İstanbul Beykoz

geziyorum-beykoz-3
İstanbul Beykoz

Bu yörenin adı konusundaki araştırmalar, henüz net sonuçlar vermemiştir.

Bazı kaynaklarda: sözcükteki “koz” ekinin “ceviz” anlamına geldiğini ve buradaki “bey”e ait bahçelerde çok miktarda ceviz bulunduğu savunulur. Diğer kaynaklarda ise, bu isim ekinin yani “kos” sözcüğünün Farsça dilinde “köylük yer” anlamına geldiğini ve yörenin “Beyin Köyü” diye anıldığını belirtirler. Çünkü Beykoz ismi, Osmanlı döneminde buraya verilmiştir.

Hatta bazı kaynaklara göre: bir zamanlar “Kocaeli Valileri yani Beyler” burada ikamet ediyorlarmış. Bizans döneminde: buraya “su çanağı” anlamına gelen “Philae” denilmiştir. Belki de su çanağı, buradaki büyük boy bir eski “vaftiz çanağı” olabilir.

Burada ilk köşk: Sultan II. Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Bu köşkte dinlendiği bir gün: Tokat şehri fethedilince, bu sevinçli haberi burada alan Sultan: köşke o zaferin anısına “Tokat Köşkü” ismini vermiştir. Hatta: yine bu köşke “sevinçli” anlamında “Ferhanabad köşkü” denilmiştir. Burası: halk arasında: çevresindeki yemyeşil araziler ile yüzyıllar boyunca “Tokat Bahçeleri” diye anılmıştır.

Osmanlı yönetiminde, Beykoz arazileri genellikle müneccimbaşılarına (falcılara) bırakılmış ve özel topraklar olarak değerlendirilmiştir.

Tarihimizdeki ilk kağıt fabrikası “Hamidiye” adıyla burada kurulmuştur. Avrupa kalitesinde kağıtlar üreten bu fabrika, 1892 yılında “Erkan-ı Harbiye Feriki” Şakir Paşa huzurunda yapılan, şatafatlı bir törenle hizmete açılmıştır. Beykoz, ürettiği camlarla da ünlenmiştir. 19 yüzyıl başlarında, ilk cam atölyesi, Sultan III. Selim döneminde burada açılmış, cam ustaları Venedik’e gönderilmişlerdir.

geziyorum-beykoz-ishak-aga-cesmesi-1
İstanbul Beykoz İshak Ağa Çeşmesi

İshak Ağa Çeşmesi

Buraya halk arasında “On parmak çeşmesi” denilmektedir. Eski anıtsal yapı olarak Beykoz semtinin en gözde eseridir. Sultan I. Mahmut döneminde, gümrük şefi olan ve gümrük işlerinden zenginleşen İshak Ağa tarafından 1746 yılında yaptırılmıştır. İstanbul’da bu türden başka bir örneği bulunmaz. Meydanda bulunan ve günümüzde faal olan bu çeşme: kagir, kare planlı, saçaklı ve revak kemerlidir.

İstanbul’da günümüzde faal olan nadir çeşmelerden biridir. Hatta semtin isminin, bu ünlü çeşmenin hemen yanındaki ulu bir ceviz ağacından kaynaklandığı söylenmektedir. Çünkü bir zamanlar Beykoz yöresi: cevizleriyle ünlüymüş ve cevizin eski isimlerinden birisi de “koz” imiş. Beykozlular: bu çeşmenin çevresinde oturarak zaman geçirirler. Özellikle sıcak yaz günlerinde burada dinlenirler.

geziyorum-beykoz-beykoz-hamami-1
İstanbul Beykoz Beykoz Hamamı

Beykoz Hamamı

Çeşmenin hemen yanında, Sultan Süleyman döneminde, Has odabaşı Behruz Ağa tarafından 1560 yılında yaptırılmıştır. Tarihi yapı, Beykoz hamamı olarak bilinir. Fatih Saraçhane’deki “Horhor Hamamı” da Behruz Ağa tarafından yaptırılmıştır.

Kethüda Çeşmesi

Sahile yakın yoldaki bu eski mermer çeşme: 1533 yılında Kethüda Defterdar İskender Çelebi tarafından yaptırılmıştır.

