Giresun Bulancak

Giresun Bulancak

Bulancak, Giresun arası uzaklık: 15 km. Bulancak, Piraziz arası uzaklık: 11 km. Bulancak, Ordu arası uzaklık: 31 km.

TARİHİ

1071 Malazgirt zaferinden sonra, Selçuklu Türkleri, Karadeniz sahillerini Türk hakimiyetine alır. 1204 yılında yörede Trabzon Pontus devleti hakimiyet kurar. 1397 yılında ise, Çepni Türk Beyliğinin en büyük beylerinden biri olan Süleyman Bey, bölgeyi fetheder. Osmanlı döneminde tapu tahrir defterleri tutulduğunda yörenin ismi “Niyabet-i Kebsil” olarak geçer. Canik-i Bayram kazasına bağlı bir nahiyedir. “Başköy” anlamındaki “Kebsil” kelimesi büyük olasılıkla daha önce burada yaşayan Rumlar tarafından konulmuş ve değiştirilmeden kullanılmıştır.

Kayıtlarda: 1547 yılında ilk olarak Bulancak ismine rastlanılır.1871 yılındaki kayıtlarda ise “Akköy” nahiyesi olarak geçer. Akköy, daha sonra sahile iner ve Bulancak ismini alır. 1887 yılında Belediye teşkilatı kurulur. 1928 yılında Bulancak ismiyle Giresun kazasına bağlıdır. 1934 yılında ilçe olur.

Giresun Bulancak

 

GENEL

Bulancak, Giresun ilinin en büyük ilçesidir. Karadeniz sahil şeridinde yerleşiktir. Rakımı yani denizden yüksekliği ortalama 10 metredir. İlçenin coğrafi yapısı, tipik Karadeniz coğrafi yapısı özellikleri gösterir. Sahilden itibaren hızlı bir yükselti başlar ve bu yüzden arazi oldukça engebelidir. Bitki örtüsü bakımından oldukça zengindir. Kıyıdan başlayan fındık bahçeleri, 2000 metre yüksekliğe kadar devam eder. Daha sonra kestane ağaçlarının bulunduğu ormanlık alanlar bulunur. Yörenin iklim şartları ise, her mevsimi yağışlı, yazları serin, kışları ise çok soğuk olmayan bir özellik gösterir. Yörede yaşayanların ekonomik etkinliklerinin başında tarım gelir. Tarımsal ürün olarak ise fındık başı çeker. Yüksek köylerde yaşayanlar ise hayvancılıkla geçinir. Balıkçılık ta önemli bir geçim kaynağıdır.

 

NE YENİR

Burası Karadeniz sahili, elbette burada mısır ekmeği, pancar çorbası, fasulye kavurması, pazı mıhlaması ve balık (hamsi buğulama, hamsi böreği) yemelisiniz.

Giresun Bulancak Kültür ve Sanat Şenliği

 

BULANCAK KÜLTÜR VE SANAT ŞENLİĞİ

Her yıl geleneksel olarak Temmuz ayı içerisinde yapılır. Şenlikler, merkeze bağlı Erikli köyünde yapılır.

Giresun Bulancak Kadir Karabaş Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu

 

 

BULANCAK KADİR KARABAŞ UYGULAMALI BİLİMLER YÜKSEK OKULU

Giresun Üniversitesine bağlıdır. 2008 yılında kurulmuştur. 2011 yılında ise ismi “Bulancak Kadir Karabaş Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu” olarak değiştirilmiştir.

Giresun Bulancak

GEZİLECEK YERLER

 

Giresun Bulancak Sarayburnu Camii

 

SARAYBURNU CAMİİ

İlçe merkezinde, batı girişte, sahildedir. Giresun-Ordu kara yolunun 16’nci kilometresindedir.

