Sakarya Taraklı

Sakarya Taraklı

En son olarak Nisan 2018 tarihinde buraya gittim, gezip gördüklerimi aşağıda okuyabilirsiniz.

Öncelikle şunu bilmenizi isterim. Maşukiye-Sapanca-Taraklı şeklinde yapılan paket turlara katıldığınızda, Maşukiye ve Sapanca bölgelerinde yoğun zaman geçirildiğinden, Taraklı’ya gelindiğinde büyük olasılıkla akşam saatleri oluyor ve buraya muhtemelen 20-30 dakika kadar zaman ayırılıyor. Ziyaretçiler, elbette bu zaman içinde, burayı yeteri kadar gezip görme şansına sahip olmuyorlar, bir de günün yorgunluğu nedeniyle, Taraklı kişilerin gözünde önemini yitiriyor ve buraya gelmenin tamamen bir zaman kaybı olduğu düşünülüyor. Ancak: söylediğim gibi gerek zaman olmaması ve gerekse bütün günün yorgunluğu nedeniyle, buranın önemini anlamak pek mümkün olmuyor.

 

Sakarya Taraklı

Ulaşım

Taraklı: Sakarya ilinin güneydoğusunda, Sakarya il merkezine 65 km uzaklıkta, İstanbul’a 200 ve Ankara’ya ise 270 km uzaklıktadır.

Sakarya Taraklı

Tarih

Taraklı, antik dönemde “Bytinia” olarak isimlendirilen bölgede bulunmaktadır. İsmi “Dablar” olarak bilinir. Hisartepe bölgesinde bulunan iki su sarnıcı: MÖ 2000 yıllarına tarihlenmektedir. Daha yakın tarihlere gelindiğinde ise, yani Osmanlı döneminde: Bizans’a bağlı ve Hıristiyan halkın yaşadığı bir bölge olarak görülür.

Bölge Osman Bey komutanlarından Samsa Çavuş tarafından muhtemelen 1289-1293 yılları arasında fetih edilir. Daha sonra, bölgede Osmanlı egemenliği ve kültürüne ait gelişmeler gözlenir. Özellikle Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine çıkarken burada konaklamış ve Veziri Yunus Paşa tarafından, yine burada, Mimar Sinan’a bir cami yaptırılmıştır.

Sakarya Taraklı
Sakarya Taraklı

 

Genel

İlçenin yüz ölçümü 334 metre karedir ve bu alanın büyük bölümü ormanlıktır.

Hıdırlık Tepesi ve Taraklı Hisarlarının yamaçlarında, bu iki tepe arasındaki vadide kurulmuştur. Yani, ilçenin çevresi tepelerle çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 485 metredir. Eski İpekyolu üzerinde bulunmasına rağmen, Ankara-İstanbul yolu, Bolu üzerinden geçince, önemini kaybetmiştir. Günümüzde “Ankara Caddesi” olarak isimlendirilen ve Taraklıyı ortadan ikiye bölen eski İstanbul-Ankara yolu halen kullanılmaktadır.

Joseph Von Hammer: Osmanlı Tarihi isimli kitabında, burası hakkında yazdıkları “Osmanlı’nın ilk fetih ettiği yerler arasındadır” sözü ilgi çeker. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde, Taraklı hakkında:  “Geniş üzüm bağları, bakımlı bahçeleri ve dere çevresine kurulmuş 500’e yakın evden oluşan mamur bir kasaba, bir hamamı, beş hanı, altı mektebi, 200 dükkanı var. İlçe halkı şimşir kaşık ve tarak yapmaktadır ve bu nedenle bölgeye Yenice Tarakçı ismi verilmiştir” diye yazmıştır.

Sakarya Taraklı

Unesco

Taraklı, 2013 yılında Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi’ne aday olmuştur. Yani: Unesco’nun kriterlerine uygun ve korunması gereken bir kültür mirası olarak değerlendirilmiştir, bence, bu durum Taraklının gezilip görülmesi için en büyük etkendir.

Sakarya Taraklı

Cittaslow-Sakin Şehir

Cittaslow hareketi: 1999 yılında İtalya’da başlayan, büyük şehirlerin karmaşa ve koşuşturmasına karşın, küçük şehirlerdeki hayat kalitesini yavaş hareket çerçevesinde iyileştirmeyi hedefleyen bir oluşumdur. Aslında hareket İtalya’da Roma şehrinde, bir meydana açılması planlanan fast food zinciri mağazasına karşı yapılan bir tepki sonucu doğmuştur. İsmi de “Slow Food” yani “Yavaş Yemek” olarak isimlendirilmiş, zamanla “Cittaslow” yani “Yavaş şehir” olarak anılmaya başlanmıştır.

