
Siirt bölgesinde bulunurken, Diyarbakır yolculuklarımız sırasında, Bismile birçok kez uğrama durumum oldu. Bu yüzden, Bismil benim için pek yabancı bir yer değil.

ULAŞIM
Diyarbakır-Batman kara yolu üzerinde, Diyarbakır il merkezine 54 km. uzaklıktadır. Bismil-Batman arasındaki uzaklık: 48 km. dir.
TARİHİ
Yörenin tarihine ait anlatılan bir hikaye şöyledir: “2000 yıl önce, Pers bölgesinden Anadolu’ya yolculuk yapan köle tacirleri, Bismil yakınlarında konaklar iken, köleler tarafından öldürülürler. Bu köle isyanından kurtulanlar, günümüzdeki “Kurmuşlu” köyü yakınlarındaki köprünün bulunduğu yerde, eski bir mağaraya yerleşirler.
Ancak, Dicle nehrinin sık sık yatak değiştirmesi sonucu, burada yaptıkları evler yıkılır ve halk, yerleşim yerini değiştirmek zorunda kalır. Böylece, buranın yerleşimcileri, Kırkpınar mevkiinde, 20 evden oluşan yeni bir yerleşim yeri kurarlar ve buraya “Bistmal” yani “20 ev” ismini verirler. Bistmal ismi, zamanla değiştirilerek, Bismil ismi kullanılmaya başlanır.
MÖ.1050 yılında, Asurlular Hurileri büyük bir yenilgiye uğratırlar ve Mezopotamya içlerine çekilmelerini sağlarlar. Bu son savaşta, Dicle nehrinin insan kanı nedeniyle kırmızı aktığı rivayet edilmektedir. Asur orduları, yaptıkları her sefer sonucunda gerek Hurri ve gerekse Urartulara, büyük kayıplar verdirmiştir.

GENEL
İlçe merkezinin denizden yüksekliği 550 metredir. Genel olarak, düzlük bir alanda kurulmuştur. Ayrıca, Dicle nehri, yerleşim yerinin ortasından geçmektedir. Güneydoğu Toros dağları ise, ilçenin güneyinden geçmektedir. Bu dağlara “kalleş” dağları denilmektedir. Çünkü, Akdeniz ve Ortadoğu bölgelerinden gelen sıcak havanın, yöreye girmesini engellemektedirler. Böylece, yörede karasal iklim hüküm sürmektedir. Buna bağlı olarak yazlar kurak ve sıcak, kışlar ise soğuk ve yağışlı geçer.
Yöredeki başlıca ekonomik etkinlik, tarıma dayalıdır. Özellikle: pamuk ön plana çıkmaktadır.

NE YENİR-NE İÇİLİR
Buraya yolunuz düşerse, buraya has bir lezzet olarak “Bismil tavası” tatmanızı öneririm.
GEZİLECEK YERLER

ÜÇTEPE HÖYÜK
İlçe merkezinin 12 km. batısında, Üçtepe köyündedir.
Höyük bölgesinde: MÖ.2000’li yıllardan, günümüze doğru olan tarihi süreçte: Asur, Helenistik ve Roma egemenliklerinin bir dönem hüküm sürdüğü ve aynı dönemde, buranın bir merkez statüsünde bulunduğu anlaşılmıştır. Hatta, yine MÖ.2000 yıllarına ait, bir Asur sarayı kalıntıları görülmektedir.
Şöyle ki, antik dönemde: bu bölgede yaşayan Hurriler ve daha güneyde yaşayan Asurlular arasında, birçok savaş yaşanır. Bu savaşlar sırasında, Asurlular, bölgede, yazılı kaynaklara da giren “Tuşha” adını verdikleri bir merkez kurarlar ve bu şekilde, Hurrilere karşı üstünlük sağlarlar.

Yine, höyük bölgesinde: 1866 yılında yapılan kazılarda, Asur kralı III. Salmanassar’a ait, 2 obelisk bulunur. Bu obelisklerin üzerinde: Asurluların, Hurri ülkesini nasıl yakıp-yıktıkları anlatılmaktadır. Höyükte ele geçen diğer buluntuların bir kısmı, özellikle steller, günümüzde İngiltere Londra-Brisith Museum’da sergileniyor.

