduğu yerde ayin düzenlemiştir.

Evet, buradan şehrin muhteşem manzarası izlenebilmektedir. Özellikle yaz aylarında, yani hava açıkken ve yağmur yokken, mutlaka buraya çıkın ve şehrin muhteşem görüntüsünü izleyin.

Dağın eteklerinde, şehrin “hayvanat bahçesi” ve “Japon Bahçesi” var.

LA CHASCONA


Burası, ünlü Şilili şair Pablo Neruda’nın, 3 evinden birisidir. Şairin üçüncü eşi Matilda’nın saçlarının dağınık ve gür olması nedeniyle, bu eve “La Chascona” ismi yani “dağınık saç” ismi verilmiştir.

Evi ziyaret ederseniz, evin birçok yerinde “P” ve “M” harfleri görebilirsiniz. Ev: dünyanın her köşesinden toplanmış, aklınıza gelebilecek ne varsa, bir sürü obje ile süslenmiştir.

Bunlar arasında: deniz kabukları, Neruda’nın özel eşyaları, yakın arkadaşı olan Salvador Dali ve Picasso’nu resimleri, kendisine gelen hediyeler ve ödüller ve elbette en büyük onur “Nobel Edebiyat Ödülü” görülebilmektedir.

Denizleri çok seven ancak denizlere açılmaktan korkan şair: evindeki bazı odaları ki, özellikle yemek odasını: bu odada oturanları sanki gemideymiş gibi hissettirecek şekilde dekore etmiştir. Şehrin güzel manzarasını, evin pencerelerinden görebilirsiniz.

Şili Santiago

TİTANYUM LA PORTADA

Şehir merkezinde, finans bölgesindeki bir ofis binasıdır. Ülkenin en yüksek gökdelenidir. Latin Amerika bölgesinin ise, en yüksek 13’ncü binasıdır. 9 şiddetinde depreme dayanacak şekilde inşa edilmiştir.
2007-2010 yılları arasında tamamlanmıştır. Yapının yüksekliği: 194 metredir. Yer üstünde 52 ve yeraltında 7 kat bulunmaktadır. Bu 7 kat, otopark olarak kullanılır.

 

GRAN TORRE SANTİAGO

İspanyolca kelime anlamı “Büyük Santiago Kulesi” demektir.
2006 yılında inşaatına başlanan binanın açılışının 2013 yılında yapılması planlanıyor ve açıldığında: Latin Amerika’nın en yüksek yapısı olacaktır. Binanın yüksekliği 300 metredir ve 63 katlıdır.

 

ARMASA MEYDANI

Burası, muhteşem renkli çiçekleriyle şehrin ortasında bir park-bahçedir. Bahçede: eski tip fotoğraf makinaları var ve isterseniz, bunlarla fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Ayrıca: bu parkın en büyük özelliklerinden birisi de, birçok satranç masası bulunmasıdır ki, bu masaların birçoğu özellikle öğleden sonraları tamamen doludur.

 

PARQUE DE ESCULTURAS

Şehir merkezinde, Macopocho ırmağının çevresinde bulunan “heykeller parkı” dır ve bu parkta 30 heykel bulunmaktadır. Bu heykeller, Şilili sanatçılar tarafından yapılmıştır. Özellikle yaz aylarında: yani Ocak-Şubat aylarında, burada verilen konserleri izleyebilirsiniz.

PARQUE ARAUCO

Şehirde, eğer yerel kıyafetlerden satın almak isterseniz: devasa alışveriş merkezlerine uğramalısınız. Bu alışveriş merkezlerinin açık ve kapalı alanlarında, şaşırtıcı sürprizler ile karşılaşabilirsiniz.

Örneğin: Nike mağazasında, buz pateni alanı bulunmaktadır. Apple mağazasında: zaman zaman canlı müzik yapılır. En muhteşem mağazaların başında ise “Portal La Dehesa” gelmektedir.

VİLLA GRİMALDİ

Burası: 1973-1978 yılları arasında, Diktatör Augusto Pinochet tarafından, işkence merkezi olarak kullanılan tarihi bir yapıdır. Buraya giderseniz, Şili’de bir zamanlar yapılan ve dünyanın pek haberi olmadığı işkencelerin nasıl yapıldığını görebilirsiniz.

Şili Santiago

SANHATTAN EL GOLF

Şehrin ekonomik merkezlerinden birisidir. Burada: mimari yapılar ve heykeller ilgi çekmektedir. Şehrin yüksek binaları, lüks ev ve işyerleri, restoranları buradadır.

