Çekya Prag gezilecek yerler

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler

STARE MESTO MAHALLESİ


Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerlerde: Prag’ın en etkileyici mahallesi. Buraya: Karl Köprü tarafından ulaşabilirsiniz. Bu yol; Kraliyet yolu, yani: Kralovska Cesta.

Bohemya kralları: taç giyme töreninde bu yolu kullanıyorlarmış. Yol: Prag kalesi ile, kentin kapıları arasında uzanıyor.

Bu bölge: trafiğe kapalı. Nove Mesto mahallesine göre, daha güvenli. Kararmış gotik tarzda kiliseler, barlar ve evlerin arasında dolaşırken, boynunuzu ileri uzatmaktan çekinmeyin. Burada herhangi bir tehlike ile karşılaşma olasılığı yüksek değil. Burada, dikkat etmeniz gereken tek şey; gece kulübüne gitmek üzere dışarı çıkan, genç ve güzel Çek kızlarıdır.

Bunlar: statü göstergesi ürünlerini alıp, başkalarına gösteriş yapmaya çok düşkünlerdir. 

Bu komik görünümlü guruplarla karşılaşırsanız, sakın şaşırmayın. Özellikle: Perlova caddesinde, gecenin ilerleyen saatlerinde, şehrin öteki yüzü burada ortaya çıkıyor. Biraz önce de söylediğim gibi: süslü, abartılı kıyafetleriyle, ünlü Çek güzelleri, adeta bir törende gibi, caddede yerlerini alıyorlar.

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler: Evet, bu mahalle, aynı zamanda: başlıca turist otobanıdır. Bu nedenle: bu bölgede gezerken, yankesicilere özellikle dikkat edin. Bölgenin merkezi: Eski Fiehir Meydanı. Sarı, krem rengi ve nane yeşili binalarıyla, buraya bir düğün pastası görüntüsü yansıtılmıştır.

Seyyar satıcılar ve genelde pek de yetenekli olmayan sokak sanatçılarıyla dolu bir alan. Meydanın; olağanüstü Astromik saati (Orloj): buraya yapılacak her türlü ziyareti değerli kılıyor.

 

Çek Cumhuriyeti Prag Kent Meydanı

KENT MEYDANI (FİEHİR MEYDANI) :

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler, Evet, bu meydanda, eskiden idam cezalarının infazları yapılıyormuş. Çok büyük bir meydan değil. Bu meydan ve çevresinde: pek çok sokak var.

Yani: meydan, çok sayıda gotik yapı ile çevrili. Bu güzelliklerin tadına varmaya çalışırken, inanın yorulacaksınız. Evet, kentin ana meydanındayız.

Şehirdeki gezinizde, burayı merkez edinin, zaten şehrin birçok ünlü mekanı, bu meydanın çevresindedir ve bunların başında Astronomik Saat kulesi geliyor. Şehirde yapılan yürüyüşlerde, buluşma yeri bu meydan kabul ediliyor.

Meydanın ortasında, çeşitli gösteri sanatçıları, gösterilerini sergiliyor ve gerek onları seyreden ve gerekse diğer bütün turistler, bu meydanı sürekli kalabalık yapıyor.

Meydanın merkezinde, banklar var, bunlara oturarak dinlenmek mümkün ama kesinlikle bir şey dikkatinizi çekecektir.

Oturduğunuzda her 5 dakikada bir dilenci gelip, sizden para dilenecek ve hemen bankların yanındaki çöp kutuları, sürekli olarak bazı kişilerce karıştırılacak, yiyecek ve sigara aranacaktır ve siz, bu manzarayı görünce kesinlikle çok şaşıracaksınız. Çünkü sonuçta, bu bulunduğunuz yer, Avrupa’nın tam merkezinde ve dilenci ve çöp karıştıranlar o kadar çok ki gerçekten şaşıracaksınız.

Evet, meydan çok hareketli, biraz önce de söylediğim gibi, şehirdeki yürüyüşlerde, bütün cadde ve sokaklar bu meydana bağlanıyor, yani şehrin en hareketli ve canlı mekanları, alışveriş mekanları, bu meydanın hemen yakınlarındadır.

Meydanda: çok sayıda yiyecek mekanı da var. Şehrin en turistik restoranları, yerel yemek yerleri, pizzacılar bu meydanın hemen yakınında, özellikle turla bu şehre gidenlere rehberlerin önerdiği restoranlar, pizzacılar hemen meydanın yakın sokaklarındadır, buralar tercih edilir mi?

Sonuçta bir şeyler yemek gerekiyor ve bir yerleri seçmeniz gerekecek ve seçilebilir, ama fiyatlar yüksek, yani 2 kişinin rutin bir pizza yemeği, yaklaşık 50 Euro civarında olabiliyor.

Meydanda at arabası ile dolaşmak ta mümkündür. At arabası kiralayabilirsiniz. Ayrıca yine meydanda: ayaküstü bir şeyler yenip atıştırılacak örneğin sosisçi, dondurma, patates kızartması satan yerler de var.

Zaten Astronomik Saat kulesi her saat başı gösteri düzenlediğinden, özellikle saat başlarında meydanda adım atacak yer olmuyor, elbette yankesicilere özellikle dikkat, çünkü insanlar başka şeylere dalınca, cüzdanlarını unutuyorlar. Bu arada, meydanın ortasında bir heykel var. Bu heykel Juan Huss’a aittir.

Kendisi, Protestanların lideri olarak, Katoliklere karşı savaşmış ve yakalanınca, bu meydanda yakılarak idam edilmiştir. Kilisenin hemen önünde, yerde numara plakaları var, bu plakalar meydanda idam edilen Protestanları gösteriyor. Ayrıca heykelin hemen solundaki büyük malikane, çok zengin Kinkskilerin malikanesi olarak bilinmektedir.

Çek Cumhuriyeti Prag
Çek Cumhuriyeti Prag
Çek Cumhuriyeti Prag

 

LADY TYN (MERYEM ANA) KATEDRALİ

14’ncü yüzyılın sonlarında inşa edilmiş. Gotik yapıda bir kilise. Tüm ihtişamı ile kendini gösteriyor. Sanatçı Kafka’yı derinden etkilemiş bir kilise. Katedral oldukça güzel, içeri girip gezebilirsiniz.

Günümüzde, 80 metre yüksekliğindeki; korkunç ve kararmış iki kulesi göze çarpıyor. Bu kuleler: dişi ve erkek varlıkları temsilen, simetrik yapılmamışlar, biri diğerinden biraz daha dar olarak inşa edilmiş. Dişi olan kulenin dar olduğu söyleniyor. Günümüzde, bu kulelerde, geceleri hoş bir şekilde ışık gösterileri düzenleniyor.

 

Çek Cumhuriyeti Prag Astronomik Saat Kulesi
Çek Cumhuriyeti Prag Astronomik Saat Kulesi

 

20160805_185005
Çek Cumhuriyeti Prag Astronomik Saat Kulesi
Çek Cumhuriyeti Prag Astronomik Saat Kulesi

 

ASTRONOMİK SAAT KULESİ

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; içinde en ilgi çeken yerdir. Meydanın hemen girişindedir. Dünyanın en eski, üçüncü astronomik saatidir.

Burada en önemli husus özellikle her saat başı, yapılan gösteriyi izlemek için yüzlerce hatta binlerce kişinin muhteşem bir kalabalık oluşturması, hani derler ya adım atacak yer kalmıyor.

Ama elbette Prag denilince, ilk akla gelen bu Astronomik Saat kulesi ve bunun yıllardır yaptığı gösteridir.

Saatin bulunduğu kulenin yüksekliği: 70 metredir. Bu kuleye çıkmak mümkündür. Ücret ödeyerek kuleye çıktığınızda, şehrin muhteşem güzel manzarasını izleyebilirsiniz, bence mutlaka çıkın, hatta bir de gece çıkın ve ışıklandırmayı izleyin. Yanılmıyorsam 3 Euro olsa gerek.

Evet, Prag’ın en ilgi çeken yapılarından biriDİR.

Astronomik bir saat. 1410 yılında yapılmıştır.

Saatin, usta Hanuş tarafından yapıldığı ve aynısını başka bir yerde tekrar yapmaması için, kral tarafından gözlerinin kör edildiği ve bunun intikamını almak isteyen ustanın, kulenin tepesine çıkarak, kendisini saatin mekanizmasına atarak intihar ettiği ve bu yüzden saatin bozulduğu anlatılmaktadır.

606 yıllık saatin ilginç özellikleri vardır. Tam olarak, ne amaçla yapıldığı bilinmiyor. Saatin: güneşe, aya, gezegenlere ve burçlara göre ayarlanmış 4 bölümü vardır.

Bu yüzden zaten Astronomik Saat olarak isimlendiriliyor.

Ünlü gökbilimci Kopernik’in memleketinde, Illuminati ile ilgili çok şey olması bence doğal. (köprüde de astronomiyle ilgili özellikleri hatırlayınız) Daha sonraları, farklı zamanlarda, saate dokunulmadan, saatin bulunduğu kuleye, çeşitli heykel, mask ve resimler ilave edilmiştir.

Bu güzel kule, II. Dünya Savaşı sırasında, Nazilerin top atışı ile yıkılmış ve savaş bitiminde, orijinal haline geri dönüştürülmüştür.

Evet, kulenin en büyük özelliği, her saat başı olan gösteridir. Bu gösteride: ilk olarak, alttaki ve saatin solundaki iskelet, sağ eliyle bir ipi çeker, sol elinde ise ters çevirdiği bir kum saati vardır ve “hayatı” simgeler ve zamanın hızla akıp gittiği ve hayatın sona doğru yaklaştığını ifade eder.

Ardından, kulenin üstündeki 2 kapak açılır, iki küçük pencere ortaya çıkar ve 12 havari, başlarını göstererek bu pencerelerden geçerler.

Gösteri:

kulenin dışında, üstte bulunan altın yaldızlı bir horozun, uzun uzun ötmesiyle son buluyor. Hoş çıkan ses pek ötmeye benzemiyor ama öyle söyleniyor. Saatte kulede iki yanında 4 heykel bulunuyor ve bunlar “insani” 4 zaafı simgeliyorlar.

Solda, elinde ayna tutan adam “kibir”, sepet taşıyan adan (Yahudi olduğu söyleniyor) “hırs” ve sağdaki 2 heykelden, elinde fener tutan iskelet “ölümü” ve yanındaki heykelde ise başında sarık, sol elinde ud/mandolin benzeri bir çalgı ile bir Türk betimleniyor.

Türk heykelciği, saat çalarken başını “hayır” anlamında iki yana sallıyor.

Bunun temsil ettiği kavram olarak: farklı açıklamalar olduğu söyleniyor. Ancak, ikisinin anlamı da “olumsuzluk” yüklüdür. Kimilerine göre “inadı” temsil ediyor, (çünkü başını iki yana sallamaktadır) kimilerine göre ise “zevk ve sefayı” temsil ediyor. (çünkü elinde çalgı tutuyor.)

Bunların üzerindeki betimlemeleri görmek için, turistler burayı tamamen dolduruyorlar ve ince ayrıntıları uzaktan görmek pek mümkün olmuyor. Ama gösteriyi izlemeden önce, yukarıda yazdıklarımı okursanız, ayrıntıları kaçırmazsınız. Yoksa, hem uzak ve hem de kalabalık nedeniyle ince ayrıntıları seçmek pek mümkün olmuyor.

 

KAFKA CAFE:

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Şehrin sayısız kafelerinden biri olmasına rağmen, en çok rağbet edilenlerinin başında gelmektedir. Çünkü ünlü yazar Franz Kafka’nın babası tarafından geçmişte burası işyeri olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise, neredeyse küçük bir müze gibidir.

Çek Cumhuriyeti Prag Parizka Caddesi

PARİZKA CADDESİ:

Masallardan çıkmış gibi bir yer. İki tarafı da kuleli binalarla bezenmiş bir bulvar düşünün. Tüm meşhur moda firmalarının dükkanları burada ve camekanları, muhteşem süslemelerle ziyaretçilerini bekliyor. Eva Herzigova, Karolina Kurkova gibi ünlülerin fotoğrafları, camekanları süslüyor.

Çek Cumhuriyeti Prag

MALA STRANA MAHALLESİ


Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Prag kalesinin kurulması üzerine, kalenin ihtiyaçlarını karşılamak için, tüccarların ağırlıklı olarak yerleştiği: Mala Strana mahallesi kurulmuştur. Kral IV Karl, zamanında sınırları genişletilen Mala Strana, Kalenin savunmasında oynadığı önemli rol gereği, surlarla çevrilmiştir.

Kral’ın daveti üzerine, bölgeye ağırlıklı olarak Alman tüccarlar ve zanaatkarlar yerleşmiştir. Burada kurulan ilk mahalle: büyük bir yangında ciddi hasar gördükten sonra, yeniden yapılandırılmıştır.

Özellikle, 17’nci yüzyılda yapılmış çok sayıda Rönesans ve barok tarzı kiliseler ve malikaneler var. Bu yapıların çoğu, günümüze dek korunmuş. 10 ve 11’nci yüzyılda, Prag’ın en önemli şehri olan Mala Strana, daha sonra Stare Mesto’nun gölgesinde kalmıştır.

Çek Cumhuriyeti Prag
Kalenin eteklerine kurulan Mala Strana, Vitava Nehrinin batı kıyılarına kadar uzanır.

Karl Köprüsü ile, Stare Mesto Mahallesine bağlanır. Genelde şehri gezmeye gelenler, öncelikle Stare Mesto’yu gezerler. Karl Köprüsünden geçip, Mala Strana’yı gezer ve buradan da, Nerudova Caddesini kullanarak Prag Kalesine tırmanırlar. Önceleri: Pazar yeri olan Mala Strana Meydanı, bölgenin kalbinin attığı yerdir.

