Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

 

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega: Denize kıyısı olmayan Ankara şehrinde, bu ölçüde kocaman bir akvaryum gerçekten iyi düşünülmüş.

Burada: okyanus hayatını ve ülkemiz sularında bulunmayan birçok balığın örneğini ve deniz canlısını görmeniz mümkün. Evet: Ankaralılar ve Ankara dışından gelip, şehri gezmek isteyenler için, burayı mutlaka ziyaret etmelerini öneririm.

Sanırım: Ankara içinde bulunan okullar da, öğrencilerini zaman zaman buraya götürüp, bu muhteşem akvaryumu öğrencilerin görmeleri sağlanacaktır.

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

ULAŞIM

Akvaryum: Ankara Mamak semtindedir. Bir ucu “Konya yolu” ve diğer ucu “Samsun yolu” üzerinde bulunan ve Çankaya’dan geçerek ilerleyen “Doğukent” bulvarı üzerinden ilerlediğinizde (her iki yönden) Akvaryumun bulunduğu “Nata Vega Alışveriş Merkezi” önüne ulaşmanız mümkündür.

Akvaryum: alışveriş merkezinin zemin katındadır. Alışveriş merkezine girdikten sonra, yeteri kadar tabela ile, buraya ulaşmanız mümkün.

Akvaryum bölgesine: özel aracınız ile değil de, toplu ulaşım otobüsleri ile ulaşmak isterseniz, bu kez: Kızılay bölgesinde, Kolej yönüne saptığınızda, üst geçide varmadan, burada bulunan otobüs duraklarından “339” ve “340” numaralı otobüslere binerek: Metro Gros Market yanına kadar gidebilir ve buradan, 250-300 metre ötedeki, uzaktan görülen Nata Vega Alışveriş Merkezine ulaşabilirsiniz.

Alışveriş merkezine girdikten sonra: burayı bulmanın en kolay yolu “Makromarket” in hemen altındadır.

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

GİRİŞ ÜCRETLERİ

Sayın okurlar, elbette ki giriş ücretleri sürekli değiştiğinden, sizleri yanıltmamak için burada giriş ücretlerini yazmak istemedim. Umarım burayı ziyaret ettiğinizde, siz de benim gibi büyük bir giriş ücretiyle karşılaştığınızda şaşırmazsınız ve girmekten vazgeçmezsiniz. Güzel bir yer, bence girip gezmeyi deneyin.

Ziyaret gün ve saatleri

Hafta içi ve afta sonu saat: 10.00-19.00 arasında gezilebilir.

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

3 ve 4 kişilik aileler, engelli vatandaşlar ve 65 yaş üstü ziyaretçiler ve yıllık alımlarda, çeşitli indirimler söz konusu oluyor.

Akvaryum bölgesi: pek fazla büyük değil. Yani, burayı gezmek için, muhtemelen yarım saat ayırmanız yeterli olabilir. Ancak: elbette, balıkları izlemek için ayıracağınız zaman ölçüsünde, bu süre uzayabilir.

Yine giriş için hassas bir konudan söz  etmek istiyorum ki, ben sonradan öğrendim ve üzüldüm. Şöyle ki: Nata Vega alışveriş merkezindeki sinemalardan birine girer ve sinema biletini buraya girerken gişeye gösterirseniz “indirim” kazanıyorsunuz.

Buranın yani Akvaryumun biletini sinemaya girerken gösterirseniz, bu kez “sinema” da indirim  kazanıyorsunuz. Yani: biletlerinizi hemen atmayın.

Yazının başlangıç bölümünde belirttiğim gibi: denize kıyısı olmayan Ankara şehrinde, böyle devasa bir akvaryum kurulması projesi fikri: ilk olarak: Nata Holding Yönetim Kurulu Başkanı Namık Tanık’tan geliyor.

