Nevşehir Kaymaklı

Nevşehir Kaymaklı

Kaymaklı denildiğinde elbette ilk akla gelen burada bulunan yeraltı şehridir. Kapadokya bölgesinde bulunan toplam 200 yeraltı şehrinden en güzeli burada bulunuyor, bence Kapadokya gezinizde mutlaka buraya girin ve gezin, tek sıkıntı eğer dar ve kapalı ortamlarda kalma sıkıntınız yoksa, mutlaka geziniz.

Çünkü günümüzden yıllarca önce, birçok insan burada günler, aylar, yıllarca yaşamışlar. Giriş için son bir not, buraya geldiğinizde “Kuru Kaymak” almayı unutmayın, başka yerde satılmıyor, sadece buraya has bir lezzet.

ULAŞIM

Kaymaklı, Nevşehir il merkezi arası uzaklık 20 km. dir. Kaymaklı, Derinkuyu arası uzaklık: 12 km. Kaymaklı, Niğde arası uzaklık: 61 km. Kaymaklı, Yeşilhisar arası uzaklık: 40 km. Kaymaklı, Ürgüp arası uzaklık: 31 km.

TARİHİ

Yerleşimin ismi, Osmanlı kaynaklarında Rumca “Enegüp” olarak geçer. Bölge Osmanlı egemenliğine geçtikten sonra, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın Osmanlı sarayına damat olarak girmesiyle köye bazı hizmetler gelmiştir.

Bir cami yaptırılmış ve kasabaya su getirmek için su yolları yapılmıştır. Yerleşimde, Cumhuriyet kurulana kadar Türkler ve Rumlar birlikte yaşamıştır.

Mübadele sonucunda Rumlar gitmiş ve yerlerine Yunanistan’dan gelen Türk göçmenler yerleşmiştir. Rumların ibadete için mevcut olan kilise, son zamanlara kadar depo olarak kullanılmıştır. 1951 yılında Belde olmuştur.

Nevşehir Kaymaklı

GENEL

Kaymaklı, Nevşehir il merkezine bağlı bir beldedir. İlçenin en büyük özelliği, geçmişte insanların kendilerini savunmak için yaptıkları oldukça büyük bir yeraltı şehri bulunmasıdır. Ancak bu yeraltı şehrinin ve diğer bölgedeki yeraltı şehirlerinin; kimler tarafından, ne zaman, ne için yapıldığı ve hangi teknikle yapıldığı bilinmez.

Girişleri genellikle fark edilmeyen bu yeraltı şehirleri, daha çok vadi, plato yamaçlarına ve tüfün oyulmasıyla yapılmıştır. Halkın geçim kaynağı olarak her ne kadar turizm düşünülse de, daha çok tarıma dayalıdır.

Nevşehir Kaymaklı

NE YENİR

“Kaymaklı” ismi bu kasabaya neden verilmiştir? Çünkü burada bir tür kaymak, kuru kaymak oldukça meşhurdur. Kasabaya ismini veren ve ülkemizin başka bir yerinde üretilmeyen “Kuru Kaymak”  burada sadece Belediyenin izni ile üretiliyor.

Zaten yapımı ve hazırlanması da oldukça zahmetliymiş. Ortalama 7 kilo sütün, kendi özel tepsisinde yaklaşık 10 saat odun ateşinde kaynamaya bırakılmasıyla yapılıyor.

Yenirken genellikle kahvaltılarda balla birlikte tercih ediliyor. Satın almak isterseniz, Yeraltı şehrindeki dükkanlarda satışı yapılıyor, bence tatmalısınız. Çünkü başka yerde yok.

Nevşehir Kaymaklı

GEZİLECEK YERLER

Nevşehir Kaymaklı Yeraltı Şehri

KAYMAKLI YERALTI ŞEHRİ

Kaymaklı yeraltı şehrine ait ayrıntılı gezi yazımı, yine bu sitede bulabilirsiniz.