Barok yapıların süslediği meydanda gotik iç mekanlarıyla ufak hediyelik eşya ve el sanatları dükkanları, Çek biralarını tadabileceğiniz publar, caz barlar ve kafeler bulunuyor. Bölgeyi dolaşabileceğiniz tramvayın ilk durağı da meydandadır. 

Evet: Mala Strana (küçük mahalle): dolambaçlı sokakları ve sıra sütunları ile, Prag kalesinin önünde uzanıyor. Bu sokaklar: otantik, yıkık-dökük duvarları ve küçük pub’ların kış geceleri sıcak şarap sundukları, karanlık köşeleriyle, kendi bütünlüğüne sahiptir. 

Semtin kalbinde,

Barok saraylar ve Rönesans evleriyle çevrili canlı bir meydan var. Meydanın ismi: Malostranske mamesti. Burada: saklı gotik iç mekanlar ve mahzenler görülüyor. Kırsal bir havaya sahip el sanatları dükkanları, caz barları ve çayhaneler var. 

En ortada ise: devasa kubbesi ve çan kulesiyle, geç barok dönemine ait, anıtsal: St. Nicholas kilisesi var.

Çek Cumhuriyeti Prag

SAİNT NİCHOLAS KİLİSESİ (Chram sv. Mikulase) 

Meydanın ve Mala Strana’nın en belirgin yapısıdır. Aynı zamanda Prag’ın en önemli barok eseridir. Yapımına: 18’nci yüzyılın ilk yıllarında başlanan kilise, 1756 yılında tamamlanmıştır.

Kilisenin mimarları: Kinsky Sarayının da tasarımını yapmış olan Krystof Dientzenhofer ve kilisenin Prag manzarasının önemli bir öğesi olan kubbesini tamamlayan oğlu Kilian Ignac Dientzenhofer’dir. 

Yeşil renkli kubbesi ve yine yeşil olan 80 metre yüksekliğindeki çan kulesiyle, Aziz Nikolaus Kilisesi, günümüzde müzik etkinliklerine de ev sahipliği yapmaktadır.
Saint Hicholas (Noel Baba) yolcuların, kadınların ve çocukların koruyucusu idi.

Bugün de, Çek Cumhuriyetindeki büyük bir azizdir.

Noel Baba, her yıl 6 Aralık tarihinde, kızağını çekerek, caddelerde dolaşır ve çocuklara geçen yıldan memnun kalıp kalmadıklarını sorar. Bugün, aynı zamanda, Hollowen ve Christmas’ın birleşimidir. Mozart’ın Prag’da kaldığı sürede, orgunda bazı eserler çaldığı bu kilise, Mala Strana’nın görülmesi gereken yerleri arasındadır.

Çek Cumhuriyeti Prag Nerudova Sokağı

NERUDOVA SOKAĞI (NERUDOVA ULİCE):

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Mala Strana Meydanının batısında kalan ve Prag Kalesine doğru yükselen bu yol, adını kendi de bu sokaktaki evlerde yaşamış olan Şair Jan Neruda’dan almıştır.

Bu sokağın en önemli özelliği: her evin dışında, farklı şekillerde tasarlanmış olan ev plakalarının olmasıdır. Evler, bu plakalar sayesinde birbirinden ayırt edilir ve evin kime ait olduğu anlaşılırmış. Bunun sebebi ise, bu evlerin Prag’daki hane numaralama sisteminden önce yapılmış olmasıdır.

Çek Cumhuriyeti Prag
Üç Kemancı (No.12) adresindeki ev, burada yaşayan ve keman üreterek hayatlarını kazanan, üç kemancının evidir.

Kırmızı Kaplan (No.41) adresindeki ev, Çek ressam Petr Brandl’in evidir. Altın Aslan (No.32)’da; Ulusal Müze’ye ait tarihi eczaneler sergisi gezilebilir.

Ayrıca, günümüzde İtalyan Büyükelçiliği olan ve girişinde dev kartallar olan Thun-Hohenstein Sarayı’nı (No.20) ve Yeşil Istakoz’u (No.43) ve Altın Nal (No.34) görmenizi öneririm.

Çek Cumhuriyeti Prag
Çek Cumhuriyeti Prag

 

Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü

KARL (VI. CHARLES) KÖPRÜSÜ (KARLUV MOST) 

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Köprünün inşaatına: Çek mimarisinin ustalarından, Otto tarafından başlanmış, ancak, Kral Charles IV’ün baş mimarı olan Peter Parler tarafından, 1357 yılında bitirilmiştir.

O dönemde, süsleme olarak yalnızca birkaç haç kullanılmıştır. 

Çekler, bu köprüye: Karluv Most diyorlar.

Şehrin kalbi. Astronomide, dönemin en ileri milletlerinden biri tarafından yapıldığı için olsa gerek; köprünün en büyük özelliği, yapımında astronomiden yararlanılması. 1 3 5 7 9 7 5 3 1 düzeni göz önüne alınmış ve köprünün inşaatı için, ilk taş; 1357 yılında, 9’ncu ayın, 7’nci günü, saat: 05.31’de konulmuş.

Ne kadar doğrudur bilmiyorum, böyle olduğunu söylüyorlar. Köprünün ilk yapımında taşları birleştirmek için, yumurta akı kullanılmış.

Duyduğuma göre, krallık köylerden yumurta akı istemiş, bir köy halkı durumu yanlış anlamış ve istenen yumurtaları pişirerek göndermişler. Köprünün uzunluğu 515 metre, yüksekliği 10 metredir. Köprünün “Kampa adasına” inen merdivenleri ayrı güzelliktedir.

Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü
Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü
Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü
Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü

 

Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü
Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü
Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü
Çek Cumhuriyeti Prag Karl (VI Charles) Köprüsü

 

Üzerinde bulunan 30 heykel ise;

Katoliklerin baskısıyla, daha sonraki yıllarda; 1683 ile 1928 yılları arasında, yine astronomi göz önüne alınarak, çeşitli aralıklarla yerleştirilmiş. Günümüzde, bu heykellerin çoğu kopyadır. 

Çünkü: şehrin, geçen yıllarda yaşadığı kötü hava koşulları, heykellere büyük zararlar vermiş. Şu anda: 75 heykel bulunuyor. 

Bu heykellerden özellikle 2 tanesi önem kazanıyor. 

Heykellerden 8 numaralı olanı John Nepomuk isimli bir  rahibe aittir.

Bu kişi, yaşadığı dönemde rahip olarak görev yaparken, bir gün güzeller güzeli kraliçe, günah çıkarmak için rahibin yanına gelir. Bunu duyan kral Wenceslas, kraliçenin aşk konusunda rahibe itiraflarda bulunduğunu düşünerek rahibi yanına çağırttırır ve kraliçenin konuşmalarını kendisine aktarmasını ister.

Rahip, tanrı huzurunda verdiği sözü bozamayacağını ve bu konuda tek bir kelime bile etmeyeceğini söyler. Bunun üzerine sinirlenen kral, rahibi köprüden nehre attırır ve rahip ölür. Ancak  söylentilere göre, rahibin cesedi nehirde suya batmaz ve bir hale gökyüzüne yükselir.

İşte rahibin tam nehre atıldığı yerde, bu heykel bulunuyor.

Evet, burada bir dilek tutup, haç ya da haleye dokunursanız “dileğinizin” gerçekleşeceği söyleniyor. Öte yandan, tunç heykel, bu dilek tutma niyetini ellerle oluşan sürtünme nedeniyle parlamış, gıcır gıcır olmuş durumdadır.

Bu rahibin bir heykeli de, kale bölgesindeki katedralin bahçesinde görülecektir. Diğer göze batan heykel gurubu ise, biz Türklerle bağlantı kurulan bir heykel gurubudur. Burada bir küme insan temsil ediliyor.

En altta: zindan içinde kurtarılmayı bekleyen insanlar görülüyor. Zindanın yanında, ayakta, sarığı, kalın ve sarkık bıyığı, belinde palası, sırtında kamçısı, göbekli cepkeni, uzun kaftanı ile bir “yeniçeri” görülüyor. İnsanların öbür yanında, bir köpek var.

Yeniçerinin üstünde, başında haç bulunan bir geyik ve en tepede “kurtarıcı aziz şövalye” heykeli bulunuyor. Heykelin yapım yılı 1854 yılıdır. Osmanlı artık “hasta adamdır”, Aziz Şövalye ise kılıcı ile, yeniçerinin tepesindedir. Burada betimlemek istedikleri konu: eğer Osmanlı gelirse, sizleri böyle köle yapar.

Halbuki Osmanlı Prag şehrine hiç gelmedi ama demek ki ünü bu kadar yayılmıştır.

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Prag şehrinde her gün yüzlerce insanın geçtiği bir köprüye böyle bir heykel yapılması, her gün buradan geçen insanlar için bir uyarı gibi olmuş, sonuçta: bizim için, Türkler için, elbette kara propaganda, duyduğuma göre bir aralar, Dışişleri Bakanlığı bu heykelin kaldırılması için bazı girişimlerde bulunmuş ama aldıran olmamış.

Katolik kilisesi, insanları korkutarak yönlendirdiği için, Türk korkusunu insanların içine, her daim geçip durdukları bir köprüde böyle bir heykel yaparak iyice işlemeyi, Türk düşmanlığını pekiştirmeyi düşünmüş olsa gerek. Bize nasıl baktıklarını, bizi nasıl görmek istediklerini düşünüyorsanız, bu heykelin karşısına geçin ve bir süre izleyin.


Köprü çıkışında: güzel bir kule var.

Üzerine çıkmak için, merdivenleri dön dön bitmiyor, ama üzerinden harika fotoğraflar çekmeniz mümkün. Kulenin üstünde, sağda işkence aletleri müzesi bulunuyor. Özellikle: ilkbahar ve yaz aylarında, turistlerin ve yöre halkının en çok gittiği yerlerden biri, bu köprü. Muhteşem bir manzara izleyebilirsiniz.

Köprü üstünde yürüyüş yapabilirsiniz. Güneşli günlerde, köprü üstünde, hediyelik eşya satanlar, kukla oynatanlar, müzisyenler ve ressamları görmek mümkün. Bir yanda köprünün bir yerlerinde çalmakta olan keman sesini duyarken, diğer yanda da, polka müziğini işitebilirsiniz.

Ayrıca: burada ilginç gösteriler de görebilirsiniz. Örneğin: bir adamın, iki düzine bardakla çaldığı, klasik müzik konseri dinlemeniz mümkün. Köprü, akşamları aydınlatılıyor. Aydınlatılmış hali ile daha bir başka güzel. Fırsat bulursanız, köprüyü akşam saatlerinde de gezin, görün.

Karl Köprüsünü geçtikten sonra: Stare Mesto mahallesine ulaşacaksınız

 

Çek Cumhuriyeti Prag

PRAG (Hradchany) KALESİ

Hradcany Tepesinde bulunuyor. Kalenin de içinde bulunduğu bu mekanlar topluluğu: kraliyet mekanı olarak isimlendiriliyor. Kale: bir bakıma kraliyet sarayı statüsünde. Kaleye girmeden önce: Hradcany Meydanını geziyoruz.

Çek Cumhuriyeti Prag

HRADCANY MEYDANI (Hradancy Namesti) 

Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Kale inşa edildikten sonra, kralın hizmetinde çalışan insanların yaşamaları için, kalenin yanına yeni bir yerleşim yeri kurulması gerekmiş ve bugün Hradcany Bölgesi olarak bilinen yerleşim, Prag kalesinin ana giriş kapısının hemen karşısındaki açıklık alana kurulmuş.

Schwarzenberk Sarayı:

Prag Rönesans saray mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Sarayın tavan süslemeleriyle, yine sarayın içinde bulunan “Askeri Tarih Müzesi” görülebilir. Saray: 2007 yılında oldukça kapsamlı bir restorasyona sokulmuştur.

Toscana Sarayı:

Meydanın batısındadır. Erken barok mimarisi binalarındandır. 1689-1691 yılları arasında, J. B. Mathey tarafından tasarlanmıştır. Çatı katında bulunan dinsel heykeller: J. Barokof’a aittir.

Martinic Sarayı:

16’ncı yüzyıldan kalma olan bu saray, bugünkü halini 1620 yılında almıştır. Jaroslov Borita of Martinice, Rönesans dekorasyonu kullanarak sarayı yeniden dekore ettirmiş ve Martinic amblemini, girişe koydurmuştur.

Saray, şu anda Prag şehri Mimarlar Odası Başkanına ev sahipliği yapmasının yanı sıra, konserlere, sergilere ve edebi çevrelerin toplantılarına da ev sahipliği yapıyor.

Meydanda görebileceğiniz en süslemeli yapı: Başpiskoposluk Sarayı’dır. Saray, yılda yalnızca bir gün, Paskalya’dan önceki Perşembe günü, ziyarete açıktır. Sarayın hemen yanında: Avrupa Sanatları Ulusal Galerisi (Narodni Galerie) bulunuyor.

Bu arada: meydanın tam ortasında, Meryem Ana ve Bohemya’nın 8 azizinin heykeli bulunuyor.

Evet: Hradcany Meydanı’ndan kale içine girmeden önce, bu büyüleyici şehri, yukarıdan görmek isterseniz, kale kapısının güneyinde, bir süre durup dinlenebilir ve fotoğraf çekebilirsiniz.

Çek Cumhuriyeti Prag

Evet, kalede gezmeye başlıyoruz.

Kale, Guinnes Rekorlar kitabına göre: dünyanın en büyük antik kalesi olarak tescillenmiş. 870 yılında inşa edilmiş. Sürekli olarak üzerine yapılan eklemelerle kale geliştirilmiştir.

Bir kaleden daha fazlasını içinde barındıran yapı 14’ncü yüzyıla kadar, bir saraya, kiliselere ve manastırlara ev sahipliği yapmış ve 1541 yılında bir yangında büyük hasar görmesi üzerine, büyük bir yenilemeden geçmiştir.