Sayın Tanık, tam bir hayvan sever ve özellikle çocuklara yönelik böyle bir projeyi, uzun zaman önce planladığını ve 17 milyon avro ile gerçekleştirildiğini ve yine çocuklara yönelik olmasının bir ifadesi olarak “23 Nisan” tarihinde açtıklarını söylüyor.

Evet: Akvaryum, 23 Nisan 2012 tarihinde açılmıştır.

Bu akvaryum bölümünde göreceğiniz deniz canlıları: buraya getirilmeden önce, yine burayı kuran şirket tarafından, Edremit-Altınoluk bölgesinde, 3 dönümlük arazi üzerinde oluşturulan tesiste, rehabilite ediliyorlar ve daha sonra buraya getiriliyorlarmış.

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

TESİS HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Akvaryum: 6000 metre karelik bir alan üzerinde kurulmuştur. Toplam: 3.5 milyon litre su hacmine sahiptir. Bu sularda uygun ortam yaratılması için: 120 ton deniz tuzu kullanılmaktadır. Akvaryum bölümünü su ile doldurmak, 15 gün sürüyormuş.

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

TESİSTE BULUNAN CANLI TÜRLERİ

Tesiste: 11.500 balık ve omurgasız ile, 120 sürüngen bulunuyor.

12 bin balık ve omurgasız: 21 akvaryumda yaşıyorlar. 120 sürüngen ise, 30 akvaryumda barınıyorlar.

Akvaryumdaki balıklar arasında bulunanlar: etçil balıklardan olan “Aslan balığı”: partner grouper balığı ve diken yüzgeçli aslan balığı ve agresif lipsoz ve püsküllü akya balığı.

Barışçıl kirpi balığı, kedi balıkları, kırmızı karınlı pirinhalar, Picasso balığı, deniz atı.
Özellikle: pirinha balıklarını izlerken, istiyorsunuz ki; bunların beslenme anını görebilmeyi, ancak öte yandan küçük çocuklar için, bunların beslenme anı, sanırım psikolojik sıkıntı yaratabilir.

Bunun dışında: köpek balıkları, ahtapotlar ve canlı mercan türleri de ilgi çekiyor.

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

POPÜLER-EN ÇOK İLGİ ÇEKEN CANLILAR

Akvaryum bölümünde en çok ilgiyi: 1.5 metre boyutundaki “kum köpek balığı” çekmektedir.
Yaşayan fosil olarak tanımlanan, evrimini 450 milyon yıl önce tamamlamış, mavi kanlı “at nalı yengeci” var.
Ayrıca: sürekli televizyonlarda görülen “Dev kral yengeçleri” ni burada görebilirsiniz.

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

AKVARYUM BÖLÜMÜNDE GEZİ

Akvaryum bölümünün kapısına geldiğinizde, biletinizi alıyorsunuz ve hemen size bir durum öneriyorlar. Evet: sol yanda, bir beyaz pano önünde, birlikte geldiğiniz kişilerde fotoğraf çekimi. Bir görevli sizi boş bu panonun önüne yerleştiriyor ve hemen birkaç poz fotoğraf çekiyor, elinize bir fotoğraf kartı veriyorlar. Aslında, konuyu çıkışta öğreniyorsunuz, ama ben burada size konu hakkında bilgi vereyim.

Burada beyaz pano önünde çektikleri fotoğrafları, bilgisayar programında beyaz panoya, değişik deniz canlıları ilave ederek çıkışta bilgisayar ekranında size sunuyorlar.  

Evet: Akvaryum bölümüne giriyoruz, karanlık veya loş denilebilir bir koridorla karşılaşıyoruz ve hemen sağ bölümdeki duvar içine büyük boyutlu akvaryumlar yerleştirilmiş. İlk bölüm “Kızıldeniz” balıkları. Burada, ilk gördüklerimiz ise, yılana benzer uzun boyları ve dişli ağızları ile m üzen balıkları.

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

Balıkların bulundukları akvaryumların  hemen sol yanında, bilgi etiketi var. Bu etikette: o akvaryumda bulunan balıkların: anavatanı, boyu, davranış biçimi, sıcaklık, beslenme şartları gibi özellikleri yazılmış, bilgi edinmek açısından güzel bir uygulama.