KENANTEPE HÖYÜK
İlçe merkezinin 15 km. doğusunda, Dicle ırmağı kıyısındadır. Diyarbakır-Batman kara yolunun güneyinde, kara yoluna 1 km. uzaklıktadır.
Höyük: 220 x 350 metre boyutlarındadır ve büyük kısmı tahrip edilmiştir. Yani, yerleşim alanı, toplam 6 hektar dolaylarındadır.
Buradaki, ilk arkeolojik kazılar: 1988 yılında yapılmaya başlanmıştır. Bu çalışmalarda, yöredeki yerleşimin, ilk olarak: MÖ.4600 yılında olduğu anlaşılmıştır. Bu dönemden, günümüze kalanlar ise: kavrulmuş tahıllar, kemik çuvaldızlar, çanak-çömlek ve takılardır. Yörede, takip eden dönemde, yani MÖ. 2000’ler de ise, demir işlendiği görülür. Ayrıca, ekonomik faaliyetler olarak: tarım ve şarap üretimi görülmektedir.
Evet, yakın gelecekte bölgede yapılmakta olan “Ilısu barajı” göl sahası içinde kalacağı düşünülen höyük bölgesinde yapılan kazılar hızla sürdürülmektedir. Özellikle, bu bölgede: Amerikalı arkeolog Bradley Parker ve ekibi çalışmaktadır.
ŞAHİNTEPESİ HÖYÜĞÜ
İlçe merkezine 11 km. uzaklıkta, Şahintepesi köyündedir. Müslüman tepe olarak da bilinir.
Höyükte, daha çok Tunç çağına ait kalıntılar görülmektedir. Buradaki yerleşke: güneyden başlar ve Dicle nehrine doğru genişleyerek, tarıma elverişli vadi üzerinde büyümektedir. Ayrıca, höyüğü çevreleyen yüksek tepelerde, yakın geçmişte, meşe ağaçlarının bulunması, burada yabanıl hayvan yaşamının da bulunduğunun göstergesidir.

KORTİKTEPE HÖYÜĞÜ
İlçe merkezine bağlı, Ağıl köyü yakınlarında, Pınarbaşı mevkiinde, Batman çayı ve Dicle nehrinin kesiştiği bölgededir. İsminin anlamı: aşınmış tepedir. Aşınmanın temel nedeni: doğa, insan, zaman tahribatı ve kazılardan önce, höyüğün sulu tarıma açılmasıdır.
Buradaki arkeolojik kazı çalışmaları, Dicle Üniversitesi ilgilileri tarafından yürütülmektedir. Burada, özellikle, taş işçiliği konusunda ileri bir teknolojinin kullanıldığı objeler görülmektedir. Yapılan çalışmalarda çıkarılan eserler, günümüzde Diyarbakır Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Bunların başında ise, dinsel anlamlar taşıyan ölü hediyeleri gelmektedir.
Evet, Kortiktepe höyüğü de, yakın gelecekte, Ilısu baraj göleti altında kalarak yok olacaktır.

ZİYARET TEPE HÖYÜĞÜ
Ziyaret Tepe Höyüğü, İlçenin güneydoğusunda, Dicle ve Batman çayının birleşme noktasının 20 km batısında Dicle nin güney kıyısındadır. Ovadan 22 metre yükseklikte, 3 hektarlık bir alanı kaplar. Kuzey taraftaki akropol, üç tarafında uzanan “aşağı şehir” ise 29 hektarlık bir alana yapılmaktadır.
Asur döneminde eyalet başkentiydi. 12 kişilik bir kazı heyetinin yürüttüğü 4 kazı sonucunda 1989 yılında 6 m kalınlığında ve tarihte TUŞPA adıyla geçen büyük bir Asur Sarayı kalıntıları bulundu. Tuşhan, Asur İmparatorluğunun kuzey sınırını korumuş, bölge valisi ve bürokrasisine ev sahipliği yapmış, kuzeydeki Toros Dağlarının doğal kaynaklarının (kereste, taş ve madenler) işletildiği bir merkez olarak hizmet vermiştir.
Tuşhan’a ilk yerleşimin 5000 yıl önceye dayandığı bilinmektedir. MÖ 900 yılında bölgeye yerleşen Asurlular MÖ 610 yılına kadar hüküm sürmüştür. MÖ 612’de Asur Başkenti Ninova, Babilliler ve Medler tarafından istila edildikten kısa süre sonra Tuşhan da yıkılmıştır.
Buluntular:
Bilinmeyen antik dil tableti:
Ortaya çıkan olağanüstü buluntular arasında daha önce bilinmeyen, ancak 2500 yıl önce konuşulan bir dilin varlığına işaret eden çivi yazısıyla yazılmış bir kil tablet de yer almaktadır. Sarayda bulunan tablette Tuşhan’a getirilen 60 kadının, bilinen herhangi bir dile ait olmayan isimleri yazılıdır.
Saray, Konutlar, Kışla:
Kazılar sonucunda valinin sarayı, seçkinlerin konutları ve erlerin kışlaları gibi yapılar ortaya çıkarılmış, imparatorluğun MÖ 9 yüzyılın başlarında genişlemesinden çöküşüne dek tüm tarihin izi sürülmüştür. Buluntular arasında incelikle resmedilmiş bir duvar sıvası ve imparatorluğun çöküş sürecine ait mektup da bulunmuştur.
Arşiv ve yazılı belgeler;
Arşivler, buranın imparatorluk Asur devletine ait bir vergi toplama merkezi veya tahıl depolama istasyonu olduğunu göstermektedir. Çoğu yazılı metin, tahılların dağıtımı, kentteki kişilerle yapılan sözleşmeler ve borçlarla ilgilidir. Ziyaret Tepe nin Geç Asur döneminde antik Tuşhan olduğuna dair belgeler de bulunmuştur.
Ilısu Barajı:
Kazı çalışmalarının sürdürüldüğü bu bölgenin alt kısımları, Ilısu barajının tamamlanmasının ardından sular altında kalacaktır. Bu durum, henüz kazılmamış bölümlerin kalıcı olarak yok olması tehlikesini beraberinde getirmektedir.
Diyarbakır şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.