 Nevşehir Kaymaklı yeraltı şehrine ait yazım için  Kaymaklı Yeraltı Şehri

Nevşehir Kaymaklı Yeğenağa Abdullah Camii

YEĞENAĞA ABDULLAH CAMİİ

Halk arasında “Kurşunlu Camii” olarak da tanınır. 1732 yılında inşa edilmiştir. Mihrabı, iki saf cemaat alacak kadar sürmüş, geri kalan orta kısmı yarım ay şeklini andırır. Duvarlara bitişik 8 direk üzerine yapılmıştır. Direklerin başlıklarına kemer ayakları konulmuştur. Dördü büyük, dördü küçük 8 kemer yapılmıştır. Bu kemerlerin üzerine ana kubbe konmuştur.

Nevşehir Kaymaklı Yeğenağa Abdullah Camii

Küçük kemerlerin koltuklarına 4 tane yarım davlumbazda caminin taşından, ikisi mermer olmak üzere 4 yuvarlak direk konmuş, direkler üzerine üç davlumbaz yapılmıştır. Caminin doğu tarafına bitişik bir de sübyan mektebi yapılmıştır. Ancak bu mektep kısmı sonradan yıkılmıştır. Caminin 30 metre yükseklikteki tek minaresine tahtadan mahvelden çıkılır.

KİLİSE

Yeraltı şehri yakınındadır.  Mübadelenin ardından Rumlar bölgeyi terk edince uzun süre depo olarak kilise, son yıllarda turizme kazandırılmaya çalışılıyormuş.

Konya Yalıhüyük

Konya Yalıhüyük

Yalıhüyük, Konya arası uzaklık: 97 km. Yalıhüyük, Bozkır arası uzaklık: 20 km.

TARİHİ

İlçe ismini Suğla Gölü (Trogidis, trogitis) kıyısında bulunan höyükten almıştır. Peki “Yalı” kelimesi nereden gelir? Yalı kelimesi de, Çokalar mevkii olarak adlandırılan alanda Roma dönemine ait saray kalıntılarıdır.

Bu bölge, antik dönemde “İsauria” bölgesi olarak bilinmektedir. Bölgenin başkenti ise, bugün Zengibar kalesi olarak bilinen “İsauria” dır.

Günümüzdeki yerleşim yeri: yaklaşık 200 yıl kadar önce toprak kayması nedeniyle bulunduğu yerden ayrılmış ve Suğla Gölü kıyısına taşınmıştır.

İlçe merkezindeki Höyük ve çevresi, Sit alanı olarak ilan edilerek koruma altına alındığından yeni imara kapatılmıştır. Ancak, höyükte bugüne kadar resmi hiçbir arkeolojik araştırma yapılmamıştır. Böylece ilçenin tarihi hakkında resmi bilgiler bulunmamaktadır.

İlçe daha önce Bozkır ilçesinin bir nahiyesi iken, 1972 yılında Belediyelik kurulmuş, 1990 yılında ilçe olmuştur.

Konya Yalıhüyük

Bölgenin tarihine ait son bir not: İlçe merkezinde bir evin duvarında devşirme malzeme olarak bir mezar steli kullanılmıştır.

Bu stel üzerinde yazılı olduğuna göre “Aloueis” adlı bir heykeltıraşa aittir. Ancak, bu anılan kişiye ait, bölgede başkaca hiçbir eser bulunmamıştır. Yani, bu heykeltıraşın o dönemde bölgedeki tek heykeltıraş olduğu düşündürmektedir.

Bunun dışında: ilçe merkezinde eski taş evler ile caminin duvarında da devşirme malzeme olarak kullanılmış eserler ve Belediyenin bahçesinde sergilenen taş eserler bulunmaktadır.

Ayrıca Yalıhüyük ilçe merkezinin çıkışındaki mezarlığın bahçe duvarı üzerinde Arasöğüt köyünden getirildiği söylenen bir tane ostothek kapağı ve yine Yalıhüyük’e bağlı Sarayköy, Arasöğüt ve Çokalar Mevkilerinden getirilen arkeolojik materyaller görülür.

Konya Yalıhüyük

GENEL

Yerleşim yeri engebesiz bir alanda kurulmuştur. Ortalama rakım 1100 metredir. Suğla gölünün hemen yanındadır. Hayat, göl sularının çekilmesiyle oluşan verimli arazilerde yapılan tarım faaliyetleriyle geçmektedir. Yüzölçümü açısından Türkiye’nin en küçük ilçesidir.

