İzmir Narlıdere

İzmir Narlıdere

Çatalkaya dağını kaplayan çam ormanları ile oksijen deposu konumundadır.

TARİHİ

1666 yılında şimdiki Yenikale bölgesinde bulunan ve Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılan kaleden dolayı, Osmanlı döneminde burası “Sancakkale” ismiyle anılmıştır. Ali Onbaşı Deresi çevresinde bulunan nar ağaçlarından dolayı, “Narlıdere” ismi verilmiştir. Tapu kayıtlarında ise “Tozluyurt” adıyla anılmaktadır.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, Sancaktepe, İngilizler tarafından denizden iki kere top ateşine tutulmuş ve ilk saldırıda ölen subay ve erler, Narlıdere Şehitliğine gömülmüştür. Resmi kayıtlarda Narlıdere ismi ilk olarak 1886-1887 yıllarında geçmektedir.

Bu belgelere göre Yenikaleyi çevreleyen bataklıkların kurutulması çalışmalarından söz edilmektedir. Narlıdere’nin ilk olarak: Akkoyunlu devletinin yıkılmasından sonra, Anadolu’ya yerleşen Türkmen boyları tarafından, bugünkü Narlı Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yukarıköy’de kurulmuştur. Balkan göçmenlerinin yerleşmesiyle, bugünkü Narlıdere’yi oluşturacak yerleşim tamamlanmıştır.

Diğer eksik kalan ayak ise, 1950’li yıllardan itibaren, sahil kesimine yazlıkçıların yerleşmesiyle başlamıştır. Narenciye üretimi için gelen mevsimlik işçilerle başlayan tarımsal göç 1980’li yıllarda yoğunlaşmıştır. Narlıdere, 1950’li yıllarda, İzmir Merkez ilçeye bağlı bir muhtarlık olarak teşkilatlanmış ve “Aşağıköy” olarak bilinmektedir. Narlıdere Belediyesi 1960 yılında kurulmuştur. 1992 tarihinde ise Narlıdere ilçesi kurulmuştur.

İzmir Narlıdere

GENEL

İlçenin doğusunda Balçova, güneyinde Karabağlar, batısında Güzelbahçe, kuzeyinde İzmir körfezi vardır. İzmir Körfezinin en temiz suları buradadır. İlçe yüzölçümünün yüzde 20 yerleşim alanı, yüzde 10 tarım arazisi, yüzde 70 fidanlık, çalılık ve ormandır.

Çatalkaya dağını kaplayan çam ormanları ile oksijen deposu konumundadır. İlçede 1500 civarında konut jeotermal enerjiyle ısıtılmaktadır. İlçede Akdeniz iklimi hakimdir. Önemli bir akarsu yoktur. Ilıca ve Ali Onbaşı gibi küçük dereler İzmir körfezine akarlar.

Narlıdere ilçesinde en büyük geçim kaynağı: narenciye ve çiçekçiliktir. Bölgenin en büyük narenciye bahçelerine sahip olan ilçede sera çiçekçiliği de önemli bir ekonomik etkinliktir. Bölgede sanayi tesisi bulunmamaktadır. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi, ilçede bulunmaktadır.

NARENCİYE

Narlıdere ilçesinin simgesidir. 1950’li yıllarda dikimine başlanmıştır. Türkiye’nin en kaliteli ve verimli narenciye bahçeleri, yeraltı sularının azlığı ve yoğun kuraklık nedeniyle günümüzde zor günler geçiriyor. Bir kültür bitkisi olan narenciye bol ve temiz su ile yaşamaktadır. Evet, günümüzde narenciye bahçelerine su sağlamak için projeler üretilmektedir.

HUZUREVİ

İlçe sınırları içinde, modernlik ve büyüklük açısından, dünyanın en büyük ikinci huzurevi bulunmaktadır.

ASKERİ BİRLİK VE KURUMLAR

İlçe sınırları içerisinde: Güney Deniz Saha Komutanlığı, Ege Ordu Komutanlığı, Narlıdere Kışlası ve Lojmanları bulunmaktadır. Özellikle: İstihkam Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı, birçok insanımızın askerlik hizmetini yaptığı bir yer olarak önem kazanmaktadır.

