Konya Derbent

Konya Derbent

Derbent, Konya arası uzaklık: 78 km. Derbent, Beyşehir arası uzaklık: 53 km.

TARİHİ

18’nci yüzyıldaki Osmanlı belgelerinde yörenin ismi “Tatlarhisarı” olarak geçer. 1729 yılına kadar Akşehir Sancağına bağlı kalmıştır. 1880’lerden sonra Konya Salnamelerinde “Derbent” ismi görülür. Bu tarihte Derbent’te bir medrese bulunduğu ve medresenin 40 öğrencisi bulunduğu kayıtlıdır. Yerleşim 1930 yılında Belediyelik, 1990 yılında ise ilçe olmuştur.

Osmanlı döneminde Derbent kelimesi “teşkilat” anlamı almaktadır. Ayrıca: dağlar üzerindeki geçitlerde ve boğazlarda bulunan karakollara da “derbent” denilmiştir.

Konya Derbent

GENEL

İlçe: kuzeyden doğuya uzanan Morbel dağları, doğudan güneye uzanan Aladağ, güneyinde Ablağı ve Dikmen dağları ile batı ve kuzeyinde bulunan yaylalarla çevrilidir. İlçenin güneyinde Derbent Aladağ Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim bölgesi bulunur.

Bu bölge Aladağ çevresinde konumlanmıştır. Arazi güneye doğru yükselmektedir. İlçenin ortalama rakımı 1480 metredir. 1950 metre rakım üzerindeki alanlar ve kısmi açıklıklar dışında kalan tüm arazi orman alanıdır. Orman dokusu yer yer meşe olmak üzere çam ağaçlarından oluşmaktadır

İlçe sınırları içinde Çiftliközü Göleti, Derbent Göleti ve Alişar Göleti olmak üzere 3 adet gölet bulunmaktadır.

İlçe yüksek rakımı sebebiyle Konya ilinin en çok kar yağışı alan ilçeleri arasında yer alır. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve yağışlıdır. Tipik İç Anadolu bölgesi iklimi hakimdir.

İlçenin en önemli ekonomik kaynakları tarım ve hayvancılıktır.

İPEK YOLU KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ

Her yıl geleneksel olarak yapılan festival, Hasaniçi Koruluğunda yapılır.

Konya Derbent

GEZİLECEK YERLER

Konya Derbent Aladağ Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi

ALADAĞ KÜLTÜR VE TURİZM KORUMA VE GELİŞİM BÖLGESİ

2017 yılında Resmi Gazetede yayınlanarak ilan edilmiştir. Aladağ zirve noktası 2339 metredir ve kayak yapmaya elverişlidir, kar kalitesi uygundur.

Proje kapsamında: kış sporları imkanlarının geliştirilmesi, her düzeyde kayakçıya hitap eden kayak pistlerinin çoğaltılması ve alanın yaz aylarında da kullanıma açık tutulması planlanmaktadır.

Evet bu bir plan, bu projenin buraya yapılmasının oldukça uygun olduğunu düşünüyorum, çünkü il merkezine yakın, diğer bazı turistik merkezlere de yakın ve kayak severler tarafından yoğun olarak kullanılacağını düşünüyorum, tek eksiği konaklama tesisi olur ki, büyük olasılıkla konaklama tesisleri de özel sektör tarafından yapılacaktır.

Bekliyoruz bakalım. Halen burada 1950 metre rakımda, günübirlik ihtiyaçları karşılamak için konumlandırılan ve Derbent Belediyesi tarafından yapılan bir kulübe bulunmaktadır. Bu tesis dışında alanda başka bir tesis yoktur.

Konya Derbent Güllüpınar Kum döken Suyu

GÜLLÜPINAR KUMDÖKEN SUYU

Kum döken suyu, İlçe merkezine bağlı Aşağıçiğil Beldesine yaklaşık 5 km uzaklıktadır.

Ilgın-Aşağıçiğil karayoluna 1 km uzaklıktadır. Yani ana yola çok yakındır. Ana yoldan kum döken suyunun bulunduğu alana kadar kilitli taşla yapılmış yol vardır.