Hareket, İtalya dışında hızla yayılmış ve Norveç, İsveç, Güney Kore, Avusturya gibi birçok yerde yavaş şehir örnekleri vardır. Şehir merkezinde araba kullanımı yasaklanmış, hamburger mağazası zincirleri ve süpermarketler kapatılmıştır.

Yavaş şehir olarak seçilen şehirlerin logosu “Salyangoz” dur. Ülkemizde: Gökçeada, Yenipazar, Akyaka, Perşembe, Eğirdir, Yalvaç, Vize, Halfeti, Şavşat, Gerze, Uzundere, Göynük ve ardından, 2011 yılında Taraklı, bu ağa dahil edilmiştir.

Seçiminde en büyük etken: İlçenin en büyük özelliği göç almaması ve suç oranının yok denecek kadar az olmasıdır. Toplamda ise 7 ana başlık altında 59 kriter değerlendirilmektedir.

Sakarya Taraklı

Reklam filmi

Taraklının ülke çapında tanınmasındaki en büyük etkin, 2010 yılındaki bir reklam filmidir. Bu filimde: Şener Şen, Olgun Şimşek ve Binnur Kaya gibi sanatçılar oynamış ve filmde Taraklı “Mümkünlü kasabası” olarak lanse edilmiştir. Ünlü bir markanın reklam filmi, sürekli olarak yayınlandığında, Taraklı da ülke çapında tanınmış ve ünlenmiştir. Özellikle Şener Şen’in “Ben bu kasabada her şey mümkün demedim mi” sözü ilgi çeker.

Sakarya Taraklı

Turizm

Burada: Unesco tarafından da seçime esas olan: 100’den fazla Osmanlı dönemi mimari özelliklerini taşıyan, tescil edilmiş ev ve konak bulunmaktadır. Ayrıca: Mimar Sinan tarafından yaptırılan cami de bunlara eklenir. Ancak bu tarihi eserlerde, son yıllarda aslına sadık kalınarak, büyük bir restorasyon, bakım ve onarım çalışmaları yapılmış ve yapılmaktadır. Bunların sonucunda ise, İlçenin bozulmamış tarihi dokusu muhafaza edilmiş, Osmanlı ahşap mimarisinin en güzel örnekleri ortaya çıkarılmıştır.

Sakarya Taraklı

Fotoğraf

Görsel fotoğraf yarışmalarında dereceye giren eserlerden birkaç tanesi “Taraklı” yöresinde çekilen fotoğraflar arasından seçilmiştir. Çünkü: Taraklı, gerçekten büyük bir görsel zenginliğe sahiptir.

Sakarya Taraklı

Ne yenir

Buraya has, yöresel yemeklerin başında keşkek ve etli nohut gelir. Ayrıca, yine “Uhud tatlısı” denen bir tatlı türü vardır. Sakız haline getirilmiş bir tür buğday lapasından yapılır. Şeker katılmaz. Yapımında sadece buğday ve su kullanılır. Yapılması uzun sürdüğü için, sadece özel günlerde yapılır. Bu tatlının yapıldığı “Buğday çimi”: günümüzde Amerika’da kemoterapi karşıtı kanser hastaları tarafından tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Bunların yanında, yöreye özgü bir de köpük helvası vardır. Çöğen otu kökü, yumurta, şeker ve glikozdan yapılır, içine tahin katılır.

Ne Satın alınır

Buraya yolunuz düşerse, merkezdeki meydanda birçok satıcı göreceksiniz. Aslında buradan şimşir ağacından yapılmış objeler ve özellikle kaşık satın almanızı önereceğim, ama daha da önemlisi buradan gerek kendiniz ve gerekse yakınlarınız için, buraya özgü “Uhud tatlısı” satın almalısınız.

Karavan Festivali

Her yıl, Haziran ayının ilk haftası içinde, daha önce futbol sahası olarak kullanılan alanda, gerekli alt yapı tamamlanarak düzenlenen “Karavan Festivali”: 2012 yılından bu yana yapılmaktadır. Yani: Haziran ayının ilk haftasında buraya giderseniz, kamping veya karavanda yaşamınızı sürdürebilirsiniz. Taraklı bunun için uygun şartlar hazırlıyor. Kamp yapanlar Hıdırlık Tepesinde çadırlar kuruyorlar ve karavanlar gelenler ise, Taraklıspor futbol sahasını kullanıyorlar.