İzmir Narlıdere

GEZİLECEK YERLER

İzmir Narlıdere Kültür Evi

KÜLTÜR EVİ

1800’lü yılların başında Hızır Dede, obası ile birlikte Narlıdere’de yerleşik hayata geçer. Daha sonra ibadetlerini yerine getirmek için bir Cem evi yapılmasına karar verirler ve gelen yardımlar üzerine 1874 yılında bugün “Kültür Evi” olarak bilinen Tarihi Cem evini yaptırırlar. Bina: kimliği bilinmeyen bir Rum usta tarafından yapılır.

Keresteleri, Antalya-Finike ilçesindeki Gökbük köyünden getirilmiştir. Salon taşları ise Malta’dan deniz yolu ile getirilmiştir. Yanyatır Ocağı diye bilinen tarihi cem evi, ülkemizdeki Tahtacı Aşiretinin en büyük ve en kutsal iki ocağından birisidir.

Binanın girişinde, sağda aşevi ve kurban kesim yerleri varmış ancak bunlar günümüzde tamamen yıkılmıştır. Yine sağda mezarlık bulunmaktadır. Evet, burada binanın üst katındaki tavan süslemeleri görülmeye değer güzelliktedir.

İzmir Narlıdere Şehitliği

NARLIDERE ŞEHİTLİĞİ

Şehitlik Atatürk Kültür Merkezinin karşısındadır. 1’nci Dünya savaşı sırasında İngiliz Deniz Topçusu tarafından iki kere topçu ateşine tutulan Sancaktepe’de ilk saldırıda şehit olan 6 subay ve er gömülüdür.

Ayrıca 15 Mayıs 1919 günü İzmir’in işgali sırasında Yunan kuvvetleri ve Rumlar tarafından şehit edilen 17’nci Kolordu Askeralma Heyeti Başkanı ve Garnizon Komutanı Albay Süleyman Fethi Bey ve 8 asker ile çeşitli zamanlarda şehit edilen 4 görev şehidinin mezarı bulunmaktadır.

 İzmir Efes gezi planı hakkındaki yazım için Efes Gezi Planı

İzmir Karabağlar

İzmir Karabağlar

İzmir’in en eski yerleşim yerlerinden birisidir. Yaklaşık 200 yıl önce, kara üzüm bağlarıyla kaplıydı. 1920’li yıllarda Reşat Nuri Güntekin’in romanlarına konu olan Bozyaka bağları, 1970’li yıllara kadar varlığını koruyordu, ancak günümüzde çok az sayıdaki ailenin bağları kaldı.

Bugün mobilya sektörünün bulunduğu Yeşillik caddesi ve çevresinde, 40 yıl öncesine kadar bağlar bulunuyordu.

TARİHİ

Yörede bulunan Akçakale ören yeri, yaklaşık 2500 yıllık geçmişiyle, ilçede tespit edilen en eski yerleşim yeridir.  19’ncu yüzyılda gerçekleşen göç hareketlerine bağlı olarak Girit göçmenlerinin bir bölümü, bugün Yeşillik caddesinin batısında bulunan Karabağlar, Uğur Mumcu, Sarıyer mahallelerini kapsayan geniş düzlüklere yerleştirilmiştir.

Ayrıca bu göç hareketlerinden ayrı olarak Bozyaka bölgesinin yüksek coğrafi özelliklerine bağlı olarak, serinletici havası ile 19’ncu yüzyıldan 1950’li yıllara kadar İzmirlilerin en önemli yazlık mekanları arasında yer almıştır. Yazın varlıklı birçok aile Bozyaka’daki bağlara çekilirdi.

Karabağlar’da 1950’li yıllardan sonra iki farklı kentleşme olgusu görülür. Bunlardan birincisi: öngörülmeyen şekilde 1960’lı yıllardan sonra iç göçlerle Anadolu’nun çeşitli değişik bölgelerinden gelip yerleşen farklı kültürler, sosyolojik özelliklere sahip vatandaşların ucuz ve basit çözümlerle yaptıkları gecekondulardır.

Bu çarpık kentleşme, 1960-1970 yılları arasında Kadıfekale’nin yamaçlarından başlayarak Karabağlar sınırına kadar ulaşır. Bunun yanı sıra 1978 yılında Kadıfekale ve çevresinde yaşanan deprem ve toprak kayması sonucu, bu bölgede yaşayan vatandaşların bir bölümü Bozyaka bölgesine yerleşmişlerdir.

1953 yılından sonra ise, Karabağlar’ın İnönü caddesi boyunca sıralanan daha düzenli ve çok katlı apartmanların oluşturduğu yeni konut alanları oluşmaya başlamıştır. İlçe, 2008 tarihinde Konak ilçesinden ayrılarak ilçe kurulmuştur.