Rönesans tarzı mimariyle yenilenen kale, 14’ncü yüzyılda, Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun kalbinin attığı yer haline gelmiştir. 17’nci yüzyıla kadar, sürekli olarak yenilenen kale, her dönemin mimari akımlarının izlerini taşıyor.

17’nci yüzyılda, İmparatorluğun başkent değiştirmesi üzerine, kale önemini yitirmiştir. 1920’lerde, Çekoslovakya’nın bağımsızlığını kazanmasıyla, kale ve içerisindeki yapılar, genel bir onarımdan geçirilmiş ve Çek Cumhurbaşkanlığı’nın ofisi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Günümüzde de, hala kalenin bir bölümü, Çek Cumhurbaşkanının ofisi olarak kullanılmaktadır ve diplomatik bir önem taşımaktadır.

Çek Cumhuriyeti Prag

Evet: kale gezimize devam edelim. Kalenin, kentin tepesinde yükselen silüeti, zaten sizi kendisine çekecektir. Kaleden aşağıya doğru baktığınızda, Prag’a niye 100 kuleli kent denildiğini anlayacaksınız.

Kale: pek çok parçaya sahip. Ama, kalenin en hoş özelliği: Prag ile ilgili panoramik manzaralara sahip olan birçok teraslara sahip olmasıdır. Gerçekten, güzel enstantaneler yakalanabilir. Ancak, havanın buna imkan vermesi, sis-pus olmaması gerek.

Bir saray, baş döndüren ve sakin bir katedral, iki müze, bir manastır ve çeşitli, etkileyici galeriler ve konser salonları var.

Deli İmparator Rudolp II (1583-1612): bu tarihi idare merkezinde, geç Rönesans döneminde, sanatçı ve simyacıları kente toplamaya başlamış. Simyacılar özellikle, kale yakınlarındaki Golden Lane Sokağında toplanmışlar.

Evet: kalenin giriş kapısında: küçük çizgili kulübelerde, 2 askerle birlikte, düello yapan, iki dev titan heykeli var. Titan: Yunan mitolojisine göre, efsanevi altın Çağ’da dünyayı yönetmiş olan güçlü tanrı ırkıdır.

Çek Cumhuriyetinde, günümüzde: zorunlu askerlik hizmeti olan bir ordu yok. Ordu profesyonel. Cumhurbaşkanı rezidansı önünde nöbet bekleyen askerlerin üzerindeki üniformalar: “Amadeus” filminin Oscar ödüllü tasarımcısı tarafından hazırlanmış. Zaten, o film, Prag’da çekilmiş.

Kale: üç avludan oluşuyor. Bu avlulardan, atlarla sarayın üst katlarına çıkılıyormuş. İlk; iki avludan geçerek yürümeye devam ettiğinizde: St. Wencesia’sın mezarının üzerine yapıldığı, St.Vitus Katedralinin sivri tepelerine ulaşacaksınız. Kalenin tam zıt kısmı, buraya çıkıyor.

AZİZ.VİTUS KATEDRALİ (KATEDRALA SVATEHO VİTA) :

Katedral oldukça ürkütücü bir yapıda. Prag piskoposluğunun, başpiskoposluğa yükselmesi üzerine, Kral IV Karl, katedralin yapımını başlatmıştır. 1344 yılında yapımına başlanan katedralin tamamlanması, yaklaşık 600 yıl sürmüştür.

Kral, IV Karl, katedralin, Fransız gotik yapılarına benzemesini istediği için, Fransız bir mimarı Prag’a davet etmiştir, fakat katedral tamamlanamadan Fransız mimar, hayatını kaybeder. Bunun üzerine, Alman bir mimar ve oğulları, katedralin yapımını devralırlar.

Prag’ın geçirdiği sıkıntılı yıllar ve şehirde devam eden diğer çalışmalar, katedralin yapımında aksaklıklara neden olmuş ve katedral, ancak 1929 yılında tamamlanabilmiştir.

Katedralin uzunluğu: 120 metre ve genişliği 60 metredir. 

Katedralin bugünkü giriş kapısı: batı kapısıdır.

Ama, 19’ncu yüzyıla kadar giriş için güney kapısı kullanılıyormuş. Altın taç kapı diye bilinen, güney kapısı, Venedikli sanatçılar tarafından yapılan “Son Yargı” mozaiği ile süslenmiş.

Cam ve doğal taş parçacıkları ve altın yaprakları kullanılarak yapılan mozaik, katedralde görülmesi gereken yerler arasında. Katedralin duvarları boyunca uzanan şapeller, yapının görkemine dikkat çekmektedir. Bu şapeller arasında en önemlisi: Aziz Vaclav Şapelidir.

Prensin lahdi için gotik tarzda, bir odada tasarlanmıştır. Duvarlarda, Kral Vaclav’ın hayatının resmedildiği freskler, pahalı taşlar ve altın yapraklar dikkat çekmektedir. Şapelin arkasında bir oda da, Kraliyet mücevherlerine ayrılmıştır.

Çek kraliyet tacının da içinde bulunduğu mücevherler, yalnızca önemli resmi günlerde ortaya çıkarılıyor. Ayrıca: katedralin en alt katında: Çek tarihinin en önemli kral ve prenslerinin lahitleri ( 4.Karl, 2.Rudolf gibi) de bulunuyor.

Çek Cumhuriyeti Prag
Prag’da:

Karl ve Maria Teresa isimleri, medeniyeti getiren kutsal kişiler olarak anılıyor. Her yanı: altın varaklarla bezeli. Buranın vitrayları öne çıkıyor, çok güzel. Bu katedrali; Prag kartpostallarında görebilirsiniz. Katedralin içine girmek mümkün.

Katedralde, günümüzde hala ayinler düzenleniyor. Bu ayinler sırasında, katedrale ziyaretçi sokmuyorlar. Bu arada: hani Kral Karl’dan söz etmişken, hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Kral Karl, Fransa’da okumuş. Hakkında, birçok spekülasyon var.

Zaten; St. Vitus katedrali de: Fransa-Strasbourg’daki katedral örnek alınarak yapılmış. Yani: büyük bir Fransız etkileşimi söz konusu. Pek çok Çek kralı; bu katedralin altındaki yer altı mezarlarında yatıyormuş.

Çek Cumhuriyeti Prag
Evet; üçüncü avluya geliyoruz.

Avlunun: güney ucunda: Eski Kraliyet Sarayı bulunuyor. Bohemya prenslerine ev sahipliği yapan saray, 9’ncu yüzyılda inşa edilmiştir. Fakat, ilk yapımı üzerine pek çok değişiklik de geçirmiştir. Günümüzde, sarayda görülebilecek en eski kalıntılar:

Romanesk döneme aittir. Romanesk mimarinin yanı sıra Gotik ve Rönesans mimarisinin de etkisinin görülebileceği gibi, Eski Kraliyet Sarayı’na yapılan en önemli ekleme: Ladislav Salonudur.

1502 yılında tamamlanan salon, yapıldığı dönemde sütunlarla desteklenmeyen ve sivil amaçlara hizmet etmek için yapılmış en büyük salondu. Günümüzde de, bu salonun kaburgalı tavan örtüsü ve geniş açıklığı, Gotik dönemin en güzel örneklerinden biridir.

16’ncı yüzyıldan itibaren, salon: taç giyme törenlerine, şövalye turnuvalarına, eğlencelere ve değerli eşyaların satıldığı pazarlara ev sahipliği yapmıştır. At sırtındaki şövalyeler, salona hafif eğimli merdivenlerden girerlerdi. Bu merdivenler, günümüzde turistler tarafından sarayı gezmek amacıyla kullanılıyor.


Salon:

Günümüzde, Çek Cumhurbaşkanlığı yemini, devlet törenleri ve sergiler gibi etkinliklerde kullanılmaktadır. Salonun güneyindeki gözlem galerisinden, muhteşem Prag manzarasını izleyebilirsiniz.

Aynı avlunun, doğu ucunda: Aziz George Bazilikası var. Eski kraliyet sarayını geçip, doğuya doğru ilerlediğinizde, Aziz George Meydanı’na ulaşacaksınız. Meydandaki yapılar, alçı süslemeler ve aşı boyasıyla renklendirilmiş dış cepheleriyle dikkati çekiyor. Meydanda: eski bir kilise de var.

Çek Cumhuriyeti Prag

AZİZ.GEORGE BAZİLİKASI (BAZİLİKA SVATEHO JİRİ) 

Sarayın ilk kilisesi yani Bohemya’nın en eski bazilikaymış. 9’ncu yüzyılda inşa edilmiş. Bazilika: yangınlar ve yıkımlar sonucu pek çok değişikliklere maruz kalmış. Ancak, yapılan restorasyon sonucu pırıl pırıl olmuş, yepyeni görünüyor.

Bugünkü kırmızı, krem renkli dış cephesi, erken dönem barok mimarisinin eseridir. 1000 yılı aşkın bir geçmişi olan bazilika, günümüzde Ulusal Galeri’nin bir parçası ve Bohemya’nın Gotik ve Barok dönemlerine ait sanat eserleri de burada sergileniyor. Ayrıca, bazilikada, zaman zaman klasik müzik konserleri de düzenleniyor.

Yapının geniş, yüksek ve boş sayılabilecek iç alanının mükemmel akustiği, keyifle klasik müzik dinlemek için oldukça elverişli. Burası: Prag’daki en üst düzey papazın rezidansı olarak kullanılıyormuş. Sokakta, ayrıca: yalnızca sahibelerin kaldığı bir kilise-manastır tarzı yapı daha var. Yol üzerinde: Eiffel kulesinin, birkaç boy ufağı bir yapı ile karşılaşacaksınız.

Çek Cumhuriyeti Prag Petrin Kulesi
Çek Cumhuriyeti Prag Petrin Kulesi

 

PETRİN KULESİ

Bu kule: orijinalinden, üç yıl sonra yapılmış. Zaten, dikkat ederseniz, kulede, Prag’daki Fransız izlerinin farkına varacaksınız. Kule; şehri kuşbakışı görebileceğiniz şekilde, bir tepenin üzerine kurulmuş. Bu noktaya: teleferikle çıkmak mümkün. Ancak: büyük bir park içinden, yürüyerek de çıkılabiliyor. Teleferik başında, genelde uzun kuyruklar oluşuyor.

Bu nedenle: kendinize güveniyorsanız, park içinden yürüyerek tırmanın. Yemyeşil ağaçlar ve çimlerle kaplı, kocaman bir park içinde, elma ağaçlarından elma kopararak çıkabilirsiniz. Manzara muhteşem, hava harika. Petrin kulesi: Paris’te bulunan Eifell kulesinin, dörtte biri oranında ve onun benzeri olarak yapılmış.

Yaklaşık: 60 metre yüksekliğinde. Kuleye çıkmak için: 299 basamak merdiven çıkmanız gerekiyor. Ancak: tepeye çıktıktan sonra, tüm Prag ayaklar altında, bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Muhteşem bir manzara var.

Evet, burayı da gördükten sonra, buradan: Jirksa’ya doğru ilerleyin. İşaretler, sizi Prag’ın en ilginç sokaklarından birine götürecek.

Çek Cumhuriyeti Prag Golden Lane-Altın Sokak

GOLDEN LANE (ALTIN YOL SOKAĞI)

Altın yol sokağı. Sokak: kalenin kuzey duvarına bitişik, sıralı renkli kulübeler göreceksiniz. Tıpkı, bir peri köyü gibi. Bu minyatür binalar, fakir, kale hizmetlileri ve askerler tarafından, 16’ncı yüzyılda yapılmış.

Burası ilk yapıldığında, kaleyi korumakla görevli atıcıların yerleşmesi için yapılmış, ancak atıcıların sayısı fazla, alan küçük olunca, ortaya bu küçücük kulübeler çıkmış. Zamanla, bu evlerde yaşayan atıcıların yerlerini: zanaatkarlar, simyacılar ve sanatkarlar almış ve sokak, 20’nci yüzyıla kadar, yoksullara sığınak yapmıştır.

Sokağın adı: Rudolf II yönetimi zamanında, burada yaşayan ve metalleri altına dönüştürmeye çalışan simyacıların hikayelerine dayanmaktadır. Bu iki-üç katlı 1-2 metrekare genişliğindeki evleri dolaşırken, kendinizi, Gulliver cüceler ülkesinde gibi hissedeceksiniz.

Çek Cumhuriyeti Prag Kafka Evi

KAFKA EVİ

Franz Kafka’da, bir süre, 22 numaralı evde yaşamış. Fotoğrafları ve kişisel eşyalarının sergilendiği Kafka’nın mavi evi: restore edilmiş. Nobel ödüllü şair Jaroslav Seifert’de birçok eserinde buradan ilham almıştır. Günümüzde, bu evler hediyelik eşya dükkanlarına dönmüş. Bu binaları görmek ve ufak yolda yürümek için ücret ödemeniz isteniyor, bence değmez.

Tercih sizin. Altın yoldan doğu kapısına ilerlediğinizde, yol üzerinde görülebilecek yerler arasında: Narodni Müzesine ev sahipliği yapan Lobkowitz Sarayı ve Siyah Kule (Cerna vez) var. Yol, bu son kulenin altındaki Eski Kale Basamaklarında sonlanıyor. Bir pitoresk merdivenler, sizi Mala Strana bölgesine, eski şehir merkezinin batısına çıkarıyor.

Çek Cumhuriyeti Prag Toy Museum Hracek

TOY MUSEUM HRACEK (OYUNCAK MÜZESİ)


Prag kalesinden, şehre inilen yolda, çok güzel bir müze. Giriş ücretli. Müze girişinde “Star Wars” filminde kullanılan tiplerin oyuncakları var. Müze çok zengin ve göz alıcı. Eski daracık ahşap merdivenlerden tırmanarak üst kata çıkın.