Sakarya Taraklı

GEZİLECEK YERLER

Eğer tur ile burayı ziyaret ederseniz, muhtemelen başka yerlere de uğrayacağınızdan, buraya ayrılacak zaman genellikle 20-30 dakika kadar olur. Bu zaman için, turlar genellikle merkez meydanda serbest bırakılır ve ziyaretçiler, bu merkez meydandaki tarihi cami ve satıcıların tezgah ve dükkanlarını ziyaret ederek zamanı doldururlar.

Tabii: Taraklı bunlardan ibaret değildir, özellikle rehberiniz her ne kadar uzak dese de siz mutlaka çınarı ziyaret edin, sizi oraya götürmesini sağlayın. Yoksa merkez meydanda geçireceğimiz zaman, burayı tanımanız için yetmez, merkez meydanda söylediğim gibi, Taraklının en büyük özelliği olan tarihi özellik taşıyan evlerden sadece bir tanesi bulunuyor.

İlçenin ara sokaklarına dalıp, bu tarihi evleri görmenizi öneririm. Yukarı da da belirttiğim gibi, bu tarihi evler gerçekten muhteşem güzeldir. Ama söylediğim gibi, rehberler burayı sona bıraktıkları ve zaman kalmadığı için, çoğu zaman buranın güzelliklerini es geçmeyi tercih ediyorlar.

Sakarya Taraklı Evleri

Taraklı evleri

İlçede Hıdırlık Tepesi ve Taraklı Hisarının yamaçlarındaki vadide, yöreye has mimari özellikler taşıyan evler bulunmaktadır. Bu evlerin büyük kısmı, yaklaşık 300 yıllıktır.

Evlerin en büyük özelliği: “Osmanlı” şehir dokusunu oluşturan tarzdadır. Genellikle ahşaptan yapılmıştır. Ancak özellikle İstanbul’da, bu tür Osmanlı dönemi ahşap evleri yangın ve depremler sonucu yıkılınca, bu tür evlerin büyük kısmı yok olmuştur.

Sadece Anadolu’da birkaç yerde Safranbolu, Taraklı gibi yerlerde, bu tür evler kalmıştır. Bir kısmı konak olarak kullanılan ve bir kısmı ise harabe haldeki bu evler, genellikle üç katlı ve bahçelidir. Kafesli pencereleri, ahşap cumbaları, tarihi alınlıkları ve ilginç figürlere sahip kapı tokmakları görülmelidir.

Bu evlerin en büyük özelliği: Safranbolu evlerinden farklı olarak, birbirlerine benzememeleridir. Hepsinin kendine has tarzı ve boyası vardır. Bu evlerin arasındaki dere: yöreye ayrı güzellik katıyor. Ancak, günümüzde bu evlerin birçoğunun viran olduğunu göreceksiniz.

Çünkü Sit alanı ilan edildikleri için, sahipleri bu evlere çivi bile çakılmaz. Ancak, devlet tarafından da restore edilmediklerinden, içinde oturanların onarmasına da izin verilmeyince, evler çürümeye terk edilmiş haldedir.

Fenerli ev-Haşim ağa evi

Bu 19’ncu yüzyıl yapısı ev, mutlaka görülmelidir. Zaten, Taraklıda her yerden görülür. Aynı zamanda bölgenin en güzel yapısıdır. Zamanında Taraklının en büyük tüccarlarından olan Haşim Ağa tarafından yaptırılmıştır. Dört bir tarafı pencereli “Cihannüması” (buna fener denir) ile tanınır. Bu cihannüma, Haşim Ağa tarafından, Taraklıya gelenlerin kendi evini bulabilmeleri için yaptırılmıştır.

Sakarya Taraklı Yunus Paşa Camii
Sakarya Taraklı Yunus Paşa Camii
Sakarya Taraklı Yunus Paşa Camii

 

Yunus Paşa Camii

Hemen merkez meydanda görülmektedir. Yavuz Sultan Selim, 1517 yılında Mısır seferine giderken, burada bir gece konaklamış ve ardından veziri Yunus Paşa’ya bu caminin yaptırılmasını emretmiştir. Caminin mimarının Mimar Sinan olduğu söyleniyor. Caminin kubbesi kurşun kaplı olduğu için buraya “Kurşunlu cami” de deniyor.