Doğal yani hiçbir enerji kullanılmadan kendi başına akan bir çeşmedir. Dağın zirvesinde bulunan su Orman idaresinden de izin alınarak aşağıda düz bir alana indirilmiş ve çevresine piknik alanı yapılmıştır.

Bu su içildiğinde böbrek taşlarının kolay düşürüldüğü söyleniyor. Böbreklerinde taş ve kum olan insanların 10-15 gün devamlı bu suyu içtiklerinde şifa bulacakları belirtiliyor. Zaten Belediye tarafından suyun analizi yaptırılmıştır.

Buna göre: suyun tadı ve renginin çok iyi olduğu, sertlik derecesinin düşük olduğu, içinde yararlı mineral maddelerin bolca bulunduğu, kokusuz ve içiminin çok rahat olduğu bildirilmiştir.

Çeşmenin çevresi Belediye tarafından mesire yeri olarak düzenlenmiştir. Çamların altında piknik yapmak için oldukça uygundur.

Konya Derbent Kum döken suyu Sağlık ve Kültür Festivali

KUMDÖKEN SUYU SAĞLIK VE KÜLTÜR FESTİVALİ

Her yıl geleneksel olarak Ağustos ayı içerisinde, 1264 metre rakımlı Kum döken suyunun bulunduğu ormanlık alanda festival coşkusu yaşanıyor. Festivale, çevre ilçe, belde ve köylerden büyük bir katılım oluyor. Ayrıca festivalde: Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri yanı sıra siyasi parti ve birçok kurum yetkilileri de katılıyor.

Konya Derbent Elikesik Hanı

ELİKESİK HANI

Konya-Derbent-Akşehir kara yolu üzerindedir. İlçe merkezine bağlı Kalburcu (Güneyköy) köyünde, Aladağ’dan Konya ovasına akan Başara Nehri vadisinde, Altınapa Barajı üzerindeki köprüye gelmeden öncedir. Aladağ eteklerinde eğimli bir arazi üzerine inşa edilmiştir.

Konya-Derbent ve Doğanhisar’ı birbirine bağlayan kervan yolu üzerinde kurulmuştur. Ancak modern kara yolu yapılınca bu eski kervan yolu artık kullanılmamaktadır.

Peki niye hana bu isim verilmiştir? Kesin bir şey yok, ancak bir söylentiye göre: bir işçinin inşaat kazası sonucu bir gün elini kaybetmesi nedeniyle bu ismin verilmiş olmasıdır.

Han muhtemelen 13’ncü yüzyıl yapısıdır. Avluya giriş kapısı üzerindeki kitabe yeri bulunmasına rağmen günümüzde kitabe yoktur, kaybolmuştur, bu yüzden kim tarafından ve hangi tarihte yapıldığı bilinmiyor. Ancak: aynı yol üzerinde bulunan Kuru çeşme ve Altınapa Hanlarına benzediğinden, genellikle 13’ncü yüzyıl başlarında 1200-1210 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir.

Yani, bu esas alınırsa Türkiye’nin en eski Selçuklu hanıdır. Küçük boyutlu bir handır. İki bölümden oluşmaktadır. Bunlar: açık bir avlu ve kapalı bir bölümdür. Kapalı bölüm, avludan daha geniştir. Zaten bu hanı, diğer hanlardan ayıran en büyük özelliği: küçük avlusudur.

Bu hanın her iki tarafından sadece 2 hücre bulunur ve bunlar servis tesisleri olarak kullanılıyormuş. Bunlar çökmüştür, ancak yerde izleri görülür. Avluya açılan taç kapının kesin şekli bilinmiyor. Ancak muhtemelen örtülü bölümün kapısına benzer.

Bir varsayıma göre, avlunun önünde bir cami olduğu düşünülmektedir. Hanın doğu tarafında ise, hamam olduğuna inanılan bir odanın izleri vardır. Avluda bir su oluğu bulunmaktadır.