İzmir Karabağlar

GENEL

İlçe, İzmir’in güney kesimindeki metropol ilçeler arasındadır. İzmir’in kalabalık ilçelerinden birisidir. Güneyinde Gaziemir, doğusunda Buca, kuzeyinde Konak ve batısında Balçova ilçeleri vardır. İlçe merkezi batıya doğru kıvrılan Kavacık ve Tırazlı Köylerinin bulunduğu dağlık alanla birlikte yayılım gösterir.

İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ

Karabağlar ilçesi sınırları içerisinde kalmaktadır. 2016 yılında kabul edilen kanunla kurulmuş ve devlet üniversitesi statüsü verilmiştir. (15 Temmuz 2016 yılındaki darbe teşebbüsü sonrasında İzmir Üniversitesi yerine kurulmuştur.)

İzmir Karabağlar Yeşillik Caddesi

YEŞİLLİK CADDESİ

Burası elbette gezilip görülecek bir yer değil, ama İzmir denince mobilyacıları ile ünlü bu cadde akla geliyor. Mutlaka yolunuz düşmüştür. En azından Konak’tan hava alanına giderken bu caddeden geçiliyor.

İzmir Karabağlar

GEZİLECEK YERLER

İzmir Karabağlar Akçakale

AKÇAKALE

İzmir körfezine hakim Mastousia (Kızıldağ) dağının doğu eteklerinde, Limontepeden Kavacık köyüne giderken, yolun kuzeyindeki orman sahası içindedir. Kayalık ve hakim bir tepe üzerindedir. Kalenin kuruluş tarihi kesin bilinmemektedir.

Ancak muhtemelen kuruluşunun Eski Smyrna’nın (Bayraklı) çevresinde bir savunma zinciri kurdukları anlaşılan Persler ve yerel müttefikleri tarafından MÖ 546-334 yılları arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Kentin, Helenistik dönemde Pagos’a (Kadıfekale) taşınmasından sonra da bu kalenin varlığını bir süre daha devam ettirdiği, bir süre sonra önemini kaybettiği düşünülür.

İzmir Karabağlar Akçakale

İzmir’in güney ve batı savunma kalesi olarak kullanılmıştır. Uzaktan bir kireç taşı ağartısı olarak görülmesi nedeniyle Akçakale olarak isimlendirilmiştir. Denizden yüksekliği 430 metredir. Ana kayaya oyularak yapılmış, yarı oval biçimli bir sarnıç bulunmaktadır.

Ancak bu sarnıcın derinliği son yıllarda yapılan kaçak kazılar nedeniyle anlaşılamamıştır. Bölge, 1990 yılında 1’nci Derece Arkeolojik Sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Evet, İzmirlilerin bu tarihi çok eskilere giden ören yerini ziyaret etmelerini öneririm.

ESKİ İZMİR SEMTİ

Türk dönemine aittir ve yaklaşık 600 yıllık geçmişi ile burada Yıkık Minareli cami dikkat çeker.

İzmir Karabağlar Yıkık Minareli Camii

Yıkık Minareli Cami

İlçe merkezine bağlı Umut Mahallesi, Eski İzmir Caddesi üzerindedir. Halk arasında “Yıkık Cami” olarak da bilinir. Kagir yapıdır. Mevcut mimari özellikleri dikkate alındığında, Erken Osmanlı Beylikler dönemine yani 15’nci yüzyıla tarihlenir.

Yani, yaklaşık 600 yıllık geçmişi vardır. Bu yapı, aynı bölgede bulunan Yıkık Hamam ile birlikte, bir külliyenin parçası olmalıdır. Muhtemel bu külliyenin çevresinde küçük veya orta ölçekli bir yerleşim yeri bulunduğu tahmin edilmektedir.

Bu yerleşimin, Türk-İslam dönemine ait İzmir’deki en eski yerleşimlerden birisi olduğu anlaşılmaktadır. Böylece burası “Eski İzmir” diye tanımlanır. Ancak bu yerleşim yeri, daha sonra bilinmeyen nedenlerden dolayı terk edilmiş ve bu camide işlevini yitirmiştir.

İzmir Karabağlar Kavacık Köyü

KAVACIK KÖYÜ

18’nci yüzyılda Kızıldağ ve çevresinde Karakeçili Aşiretine bağlı Yörükler tarafından kurulmuştur. Kavacık köyü, bugün üzümleriyle meşhurdur.

