Rize Kalkandere

Rize Kalkandere

Ülkemizin bu şirin yöresinde: herhangi bir tarihi kalıntı veya eser bulunmamaktadır. Burası: daha çok doğal güzellikleriyle öne çıkan bir yerdir. Konumuz turizm ve tanıtım yaptığımız yörelerin turistik özelliklerini ön plana çıkarmamız nedeniyle: ben şahsen, buranın turistik özellikleriyle ilgili yazacak çok şey bulamadım ve 2022 yılında, buradan geçtiğimde ki yarım gün kadar kaldım; turizme yönelik herhangi bir yer veya etkinlik göremedim.

Zaten, internetten Kalkandere hakkında araştırma yaptığımda, gerek kamu kurumlarının ve gerekse özel kişilerin internet sitelerinde de, yörenin turistik özelliklerine ait herhangi bir bilgi ve belge, hatta fotoğraf yok. Yani: sanırım turizm pek umursanmamış.

Öte yandan, buranın insanı, gerçekten, doğa olarak cenneti andıran yörede yaşarken, çay dışında bir şey düşünmemiş ve düşünmüyor, yani yaşamın her döneminde çayın büyük önemi ve yeri var, bunun dışında pek bir şey düşünülmüyor, ama unutmamak gerekir ki, büyük şehirlerde yaşayan insanlar, doğaya, sessizliğe, yeşile hasret ve bu güzellikler, bu insanları cezp edebilir, ama elbette en büyük eksiklik olan “TANITIM” şart.

Evet, ben yine de, Kalkandere ilçemizin güzelliklerini ve özelliklerini bir nebze de olsa, siz okurlara tanıtabilmek açısından, kısa bir yazı sunuyorum.

ULAŞIM

Kalkandere ilçesinin, denize uzaklığı: 13 km .dir.
Kalkandere ve bağlı bulunduğu Rize ili arasındaki uzaklık: 33 km. dir. İlçe merkezi ve il merkezi arasında, yoğun toplu taşım aracı seferleri bulunmaktadır. Kalkandere-İkizdere arasındaki uzaklık: 40 km. Kalkandere-İyidere arasındaki uzaklık: 15 km. Kalkandere-Trabzon/Of arasındaki uzaklık: 22 km. dir.

TARİH

İlçenin ismi, ilçe merkezinden geçen “Karadere” isimli derenin yatağında bulunan ve suyun rengini kara gösteren taşlardan gelmektedir. Yani, önceleri “Karadere” olarak isimlendirilen ilçe, sonra “Kalkandere” olarak isimlendirilmiştir. Derenin birçok kez, aşırı yağışlar sonucu kabarması nedeniyle de, “Kabaran dere” anlamında “Kalkandere” isminin verildiği düşünülmektedir.

Evet, bu isim kökeni tamamlandıktan sonra, yörenin tarihi geçmişine kısaca bakalım. Yörede: sırası ile, Kimmerler, Persler, Selçuklular, Trabzon Pontus Devleti ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır. Türkler, ilk olarak 11’nci yüzyılda, bölgeye gelmişlerdir. 1048 yılında, bir Selçuklu askeri birliği, yörede görülür. Çünkü: Rizey bölgesini, Erzurum bölgesine bağlayan bir yaya yolunun, buradan geçtiği bilinmektedir.

Evet, 1461 yılında, bölgenin diğer yerleşimlerinde olduğu gibi, burası da, Fatih Sultan Mehmet tarafından, Osmanlı egemenliğine sokulmuştur.
1916 yılında kısa süreli Rus işgali görülür. 1957 yılında, Kalkandere ilçe yapılmıştır.

GENEL

Kalkandere ilçesi, Rize ilinin, deniz kıyısından uzak, iç kesimlerde kalan 4 ilçesinden birisidir. İlçe merkezinin denize uzaklığı 13 km. dir.

İlçe arazisinin büyük bölümü engebelidir. Düzlük denecek yer, yok denecek kadar azdır. Bu arazinin: % 77’lik bölümünde tarım yapılır ve bu tarım yapılan arazinin % 97 de, çay üretimi yapılmaktadır. Bu çay üretimi: ilçede bulunan Çaykur’a ait 2 ve özel sektöre ait 6 fabrikada yürütülmektedir. Bunun yanında, ilçe halkı, yalnızca kendi ihtiyacını karşılamak adına, küçük ve büyükbaş hayvan besiciliği yapmaktadırlar.