Evet: gezimize devam ediyoruz, bu kez karşımıza “zehirli ve etçil” balıkların bulunduğu bölüm çıkıyor. Takip eden bölümde ise “Hint Okyanusunda yaşayan” balıklar var. Daha sonra, sırası ile Güney Amerika’da yaşayan balıklar ve tatlı su balıkları bölümü var.

Burada, küçük boyutlu köpek balıklarını görünce şaşırmayınız, hani köpek balığı denilince tamamen denizde yaşadıkları düşünülür, ancak bunlar, Güney doğu Asya kökenli, tatlı su köpek balıkları imiş. Saldırgan ve etçil oldukları yazılı.

Bu koridorun sonundaki odada: küçük bir timsah, gayet sakince  duruyor.

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

Timsahın hemen solundaki büyük havuz: “Amazon balıkları” nın yaşadıkları yer. Burası: tam bir nehir ve nehir kıyısı figürleriyle göze hitap ediyor, balıklar derseniz, bunlar da ilginç, uzun burunlu balıklar.

Güney Amerika Amazon ormanlarındaki nehirlerde yaşayan bu balıklar, etçil ve 120 cm. kadar uzuyorlarmış. Bu bölümde, hemen takip eden akvaryumda, yine çok meşhur, “pirina” balıkları bulunuyor.

Kırmızı karınlı  pirina balıklarının, sakin sakin yüzdüklerini görüyorsunuz. Bunlar: 35 cm boyunda, saldırgan, 21-27 cm. sıcaklıkta yaşayan etçil pirina balıkları.

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

Daha sonra: akvaryumlar bitiyor ve minyatür şelalelerin zemindeki havuza aktığı bir yere geliyoruz. Ama buranın en büyük özelliği, içinde bulunan Japon balıkları, evet burası balıkları elle besleme bölümü, Japon balıkları, sizleri görünce zaten size doğru yanaşıp çoğalıyorlar, beslenme içgüdüsü.

Daha önce geldiğimde bu balıkların beslenmesi için herhangi bir düzen yoktu. Şimdi, son gittiğimde gördüm, bir eleman görevlendirmişler, bu balıklar minik biberonların içindeki sıvı mamalarla besleniyorlar, 250 TL verip, minik bir biberon alıp, bu balıkları elinizle beslemek mümkün. (Fiyat biraz pahalı olmuş bence, bunun fiyatını uygun hale getirirler umarım) 

 

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

Buradan  sonra, yürüyen merdivenlerle bir kat aşağıya iniyoruz. Bu bölümde: sol yanda kafeterya, sağ yanda tuvaletler, tam ortada silindirik bir akvaryum (içinde bir büyük ıstakoz var) ve bunun sağında ise, zeminde bir havuz var. Zemindeki havuz yine Akvaryum bölgesinin en ilgi çeken yeri. Burada: “at  nalı yengeçleri” yaşıyor. Bu yengeç türü: fosil canlı olarak biliniyor çünkü geçmişinin 450 milyon yıl öncesine kadar gittiği tespit edilmiştir.

Yani, bu yengeç türü, dinozorlardan 100 milyon yıl öncesinde de vardı, birçok canlı türü yok olmasına rağmen, günümüzde de varlığını devam ettirmektedir. Bunlar: Meksika körfezi, Kuzey Amerika kıyıları, Kuzey Atlantik kıyılarında yaşıyorlarmış. Aşırı sıcaklık ve tuzluluk oranlarını tolere eden bir yapıları varmış ve herhangi bir gıda almadan, 1 yıl yaşayabiliyorlarmış ve en ilgi çeken yönleri, kanlarının “mavi” renkli olmasıymış.

Evet: zemindeki bu havuz içinde, bu yengeçleri görebiliyorsunuz, ama ilginç görüntüleri nedeniyle, hani bildiğiniz tür bir yengeç görüntüsü aramayın.