Ayrıca, bu bölgede, boyanmış at heykelleri görebilirsiniz. Bu heykeller, değişik sanatçılar tarafından yapılmış ve kendi tarzlarını yansıtacak şekilde boyanmışlardır.

 

Şili Paskalya Adası

Şili Paskalya Adası

Paskalya adası, sadece egzotik bir yer olmakla kalmayıp aynı zamanda kıtada en uzakta kalan yerdir. Büyük Okyanus’un tam ortasında, Şili sahillerinden 3700 km. uzaklıkta (Santiago’dan uçakla 5 saat) bulunan, yerli dilinde, Rapa Nui ya da “Dünyanın göbeği” demek olan bu ada, dünyanın en gizemli kültürlerinden birini barındırmaktadır. Son yıllarda, özellikle turizme açılan bu yöreyi buyurun birlikte gezelim.

Buraya ulaşmanın tek şekli: havayoludur. Santiago havaalanından kalkan bir uçakla, yaklaşık 6 saatlik uçuşun ardından, 3700 km. uzaklıktaki bu adaya ulaşabilirsiniz. Ancak, uçak biletinin çok pahalı olduğunu bilmenizi isterim. (1100 dolar)

Bunun dışında, özellikle Tahiti adasından, buraya uçak ile ulaşım mümkündür.

MÖ. yaklaşık 1200 yıllarında inşa edilmiş olan moais’lerin “büyük taş heykeller” bu denli büyük kütleli taşların o tarihte, bulundukları yere nasıl taşınmış olduklarının arkasındaki sır perdesini günümüzde, arkeologlar hala çözememişlerdir. 1882 yılında, Almanlar, adada etnolojik incelemelerde bulunmuşlar, ancak adada bulunan “Moai” adı verilen insan heykellerinin sırrını çözememişlerdir.

Polinezyalılar olarak isimlendirilen bu halk: yaratıcı ve zeki insanlardı. Onlar: mükemmel kanolar, taş yapılar yaptılar ve sanatsal yetenekleri çok ileriydi. Yüzlerce yıl önce, Pasifik okyanusunda ve Pasifik adalar: korkulu yerler olarak bilinirken, bu insanlar, bu küçük adada, büyük bir uygarlık kurup, kültür yaratmışlardır. Bunlar: herhangi bir kıtaya yada uygarlığa uzak olduklarından, adalılar güneş ve yıldızlarla daha yoğun ilgilenmişlerdir.

Bu insanlar, ülkelerine: Polinezya dilinde “Rapa nui” yani “kuş adamlar ülkesi” demişlerdir. Bu düşünüldüğünde, bir varsayım olsa da “bir zamanlar adaya uçan adamların geldikleri ve ateş yaktıkları “düşünülmektedir. Adada, kayalar üzerine oyulmuş “kocaman gözlü uçan yaratık” resimleriyle, bu varsayım bağdaşmaktadır.

1919 yılında,

Adada 1 yıl kadar kalan bir İngiliz arkeolog: günlüğüne yazdığı notlar arasında: ada yerlilerinden yaşlı bir kadının “sırf düşünce gücüyle, istediği objeyi istediği noktaya taşıyabildiğini” belirtmiştir. Bunun üzerine, aşağıda yoğun olarak sözünü edeceğim taş heykellerin, nasıl taşındığı sorusuna cevap verilebilmektedir.

Erken dönemlerde, buraya “Te Pito O Te Henua” yani “Dünyanın Göbeği” denirdi. 1722 yılında, Amiral Roggeveen, Paskalya adasına gelir. Ada, “Paskalya” günü bulunduğu için “Paskalya Adası” ismi verilmiştir.

Adada yaşayan insanlar, günümüzde çözülemeyen ve “Rongoronga” adı verilen bir dili kullanıyorlardı. Bu dille yazılmış, yalnızca 25 tahta tablet bulunmuş, ancak bunlarda yazılanlar henüz çözülememiştir. Adada, bunun yanında, taş üzerine oyma resimler şeklinde: erken dönemde yaşayan halkı ve kuşları betimleyen birçok resim bulunmaktadır.

Evet: ada, büyüleyici bir açık hava müzesi konumundadır.

Paskalya adasında: Terevaka, Poike ve Rano Kao volkanları bulunmaktadır. Ayrıca: 70 civarında küçük krater vardır. Yani: ada toprakları tamamen volkaniktir. Deniz kenarında, yer yer hafif sert kayalıklar bulunmaktadır.
İklim olarak: adada % 77’lik nem oranı dikkati çeker. Tipik subtropikal iklim, yıl boyunca yağmur yağmasına neden olmaktadır.

Yıllık ortalama sıcaklık ise, 21 derece civarındadır.