Mimari olarak kare planlı ve tek minarelidir. Cephe duvarları ince yontu taşlarla yapılmış, saçak kornişleri işlenmiştir. Mimar Sinan: taş blokları yerleştirirken, taşların ortalarını oymuş, demir çubuklar yerleştirmiş ve sonra üzerine harç değil, eritilmiş kurşun döktürmüştür.

Cami, bu nedenle, uzun yıllar sağlamlığını muhafaza eden, ender eserlerdendir. Ayrıca, hemen yanında bulunan hamamın, buharları, bir tesisat döşenerek, buraya aktarılmış ve ısıtma sağlanmıştır. (Not: cami her ne kadar Mimar Sinan eseri olduğu söylense de, bazı söylentilere göre Mimar Sinan, buraya hiç gelmemiş, sadece caminin çizimlerini göndermiştir.)

Evet, ilçeye gelen ziyaretçilerin en çok uğradığı burası “bugüne kadar birçok deprem görmesine rağmen hala dimdik ayaktadır.”

Sakarya Taraklı Tarihi Hamam

Tarihi Hamam

İlçe merkezinde, Yunus Paşa camisinin yanındadır. Hamamdan çıkan buhar, ilk yapıldığında Yunus Paşa camisinde, alttan ısıtmada kullanılıyormuş. Hamam Osmanlı döneminden kalmadır. Ayrı bölümlerde: eski ve yeni olmak üzere iki havuz vardır. Caminin restorasyonu sırasında, hamam tamamen işlevini yitirmiş, yerden ısıtma özelliği kaybolmuştur.

 

Taraklı Müzesi-Kültür Evi

Merkez meydanda, eski konaklardan birisidir. Yapı 1930 yılından itibaren: okul, belediye binası ve hükümet konağı olarak kullanılmıştır. 2001 yılında ise restore edilerek kültür evi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Burada: yöresel kadın kıyafetleri, Taraklılı hattat Saim Özel’in eserleri, Taraklı evleri minyatürleri, demirden yapılmış çeşitli sanat eserleri sergilenmektedir.

Alman çeşmesi

Yunus Paşa çarşısındadır. 1930’lu yıllarda burada yaşanan susuzluğu çözmek için Alman Buderus firması tarafından bölgede yaptırılan 7-8 çeşmeden birisidir.

Sakarya Taraklı Çınar ağacı

Çınar ağacı

Yusuf Bey mahallesindedir. Yunus Paşa camisinden yürüyerek 15-20 dakika uzaklıktadır. 700 yıllıktır. Osmanlı devleti, topraklarına kattığı her yere çınar ağacı dikiyordu. Kültür Bakanlığı tarafından doğal anıt olarak tescil edilmiştir. Yakın geçmişte, bir yangın tehlikesi atlatmış, ancak zarar görmemiştir. Ağacın gölgesindeki çeşmeden 277 yıldır su aktığı söyleniyor.

Hisar Tepesi

Hisar Tepesinde tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Kale ve su sarnıcı kalıntıları görülür. Tepedeki su sarnıcının MÖ 1000-2000 yılları arasına tarihlendiği söyleniyor. Burada bir de “Hıdır Dede Türbesi” vardır.

Sakarya Taraklı Termal Kil Hamam
Sakarya Taraklı Termal Kil Hamam

 

Termal-Kil Hamam

Taraklı-Geyve karayolu üzerinde, merkeze bağlı Hacıyakup Paşalar köyündedir. Osmanlı  döneminden kalma kil hamam, günümüzde kaplıca olarak kullanılmaktadır. İlçe merkezine 7 km uzaklıktadır. Burada 15 bin üyeli devre mülkler bulunuyor. Kas-iskelet hastalıkları tedavisinde kullanılıyor. Ortopedik operasyonlar sonrası, uzun süre hareketsiz kalma durumlarında, tedavi edici özellikleri olduğu söyleniyor. Spor yaralanmalarında da kullanılıyormuş.

Düzce Güzeldere Şelalesi

Düzce Güzeldere Şelalesi

İstanbul tarafından gelenler: Hendek çıkışında, TEM Otoyolundan ayrılmalıdırlar. Ankara yönünden gelenler: Düzce çıkışında, TEM Otoyolundan ayrılmalıdırlar.

Daha sonra, Gölyaka’ya ulaşacaksınız. Gölyaka’nın içinde “Güzeldere Şelalesi” takip edin.