İlçenin temel geçim kaynağı tarımdır. İklim olarak karasal iklim hakimdir ve buna göre yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve kar yağışlı geçer. Son bir not: bugün birçok Avrupa ülkesinde Yalıhüyük’lü işçi olarak çalışmaktadır.

Konya Yalıhüyük

GEZİLECEK YERLER

Konya Yalıhüyük

YALIHÜYÜK

Yalıhüyük höyüğü: Yalıhüyük-Seydişehir kara yolunun sağında, Suğla Gölünün tam karşısında eski Saray yerleşim birimidir. Yalıhüyük, muhtemelen MÖ 2000 yıllarına dayanan bir geçmişe sahiptir.

Toprak üstünde yapılan yüzey araştırmalarında bulunan malzemeler değerlendirildiğinde, bunların Eski Tunç Çağı, Helenistik ve Roma dönemlerine ait oldukları görülmüştür.

Ancak höyükte herhangi bir resmi arkeolojik araştırma yapılmadığından net bilgiler yoktur. Sadece höyük, 1988 tarihinde Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

BÜYÜK MERKEZ CAMİİ

İlçe merkezinde Yukarı Mahalle Atatürk Caddesindedir. İlçenin en eski camisidir. Camide bulunan taş üstündeki Arapça kitabeye göre: cami H. 1282 yılında yapılmış olup burada ayrıca amele Ahmet ve Mustafa isimleri yazılıdır. Minaresi ise, H 1296 yılı yapımıdır.

 

KADİR EFENDİ KONAĞI

Osmanlı döneminde bölgenin Ağası Kadir Ceylani tarafından yaptırılmıştır. Konak Ermeni ustalar tarafından inşa edilmiştir. İki katlı tarihi mekan, oyma işlemeli motiflerle süslüdür.

Konya Yalıhüyük Suğla Gölü

SUĞLA GÖLÜ

Antik kaynaklarda gölün ismi “Trogitis Limne” olarak geçer. Antik dönem yazarlarından Strabon: Suğla gölü ile ilgili ayrıntılı bilgiler verir. 1963 yılında Solecki ve ekibi, Suğla gölü kıyısında Suberde Hüyük’ü tespit etmişler ve Suğla Gölünün batısında Paleolitik döneme ait izlere rastlamışlardır. Evet, gölün çapı yaklaşık 14 km ve derinliği de 7 metredir. Suları tatlıdır.

Göl: Toros dağlarından gelen kar suları ile beslenir. Yaz aylarında gölün suyu çekilir ve bu alanlarda tarım yapılır.

Konya Yalıhüyük Suğla Gölü

Gölde: sadece burada bulunan endemik bir tür olan Yağ balığı ve çok sayıda kuş türü ve özellikle kara leylek bulunmaktadır.

Bu yağ balığı hakkında da bir-iki kelime söylemek istiyorum. Söylenenlere göre, bu yağ balığında sindirilemeyen bir yağ olan gemfilotoksin varmış ve bu madde insanlarda ishale yol açıyormuş, denemedim, bu sadece bir söylenti.

ÇOKALAR MEVKİİ

İlçe merkezinde tespit edilen eserlerin bir kısmının buradan getirildiği bilinmektedir. Burası Trogisit yani Suğla gölü kenarındadır. İlçe merkezine yaklaşık 2 km uzaklıktadır. Hafif yüksek bir tepe üzerinde kurulmuş, yerleşim yerine ait kalıntılar görülür.

Yörede, yoğun kaçak kazılar görülür. Buradan bulunan mozaik parçaları, bugün Belediye binasında sergilenmektedir. Bu mozaik parçaları üzerinde beyaz ve mavi renkli tesseralar vardır. Bu veriler değerlendirildiğinde, burada yamaca kurulu ve Trogitis yani Suğla gölüne hakim bir Roma villası bulunduğu tahmin edilmektedir.

SARAYKÖY

İlçe merkezine bağlı Sarayköy: Çokalar mevkiinin yaklaşık 600 metre doğusundadır. Burada aşırı tahribata uğramış bir adet ostothek gövdesi bulunmuştur. Ancak bu köy ve çevresindeki asıl önemli kalıntılar: köy girişinde kanalın üzerinde bulunan ve yakın zamana kadar ayakları korunmuş olan Roma köprüsüdür.