İlçe sınırları içinde, yükseklikleri 1000 metre civarında çok sayıda tepe vardır ve bunların arasında, birçok irili-ufaklı dere bulunmaktadır.

Genel olarak, hareketsiz bir yaşamın egemen olduğu bir yerdir. Çay üretimi dönemi dışında, yöre insanı, zamanının büyük bölümümü: ilçede bolca bulunan kahvehaneler ve lokallerde geçirmektedirler.

Çünkü, ilçede, ekonomik etkinliklerin başında, çalışma hayatı, tamamen çay üretimine dayanmaktadır. Hatta, yine ilçede yaşayanların büyük bir bölümü, çay fabrikalarında daimi veya geçici işçi olarak çalışmaktadırlar. Yani, sonuç olarak, ilçe ekonomisi büyük ölçüde çay üretimine dayanmaktadır.

Bölgenin iklimi: ılıman ve yağışlıdır. Buna bağlı olarak, aşırı soğuklar görülmez.

NE YENİR-NE İÇİLİR

Burada tadabileceğiniz en başlıca gıda: baldır. Yörede, yılda yaklaşık 30 ton civarında bal üretimi yapılmaktadır. Bunun dışında yöresel lezzetlerden tatmak isterseniz: mısır ekmeği, kara lahana yemekleri düşünebilirsiniz. Bu arada, turşu kavurmasını da unutmamak gerekir. Bunların yanında, elbette “hamsi” ile yapılan çeşitli yemekleri tercih edebilirsiniz.

NE SATIN ALINIR

Yöreye yolunuz düşerse, çay fabrikalarından çay ve yörede yetiştirilen bal satın almanızı öneririm. Özellikle, burada yetiştirilen balı başka yerde bulamasınız, mutlaka satın almanızı öneririm.
Bunun dışında, burada da, keten ve kendir tohumlarından üretilen feretiko bezi ve bu bezden üretilen muhteşem güzellikte el sanatı ürünleri var, bunlar da ilginizi çekebilir.

GEZİLECEK YERLER

PİKNİK ALANI

İlçe merkezine 3 km uzaklıkta, Kalkandere-İkizdere kara yolu üzerinde, dere kenarındadır. Belediyeye ait piknik alanı, özel şahıs tarafından işletilmektedir.
Buraya yolunuz düşerse, özellikle alabalık yemenizi öneririm.

ZIVANE KÖPRÜSÜ CAMİSİ

Cami, Of’un Keler köyünden sökülerek bugünkü yerine çay alım merkezinin üzerine kurulmuştur. Cami, H.Hoca köyünün Zıvane köprüsü mevkiindedir. Bölgenin ahşap camilerinin en iyi örneklerinden birisidir. Az kalsın yerine yapılan beton camide kalıp tahtası olarak kullanılacaktı.

Cami içten 7.40×7.35 m. ebatlarında, kare planlı bir harimden meydana gelmektedir. Ahşap yığma olarak yapılmış kırma çatılıdır.

Giriş kapısı, batı cephesindedir. Harimin kuzey kısmında U planlı mahfil bulunur. Aydınlanma, doğu ve güneydeki iki sıralı pencerelerle sağlanmıştır. Taşıma sırasında, bu pencerelerin bazıları kapatılmıştır.

Yapı, ahşap süsleme bakımından çok zengindir. Kapı, mihrap, minber, mahfil ve tavan çok çeşitli motif ve kompozisyonla süslenmiştir. Kapı kanatları ve yan pervazları stilize hayat ağacı ile süslenmiştir. En dışta hasır örgülü panolar bulunmaktadır.

Ahşap mihrap nişini kıvrım dallı stilize bir ağaç çevreler. Minberin yan aynalıkları Şimşirli Camisi gibi dikey panolara bölünmüş, her pano içerisine dalları lalelerle sonuçlanan ağaçlar yerleştirilmiştir.

Minber kapısının üzerinde ajur olarak değişik süslemeler, ağaçlar, Hz. Süleyman mühürleri bulunmaktadır. Mahfil köşkü ve korkulukları, stilize lale, rozet ve püsküllü silmelerle camiyi içten çepeçevre dolaşır. Tavan göbeği, dışta kare içte sekizgen şekillidir ve yüzeyi rozet, kıvrımdal ve lalelerle kaplıdır.