Cami

Meydanda bulunan cami: 1700’lü yıllarda Mustafa Ağa tarafından yaptırılmıştır. Ama takip eden süreçteki onarımlar sonucu, orijinal formu değişmiştir.

geziyorum-beykoz-1
İstanbul Beykoz Hünkar İskelesi
geziyorum-beykoz-5
İstanbul Beykoz Hünkar İskelesi
geziyorum-beykoz-4
İstanbul Beykoz Hünkar İskelesi

HÜNKAR İSKELESİ

İncirliköy’ün kuzeyinde: Sultan II. Beyazıt tarafından, İran seferi dönüşünde, yanında getirttiği bazı mimari parçalar kullanılarak, Sultaniye Çayırı denen yerde, İran üslubuyla ahşap bir köşk yaptırılmıştır. Bu köşkte: bağ bozumunu betimleyen eski bir sütun kullanılmıştır. Bu parça: büyük bir ihtimalle antik dönemden kalma bir tapınaktan kalmadır ve 17 yüzyıla kadar köşkte duruyormuş. Daha sonraki tarihlerde ise: bu köşk, Kanuni Sultan Süleyman tarafından yenilenmiştir.

Devrin sultanları: ahşap köşke gelmek için, saltanat kayıkları ile bu iskeleyi yani Hünkar İskelesini kullanırlarmış. Tarihi süreçte, Hünkar İskelesi Antlaşması, Ekim 1833 tarihinde buradaki ahşap köşkte imzalanmış ve ardından Türklere destek veren İngiliz ve Fransızların katılımı ile Ruslara savaş açılmış ve 1853 yılında Kırım Savaşı başlamıştır.

Yalı Köyü Camii

Hünkar İskelesi tarafındaki bu cami: Bostancılardan Hüseyin Ağa tarafından yaptırılmıştır. Yapım tarihi bilinmemektedir.

geziyorum-beykoz-beykoz-kasri-1
İstanbul Beykoz Hünkar İskelesi Çevresi

Hünkar İskelesi Çevresi

Çevredeki “Akbaba köyü” ve “İncirliköy”: Osmanlı döneminde mesire alanı olarak kullanılmıştır. Günümüzde de piknik alanıdır.

18 yüzyılda ise: Sultan III. Mustafa döneminde, İncirliköy: sarayın ileri gelenlerinden Tahir Ağa tarafından imara açılmış ve böylece İstanbul halkının kullandığı piknik mekanlarından biri haline gelmiştir. 1854 yılında ise: Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa: Sultan Abdülmecid adına “Beykoz Kasrı” nı yaptırmıştır.

Sultanın adından dolayı buraya “Mecidiye Kasrı” da denilmiştir. Ama Mehmet Ali Paşa, bu kasrın tamamlanmasını göremeden ölmüş, projeyi oğlu Sait Paşa tamamlamıştır. 20 yüzyıl başlarında: Mısır Hidiv’inin İstanbul temsilciliğini yapan, Ermeni asıllı ve çok zengin Abraham Paşa: buralardan Karadeniz kıyısına kadar uzanan arazilerin sahibidir ve 1918 yılında ölmüştür.

geziyorum-beykoz-yusa-tepesi-1
İstanbul Beykoz Yuşa Tepesi
geziyorum-beykoz-yusa-tepesi-2
İstanbul Beykoz Yuşa Tepesi

 

YUŞA TEPESİ

Beykoz ilçesi sınırları içinde, denizden 200 metre yükseklikteki bir tepedir. Boğazın en yüksek tepesidir. Ancak bu tepenin üzerinde bulunan bir yatır: bu tepeyi önemli hale getirmektedir.

Yatırın ne zamandan beri burada bulunduğu bilinmemektedir. Çeşitli söylentiler vardır. Ancak tahminlere göre: Bizans’tan önceki dönemlerden kalmadır. Çünkü aynı tepe üzerinde, muhtemelen Zeus’a adanmış, antik bir tapınak izlerine rastlanılmıştır. Muhtemelen Bizans’ın altın çağlarında, İmparator I. Justinianus döneminde, bu antik tapınak kalıntıları üzerine “Aziz Misel” gömülmüş ve mezarının üstüne bir kilisenin yaptırıldığı tahmin edilmektedir. İstanbul’un fethinden sonra ise: burada bulunan mezar elden yeniden düzenlenmiş ve günümüze kadar devam eden mescitte: Kadiriler tarafından sahiplenilen bir tekke kurulmuştur.