Bugün harabe halindedir. Burada 2008-2010 yılları arasında kazılar yapılmış, ancak bu kazılar bilimsel prosedürlere uymadığından, avlunun orijinal yönü değiştirilmiştir.

 Konya Beyşehir hakkındaki gezi yazım için  Beyşehir

Antakya Defne

Antakya Defne
 

Antakya Defne: Antakya şehrinin büyükşehir olması nedeniyle, şehir iki merkez ilçeye ayrılmış olup bir tanesi Defne ilçesidir, buranın en büyük özelliği, Antakya il merkezindeki Harbiye’nin buranın sınırları içinde olmasıdır, Harbiye başlı başına bir turizm mekanıdır.

Antakya Defne
 

TARİHİ:

Antik çağın ünlü Daphne kentinin burada bulunduğu söyleniyor.

Efsaneye göre, Tanrıların babası Zeus’un oğlu Işık tanrısı Apollon, bugün Asi adıyla bilinen Orontos ırmağının kıyısında gördüğü genç ve güzel bir kız olan Daphne’ye aşık olur ve onunla konuşmak ister.

Ancak, Daphne, Tanrılarla sevişen kadınların başlarına neler geldiğini bildiği için korkuya kapılır ve kaçmaya başlar. Apollon ise, onu kovalar, aralarındaki mesafe gittikçe kısalır ve bir an gelir Daphne, Apollon’un nefesini saçlarının arasında duyar.

Artık kurtuluş imkanı kalmadığını anlayınca, birden durur ve ayağı ile toprağı kazıyarak bağırır “Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru” der. Bunun üzerine Daphne ağaca dönüşür.

Kokulu saçları, yapraklara dönüşür, kolları dallar halinde uzanır, körpe ayakları kök olur. Daphne’nin gözyaşları, zamanla şelalelere dönüşür. Bu manzara karşısında şaşıran Apollon üzülür.

Sonra da sarılır ve Daphne’nin sert kabukları altında hala çarpmakta olan kalbinin sesini duyar ve şöyle seslenir. “Defne, bundan sonra sen, Apollon’un kutsal ağacı olacaksın. O solmayan ve dökülmeyen yaprakların, başımın çelengi olacak.

Değerli kahramanlar, savaşlarda zafere ulaşanlar, hep senin yapraklarınla alınlarını süsleyecekler, şarkılarda, şiirlerde adımız yan yana geçecek” Antakya Mozaik Müzesinde, Apollon’un Defne’yi tam yakaladığı sırada defne ağacını dönüşmeye başladığını betimleyen çok sayıda mozaik figür bulunmaktadır.

Evet, bu öykünün geçtiği yer, günümüzdeki Harbiye’dir.

Büyük İskender’in ardıllarından Seleucus döneminde, çağlayanları ile tanınan bir sayfiye yeri olan Daphne, çok sayıda villaları ve eğlence yerleriyle ünlüydü. Stadyumda düzenlenen oyunların ihtişamı dillere destandı.

Roma döneminde Antakya’nın su ihtiyacı buradan sağlanırdı. Antakya’ya ilk su getirilmesi, İmparator Galigula tarafından sağlanır.

Asıl su yolu inşaatı, MS 81-96 yılları arasında Antakya’da ikamet eden İmparator Trajan döneminde olur.

MS 115 yılında büyük bir deprem olur. Ardından imparator şehirde evler, halk hamamları yaptırır. Defne bölgesinde ise Diana Tapınağı yaptırır ve tahrip olan Antakya şehir surlarını tamir ettirir.

İmparator Trajan’dan sonra imparator olan Hadrian (129-131) su yollarını tamir ettirir. 525-526 yıllarında meydana gelen büyük deprem sonrasında, su yolları imparator Justinyen tarafından tamir ettirilir. Sonuç olarak bu su yolları, MS 12’nci yüzyıla kadar aktifdir.

İmparator Gallus döneminde şehir eski ihtişamını kaybetmeye başlamış, ardından Arap istilaları ile darbe yemiş ve bir daha eski parlak günlerine dönmemiştir.