Adada: yalnızca masalar-banklar ve sağlık hizmetlerinin verildiği 5 tane kamp sitesi bulunmaktadır. Ayrıca: yine plajların yakınında kamp ve piknik alanları vardır.

Rano Kao bölgesinde iki yürüyüş yolu kullanılır.

Şili Paskalya Adası

RAPA NUİ MİLLİ PARKI

1935 yılında kurulmuştur. Ada topraklarının % 44’lük kısmını kaplar. Parkın en önemli unsurları Moai heykelleridir.

Şili Paskalya Adası

Şili Paskalya Adası

Şili Paskalya Adası

Şili Paskalya Adası

 

MOAİ HEYKELLERİ

Paskalya adasının ana cazibesi bu heykellerdir. Bu adayı ziyaret edenler: bu heykelleri ilk gördüklerinde, heykellerin yüzlerindeki o muhteşem duygu yüklü görüntüyü gördüklerinde; hissettirmeseler de “bir ürküntü” duymaktadırlar.

Peter Sebastian isimli araştırmacı, bu heykellerden 640 tanesini numaralandırarak kayıt altına almıştır. Ancak: bu heykellerin, geçmiş dönemlerde 1000 civarında oldukları da bir gerçek olarak bilinmektedir.

Heykellerden, yalnızca 300 tanesi bugün yapıldıkları yerde durmakta, diğerleri ise, taş ocağında ya da taşınma sırasında adaya saçılmış halde görülmektedir. Sonuç olarak: adada halen 887 heykel bulunduğu, bunlardan 288 tanesinin “ahu” denilen platformlara taşınabildiği görülmektedir. 397 heykel, taş ocaklarında yarım kalmış halde bulunmuş, 92 heykel, nakil sırasında adanın değişik yerlerinde öylece bırakılmıştır.

Yani: heykellerden, yalnızca 3 tanesinden 1 tanesi, düşünülen yerlerine konulabilmiştir. Bu durum, yani heykellerin büyük kısmının, istenilen yere taşınamaması: heykel sürecinde “uzaylılar”ın söz konusu olmadığının en büyük kanıtıdır. Çünkü, elbette, böyle bir durum söz konusu olsa, heykellerin tümü düşünülen yerlerine taşınır ve yerleştirilirdi.

Heykellerin “Peru” ülkesindeki taş işçiliğiyle olan benzerliği nedeniyle, adaya ilk yerleşenlerin “Perulu” oldukları varsayılmaktadır.

Evet, yukarıda da söz ettiğim gibi, birçok araştırmaya rağmen, bu heykellerin ne amaçla yapıldıkları bilinmemektedir. Muhtemelen MS.1000-1600 yılları arasında yapıldıkları düşünülmektedir.

Yüzlerindeki gururlu ifadeleriyle duran heykellerin yapılış amaçları ise, muhtemelen: yerli halkın, ruhlarla iletişim kuran atalarıdır. Hepsi: deniz ufkuna, boşluğa, meraklı ve endişeli bir şekilde bakmaktadırlar. Bu düşünüldüğünde, heykellerin: meçhul bir şeyi bekledikleri düşünülmektedir. Ama, bu meçhul şeyin ne olduğu bugüne kadar anlaşılmamıştır.

Heykellerin boyları: 1-20 metre arasında değişmektedir. Yüzleri iç kesimlere, sırtları sahile dönüktür. Heykellerin 53 tanesi, adanın doğusundaki “Rano Raraku” yanardağının tüflerinden yapılmıştır. Heykellerin kalanları ise: bazalt, trakit ve kırılgan bir madde olan kırmızı cüruftan yapılmıştır. Evet, burada hassas bir nokta ortaya çıkıyor.

Heykellerin yapıldığı taşlar: adada bulunmamaktadır. Yani: muhtemelen bu heykeller: fabrikasyon olarak dışarıda başka bir yerde yapıldı ve bir şekilde adaya getirildi. 1948 yılında, Werner Wolff isimli bir araştırmacı: her ne kadar uçuk bir fikir de olsa, şu yorumu yapmıştır “heykeller, o dönemde aktif olan volkanın içinde yapılmış ve volkanın patlamasıyla, kıyıdaki kaidelerinin üzerine, uçarak yerleşmişlerdir”

En büyüğünün ağırlığı, 50 tondur. Heykellerin en büyük özelliği: çok muhteşem bir şekilde işlenmiş olmalarıdır ki, yontma taş plakaların arasından, bıçak sırtı bile sığmamaktadır. Ancak: insanlar, bir süre sonra, birdenbire bu taş heykelleri yapmaktan vazgeçmişler ve bu durum da anlamlandırılamamıştır.