“Yuşa” nın gerçekteki adı “Yesu” dur. Hz. Musa’nın yeğenidir ve Tevrat’da adı geçen bir Yahudi Peygamberidir. Ancak: tarihçilere göre, burada yatan Yuşa hazretlerinin, Tevrat’da adı geçen Yuşa ile ilgisi yoktur. Çünkü, burada yatan kişinin Hıristiyan bir din adamı veya Müslüman bir şeyh olduğu ileri sürülmektedir. Osmanlı dönemi eski kayıt defterlerine göre: burada 1755-1757 yılları arasında “28 Çelebizade Mehmet Sait Efendi” nin sadrazamlığı döneminde inşa edilen bir tekke varmış. Ancak bu tekke: yangında yok olmuş ve Sultan Abdülaziz döneminde, yeni bir mescit inşa edilmiştir.

Mezar yeri 17 metrelik boyutu ile dikkat çekmektedir. Ancak büyük ihtimalle, burada yatan ermiş kişinin tam olarak nerede gömüldüğünün bilinmemesi için mezar büyük düzenlenmiştir. Bir diğer görüşe göre ise: bir saygı göstergesi olarak, kabrin büyük boyutlarda düzenlendiği düşünülüyor.

Son yıllarda, yatırın çevresinde, yol üstüne kurulmuş çeşitli dini objelerin satıldığı tezgahlar ve otopark: rant kavgasına dönüşerek, çeşitli kurumları karşı karşıya getirmiş ve buranın mistik özelliği zarar görmüştür. Çünkü dertlerinden, sıkıntılarından kurtulmak isteyen veya dileklerinin gerçekleşmesini isteyenler, burayı çok sık ziyaret etmektedirler.

geziyorum-beykoz-6
İstanbul Beykoz
geziyorum-beykoz-4
İstanbul Beykoz
geziyorum-beykoz-3
İstanbul Beykoz

 

Günümüzde Beykoz

Günümüzde: Beykoz, tarihi kimliğinden büyük ölçüde uzaklaşmış olsa da, hoş köşeleri, doğanın güzelliklerini sunan çayırları ve mesire yerleriyle ilgi çeker. Osmanlı döneminde burada kurulan cam, deri ve kundura endüstrileri, yakın döneme kadar devam etmiş ve Beykoz sınırlarından çıkıp uluslar arası ticaret alanında rakipleriyle boy ölçüşen ürünler yaratılmıştır.

Bunlar arasında en göze çarpanları: Topkapı ve Dolmabahçe Sarayları koleksiyonlarında bulunan Türk camcılığının göz nuru ve dünyaca ünlü “Çeşmi Bülbüller” sayılabilir.

Ayrıca: mesireleri, kaynak suları, av sahaları, kalkan balığı, paçası ve cevizi ünlüdür. Zaten: Beykoz’a girişte, sağ yanda “Beykoz Korusu” görülür. Dar bir kapıdan araba ile girilebilen koruda: lokantalar ve havuz başında çay bahçesi vardır. 

Beykoz: sadece mesire yerleriyle değil sularıyla da ünlüdür. Yörenin en çok beğenilen suyu “karakulak” aslında “kara ulak” tır. Gerçek adı “Mehmet” olan bu ulak, fetih şehitlerinden biridir.

İstanbul günlük gezi planı hakkındaki yazım için. 

 

 

İstanbul Polonezköy

polonezköy.gene.1
İstanbul Polonezköy

Polonezköy İstanbul’a hem yakın hem de uzak sayılır. Beykoz-Ümraniye yolundan giderseniz Fatih Sultan Mehmet köprüsü, Anadolu yakası çıkışından sapın 12 km gittikten sonra buraya ulaşırsınız. Yani Karadeniz sahilinden yaklaşık 20 km ve İstanbul Boğaziçi kıyılarından ise yaklaşık 15 km uzaklıktadır. Buraya servis yapan toplu ulaşım aracı yoktur. Sadece özel araçlar ile gidilebiliyor.

Polonezköy: 1842 yılında Rus ordusundaki mecburi askerlik hizmetinden kaçıp yeni bir hayata başlamak isteyen Polonyalı askerler için Lazarist Hıristiyanlardan alınan araziye kurulmuştur.