Mihrap üzerinde mihrap ayeti yazıldıktan sonra Sahibül hayrat olarak Ömer adı geçmektedir. Kapı üzerindeki kitabe okunamamıştır. Hem mihrapta, hem de kapı üstündeki kitabede, 1834 tarihleri okunabilmektedir. Yani, cami, 1834 yılında, Ömer adlı bir hayırsever tarafından yaptırılmıştır.

Giresun Yağlıdere

Giresun Yağlıdere

Yağlıdere, Giresun arası uzaklık: 42 km. Yağlıdere, Espiye arası uzaklık: 14 km.

TARİHİ

Fatih Sultan Mehmet, Trabzon’u fethedince bölgede Osmanlı hakimiyeti başlar ve ilçede 1920’li yıllara kadar Rum nüfus bulunmaktadır. Bu Rum nüfus, Cumhuriyetin ilanından hemen sonra mübadele nedeniyle burayı terk etmiştir. 1810 yılında dere kıyısına Cuma camisi yapılmasıyla birlikte, ilçe yerleşkesi oluşmaya başlar.

Caminin çevresi yakın zaman sonra Pazar yerine dönüşür ve Pazar gelişince köy oluşur. İlçe, 1987 yılında ilçe olur. İlçe ismini hemen yanında kurulduğu “Yağlıdere” den almıştır. Çünkü derenin doğduğu Çakrak köyü yaylalarında, Rumlar zamanında süt ve yağ üretiliyormuş.

Giresun Yağlıdere

GENEL

İlçe denizden 14 km içeridedir. Rakımı ortalama 50 metredir. İlçede ekonomik hayat, fındığa dayalı tarım, küçük çapta hayvancılık ve yüksek yerlerde ormana dayalı işçilik şeklinde gelişmiştir. Bölgede Karadeniz iklimi hakimdir. Yazlar serin, kışlar ılık ve yağışlı geçer.

Son yıllarda ise yurt dışında çalışanların sayısı artmıştır. İlçe halkının yüzde 20 si, yurt dışında çalışmakta ve yurt dışında çalışan yakınlarının maddi desteğini almaktadır. Özellikle Türkiye’den Amerika’ya en çok göç vermiş bir yer olarak bilinmektedir.

1960’lı yıllarda buradan ayrılan ilk göçmenler, Amerika’da New Jersey eyaletine gitmişlerdir. Bu göçmenler yaz aylarında ilçeyi ziyarete gelirler. Günümüzde Amerika’da 50 bin Yağlıdereli bulunduğu tahmin edilmektedir.

NE YENİR

Buralara yolunuz düşer ve yerel lezzetlerden tatmak isterseniz, başlıca önereceklerim: Karalahana çorbası, Etli karalahana sarması ve hamsi böreği olacaktır, tabii yanında mısır unu ekmeği olmadan olmaz.

Giresun Yağlıdere

GEZİLECEK YERLER

Giresun Yağlıdere Ağa Köprüsü

AĞA KÖPRÜSÜ

İlçe merkezine 3.5 km uzaklıktaki, Ümitbükü köyü yakınındadır. Yağlıdere-Alucra kara yolu güzergahındadır. Yağlıdere ırmağı üzerindedir. Köprü günümüze ulaşan kitabesine göre: 1816 yılında Tirebolu Voyvodası Kethüdazade Mehmet Emin Ağa tarafından yaptırılmıştır. Köprü yakın zamanda restore edilmiştir, günümüzde taşıt trafiğine kapalıdır, yayalar tarafından kullanılmaktadır.

Giresun Yağlıdere Çağlayan Köyü

ÇAĞLAYAN KÖYÜ

İlçe merkezine bağlı Çağlayan köyündedir. İlçe merkezine 28 km uzaklıktadır. Eski bir yerleşim olup, Cumhuriyet dönemine kadar Rumlar yaşamıştır. Nüfus mübadelesinden sonra, Giresun eşrafından Feridunzade Mehmet Bey, köyü Rumlardan satın almış ve şimdiki köylüye satmıştır.

Köyde: günümüzde şelale ile birlikte, mağaralar, Ortaçağdan kalma tarihi Gebe kilisesi, tarihi köprü ve tarihi yapılar bulunmaktadır. Ancak köy günümüzde turizme yönelik bir faaliyete sahip değildir.