Giresun Bulancak Sarayburnu Camii

İstanbul Saraçhane’de bulunan Şehzadebaşı camiine benzer planda ve görünüşte yapılmıştır. Şehzadebaşı camisinin ölçüleri baz alınarak yapılmıştır. Temeli 1987 yılında atılmıştır. Cami 2016 yılında tamamlanmıştır, yani 29 yıllık bir süreçte tamamlanmıştır. İçinde fıskiyeli bir süs havuzu var. Kubbe yüksekliği 38 metredir. Minare yüksekliği 70 metredir. Minareler Osmanlı motifleri taşıyor. Duvar kalınlıkları ise 1.30 metredir. Duvar yüksekliği 16 metredir. Kapalı alan 2558 metre karedir. İrili ufaklı 17 kubbesi vardır. Aynı anda 4500 kişi ibadet edebilmektedir. Dolayısı ile caminin yapımında oldukça fazla malzeme kullanılmış, yoğun işçilikle yapılmıştır. Diğer büyük camilerde iç mekanlardaki kemerler, kırmızı boya ile gösterilmesine rağmen, burada kırmızı taş konularak belirlenmiştir. Yani, bir ölçüde maliyet de oldukça yüksektir.

Giresun Bulancak Sarayburnu Camii

Caminin en büyük özelliği, Cumhuriyet döneminde, Osmanlı tarzında yapılan ilk camidir. Tamamen taştan yapılan caminin ömrünün 500 yıl olacağı söyleniyor. Yeni bir yapı, ancak bulunduğu yer itibarı ile ilçenin birçok yerinden görülmektedir, büyük olasılıkla siz de burayı gezerken göreceksiniz.

Giresun Bulancak Sanat Galerisi

 

BULANCAK SANAT GALERİSİ

İskeleye giden yolda, Bulancak Belediyesi tarafından 2016 yılında Sanat Galerisi yapılmıştır. Aslında ilçede vatandaşların ilçe merkezi ve Bulancak iskelesi arasındaki kullanmayı pek tercih etmedikleri alt geçit Belediye tarafından yeniden düzenlenmiştir.

Giresun Bulancak Sanat Galerisi

Alt geçitte tarihi Giresun evlerinin görüntüleri oluşturulmuş, çay ocağı kurulmuştur. Ama en ilginç yönü, tabanda bulunan üç boyutlu resimler yani derinliği olan, gerçekçiliği yüksek resimlerdir. Bu üç boyutlu resimler, köpekbalığı, kaplumbağa gibi deniz canlılarıdır.

Giresun Bulancak İskelesi

 

BULANCAK İSKELESİ

Ülkemizin en uzun iskelesidir. İskele, 1953 yılında 272 metre olarak yapıldı. Ancak günümüzde Karadeniz sahil yolu için dolgu yapıldığından uzunluğu 190 metredir. Türkiye’nin en eski ve en uzun iskelesidir.

Giresun Bulancak İskelesi

2019 yılı Mart ayında, iskelede yenileme çalışmaları yapılmış, korkuluklar ve ışıklandırmalarla iskele modern bir görünüm kazanmıştır.

Giresun Bulancak İskelesi

Evet, buralara yolunuz düşerse mutlaka uğrayın, çünkü iskele, denizin sesi ve güneşin doğuşu ile batışının izlenebildiği muhteşem güzel bir yerdir.

Giresun Bulancak Acısu Kaya Kilisesi

 

ACISU KAYA KİLİSESİ

İlçe merkezinin güneyinde, merkeze 2 km uzaklıktadır. En büyük özelliği, kaya oyma tekniğiyle oluşturulmuş bir kilise olmasıdır.

İlçe merkezinden Erdoğan köyüne giden yolun ve İncüvez Deresinin batısında, bir fındık bahçesinin içerisindedir. Bahçenin batısındaki kayalık alan oyularak bu iki katlı kilise yapılmıştır. Kilise, mağaranın yakınında bulunan sodalı su kaynağı nedeniyle “Acısu” ismini almıştır. Kilise halk arasında “At Mağarası” ve “Acısı Mağarası” olarak da tanınır ve bilinir. Hangi tarihte ve kimler tarafından yaptırıldığına dair bir kayıt yoktur. Ancak muhtemelen Bizans dönemi yapısı olduğu tahmin edilmektedir. Kilisenin giriş katı, her bir bölümde apsis bulunan şapel görünümlü üç kısımdan oluşmaktadır. Üst kat dikdörtgen bir mekandır. Bitişiğinde küçük bir inziva odası bulunur. Yukarıda bulunan bu kısma girmek için içeriden veya dışarıdan herhangi bir merdiven izi yoktur. Hatta, kilisenin herhangi bir yerinde yazıt veya işaret yoktur. Kilise, 1990 yılında tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Giresun Bulancak Burunucu Köyü

 

BURUNUCU KÖYÜ

İlçe merkezine 5 km uzaklıktadır.