Ancak şiddetli depremler, bu büyük şehri yıkıp yok etti ve günümüze gözle görülür bir kalıntı bırakmadı.

GENEL:

Hatay’ın güneybatısındadır. İlçenin doğusunda Altınözü, batısında Samandağ, kuzeyinde Antakya ve güneyinde ise Yayladığı vardır. Asi nehri ve Haç dağı arasındadır. 2012 yılında Hatay, Büyükşehir olunca, Hatay merkez ilçesi ikiye bölünmüştür.

Antakya ve Defne adıyla iki yeni merkez ilçe kurulmuştur. İlçenin en önemli özelliği “Harbiye” isimli bölgenin burada bulunmasıdır. Harbiye ne kadar bir tabiat cenneti olarak görülse de, plastik masa ve sandalyeli kebapçıların derme çatmalığı ortamı bozmuş, yapılaşmanın yol açtığı bozukluk hemen göze çarpmaktadır.

Ayrıca, benim en garipsediğim ise, kebapçıların tabelalarındaki Arapça yazılardır. Çünkü günümüzde buradaki esnafın büyük çoğunluğu, Suriye kökenlidir.

Oteller, pansiyonlar hatta nargile evlerinde, kafelerde bile Arapça konuşulur.

DEFNE AĞACI:

Ana vatanı Anadolu ve Balkanlardır. Defne, bütün yıl koku veren ve yaprakları hiç solmayan ağaçlardan birisidir. Güneşi ve güneşli yerleri sever. Işık Tanrısı Apollon’un gözdesidir. Defneden: ilaç ve sabun yapılır.

NE YENİR.

Buraya yolunuz düşerse ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, biberli yani katıklı ekmek, cevizli biber, humus ve çökelek öneririm. İçli köfteyi de unutmayın.

NE SATIN ALINIR:

Buraya yolunuz düşerse, Harbiye’den ipekli ürünler satın alabilirsiniz, ayrıca defne yaprağı da bulmak mümkündür. Defne sabunu ve zahter de olabilir.

GEZİLECEK YERLER:

Antakya Defne Harbiye
 

HARBİYE:

İlçe merkezine 8 km uzaklıktadır. Platonun güneyinden fışkıran kaynaklar, şelaleler meydana getirdikten sonra Asi nehrine karışırlar.

Bu şelalelerin antik dönemdeki ismi Kastalia, Pallas ve Saramannadır.

Harbiye günümüzde çok ünlü ve ilgi gören bir mesire yeridir. Derin vadi içinde, yüksek çınar ağaçları, defne ağaçları ve şelalesiyle huzur veren bir ortam olarak tercih ediliyor.

Ancak huzur bakımından biraz sıkıntılı gibi, burası restoran ve kafeteryalarla doldurulmuş, yani doğal ortam bitmiş, Harbiye bölümünde aşağıya doğru şelaleye inerken, birçok kafe ve restoran bulunuyor.

Hatta burada birçok yerden sular akıyor, su sesleri arasında yemek yiyebilirsiniz. Ama burası genellikle kahvaltı için tercih ediliyor, özellikle şehir dışından gelen turlar, sabah kahvaltısını burada yaptırıyorlar.  

Ayrıca, yörede dokunan doğal ipekli ürünler satılıyor ve oldukça yoğun ilgi görüyor. Öte yandan, yörenin en iyi künefesi burada yapılıyor, unutmayınız.

Hidro Atatürk Park:

Hidro Park; Harbiye bölgesinde Belediye tarafından kurulan bir park alanıdır. Yeşil alan ve yürüyüş yolları bulunmaktadır. Ayrıca suni bir havuz bulunuyor.

Antakya Defne St Simon Manastırı
 

ST SİMON MANASTIRI:

Defne ve Samandağ ilçeleri arasında Aknehir mahallesinin yakınlarındadır. Samandağ ilçe merkezine 12 km uzaklıktadır.

