Antalya Serik Selge

Antalya Serik Selge

Bu antik kent: yaşadığı dönemde, bölgenin en önemli kentlerinden biri olma özelliğini gösteriyor. Kentteki kalıntılardan bazıları; yüzlerce yıllık geçmişe rağmen, günümüze gayet sağlam olarak gelebilmiş. Bu tür yerlerin meraklıları için önerim:  kesinlikle gidin ve görün.

Her ne kadar, yolu biraz zahmetli olsa da; göreceğiniz kalıntılar, bir zamanlar, burada büyük bir medeniyete ev sahipliği yapmış bir yer, onlarla aynı havayı solumak, aynı topraklar üzerinde dolaşmak, kesinlikle size bambaşka bir heyecan verecektir. Tek sıkıntı; günümüzün bir 180 hanelik köyü ve yüzlerce yıl önceki antik kalıntıların, bir arada bulunması, muhteşem bir komedi.

Buraya; 1 Ağustos 2010 tarihinde yine gittim. Daha önce olduğu gibi, yol berbat. Sürekli viraj ve inişli çıkışlı. Zaten, köprülü kanyon bölgesine rafting yapmak için gelenler tarafından kullanılan araçlar, yolu tamamen işlek hale getirmiş. Tüm bunların yanında: yolda ilerlerken, Selge’ye vardığınız hakkında hiçbir uyarı yok.

Yalnızca, sağ yanınızda, Roma su kemerlerini gördüğünüzde, sola dönmeniz gerekiyor. Ama dedim ya, hiçbir yetkili buraya, yani Selge’nin bulunduğu yere, bir tabela koyma gereğini hissetmemiş. Giderseniz aman dikkat, yol devam ediyor, Selge’yi geçerseniz, orman yolundan devam ederek, uzun süre Selge aramayın. Bence, burayı görmek istiyorsanız, bir tam gün ayırın, önce köprülü kanyon bölgesinde, nehirde rafting yapın ve sonra da Selge antik kentini gezin.

Veya tam tersi. İnanın, güzel bir gün geçirmiş olacaksınız. Ama dedim ya, yol berbat. Özellikle ve de kesinlikle geceye yani karanlığa kalmamalısınız. Yoksa, bu yol çekilmez hale geliyor.

Antalya Serik Selge

ULAŞIM

Serik’in 35 km. kuzeyindedir. Antalya-Alanya kara yolu üzerinde: Aspendos yol ayrımından, 5 km. sonra: sağ bölüme dönmek gerekiyor. Bu yol: önce, Beşkonak ve ardından Antik Roma köprüsünün birleştirdiği kanyon vadiyi aşarak, Altınkaya köyüne ulaşılıyor. Yol ilginç. Uçurumların, nehirlerin ve küçük şelalelerin bulunduğu ormanlık yoldan tırmandıktan sonra, biraz öncede söylediğim gibi, bir Roma döneminden kalma, tarihi taş köprünün üzerinden geçip ulaşılıyor.

Bu köprü: 2 metre enindeki, Moka köprüsüdür. Biraz önce söylediğim gibi, buraya vardığınız hakkında herhangi bir tabela yok. Sizin için en önemli konu, sol yanınızda Roma su kemerlerini görmek ve hemen sağınızda, gözlerinize inanmasanız da, Selge antik kentini göreceksiniz. Niye gözlerinize inanmasanız diyorum, çünkü, Selge antik kenti, bir köy, günümüzde üzerinde birçok yapı bulunan ve insanların yaşadığı bir köy ile bütünleşmiş.

Antalya Serik Selge

Doğal ve tarihi zenginlikleri nedeniyle, Köprülü Kanyon Milli Parkı kapsamına alınmış. Köprülü Kanyondan sonra: 12 km. lik bir dik yol ile, 1250 metre yükseklikteki bu bölgeye ulaşılıyor. Bugünkü: Zerk Köyü (Altınkaya) bitişiğinde. Bölgeye ulaştıktan sonra: ören yerine giriş ücretini ödeyip, tarihi kalıntıları gezebiliyorsunuz.

Ancak: burada bulunan yöre insanımız; para kazanma uğruna bir kısım saçmalıklar yapıyor (araçlardan yasal olmayan şekilde otopark parası almak gibi), umarım bu satırları okuyan yetkililer, bu konuda önlem alırlar.

Çünkü: Antalya’ya 90 km. uzaklıktaki, Selge Antik Kenti bölgesinde, SİT alanında, Altınkaya (Zerk) köyü var. 120 haneli köy: SİT alanı olduğu ve herhangi bir yapılaşmaya izin verilmediği için, burada yaşayan köylüler, SİT alanı ilan edilmeden önceki yapılarında yaşıyorlar. Ama: tuvalet ve içme suyu konusunda büyük sıkıntılar çekiliyormuş, çünkü yapılaşma mümkün değil.

Düşünebiliyor musunuz, yüzlerce yıl önce Selgeliler, su sarnıçları ile su sorununu çözmüşler, ancak 20.yüzyılda, burada yaşayan insanlar, büyük su sıkıntısı çekiyorlar. Sanırım: bu köyün buradan başka yere nakledilmesi gerek. (En son aldığım bilgilere göre, içme suyu sıkıntısı çözüme kavuşturulmuş)

Antalya Serik Selge

SELGE İSMİNİN KAYNAĞI

Selge adı: Luwi/Etrüsk dilinde “derin vadi” anlamındaki “Salaga”dan türediği sanılmaktadır.

Antalya Serik Selge

GENEL

Pisidya bölgesinin dağ  kentlerinden biridir. Toros Dağlarının, güney yamaçlarında kurulmuştur. Denizden: 1250 metre yüksekliktedir. Şehir: 3 tepe üzerine kurulmuştur. Çevresi duvarlarla çevrilidir.

Günümüzde, bu duvarların bir kısmı ayakta, görebiliyorsunuz. Özellikle: güneydeki tepe üzerinde, şehri koruyan, kuleli sur duvarlarını görebilirsiniz. Bu duvarlar üzerinde: 7 kapı ve ortalama 100 metre aralıklarla dizilmiş kuleler bulunuyor.