Günümüzde bu alanda, köprüye ait herhangi bir kalıntı yoktur. Köprüye ait olduğu söylenen büyük boyutlu bloklar, su kanalının çevresinde dağınık halde durmaktadır.

ARASÖGÜT KÖYÜ

Ahırlı-Yalıhüyük kara yolunun 2 km güneyinde, Yalıhüyük ilçesinin 2 km doğusundadır.

Burada çeşitli yerlerde antik döneme ait kalıntılar bulunmuştur. Bir ostothek kapağı, Okulun bahçesinde durmaktadır. Bunun üzerinde bölgede sıkça bulunan tipik aslan figürü betimlenmiştir.

Halen Yalıhüyük Belediye bahçesinde bulunan yine saray kalıntısının olduğu ören yerinden getirildiği söylenen iki adet mezar steli bulunmaktadır. Yerel kireçtaşından yapılmış mezar stelinin üzerinde: aşağıda sabana koşulmuş öküz ve gerisinde ayakta onları süren bir erkek figürü betimlenmiştir.

Aynı yerdeki bir diğer mezar stelinde: ayakta betimlenmiş bir erkek figürü, elinde çanta taşır. Yanında ise çam ağacı ve asma yapraklarının dallarının olduğu bir ağaç görülür.

Konya Yalıhüyük Gölcük Yaylası

GÖLCÜK YAYLASI

Toros dağlarındadır. Rakımı 1700 metredir. Ormanlık alanı, pınarları ve serin, temiz havasıyla önemli bir piknik ve mesire yeridir. Burada bulunan su kaynağının eski ismi “Çıralı” dır. Yaylada “İngilyazı” isimli bölgede, tarihi lahit mezarlar bulunmaktadır. Ancak bu mezarlar define avcıları tarafından tahrip edilmiştir. Yaz aylarında burada “Gölcük Yayla Festivali” düzenlenmektedir.

 Konya Beyşehir hakkındaki gezi yazım için  Beyşehir

Konya Halkapınar

Konya Halkapınar

Halkapınar, Konya arası uzaklık: 168 km. Halkapınar, Ereğli arası uzaklık: 17 km. Halkapınar, Ulukışla arası uzaklık: 44 km.

TARİHİ

MÖ 3000 ile 2000 yılları arasında Anadolu’da kurulan şehir devletlerinden birisi de Ön Hititler tarafından kurulan ve merkezi, bugünkü ilçenin 4 km güneyinde bulunan İvriz köyündeki “Tuvana krallığı” şehir devletidir.

Bu devlet, merkezi İvriz olmak üzere MÖ 1200 ile 742 yılları arasında hüküm sürmüştür. Bu krallıktan günümüze, bugün İvriz’de bulunan Kral Varpalavas’a ait İvriz kaya kabartması kalmıştır. Tuvana krallığının yıkılmasından sonra MÖ 64 yılında bölge Romalıların eline geçer.

Yöre, Türkler tarafından fetih edilmeden önce: şimdiki Karayusuflu ve Büyükdoğan köyleri arasında bir Bizans şehri olan “Anari” şehri bulunuyordu.

Anari kralı, çok sevdiği kızı ölünce, burada “Zengi” adında bir mabet yaptırdı. Halk bu mabette düzenlenen ayin günlerine katılırdı. “Zengi” sözü zaman içinde değişime uğrayarak “Zanapa” oldu.

Ancak bölge sık sık saldırı ve işgallere uğradığından Zengi mabedi yıkıldı, tekrar yapıldı ama tekrar yıkıldı. Bu durum: yakın geçmişte bulunan döneme ait bir bronz para üzerinde görülmektedir. Paranın bir yüzünde “kız” resmi, diğer yüzünde ise “Zengi” ibaresi yazılıdır.

Kurtuluş Savaşından sonra, Zanapa, Ereğli ilçesine bağlı bir nahiye iken, 1954 yılında Belediye Teşkilatı kuruldu ve kasaba oldu.

1962 yılında ilçenin ismi “Zanapa” değiştirildi ve “Halkapınar” oldu. Halkapınar, önceden Ereğli ilçesine bağlı iken ayrılarak ilçe statüsü kazanmıştır. Zanapa olan ismi 1962 yılında Halkapınar olarak değiştirilmiştir. Halkapınar, 1990 tarihinde ilçe olmuştur.