Güzeldere Şelalesine, yaklaşık 10 km. lik yolunuz kalıyor. Yol boyunca, oldukça güzel görüntüler ve şirin köyler göreceksiniz.

Eftani gölünün hemen yakınında. Efteni gölünden, yukarı arabayla biraz tırmandığınızda, şelaleye ulaşıyorsunuz. Buralardan içeri girerek: Kocayayla, Kardüz, Torkul, Pürenli ve birkaç yaylaya daha çıkıldığı söyleniyor. Ben çıkmadım. Yorum yapmak istemiyorum. Deneyebilirsiniz. Şelaleye giderken, yol üzerinde, mısır ambarlarının görüntüsü çok güzel. Şelale, Düzce’ye 28 km. ve Gölyaka’ya ise 16 km. uzaklıkta.

Düzce Güzeldere Şelalesi

GENEL

Şelale, Güzeldere köyü sınırları içinde kalıyor. Köyde yaşayan insanların büyük çoğunluğu: Orta ve Doğu Karadeniz’den buraya göç etmiş insanlar. Oldukça misafirperverler ve yoldan geçerken canınız bahçeden bir şeyler çektiğinde, çekinmeden kapılarını çalabilirsiniz. Size, seve seve ikramda bulunacaklardır, göreceksiniz.

Evet, şelale: Güzeldere köyünden geçen, Bicki Deresi üzerinde bulunuyor. Kademeli olarak, blok kayaların üzerinden, 135 metre yükseklikten dökülüyor. Evet, döküldüğü bu yükseklik nedeniyle, Türkiye’nin en yüksek akan şelalesi unvanına sahip. Hatta, dünyanın da sayılı şelaleleri arasında.

Döküldüğü yerdeki rakım: 600 metre. Yani, şelalenin üst noktası, denizden 600 metre yükseklikte.

Ancak: dar bir vadide bulunması ve yoğun orman dokusu ile çevrelenmiş olması nedeniyle, şelaleyi tam olarak göremiyorsunuz. Özellikle, yakınına geldiğinizde, şelalenin tamamını görmeniz mümkün değil. Şelalenin sularına, az aşağıda bir dere daha karışıyor. Bu muhteşem görüntü, gerçekten çok büyüleyici.

Köpük köpük akan suyun şırıltısını dinlemenin zevkini tadabilmek için, zorlu bir patika yolu kat etmek gerekiyor. Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan bu yollar ile, şelalenin düşüş yaptığı, cadı kazanına kadar giden merdivenlerden iniyorsunuz. Ama emniyet tedbirleri ve ikazlara uymak şart.

Dikkatli yürümeniz gerekiyor. Bir de, en başından uyarmam gereken bir konu vardı, lütfen buraya giderken, mutlaka ve mutlaka giysi ve ayakkabı yönünden hazırlıklı gidin. Ayakkabılarınızın su ve nem geçirmeyecek sağlam bir ayakkabı olmasına mutlaka dikkat edin, üşümemek ve ıslanmamak için de, sağlam giysiler almayı sakın ihmal etmeyin.

Evet, devam ediyoruz. Şelalenin doğal oluşumu, özellikle ve estetik yönünden, ayrıca bir doğa harikası. Kuş ve su sesleri, birbirine karışıyor. Ayrıca: şelalenin bulunduğu alanda: Kayın, Gürgen, Köknar, Porsuk, Sarıçam, Karaçam, Kestane, Ihlamur, Akağaç, Dişbudak, Ceviz gibi bitkiler görülüyor. Yaban hayatı yönünden de oldukça zengin bir bölge.

Boz ayı, kurt, çakal, vaşak, karaca, geyik, yaban domuzu gibi hayvanlar görülebiliyor. Bunları söyleyince, tabii, hemen karşınıza çıkmıyorlar, bunların görünmesi tesadüflere bağlı. Yine de, dikkatli olmak gerek, normal yürüyüş patikaları dışına çıkmamak, gurup halinde bulunmak şart.

Burada: hafta sonlarında konaklayabileceğiniz ahşap evler de var. Bu evler: Orman İşletmesi tarafından kiraya veriliyormuş. Ayrıca, ziyaretçilerin dinlenme ve eğlence ihtiyaçlarını gidermek için, bir kısım tesis yapılmış ve günlük 373 kişi kapasiteli bir piknik alanı var.

Düzce Güzeldere Şelalesi
Özellikle: buraya, sonbaharda mutlaka gidin.