Çatalca dağının eteklerinde kurulu, 850 metre rakımlı köyün üzümü ve doğal güzellikleri, şehir yaşantısından uzaklaşmak isteyenlerin tercih ettiği bir yerdir. Her yıl “Kavacık Üzüm Festivali” düzenlenmektedir.

UZUNDERE KÖYÜ

Bölgede göçer halde varlıklarını sürdüren ve 19’ncu yüzyılın ilk yarısında yerleşik hayata geçen Yanyatır Ocağının Çobanlı Oymağı’na bağlı Tahtacı Türkmenler tarafından kurulmuştur.

İzmir Karabağlar Reşat Nuri Güntekin Çocuk Kitaplığı

REŞAT NURİ GÜNTEKİN ÇOCUK KİTAPLIĞI

Türk Edebiyatının ölümsüz yazarlarından Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu Romanını yazdığı ev ile Dudaktan Kalbe romanına konu olan taş evler, Çitlembik ağaçları ve meşhur üzüm bağları Bozyaka bölgesindedir.

Reşat Nuri Güntekin’in bir dönem içinde yaşadığı ev, günümüzde Kilimtepe Parkı içindedir. Yapının giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesine göre 1873 yılında Kilimcizade Ailesi tarafından yaptırılmıştır.

Bu yapı Reşat Nuri Güntekin adını yaşatmak için Reşit Nuri Güntekin Çocuk Kitaplığına dönüştürülmüştür. Yapının çevresi ise, Rıfat Kilimtepe anısına Kilimtepe Parkı yapılmıştır.

Yine ölümsüz yazarın “Dudaktan Kalbe” romanına konu olan çitlembik ağaçları da koruma altına alınmıştır.

 İzmir Selçuk gezi planı hakkındaki yazım için Selçuk Gezi Planı

 

İzmir Göztepe Uşakizade Köşkü

İzmir Göztepe Uşakizade Köşkü

İzmirli ve İzmir şehrini ziyaret eden tüm gezginlerin: bir zamanlar tarihe tanıklık yapan ve ardından binlerce Atatürkçü Türk gencinin yetiştiği, yetiştirildiği bu mekanı mutlaka ziyaret etmelerini öneririm.

Çünkü: burada, gerek Atatürk ve gerekse Latife hanımın anılarını, İzmir’in kurtuluşunun ilk günlerinin coşkusunu ve ardından yaklaşık 40 yıllık süreçte, yine burada yetişen yüzlerce-binlerce öğrencinin anılarını hissedeceksiniz. Pazar günleri hariç her gün saat: 09.00-17.30 arasında açıktır.

Ziyaretinizde sizlere yardımcı olması düşüncesiyle, mekan hakkında kısa bilgi vermek istiyorum.

Uşaklı Helvacızade Hacı Ali Efendi: 19. Yüzyılın ilk yarısında: Uşak şehrini terk ederek, İzmir şehrine yerleşir ve Karşıyaka Tren İstasyonu yanında bir konut yaptırarak burada ikamet etmeye başlarlar. Hacı Ali Bey: Uşak şehrinde yaptıkları geleneksel helva yapımcılığını terk ederek, İzmir şehrinde oğlu Sadık Bey ile birlikte: kervancılık yapmaya başlarlar.

Onlar: İzmir-Aydın arasında, Ege bölgesinin geleneksel ürünleri olan incir, kuru üzüm, arpa ve buğday ile benzeri ürünleri toplarlar ve yaklaşık 2000 develik konvoy ile bu ürünleri, İzmir limanına taşıtırlar ve buradan Avrupa ve hatta Amerika’ya ihraç ederek, büyük paralar kazanırlar.

Bunun üzerine, sahip olunan zenginlikle birlikte: 1860 yılında, Sadık Bey tarafından, yaşadıkları konuta ilaveten yeni bir köşk yaptırılması düşünülür. Dönemin geleneklerine uygun olarak: şehrin çeşitli bölgelerine aynı anda asılan “taze etler” den, en son bozulanın yerinin, en serin yer olduğu varsayılarak, yeni yapılacak köşkün yeri tespit edilir.

İzmir Göztepe Uşakizade Köşkü

Evet: günümüzde Göztepe-Sadıkbey semtindeki: Mithatpaşa Caddesinden 120 basamaklı bir merdivenle çıkılan köşk: şehrin en serin yeri olarak kabul edilen buraya, böyle bir araştırma sonucunda inşa edilmiştir ve ilk dönemde, ismi: Beyaz Köşk, Mor Salkımlı Köşk, Uşakizade Köşkü olarak kullanılmıştır.