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

 

Buradan sonra, tünel bölümüne giriliyor. Tünel 98 metre uzunluğundadır.

Bu uzunluk ölçüsü ile, Türkiye’nin en uzun, Avrupa’nın ikinci en uzun ve dünyanın dördüncü en uzun tünelidir. Avrupa’nın en uzun tüneli: İspanya-Valencia şehrinde “Oceanografic” denilen yerdedir.

Tünel bölümünde, camlar içbükey olduğundan, balıklar normal boyutlarından % 40 daha küçük görünüyorlarmış. Balıkların bulundukları ortamda: savaş uçağı, tekne, sütunları ile birlikte bir Roma şehri kalıntıları imajları yaratılmış. Savaş uçağı ve tekne kalıntılarının, II. Dünya savaşından kalma olduğu söyleniyor.

Balıklar: bunların arasında yüzerken, değişik bir fon oluyor. Hemen yanınızdan, üstünüzden kocaman bir köpek balığı veya vatoz geçtiğini görmek heyecanlı. Ancak: bu bölümde, balıklara zarar verdiği için, FLAŞLI fotoğraf çekmek yasak, yine de insanlarımız bu kurala uymuyorlar ki, ziyaretçilerin birbirlerini uyarmalarının gerektiğini düşünüyorum, flaşlı fotoğraf çekimi balıkları olumsuz etkiliyor.

Ankara Nata Vega Akvaryum Aqua Vega

 

Evet, bu muhteşem tüneli  doya doya gezin. Sonra çıkış kapısında: Akvaryum ve Su Dünyası ile ilgili birçok çeşit hediyelik eşyanın  satıldığı bölüme ulaşıyorsunuz. Fiyatlar normal, beğeninize göre bir şeyler bulup satın alabilirsiniz. Sonra: sol yanda: önce fosiller bölümü var, ama pek ilgi çekici değil, sonra “Tuz” bölümü var.

Bu bölümde: tuzdan yapılmış birçok obje bulunuyor ki, bunlar arasında tuz lambası vs. gibi birçok değişik şey var. Sonra, bu bölümün diğer ilgi çekici yeri “Tuz Mağarası”.

Giriş ücretsiz olan bu mağara: Çankırı ilimizde bulunan benzerinin aynısı olarak buraya yapılmış. Astım, solunum yolu ve psikolojik bazı hastalıkların tedavisinde kullanılıyormuş.

Burada, takip eden bölümlerde: dalış okulu ve dalış malzemelerinin satıldığı-kiralandığı yer var. Akvaryum içinde dalış imkanları sağlanıyor. Uzman dalgıçlar eşliğinde, her türlü  tedbir alınarak, dalış imkanı sağlanıyor.

Sanırım köpek balıklarıyla birlikte yüzmek ilginç olsa gerek, ama öte yandan ürkmemek elde değil. Uzman bir dalgıç eşliğinde 4-5 metrelik deniz suyu standartlarındaki havuza giriliyor.

Dalış sırasında, tünelde bulunanlar, dalış yapanları izliyorlar. Bu gerek  dalış yananlar ve gerekse izleyenler için ayrı bir heyecan oluyor. Öte yandan, bu dalış sırasında, akvaryum içinde köpek balığı bulunduğunu biliyor ve görüyorsunuz.

Onun yüzme rotasını takip etmeniz ve sakin bulunmanız şart. Ama ne kadar sakin olursanız olun, sanırım ürkmemek, korkmamak elde değil.

Burayı da bitirdikten sonra, eğer arzu ederseniz, yine bu bölümden girilen “ADRENALİN DÜNYASI” bölümüne girebiliyorsunuz.

ADRENALİN DÜNYASI

Burada, dünyanın en zehirli ve tehlikeli canlıları, örümcekler, yılanlar bulunuyor ve bunlarla izleyiciler arasında, yalnızca 15 cm. lik bir mesafe bulunuyor.

