Nevşehir Acıgöl

Nevşehir Acıgöl

Nevşehir-Aksaray kara yolu üzerindedir. Acıgöl, Nevşehir arası uzaklık 20 km. dir. Acıgöl, Aksaray arası uzaklık: 52 km. Acıgöl, Ürgüp arası uzaklık: 43 km.

TARİHİ

İlçenin ilk ismi “Topada” dır. Sonrada “Dobada” olmuştur. 1515 yılında bu topraklar, Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Acıgöl, 1952 yılında Belediyelik, 1987 yılında ise Nevşehir iline bağlı bir ilçe olmuştur.

Nevşehir Acıgöl

GENEL

İlçe merkezi Acıöz çayı etrafında kurulmuştur. İlçenin çevresinde: volkanik sönmüş yanardağlar bulunur. Bu dağlar: bir zamanlar lav ve tüf püskürtmüş ve bunlar kalın tabakalar halinde tortulaşmıştır. Bu tortulara “Maar” denir. Deniz seviyesinden yükseklik 1233 metredir. Günümüzde içinde su bulunmayan “Acıgöl” çukurluğu da aslında bir yanardağ ağzıdır. Yani bir tür volkanik göldür. İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Özellikle patates üretimi yaygındır.

Nevşehir Acıgöl Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu

ACIGÖL TEKNİK BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesine bağlıdır. 2018 yılında kurulmuştur. İlk olarak Kimya ve Kimyasal İşleme Teknolojileri bölümü açılmıştır.

Nevşehir Acıgöl

GEZİLECEK YERLER

Nevşehir Acıgöl

ACIGÖL

İlçe merkezinin 3 km doğusunda, Nevşehir-Aksaray kara yolu üzerindedir.

Dünyanın en büyük krater gölüdür. Göl tabanının denizden yüksekliği 1272 metredir. Tortularla birlikte büyüklüğü 4.5 kilometre karedir. Ancak sivrisinek ürediği gerekçesiyle 1972 yılında, bir kanal açılarak gölün suyu boşaltılmıştır.

Gölün boşaltılmasının bir diğer gerekçesi de: gölü besleyen kaynak, Acıgöl ilçesinin içme suyunun karşılanması için alınmıştır ve böylece göl kurumuştur.

Günümüzde: ilkbaharda eriyen kar ve yağan yağmur sularıyla, göl kısa bir süre yükselmekte ve bir süre sonra tekrar kurumaktadır. Ayrıca, gölün kuzeydoğu yamaçlarında, kum alınması nedeniyle tahribatlar olmuştur.

Boşaltılmadan önce

Gölün derinliği 1 ile 4 metre arasındaydı. Gölde dışarıdan su girişi ve dışarıya su akışı yoktur. Yani kapalı bir havzadır. Gölün suları acı ve tuzludur. 1993 yılında tescillenerek koruma altına alınmıştır.

 

ACIGÖL YERALTI ŞEHRİ

İlçe merkezinde Cumhuriyet Mahallesindedir.

Yeraltı şehrinin Belediye tarafından ışıklandırılması ve bakımı yapılmıştır. Özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistler tarafından yoğun ziyaret edilir.

 

TATLARIN KASABASI

İlçe merkezine 10 km uzaklıktadır. Kasaba 2017 tarihinde doğal sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Nevşehir Acıgöl Tatların Kasabası Tatların Göleti

Tatların Göleti

Burada bulunan Tatların Baraj göleti kıyısında: piknik ve mesire alanı bulunmaktadır.

Nevşehir Acıgöl Tatların Kasabası Kale

Kale

Kasabanın güneydoğusundadır. Bu alan, 1961 yılına kadar yerleşim yeri olarak kullanılmakta iken, yine aynı yıl afet alanı ilan edilmiş ve yerleşim yeri, batı taraftaki düzlük alana taşınmıştır. Bölgede: bir yeraltı şehri ve birçok kilise bulunmaktadır.

Yeraltı şehri ziyaretçileri için: Bakanlık tarafından yürüme yolları ve tuvaletler yapılmıştır. Ayrıca iki kilise restore edilmiş, yeraltı şehri temizlenerek ziyarete açılmıştır. Vadinin yamaçlarında, 18’nci yüzyıl yapısı bir cami de restore edilmiştir.