En güzel zamanı. Renk renk ağaçların oluşturduğu, görsel bir şölen ile karşılaşacaksınız. Fotoğraf makinanız mutlaka yanınızda olsun, muhteşem resimler çekebileceksiniz. Ama daha önce söylediğim gibi, özellikle güneş battıktan sonra, muhteşem bir nem ve soğuk başlıyor. Tedbirli olmanız şart. Su geçirmeyeceğini düşündüğünüz ayakkabıları giymelisiniz.

SONUÇ

Güzeldere şelalesi, kuş ve su sesinin birbirine kaynaştığı, bir cennet. Gördüklerinize inanamayacaksınız. Günün ve şehrin sıkıntı, yorgunluk ve stresinden kesinlikle uzaklaşacaksınız. Damarlarınızda akan kanın oksijen düzeyinin yükseldiğini hissedeceksiniz. Buralardan geçerseniz, bu doğa harikasını mutlaka görün. Yakınsanız, bir gün ayırıp mutlaka gidin.

Amerika Niagara Şelalesi

Amerika Niagara Şelalesi

Amerika Niagara Şelalesi; Buffalo şehri yakınındadır.

Yolculuk-Ulaşım

Bulunduğunuz yerden, Buffalo şehrine, araç kiralayarak veya uçak ile rahatlıkla gidebilirsiniz. Ben araç kiralayarak gittim.

Yolculuk zor değil, sadece Amerika’nın bu bölgesinde iklim şartları sürekli değişebiliyor.

Haziran-Temmuz aylarında bile, yolda giderken birden fırtına, tipi, muhteşem bir yağmur yağışı ve sis ile karşılaşabiliyorsunuz.

Bu durumda, inanın, bir metre önünüzü göremiyorsunuz ve yapmanız gereken tek şey, otoyollarda çok miktarda bulunan ilk otoparka kendinizi atmaktır.

Bu da mümkün değilse, dörtlü sinyallerinizi yakıp, yolun en kıyısına arabanızı çekip beklemek, çünkü ilerlemeniz mümkün olmayacaktır.

Bunun tek çaresi, otoyollarda, otoparklara girdiğinizde, orada bulunan alışveriş ve diğer kahve, kahvaltı, tuvalet ihtiyaçlarının karşılanması için yapılan tesislerde bulunan televizyonlardan, bulunduğunuz ve gitmeyi planladığınız bölgelerin hava şartlarını takip etmektir.

Bu televizyonlardan herhangi bir anormal hava şartı olması durumunda, mutlaka bilgi veriyorlar. Bunları takip ederseniz, gitmeyi planladığınız bölgede bir fırtına uyarısı alırsanız, sakın gitmeyin, uyarılar bitinceye kadar bekleyin veya yolunuzu değiştirin.

Biraz önce de söylediğim gibi, böyle bir fırtına esnasında ilerleme şansınız kesinlikle yok.

Buffalo kenti

Rahat bir yolculuktan sonra Buffalo kentine geldim. Bu kent, Amerika ile Kanada arasında sınır olan, Niagara nehri kıyısındadır.

Dikkatimi çeken şu oldu, kentten birkaç kez geçmeme rağmen, asla yoğun bir insan sıklığı göremedim.

Halbuki, bu kent; New York eyaletinin ikinci büyük kentidir.

Kent, 19 ve 20’nci yüzyılların başlarından kalma, mimari değeri yüksek binalarla dolu ama dedim ya, insan yok.

Sokaklar ıssız. Hoş Amerika’da çoğu yerde, ıssız sokaklarla veya ıssız şehirlerle karşılaşma şansınız yüksektir.

Amerikalı bizde ki gibi sokaklarda dolaşmıyor. Hafta içi günlerde iş ve ev arasında ve sadece hafta sonlarında ev dışında bulunuyor.

Yani, belli başlı kentler hariç, yoğun kalabalıklar göremezsiniz.

Neyse, bu ıssız kentte bir otoparkta arabayı durdurup biraz dolaşmak istedim, o kadar ıssız ki, sonra vazgeçtim, boş sokaklar ve caddelerde dolaşmak pek keyifli olmayacaktı.

Niagara Şelalesi Yolu

Kent ile Niagara Şelalesi arasındaki yolda, bol miktarda otel var. Daha önce internetten rezervasyon yaptırdığın oteli bir süre aradım.

Yolda bir kaç Amerikalıya oteli sordum. İlginç ve güzel olan şu ki; Amerika da Amerikalılar, yabancılara yardımcı olmayı çok seviyorlar.