Sadık Bey: bu arada, Adviye hanım ile evlenir ve 6 çocukları olur, bunlardan en büyüğü Latife Hanımdır. Ancak, çocukların hepsinin ortak özelliği: en üst düzeylere kadar okumaları, eğitim görmeleri ve ticaret hayatına atılmalarıdır. Çocuklardan biri ise, uzun süre İzmir Belediye Başkanlığını yürütmüştür.

Takip eden süreçte: 1886 yılında, İzmir-Aydın demiryolu hattı yapılınca, Uşakizade ailesinin kervan işleri eski önemini kaybeder ve karlılığını yitirir. Bunun üzerine, aile halı ticaretine başlar. Sadık Bey: 1867 yılında, Paris şehrinde bir halı sergisine katılır ve sergilediği halılardan biri ile: altın madalya yani büyük ödüle layık görülür. Yine aynı dönemde: ilk defa yurt dışı gezisine çıkan Osmanlı Padişahı: Sultan Abdülaziz bile; Paris gezisinde bu sergiyi ziyaret eder.

Biz gelelim, köşk ile ilgili gelişmelere:

Köşk: zemin ve üstünde 2 katlıdır. Köşkün ön yüzünde, mor salkımlar görülür. Yine ön bölümde: iki yandan yükselip, ana kapı önünde birleşen merdivenler, birinci kata çıkışı sağlamaktadır.

İzmir Göztepe Uşakizade Köşkü

İzmir Göztepe Uşakizade Köşkü

İzmir Göztepe Uşakizade Köşkü

İzmir Göztepe Uşakizade Köşkü

Zemin bölümünde: kiler ve hizmetkarların odaları bulunur.
Birinci kat: burası: köşkün en serin yeri olduğundan, yazın köşkün en çok kullanılan bölümüdür. Burada 4 oda vardır.

Yemek odası: aynı zamanda salon görevi görür. Atatürk ve Latife Hanımın nikahı burada kıyılmıştır. Girişte soldaki oda: köşkün başodasıdır. Burası: Atatürk için, çalışma odası olarak ayrılmıştır. Sağdaki oda ise, köşkün diğer konuk odasıdır.

İkinci kat: birinci katta, tahta bir merdivenle çıkılan bu bölümde: köşelerde 4 yatak odası olmak üzere toplamda 6 oda bulunmaktadır. Bunlardan: merdivenlerden çıkıldığında soldaki ilk oda: Atatürk’ün yatak odasıdır. Yatak odalarının ortasında kalan iki oda ise, günlük oturma odaları olarak kullanılmaktadır.

Köşkün bahçesinde yaptırılan ve Camlı Köşk olarak isimlendirilen yer ise: Sadık Bey: gerek kendi çocukları ve gerekse mahallenin çocuklarının okuması için ilkokul olarak düzenlenmiştir.

İzmir Göztepe Uşakizade Köşkü

KÖŞK VE ATATÜRK

Büyük önder Atatürk: İzmir kurtarılınca, 14 Eylül 1922 tarihinde şehre geldiğinde: bu köşkte karşılanmıştır. Çünkü: yine aynı tarihte, şehrin büyük bölümü, Ermeni mahallesinde başlayan yangınla yanmaktadır. (Bu yangın sonucunda 25.000 ev-konut-işyeri yandığı söylenmektedir.)

Bu nedenle: yaveri tarafından güvenilir bir yer aranırken bulunan Uşakizade köşkü: Latife hanım ile yapılan görüşmenin ardından, Mustafa Kemal Atatürk’ün kalabileceği bir yer olarak belirlenir ve biraz önce de sözünü ettiğim gibi, Atatürk, burada karşılanır. Bu ilk ve 16 gün süren ziyarette: Atatürk: burayı Başkomutanlık Karargahı olarak kullanmaya başlar ve savaşın ardından: bu dönemde, köşk, birçok devlet adamı ve gazeteci tarafından ziyaret edilir.

Ardından: yurt gezilerini sürdüren Atatürk: 14 Ocak 1923 tarihinde, Uşakizadelerin Karşıyaka semtinde bulunan konutunda misafir edilen annesi Zübeyde hanım vefat edince; şehre gelir ve yine, bu köşkte konuk edilir. Aynı tarihte, yine köşk tarihinde ilgi çekici olay: Atatürk ile Latife Hanım’ın yine bu köşkte nikahlarının kıyılmasıdır. 29 Ocak 1923 tarihinde, nikah kıyılır ve bu nikah aynı zamanda, ülkemizdeki medeni nikahın ilk örneği olarak tarihe yazılır.