Burada: granit kayaya oyularak yapılmış bir yapı bulunur ve bu yapı halk tarafından “kale” diye isimlendirilir. Üzerinde bir sarnıç bulunur ve buraya taş merdivenlerle inilir. Dört katlı yapının batı tarafında ise bir amfi tiyatro kalıntısı vardır.

Kilise

Kale olarak adlandırılan tepenin yamacındadır.

Kilise: iki nefli, iki apsisli, beşik tonozludur. Narteksi yıkılmıştır. Freskleri oldukça iyi korunmuştur. Apsiste: Meryem ve Çocuk İsa, Michael ve Gabriel, Konstantin ve Helena, İsa’nın cehenneme inişi, Kudüs’e giriş, İsa’nın çarmıha gerilmesi sahneleri bulunur. Ayrıca 9 aziz ve kiliseyi yaptıran kişinin portresi görülür. Zeminde koyu gri tasvirler bulunur. Bu tasvirlerde, mor, hardal ve kırmızı renkler kullanılmıştır.
Nevşehir Acıgöl Tatların Kasabası Tatların Yeraltı Şehri

Tatların Yeraltı Şehri

Kale olarak bilinen tepede bulunmaktadır.

Yeraltı şehri 1975 yılında keşfedilmiş, 1991 yılında ziyarete açılmıştır. Halen 2 katı temizlenerek ziyarete açılmıştır. Orijinal girişi yıkılmıştır. Yaklaşık 15 metre uzunluğundaki bir geçit yani giriş bölümünden sonra geniş bir salona ulaşılır. 

Giriş kısmı: diğer yeraltı şehirlerinde olduğu gibi, ortası delikli dev sürgü taşlarıyla kapatılmaktadır. İçeride sağ tarafta, nişin içinden aşağıya doğru oyulan ve halk tarafından “Zindan” olarak isimlendirilen bölümde, üç adet iskelet bulunmuştur.

Bu mekanda tuvalet bulunmakta olup, diğer yeraltı şehirlerinde tuvalet yoktur. Tuvalete yukarıdaki katta olduğu gibi “L” biçiminde bir koridordan gidilir. Muhtemelen kokuyu önlemek için böyle bir koridor yapılmıştır.

Nevşehir Acıgöl Tatların Kasabası Tatların Yeraltı Şehri

Mekanın sağ tarafında ise kiler ve mutfak bulunur. Bu bölüm: Roma döneminde mezarlık ve sonrasında Bizans döneminde ise kiler olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. Çünkü bu odada bulunan nişler, Roma dönemi kaya mezarlarında ölülerin yatırıldığı nişlere benzer. Ancak daha sonraki dönemde, bu nişlerin tabanları oyulmuş ve içlerine erzak konulmuştur.

Yeraltı şehrinin ikinci girişinde: ahır bulunur. Bu geniş mekan sütunlarla desteklenmiştir. Tabanında beş adet ambar bulunur. Tavan kısmında yeraltı havalandırma bacası bulunur.

Birinci büyük mekan ile ikinci büyük mekan, dar bir koridorla birbirine bağlanır. Zikzak biçimli bu koridorda tuzak ve bağlantıyı kesen sürgü taşı bulunur.

Evet, buranın özellikleri: mekanların oldukça büyük olması, erzak depolarının sayıca fazla olması ve kiliseler de yoğun bulunmasıdır. Bunlar değerlendirildiğinde, buranın bir askeri garnizon veya manastır kompleksi olduğu düşünülür. Buradaki yeraltı şehrinin en büyük özelliği, diğer yeraltı şehirlerinde görülmeyen “tuvalet” bulunmasıdır.

Nevşehir Acıgöl Hasan Dede Türbesi

HASAN DEDE TÜRBESİ

İlçe merkezine bağlı İnallı Yuva köyünde mezarlık içerisindedir.