Antik şehirde, resmi kazılar yapılmamıştır.

Antalya Serik Selge

ŞEHRİN HİKAYESİ

Ünlü coğrafya bilgini Strabon’a göre: Selge şehri, Calchas tarafından kurulmuş ve daha sonraları :Spartalılar, bölgeye yerleşmişlerdir. İlk yerleşim: MÖ.2000 yılı sonunda; Troya Savaşına bağlantılı olarak gerçekleşir. Savaşçılıkları ve kahramanlıklarıyla ün yapan kent halkı: Troya savaşında, Truvalı Hektor’un yanında yer almıştır.

İkinci yerleşim ise: MÖ.7’nci yüzyılın başlarında olur. Strabon: şehrin doğal güzelliklerini, verimli meyve bahçelerini, geniş otlaklarını ve ormanlarını över. Aynı zamanda: Selge şehrinde yaşayanların: sık sık ve oldukça uzun mesafelerde seyahat ettiklerini de kaydeder. Şehrin esas geliri: zeytin, şarap ve şifalı bitki üretiminden gelir.

Selge: Pisidia şehirleri içinde, madeni para basan, ilk şehir olarak öne çıkıyor. Burada: MÖ.5’nci yüzyıldan başlayarak, takip eden dönemde: Pers standartlarına uygun ve Aspendos madeni paralarından ayırt edilmesi zor olan; gümüş paralar bastırılmıştır.

Bu madeni paralar: Aspendos’ta basılanlara benzer. Paranın iki yanında: güreşçiler görülüyor. Paranın tersinde ise: sapan kullanan bir figür ve “Stlegiys of Estlegiys” olarak yazılan şehrin adı görülür.

Tarihi kaynaklardan, Selge’nin özellikle Helenistik dönemde, Termessos aleyhine yayılmacı bir politika yürüttüğü ve çevresindeki kentlerle (Pednelissos) savaştığı bilinmektedir. Bunun yanında, bir dönem, iki kent arasında (Adada-Termessos) anlaşma yapıldığı ve o dönemde bölgede çok güçlenen Bergama krallığına ve bu krallığı Termessos şehrine karşı yaptığı saldırıları önlemek için yapılmış girişimlerdir.

Anlaşma: iki tarafın, herhangi bir saldırı ve yıkma girişiminde, birbirlerinin yardımına koşma taahhütleridir. Bu antlaşma sayesinde: iki kent, idari açıdan demokratik bir yapıya kavuşmuş ve şehir devleti (polis) benzeri bir statü kazanmışlardır.

Polybius’un yazıtlarında, Selge ile olan bölümde şunlar anlatılır: “MÖ.218 yılında, Selge; bölgedeki Pisidia şehri olan Pednelissos ile savaşmaktadır. Selge: daha fazla nüfusa sahiptir ve 20.000 askerlik bir ordusu vardır. Bu dönemde, birçok Pisidia şehri; Selge ile aynı saftadır. Sonuçta: Pednelissos şehri kuşatılır.

Pednellissos şehri halkı: yardım için, Syria Kralı Achaios’a başvururlar. Kral, bunun üzerine, en güvendiği generallerinden Garsyeris’i ve 6500 adamını yardıma gönderir. Ancak: Selge halkı, ana geçitleri tutarak, General Garsyeris ve askerlerinin geçişine izin vermezler.

Bunun üzerine: General, ordusu ile birlikte kendi yurduna geri döner. Daha sonra: Selge halkı da, evlerine geri çekilirler ve hasada başlarlar. Ancak: General; geri döner gibi yapar, ancak bu bir aldatmacadır ve hemen geri döner. Kretopolis geçidini ele geçirir ve buraya bir kuvvet koyduktan sonra, Perge’de, Selge’nin düşmanlarıyla temasa geçerek, Pamphylia bölgesine geçer.

Onlardan da yardım sözü alır. Bu sırada: Selge ordusu; General’in askerleri tarafından tutulan geçidi geri almaya çalışırlar, ancak başaramazlar. Bu sırada: Pednellisos şehrinin kuşatmasına da devam etmektedirler.

Pednellisos şehri, açlıkla mücadele ettiği için, General Garsyeris; 200 adamını, buğday yüklü çuvallarla şehre sokmaya çalışır. Başarılı olamazlar. Bunun üzerine, cesaret alan Selge ordusu, saldırıya geçerler.

Pednellios şehri kuşatmasında: küçük bir kuvvet bırakıp, bütün kuvvetleriyle, General Gaarsyeris’in üzerine saldırırlar. General’in ordusu köşeye sıkışır. Ancak süvarileri ile, düşmana yani Selge ordusuna, arkadan, beklenmedik bir saldırı yaparlar ve galip gelirler.

Bu arada: Pednellisos şehri halkı özgür kalır ve geri kalan Selge ordusuna saldırırlar. Selge ordusu, yaklaşık 10.000 asker kaybederek ağır bir yenilgi alır. Geri kalan askerler kaçmaya başlarlar, ancak General’in ordusu tarafından tutulan geçitlerde, hepsi öldürülür.

Kırılan gururları ve barış istekleriyle, Selge şehri, en önemli vatandaşlarından biri olan “Logbasis”i, elçi olarak gönderir. Ancak, Logbasis, halkına ihanet ederek, Selge şehrini, General Garsyeris’e teslim eder. Garsyeris; Selge şehrini hemen işgal eder.

Syria kralı Achaios; şehre gelir. Kral Achais, şehre ulaştığında: Selge’li hain Logbasis ile birlikte, ortak bir plan yaparlar. Selge halkı ve korumaları: bir toplantıya çağırılır. İnsanlar toplantıda iken, Kral Achaios ve Selgeli hain Logbasis: Selge dışındaki, Zeus Tapınağını işgal etmeye çalışırlar.

Bir çoban, bunları görür ve Selge halkını haberdar eder. Selge halkı toplanır ve Logbasis’in evine saldırırlar; onu, oğullarını ve bütün adamlarını öldürürler ve daha sonra şehrin savunmasına koşarlar. Bütün köleler serbest bırakılır.