6’ncı yüzyılda kurulan manastır, 480 metre rakımlı tepededir.

Burası: Stilitler tarikatı kurucusu, Antakyalı St Simon tarafından erken Hıristiyanlık döneminde dini eğitimler verilmek üzere kurulmuştur.

Stilitler tarikatının kurucusu Saint Simon Stilit, aynı dönemde kendisiyle aynı ismi taşıyan yaşlı Simon’un manastırına gider ve orada dini dersler alır.

Daha sonra Antakya’ya döner ve burada manastır kurar, tarikatıyla ilgili ayinler yapıp dini eğitimler verir ve inzivaya çekilir. Tarikat mensupları: yaklaşık 1.5 metre genişliğinde ve 10 metre yüksekliğinde olan bu sütunların üzerinde kaldıkları için “Terk-i Dünya Tarikatı” de denilmektedir.

 St Simon Stilit, 10 metre yükseklikteki taş sütun üzerinde, 45 yıl inzivaya çekilerek yaşadığı yer olarak da bilinir. Burada: kilise, vaftizhane, sarnıç ve başkaca mimari kalıntılar görülür.

Hatay şehir merkezi gezi ve tanıtım yazısı için.

İskenderun merkezi gezi ve tanıtım yazısı için.

Samandağ gezi ve tanıtım yazısı için.

Konya Ahırlı

Konya Ahırlı

İlçe merkezi, Seydişehir-Bozkır kara yolu üzerinde kurulmuştur. Ahırlı, Konya arası uzaklık: 116 km. Ahırlı, Bozkır arası uzaklık: 16 km. Ahırlı, Seydişehir arası uzaklık: 41 km. Ahırlı, Yalıhöyük arası uzaklık: 11 km.

TARİHİ

Konya bölgesinin Türkleştirilmesi sırasında, buraya Orta Asya’dan getirilen Türk aileleri yerleştirilmiştir. Takip eden dönemde, bu yöre, Anadolu Selçuklularının askeri ve atlı birliklerinin at tavlalarının bulunduğu bir askeri merkez ve üs olarak kullanılmıştır.

Bu görevi yapan İçel Türkmenlerinden olan Dodurga Oğuz Beylerinden meydana gelen Ahırlı Beyleri, o dönemde bölgeyi kahramanca savunmuşlardır. Atların yetiştirildiği bu ahırlar, eski cami mevkiinde bulunan yoldadır. En eski yerleşim bölgeleri: Dodurga, Doğancı Deresi ve Gavur Ören mevkileridir.

Yörede belediye teşkilatı 1962 yılında kurulmuştur. Ahırlı, Bozkır ilçe merkezine bağlı iken 1990 yılında ilçe olmuştur.

İlçenin ismi neden “Ahırlı”; Bu konuda çeşitli söylentiler bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi: Selçuklu döneminde, bölgede Ahu Bey isimli bir bey yaşamaktadır, Ahu Bey’e istinaden bölgeye Ahurlu ismi verilmiş ve bu isim zamanla Ahırlı olarak değişmiştir.

Bir diğer söylentiye göre: Selçuklu döneminde Bozkır yöresini ilk fetheden Bozkır Bey’in at bakıcısı daha sonra bu bölgeye yerleşmiş ve Ahırlı ismi buradan gelmektedir.

Konya Ahırlı

GENEL

İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Denizden yükseklik ortalama 1200 metredir.  Ahırlı, Suğla Gölünün doğusunda yavaş yavaş yükselen bir set üzerine kurulmuştur. Güneyinde Toros sıra dağları uzanır.

Toros sıra dağlarının kuzeyinde ve eteklerinde çeşitli yaylalar vardır. Bahar aylarında bu yaylalara göç yapılır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca akarsuyu Çarşamba suyudur.

Bölge sağlam kalkerlerden oluşan bir alana kurulmuştur ve o yüzden deprem riski düşüktür. Yörede: İç Anadolu ve Akdeniz iklimleri görülür.