Kozluca köyü ile Yuva köyü arasındaki türbede “Hasan Dede” isimli bir kişinin yattığı sanılmaktadır. Yapı: cami, mutfak ve türbeden oluşur. Bölgede Türk İslam tarihini yansıtan türbe yapısının 800-900 yıllık olduğu tahmin edilmektedir.

Yani, MS 1200 yıllarına tarihlenmektedir. Özellikle taş işçiliği dikkat çeker. Mimari tarzı da oldukça güzeldir. Türbe giriş kapısı tavanına yapılmış mermer çarkıfelek görülmeye değerdir.

Ayrıca yine Türbede Türk üçgenleri ve sandukayı çevreleyen çivit mavisi boyalı taşlar oldukça güzeldir. Türbe günümüzde oldukça harap durumdadır, sanırım bir süre sonra tamamen yok olur.

 

KURUGÖL KASABASI YERALTI ŞEHRİ

Kurugöl köyünde Tepeören Mevkiindedir. Yani kasaba merkezine 3 km uzaklıktadır.

Yeraltı bir tepenin yamacında oyulmuştur. Tepenin toprak yapısı, sıkışmış volkan püskürüğüdür. Kaç kat olduğu bilinmemektedir. Çünkü temizlenmeyen galeriler vardır. Işıklandırması da yoktur. Yeraltı şehrinin orijinal girişi kaybolmuştur.

Günümüzde batı yamacında bulunan göçüklerden içeri girilebiliyor. Yeraltı şehrinde: oturma mekanları, erzak depoları, mezarlık, mutfak ve benzeri yerler ve bunları birbirine bağlayan galeriler mevcuttur. Evet, burası turizme yönelik herhangi bir hamle yapılmayan bir yer olarak beklemektedir.

Nevşehir Acıgöl Topada Yazılı Kaya Anıtı

TOPADA YAZILI KAYA ANITI

MÖ 8’nci yüzyılda: Kapadokya bölgesinde, Kayseri-Niğde ve Nevşehir yöresinde “Tabai Krallığı” vardı. Bu döneme ait bölgenin çeşitli yerlerinde, Hitit hiyeroglif yazılı kaya anıtları vardır. Yazıtın yazıldığı yıllarda Tabal ülkesi çeşitli küçük şehir krallıkları tarafından yönetiliyordu.

Tabal krallığı, MÖ 7’nci yüzyılda İskit ve Kimmerlerin Anadolu’yu istila ederek Frigleri yok etmeleri sonucu, İskit ve Kimmerlere karışarak tarih sahnesinde yok olmuşlardır. Ardından hiyeroglif yazı da unutulmuş ve daha sonra kullanılmamıştır.

Ancak Hitit hiyeroglifleriyle yazılmış bu kaya anıtlarının en önemlisi: ilçe merkezine bağlı Ağıllı köyündedir. MÖ 738-730 yılları arasında yazıldığı düşünülmektedir.

Ana kayanın güneye ve batıya bakan yüzleri düzeltilmiştir.

Yazıtın bulunduğu kaya: 4 metre genişliktedir.

Kaya üzerine oyulmuş resimli yazı (hiyeroglif yazısı) vardır. Kitabenin büyük bölümü, kayanın güneye bakan yüzeyindedir. Bir bölümü de batı yüzündedir.

Nevşehir Acıgöl Topada Yazılı Kaya Anıtı

Metin oldukça uzundur. 8 satır ve 400 kelimeden oluşur. Yazıtın bazı bölümleri tahrip olmuştur.

Yazıtta: Kapadokya bölgesinin siyasi durumu anlatılmaktadır. Ayrıca: 3 yıl süren bir savaş anlatılmıştır. Tobal Kralı Wasusarma, kendisine düşmanca davranan sekiz krala karşı yaptığı mücadeleyi anlatmaktadır.” Yazıtın son bölümünde: nasihat, beddua ve yazıtı kayaya kazıyan kişinin adı yer almaktadır.

 Nevşehir Ürgüp hakkındaki gezi yazım için  Ürgüp

İstanbul Sultanbeyli

İstanbul Sultanbeyli

Günümüzde yörede bulunan tarihi Aydos kenti ve kalesi, Sultanbeyli çevresinde tarihi süreç boyunca yerleşim bulunduğunu kanıtlamaktadır.