Kral Achaios: çok fazla can kaybına uğrar ve şehirden geri püskürtülür. Hemen ardından: Selgeliler, antlaşma için, Kral Achaios’a başvururlar ve barış yapılır. Böylece: Selgeliler, topraklarını ve özgürlüklerine, yeniden kazanırlar.

Ancak: Selgeliler için bu özgürlüğün bedeli çok ağır olur. Ödeyebildikleri miktar, şehrin refah seviyesinin ne kadar yüksek olduğunun kanıtıdır.

MÖ.25 yılında, Galatia Krallığının kurulmasıyla: Selge, bir süre bağımsızlığını kaybeder. Ancak: Roma yönetimi altında iken de, imparatorluğun sona erişine kadar, bağımsız statüsünü korur. Sevgili vatanlarını, hiç kimseye vermezler.

İmparator Theodosius (MS.379-395) tarafından: Phyrigia’ya yerleştirilen Gothlar: kısa bir süre sonra, tüm küçük Asya’yı yakıp-yıkarlar. MS.399 yılında, Selge şehri de, Gothların saldırılarına uğrar, ancak Selge düşmanı geri püskürtür.

Antalya Serik Selge

GEZİ PLANI

Şehrin: ana giriş kapısı, güneydeki tepe üzerinde, sur duvarlarının bulunduğu bölümdedir. Duvarların kuzeyindeki tepe üzerinde: Zeus ve Artemis’e adanmış, 2 tapınak kalıntısı var.

Bunun dışında: antik yörede; Agora (Pazar yeri), Anıtsal Çeşme Binası, Nekropol (mezar alanı) ve Bizans dönemine ait bir kilise kalıntısı var.

Günümüzde, antik şehirdeki görülecek ilk kalıntı: Zerk köyünün bir kısmını oluşturan: Yunan-Roma tarzı tiyatrodur.

Antalya Serik Selge

TİYATRO

Antik şehirdeki en önemli kalıntıdır. Günümüz Zerk köyünün bir kısmını oluşturmaktadır. Tiyatronun alt kısmı kayalık bir yamaçta uzanmaktadır. At nalı şeklindeki cavea, tiyatroyu aşağıda 30 ve yukarıda 15 sıra oturacak yere ayıran diazoma ile kesilmiştir.

Diazomanın hemen altındaki sırada bulunan, taştan yapılmış oturacak yerler; bozulmadan kalmıştır. Cavelalar arası geçişi, 12 dik merdiven sağlamaktadır. Seyirci bölümlerinin arasında: blok taşlardan yapılmış, koltuklar dikkat çekmektedir.

Bu tiyatro: at nalı şeklinde ve yaklaşık olarak: 9000 seyirci kapasitelidir. Dört ayrı giriş: diazomaya açılır. Buna ek olarak: cavea ve sahne arasında bulunan, tonozlu paradoslar da tiyatroya girişi sağlamaktadır.

Roma dönemi sahne binası; günümüzde, yalnızca bir taş yığını şeklindedir. Yazıtlardan: burada, 4 yılda bir yarışmaların yapıldığı ve şampiyon sporculara ait heykellerin dikildiği anlaşılmaktadır.

Bunlar: MS.2.yüzyıla kadar tarihlendiriliyor.

Tiyatro: bütün olarak yıkık-dökük bir durumdadır. Hemen yanında ise, Stadyuma ait oturma yerlerinin ana hatları görülebilir.

Antalya Serik Selge

STADYUM

Yıkık-dökük durumdadır. Ayakta kalan kısımlarından, stadyumun, olasılıkla biraz küçük olduğu görülür. Ayrıca: Stadyumda, kazanılan zaferlerin kaydedildiği bir yazıt var. Buradaki koşu yolunun uzunluğu: 216 metre, genişliği ise 40 metredir. Başlangıç hattı korunamamıştır. Yapı: taştan yapılmıştır.

İki tapınağın kalıntıları: batıdaki, en yüksek tepede görülüyor. Bunlar: yazar Polyios’un sözünü ettiği “Kasbedion” olabilir. Güneyde ise: Anadolu Erkeklik ve Savaş Tanrısı Sanda Tapınağının kalıntıları var.

Antalya Serik Selge

ZEUS TAPINAĞI 

Batıdaki tanrısal alandadır. Peripteral tapınak: 17×34 metre ölçüleri ile; şehrin baş tanrısı Zeus’a aittir. Tmplum in antis (çift sütunlu revakı olan küçük tapınak) planlı tapınağın da kesin olmamakla birlikte, yakınında bulunan bir yazıta dayanılarak, Artemis’e ithaf edildiği söyleniyor.

Bu tepenin yani Tanrısal alanın arkasında: yalnızca yağmur sularını biriktirmek ve aynı zamanda, kuzeybatıdan bir kanalla gelen suyu da tutmak için, büyük bir sarnıç inşa edilmiş.

Güneydoğuda: bu tepe ve diğer tepelerin arasında: kentin, diğer önemli kamu binaları bulunuyor. Burada: bir yamaçta, sütunlu girişi olan, oldukça uzun bir caddenin, bir nymphaeum’un ve bir hamamın kalıntıları var. Ancak: bunlar, oldukça parçalanmış.

Güneydoğudaki aynı tepede: üç tarafı kapalı, geniş kare bir Agora’nın kalıntıları var. Bunan yanında, daha sonraki dönemlere ait olan apsidli bazilika var.

Çoğunlukla: Roma dönemine tarihlenen Selge harabeleri, özellikle MS.2.yüzyılda: Selge’nin ne kadar zengin ve güçlü bir şehir olduğunu gösteriyor.

Antalya Serik Selge

SARNIÇ

Tanrısal alan, Tepenin arkasında, sadece yağmur sularını biriktirmek için değil, aynı  zamanda kuzeybatıdan bir kanalla gelen suyu da tutmak için, büyük bir sarnıç inşa edilmiş.

Antalya Serik Selge

AGORA

Antik kentin doğusunda: 50 x 50 metre ölçülerinde, güney tarafı açık, diğer üç tarafı yan yana dizili, dükkanların bulunduğu, sütunlarla çevrili bir yer.