Yani, tam bir heyecan fırtınası. Zaten akvaryum yönetimi, bu bölüme, korkarak sıkıntıya girebileceklerin girmemelerini belirtiyorlar.

Evet, burayı da gezdikten sonra “Deniz Dünyası” bitiyor.

 

Ankara deniz dünyası akvaryum tanıtımı hakkındaki yazım için.

 

Ankara Polatlı Temelli

Ankara Polatlı Temelli

Ankara’nın açılım noktası. Ankara büyüdükçe sanırım bu istikamete açılacak, günümüzde Temelli gerçekten Ankara’ya uzak değil, sonuçta büyük şehirde yaşıyoruz ve Temelli, halen Ankara Büyük Şehir Belediyesinin mücavir alan sınırları içine alınmış durumda.

İleri de, sanırım çok daha büyüyüp gelişecek.

ULAŞIM

Temelli-Ankara arası: 57 km. Nereden itibaren?

Armadanın önünden itibaren uzaklık bu. Gerek toplu taşım araçları ve gerekse özel aracınız ile gidebilirsiniz. Yakın olması büyük avantaj. Ama kendi özel aracınız ile gidecekseniz, sakın hız yapmayın, öncelikle bilin ki, trafik ekipleri, bu yolda mutlaka ve mutlaka radar ile kontrol yapıyorlar, yoksa pikniğe giderken, bankaya uğrayıp, yüksek bir meblağ ceza ödemek zorunda kalmayın, yavaş gidin lütfen.

GENEL

Temelli, hiç akla gelmeyecek özellikleri olan bir yer. Ankaralılar, güney ve batıya olan seyahatlerinde, hep bu şirin ilçenin içinden geçerler ve hızla geçilen bu süreçte, buranın özellikleri kimsenin aklına gelmez.

Kısaca, anlatmak istiyorum. Şöyle ki: 1928-1935 yılları arasında, Atatürk, Bulgaristan ve Romanya’dan gelen muhacir Türklerinin buraya yerleşmelerini sağlamıştır.

İlk yapılan evler: gökyüzünden bakılınca, “ay-yıldız” şeklindedir. Türkiye’nin ilk düzenli köyü, Temellidir. Örnek köy: hilal şeklinde gelişmiş parsel dokusu ve merkezindeki yıldız şeklinde bir havuz olarak planlanmıştır. Ancak yıldız biçimli havuz daha sonra yıkılmış ve bu alana bir lojman binası yapılmıştır.

Tüm bunların yanında: hani bizim için gezginlerin düşünceleri önemli diyoruz. Temelli’de, Ankaralılara biraz göl havası tattıracak, büyükçe bir su kaynağı var. Evet: Temelli Göleti.

TEMELLİ GÖLETİ

Hafta sonunu değerlendirmek ve şehir hayatının stresinden uzaklaşmak isteyen Ankaralılar için, gerek yakın ve gerekse büyük bir alan kapsaması bakımından çok uygun.

Burası Türkiye’nin ilk yapay göletidir. Daha önce burası 1990 yılı başlarında doğal bir göldür. Bahar aylarında göl yatağının yola taşması ve trafiği aksatması nedeniyle, gölü besleyen akarsuların yataklarının değiştirilmesi sonucu, doğal göl kurutulmuştur.

Gölün kurutulması sonucu, Temelli çevresinin nemi azalmış, tarımsal alanlarda verim düşmüş, kuşlar bölgeyi terk etmiş ve bazı zararlı böcek ve kemirgenlerin çoğalmasına neden olmuştur. Belediye daha sonra kaybedilen gölün yerine, yolun iki yanındaki büyük iki havuzu yapmıştır.

Evet bu çalışmalar yani göletin yapımına 2000 yılında başlanmıştır. Bugün gölette yaklaşık 500 bin metre küp su bulunmaktadır. Armutçu çayından gölete saniyede 2 metre küp su verilmektedir.

Çevresine 40 bin ağaç dikilmiş olup, gölet, karayolunun her iyi yanında olmak üzere iki parçalıdır.