İstanbul-Avrupa arasındaki ana ulaşım yolunun bu bölgeden geçtiği ve bütün askeri ve sivil ulaşımın bu bölgeden yapıldığı bilinmektedir.

Anadolu yönünde savaşa giden Bizans ordusu, bu bölgede toplanıp konaklıyordu. Osmanlı döneminde de bu özellik sürdürüldü.

Bölge, 1328 yılında Orhan Gazi komutanlarından Akça Koca, Konuralp ve Abdurrahman Gazi tarafından fetih edildi.

Aydos kalesi, İzmit (Nikomedia) şehrinden batıya doğru gidildiğinde, aradaki bölge içinde en önemli kaleydi. Kervanların yol güvenliği buradan sağlanıyordu.

Sultanbeyli arazilerinin büyük kısmı Padişah kız kardeşi Cemile Sultan’a aitti, ancak 1893 yılında bu araziler Osmanlı Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa’ya satılmıştır. Hasan Hüsnü Paşa vefat edince, oğlu Hilmi Bey tarafından araziler, 1911 yılında Belçika uyruklu Frans Flipson’a satılır. Kurtuluş savaşından sonra ise, kendisi ülkemizden ayrılmak için araziyi satışa çıkarır. Ancak arazilerin satış işlemi gerçekleşmez. Ölümünün ardından, varisleri tarafından araziler bugünkü hissedarlarına satılmıştır. 1945 yılında Bulgaristan’dan gelen göçmenler de buradaki arazinin bir kısmı istimlak edilerek yerleştirilmişlerdir.

1957 yılında burada Sultanbeyli köyü kurulur.

Eski İstanbul-Ankara karayolu köyün içinden geçmektedir.

Köyün kurulmasından sonra kalan hissedarlardan bazıları hisselerini satmaya başlarlar. Ancak Orman idaresinin tahdit koyması nedeniyle, bu satışların tapu devri yapılamamıştır. 1985-1987 yılları arasında yapılaşma faaliyetleri hız kazanır, 1987 yılında Belediye teşkilatı kurulur ve 1992 yılında ise ilçe olur.

İstanbul Sultanbeyli

GENEL

Yerleşim, İstanbul’un en yüksek dağı olan Aydos Dağı (rakımı 537 metre) ile Teferrüç Dağı arasındaki alanda kuruludur. TEM Otoyolu, ilçenin tam ortasından geçer. Denizden yükseklik 130 metredir. İlçenin üç tarafı ormanlarla çevrilidir ve bu yüzden havası oldukça temizdir. Anadolu’nun çeşitli köşelerinden gelmiş insanların barındığı bir yerdir.

İstanbulEnsis Çiçeği

İSTANBULENSİS ÇİÇEĞİ

Aydos ormanlarında görülür. 1982 yılında İngiliz Brian Mathew tarafından, dünyaya tanıtılmıştır. İsmini İstanbul şehrinden almıştır. Her yıl Şubat ayı ortalarında çiçek açarak baharı müjdeler. Toprak altında yumrusu bulunur. Bu çiğdem çiçeği, 2009 yılından bu yana “Sultanbeyli Belediyesi” tarafından amblem olarak kullanılmaktadır.

İstanbul Sultanbeyli

GEZİLECEK YERLER

 

ABDURRAHMAN GAZİ

İstanbul Sultanbeyli Belediyesi

SULTANBEYLİ BELEDİYESİ

Belediye Caddesindedir.

 

FATİH

İstanbul Sultanbeyli Gölet Parkı

GÖLET PARKI

Ramazanoğlu Sokaktadır.

Gölet parkı yaklaşık 200 dönümlük bir alana kurulmuştur. Anadolu yakasının en büyük rekreasyon alanıdır.

İstanbul Sultanbeyli Gölet Parkı

Park içinde: spor alanları, tenis kortları, yürüyüş alanları ve seyir terasları, çay bahçesi, restoranlar, süs havuzu ve su oyun alanları ile sosyal tesis, tiyatro ve piknik alanları bulunmaktadır. Parkta bulunan gösteri havuzunda lazerli muhteşem görsel gösteriler sunulmaktadır.