Çek Cumhuriyeti Prag
Çek Cumhuriyeti Prag

Birçok oyuncak göreceksiniz. Müzenin en ilginç kısmı: Barbie koleksiyonu. İlk Barbie’den günümüze yüzlerce bebek yan yana, camekanların arkasında, rengareng dizilmiş. Bu bebeklere bakında, on yıllar boyu, modanın nasıl değiştiğini anlamak mümkün. Çıkışta, müze mağazasından, alışveriş yapabilirsiniz.
  

JEWİSH QUARTER (YAHUDİ MAHALLESİ)

Evet, Yahudi mahallesinde ilk dikkati çeken: Naziler bölgeye gelmeden önce doğal nedenlerden ölmüş olan Praglı sanatçı Franz Kafka’nın: anısına dikilen bir heykel var. Franz Kafka, burada yaşamış. Aslında: Alman Yahudi’sidir. Heykel: İspanyol Sinegogu’nun önünde bulunuyor. Burada: Stranova Sinegogu var. Parizska ve Cervena caddelerinin kesiştiği noktada bulunuyor.

Tuğla yapılı erken gotik mimari özelliklerini taşıyan eski bir yapıdır.

Güzel görünümlü bir Sinegog.

Mahalleyi: ikiye ayırıyor. Bahçesinde: “Bilek” tarafından yapılmış bir “Musa” heykeli var. Bu Sinegog: 700 yıl boyunca, Prag’ın Yahudi topluluğunun ruhani merkezi olmuş. Ayrıca: Yahudi Belediye Sarayı var, günümüze sağlam olarak ulaşmış. Zidovska Radnice olarak isimlendirilen bu yerde: karekteristik kulübesi ve bunun üzerinde bulunan İbranice dilindeki saat, dikkat çekiyor.

16’ncı yüzyıl sonlarında yapılmış olan bina, daha sonraları Yahudi bölgesi Belediye Başkanı olan Mordechai Maisel’in topladığı yardımlar ile, 1763 yılında tamir ettirilmiş ve bugünkü rococo sitilini elde etmiş. Buradaki saat kulesinin ibreleri, saat yönünün tersine hareket ediyor. Eski Yahudi Mezarlığı. Sizi çok etkileyecek bir yer.

Dünyadaki en eski Yahudi mezarlığı. 15’nci yüzyıldan kalma. 1787 yılına kadar kullanılmış. En eski mezar: 1439 tarihli, Avigdor Kara, en yenisi ise 1787 tarihli Mozes Bacek’e aittir. Mezarlıktaki, en ünlü mezar ise: Rabi Low ya da gerçek adıyla, Jehuda ben Becalel’e aittir. 1975 yılında, çok sıkı bir çalışma ile, tüm mezar taşları restore edilmiştir. Yahudiler, getto dışına gömülemediklerinden: 100 bine yakın ceset, buraya gömülmüştür.

Mezarlıktan: Pinkas Sinegogu’na geçiliyor. Burada, iç mekan duvarında: Bohemya ve Morovya’da soykırımda öldürülen 80 bin Yahudi’nin ismi yazılı. Ayrıca: bu sinegog’da bir sergi daha var. Girişin hemen yanında, neo-romanespue tarzında, 1906 yılında inşa edilen salonda, soykırım sırasında, Terezin Toplama Kampında tutulmuş Yahudi çocuklarının yaptıkları resimleri içeriyor. Yalnız: bu sergileri görmek ücretli, unutmayın.

Çek Cumhuriyeti Prag Mihulka Barut Kulesi

MİHULKA BARUT KULESİ (PRAŞNA VEZ MİHULKA) 


Hradcany bölgesindedir. Bu kule, 15’nci yüzyıl sonlarında, kalenin kuzey surlarının bir parçası olarak yapılmış ve daha sonra barut deposu olarak kullanılmıştır. 20 metre yüksekliğindeki kulede, simya çalışmaları için de bir oda yapılmıştır.

Kule: 1982 yılında bu yana simya, ortaçağ sanatı, astronomi ve savaş tarihi gibi sergilere ev sahipliği yapmaktadır. Barut kulesinin yakınında, 1781 yılına kadar hapishane olarak kullanılan ve adını buradan kalan bir mahkumdan alan: Dalibor Kulesi (Daliborka) görülebilir.

Çek Cumhuriyeti Prag
Çek Cumhuriyeti Prag Wellenstein Sarayı

 

WALLENSTEİN SARAYI (Valdstejnsky Palac)

Çek Cumhuriyeti Prag

30 yıl savaşlarının en önemli generallerinden Wellenstein için yaptırılmıştır. Prag’daki barok tarzdaki ilk saraydır. Bahçeleri de, kendisi kadar etkileyici olan saray, günümüzde konserlere ve resmi kutlamalara ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, Çek Cumhuriyetinin Senatosu da buradadır. Saraya giriş ücretli. Ancak: bahçeleri gezmek ücretsiz. Bahçelerde bulunan çeşmeler ve heykelleri görebilirsiniz.

SHRAHOV MANASTIRI


Tam tepede yer alıyor. Zengin bir kitaplık ile güzel bir barok tarzı kiliseyi, bu kompleksin içinde görebilirsiniz. Yüksek tavanlarındaki resimler, tavana kadar raflarda yer alan yüzlerce yıllık el yazması kitaplar ile tek kelimeyle muhteşem bir kütüphanedir. Bahçesinden ise, Prag’a tepeden bakarak, en güzel resim ve görüntüleri alabilirsiniz.

Çek Cumhuriyeti Prag Loreta Kilisesi

LORETA KİLİSESİ


Dış görünüşü ile dikkati çeken bu sarı-beyaz renkli, barok tarzı kilise, gezilmeye değer. Kapısından girdiğinizde, avlunun ortasında küçük bir şapel olan Santa Casa var. Bu şapelin içinde ise: kucağında zenci bebek İsa’yı taşıyan, zenci bir Meryem heykeli var. Bu şapelin: melekler tarafından, İtalya-Nazareth’ten; Loreta’ya yani buraya taşındığı varsayılıyor.

Ayrıca: Kalvanistler tarafından çıkarılan bir yangından etkilenmemiş olması gibi, mucizelerden söz ediliyor. Bu küçük binanın taş işlemeleri çok güzel. Bu şapeli çevreleyen Palas’ın ikinci katında; pek çok diğer mücevher ile birlikte, 6000 civarında elmas ile süslenmiş ve ortasında kocaman bir elmas bulunduğu söylenen, Monstrance mücevherinin sergilendiği bir müze var.

Ayrıca: Çek Cumhuriyeti hazineleri, burada sergileniyor. Saat başında; kilisenin orijinal çanının müziğini dinlemeyi unutmayın.

 

NOVE MESTO


750 metre uzunluğunda ve 60 metre genişliğinde bir meydan. Daha çok, Paris bulvarlarını hatırlatıyor. Meydan: 19 ve 20’nci yüzyıllarda, pek çok olaya tanıklık yapmış. 1848, 1918, 1948 ve son olarak Kadife Devrimin gerçekleştirildiği 1989 yılında, binlerce insan, bu meydanda toplanmış. Meydan: günümüzde: mağazalar zincirleri ve sosis büfeleriyle, fahişeler ve uyuşturucu satıcıları ile anılıyor.

Kültürel ve sosyal yaşamın merkezi. Ayrıca: pek çok otel, mağaza, restoranlar ve kafeler buraya ayrı bir canlılık kazandırıyor. Araç trafiğine kapalı. Yalnızca: özel izin belgesi olan araçlara giriş izni veriliyor. Sağlı-sollu çiçek tarhları çevresinde oturma gurupları bulunuyor.

1348 yılında, yeni şehir kurulduğunda, bu meydanda, ilk dönemlerde “at pazarı” kuruluyormuş. Burada: heybetli ama tatsız, Ulusal Müze (Narodni Museum) var. Ayrıca: 1680 yılında, St. Wenceslas’ın at üstündeki heykeli meydana dikilmiş ve daha sonrasında da meydana ismi verilmiş.

Çek Cumhuriyeti Prag Ulusal Müze

ULUSAL MÜZE (NARODNİ MUSEUM)

Wenceslas Meydanının bulunduğu yokuşun en tepesinde bulunuyor. İhtişamlı bir müzedir.

J. Shultz tarafından tasarlanmış. 1885-1890 yılları arasında inşa edilmiş. Binanın ana cephesi: 100 metre genişliğinde. Binanın dekorasyonu, merdivenleri, galerileri ve tabii ki en önemli yeri olan kubbesi; birçok değerli sanatçının imzasını taşıyor.

Giriş katında: genelde, sergiler bulunuyor. Geçmişten günümüze, dünya tarihini gözler önüne seren sergi, dünyanın tüm bölgelerinden toplanmış, mineraller ile ilgili bir sergi. Tarih öncesi Çek Cumhuriyetinin gelişimi ile ilgili bir sergidir.

İkinci katta ise: paleontolojik sergilerin yanı sıra, bir balina iskeletinin de bulunduğu sergi bulunuyor. Pek mükemmel bir müze değil, ücretli, girip girmemek sizin tercihinize kalmış. Evet: burada ilginç bir özellik daha var. 16 Ocak 1969 yılında, Jan Palach, 21 yaşında bir üniversite öğrencisi. Prag Üniversitesi’nde ekonomi okuyor. Rus tanklarının Prag’a girişini protesto etmek için, kendini yakıyor.

Yer: Prag’ın ünlü Welceslas (Vaclevske) Bulvarı. Ulusal Müzenin önü. Onu, 3 hafta sonra, bir adaşı daha izliyor. 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Jan Zaljic, aynı yerde, aynı amaçla kendini yakıyor. Bulvar, Sovyetlere direnişin sembolü oluyor. Rus askerleri, bu meydanda 3 kişiden fazla gencin, bir arada bulunmasını yasaklıyor.

Günümüzde: Vaclevske Bulvarı:

Prag’ın en modern caddesi. Köprülerin altından çok sular geçti. Jan’ların düştüğü yerde: siyah bir plaket duruyor. Plakete, her gün yüzlerce insan çiçek bırakıyor. Devir değişti. Düşünceler, kavramlar değişti. Plakette: Jan Palach – Jan Zaljic’in portreleri, ölüm tarihleri yazılı ve mermere yalnızca şu kazınmıştır.

Çek Cumhuriyeti Prag Televizyon Kulesi

”Komünizmin kurbanları anısına.” Biraz önce söylediğim gibi: burası enteresan bir yer. Şehrin para çılgını insanlarının ve mağazalarının bulunduğu bir mahal. Burada; bulunduğunuzda, her bakımdan dikkatli olmanızda yarar var. Gerek yankesiciler ve gerekse buraya bulunan diğer insanlar, güvenlik açısından turistler için problem yaratıyorlar. Yankesicilik yanında, kavga çıkartma olasılığı da fazlaca.

TELEVİZNİVYSİLAC PRAHA (TELEVİZYON KULESİ)


100 metre uzunluğundaki kule, Prag’ın her yerinden görülüyor. 1970 yılında inşa edilen ve modern mimarinin örneği olan bina, Komünist rejim sırasında, batıdan gelen Tv sinyallerini bozmak amacıyla yapılmış. Kulede, bir de restoran bulunuyor.

JOHN LENNON DUVARI


Beatles’in efsanevi üyesi John Lennon, 1980 yılında vurulduğunda, gençler, bu duvarı renkli ve sanatsal boyamalarla ve şiirlerle anıtlaştırmışlar. John Lennon, bir barış sembolü ve sisteme karşı savaşan bir kişiydi. Polis, bu projeyi durdurmak istedi, ancak sonuçta barış ve sevgi kazanmış.

 

PANSKY DUM


Ev, 1750 yılında: Kont Kinsky emriyle yaptırılmış. Kont, aktör Klaus Kinsky’nin atalarından biri. 2’nci katta bulunan sergi alanında: uluslar arası sanatın örneklerini gezerken, alt katta: jaz ve klasik müzik dinleyip, şarap içebileceğiniz bir mekan var.

Çek Cumhuriyeti Prag Opera-Stone Bell Sarayı

OPERA-STONE BELL SARAYI


Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler; Stone Bell Sarayında verilen konserlerde, ünlü arya ve düetleri dinleyebilirsiniz. Opera resitallerinin yanı sıra, dünyaca tanınmış misafir sanatçıları eşsiz yorumları ile burada dinlemek mümkün. Bir kadeh şampanya bilet fiyatına dahildir. Mozart, operaların operası olarak bilinen “Don Giovanni” yi, Prag için bestelemiştir.

Çek Cumhuriyeti Prag

THE ESTATES THEATRE. TYLOVO DİVADLO


1781 yılında, Frantisek Antonin Nostic’in emriyle yapılmış. Wolfang Amadeus Mozart’ın operalarını performe ettiği tiyatro binalarından bir tek bu ayakta kalmış. Mozart; Prag’ı sevmişti.

Ünlü besteci: Figorunun Düğünü adlı eserini, bu şehirde yazmış ve bunun üzerine tiyatro yönetmeni opera yazmasına izin vermişti.

Sonuç olarak da ortaya: Don Giovanni çıkmışTIR.

Yani, bir anlamda, Prag için yaratılmış. Tiyatro binası: 1984 yılında, yönetmen Milos Forman tarafından: Amadeus filminin çekimleri sınasında Don Giovanni sahnesi için de kullanılmıştır. Ve film için ayrılan bütçenin bir kısmı da tiyatronun onarımı için harcanmış. Uzun yıllar kapalı kalan tiyatro binası, onarıldıktan sonra halka açılmış. 

Aynı zamanda, Don Giovanni operasının, Dünya premiyerini, 1787 yılında, Estates Tiyatrosunda, Mozart, bizzat kendisi yönetmiş. Tiyatro: bu harika operayı, o dönemin otantik kostümleri ve atmosferini yaratarak izleyicilere yaşatıyor. İtalyanca olarak seslendirilen bu eser, yaklaşık 2 saat sürüyor. Meraklıları için muhteşem bir imkan.