Bir yer sordunuz mu, üşenmeden uzun uzun gideceğiniz yeri anlayıncaya kadar size anlatıyorlar, bu yüzden çekinmeden sorun.

Güzel bir otelde, iki büyük yataklı oda fiyatı, geceliği 150 dolardır.

Buranın otellerinde, odalarda genellikle iki tane büyük boy yatak var.

Yani iki kişinin rahatlıkla yatabileceği büyüklükte yataklar var. Oteller çok temizdir. En ilgimi çeken yönü, normal bir otelde en alt katta, kapalı yüzme havuzu bulunmasıydı. Bulunduğum otelde kalabalık vardı, sebebini sordum “Otelde büyük bir briç turnuvası” yapılıyormuş.

Evet, otelin büyük bir salonunu, masa ve sandalyeleri oldukça güzel bir şekilde dizayn etmişler, kapılarda birçok yazılar, çizelgeler ve güzel bir organizasyon.

Evet otelde kahvaltı açık büfe, ancak ücrete dahil değil, isterseniz kahvaltı salonuna inebilirsiniz, ücreti kişi başı 7 dolardır.

Kahvaltıdan sonra arabaya binip Niagara Şelalesine doğru hareket ettim.

Şelaleler, Buffalo kentine, yaklaşık 20 dakika mesafede. Yol üstünde, Niagara nehri üzerinden geçilen köprü ilginç, şelalelerin gözlemlendiği yer aslında bir ada. Bu yüzden köprülerden geçilerek gidiliyor.

Köprülerden geçerken çok küçük miktarda geçiş parası ödeyeceksiniz. Sonra, yol boyunca uzaktan, büyük bir buhar-sis benzeri bir duman görüyorsunuz. Ufka doğru yükselen bir duman, elbette yaklaştıkça anlıyorsunuz ki, gökyüzüne doğru yükselen bu duman, su bulutu, şelaleden yükselen su bulutu.

Nigara Kasabası

Arabanızı otoparka bırakıyorsunuz, Otopark, her zaman olduğu gibi, paralı, en kötüsü 10 dolar.

Otoparkın hemen yanında, büyük bir bina, giriş zemin ve birinci katı elbette hediyelik eşya satışı için dizayn edilmiş, girmemek olmaz, giriyorsunuz.

Amerika Niagara Şelalesi ile ilgili akla hayale gelmeyecek türden hediyelik eşyalar satılıyor. Birkaç Niagara resmi olan kupa veya tişört alabilirsiniz, fiyatlar makul. Bu binanın karşısında Hard Rock Cafe bile var.

Amerika Niagara Şelalesi

Eyalet Parkı

Sonra, Eyalet Parkına giriyorsunuz ve uzaktan su bulutunun görüldüğü istikamette yürüdüğünüzde, kısa bir süre sonra, birçok insanın kıyısında bulunan parmaklıklardan izlediği muhteşem bir şelale ile karşılaşıyorsunuz.

Gerek akıntısı ve gerekse aktığı yerde oluşan büyük su bulutu, muhteşem bir görüntü. Hemen karşıda, Kanada ülkesi şehri, büyük ve modern yapılı binaları ile, Kanada şehri de muhteşem görünüyor.

İlerde ise, Kanada ile Amerika’yı birbirine bağlayan bir köprü. Rainbow isimli köprü. Bu köprü üzerinden kanada ya geçme şansınız var, pasaportunuzu gösterip Kanada’ya geçiyor ve oradaki gümrüksüz mağazalardan alışveriş yapma şansınız oluyor. Ben geçmeyi denemedim, ama sorduğuma göre günübirlik karşıdan karşıya geçmek mümkünmüş.

Amerika Niagara Şelalesi
Biz yine şelaleye dönelim.

Amerika Niagara Şelalesi ile ilgili bir kısım genel bilgi vermek gerekirse, Şelale, bir zamanlar bulunduğu yerden, 12 km. daha ileride imiş. Zamanla aktığı yerdeki taşları aşındıra aşındıra bugünkü yerine gelmiş.

1950 yılında, Amerikalılar, gerek turistlerin daha rahat bir ortamda şelaleyi izlemeleri ve gerekse şelalenin aşındırma özelliği nedeniyle daha geriye gitmesini engellemek için, şelalenin akıntı bölümünü kaya blokları ile desteklemişler ve aşındırma özelliğini bitirmişler.