E-90 karayolunun 2.5 km lik kısmının sağ ve solunu kaplamaktadır.

Gölet 120 bin kişiyi ağırlayacak şekilde planlanan rekreasyon alanıyla, 1500 kişilik piknik alanı, 50 adet kamelya ve 144 adet barbekü, voleybol, basketbol sahaları bulunmaktadır.

Parkın ismi, 2009 yılında “Muhsin Yazıcıoğlu Parkı” olarak değiştirilmiştir.

Tabii gölet denilince akla hemen balık avı geliyor. Göl’de balık avı yasak mı-serbest mi? Tam doğru bilgiye ulaşmak mümkün değil. Ama, en son olarak Ankara’ya dönerken baktım, gölün kıyısında, çok miktarda olta başında bekleyen vardı.

Sanırım: avlanmak serbest. Gölün, bir tanesinde balık avlamak yasak iken, diğer gölet bölümünde balık avlamak serbest olabilir.

Gölde: balık türü olarak kadife ve özellikle de sazan bolca bulunuyor. Ayrıca: birçok kuş türü de bulunmakta. Bunlar: Leylek, Angıt, Yeşilbaş, Bozkaz, Ördek, Kuğu ve adı bilinmeyen bir çok kuşun bu alanda barındığı, göl suyu kıyılarında kamış, saz, peygamber çiçeği ve ılgın bitkilerinin görüldüğü anlatılmakta.

Gölette: tavşandan pekin ördeğine kadar, çeşitli evcil hayvanlarda bulunuyor.

 

SONUÇ

Ankara’ya yakın olması büyük avantaj. Hani, Mogan gölü var ya, inanın, Temelli gölü, Mogan gölünden daha güzel. Ancak: buranın çevresinde Mogan’da olduğu gibi tesis yani restoran, kafeterya benzeri tesisler yok. Buraya giderken, yanınızda mutlaka yiyeceklerinizi hazır götürmeniz gerek.

Kamelyalar ve barbeküleri kullanarak, güzel bir mangal keyfi yapabilirsiniz. Göl suyunun ve havanın serinliğini hissedebilirsiniz. Mutlaka zaman ayırın. Bir gün gidip, bu güzelliği bir denemenizi öneriyorum. Balık avı merakınız varsa, gerekli teçhizatı yanınızda götürmeyi unutmayın, deneme fırsatınız olabilir.

Ankaralılar, bir tatil gününüzde: güzel bir göl kıyısında, güzel ve düzenli yerleşim yerleri olan bir yerde: piknik yapmak, temiz hava almak, değişik bir ortamda bir süre yaşamak isterseniz, işte sizin için ideal güzellikte bir yer.

Gidin Temelli’ye, göl kıyısında, rekreasyon alanında, kamelyalarda oturun, mangal yakın, çayınızı yudumlayın, bir şeyler atıştırın, o güzel manzarayı seyredin, inanın güzel bir gün geçireceksiniz.

 

Ankara Polatlı Duatepe

Ankara Polatlı Duatepe

 

Evet, her vatandaşımızın özellikle öğrencilerin, çocukların mutlaka görmesi gereken bir yer. Atatürk’ün söylediği gibi “Türk’ün makus talihinin sona erdiği” bir yer.

Bugün bu topraklar üzerinde: özgür ve hür yaşayabiliyorsak, bunun hangi şartlarda sağlandığını mutlaka bilmemiz lazım. Biliyorsak da, görmemiz gerek, işte görmek kelimesi, burada canlanıyor, Dua tepe, mutlaka görmelisiniz.

Ankara’da; okul öğrencilerinin gerek Sakarya ve gerekse Kurtuluş Savaşının geçtiği yerler hakkında bilgilendirilmeleri için, götürülebilecekleri en yakın ve en uygun yer.

Çünkü; burada gerçekten savaş yaşanmış olması ve tepenin ulaşım sorununun bulunmaması ve o günleri anımsatan çeşitli anıt ve heykellerin bulunması, Duatepe’yi ilginç ve gidilmesi, gezilmesi gereken bir yer haline getiriyor.