 

MEHMET AKİF

İstanbul Sultanbeyli Aydos Kalesi

AYDOS KALESİ

Kale Bizans döneminde inşa edilmiştir. O dönemdeki ismi “Aetos” yani “Kartal” demektir.

Orhan Gazi, kalenin fetih edilmesi için Abdurrahman Gazi, Akça Koca ve Konur Alp’i görevlendirir.

Semendra (günümüzdeki Samandıra) kalesinin ardından burayı kuşatılır ve ele geçirilir.

Kale ismini üzerinde bulunduğu “Aydos” dağından almıştır. Aydos dağının ismi Yunanca “Aetos” yani “Kartal” demektir.

Kale günümüzde 325 metre yükseklikteki bir tepe üzerinde kuruludur. Bölgeye hakim konumdadır.

İstanbul Sultanbeyli Aydos Kalesi

Kale alanında, resmi arkeolojik kazı çalışmaları tamamlanmıştır.

Kazılar sonucu ortaya çıkan mimari kalıntıların restorasyonu da yapılmıştır. Özellikle bulunan kilise kalıntısı ilgi çekmektedir.

Sur duvarlarının restorasyonu 2010-2014 yılları arasında tamamlanmıştır.

Sur içindeki mimari unsurların restorasyonu ise, 2015-2018 yılları arasında tamamlanmıştır.

İstanbul Sultanbeyli Aydos Kalesi

Kale alanı: arkeopark alanı olarak düzenlendikten sonra, kale ve çevresinde sergi salonu, restoran, seyir terasları, açık hava müzesi gibi etkinlik alanları oluşturulacak ve ziyarete açılacaktır.

 

NECİP FAZIL

İstanbul Sultanbeyli Aydos Sosyal Tesisleri

AYDOS SOSYAL TESİSLERİ

Necip Fazıl Mahallesindedir. Pazartesi günü hariç, haftanın diğer günlerinde saat 08.30 ile 23.30 arasında hizmete açıktır. Aydos ormanı eteğinde bulunan sosyal tesisler, Sultanbeyli Belediyesi tarafından yapılmıştır. Burada: açık ve kapalı oturma yerleri, mesire alanı, restoran bulunmaktadır. Günlük hizmet kapasitesi 2 bin kişidir.

 

BATTALGAZİ

İstanbul Sultanbeyli Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi

MUHSİN YAZICIOĞLU KÜLTÜR MERKEZİ

Kubbe caddesindedir. Burada her ay çeşitli kültür etkinlikleri düzenlenmektedir.

BİLİM VE TEKNOLOJİ MERKEZİ (SUBİTEM)

Kubbe caddesindedir. Burada uygulamalı bilim üniteleri bulunmaktadır. Ücretsiz çeşitli etkinlikler düzenlenmekte ve eğitimler verilmektedir. Hafta sonları vatandaşların ziyaretine açık merkez, hafta arasında ise randevu ile okullara hizmet vermektedir.

 İstanbul Büyükçekmece hakkındaki gezi yazım için  Büyükçekmece

Sivas Suşehri

Sivas Suşehri

Cevizi ve ipek halısı oldukça meşhurdur.

ULAŞIM

Suşehri, Sivas arası uzaklık: 144 km. Suşehri, Koyulhisar arası uzaklık: 37 km. Suşehri, Zara arası uzaklık: 58 km. Suşehri, Akıncılar arası uzaklık: 28 km. Suşehri, Şebinkarahisar arası uzaklık: 53 km.

TARİHİ

Yöre oldukça eski bir yerleşim yeridir. Ova kesiminde, eski Sıradur çevresinde, Bakır çağına ait kalıntılar bulunmuştur. Eskişar ve Çataloluk köylerinde ise: Roma ve Selçuklu dönemlerine tarihlenen tören yerleri vardır.

Avşar köyü yakınlarında: Roma İmparatoru, gezgin imparator Hadrianus adına dikilmiş, kilometre taşları yani mil taşları bulunur.