Çek Cumhuriyeti Prag Zizkov Anıtı

ZİZKOV ANITI


Buradaki at heykeli, dünya üzerindeki en büyük at heykeli olma özelliğini taşıyor. Heykelin bulunduğu bölge, genellikle Zizkov adıyla anılsa da, gerçek adı: Vitkov’dur. General Jan Zizkas, bu bölgede, sayıca çok az olmalarına rağmen, imparatoru bozguna uğratmayı başarmıştır. Bu olay, 9 metre yüksekliğindeki heykelin erozyona uğramasına neden olmuş. Prag civarındaki en iyi manzaranın bu bölgede olduğu söylenebilir.

Çek Cumhuriyeti Prag

THE OLD/NEW SYNAGOGUE İN THE OLD TOWN (Eski kentteki Eski-Yeni Sinegog)

Tarihi 13’ncü yüzyıl ortalarına dayanan sinagog bu yönüyle Avrupa’daki en eski sinagog olma özelliğini taşıyor. Kapıları: Prag’daki en eski kapılardır. Bir söyleyişe göre binanın yapıldığı taşlardan biriyle gelen bir melek o binayı sonsuza dek koruyacaktır. Gotik sanatın ilk örneklerinden olan sinagog, 19’ncu yüzyılda onarım görmüş ve dini hizmetlerde kullanılmış. Burayı gezerken kadın ve erkek ayrımına dikkat edin. (Dini hizmetler sırasında kadınlar için ayrılan yerlerle erkekler için ayrılan yerler birbirinden farklıdır.) Sinagog halen kullanımda.

 

Çek Cumhuriyeti Prag Vitava Nehri
Çek Cumhuriyeti Prag Vitava Nehri

 

VİTAVA NEHRİ TEKNE GEZİSİ 

 Çek Cumhuriyeti Prag gezilecek yerler;  nehri: Prag’ı güzelleştiren bir nehir. Hatta: Vitavin (Moldavit) adı verilen, doğal yeşil camın, bu nehirden çıkarıldığını, bir meteor yağmuru sonrası, nehirde doğal yeşil camlar oluştuğu söyleniyor.

Bu taş kıvrımları, yaprak şeklinde olabiliyor ve kolye-yüzük olarak bayanlar tarafından, oldukça itibar görüyor. Evet, Vilata nehri turunu, 10-15 Euro karşılığında kendiniz yapabilirsiniz.

Çek Cumhuriyeti Prag şehri hakkında genel bilgiler için.

Çek Cumhuriyeti Prag şehri gezi planı için.

 

 

 

İstanbul Çekmeköy

İstanbul Çekmeköy

 

Bizans döneminde, Beykoz’dan Alemdağ’a kadar bütün alan ormanlarla kaplıydı. Meludion denen yerde, Bizans İmparatorları tarafından yaptırılan bir av köşkü vardı. Bizans imparatoru Kontakuzinos: kızı Teodora’yı Orhan Bey ile evlendirmiş, ancak amacına ulaşamayınca tacını ve tahtını bırakarak Alemdağ Mangallar Manastırında keşişlik yapmaya başlamıştır.

Bölge: Orhan Gazi döneminde fetih edilmiştir.

Osmanlı döneminde, bölge İstanbul şehrinin odun ve kömür ihtiyacının önemli bölümünün karşılandığı bir yerdir. Genellikle dağlardan ve korulardan temin edilen odun ve kömürler arabalar ve hayvanlarla en yakın iskelelere getirilir ve buradan gemilerle İstanbul’a taşınırdı.

 Aynı zamanda avlanma, gezi, eğlence ve mesire alanı olarak kullanılmıştır.

Çekmeköy, 1994 yılında Ümraniye ilçesine bağlı bir beldedir.

2008 yılında ilçe statüsü kazanmıştır.

Buranın isminin kökeni ile ilgili anlatılan bir efsane vardır. Şöyle ki “Çekmeköy, Fatih Sultan Mehmet döneminde 7 kardeş tarafından kurulur. Bu yedi kardeşten, altı tanesi eşkıyalar tarafından öldürülür. Yedinci kardeş “çekme tetiği” diyerek eşkıyalardan kurtulur. Böylece köyün adı “Çekmeköy” olur.

İstanbul Çekmeköy

GENEL

Yerleşim: Alemdağ ormanlarının güneybatı kesimindeki Keçiağılı Tepesi yamaçlarında kuruludur. Denizden yükseklik 100 metredir. Yörede ılıman bir iklim hakimdir ve buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Ancak nem oranı yüksektir, bu yüzden sıcaklar daha sıcak, soğuklar daha soğuk hissedilir.

 

İstanbul Çekmeköy

GEZİLECEK YERLER

İstanbul Çekmeköy Avcı Koru Tabiat Parkı

AVCI KORU TABİAT PARKI

Alemdağ-Şile yolu üzerindedir. Giriş ücretlidir. İsmini yakınında bulunan köyden almıştır. Yaklaşık 649 hektar büyüklükteki bir alanda kuruludur. Alanın kuzeybatısında, eski bir maden çukurunda oluşmuş yapay gölet vardır.

 

İstanbul Çekmeköy Avcı Koru Tabiat Parkı

2011 yılında “Tabiat Parkı” olarak ilan edilmiş ve koruma altına alınmıştır.

Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında piknik alanı olarak tercih edilmektedir. Çeşme, büfe, piknik alanları, tahta masalar, çocuk oyun alanı, orman yolları ve orman köşkü bulunmaktadır. Ayrıca konaklamak için tahta bungalov kır evleri bulunmaktadır.

İstanbul Çekmeköy Avcı Koru Tabiat Parkı

Son olarak, 2019 yılında burada survivor parkuru hizmete açılmıştır. Bu parkur oldukça büyüktür ve Türkiye’nin en büyük survivor parkurudur.

Çocuk oyun parkında ise, 34 tane ayrı şişme oyun ünitesi bulunmaktadır.

ALEMDAĞ MAHALLESİ

Alemdağ: Anadolu yakasında kıyı şeridinde bulunan Kayışdağı, Aydos ve Çamlıca tepelerinin arkasında yükselen İstanbul’un en yüksek ikinci tepesidir. Rakımı 442 metredir. Çevresi tamamen ormanlarla sarılıdır. Orman örtüsü, Taşdelen mesire yerinden başlayarak Şile’ye kadar gider. Çok geniş bu alandaki en büyük yükselti Alemdağ tepesidir. Alemdağ beldesinin güneyi Taşdelen mahallesiyle çevrilidir. Sınırı: Taşdelen dere çizer. Yörenin ismi Cumhuriyet döneminde bir süre “Alemdar” olarak geçer ancak daha sonra 2005 yılında “Alemdağ” olarak değiştirilir.

 

İstanbul Çekmeköy Alemdar Baba-Turasan Bey Mezarı

ALEMDAR BABA-TURASAN BEY MEZARI

Günümüzde mezar: 15’nci Füze Üs Komutanlığının sınırları içerisindedir. Alemdağ üzerinde oldukça yüksek bir yerde, dağın köye bakan yamaçlarındadır.

Kendisi Seyyid Battal Gazi’nin torunudur. Alemdar Baba veya asıl adı Tur-Hasan Bey olarak bilinir. Turasan veya Torasan Bey isimleriyle da tanınır. Alemdar: bayrağı veya sancağı taşıyan kişi, bir işe öncülük eden kişidir.

Danişment Gazi’nin, dostu Turasan Bey’i, İstanbul’un fethi için ordu ile gönderdiği bilinmektedir. Turasan bey, ordu ile birlikte yörede birçok yeri ele geçirmiştir. Hatta: Alemdağ’a kadar gelir ve buraya bir kale yaptırır.

Kaleye: Selçuklular ve Danişmentlilerin ortak bayrağı olan “siyah alemleri” diktirir ve bundan sonra halk arasında kalenin bulunduğu dağ “Alemdağ” ve Tur Hasan Bey ise “Alemdar Baba” olarak anılmaya başlanır.

Bu dönemde: Alemdağ kalesinde yapılan birçok savaşa katılır ve bunlardan birinde Sancaktar/Alemdar Turasan Bey, Alemdağ’da şehit düşer.

Turasan Bey, bölgeye ismini de veriyor. “Alemdar” zamanla “Alemdağ” oluyor. Alemdağ caddesi, İstanbul’un en uzun caddesidir.

Türbede kitabe yoktur. Ulaşımı zordur. Üzerinde sürekli olarak Türk bayrağı dalgalanmaktadır.

MÜTEVELLİ SUYU ÇEŞMESİ

Alemdağ orman içinde, Alemdağ merkezine 2.5 km uzaklıktadır. Suyun aktığı çeşme, daha önce kilise olan ve sonradan camiye çevrilen bir caminin yanında ve yol üzerindedir. Kitabesi yoktur. Çeşme 1963 yılında restore edilmiştir.

 

İstanbul Çekmeköy Alemdağ Surp Nişan Kilisesi-Alemdağ Vakıf Camii

ALEMDAĞ SURP NİŞAN KİLİSESİ-ALEMDAĞ VAKIF CAMİİ

Dörtyol ağzı mevkiinde eski köy meydanındadır. Adresi, Merkez Mahallesi İlim caddesidir.1833 yılı öncesinde inşa edilmiştir.

İstanbul Çekmeköy

Yani ne zaman yapıldığı net olarak bilinmemektedir. Alemdağ köyünde bulunan Ermeni kilisesi, I. Dünya savaşı öncesinde Ermeni Taşnak Komitacılarının en önemli gizli toplanma ve faaliyet merkezlerinden birisi olmuştur. Bu yüzden, daha sonra camiye çevrilmiş ve 1930 yılında ibadete açılmıştır. Halen ibadete açıktır.

 

ÇATALMEŞE MAHALLESİ

İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul

PARK OF İSTANBUL

30 Ağustos Caddesindedir. Mart 2019 tarihinde ziyarete açılmıştır. Park her gün saat: 09.00-18.00 arasında ziyarete açıktır. Giriş ücretlidir. Yaklaşık 200 bin metre karelik alana kuruludur.

 

İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul

Park alanı içinde: hayvanat bahçesi, Pony Club at binicilik alanı ve macera parkı, zipline, atv biniş alanları bulunuyor. Kıl çadır konaklama alanları vardır. Ayrıca: piknik alanı ve restoran bulunmaktadır. Restoran saat: 22.00 kadar açıktır.

İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul

Hayvanat bahçesinde: 200’den fazla hayvan bulunmaktadır. Bunlar 50 farklı türdendir.

Ağaçların arasından ilerleyen 220 metre uzunluğunda Roller Coaster Zipline bulunuyor.

İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul

Pony Club alanında, hem büyükler hem de çocuklar için at binişi imkanı bulunmaktadır.

İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul

Restoran: doğanın içinde, çam ağaçlarının altında, hayvanat bahçesinin yanı başındadır. Burada havuz başında muhteşem bir teras bulunuyor.

İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul

Yöresel ürünler alanında ise, gözleme, mıhlama ve kahvaltı tercih edebilirsiniz.

İstanbul Çekmeköy Park Of İstanbul

Mesire alanında: her masaya özel barbekü ve masalarda kullanılacak tüm malzemeler (masa örtüsü, tabaklar, kaşık, bıçak, çatal, bardaklar gibi) ve semaverde çay ücreti karşılığı işletme tarafından sunulmaktadır.

EKŞİOĞLU MAHALLESİ

ÇEKMEKÖY KAYMAKAMLIĞI

Ekşioğlu Mahallesi Saray Caddesindedir.

 

HAMİDİYE MAHALLESİ

İstanbul Çekmeköy Hamidiye Kültür Merkezi

HAMİDİYE KÜLTÜR MERKEZİ

Bilgiç sokak üzerinde bulunan kültür merkezi yıkılarak yerine yenisi yapılmaktadır. Proje kapsamında 263 araçlık bir otopark yapılıyor. Kültür tesisinde ise: 150 kişilik çok amaçlı bir salon, 6 derslik, bir kütüphane ve çeşitli oyun guruplarının bulunduğu park düzenleniyor.  

 

İstanbul Çekmeköy Spor Kompleksi

ÇEKMEKÖY SPOR KOMPLEKSİ

Ulubatlı Hasan Caddesindedir. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından işletilen spor kompleksi, yılda yaklaşık 18 bin kişiye hizmet vermektedir.

 

İstanbul Çekmeköy Spor Kompleksi

Tesiste: yüzme havuzu, basketbol, voleybol sahaları, fitness, pilates ve bosu alanları bulunmaktadır.

HAMİDİYE SU

Sultan II Abdülhamit, saltanatının ilk yıllarında İstanbul’un su sorunu ile ilgilenmiş ve bu amaçla 1880 yılında bir komisyon kurarak araştırma yaptırmıştır.

Böylece Haziran 1902 tarihinde, Hamidiye suyu, tam kapasiteyle İstanbul halkının susuzluğunu gidermek için tecrübe edilmeye başlanmıştır.

Daha sonra sistem 31 Ağustos 1902 tarihinde törenle hizmete açılmıştır. Kurulduktan sonra uzun süre çeşmeler vasıtasıyla İstanbul halkına ulaştırılmıştır. İstanbul içinde Hamidiye suyu akan 86 çeşme bulunuyormuş.

Ayrıca Yıldız Sarayında 30 çeşme, Beşiktaş Sarayında 10 çeşme varmış. Ancak zaman içinde gerek şehrin büyümesi ve gerekse su sebillerinin tahrip olması nedeniyle su verilmemeye başlanmıştır.

1979 yılında ise Hamidiye suyu şişelenerek halka ulaştırılmaya başlamıştır.

Günümüzde Hamidiye Suyu: İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan Hamidiye Kaynak Suları A.Ş. tarafından işletilmektedir.