Giresun Bulancak Burunucu Köyü

Burada: Ayvasıl plajı ve Ofran burnu plajı gibi denize girilebilecek yerler vardır.

Giresun Bulancak Şeyh Ali Ağa Camii

 

ŞEYH ALİ AĞA CAMİİ

Bulancak-Giresun kara yolu üzerindedir.

Caminin kuzey cephesinde 1896 tarihi yazılıdır. Ancak ilk yapılışı, muhtemelen 15’nci yüzyıldadır. 1456 yılına ait tahrir defterinde, caminin Şeyh Ali Ağa tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Caminin giriş kapısı demirden ve çift kanatlıdır. Kapının tablaları baklava dilimi motif ile süslenmiştir. Yapı: kagir sistemle yapılmıştır. Uzunlamasına dikdörtgen planlıdır. Beden duvarlarında moloz bazalt taş, son cemaat yerinde ise kesme andezit taşı kullanılmıştır. Yerden hafif yüksekte olan son cemaat yerine, dört basamaklı bir merdivenle çıkılır. Minare: son cemaat yerinin batısındadır. Kare kaideli, çokgen gövdeli, iki şerefelidir. Şerefe korkulukları demirdir. Minarenin üstünde konik külah vardır.

Giresun Bulancak Paşakonağı Yaylası

 

PAŞAKONAĞI YAYLASI

İlçe merkezine bağlı 34 km uzaklıktaki Kovanlık Beldesindedir.

Yani ilçe merkezine oldukça yakındır. Denizden yükseklik 1450 metredir. Eşsiz bir doğa harikası yayladır. Yaylada gezilecek yerler: Karasay şelalesi, Geçilmez vadisi, Çiğseli gölü ve Kızılot çayırıdır. Yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olan bölge, günübirlik gezilere ev sahipliği yapar. Yaylada konaklanabilecek tesis, doğal yapının korunması amacı ile inşa edilmemiştir. Ancak 5 km uzaklıkta bir konaklama tesisi bulunmaktadır. Ayrıca yaylada çadır kurarak kamp yapabilirsiniz.

Son bir not, burada Yıldız Tepesi mevkiinde her yıl geleneksel şenlikler yapılıyor. Fındık bahçelerinden gelen vatandaşlar, şenliklerde çalınan müzikler eşliğinde horon teperek doyasıya eğleniyorlar. Ayrıca yine Paşakonağı Yaylasında off-road şenlikleri yapılıyor.

Giresun Bulancak Bektaş Yaylası

 

BEKTAŞ YAYLASI

İlçe merkezine 60 km uzaklıktadır. Yolu asfalttır ve tüm yıl boyunca açıktır.

Bektaş ismi, Hacı Bektaş-ı Veli müridleri Türkmen Çepnileri tarafından onun hatırasına hürmeten verilmiştir. Denizden yüksekliği 2100 metredir. İlçenin en meşhur yaylasıdır. Çünkü kırsal iklim örtüsü, diğer yaylalara nazaran farklı ve daha güzeldir. Doğu Karadeniz’in nüfus olarak en büyük yaylalarından birisidir. Yaylada hareketlenme karların erimeye başladığı Nisan aylarında başlar ve yaklaşık Kasım ayına kadar yerleşme vardır. Yoğun kar yağışının olduğu kış aylarında, yaylada devletin görevlendirdiği bekçi ve birkaç meraklıdan başka kimse yaşamaz. Tüm ulaşım yolları karla kaplı olduğu için kış aylarında yaylaya ulaşmak oldukça zordur.