İsmini, hemşerilerinin yerleşip bir köy kurma hakkı için mücadele eden Polonyalı sürgünlerin lideri Prens Adam Czartorski’den almıştır. “Adam’ın köyü” anlamına gelmektedir.

Başlangıçta sadece 12 olan nüfus, 1848 yılında Macaristan, 1863 yılında Polonya’daki ayaklanmadan kaçanların ve Siberya sürgünü Polonyalıların gelmesiyle artmış, Polonez köylüler 1853 yılında Kırım savaşında Osmanlılarla birlikte savaşınca Sultan Abdülmecit tarafından ödüllendirilmiş ve oturdukları topraklar onlara bağışlanmıştır.

1918 yılında Polonya bağımsızlığını kazanınca bazıları ülkelerine geri dönmüştür. 1934 yılında Atatürk burayı ziyaret ettiğinde, geçimini hala çiftçilik, odunculuk ve deri eşya satışından sağlayan Polonyalılar vardı. 1938 yılında vatandaşlığa kabul edildiler. Atatürk’ün ziyareti sırasında kaldığı ev görülmeye değerdir.

19’ncu yüzyılda Franz Liszt, Gustave Flaubert ve Pierre Loti gibi ünlüleri ağırlayan Polonezköy sakinleri, 1960’larda turist ağırlamak için özel misafir evleri inşa etmeye başladılar ve bu yıllardan itibaren Polonezköy sahip olduğu farklılıklarıyla turistler için cazibe merkezine dönüşmenin ilk adımlarını attı. Turizmin artık yaşam kaynağı olduğu belde, aralarında Cumhurbaşkanları Lech Walesa (1994 yılında) ve Alexander Kwesniewski (1996 ve 2000 yıllarında) gibi tanınmış kişilerin de olduğu pek çok misafiri ağırlamanın gururunu yaşıyor.

Eskiden sakinlerinin Lehçe konuştuğu ve Türkçeyi ikinci dil olarak öğrendiği köyde çok şey değişti. Bugünlerde artık herkes Türkçe konuşuyor, Lehçeyi akıcı kullanabilenlerin sayısı ise kırkı geçmiyor. Eskiden sahip oldukları mülkleri kimseye satmazken bugün istediklerine satabiliyorlar olmaları gerçek Polonyalı nüfusun da azalmasına yol açmıştır. Son zamanlarda yapılan otel ve pansiyonlar maalesef köyün tarihsel ve kültürel özelliklerini yok sayan beton yapılar olarak göze çarpıyor. Polonezköy’ün simgesi olan doğal güzelliklerin, insanın doğaya gösterdiği saygıdan kaynaklandığının unutulması hüzün veriyor.

Köyün meydanına girişte, bir kilise ve Katolik mezarlığı vardır. Bol yeşillikli bu bölgede, kır lokantaları, piknik alanları ve konaklama imkanları bulunuyor. Özellikle: Mayıs ve Haziran aylarında, en güzel günlerini yaşayan bölgede, Polonezköy Tabiat Koruma Alanı, Milli Parklar kapsamında yer almaktadır. 1996 yılında Tabiat Parkları statüsü kazanan 3000 hektarlık park, zengin florasıyla ziyaretçilere peyzaj güzellikleri sunuyor.

Orman içi yürüyüş, koşu, bisiklet parkurları, özel bir hayvanat bahçesi, kimi tesisler içinde bulunan yüzme havuzları, tenis ve binicilik sporu, at kiralayarak tur yapma alternatifleri yanında, Polonezköy’ün açık havada brunch ve köy kahvaltıları oldukça meşhurdur.