Nikahın ardından: Atatürk ve Latife hanım: Batı Anadolu gezisine çıkarlar ve Atatürk, eşi Latife Hanımı, Türk halkına tanıtır. Daha sonra: Atatürk ve Latife hanım: birlikte yaşayacakları Ankara-Çankaya köşküne yerleşmişlerdir.

Latife hanım denince, biraz kendisinden söz etmek istiyorum.

Latife Hanım: Uşakizade Muammer Beyin 6 çocuğunun en büyüğüdür. 1900 yılında doğmuş ve ilkokulu Uşakizade köşkünün bahçesinde bulunan “Camlı Köşk” ilkokulunda özel öğretmenler nezaretinde bitirmiş, ardından İstanbul Arnavutköy Amerikan kolejindeki lise eğitimi ve ardından Fransa Sorbonne Üniversitesinde hukuk ve siyaset bilimi eğitimi.

Bu arada: 4 lisan ve piyano çalmayı öğrenmiş, yani tam bir hanımefendi olarak her türlü görgü-nezaket ve protokol kurallarına uygun olarak yetişmiştir. Bu arada, kendisi ülkemizdeki kurtuluş mücadelesini de takip etmektedir ve Kurtuluş Savaşının ardından, İzmir’in kurtulacağını düşündüğünden, babasından, İzmir’e geri dönmek için izin istemiş ve İzmir’e geri dönmüştür.

Yani: Latife hanım, bir Atatürk hayranı olarak, Atatürk daha İzmir’e gelmeden kısa süre önce; İzmir şehrine dönmüştür.

Evet: Latife hanım, 29 Ocak 1923 tarihinde Atatürk ile evlenmiş ve 2 yıl, 5 ay, 5 günlük evliliğin ardından, 5 Ağustos 1925 tarihinde boşanmıştır. Boşanma nedeni olarak: Latife hanımın aşırı kuralcılığı ve Fikriye hanımın varlığı öne sürülse de: gerek evlilik sırasında yaşadıkları ve gerekse sonrasındaki safahat: ne Atatürk ve ne de Latife hanım tarafından yaşamları boyunca asla açıklanmamış ve sahip oldukları sırlar kendileriyle birlikte sonsuzluğa gömülmüştür.

Latife hanım: 13 Temmuz 1975 tarihinde İstanbul-Harbiye’de vefat etmiş ve mezarı Edirnekapı aile mezarlığındadır.

Evet, Latife hanım ile ilgili bu kısa açıklamadan sonra, ben köşkten söz etmeye devam edeceğim.

Mustafa Kemal Atatürk: köşkü, üçüncü olarak “İzmir İktisat Kongresi” sırasında ziyaret etmiş ve Nutuktan sonraki en uzun konuşması olan kongrenin açılış konuşmasını, burada hazırlamıştır.

Tarihler: 2 Ocak 1924 gününü gösterdiğinde, Atatürk, bu kez, Cumhurbaşkanı olarak yanında iki bakan ile birlikte İzmir şehrini ve köşkü ziyaret eder.

Latife hanım: Atatürk’ten boşandıktan sonra, İstanbul’a yerleşir. Uşakızade köşkü ise: bu aradaki süreçte boş kaldıktan sonra, 1951 yılında, Latife hanım tarafından: İzmir Türk Koleji kurucularından Bahattin Tartışa kiralanır.

Çünkü: Tartış; burayı eğitim amaçlı kullanacağını söylemiş ve Latife hanım, Atatürk’ün anısına, eğitim amaçlı kullanım düşüncesi nedeniyle, burayı kendilerine kiralamıştır.

Ardından: 1979 yılında köşkün mülkiyeti, Tartış ailesine geçer. 1951-1979 yılları arasında: 40 yıllık süreçte, binlerce genç yetiştirilen bu özel eğitim kurumu: 1979 yılında restorasyona sokulur ve aslına uygun olarak ve aslına uygun eşyalarla dekore edilerek yapılan restorasyon sonucunda: 15 Haziran 2001 tarihinde törenle bu kez müze olarak ziyarete açılır.

Yapılan restorasyon çalışmaları: 2003 yılında: İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Esaslı Onarım Ödülü” ne layık görülür.