Giresun Bulancak Bektaş Yaylası

Gelelim yaz aylarına: Yaylanın havası ve suları çok soğuktur. Yaz aylarında bile soba yakmak gerekir. Yağış mevsiminde hava genellikle sislidir. Fakat hava açık olduğunda muhteşem bir doğa manzarası izlenir. Vadilere çöken bulutlar inanılmaz güzel görüntüler yaratır. Bektaş Turizm Merkezi: Kulakkaya yaylası, Melikli obası yaylası, Kurttepe mevkii ve Alçakbel orman içi piknik alanı ile birlikte, bir bütündür. Kurttepe mevkiinde, kayak yapmaya uygun doğal alan vardır. Yörede elektrik, su ve telefon gibi altyapı hizmetleri vardır. Ayrıca 80 yatak kapasiteli, iki yıldızlı bir de otel bulunur. Doğa yürüyüşü yapanlar için çok uygun parkurlar vardır.

Giresun Bulancak Bektaş Yaylası

Ayrıca: 30 Haziran-1 Temmuz tarihleri arasında, yaylada geleneksel şenlik düzenlenir. Bu şenliğe civar halk yoğun olarak katılır.

Piraziz tanıtımı.

Giresun tanıtımı.

Ordu tanıtımı.

 

Kayseri Özvatan

Kayseri Özvatan

Kayseri Özvatan ilçesi, il merkezi Kayseri’ye 75 km uzaklıktadır.

TARİHİ

İlçe sınırları içerisinde bulunan en eski yerleşim yerleri, Kızılırmak kıyısında bulunan ve Hititlere ait olan Harsanız ve Zırha kaleleridir. MÖ 430 yılında bölgede Roma hakimiyeti görülür ve bu yüzden Zırha kalesinde de Roma izleri belirgindir. İlçedeki ilk yerleşim yeri Kale Mahallesidir.

Bu dönemde, yöre Yozgat’a bağlı iken “Kaleköy” şeklinde isimlendiriliyordu. 1924 yılında, mübadele sonucu Anadolu’ya gelen Selanik göçmenleri buraya yerleştirilmiştir.

Belde 1956 yılında Belediye olur. 1990 yılında Kayseri-Felahiye ilçesine bağlı ve ismi “Çukur” bucağı iken “Özvatan” olarak değiştirilmiş ve ilçe yapılmıştır. Özvatan isminin de bir özelliği vardır.

Şöyle ki “8’nci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kendisinin ve Partisi Anavatan partisinin isimleri birleştirilerek Özvatan ismi”  bulunmuştur.

 

GENEL

İlçe ortasından “Öz Deresi” geçer. İlçe oldukça engebeli bir arazide kuruludur. Arazi ormanlık ve fundalıktır. İlçenin rakımı ortalama 1350 metredir. Çevresi dağlarla çevrilidir. En yüksek dağ Toros dağlarının devamı olan Akdağ’dır ve yüksekliği 2233 metredir. Bozkır iklimi hakimdir. Buna bağlı olarak yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.

Kayseri Özvatan

 

GEZİLECEK YERLER

Kayseri Özvatan Çan Kulesi

 

ÇAN KULESİ

Cumhuriyet mahallesi Yunak Sokakta bulunan çan kulesi, ilçenin simgesidir.

Çan kulesinin en büyük özelliği, üzerinde yıllardan bu yana varlığı bilinen leylek yuvasıdır.

Kayseri Özvatan Çan Kulesi

1960 yılından bu yana, aralıksız her yıl, Nisan ayının son haftasında baharın müjdecisi leylek ailesi çan kulesi tepesindeki yuvalarına dönerler. Leyleklerin dönüşü, ilçe halkı tarafından sevinçle karşılanır. Agios Nikolaos (Aya Nikola) Rum kilisesinin ayakta kalan çan kulesidir.

Kilise, 1703 yılında Rumlar tarafından yaptırılmıştır, kilise günümüze ulaşmamış ama çan kulesi hala ayakta durmaktadır. Rumlar, 1924 yılındaki mübadele sonrasında, buradan ayrılarak Yunanistan’a dönmüşlerdir.

Ana kaya üzerine, kesme taştan yapılan çan kulesi, dört sütunlu, üzeri kubbeli, tavanı ve sütun altları kaidelidir.

Çan kulesi, 2002 yılında: daha önce Yunanistan’a göç eden Anastasios Panapiotidis tarafından restore ettirilmiştir.