Konya Halkapınar

GENEL

Halkapınar, İç Anadolu Bölgesinin güney doğusundadır. Konya il merkezinin en uzak ilçelerinden birisidir. Orta Torosların kuzey eteklerinde kurulmuştur. İlçe, güneyde Bolkar dağları ve kuzeyde

Güney dağı arasında yerleşmiştir. Yörede: karasal iklim görülür, buna göre yazlar kurak ve sıcak, kışlar soğuk geçer. İlçe sınırlarında bulunan Delimahmutlu deresi ve onun birleştiği İvriz çayı önemli akarsulardır.

Her iki çay da 1985 yılında açılan İvriz Barajına dökülmektedir. Bölgede 1985 yılında kurulan İvriz Barajı, tarım alanlarını sular altında bıraktığından, Halkapınar halkı başka yerlere göç etti.

GEZİLECEK YERLER

İVRİZ TARIM ANITI VE SU KAYNAĞI

İvriz kaya anıtı diğer ismiyle Hitit Kabartması, Ereğli ilçesinin 17 km uzağında bulunan İvriz köyündedir. Çay başlangıcının biraz ilerisinde, kaya üzerindeki kabartma Geç Hitit döneminde yani MÖ 1180-700 yılları arasında Tuvana ülkesinin en görkemli krallarından Varpalawas tarafından yapılmıştır. Anıt ile ilgili ayrıntılı gezi yazısını, Ereğli ilçesini tanıtım yazısında bulabilirsiniz.

İvriz Yazılı Kaya Anıtı hakkındaki ayrıntılı yazım için  İvriz Yazılı Kaya Anıtı

Konya Halkapınar Mindos Kalesi-Kaya Saray Köyü

MİNDOS KALESİ (KAYASARAY KÖYÜ)

İlçenin 9 km doğusundadır.

Kayasaray köyü: Orta Torosların en yüksek ikinci dağı olan (3430 metre) Aydos dağının önünde tabiatın içeriye doğru oyduğu bir vadide yükselen sipsivri kayaların önünde kurulmuştur. Köyün rakımı 1700 metredir.

Mindos kalesi: Kayasarayın 150 metre doğusundadır. Halk tarafından: Kale-i Mindos olarak da bilinir. Kayanın çevresinde kale yapısı olduğu söylenmekte, ancak kaleden günümüze ulaşan bir yapı kalmamıştır.

Çok fazla erozyon geçirmiş bir alan, 1980’lerde tepeden düşen kayalar köy evlerine ve insanlara zarar verdiği için afet bölgesi ilan edilmiş ve köy yamaca taşınmıştır. Ama günümüzde köylüler, sivri kayaya alışkanlık ve çeviklikle 15-20 dakikada tırmanıyorlar.

Dolayısı ile kale yapıları da muhtemelen tepeden yuvarlanan kayaların altında kalmıştır. Yukarıdan düşen kayalar da kale surlarının yapı taşları olma ihtimalidir.

Kayasarayda Mindos Kalesi büyük olasılıkla kaya kütlesinin yamaçlarına kurulmuş kaledir. Bu kaleden: Hititler, Frigyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar yararlanmıştır.

Kalenin üstünde Roma ve Bizans dönemlerine ait olduğu düşünülen üzerine haçlar kazınmış mermer taşlar bulunur. Osmanlı dönemine ait kitabeli taşlar da görülebilir. Hatta bugün köy cami kapısının üstünde bir kitabeli taş bulunmaktadır ki, bu taş Kanuni Sultan Süleyman dönemine aittir.

Evet, zaman içinde kalenin bulunduğu yerden yani tepeden düşen kayalar ve yıkılan evler, kurumuş otlar yüzünden çanak-çömlek incelemesini engellemiştir. Ancak bulunan birkaç gövde parçası Roma-Geç Antik döneme tarihlenmektedir. Ama bu az sayıdan çanak-çömlek parçası burasının daha eski dönemlerde de kullanılmadığına işaret etmez.