İlçenin eski yerleşim yeri, günümüzdeki yerinden 2 km daha doğuda, Çayırbaşı mevkiindedir. Bu yerleşim yerinin ismi “Bulahi-Bulalliye” dir. Ancak bu yerleşim yeri, depremler sonucu yıkılır ve yerleşim “Andıryas” ismini alarak günümüzdeki yerine taşınmıştır.

Osmanlı döneminde, 1243 yılında yörede önemli bir savaş yaşanmıştır. Bu savaşta: Moğol ordusu (Baycu Noyan komutasında) ve Selçuklu ordusu (II Keyhüsrev komutasında) çarpışmıştır. Selçuklu ordusu, Sultan’ın tecrübesizliği nedeniyle, ova kesiminde ve Kösedağ’da bozguna uğrayarak yenilmiş ve Anadolu Selçuklu devleti yıkılmıştır.

Bu savaş sonucunda, Selçuklu ordusu 3000 civarında şehit vermiş, tüm ağırlıkları Moğolların eline geçmiş ve tarihimize bir kara leke olarak geçmiştir. Ardından Anadolu, Moğollar tarafından yakılıp yıkılmıştır.

Yine tarihi süreçte bir çatışma: 1917 yılında Ruslar karşısında ordumuz geri çekilmek zorunda kalmış ve 3’ncü Ordu Karargahı, Suşehri’ne taşınmıştır. Ruslar, Refahiye ilçesine kadar gelirler ve 1917 yılında Rusya’da Bolşevik ihtilali çıkınca ve ordumuzun kahramanca direnişi karşısında geri çekilmek zorunda kalırlar. 1906 yılında yörede suyun bol olması nedeniyle yerleşime “Suşehri” ismi verilmiştir.

ATATÜRK VE SUŞEHRİ

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk: Erzurum kongresine giderken, 28 Haziran 1919 tarihinde buraya uğramış ve misafir olmuştur. Bu ziyaret sırasında, Suşehri yöresindeki milli mücadele görevini “Mehmet Ali Efendi” ye vermiştir.

Ayrıca “Suşehri Müdafai Hukuk Cemiyeti Şubesi” kurulmuştur. İlçeyi, Erzurum kongresinde temsil etmek üzere Çeçenzade İsmail Hakkı Bey delege olarak görevlendirilmiştir.

SUŞEHRİ MAHALLİ GÜNÜ

Erzurum Kongresi dönüşünde, Atatürk yeniden ilçeye uğrar. Bu gün yani 1 Eylül günü, her yıl geleneksel olarak ilçede “Suşehri Mahalli Günü” olarak kabul edilerek kutlanmaktadır. İlçe çapında şenlikler düzenlenmektedir.

Sivas Suşehri

GENEL

Karadeniz bölgesindedir. Sivas ilinin ilçeleri arasında yüzölçümü açısından en büyük olanıdır. İlçe merkezinin rakımı ortalama 950 metredir. Kelkit vadisinin genişlemesiyle Suşehri ovası oluşur. Ancak Kılıçkaya Barajı yapılınca ova tabanı baraj gölü altında kalmıştır. Yörede Karadeniz ve İç Anadolu geçiş iklimi hakimdir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise daha ılık geçer. İlkbahar ise bol yağmurludur.

NE YENİR

Organik fasulyesi ve tandır kurusu meşhurdur.

Sivas Suşehri Köse Süleyman Ziyareti

KÖSE SÜLEYMAN ZİYARETİ

Her yıl Temmuz ayında, 1243 yılında Selçuklular ile Moğollar arasında yapılan savaşta şehit düşen Kösedağ şehitlerinin anıldığı, toplu ziyaret edildiği “Anma günü” kutlanır. 2812 metre rakımlı Kösedağ’da geleneksel olarak Temmuz ayının üçüncü Cumartesi günü yapılan törenlere, ilçe ve civarından çok sayıda ziyaretçi katılır. Törenlerde kurbanlar kesilir, dualar edilir.