Askeri yetkililer buraya bir bekçi görevlendirmişler. Keşke; buralarda yaşananları olduğu gibi anlatabilecek bir rehber de görevlendirseler. Gelen kafileler için; kesinlikle çok güzel bir uygulama olur.

Çünkü: insanlar buraya, tepenin üstüne çıkıp çevreyi seyretmeye veya tepenin üstündeki heykelleri görmeye gelmiyorlar. Buraya geliş amacının temelinde; burada yaşananlar var, ama yaşananları bilen kimse olmayınca, gelen grupların bilmesi mümkün mü?

Gerek okul bazında ve gerekse Bakanlık düzeyindeki yetkililer tarafından; özellikle, Ankara ve çevresindeki okul öğrencilerin ; ulusal bilincin geliştirilmesi açısından, buraya götürmesi ve burada yaşananları anlatılması, buranın havasını teneffüs etmelerinin sağlanmasını; kendi adıma, özellikle rica ediyorum.

Evet, biz Duatepe’yi anlatmaya devam edelim. Polatlı’nın 15 km. uzağındadır. Ankara-Eskişehir kara yolundan, Polatlı’yı geçtikten sonra, tabela ile gösterilen yola girilerek de gidilebilir.

Asfalt ve güzel, temiz, bakımlı bir yol. Zaten, anladığım kadarı ile, Genelkurmay Başkanlığınca, buranın bakımı için her türlü gayret gösterilmekte. Pırıl pırıl ve tertemiz bir yer.

TARİHSEL SÜREÇTEKİ ÖNEMİ


Ankara Polatlı Duatepe; 22 gün süren Sakarya Savaşı sırasında: 21 Ağustos 1921 günü, dua tepe düşman tarafından ele geçirilir.

Duatepe’nin kaybedilmesi, düşmanın Ankara’ya sadece 40 km. yaklaşmış olması açısından önemlidir. Yunanlılar, saldırıya başlamadan önce, 5 Eylül’de Ankara’da buluşalım diye gazetecilere ve İngilizlere randevu verirler. Randevu günü, Ankara’yı güneybatıdan çevreleyen Polatlı ve Haymana önlerine takılıp kalırlar ve kurtulma çareleri aramaya başlarlar. 

Yunan Alayı tarafından savunulan tepe, 10 Eylül 1921 sabahı yapılan karşı saldırı ile 38’nci Alay tarafından geri alınır.

Tepenin alınması için 81 Türk askeri şehit olmuştur. 

Büyük Taarruz öncesinde, düşmandan alınan ilk tepe olması açısından önem taşır. Buranın: Sakarya Meydan Muharebesi içinde, moral ve stratejik anlamda özel bir yeri vardır. 

 Türk karşı taarruzunda düşmandan geri alınan ilk yerdir. Yani, Viyana önlerinde başlayan geri çekilme, 238 yıl sonra burada bitmiştir. 

Ayrıca, Dua tepe: Mustafa Kemal Paşa’nın, Gazi Tepe’de atından düşmesi sonucu kaburga kemikleri kırılmasına rağmen, görevini ısrarla sürdürdüğü ve bu nedenle Türk’ün azim ve kararlılığının simgesi olmuştur.

Duatepe’nin alınmasından 2 gün sonra cepheyi incelerden atından düşen Atatürk, kısa bir baygınlık geçirir, ardından “Benim kaburgam nasıl kırıldıysa, düşmanın direnci de öyle kırılacaktır” demiştir. Tedavisin yapan doktorun önerisine rağmen, Ankara ile Polatlı arasında mekik dokumaya devam etmiş, kırık kaburga ile nefes almak bile zorken, Duatepe’de oturarak savaşı yönetmiştir. 