Mindos kalesinin doğusunda bulunan tepede muhtemelen Helenistik veya Roma dönemine ait bir mezar odası bulunmaktadır.

Konya Halkapınar Kayasaray

Kayasaray

Kale köyünde kalenin dışında, diğer kaya kütlesinde “Kaya Saray” adı verilen odalar bulunmaktadır. Bunlar kaya içine oyulmuştur. Ayrıca, kayaya oyulmuş masalar ve koltuklar bulunmaktadır. Son bir not: Kayasaray köyünde, beyaz kiraz yetiştiriliyor, uygun zamana denk gelirseniz, tatmayı unutmayın.

KARAKAYA (HALKAPINAR-ESKİHİSAR-GAVURÇUKURU MEVKİİ)

Eskihisar, ilçe merkezinin 5 km güneydoğusundadır.

Karakaya, Eskihisar’ın 1.39 km güneybatısındaki Gavurçukuru mevkiindedir. Karakaya olarak adlandırılan kale Dibek kalesinin doğusunda bulunmaktadır. Kalenin mimari izleri bazı yerlerde görülmektedir.

Ancak alan çok otla kaplı olduğundan dolayı çanak-çömlek bulunamamıştır. Sadece göze çarpan birkaç gövde parçası olmuştur. Burası da Halkapınar’daki diğer kaleler gibi büyük olasılıkla Toroslardan vadiye olan inişi kontrol etmekteydi.

YASSIKAYA KÖYÜ

Delimahmutlu ve Aksu derelerinin sol yakasının sonunda, denizden 2250 metre yüksekliktedir. Köyde: halı ve kilim dokumacılığı ile hayvancılık yapılmaktadır. Yassıkaya’nın üstünde Aydos tepesi yamacında “İstavol Yaylası” vardır.

Yassıkaya halkında “Dağ hastalığı” denen bir tür hastalık yaygındır. Deniz yüzeyinden yükseldikçe: hava içindeki oksijenin parsiyel basıncı düşmektedir. Bu yüzden: eksilen oksijen basıncını gidermek için, kandaki alyuvarlar ve hemoglobin artar.

Buna bağlı olarak: ağız ve diş etlerinde, dudaklarda, yüzde morarma, mavi renge çalan bir görünüm ve tırnak yataklarında morarma görülür. Özellikle çocukların İstavol yaylasına çıkınca, solunum güçlüğünden “horoz gibi çırpındığı” söylenmektedir.

KIZLAR OĞLANLAR KAYA ANITI VE MANASTIRI

İvriz köyünün güneyinde, Ambar köyündedir.

Doğal bir mağara ağzına, işçiliği oldukça güzel ve kaliteli, çok katlı düzgün taştan bir bina yapılmıştır. Manastır: erken Bizans dönemine aittir. Giriş kısmında duvar fresklerinin izleri görülmektedir. Ancak genelde büyük bir tahribat vardır. Kızlar ve Oğlanlar Sarayı olarak bilinen, ikinci bir kaya anıtı ve manastı, halen tarihin izlerini taşımayı sürdürmektedir.

AYDINKENT (İVRİZ) CAMİİ VE MİNARESİ

İlçe merkezine bağlı İvriz köyündeki cami ve minaresi, Karamanoğulları Beyliği döneminden kalmadır. Geçmiş yıllarda minarenin üst kısmının sonradan sıvanması ve hatalı tamirat ve tadilat çalışmaları görmesi nedeniyle, gerçek özellik ve tarihi değerini kaybetmiş, basit bir minare görünümündeydi. Minare, son dönemde orijinaline uygun restore edilmektedir.

Konya Halkapınar İvriz-Aydınkent Koca Köprü

İVRİZ (AYDINKENT) KOCA KÖPRÜ

İlçe merkezine bağlı İvriz köyü girişinde, bir zamanlar Almanlar tarafından kurulan Elektrik santralinin hemen önünde, İvriz çayı üzerindedir.

Eski kervan yolu İvriz çayını bu bölgede Koca Köprü ve hemen yukarısındaki İvriz köprüsüyle geçer. Doğu-batı doğrultusunda 8.15 metre uzunluğunda ve 4.10 metre genişliğindedir. Yarım daire kemerli, tek gözlü bir köprüdür.