Antalya Serik Selge

BAZİLİKA

Kuzeyde, 120 metre uzunluğundaki bir yapıdır. Bizans dönemine ait olduğu sanılıyor.

Antalya Serik Selge

NEKROPOL

En doğuda bulunuyor. Nekropol tepesinin kuzey yamacında, bir kısmı halen ayakta olan, üç büyük mezar evi bulunuyor.

Antalya şehri tanıtımı ve gezilecek yerlerle ilgili yazım için.

İstanbul Esenyurt

İstanbul Esenyurt

Bölgedeki ilk yerleşim, günümüzde “Köyiçi” olarak isimlendirilen ve ilçe merkezini oluşturan yerde başlamıştır.

İlk yerleşim: 19’ncu yüzyılda Ekrem Ömer Paşa’ya ait çiftlik toprağında kurulmuştur ve ismi, buranın hissedarlarından olan “Eşkinozgiller” nedeniyle “Eşkinoz” olmuştur.

1920 ile 1938 yılları arasında, Romanya ve Bulgaristan ülkelerinden gelen soydaşlarımız, Eşkinoz denen bu yere yerleştirilmişler ve nüfus hızla artmıştır.

1967 yılında yörenin ismi “Esenyurt” olarak değiştirilmiştir.

1960’lı yılların sonuna kadar tarım ve hayvancılığa dayalı ekonomiye sahip, kırsal yerleşme karakterindeki bölgenin gelişmesinde, 1970’lerden sonra kurulmaya başlanan sanayi kuruluşlarının önemli rolü olmuştur.

Büyükçekmece gölü çevresindeki: Esenyurt, Hadımköy ve Kıraç bölgesi sanayi alanı olarak belirlenmiştir. Sanayi kuruluşlarının taşınmasıyla, Esenyurt yoğun bir işçi göçüne sahne olmuştur.

Esenyurt yöresinde belediye 1989 yılında kurulmuştur.

Esenyurt, Büyükçekmece ilçesine bağlı iken 2008 yılında müstakil ilçe olmuştur. Ardından ilçede hızla yapılaşma başlamıştır. İlçenin dört bir yanını saran çevreyolları nedeniyle, çevre yollarının kavşak noktalarında dikey mimari konutlar inşa edilmiştir.

2018 yılı itibarı ile, ilçe, Sanayi bakımından Başakşehir’den sonra ikinci sırada gelmektedir. Sanayi kuruluşları: ilçenin batısı ve kuzeyindeki mahallelerde yayılmıştır.

İstanbul Esenyurt

GENEL

İl merkezine uzaklık 27 km dir. Konum olarak: İstanbul’un Avrupa Yakasının güneybatı kesiminde bulunmaktadır. Kuzeyde Karadeniz’e uzaklık 26 km ve güneyde Marmara denizine uzaklık 6 km dir.

Son yıllarda burada en dikkati çeken durum, Suriyeli ve Afganlı göçmen sayısındaki aşırı artıştır. Bu mültecilerin başlıca sorunları: iş, eğitim ve uygun şartlarda barınmadır. Bu yüzden, nüfus bakımından değerlendirildiğinde, Türkiye’nin en büyük ilçesi sayılmaktadır. İlçede 44 tane mahalle bulunmaktadır.

E-5 karayolu ve TEM otoyolunu bağlayan bağlantı yolu Esenyurt ilçesinin tam ortasından geçmektedir. İlçenin güneyinde bulunan D 100 karayolu, doğu-batı yönünde yaklaşık 6.85 km uzanır.

İlçenin kuzeyinde ise, Trakya ve Anadolu’yu bağlayan O-3 otoyolu bulunmaktadır. O-3 otoyolu güzergahı üstünde: Hadımköy, Avcılar ve Esenyurt gişelerinden, ilçeye giriş yapılmaktadır.

Arazi az engebeli olup, ormanlık alan yoktur.

Yörede Marmara geçiş iklimi hakimdir. Yaz aylarında kurak ve kış aylarında yağışlı hava hakimdir.

ESENYURT SEMTLERİ

1-Ardıçlı

2-Haramidere

3-İncirtepe

4-Kıraç

5-Mehterçeşme

6-Saadetdere

ARDIÇLI SEMTİ

Avcılar ilçesi sınırına oldukça yakındır. Genellikle konutların ağırlıklı bulunduğu bir semttir.

Defne Parkı

736 Sokaktadır.

İstanbul Esenyurt Büyük Osmanlı Camii

Büyük Osmanlı Camii

Akçaburgaz Mahallesi Halil Fahri Orman Caddesindedir. Cami 2020 yılında ibadete açılmıştır. Bu tarihi kadar ise “İmaret Cami” adı altında yine eski ve küçük bir cami olarak işlevini sürdürüyordu.

Bulut Camii

Burası aynı zamanda “Esenyurt Müftülüğü” dür. Bulut camii, 2018 yılında kullanıma elverişli olmadığı için yıkılmıştır. Esenyurt Belediyesi tarafından bu yıkılan cami alanına, yeni cami inşa edilmiştir. Camide aynı anda 584 kişi ibadet etmektedir. Camide ayrıca taziye ve servis alanı, çay ocağı ve Kuran kursu bulunmaktadır.

 

HARAMİDERE SEMTİ

Beylikdüzü yolu üstünde Avcılar ve Esenyurt arasında kalmaktadır. Burada: oldukça büyük bir organize sanayi sitesi ve genellikle büyük boyutlu işletmeler bulunmaktadır. Semtte ayrıca: Torium AVM, Snow Park kapalı kış eğlence merkezi vardır.

Haramidere

İlçe sınırları içinde kuzeybatı ve güneydoğu yönlü akış gösterir ve Marmara denizine dökülür. Bu dereye ilçe içinden doğu-batı yönlü uzanarak bağlanan küçük dereler vardır.

 

İNCİRTEPE SEMTİ

İlçe merkezinde, ilçenin en büyük semtlerinden biridir. Semtin önemli caddeleri şunlardır: Atalay, Hürriyet, Okurlar, Halide Edip Adıvar ve Mahsuni Şerif caddeleridir.