 

ÖZVATAN ŞELALESİ

İlçe meydanında Çınaraltı çay evi yanında bulunmaktadır. Şelalenin döküldüğü alanda bulunan büyük kaya parçalarında, doğal taşlarla yapılan çalışma ile travertenler oluşturulmuş, burada küçük gölcükler yaratılmıştır.

Kayseri Özvatan Hırsanız ve Zırha Kaleleri

 

HIRSANIZ VE ZIRHA KALELERİ

Yukarıda Tarihçe bölümünde bu kalelerin Hitit döneminde yapıldığı ve Romalılar tarafından yoğun olarak kullanıldığını yazdım. Ancak maalesef bu kaleler turizme yani ziyarete açık değil, her hangi bir bilgi yok, düzenleme yok.

Kayseri tanıtımı.

Tomarza tanıtımı.

Yahyalı tanıtımı.

 

Kayseri Akkışla

Kayseri Akkışla

Akkışla, tarih meraklıları için bir hazine barındırıyor, bu hazine “Kululu Kalesi” buralara yolunuz düşerse, mutlaka Kululu kalesini ziyaret edin, tabii buradan çıkarılan bütün kalıntılar Kayseri Müzesinde sergileniyor, sonrasında Kayseri Müzesine de gitmeniz şart.

ULAŞIM

Akkışla, bağlı bulunduğu il merkezi olan Kayseri’ye 80 km uzaklıktadır. Akkışla, Sarıoğlan arası uzaklık: 21 km. Akkışla, Sivas arası uzaklık: 70 km.

TARİHİ

Yörenin ismi önceleri “Conalı” dır. Sonra “Kuzu güdenli” olarak değiştirilmiştir. Daha sonra ise kurulduğu yere göre kuzeydeki kayaların beyazlığından “Ak” ve kış aylarında hayvanların dışarıda kışlamasına müsait olması nedeniyle de “Kışla” kelimesi birleştirilmiş ve yöreye “Akkışla” ismi verilmiştir. 1954 yılında nahiye, 1987 yılında ilçe olmuştur.

Kayseri Akkışla

GENEL

İlçe il merkezi olan Kayseri ilinin doğusundadır. İlçenin doğusunda Hınzır dağı vardır. Bu dağlar, vadilerle yarılmıştır. İlçenin rakımı ortalama 1370 metredir. İlçe sınırlarından Acısu akarsuyu geçer ve Kızılırmak’a ulaşır.

İlçede, ova, göl ve gölet yoktur. Yörede karasal iklim hakimdir, buna göre yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçer.

Hakim bitki örtüsü bozkırdır. İlçe halkının büyük kısmı veya yakınları yurt dışında bulunmaktadır. Bu yüzden, her yıl Haziran ve Temmuz aylarında yurt dışında çalışanların buraya gelmesiyle ilçenin sosyal hayatı canlanır.

Kayseri Akkışla

GEZİLECEK YERLER

Kayseri Akkışla Kululu Kalesi

KULULU KALESİ

İlçe merkezine bağlı dağlık bir bölgededir. Kayseri’nin 78 km kuzey doğusundadır.

Kululu’yu çeviren dağlardan en yükseği, güneybatıda bulunan 1527 metre yükseklikteki “Kaletepe” denilen kayalık dağdır. Kaletepe: yumurta biçimindedir. Yaklaşık 100 metre uzunluğunda, 25 metre genişliğindedir. Güneyden kuzeye doğru hafifçe alçalır

Tabal harabeleri: Sitadelin üzerindeki ana kayaya kurulmuştur.

Sitadelin güney ucunda: MS 2’nci yüzyıla tarihlenen Tümülüs bulunur.

Kululu Kaletepe Stadelinde: 1967 yılında kazı ve yüzey araştırmaları yapılır.

Bilimsel çalışmalar sonucunda: yerleşkenin en erken Geç Hitit medeniyetine ait olduğu, sonrasında Helenistik ve Roma dönemlerinde de yoğun olarak iskan gördüğü anlaşılmıştır.

Geç Hitit dönemine ait yapı kalıntılarının büyük ölçüde, sonraki dönemlerde tahrip edilmiş olduğu görülür.