ALIŞVERİŞ

Polonezköy merkezinde, yöresel ve tekstil ürünleri başta olmak üzere hediyelik eşya satan tezgah ve dükkanlar bulunmaktadır. Polonya halkını simgeleyen süs eşyaları ve kıyafetler bulup satın alabilirsiniz. Polonezköy, ayrıca doğal ortamda üretilen balı ile meşhurdur. Merkezde bulunan Polonezköy Arıcılık Müzesine uğrayın ve burada organik üretim teknikleriyle üretilen bal, polen, arı sürü, Propolis ve balmumu bulabilirsiniz. Yaz aylarında ise Polonezköy’ün kirazı meşhurdur.

meryem ana kilisesi.1
İstanbul Polonezköy Kilise

KİLİSE

Polonezköy’de görülecek sadece birkaç yer vardır. Meryem Ana Kilisesi de bunlardan biridir. 1912 yılında yapılmış, I. Dünya Savaşı sırasında askeri karargah olarak kullanılmıştır. 1918 yılında ise restore edilerek tekrar ibadete açılmıştır. Bahçede 1869 yılında burada ölen ve gömülen şair Adam Mickiewicz’e adanmış bir anıt bulunmaktadır.

zafia rızı.1
İstanbul Polonezköy Zofia Rizi Anı Evi

ZOFİA RİZİ ANI EVİ

Bu anı evinde: Polonezköy tarihçesinin ve eski fotoğrafları bulunmaktadır. Zofia Rızı Anı Evi, Polonezköy’ün en eski evlerinden biri olarak halkın ziyaretine açıktır. Bu evde: köy ve aileye ait fotoğraflar ve dokumalar toplanmıştır. Zafia Rızı Anı Evi, babası Wincenty Rızı tarafından 1881-1883 yıllarında yapılmıştır. Rızı ailesinin evi köydeki en gösterişli evlerden biridir. O dönemin tipik Polonya köy evi mimarisini sergileyen bu ev, orjinalliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Köyü ziyaret eden turistler tarafından beğenilmekte ve yemyeşil bahçesiyle ziyaretçileri büyülemektedir.

Bu anı ev: Polonya-Türk ilişkilerinde dostluğun sembolü olarak kabul edilmiş, Polonezköy’e yapılan resmi ziyaretlerde de rol almıştır. T.C.Hükümeti temsilcileri ve Polonya Hükümeti temsilcileri tarafından Polonezköy’ün resmi ziyaretlerinde Zofia Rızı Anı Evi ziyaret edilir ve sık sık Polonya ve diğer ülkelerden gelen turistler misafir edilerek, yurt dışında, internette, kitaplarda, gezi turlarında bile anılan bir yer olmuştur. Polonezköy’deki bu hatıra evinin açılmasında fikir babası 1940’lı yıllarda Michal Czajkowski’dir. Polonya gelenekleri, özellikle Sibirya sürgününden dönmüş olan Wincenty Ryzy’nın evinde yaşatılıyordu. Ryzy’ların evinde ünlü Polonyalıların portreleri ve vatanseverlerlik konulu tabloların yanı sıra, köyün en büyük Lehçe kitaplarından oluşan kütüphanesi bulunuyordu.

Daha sonra bu evde Polonya’da “Ciocia Zosia” (Teyze Zosia) olarak ünlü olan Zofia Rızı (1903-1986) yaşamaya devam etti. Zofia Rızı, burada Polonezköy gençleri arasında ana dili ve Polonya tarihi hakkında bilgiler veriyordu. Evi, Türkiye topraklarında bir çeşit Polonyalılık göstergesi olmuş, kapısı büyük bir misafirperverlikle ağırladığı Polonya ve tüm dünyadan gelen konukları için her zaman açık olmuş ve aynı zamanda gençlerin buluştuğu bir kültür merkezi olmuştur.

Yürüttüğü faaliyetlerinden dolayı, 1975 yılında Polonya Halk Cumhuriyeti Devlet Konseyi tarafından “Gümüş Liyakat Madalyası” ile ödüllendirildi. 1981 yılında ise yurt dışında yaşayan Polonyalılar ile ana vatan arasındaki bağlarını kuvvetlendirmede göstermiş olduğu olağanüstü başarılar sebebiyle kendisine “Polonia” derneği tarafından özel diploma verildi. Anne ve babası henüz hayattayken tüm dünyadan gelen misafirler, 1916 yılından itibaren tutulmakta olan hatıra defterine ve albümlere notlarını yazmışlardır.

kültür evi.1
İstanbul Polonezköy Kültür Evi

POLONEZKÖY KÜLTÜR EVİ

Polonezköy meydanının arka tarafında ana yolun kenarındadır. Polart Gallery ve Polonezköy Kütüphanesi olarak hizmet vermektedir. Yıl içinde düzenlenen pek çok kültürel ve sosyal aktiviteye ev sahipliği yapmaktadır.

ağaç oyma heykeller.1
İstanbul Polonezköy Ağaç oyma heykeller sergisi

AĞAÇ OYMA HEYKELLER SERGİSİ

Ağaç oyma sanatının güzel ve fantastik yapıtlarını burada görebilir, aynı zamanda yeşillikler arasında banklarda oturarak dinlenebilirsiniz.