 

MEHTERÇEŞME SEMTİ

İlçenin en geniş semtlerinden birisidir. Bu semtin caddeleri: Bağdat, Ufuk, Fatih Sultan Mehmet ve Cumhuriyet caddeleridir. Burada: CarrefourSa, Esenyurt Şehitler Parkı ve Gaziler Parkı bulunmaktadır.

 

SAADETDERE SEMTİ

Beylikdüzü yolu üzerindedir. Bu semtin başlıca caddeleri şunlardır: Hanımeli, Oktay Rıfat, Yıldırım Beyazıt, Tonguç Baba ve Kazım Karabekir caddeleridir.

 

İNCİRTEPE MAHALLESİ

İstanbul Esenyurt Işık AVM

IŞIK AVM

Kemalpaşa Caddesindedir. 1992 yılında bir mağaza ile mobilya, beyaz eşya ve küçük ev aletleri satışına başlayan Işık Mobilya firması zaman içinde gelişerek oldukça büyük bir mağazada: mobilya, beyaz eşya, halı, elektronik, züccaciye, küçük ev aletleri, kişisel bakım ürünleri, ev tekstili ve hediyelik ürünler ile binlerce çeşitte hizmete girmiştir.

 

YUNUS EMRE MAHALLESİ

İstanbul Esenyurt Necmi Kadıoğlu Spor Kompleksi

NECMİ KADIOĞLU SPOR KOMPLEKSİ VE İNCİRTEPE SOSYAL TESİSLERİ

Yunus Emre Mahallesi Okurlar Caddesindedir. Kompleks ismini 2004-2017 yılları arasında Esenyurt Belediye Başkanlığı yapan “Necmi Kadıoğlu” ndan almıştır. Stadyum 2012 yılında yapılmıştır.

Zemini suni çimdir. Seyirci kapasitesi 7500 koltuktur. Stadyum gece maçları yapılabilecek şekilde aydınlatılmaktadır. Stadyum yanında 200 araçlık otopark vardır.

Park alanı içinde: kültür merkezi binası (içinde kafeterya, düğün salonu, restoran, halk eğitim derslikleri) bulunmaktadır.  Stadyumda: İstanbulspor ve Fatih Karagümrük takımları maçlarını oynamaktadır.

 

GÖKEVLER MAHALLESİ

İstanbul Esenyurt Autopia AVM

AUTOPİA AVM

Adnan Kahveci Bulvarındadır. Türkiye’nin ilk otomobil alışveriş merkezi, E-5 kenarındadır. Burada 365 gün otomobil fuarı bulunuyor. 117 bin metre karelik alanda 470 araç satış yeri bulunmaktadır. Yüzlerce galeride, binlerce araca aynı anda ulaşabilirsiniz.

İstanbul Esenyurt Autopia AVM

Ayrıca merkez bünyesinde kredi ve sigorta birimleri de vardır. Merkez içinde test sürüş pisti vardır. Ayrıca, araçla gezilebilen bir konuma sahiptir. Merkez: Tasarım ve fonksiyonel açıdan çeşitli ödüller almıştır.

 

ÜÇEVLER MAHALLESİ

İstanbul Esenyurt Belediyesi Şehit Erol Olcak Kültür Merkezi

ESENYURT BELEDİYESİ ŞEHİT EROL OLÇAK KÜLTÜR MERKEZİ

Araslı Bulvarındadır.

İstanbul Esenyurt

Burada Esenyurt Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü tarafından hazırlanan programa göre, konserler, yazar buluşmaları, güncel sinema filmleri, sergi, konferans ve özel gün etkinlikleri düzenleniyor.  Tiyatro bölümünde: her ay yetişkin ve çocuk oyunları sergileniyor.

 

ESENKENT MAHALLESİ

İstanbul Esenyurt

AQUA DOLPHİN SU PARKI

Cemalpaşa Caddesi Su Oyunları Merkezi, Bahçeşehir Girişindedir. İstanbul şehri genelinde en büyük su parkı olan burada: çok sayıda su kaydırağı ve havuz bulunmaktadır. 16 Mayıs 2014 tarihinde hizmete girmiştir.

İstanbul Esenyurt

2015 yılı yaz sezonunda büyük havuz, rocket, king kobra, anaconda gibi kaydıraklar yapılmıştır. 2016 yaz sezonunda ise çocuklar için yeni bir çocuk havuzu oluşturulmuştur. Burada: su parkı olmasının yanında yaz sezonunda konserler ve eğlence etkinlikleri de düzenlenmektedir.

 

ATATÜRK MAHALLESİ

REKREASYON KÖYÜ-ESENYURT ŞEHİR PARKI

İnönü Caddesindedir.

316 dönümlük alanda kuruludur.

Burada: yapay gölet, şelaleler, alışveriş alanları, kafeterya ve restoranlar, piknik alanları, geniş yeşil alanlar, yürüyüş ve koşu yolları, çocuk oyun alanları, açık spor alanları bulunmaktadır.

İstanbul Esenyurt Termal Kür ve Tedavi Merkezi

TERMAL KÜR VE TEDAVİ MERKEZİ

Esenyurt Belediyesi Termal tesislerini tanıtmaya başlamadan önce, şunu belirtmekte yarar var. Termal tesisler 2 yerde bulunuyor. Bunlar:

1-Saadetdere Termal Tesisleri. Turgut Özal Mahallesi 64 Sokak 10 numaradadır.

2-Kıraç Termal Tesisleri. Atatürk Mahallesi. Kuruçeşme Caddesi 28 numaradadır.

İstanbul Esenyurt Kıraç Termal Tesisleri

Kıraç Termal Tesisleri

Burası bir termal tesistir. Tesis 2016 yılında Esenyurt Belediyesi tarafından hizmete açılmıştır. Tesiste: hamam, sauna, masaj, buhar odası, havuz, engelli havuzu, çamur banyosu ve kafeterya bulunmaktadır.