Giresun Yağlıdere Gölyanı Yaylası

 GÖLYANI YAYLASI

İlçe merkezine 51 km uzaklıkta, Sınır ve Yeşilpınar köyleri arasındadır. Burada: hartama denen ahşaptan yapılmış evler ve çam ormanları bulunmaktadır. Tescil edilerek koruma altına alınan yaylada betonarme yapılaşma yoktur. Yayla çanak şeklinde ufak bir göl içerir.

Giresun Yağlıdere Gölyanı Yaylası

Bu yüzden göl yanı ismini almıştır. Nisan ve Aralık ayları arasında, yaylaya çıkılır. Yayla şenlikleri yapıldığında, yayla oldukça hareketlidir.

 

HACI ABDULLAH HALİFE KÜLLİYESİ-SARI HALİFE TEKKESİ

Tekkeköy ile Tuğlacık köyleri arasındadır. İlçe merkezine 67 km uzaklıktadır. Gülbahar Hatun Tekkesi olarak da bilinir. Külliye: cami, dergah, türbe, mezarlık, misafirhane ve değirmenden oluşur. Bu tekke: Yavuz Sultan Selim’in Trabzon valiliği yaptığı sırada (1488-1513) annesi Gülbahar Hatun tarafından Hacı Abdullah Halife yönetimine bırakılmıştır.

Bu külliye yapılarından, günümüze sadece: cami, misafirhane, değirmen ve kurucu şeyhin Tuğlacık köyündeki türbesi gelmiştir.

Cami

Kagir sistemle yapılmıştır. Dikdörtgen planlıdır. Minaresi sonradan 1980’li yıllarda yaptırılmıştır ve tek şerefelidir. Mihrap: kıvrık dal ve geometrik motifli iki sıra bordürle çevrelenmiştir.

Giresun Yağlıdere Hacı Abdullah Hanefi Külliyesi Cami

Harimin duvarlarında kalem işi süslemeler görülmeye değerdir. Süslemelerde: bitkisel, yazılı, nesneli ve geometrik bezemeler vardır. En çok kullanılan motifler: cami, saat, cennet tasviri, ay, yıldız, güneş, ağaç ve çiçektir.

Giresun Yağlıdere Hacı Abdullah Hanefi Külliyesi Cami

Süsleme kompozisyonlarında en dikkat çekeni cennet tasviridir. Bu tasvir mihrabın doğusundadır. Tasvirde: sekiz tane kapı, yedi kat, kökleri havada asılı tuba ağacı ve cennetin sembolü olan motifler görülür.

Giresun Yağlıdere Hacı Abdullah Hanefi Külliyesi Türbe ve Mezarlık

Türbe ve Mezarlık

Türbe, Tuğlacık köyü mezarlığı içindedir. Kapının üstündeki kitabe yeri boştur. Ancak muhtemelen 1535-1539 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Türbenin özgün şekli kubbeli iken, sonradan kırma çatı yapılmıştır. İç mekan ortasında ahşap sanduka vardır. Ancak ahşap sanduka sonradan mermerle değiştirilmiştir.

Türbe çeşitli hastalıkları olanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Henüz evlenmemiş, yaşı geçkin kadınlar türbeyi ziyaret ettiklerinde yanlarında getirdikleri kapalı haldeki asma kilidi, dua edip açarlar ve bu yolla kısmetlerinin açılacağını umarlar.

Giresun Yağlıdere Hacı Abdullah Hanefi Külliyesi Dergah ve Zaviye

Dergah ve Zaviye

Burada batı cephesinden ahşap bir merdivenle ulaşılır. Yapının ortasında bir taş ocak bulunur. Yapının içinde, Hacı Abdullah’a ait olduğu söylenen koyun postundan bir seccade, tarikat asaları ve Osmanlı seramik parçaları bulunur.

Misafirhane

Külliye, iç bölgeden limanlara giden önemli bir yol güzergahında olduğundan külliyenin bir parçası olarak misafirhane yaptırılmıştır. Misafirhaneden günümüze herhangi bir kalıntı ulaşmamıştır. Günümüzde köyde misafirhane olarak kullanılan yapı, sonradan yani 19’ncu yüzyılda yaptırılmıştır. Bu misafirhane yapısı, bir süre okul olarak kullanılmış ve sonradan boşaltılmıştır, günümüzde boştur ve harabe halindedir.