Teknolojik alt yapısı ve modern üretim sistemleriyle dünya standartlarında 1902 yılından bu yana üretilmektedir. Tesislerde bulunan kapsamlı laboratuvarlarda fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik testler yapılmaktadır.

İnternational Taste Institute tarafından, 2019 yılı “Superior Taste Award” ödülü almıştır.

Sonuç olarak, gerek kalitesi, lezzeti ve teknolojik üretim şartları nedeniyle: Hamidiye suyunu kullanmanızı öneriyorum.

 

NİŞANTEPE MAHALLESİ

Mahalle, Şile otoyolu ve Yavuz Sultan Selim köprüsü bağlantı yolları nedeniyle son dönemde oldukça fazla değerlenmiştir.

Ayrıca 3’ncü köprünün üzerinden geçecek olan raylı sistem de yine bu bölgeden geçecektir. Planlanan raylı sisteme göre 3’ncü Havaalanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı ve Marmaray entegre edilecektir.

Bu bağlamda da bölge ulaşım akslarının tam merkezinde yer alarak İstanbul’un yeni bir gelişme aksı olacaktır. Buradan İstanbul’un bir çok bölgesine belediye otobüsü ile gitmek mümkündür.

Ayrıca bölgenin yeni revize edilen bölge imar planına göre az katlı ve çok yeşil alan prensibi esas alınmaktadır. Kat sayısı en fazla 6 olmaktadır.

 

İstanbul Çekmeköy Özyeğin Üniversitesi Kampüsü

ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ KAMPÜSÜ

Orman Sokaktadır. Üniversite, 18 Mayıs 2007 tarihinde kurulmuş ve vakıf üniversitesidir. Eylül 2011 tarihinde ise Çekmeköy Kampüsünde faaliyete başlamıştır.

İstanbul Çekmeköy

Kampüsün binalarının tasarımı: Cambridge ve Princeton üniversiteleri binalarını tasarlayan mimarlık firması tarafından tasarlanmıştır. Türkiye’nin ilk LEED Gold Sertifikasına sahiptir. Kampüste: modern sınıf ve laboratuvarlar, çalışma odaları, spor merkezi, kütüphane ve iki oditoryum bulunmaktadır.

İstanbul Çekmeköy

Kampüste bulunan yurtların kapasitesi 2449 öğrencidir. Bu yurtlar, her türlü ihtiyaç ve detay düşünülerek yapılmış tasarımları ve konaklama seçenekleriyle hizmet veriyor. Odalar bir, üç ve dört kişilik olarak düzenlenmiştir.

TAŞDELEN MAHALLESİ

Tarihi kaynaklarda: buranın suyunun oldukça güzel olduğu kayıtladır. Ayrıca: av köşkleri, çiftlikleri ve ormanı da geçer. Taşdelen suyu hala akmaya devam ediyor.

Ormana yakın olması büyük bir ayrıcalıktır. Orman eskisi kadar olmasa da halen varlığını sürdürüyor. Tarihi kaynaklarda adı geçen av köşkleri ve çiftlikler ise yok olmuştur.

TAŞDELEN MESİRE ALANI

Mesire alanı, özel bir şirket tarafından işletilmektedir. Yani buraya giriş ücretlidir. Mesire alanının piknik yapılan yerinde: çeşitli sosyal tesisler (restoran, otopark, tuvalet ve çeşme) bulunmaktadır.

 

TAŞDELEN DOĞAL KAYNAK SUYU

Taşdelen kaynak suyunun birkaç tane kaynağı bulunmaktadır. Eskiden taş bir oluktan akan suya, taşı delerek meydana çıktığı için “Taşdelen” suyu ismi verilmiştir.

Alemdağ orman içindedir. Kaynak suyu, 1582 yılında Sultan II Selim’in eşi, Nurbanu Sultan tarafından vakfedilmiştir. Daha sonra, Sultan II Abdülhamit’de bu suyu kullanmıştır.

Hatta 1909 yılında tahttan indirilip sürgüne gönderilirken, Sirkeci garında son arzusu sorulduğunda “bir bardak Taşdelen suyu” istemiştir.

Yine diğer bir söylenti: Hac için giden Surre alaylarındaki küplere, Taşdelen suyu doldurulur, dönüştü ise boş küplere zemzem suyu doldurulurmuş.

Atatürk ve Taşdelen Suyu

1932 yılında Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk: Üsküdar’dan Şile’ye giderken, Alemdağ’a çıkar. Burada Taşdelen suyunun kaynağına gider. Taşdelen suyunun kaynağındaki bakımsızlık ve ilgisizliği gördüğünde ise, Vali ve Belediye Başkanına bu suyun Üsküdar’a indirilmesi talimatını verir.

Atatürk, Alemdağ’a geldiğinde ziyaret ettiğinde çok beğendiği kaynak sularından Defneli Suyuna daha sonra “Gazi Suyu” ismi verilmiştir.

ÖMERLİ MAHALLESİ

RİVA (ÇAYAĞZI) DERESİ:

Ömerli Barajı, Riva deresi üzerinde kuruludur. İstanbul’un en büyük akarsuyudur. Baraj çıkışında ise: Riva deresi adı altında, Sarıpınar köyüne ulaşır.

Çayağzı denen yerden Karadeniz’e dökülür. Osmanlı döneminde, yağış çok olduğunda Riva deresinin taştığı ve çevresindeki yerlere zarar verdiği bilinmektedir. 1910 yılında Riva deresinin taşması sonucu, Hüseyinli köyünün arazisinin büyük kısmı selden hasar görmüştür.

İstanbul Çekmeköy Ömerli Baraj Gölü

ÖMERLİ BARAJ GÖLÜ

Baraj gölü kıyısında, Esenceli köyü bulunuyor.

İstanbul Çekmeköy Ömerli Baraj Gölü

Köy, sessiz ve sakin bir yerdir. Baraj gölü çevresinde kamp yapılabilecek yerler vardır. Ayrıca: yürüyüş yapılabilir, günübirlik geziler ve piknik için uygundur. Orman yolları üstündeki patikalarda doğa yürüyüşü yapabilirsiniz.

 

HÜSEYİNLİ KÖYÜ

Hüseyinli köyünün arazisi, o dönemlerde Boğazkesen kalesini korumakla görevli kişiler tarafından kullanılıyordu. Köylüler ekip biçtikleri araziden elde ettikleri ürünlerin vergisini, tımar sahibi olan Boğazkale muhafızlarına tımar olarak veriyorlardı.

SARIPINAR KÖYÜ

Tahrir defterlerindeki kayıtlara göre, köyün diğer adı “Ayna Hoca” köyüdür. Başlangıçta köy “Ayna Hoca” isimli birine mülk olarak verilmiş ve bu kişiye atfen köyün ismi “Ayna” olarak kalmıştır. Daha sonra köyde birçok su kaynağı bulunması nedeniyle ismi “Sarıpınar” olmuştur.

KOÇULLU KÖYÜ

“Koçu” eskiden kullanılan bir araba çeşidine verilen isimdir. Bu yüzden, köyün halkının arabacılık yaptığı ve köyün bu ismi aldığı düşünülür.

REŞADİYE KÖYÜ

Kuruluş tarihi olarak diğer köylere nazaran daha yeni bir köydür.

1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı döneminde Hopa ve çevresi Ruslar tarafından işgal edilince, o yörede yaşayanlar, İstanbul’a göç ederler.

Bunlar: Alemdağ bölgesinde bulunan iki ayrı mahallede geçici olarak iskan edilirler. Köyün ismi, 1889 tarihinde Sultan II Abdülhamit’in tahta bulunması nedeniyle “Hamidiye” köyü olmuştur.

Diğer bir ismi ise “Laz Köyü”  dür. Daha sonra Sultan Mehmet Reşat, tahta geçince, 1911 yılında köyün ismi “Reşadiye” köyü olur.

 İstanbul Gaziosmanpaşa gezi yazım için  Gaziosmanpaşa

İstanbul Büyükçekmece

İstanbul Büyükçekmece

Bizans döneminde, yörenin ismi “Athyra” dır.

İstanbul’un fetih edilmesinden sonra, yöre, bir tarım alanı ve sayfiye yeri olarak kullanılmıştır.

Osmanlı döneminde: bölge av ve kışlak yeri olarak kullanılmıştır. Ordunun konaklama yeri olarak kullanıldığından sivil yerleşim olmamıştır.

Osmanlı-Rus savaşının ardından, 1829 yılında bölgeye göçmenler yerleştirilmiştir.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Büyükçekmece hakkında şunları yazmıştır “17’nci yüzyılda Eyüp Kadılığına bağlı bir nahiyedir. Deniz kıyısında harap bir kalesi vardır. Ayrıca bağları-bahçeleri bulunmaktadır. 11 han, hamam ve kervansaray varlığından söz etmektedir.”

Ancak günümüzde bunların kalıntı ve izleri yok olmuştur. Mimar Sinan’ın ünlü köprüsü, yörenin eski dönemlerdeki geçit özelliğinin en büyük göstergesi olarak günümüze ulaşmıştır.

Büyükçekmece, 1987 yılında Çatalca’dan ayrılarak müstakil ilçe olur.

İstanbul Büyükçekmece

GENEL

İlçe ismini: çok dar bir kara parçasıyla Marmara denizinden ayrılan Büyükçekmece gölünden almıştır. Büyükçekmece kanalı, yani iki yakayı birbirine bağlayan kanal Küçükçekmece’ye göre daha geniş olduğundan “Büyük” unvanı almıştır.

Yerleşim yeri: Büyükçekmece gölünün geçmişte, gölün ince bir kanalla suyunu denize boşalttığı yerde kuruludur.

İstanbul’dan Trakya istikametine giden E-5 karayolu üzerindedir.

İlçe Marmara denizinde Büyük Çekmece körfezinde bulunmaktadır.

Ayrıca: Büyükçekmece lagün ve baraj gölü kıyısındadır.

İstanbul Büyükçekmece

İlçenin toplam sahil şeridi uzunluğu 25 km dir.

İstanbul Büyükçekmece

Yerleşimin bulunduğu yerdeki arazi az engebelidir, ovalardan oluşmaktadır. Denizden yükseklik 0 ile 150 metre arasında değişmektedir. Bölgede orman yoktur. Yörede tipik Marmara iklimi hüküm sürmektedir. Ilıman ve yumuşak bir iklim vardır.

İlçede 23 tane mahalle bulunmaktadır.

Uluslararası İstanbul Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali

ULUSLARARASI İSTANBUL BÜYÜKÇEKMECE KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ

Festival, ilk olarak 2000 yılında yapılmıştır. 2003 yılında ise Dünya Dans Festivalleri birliğine üye olunmuştur. Festival, çeşitli ödüllere layık görülmüştür. Uluslararası Folklor Festivalleri ve Geleneksel Sanatlar Organizasyon Komitesi tarafından 6 kere dünyanın en iyi kültür ve sanat festivali seçilmiştir.

Bugüne kadar festivale, toplam 130 ülkeden 25 binden fazla kültür ve sanat elçisi katılmıştır.

Her yıl Ağustos ayında düzenlenen festivalde: konserler, sergiler, halk dansları yarışması, çağdaş dans yarışması, fotoğraf yarışması, kukla festivali gibi etkinlikler düzenlenmektedir.

 

ATATÜRK MAHALLESİ

İstanbul Büyükçekmece Halk Plajı

BÜYÜKÇEKMECE HALK PLAJI

Kordonboyu caddesindedir. Plajda: duş, tuvalet ve şezlong imkanları vardır. Giriş ücretsizdir. Soyunma kabinleri de bulunuyor.

İstanbul Büyükçekmece Albatros

ALBATROS

Burada oldukça geniş bir park alanı bulunmaktadır. Sahil kesimi, İstanbul ilinin en güzel kıyı şeritlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Yürüyüş yolunda, Silivri yönünde büyük bir uçak sergileniyor.

İstanbul Büyükçekmece Albatros Plajı

Albatros Plajı

Sahilde kum yoğunluğu güzeldir. Deniz ise sığ ve sıcaktır.

İstanbul Büyükçekmece Albatros Plajı

Ancak insan yoğunluğu nedeniyle deniz suyu bulanıktır.

İstanbul Büyükçekmece Albatros Plajı

Plajda şezlong ve şemsiye kiralayıp, yiyecek satın alabileceğiniz yerler var. Ancak halk plajına giriş ücretsizdir.

İstanbul Büyükçekmece Albatros Restoran

Albatros Restoranı

Deniz üzerindeki konumu ve ilginç yapısı ile hemen dikkati çekmektedir ve bölgenin simgesi olmuştur. Deniz kenarındaki konumu ve lezzetli yemekleriyle tercih edilmektedir. Menülerde deniz ürünleri ve balıklar ağırlıklıdır.

İstanbul Büyükçekmece Lunapark

BÜYÜKÇEKMECE LUNAPARKI

Haftanın her günü açıktır. Burada: çarpışan arabalar, atlı karınca, gondol gibi çeşitli oyuncaklar bulunmaktadır. Yaz aylarında oldukça yoğun ilgi görür.

 

DİZDARİYE MAHALLESİ

İstanbul Büyükçekmece Kültürpark ve Kemal Sunal Amfi tiyatrosu

KÜLTÜRPARK VE KEMAL SUNAL AMFİ TİYATRO

Mimar Sinan tarafından yapılan “Menzil Külliyesi” 1998 yılında yapılan restorasyon çalışmalarının ardından “Kültür Park” ismiyle ziyarete açılmıştır.

İstanbul Büyükçekmece

Kültür Park alanında görebileceğiniz “Yöre evleri” Anadolu’nun birçok yerinden farklı özellikler gösterir. Park alanı içinde 600 seyirci kapasiteli, bir de amfi tiyatro bulunmaktadır. Büyükçekmece Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali burada yapılmaktadır.