Burada (Saadetdere’de) bulunan mineral suyun en büyük özelliği, Türkiye ve Avrupa’da bulunan en yüksek değere sahip mineral su olmasıdır. Yani, hipertermal zengin mineralli sular sınıfına girer. Suyun içindeki minerallerden öne çıkan sodyum klorürdür, yani su “tuzlu su” dur. Ayrıca su, magnezyum ve kalsiyum yönünden de zengindir.

Termal su 1150 metre derinlikten çıkmaktadır. Suyun yüzeydeki sıcaklığı 49 derecedir.

Tesiste: bel ağrısı, sırt ağrısı, eklem ve romatizma hastalıklarının tedavisi yapılmaktadır. Tesiste bulunan sıcak su: mineral bakımından zengindir. Bu su aynı zamanda: kalp ve damar sistemlerini, böbrek ve idrar yollarını, mide ve bağırsakları olumlu yönde etkiler.

Termal havuzlar dikdörtgen şekilli ve yarı olimpik boyutlardadır. Derinlik 1.30 metredir. Havuz suyu sıcaklığı 39-40 derece arasındadır. Ancak yapılan yorumlarda, suyun sıcaklığının az olduğu ve suyun hatta soğuk olduğu söyleniyor.

Ayrıca hamam bölümü bulunmaktadır.

Ziyaretçiler giriş ücreti ödedikten sonra 2 saatlik seanslar halinde termal tesisleri kullanabiliyorlar. Burayı ziyaret etmek istiyorsanız, gitmeden önce rezervasyon yaptırmalısınız çünkü aynı anda sadece 40 bayan ve 40 erkek yararlanabiliyor. (Rezervasyon numarası: 02126891079)

 

ZAFER MAHALLESİ

İstanbul Esenyurt Üniversitesi

ESENYURT ÜNİVERSİTESİ

Adile Naşit Bulvarındadır.

İstanbul Esenyurt Üniversitesi 2013 yılında kurulmuş, eğitim ve öğretime 2013-2014 eğitim ve öğretim yılında, 6 bölüm ve 8 programla başlamış bir Vakıf üniversitesidir. Üniversitenin kendi yurdu yoktur, ancak yakın çevrede anlaşmalı yurtlar bulunmaktadır.

İstanbul Esenyurt Belediyesi

ESENYURT BELEDİYESİ

Doğan Araslı Bulvarındadır.

İstanbul Esenyurt

CİTY CENTER OUTLET AVM

Doğan Araslı Bulvarındadır. Esenyurt Belediye binasının yanındadır.

İstanbul Esenyurt

22 Eylül 2017 tarihinde ziyarete açılmıştır. 4 katlıdır. 212 mağaza vardır. Kafe ve restoran sayısı 15 dir. Kapalı otopark alanı 1082 araç kapasitelidir. Proje kapsamında: 250 tane rezidans bulunmaktadır.

 

GÜZELYURT MAHALLESİ

İstanbul Esenyurt Natura Paintball

NATURA PAİNTBALL

Büyükçekmece-Çatalca yolunda Çatalca Kültür Merkezinin arkasındaki ormanlık mesire alanı içindedir.

Burası bir paintball sahasıdır. 2012 yılında açılmıştır. 4000 metre kare büyüklükteki bir alanda, şehir merkezinde doğal ortamda paintball hizmeti sunulmaktadır.

Oyun parkuru çam ağaçlarının arasındadır. Oyun sonrasında kahvaltı ve mangal keyfi yapılacak bir de restoran bulunmaktadır.

İstanbul Esenyurt Nene Hatun Kültür Merkezi

NENE HATUN KÜLTÜR MERKEZİ

Yıldırım Beyazıt Caddesindedir.

Esenyurt Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü Kültür Akademisi tarafından burada yaz okulları düzenleniyor. Bu kurslarda, yaratıcı drama ve keman kursları veriliyor. Ayrıca, yine burada çeşitli kültürel etkinlikler düzenleniyor.

İstanbul Esenyurt Eskidji Bazaar

ESKİDJİ BAZAAR

Haramidere 2138 Sokaktadır.

2004 yılında kurulmuştur. Klasik AVM mantığı dışında çarşı kültürü benimsenmiştir. Burada yüzlerce üretici, toptancı ve bayi firma, aynı çatı altında perakende satış yapmaktadır.

 

OSMANGAZİ MAHALLESİ

İstanbul Esenyurt İstiklal Gençlik Merkezi

İSTİKLAL GENÇLİK MERKEZİ:

Mareşal Fevzi Çakmak Caddesindedir. Burada baylar için fitness salonu bulunuyor. Ayrıca: yabancı dil kursları veriliyor.

 

İSTİKLAL MAHALLESİ

KAYA LUNAPARK KIRAÇ

Dereboyu Sokaktadır.

 

YENİKENT MAHALLESİ

İstanbul Esenyurt

MUSTAFA AKBOĞA KAPALI YÜZME HAVUZU KÜLTÜR VE SPOR MERKEZİ

Hacı Bektaş-ı Veli Caddesinde 75’nci Yıl Parkı içindedir. 2015 yılında hizmete açılmıştır. Esenyurt Belediyesi tarafından işletilmektedir. Kapalı yüzme havuzu 25 metre uzunluğunda ve 5 kulvarlıdır.

İstanbul Esenyurt

Derinlik 1.8 metredir. Ayrıca: kafeterya, çok amaçlı salon, fitness salonu ve buhar odası bulunmaktadır. Esenyurt’ta ikamet edenlere: ücretsiz yüzme, fittness, zumba, step aerobik, plates ve futbol kursları verilmektedir.

İstanbul Esenyurt Eskule AVM

ESKULE AVM.

Doğan Araslı Bulvarı Cumhuriyet Meydanındadır. 12 Kasım 2010 tarihinde açılmıştır. İçinde saat kulesi olan tek alışveriş merkezidir.

İstanbul Esenyurt Eskule AVM

Merkezde, dünyaca ünlü markaların ürün satışı yapılan mağazalar bulunmaktadır. Buranın konsepti, hem kaliteli hem de ucuz alışverişin keyfini çıkarmaktır.

 

MEHTERÇEŞME MAHALLESİ

İstanbul Esenyurt Şehitler Parkı

ŞEHİTLER PARKI

2008 yılında hizmete açılan park alanı, 110 dönümlük arazide kuruludur.