Sivas Suşehri Köse Süleyman Ziyareti

Peki Köse Süleyman kimdir? Yöre halkının inanışına göre, Köse Süleyman bir Selçuklu komutanıdır. Buraya gelenler tarafından, burada taşlarla bir kabir ve namazgah yapılmıştır. Taşlarla yapılmış kabir: 3.40 metre boyunda, 1.30 cm enindedir. Yüksekliği 50 cm dir. Bu mezarın 1 metre uzağında, yine yığma taşlarla yapılmış bir duvar bulunur. Kabrin 15 metre uzağında ise, yığma taşlarla 50 cm yükseltilen bir namazgah vardır.

 

ŞEHR-İ SU KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ

Her yıl geleneksel olarak Temmuz ayının ilk hafta sonunda 2 gün süreli yapılan festival, ilçe stadyumunda yapılmaktadır. Festivalde, konserler düzenlenmekte, havai fişek gösterileri yapılmaktadır. Festivalin amacı, Suşehri ilçesinin tanıtılmasıdır. Ayrıca gurbette olanların buluşturulması düşünülür.

 

KARACAÖREN KİRAZLIPINAR YAYLA ŞENLİKLERİ

Her yıl yaz aylarında gurbette bulunan Suşehirliler, Karacaören Kirazlıpınar yaylasında yapılan şenliklere katılırlar. Bu dönemde ilçe nüfusu iki katına çıkar.

GEZİLECEK YERLER

BALHATUN CAMİİ-BELKIS HATUN

İlçe merkezinde İstanbul caddesindedir.

Burada bulunan ilk camiye ait kitabe, giriş kapısı üzerindedir ve kitabeye göre 1725 yılında ali Paşa kızı Bal Hatun tarafından yaptırılmıştır.

Ancak bu cami, 1938 yılındaki Erzincan depreminde tamamen yıkılmıştır. 1940 yılında ise, yerine günümüzdeki cami yapılmıştır. Kesme taştan yapılan minaresi kuzeybatı köşededir ve tek şerefelidir. Günümüzde, cami ibadete açıktır.

Sivas Suşehri Akçaağıl Çermiği-Kaynağı

AKÇAAĞIL ÇERMİĞİ-KAYNAĞI

İlçe merkezine 6 km uzaklıktaki Akçaağıl köyündedir.

Termal kaynak Suşehri-Koyulhisar kara yolu üzerindedir. Kelkit çayının güney kenarındadır.

Kaynak suyunun sıcaklığı 37 derecedir. Debisi saniyede 1 litredir. Su sıcak olduğundan birçok hastalığa iyi gelmektedir. Suyun şişmanlığa ve kadın hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor. Burada kadın ve erkeklere ait ayrı banyolar bulunmakta olup halk tarafından büyük ilgi görmektedir. Ancak bölgede modern konaklama tesisleri yoktur.

ÇATAOLUK KİLİSESİ

İlçe merkezine bağlı Çataloluk köyündedir. İlçe merkezine 26 km uzaklıktadır.

Kilisenin kitabesi bulunmadığından ne zaman yapıldığı ve yaptıran bilinmez. Zaten, defineciler tarafından her yeri delik deşik edilmiştir, yıkılma tehlikesi bulunmaktadır. Kilisenin günümüzden 700-800 yıl önce yapıldığı tahmin edilmektedir. Kilisenin girişten sonraki bölümü, sivri kemerlidir. Beşik tonozlarla, kayalıkların üzerine oturtulmuştur.

Tamamı moloz taştan yapılmış ve kayalardan yararlanılmıştır. Kilisenin batı yönünde bulunan girişi, tamamen yıkılmıştır. Tonozlu çatısı ise yarıya kadar yıkılmıştır. Kilisenin tabanı: yuvarlak pencerelerin seviyesine kadar dolmuştur.

1989 yılında tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Sivas Suşehri Kılıçkaya Baraj Gölü

KILIÇKAYA BARAJ GÖLÜ

İlçe merkezine 28 km uzaklıktadır.

Türkiye’nin sayılı barajlarından biridir ve 64 kilometrelik havzasıyla denizi andırır.

Sivas Suşehri Kılıçkaya Baraj Gölü

Burada yani baraj gölünde: su sporları yapılmaktadır. Baraj gölünde ayrıca tatlı su balıkçılığı yapılmaktadır.

Sivas hakkındaki gezi yazım için Sivas