İstanbul Büyükçekmece Enver Paşa Köşkü

ENVER PAŞA KÖŞKÜ

Yapının, 1900’lü yılların başında yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

İstanbul Büyükçekmece Enver Paşa Köşkü

Annesi ve kardeşi burada oturmuştur. Kendisi, köşke avlanmak için kullanmıştır. Köşk, denize cephelidir. Kagir ve iki katlıdır. Daha sonra, uzun yıllar köşk “Çocuk Esirgeme Kurumu” olarak kullanılmıştır. 2005 yılında Mart ve Haziran aylarında, yapı iki kere yangın geçirir ve bu yangınlar sonucunda fazlaca harap olur. Yapının büyük kısmı yanar. 2007 yılında İstanbul İl Özel İdaresi Müdürlüğü tarafından restore edilen köşk “Büyükçekmece Çocuk Kültür Evi” olarak hizmet vermektedir.

İstanbul Büyükçekmece Sultan II Abdülhamit çeşmesi ve havuzu

SULTAN II ABDÜLHAMİT ÇEŞMESİ VE HAVUZU

Havuzbaşı meydanındadır.

Sultan II Abdülhamit tarafından 25’nci culüs yılı hatırasına halk tarafından 1918 yılında yaptırılmıştır. Havuzun yerden yüksekliği: 0.80 metredir. Boyutları ise 3.60 x 4.20 metredir. Havuzun batısında, yekpare mermerden yapılmış bir çeşme vardır.

Çeşme tamamen mermer oyularak yapılmıştır. Bu çeşmenin, havuza bakan yapına, ağzından su akan bir aslan başı yerleştirilmiştir.

Çeşmenin cephesi ise çeşitli motiflerle süslenmiştir.

Ayrıca, çeşmenin üzerine üç mermer küre yerleştirilmiştir. Çeşmenin dış yüzünde: Sultan II Abdülhamid’in tuğrası ve sülüs yazı ile kitabesi yazılmıştır.

İMARET CAMİİ

Nutuk caddesi İmaret Camii Sokaktadır. Kitabesi yoktur. Bu yüzden hangi tarihte ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.

Ancak 15’nci yüzyılda inşa edildiği tahmin edilmektedir. Çünkü cami ters “T” planlıdır ve bu plan Osmanlının kuruluş döneminde tercih edilmiştir. Günümüzde, cami dükkanların bulunduğu çarşı içinde kalmıştır.

ZEYNEP DUDU ÇEŞMESİ

İmaret camii avlusundadır.

Kitabesine göre, çeşme “Zeynep Dudu” isimli bir kadın tarafından 1856-1857 yılları arasında yaptırılmıştır. Çeşme üzerinde Mevlevi sikkesini hatırlatan küçük bir mermer kitabe bulunmaktadır. Çeşme, 1959 yılında tamir ettirilmiştir. Bu esnası üstü mozaik saçak ile örtülmüş, camiye bakan tarafına üç musluk takılmıştır.

İstanbul Büyükçekmece Meydan Çeşmesi-Enver Paşa Çeşmesi

BÜYÜKÇEKMECE MEYDAN ÇEŞMESİ-ENVER PAŞA ÇEŞMESİ

Büyükçekmece meydanında Enver Paşa Caddesindedir.

Çeşme, Enver Paşa tarafından 1900’lü yılların başında yaptırılmıştır. Diğer bir görüşe göre çeşmenin yaptıranı belli değildir, sadece Enver Paşa caddesinde bulunduğu için “Enver Paşa Çeşmesi” olarak isimlendirilmiştir.

Çünkü üzerindeki tarihe göre, Enver Paşa’dan çok önce, Sultan I Mahmut döneminde yaptırılmıştır. Kesme taştandır. Düz çatılı ve geniş saçaklı çeşme, dört cephelidir. İki cephesi boş bırakılmıştır.

Geniş cephelerde, dikdörtgen çerçeve içinde düz ayna taşları görülür. Sadece bir cephede musluk vardır. Köşeli tekneleri görülür. Üzerini de geniş bir saçak örter.

Çeşmenin doğu yüzünde eski lüle yerinde durmasına rağmen, çeşmenin bugün suyu akmamaktadır. Su, yan bölüme ilave edilen ikinci bir lüleden akmaktadır.

TURİSTİK ALAN-MENZİL KÜLLİYESİ

Menzil külliyeleri: kervanların, sefere giden ordunun dinlenmesi ve tüm ihtiyaçlarının karşılanması için durdukları ve konakladıkları yerdir.

Osmanlı döneminde: İstanbul’u Balkanlara, Orta Avrupa’ya, Anadolu ve Orta Doğu’ya bağlayan yollara: bu tür külliyeler inşa edilmiştir.

Büyükçekmece yöresindeki bu külliye: İmparatorluğun Balkan topraklarını Hicaz’a bağlayan anayol üzerinde bulunuyordu. Bu yol, Bizans döneminde ise “Via Egnatia” adıyla bilinen güzergahtır.

O dönemde, bugünkü köprünün bulunduğu yerde “Athyras köprüsü” denen bir köprü bulunuyordu. Ancak bu köprü Roma ve ardından Bizans döneminde hizmet ettikten sonra bakımsızlıktan harap olmuştu.

Antik Roma yolunun İstanbul ve Edirne arasındaki bölümü, 1560-1570 yılları arasında yeniden düzenlendi, bataklık ve çamurlu bölgelere yeniden taş döşendi.

Bu külliyede: Kanuni Sultan Süleyman tarafından bir köprü ve kervansaray yaptırılmıştır. Ayrıca: Zigetvar seferine çıkmadan önce, köprünün başına bir de çeşme yaptırmıştır.

Kanuni’nin ölümünden sonra ise: Sokullu Mehmet Paşa tarafından bir mescit eklenmiştir.

İstanbul Büyükçekmece Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü

Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü

Kanuni Sultan Süleyman: ordu ile Zigetvar seferine çıkarken, ordunun, Büyükçekmece gölü ve Marmara denizinin birleştiği bu yerde, sallarla karşıya geçmekte zorlanması üzerine Mimar Sinan’a buraya yeni bir köprü yapmasını emretmiş ve Mimar Sinan tarafından bu köprü yapılmıştır.

Yukarıda belirttiğim gibi, bugünkü köprünün yerinde eskiden Roma döneminde yapılmış bir köprü vardı, ancak bu köprü oldukça fazla harap olmuştu.

Bu yüzden, Osmanlı döneminde gerek kervanlar ve gerekse ordular: iki yaka arasına gerilen gayet kalın halatlar arasındaki sallarla geçiriliyorlarmış. Salcılar halatları çekmek suretiyle mesafe alıyorlarmış.

İstanbul Büyükçekmece Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü

Köprü: Marmara denizi ve Büyükçekmece gölünü birleştiren boğazın üzerine yapılmıştır.

Köprü 635 metre uzunluğundadır. Genişliği 7.17 metredir. 4 ayrı köprünün birleşmesiyle meydana gelmiştir. Çevresi geniş rıhtımlarla çevrilmiş olan köprü, inişli çıkışlıdır.

28 kemerden oluşmaktadır.

Köprünün iki yanındaki korkuluk levhaları, ayrıca her bölümün başında da babalar vardır. Her bölüm arasındaki bağlantı aralıklarında korkuluk yoktur.

Çünkü büyük taşkınlarda, suyun fazlasının köprüye zarar vermeden buradan aşarak akıp gitmesi düşünülmüştür. Köprünün taşları kireç harç kullanılmadan, eritilmiş kurşunla birbirine bağlanmıştır.

En ilginç olanı, köprünün yapımı sırasında, gölün suları büyük tulumbalarla boşaltılmış ve köprü yapıldıktan sonra sular geri bırakılmıştır.

Köprünün ortasında beyaz mermer üzerinde bir kitabesi bulunmaktadır. Bu beyaz mermer üzerindeki yazı Karahisari Hasan Çelebi tarafından hat ile yazılmıştır.

Köprüde, genel anlamda oldukça az süsleme kullanılmıştır. Köprünün 4’ncü bölümünde bulunan köşk: kaval silmeli kartuşlar ve mukarnaslarla süslenmiştir.

Evet, köprü Kanuni Sultan Süleyman emri ile yaptırılmaya başlanmış ancak kendisi Zivetgar seferi sırasında vefat ettiği için, köprü oğlu Sultan II Selim zamanında tamamlanarak hizmete açılmıştır.

Osmanlı döneminde, Rumeli’ye yapılan bütün seferler, bu köprü üzerinden geçilerek gerçekleşirdi. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonunda, bozguna uğrayan Osmanlı ordusunun bu köprü üzerinden dönüşü de hazin bir öykü olarak tarihte kayıtlıdır.

1960 yılında, bir Rum tarafından kışkırtılan iki insan demeye dilim varmıyor, yaratık diyelim: köprü üzerinde kitabe köşkünde Mimar Sinan’ın adının yazılı olduğu kısmı, kitabe ile birlikte parçalamıştır. Daha sonra bu kısım ve kitabe yeniden yapılmıştır.

Öte yandan, köprünün kitabesinde “Mimar Sinan” ismi ve imzası bulunması oldukça ilginçtir. Çünkü Mimar Sinan ile ilgili bütün bilgi ve belgelerde sadece “Sinan” ismi geçmektedir.

Köprü 1986-1989 yılları arasında restore edilmiştir.

Günümüzde: Büyükçekmece ve Mimar Sinan arasındaki bağlantıyı sağlar. Ayrıca Büyükçekmece’nin simgesidir. Trafiğe kapalıdır. Trafik yakınlardaki modern köprüden geçmektedir.

İstanbul Büyükçekmece Kurşunlu Han-Kervansaray

Kurşunlu Han-Kervansaray

Yanında Sokullu Mehmet Paşa camii vardır.

Yapının kitabesi yoktur. Ancak, yapılan araştırmalara göre, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan tarafından 1566-1567 yılları arasında Zigetvar seferine çıkarken yapılmıştır.

Yapının uzunluğu 48 metre ve genişliği 18.50 metredir. Dikdörtgen planlıdır. Aralarında tuğla hatıllar konulmuş kesme küfeki taşından yapılmıştır.

İç mekana girmek için kapı: kuzey cephesindedir. Burada yuvarlak kemerli kapı vardır. Yapının iç kısmının aydınlatılması için güney cephede pencereler bulunur.

İç mekanda: yan duvarlarda 11 ocak ve bunların arasında da 12 dolap nişi vardır. Konaklayanların yataklarını sermeleri için, duvarlar boyunca orta kısımdan yüksek sekiler bulunur.

İlk yapıldığında çatısı kurşun levhalarla kaplı olması nedeniyle “Kurşunlu Han” olarak isimlendirilmiştir.

Kervansaray yapısı: II Dünya savaşı sırasında askeri depo ve konaklama yeri olarak kullanılmıştır. Daha sonra ise bir dönem saman ambarı olmuştur. Bakımsızlıktan harap bir halde iken, 1965-1966 yılları arasında restore edilmiştir.

Yapı, günümüzde tahsisinin yapıldığı Büyükçekmece Belediyesi tarafından; kültürel ve sanatsal etkinlikler için kullanılmaktadır.

 

Kanuni Sultan Süleyman Çeşmesi

Kültür Parkı içindedir.

Kitabesinden anlaşıldığına göre: Kanuni Sultan Süleyman, Zivetgar seferine çıkarken, 1566 yılında: Kanuni Sultan Süleyman köprüsü, Kurşunlu Han ve bu çeşme Mimar Sinan tarafından birlikte yapılmıştır.

Çeşme üç bölümden oluşmaktadır. Merkez bölümü: yan kanatlara nazaran daha yüksektir. Yalın bir korniş üç cepheyi dolaşmaktadır. Yan kanatlar, ortadaki bölmeye göre açılı olarak geride kalmaktadır.

Kilit taşlarında birer rozet bulunan basık sivri kemerli nişler, kalın bir silmeyle çevrilmiştir. Basık sivri kemerlerin üzengi taşları, iç kısımdan yivlidir.

Çeşmenin beşik tonozu andıran bir üst örtüsü vardır.

Merkezde bulunan sivri kemerli nişin içinde: iki yanında dalgalı kaşkemer motifi ve tepesinde yanlardakilere göre daha küçük kemer motifi içinde bir rozet bulunan, iki satırlık kitabesi bulunur.

Kitabede: kartuşlar arasında kalan boşluklar bitkisel bezemelerle doldurulmuştur. Kitabenin altındaki ayna taşında yine kabartma şeklinde kemer motifi ve dairesel kabartmaların ortasında burması bulunur.

Ayna taşının iki yanında, daha küçük kabartmalı birer mermer plaka bulunur. Yan kanatlarda kabartmalı birer ayna taşı ve burmaları görülmektedir. Tekne ve setleri sağlamdır.

Çeşme günümüzde kullanılmaya devam edilmektedir.

Sokullu Mehmet Paşa Mescidi

Enver Paşa Caddesi üzerindedir.

Turistik alanda bulunan bir diğer eserdir. Diğer ismi “Köprübaşı Camii” dir. Çünkü: Kanuni Sultan Süleyman köprüsünün hemen başındadır.

Kitabesi yoktur. Ancak külliyenin diğer eserleriyle birlikte 1566-1567 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir.

Mimar Sinan tarafından tasarlanmış ve 1567 yılında Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kervansarayda olduğu gibi: bir sıra kesme küfeki taşı ve iki sıra tuğla dizisi şeklinde inşa edilmiştir.

Yapının harim kısmına: kuzey cephesinde, sağa kaydırılmış bir kapıdan girilir.

İçte, düz ahşap tavanlıdır. Dışarıdan kurşun bir çatı ile örtülüdür. Son cemaat yeri açık iken, 1980 yılında yapılan restorasyonda kapalı hale getirilmiştir.

Süslü pencereleri nedeniyle, güneş ışınları türlü renklerde içeriye girer ve içeride etkili bir ışık yaratır. İç mekanda: klasik dönemi yansıtan çok az mimari eleman kalmıştır.