Giresun Yağlıdere Değirmen

Değirmen

Değirmen Tekke ve Tuğlacık köyleri arasındaki Şimşirlik mevkiindedir. Yapım tarihi ve yaptıran bilinmez. Çünkü kitabesi yoktur. Halk arasındaki bir inanışa göre: değirmen yaptırıldıktan sonra Abdullah Halifenin kerametiyle şimşir ağaçlarının dibinden su çıkmıştır. Değirmenin içinde: yuvarlak formlu değirmen taşı, buğday ve un hazneleri bulunur. Değirmen günümüzde halen işlevini sürdürmektedir.

 Giresun Tirebolu hakkındaki gezi yazım için  Tirebolu

Nevşehir Gülşehir

Nevşehir Gülşehir

Gülşehir, Nevşehir arası uzaklık 20 km. Gülşehir, Hacıbektaş arası uzaklık: 27 km. Gülşehir, Kırşehir arası uzaklık: 75 km.

TARİHİ

İlçenin antik dönemdeki ismi “Zoropassos” dur. Osmanlı Sadrazamı Kara vezir Mehmet Seyyid Paşa, o dönemde 30 haneli bir küçük belde olan buraya bir külliye yaptırmıştır. Ayrıca: yine Silahtar Mehmet Paşa tarafından, buraya “Gülşehir” ismi verilmiştir. Eski ismi ise “Arapsun” dur. İlçe 1954 yılında Nevşehir iline bağlanmıştır.

Nevşehir Gülşehir

GENEL

İlçe Kızılırmak’ın güney kenarındadır. Doğusunda Avanos, kuzeyinde Hacıbektaş, Batısında Kırşehir ve Aksaray, güneyinde ise Acıgöl ve Nevşehir merkez ilçesi vardır.

Nevşehir Gülşehir Meslek Yüksek Okulu

GÜLŞEHİR MESLEK YÜKSEKOKULU

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesine bağlı olarak 2009 yılında kurulmuştur. 2017-2018 yılındaki öğrenci sayısı 1100 olmuştur. Kul 2948 metre karelik kapalı alana sahiptir.

GEZİLECEK YERLER

Nevşehir Gülşehir Karavezir Külliyesi

KARAVEZİR KÜLLİYESİ

Karavezir Silahtar Seyit Mehmet Paşa, aslen Gülşehirlidir. 1735 yılında doğmuş ve küçük yaşlarda İstanbul’a giderek Saraydaki dayısı Aşçıbaşı Süleyman Ağa’nın yanında Helvahane’ye sığınmıştır.

Sonra Baltacılar Ocağına kaydedilmiş, burada gösterdiği başarı nedimeyle Hazine odası ikinci yazıcılığına tayin edilmiştir. Bu arada Abdülhamit’in dikkatini çekmiştir. Abdülhamit Padişah olunca, bir yıl sonra Silahtarlığa getirilmiş, çok zeki ve çalışkan olduğundan gerek sarayda ve gerekse dışarıda nüfus ve kudretini göstermiştir.

Silahtar Seyit Paşa, 1779 yılında Sultan Abdülhamit tarafından Sadrazam yapılır. 18 ay 17 gün süren Sadrazamlığı sırasında birçok hayırlı hizmetlerde bulunmuştur.

Evet, kısaca bir hayat hikayesinden sonra gelelim külliyeye

Külliye: cami, medrese, hamam, mektep ve 8 tane çeşmeden oluşur. Kitabelere bakıldığında cami ve çeşmenin 1779 yılında, Medresenin ise 1780 yılında yapıldığı görülür.

Nevşehir Gülşehir Karavezir Külliyesi Camii

Cami

1778-1779 yılları arasında yaptırılmıştır. Mimarı Ebubekir Veledi Halil Efendi’dir.

Kurşunlu cami olarak da bilinir. Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan cami, iki renkli kesme taştan yapılmıştır. Kare planlıdır. Ana mekanı kaplayan 11 metre çapındaki kubbe, dört kemer üzerine oturtulmuştur.

Giriş kapısı çerçevesinin üzerinde profilli barok üslupta mermer kitabe vardır. Yeşil zemin üzerine, altın yaldızla işlenmiş madalyon şeklinde I. Abdülhamid’in tuğrası bulunur. Tuğranın yan taraflarında siyah, yeşil, mavi renkte yağlı boya ile boyanmış birer demet çiçek görülür.