Kayseri Akkışla Kululu Kalesi

Kalenin kitabesi yoktur. Yani, ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı net olarak bilinmez.

Ancak günümüze kadar gelen duvar kalıntılarından kalenin Helenistik dönemde yani MÖ 33 ile MS 20 yılları arasında yapıldığı, daha sonra Romalılar tarafından da uzun süre kullanıldığı tahmin edilmektedir.

Bugün, kaleye ait bazı duvar kalıntılarından başka herhangi bir iz yoktur.

Kale çevresinde ise: Geç Hitit dönemine ait heykeller ve hiyeroglif yazılı kitabeler bulunmaktadır. Ayrıca: heykeller, çanak-çömlek, damga ve silindir mühürler gibi eserler bulunmuştur.

Bunlar, yörede Hitit döneminden itibaren yerleşim bulunduğunu kanıtlamaktadır. Hatta sarp kayalık üstünde kurulu olan kalede, hiyeroglifli yazıtlarla birlikte, bir sarayın varlığına işaret eden taştan oyulmuş çok sayıda insan, aslan ve sfenks yontusu bulunmuştur. Bunlardan ayakta duran 3 metre yüksekliğindeki bir erkek yontusu oldukça dikkat çekicidir.

Kayseri Akkışla Kululu Kalesi

Günümüzde Kayseri Müzesinde sergilenen bu yontu, tek bir andezit bloktan oyulmuştur. Büyük olasılıkla MÖ 8’nci yüzyılın ikinci yarısı ve daha çok da son çeyreğinde yaşamış olan Tabal kralının yontusudur.

Başsız olan figür, içte ayak bileklerine kadar inen, kısa kollu bir elbise ve bunun üstüne, kenarları koridorlu ve püsküllü bir manto giymiştir. Özellikle mantolarda kumaş kıvrımlarının belirtilmiş olması, yontu sanatında ilk kez karşılaşılan önemli bir yeniliktir. Kırık başın, Malatya ve İvriz yontularına benzer tarzda ve sakallı olduğu söylenebilir.

Kayseri Akkışla Kululu Kalesi

Yani: bu buluntular: bölgesel Tabal krallığı ile ilgilidir. Kalıntılara geçmeden önce, burada kurulan Tabal krallığından biraz söz etmekte yarar var. Tuzhisar kasabasının merkezinde halen kalıntıları bulunan hisar: MÖ 1200-800 yılları arasında Tabal krallığından kalma “gözetleme kulesidir.

Anadolu’da hüküm süren Etiler: MÖ 1200 yılında Medlerin ve Perslerin istilasına uğrar ve yıkılırlar. İstiladan sonra dağılan Etiler, Kululu köyünde Tabal krallığını kurarlar ve burayı kendilerine başkent yaparlar.

Bu krallık, 24 prenslik merkezinden oluşuyordu. Tabal krallığını, önemli merkezlerini istila ve saldırılardan haberdar etmek için, şehrin yakınına gözetleme kulesi yapmışlardır. Kasabadaki hisar kalıntısı, bu gözetleme kulelerinden birinin kalıntısıdır. Kule temelleri: köyün içinde Çatalpınar mevkiinde ve su deposu yanındadır.

Evet: Nevşehir, Niğde ve Kayseri civarına kadar genişleyen Tabal krallığının başkenti Kululu’dur. Tabal krallığı: MÖ 7’nci yüzyılın başlarında, İskit ve Kimmerlerin, Anadolu’yu istilası sırasında İskit ve Kimmerlere karışarak tarih sahnesinden silinmişlerdir. Bu Geç Hitit krallığının tarih sahnesinden silinmesiyle, Hiyeroglif yazı da unutulmuştur.

Kululu bölgesi; 1940 yılında Bünyan Kaymakamı bir teftiş sırasında Akkışla bucağına bağlı Alevkışla köyünde, Hacı Hüseyin oğlu Hacı’nın evinde hiyeroglifli anıtı (Kululu’da bulunan mezar stelleri; bulunma sırasına göre numaralandırılmıştır) görmesi ve müzeye yollaması ile tanımıştır.