POLONEZKÖY MEZARLIĞI

Polonyalı milli şair Juliusz Slowacki’nin aşık olduğu Ludwika Sniadecka’nın mezarının yanı sıra Polonya Cumhuriyeti Milli Savaş ve Şehitlikler Konseyi tarafından restore edilen 92 tarihi mezar bulunmaktadır.

KİRAZ FESTİVALİ

Her yıl gerçekleştirilen Kiraz Festivali, oldukça keyifli geçmektedir. Polonya’dan gelen folklor ekiplerinin gösterilerinden sergilere, konserlerden kilise bahçesindeki resitallere kadar bir dizi etkinlik yapılıyor. Yerel kıyafetleriyle çevrede göreceğiniz genç kızlar, kollarına taktıkları sepetlerden kiraz ikram ediyorlar. Kurulan Pazar yerinde, organik meyve ve sebzeler satın alabilirsiniz. Köyün en hareketli zamanlarını yaşadığı festival günleri, Türkiye-Polonya arasındaki bağları kuvvetlendiren kültürel bir paylaşım ortamı niteliğine de sahiptir. Çünkü açılışa her iki ülkeden bakanlar ve üst düzey bürokratlar ilgi gösteriyor.

İstanbul Paşabahçe

geziyorum-pasabahce-2
İstanbul Paşabahçe

Çubuklu’yu geçince, Paşabahçe’ye inerken, deniz kenarında toprak bir yol ayrılır. Boğazın en güzel yeri olan bu yol üzerinde bulunan ve antrepolar boşaltılıp restore edilerek turizme kazandırılmıştır. İstanbul’un en ünlü eğlence yerlerinden biri, burada faaliyettedir.

geziyorum-pasabahce-sise-cam-fabrikasi
İstanbul Paşabahçe
geziyorum-pasabahce-sise-cam-fabrikasi-cesmi-bulbul-1
İstanbul Paşabahçe

 

Paşabahçe semtinde eski eserler, yok denecek kadar azdır. Dünyaca tanınan cam ürünleri, 1933 yılından beri burada hizmet veren Şişe-Cam Fabrikasında üretilmektedir.

Semtin adındaki “Paşa” eki: Sadrazam Hezarpare Ahmet Paşa’dan gelmektedir. Bu paşa: Osmanlı İmparatorluğunun en çalkantılı dönemlerinin başı olarak bilinen 17 yüzyılda görev yapmıştır. Sultan “Deli İbrahim” in sadrazamı olan Ahmet Paşa, 1647-1648 yılları arasında 11 ay görev yapmış ve bu lakabı öldükten sonra almıştır.

Çünkü “Hezarpare” parça parça edilmiş demektir. Ahmet Paşa da, önce azledilerek, daha sonra da Yeniçeriler tarafından parçalanarak öldürülmüştür. Bir yeniçeri de, paşanın parça parça olmuş cesedinin etlerini, daha da ufak doğrayarak “ölünün eti, romatizmaya iyi gelir” diye, on akçeye, gelen geçene satmıştır. Ahmet Paşanın bir zamanlar, burada bir konağı ve oldukça geniş arazileri bulunuyormuş.

geziyorum-pasabahce-4
İstanbul Paşabahçe

geziyorum-pasabahce-5

geziyorum-pasabahce-2

 

Günümüzde Paşabahçe

Sanayileşme köylerinden biri olan Paşabahçe’de: Paşabahçe Cam Fabrikası ve fabrika satış mağazası görülmektedir. Satış mağazası her gün açık olup, burayı mutlaka ziyaret etmenizi öneririm. Makine ve el işçiliğiyle üretilmiş ve Beykoz işi denen cam mamuller ve özellikle “Çeşm-i Bülbüller” burada uygun fiyatla satışa sunulmaktadır.

İstanbul günlük gezi planı hakkındaki yazım için.

İstanbul Beykoz tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.