İstanbul Esenyurt

Park alanında: şehitler anıtı, bir restoran, Osmanlı çeşmesi, yürüyüş yolları ve piknik alanları bulunmaktadır. Parkta 10 bin ağaç vardır.

 

MEVLANA MAHALLESİ

İstanbul Esenyurt Marmara Park AVM

MARMARA PARK AVM

Çelebi Mehmet Caddesindedir. Diğer alışveriş merkezlerindeki tüm ürünleri ve mağazaları burada bulmak mümkündür. Yani mağaza seçeneği çoktur. Ancak günün her saati kalabalık bir alışveriş merkezidir. Özellikle hafta sonlarında aşırı kalabalık olması başlıca özelliğidir. Büyük bir karmaşa yaşanıyor. En üst katta fast food yani yiyecek katında her türlü yiyecek ürünü bulmak mümkündür. Sinema bölümünde ise 10’dan fazla sinema salonu vardır. Son bir not, yapılan yorumlara göre: burada o kadar çok fazla göçmen var ki, kendinizi burada yabancı hissedebilirsiniz. Çok fazla sayıda Arap ve Afrika kökenli turist bulunuyor.

BAUHAUS AVM

Marmara Park AVM içinde 2’nci kattadır.

 İstanbul Dolmabahçe Sarayı

İstanbul Alışveriş Merkezleri

İzmir Selçuk Yedi Uyurlar

İzmir Selçuk Yedi Uyurlar

Yedi uyurlar; yüzyıllar boyunca, Anadolu’da yaşayan ve din kitaplarına girmiş, çeşitli e yazmalarına da konu olmuş bir öyküdür. Kur-an da, 110 ayetten oluşan “kehf” suresinde, 8 ve 25’nci ayetler arasında anlatılmıştır. İşte; bütün İslam ve Hıristiyan dünyasının ” Efes’in Yedi Uyurları ” (Eshab-ı Keyf) dediği, azizler işte bunlar.

Bu öyküde mucizevi bir olay anlatılır.

Şöyle ki: ” MS 250 yılları gibi, Geç Roma dönemi imparatorlarından Decius zamanında; çok tanrılı din yani putperestlerin inanışları, kentte hüküm sürmektedir. O sırada, kenti yöneten kral; zalim ve bir o kadar da; pagandı.

Yani: tek tanrıya değil, putlardan oluşan çok tanrılığa inanıyordu ve kentte yaşayanların, tüm dinsel özgürlüklerini kontrol altına almıştı.

Ancak; 6 genç adam, Hıristiyanlığa ve tek tanrıya inanmışlardı. Dinsel baskılara dayanamayan gençler; bir gün kentten çıkarlar. Yolda; bir çobana rastlarlar ve ona dertlerini anlattıklarında, çobanında aynı inançta olduğunu öğrenirler.

Çoban; ” Bende sizinle beraber gelmek istiyorum, hem bildiğim bir mağara var, beraberce, orada saklanırız.” der.

Gençler, buna çok sevinirler. Yanlarına çobanı da alarak, bugünkü Panayır Dağı’nın güney tarafındaki mağaraya gitmek üzere, yola koyulurlar. Fakat, çobanın köpeği Kıtmir, bir türlü peşlerini bırakmaz.

Bunun üzerine; köpeği de alarak, hep birlikte mağaraya girerler. Ve, tanrının emriyle, yıllar süren derin bir uykuya dalarlar.

Bir süre sonra; gençlerin kaçtığını öğrenen kral, peşlerine askerler gönderir. Askerler; onların uyuduğu mağarayı bulur ve çıkmalarını önlemek yani onları ölüme terk etmek için, mağaranın kapısını duvarlar örerler.

Hatta; mağara üzerine, yedi uyurların adlarını ve öykülerini yazarlar. Maksimianus, Malkus, Martinianus, Konstantinus, Dionisios, İoannes ve Serapion.

Bu geçen sürede, yörede yaşayan bazı hayvan sahiplerinin, mağaranın ağzındaki duvarı yıktıkları, ancak içeride uyuyan insan görmedikleri rivayet edilir.

Yedi genç; bir inanışa göre 200 yıl, başka bir inanışa göre ise, burada 300 yıl uyumuşlardır. Kuran’da Kehf Suresinde: ” Onlar, mağaralarında 309 yıl kaldı derler ” yazılıdır.

İzmir Selçuk Yedi Uyurlar: Evet; öyküyü anlattıktan sonra; tarihi süreçte, Efes’te geçen olayları kısaca inceleyelim. MS. 263 yılında, kuzeyden gelen Got’lar; Artemis Tapınağını ve kent limanını yağma ederek, yakarlar.

Bundan sonra, tapınak eski görkemine asla erişemez ve Efes Artemis’i inancı büyük darbe yer. Hıristiyanların yapamadığını Got’lar yapmıştır.

MS. 4’ncü yüzyılın başlarında ise; Efes, aynen İskenderiye ve Antakya gibi, önemli bir piskoposluk merkezi haline gelir. Bu yüzyılın sonunda ise; Hıristiyanlık tamamen şehirde egemen olur. Bu kez, inanç kavgaları başlar.

Hatta; Efes deki Hagia Maria Kilisesi’nde, MS.431 yılında, konsül toplanır. Bu toplantıya, 200 civarında piskopos katılır. Bu toplantıda yaşanan olaylardan sonra; Roma imparatorluğu, MS.395 yılında, dinsel olarak ikiye ayrılır. Doğu Roma kesiminin başkenti; İstanbul olur. Ayrıca; devlet, Hıristiyanlığı, imparatorluğun resmi dini olarak kabul eder.

Bu arada; mağarada uyuyan gençler; 200 yıla yakın uyuduktan sonra; bir sonbahar günü (22 Ekim) uyanırlar. Mağarada ne kadar uyuduklarının farkında değildiler. Birbirleriyle konuştuklarında, bir veya yarım gün uyuduklarını hatırlarlar. Fakat; hepsi, acıktıklarını hissediyorlardı.