Yapının en önemli kısmı minaresidir.

Kuzeybatı bölümde; mescitten uzak avlu duvarı üzerinde bulunan minare, kesme küfeki taşından yapılmıştır.

Bu tür minare örnekleri: Mısır ve Orta Asya’da bulunmakla birlikte Anadolu’daki ilk örnekleri 13’ncü yüzyıla tarihlenmektedir. Buradaki minare: dikdörtgen bir kaide üzerinde, sekizgen olarak yükselir. 10 basamaklı merdiven ile köşk kısmına çıkılır.

Şerefesi yoktur, ancak köşk kısmı şerefeyi oluşturur. Köşk kısmı: sütunlar arasına yerleştirilmiş, geometrik bezemeli taştan korkuluk levhalarla sınırlandırılır.

Köşk kısmında: sütunlar arasına yerleştirilen taş korkuluk levhalarına çeşitli motifler işlenmiştir.

Külah kısmı, orijinalinden farklıdır, muhtemelen 20’nci yüzyıldaki onarımlarda yerleştirilmiştir.

Günümüzde, mescit hala ibadete açıktır.

CUMHURİYET MAHALLESİ

İstanbul Büyükçekmece Endem Televizyon Kulesi

ENDEM TELEVİZYON KULESİ

E-5 Karayolu üzerinde Gürpınar Kavşağındadır.

Endem inşaat tarafından yapıldığı için bu ismi almıştır. Kule 1998-2008 yılları arasında yapılmıştır.

Kulenin yapılış amacı: televizyon kuruluşlarının sayısal ortak yayınını sağlayarak Çamlıca’daki yansıtıcı anten kirliliğine son vermekti.

Kulenin yapımında: 8 bin metre küp beton, 900 ton demir ve 650 ton çelik kullanılmıştır. Kule 8.6 büyüklüğündeki bir depreme dayanacak şekilde inşa edilmiştir.

Kulenin yüksekliği 230 metredir. Beton şaftının yüksekliği 163 metre ve anten yüksekliği 30 metredir.

Kulede: 2 asansör bulunmaktadır, bunların kapasitesi 24’er kişiliktir. Asansörler, zeminden seyir terasının bulunduğu yeri 60 saniyede çıkıyorlar. Saniyedeki hızları 4 metredir.

Camdan yapılmış iki seyir terası bulunuyor.

Kulede 153’ncü metrede: 450 kişi kapasiteli bir döner restoran bulunuyor. Döner restoranın çapı 30 metredir. 360 derecelik bir tur dönüşü, 1 saatte tamamlıyor.

Ayrıca: seyir ve resepsiyon katları vardır. Bunlar döner kulenin üstünde ve altındadır.

Kulenin giriş katında ise 1900 kişilik konser salonu bulunuyor. Ayrıca bir 5 yıldızlı otel bulunmaktadır.

Dünyanın 17’nci, Avrupa’nın ise 4’ncü büyük televizyon kulesidir.

İstanbul Büyükçekmece TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi

TÜYAP FUAR VE KONGRE MERKEZİ

Hadımköy Yolundadır.

TÜYAP tarafından 1996 yılında açılmış ve halen işletilmektedir.

Merkez günümüzde, uluslararası ticari fuarların önemli bir buluşma noktasıdır. Dünyanın birçok ülkesinden gelen katılımcı ve ziyaretçiler, 50’den fazla fuar ve etkinlik kapsamında, ulusal ve uluslararası standartlarda hizmet ve altyapıdan faydalanırlar. Her yıl yaklaşık 60 ülkeden 14 bin katılımcı ve 70 ülkeden 2 milyona yakın ziyaretçi gelmektedir.

Merkezde: 14 büyük fuar salonu, kongre hizmetleri bölümü ve servis binası bulunmaktadır.

İstanbul Büyükçekmece

Ayrıca: fuar alanına entegre 259 oda kapasiteli 5 yıldızlı bir otel vardır. (Tüyap Palas)

31 toplantı salonu, 1 tane çok amaçlı balo salonu, 4500 araçlık otopark, 14 kafeterya, 3 restoran, 1 pastane, 2 bar ve fast food restoranı bulunmaktadır.

Evet, oldukça büyük ve gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında tanınan bir merkezdir.

İstanbul Büyükçekmece Beykent Üniversitesi

BEYKENT ÜNİVERSİTESİ

Turgut Özal Bulvarındadır. Beylikdüzü yerleşkesi olarak isimlendirilir. Vakıf üniversitesidir. 1997-1998 eğitim öğretim yılında açılmıştır. Yerleşkede: Diş Hekimliği, Fen-Edebiyat, Güzel Sanatlar, Hukuk Fakülteleri, Sağlık Bilimleri Yüksek Okulu, Tıp Fakültesi ve Meslek Yüksek Okulu bulunmaktadır.

İstanbul Büyükçekmece İstanbul Outlet Park

İSTANBUL OUTLET PARK

E-5 Yan yolundadır. Firuze Sokaktadır. 25 Kasım 2006 tarihinde hizmete açılmıştır. E-5 karayolu üzerinde Tem otoban, Avcılar, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve tüm yerleşim merkezlerinin kesişme noktasındaki merkez, tüketicinin güvenini kazanmış ve yoğun ziyaret edilmektedir. Çünkü: kişilerin tüm ihtiyaçlarını en kolay, en hesaplı, kaliteli ve rahat bir şekilde bulabilme imkanı vardır.

ALKENT 2000 MAHALLESİ

İstanbul Büyükçekmece Fatih Üniversitesi Büyükçekmece Kampüsü

FATİH ÜNİVERSİTESİ BÜYÜKÇEKMECE KAMPÜSÜ

Akçıburgaz Mevkiindedir. Burası, artık İstanbul Üniversitesi olarak hizmet vermektedir. Yani: İstanbul Üniversitesi Hadımköy Yerleşkesidir.

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ CERRAHPAŞA BÜYÜKÇEKMECE YERLEŞKESİ

Yiğittürk Caddesindedir. Yerleşkede: Büyükçekmece Kongre ve Kültür merkezi, çeşitli Fakülteler, Enstitüler ve Meslek Yüksek Okulları bulunuyor.

TÜRKOBA MAHALLESİ

İstanbul Büyükçekmece İstanbul Arel Üniversitesi Kemal Gözükara Yerleşkesi

İSTANBUL AREL ÜNİVERSİTESİ KEMAL GÖZÜKARA YERLEŞKESİ

Türkoba Mahallesi Erguvan Sokaktadır. Büyükçekmece gölünün batısında, Tepekent Uydukenti içindedir. Yerleşkede 4 yıllık eğitim veren Fakülte ve Yüksekokullar bulunmaktadır. Burası üniversitenin 400 dönüm açık rekreasyon alanında: kültür, sanat, spor, eğlence ve dinlenme faaliyetlerinin bir arada bulunacağı büyük bir kompleks şeklinde tasarlanmıştır.

19 MAYIS MAHALLESİ

İstanbul Büyükçekmece Bülent Ecevit Parkı

BÜLENT ECEVİT PARKI

Cumhuriyet Kent Meydanındadır. Park alanında, suni gölet, yürüyüş yolları ve dinlenme alanları bulunmaktadır.

İstanbul Büyükçekmece Atatürk Spor Kompleksi

ATATÜRK SPOR KOMPLEKSİ

Gölboyu Mevkii Büyükçekmece Spor Tesislerindedir.

2007 yılında yapılmıştır. Büyükçekmece Belediyesi tarafından işletilmektedir. 1000 araçlık açık otopark vardır. En büyük özelliği 20 bin seyirci kapasiteli olmasıdır.

 

FATİH MAHALLESİ

FATİH CAMİİ

Cami Sokaktadır. Kitabesi yoktur, bu yüzden hangi tarihte ve kim tarafından yaptırıldığı bilinmez. Geniş bir avlunun ortasında bulunan cami, dikdörtgen planlıdır.

Üstü ahşap bir çatıyla örtülmüştür. İbadet mekanının sağından minareye çıkılır. Kesme küfeki taşından yapılan minare altıgen bir kaideye oturmaktadır.

SÜLEYMAN AĞA ÇEŞMESİ

Fatih Camiinin kuzeybatı köşesindedir. Klasik üslüpta, kesme küfeki taşından yapılmıştır. Sivri kemerli niş içine ayna taşı konulmuştur.

Kemer üzerinde bulunan kitabesine göre “1856 yılında Yakup Alemdar ağa ile Hatice Hatun oğlu Kırım Harbinde şehit Süleyman Ağa’nın ruhu için annesi tarafından yaptırılmıştır.”

MİNDER BEACH CLUB

Kordonboyu Caddesindedir. Burası: plaj olmasının yanında sanat ve eğlence mekanı ve aynı zamanda kafedir. Akşam saatlerinde burada çeşitli partiler düzenleniyor. Kumsalın üzerinde, eğlence ve canlı müzik için tercih edilebilir.

İstanbul Büyükçekmece Atirus Alışveriş ve İş Merkezi

ATİRUS ALIŞVERİŞ VE İŞ MERKEZİ

Rıza Küçükoğlu Caddesindedir. İsmini, yörenin Roma dönemindeki isminden almıştır.

E-5 karayolu üzerinde, 2005 yılında hizmete açılmıştır. 3 katlı merkezde, 80 mağaza ve ayrıca bir hipermarket bulunmaktadır. Ofis bölümünde ise 63 ofis vardır. Merkez: gerek mağazaları, gerek kafe ve restoranları ve gerekse sinemaları ile yoğun ilgi çekmektedir. Otoparkı 700 araç kapasitelidir.

İstanbul Büyükçekmece Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi

BÜYÜKÇEKMECE BELEDİYESİ ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ

Kuba Camii yanı Gazi Mustafa Caddesindedir. İstanbul’un en önemli kültür komplekslerinden biridir. Sahne sanatlarının çeşitli dallarında, konser ve sergiler düzenlenmektedir. Tiyatro salonu 600 seyirci kapasitelidir.

Ayrıca 2 tane 75’er kişilik orotoryum, kütüphane ve sergi alanı bulunmaktadır. Yine buranın önemli bir özelliği: Merkezde, Müjdat Gezen Sanat Akademisi bulunmaktadır. Akademide: gençlere tiyatro, müzik ve sanat eğitimleri verilmektedir.

İstanbul Büyükçekmece Marmara Paintball

MARMARA PAİNTBALL

Cengiz Topel caddesindedir. Burası, doğa içinde paintball oynayarak eğlenceli vakit geçirilebilecek bir yerdir.

Burada: ayrıca bir mesire alanı da bulunmaktadır. Oyun öncesi ve sonrasında, aileniz veya arkadaşlarınızla piknik masalarında mangal yakabilirsiniz. Çardakta çay içebilir ve saha içinde gurubunuzun oynadığı oyunu takip edebilirsiniz.

İstanbul Büyükçekmece Grand Aqua Marin

GRAND AQUA MARİNE

Komando Sokaktadır. İstanbul’un en eğlenceli su parklarından birisidir. Park alanında çok sayıda kaydırak, havuz ve çeşitli etkinliklerin düzenlendiği alanlar vardır. Yaz aylarında, burada konserler de düzenlenmektedir.

MİMAR SİNAN MAHALLESİ

Büyükçekmece gölünün kıyısında Marmara denizi ile Büyükçekmece gölünün birleştiği yerdedir. Sahil kesiminde restoranlar bulunmaktadır.

İstanbul Büyükçekmece Mimar Sinan Sahili

MİMAR SİNAN SAHİLİ

Mimar Sinan kavşağındadır. Oldukça sevilen ve tercih edilen bir plajdır. Buna rağmen temizliği ve kalitesinden ödün vermeme özelliği nedeniyle, analiz sonuçları daima temiz çıkmaktadır.

İstanbul Büyükçekmece Mimar Sinan Yat Limanı

MİMAR SİNAN YAT LİMANI

İskele caddesindedir. İstanbul ilinin en büyük marinalarından birisidir. 800 yat kapasitelidir.

İstanbul Büyükçekmece Dünya Kostümler Müzesi

DÜNYA KOSTÜMLERİ MÜZESİ

Çarşı Sokaktadır. 2011 yılında ziyarete açılmıştır. Tarihi bir binadaki müzeye giriş ücretsizdir. Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkelerinden yaklaşık 500 civarında kostüm 20 yıldır toplanmaktadır ve bu müzede sergilenmektedir.

Müzede: tarihin derinliklerinden gelerek günümüze ulaşan, farklı toplumların kültürel mirası olan birçok değerli giysi, aksesuar ve objeler burada sergileniyor.

KUMBURGAZ MAHALLESİ

Kumburgaz mahallesi, ilçe merkezine 13 km uzaklıktadır. Şehirde gazın ilk keşfedildiği yer olması nedeniyle bu isim verilmiştir.

KUMBURGAZ PLAJI

Kumburgaz sahili boyunca uzanan plajın bir kısmı ücretsizdir. Bir kısmı ise otel ve beach clublar tarafından özel olarak işletilmektedir.

Deniz zemini kumdur.

İstanbul Büyükçekmece Kumburgaz Plajı

Plaj zemini de kumdur. Sahil genişliği 17 metredir. Sahil uzunluğu ise 700 metredir. Güvenlik şeridindeki azami derinlik 2 metredir.

 

MURAT ÇEŞME MAHALLESİ

AYMERKEZ AVM

E-5 Londra Asfaltındadır.

E-5 karayolu üzerindeki merkez, 2002 yılında Ağustos ayında hizmete açılmıştır. Bu yüzden Türkiye’nin ilk Outlet Merkezidir. Merkez, 24 bin metre karelik bir alana kurulmuştur. Burada: sezon ve sezon dışı ürünler sunulmaktadır. Burada birçok ünlü markanın ürünlerini çok özel fiyatlarla bulmak mümkündür.

İstanbul Küçükçekmece gezi yazım için  Küçükçekmece