AKKİSE BAHAR ŞENLİKLERİ

Her yıl geleneksel olarak Mayıs veya Haziran ayında yapılır. 2000 yılından bu yana yapılıyor. Yıllardır tüm Akkiseliler bir araya geliyor, hem şenliklerini yapıyor hem eğleniyorlar.

AHIRLI YAYLA ŞENLİKLERİ

Her yıl geleneksel olarak Mayıs veya Haziran ayında yapılır.

GEZİLECEK YERLER

Konya Ahırlı Merkez Camii

MERKEZ CAMİSİ

İlçe merkezinde bulunan Merkez Camisi, 19’ncu yüzyılda yapılmıştır. Yapı: moloz taş duvarlı, ahşap örtülü, düz damın üstü sonradan kırma çatı ile kapatılmıştır.

Beşer sütun olmak üzere, iki sütun sırasıyla boyuna üç sahına ayrılmıştır. Caminin hemen bitişiğinde Süleyman Efendi Türbesi bulunmaktadır.

 

ASARCIK

Burada bir zamanlar bağcılık yapılıyormuş ama zamanla kasaba boşalmıştır. Ancak tarihi süreç incelendiğinde, bir zamanlar burada Romalıların yerleşik bir düzeni olduğu anlaşılır. Roma döneminde burada yaşayan halk: madencilik ve çömlek işiyle uğraşıyormuş.  Bugün burada Romalılardan kalma ören yerleri olan bir tepe ve tepenin eteklerinde artık bakımı yapılmayan üzüm bağları görülebilir.

AKKİSE KÖYÜ

İlçe merkezine bağlı bir köydür. Bizanslılardan kalma Ak kilise nedeniyle buraya “Akkilise” ismi verilmiş ama zamanla bu isim halk dilinde “Akkise” olmuştur.

Kise Çalı

Akkilise olarak rivayet edilen kilise: kasabanın güneydoğusunda bulunan Kise Çalı denen bir dağdadır. Bu bölgede köy halkı, zaman içinde tarihi kalıntılara rastlamıştır. Şu an, Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Cuma camisi

İlçe merkezine bağlı Akkise’de bulunmaktadır. Cami muhtemelen 1232 yılı civarında yapılmıştır. Halen ibadete açıktır.

BARTLI YAYLASI

İlçe merkezine 9 km uzaklıktaki yayla 1300 metre yüksekliktedir. Toros dağlarının yeşil vadilerinden biridir. Halkın bir kısmı bu yaylada yaz-kış kalırlar. Çünkü burası bir köyü andırır, elektrik, su ve telefon hizmetleri vardır. Ulaşım yönünden de sıkıntı yoktur. Yaylada yazın kuruyan dere kenarında dikili kavak ve söğüt ağaçları bulunur. Çatal oluk ve küllüce çeşmeleri vardır. Her yıl Mart ayında, yaylada sarı-mor çiçekler açıyor ve harika bir görüntü oluşuyor.

BADEMLİ-AŞAĞI YAYLA

İlçe merkezine 5 km uzaklıktadır. Badem ağacının fazla olması nedeniyle ismini buradan almıştır. İlçeye en yakın yayla olduğu için hem hayvancılık hem de tarımla uğraşan vatandaşlar tarafından yoğun tercih edilir. Kış aylarında bu yaylada, hayvan yetiştiricileri kalmaktadır. Bitki örtüsü bakımından oldukça zengindir. Arıcılık yapılmaktadır.

AŞAĞI OLUK YAYLASI

İlçe merkezine 5 km uzaklıktadır. Doğusunda Sivri dağı, güneyinde Beliğilledin dağı bulunmaktadır. Ladin ağaçlarının kuzeye doğru yetiştiği en uç dağdır. Aşağı Yayla, ilçe merkezine yakın olmasından dolayı, kısa zamanda gidilip gelinecek olması nedeniyle kışlama imkanı da tanımakta, ailelerin bazıları yaz-kış burada ikamet etmektedirler.

Konya Beyşehir hakkındaki gezi yazım için  Beyşehir