Büyük Türk yazarı; Halide Edip Adıvar’ın; ” Türk’ün Ateşle İmtihanı ” adlı eserinde; dua tepenin alınışını şöyle anlatır. ” Mustafa Kemal Paşanın, muharebeyi idare ettiği siperlere girdiğimde, gelin hanımefendi, harp ediyoruz, dua tepeye hücum ediyoruz” dedi.

Biraz sonra, dua tepe alınmıştı. Üstünde, tek bir Türk askerinin, güneşin batışında, elinde bayrakla, ayakta durduğunu gördüm. İşte o an ; TÜRK’ÜN MAKUS TALİHİNİN, ARTIK DEĞİŞTİĞİNİ hissettim.”

 

DUA TEPE ANITI


Ankara Polatlı Duatepe; Güzel, bakımlı ve asfalt bir yoldan, dönerek ve yukarı doğru çıkıyorsunuz. Tepeye vardığınızda, tüm Polatlı ve bölge, ayaklar altında. Muhteşem bir manzara sizi bekliyor.

Ayrıca: buranın alınması için yaşananlar ve verilen şehitlerimizin hatırası sanki hala canlı. Doğrudan karşınızda, simsiyah bir dağ göreceksiniz, burası: kara dağ. Tüm bunlar, tüm bölge, gerçekten; Türk’ün kahramanlıklarına ve fedakarlıklarına şahitlik etmiş, birçok şehidin verildiği yerler. O anki kahramanlıkları ve atalarımızın bizlere miras bırakmak için canlarını düşünmeden feda ettikleri bu toprakları görelim ki, bu toprakların değerini daha iyi anlayabilelim.

Duatepe de: Ekim 1999 tarihinde başlayan çalışmalar, bölgeye 20 bin ağaç dikilmiş ve anıt tamamlanarak 12 Eylül 2000 tarihinde ziyarete açılmıştır. 

Duatepe de bulunan anıtların ve heykellerin yaratıcısı; Devlet Sanatçısı Heykeltıraş Metin Yurdanur.

Anıt; simgesel olarak, Anadolu halkının, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde, yüzyılların geri çekilişini tersine çevirerek, dua tepe de coşkun ırmak gibi zaferlere ve uygarlığa koşmasını tasvir ediyor. Anıt duvarlarında ise, dua tepede şehit olan 81 kişinin bilgileri, pirinç harfler ile yazılı.

Mustafa Kemal Paşa’nın, şahlanan atı üzerindeki figür, Türk milletinin önderi olmaktan duyduğu gurur ve mutluluğu ifade etmekte.

Geri planda bulunan: Atatürk, İnönü ve Fevzi Çakmak heykelleri ise: emir-komuta birliğini ifade eder. Halide Edip Adıvar’ın heykeli ise: Türk kadınının, Kurtuluş Savaşına olan katkısını anlatır.

Atatürk ve yaverinin (Salih Bozok), dürbünle ovayı izledikleri hali ise, birazdan kazanılacak zaferi ve ardından gelecek bağımsızlığı umutla bekleyen Türk ulusunu ifade eder.

Anıtta bulunan iki bayraktan biri, burayı ele geçiren 38’ncu Alayın sancağını, diğeri ise Türk Bayrağını sembolize ediyor.

Anıtta yanan meşale: tüm şehitleri temsil eder.

Evet; dua tepe, işte böyle. Gerçekten, olayın tarihi sürecini inceleyince, Türk’ün makus ve kötü talihinin tersine döndüğü bir yer olarak burayı değerlendirmek mümkün.

Çünkü; aksi olsaydı, sanırım bugün Yunan işgali, Ankara’ya kadar ve hatta Anadolu’nun birçok yerine kadar ilerleyecek ve kesinlikle, şu an sahip olduğumuz başta özgürlüğümüz olmak üzere, birçok hakkımız, hukukumuz var olmayacaktır.

Dua tepeyi ziyaret etmeli ve bizlerin bu günlere ulaşmamızı sağlamak için canını veren, kanını döken atalarımızı, şehitlerimizi rahmetle anmalıyız.