Duvar kalınlığı 1.45 metre ölçüsündedir. Sarı, kırmızı ve beyaz taşlardan yapılmıştır. Caminin ilk yapıldığı döneme ait küçük bir şadırvanı varken, 1895 tarihinde bu şadırvan yıkılarak bunun yerine büyük bir şadırvan yapılmıştır. Bu şadırvan da 1968 yılında dış duvarlarda yapılan onarım sırasında değiştirilerek günümüzdeki hale getirilmiştir.

Medrese

Caminin tam karşısında bulunan medrese 1778-1779 yılları arasında yapılmıştır. Mimari Ebubekir Veledi Halil Efendidir.

Medresenin giriş kapısı üzerinde kitabe vardır. Osmanlı mimarisindeki açık avlulu medreseler gurubuna girer. Medresenin 12 hücresi ve bir dershanesi vardır. Güneyindeki oldukça gösterişli mermer bir kapıdan avluya girilir.

Avlunun kuzey ve doğusundaki odalarla birlikte “L” biçimindedir. Avlunun çevresi: yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanmış sütunların oluşturduğu bir revakla çevrilidir. Revakların arkasındaki odaların içlerinde ocak ve dolap nişleri bulunur.

Hücrelerin üstü kubbelerle örtülmüştür. Sadece güneydeki en büyük hücre diğerlerinden farklıdır ve içinde beş adet niş vardır. Medrese; 1933-1962 yılları arasında hapishane olarak kullanılmıştır. 1962 yılından sonra ise kütüphane olarak kullanılmaya devam edilmektedir. 1960 yılında tamir ettirilmiştir.

Nevşehir Gülşehir Karavezir Külliyesi Hamam

Hamam

1778 yılında yaptırılmıştır. Mimar Ebubekir Veledi Halil Efendi’dir. Hamam: Klasik Osmanlı hamamlarında olduğu gibi üç kısımdan oluşur. Bunlar: Soyunmalık, Ilıklık, Sıcaklıktır. Yapı malzemesi olarak gri renkte kesme taş kullanılmıştır. Hamamın bozulan taşları, 1963 yılındaki onarım sırasında değiştirilmiştir. Hamam, günümüzde halen kullanılmaktadır.

Çeşmeler

Vakfiyede 8 çeşmeden söz edilir. Bunlardan günümüze gelenler: Beyler, Sipahi, Bayraktar ve Başçeşmedir. Çeşmeler yol kenarına yapılmış olup, yola bakan yüzlerde birer lüleleri vardır. Başçeşme: Külliyenin bir parçasıdır. Yan kanatlardan duvarlara bağlanır, bir meydan çeşmesi niteliğindedir. 1779 yılında yapılmıştır.

Nevşehir Gülşehir Açık Saray Ören Yeri

AÇIK SARAY ÖREN YERİ

İlçe merkezine 3 km uzaklıktadır. Gülşehir-Nevşehir kara yolu üzerindedir.

Nevşehir Gülşehir Açık Saray Ören Yeri

Gülşehir’in simgesi olan “mantar kaya” oluşumları burada görülebilmektedir. Bu mantar kayaların Kapadokya bölgesinde başka yerde örneği yoktur. Tüf kayalar içine oyulmuş birçok mekan bulunur.

Bunlar: ilk çağlardan kalma: çok katlı yeraltı şehirleri ve mağaralarla birlikte, Boğalı kilise, manastır, tavla (at damı), küçük saray (çok katlı yerleşim alanı), dört sütunlu manastır, beşik tonozlu yapı, 12 sütunlu kilise ve merdivenli meskendir.

Nevşehir Gülşehir Açık Saray Ören Yeri

Bu mekanların birçoğu çok amaçlı mekanlardır, mutfak ve ahırları vardır. Bir kısmında ana salona göre ikincil konumda küçük bir kilise bulunur. Alanların çoğunda bugüne kadar kısmen işlemeli yüksek cepheleri vardır.

Bunlar çok katlı yapı izlenimi verseler de çoğu alan orijinalde zemin kotunda açılmış mekanlardır. Bu alanlar, yoğun olarak 10 ve 11’nci yüzyılda açılmış ve kullanılmıştır.