İzmir Selçuk Yedi Uyurlar: Nihayet içlerinden; Yemliha’yı, ekmek almak üzere, fırına göndermeye karar verirler. Yemliha, kente doğru yürüyerek yaklaşırken, onu gören herkes, kendisine garip garip bakıyordu.

Çünkü; giysisi ilginçti. Kent kapısına vardığında, kapı üzerindeki haç işaretini görünce, Yemliha’da şaşırdı. Bir günde, ne kadar çok şeyin değiştiğine hayret ediyordu. İnsanlar, inanışlar ve hatta yapılar bile değişmişti.

Fazla oyalanmadan, bir fırına girdi. Ekmek aldı ve elindeki, 200 yıllık gümüş parayı uzattı. Fırıncı; kendi kendine ” bu adam benimle alay mı ediyor? ” diye düşündü.

Paranın üzerinde, imparator Decius’un resmini görünce; ” bu adam bir hazine bulmuş ” diye, ortalığı birbirine kattı. Parayı, götürüp, görevli memura teslim etti.

Memurlar; zavallı Yemliha’yı, parayı nereden bulduğu hakkında sıkıştırmaya başladılar.

Yemliha; söylediklerine kimseyi inandıramadı. Bitkin ve çaresiz kalınca, olanları, arkadaşlarını, mağarayı anlattı.

Bunun üzerine; halk, hatta kent piskoposu, anlattıklarının doğru olup olmadığını öğrenmek için, mağaraya gittiler ve her şeyi gözleriyle görüp, askerlerin bıraktıkları yazıtı da okuyunca, yedilerin önünce secde ettiler.

Böylece; insanların öldükten sonra tekrar dirileceğine olan inanç, doğrulanmış oluyordu. Yedi uyurlar, takip eden dönemde, öldükten sonra, yine aynı yere gömüldüler. Mezarlarının üstüne, bir kilise yapıldı.

Evet; öykü böyle. Tabii, inandırıcılığı tartışmalı, yani bugünün bilimsel yöntemleriyle, bu olayın bir açıklaması mümkün değil. Ama; dedik ya, öykü, efsane. 1442 yılına kadar, burası kutsal yer kabul edilerek, sürekli ziyaret edilmiş. Ancak; bu tarihte, büyük olasılıkla, bir deprem sonrası, mağara ağzı kapanmış.

Neyse; yapılan bilimsel kazılarla, mağara tekrar ortaya çıkarılmış. Günümüze gelmeden önce, yakın tarihlerde; Panayır Dağı Efsanesinden de söz etmek istiyorum. O günlerde, yılın belli zamanlarında; Ayasuluğ yöresine, birçok Ermeni geliyordu.

Gelenlerin; çantaları, sepetleri doluydu. Trenden iner inmez, eşeklerin sırtında, hemen eski adı Pion olan Panayır Dağına gidiyorlardı. Dağa varınca: çadırlar kuruyorlar, çantalar, sandıklar açılıyor, ateşler yakılıyordu.

Ayasuluğ’lular; buna “Ermeni Panayırı” diyorlardı. Zaten, bu yüzden de dağın adı ” Panayır Dağı” olmuştu.

Fakat, bu gerçekten bir panayır mıydı? Elbette, hayır. Ermenilere göre, bu dağ; kutsal bir dağdı. Burayı; İsa’nın çarmıha gerildiği yerle ilgili buluyorlardı. Fakat, bu inanışın geçmişini, kendileri de bilmiyorlardı.

Dağda toplandıkları yer ise; bugünkü Yedi Uyurlar Mağarası’nın üzerindeki, düzlük alandı. O zamanlar, burada, üzerinde haç işareti işlenmiş, büyükçe bir mermer taş vardı. Bu taşın çevresinde ayinler yapıyorlar, adak adıyorlar, tanrıya dileklerde bulunuyorlardı.

Bu haliyle: toplandıkları yer, bir açık hava tapınağından farksız oluyordu. Evet, bölgeye gittiğinizde, bu taşı aramayın, bugün bu taş yerinde yok, nerde mi? meçhul.

Evet; gerek yedi uyurlar ve gerekse buranın bulunduğu Panayır Dağı ile ilgili efsaneler, öyküler, inanışlar bunlar.

Şimdi; günümüze gelelim. Yedi Uyarlar ile ilgili; Selçuk’taki mağaranın yanı sıra, Anadolu’da: Diyarbakır’da Lice İlçesine 15 km. uzaklıktaki İnceburun Dağlarında da aynı ismi taşıyan mağara bulunmakta. Ayrıca: Afşin-Elbistan, Eskişehir ve Tarsus’ta da, yedi uyurlar mağarası olarak betimlenen yerler var.

Selçuk’taki mağara ise: Efes antik kenti dışında, Vedius Gymnasium’nun yanından, doğuya doğru sapan yolun sonunda, yürüyerek gidiyorsunuz. Bu mezarları; Avusturyalı Arkeoloji Enstitüsü Ekibi; 1927-1928 yılları arasındaki çalışmaları sonucu ortaya çıkarmış.

Ancak: burada, yedi mezardan daha fazla sayıda mezarla karşılaşılmış. Mezarların bazıları mahzen mezar, bazıları mezar odası, bazıları ise bölge şeklinde mezarlardır. Yapımlarında ise; bazılarında kayalar oyulmuş, bazılarında moloz taş ve tuğlalar kullanılmış.

Günümüzde; bazıları yıkık, bazıları harap olmuş olan bu mezarların ve şapelin duvarlarında çeşitli fireskolar bulunmakta.

Bezemelerde; Helenistik çağ süsleme sanatının unsurları ve ilaveten çiçek bezemeleri görülmekte. Büyük olasılıkla, bu resimler, MS.4 ve 5’ncü yüzyıllarda yapılmış. Görmenizde yarar var, ilginç bir yer. Özellikle; üstteki öyküleri okuduktan sonra, sanırım ilginizi çekecek bir yer.

Selçuk tanıtımı.

Efes tanıtımı.

Meryem Ana tanıtımı.

Artemis tapınağı tanıtımı.

Efes müzesi tanıtımı.