Bilim adamları, bunun anlamının: ada nüfusunun artmasına paralel olarak, ekosistemin çökmesi sonucu olarak düşünmektedirler. Adada yapılan araştırmalarda: tarihi süreç içinde, bir dönemde, adada yaşayan yerlilerin kendi aralarında kanlı bir iç savaş yaşadıkları görülmektedir.

Hatta, bu iç savaşın “yamyamlık” ile sonuçlandığı da söylenir. Bu iç savaş sırasında, heykellerin çoğu yine yerli halk tarafından yerlerinden sökülürler. Ancak: yakın geçmişte, bu heykeller, günümüz arkeologları tarafından yine ayağa kaldırılmışlardır.

Heykellerle ilgili son bir not: heykellerin yapılış amacı henüz net olarak bilinmese de: bir kısım varsayımlar değerlendirilmektedir. Bunlardan biri “adada, iki kabile yaşamaktadır. Bunlardan bir kabilenin üyeleri uzun kulaklı, diğer kabile üyeleri kısa kulaklıdır. Bu iki kabile arasında büyük bir iç çatışma çıkar ve medeniyet yok olur. Heykeller, çöken medeniyeti simgelemek için yapılmıştır”

Diğer söylenti “yerli bir kavim, 4’ncü yüzyılda, buraya yerleşir ve büyük bir medeniyet kurar. Dev heykelleri yapanlar da bunlardır”

Son bir varsayım: “adanın, kayıp kıta “Mu”nun bir ucu olduğudur ve heykeller, kayıp kıtanın halkı Lemuryalılar tarafından yapılmıştır. “

Heykellerin yapılış amacı hakkındaki teoriler ise: “özellikle halkın tapınma ihtiyaçları için” yapıldıkları düşünülmektedir. Heykeller, genellikle kıyı bölgelerde dikilmişlerdir. Kafaları, vücutlarına oranla 3 kat daha büyüktür. Yüzlerinde ve vücutlarında: estetik burun, çıkık alın ve büzük dudaklar görülmektedir.

Taşınmaları ve yerleştirilmeleri ise, son derece ileri bir teknolojik bilgi, fiziksel güç ve yaratıcılık gerektirmektedir.

Yine de: bu adanın bir volkanik ada olduğunu, üzerinde ağaç yetişmediğini düşünmek gerekir. Bunları düşününce, bu heykellerin taşınması için gereken en basit kütüklerin bulunması imkansızdır. Ayrıca: o dönemde, adada birkaç yüz yerli yaşamaktadır. Taşları dağlardan söken, heykelleri yapan ve bugün durdukları yere taşıyan bu insanlar, nasıl beslendiler, bu faaliyetleri nasıl gerçekleştirdiler, anlamak mümkün değil.

Mısır piramitlerinin büyük bir işçi ordusu tarafından yapıldığı bilinmektedir, ama burada o derece büyük bir nüfus yoğunluğunun olmadığı biliniyor, yalnızca birkaç yüz yerli. Bu birkaç yüz yerlinin: ilkel araçlarıyla, gece-gündüz çalışsalar bile, çelik sertliğindeki volkanik kayaları yerlerinden sökmeleri ve oymalarını anlamak çok zor.

Diğer bir varsayım: heykellerin yapıldığı dönemde, yani volkan aktif hale gelmeden önce, adanın tamamen ormanlarla kaplı olduğu yönündedir. Ama, heykellerin bu ormanların arasından nasıl taşındığı da izah edilememektedir.

Büyük olasılıkla: çok güçlü insanlar, ipler ve ağaç kütükleri kullanılarak yapılmış kızaklar yardımı ile heykeller taşınmış olmalıdır. Bunun sonucunda: adada bütün ağaçlar kesilmiş, doğal hayat çökmüş, kimse yiyecek bir şey bulamamış, bunun üzerine birbirlerine saldırmışlar ve hatta yemişlerdir.

Doğal hayatın bu denli çökertilmesi sonucunda: karada hayvan kalmamış, hatta kano yapacak ağaçları bile kalmamıştır. Balığından, meyvesinden, kuşlarından mahrum bir hayat, doğal kaynaklarının tüketilmesinin en normal sonucu.

Son bir not: heykellerin nasıl bulundukları yere taşındıkları konusunda, son yıllarda yapılan uygulamalı araştırmalarda: heykellerin yanardağ eteklerinde işlendikten sonra, dikey hale getirilerek bugünkü yerlerine çekildikleridir. Günümüz araştırmacıları, ada halkının heykelleri “bir ileri bir geri sallayarak” bunu başardığını düşünüyorlar.