Ayrıca, gece ışıklandırması düzeni kurarak, şelalenin gece muhteşem bir görüntüye kavuşmasını sağlamışlar. Evet, şelale, Erie gölünden çıkarak, Ontario gölüne dökülüyormuş, 56 km. uzunluğundaki Niagara nehri, bu iki göl arasındaki 99 metrelik yükselti farkı nedeniyle, Niagara şelalesini oluşturuyormuş. Niagara’nın yerli dilindeki ismi “Gök gürültüsü” imiş.

Horseshoe Falls 54 metre yükseklikten, Amerikan Falls ise 53 metre yükseklikten akıyormuş. Şelaleden dakikada akan su debisi ise, dakikada 336 bin metre küp imiş. Aynı zamanda, bölgenin en büyük hidroelektrik santralı da, bu nehir üzerinde imiş.

Dilek tutma

Evet, yüksek bölümden şelaleyi izleyin, resimler çekin. Cebinizdeki bozukluklardan bir kısmını, dilek tutarak, şelaleye atın, bakarsınız tutar, ama adet yerini bulsun.

Amerika Niagara Şelalesi

Şelalenin alt bölümleri

Aşağıya baktığınızda, şelalenin hemen döküldüğü yerde pek yakın olmasa da, bir kısım bot, gemi karışımı teknelerin, turistleri gezdirdiğini göreceksiniz. Ayrıca, bir kısım insanın da, üzerlerinde yağmurluklar ile, şelalenin göle düştüğü yerin gerisinde, aşağıya kadar indiklerini göreceksiniz.

Maid Of The Mıst yani Sislerin kızı denilen ve teknelerin kalktığı bir iskele var. Buradan, yarım saatlik tekne turları, yağmurluk ve asansör bedeli olarak 10 dolar ödediğiniz takdirde, unutamayacağınız bir tekne turu yapabilirsiniz ki mutlaka yapın.

Buraya, gözlem kulesinden asansörle iniliyor. Gözlem kulesi denilince, bu kulenin en üst katından seyir terasına çıkıp, bölgeyi seyretmekte mümkün, çıkın. Ayrıca, aşağıya yani 55 metre aşağıya inip, iskeleden teknelere binmekte mümkün.

Herhangi bir tehlikesi yok. Sürücüleri yani kaptanları yeterince bilgili ve emniyetle tekneler sürülüyor, mutlaka binin. Ayrıca, tekne gezintisi sırasında, kaptanlar bölge ile bilgi veriyorlar.

Bu bilgiler yanında bölgede daha önceki yıllarda şelaleden düşenler, bunlardan ölenler ve yaşayanlar ile ilgili de hikayeler anlatıyorlar.

Gezi otobüsleri

Evet, tekneden sonra, tekrar yukarı çıktınız. Gezi otobüsleri göreceksiniz, park içinde turistleri gezdiren bu otobüslere küçük bir meblağ ile biniliyor ve yaklaşık 30-40  dakikalık bir tur yapıp, yine bindiğiniz yere geri getiriyorlar.

Mutlaka binin, Niagara nehrinin üst bölümlerine kadar gidiliyor, her yer yemyeşil bir güzellik. Park içinde, çeşitli hediyelik eşyaların satıldığı veya yemek yenebilecek yerler de var, bu gezi esnasında görebilirsiniz, isterseniz otobüsten inin, gezin, bir sonraki otobüse ücretsiz tekrar binip gezinize devam edebilirsiniz. Özellikle, nehrin kıyısına kadar yürüyerek inme şansınız var,

Burada yaşayacağınız en büyük duygu, suyun gücünü-kudretini hissedeceksiniz. Gerçekten korkunç bir güç, hediyelik eşya reyonlarında, bu suyun gücünü İsa’nın ilahi gücü ile birleştiren-çağrıştıran çeşitli hediyelik eşyalar ve yazılar gördüm.

Suyun gücü insanın gözünü korkutacak seviyede. Ayrıca, bu kadar bol suyun bulunmasına da özenmemek elde değil.

Evet, Niagara Şelalesi sadece şelale olarak değil bir Milli Park içinde yaratılmış bir gezi ve yaşam ortamı, buralara yakın olduğunuzda mutlaka gidin, görün.

Amerika hakkında genel bilgilerle ilgili yazım için Genel

Amerika Chicago şehri gezi yazım ile ilgili olarak Chicago Gezilecek yerler

Amerika Los Angeles şehri gezi yazım ile ilgili olarak Los Angeles