Aslen dik olan tabliye onarımlarla düzleştirilmiştir. İvriz’in yeni yol güzergahı nedeniyle sadece Elektrik Santraline geçişte kullanılan bir köprü durumundadır. Köprünün kemer örgülerinde düzgün kesme taşlar, tonoz örgüsünde kaba yontu taşlar ve tempan duvarlarında moloz taşlar kullanılmıştır.

Sonradan yapılan betonarme korkuluğun üst kısmına da demir parmaklık şeklinde korkuluk ilave edilmiştir. Köprünün memba tarafındaki devşirme görünümlü kilit taşında Arapça rakımlarla “1772-73” tarihi oyma olarak yazılmıştır. Bu kitabe mevcut köprünün yapımına ait olmalıdır. Köprünün mimari kuruluşu, malzeme ve teknik özellikleri de bu tarih için uygundur.

Konya Halkapınar İvriz-Aydınkent Köprüsü

İVRİZ (AYDINKENT) KÖPRÜSÜ

Eski İvriz-Ereğli yolunun güneybatısında, hemen köy çıkışında, İvriz çayı üzerinde, tarihi Hitit anıtının hemen yakınındadır.

Güneydoğu-kuzeybatı doğrultusundaki köprünün tabliyesi 10.35 metre uzunluğunda ve 3.70 metre genişliğindedir. Mevcut haliyle yarım daire kemerli, tek gözlü ve dik köprülerdendir.

Köprü, Gertrude Bell’in Mayıs 1905 tarihinde İvriz’e yaptığı gezide çektiği fotoğraflarda “tek gözlü, hafif sivri kemerli, dik tabliyeli ve korkuluksuz olarak görünmektedir.

Günümüze bazı onarımlarla da olsa oldukça sağlam ulaşmış ve halen kullanılmaktadır. Köyün yeni yol güzergahı değiştiği için şimdi sadece tarihi Hitit anıtına ziyarete gelenlerin geçtiği bir köprü durumundadır.

Köprünün temel örgülerinde düzgün kesme taşlar, tonoz örgüsünde kaba yontu taşlar kullanılmıştır. Tempan ve korkuluklar moloz taş örgülüdür. Yapılan onarımlarda kemer ve tonoz çimentolu harçla sıvanmıştır. Tempan ve korkuluk duvarlarının taşları da sıva derz yapılmıştır.

Aslen taş döşeli olan tabliyenin üzeri de çimentolu harçla kaplanmıştır. Gertruud Bell’in fotoğraflarında oldukça düzgün kesme taş örgülü kemer ve kaba yontu taş tempan duvarları ve taş döşeli tabliye de açıkça görülmektedir.

Köprünün yapım tarihine ait kitabe yoktur. Muhtemelen Karamanoğulları dönemi eseri olduğu tahmin edilmektedir. Köprünün kemer biçimi, malzeme ve teknik özellikleri, daha geç yani muhtemelen 18’nci yüzyıl özellikleri göstermektedir.

Nitekim hemen aşağıda aynı tarzda kurulmuş İvriz Koca Köprü’nün 1772-1773 tarihli kitabesi vardır. Bu köprü de muhtemelen o tarihlerde yapılmış olmalıdır.

KARAYUSUFLU TARİHİ ÇINAR

İlçe merkezine bağlı Karayusuflu köyündedir. Yaşı tam olarak bilinmeyen o dev çınar ağacı, büyük gövdesi ve heybetli çınar gibi duruşuyla, çok sayıda kişiyi dalların altında barındırması, serinliğiyle dikkat çekiyor. Ağacın yaşının muhtemelen 800 yıllık olduğu tahmin ediliyor. Ağacın gövde çevresi 8.5 metredir.

Konya Halkapınar İvriz Barajı

İVRİZ BARAJI

1981 yılında başlanan baraj inşaatı, 1985 yılında tamamlanmıştır.

Tarihi süreç içinde, buralara uğrayan gezginler: berrak bir kaynak suyunun Akgöl Kuş Cennetini beslediği, Elma dağına kadar bir alanı suladığı, doğa harikası bir ortam olduğundan bahsederler. Ancak günümüzde Akgöl, yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır ve çevre yeşil dokusunu yavaş yavaş kaybetmektedir.