1967 yılında, Kululu yerleşiminde ilk kazı çalışmaları yapılır. Geç Hitit, Helenistik ve Roma yapı katları bulunur. Kululu’da: Hiyeroglif yazılı anıtlar ve kurşun rulo levhalar, küçük heykeller ve sfenksler gibi ilginç buluntular ortaya çıkar.

Yaklaşık olarak MÖ 8’nci yüzyıla ait olup buluntular bugün Kayseri Müzesinde sergilenmektedir.

Kululu 1 Steli

1935 yılında bir evde bulunmuştur. Üç tarafı Luvi hiyeroglifleriyle yazılmıştır. 6 satırlık yazıt: kendini Tuwati’nin hizmetkarı olarak tanıtan Ruwa isimli bir kişiye aittir. Tuwati kralı Wasusarma’nın babasıdır. MÖ 8’nci yüzyıl ortalarında, hüküm sürmüştür.

Kululu 2 Steli

1945 yılında Kullulu’da Bossert tarafından bulunmuştur.

Bu stelin’de üç tarafında Luvi hiyeroglifleri vardır. MÖ 8’nci yüzyıl ortalarına tarihlenen stel, Panuni adında bir prense adanmış abidedir.

Kululu 3 Steli

1967 yılında Kululu’da bir evin duvarında kullanılmış olarak bulunmuştur. Üstü yuvarlatılmış kireçtaşından olan stelin ön ve sol yüzünde, 4 satırlık bir yazıt bulunur.

Kululu 4 Steli

1983 yılında bulunmuştur. Bir stelin üst parçasıdır ve her yüzünde yazıt vardır. Kululu 1 gibi, bu da Ruwa’ya ait bir mezar taşıdır ve Tuwati’nin hükümdarlık dönemi olan MÖ 8’nci yüzyıla aittir.

Kululu 5 Steli

1977 yılında Kayseri Müzesi tarafından, Kululu’lu bir köylüden satın alınmıştır. Üç yüzünde, 8 satırlık yazıt vardır. Bu yazıt, bazı yapıların inşaatına ait bir kitabedir. MÖ 8’nci yüzyıla tarihlenir. Yazıt: Çiftlik ve Kululu 2 stelleriyle benzerlik gösterir.

Kayseri Akkışla Uğurlu Kale ve Nekropol Alanı

UĞURLU KALE VE NEKROPOL ALANI

Kale ilçe merkezine bağlı Uğurlu köyünün yaklaşık 2 km doğusundadır.

Kale, savunma amaçlı olarak kayalık bir tepe üzerine inşa edilmiştir. İçerisinde ana kaya oyularak büyük bir sarnıç yapılmıştır. Kalenin çapı yaklaşık 125 metredir. Yüzeyde: Frig, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait seramik parçaları vardır. Kalenin yaklaşık 75 metre kuzeydoğusunda, tarım arazisi üzerinde bulunan yaklaşık 25 metrelik kayalık tepede yer yer bulunan basit kaya mezarları, kaçak kazılar sonucu açığa çıkarılmış ve tahrip edilmiştir.

AKKIŞLA MESCİT

İlçe merkezine bağlı Şen mahallesindedir.

Yapı: 1955 yılında yapılmıştır. Kare planlıdır, avlusuz ve minaresizdir. Yapının arka ve yan cepheleri çamur sıvalıdır. Girişi taş kemerlidir. Mescidin ahşap tavanının iki büyük ahşap kolon taşır, kırma çatışı kiremitlidir. 1990 yılında onarım görmüştür.

AKKIŞLA MERKEZ CAMİSİ

İlçe merkezine bağlı Cumhuriyet Mahallesindedir.

Cami dikdörtgen planlıdır. Mihraba dik, iki sıra ahşap sütun dizisiyle üç bölüme ayrılmıştır. Mihrap ve minber orijinal değildir. Sonradan seramikle kaplanmıştır. Camide mihrap yönünde iki, doğu ve batı yönünde iki olmak üzere, toplam dört mazgal pencere bulunur. Caminin kuzey yönünün üst katında, kadınlar mahfili vardır. Güneydoğu köşede, 1996 yılında yapılmış bir minare bulunur.

Kayseri Kocasinan hakkındaki gezi yazım için Kocasinan