Ordu ile doğrudan ya da dolaylı yollardan ilişkili ve dönemin büyük arazi sahibi ailelere ev sahipliği yapmış olduğu düşünülmektedir.

Nevşehir Gülşehir Açık Saray Ören Yeri

MS 960-965 yılları arasında Bizans İmparatoru Nikephoros Phokas’ın orduları tarafından kullanıldığına ilişkin izler bulunmaktadır.

Nevşehir Gülşehir Açık Saray Ören Yeri

Ayrıca: Roma dönemi kaya mezarları, 9 ve 10’ncu yüzyıllara tarihlenen kaya kiliseleri vardır. Bu bölgede 9 alan ve 13 bağımsız kilise tespit edilmiştir. Ancak bu kiliseler genel olarak küçük ve ikincil durumdadır.

Özellikle civarda sıkça rastlanan yemekhaneler burada yoktur. Bu kiliselerde genellikle ortada bir avlu bulunur. Böylece kaya kütlesinin üç yanına açılmıştır. Yapıların merkezlerinde ise bir veya iki büyük salon bulunur ki, bunların önemli konukların ağırlanması için kullanıldığı düşünülür.

Ayrıca Çat Vadisini de içine alan 7 km uzunluğunda bir parkur bulunmaktadır. Bu yüzden, ören yeri, günümüzde genellikle trekking için tercih ediliyor.
Nevşehir Gülşehir Hacı Bektaş-ı Veli Mescidi

HACI BEKTAŞ VELİ MESCİDİ

Açık Saray ören yerindedir.

13’ncü yüzyılda Anadolu’ya gelen Hacı Bektaş Veli tarafından kullanıldığı düşünülen mescit ve içerisindeki mihrap, ilk günkü özelliğini korumaktadır. Yani orijinal şekliyle günümüze ulaşmıştır. Mescitte bulunan mihrap, o dönemin mimarisini andırmaktadır. Bu mihrap dikdörtgen bir çerçeve içine alınmıştır.

Nevşehir Gülşehir Hacı Bektaş-ı Veli Mescidi

12 nişlidir. İstiridye kabuğu tipi böyle nişler devrinin özelliği olduğu gibi, 12 imama ve Türklerin 12 boyu ile alakası olan özelliktedir. Mescidin planı karedir. Batı kesiminde yüksekçe nişler bulunur.

Nevşehir Gülşehir Aziz Jean Kilisesi

AZİZ JEAN KİLİSESİ

İlçenin girişindedir. Hemen kenarda bulunan bir peribacasının içi oyularak yapılmıştır.

Kilise apsisinde yer alan yazıya göre 25 Nisan 1212 yılına tarihlenmektedir.  Kilise 2 katlıdır.

Kilisenin alt katında: şarap mahzenleri, mezarlar, su kanalı ve görevlilere ait mekanlar bulunur. Bu kattaki kilise: tek apsisli ve haç planlıdır. Merkezi kubbesi çökmüştür. Süsleme olarak: ana kaya üzerine kırmızı boya ile çeşitli hayvan resimleri ve geometrik süslemeler ve haç tasvirleri bulunur.

Nevşehir Gülşehir Aziz Jean Kilisesi

Alt kiliseden üst kiliseye, kayaya oyulmuş merdivenlerle ulaşılıyor. Orijinal kaya oyma merdivenler yıkılmıştır, bu yüzden yenileme sırasında üst kiliseye çıkışı sağlamak için demirden merdiven yapılmıştır.

Nevşehir Gülşehir Aziz Jean Kilisesi

Kilisenin üst katında: İncil’den alınmış sahnelerle süslenmiş başka bir kilise bulunur. Üst kattaki kilise: tek apsisli ve beşik tonozludur. Ana apsisteki resimler iyi korunamamış, diğer yerlerdeki resimler iyi durumdadır. Kilise, siyah bir is tabakası ile kaplıdır.

Bunun sebebinin aydınlatma amacıyla kullanılan kandillerden çıkan istir. Ayrıca kaya bloğunda erozyon nedeniyle meydana gelen incelme sonucunda oluşan çatlak ve deliklerden sızan sular da resimlerin bir kısmını tahrip etmiştir.

Ayrıca elbette insanlar tarafından da resimlere zarar verilmiştir.

 Nevşehir Göreme hakkındaki gezi yazım için  Göreme